Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

51. Sûre · Mekke · 60 Ayet

الذاريات

ZÂRİYÂT SÛRESİ

Savuranlar

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا

Savurup tozutan rüzgârlara andolsun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلذَّٰرِيَٰتِkaldıran(rüzgar)lara andolsun
ذَرْوًۭاsavurup

Allah Teâlâ; toprağı savuran rüzgârlara yemin etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا

Ağır yük taşıyan (bulut) lara.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱلْحَٰمِلَٰتِyüklü (bulut)lara andolsun
وِقْرًۭاağır

Bol olan suları taşıyan bulutlara (yemin etmiştir).

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا

Kolayca akıp giden (gemi) lere.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱلْجَٰرِيَٰتِakıp gidenlere andolsun
يُسْرًۭاkolayca

Denizde kolaylıkla yüzüp giden gemilere.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا

İşleri taksim edenlere (meleklere).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱلْمُقَسِّمَٰتِtaksim edenlere andolsun
أَمْرًاiş(ler)i

Yüce Allah'ın kulların işlerinden taksim etmelerini emrettiği şeyleri taksim eden meleklere.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ

Size vadedilen kesinlikle doğrudur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاgerçekten
تُوعَدُونَsize va'dedilen
لَصَادِقٌۭmutlaka doğrudur

Şüphesiz Rabbinizin size vadettiği hesap ve karşılık, içerisinde şüphe olmayan bir gerçektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ

Ceza (karşılık) günü kuşkusuz vuku bulacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّve muhakkak
ٱلدِّينَceza
لَوَٰقِعٌۭolacaktır

Kıyamet günü kulların, hesaba çekilmeleri kesinlikle ve şüphesiz vuku bulacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ

Güzel yolları (ve yörüngeleri) olan göğe andolsun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلسَّمَآءِgöğe andolsun ki
ذَاتِbulunan
ٱلْحُبُكِyolları (yörüngeleri)

Allah Teâlâ, yolları olan ve güzel bir yaratılışa sahip olan göğe yemin etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ

Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّكُمْelbette siz
لَفِىiçindesiniz
قَوْلٍۢsöz(ler)
مُّخْتَلِفٍۢçeşitli

-Ey Mekke halkı!- Şüphesiz sizler, çelişkili sözler söylüyorsunuz. Sizler bazen Kur'an bir sihirdir diyorsunuz, bazen ise bir şiirdir diyorsunuz. Aynı şekilde bazen Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- sihirbazdır diyorsunuz, bazen ise o, bir şairdir diyorsunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُؤْفَكُçevriliyor
عَنْهُondan
مَنْkimse
أُفِكَçevrilen

Yüce Allah'ın ilminde Kur'an-ı Kerim ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmekten çevrilen çevrilir. Bu; o kimsenin iman etmeyeceğini Allah’ın ilmi ile bilmesindendir. Bu kimse doğruya iletilmek hususunda muvaffak kılınmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ

Kahrolsun o yalancılar!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُتِلَkahrolsun
ٱلْخَرَّٰصُونَyalancılar

Kur’an ve peygamberleri hakkında yalan konuşan o yalancılar kahrolsun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ

Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَki
هُمْonlar
فِىiçinde
غَمْرَةٍۢaptallık
سَاهُونَyanılıp durmaktadırlar

Onlar, ahiret yurdu hakkında cehalet içerisinde kalmış gafillerdir. Onlar, ahireti umursamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ

"Ceza günü ne zaman diye sorarlar?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَسْـَٔلُونَsorarlar
أَيَّانَne zaman?
يَوْمُgünü
ٱلدِّينِceza

"Ceza/karşılık günü ne zamandır?" diye soruyorlar. Onlar, o gün için amel etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ

O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
هُمْonlar
عَلَىüzerinde
ٱلنَّارِateş
يُفْتَنُونَyakılacaklardır

Allah Teâlâ, onların sorularına şöyle cevap verir: "O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

(Görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذُوقُوا۟tadın
فِتْنَتَكُمْfitnenizi
هَٰذَاbudur işte
ٱلَّذِىşey
كُنتُمolduğunuz
بِهِۦonu
تَسْتَعْجِلُونَacele istiyor(lar)

Onlara şöyle denir: "Azabınızı tadın! Kendisi ile uyarıldığınızda sizin, alay ederek gelmesi için acele edip durduğunuz şey işte budur!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ

Takva sahibi olanlar ise, Cennetler'de ve pınarlardadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلْمُتَّقِينَmuttakiler
فِىcennetlerdedir
جَنَّٰتٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعُيُونٍve çeşme başlarındadırlar

Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Rablerinden sakınanlar var ya; şüphesiz kıyamet günü onlar, bahçelerde ve pınarlardadırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

Rablerinin kendilerine verdiklerini almışlardır. Çünkü onlar bundan önce iyi kimseler idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ءَاخِذِينَalırlar
مَآşeyi
ءَاتَىٰهُمْkendilerine verdiği
رَبُّهُمْRablerinin
إِنَّهُمْçünkü onlar
كَانُوا۟idiler
قَبْلَönce
ذَٰلِكَbundan
مُحْسِنِينَgüzel davranan

Rablerinden güzel karşılığı almışlardır. Şüphesiz onlar, dünyada iken bu güzel karşılıktan önce de iyi kimseler idiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

Geceleri pek az uyurlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَانُوا۟idiler
قَلِيلًۭاpek az
مِّنَgeceleri
ٱلَّيْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاuyuyor(lar)
يَهْجَعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onlar; geceleyin namaz kılarlardı ve geceleyin az bir zamandan başka uyumazlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

Seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَبِٱلْأَسْحَارِseherlerde
هُمْonlar
يَسْتَغْفِرُونَistiğfar ederlerdi

Seher vakitlerinde ise Rablerinden günahları için bağışlanmayı dilerlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىٓvardı
أَمْوَٰلِهِمْmallarında
حَقٌّۭbir hak
لِّلسَّآئِلِdilenci için
وَٱلْمَحْرُومِve yoksul için

Onların mallarında gönüllü olarak isteyenler ve istemeyenler için maddi imkanlar bulamayanlara bir hak vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ

Yeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىve vardır
ٱلْأَرْضِyeryüzünde
ءَايَٰتٌۭnice ibretler
لِّلْمُوقِنِينَkesin inanacaklar için

Yeryüzünde ve Allah'ın orada koyduğu dağlarda, denizlerde, ağaçlarda, bitkilerde ve hayvanlarda kesin olarak inananlar için Allah'ın kudretine, O'nun yaratan ve şekil veren olduğuna delalet eden nice deliller vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine de görmüyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىٓve vardır
أَنفُسِكُمْkendi canlarınızda
أَفَلَاgörmüyor musunuz?
تُبْصِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey insanlar!- Sizin kendi nefislerinizde de Allah'ın kudretine delalet eden nice deliller vardır. İbret almak için bakmaz mısınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىve vardır
ٱلسَّمَآءِgökte
رِزْقُكُمْrızkınız
وَمَاve şey
تُوعَدُونَuyarıldığınız

Gökte de sizin dünyevi ve dinî rızkınız, bir de hayır ve şer olarak size vadedilen şeyler vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ

Göğün ve yerin Rabbi hakkı için o sizin konuştuğunuz gibi kesin bir gerçektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَوَرَبِّRabbine andolsun ki
ٱلسَّمَآءِgöğün
وَٱلْأَرْضِve yerin
إِنَّهُۥşüphesiz O
لَحَقٌّۭgerçektir
مِّثْلَgibi
مَآşey
أَنَّكُمْsizin
تَنطِقُونَkonuştuğunuz

Göğün ve yerin Rabbine ant olsun ki, yeniden dirilme tıpkı sizin konuşmanız gibi içinde şüphe olmayan bir haktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ

İbrahim’in şerefli kılınmış konuklarının haberi sana geldi mi?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هَلْsana geldimi?
أَتَىٰكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَدِيثُhaberi
ضَيْفِmisafirlerinin
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'in
ٱلْمُكْرَمِينَağırlanan

-Ey Peygamber! Sana-, İbrahim -aleyhisselam-'ın kendilerine ikramda bulunduğu misafir olan meleklerin haberi geldi mi?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ

Hani O’nun yanına girmişler: “Selam!” demişlerdi. O da: "Selam! (Sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz.” demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْbir zaman
دَخَلُوا۟girmişlerdi
عَلَيْهِonun yanına
فَقَالُوا۟ve demişlerdi
سَلَٰمًۭاselam
قَالَdedi ki
سَلَٰمٌۭselam
قَوْمٌۭbir topluluk(sunuz)
مُّنكَرُونَtanınmamış

Onlar, İbrahim'in yanına girdiklerinde ona şöyle demişlerdi: "Selam!" İbrahim de onların selamını almış ve o da onlara karşılık olarak şöyle demiştir: "Selâm!" Kendi nefsinde şöyle demişti: "Bunlar kendilerini tanımadığımız kimselerdir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ

Hemen ailesinin yanına gidip semiz bir buzağı getiriverdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَرَاغَgizlice gitti
إِلَىٰٓyanına
أَهْلِهِۦailesinin
فَجَآءَve getirdi
بِعِجْلٍۢbir buzağı
سَمِينٍۢsemiz

Hemen gizlice ailesinin yanına gitti ve gelen misafirlerin insan olduklarını zannederek ailesinin yanından besili bir buzağı getirdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَرَّبَهُۥٓonu yaklaştırdı
إِلَيْهِمْönlerine
قَالَdedi
أَلَاyemez misiniz?
تَأْكُلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve onlara yumuşak bir şekilde hitap ederek: "Sizin için sunulan bu yemekten yemez misiniz?" dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ

Onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَوْجَسَiçine düşürdü
مِنْهُمْonlardan
خِيفَةًۭbir korku
قَالُوا۟dediler
لَاkorkma
تَخَفْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَبَشَّرُوهُve ona müjdelediler
بِغُلَٰمٍbir oğlan çocuğu
عَلِيمٍۢbilgin

Onlar yemeyince İbrahim -aleyhisselam-'ın nefsinde bir korku meydana geldi. Melekler bunu fark ettiler ve ona güven vererek; "Korkma! Bizler Allah katından gönderilmiş olan elçileriz." dediler. Sonra İbrahim -aleyhisselam-'a kendisini sevindirecek olan; çokça ilmi olacak olan erkek bir çocuğun doğum müjdesi haberini verdiler. Onun, kendisi ile müjdelendiği (çocuk), İshak -aleyhisselam- idi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ

Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَقْبَلَتِsonra geldi
ٱمْرَأَتُهُۥkarısı (Sare)
فِىiçinde
صَرَّةٍۢçığlık
فَصَكَّتْvurarak
وَجْهَهَاyüzüne
وَقَالَتْve dedi
عَجُوزٌbir koca karı
عَقِيمٌۭkısır

İbrahim -aleyhisselam-'ın karısı bu müjdeyi işitince sevinci sebebi ile çığlık attı ve ellerini yüzüne çarparak şaşırmış bir şekilde şöyle dedi: "Bir kocakarı doğurur mu?" Aslında o; kısır bir kadın idi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

Dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Muhakkak ki O; Hakîm'dir, Alîm'dir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
كَذَٰلِكِböyle
قَالَdedi
رَبُّكِRabbin
إِنَّهُۥşüphesiz O
هُوَO
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
ٱلْعَلِيمُbilendir

Melekler ona şöyle dediler: "Sana haber verdiğimiz şeyi Rabbin böyle buyurdu. O'nun buyurduğunu geri çevirecek yoktur. Şüphesiz O, yaratmasında ve takdir etmesinde çok hikmet sahibidir ve yarattıklarını ve neyin yarattıkları için yararlı olacağını hakkıyla bilendir.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

İbrahim, onlara: “O halde göreviniz nedir ey elçiler?” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
فَمَاo halde nedir?
خَطْبُكُمْgöreviniz
أَيُّهَاey
ٱلْمُرْسَلُونَelçiler

İbrahim -aleyhisselam- meleklere şöyle dedi: "Sizin işiniz/göreviniz nedir? Maksadınız nedir?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ

Onlar: “Şüphe yok ki biz günahkâr bir topluluğa gönderildik” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler
إِنَّآelbette biz
أُرْسِلْنَآgönderildik
إِلَىٰbir kavme
قَوْمٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّجْرِمِينَsuçlu

Melekler ona cevap olarak şöyle dediler: "Şüphesiz Yüce Allah, bizi çirkin günahları işleyen günahkâr bir topluluğa gönderdi."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن طِينٍۢ

"Onların üzerilerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِنُرْسِلَsalalım diye
عَلَيْهِمْonların üzerine
حِجَارَةًۭtaş(lar)
مِّنçamurdan
طِينٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

"Onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

(Bu taşlar) Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlardır).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مُّسَوَّمَةًişaretlenmiş (taşlar)
عِندَkatında
رَبِّكَRabbinin
لِلْمُسْرِفِينَhaddi aşanlar için

-Ey İbrahim!- (Bu taşlar) Rabbinin katında küfürde ve günahlarda aşırıya gidip Yüce Allah'ın sınırlarını aşanlar için belirlenmiş (taşlardır).

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Bunun üzerine orada bulunan Müminleri çıkardık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَخْرَجْنَاsonra çıkardık
مَنbulunan
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاorada
مِنَmü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Lût'un kavminden Mümin olanları, günahkârlara isabet edecek azap onlara isabet etmesin diye o beldeden çıkardık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍۢ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

Zaten orada bir ev halkından başka Müslüman bulamadık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَاzaten
وَجَدْنَاbulmadık
فِيهَاorada
غَيْرَbaşkasını
بَيْتٍۢbir ev(halkın)dan
مِّنَolan
ٱلْمُسْلِمِينَmüslüman

Bu beldede bir ev halkından başka Müslüman bulamadık. Onlar, Lût -aleyhisselam-'ın ev halkıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةًۭ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَرَكْنَاve bıraktık
فِيهَآorada
ءَايَةًۭbir ibret
لِّلَّذِينَiçin
يَخَافُونَkorkanlar
ٱلْعَذَابَazabdan
ٱلْأَلِيمَacıklı

Lût kavminin yaşadığı beldede onlara azabın isabet ettiğine dair izler bıraktık ki, onlara isabet eden elem dolu azaptan ibret alsınlar. Ki o azaptan kurtulmak için onların yaptıklarını yapmasınlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ

Mûsâ (kıssasında da ibret vardır). Hani biz, onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىve (ibret) vardır
مُوسَىٰٓMusa'da
إِذْhani
أَرْسَلْنَٰهُonu göndermiştik
إِلَىٰFir'avn'e
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِسُلْطَٰنٍۢbir delil ile
مُّبِينٍۢaçık

Musa'yı apaçık deliller ile Firavun'a göndermemizde de elem dolu azaptan korkanlar için ibretler vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌۭ

Firavun, bütün (kişisel ve askeri) gücüyle yüz çevirmiş ve: "Bu, ya bir büyücü veya bir delidir." demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَوَلَّىٰçevirdi
بِرُكْنِهِۦyanını
وَقَالَve dedi ki
سَٰحِرٌbüyücüdür
أَوْveya
مَجْنُونٌۭcinlidir

Firavun gücüne ve askerlerine güvenerek haktan yüz çevirdi ve Musa -aleyhisselam- hakkında şöyle dedi: "O, insanları büyüleyen bir sihirbaz ya da ne dediğini akıl etmeyen bir delidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌۭ

Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık. O (küfründen dolayı) kınanmış bir kimseydi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَخَذْنَٰهُbiz de onu yakaladık
وَجُنُودَهُۥve askerlerini
فَنَبَذْنَٰهُمْve onları attık
فِىdenize
ٱلْيَمِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُوَve o
مُلِيمٌۭkendi kendini kınıyordu

Onu ve askerlerinin hepsini yakalamış ve denize atmıştık. Bunun akabinde boğulup helak oldular. Firavun kendini ilah olarak atfetmesinden ve yalanlamasından dolayı suçlu olarak kınanmış bir şekilde gelecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ

Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىve (ibret) vardır
عَادٍAd'de
إِذْhani
أَرْسَلْنَاgönderdik
عَلَيْهِمُonlara
ٱلرِّيحَbir rüzgar
ٱلْعَقِيمَköklerini kesen

Hûd'un kavmi Âd kavminde de elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara yağmur taşımayan, ağaçları aşılamayan içinde bereket olmayan bir rüzgâr göndermiştik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاbırakmıyor
تَذَرُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنhiçbir
شَىْءٍşeyi
أَتَتْgeçtiği
عَلَيْهِüzerinden
إِلَّاancak
جَعَلَتْهُonu ediyordu
كَٱلرَّمِيمِkül gibi

Uğradığı hiçbir canlıyı ve malı yok etmeden gitmiyordu ve paramparça çürümüş hale getiriyordu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Semûd'da da (ibretler) vardır. Onlara: "Bir süreye kadar faydalanın." denmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىve (ibret) vardır
ثَمُودَSemud'da
إِذْhani
قِيلَdenmişti
لَهُمْonlara
تَمَتَّعُوا۟sefa sürün
حَتَّىٰkadar
حِينٍۢbir süreye

Salih -aleyhisselam-'ın kavmi Semûd'da da elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara şöyle demişti: "Ecelleriniz bitmeden önce hayatınızdan istifade edin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ

Rablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yüzden bakıp dururken onları yıldırım çarpmıştı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَعَتَوْا۟başkaldırdılar
عَنْkarşı
أَمْرِbuyruğuna
رَبِّهِمْRablerinin
فَأَخَذَتْهُمُbu yüzden onları yakaladı
ٱلصَّٰعِقَةُyıldırım
وَهُمْve onlar
يَنظُرُونَbakıp dururlardı

Rablerinin emrine karşı kibirlendiler, iman ve itaat etmeye karşı büyüklenip kibirlendiler. Bunun akabinde azabın inmesini bekliyorlar iken azap yıldırımları onları yakalayıverdi. Zira yıldırım inmeden üç gün önce azap ile vadolunmuşlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍۢ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَاgüçleri yetmedi
ٱسْتَطَٰعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنayağa kalkmaya
قِيَامٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve
كَانُوا۟olmadılar
مُنتَصِرِينَyardım edilen

Kendilerine inen azabı def etmeye güç yetiremediler. Onların bundan korunacak güçleri de olmadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ

Bunlardan önce de Nûh kavmini (helâk etmiştik). Çünkü onlar, fasık/yoldan çıkmış bir toplum idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَوْمَve kavmini (helak etmiştik)
نُوحٍۢNuh
مِّنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُمْçünkü onlar
كَانُوا۟idiler
قَوْمًۭاbir toplum
فَٰسِقِينَyoldan çıkmış

Bu zikredilenlerden önce de Nuh kavmini boğulmayla helak ettik. Çünkü onlar, Allah'a itaat etmekten uzaklaşmış bir topluluktu. Bu yüzden cezayı hak ettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍۢ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz onu elbette genişleticiyiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلسَّمَآءَve göğü
بَنَيْنَٰهَاinşa ettik
بِأَيْي۟دٍۢsağlam
وَإِنَّاve elbette biz
لَمُوسِعُونَgenişleticiyiz

Gökyüzünü biz bina ettik, kuvvetimizle onu kusursuz inşa ettik. Onun etrafını da genişletmekteyiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ

Yeryüzünü de yayıp döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلْأَرْضَve yeri
فَرَشْنَٰهَاbiz döşedik
فَنِعْمَne güzel
ٱلْمَٰهِدُونَdöşeyiciyiz

Yeryüzünü, üzerinde yaşayanlar için yatak gibi döşedik. Biz ne güzel düzenleyiciyiz. Öyle ki yeryüzünü onlar için döşedik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنve
كُلِّher
شَىْءٍşeyden
خَلَقْنَاyarattık
زَوْجَيْنِiki çift (erkek-dişi)
لَعَلَّكُمْumulur ki
تَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alasınız

Biz yeryüzü, gökyüzü, kara ve denizi ve her şeyi çift çift, erkek ve dişi olarak yarattık. Böylece her şeyi çifter çifter yaratan Allah'ın birliğini ve kudretini düşünüp öğüt alasınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ

O halde Allah’a kaçın. Çünkü ben, size Onun katından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَفِرُّوٓا۟o halde kaçın
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنِّىşüphesiz ben
لَكُمsize
مِّنْهُO'nun tarafından
نَذِيرٌۭbir uyarıcıyım
مُّبِينٌۭapaçık

Allah'a itaat ederek ve O'na karşı gelmekten sakınarak azabından mükâfatına kaçın. -Ey insanlar!- O'nun cezalandırmasından sizi sakındıran apaçık bir uyarıcıyım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Kur'an'ın 51. sûresi olan Zâriyât, 60 ayetlik Mekke dönemi metnidir; sûre adı savurup dağıtanlar anlamına gelir. Zâriyât başlığının çağrıştırdığı olay önemlidir; ana mesaj ise onun çevresinde kurulan tevhid ve hesap bilincidir. Rüzgârlara yeminle başlayan sûre, rızık, ahiret, misafirperverlik ve insanın yaratılış amacı üzerinde durur. Hz. İbrâhim'in misafirleri ve geçmiş toplumların sonu anlatılır. Rüzgârlar, takvâ sahipleri, İbrâhim'in misafirleri, Lût ve Mûsâ kıssaları, 56. ayette kulluk amacı. Zâriyât, soyut inanç cümlelerini gerçek karar anlarıyla sınar; korku, servet, itibar ve otorite bu sınavın araçlarıdır. Zâriyât içindeki bu kurgu, rüzgârlar ve yeminler temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: ‘İnsanları yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım' ayeti, çalışmayı ve toplumsal sorumluluğu değersizleştirmez; hayatın bütün alanlarını Allah'a karşı sorumlulukla ilişkilendirir. Zâriyât Sûresi'nin güncel değeri slogan üretmekte değil, kurduğu ölçüyü bugünkü kararlara dürüstçe uygulamaktadır. Bugüne bakan yönü ise meslek, aile, öğrenme ve üretimi ibadetten kopuk alanlar saymak yerine niyet, adalet ve fayda ölçüsüyle bütünleştirmeyi öğretir. Bu çerçevede Zâriyât, geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Rüzgârlar ve yeminler
  • Rızık
  • İbrâhim'in misafirleri
  • Kulluk amacı
  • Geçmiş toplumlar

Ne Zaman Okunur?

Bu sûre herhangi bir vakitle sınırlandırılmaz. Hatim sırasında baştan sona okunabileceği gibi rüzgârlar ve yeminler veya kulluk amacı konusu incelenirken ilgili ayetler tefsirle birlikte ele alınabilir. Kaynaksız sayı ve kesin fazilet iddiası eklenmemelidir.

Bir okuma defteriyle ilerlemek

Zâriyât okunurken sayfa iki sütuna ayrılabilir: bir tarafta rızık ile ilgili uyarılar, diğer tarafta kulluk amacı ile ilgili olumlu örnekler. Sonunda geçmiş toplumlar başlığının bu iki sütunu nasıl bağladığı yazılabilir. Böyle bir çalışma, uzun metni küçük ama anlamlı adımlara böler.

Slogandan önce bağlamı kontrol etmek

Zâriyât Sûresi'nden kısa bir cümle paylaşılacaksa önce bulunduğu pasaj okunmalıdır. Özellikle rızık veya kulluk amacı hakkında hüküm kurarken meal, tefsir ve tarihî bağlam birbirinden ayrılmamalıdır. Paylaşım dili kesin fetva izlenimi vermemelidir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Zâriyât Kur'an'da kaçıncı sûredir?

Mushaf sıralamasında 51. sûredir, 60 ayetten oluşur ve yaygın sınıflandırmada Mekke dönemi metnidir.

Sûre neden Zâriyât adıyla anılır?

Savurup dağıtanlar anlamındaki isim, metindeki belirgin bir işaretten alınmıştır. Zâriyât örneğinde sûre adı içeriğin tamamını değil, hafızada kalan bir unsuru yansıtır.

Zâriyât Sûresi'nin merkezindeki üç tema nedir?

Rüzgârlar ve yeminler, rızık ve İbrâhim'in misafirleri ana omurgayı kurar. Diğer bölümler bu temaların ahlâkî ve tarihî sonuçlarını açar.

Zâriyât güncel hayata nasıl bağlanabilir?

Kulluk amacı başlığı, bugünkü karar ve ilişkileri değerlendirmek için kullanılabilir. Ancak tarihî kişi ve olaylarla günümüz aktörleri birebir özdeşleştirilmemelidir.

Zâriyât okunurken hangi kaynak kullanılmalı?

Zâriyât için meal temel anlamı gösterir; ayrıntıda Kur'an Yolu tefsiri ve TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi kullanılabilir. Hukukî sonuçlarda uzman görüşü gerekir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar