51. Sûre · Mekke · 60 Ayet
الذاريات
ZÂRİYÂT SÛRESİ
Savuranlar
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا
Savurup tozutan rüzgârlara andolsun.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah Teâlâ; toprağı savuran rüzgârlara yemin etmiştir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا
Ağır yük taşıyan (bulut) lara.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bol olan suları taşıyan bulutlara (yemin etmiştir).
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا
Kolayca akıp giden (gemi) lere.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Denizde kolaylıkla yüzüp giden gemilere.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا
İşleri taksim edenlere (meleklere).
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yüce Allah'ın kulların işlerinden taksim etmelerini emrettiği şeyleri taksim eden meleklere.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ
Size vadedilen kesinlikle doğrudur.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Şüphesiz Rabbinizin size vadettiği hesap ve karşılık, içerisinde şüphe olmayan bir gerçektir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ
Ceza (karşılık) günü kuşkusuz vuku bulacaktır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kıyamet günü kulların, hesaba çekilmeleri kesinlikle ve şüphesiz vuku bulacaktır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ
Güzel yolları (ve yörüngeleri) olan göğe andolsun.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah Teâlâ, yolları olan ve güzel bir yaratılışa sahip olan göğe yemin etmiştir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ
Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Mekke halkı!- Şüphesiz sizler, çelişkili sözler söylüyorsunuz. Sizler bazen Kur'an bir sihirdir diyorsunuz, bazen ise bir şiirdir diyorsunuz. Aynı şekilde bazen Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- sihirbazdır diyorsunuz, bazen ise o, bir şairdir diyorsunuz.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
Ondan döndürülen kimseler döndürülür.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yüce Allah'ın ilminde Kur'an-ı Kerim ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmekten çevrilen çevrilir. Bu; o kimsenin iman etmeyeceğini Allah’ın ilmi ile bilmesindendir. Bu kimse doğruya iletilmek hususunda muvaffak kılınmaz.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ
Kahrolsun o yalancılar!
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kur’an ve peygamberleri hakkında yalan konuşan o yalancılar kahrolsun.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ
Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlar, ahiret yurdu hakkında cehalet içerisinde kalmış gafillerdir. Onlar, ahireti umursamazlar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ
"Ceza günü ne zaman diye sorarlar?"
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
"Ceza/karşılık günü ne zamandır?" diye soruyorlar. Onlar, o gün için amel etmezler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah Teâlâ, onların sorularına şöyle cevap verir: "O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
(Görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlara şöyle denir: "Azabınızı tadın! Kendisi ile uyarıldığınızda sizin, alay ederek gelmesi için acele edip durduğunuz şey işte budur!"
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ
Takva sahibi olanlar ise, Cennetler'de ve pınarlardadır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Rablerinden sakınanlar var ya; şüphesiz kıyamet günü onlar, bahçelerde ve pınarlardadırlar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ
Rablerinin kendilerine verdiklerini almışlardır. Çünkü onlar bundan önce iyi kimseler idiler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Rablerinden güzel karşılığı almışlardır. Şüphesiz onlar, dünyada iken bu güzel karşılıktan önce de iyi kimseler idiler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
Geceleri pek az uyurlardı.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlar; geceleyin namaz kılarlardı ve geceleyin az bir zamandan başka uyumazlardı.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Seher vakitlerinde ise Rablerinden günahları için bağışlanmayı dilerlerdi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onların mallarında gönüllü olarak isteyenler ve istemeyenler için maddi imkanlar bulamayanlara bir hak vardır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ
Yeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler vardır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yeryüzünde ve Allah'ın orada koyduğu dağlarda, denizlerde, ağaçlarda, bitkilerde ve hayvanlarda kesin olarak inananlar için Allah'ın kudretine, O'nun yaratan ve şekil veren olduğuna delalet eden nice deliller vardır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine de görmüyor musunuz?
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey insanlar!- Sizin kendi nefislerinizde de Allah'ın kudretine delalet eden nice deliller vardır. İbret almak için bakmaz mısınız?
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Gökte de sizin dünyevi ve dinî rızkınız, bir de hayır ve şer olarak size vadedilen şeyler vardır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ
Göğün ve yerin Rabbi hakkı için o sizin konuştuğunuz gibi kesin bir gerçektir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Göğün ve yerin Rabbine ant olsun ki, yeniden dirilme tıpkı sizin konuşmanız gibi içinde şüphe olmayan bir haktır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ
İbrahim’in şerefli kılınmış konuklarının haberi sana geldi mi?
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Peygamber! Sana-, İbrahim -aleyhisselam-'ın kendilerine ikramda bulunduğu misafir olan meleklerin haberi geldi mi?
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ
Hani O’nun yanına girmişler: “Selam!” demişlerdi. O da: "Selam! (Sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz.” demişti.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlar, İbrahim'in yanına girdiklerinde ona şöyle demişlerdi: "Selam!" İbrahim de onların selamını almış ve o da onlara karşılık olarak şöyle demiştir: "Selâm!" Kendi nefsinde şöyle demişti: "Bunlar kendilerini tanımadığımız kimselerdir."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ
Hemen ailesinin yanına gidip semiz bir buzağı getiriverdi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Hemen gizlice ailesinin yanına gitti ve gelen misafirlerin insan olduklarını zannederek ailesinin yanından besili bir buzağı getirdi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve onlara yumuşak bir şekilde hitap ederek: "Sizin için sunulan bu yemekten yemez misiniz?" dedi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ
Onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlar yemeyince İbrahim -aleyhisselam-'ın nefsinde bir korku meydana geldi. Melekler bunu fark ettiler ve ona güven vererek; "Korkma! Bizler Allah katından gönderilmiş olan elçileriz." dediler. Sonra İbrahim -aleyhisselam-'a kendisini sevindirecek olan; çokça ilmi olacak olan erkek bir çocuğun doğum müjdesi haberini verdiler. Onun, kendisi ile müjdelendiği (çocuk), İshak -aleyhisselam- idi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ
Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım." dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
İbrahim -aleyhisselam-'ın karısı bu müjdeyi işitince sevinci sebebi ile çığlık attı ve ellerini yüzüne çarparak şaşırmış bir şekilde şöyle dedi: "Bir kocakarı doğurur mu?" Aslında o; kısır bir kadın idi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ
Dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Muhakkak ki O; Hakîm'dir, Alîm'dir."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Melekler ona şöyle dediler: "Sana haber verdiğimiz şeyi Rabbin böyle buyurdu. O'nun buyurduğunu geri çevirecek yoktur. Şüphesiz O, yaratmasında ve takdir etmesinde çok hikmet sahibidir ve yarattıklarını ve neyin yarattıkları için yararlı olacağını hakkıyla bilendir.''
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
İbrahim, onlara: “O halde göreviniz nedir ey elçiler?” dedi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
İbrahim -aleyhisselam- meleklere şöyle dedi: "Sizin işiniz/göreviniz nedir? Maksadınız nedir?"
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ
Onlar: “Şüphe yok ki biz günahkâr bir topluluğa gönderildik” dediler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Melekler ona cevap olarak şöyle dediler: "Şüphesiz Yüce Allah, bizi çirkin günahları işleyen günahkâr bir topluluğa gönderdi."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن طِينٍۢ
"Onların üzerilerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
"Onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
(Bu taşlar) Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlardır).
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey İbrahim!- (Bu taşlar) Rabbinin katında küfürde ve günahlarda aşırıya gidip Yüce Allah'ın sınırlarını aşanlar için belirlenmiş (taşlardır).
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Bunun üzerine orada bulunan Müminleri çıkardık.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Lût'un kavminden Mümin olanları, günahkârlara isabet edecek azap onlara isabet etmesin diye o beldeden çıkardık.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍۢ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
Zaten orada bir ev halkından başka Müslüman bulamadık.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bu beldede bir ev halkından başka Müslüman bulamadık. Onlar, Lût -aleyhisselam-'ın ev halkıdır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةًۭ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Lût kavminin yaşadığı beldede onlara azabın isabet ettiğine dair izler bıraktık ki, onlara isabet eden elem dolu azaptan ibret alsınlar. Ki o azaptan kurtulmak için onların yaptıklarını yapmasınlar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ
Mûsâ (kıssasında da ibret vardır). Hani biz, onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Musa'yı apaçık deliller ile Firavun'a göndermemizde de elem dolu azaptan korkanlar için ibretler vardır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌۭ
Firavun, bütün (kişisel ve askeri) gücüyle yüz çevirmiş ve: "Bu, ya bir büyücü veya bir delidir." demişti.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Firavun gücüne ve askerlerine güvenerek haktan yüz çevirdi ve Musa -aleyhisselam- hakkında şöyle dedi: "O, insanları büyüleyen bir sihirbaz ya da ne dediğini akıl etmeyen bir delidir."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌۭ
Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık. O (küfründen dolayı) kınanmış bir kimseydi.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onu ve askerlerinin hepsini yakalamış ve denize atmıştık. Bunun akabinde boğulup helak oldular. Firavun kendini ilah olarak atfetmesinden ve yalanlamasından dolayı suçlu olarak kınanmış bir şekilde gelecektir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ
Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Hûd'un kavmi Âd kavminde de elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara yağmur taşımayan, ağaçları aşılamayan içinde bereket olmayan bir rüzgâr göndermiştik.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Uğradığı hiçbir canlıyı ve malı yok etmeden gitmiyordu ve paramparça çürümüş hale getiriyordu.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍۢ
Semûd'da da (ibretler) vardır. Onlara: "Bir süreye kadar faydalanın." denmişti.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Salih -aleyhisselam-'ın kavmi Semûd'da da elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara şöyle demişti: "Ecelleriniz bitmeden önce hayatınızdan istifade edin."
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ
Rablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yüzden bakıp dururken onları yıldırım çarpmıştı.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Rablerinin emrine karşı kibirlendiler, iman ve itaat etmeye karşı büyüklenip kibirlendiler. Bunun akabinde azabın inmesini bekliyorlar iken azap yıldırımları onları yakalayıverdi. Zira yıldırım inmeden üç gün önce azap ile vadolunmuşlardı.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍۢ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ
Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kendilerine inen azabı def etmeye güç yetiremediler. Onların bundan korunacak güçleri de olmadı.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ
Bunlardan önce de Nûh kavmini (helâk etmiştik). Çünkü onlar, fasık/yoldan çıkmış bir toplum idiler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bu zikredilenlerden önce de Nuh kavmini boğulmayla helak ettik. Çünkü onlar, Allah'a itaat etmekten uzaklaşmış bir topluluktu. Bu yüzden cezayı hak ettiler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍۢ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz onu elbette genişleticiyiz.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Gökyüzünü biz bina ettik, kuvvetimizle onu kusursuz inşa ettik. Onun etrafını da genişletmekteyiz.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ
Yeryüzünü de yayıp döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yeryüzünü, üzerinde yaşayanlar için yatak gibi döşedik. Biz ne güzel düzenleyiciyiz. Öyle ki yeryüzünü onlar için döşedik.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Biz yeryüzü, gökyüzü, kara ve denizi ve her şeyi çift çift, erkek ve dişi olarak yarattık. Böylece her şeyi çifter çifter yaratan Allah'ın birliğini ve kudretini düşünüp öğüt alasınız.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
O halde Allah’a kaçın. Çünkü ben, size Onun katından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah'a itaat ederek ve O'na karşı gelmekten sakınarak azabından mükâfatına kaçın. -Ey insanlar!- O'nun cezalandırmasından sizi sakındıran apaçık bir uyarıcıyım.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
Allah ile beraber başkasını ilah edinmeyin. Zira ben, size O'nun tarafından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yüce Allah ile beraber kendisine ibadet ettiğiniz başka ilahlar edinmeyin. Şüphesiz ben, size O'nun tarafından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen; "O, bir büyücüdür veya delidir." dediler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Mekke ehlinin yalanladığı gibi geçmiş ümmetler de yalanlamıştı. Kendilerine bir peygamber geldiğinde: "O, büyücüdür ya da mecnundur." dediler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌۭ طَاغُونَ
Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar, taşkın bir toplum idiler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Resulleri yalanlama hususunda geçmiş dönemde yaşayan kâfirler ve sonradan gelenler bunları birbirine vasiyet mi ettiler? Doğrusu! Onlar bu azgınlıkları üzere idiler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍۢ
Sen yüz çevir onlardan, artık kınanacak değilsin.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Resul!- Bu yalanlayanlardan yüz çevir. Sen bundan dolayı kınanacak değilsin. Onlara gönderildiğin şeyi hakkıyla ulaştırdın.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlardan yüz çevirmen, seni onlara öğüt vermekten ve hatırlatmalarda bulunmaktan alıkoymasın. Onlara öğüt ver ve hatırlat. Çünkü öğüt, Allah'a iman edenlere fayda verir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler, diye yarattım.
Ayet sayfası →Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım. Bana şirk koşmaları için yaratmadım.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍۢ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ
Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Onlardan rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ
Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yüce Allah, kullarını rızıklandırandır. Bütün mahlukat, O'nun rızkına muhtaçtır. Hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği güç kuvvet sahibidir. Bütün cinler ve insanlar Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın kuvvetine boyun eğmişlerdir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًۭا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Resul!- Seni yalanlayarak kendi nefislerine zulmedenlerin de geçmişteki arkadaşlarını payı gibi azaptan payları vardır. O azabın belirli bir vakti vardır. Onun vakti gelmeden bir an önce gelmesini benden talep etmeyin.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Tehdit olundukları o (azap) günlerinden dolayı vay o kâfir olanlara!
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Hüsrana uğramalarından ve helak olmalarından dolayı Allah'a iman etmeyip, kâfir olanların vay hallerine! Onlar, üzerilerine azap indirilmek ile tehdit olundukları kıyamet gününe iman etmeyerek resullerini yalanladılar.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
Sûre Hakkında
Kur'an'ın 51. sûresi olan Zâriyât, 60 ayetlik Mekke dönemi metnidir; sûre adı savurup dağıtanlar anlamına gelir. Rüzgârlara yeminle başlayan sûre, rızık, ahiret, misafirperverlik ve insanın yaratılış amacı üzerinde durur. Hz. İbrâhim'in misafirleri ve geçmiş toplumların sonu anlatılır. Rüzgârlar, takvâ sahipleri, İbrâhim'in misafirleri, Lût ve Mûsâ kıssaları, 56. ayette kulluk amacı. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: ‘İnsanları yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım' ayeti, çalışmayı ve toplumsal sorumluluğu değersizleştirmez; hayatın bütün alanlarını Allah'a karşı sorumlulukla ilişkilendirir. Bugüne bakan yönü ise meslek, aile, öğrenme ve üretimi ibadetten kopuk alanlar saymak yerine niyet, adalet ve fayda ölçüsüyle bütünleştirmeyi öğretir.
Ana Temalar
- Rüzgârlar ve yeminler
- Rızık
- İbrâhim'in misafirleri
- Kulluk amacı
- Geçmiş toplumlar
Ne Zaman Okunur?
Bu sûre herhangi bir vakitle sınırlandırılmaz. Hatim sırasında baştan sona okunabileceği gibi rüzgârlar ve yeminler veya kulluk amacı konusu incelenirken ilgili ayetler tefsirle birlikte ele alınabilir. Kaynaksız sayı ve kesin fazilet iddiası eklenmemelidir.
Hızlı Bağlantılar
İlgili İçerik
Kaynaklar
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Tefsiri, Zâriyât Sûresi
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Zâriyât Sûresi" maddesi