Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

27. Sûre · Mekke · 93 Ayet

النمل

NEML SÛRESİ

Karıncalar

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

طسٓ ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْقُرْءَانِ وَكِتَابٍۢ مُّبِينٍ

Tâ, Sîn.1 Bunlar, Kur’an’ın ve apaçık kitabın ayetleridir.

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
طسٓTa sin
تِلْكَşunlar
ءَايَٰتُayetleridir
ٱلْقُرْءَانِKur'an'ın
وَكِتَابٍۢve bir Kitabın
مُّبِينٍapaçık

Tâ, Sîn. Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir. Sana indirilen bu ayetler, Kur'an'ın ayetleridir. İçerisinde herhangi bir karışıklığın olmadığı apaçık bir kitaptır. Kim onu iyice düşünerek okursa onun Allah katından olduğunu bilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

هُدًۭى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

Müminler için bir hidayet ve bir müjdedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُدًۭىyol göstericidir
وَبُشْرَىٰve müjdedir
لِلْمُؤْمِنِينَinananlara

Bu ayetler Allah'a ve resulüne iman edenler için hakka ulaştıran hidayet rehberi, yol gösterici ve bir müjdedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يُقِيمُونَkılarlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَيُؤْتُونَve verirler
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَهُمve onlar
بِٱلْءَاخِرَةِahirete
هُمْonlar
يُوقِنُونَkesin olarak inanırlar

Namazlarını en güzel bir şekilde tam olarak kılarlar, mallarının zekâtını verilmesi gereken yerlere verirler ve onlar ahirete olan sevaba ve cezaya kesin olarak iman ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ

Şüphesiz, ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine süslü göstermişizdir. Bu yüzden onlar körü körüne bocalayıp dururlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimselerin
لَاinanmayan
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْءَاخِرَةِahirete
زَيَّنَّاsüslemişizdir
لَهُمْkendilerine
أَعْمَٰلَهُمْişlerini
فَهُمْonlar
يَعْمَهُونَkörü körüne bocalarlar

Şüphesiz ahirete ve orada bulunan sevap ve cezaya iman etmeyen kâfirlere kötü amellerini süsledik de onları yapmaya devam ettiler. O yüzden hem hakka ve hem de aklıselime erişemeyip körü körüne bocaladılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ وَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ

İşte en kötü azap onlarındır ve onlar ahirette de en çok hüsrana uğrayanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
ٱلَّذِينَöyle kimselerdir ki
لَهُمْkendilerinindir
سُوٓءُen kötü
ٱلْعَذَابِazab
وَهُمْve onlar
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُمُonlar
ٱلْأَخْسَرُونَziyana uğrayanlardır

Belirtilen özelliklere sahip olan o kimseler için dünyada katledilip, esir alınarak kötü bir azap vardır. Yine onlar ahirette de insanların en çok hüsrana uğrayanları olacaklardır. Öyle ki kıyamet gününde kendi nefislerini ve ailelerini cehennemde ebedî bırakarak hüsrana uğratacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلْقُرْءَانَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ

Muhakkak sen Kur’ân’ı Hakîm, Alîm olan (Allah katından) almaktasın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّكَve şüphesiz
لَتُلَقَّىsana verilmektedir
ٱلْقُرْءَانَKur'an
مِنkatından
لَّدُنْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَكِيمٍhüküm ve hikmet sahibi
عَلِيمٍ(herşeyi) bilen

-Ey Resul!- Şüphesiz sana indirilen bu Kur'an'ı; yaratmasında, bütün işleri en güzel şekilde idare etmesinde ve şeriatında hikmet sahibi olan ve kullarının yararına olan şeylerden hiçbirinin kendisine gizli kalmadığı Allah tarafından almaktasın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

إِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهْلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًۭا سَـَٔاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍۢ قَبَسٍۢ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Hani Mûsâ aile halkına demişti ki: "Ben gerçekten bir ateş gördüm. Size ondan bir haber getirir yahut ısınmanız için size bir kor ateş getiririm."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
قَالَdemişti
مُوسَىٰMusa
لِأَهْلِهِۦٓailesine
إِنِّىٓşüphesiz ben
ءَانَسْتُgördüm
نَارًۭاbir ateş
سَـَٔاتِيكُمsize getireyim
مِّنْهَاondan
بِخَبَرٍbir haber
أَوْyahut
ءَاتِيكُمsize getireyim
بِشِهَابٍۢbir ateş
قَبَسٍۢkoru
لَّعَلَّكُمْbelki
تَصْطَلُونَısınırsınız

-Ey Resul!- Hani Musa ailesine şöyle demişti: "Muhakkak bir ateş gördüm. Onu yakan kimseden haber getiririm, o da bize yolu gösterir veya soğuktan ısınmanız için ondan bir tutam kor ateş getiririm."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Oraya geldiğinde kendisine şöyle seslenildi: "Ateşin yanında bulunan ve çevresinde olanlar bereketli kılınmışlardır. Âlemlerin Rabbi olan Allah her türlü noksanlıktan uzaktır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَهَاoraya geldi
نُودِىَseslenildi
أَنۢdiye
بُورِكَmübarek kılındı
مَنbulunan kimse
فِىiçinde
ٱلنَّارِateşin
وَمَنْve olan kimse
حَوْلَهَاçevresinde
وَسُبْحَٰنَeksikliklerden münezzehtir
ٱللَّهِAllah
رَبِّRabbi
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Görmüş olduğu ateşin bulunduğu yere vardığında, Allah ona şöyle nidâ ederek seslendi: "Alemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ'yı tazim edip, yüceltmek ve dalalette olanların O'nu vasıflandırdığı O'na yaraşmayan sıfatlardan ve bütün eksikliklerden münezzeh kılmak için ateşte olan melekler ve çevresinde olan melekle bereketli kılınmıştır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

"Ey Mûsâ, şüphesiz ki ben Azîz ve Hakîm olan Allah’ım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰمُوسَىٰٓey Musa
إِنَّهُۥٓgerçek şu ki
أَنَاben
ٱللَّهُAllah'ım
ٱلْعَزِيزُgüçlü
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibi

Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: "-Ey Musa!- Muhakkak ki ben, (hiçbir kimsenin mağlup edemeyeceği) mutlak güç sahibi Aziz, yaratmamda, takdirimde ve şeriatımda hikmet sahibi olan Allah'ım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَأَلْقِ عَصَاكَ ۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّۭ وَلَّىٰ مُدْبِرًۭا وَلَمْ يُعَقِّبْ ۚ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ

“Asanı bırak.” Onun ince yılanmış gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmaksızın dönüp gitti. “Korkma ey Mûsâ, çünkü benim katımda rasûller korkmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَلْقِve at
عَصَاكَasanı
فَلَمَّاne zaman ki
رَءَاهَاgörünce
تَهْتَزُّtitreştiğini
كَأَنَّهَاgibi
جَآنٌّۭbir yılan
وَلَّىٰdön(üp kaç)dı
مُدْبِرًۭاarkaya
وَلَمْve
يُعَقِّبْgeri dönmedi
يَٰمُوسَىٰey Musa
لَاkorkma
تَخَفْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنِّىçünkü ben
لَاkorkmaz(lar)
يَخَافُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَدَىَّbenim huzurumda
ٱلْمُرْسَلُونَelçiler

"Asanı at!" Musa emre itaat edip asayı yere attı. Musa asasını yılan gibi kıvrılıp, hareket ettiğini görünce arkasına dönüp bakmadan kaçtı. Ardından Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: "Ondan korkma! Çünkü Benim yanımda resuller ne bir yılandan ve ne de başka bir şeyden korkarlar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًۢا بَعْدَ سُوٓءٍۢ فَإِنِّى غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

“Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa; bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاancak
مَنkim
ظَلَمَzulmeder
ثُمَّsonra da
بَدَّلَdeğiştirirse
حُسْنًۢاiyilikle
بَعْدَsonra
سُوٓءٍۢ(yaptığı) kötülükten
فَإِنِّىşüphesiz ben
غَفُورٌۭbağışlayıcıyım
رَّحِيمٌۭesirgeyiciyim

Ancak, kim günah işleyerek kendi nefsine zulmeder, sonra da tövbe eder ise; muhakkak ki ben ona karşı çok bağışlayıcıyım, çok merhamet ediciyim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍۢ ۖ فِى تِسْعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِۦٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ

“Elini koynuna sok. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Şüphesiz onlar fasık bir kavimdir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَدْخِلْve sok
يَدَكَelini
فِىkoynuna
جَيْبِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَخْرُجْçıksın
بَيْضَآءَbembeyaz
مِنْolmaksızın
غَيْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُوٓءٍۢkusur
فِىiçinde
تِسْعِdokuz
ءَايَٰتٍmu'cize
إِلَىٰFir'avn'a (git)
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَوْمِهِۦٓve onun kavmine
إِنَّهُمْçünkü onlar
كَانُوا۟oldular
قَوْمًۭاbir kavim
فَٰسِقِينَfasık

Gömleğinin yakasından boyun tarafından elini koynuna sok ve çıkardığında alaca (abraş) hastalığı olmadan kar gibi bembeyaz çıksın. Bu sana verilen ve senin doğruluğunu ispat eden dokuz mucizeden birisidir. -Elinin bembeyaz çıkması mucizesi ile birlikte sana verilen dokuz mucize başlıca şöyledir: Âsa, başlarına gelen felaketler, tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan- Bunlar Firavun ve kavminin başına gelmiş olaylardır. Çünkü onlar Allah'a küfredip O'na itaatten çıkmış bir topluluktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةًۭ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ

Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince; “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَتْهُمْonlara gelince
ءَايَٰتُنَاayetlerimiz
مُبْصِرَةًۭaçıkça görünen
قَالُوا۟dediler
هَٰذَاbu
سِحْرٌۭbir büyüdür
مُّبِينٌۭapaçık

Nitekim Musa'yı desteklediğimiz mucizelerimiz apaçık görünür bir şekilde gözlerinin önüne gelince şöyle dediler: "Musa'nın getirmiş olduğu bu mucizeler, apaçık bir sihirdir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًۭا وَعُلُوًّۭا ۚ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَحَدُوا۟ve inkar ettiler
بِهَاonları
وَٱسْتَيْقَنَتْهَآkanaat getirdiği halde
أَنفُسُهُمْvicdanları
ظُلْمًۭاhaksızlıkları yüzünden
وَعُلُوًّۭاve böbürlenmeleri yüzünden
فَٱنظُرْbak işte
كَيْفَnasıl
كَانَoldu
عَٰقِبَةُsonu
ٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

Bu apaçık mucizeleri inkâr edip, kabul etmediler. Hâlbuki gönülleri bu delillerin/mucizelerin hak ve Allah'tan olduğuna kanaat getirmişti. Zulüm ve hakka karşı kibirleri yüzünden onları inkâr ettiler. -Ey Resul!- Küfürleri ve günahları sebebi ile bozguncuların yeryüzündeki sonlarına bir bak. Biz onların hepsini helak ederek, yok ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ عِلْمًۭا ۖ وَقَالَا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍۢ مِّنْ عِبَادِهِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Andolsun biz Dâvud’a ve Süleyman’a bir ilim verdik. İkisi de: “Bizi mümin kullarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ءَاتَيْنَاbiz verdik
دَاوُۥدَDavud'a
وَسُلَيْمَٰنَve Süleyman'a
عِلْمًۭاbir ilim
وَقَالَاve dediler
ٱلْحَمْدُhamdolsun
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىki
فَضَّلَنَاbizi üstün kıldı
عَلَىٰüzerine
كَثِيرٍۢbirçoğu
مِّنْkullarından
عِبَادِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُؤْمِنِينَinanan

Dâvûd'a ve oğlu Süleyman'a ilim vermiştik. Bu ilimden biri de kuşlarla konuşma ilmidir. Dâvûd ve Süleyman, Allah Azze ve Celle'ye şükrederek şöyle demişlerdi: "Bize özel bir ilim ve peygamberlik lutfederek bizi Mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah'a hamdolsun.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

وَوَرِثَ سُلَيْمَٰنُ دَاوُۥدَ ۖ وَقَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ ٱلطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىْءٍ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْمُبِينُ

Süleyman, Dâvud’a mirasçı olmuş; "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi." demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَرِثَve mirasçı oldu
سُلَيْمَٰنُSüleyman
دَاوُۥدَDavud'a
وَقَالَve dedi ki
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّاسُinsanlar
عُلِّمْنَاbize öğretildi
مَنطِقَdili
ٱلطَّيْرِkuşların
وَأُوتِينَاve bize verildi
مِن(bir pay)
كُلِّher
شَىْءٍşeyden
إِنَّşüphesiz
هَٰذَاbu
لَهُوَelbette o
ٱلْفَضْلُbir lutuftur
ٱلْمُبِينُaçık

Süleyman, babası Dâvûd'a peygamberlikte, ilimde ve krallıkta mirasçı oldu. Allah Teâlâ'nın kendisine ve babasına olan nimetinden bahsederek şöyle dedi: "Ey insanlar! Allah bize kuşların dilini öğretti ve bize peygamberlere ve krallara verdiği her şeyden verdi. Şüphesiz her noksanlıktan münezzeh olan Allah Teâlâ'nın bize bahşetmiş olduğu bu şey apaçık bir lütfudur."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

وَحُشِرَ لِسُلَيْمَٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ وَٱلطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı. Hepsi birlikte sevkediliyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَحُشِرَve toplandı
لِسُلَيْمَٰنَSüleyman'a
جُنُودُهُۥorduları
مِنَcinlerden
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْإِنسِve insanlar(dan)
وَٱلطَّيْرِve kuşlar(dan)
فَهُمْonlar
يُوزَعُونَsevk ediliyordu

Süleyman'ın insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusu toplandı ve hepsi düzenli bir şekilde sevk ediliyordu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوْا۟ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌۭ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمْلُ ٱدْخُلُوا۟ مَسَٰكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca; “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَآzaman
أَتَوْا۟geldikleri
عَلَىٰüzerine
وَادِvadisi
ٱلنَّمْلِkarınca
قَالَتْdedi
نَمْلَةٌۭbir karınca
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّمْلُkarıncalar
ٱدْخُلُوا۟girin
مَسَٰكِنَكُمْyuvalarınıza
لَاsizi ezmesinler
يَحْطِمَنَّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُلَيْمَٰنُSüleyman
وَجُنُودُهُۥve orduları
وَهُمْve onlar
لَاfarkında olmayarak
يَشْعُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Nihayet karınca vadisine (Şam'da bir yer) geldikleri zaman, karıncalardan bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler. Zira sizi fark ederlerse üzerinize basmazlar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًۭا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًۭا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni, bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَبَسَّمَtebessüm etti
ضَاحِكًۭاgülümseyerek
مِّنonun sözüne
قَوْلِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَالَve dedi
رَبِّRabbim
أَوْزِعْنِىٓgönlüme ilham eyle
أَنْdiye
أَشْكُرَşükredeyim
نِعْمَتَكَni'metine
ٱلَّتِىٓlutfettiğin
أَنْعَمْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىَّbana
وَعَلَىٰve
وَٰلِدَىَّanama babama
وَأَنْve diye
أَعْمَلَyapayım
صَٰلِحًۭاfaydalı bir iş
تَرْضَىٰهُsenin beğeneceğin
وَأَدْخِلْنِىve beni sok
بِرَحْمَتِكَrahmetinle
فِىarasına
عِبَادِكَkullarının
ٱلصَّٰلِحِينَiyi

Süleyman, onun (karıncanın) sözünü duyduğu zaman bu sözüne tebessüm ederek güldü ve Rabbi -Subhânehu ve Teâlâ-'ya dua ederek şöyle dedi: "Rabbim! Bana ve anama babama verdiğin nimetine şükretmem için beni muvaffak kıl ve bana ilham et. Razı olduğun salih ameli işlemeye beni muvaffak kıl. Ve yine beni rahmetinle iyi kullarının arasına kat."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ ٱلْغَآئِبِينَ

Kuşları denetledi ve: "Neden Hüdhüd'ü göremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu? dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَفَقَّدَve teftiş etti
ٱلطَّيْرَkuşları
فَقَالَdedi ki
مَاneden
لِىَben
لَآgöremiyorum
أَرَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْهُدْهُدَhüdhüdü
أَمْyoksa
كَانَ(mı) oldu?
مِنَkayıplardan-
ٱلْغَآئِبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Süleyman kuşları denetledi ve; "Hudhud'u neden göremiyorum?" dedi. "Onu görmeme mani olan bir şey mi beni engelledi yoksa kayıplara mı karıştı?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًۭا شَدِيدًا أَوْ لَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓ أَوْ لَيَأْتِيَنِّى بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ

“Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım ya da keseceğim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَأُعَذِّبَنَّهُۥona azabedeceğim
عَذَابًۭاbir azapla
شَدِيدًاçetin
أَوْya da
لَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓonu keseceğim
أَوْyahut da
لَيَأْتِيَنِّىbana getirecek
بِسُلْطَٰنٍۢbir delil
مُّبِينٍۢaçık

Süleyman için Hudhud'un kayıp olduğu kesin olarak ortaya çıkınca şöyle dedi: "Ona çok kötü bir şekilde eziyet vereceğim. Ya da kaybolduğu için ceza olarak onu keseceğim. Yahut da bana kaybolmasındaki mazeretini apaçık bir şekilde ortaya koyacağı bir delil getirecek."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍۢ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍۭ بِنَبَإٍۢ يَقِينٍ

Derken hüdhüd çok geçmeden geldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَكَثَgeldi
غَيْرَçok geçmeden
بَعِيدٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالَve dedi
أَحَطتُben gördüm
بِمَاbir şey
لَمْsenin görmediğin
تُحِطْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦonda
وَجِئْتُكَve sana getirdim
مِنSebadan
سَبَإٍۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِنَبَإٍۢbir haber
يَقِينٍgerçek

Çok geçmeden Hudhud geldi ve Süleyman -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Ben, senin bilmediğin önemli bir bilgiye ulaştım ve sana Sebe'den doğru ve içinde şek olmayan bir haber getirdim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

إِنِّى وَجَدتُّ ٱمْرَأَةًۭ تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَىْءٍۢ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌۭ

Ben, onlara hükmeden, kendisine her şeyden (bolca) verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın buldum.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنِّىşüphesiz ben
وَجَدتُّbuldum
ٱمْرَأَةًۭbir kadın
تَمْلِكُهُمْonlara hükümdarlık eden
وَأُوتِيَتْve kendisine verilmiştir
مِنher-den
كُلِّher
شَىْءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَهَاve vardır
عَرْشٌbir tahtı
عَظِيمٌۭbüyük

Onlara hükümdarlık eden bir kadın buldum. Bu kadına hükümdarlık ve otorite ile ilgili her türlü güç ve kuvvet verilmişti. Onun üzerine oturup toplumunun işlerini idare ettiği büyük bir tahtı vardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ

"Onu ve kavmini Allah’tan başka Güneşe secde eder buldum. Şeytan onlara amellerini süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuş. Onun için onlar doğru yola gelemiyorlar."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَدتُّهَاonu buldum
وَقَوْمَهَاve kavmini
يَسْجُدُونَsecde aderlerken
لِلشَّمْسِgüneşe
مِنbırakıp
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ı
وَزَيَّنَve süsledi
لَهُمُonlara
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
أَعْمَٰلَهُمْişlerini
فَصَدَّهُمْve onları çevirdi
عَنِ(doğru) yoldan
ٱلسَّبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَهُمْ(bu yüzden) onlar
لَاyola gelmiyorlar
يَهْتَدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu kadını ve kavmini Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı bırakıp Güneş'e secde eder halde buldum. şeytan, onlara şirk olan amelleri ve günahları süslü göstermiş ve böylece onları hak yoldan çıkarmıştır. Bunun için onlar doğru yolu bulamıyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

أَلَّا يَسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخْرِجُ ٱلْخَبْءَ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

“Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (Şeytan onları yoldan çıkarmış.)”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَّاsecde etmezler mi?
يَسْجُدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىaçığa çıkaran
يُخْرِجُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْخَبْءَgizleneni
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerde
وَيَعْلَمُve bilen
مَاşeyleri
تُخْفُونَgizledikleri
وَمَاve şeyleri
تُعْلِنُونَaçığa vurdukları

Göklerde sakladığı yağmurları ve yerdeki bitkileri ortaya çıkaran, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz amelleri bilen Allah Teâlâ'ya secde etmesinler diye şeytan onlara içinde şirk olan amelleri ve günahları güzel gösterdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ ۩

“Allah odur ki, ondan başka (hak) ilâh yoktur. Azîm olan Arş’ın Rabbidir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah (ki)
لَآyoktur
إِلَٰهَTanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
رَبُّRabbidir
ٱلْعَرْشِArş'ın
ٱلْعَظِيمِbüyük

O'ndan başka hak mabut (ilah) yoktur. O büyük arşın Rabbidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

۞ قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

Süleyman, Hüdhüd'e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
سَنَنظُرُbakacağız
أَصَدَقْتَdoğru mu söyledin
أَمْyoksa
كُنتَmı oldun?
مِنَyalancılardan
ٱلْكَٰذِبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Süleyman -aleyhisselam- Hudhud'e şöyle demişti: "İddia ettiğinde doğru mu söylüyorsun yoksa yalancılardan mısın göreceğiz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

ٱذْهَب بِّكِتَٰبِى هَٰذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَٱنظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ

"Şu mektubumu götür, onlara at, sonra da onlardan bir tarafa çekil; böylelikle bir bakıver, neye başvuracaklar?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱذْهَبgötür
بِّكِتَٰبِىmektubumu
هَٰذَاbu
فَأَلْقِهْve at
إِلَيْهِمْonlara
ثُمَّsonra
تَوَلَّbiraz öteye çekil
عَنْهُمْonlardan
فَٱنظُرْve bak
مَاذَاneye
يَرْجِعُونَbaşvuruyorlar

Süleyman bir mektup yazdı, onu Hudhud'e teslim etti ve ona şöyle dedi: "Bu mektubumu Sebe ehline götür ve onu kendilerine at. Sonra da onları duyacağın şekilde biraz uzak dur. Bu mektup hakkında ne sonuca varacaklarına bak!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ إِنِّىٓ أُلْقِىَ إِلَىَّ كِتَٰبٌۭ كَرِيمٌ

Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdedi ki
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلْمَلَؤُا۟ileri gelenler
إِنِّىٓgerçekten
أُلْقِىَbırakıldı
إِلَىَّbana
كِتَٰبٌۭbir mektup
كَرِيمٌçok önemli

Kraliçe mektubu aldı ve şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Gerçekten bana çok önemli ve değerli bir mektup bırakıldı."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

إِنَّهُۥ مِن سُلَيْمَٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

O; Süleyman’dan, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (başlıyor).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّهُۥmuhakkak o
مِنSüleymandandır
سُلَيْمَٰنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّهُۥve o
بِسْمِadıyla(başlamakta)dır
ٱللَّهِAllah'ın
ٱلرَّحْمَٰنِRahman
ٱلرَّحِيمِRahim

Bu mektup Süleyman'dandır. Muhtevası Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla başlamaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

أَلَّا تَعْلُوا۟ عَلَىَّ وَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

"Bana baş kaldırmayın, teslimiyet gösterip bana gelin." diye (yazmaktadır).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَّاbüyüklük taslamayın
تَعْلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىَّbana karşı
وَأْتُونِىve bana gelin (diye yazıyor)
مُسْلِمِينَteslim olarak

Asla kibirlenip, büyüklenmeyin. Yüce Allah'ı birlemek ve O'na şirk koşmayı terk etmek adına sizlere yaptığım davetime boyun eğerek ve teslimiyet göstererek gelin. Zira sizler, Yüce Allah ile birlikte Güneş'e tapıp, ibadet etmekteydiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَفْتُونِى فِىٓ أَمْرِى مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّىٰ تَشْهَدُونِ

“Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdedi ki
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلْمَلَؤُا۟ileri gelenler
أَفْتُونِىbana bir fikir verin
فِىٓ(bu) işimde
أَمْرِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاben olmam
كُنتُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَاطِعَةًkesip atan
أَمْرًاhiçbir işi
حَتَّىٰsürece
تَشْهَدُونِsiz olmadığınız

Kraliçe şöyle dedi: "Ey ileri gelenler ve efendiler! Bu işimde bana isabetli olan görüşü açıklayın. Siz hazır olmadıkça ve açık bir şekilde görüşünüzü ortaya koymadıkça bir iş hakkında kesin karar vermem."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

قَالُوا۟ نَحْنُ أُو۟لُوا۟ قُوَّةٍۢ وَأُو۟لُوا۟ بَأْسٍۢ شَدِيدٍۢ وَٱلْأَمْرُ إِلَيْكِ فَٱنظُرِى مَاذَا تَأْمُرِينَ

Dediler ki: "Biz güçlü ve çetin savaşçı kimseleriz. Emir ise senindir. Artık neyi emredeceğine bak."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
نَحْنُbiz
أُو۟لُوا۟sahibiyiz
قُوَّةٍۢgüç
وَأُو۟لُوا۟ve erbabıyız
بَأْسٍۢsavaş
شَدِيدٍۢyaman
وَٱلْأَمْرُama emir
إِلَيْكِsenindir
فَٱنظُرِىo halde bak
مَاذَاne
تَأْمُرِينَbuyurursan

Kavminin ileri gelenleri ona şöyle dediler: "Biz çok büyük kuvvet sahibi ve savaşta çok çetin ve zorluk sahibi kimseleriz. Buyruk ise senindir. Artık bize ne buyuracağını sen karar ver, biz onu yapmaya güç yetiririz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

قَالَتْ إِنَّ ٱلْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا۟ قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا وَجَعَلُوٓا۟ أَعِزَّةَ أَهْلِهَآ أَذِلَّةًۭ ۖ وَكَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

"Şüphesiz hükümdarlar bir şehre girdiklerinde onu harap ederler. Ahalisinin şereflilerini zelil kılarlar. Gerçekten de onlar böyle yaparlar."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdedi
إِنَّşüphesiz
ٱلْمُلُوكَhükümdarlar
إِذَاzaman
دَخَلُوا۟girdikleri
قَرْيَةًbir ülkeye
أَفْسَدُوهَاorayı bozarlar
وَجَعَلُوٓا۟ve kılarlar
أَعِزَّةَşereflilerini
أَهْلِهَآhalkının
أَذِلَّةًۭzillet içinde
وَكَذَٰلِكَve böyle
يَفْعَلُونَyaparlar

Kraliçe şöyle dedi: "Şüphesiz hükümdarlar bir memlekete girdikleri zaman; öldürerek, yağmalayarak ve talan ederek oraları ifsat ederler. O memleketlerin izzetli ve kuvvet sahibi efendilerini ve ileri gelenlerini zelil ederler. Hükümdarlar üstün geldikleri memleketin ahalisinin içine korkuyu ve heybeti yerleştirmek için daima böyle yaparlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَإِنِّى مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍۢ فَنَاظِرَةٌۢ بِمَ يَرْجِعُ ٱلْمُرْسَلُونَ

“Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنِّىşüphesiz ben
مُرْسِلَةٌgöndereyim
إِلَيْهِمonlara
بِهَدِيَّةٍۢbir hediye
فَنَاظِرَةٌۢve bakayım
بِمَne ile
يَرْجِعُdönecekler
ٱلْمُرْسَلُونَelçiler

"Şüphesiz ben bu mektubun sahibine ve kavmine bir hediye göndereceğim. Elçilerin bu hediyeden sonra ne haberle döneceklerine bakacağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فَلَمَّا جَآءَ سُلَيْمَٰنَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۢ فَمَآ ءَاتَىٰنِۦَ ٱللَّهُ خَيْرٌۭ مِّمَّآ ءَاتَىٰكُم بَلْ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ

"(Elçi) Süleyman'a geldiğinde (Süleyman ona) şöyle dedi: "Bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Belki kendi hediyenizle siz sevinirsiniz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَgelince
سُلَيْمَٰنَSüleyman'a
قَالَdedi ki
أَتُمِدُّونَنِbana yardım mı etmek istiyorsunuz?
بِمَالٍۢmal ile
فَمَآoysa ne ki
ءَاتَىٰنِۦَbana vermiştir
ٱللَّهُAllah
خَيْرٌۭ(o) daha hayırlıdır
مِّمَّآsize verdiğinden
ءَاتَىٰكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلْbilakis
أَنتُمsiz
بِهَدِيَّتِكُمْhediyenizle
تَفْرَحُونَsevinirsiniz

Kraliçenin elçisi ve onunla beraber olan yardımcıları taşıdıkları hediyelerle Süleyman'a geldikleri zaman, Süleyman -aleyhisselam- kendisine hediye getirilmesini hoş karşılamayarak şöyle dedi: "Beni kendinizden alıkoymak için bana mal ile yardımda mı bulunuyorsunuz? Allah'ın bana verdiği peygamberlik, krallık ve mal size verdiklerinden daha hayırlıdır. Muhakkak siz, dünya malından size verilen hediyeler ile sevinmektesiniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

ٱرْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُم بِجُنُودٍۢ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُم مِّنْهَآ أَذِلَّةًۭ وَهُمْ صَٰغِرُونَ

“Dön onlara! Andolsun üzerlerine karşı duramayacakları ordularla geleceğiz ve onları –andolsun- oradan zelil ve küçük düşmüşler olarak çıkartacağız.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱرْجِعْdön (söyle)
إِلَيْهِمْonlara
فَلَنَأْتِيَنَّهُمonlara gelirim
بِجُنُودٍۢordularla
لَّاasla
قِبَلَkarşı koyamayacakları
لَهُمkendilerinin;
بِهَاona
وَلَنُخْرِجَنَّهُمve onları sürüp çıkarırım
مِّنْهَآoradan
أَذِلَّةًۭzilletle
وَهُمْve onları
صَٰغِرُونَhor ve hakir olarak

Süleyman -aleyhisselam- (kraliçenin) elçisine şöyle dedi: "Getirmiş olduğun hediye ile onların yanına geri dön. Muhakkak ki biz, karşı duramayacakları bir orduyla kraliçeye ve kavmine geleceğiz. Eğer boyun eğerek bana gelmezler ise, izzet içindeyken onları aşağılık bir halde, küçük düşürerek Sebe'den çıkaracağız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

قَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَيُّكُمْ يَأْتِينِى بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

Süleyman: “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلْمَلَؤُا۟ileri gelenler
أَيُّكُمْhanginiz
يَأْتِينِىbana getirebilir
بِعَرْشِهَاonun tahtını
قَبْلَönce
أَنbana gelmelerinden
يَأْتُونِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُسْلِمِينَteslim olarak

Süleyman -aleyhisselam- mülkü/krallığı altında bulunan söz sahiplerine hitap ederek şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Onlar boyun eğip gelmeden önce, kraliçelik tahtını hanginiz bana getirebilir?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

قَالَ عِفْرِيتٌۭ مِّنَ ٱلْجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ ۖ وَإِنِّى عَلَيْهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌۭ

Cinlerden bir ifrit; ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
عِفْرِيتٌۭbir ifrit
مِّنَcinlerden
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَا۠ben
ءَاتِيكَsana getiririm
بِهِۦonu
قَبْلَönce
أَنsen kalkmadan
تَقُومَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنmakamından
مَّقَامِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنِّىgerçekten benim
عَلَيْهِbuna
لَقَوِىٌّgücüm yeter
أَمِينٌۭbana güvenilir

Cinlerin azgın olanlarından biri şöyle diyerek cevap verdi: "Sen içinde bulunduğun bu yerinden kalkmadan önce ben onun tahtını sana getiririm. Gerçekten benim onu taşımaya gücüm yeter, içindekiler konusunda da güvenilirim. Ve onlardan herhangi bir şey eksiltmem."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

قَالَ ٱلَّذِى عِندَهُۥ عِلْمٌۭ مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ ۚ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَٰذَا مِن فَضْلِ رَبِّى لِيَبْلُوَنِىٓ ءَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ ۖ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّى غَنِىٌّۭ كَرِيمٌۭ

Kitaptan bilgisi olan biri; “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm.” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim Ğanîdir, Kerîmdir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
ٱلَّذِىbulunan
عِندَهُۥyanında
عِلْمٌۭbir ilim
مِّنَKitaptan
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَا۠ben
ءَاتِيكَsana getirebilirim
بِهِۦonu
قَبْلَönce
أَنsen kırpmadan
يَرْتَدَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
طَرْفُكَgözünü
فَلَمَّاne zaman ki
رَءَاهُonu görünce
مُسْتَقِرًّاyerleşmiş
عِندَهُۥyanında
قَالَdedi ki
هَٰذَاbu
مِنlutfundandır
فَضْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّىRabbimin
لِيَبْلُوَنِىٓbeni sınaması için
ءَأَشْكُرُşükür mü edeceğim?
أَمْyoksa
أَكْفُرُinkar mı edeceğim?
وَمَنve kim
شَكَرَşükrederse
فَإِنَّمَاşüphesiz
يَشْكُرُşükretmiştir
لِنَفْسِهِۦkendisi için
وَمَنve kim
كَفَرَinkar ederse
فَإِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
غَنِىٌّۭzengindir
كَرِيمٌۭkerimdir

Süleyman -aleyhisselam-'ın yanında, kitapta yazılı olan ilimler hakkında bilgi sahibi olan salih ve âlim bir adam vardı. Bu adam, kendisi ile dua edildiğinde Allah Teâlâ'nın duaya icabet edeceği ism-i azamı bilmekteydi. Süleyman -aleyhisselam-'a, "Ben onun tahtını gözünü açıp kapamadan önce Allah'a dua ederek onu sana getiririm." dedi ve ardından Yüce Allah'a dua etti. Allah Teâlâ da onun bu duasına icabet etti. Süleyman onun tahtını yanında kurulmuş olarak görünce şöyle dedi: "Bu, nimetlerine şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbim -Subhânehu ve Teâlâ-'nın bana bir lütfudur. Kim Allah'a şükrederse muhakkak şükrünün faydası kendisine döner. Yüce Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Kulların kendisine yapmış oldukları şükürleri O'na bir fayda vermez. Kim de Yüce Allah'ın nimetlerine şükretmez ise şüphesiz ki benim Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir, O çok cömerttir. Nankörlük edene bile nimet vermesi O'nun cömertliğindendir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

قَالَ نَكِّرُوا۟ لَهَا عَرْشَهَا نَنظُرْ أَتَهْتَدِىٓ أَمْ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ

Dedi ki: “Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım (kendi tahtı olduğunu) bulabilecek mi, yoksa bulamayanlardan mı olacak?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
نَكِّرُوا۟tanınmaz hale getirin
لَهَاonun
عَرْشَهَاtahtını
نَنظُرْbakalım
أَتَهْتَدِىٓtanıyabilecek mi
أَمْyoksa
تَكُونُolacak (mı)
مِنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاtanımayan
يَهْتَدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Süleyman -aleyhisselam- şöyle dedi: "Onun hüküm sürdüğü tahtını kendi şeklinden başka bir şekle çevirin bakalım. Geldiği zaman onu tanıyabilecek mi yoksa tanımayanlardan mı olacak?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

فَلَمَّا جَآءَتْ قِيلَ أَهَٰكَذَا عَرْشُكِ ۖ قَالَتْ كَأَنَّهُۥ هُوَ ۚ وَأُوتِينَا ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ

Belkıs gelince; “Senin tahtın böyle mi?” denildi. “O da: “Sanki bu odur” bize bundan önce ilim verilmiş olup, biz teslim olanlardan olmuştuk.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَتْgelince
قِيلَdendi
أَهَٰكَذَاböyle mi?
عَرْشُكِsenin tahtın
قَالَتْdedi
كَأَنَّهُۥtıpkı (öyle)
هُوَo
وَأُوتِينَاve bize verilmişti
ٱلْعِلْمَbilgi
مِنdaha önce
قَبْلِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكُنَّاve biz olmuştuk
مُسْلِمِينَmüslüman

Sebe kraliçesi Süleyman'a geldiği zaman imtihan olması için kendisine şöyle denildi: "Bu senin tahtın gibi mi?" O da kendisine sorulan sorunun aynısıyla cevap verdi: "Sanki bu odur!" Bunun üzerine Süleyman -aleyhisselam- şöyle dedi: "Allah Teâlâ daha önce bunun gibi işlerde kudreti hakkında bize ilim vermişti. Biz de Allah'ın emrine boyun eğmiştik ve O'na itaat etmiştik."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعْبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ إِنَّهَا كَانَتْ مِن قَوْمٍۢ كَٰفِرِينَ

"Daha önce Allah’tan başka ibadet ettiği şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o kâfir bir kavimden idi."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَصَدَّهَاve onu alıkoymuştu
مَاşeyler
كَانَتolduğu
تَّعْبُدُtapmış
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
إِنَّهَاçünkü kendisi
كَانَتْidi
مِنbir kavimden
قَوْمٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَٰفِرِينَinkar eden

Kavmine tabi olarak ve onları taklit ederek Allah'tan başka ibadet ettiği şeyler, onun Allah Teâlâ'yı birlemesine engel olmuştu. Şüphesiz o (Belkıs), Allah'a karşı kâfir olan bir kavimdendi ve kendisi de onlar gibi kâfirdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

قِيلَ لَهَا ٱدْخُلِى ٱلصَّرْحَ ۖ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةًۭ وَكَشَفَتْ عَن سَاقَيْهَا ۚ قَالَ إِنَّهُۥ صَرْحٌۭ مُّمَرَّدٌۭ مِّن قَوَارِيرَ ۗ قَالَتْ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Ona; “Köşke gir!” denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman ona; “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür.” dedi. Belkıs: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قِيلَdendi
لَهَاona
ٱدْخُلِىgir
ٱلصَّرْحَköşke
فَلَمَّاne zaman ki
رَأَتْهُ(köşkü) görünce
حَسِبَتْهُsandı
لُجَّةًۭderin bir su
وَكَشَفَتْve sıvadı
عَنbacaklarını
سَاقَيْهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالَdedi
إِنَّهُۥmuhakkak o
صَرْحٌۭköşk
مُّمَرَّدٌۭcilalı
مِّنşeffaf sırçadandır
قَوَارِيرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالَتْ(Kraliçe) dedi ki
رَبِّRabbim
إِنِّىben
ظَلَمْتُzulmetmişim
نَفْسِىkendime
وَأَسْلَمْتُve teslim oldum
مَعَberaber
سُلَيْمَٰنَSüleyman'la
لِلَّهِAllah'a
رَبِّRabbi
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Ona şöyle denildi: "Köşke/saraya gir." Kraliçe sarayın zeminini görünce, onu su zannetmişti ve suya girmek için eteğini topladı. Süleyman -aleyhisselam- şöyle dedi: "Bu billurdan yapılmış pürüzsüz, dümdüz bir saraydır." Ve onu İslam'a davet etti. Kraliçe, Süleyman'ın onu davet ettiği bu dini kabul edip şöyle diyerek ona icabet etti: "Rabbim! Ben seninle beraber senden başkasına ibadet ederek kendime zulmetmişim. Süleyman ile beraber mahlukatın hepsinin Rabbi olan Allah'a ben de boyun eğdim, teslim oldum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ

Andolsun biz, “Allah’a ibadet edin!” diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i, peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün?Onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَآbiz gönderdik
إِلَىٰSemud(kavmin)e
ثَمُودَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَخَاهُمْkardeşleri
صَٰلِحًاSalih'i
أَنِdiye
ٱعْبُدُوا۟kulluk etsinler
ٱللَّهَAllah'a
فَإِذَاo zaman
هُمْonlar
فَرِيقَانِiki bölük olmuşlardı
يَخْتَصِمُونَbirbiriyle çekişen

Muhakkak ki Biz Semûd kavmine, soy bakımından kardeşleri olan Salih -aleyhisselam-'ı yalnız Allah'a ibadet edin diye uyarması için gönderdik. Bir de ne görsün? Onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. Biri Mümin bir topluluk, diğeri kâfir. Her biri hangisi hak üzere olduğu hususunda birbirleriyle çekişiyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

قَالَ يَٰقَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ ۖ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Dedi ki: “Kavmim, iyilikten önce ne diye kötülüğün çabuk gelmesini istersiniz?Allah’tan mağfiret dilemelisiniz değil mi? Belki size merhamet olunur.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِey kavmim
لِمَneden
تَسْتَعْجِلُونَkoşuyorsunuz
بِٱلسَّيِّئَةِkötülüğe
قَبْلَönce
ٱلْحَسَنَةِiyilikten
لَوْلَاgerekmez mi?
تَسْتَغْفِرُونَmağfiret dilemeniz
ٱللَّهَAllah'tan
لَعَلَّكُمْbelki
تُرْحَمُونَesirgenirsiniz

Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Niçin rahmetten önce azabın gelmesini istiyorsunuz? Size merhamet etmesini ümit ederek Allah Teâlâ'dan günahlarınızın bağışlanmasını istemez misiniz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

قَالُوا۟ ٱطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَ ۚ قَالَ طَٰٓئِرُكُمْ عِندَ ٱللَّهِ ۖ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌۭ تُفْتَنُونَ

Dediler ki: “Sen ve sana uyanlar bize uğursuzluk getirdiniz.” Dedi ki: Sizin uğursuzluğunuz Allah nezdindedir. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
ٱطَّيَّرْنَاuğursuzluğa uğradık
بِكَsenin yüzünden
وَبِمَنve bulunanların yüzünden
مَّعَكَseninle beraber
قَالَdedi
طَٰٓئِرُكُمْuğursuzluğunuz
عِندَkatındadır
ٱللَّهِAllah
بَلْdoğrusu
أَنتُمْsiz
قَوْمٌۭbir toplumsunuz
تُفْتَنُونَsınanan

Kavmi hakka karşı inat ederek ona şöyle dedi: "Seninle ve beraberindeki Müminlerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Başınıza gelen sıkıntılar sebebiyle uğur getirmesi için uçurduğunuz kuşların ilmi Allah katındadır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Muhakkak sizler; size verilen çok hayırlar ve başınıza gelen şerlerle imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَكَانَ فِى ٱلْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍۢ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

O şehirde yeryüzünde bozgunculuk yapan fakat ıslah etmeyen dokuz kişi vardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَانَve vardı
فِىşehirde
ٱلْمَدِينَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تِسْعَةُdokuz
رَهْطٍۢkişi
يُفْسِدُونَbozgunculuk yaparlardı
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
يُصْلِحُونَdüzeltmezlerdi

Hicr şehrinde günah ve küfürle bozgunculuk yapan dokuz kişi vardı. Bunlar yeryüzünde iman edip, salih ameller işleyerek ıslah etmeyen kimselerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

قَالُوا۟ تَقَاسَمُوا۟ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ أَهْلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

Onlar kendi aralarında Allah adına yemin ederek dediler ki: “Ona ve aile halkına gece baskın yapalım. Sonra da velisine: Biz aile halkının helak edildikleri yere bile tanık olmadık. Biz gerçekten doğru söyleyenlerdeniz, diyelim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
تَقَاسَمُوا۟and içerek
بِٱللَّهِAllah'a
لَنُبَيِّتَنَّهُۥbiz gece ona baskın yapalım
وَأَهْلَهُۥve ailesine
ثُمَّsonra
لَنَقُولَنَّdiyelim
لِوَلِيِّهِۦvelisine
مَاşahit olmadık
شَهِدْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَهْلِكَhelakine
أَهْلِهِۦailesinin
وَإِنَّاve biz
لَصَٰدِقُونَgerçekten doğrulardanız

Birbirlerine şöyle dediler: "Sizden her biriniz gece onun evine geleceğine dair Allah adına yemin etsin. Ardından hep birlikte onu ve ailesini öldürelim. Sonra da onun kan davasını güden velisine şöyle diyelim: Biz Salih ve ailesinin öldürülmesi sırasında hazır bulunmadık. Gerçekten biz söylediğimiz sözde doğru söyleyen kimseleriz.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَمَكَرُوا۟ مَكْرًۭا وَمَكَرْنَا مَكْرًۭا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Onlar tuzak kurdular. Biz de –onlar fark etmeksizin- bir tuzak kurduk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَكَرُوا۟ve tuzak kurdular
مَكْرًۭاbir tuzak
وَمَكَرْنَاbiz de tuzak kurduk
مَكْرًۭاbir tuzak
وَهُمْve onlar
لَاhiç
يَشْعُرُونَfarkında değillerdi

Salih'i ve Müminlerden ona tabi olanları öldürmek için bir tuzak kurdular. Biz de onun kavminden kâfir olanları helak etmek için onlar fark etmeden, ona kurdukları tuzaklarından kurtarmak için bir tuzak kurmuştuk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Neml Sûresi, bilgi ve iktidarın şükürle yönetilmediğinde nasıl sınava dönüştüğünü anlatır. Adını, Hz. Süleyman'ın ordusunu gören bir karıncanın diğerlerini yuvalarına girmeleri için uyarmasından alır. Süleyman'ın karıncanın sözünü anlaması üzerine gülümsemesi ve kendisine verilen nimete şükretmek için dua etmesi, gücün küçük varlıkları ezme hakkı vermediğini gösteren ince bir sahnedir. Sûrede Hz. Mûsâ'nın ateş gördüğü yerde vahiy alması, Hz. Sâlih ve Hz. Lût'un kavimleri, Hz. Dâvûd ile Süleyman'a verilen bilgi anlatılır. Hüdhüd kuşunun Sebe ülkesinden getirdiği haber, bilgi doğrulama ve iletişim sürecinin parçasıdır. Süleyman hemen cezalandırmak yerine hüdhüdün doğru söyleyip söylemediğini sınar; ardından Sebe melikesine bir mektup gönderir. Melikenin danışma yapması, hediyeyle tepkiyi ölçmesi ve sonunda gerçeği kabul etmesi, kıssayı basit bir fetih hikâyesinden daha zengin hâle getirir. Tahtın getirilmesi ve camdan zeminin su sanılması gibi sahneler, insan algısının kolayca yanılabileceğini hatırlatır. Süleyman bu olağanüstü imkânları kendi bağımsız gücü gibi sunmaz; "Bu Rabbimin lütfundandır, şükredecek miyim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir" der. Neml Sûresi'nde iktidarın meşruiyeti gösterişli yapılarla değil, şükür, adalet ve hakikate açıklıkla ölçülür. Karınca, kuş, kraliçe ve peygamber aynı anlatıda farklı bilgi düzeyleriyle yer alır. Böylece sûre, insanı merkezde tek bilen varlık sanan bakışı da sarsar; yaratılmışların her biri ilâhî düzen içinde anlamlı bir konuma sahiptir.

Ana Temalar

  • Hz. Süleyman, karınca ve şükür duası
  • Hüdhüdün haberi ve bilgi doğrulama
  • Sebe melikesi ve danışma
  • Gücün nimet ve imtihan oluşu
  • Hz. Mûsâ, Sâlih ve Lût kıssaları

Ne Zaman Okunur?

Neml Sûresi'nin belli bir dilek veya başarı için özel sayıda okunmasına dair sahih bir zorunluluk yoktur. Yönetim, danışma, bilgi doğrulama, çevre ve hayvanlarla ilişki gibi başlıklar üzerinde düşünürken okunabilir. Hz. Süleyman kıssasındaki olağanüstü unsurları dünyevî güç elde etme tekniğine çevirmek yerine, nimetin şükür ve hesap sorumluluğu doğurduğu mesajı öne alınmalıdır.

Bilgi doğrulama ve danışma sahneleri

Hüdhüdün Sebe'den getirdiği haber hemen kesin hükme dönüşmez; Hz. Süleyman doğruluğunu sınayacağını söyler. Sebe melikesi de tek başına karar vermek yerine çevresine danışır. Kıssa, vahiy dışındaki bilgilerin kaynak kontrolü, istişare ve sonuçları ölçme süreçlerinden geçmesi gerektiğini gösterir. Hızlı haber çağında bu ayrıntılar özellikle değerlidir.

Süleyman kıssasını güç kazanma tekniğine çevirmemek

Tahtın getirilmesi, cinler ve olağanüstü imkânlar kimi popüler anlatılarda dünyevî güç formülü gibi kullanılabilir. Kur'an'ın vurgusu ise ters yöndedir: Süleyman bütün bunları Rabbinden bir lütuf ve şükür sınavı sayar. Kıssanın ahlâkî merkezi, olağanüstülüğü taklit etmek değil, güç arttıkça sorumluluk ve tevazunun da artmasıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Neml ne demektir?

"Neml", karınca demektir. Hz. Süleyman'ın ordusu yaklaşırken bir karıncanın topluluğunu uyarması ve Süleyman'ın bu sözü anlayıp şükür duası etmesi sebebiyle sûre bu adla anılır.

Hz. Süleyman hüdhüdün haberine hemen inanmış mıdır?

Hayır. Hüdhüd Sebe ülkesinden haber getirdiğinde Süleyman, doğru söyleyip söylemediğini sınayacağını belirtir. Bu ayrıntı, önemli bir bilginin kaynağı ne kadar dikkat çekici olursa olsun doğrulanması gerektiğine işaret eder.

Sebe melikesi kıssasının ana mesajı nedir?

Kıssa güç, danışma, diplomasi ve hakikati kabul etme temalarını birleştirir. Melike çevresiyle görüşür, gelişmeleri değerlendirir ve sonunda gördüğü deliller karşısında kendi yanlışını kabul eder. Anlatı onu tek boyutlu bir düşman figürüne indirgemez.

Neml 19'daki şükür duası kime aittir?

Hz. Süleyman, karıncanın sözünü anlayınca Allah'ın kendisine ve anne babasına verdiği nimete şükretmeyi, razı olunacak iyi işler yapmayı ve rahmetle salih kullar arasına katılmayı ister.

Sebe melikesinin adı Kur'an'da geçer mi?

Kur'an metni melikenin kişisel adını vermez. "Belkıs" adı sonraki tarih ve tefsir geleneğinde yaygınlaşmıştır. Metnin odağı adı değil, yönetim tarzı, danışması ve hakikat karşısındaki dönüşümüdür.

Tüm sorular →

Kaynaklar