27. Sûre · Mekke · 93 Ayet
النمل
NEML SÛRESİ
Karıncalar
Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
طسٓ ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْقُرْءَانِ وَكِتَابٍۢ مُّبِينٍ
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Tâ, Sîn. Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir. Sana indirilen bu ayetler, Kur'an'ın ayetleridir. İçerisinde herhangi bir karışıklığın olmadığı apaçık bir kitaptır. Kim onu iyice düşünerek okursa onun Allah katından olduğunu bilir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
هُدًۭى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ
Müminler için bir hidayet ve bir müjdedir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bu ayetler Allah'a ve resulüne iman edenler için hakka ulaştıran hidayet rehberi, yol gösterici ve bir müjdedir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Namazlarını en güzel bir şekilde tam olarak kılarlar, mallarının zekâtını verilmesi gereken yerlere verirler ve onlar ahirete olan sevaba ve cezaya kesin olarak iman ederler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ
Şüphesiz, ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine süslü göstermişizdir. Bu yüzden onlar körü körüne bocalayıp dururlar.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Şüphesiz ahirete ve orada bulunan sevap ve cezaya iman etmeyen kâfirlere kötü amellerini süsledik de onları yapmaya devam ettiler. O yüzden hem hakka ve hem de aklıselime erişemeyip körü körüne bocaladılar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ وَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ
İşte en kötü azap onlarındır ve onlar ahirette de en çok hüsrana uğrayanlardır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Belirtilen özelliklere sahip olan o kimseler için dünyada katledilip, esir alınarak kötü bir azap vardır. Yine onlar ahirette de insanların en çok hüsrana uğrayanları olacaklardır. Öyle ki kıyamet gününde kendi nefislerini ve ailelerini cehennemde ebedî bırakarak hüsrana uğratacaklardır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلْقُرْءَانَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ
Muhakkak sen Kur’ân’ı Hakîm, Alîm olan (Allah katından) almaktasın.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Resul!- Şüphesiz sana indirilen bu Kur'an'ı; yaratmasında, bütün işleri en güzel şekilde idare etmesinde ve şeriatında hikmet sahibi olan ve kullarının yararına olan şeylerden hiçbirinin kendisine gizli kalmadığı Allah tarafından almaktasın.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهْلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًۭا سَـَٔاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍۢ قَبَسٍۢ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
Hani Mûsâ aile halkına demişti ki: "Ben gerçekten bir ateş gördüm. Size ondan bir haber getirir yahut ısınmanız için size bir kor ateş getiririm."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Resul!- Hani Musa ailesine şöyle demişti: "Muhakkak bir ateş gördüm. Onu yakan kimseden haber getiririm, o da bize yolu gösterir veya soğuktan ısınmanız için ondan bir tutam kor ateş getiririm."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Oraya geldiğinde kendisine şöyle seslenildi: "Ateşin yanında bulunan ve çevresinde olanlar bereketli kılınmışlardır. Âlemlerin Rabbi olan Allah her türlü noksanlıktan uzaktır."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Görmüş olduğu ateşin bulunduğu yere vardığında, Allah ona şöyle nidâ ederek seslendi: "Alemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ'yı tazim edip, yüceltmek ve dalalette olanların O'nu vasıflandırdığı O'na yaraşmayan sıfatlardan ve bütün eksikliklerden münezzeh kılmak için ateşte olan melekler ve çevresinde olan melekle bereketli kılınmıştır."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
"Ey Mûsâ, şüphesiz ki ben Azîz ve Hakîm olan Allah’ım."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: "-Ey Musa!- Muhakkak ki ben, (hiçbir kimsenin mağlup edemeyeceği) mutlak güç sahibi Aziz, yaratmamda, takdirimde ve şeriatımda hikmet sahibi olan Allah'ım."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَأَلْقِ عَصَاكَ ۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّۭ وَلَّىٰ مُدْبِرًۭا وَلَمْ يُعَقِّبْ ۚ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ
“Asanı bırak.” Onun ince yılanmış gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmaksızın dönüp gitti. “Korkma ey Mûsâ, çünkü benim katımda rasûller korkmaz.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
"Asanı at!" Musa emre itaat edip asayı yere attı. Musa asasını yılan gibi kıvrılıp, hareket ettiğini görünce arkasına dönüp bakmadan kaçtı. Ardından Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: "Ondan korkma! Çünkü Benim yanımda resuller ne bir yılandan ve ne de başka bir şeyden korkarlar."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًۢا بَعْدَ سُوٓءٍۢ فَإِنِّى غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ
“Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa; bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ancak, kim günah işleyerek kendi nefsine zulmeder, sonra da tövbe eder ise; muhakkak ki ben ona karşı çok bağışlayıcıyım, çok merhamet ediciyim.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍۢ ۖ فِى تِسْعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِۦٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ
“Elini koynuna sok. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Şüphesiz onlar fasık bir kavimdir.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Gömleğinin yakasından boyun tarafından elini koynuna sok ve çıkardığında alaca (abraş) hastalığı olmadan kar gibi bembeyaz çıksın. Bu sana verilen ve senin doğruluğunu ispat eden dokuz mucizeden birisidir. -Elinin bembeyaz çıkması mucizesi ile birlikte sana verilen dokuz mucize başlıca şöyledir: Âsa, başlarına gelen felaketler, tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan- Bunlar Firavun ve kavminin başına gelmiş olaylardır. Çünkü onlar Allah'a küfredip O'na itaatten çıkmış bir topluluktur.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةًۭ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince; “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Nitekim Musa'yı desteklediğimiz mucizelerimiz apaçık görünür bir şekilde gözlerinin önüne gelince şöyle dediler: "Musa'nın getirmiş olduğu bu mucizeler, apaçık bir sihirdir."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًۭا وَعُلُوًّۭا ۚ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ
Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bu apaçık mucizeleri inkâr edip, kabul etmediler. Hâlbuki gönülleri bu delillerin/mucizelerin hak ve Allah'tan olduğuna kanaat getirmişti. Zulüm ve hakka karşı kibirleri yüzünden onları inkâr ettiler. -Ey Resul!- Küfürleri ve günahları sebebi ile bozguncuların yeryüzündeki sonlarına bir bak. Biz onların hepsini helak ederek, yok ettik.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ عِلْمًۭا ۖ وَقَالَا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍۢ مِّنْ عِبَادِهِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Andolsun biz Dâvud’a ve Süleyman’a bir ilim verdik. İkisi de: “Bizi mümin kullarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamdolsun” dediler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Dâvûd'a ve oğlu Süleyman'a ilim vermiştik. Bu ilimden biri de kuşlarla konuşma ilmidir. Dâvûd ve Süleyman, Allah Azze ve Celle'ye şükrederek şöyle demişlerdi: "Bize özel bir ilim ve peygamberlik lutfederek bizi Mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah'a hamdolsun.''
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَوَرِثَ سُلَيْمَٰنُ دَاوُۥدَ ۖ وَقَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ ٱلطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىْءٍ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْمُبِينُ
Süleyman, Dâvud’a mirasçı olmuş; "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi." demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman, babası Dâvûd'a peygamberlikte, ilimde ve krallıkta mirasçı oldu. Allah Teâlâ'nın kendisine ve babasına olan nimetinden bahsederek şöyle dedi: "Ey insanlar! Allah bize kuşların dilini öğretti ve bize peygamberlere ve krallara verdiği her şeyden verdi. Şüphesiz her noksanlıktan münezzeh olan Allah Teâlâ'nın bize bahşetmiş olduğu bu şey apaçık bir lütfudur."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَحُشِرَ لِسُلَيْمَٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ وَٱلطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı. Hepsi birlikte sevkediliyorlardı.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman'ın insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusu toplandı ve hepsi düzenli bir şekilde sevk ediliyordu.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوْا۟ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌۭ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمْلُ ٱدْخُلُوا۟ مَسَٰكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca; “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler.” dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Nihayet karınca vadisine (Şam'da bir yer) geldikleri zaman, karıncalardan bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler. Zira sizi fark ederlerse üzerinize basmazlar."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًۭا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًۭا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni, bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman, onun (karıncanın) sözünü duyduğu zaman bu sözüne tebessüm ederek güldü ve Rabbi -Subhânehu ve Teâlâ-'ya dua ederek şöyle dedi: "Rabbim! Bana ve anama babama verdiğin nimetine şükretmem için beni muvaffak kıl ve bana ilham et. Razı olduğun salih ameli işlemeye beni muvaffak kıl. Ve yine beni rahmetinle iyi kullarının arasına kat."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ ٱلْغَآئِبِينَ
Kuşları denetledi ve: "Neden Hüdhüd'ü göremiyorum? Yoksa kayıplardan mı oldu? dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman kuşları denetledi ve; "Hudhud'u neden göremiyorum?" dedi. "Onu görmeme mani olan bir şey mi beni engelledi yoksa kayıplara mı karıştı?"
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًۭا شَدِيدًا أَوْ لَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓ أَوْ لَيَأْتِيَنِّى بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ
“Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım ya da keseceğim.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman için Hudhud'un kayıp olduğu kesin olarak ortaya çıkınca şöyle dedi: "Ona çok kötü bir şekilde eziyet vereceğim. Ya da kaybolduğu için ceza olarak onu keseceğim. Yahut da bana kaybolmasındaki mazeretini apaçık bir şekilde ortaya koyacağı bir delil getirecek."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍۢ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍۭ بِنَبَإٍۢ يَقِينٍ
Derken hüdhüd çok geçmeden geldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Çok geçmeden Hudhud geldi ve Süleyman -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Ben, senin bilmediğin önemli bir bilgiye ulaştım ve sana Sebe'den doğru ve içinde şek olmayan bir haber getirdim."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنِّى وَجَدتُّ ٱمْرَأَةًۭ تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَىْءٍۢ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌۭ
Ben, onlara hükmeden, kendisine her şeyden (bolca) verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın buldum.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlara hükümdarlık eden bir kadın buldum. Bu kadına hükümdarlık ve otorite ile ilgili her türlü güç ve kuvvet verilmişti. Onun üzerine oturup toplumunun işlerini idare ettiği büyük bir tahtı vardı.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ
"Onu ve kavmini Allah’tan başka Güneşe secde eder buldum. Şeytan onlara amellerini süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuş. Onun için onlar doğru yola gelemiyorlar."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bu kadını ve kavmini Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı bırakıp Güneş'e secde eder halde buldum. şeytan, onlara şirk olan amelleri ve günahları süslü göstermiş ve böylece onları hak yoldan çıkarmıştır. Bunun için onlar doğru yolu bulamıyorlar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
أَلَّا يَسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخْرِجُ ٱلْخَبْءَ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
“Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (Şeytan onları yoldan çıkarmış.)”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Göklerde sakladığı yağmurları ve yerdeki bitkileri ortaya çıkaran, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz amelleri bilen Allah Teâlâ'ya secde etmesinler diye şeytan onlara içinde şirk olan amelleri ve günahları güzel gösterdi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ ۩
“Allah odur ki, ondan başka (hak) ilâh yoktur. Azîm olan Arş’ın Rabbidir.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
O'ndan başka hak mabut (ilah) yoktur. O büyük arşın Rabbidir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
۞ قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ
Süleyman, Hüdhüd'e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman -aleyhisselam- Hudhud'e şöyle demişti: "İddia ettiğinde doğru mu söylüyorsun yoksa yalancılardan mısın göreceğiz."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱذْهَب بِّكِتَٰبِى هَٰذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَٱنظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ
"Şu mektubumu götür, onlara at, sonra da onlardan bir tarafa çekil; böylelikle bir bakıver, neye başvuracaklar?"
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman bir mektup yazdı, onu Hudhud'e teslim etti ve ona şöyle dedi: "Bu mektubumu Sebe ehline götür ve onu kendilerine at. Sonra da onları duyacağın şekilde biraz uzak dur. Bu mektup hakkında ne sonuca varacaklarına bak!"
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ إِنِّىٓ أُلْقِىَ إِلَىَّ كِتَٰبٌۭ كَرِيمٌ
Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kraliçe mektubu aldı ve şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Gerçekten bana çok önemli ve değerli bir mektup bırakıldı."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّهُۥ مِن سُلَيْمَٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
O; Süleyman’dan, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (başlıyor).
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bu mektup Süleyman'dandır. Muhtevası Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla başlamaktadır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
أَلَّا تَعْلُوا۟ عَلَىَّ وَأْتُونِى مُسْلِمِينَ
"Bana baş kaldırmayın, teslimiyet gösterip bana gelin." diye (yazmaktadır).
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Asla kibirlenip, büyüklenmeyin. Yüce Allah'ı birlemek ve O'na şirk koşmayı terk etmek adına sizlere yaptığım davetime boyun eğerek ve teslimiyet göstererek gelin. Zira sizler, Yüce Allah ile birlikte Güneş'e tapıp, ibadet etmekteydiniz.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَفْتُونِى فِىٓ أَمْرِى مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّىٰ تَشْهَدُونِ
“Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kraliçe şöyle dedi: "Ey ileri gelenler ve efendiler! Bu işimde bana isabetli olan görüşü açıklayın. Siz hazır olmadıkça ve açık bir şekilde görüşünüzü ortaya koymadıkça bir iş hakkında kesin karar vermem."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالُوا۟ نَحْنُ أُو۟لُوا۟ قُوَّةٍۢ وَأُو۟لُوا۟ بَأْسٍۢ شَدِيدٍۢ وَٱلْأَمْرُ إِلَيْكِ فَٱنظُرِى مَاذَا تَأْمُرِينَ
Dediler ki: "Biz güçlü ve çetin savaşçı kimseleriz. Emir ise senindir. Artık neyi emredeceğine bak."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kavminin ileri gelenleri ona şöyle dediler: "Biz çok büyük kuvvet sahibi ve savaşta çok çetin ve zorluk sahibi kimseleriz. Buyruk ise senindir. Artık bize ne buyuracağını sen karar ver, biz onu yapmaya güç yetiririz."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَتْ إِنَّ ٱلْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا۟ قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا وَجَعَلُوٓا۟ أَعِزَّةَ أَهْلِهَآ أَذِلَّةًۭ ۖ وَكَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ
"Şüphesiz hükümdarlar bir şehre girdiklerinde onu harap ederler. Ahalisinin şereflilerini zelil kılarlar. Gerçekten de onlar böyle yaparlar."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kraliçe şöyle dedi: "Şüphesiz hükümdarlar bir memlekete girdikleri zaman; öldürerek, yağmalayarak ve talan ederek oraları ifsat ederler. O memleketlerin izzetli ve kuvvet sahibi efendilerini ve ileri gelenlerini zelil ederler. Hükümdarlar üstün geldikleri memleketin ahalisinin içine korkuyu ve heybeti yerleştirmek için daima böyle yaparlar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَإِنِّى مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍۢ فَنَاظِرَةٌۢ بِمَ يَرْجِعُ ٱلْمُرْسَلُونَ
“Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
"Şüphesiz ben bu mektubun sahibine ve kavmine bir hediye göndereceğim. Elçilerin bu hediyeden sonra ne haberle döneceklerine bakacağım."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَلَمَّا جَآءَ سُلَيْمَٰنَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍۢ فَمَآ ءَاتَىٰنِۦَ ٱللَّهُ خَيْرٌۭ مِّمَّآ ءَاتَىٰكُم بَلْ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ
"(Elçi) Süleyman'a geldiğinde (Süleyman ona) şöyle dedi: "Bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Belki kendi hediyenizle siz sevinirsiniz."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kraliçenin elçisi ve onunla beraber olan yardımcıları taşıdıkları hediyelerle Süleyman'a geldikleri zaman, Süleyman -aleyhisselam- kendisine hediye getirilmesini hoş karşılamayarak şöyle dedi: "Beni kendinizden alıkoymak için bana mal ile yardımda mı bulunuyorsunuz? Allah'ın bana verdiği peygamberlik, krallık ve mal size verdiklerinden daha hayırlıdır. Muhakkak siz, dünya malından size verilen hediyeler ile sevinmektesiniz."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱرْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُم بِجُنُودٍۢ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُم مِّنْهَآ أَذِلَّةًۭ وَهُمْ صَٰغِرُونَ
“Dön onlara! Andolsun üzerlerine karşı duramayacakları ordularla geleceğiz ve onları –andolsun- oradan zelil ve küçük düşmüşler olarak çıkartacağız.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman -aleyhisselam- (kraliçenin) elçisine şöyle dedi: "Getirmiş olduğun hediye ile onların yanına geri dön. Muhakkak ki biz, karşı duramayacakları bir orduyla kraliçeye ve kavmine geleceğiz. Eğer boyun eğerek bana gelmezler ise, izzet içindeyken onları aşağılık bir halde, küçük düşürerek Sebe'den çıkaracağız."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَيُّكُمْ يَأْتِينِى بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِى مُسْلِمِينَ
Süleyman: “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman -aleyhisselam- mülkü/krallığı altında bulunan söz sahiplerine hitap ederek şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Onlar boyun eğip gelmeden önce, kraliçelik tahtını hanginiz bana getirebilir?"
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَ عِفْرِيتٌۭ مِّنَ ٱلْجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ ۖ وَإِنِّى عَلَيْهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌۭ
Cinlerden bir ifrit; ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim.” dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Cinlerin azgın olanlarından biri şöyle diyerek cevap verdi: "Sen içinde bulunduğun bu yerinden kalkmadan önce ben onun tahtını sana getiririm. Gerçekten benim onu taşımaya gücüm yeter, içindekiler konusunda da güvenilirim. Ve onlardan herhangi bir şey eksiltmem."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَ ٱلَّذِى عِندَهُۥ عِلْمٌۭ مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ ۚ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَٰذَا مِن فَضْلِ رَبِّى لِيَبْلُوَنِىٓ ءَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ ۖ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّى غَنِىٌّۭ كَرِيمٌۭ
Kitaptan bilgisi olan biri; “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm.” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim Ğanîdir, Kerîmdir.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman -aleyhisselam-'ın yanında, kitapta yazılı olan ilimler hakkında bilgi sahibi olan salih ve âlim bir adam vardı. Bu adam, kendisi ile dua edildiğinde Allah Teâlâ'nın duaya icabet edeceği ism-i azamı bilmekteydi. Süleyman -aleyhisselam-'a, "Ben onun tahtını gözünü açıp kapamadan önce Allah'a dua ederek onu sana getiririm." dedi ve ardından Yüce Allah'a dua etti. Allah Teâlâ da onun bu duasına icabet etti. Süleyman onun tahtını yanında kurulmuş olarak görünce şöyle dedi: "Bu, nimetlerine şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbim -Subhânehu ve Teâlâ-'nın bana bir lütfudur. Kim Allah'a şükrederse muhakkak şükrünün faydası kendisine döner. Yüce Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Kulların kendisine yapmış oldukları şükürleri O'na bir fayda vermez. Kim de Yüce Allah'ın nimetlerine şükretmez ise şüphesiz ki benim Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir, O çok cömerttir. Nankörlük edene bile nimet vermesi O'nun cömertliğindendir."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَ نَكِّرُوا۟ لَهَا عَرْشَهَا نَنظُرْ أَتَهْتَدِىٓ أَمْ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ
Dedi ki: “Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım (kendi tahtı olduğunu) bulabilecek mi, yoksa bulamayanlardan mı olacak?”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Süleyman -aleyhisselam- şöyle dedi: "Onun hüküm sürdüğü tahtını kendi şeklinden başka bir şekle çevirin bakalım. Geldiği zaman onu tanıyabilecek mi yoksa tanımayanlardan mı olacak?"
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَلَمَّا جَآءَتْ قِيلَ أَهَٰكَذَا عَرْشُكِ ۖ قَالَتْ كَأَنَّهُۥ هُوَ ۚ وَأُوتِينَا ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ
Belkıs gelince; “Senin tahtın böyle mi?” denildi. “O da: “Sanki bu odur” bize bundan önce ilim verilmiş olup, biz teslim olanlardan olmuştuk.” dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Sebe kraliçesi Süleyman'a geldiği zaman imtihan olması için kendisine şöyle denildi: "Bu senin tahtın gibi mi?" O da kendisine sorulan sorunun aynısıyla cevap verdi: "Sanki bu odur!" Bunun üzerine Süleyman -aleyhisselam- şöyle dedi: "Allah Teâlâ daha önce bunun gibi işlerde kudreti hakkında bize ilim vermişti. Biz de Allah'ın emrine boyun eğmiştik ve O'na itaat etmiştik."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعْبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ إِنَّهَا كَانَتْ مِن قَوْمٍۢ كَٰفِرِينَ
"Daha önce Allah’tan başka ibadet ettiği şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o kâfir bir kavimden idi."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kavmine tabi olarak ve onları taklit ederek Allah'tan başka ibadet ettiği şeyler, onun Allah Teâlâ'yı birlemesine engel olmuştu. Şüphesiz o (Belkıs), Allah'a karşı kâfir olan bir kavimdendi ve kendisi de onlar gibi kâfirdi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قِيلَ لَهَا ٱدْخُلِى ٱلصَّرْحَ ۖ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةًۭ وَكَشَفَتْ عَن سَاقَيْهَا ۚ قَالَ إِنَّهُۥ صَرْحٌۭ مُّمَرَّدٌۭ مِّن قَوَارِيرَ ۗ قَالَتْ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Ona; “Köşke gir!” denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman ona; “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür.” dedi. Belkıs: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ona şöyle denildi: "Köşke/saraya gir." Kraliçe sarayın zeminini görünce, onu su zannetmişti ve suya girmek için eteğini topladı. Süleyman -aleyhisselam- şöyle dedi: "Bu billurdan yapılmış pürüzsüz, dümdüz bir saraydır." Ve onu İslam'a davet etti. Kraliçe, Süleyman'ın onu davet ettiği bu dini kabul edip şöyle diyerek ona icabet etti: "Rabbim! Ben seninle beraber senden başkasına ibadet ederek kendime zulmetmişim. Süleyman ile beraber mahlukatın hepsinin Rabbi olan Allah'a ben de boyun eğdim, teslim oldum."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ
Andolsun biz, “Allah’a ibadet edin!” diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i, peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün?Onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Muhakkak ki Biz Semûd kavmine, soy bakımından kardeşleri olan Salih -aleyhisselam-'ı yalnız Allah'a ibadet edin diye uyarması için gönderdik. Bir de ne görsün? Onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. Biri Mümin bir topluluk, diğeri kâfir. Her biri hangisi hak üzere olduğu hususunda birbirleriyle çekişiyorlar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالَ يَٰقَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ ۖ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Dedi ki: “Kavmim, iyilikten önce ne diye kötülüğün çabuk gelmesini istersiniz?Allah’tan mağfiret dilemelisiniz değil mi? Belki size merhamet olunur.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Niçin rahmetten önce azabın gelmesini istiyorsunuz? Size merhamet etmesini ümit ederek Allah Teâlâ'dan günahlarınızın bağışlanmasını istemez misiniz?"
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالُوا۟ ٱطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَ ۚ قَالَ طَٰٓئِرُكُمْ عِندَ ٱللَّهِ ۖ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌۭ تُفْتَنُونَ
Dediler ki: “Sen ve sana uyanlar bize uğursuzluk getirdiniz.” Dedi ki: Sizin uğursuzluğunuz Allah nezdindedir. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz.” dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kavmi hakka karşı inat ederek ona şöyle dedi: "Seninle ve beraberindeki Müminlerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Başınıza gelen sıkıntılar sebebiyle uğur getirmesi için uçurduğunuz kuşların ilmi Allah katındadır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Muhakkak sizler; size verilen çok hayırlar ve başınıza gelen şerlerle imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَكَانَ فِى ٱلْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍۢ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
O şehirde yeryüzünde bozgunculuk yapan fakat ıslah etmeyen dokuz kişi vardı.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Hicr şehrinde günah ve küfürle bozgunculuk yapan dokuz kişi vardı. Bunlar yeryüzünde iman edip, salih ameller işleyerek ıslah etmeyen kimselerdi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالُوا۟ تَقَاسَمُوا۟ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ أَهْلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
Onlar kendi aralarında Allah adına yemin ederek dediler ki: “Ona ve aile halkına gece baskın yapalım. Sonra da velisine: Biz aile halkının helak edildikleri yere bile tanık olmadık. Biz gerçekten doğru söyleyenlerdeniz, diyelim.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Birbirlerine şöyle dediler: "Sizden her biriniz gece onun evine geleceğine dair Allah adına yemin etsin. Ardından hep birlikte onu ve ailesini öldürelim. Sonra da onun kan davasını güden velisine şöyle diyelim: Biz Salih ve ailesinin öldürülmesi sırasında hazır bulunmadık. Gerçekten biz söylediğimiz sözde doğru söyleyen kimseleriz.''
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَمَكَرُوا۟ مَكْرًۭا وَمَكَرْنَا مَكْرًۭا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Onlar tuzak kurdular. Biz de –onlar fark etmeksizin- bir tuzak kurduk.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Salih'i ve Müminlerden ona tabi olanları öldürmek için bir tuzak kurdular. Biz de onun kavminden kâfir olanları helak etmek için onlar fark etmeden, ona kurdukları tuzaklarından kurtarmak için bir tuzak kurmuştuk.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
Sûre Hakkında
Neml Sûresi, bilgi ve iktidarın şükürle yönetilmediğinde nasıl sınava dönüştüğünü anlatır. Adını, Hz. Süleyman'ın ordusunu gören bir karıncanın diğerlerini yuvalarına girmeleri için uyarmasından alır. Süleyman'ın karıncanın sözünü anlaması üzerine gülümsemesi ve kendisine verilen nimete şükretmek için dua etmesi, gücün küçük varlıkları ezme hakkı vermediğini gösteren ince bir sahnedir. Sûrede Hz. Mûsâ'nın ateş gördüğü yerde vahiy alması, Hz. Sâlih ve Hz. Lût'un kavimleri, Hz. Dâvûd ile Süleyman'a verilen bilgi anlatılır. Hüdhüd kuşunun Sebe ülkesinden getirdiği haber, bilgi doğrulama ve iletişim sürecinin parçasıdır. Süleyman hemen cezalandırmak yerine hüdhüdün doğru söyleyip söylemediğini sınar; ardından Sebe melikesine bir mektup gönderir. Melikenin danışma yapması, hediyeyle tepkiyi ölçmesi ve sonunda gerçeği kabul etmesi, kıssayı basit bir fetih hikâyesinden daha zengin hâle getirir. Tahtın getirilmesi ve camdan zeminin su sanılması gibi sahneler, insan algısının kolayca yanılabileceğini hatırlatır. Süleyman bu olağanüstü imkânları kendi bağımsız gücü gibi sunmaz; "Bu Rabbimin lütfundandır, şükredecek miyim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak içindir" der. Neml Sûresi'nde iktidarın meşruiyeti gösterişli yapılarla değil, şükür, adalet ve hakikate açıklıkla ölçülür. Karınca, kuş, kraliçe ve peygamber aynı anlatıda farklı bilgi düzeyleriyle yer alır. Böylece sûre, insanı merkezde tek bilen varlık sanan bakışı da sarsar; yaratılmışların her biri ilâhî düzen içinde anlamlı bir konuma sahiptir.
Ana Temalar
- Hz. Süleyman, karınca ve şükür duası
- Hüdhüdün haberi ve bilgi doğrulama
- Sebe melikesi ve danışma
- Gücün nimet ve imtihan oluşu
- Hz. Mûsâ, Sâlih ve Lût kıssaları
Ne Zaman Okunur?
Neml Sûresi'nin belli bir dilek veya başarı için özel sayıda okunmasına dair sahih bir zorunluluk yoktur. Yönetim, danışma, bilgi doğrulama, çevre ve hayvanlarla ilişki gibi başlıklar üzerinde düşünürken okunabilir. Hz. Süleyman kıssasındaki olağanüstü unsurları dünyevî güç elde etme tekniğine çevirmek yerine, nimetin şükür ve hesap sorumluluğu doğurduğu mesajı öne alınmalıdır.
Bilgi doğrulama ve danışma sahneleri
Hüdhüdün Sebe'den getirdiği haber hemen kesin hükme dönüşmez; Hz. Süleyman doğruluğunu sınayacağını söyler. Sebe melikesi de tek başına karar vermek yerine çevresine danışır. Kıssa, vahiy dışındaki bilgilerin kaynak kontrolü, istişare ve sonuçları ölçme süreçlerinden geçmesi gerektiğini gösterir. Hızlı haber çağında bu ayrıntılar özellikle değerlidir.
Süleyman kıssasını güç kazanma tekniğine çevirmemek
Tahtın getirilmesi, cinler ve olağanüstü imkânlar kimi popüler anlatılarda dünyevî güç formülü gibi kullanılabilir. Kur'an'ın vurgusu ise ters yöndedir: Süleyman bütün bunları Rabbinden bir lütuf ve şükür sınavı sayar. Kıssanın ahlâkî merkezi, olağanüstülüğü taklit etmek değil, güç arttıkça sorumluluk ve tevazunun da artmasıdır.
Hızlı Bağlantılar
Sık Sorulan Sorular
Neml ne demektir?
"Neml", karınca demektir. Hz. Süleyman'ın ordusu yaklaşırken bir karıncanın topluluğunu uyarması ve Süleyman'ın bu sözü anlayıp şükür duası etmesi sebebiyle sûre bu adla anılır.
Hz. Süleyman hüdhüdün haberine hemen inanmış mıdır?
Hayır. Hüdhüd Sebe ülkesinden haber getirdiğinde Süleyman, doğru söyleyip söylemediğini sınayacağını belirtir. Bu ayrıntı, önemli bir bilginin kaynağı ne kadar dikkat çekici olursa olsun doğrulanması gerektiğine işaret eder.
Sebe melikesi kıssasının ana mesajı nedir?
Kıssa güç, danışma, diplomasi ve hakikati kabul etme temalarını birleştirir. Melike çevresiyle görüşür, gelişmeleri değerlendirir ve sonunda gördüğü deliller karşısında kendi yanlışını kabul eder. Anlatı onu tek boyutlu bir düşman figürüne indirgemez.
Neml 19'daki şükür duası kime aittir?
Hz. Süleyman, karıncanın sözünü anlayınca Allah'ın kendisine ve anne babasına verdiği nimete şükretmeyi, razı olunacak iyi işler yapmayı ve rahmetle salih kullar arasına katılmayı ister.
Sebe melikesinin adı Kur'an'da geçer mi?
Kur'an metni melikenin kişisel adını vermez. "Belkıs" adı sonraki tarih ve tefsir geleneğinde yaygınlaşmıştır. Metnin odağı adı değil, yönetim tarzı, danışması ve hakikat karşısındaki dönüşümüdür.