Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

26. Sûre · Mekke · 227 Ayet

الشعراء

ŞUARÂ SÛRESİ

Şairler

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 5

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

طسٓمٓ

Tâ, Sîn, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
طسٓمٓTa sin mim

(Ta, Sin, Mim) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

Bunlar apaçık kitabın ayetleridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تِلْكَşunlar
ءَايَٰتُayetleridir
ٱلْكِتَٰبِKitabın
ٱلْمُبِينِapaçık

Bunlar hakkı batıldan ayıran apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

لَعَلَّكَ بَٰخِعٌۭ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

(Ey Muhammed!) İman etmiyorlar diye adeta kendini helâk edeceksin!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَعَلَّكَsen neredeyse
بَٰخِعٌۭhelak edeceksin
نَّفْسَكَkendini
أَلَّاdiye
يَكُونُوا۟etmiyorlar
مُؤْمِنِينَiman

-Ey Resul!- Onların hidayete ermeleri için aşırı hırsından ve üzüntünden dolayı neredeyse kendini mahvedeceksin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةًۭ فَظَلَّتْ أَعْنَٰقُهُمْ لَهَا خَٰضِعِينَ

Dilersek, üzerlerine gökten bir ayet/mucize indiririz de boyunları öne eğilip kalır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنeğer
نَّشَأْdilesek
نُنَزِّلْindiririz
عَلَيْهِمonların üzerine
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَايَةًۭbir mu'cize
فَظَلَّتْve oluverir
أَعْنَٰقُهُمْboyunları
لَهَاona
خَٰضِعِينَeğilip kalmış

Eğer biz onların üzerine gökten bir mucize indirmeyi dilersek, onu indiririz. Böylece boyunları zillet içinde eğilip kalır. Fakat biz onları imtihan etmek için böyle yapmak istemedik. Acaba onlar gayba iman edecekler mi?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍۢ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

Rahman’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
يَأْتِيهِمonlara gelmez
مِّنhiçbir
ذِكْرٍۢZikir (uyarı)
مِّنَRahmandan
ٱلرَّحْمَٰنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُحْدَثٍyeni
إِلَّاolmadıkları
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُondan
مُعْرِضِينَyüz çevirici

Bu müşrikler, Rahman olan Allah Teâlâ'dan tevhidini ve peygamberinin doğruluğunu gösteren delillerden yeni bir hatırlatma indirildiğinde, onlar mutlaka bunu dinlemekten ve tasdik etmekten yüz çevirirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Onlar (Allah’ın ayetlerini) yalanladılar. Fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَدْşüphesiz
كَذَّبُوا۟yalanladılar
فَسَيَأْتِيهِمْama kendilerine gelecektir
أَنۢبَٰٓؤُا۟haberleri
مَاşeyin
كَانُوا۟oldukları
بِهِۦonunla
يَسْتَهْزِءُونَalay edip duruyor(lar)

Onlar, resullerinin kendilerine getirdiğini yalanladılar. Alay edip durdukları şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir ve azap başlarına inecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍۢ كَرِيمٍ

Yeryüzüne bakmazlar mı ki biz orada her güzel çiftten nice bitkiler bitirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْbakmadılar mı?
يَرَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىyeryüzüne
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَمْkaç
أَنۢبَتْنَاbitirmişizdir
فِيهَاorada
مِنçeşitten
كُلِّher
زَوْجٍۢçifti
كَرِيمٍgüzel

Bunlar küfürleri üzerine ısrar etmeyi sürdürüp yeryüzüne bakmıyorlar mı? Orada her çeşit bitkiden güzel görünümlü ve faydaları çok olan nice bitkiler yetiştirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır, ancak onların çoğu iman etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَءَايَةًۭbir ibret
وَمَاama yine
كَانَdeğillerdir
أَكْثَرُهُمçokları
مُّؤْمِنِينَinanıcı

Şüphesiz yeryüzünde çeşitli bitkilerin filizlendirilmesinde, onları filizlendirenin (Allah'ın) ölüleri yeniden diriltme kudretine apaçık bir delil vardır. Buna rağmen onların çoğu Mümin değildirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Muhakkak Rabbin Azîz, Rahîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّve şüphesiz
رَبَّكَRabbin
لَهُوَişte O
ٱلْعَزِيزُüstündür
ٱلرَّحِيمُmerhamet edendir

-Ey Resul!- Şüphesiz Rabbin, O'nu hiçbir kimsenin yenemeyeceği mutlak galiptir. Kullarına çokça merhamet edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Hani Rabbin, Mûsâ'ya ’ya: "Zalim kavme git!" diye seslenmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
نَادَىٰseslenmişti
رَبُّكَRabbin
مُوسَىٰٓMusa'ya
أَنِdiye
ٱئْتِgit
ٱلْقَوْمَkavmine
ٱلظَّٰلِمِينَzalimler

-Ey Resul!- Rabbin Musa'ya: "Allah'a küfreden ve Musa'nın kavmini köle yapan o zalim kavme git!" diye seslenip emrettiğini hatırla!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Firavun’un kavmine. Onlar hâlâ sakınmayacaklar mı?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَوْمَkavmine
فِرْعَوْنَFir'avn'ın
أَلَاonlar korunmayacaklar mı?
يَتَّقُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onlar Firavun'un kavmidir. Onlara emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkmayı yumuşaklık ve şefkatle emretti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
رَبِّRabbim
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَخَافُkorkuyorum
أَنdiye
يُكَذِّبُونِbeni yalanlayacaklar

Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Senin hakkında onlara yapacağım tebliğimde beni yalanlamalarından korkuyorum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَٰرُونَ

“Ve göğsüm daralır, dilim çözülmez; bunun için Hârûn da (vahiy) gönder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَضِيقُve daralıyor
صَدْرِىgöğsüm
وَلَاve
يَنطَلِقُaçılmıyor
لِسَانِىdilim
فَأَرْسِلْonun için elçilik ver
إِلَىٰHarun'a da
هَٰرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Beni yalanlamalarından dolayı göğsüm daralır, dilim tutulup konuşamaz hale gelirim. Benimle beraber olup bana yardımcı olması için Cebrail -aleyhisselam-'ı kardeşim Harun'a da gönder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌۭ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

“Bir de onların benim aleyhimde bir suç (davaları) var. Dolayısıyla beni öldürmelerinden korkuyorum.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَهُمْve onların var
عَلَىَّbana yükledikleri
ذَنۢبٌۭbir suç
فَأَخَافُkorkuyorum
أَنdiye
يَقْتُلُونِbeni öldürecekler

"Kıptiyi öldürmem sebebi ile onlara karşı işlediğim bir suç davam var. Bundan dolayı beni öldürmelerinden korkarım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

قَالَ كَلَّا ۖ فَٱذْهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآ ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ

Allah dedi ki: “Hayır, korkma! İkiniz ayetlerimizle gidin. Muhakkak biz sizinle birlikteyiz, işitenleriz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Allah) dedi
كَلَّاhayır
فَٱذْهَبَاikiniz de gidin
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizle
إِنَّاşüphesiz biz
مَعَكُمsizinle beraberiz
مُّسْتَمِعُونَdinliyoruz

Allah Musa-aleyhisselam-'a şöyle buyurdu: "Hayır! Seni asla öldüremezler. Sen ve kardeşin Harun doğruluğunuzu ispat eden ayetlerimizle birlikte gidin. Şüphesiz ki, biz yardımımız ve desteğimizle sizinle beraberiz. Sizin söylediğiniz ve size söylenen her şeyi işitmekteyiz. Ondan hiçbir şey bizden kaçmaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

İkiniz Firavun’a gidin ve deyin ki: "Gerçekten biz âlemlerin Rabbinin rasulleriyiz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأْتِيَاgidin ikiniz
فِرْعَوْنَFir'avn'e
فَقُولَآve deyin ki
إِنَّاgerçekten biz
رَسُولُelçisiyiz
رَبِّRabbinin
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Firavun'a gidin ve ona şöyle deyin: "Gerçekten biz bütün yaratılmışların Rabbi tarafından sana gönderilmiş iki resulüz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَنْgönder
أَرْسِلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَنَاbizimle beraber
بَنِىٓoğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail

İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًۭا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütüp, yetiştirmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi ki
أَلَمْbiz seni yetiştirmedik mi?
نُرَبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِينَاiçimizden
وَلِيدًۭاbir çocuk olarak
وَلَبِثْتَve kalmadın mı?
فِينَاaramızda
مِنْömründen
عُمُرِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سِنِينَnice yıllar

Firavun ise Musa - aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Çocukken seni yanımızda yetiştirmedik mi? Sen ömrünün pek çok senelerini bizim aramızda geçirmedin mi? O halde senin peygamberlik iddiasında bulunmanı gerektiren sebep nedir?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

“(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفَعَلْتَve yaptın
فَعْلَتَكَyaptığın
ٱلَّتِىo (kötü) işi
فَعَلْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنتَve sen
مِنَnankörlerden(sin)
ٱلْكَٰفِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

"Sen kavminden bir adama yardım edip Kıptî'yi öldürdüğün zaman büyük bir suç işledin ve sen, sana yaptığım iyiliklerime karşı nankörlük edenlerdensin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًۭا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Mûsâ, şöyle dedi: “Ben onu yaptığım zaman ne yaptığını bilmezlerdendim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
فَعَلْتُهَآonu yaptığım
إِذًۭاzaman
وَأَنَا۠ben
مِنَdalalette idim
ٱلضَّآلِّينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa -aleyhisselam- Firavun'a itiraf ederek şöyle dedi: "Bana vahiy gelmeden önce ben o adamı öldürdüğüm zaman cahillerdendim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًۭا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

“Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَفَرَرْتُkaçtım
مِنكُمْaranızdan
لَمَّاsizden korkunca
خِفْتُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَوَهَبَsonra verdi
لِىbana
رَبِّىRabbim
حُكْمًۭاhükümdarlık
وَجَعَلَنِىve beni yaptı
مِنَelçilerden
ٱلْمُرْسَلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

"Ben o adamı öldürdükten sonra, onu öldürmem sebebiyle beni cezalandırarak öldürmenizden korktuğum için Medyen şehrine kaçtım. Rabbim bana ilim verdi ve beni insanlara gönderdiği resullerden biri yaptı."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَتِلْكَ نِعْمَةٌۭ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

"Benim başıma o nimeti kakmaktasın. (Halbuki) Sen İsariloğullarını kendine köle edindin."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتِلْكَve işte
نِعْمَةٌۭni'met
تَمُنُّهَاkaktığın
عَلَىَّbaşıma
أَنْ(yüzündendir)
عَبَّدتَّköle yapman
بَنِىٓoğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail

"Beni, İsrailoğullarını köle edindiğin gibi köle edinmeden yetiştirmene karşılık benim üzerime olan iyiliğini minnet etmen haktır. Ama bu benim seni (iman etmeye) davet etmeme engel değildir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Firavun: “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
فِرْعَوْنُFir'avn
وَمَاnedir?
رَبُّRabbi
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Firavun, Musa -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Resulü olduğunu iddia ettiğin tüm yaratılmışların Rabbi de nedir?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Dedi ki: “Eğer yakin sahibi iseniz, (biliniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
رَبُّRabbidir
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَمَاve olanların
بَيْنَهُمَآikisi arasında
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّوقِنِينَgerçekten inanan kimseler

Musa -aleyhisselam-, Firavun'a cevap vererek şöyle dedi: "O, bütün yaratılmışların Rabbidir. O; göklerin, yerin ve her ikisinin arasında bulunanların Rabbidir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız bu böyledir. Şüphesiz O, onların Rabbidir. Yalnız O'na ibadet edin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

(Firavun) Etrafında bulunanlara: “İşitmiyor musunuz” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi
لِمَنْkimselere
حَوْلَهُۥٓçevresinde bulunan
أَلَاişitiyor musunuz?
تَسْتَمِعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Firavun etrafında bulunan kavminin ileri gelenlerine şöyle dedi: "Musa'nın bu cevabını ve iddia ettiği yalanını duyup, işitiyor musunuz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Mûsâ: “O; sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
رَبُّكُمْsizin Rabbinizdir
وَرَبُّve Rabbidir
ءَابَآئِكُمُatalarınızın
ٱلْأَوَّلِينَönceki

Musa, onlara şöyle dedi: "Allah sizin Rabbinizdir ve daha önceki atalarınızın da Rabbidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌۭ

(Firavun): “Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi
إِنَّşüphesiz
رَسُولَكُمُelçiniz
ٱلَّذِىٓgönderilen
أُرْسِلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكُمْsize
لَمَجْنُونٌۭmutlaka delidir

Firavun şöyle dedi: "Şüphesiz resul olarak size gönderildiğini iddia eden bu adam delidir. Kendisine sorulanlara nasıl cevap vereceğini idrak edemiyor. Akıl edemediği şeyler söylüyor."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

(Mûsâ): “Doğunun, batının ve onların etrafında olanların Rabbidir. Eğer akıl ederseniz” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
رَبُّRabbidir
ٱلْمَشْرِقِdoğunun
وَٱلْمَغْرِبِve batının
وَمَاve olanların
بَيْنَهُمَآbunlar arasında
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
تَعْقِلُونَdüşünüyor

Musa dedi ki: "Eğer aklınızı kullanacak olursanız, sizi kendisine imana davet ettiğim Yüce Allah doğunun Rabbidir, batının Rabbidir ve aralarında bulunan her şeyin Rabbidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ

“Eğer benden başka ilâh edinirsen elbette seni zindana atılanlar arasına katarım” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi
لَئِنِandolsun ki eğer
ٱتَّخَذْتَedinirsen
إِلَٰهًاbir tanrı
غَيْرِىbenden başka
لَأَجْعَلَنَّكَseni mutlaka yapacağım
مِنَzindana atılanlardan
ٱلْمَسْجُونِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onun (Musa) ile olan mücadelesinde aciz kalınca Firavun, Musa'ya şöyle dedi: "Eğer benden başka bir ilaha ibadet edecek olursan, muhakkak ki seni zindana girenlerden kılarım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍۢ مُّبِينٍۢ

Mûsâ: “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
أَوَلَوْsana getirsem de mi?
جِئْتُكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِشَىْءٍۢbir şey
مُّبِينٍۢapaçık

Musa -aleyhisselam- Firavun'a şöyle dedi: "Benim doğruluğumu ve sana getirdiğimin Yüce Allah katından olduğunu gösteren bir şey getirmiş olsam da mı beni zindana atılanlardan kılacaksın?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Firavun: “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu!” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi
فَأْتِgetir
بِهِۦٓonu
إِنeğer
كُنتَisen
مِنَdoğrulardan
ٱلصَّٰدِقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Firavun da şöyle demişti: "İddia ettiğinde doğru söyleyenlerden isen, doğruluğuna işaret eden şeyleri, haydi getir bakalım!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌۭ مُّبِينٌۭ

(Mûsâ) bunun üzerine asasını bıraktı. O da hemen apaçık bir yılan oluverdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَلْقَىٰsonra attı
عَصَاهُasasını
فَإِذَاbir de (baktılar ki)
هِىَo
ثُعْبَانٌۭbir ejderha
مُّبِينٌۭapaçık

Bunun üzerine Musa asasını yere atıverdi. Asa birden görgü tanıklarına apaçık bir yılan oluverdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَزَعَve çıkardı
يَدَهُۥelini
فَإِذَاişte
هِىَo (da)
بَيْضَآءُparıl parıl parlıyor(du)
لِلنَّٰظِرِينَbakanlara

Elini koynuna soktuğunda beyaz değildi. Ama elini koynundan çıkardığında elinde bir alaca hastalığı olmadan nurlu bir beyazlıkla çıkardı. Bakanlar da bu şekilde görüyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌۭ

Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi
لِلْمَلَإِileri gelenlere
حَوْلَهُۥٓçevresindeki
إِنَّşüphesiz
هَٰذَاbu
لَسَٰحِرٌbir büyücüdür
عَلِيمٌۭbilen

Firavun etrafındaki ileri gelenlere şöyle demişti: "Muhakkak ki bu adam sihri iyi bilen bir sihirbazdır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

“Sizi sihri ile yerinizden çıkarmak istiyor; ya siz ne buyurursunuz?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُرِيدُistiyor
أَنsizi çıkarmak
يُخْرِجَكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْtoprağınızdan
أَرْضِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِسِحْرِهِۦbüyüsüyle
فَمَاذَاo halde ne?
تَأْمُرُونَbuyurursunuz

"Şüphesiz (yapmış olduğu) sihri ile sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor. O halde onun hakkında alacağımız karar ile ilgili görüşünüz nedir?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler ki
أَرْجِهْonu beklet
وَأَخَاهُve kardeşini
وَٱبْعَثْve gönder
فِىkentlere
ٱلْمَدَآئِنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَٰشِرِينَtoplayıcılar

Ona şöyle dediler: "Musa'yı ve kardeşini alıkoy. Onları cezalandırmada acele etme. Mısır şehirlerine de sihirbazları toplayacak olan görevlileri gönder."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍۢ

“Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَأْتُوكَsana getirsinler
بِكُلِّbütün
سَحَّارٍbüyücüleri
عَلِيمٍۢbilgin

"Sana, sihri bilen bütün bilgiç sihirbazları getirsinler."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَجُمِعَve bir araya getirildi
ٱلسَّحَرَةُbüyücüler
لِمِيقَٰتِbelirlenen vaktinde
يَوْمٍۢbir günün
مَّعْلُومٍۢbelli

Bunun üzerine Firavun, sihirbazlarını Musa ile karşılaşmaları için belli bir günde, belirlenen bir yerde bir araya getirdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ

İnsanlara da; “Siz de toplanır mısınız?” denildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقِيلَve denildi
لِلنَّاسِhalka da
هَلْmusunuz?
أَنتُمsiz de
مُّجْتَمِعُونَtoplanıyor

İnsanlara da şöyle denildi: "Siz, galip gelenin Musa mı yoksa sihirbazlar mı olduğunu görmek için toplanır mısınız?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

“Umarız ki sihirbazlar galip gelirlerse biz de onlara uyarız.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَعَلَّنَاumarız ki
نَتَّبِعُonlara uyarız
ٱلسَّحَرَةَbüyücülere
إِنeğer
كَانُوا۟ise
هُمُonlar
ٱلْغَٰلِبِينَüstün gelirler

Eğer Musa'ya galip gelen sihirbazlar olursa, biz de onların dinine tabi olmayı umarız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ

Sihirbazlar gelince, Firavun’a: “Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükâfat var mı?” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَgeldi(ler)
ٱلسَّحَرَةُbüyücüler
قَالُوا۟dediler
لِفِرْعَوْنَFir'avn'a
أَئِنَّvar değil mi?
لَنَاbize
لَأَجْرًاbir ücret
إِنeğer
كُنَّاolursak
نَحْنُbiz
ٱلْغَٰلِبِينَüstün gelenler

Sihirbazlar; Musa ile mücadeleye geldikleri zaman Firavun'a şöyle dediler: "Eğer Musa'ya galip gelirsek, bize maddi veya manevi karşılık var mı?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Firavun: “Evet! Hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
نَعَمْevet
وَإِنَّكُمْşüphesiz siz
إِذًۭاo takdirde
لَّمِنَyakınlardan olacaksınız
ٱلْمُقَرَّبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Firavun onlara şöyle dedi: "Evet! Sizin için mükâfat vardır. Sizin Musa'ya galip gelmeniz durumunda sizlere yüksek makamlar verilerek bana yakın kimselerden olacaksınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

Mûsâ onlara: “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın!” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
لَهُمonlara
مُّوسَىٰٓMusa
أَلْقُوا۟atın
مَآşeyi
أَنتُمsiz
مُّلْقُونَatacağınız

Musa -aleyhisselam- Allah'ın yardımdan emin olduktan ve kendisinin yanındakinin bir sihir olmadığını açıkladıktan sonra onlara şöyle dedi: "Asalarınızdan ve iplerinizden ne atacaksanız atın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَٰلِبُونَ

Bunun üzerine onlar iplerini ve asalarını attılar ve; “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَلْقَوْا۟sonra attılar
حِبَالَهُمْiplerini
وَعِصِيَّهُمْve değneklerini
وَقَالُوا۟ve dediler
بِعِزَّةِşerefine
فِرْعَوْنَFir'avn'ın
إِنَّاbiz
لَنَحْنُelbette biz
ٱلْغَٰلِبُونَgalib geleceğiz

Bunun üzerine sihirbazlar iplerini ve asalarını attılar ve onları atarken şöyle dediler: "Firavun'un gücüyle şüphesiz biz galip geleceğiz ve Musa da mağlup olacaktır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

Mûsâ asasını bırakır bırakmaz onların hile ile yaptıklarını yutuverdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَلْقَىٰattı
مُوسَىٰMusa
عَصَاهُasasını
فَإِذَاbirden
هِىَo
تَلْقَفُyutmağa başladı
مَاşey(ler)i
يَأْفِكُونَonların uydurdukları

Musa da asasını attı ve hemen yılana dönüştü. Onların sihirle insanları aldattıkları şeyleri hemen yutmaya başladı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأُلْقِىَderhal kapandılar
ٱلسَّحَرَةُbüyücüler
سَٰجِدِينَsecdeye

Bunun üzerine sihirbazlar Musa'nın asasının onların bütün attıkları sihirleri yuttuğunu görünce, hep birden secdeye kapandılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

"Âlemlerin Rabbine iman ettik." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler
ءَامَنَّاinandık
بِرَبِّRabbine
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Dediler ki: "Bütün yaratılmışların Rabbine iman ettik."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine iman ettik dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبِّRabbine
مُوسَىٰMusa'nın
وَهَٰرُونَve Harun'un

Musa ve Harun -aleyhimesselam-'ın Rabbine.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍۢ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

Dedi ki: “Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Demek ki o, size sihri öğreten büyüğünüzmüş. Yakında bileceksiniz. Mutlaka el ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi toptan asacağım.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi
ءَامَنتُمْinandınız mı?
لَهُۥona
قَبْلَönce
أَنْben izin vermeden
ءَاذَنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمْsize
إِنَّهُۥşüphesiz O
لَكَبِيرُكُمُbüyüğünüzdür
ٱلَّذِىsize öğreten
عَلَّمَكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسِّحْرَbüyüyü
فَلَسَوْفَöyleyse yakında
تَعْلَمُونَbileceksiniz
لَأُقَطِّعَنَّmutlaka keseceğim
أَيْدِيَكُمْellerinizi
وَأَرْجُلَكُمve ayaklarınızı
مِّنْçapraz olarak
خِلَٰفٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْve asacağım
أَجْمَعِينَhepinizi

Firavun ise, sihirbazların iman etmelerini kabul etmeyerek şöyle demişti: "Ben size izin vermeden Musa'ya iman mı ettiniz? Şüphe yoktur ki Musa, size sihri öğreten bir büyüğünüzdür. Mısır ahalisini oradan çıkarmak için gizli karar aldınız. Ama şimdi size vereceğim cezayı görecek ve bileceksiniz. Her birinizin sağ ayağını sol eli ile veyahut da tersi bir şekilde çaprazlama keseceğim. Hepinizi hurma ağaçlarının gövdelerine astıracağım. Sizden hiçbirinizi sağ bırakmayacağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

"Hiç zararı yok. Biz muhakkak Rabbimize döneceğiz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
لَاyok
ضَيْرَzarar
إِنَّآmuhakkak biz
إِلَىٰRabbimize
رَبِّنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُنقَلِبُونَdöneceğiz

Sihirbazlar Firavun'a şöyle dediler: "Bizi dünyada ellerimizi ve ayaklarımızı çaprazlamasına kesme ve asmayla tehdit etmende bir zarar yoktur. Senin azabın geçicidir, gider. Biz ise Rabbimize döneceğiz ve bizi daimî olan rahmetine sokacaktır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Şuarâ Sûresi, peygamberlerin tebliğ biçimini art arda kıssalar üzerinden gösteren ritmik bir yapıya sahiptir. Adı "şairler" anlamına gelir ve son bölümde sözü edilen şairlerden gelir. Mekke müşrikleri Hz. Muhammed'i şairlikle suçlarken sûre, vahiy ile şiir arasındaki farkı ortaya koyar: Vahiy hakikate ve sorumluluğa çağırır; sözüyle davranışı birbirini tutmayan, her vadide dolaşan şair tipi ise eleştirilir. Bununla birlikte iman edip iyi işler yapan ve haksızlığa uğradıktan sonra hakkını savunan şairler bu genellemenin dışında tutulur. En geniş kıssa Hz. Mûsâ ile Firavun arasındaki mücadeledir. Mûsâ'nın görev karşısındaki kaygısı, kardeşi Hârûn'un desteğini istemesi, sihirbazların iman etmesi ve denizin yarılması anlatılır. Ardından İbrâhim, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût ve Şuayb peygamberlerin kavimleri gelir. Kıssalarda benzer bir cümle düzeni tekrar eder: Peygamber güvenilir olduğunu söyler, karşılık beklemediğini belirtir ve toplumu Allah'a karşı sorumluluğa çağırır. Bu tekrar, mesajın tarih boyunca aynı ahlâkî çekirdeği taşıdığını hissettirir. Şuarâ Sûresi güçlü anlatımıyla birlikte tebliğ yöntemine dair ölçüler sunar. Peygamberler insanlardan ücret talep etmez; sosyal statüleri düşük diye müminleri yanlarından uzaklaştırmaz; mucize talebini gösteriye dönüştürmez. Hz. İbrâhim'in duasında bağışlanma, doğru bir hatıra ve selim kalple Allah'a gelme arzusu yer alır. Sûre, etkileyici sözün tek başına değer olmadığını öğretir. Kelimenin ahlâkî ağırlığı, konuşanın çıkar gözetip gözetmediği, davranışıyla sözünü destekleyip desteklemediği ve zayıfları dışlayıp dışlamadığıyla ölçülür.

Ana Temalar

  • Hz. Mûsâ ve Firavun mücadelesi
  • Peygamber kıssalarında tekrar eden çağrı
  • Tebliğde ücret ve çıkar beklememek
  • Hz. İbrâhim'in selim kalp duası
  • Şiir, söz ve davranışın tutarlılığı

Ne Zaman Okunur?

Şuarâ Sûresi için özel bir tilavet vakti aktarılmaz. Peygamber kıssalarını karşılaştırmalı okumak, tebliğ dili veya sözün ahlâkı üzerine çalışmak isteyenler için bölüm bölüm okunmaya uygundur. Son ayetlerdeki şair eleştirisi bütün sanat ve şiiri yasaklayan genel hüküm gibi anlaşılmamalı; metnin istisna ettiği iman, iyi amel ve hak savunusu birlikte görülmelidir.

Tekrar yapısının anlatıdaki işlevi

Şuarâ'da peygamber kıssaları benzer cümlelerle ilerler. Bu tekrar, metni uzatan bir kusur değil, her toplulukta değişmeyen tebliğ ahlâkını duyuran ritmik bir yapıdır: güvenilirlik, Allah'a karşı sorumluluk ve ücret beklememe. Ayrıntılar değiştikçe ortak çekirdek daha görünür olur; okuyucu hangi itirazların tarih boyunca tekrarlandığını fark eder.

Şairler bölümünü sanat yasağına çevirmemek

Sûrenin sonunda her vadide dolaşan ve yapmadığını söyleyen şair tipi eleştirilir; hemen ardından iman eden, iyi işler yapan ve haksızlığa karşı duran şairler istisna edilir. Bu açık istisna görülmeden bütün şiiri, müziği veya sanatı din karşıtı saymak metnin dengesini bozar. Eleştirinin hedefi estetik ifade değil, söz ile davranış arasındaki ahlâkî kopuştur.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Şuarâ ne demektir?

"Şuarâ", şairler demektir. Sûrenin son bölümünde her vadide dolaşan ve yapmadıklarını söyleyen şairler eleştirilir; iman edip iyi işler yapan ve hakkı savunan şairler ise bu eleştirinin dışında tutulur.

Şuarâ Sûresi'nde neden kıssalar benzer cümlelerle tekrar edilir?

Tekrar eden yapı, farklı dönemlerdeki peygamberlerin aynı tevhid ve sorumluluk çağrısını taşıdığını gösterir. Her kıssanın ayrıntısı değişse de güvenilir tebliğ, karşılık beklememe ve toplumun kibirli direnci ortak çizgidir.

Şuarâ Sûresi şiiri yasaklar mı?

Sûre bütün şiiri veya sanatı reddetmez. Sözü davranıştan koparan, insanları yanıltan ve sorumluluk taşımayan şair tipini eleştirir; iman eden, iyi işler yapan ve haksızlık karşısında hakkı savunanları açıkça istisna eder.

Şuarâ Sûresi adını nereden alır?

Son ayetlerde sözü edilen şairlerden alır. Davranışıyla sözü uyuşmayan ve insanları yanıltan şair tipi eleştirilir; iman eden, iyi işler yapan ve haksızlığa uğradıktan sonra hakkını savunanlar açıkça istisna edilir.

Şuarâ 88–89'daki "selim kalp" nedir?

Mal ve çocukların fayda vermeyeceği günde Allah'a selim kalple gelenlerin kurtulacağı belirtilir. Selim kalp; şirk, kibir ve ahlâkî bozulmadan arınmaya yönelen, samimi ve teslim olmuş kalp şeklinde açıklanır.

Tüm sorular →

Kaynaklar