Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

25. Sûre · Mekke · 77 Ayet

الفرقان

FURKÂN SÛRESİ

Ölçüt

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

تَبَارَكَ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِۦ لِيَكُونَ لِلْعَٰلَمِينَ نَذِيرًا

Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah ne yücedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَبَارَكَpek kutludur
ٱلَّذِىindiren
نَزَّلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْفُرْقَانَFurkanı
عَلَىٰüzerine
عَبْدِهِۦkulu
لِيَكُونَolması için
لِلْعَٰلَمِينَalemlere
نَذِيرًاuyarıcı

Kulu ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, insanlara ve cinlere elçi olması ve onları azap ile korkutması için hak ile batılı birbirinden ayıran Kur'an'ı indiren Allah Teâlâ'nın hayrı ne çok ve şanı ne kadar yücedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًۭا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌۭ فِى ٱلْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍۢ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًۭا

Göklerin ve yerin hükümranlığı O'na mahsustur. Hiçbir oğul edinmemiştir ve hükümranlıkta hiçbir ortağı yoktur. Her şeyi o yaratmış ve bir düzen içinde O takdir etmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِىöyle ki
لَهُۥO'nundur
مُلْكُmülkü
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَلَمْve
يَتَّخِذْO edinmemiştir
وَلَدًۭاbir çocuk
وَلَمْve
يَكُنyoktur
لَّهُۥO'nun
شَرِيكٌۭortağı
فِىmülkünde
ٱلْمُلْكِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَخَلَقَve yaratmıştır
كُلَّher
شَىْءٍۢşeyi
فَقَدَّرَهُۥve takdir etmiştir ona
تَقْدِيرًۭاölçü biçim ve düzen

Göklerin ve yerin mülkü (ve hükümranlığı) sadece O'na aittir. O; bir oğul edinmemiştir ve O'nun mülkünde (ve hükümranlığında) bir ortağı yoktur. Her şeyi O yaratmış, ilminin ve hikmetinin bir gereği olarak her şeyin yaratılışını O, münasip bir şekilde takdir etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

وَٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةًۭ لَّا يَخْلُقُونَ شَيْـًۭٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ ضَرًّۭا وَلَا نَفْعًۭا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًۭا وَلَا حَيَوٰةًۭ وَلَا نُشُورًۭا

(Kâfirler) O’nu (Allah'ı) bırakıp, hiçbir şey yaratamayan, bilâkis kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile bir zarar veya yarar sağlayamayan, öldürmeye de, yaşatmaya da, yeniden diriltmeye de güçleri olmayan ilahlar edindiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتَّخَذُوا۟ve edindiler
مِنO'ndan ayrı olarak
دُونِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَالِهَةًۭbirtakım tanrılar
لَّاyaratmayan
يَخْلُقُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًۭٔاhiçbir şey
وَهُمْve kendileri
يُخْلَقُونَyaratılan
وَلَاve
يَمْلِكُونَgüçleri yetmeyen
لِأَنفُسِهِمْkendilerine dahi
ضَرًّۭاzarar vermeye
وَلَاne de
نَفْعًۭاyarar vermeye
وَلَاve
يَمْلِكُونَgüçleri yetmeyen
مَوْتًۭاöldüremeye
وَلَاne de
حَيَوٰةًۭyaşatamaya
وَلَاve ne de
نُشُورًۭا(ölüleri diriltip) kaldıramaya

Müşrikler, Allah'ı bırakıp küçük ya da büyük hiçbir şey yaratamayan bilakis kendileri yaratılmış olan ilahlar edindiler. Allah Teâlâ onları yoktan yaratmıştır. Onlar, kendilerinden zararı savamadıkları gibi kendileri için bir fayda da sağlayamazlar. Aynı şekilde onlar, dirileri öldürmeye ve ölüleri diriltip kabirlerinden çıkartmaya da güç yetiremezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ ٱفْتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيْهِ قَوْمٌ ءَاخَرُونَ ۖ فَقَدْ جَآءُو ظُلْمًۭا وَزُورًۭا

Kâfirler dediler ki: “Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır. Ona başka bir topluluk da bunun için yardım etmiştir.” Muhakkak onlar zulmettiler, asılsız bir iddiada bulundular.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)
إِنْdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّآbaşka bir şey
إِفْكٌyalandan
ٱفْتَرَىٰهُonu uydurdu
وَأَعَانَهُۥve yardım etti
عَلَيْهِkendisine
قَوْمٌbir topluluk
ءَاخَرُونَbaşka
فَقَدْböylece
جَآءُوvardılar
ظُلْمًۭاkesin bir haksızlığa
وَزُورًۭاve iftiraya

Allah'ı ve resulüne iman etmeyip, kafir olanlar: "Bu Kur'an; Muhammed'in bir iftira olarak uydurduğu ve Allah'a nispet ettiği bir yalandan başka bir şey değildir. Bunu uydurmak hususunda başka insanlar da ona yardım etmiştir." dediler. Bu kâfirler; batıl bir söz olarak iftira attılar. Kur'an, Allah'ın kelamıdır. Bir insanın yahut bir cinin, onun bir benzerini getirmesi mümkün değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَقَالُوٓا۟ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ٱكْتَتَبَهَا فَهِىَ تُمْلَىٰ عَلَيْهِ بُكْرَةًۭ وَأَصِيلًۭا

Ve dediler ki: “(Bu) öncekilerin masallarıdır. Onu başkalarından alıp yazmıştır. Onlar sabah akşam kendisine okunmaktadır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوٓا۟ve dediler
أَسَٰطِيرُmasalları
ٱلْأَوَّلِينَevvelkilerin
ٱكْتَتَبَهَاonları yazmış
فَهِىَonlar
تُمْلَىٰyazdırılıyor
عَلَيْهِkendisine
بُكْرَةًۭsabah
وَأَصِيلًۭاve akşam

Kur'an'ı yalanlayan bu kimseler yine şöyle dediler: "Kur'an; Muhammed'in öncekilerden aktardığı, masallardır ve bu; (Kur'an) gündüzün başında ve sonunda ona okunmaktadır." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

قُلْ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًۭا رَّحِيمًۭا

(Rasûlüm!) De ki: 'Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.'

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَنزَلَهُonu indirdi
ٱلَّذِىbilen
يَعْلَمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسِّرَّgizleri
فِىgöklerdeki
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerdeki
إِنَّهُۥşüphesiz o
كَانَçok bağışlayandır
غَفُورًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَّحِيمًۭاçok esirgeyendir

Ey Resul! O yalanlayanlara de ki: "Kur'an'ı, göklerde ve yerdeki her şeyi bilen Yüce Allah indirmiştir. O, sizin iddia ettiğiniz gibi uydurulmuş değildir." Ardından Yüce Allah, onları tövbeye davet ederek şöyle buyurmuştur: "Allah, kullarından tövbe edenleri çokça bağışlayandır, onlara karşı çokça merhametlidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَقَالُوا۟ مَالِ هَٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأْكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشِى فِى ٱلْأَسْوَاقِ ۙ لَوْلَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌۭ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا

"Bu nasıl bir peygamber?" dediler. "Yemek yiyor, pazarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
مَالِne oluyor ki?
هَٰذَاbu
ٱلرَّسُولِelçiye
يَأْكُلُyiyor
ٱلطَّعَامَyemek
وَيَمْشِىve geziyor
فِىçarşılarda
ٱلْأَسْوَاقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَوْلَآdeğil mi?
أُنزِلَindirilmeli
إِلَيْهِona
مَلَكٌۭbir melek
فَيَكُونَolsun
مَعَهُۥkendisiyle beraber
نَذِيرًاuyarıcı

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yalanlayan müşrikler şöyle dediler: "Diğer insanlar gibi yemek yiyen ve çarşılarda geçineceği ihtiyacını temin etmek için dolaşan ve kendisinin Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu iddia eden bu kimse nasıl bir peygamber olabilir? Allah, bu peygamber ile birlikte ona yardım edecek ve onu doğrulayacak bir melek indirmeli değil miydi?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

أَوْ يُلْقَىٰٓ إِلَيْهِ كَنزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةٌۭ يَأْكُلُ مِنْهَا ۚ وَقَالَ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًۭا مَّسْحُورًا

“Yahut ona bir hazine verilmeli ya da mahsullerinden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil miydi?” Zalimler: “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوْyahut değil mi?
يُلْقَىٰٓatılmalı
إِلَيْهِüstüne
كَنزٌbir hazine
أَوْyahut
تَكُونُolmalı değil mi?
لَهُۥkendisinin
جَنَّةٌۭbir bahçesi
يَأْكُلُyiyeceği
مِنْهَاondan (ürününden)
وَقَالَve dediler ki
ٱلظَّٰلِمُونَzalimler
إِنsiz uymuyorsunuz
تَتَّبِعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
رَجُلًۭاbir adam(dan)
مَّسْحُورًاbüyülenmiş

"Yahut kendisine gökten bir hazine verilmeli veya mahsullerinden yiyeceği bir bahçesi olmalıydı. Böylece rızkını talep etmek için çarşı pazarda dolaşmaya ihtiyaç duymazdı." (Ayrıca) o zalimler (müminlere): "Ey Müminler! Siz, ancak büyü sebebi ile aklına yenik düşmüş bir adama uymaktasınız!" dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَٰلَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًۭا

Bir bak, onlar sana nasıl misaller getirip sapıklığa düştüler? Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱنظُرْbak
كَيْفَnasıl
ضَرَبُوا۟misal verdiler
لَكَsenin için
ٱلْأَمْثَٰلَbenzetmelerle
فَضَلُّوا۟saptılar
فَلَاartık
يَسْتَطِيعُونَbulamazlar
سَبِيلًۭاyolu

Ey Resul! Onların seni asılsız vasıflarla nasıl vasfettiklerine şaşkınlıkla bir bak! Onlar (Senin hakkında); büyücü, deli ve cinli dediler. Bu sebeple haktan saptılar. Onlar, hidayet yoluna tutunmaya ve senin doğruluğunu ve eminliğini karalamaya asla güç yetiremeyeceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

تَبَارَكَ ٱلَّذِىٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًۭا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَيَجْعَل لَّكَ قُصُورًۢا

Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah çok yücedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَبَارَكَyücedir
ٱلَّذِىٓO ki
إِنeğer
شَآءَdilerse
جَعَلَverir
لَكَsana
خَيْرًۭاdaha hayırlısını
مِّنbundan
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَنَّٰتٍۢbahçeler
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
وَيَجْعَلve yapar
لَّكَsenin için
قُصُورًۢاsaraylar

Dilerse sana onların sana teklif ettiklerinden daha iyisini, dünyada ağaçları ve saraylarının altından ırmaklar akan bahçeleri verecek olan Yüce Allah çok yücedir. Böylece sen o bahçelerin ağaçlarının meyvelerinden yersin. Sana ihsan etmiş olduğu saraylarda ise oturursun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

بَلْ كَذَّبُوا۟ بِٱلسَّاعَةِ ۖ وَأَعْتَدْنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِيرًا

Onlar zaten (kıyamet) saatini yalanlamışlardı. Kıyameti yalanlayanlar için alevli bir ateş hazırladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلْbilakis
كَذَّبُوا۟onlar yalanladılar
بِٱلسَّاعَةِ(duruşma) sa'atini
وَأَعْتَدْنَاve biz hazırlamışızdır
لِمَنkimselere
كَذَّبَyalanlayan
بِٱلسَّاعَةِsa'ati
سَعِيرًاalevli bir ateş

Onlardan ne hakkı talep ettiklerine ve ne de delilleri aradıklarına dair sözler sadır olmuştur. Aksine onlardan hasıl olan şey; kıyamet gününü yalanlamalarıdır. Biz de kıyamet gününü yalanlayan kimseler için alevi şiddetli olan büyük bir ateş hazırladık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

إِذَا رَأَتْهُم مِّن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍۢ سَمِعُوا۟ لَهَا تَغَيُّظًۭا وَزَفِيرًۭا

O ateş onları uzaktan görünce onun büyük bir öfke ile çıkaracağı şiddetli uğultusunu işiteceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذَاne zaman ki
رَأَتْهُمonları görünce
مِّنbir yerden
مَّكَانٍۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعِيدٍۢuzak
سَمِعُوا۟onlar işitirler
لَهَاbunun
تَغَيُّظًۭاöfkesini
وَزَفِيرًۭاve homurtusunu

Cehennem, kâfirler ona doğru sürülürken uzak bir mesafeden onları gördüğünde onlar, kendilerine karşı olan kızgınlığının şiddetinden dolayı cehennemin müthiş kaynamasını ve tedirgin edici sesini işitirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَإِذَآ أُلْقُوا۟ مِنْهَا مَكَانًۭا ضَيِّقًۭا مُّقَرَّنِينَ دَعَوْا۟ هُنَالِكَ ثُبُورًۭا

Onlar elleri boyunlarında bağlanıp, onun dar bir yerine atıldıklarında orada: “Ölüm” diye feryat ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَآve zaman
أُلْقُوا۟atıldıkları
مِنْهَاonun
مَكَانًۭاbir yerine
ضَيِّقًۭاdar
مُّقَرَّنِينَbağlı olarak
دَعَوْا۟çağırırlar
هُنَالِكَorada
ثُبُورًۭاhelâki

O kâfirler, elleri boyunlarında zincirlerle bağlanmış bir şekilde cehennemde dar bir yere atıldıkları zaman cehennemden kurtulmak için helak edilmelerini isteyerek kendi nefisleri aleyhine dua ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

لَّا تَدْعُوا۟ ٱلْيَوْمَ ثُبُورًۭا وَٰحِدًۭا وَٱدْعُوا۟ ثُبُورًۭا كَثِيرًۭا

“Bugün ölümü bir kere değil, birçok kere temenni edin!” (denilecek).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّاçağırmayın
تَدْعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْيَوْمَbugün
ثُبُورًۭاhelâki
وَٰحِدًۭاbir tek
وَٱدْعُوا۟çağırın
ثُبُورًۭاhelâki
كَثِيرًۭاbirçok

Ey Kâfirler! Bugün sadece bir kez helak edilmek için dua etmeyin. Aksine bir çok kez helak edilmek için dua edin. Fakat isteklerinize icabet edilmez. Aksine sizler, elem verici azap içerisinde ebedî olarak kalacaksınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

قُلْ أَذَٰلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ ٱلْخُلْدِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۚ كَانَتْ لَهُمْ جَزَآءًۭ وَمَصِيرًۭا

De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vadedilen Ebedilik Cenneti mi? Orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَذَٰلِكَbu mu?
خَيْرٌdaha iyi
أَمْyoksa
جَنَّةُcennet (mi?)
ٱلْخُلْدِebedi
ٱلَّتِىva'dedilen
وُعِدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُتَّقُونَmuttakilere
كَانَتْolan
لَهُمْonlar için
جَزَآءًۭmükafat
وَمَصِيرًۭاve varış yeri

Ey Resul! Onlara de ki: "Size vasfolunmuş olan azap mı yoksa nimetleri devamlı olan ve asla kesilmeyen ebedilik cenneti mi daha hayırlı? İşte bu (Ebedilik cenneti); Allah'ın, takva sahibi Mümin kullarına kıyamet günü vadettiği bir sevap (karşılık) ve dönüş yeridir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

لَّهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ خَٰلِدِينَ ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعْدًۭا مَّسْـُٔولًۭا

Onlara orada istedikleri vardır ve (orada) ebedi kalırlar. Bu Rabbinin üzerine, (yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّهُمْonlara vardır
فِيهَاorada
مَاne
يَشَآءُونَistiyorlarsa
خَٰلِدِينَve sürekli kalırlar
كَانَbu
عَلَىٰüzerine
رَبِّكَRabbinin
وَعْدًۭاbir va'didir
مَّسْـُٔولًۭاsorumluluk gerektiren

Bu cennetlerde diledikleri nimetlerden her şey onlar için bulunmaktadır. Bu; Allah'ın yerine getirilmesi istenilen vaadidir. Takva sahibi kulları, O'ndan bu vaadi isterler. Allah'ın vaadi kesinlikle gerçekleşecektir. O, vaadinden asla dönmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَقُولُ ءَأَنتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِى هَٰٓؤُلَآءِ أَمْ هُمْ ضَلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ

O gün Rabbin, onları ve Allah’tan başka ibadet ettiklerini bir araya toplar ve şöyle der: "Şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yoldan saptılar?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve gün
يَحْشُرُهُمْonları toplayacağı
وَمَاşeyleri
يَعْبُدُونَtaptıkları
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
فَيَقُولُder ki
ءَأَنتُمْsiz mi?
أَضْلَلْتُمْsaptırdınız
عِبَادِىkullarımı
هَٰٓؤُلَآءِbu
أَمْyoksa
هُمْkendileri (mi)
ضَلُّوا۟sapıttılar
ٱلسَّبِيلَyolu

Allah, yalanlayan o müşrikleri ve onların Allah'tan başka ibadet ettiklerini bir araya getirdiği gün o ibadet edilenlere bir azarlama olarak şöyle der: "Kullarıma, size ibadet etmelerini emrederek onları siz mi saptırdınız yoksa onlar kendileri mi saptılar?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ مَا كَانَ يَنۢبَغِى لَنَآ أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَآءَ وَلَٰكِن مَّتَّعْتَهُمْ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ نَسُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَكَانُوا۟ قَوْمًۢا بُورًۭا

Derler ki: “Seni tenzih ederiz. Senden başkalarını veliler edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onları ve babalarını faydalandırdın. Sonunda zikri unuttular ve helâk olan bir kavim oldular.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟derler ki
سُبْحَٰنَكَsenin şanın yücedir
مَاdeğildi
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَنۢبَغِىyaraşır
لَنَآbize
أَنedinmek
نَّتَّخِذَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنsenden başka
دُونِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْveliler
أَوْلِيَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنfakat
مَّتَّعْتَهُمْsen onları ni'metlendirdin
وَءَابَآءَهُمْve atalarını
حَتَّىٰkadar
نَسُوا۟unutuncaya
ٱلذِّكْرَanmayı
وَكَانُوا۟ve oldular
قَوْمًۢاbir topluluk
بُورًۭاhelaki hak eden

Allah'a ortak koşulup kendilerine ibadet edilenler şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Sen, bir ortağın olmasından münezzehsin. Bize, senden başkasını dostlar edinmek yakışmaz. Nasıl olur da kullarını, senden başkasına kulluk etmeye davet ederiz? Fakat sen, bu müşriklere dünyanın lezzetlerinden tattırdın. Onlardan önce de babalarına istidrac olması için nimetlerinden verdin de seni zikretmeyi unuttular. Böylece onlar, senden başkalarına kulluk ettiler ve azgınlıkları sebebi ile helak olmuş bir kavim oldular."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًۭا وَلَا نَصْرًۭا ۚ وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًۭا كَبِيرًۭا

İşte söylediklerinizde sizi yalanladılar. Artık ne üzerinizdeki azabı def edebilirsiniz, ne de bir yardıma güç yetirirsiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azabı tattırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَدْişte
كَذَّبُوكُمsizi yalanladılar
بِمَاşeyler
تَقُولُونَdedikleriniz
فَمَاartık
تَسْتَطِيعُونَgücünüz yetmez
صَرْفًۭا(azabı) geri çevirmeğe
وَلَاne de
نَصْرًۭاyardım bulabilirsiniz
وَمَنve kim
يَظْلِمzulmederse
مِّنكُمْsizden
نُذِقْهُona taddırırız
عَذَابًۭاbir azab
كَبِيرًۭاbüyük

Ey müşrikler! Allah'tan başka kendilerine ibadet ettiğiniz ve kendilerine davet ettiğiniz ilahlar, sizleri yalanlamıştır. Artık acizliğiniz sebebi ile ne azabınızı geri çevirmeye ve ne de bir yardım temin etmeye güç yetirebilirsiniz. Ey Müminler! Sizden kim Allah'a ortak koşmak ile zulmedecek olursa, az önce zikri geçenlere tattırdığımız gibi ona da büyük bir azap tattırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّآ إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِى ٱلْأَسْوَاقِ ۗ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍۢ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ ۗ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًۭا

(Rasûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآve
أَرْسَلْنَاgöndermedik
قَبْلَكَsenden önce
مِنَelçilerden
ٱلْمُرْسَلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآbaşkasını
إِنَّهُمْşüphesiz onlar
لَيَأْكُلُونَyerlerdi
ٱلطَّعَامَyemek
وَيَمْشُونَve gezerlerdi
فِىçarşılarda
ٱلْأَسْوَاقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلْنَاve biz yaptık
بَعْضَكُمْkiminizi
لِبَعْضٍۢkiminiz için
فِتْنَةًbir sınav
أَتَصْبِرُونَsabrediyor musunuz?
وَكَانَve
رَبُّكَRabbin
بَصِيرًۭا(herşeyi) görendir

Ey Resul! Senden önceki bütün peygamberleri de ancak bir beşer (insan) olarak gönderdik. Onlar da yemek yerler ve çarşılarda dolaşırlardı. Bunu yapan ilk resul sen değilsin. Ey insanlar! Sizlerden bazınızı bazınıza zenginlik, fakirlik, sağlık ve hastalık vesilesiyle imtihan sebebi kıldık. (Bakalım) Siz, imtihan olunduğunuz şeylere sabredecek misiniz? (Eğer sabrederseniz) Allah, sizleri sabrınıza karşılık mükâfatlandıracaktır. Fakat Rabbin, sabreden kimseyi ve sabretmeyeni de, kendisine itaat eden kimseyi ve isyan edeni de hakkıyla görendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

۞ وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ نَرَىٰ رَبَّنَا ۗ لَقَدِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّۭا كَبِيرًۭا

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar; "Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik." dediler. Şüphesiz onlar, kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi(ler)
ٱلَّذِينَkimseler
لَاummayan(lar)
يَرْجُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِقَآءَنَاbizimle karşılaşmayı
لَوْلَآdeğil mi?
أُنزِلَindirilmeli
عَلَيْنَاbize
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُmelekler
أَوْyahut
نَرَىٰgörmeliydik
رَبَّنَاRabbimizi
لَقَدِandolsun ki
ٱسْتَكْبَرُوا۟onlar büyüklük tasladılar
فِىٓiçlerinde
أَنفُسِهِمْkendi
وَعَتَوْve haddi aştılar
عُتُوًّۭاbir azgınlıkla
كَبِيرًۭاbüyük

Bizimle karşılaşmayı ümit etmeyen ve azabımızdan korkmayan kâfirler: "Allah melekler indirerek ya da Rabbimizi aşikâr olarak görerek bizlere Muhammed'in doğruluğu hakkındaki haberini verseydi. Kesinlikle kibir bunların nefislerinde o kadar büyüdü ki, onların iman etmelerini engelleyecek dereceye vardı. Bu söyledikleriyle küfürde ve azgınlıkta haddi aştılar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

يَوْمَ يَرَوْنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ لَا بُشْرَىٰ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًۭا مَّحْجُورًۭا

Melekleri gördükleri gün, işte o gün günahkârlara müjde yoktur. Melekler onlara: "Sizin için (müjde) yasak edilmiştir, yasak! diyeceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَgün
يَرَوْنَgördükleri
ٱلْمَلَٰٓئِكَةَmelekleri
لَاyoktur
بُشْرَىٰmüjde
يَوْمَئِذٍۢişte o gün
لِّلْمُجْرِمِينَsuçlulara
وَيَقُولُونَve onlar derler
حِجْرًۭاyasaktır
مَّحْجُورًۭاyasaklanmıştır

Kâfirler ölecekleri gün, berzahta, tekrar dirilecekleri gün, hesaba sürüldükleri vakit ve cehenneme girdikleri zaman melekleri göreceklerdir. İşte o durumlarda artık suçlular için hayırlı bir müjde yoktur. Müjde ancak Müminler içindir. Melekler kâfirlere şöyle derler: "Size Allah tarafından müjde yasaktır, yasaklanmıştır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَقَدِمْنَآ إِلَىٰ مَا عَمِلُوا۟ مِنْ عَمَلٍۢ فَجَعَلْنَٰهُ هَبَآءًۭ مَّنثُورًا

Onların yaptıkları bütün amellere yöneldik ve saçılmış toz zerreleri haline getirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَدِمْنَآönüne geçiririz
إِلَىٰşeyi
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَمِلُوا۟yaptıkları
مِنْher
عَمَلٍۢişin
فَجَعَلْنَٰهُve onu getiririrz
هَبَآءًۭtoz zerreleri haline
مَّنثُورًاsaçılmış

Kâfirlerin dünyada yaptıkları bütün yardımseverlik ve hayır amellerine yöneldik. Batıl olmaları ve küfürleri sebebiyle faydalı olmayışlarından dolayı bakan kişinin pencereden giren güneş ışınlarının içerisinde uçuşan toz zerreciklerini gördüğü gibi onları faydasız hale dönüştürdük.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌۭ مُّسْتَقَرًّۭا وَأَحْسَنُ مَقِيلًۭا

O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَصْحَٰبُhalkının
ٱلْجَنَّةِcennet
يَوْمَئِذٍo gün
خَيْرٌۭdaha iyidir
مُّسْتَقَرًّۭاkalacakları yer
وَأَحْسَنُve daha güzeldir
مَقِيلًۭاdinlenecekleri yer

Cennet ehli olan Müminler o gün makam olarak kâfirlerden daha üstündürler. Müminler dünyadaki öğle uykuları gibi rahattırlar. Bu da onların Yüce Allah'a olan imanları ve salih amelleri sebebiyledir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلْغَمَٰمِ وَنُزِّلَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ تَنزِيلًا

O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve gün
تَشَقَّقُparçalandığı
ٱلسَّمَآءُgöğün
بِٱلْغَمَٰمِbulutları
وَنُزِّلَve indirildiği
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُmeleklerin
تَنزِيلًاbir indirilişle

-Ey Resul!- O gün gökyüzündeki ince beyaz bulutlar yarılacak ve sayıca çok olan melekler bölük bölük mahşer yerine indirilecekler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ لِلرَّحْمَٰنِ ۚ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ عَسِيرًۭا

O gün gerçek hükümranlık Rahman’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْمُلْكُmülk
يَوْمَئِذٍo gün
ٱلْحَقُّgerçek
لِلرَّحْمَٰنِRahmanın'dır
وَكَانَve
يَوْمًاbir gündür
عَلَىiçin
ٱلْكَٰفِرِينَkafirler
عَسِيرًۭاçetin

Gerçek mülk, kıyamet gününde hak ve sabit olan mülk, her noksanlıktan münezzeh olan Rahman -Subhanehu ve Teâlâ-'nın mülküdür. O gün, Müminlerin tersine kâfirler için pek çetin bir gündür. Şüphesiz Müminler için kolay bir gün olacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَيَوْمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيْهِ يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى ٱتَّخَذْتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلًۭا

O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu; ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve o gün
يَعَضُّısırır
ٱلظَّالِمُzalim
عَلَىٰellerini
يَدَيْهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَقُولُder
يَٰلَيْتَنِىey! ne olurdu keşke
ٱتَّخَذْتُben edineydim
مَعَberaber
ٱلرَّسُولِelçiyle
سَبِيلًۭاbir yol

-Ey Resul!- O gün zalim kimsenin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e tabi olmaması sebebiyle aşırı pişmanlığından iki elini ısırıp şöyle dediğini hatırla: "Keşke Rabbi katından getirdiklerinde resule tabi olsaydım ve onunla beraber kurtuluşa doğru bir yol tutsaydım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

يَٰوَيْلَتَىٰ لَيْتَنِى لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًۭا

“Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰوَيْلَتَىٰeyvah bana
لَيْتَنِىne olurdu
لَمْben tutmasaydım
أَتَّخِذْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فُلَانًاfalanı
خَلِيلًۭاdost

Aşırı üzüntü ve hayıflanmadan dolayı kendi nefsine şöyle beddua ederek şöyle der: "Eyvah! Yazıklar olsun bana, keşke falan kâfiri dost edinmeseydim!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

لَّقَدْ أَضَلَّنِى عَنِ ٱلذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَآءَنِى ۗ وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِلْإِنسَٰنِ خَذُولًۭا

“Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten Şeytan, insanı yardımcısız bırakıverir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّقَدْgerçekten
أَضَلَّنِىo beni saptırdı
عَنِZikirden
ٱلذِّكْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعْدَsonra
إِذْbana gelen
جَآءَنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانَzaten
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
لِلْإِنسَٰنِinsan için
خَذُولًۭاyüzüstü bırakandır

Kur'an bana resulün yoluyla ulaştıktan sonra o kâfir dostum beni ondan saptırdı. Şeytan, insanı çokça rezil rüsva edip yüzüstü bırakır. İnsanın başına bir sıkıntı geldiğinde ise ondan uzak olur ve temize çıkar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَٰرَبِّ إِنَّ قَوْمِى ٱتَّخَذُوا۟ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ مَهْجُورًۭا

Rasul: “Ya Rabb! Gerçekten benim kavmim bu Kur’an’ı terk etti” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
ٱلرَّسُولُElçi
يَٰرَبِّya Rabbi
إِنَّşüphesiz
قَوْمِىkavmim
ٱتَّخَذُوا۟bıraktılar
هَٰذَاbu
ٱلْقُرْءَانَKur'an'ı
مَهْجُورًۭاterk edilmiş

Resul o gün kavminin halini şikayet ederek şöyle diyecektir: "Ey Rabbim! Şüphesiz beni göndermiş olduğun kavmim, bu Kur'an'ı büsbütün terk ettiler."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّۭا مِّنَ ٱلْمُجْرِمِينَ ۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًۭا وَنَصِيرًۭا

Biz, işte böyle her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve böylece
جَعَلْنَاbiz var ettik
لِكُلِّher
نَبِىٍّelçiye
عَدُوًّۭاbir düşman
مِّنَsuçlulardan
ٱلْمُجْرِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَفَىٰyeter
بِرَبِّكَRabbin
هَادِيًۭاyol gösterici olarak
وَنَصِيرًۭاve yardımcı olarak

-Ey Resul!- Sen kavminden eziyet görüp yolundan alıkonuldun. Senden önce gelen peygamberlerden her birine kendi kavminin günahkârlarını birer düşman kıldık. Hakka hidayet edici ve düşmanına karşı sana yardım edici olarak Rabbin yeter.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلْقُرْءَانُ جُمْلَةًۭ وَٰحِدَةًۭ ۚ كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَ ۖ وَرَتَّلْنَٰهُ تَرْتِيلًۭا

Kâfirler: “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz onunla kalbine sebat verelim diye yaptık ve onu ağır ağır okuduk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi(ler)
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَوْلَاdeğil miydi?
نُزِّلَindirilmeli
عَلَيْهِona
ٱلْقُرْءَانُKur'an
جُمْلَةًۭtoptan
وَٰحِدَةًۭbir defada
كَذَٰلِكَböyle yaptık
لِنُثَبِّتَbiz sağlamlaştırmak için
بِهِۦonunla
فُؤَادَكَsenin kalbini
وَرَتَّلْنَٰهُve onu okuduk
تَرْتِيلًۭاağır ağır

Kâfirler şöyle dediler: "Bu Kur'an Rasûlullah'a, bir defada indirilseydi ve kendisine aralıklı olarak indirilmeseydi ya!" dediler. Hâlbuki -Ey Resul!- Biz Kur'an'ı senin kalbine sebat vermek için böyle indirdik. Anlamanı ve ezberlemeni kolaylaştırmak için parça parça ve kısım kısım indirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا

Onlar sana her ne misal getirseler (buna karşılık) mutlaka biz de sana hakkı ve daha güzel açıklamayı getiririz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
يَأْتُونَكَsana getiremezler
بِمَثَلٍhiçbir misal
إِلَّاdışında
جِئْنَٰكَsana getirdiğimiz
بِٱلْحَقِّgerçeği
وَأَحْسَنَve en güzel
تَفْسِيرًاaçıklamayı

-Ey Resul!- Müşriklerin sana önerip getirdiklerinden hiçbir misal yoktur ki, biz onun karşılığında sana sabit olan hak ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

ٱلَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُو۟لَٰٓئِكَ شَرٌّۭ مَّكَانًۭا وَأَضَلُّ سَبِيلًۭا

Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَolanlar
يُحْشَرُونَtoplanacak
عَلَىٰüzerine
وُجُوهِهِمْyüzleri
إِلَىٰcehenneme
جَهَنَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
شَرٌّۭçok kötüdür
مَّكَانًۭاyerleri
وَأَضَلُّve çok sapıktır
سَبِيلًۭاyolları

Kıyamet gününde sürülüp yüzüstü cehenneme sürüklenenler; işte onlar yeri en kötü olanlardır. Çünkü mekânları cehennemdir ve gittikleri yol haktan en uzak yoldur. Çünkü yolları, küfür ve sapıklık yoludur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلْنَا مَعَهُۥٓ أَخَاهُ هَٰرُونَ وَزِيرًۭا

Andolsun, biz, Mûsâ'ya ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Harun’u da ona yardımcı kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ءَاتَيْنَاbiz verdik
مُوسَىMusa'ya
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَجَعَلْنَاve yaptık
مَعَهُۥٓkendisinin yanında
أَخَاهُkardeşi
هَٰرُونَHarun'u
وَزِيرًۭاvezir

Musa'ya Tevrat'ı verdik ve ona yardımcı olması için kardeşi Harun'u onunla beraber resul kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فَقُلْنَا ٱذْهَبَآ إِلَى ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَدَمَّرْنَٰهُمْ تَدْمِيرًۭا

Onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin.” dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقُلْنَاdedik ki
ٱذْهَبَآgidin
إِلَىkavme
ٱلْقَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَonlar ki
كَذَّبُوا۟yalanlıyorlar
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizi
فَدَمَّرْنَٰهُمْve onları yok ettik
تَدْمِيرًۭاyıkılışla

O ikisine şöyle buyurduk: "Bizim ayetlerimizi yalanlayan Firavun ve kavmine gidin." Musa ve kardeşi onlara emrettiğimiz emre uyarak, Firavun ve kavmine gittiler ve onları Allah'ı birlemeye davet ettiler. Onlar ise Musa ve Harun'u yalanladılar ve sonunda onları şiddetli bir şekilde helak ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَقَوْمَ نُوحٍۢ لَّمَّا كَذَّبُوا۟ ٱلرُّسُلَ أَغْرَقْنَٰهُمْ وَجَعَلْنَٰهُمْ لِلنَّاسِ ءَايَةًۭ ۖ وَأَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًۭا

Nûh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَوْمَve kavmi
نُوحٍۢNuh
لَّمَّاvakit
كَذَّبُوا۟yalanladıkları
ٱلرُّسُلَpeygamberleri
أَغْرَقْنَٰهُمْonları boğduk
وَجَعَلْنَٰهُمْve onları yaptık
لِلنَّاسِinsanlara
ءَايَةًۭbir ibret
وَأَعْتَدْنَاve hazırladık
لِلظَّٰلِمِينَzalimlere
عَذَابًاbir azab
أَلِيمًۭاacıklı

Nûh -aleyhisselam-'ın kavmi resulleri yalanlayınca onları suda boğduk. Zalimleri yok etmemizi onları köklerinden yok ederek bitirme kudretimize delil kıldık. Kıyamet gününde zalimler için acıklı bir azap hazırladık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَعَادًۭا وَثَمُودَا۟ وَأَصْحَٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونًۢا بَيْنَ ذَٰلِكَ كَثِيرًۭا

Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helâk ettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَادًۭاve Ad'ı
وَثَمُودَا۟ve Semud'u
وَأَصْحَٰبَve halkını
ٱلرَّسِّRes
وَقُرُونًۢاve nesilleri
بَيْنَarasında
ذَٰلِكَbunun
كَثِيرًۭاdaha birçoğunu

Hûd'un kavmi Âd'ı, Salih'in kavmi Semûd'u, kuyu sahiplerini ve bu üçünün arasında daha birçok nesilleri de (şirklerinden ötürü) helak ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَكُلًّۭا ضَرَبْنَا لَهُ ٱلْأَمْثَٰلَ ۖ وَكُلًّۭا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًۭا

Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكُلًّۭاhepsine
ضَرَبْنَاgetirdik
لَهُonlara
ٱلْأَمْثَٰلَmisaller
وَكُلًّۭاve hepsini
تَبَّرْنَاhelak ettik
تَتْبِيرًۭاhelakla

Helak olanların her birine ibret almaları için kendisinden önce gelen ümmetlerin helak olmalarının sebeplerini anlattık. Küfürleri ve inatlarından ötürü hepsini çok şiddetli bir şekilde yok ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

وَلَقَدْ أَتَوْا۟ عَلَى ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمْطِرَتْ مَطَرَ ٱلسَّوْءِ ۚ أَفَلَمْ يَكُونُوا۟ يَرَوْنَهَا ۚ بَلْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ نُشُورًۭا

Muhakkak onlar belâ yağmuruna tutulan beldeye uğramışlardır. Acaba bunlar orayı görmediler miydi? Hayır! onlar tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَتَوْا۟vardılar
عَلَىkente
ٱلْقَرْيَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّتِىٓyağmura tutulan
أُمْطِرَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَطَرَyağmuruna
ٱلسَّوْءِbela
أَفَلَمْonu görmüyorlar mıydı?
يَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَرَوْنَهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلْhayır
كَانُوا۟onlar
لَاummuyorlardı
يَرْجُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نُشُورًۭاtekrar dirilip kalkmayı

Kavminden hakkı yalanlayanlar -Şam'a giderlerken- o kötü fiili işlemeleri sebebi ile ceza olarak taş yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardı. O beldeyi görmemişler miydi? Hayır! Onlar öldükten sonra hesaba çekilecekleri tekrar dirilmeyi düşünmüyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

وَإِذَا رَأَوْكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى بَعَثَ ٱللَّهُ رَسُولًا

Seni gördükleri zaman: "Bu mu Allah’ın gönderdiği elçi?" diye alay etmekten başka bir şey yapmazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
رَأَوْكَseni gördükleri
إِنseni yapmıyorlar
يَتَّخِذُونَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey
هُزُوًاeğlence konusundan
أَهَٰذَاbunu mu?
ٱلَّذِىgöndermiş
بَعَثَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
رَسُولًاelçi

-Ey Resul!- seninle karşılaştıkları zaman o yalancılar alay ederek ve inkâr ederek şöyle derler: "Allah'ın bize resul olarak gönderdiği bu mu?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا لَوْلَآ أَن صَبَرْنَا عَلَيْهَا ۚ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ مَنْ أَضَلُّ سَبِيلًا

“Eğer ilâhlarımıza sebat göstermeseydik az kalsın bizi ilâhlarımızdan saptıracaktı.” Yakında azabı gördüklerinde yolca kimin sapık olduğunu bileceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنnerdeyse
كَادَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَيُضِلُّنَاbizi saptıracaktı (diyorlar)
عَنْtanrılarımızdan
ءَالِهَتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَوْلَآeğer etmeseydik
أَنbiz kararlılık
صَبَرْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهَاonda
وَسَوْفَve yakında
يَعْلَمُونَbileceklerdir
حِينَzaman
يَرَوْنَgördükleri
ٱلْعَذَابَazabı
مَنْkimin
أَضَلُّsapık olduğunu
سَبِيلًاyolunun

Şayet ilahlarımıza ibadet etmekte sabretmeseydik, neredeyse bizi delilleriyle ve kesin kanıtlarıyla saptıracaktı. Onlar kabirlerinde ve kıyamet gününde azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler ve hangilerinin daha sapık olduğunu anlayacaklar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

أَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا

Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen kimseyi gördün mü? O kimseye sen mi vekil olacaksın?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَرَءَيْتَgördün mü?
مَنِkimseyi
ٱتَّخَذَedinen
إِلَٰهَهُۥtanrı
هَوَىٰهُarzusunu
أَفَأَنتَsen mi?
تَكُونُolacaksın
عَلَيْهِonun üstüne
وَكِيلًاbekçi

-Ey Resul! Arzularını- ilah edinip ona itaat eden kimseyi gördün mü? O halde sen mi onu imana döndürecek, küfürden engelleyecek ve ona bir koruyucu olacaksın?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ ۚ إِنْ هُمْ إِلَّا كَٱلْأَنْعَٰمِ ۖ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا

Sen onların çoğunu dinler ve akıl erdirirler mi sanırsın? Onlar ancak hayvanlar gibidir. Hatta onlar yolca daha da sapıklıktadırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
تَحْسَبُsanıyor musun ki?
أَنَّgerçekten
أَكْثَرَهُمْonların çoğu
يَسْمَعُونَişitiyorlar
أَوْveya
يَعْقِلُونَdüşünüyorlar
إِنْdeğildir
هُمْonlar
إِلَّاancak
كَٱلْأَنْعَٰمِhayvanlar gibidir
بَلْhatta
هُمْonlar
أَضَلُّdaha sapıktır
سَبِيلًاyolca

-Ey Resul!- Yüce Allah'ın tevhidine ve O'na itaat etmeye davet ettiğin birçok kimsenin, seni kabul etmek için dinlediklerini ve sunulan delilleri gerçekten anlayıp, akıl ettiklerini mi sanıyorsun? Onlar; dinleyip, işitme, akıl etme ve anlama bakımından hayvanlar gibidirler. Hatta gittikleri yol itibariyle onlardan daha da sapıktırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

أَلَمْ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوْ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًۭا ثُمَّ جَعَلْنَا ٱلشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًۭا

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığına görmez misin? Dileseydi onu hareketsiz kılardı, sonra Güneşi ona delil kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi?
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىٰRabbini
رَبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَيْفَnasıl?
مَدَّuzattı
ٱلظِّلَّgölgeyi
وَلَوْve şayet
شَآءَdileseydi
لَجَعَلَهُۥonu yapardı
سَاكِنًۭاdurgun
ثُمَّsonra
جَعَلْنَاkıldık
ٱلشَّمْسَgüneşi
عَلَيْهِona
دَلِيلًۭاbir delil

-Ey Resul!- Yeryüzünde gölgeyi yayıp, uzattığı vakit Yüce Allah'ın yarattıklarının izlerini görmez misin? Eğer dileseydi, onu hareketsiz olarak sabit kılardı. Sonra biz uzayıp kısalmasıyla Güneş'i ona delil kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

ثُمَّ قَبَضْنَٰهُ إِلَيْنَا قَبْضًۭا يَسِيرًۭا

Sonra onu yavaş yavaş kendimize çektik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
قَبَضْنَٰهُçekip aldık
إِلَيْنَاkendimize
قَبْضًۭاyavaş yavaş
يَسِيرًۭاkolayca

Sonra, gölgeyi Güneş'in yükselmesine göre kademe kademe yavaş yavaş kendimize doğru çektik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا وَٱلنَّوْمَ سُبَاتًۭا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورًۭا

Geceyi sizin için elbise, uykuyu da rahatlık kılan odur. O gündüzü de yeni bir hayata başlangıç yaptı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَO
ٱلَّذِىki
جَعَلَyaptı
لَكُمُsizin için
ٱلَّيْلَgeceyi
لِبَاسًۭاelbise
وَٱلنَّوْمَve uykuyu
سُبَاتًۭاdinlenme
وَجَعَلَve yaptı
ٱلنَّهَارَgündüzü
نُشُورًۭاkalkıp çalışma zamanı

Geceyi sizi ve her şeyi örten elbise haline dönüştüren Yüce Allah'tır. Uykuyu işlerinizin yorgunluğundan dinlendiğiniz istirahat vaktine dönüştüren O'dur. Gündüzü de dağılıp işlerinizde çalışma zamanı yapan O'dur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ طَهُورًۭا

Rahmetinin öncesinde rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen de O'dur. Biz gökten tertemiz su indirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O
ٱلَّذِىٓki
أَرْسَلَgönderdi
ٱلرِّيَٰحَrüzgarları
بُشْرًۢاmüjdeci
بَيْنَarasında (önünde)
يَدَىْellerinin (önünde)
رَحْمَتِهِۦrahmetinin
وَأَنزَلْنَاve indirdik
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۭbir su
طَهُورًۭاtertemiz

Rüzgârları kullarına olan rahmeti sebebiyle yağmurun yağmasının müjdecisi olarak gönderen O'dur. Biz gökten tertemiz ve kendisi ile temizlendikleri yağmur suyunu indirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

لِّنُحْۦِىَ بِهِۦ بَلْدَةًۭ مَّيْتًۭا وَنُسْقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقْنَآ أَنْعَٰمًۭا وَأَنَاسِىَّ كَثِيرًۭا

Onunla ölü bir şehri diriltelim ve onunla yarattığımız birçok hayvanı ve insanı sulayalım diye.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّنُحْۦِىَdiriltelim diye
بِهِۦonunla
بَلْدَةًۭbir ülkeyi
مَّيْتًۭاölü
وَنُسْقِيَهُۥve onunla sulayalım diye
مِمَّاyarattığımız
خَلَقْنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنْعَٰمًۭاhayvanlardan;
وَأَنَاسِىَّve insanlardan
كَثِيرًۭاbirçoğunu

Nitekim gökten yağan o suyla kuru bir araziye can verir, çeşitli bitkileri çimlendirip filizlendirir, o yerde çeşitli yeşillikleri yayar ve o suyla yarattığımız birçok hayvan ve insanı sularız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَلَقَدْ صَرَّفْنَٰهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا۟ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًۭا

Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
صَرَّفْنَٰهُetraflıca anlattık
بَيْنَهُمْonların aralarında
لِيَذَّكَّرُوا۟öğüt alsınlar diye
فَأَبَىٰٓama direnmektedir
أَكْثَرُçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
إِلَّاancak
كُفُورًۭاinkarda

Biz Kur'an'da delilleri ve kesin kanıtları ibret almaları için çeşitli şekillerde açıkladık. Buna rağmen insanların çoğu hakkı inkâr etmekten ve ona nankörlük etmekten vazgeçmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Furkân Sûresi adını, doğru ile yanlışı ayıran ölçü anlamındaki "furkân" kelimesinden alır ve Kur'an'ın insan için güvenilir bir ayırt etme rehberi olduğunu vurgular. Sûrenin ilk bölümlerinde vahye ve Hz. Peygamber'e yöneltilen itirazlar ele alınır: Peygamberin yemek yemesi, çarşılarda dolaşması veya yanında bir melek bulunmaması gibi gerekçelerin, hakikati değerlendirmek yerine olağan insan hayatını küçümseyen bahaneler olduğu gösterilir. Kâinattaki gölge, gece, gündüz, rüzgâr, yağmur, denizler ve yaratılış düzeni Allah'ın kudret delilleri olarak hatırlatılır. Sûrenin son bölümü "Rahmân'ın kulları"nı davranışlarıyla tanımlar (63-76. ayetler): Yeryüzünde vakarla yürürler, kaba sözle karşılaştıklarında barışçı bir dil kullanırlar, geceyi ibadetle değerlendirirler, harcamada savurganlık ile cimrilik arasında denge kurarlar, cana kıymazlar, zinadan uzak dururlar, yalana şahitlik etmezler ve kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatıldığında duyarsız kalmazlar. 74. ayette eş ve çocukların göz aydınlığı olması ve takvâ sahiplerine öncülük etme duası yer alır. Böylece Furkân Sûresi inancı, görünür ahlâk, ölçülü tüketim, aile sorumluluğu ve iletişim biçimiyle somutlaştırır. Bu liste bir üstünlük iddiasından çok öz değerlendirme ölçüsüdür.

Ana Temalar

  • Kur'an'ın doğru ile yanlışı ayıran ölçü oluşu
  • Vahye yöneltilen itirazlara cevap
  • Kâinattaki kudret delilleri
  • Rahmân'ın kullarının ahlâkı
  • Aile ve gelecek nesiller için dua

Ne Zaman Okunur?

Furkân Sûresi için yalnızca belirli bir zamanda okunmasını gerektiren sahih bir rivayet yoktur. Özellikle 63-76. ayetler kişisel ahlâk değerlendirmesi ve aile duası için anlamlıdır. 74. ayeti okumak dua niteliğindedir; ancak aile huzurunu otomatik olarak garanti eden bir formül gibi sunulmamalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

"Rahmân'ın kulları" hangi ayetlerde anlatılır?

Furkân Sûresi 63-76. ayetlerde Rahmân'ın kullarının özellikleri sıralanır. Vakarlı yürümek, cahilce sataşmaya barışçı karşılık vermek, gece ibadeti, dengeli harcama, büyük günahlardan kaçınma, tövbe, yalan şahitlikten uzak durma ve aile için dua bu özellikler arasındadır.

"Eşlerimizi ve çocuklarımızı göz aydınlığı kıl" duası hangi ayettir?

Bu dua Furkân Sûresi 74. ayettedir. Ayette yalnız iyi bir aile hayatı değil, eş ve çocukların iman ve güzel ahlâkla sevinç kaynağı olması; dua edenlerin de takvâ sahiplerine örnek ve öncü kılınması istenir. Dua, kişinin kendi sorumluluğunu da içerir.

Furkân ne demektir?

Furkân, hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı ayıran ölçü demektir. Kur'an'a bu adın verilmesi, onun yalnız bilgi sunmadığını; inanç, ahlâk ve davranışlarda ayırt etme ölçüsü sağladığını ifade eder. Aynı kelime bağlama göre ilâhî yardım veya ayırma günü anlamlarında da kullanılabilir.

Tüm sorular →

Kaynaklar