Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

33. Sûre · Medine · 73 Ayet

الأحزاب

AHZÂB SÛRESİ

Gruplar

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًۭا

Ey Nebi! Allah’tan kork, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak Allah Alîmdir, Hakîmdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّبِىُّpeygamber
ٱتَّقِkork
ٱللَّهَAllah'tan
وَلَاve asla
تُطِعِita'at etme
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlere
وَٱلْمُنَٰفِقِينَve münafıklara
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
كَانَbilendir
عَلِيمًاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَكِيمًۭاhüküm ve hikmet sahibidir

-Ey Peygamber!- Sen ve seninle beraber olanlar emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'a karşı takvalı olun. Yalnızca O'ndan kork. Kâfir ve münafıkların nefislerinin arzuladığı şeylerde onlara itaat etme. Şüphesiz Allah, kâfir ve münafıkların kurduğu tuzakları hakkıyla bilendir. Yaratmasında ve yönetmesinde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۭا

Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتَّبِعْve uy
مَاşeye
يُوحَىٰٓvahyedilen
إِلَيْكَsana
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّmuhakkak ki
ٱللَّهَAllah
كَانَşeyleri
بِمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَعْمَلُونَyaptıklarınız
خَبِيرًۭاhaber almaktadır;

Rabbinden sana indirilen vahye uy! Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًۭا

Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَوَكَّلْve dayan
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَفَىٰyeter
بِٱللَّهِAllah
وَكِيلًۭاvekil olarak

Bütün işlerinde yalnızca Yüce Allah'a tevekkül et! Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kendisine tevekkül eden kullarını koruyucu olarak yeter.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍۢ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ ۚ وَمَا جَعَلَ أَزْوَٰجَكُمُ ٱلَّٰٓـِٔى تُظَٰهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَٰتِكُمْ ۚ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَآءَكُمْ أَبْنَآءَكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَٰهِكُمْ ۖ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِى ٱلسَّبِيلَ

Allah, hiçbir adamın içine iki kalp yaratmamıştır. Zihâr yaptığınız ("Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek kendinize haram kıldığınız) eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlat edindiğiniz kimseleri de öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz sözlerinizden ibarettir. Allah hak olanı söyler, doğru yola ileten de odur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّاyaratmadı
جَعَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
لِرَجُلٍۢbir adama
مِّنiki kalb
قَلْبَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِى(göğüs) boşluğunda
جَوْفِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve
جَعَلَyapmadı
أَزْوَٰجَكُمُeşlerinizi
ٱلَّٰٓـِٔىzıhar yaptığınız
تُظَٰهِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُنَّonlarla
أُمَّهَٰتِكُمْsizin anneleriniz
وَمَاve
جَعَلَkılmadı
أَدْعِيَآءَكُمْevlatlıklarınızı
أَبْنَآءَكُمْsizin öz oğullarınız
ذَٰلِكُمْbunlar
قَوْلُكُمsizin sözlerinizdir
بِأَفْوَٰهِكُمْağızlarınıza gelen
وَٱللَّهُAllah
يَقُولُsöyler
ٱلْحَقَّgerçeği
وَهُوَve O
يَهْدِىiletir
ٱلسَّبِيلَdoğru yola

Yüce Allah, hiçbir adamın göğsüne iki kalp koymamış ve eşlerinizi sizlere anneleriniz gibi haram konumunda kılmamıştır. Aynı şekilde üvey evladı da öz evlat konumuna koymamıştır. Şüphesiz ki zıhâr -kocanın karısını annesi ve kız kardeşi gibi kendisine haram kılması- ve evlat edinmek, İslam'ın hükmünü ortadan kaldırdığı cahiliye adetlerindendir. Zıhâr ve evlat edinme dillerinizde söylediğiniz fakat hakikatı olmayan sözlerinizdir. Eş, anne değildir; oğlu olduğu iddia edilen (üvey) çocuk da o kimsenin oğlu değildir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- kullarının amel etmesi için hakkı söyler ve O doğru yola iletir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

ٱدْعُوهُمْ لِءَابَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ ۚ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمْ ۚ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌۭ فِيمَآ أَخْطَأْتُم بِهِۦ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًۭا رَّحِيمًا

Evlatlıkları, babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha adaletlidir. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah; çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱدْعُوهُمْonları çağırın
لِءَابَآئِهِمْbabalarına nisbetle
هُوَbu
أَقْسَطُdaha adaletlidir
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah
فَإِنeğer
لَّمْbilmiyorsanız
تَعْلَمُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَابَآءَهُمْbabalarını
فَإِخْوَٰنُكُمْonlar sizin kardeşlerinizdir
فِىdinde
ٱلدِّينِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَوَٰلِيكُمْve dostlarınızdır
وَلَيْسَve yoktur
عَلَيْكُمْsize
جُنَاحٌۭbir günah
فِيمَآyaptığınızda
أَخْطَأْتُمyanılarak
بِهِۦbu konuda
وَلَٰكِنfakat vardır
مَّاbile bile yaptığında
تَعَمَّدَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلُوبُكُمْkalblerinizin
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
غَفُورًۭاçok bağışlayandır
رَّحِيمًاçok esirgeyendir

Evlatlarınız olduğunu iddia ettiğiniz üvey evlatlarınızı gerçek babalarına nispet edin. Onların babalarına nispet edilmesi Allah katında adaletli olandır. Eğer kendilerine nispet edeceğiniz babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve azat ettiğiniz hür kimselerdir. Onlardan birine "Ey kardeşim!" ya da "Ey amcamın oğlu!" diye seslenin. Sizden birisi hata edip, unutarak evlatlık edinilen çocuğu evlat edinen kimseye nispet ederse; bunda o kimse için bir günah yoktur. Fakat bunu kasıtlı olarak söylerseniz günaha girersiniz. Şüphesiz Yüce Allah; tövbe eden kullarını çokça bağışlayan, onlara karşı çok merhametli olandır. Öyle ki, yaptıkları hatadan onları sorumlu tutmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

ٱلنَّبِىُّ أَوْلَىٰ بِٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ ۖ وَأَزْوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمْ ۗ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍۢ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفْعَلُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِكُم مَّعْرُوفًۭا ۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَسْطُورًۭا

Peygamber, Müminlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de Müminlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın kitabına göre, (miras konusunda) birbirileri için (diğer) Müminlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) kitapta yazılıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلنَّبِىُّpeygamber
أَوْلَىٰdaha yakındır
بِٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlere
مِنْcanlarından
أَنفُسِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَزْوَٰجُهُۥٓve onun eşleri
أُمَّهَٰتُهُمْonların anneleridir
وَأُو۟لُوا۟(anne tarafından akrabalar)
ٱلْأَرْحَامِ(anne tarafından akrabalar)
بَعْضُهُمْbir kısmı
أَوْلَىٰdaha yakındırlar
بِبَعْضٍۢdiğerine
فِىkitabında
كِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
مِنَöteki
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerden
وَٱلْمُهَٰجِرِينَve muhacirlerden
إِلَّآancak hariç
أَنyapmanız
تَفْعَلُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىٰٓdostlarınıza
أَوْلِيَآئِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّعْرُوفًۭاbir iyilik
كَانَbunlar
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىKitapta
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَسْطُورًۭاyazılmıştır

Müminlerin nefisleri başka bir şeye meyletse bile, Peygamber Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- onları çağırdığı her şeyde Müminlere kendi canlarından daha önceliklidir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımları bütün Müminlerin annesi konumundadır. Bundan dolayı Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından sonra bir Müminin onlardan birisi ile evlenmesi bütün Müminlere haram kılınmıştır. Aralarında akrabalık bağı olanlar kendi aralarında Allah'ın hükmüne göre Allah yolunda hicret eden ve iman ehlinden miras almak hususunda daha hak sahibidir. Zira İslam'ın ilk yıllarında Allah yolunda hicret eden ve iman ehli kimseler kendi aralarında mirası paylaşmaktaydılar. Daha sonra kendi aralarında miras paylaşımı nesh edilip, hükmü kaldırılmıştır. Ancak -Ey Müminler!- Varis olmayan dostlarınıza iyilik yapmak için bir şeyler vermenizde bir beis yoktur. Bu hüküm Levh-i Mahfuz'da yazılmıştır. Onunla amel etmek gerekir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّۦنَ مِيثَٰقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍۢ وَإِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ ۖ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًۭا

Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsâ’dan da. Evet biz, onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
أَخَذْنَاbiz almıştık
مِنَpeygamberlerden
ٱلنَّبِيِّۦنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِيثَٰقَهُمْahidlerini
وَمِنكَve senden
وَمِنve
نُّوحٍۢNuh'dan
وَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim'den
وَمُوسَىٰve Musa'dan
وَعِيسَىve Îsa'dan
ٱبْنِoğlu
مَرْيَمَMeryem
وَأَخَذْنَاve almıştık
مِنْهُمonlardan
مِّيثَٰقًاsöz
غَلِيظًۭاsapasağlam

-Ey Resul!- Hani peygamberlerden yalnızca Allah'a ibadet edecekleri, hiçbir şeyi O'na ortak koşmayacakları ve kendilerine indirilen vahyi tebliğ edeceklerine dair sapasağlam bir söz almıştık. Özellikle senden, Nûh, İbrahim, Musa ve Meryemoğlu İsa'dan bu sözü aldık. Yüce Allah'ın dinini tebliğ etmede kendilerine yüklenen bu sorumluluğu yerine getirecekleri hususunda sapasağlam bir söz aldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

لِّيَسْـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ ۚ وَأَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًۭا

(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّيَسْـَٔلَsorması için
ٱلصَّٰدِقِينَdoğrulara
عَنdoğruluklarından
صِدْقِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَعَدَّve hazırlamıştır
لِلْكَٰفِرِينَkafirler için
عَذَابًاbir azab
أَلِيمًۭاacıklı

Allah; peygamberlerden bu sapasağlam sözü; resullerden doğruluklarını sormak, kâfirler aleyhine delil kullanmak için almıştır. Yüce Allah, kendini ve resullerini yalanlayan kâfirler için kıyamet günü elem dolu azap hazırlamıştır, o da cehennem ateşidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَآءَتْكُمْ جُنُودٌۭ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًۭا وَجُنُودًۭا لَّمْ تَرَوْهَا ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا

Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) orduları üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟hatırlayın
نِعْمَةَni'metini
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize olan
إِذْhani bir zaman
جَآءَتْكُمْsize gelmişti
جُنُودٌۭordular
فَأَرْسَلْنَاve biz göndermiştik
عَلَيْهِمْonların üzerine
رِيحًۭاbir rüzgar
وَجُنُودًۭاve ordular
لَّمْsizin görmediğiniz
تَرَوْهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانَve idi
ٱللَّهُAllah
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınız
بَصِيرًاgörmekte

Ey Allah'a iman eden ve gönderdiği dini ile amel edenler! Medine'ye sizinle savaşmak için kâfir askerler geldiği, Yahudi ve münafıkların onlara destek çıktığı zaman Allah'ın sizin üzerine olan nimetini hatırlayın! Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kendisi ile yardım ettiğimiz rüzgârı, tan yelini/doğudan esen rüzgârı ve meleklerden olan sizin göremediğiniz orduları gönderdik. Kâfirler hiçbir şeye güç yetiremeden arkalarını dönüp kaçtılar. Yüce Allah sizin yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Size amellerinizin karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠

Hani onlar, size hem üst tarafınızdan, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Allah hakkında bir takım zanlarda bulunuyordunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
جَآءُوكُمonlar gelmişlerdi
مِّنüstünüzden
فَوْقِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمِنْve
أَسْفَلَalt tarafınızdan
مِنكُمْsizin
وَإِذْve hani
زَاغَتِkaymıştı
ٱلْأَبْصَٰرُgözler
وَبَلَغَتِve dayanmıştı
ٱلْقُلُوبُyürekler
ٱلْحَنَاجِرَhançerelere
وَتَظُنُّونَve zanda bulunuyordunuz
بِٱللَّهِAllah hakında
ٱلظُّنُونَا۠türlü düşüncelerle

Kâfirler vadinin üst ve alt tarafından, doğu ve batı tarafından geldikleri zaman, bakışlar her şeyi bırakıp sadece düşmana kilitlendiği ve korkunun şiddetinden yüreklerin ağza geldiği zaman, Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyor; bazen zaferi ve bazen de zafere ulaşamayacağınızı zannediyordunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

هُنَالِكَ ٱبْتُلِىَ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا۟ زِلْزَالًۭا شَدِيدًۭا

İşte orada Müminler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُنَالِكَişte orada
ٱبْتُلِىَdenenmişti
ٱلْمُؤْمِنُونَmü'minler
وَزُلْزِلُوا۟ve sarsılmışlardı
زِلْزَالًۭاbir sarsıntı ile
شَدِيدًۭاşiddetli

Bu olay Hendek Savaşı'nda yaşanmış; Müminler, düşmanlarının kendilerine hücum etmeleri ile imtihan olunmuşlardı. Korkunun şiddetinden dolayı şiddetli bir sarsıntıya uğramışlardı. Bu imtihan ile Mümin ve münafıklar birbirinden ayrıldılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَإِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورًۭا

O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: “Allah ve Rasulü bize bir aldatıştan başka bir şey vaat etmemiştir” diyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
يَقُولُdiyordu
ٱلْمُنَٰفِقُونَmünafıklar
وَٱلَّذِينَve bulunanlar
فِىkalblerinde
قُلُوبِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّرَضٌۭhastalık
مَّاbize vaadde bulunmadı
وَعَدَنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
وَرَسُولُهُۥٓve Resulü
إِلَّاdışında
غُرُورًۭاboş vaatler

O gün münafıklar ve kalplerinde şüphe olup imanları zayıf olan kimseler şöyle dediler: "Allah ve resulünün düşmana karşı yardım edip zafer verecekleri vaadi ve bizi yeryüzünde muktedir kılacağı aslı olmayan batıl bir sözdür."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَإِذْ قَالَت طَّآئِفَةٌۭ مِّنْهُمْ يَٰٓأَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَٱرْجِعُوا۟ ۚ وَيَسْتَـْٔذِنُ فَرِيقٌۭ مِّنْهُمُ ٱلنَّبِىَّ يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌۭ وَمَا هِىَ بِعَوْرَةٍ ۖ إِن يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارًۭا

Hani onlardan bir grup: “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durma imkânınız yok. Haydi geri dönün.” demişti. Onlardan bir başka grup da; “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamber'den izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
قَالَتdemişti ki
طَّآئِفَةٌۭbir grup
مِّنْهُمْonlardan
يَٰٓأَهْلَey halkı
يَثْرِبَYesrib (Medine)
لَاartık yoktur
مُقَامَduracak yer
لَكُمْsize
فَٱرْجِعُوا۟dönün
وَيَسْتَـْٔذِنُve izin istiyordu
فَرِيقٌۭbir topluluk
مِّنْهُمُonlardan
ٱلنَّبِىَّpeygamberden
يَقُولُونَdiyerek
إِنَّgerçekten
بُيُوتَنَاevlerimiz
عَوْرَةٌۭ(sağlam değil) açıktır
وَمَاoysa değildi
هِىَonlar(ın evleri)
بِعَوْرَةٍaçık
إِنistemiyorlardı
يُرِيدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey
فِرَارًۭاkaçmak(tan)

-Ey Resul!- Münafıklardan bir grup Medine halkı için: "Ey Yesrib Halkı! (Yesrib, Medine'nin İslam'dan önceki ismidir) Hendeğe yakın dağ eteğinde kalmanıza gerek yoktur, evlerinize dönün." demişlerdi. Onlardan bir grup Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den evleri düşmana karşı açık (korumasız) olduğu gerekçesiyle evlerine dönmek için izin istiyorlardı. Ancak onların iddia ettiği gibi evleri korumasız değildi. Onlar bu yalan mazeretle düşmandan kaçmayı istiyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِم مِّنْ أَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا۟ ٱلْفِتْنَةَ لَءَاتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا۟ بِهَآ إِلَّا يَسِيرًۭا

Eğer Medine’nin her tarafından üzerilerine gelinse ve kendilerinden fitne (şirk koşup, dinden dönmeleri) istenmiş olsaydı, onu mutlaka yaparlardı ve pek fazla gecikmezlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve eğer
دُخِلَتْgirilseydi
عَلَيْهِمonların üzerine
مِّنْher yandan
أَقْطَارِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
سُئِلُوا۟istenseydi
ٱلْفِتْنَةَbaskı ve işkence yapmaları
لَءَاتَوْهَاelbette yaparlardı
وَمَاve
تَلَبَّثُوا۟gecikmezlerdi
بِهَآbunda
إِلَّاdışında
يَسِيرًۭاazıcık

Eğer düşman Medine'nin her tarafından girip, onlardan Allah'a küfür ve şirk koşmalarını isteseydi, düşmanın istediklerini hemen yaparlardı. Pek azı dışında mürtet olur, dinden dönerlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَلَقَدْ كَانُوا۟ عَٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ مِن قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ ٱلْأَدْبَٰرَ ۚ وَكَانَ عَهْدُ ٱللَّهِ مَسْـُٔولًۭا

Andolsun ki, onlar daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz mesuliyeti gerektirir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْoysa
كَانُوا۟idiler
عَٰهَدُوا۟söz vermişler
ٱللَّهَAllah'a
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاdön(üp kaç)mayacaklarına
يُوَلُّونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَدْبَٰرَarkalarına
وَكَانَve idiler
عَهْدُverilen sözden
ٱللَّهِAllah'a
مَسْـُٔولًۭاsorumlu

Andolsun ki, Uhud günü savaştan kaçtıktan sonra bu münafıklar; eğer Allah onları başka bir savaşa şahit tutarsa düşmanları ile savaşacaklarına ve onlardan korkup kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermiş, fakat verdikleri sözü bozmuşlardır. Kul, Allah'a verdiği sözden mesûldür ve elbette bundan hesaba çekilecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

قُل لَّن يَنفَعَكُمُ ٱلْفِرَارُ إِن فَرَرْتُم مِّنَ ٱلْمَوْتِ أَوِ ٱلْقَتْلِ وَإِذًۭا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلًۭا

De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّنsize fayda vermez
يَنفَعَكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْفِرَارُkaçmak
إِنeğer
فَرَرْتُمkaçıyorsanız
مِّنَölümden
ٱلْمَوْتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوِveya
ٱلْقَتْلِöldürülmekten
وَإِذًۭاo zaman bile
لَّاyaşatılmazsınız
تُمَتَّعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
قَلِيلًۭاpek az

-Ey Resul- Onlara de ki: "Kaçmak size fayda sağlamaz. Şayet ölümden ya da savaşmaktan korktuğunuz için kaçsanız bile ecelleriniz takdir edilmiştir. Kaçtığınızda eceliniz gelmedi ise şüphesiz ki siz, hayattan az bir zaman dışında faydalanamazsınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

قُلْ مَن ذَا ٱلَّذِى يَعْصِمُكُم مِّنَ ٱللَّهِ إِنْ أَرَادَ بِكُمْ سُوٓءًا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةًۭ ۚ وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّۭا وَلَا نَصِيرًۭا

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَنkimdir?
ذَاşu
ٱلَّذِىkimse ki
يَعْصِمُكُمsizi koruyacak
مِّنَAllahdan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنْeğer
أَرَادَistese
بِكُمْsize
سُوٓءًاbir kötülük
أَوْveya
أَرَادَdilese
بِكُمْsize
رَحْمَةًۭrahmet
وَلَاbulamazlar
يَجِدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمkendilerine
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
وَلِيًّۭاbir dost
وَلَاne de
نَصِيرًۭاbir yardımcı

-Ey Resul!- Onlara de ki: "Eğer Allah, ölüm ve savaş gibi hoş görmediğiniz ya da selamet ve hayır gibi ümit ettiğiniz şeyleri sizin için dilerse, buna kim engel olabilir? Hiçbir kimse buna engel olamaz. Bu münafıklar Allah'tan başka işlerini idare eden bir dost ve de Allah'ın azabından kendilerini koruyacak bir yardımcı da bulamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

۞ قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلْمُعَوِّقِينَ مِنكُمْ وَٱلْقَآئِلِينَ لِإِخْوَٰنِهِمْ هَلُمَّ إِلَيْنَا ۖ وَلَا يَأْتُونَ ٱلْبَأْسَ إِلَّا قَلِيلًا

Allah, aranızdan savaştan alıkoymaya çalışanları ve kardeşlerine “Bize gelin.” diyenleri elbette bilir. Bunlar, pek azı hariç zora/savaşa gelemezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَدْelbette
يَعْلَمُbiliyor
ٱللَّهُAllah
ٱلْمُعَوِّقِينَalıkoyanları
مِنكُمْiçinizden
وَٱلْقَآئِلِينَve diyenleri
لِإِخْوَٰنِهِمْkardeşlerine
هَلُمَّgelin
إِلَيْنَاbize
وَلَاonlar gelmezler
يَأْتُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبَأْسَsavaşa
إِلَّاdışında
قَلِيلًاpek azı

Şüphesiz Yüce Allah, sizden olup Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte savaşanları engelleyenleri ve kardeşlerine: "Bize gelin, onunla birlikte savaşmayın ki öldürülmeyin. Şüphesiz ki biz, sizin öldürülmenizden korkuyoruz." diyenleri hakkıyla bilmektedir. Bu arkadaşlarını terk edenler savaşa gelmez ve ancak kendi nefislerinden kınanmayı uzaklaştırmak için nadir olarak onlarla birlikte savaşa katılır. Yoksa Allah'a ve Rasûlüne yardım etmek için orada bulunmazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

أَشِحَّةً عَلَيْكُمْ ۖ فَإِذَا جَآءَ ٱلْخَوْفُ رَأَيْتَهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ تَدُورُ أَعْيُنُهُمْ كَٱلَّذِى يُغْشَىٰ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ ۖ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلْخَوْفُ سَلَقُوكُم بِأَلْسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلْخَيْرِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا۟ فَأَحْبَطَ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًۭا

(Gelseler de) Size karşı cimri ve bencildirler. Korkuya kapılınca, ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönmüş olarak sana baktıklarını görürsün. Korku geçince keskin dillerini uzatıp sizi incitirler, hayra/ganimete karşı çok cimridirler. Bunlar, iman etmemişlerdir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. Bu, Allah için çok kolaydır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَشِحَّةًcimriler olarak
عَلَيْكُمْsize karşı
فَإِذَاne zaman ki
جَآءَgelince
ٱلْخَوْفُkorku
رَأَيْتَهُمْgörürsün
يَنظُرُونَbaktıklarını
إِلَيْكَsana
تَدُورُdönerek
أَعْيُنُهُمْgözleri
كَٱلَّذِىgibi
يُغْشَىٰbaygınlığı
عَلَيْهِonların üstüne
مِنَölüm
ٱلْمَوْتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَإِذَاne zaman ki
ذَهَبَgidince
ٱلْخَوْفُkorku
سَلَقُوكُمsizi incitirler
بِأَلْسِنَةٍdillerle
حِدَادٍsivri
أَشِحَّةًdüşkünlük göstererek
عَلَىkarşı
ٱلْخَيْرِhayra
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
لَمْinanmamışlar
يُؤْمِنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَحْبَطَbu yüzden boşa çıkarmıştır
ٱللَّهُAllah
أَعْمَٰلَهُمْonların işlerini
وَكَانَve
ذَٰلِكَbu
عَلَىgöre
ٱللَّهِAllah'a
يَسِيرًۭاkolaydır

-Ey Müminler topluluğu!- Onlar mallarında size karşı cimridirler. Size destek olmak için yardımcı olmazlar. Kendi nefisleri için de cimridirler. Asla sizinle birlikte savaşmazlar. Size olan sevgilerinde de cimridirler, sizi dost edinmezler. -Ey Resul!- Düşmanla karşılaştıkları zaman korktuklarında can çekişen kişinin gözü döndüğü gibi korkudan gözleri dönmüş bir şekilde sana baktıklarını görürsün. Korku onlardan gidip kendilerini güvende hissettiklerinde sivri dilleri ile konuşarak size eziyet ederler. Ganimet hususunda cimridirler, onun peşine düşerler. Bu özellikler ile vasıflandırılanlar hakkıyla iman etmemişlerdir. Yüce Allah onların amellerinin sevabını boşa çıkarmıştır. Bu amelleri boşa çıkarmak Allah için kolaydır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

يَحْسَبُونَ ٱلْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا۟ ۖ وَإِن يَأْتِ ٱلْأَحْزَابُ يَوَدُّوا۟ لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِى ٱلْأَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ أَنۢبَآئِكُمْ ۖ وَلَوْ كَانُوا۟ فِيكُم مَّا قَٰتَلُوٓا۟ إِلَّا قَلِيلًۭا

Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki (çölde) Bedeviler'in arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَحْسَبُونَsanıyorlardı
ٱلْأَحْزَابَorduların
لَمْgitmediklerini
يَذْهَبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنeğer
يَأْتِgelseler
ٱلْأَحْزَابُordular
يَوَدُّوا۟arzu ederlerdi
لَوْkeşke
أَنَّهُمkendileri
بَادُونَçölde bulunmayı
فِىarasında
ٱلْأَعْرَابِAraplar
يَسْـَٔلُونَsorup öğrenmeyi
عَنْsizin haberleriniz-den
أَنۢبَآئِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَوْve şayet
كَانُوا۟bulunsalardı
فِيكُمiçinizde
مَّاdövüşmezlerdi
قَٰتَلُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
قَلِيلًۭاpek azı

Bu korkaklar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve Müminler ile savaşmak için toplanan grupların Müminleri yok etmeden gitmeyeceğini zannetmektedirler. Şayet bu gruplar bir daha gelecek olsa bu münafıklar Medine'den bedeviler ile beraber çıkmak isterler. Düşmanlarınızla savaştıktan sonra size ne oldu diye haberlerinizi soruyorlar. -Ey Müminler!- Eğer sizin aranızda olsalardı azı hariç sizinle birlikte savaşmazlardı. Onları umursamayın ve onlar için üzülmeyin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِى رَسُولِ ٱللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌۭ لِّمَن كَانَ يَرْجُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلْءَاخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرًۭا

Andolsun Allah’ın Rasûlünde; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çokça zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّقَدْandolsun
كَانَvardır
لَكُمْsizin için
فِىElçisinde
رَسُولِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
أُسْوَةٌbir örnek
حَسَنَةٌۭen güzel
لِّمَنkimseler için
كَانَkavuşmaya inanan
يَرْجُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهَAllah'a
وَٱلْيَوْمَve gününe
ٱلْءَاخِرَahiret
وَذَكَرَve anan
ٱللَّهَAllah'ı
كَثِيرًۭاçokça

Andolsun ki Rasûlullah'ın söylediklerinde, yerine getirip yaptıklarında sizin için güzel örnekler vardır. Muhakkak değerli şahsiyeti ile hazır bulunup savaşmıştır. Bundan sonra nasıl olur da onun hakkında cimri olursunuz? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den ancak Allah'ın mükâfat ve rahmetini arzulayan, ahiret gününü önemseyen, o gün için çalışan ve Yüce Allah'ı çokça zikreden kimseler örnek alır. Ama ahiret gününü önemsemeyen, Allah'ı çokça zikretmeyen kimseler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i örnek almaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَلَمَّا رَءَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْأَحْزَابَ قَالُوا۟ هَٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ ۚ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّآ إِيمَٰنًۭا وَتَسْلِيمًۭا

Müminler, düşman birliklerini görünce; “İşte bu, Allah’ın ve Rasûlünün bize vadettiği şeydir. Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir.” dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاzaman
رَءَاgördükleri
ٱلْمُؤْمِنُونَmü'minler
ٱلْأَحْزَابَ(düşman) orduları
قَالُوا۟dediler
هَٰذَاbu
مَاbize va'dettiğidir
وَعَدَنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
وَرَسُولُهُۥve Resulünün
وَصَدَقَve doğrudur
ٱللَّهُAllah
وَرَسُولُهُۥve Resulü
وَمَاve
زَادَهُمْartırmadı
إِلَّآbaşka bir şey
إِيمَٰنًۭاimanlarını
وَتَسْلِيمًۭاve teslimiyetlerini

Müminler, kendileri ile savaşmak için toplanan düşman birliklerini görünce şöyle dediler: "İşte bu Allah ve resulünün bize vadettiği imtihan, sıkıntı ve zaferdir. Allah ve resulü doğru söylemiş ve söyledikleri gerçekleşmiştir." Onların bu düşman birliklerini görmeleri Allah'a olan imanlarını ve itaatlerini artırmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌۭ صَدَقُوا۟ مَا عَٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ عَلَيْهِ ۖ فَمِنْهُم مَّن قَضَىٰ نَحْبَهُۥ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ ۖ وَمَا بَدَّلُوا۟ تَبْدِيلًۭا

Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir. (Şehit olmuştur.) Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مِّنَmü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رِجَالٌۭerkekler
صَدَقُوا۟durdular
مَاverdikleri sözde
عَٰهَدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهَAllah
عَلَيْهِüzerine
فَمِنْهُمonlardan
مَّنkimi
قَضَىٰyerine getirdi
نَحْبَهُۥadağını
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنkimi
يَنتَظِرُ(şehidlik) beklemektedir
وَمَاve asla
بَدَّلُوا۟(sözlerini) değiştirmemişlerdir
تَبْدِيلًۭاdeğişiklikle

Müminlerden Allah'a karşı sözünü tutan nice erler vardır. Allah yolunda cihat ederken sabır ve sebat edeceğine dair verdiği sözü yerine getirmişlerdir. Onlardan Allah yolunda şehit edilenler ve bu uğurda şehadeti bekleyenler vardır. Bu Müminler, münafıkların yaptığı gibi Allah'a vermiş oldukları sözlerini değiştirmemişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

لِّيَجْزِىَ ٱللَّهُ ٱلصَّٰدِقِينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ إِن شَآءَ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًۭا رَّحِيمًۭا

Bunun böyle olması Allah’ın; doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tevbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّيَجْزِىَmükafatladırsın
ٱللَّهُAllah
ٱلصَّٰدِقِينَdoğruları
بِصِدْقِهِمْdoğruluklarıyle
وَيُعَذِّبَve azabetsin
ٱلْمُنَٰفِقِينَiki yüzlülere
إِنşayet
شَآءَdilerse
أَوْyahut
يَتُوبَtevbelerini kabul buyursun
عَلَيْهِمْonlardan
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
كَانَçok bağışlayandır
غَفُورًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَّحِيمًۭاçok esirgeyendir

Yüce Allah, Allah'a verdikleri söze sadık kalıp yerine getirenleri mükâfatlandırır. Dilerse sözlerini yerine getirmeyen münafıkların canlarını içinde bulundukları küfürden tövbe etmeden önce alır ve onlara azap eder ya da onları tövbe etmeye muvaffak kılarak tövbelerini kabul edip onları bağışlar. Şüphesiz Yüce Allah, günahlarından tövbe edenleri çokça bağışlayan ve onlara karşı çokça merhametli olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَرَدَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا۟ خَيْرًۭا ۚ وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلْقِتَالَ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزًۭا

Allah kâfirleri hiçbir hayır elde etmeksizin öfkeleri ile geri çevirdi. Allah, savaşta Müminlere kâfi geldi. Allah; kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَدَّgeri çevirdi
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَkimseleri
كَفَرُوا۟inkar edenleri
بِغَيْظِهِمْöfkeleriyle
لَمْeremediler
يَنَالُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَيْرًۭاhayra
وَكَفَىve yeter
ٱللَّهُAllah
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlere
ٱلْقِتَالَsavaşta
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
قَوِيًّاgüçlüdür
عَزِيزًۭاüstündür

Yüce Allah, Kureyş ve Gatafân'ı (Adnânîler'e mensup bir Arap kabilesi) emellerine ulaşamadan keder ve üzüntüleriyle birlikte geri çevirdi. Müminleri yok etme arzularında muzaffer olamadılar. Allah, onlarla yapılan savaşta gönderdiği rüzgâr ve indirdiği melekler ile Müminlere yetti. Yüce Allah mutlak güç sahibidir, hiçbir kimse O'na galip gelemez. Ancak O, her şeye galip gelen ve (düşmanlarını) rezil rüsva edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَأَنزَلَ ٱلَّذِينَ ظَٰهَرُوهُم مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن صَيَاصِيهِمْ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ فَرِيقًۭا تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَرِيقًۭا

Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنزَلَve indirdi
ٱلَّذِينَkimseleri
ظَٰهَرُوهُمonlara yardım eden
مِّنْehlinden
أَهْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكِتَٰبِKitap
مِنkalelerinden
صَيَاصِيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَذَفَve düşürdü
فِىiçine
قُلُوبِهِمُkalbleri
ٱلرُّعْبَkorku
فَرِيقًۭاbir kısmını
تَقْتُلُونَöldürüyordunuz
وَتَأْسِرُونَve esir alıyordunuz
فَرِيقًۭاbir kısmını da

Yüce Allah, müşriklere yardım eden Yahudileri, düşmanlarından korundukları kalelerinden indirdi ve kalplerine korku saldı. -Ey Müminler!- Onlardan bir kısmını öldürüyor ve bir kısmını esir alıyordunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَأَوْرَثَكُمْ أَرْضَهُمْ وَدِيَٰرَهُمْ وَأَمْوَٰلَهُمْ وَأَرْضًۭا لَّمْ تَطَـُٔوهَا ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرًۭا

Allah; sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَوْرَثَكُمْve size miras verdi
أَرْضَهُمْtopraklarını
وَدِيَٰرَهُمْve yurtlarını
وَأَمْوَٰلَهُمْve mallarını
وَأَرْضًۭاve bir toprağı
لَّمْhenüz ayak basmadığınız
تَطَـُٔوهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرًۭاkadirdir

Allah; onların helak olmalarından sonra sizi onların ekin ve hurma bahçelerinin olduğu arazilerinin, evlerinin ve daha bir çok mallarının sahibi kıldı. Aynı zamanda henüz daha ayak basmadığınız Hayber topraklarının da sahibi kıldı. Ancak oralara da ayak basacaksınız. Bu Müminler için bir vaat ve müjdedir. Yüce Allah, her şeye gücü yetendir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّأَزْوَٰجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًۭا جَمِيلًۭا

Ey Peygamber! Eşlerine de ki: "Eğer, dünya hayatını ve süsünü diliyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim ve sizi güzellikle salıvereyim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّبِىُّpeygamber
قُلsöyle
لِّأَزْوَٰجِكَeşlerine
إِنeğer
كُنتُنَّsiz
تُرِدْنَistiyorsanız
ٱلْحَيَوٰةَhayatını
ٱلدُّنْيَاdünya
وَزِينَتَهَاve süsünü
فَتَعَالَيْنَgelin
أُمَتِّعْكُنَّsize (boşanma bedeli) vereyim
وَأُسَرِّحْكُنَّve sizi salayım
سَرَاحًۭاbir salışla
جَمِيلًۭاgüzel

Ey Peygamber! Senin elinde onlar için genişleteceğin malın yokken nafakalarını genişletmelerini isteyen hanımlarına de ki: "Eğer dünya hayatını ve içindeki ziynetini istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vererek faydalandırayım, hiçbir eza ve zarar görmeyeceğiniz bir boşama ile sizi boşayayım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

وَإِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلدَّارَ ٱلْءَاخِرَةَ فَإِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَٰتِ مِنكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًۭا

"Eğer Allah’ı, Rasûlünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız; bilin ki Allah, içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
كُنتُنَّsiz
تُرِدْنَistiyorsanız
ٱللَّهَAllah'ı
وَرَسُولَهُۥve Eçisini
وَٱلدَّارَve yurdunu
ٱلْءَاخِرَةَahiret
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
أَعَدَّhazırlamıştır
لِلْمُحْسِنَٰتِgüzel hareket edenlere
مِنكُنَّsizden
أَجْرًاbir mükafat
عَظِيمًۭاbüyük

Eğer Allah'ın ve resulünün rızasını ve ahirette cennet yurdunu istiyorsanız halinize sabredin. Şüphesiz Allah, içinizden sabırla ihsanda bulunanlara ve iyi geçinenlere büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ مَن يَأْتِ مِنكُنَّ بِفَٰحِشَةٍۢ مُّبَيِّنَةٍۢ يُضَٰعَفْ لَهَا ٱلْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًۭا

Ey Peygamber’in hanımları! Sizden kim apaçık bir hayasızlık işlerse, onun için azap iki kat artırılır. Bu, Allah için çok kolaydır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰنِسَآءَey kadınları
ٱلنَّبِىِّpeygamber
مَنkim
يَأْتِyaparsa
مِنكُنَّsizden
بِفَٰحِشَةٍۢbir fuhuş (edepsizlik)
مُّبَيِّنَةٍۢaçık
يُضَٰعَفْartırılır
لَهَاonun için
ٱلْعَذَابُazab
ضِعْفَيْنِiki kat
وَكَانَve
ذَٰلِكَbu
عَلَىgöre
ٱللَّهِAllah'a
يَسِيرًۭاkolaydır

Ey Peygamber hanımları! Sizden kim apaçık bir günah işlerse; makam ve mertebeden dolayı kıyamet günü ona azabı iki kat olarak verilir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in saygınlığını muhafaza etmek içindir. Bu azabın arttırılması Yüce Allah için çok kolaydır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

۞ وَمَن يَقْنُتْ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتَعْمَلْ صَٰلِحًۭا نُّؤْتِهَآ أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًۭا كَرِيمًۭا

Sizden kim, Allah’a ve Rasûlüne itaat eder ve salih amel işlerse; ona mükâfatını iki kat veririz. Ona (Cennet'te) bol rızık hazırlamışızdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنfakat kim
يَقْنُتْita'ate devam ederse
مِنكُنَّsizden
لِلَّهِAllah'a
وَرَسُولِهِۦve Resulüne
وَتَعْمَلْve yaparsa
صَٰلِحًۭاyararlı iş
نُّؤْتِهَآona veririz
أَجْرَهَاmükafatını
مَرَّتَيْنِiki kez
وَأَعْتَدْنَاve hazırlamışızdır
لَهَاonun için
رِزْقًۭاbir rızık
كَرِيمًۭاbol

Sizden (Peygamber hanımlarından) kim, Allah'a ve resulüne itaat etmeye devam eder ve Allah katında razı olunan salih ameller işlerse; ona diğer kadınların sevabının iki katı sevap veririz ve onun için ahirette güzel bir ecir hazırlarız. Bu ecir cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍۢ مِّنَ ٱلنِّسَآءِ ۚ إِنِ ٱتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِٱلْقَوْلِ فَيَطْمَعَ ٱلَّذِى فِى قَلْبِهِۦ مَرَضٌۭ وَقُلْنَ قَوْلًۭا مَّعْرُوفًۭا

Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer takvalı kimseler iseniz, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Siz hep uygun söz söyleyin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰنِسَآءَey kadınları
ٱلنَّبِىِّpeygamber
لَسْتُنَّsiz değilsiniz
كَأَحَدٍۢherhangi biri gibi
مِّنَkadınlardan
ٱلنِّسَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنِeğer
ٱتَّقَيْتُنَّ(Allah'tan) sakınıyorsanız
فَلَاyumuşak bir eda yapmayın
تَخْضَعْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْقَوْلِsözlerinizde
فَيَطْمَعَböylece tamah etmesin
ٱلَّذِىbulunan
فِىkalbinde
قَلْبِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَرَضٌۭhastalık
وَقُلْنَve söyleyin
قَوْلًۭاbir söz
مَّعْرُوفًۭاgüzel

Ey Nebi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımları! Sizler, fazilette ve şerefte diğer kadınlar gibi değilsiniz. Aksine sizler, eğer Allah'ın emirlerini yerine getirir, yasaklarından da sakınırsanız; fazilet ve şeref bakımından diğer hiçbir kadının ulaşamayacağı bir dereceye sahip olursunuz. Bundan dolayı yabancı olan erkeklerle konuşurken sözleriniz yumuşak ve sesiniz ince olmasın. Yoksa bundan dolayı kalbinde nifak ve haram arzular bulunan kimse size karşı kötü hisler besler. O halde sizler, şüphe uyandıracak ciddiyetsiz sözden uzak durup, gerektiği kadar konuşun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَقَرْنَ فِى بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَأَقِمْنَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتِينَ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِعْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ ٱلرِّجْسَ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًۭا

Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Ey ehli beyt (Ev halkı)! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَرْنَve vakarla oturun
فِىevlerinizde
بُيُوتِكُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاasla
تَبَرَّجْنَaçılıp kırıtmayın
تَبَرُّجَaçılıp kırıtması gibi
ٱلْجَٰهِلِيَّةِcahiliyenin
ٱلْأُولَىٰilk
وَأَقِمْنَve kılın
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتِينَve verin
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَأَطِعْنَve ita'at edin
ٱللَّهَAllah'a
وَرَسُولَهُۥٓve Resulüne
إِنَّمَاşüphesiz
يُرِيدُistiyor
ٱللَّهُAllah
لِيُذْهِبَgidermek
عَنكُمُsizden
ٱلرِّجْسَkiri
أَهْلَ(ey) Ehl-i
ٱلْبَيْتِBeyt
وَيُطَهِّرَكُمْve sizi temizlemek
تَطْهِيرًۭاtertemiz

Evlerinizde oturun, ihtiyaç dışında evlerinizden çıkmayın. Sakın İslam’dan önce kadınların, erkeklerin kendilerine meyletmeleri için yaptıkları gibi güzelliklerinizi ortaya çıkarıp, göstermeyin. Namazı en kamil şekilde kılın, mallarınızın zekâtını verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Ey Peygamber hanımları ve ey ehli beyt (ev halkı)! Allah, ancak kötülüğü ve eziyeti sizden gidermek ve sizin nefislerinizi güzel ahlak ile süsleyip ahlakın kötüsünden hiç leke kalmayacak tam bir şekilde arındırarak temizlemek istiyor.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَٱذْكُرْنَ مَا يُتْلَىٰ فِى بُيُوتِكُنَّ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱلْحِكْمَةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا

Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti anın. Şüphesiz Allah her şeyin inceliklerini bilir (Latîftir), her şeyden haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱذْكُرْنَve hatırlayın
مَاokunanı
يُتْلَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىevlerinizde
بُيُوتِكُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْayetlerinden
ءَايَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
وَٱلْحِكْمَةِve hikmeti
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
كَانَlatiftir
لَطِيفًاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَبِيرًاhaber alandır

Allah'ın resulüne indirilmiş olup, evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve O'nun resulünün temiz sünnetini anın. O sizlere karşı çok lütufkârdır. Çünkü sizleri, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evlerine koyarak nimetlendirmiştir. O; sizlerden hakkıyla haberdardır. Çünkü O; sizleri Peygamberine eşler ve Müminlerin tamamının da anneleri olarak seçmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

إِنَّ ٱلْمُسْلِمِينَ وَٱلْمُسْلِمَٰتِ وَٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْقَٰنِتَٰتِ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلصَّٰدِقَٰتِ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰبِرَٰتِ وَٱلْخَٰشِعِينَ وَٱلْخَٰشِعَٰتِ وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ وَٱلْمُتَصَدِّقَٰتِ وَٱلصَّٰٓئِمِينَ وَٱلصَّٰٓئِمَٰتِ وَٱلْحَٰفِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَٱلْحَٰفِظَٰتِ وَٱلذَّٰكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرًۭا وَٱلذَّٰكِرَٰتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةًۭ وَأَجْرًا عَظِيمًۭا

Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, Mümin erkeklerle Mümin kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, sadık olan erkeklerle sadık olan kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a zilletle boyun eğen erkeklerle boyun eğen kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkeklerle çok zikreden kadınlar var ya; işte Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلْمُسْلِمِينَmüslüman erkekler
وَٱلْمُسْلِمَٰتِve müslüman kadınlar
وَٱلْمُؤْمِنِينَmü'min erkekler
وَٱلْمُؤْمِنَٰتِve mü'min kadınlar
وَٱلْقَٰنِتِينَta'ate devam eden erkekler
وَٱلْقَٰنِتَٰتِve ta'ate devam eden kadınlar
وَٱلصَّٰدِقِينَdoğru erkekler
وَٱلصَّٰدِقَٰتِve doğru kadınlar
وَٱلصَّٰبِرِينَsabreden erkekler
وَٱلصَّٰبِرَٰتِve sabreden kadınlar
وَٱلْخَٰشِعِينَsaygılı erkekler
وَٱلْخَٰشِعَٰتِve saygılı kadınlar
وَٱلْمُتَصَدِّقِينَsadaka veren erkekler
وَٱلْمُتَصَدِّقَٰتِve sadaka veren kadınlar
وَٱلصَّٰٓئِمِينَoruç tutan erkekler
وَٱلصَّٰٓئِمَٰتِve oruç tutan kadınlar
وَٱلْحَٰفِظِينَkoruyan erkekler
فُرُوجَهُمْırzlarını
وَٱلْحَٰفِظَٰتِve koruyan kadınlar
وَٱلذَّٰكِرِينَzikreden erkekler
ٱللَّهَAllah'ı
كَثِيرًۭاçok
وَٱلذَّٰكِرَٰتِve zikreden kadınlar
أَعَدَّhazırlamıştır
ٱللَّهُAllah
لَهُمbunlar için
مَّغْفِرَةًۭbağışlanma
وَأَجْرًاve bir mükafat
عَظِيمًۭاbüyük

Allah'a boyun eğerek teslim olmuş erkekler ve kadınlar, Allah için doğru olan erkekler ve kadınlar, Allah'a itaat eden erkekler ve kadınlar, imanlarında ve sözlerinde sadık olan erkekler ve kadınlar, Allah'a itaatte, günahlara ve belalara (imtihanlara) karşı sabreden erkekler ve kadınlar, farz ve nafile olarak sadaka veren erkekler ve kadınlar, farz ve nafile olmak üzere oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini kendilerine bakmaları helal olmayan kimseler önünde açmadan gizleyerek, fuhuş ve zinaya götüren şeylerden uzaklaşarak koruyan erkekler ve iffetlerini koruyan kadınlar, açıktan ve gizli olarak kalpleri ve dilleri ile Allah'ı çokça zikreden erkekler ve çokça zikreden kadınlar var ya; işte Allah, onlar için günahlarından bir bağışlanma ve kıyamet günü, büyük bir mükâfat hazırlamıştır ki, bu mükâfat Cennet'tir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍۢ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ ۗ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۭا مُّبِينًۭا

Allah ve Rasûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir Mümin erkek ve hiçbir Mümin kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim, Allah'a ve Rasûlüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاartık yoktur
كَانَinanmış bir erkek için
لِمُؤْمِنٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
مُؤْمِنَةٍinanmış kadın (için)
إِذَاzaman
قَضَىhüküm verdiği
ٱللَّهُAllah
وَرَسُولُهُۥٓve Resulü
أَمْرًاbir işte
أَنolması
يَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمُonlar için
ٱلْخِيَرَةُseçme hakkı
مِنْo işi
أَمْرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَنve kim
يَعْصِkarşı gelirse
ٱللَّهَAllah'a
وَرَسُولَهُۥve Resulüne
فَقَدْelbette
ضَلَّsapıklığa düşer
ضَلَٰلًۭاbir sapkınlıkla
مُّبِينًۭاapaçık

Allah ve resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, hiç bir Mümin erkek ve Mümin kadının o hükmün kabulü yahut reddedilmesi konusunda bir seçme hakkı yoktur. Kim, Allah'a ve resulüne isyan ederse, dosdoğru yoldan apaçık bir şekilde sapmış olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِىٓ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخْفِى فِى نَفْسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَىٰهُ ۖ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيْدٌۭ مِّنْهَا وَطَرًۭا زَوَّجْنَٰكَهَا لِكَىْ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌۭ فِىٓ أَزْوَٰجِ أَدْعِيَآئِهِمْ إِذَا قَضَوْا۟ مِنْهُنَّ وَطَرًۭا ۚ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًۭا

(Rasûlüm!) Hani, Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan sakın/kork!" diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) Müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
تَقُولُdiyordun
لِلَّذِىٓkimseye
أَنْعَمَni'met verdiği
ٱللَّهُAllah'ın
عَلَيْهِona
وَأَنْعَمْتَve senin ni'met verdiğin
عَلَيْهِkendisine
أَمْسِكْtut
عَلَيْكَyanında
زَوْجَكَeşini
وَٱتَّقِve kork
ٱللَّهَAllah'tan
وَتُخْفِىfakat gizliyordun
فِىiçinde
نَفْسِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeyi
ٱللَّهُAllah'ın
مُبْدِيهِaçığa vuracağı
وَتَخْشَىve çekiniyordun
ٱلنَّاسَinsanlardan
وَٱللَّهُAllah'tır
أَحَقُّlayık olan
أَنçekinmene
تَخْشَىٰهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَمَّاne zaman ki
قَضَىٰkesince
زَيْدٌۭZeyd
مِّنْهَاo kadından
وَطَرًۭاilişiğini
زَوَّجْنَٰكَهَاbiz onu sana nikahladık
لِكَىْiçin
لَاolmaması
يَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىüzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minler
حَرَجٌۭbir güçlük
فِىٓhususunda
أَزْوَٰجِevlenmek
أَدْعِيَآئِهِمْevlatlıkları
إِذَاzaman
قَضَوْا۟kestikleri
مِنْهُنَّkadınlarıyle
وَطَرًۭاilişkilerini
وَكَانَve
أَمْرُbuyruğu
ٱللَّهِAllah'ın
مَفْعُولًۭاyerine getirilmiştir

Ey Resul! Allah'ın kendisine İslam nimeti ile nimet verdiği, senin de azat edip özgürlüğüne kavuşturarak kendisine iyilikte bulunduğun kimse -ki o; Zeyd b. Hârise -radıyallahu anhumâ-'dır- eşi Zeyneb binti Cahş'ı boşaması hususunda sana danışmak için geldiğinde sen, ona emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan kork ve eşini yanında tut, onu boşama! diyor ve içindekini gizliyordun. Ey Resul! Allah, senin insanlardan gizleyip içinde tuttuğun Zeyd'in onu boşama işini ve sonra da senin onunla evlenmeni ortaya çıkaracaktır. Bu hususta asıl korkulmaya layık olan Allah'tır. Zeyd'in nefsi huzura erip de Zeyneb'i boşayıp ondan uzaklaşınca seni Zeynep ile evlendirdik ki, böylece evlatlık edinilmiş olan oğullarının boşadığı hanımları ile iddet müddetlerini bitirdikten sonra evlenmek Mümin erkeklere günah olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. O'nun emrinin yerine getirilmesine bir engel yoktur. Bunu O'ndan (Allah'tan) başkası engelleyemez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ مِنْ حَرَجٍۢ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۥ ۖ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ ۚ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ قَدَرًۭا مَّقْدُورًا

Allah'ın, peygambere farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın önceden geçmişler hakkındaki sünnetidir. Allah’ın emri, kesinleşmiş bir takdirdir/hükümdür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّاyoktur
كَانَüzerine
عَلَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّبِىِّPeygamber
مِنْherhangi
حَرَجٍۢbir güçlük
فِيمَاbir şeyde
فَرَضَtakdir ettiği;
ٱللَّهُAllah'ın
لَهُۥkendisine
سُنَّةَyasasıdır
ٱللَّهِAllah'ın
فِىarasında
ٱلَّذِينَgeçenler
خَلَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنsizden önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانَve
أَمْرُemri
ٱللَّهِAllah'ın
قَدَرًۭاbir kaderdir
مَّقْدُورًاtakdir edilmiş

Nebi, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’e evlatlık edinme yolu ile evlat edindiği oğlunun hanımı ile Allah’ın kendisine helal kıldığı şekilde nikâhlanmasında bir günah yahut bir sıkıntı yoktur. O, bu hususta kendisinden önceki peygamberlerin yoluna tabi olmaktadır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu hususta bu işi yapan ilk peygamber değildir. Allah’ın hakkında hüküm vermiş olduğu bu husus yani evliliğin tamamlanması ve evlatlığın iptal edilmesi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kendi görüşü yahut seçimi değildir, kesinlikle gerçekleşecektir ve buna engel olacak hiçbir kimse yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَٰلَٰتِ ٱللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُۥ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَ ۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًۭا

Onlar (peygamberler), Allah'ın gönderdiklerini tebliğ ederler, O'ndan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يُبَلِّغُونَduyururlar
رِسَٰلَٰتِelçiliğini
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَخْشَوْنَهُۥve O'ndan korkarlar
وَلَاve
يَخْشَوْنَkorkmazlar
أَحَدًاkimseden
إِلَّاbaşka
ٱللَّهَAllah'dan
وَكَفَىٰve yeter
بِٱللَّهِAllah
حَسِيبًۭاhesap görücü olarak

İşte bu peygamberler; Allah'ın kendilerine indirdikleri risaletini ümmetlerine tebliğ ederler ve Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan başkasından korkmazlar. Allah'ın kendilerine helal kıldığı şeyi yaptıklarında başkalarının dediklerine iltifat etmezler. Yaptıklarına karşılık olarak kullarını hesaba çekecek olan Allah hesap görücü olarak yeter. Eğer yaptıkları hayır ise hayır; şer ise şer olarak onlara yaptıklarının karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدٍۢ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّۦنَ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًۭا

Muhammed, sizin adamlarınızdan kimsenin babası değildir fakat o Allah’ın Rasulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّاdeğildir
كَانَMuhammed
مُحَمَّدٌAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَبَآbabası
أَحَدٍۢbirinin
مِّنsizin erkeklerinizden
رِّجَالِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنfakat
رَّسُولَElçisidir
ٱللَّهِAllah'ın
وَخَاتَمَve sonuncusudur
ٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberlerin
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
بِكُلِّher
شَىْءٍşeyi
عَلِيمًۭاbilendir

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, sizin adamlarınızdan hiç kimsenin babası değildir. O; Zeyd'in babası değildir. Eğer böyle olsaydı; o eşini boşadığında onun boşadığı eşi ile Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in nikâhlanması haram olurdu. Fakat o, Allah'ın insanlara gönderdiği elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. O'ndan sonra bir peygamber gelmeyecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Kullarının yaptıklarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ ذِكْرًۭا كَثِيرًۭا

Ey iman edenler! Allah’ı çok çok zikredin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟anın
ٱللَّهَAllah'ı
ذِكْرًۭاanışla
كَثِيرًۭاçok

Ey Allah'a iman eden ve O'nun dini ile amel edenler! Allah'ı; kalpleriniz, dilleriniz ve diğer azalarınızla çokça zikredin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةًۭ وَأَصِيلًا

O’nu, sabah ve akşam tesbih edin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَسَبِّحُوهُve O'nu tesbih edin
بُكْرَةًۭsabah
وَأَصِيلًاakşam

Allah Teâlâ'yı, tesbîh (Subhânallah) ve tehlîl (Lâ ilâhe illallah) ile gündüzün başında ve sonunda bu iki sözün faziletine binaen tenzîh edin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

هُوَ ٱلَّذِى يُصَلِّى عَلَيْكُمْ وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ ۚ وَكَانَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًۭا

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen (ve sizi öven) O'dur. Melekleri ise sizin için bağışlanma diler. Allah, Müminlere karşı çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO
ٱلَّذِى(Allah) ki
يُصَلِّىrahmet eder
عَلَيْكُمْüzerinize
وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥve melekleri
لِيُخْرِجَكُمsizi çıkarmak için
مِّنَkaranlıklardan
ٱلظُّلُمَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىaydınlığa
ٱلنُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانَve
بِٱلْمُؤْمِنِينَinananlara karşı
رَحِيمًۭاçok esirgeyendir

Sizi küfrün karanlıklarından imanın nûruna çıkarmak için Allah, sizlere merhamet etmekte, sizleri övmekte ve melekleri ise size dua etmektedir. Allah; Müminlere karşı çok merhametlidir. Eğer onlar; emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'a itaat ederlerse; Allah, onlara azap etmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُۥ سَلَٰمٌۭ ۚ وَأَعَدَّ لَهُمْ أَجْرًۭا كَرِيمًۭا

Allah’a kavuşacakları gün Müminlere yönelik esenlik dileği “Selâm”dır. Allah, onlara bol bir mükâfat hazırlamıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَحِيَّتُهُمْkarşılanırlar
يَوْمَgün
يَلْقَوْنَهُۥkendisine kavuştukları
سَلَٰمٌۭselam ile
وَأَعَدَّve hazırlanmıştır
لَهُمْonlara
أَجْرًۭاbir mükafat
كَرِيمًۭاgüzel

Müminlerin Rablerine kavuşacakları gün selamları, her türlü kötülükten uzak olan güven ve selamette olmaktır. Allah, onlara kendisine olan taatlerinden ve isyan etmekten uzak olmalarına karşılık çok değerli bir mükâfat hazırlamıştır ki o cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًۭا وَمُبَشِّرًۭا وَنَذِيرًۭا

Ey peygamber! Gerçekten biz seni; bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّبِىُّpeygamber
إِنَّآelbette biz
أَرْسَلْنَٰكَseni gönderdik
شَٰهِدًۭاşahid
وَمُبَشِّرًۭاve müjdeci
وَنَذِيرًۭاve uyarıcı

Ey Peygamber! Muhakkak ki biz, seni kendilerine gönderilmiş olan şeyi tebliğ etmen için insanlara karşı bir şahit, Allah'ın hazırlamış olduğu cennetleri Müminlere müjdeleyici ve Allah'ın kendileri için hazırlamış olduğu azabı ile kâfirleri korkutman için gönderdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذْنِهِۦ وَسِرَاجًۭا مُّنِيرًۭا

Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَدَاعِيًاve da'vetçi
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِإِذْنِهِۦizniyle
وَسِرَاجًۭاve bir lamba
مُّنِيرًۭاaydınlatıcı

Seni; Allah'ı birlemeye ve O'na taatte bulunmaya çağıran bir davetçi olarak gönderdik. Ve yine seni; hidayeti isteyen her kimsenin kendisi ile aydınlandığı nur saçan bir kandil olarak gönderdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضْلًۭا كَبِيرًۭا

Müminlere, kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَبَشِّرِve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlere
بِأَنَّki gerçekten
لَهُمonlara vardır
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَضْلًۭاbir lutuf
كَبِيرًۭاbüyük

Yüce Allah'ın kendilerine gönderdiği din ile amel eden Müminleri, büyük bir lütufla müjdele! Bu lütuf, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın dünyada onlara yardım etmesi, ahirette de cennete sokmasıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَدَعْ أَذَىٰهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًۭا

Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve asla
تُطِعِita'at etme
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlere
وَٱلْمُنَٰفِقِينَve münafıklara
وَدَعْve aldırma
أَذَىٰهُمْonların eziyetlerine
وَتَوَكَّلْve dayan
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَفَىٰve yeter
بِٱللَّهِAllah
وَكِيلًۭاvekil olarak

Allah'ın dininden alıkoymaya çağıran kâfirlere ve münafıklara itaat etme ve onlardan yüz çevir. Umulur ki bu; onların senin getirdiklerine iman etmeleri için daha faydalı olur. Her işinde Allah'a güvenip dayan. Düşmanlarına karşı zafer kazanman Yüce Allah'a dayanman gereken işlerdendir. Kulların, dünya ve ahiret işlerinde kendisine itimat etmeleri için vekil olarak Allah yeter.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَكَحْتُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍۢ تَعْتَدُّونَهَا ۖ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًۭا جَمِيلًۭا

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden önce onları boşarsanız, sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)
إِذَاzaman
نَكَحْتُمُnikahladığınız
ٱلْمُؤْمِنَٰتِinanan kadınları
ثُمَّsonra
طَلَّقْتُمُوهُنَّboşarsanız
مِنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنonlara dokunmadan
تَمَسُّوهُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَاyoktur
لَكُمْsize
عَلَيْهِنَّonların üzerinde
مِنْbir iddet (hakkınız)
عِدَّةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَعْتَدُّونَهَاsayacağınız
فَمَتِّعُوهُنَّhemen geçimliklerini verin
وَسَرِّحُوهُنَّve onları serbest bırakın
سَرَاحًۭاbir bırakışla
جَمِيلًۭاgüzel

Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Eğer Mümin kadınları nikahlar, sonra da onları kendilerine ilişmeden/cinsel ilişkiye girmeden önce boşarsanız; bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Gördükleri hayızın ya da ayların sayısının hesabını yaparak iddet beklemelerine gerek yoktur. Çünkü onlarla ilişkiye girilmediği için rahimlerinde çocuk olmadığı kesin olarak bilinmektedir. O halde onların boşanma sebebi ile kırılan hatırlarını onarmak için mallarınızdan gücünüzün elverdiği kadarını verin. Sonra da onlara zarar vermeden iyilikle yollarını açarak gitmelerine izin verin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٰجَكَ ٱلَّٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَٱمْرَأَةًۭ مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ إِنْ أَرَادَ ٱلنَّبِىُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةًۭ لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۗ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٰجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۭ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًۭا رَّحِيمًۭا

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri; amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Peygamber'e hibe eden Mümine kadını, diğer Müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları gerektiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّبِىُّpeygamber
إِنَّآşüphesiz biz
أَحْلَلْنَاhelal kıldık
لَكَsana
أَزْوَٰجَكَeşlerini
ٱلَّٰتِىٓverdiğin
ءَاتَيْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُجُورَهُنَّücretlerini (mehirlerini)
وَمَاve
مَلَكَتْbulunanları
يَمِينُكَelinde
مِمَّآganimet verdiğinden
أَفَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
عَلَيْكَsana
وَبَنَاتِve kızlarını
عَمِّكَamcanın
وَبَنَاتِve kızlarını
عَمَّٰتِكَhalalarının
وَبَنَاتِve kızlarını
خَالِكَdayının
وَبَنَاتِve kızlarını
خَٰلَٰتِكَteyzelerinin
ٱلَّٰتِىhicret eden
هَاجَرْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَكَseninle beraber
وَٱمْرَأَةًۭve kadını
مُّؤْمِنَةًinanmış
إِنeğer
وَهَبَتْhibe ederse
نَفْسَهَاkendisini
لِلنَّبِىِّpeygambere
إِنْeğer
أَرَادَdilediyse
ٱلنَّبِىُّpeygamberi
أَنkendisini nikahlamayı
يَسْتَنكِحَهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَالِصَةًۭmahsus olarak
لَّكَsana
مِنdışında
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerin
قَدْelbette
عَلِمْنَاbiz biliyoruz
مَاşeyi
فَرَضْنَاgerekli kıldığımız
عَلَيْهِمْonlara
فِىٓhakkında
أَزْوَٰجِهِمْeşleri
وَمَاve
مَلَكَتْbulunanlar
أَيْمَٰنُهُمْellerinin
لِكَيْلَاiçin
يَكُونَolmaması
عَلَيْكَsana
حَرَجٌۭbir zorluk
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
غَفُورًۭاçok bağışlayan
رَّحِيمًۭاçok esirgeyendir

Ey Peygamber! Biz sana, kendilerine mehirlerini vermiş olduğun hanımlarını helal kıldık. Allah'ın sana, esirlerden ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri helal kıldık. Aynı şekilde sana; eğer nikâhlamak istersen seninle birlikte Mekke'den Medine'ye hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını nikâhlamayı da helal kıldık. Eğer evlenmek istersen mehirsiz bir şekilde kendisini sana hibe eden o Mümine kadın ile evlenmeyi de sana helal kıldık. Hibe nikâhı (Bir kadının kendisini hibe ederek evlenmesi) Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e özel bir hükümdür ve onun dışında hiç kimse için caiz değildir. Kuşkusuz biz, hanımlar hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. Mümin erkeklerin aynı anda dört hür hanımdan fazlası ile evli olmaları caiz değildir. Mümin erkeklerin ellerinin altında bulunan ve kendilerinden istifade etmek istedikleri cariyelerin sayısını da sınırlı kılmadık. Sana bir meşakkat ve sıkıntı olmasın diye; senin dışındaki kimselere helal kılmadığımız bazı şeyleri sana helal kıldık. Allah tövbe eden kullarına karşı (günahları) çokça örtüp, bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Ahzâb Sûresi, Medine toplumunun savaş, aile, mahremiyet ve peygamberle ilişki alanlarında yaşadığı dönüşümü ele alır. "Ahzâb", Hendek Savaşı'nda Medine'ye karşı birleşen kabile ve grupları ifade eder. Şehrin kuşatıldığı, korkunun arttığı ve bazı kişilerin Allah ile Peygamber'in vaatlerini sorguladığı ortamda müminlerin dayanıklılığı anlatılır. Münafıkların mazeretleri ve toplumsal morali bozan sözleri de kaydedilir. Kriz, insanların iç tutumlarını görünür hâle getirir. Sûre evlat edinilmiş kişilerin biyolojik çocuk gibi nesep hükümlerine bağlanmamasını düzenler ve insanları gerçek babalarının adıyla anmayı ister. Bu hüküm, evlat edinilen çocuğa sevgi ve bakım göstermeyi engellemez; nesep, miras ve hukukî kimliğin açık tutulmasını amaçlar. Hz. Peygamber'in aile hayatına ilişkin ayetler, onun evinin kamusal merak ve sınırsız erişim alanı olmadığını gösterir. Eve izinsiz girmemek, yemek sonrasında uzun sohbetle ev halkını zor durumda bırakmamak ve mahremiyet sınırlarına dikkat etmek gibi sosyal kurallar yer alır. "Allah ve melekleri Peygamber'e salât eder" ayeti, müminlere de ona salât ve selâm getirmelerini emreder. Salavat, peygamberi ilâhlaştırmak değil, ona rahmet ve esenlik dilemek, getirdiği mesajla bağı hatırlamaktır. Sûrenin sonunda emanetin göklere, yere ve dağlara sunulduğu; insanın onu yüklendiği anlatılır. Bu emanet, akıl, irade, sorumluluk ve dinî yükümlülük bağlamında yorumlanmıştır. Ahzâb Sûresi'nin farklı başlıkları aynı noktada birleşir: Toplumsal kriz, aile yakınlığı veya dinî saygı, sınırların ve sorumluluğun ortadan kalktığı alanlar değildir.

Ana Temalar

  • Hendek Savaşı ve koalisyon kuşatması
  • Münafıklık ve kriz davranışları
  • Evlatlık, nesep ve hukukî açıklık
  • Peygamber ailesinin mahremiyeti
  • Salavat ve insanın taşıdığı emanet

Ne Zaman Okunur?

Ahzâb Sûresi'nin tamamını belirli bir günde okuma zorunluluğu yoktur. 56. ayet sebebiyle salavat konusu işlenirken sıkça başvurulur; cuma günü salavat getirmenin faziletine dair rivayetler bulunsa da bu, Ahzâb Sûresi'ni sadece cuma gününe ait kılmaz. Aile hukuku ve mahremiyet ayetleri tarihî bağlam ve güvenilir tefsirle birlikte okunmalıdır.

Toplumsal düzen ile özel hayatın kesişimi

Ahzâb Sûresi savaş ortamı, evlatlık kurumu, Peygamber ailesi, mahremiyet, hitap adabı ve toplumsal söylentiler gibi farklı başlıkları bir araya getirir. Ortak nokta, özel tercihlerin bazen kamusal sonuç doğurmasıdır. Metni anlamak için nüzul dönemindeki sosyal kurumlar ile bugün değişen hukukî biçimler birbirinden ayrılmalı, kalıcı ahlâkî ilkeler dikkatle belirlenmelidir.

Salavat ayetini yalnız sayı hesabına indirmemek

56. ayet müminlere Peygamber'e salât ve selâm etmeyi emreder. Bu emir sevgi, bağlılık ve dua taşır; fakat Peygamber'in adalet, merhamet ve doğruluk örnekliğini hayatın dışında bırakan mekanik tekrar anlayışı eksik kalır. Belirli zikir sayıları gelenek içinde bulunabilir, ancak Kur'an'ın ayette belirlediği sabit bir sayı yoktur.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Ahzâb ne demektir?

"Ahzâb", gruplar veya birleşik topluluklar anlamına gelir. Hendek Savaşı sırasında Medine'ye karşı bir araya gelen kabile ve güçler sebebiyle sûre bu adla anılır.

Ahzâb Sûresi evlat edinmeyi yasaklar mı?

Sûre sevgi, bakım ve koruyucu aileliği yasaklamaz. Evlat edinilen kişinin biyolojik nesebinin değiştirilmemesini ve hukukî kimliğin açık tutulmasını ister. Miras gibi konular ayrı hukukî yollarla düzenlenebilir.

Ahzâb 56. ayette salavat ne anlama gelir?

Allah'ın peygambere rahmet ve değer vermesi, meleklerin dua etmesi ve müminlerin ona salât ile selâm getirmesi anlatılır. Mümin açısından salavat, peygambere rahmet ve esenlik dilemek ve onun mesajına bağlılığı hatırlamaktır.

Ahzâb 56'ya göre salavat nasıl getirilir?

Ayet Peygamber'e salât ve selâm etmeyi emreder. Sahâbe bunun şeklini sorduğunda namazlarda okunan "Allahümme salli…" duaları öğretilmiştir. Bunun dışında kısa salavat ifadeleri de kullanılabilir; Kur'an sabit bir tekrar sayısı belirlemez.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar