Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

29. Sûre · Mekke · 69 Ayet

العنكبوت

ANKEBÛT SÛRESİ

Örümcek

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓمٓ

Elif, Lâm, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓمٓElif lam mim

Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوٓا۟ أَن يَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

İnsanlar; “İman ettik.” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَحَسِبَinsanlar-mı sandılar?
ٱلنَّاسُinsanlar
أَنbırakılacaklarını
يُتْرَكُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنdemekle
يَقُولُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَامَنَّاinandık
وَهُمْonlar
لَاhiç
يُفْتَنُونَsınanmadan

İnsanlar “Allah'a iman ettik." diyerek gerçek bir Mümin olduklarını ortaya çıkaran bir imtihana uğramadan bırakılacaklarını mı sandılar? Asla bu iş onların zannettiği gibi değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

وَلَقَدْ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۖ فَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْكَٰذِبِينَ

Biz, onlardan öncekilerini de imtihan etmiştik. Allah; elbette doğru söyleyenleri de, yalan söyleyenleri de bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
فَتَنَّاbiz sınadık
ٱلَّذِينَkimseleri
مِنonlardan öncekilerden
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَيَعْلَمَنَّelbette bilecektir
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَkimseleri
صَدَقُوا۟doğruları
وَلَيَعْلَمَنَّve bilecektir
ٱلْكَٰذِبِينَyalancıları

Allah Teâlâ, doğru söyleyenlerin imanlarında doğru söylediğini, yalan söyleyenlerin de imanlarında yalan söylediğini açığa çıkarsın diye elbette onlardan önce olanları da imtihan etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسْبِقُونَا ۚ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ

Yoksa kötülük yapanlar bizden kaçabileceklerini mi/kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
حَسِبَkimseler-mı sandılar?
ٱلَّذِينَkimseler
يَعْمَلُونَyapan(lar)
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleri
أَنbizi geçeceklerini
يَسْبِقُونَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَآءَne kötü
مَاhüküm veriyorlar
يَحْكُمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bilakis, şirk ve diğer günahları işleyenler, bizi aciz bırakacaklarını ve cezamızdan kurtulabileceklerini mi zannediyorlar? Onlar ne kadar da çirkin hüküm veriyorlar. Asla Yüce Allah’ı aciz bırakamazlar. Eğer küfürleri üzerine ölürlerse, O'nun cezasından kurtulamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

مَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَءَاتٍۢ ۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Kim Allah’a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah’ın belirlediği süre gelecektir. O her şeyi işitendir, bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنkim
كَانَise
يَرْجُوا۟umuyor
لِقَآءَile buluşmayı
ٱللَّهِAllah
فَإِنَّşüphesiz
أَجَلَ(buluşma) vakti
ٱللَّهِAllah'ın
لَءَاتٍۢgelmektedir
وَهُوَve O
ٱلسَّمِيعُişitendir
ٱلْعَلِيمُbilendir

Kim kıyamet günü, kendisine mükâfat vermesi için, Allah’a kavuşmayı arzu ediyorsa, bilsin ki Allah’ın bunun için takdir etmiş olduğu vakit elbette çok yakında dolacaktır. O, kullarının sözlerini işitir, yaptıklarını bilir. Bunlardan hiçbir şey ondan kaçmaz. Yaptıkları ameleller hakkında onlara karşılıklarını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفْسِهِۦٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim
جَٰهَدَcihad ederse
فَإِنَّمَاancak
يُجَٰهِدُcihad eder
لِنَفْسِهِۦٓkendi yararına
إِنَّelbette
ٱللَّهَAllah
لَغَنِىٌّzengindir
عَنِalemlerden
ٱلْعَٰلَمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kim nefsiyle, onu itaat etmeye ve günahlardan uzaklaşmaya taşıyarak cihat eder ve Allah yolunda cihat ederse; şüphesiz o kendisi için çalışmış, çaba göstermiş olur. Çünkü bu yaptıklarının faydası ona dönecektir. Allah bütün mahlukatından müstağnidir. mahlukatının O'na itaat etmesi O'na bir şey kazandırmaz, günah işlemeleri de O'ndan bir şey eksiltmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve kimseler
ءَامَنُوا۟inananlar
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
لَنُكَفِّرَنَّmutlaka örteceğiz
عَنْهُمْonların
سَيِّـَٔاتِهِمْkötülüklerini
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْve onları mükafatlandıracağız
أَحْسَنَen güzeliyle
ٱلَّذِىolduklarının
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْمَلُونَyapmış

İman edip, başlarına getirdiğimiz imtihana sabredenler ve salih ameller işleyenlerin günahlarını yaptıkları salih amellerle sileceğiz ve ahirette onları dünyada yaptıkları amellerin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حُسْنًۭا ۖ وَإِن جَٰهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌۭ فَلَا تُطِعْهُمَآ ۚ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Biz insana ana babasına iyi davranmasını tavsiye (emr) ettik. Eğer onlar hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa onlara itaat etme. Dönüşünüz yalnız banadır, yaptıklarınızı size haber vereceğim.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَصَّيْنَاve biz tavsiye ettik
ٱلْإِنسَٰنَinsana
بِوَٰلِدَيْهِana babasına
حُسْنًۭاiyilik etmeyi
وَإِنve eğer
جَٰهَدَاكَonlar seni zorlarlarsa
لِتُشْرِكَortak koşman için
بِىbana
مَاbir şeyi
لَيْسَolmayan
لَكَsenin
بِهِۦhakkında
عِلْمٌۭbilgin
فَلَاasla
تُطِعْهُمَآonlara ita'at etme
إِلَىَّbanadır
مَرْجِعُكُمْdönüşünüz
فَأُنَبِّئُكُمsize haber veririm
بِمَاşeyleri
كُنتُمْolduğunuz
تَعْمَلُونَyapmış

İnsana, anne-babasına iyilik ve ihsanda bulunmasını vasiyet ettik. -Ey İnsan!- Eğer anne-baban, ilminin olmadığı bir konuda bana ortak koşman için seni zorlarlarsa -Sad b. Ebi Vakkas -radıyallahu anh-‘ın annesinin ona yaptığı gibi- o ikisine de bu emrinde itaat etme. Çünkü yaratıcının yasakladığı bir konuda yaratılmış olana itaat edilmez. Kıyamet günü sizin dönüşünüz bir tek banadır. Sizlere dünyada yapmış olduklarınızı bildireceğim ve sizlere bunun karşılığını vereceğim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِى ٱلصَّٰلِحِينَ

İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve kimseleri
ءَامَنُوا۟inananları
وَعَمِلُوا۟ve yapanları
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
لَنُدْخِلَنَّهُمْsokarız
فِىarasına
ٱلصَّٰلِحِينَsalihler

Yüce Allah’a iman edip salih ameller işleyenleri, kıyamet günü salih kimselerin arasına sokacağız ve onlarla beraber haşredecek ve bol sevaplarla mükâfatlandıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِىَ فِى ٱللَّهِ جَعَلَ فِتْنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِ وَلَئِن جَآءَ نَصْرٌۭ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ ۚ أَوَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِى صُدُورِ ٱلْعَٰلَمِينَ

İnsanlardan öyleleri vardır ki; “Allah’a iman ettik.” derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka; “Biz de sizinle beraberdik.” derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنَve
ٱلنَّاسِinsanlardan
مَنkimisi
يَقُولُder
ءَامَنَّاinandık
بِٱللَّهِAllah'a
فَإِذَآfakat
أُوذِىَeziyet edilince
فِىuğrunda
ٱللَّهِAllah
جَعَلَsayar
فِتْنَةَişkencesini
ٱلنَّاسِinsanların
كَعَذَابِazabı gibi
ٱللَّهِAllah'ın
وَلَئِنama
جَآءَgelse
نَصْرٌۭbir yardım
مِّنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَيَقُولُنَّandolsun derler ki
إِنَّاelbette biz de
كُنَّاsizinle beraberdik
مَعَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوَلَيْسَdeğil midir?
ٱللَّهُAllah
بِأَعْلَمَdaha iyi bilen
بِمَاbulunanı
فِىgöğüslerinde
صُدُورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

İnsanlardan bazıları da; "Allah'a iman ettik." derler. Fakat kâfirler ona imanı sebebiyle eziyet edecek olsa, kendisine yaptıkları bu eziyeti Allah’ın azabı gibi görür ve kâfirlere uyarak imanlarından dönerler. -Ey Peygamber!- Eğer Rabbinden sana bir zafer hasıl olsa şöyle derler: "Ey Müminler! Şüphesiz biz iman üzerine sizinle beraberdik." Allah insanların kalplerinde bulunanı en iyi bilen değil midir? Kalplerindeki iman ve küfür olan şeyler ona gizli kalmaz. Nasıl oluyor da Allah kalplerinde olan şeyleri daha iyi bildiği halde kalplerinde olanı Allah'a haber veriyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ

Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَيَعْلَمَنَّve elbette bilir
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟inananları
وَلَيَعْلَمَنَّve elbette bilir
ٱلْمُنَٰفِقِينَiki yüzlüleri

Elbette Allah; kendisine gerçekten iman edenleri bilir, kendisine iman ettiklerini izhar edip küfrü gizleyen münafıkları da kesinlikle bilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبِعُوا۟ سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَٰيَٰكُمْ وَمَا هُم بِحَٰمِلِينَ مِنْ خَطَٰيَٰهُم مِّن شَىْءٍ ۖ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

Kâfirler, iman edenlere; “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim.” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi(ler)
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar edenler
لِلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟inananlara
ٱتَّبِعُوا۟siz uyun
سَبِيلَنَاbizim yolumuza
وَلْنَحْمِلْve biz taşırız
خَطَٰيَٰكُمْsizin hatalarınızı
وَمَاoysa değillerdir
هُمkendileri
بِحَٰمِلِينَtaşıyacak
مِنْonların hatalarından
خَطَٰيَٰهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنhiçbir
شَىْءٍşey
إِنَّهُمْelbette onlar
لَكَٰذِبُونَtamamen yalancıdırlar

Kâfirler, bir tek Allah'a iman edenlere şöyle dediler: “Bizim dinimize ve üzerinde bulunduğumuz inançlara uyun ki, biz de sizin günahlarınızı taşıyalım. Böylece siz olmadan sadece bizler cezalandırılalım.” Oysa onlar diğerlerinin günahlarını yüklenebilecek değiller. Onlar söyledikleri bu sözlerinde sadece yalan söylüyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًۭا مَّعَ أَثْقَالِهِمْ ۖ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz sorguya çekileceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَيَحْمِلُنَّve onlar taşıyacaklar
أَثْقَالَهُمْkendi yüklerini
وَأَثْقَالًۭاve (başka) yükleri
مَّعَberaber
أَثْقَالِهِمْkendi yükleriyle
وَلَيُسْـَٔلُنَّve elbette sorguya çekileceklerdir
يَوْمَgününde
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
عَمَّاşeylerden
كَانُوا۟oldukları
يَفْتَرُونَuyduruyor(lar)

Kendi batıllarına çağıran bu müşrikler, işledikleri günahları taşıyacakları gibi, onlara tabi olanların günahlarından hiçbir şey eksilmeden davetlerine icabet eden kimselerin günahlarını da taşıyacaklar. Kıyamet günü, dünyada üzerinde anlaşmazlığa düştükleri batıl konulardan elbette sorgulanacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًۭا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ

Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاbiz gönderdik
نُوحًاNuh'u
إِلَىٰkavmine
قَوْمِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَبِثَkaldı
فِيهِمْonların arasında
أَلْفَbin
سَنَةٍseneden
إِلَّاeksik
خَمْسِينَelli
عَامًۭاyıl
فَأَخَذَهُمُsonunda yakaladı
ٱلطُّوفَانُTufan
وَهُمْhaksızlık edenleri
ظَٰلِمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Muhakkak biz Nuh’u bir peygamber olarak kavmine gönderdik. O da dokuz yüz elli sene boyunca, onları Allah’ı birlemeye davet ederek aralarında yaşadı. Onlarsa onu yalanladılar ve küfürlerine devam ettiler. Allah'a karşı küfürleri ve peygamberlerini yalanlamalarından ötürü içinde bulundukları zulümleri sebebiyle tufan onları yakalayıverdi ve boğularak helak oldular.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَصْحَٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلْنَٰهَآ ءَايَةًۭ لِّلْعَٰلَمِينَ

Sonra onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَنجَيْنَٰهُfakat onu kurtardık
وَأَصْحَٰبَve halkını
ٱلسَّفِينَةِgemi
وَجَعَلْنَٰهَآve onu yaptık
ءَايَةًۭbir ibret
لِّلْعَٰلَمِينَalemlere

Nuh'u ve onunla beraber gemide olan Müminleri boğularak helak olmaktan kurtardık ve o gemiyi, insanlara ibret alacakları bir öğüt kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

وَإِبْرَٰهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ ۖ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

İbrahim de hani kavmine şöyle demişti: "Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim(i gönderdik)
إِذْhani
قَالَdedi ki
لِقَوْمِهِkavmine
ٱعْبُدُوا۟kulluk edin
ٱللَّهَAllah'a
وَٱتَّقُوهُve O'ndan korkun
ذَٰلِكُمْbu
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لَّكُمْsizin için
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
تَعْلَمُونَbiliyor(lar)

-Ey Peygamber!- İbrahim’in şu kıssasını hatırla! Hani kavmine şöyle demişti: “Yalnızca bir tek Allah’a ibadet edin! Emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından kaçınarak sizi cezalandırmasından sakının! Şayet bilseniz, bu emredilen sizin için daha hayırlıdır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًۭا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًۭا فَٱبْتَغُوا۟ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزْقَ وَٱعْبُدُوهُ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥٓ ۖ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

“Siz, Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na ibadet edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاancak
تَعْبُدُونَsiz tapıyorsunuz
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
أَوْثَٰنًۭاbir takım putlara
وَتَخْلُقُونَve uyduruyorsunuz
إِفْكًاyalan şeyler
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَsizin taptıklarınız
تَعْبُدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
لَاgüçleri yetmez
يَمْلِكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمْsize
رِزْقًۭاrızık vermeye
فَٱبْتَغُوا۟siz arayın
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah'ın
ٱلرِّزْقَrızkı
وَٱعْبُدُوهُve O'na tapın
وَٱشْكُرُوا۟ve şükredin
لَهُۥٓO'na
إِلَيْهِO'na
تُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

-Ey Müşrikler!- Sizler fayda ve zarar vermeyen putlara ibadet ediyorsunuz. Bu putların ibadet edilmeye müstahak olduğunu iddia ettiğinizde yalan uyduruyorsunuz. Yüce Allah’ın dışında ibadet ettikleriniz sizi rızıklandırabilecek bir rızka sahip değillerdir. Rızkı yalnızca çokça rızık veren Yüce Allah'ın katından isteyin. Bir tek O'na ibadet edin. Sizleri nimetlendirdiği nimetlerden ötürü O'na şükredin. Kıyamet günü hesaba çekilmek ve karşılık görmek için bir tek O'na döndürüleceksiniz, putlara değil.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَإِن تُكَذِّبُوا۟ فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌۭ مِّن قَبْلِكُمْ ۖ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

“Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
تُكَذِّبُوا۟yalanlarsanız
فَقَدْelbette
كَذَّبَyalanlamışlardı
أُمَمٌۭümmetler de
مِّنsizden önceki
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve yoktur
عَلَىdüşen
ٱلرَّسُولِelçiye
إِلَّاbaşka bir şey
ٱلْبَلَٰغُtebliğ etmekten
ٱلْمُبِينُaçıkça

-Ey Müşrikler!- Sizler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerini yalanlamaktasınız. Şüphesiz Nuh, Âd ve Semûd kavmi gibi, sizlerden önceki kavimler de kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamışlardı. Oysa elçilerin tek vazifesi yalnızca tebliğ etmektir. Apaçık tebliğ etmekten başka bir vazifesi yoktur. Elbette o size, Rabbinin tebliğ edilmesini emrettiklerini tebliğ etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ كَيْفَ يُبْدِئُ ٱللَّهُ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓ ۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌۭ

Allah'ın yaratmayı nasıl başlattığını sonra onu yeniden nasıl gerçekleştirdiğini görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْgörmediler mi?
يَرَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَيْفَnasıl
يُبْدِئُbaşlatıyor
ٱللَّهُAllah
ٱلْخَلْقَyaratmayı
ثُمَّsonra
يُعِيدُهُۥٓonu iade ediyor
إِنَّşüphesiz
ذَٰلِكَbu
عَلَىgöre
ٱللَّهِAllah'a
يَسِيرٌۭkolaydır

O yalanlayanlar, Allah'ın mahlukatı emsalsiz olarak yoktan nasıl yarattığını, sonra da yok olmasının ardından onu tekrar nasıl (hayata) döndürdüğünü görmüyorlar mı? Muhakkak bu, Allah’a çok kolay gelir. O, her şeye kadirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ بَدَأَ ٱلْخَلْقَ ۚ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْءَاخِرَةَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da yaratmaya nasıl başladığına bir bakın. Bundan sonra Allah ahiret hayatını tekrar yaratacaktır çünkü Allah her şeye kadirdir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
سِيرُوا۟gezin
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱنظُرُوا۟ve bakın
كَيْفَnasıl
بَدَأَbaşladı
ٱلْخَلْقَyaratmağa
ثُمَّsonra
ٱللَّهُAllah
يُنشِئُyapacaktır
ٱلنَّشْأَةَyaratmayı da
ٱلْءَاخِرَةَson
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرٌۭgücü yeter

-Ey Peygamber!- Yeniden dirilişi yalanlayanlara de ki: "Yeryüzünü dolaşın ve Allah’ın mahlukatı nasıl yoktan var ettiğine bir bakın. Yüce Allah, ölmelerinin ardından toplanarak hesap vermeleri için insanları ikinci defa tekrar diriltecektir. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. Hiçbir şey, insanları ilk olarak yaratmasından aciz bırakamadığı gibi, O'nu insanları tekrar diriltmekten de aciz bırakamaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرْحَمُ مَن يَشَآءُ ۖ وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ

O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُعَذِّبُazabeder
مَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَيَرْحَمُve acır
مَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَإِلَيْهِve hepiniz O'na
تُقْلَبُونَçevrilirsiniz

Kullarından dilediğine adaletiyle azap eder ve keremiyle dilediğine de merhamet eder. Kıyamet günü hesaba çekmek için sizleri kabirlerinizden tekrar dirilttiği zaman bir tek O'na döndürüleceksiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ ۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا نَصِيرٍۢ

Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآve değilsiniz
أَنتُمsiz
بِمُعْجِزِينَaciz bırakacak
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve ne de
فِىgökte
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve yoktur
لَكُمsizin için
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
مِنhiçbir
وَلِىٍّۢkoruyucu(nuz)
وَلَاve ne de
نَصِيرٍۢbir yardımcı(nız)

Siz yeryüzünde ve gökyüzünde, Rabbinizden kurtulabilecek ve de azabından kaçabilecek değilsiniz. Sizin, Allah’ın dışında işinizi üstlenecek bir dostunuz da yoktur. Allah’ın dışında O'nun azabını sizden kaldıracak bir yardımcınız da yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يَئِسُوا۟ مِن رَّحْمَتِى وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Allah’ın ayetlerine ve O’na kavuşmaya (iman etmeyip) kâfir olanlar var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَلِقَآئِهِۦٓve O'nunla buluşmayı
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
يَئِسُوا۟ümidi kesmişlerdir
مِنbenim rahmetimden
رَّحْمَتِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
لَهُمْonlar için vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı

Allah -Subhanehu ve Teâlâ-’nın ayetlerine ve kıyamet günü onunla karşılaşacaklarına iman etmeyip, kâfir olanlar işte onlar benim rahmetimden ümit kesmiş kimselerdir. İnkârları sebebiyle onlar asla cennete giremeyeceklerdir. Ahirette onları bekleyen acı verici bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنجَىٰهُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلنَّارِ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ

(İbrahim’in) kavminin cevabı, “Onu öldürün veya yakın!” demekten başka bir şey olmadı. Allah onu ateşten kurtardı. Muhakkak bunda iman eden bir topluluk için ayetler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَاve
كَانَolmadı
جَوَابَcevabı
قَوْمِهِۦٓkavminin
إِلَّآbaşka bir şey
أَنdemelerinden
قَالُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱقْتُلُوهُonu öldürün
أَوْyahut
حَرِّقُوهُonu yakın
فَأَنجَىٰهُfakat onu kurtardı
ٱللَّهُAllah
مِنَateşten
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَءَايَٰتٍۢibretler
لِّقَوْمٍۢbir toplum için
يُؤْمِنُونَinanan

Onlara bir tek Allah’a ibadet etmelerini ve O'nun dışındaki putlara ibadet etmeyi terk etmelerini emretmesinin ardından, İbrahim’in kavminin cevabı şöyle demekten başka bir şey olmadı: “İlahlarınıza yardımcı olmak için onu öldürün veya ateşe atın!" Allah da onu ateşten kurtararak esenlikte kıldı. Şüphesiz onların İbrahim'i ateşe atmalarının ardından onu ateşten esenlikte kılmasında Mümin topluluklar için ibretler vardır. Çünkü ibretlerden ders alanlar onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَقَالَ إِنَّمَا ٱتَّخَذْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًۭا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍۢ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًۭا وَمَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ

İbrahim, onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak; kiminiz kiminize lânet edecektir. Barınağınız Cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
إِنَّمَاşüphesiz
ٱتَّخَذْتُمsiz edindiniz
مِّنbırakıp
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ı
أَوْثَٰنًۭاbirtakım putlar
مَّوَدَّةَsevmek için
بَيْنِكُمْbirbirinizi
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
ثُمَّsonra
يَوْمَgününde
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
يَكْفُرُinkar edersiniz
بَعْضُكُمbir kısmınız
بِبَعْضٍۢdiğerini
وَيَلْعَنُve la'netlersiniz
بَعْضُكُمbir kısmınız
بَعْضًۭاdiğerini
وَمَأْوَىٰكُمُve varacağınız yer
ٱلنَّارُateştir
وَمَاve yoktur
لَكُمsizin için
مِّنhiçbir
نَّٰصِرِينَyardımcı

İbrahim -aleyhisselam- kavmine şöyle dedi: "Şüphesiz sizler dünya hayatında sırf ibadetlerdeki bağ ve dostluk uğruna ibadet ettiğiniz bazı putları ilah edindiniz. Sonra da kıyamet gününde azap apaçık göründüğü zaman aranızdaki bu sevgi bağı kopacak ve birbirinizden beri olduğunuzu söyleyerek birbirinize lanet okuyacaksınız. Sizin barınağınız olan varış yeriniz ise cehennem ateşidir. Size Allah’ın azabının dokunmasına engel olacak, ne ibadet ettiğiniz putlardan, ne de diğerlerinden herhangi bir yardımcınız da olmayacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

۞ فَـَٔامَنَ لَهُۥ لُوطٌۭ ۘ وَقَالَ إِنِّى مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّىٓ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Sonra Lût ona iman etti. (İbrahim):“Doğrusu ben Rabbime hicret edeceğim.” Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَـَٔامَنَbunun üzerine inandı
لَهُۥona
لُوطٌۭLut
وَقَالَve dedi ki
إِنِّىelbette ben
مُهَاجِرٌhicret edeceğim
إِلَىٰRabbime
رَبِّىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥkuşkusuz O
هُوَO
ٱلْعَزِيزُAzizdir
ٱلْحَكِيمُHakimdir

Lût -aleyhisselam- ona iman etti. İbrahim -aleyhisselam- 'da şöyle dedi: "Ben Şam'ın bereketli topraklarına, Rabbime hicret edeceğim. Şüphesiz O, kendisine galip gelinemeyen güçlü olandır. O'na hicret edeni asla zelil etmez. O, takdir ettiklerinde ve düzeninde hikmet sahibidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِ ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ وَءَاتَيْنَٰهُ أَجْرَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا ۖ وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Ya'kûb’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَهَبْنَاve biz armağan ettik
لَهُۥٓona
إِسْحَٰقَİshak'ı
وَيَعْقُوبَve Ya'kub'u
وَجَعَلْنَاve verdik
فِىiçindekilere
ذُرِّيَّتِهِonun nesli
ٱلنُّبُوَّةَpeygamberlik
وَٱلْكِتَٰبَve Kitap
وَءَاتَيْنَٰهُve ona verdik
أَجْرَهُۥkarşılığını
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّهُۥve şüphesiz o
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمِنَelbette
ٱلصَّٰلِحِينَiyilerdendir

Biz de İbrahim’e İshak'ı ve oğlu Yakup’u bağışladık. Çocuklarına peygamberlik ve Allah’ın katından indirilen kitaplar verdik. Dünyada hak üzerinde kalmaya gösterdiği sabrın mükâfatı olarak ona salih çocuklar ve güzel bir övgü verdik. Şüphesiz o ahirette de salih kimselerin aldığı karşılığı alacaktır. Dünyada ona verilmiş olanlar, onun için hazırlanmış olup, çok değerli olan ahiret mükâfatından eksiltmeyecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍۢ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلُوطًاve Lut
إِذْhani
قَالَdedi ki
لِقَوْمِهِۦٓkavmine
إِنَّكُمْşüphesiz siz
لَتَأْتُونَgidiyorsunuz
ٱلْفَٰحِشَةَbir fuhşa
مَاyapmadığı
سَبَقَكُمsizden önce
بِهَاonu
مِنْhiç
أَحَدٍۢkimsenin
مِّنَalemlerden
ٱلْعَٰلَمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Hani Lût’un kavmine; "Şüphesiz siz, sizden daha önceki toplumlardan hiç kimsenin işlemediği çok çirkin bir günah işliyorsunuz. Siz, selim bir fıtratın kabul etmeyeceği bu günahı ilk defa uyduranlarsınız." dediği zamanı da zikret.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ ٱلسَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِى نَادِيكُمُ ٱلْمُنكَرَ ۖ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتِنَا بِعَذَابِ ٱللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Siz erkeklere yanaşıyor, yolu kesiyor ve toplantı yerlerinizde çirkin işler mi yapıyorsunuz?" Kavminin cevabı ancak: "Eğer doğru sözlülerden isen bize Allah'ın azabını getir haydi!" demeleri oldu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَئِنَّكُمْsiz ha?
لَتَأْتُونَgidiyorsunuz
ٱلرِّجَالَerkeklere
وَتَقْطَعُونَve kesiyorsunuz
ٱلسَّبِيلَyol
وَتَأْتُونَve yapıyorsunuz
فِىtoplantılarınızda
نَادِيكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُنكَرَedepsizce şeyler
فَمَاfakat
كَانَolmadı
جَوَابَcevabı
قَوْمِهِۦٓKavmi'nin
إِلَّآbaşka
أَنdemelerinden
قَالُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱئْتِنَاhaydi getir
بِعَذَابِazabını
ٱللَّهِAllah'ın
إِنeğer
كُنتَisen
مِنَdoğrulardan
ٱلصَّٰدِقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

"Siz, şehvetinizi gidermek için erkeklere arkalarından mı yaklaşıyorsunuz? Yolcuların yollarını mı kesiyorsunuz? İşlemiş olduğunuz bu ahlaksızlık ve taşkınlıktan dolayı insanlar sizlerin bulunduğunuz topraklardan geçmiyorlar bile. Meclislerinizde, çırılçıplak bulunmak, yanınızdan geçenlere söz ve hareketlerle eziyet etmek gibi çirkin işler mi yapıyorsunuz?” Onlara bu çirkin işleri yasaklamasının ardından kavminin ona cevabı ise ancak şöyle demekten başka bir şey olmadı: "Eğer iddia ettiğinde doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin Allah’ın azabını getir bakalım!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْمُفْسِدِينَ

O da(Lût): "Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Lut) dedi
رَبِّRabbim
ٱنصُرْنِىbana yardım et
عَلَىkarşı
ٱلْقَوْمِşu kavme
ٱلْمُفْسِدِينَbozguncu

Lût -aleyhisselam-, kavminin taassup ile cevap vermeleri ve onu küçümseyerek Allah’ın azabının bir an önce gelmesini istemelerinin ardından Rabbine dua ederek şöyle dedi: "Rabbim! Yeryüzünde yaymış oldukları çirkin, küfür ve günahlarla bozgunculuk yapan bu kavme karşı bana yardım et."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوٓا۟ إِنَّا مُهْلِكُوٓا۟ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ ۖ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ

Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde; “Biz, bu memleket halkını helâk edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاzaman
جَآءَتْgeldikleri
رُسُلُنَآelçilerimiz
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'e
بِٱلْبُشْرَىٰbir müjde ile
قَالُوٓا۟dediler ki
إِنَّاmuhakkak biz
مُهْلِكُوٓا۟helak edeceğiz
أَهْلِhalkını
هَٰذِهِşu
ٱلْقَرْيَةِ(Sodom) kentin
إِنَّçünkü
أَهْلَهَاoranın halkı
كَانُوا۟oldular
ظَٰلِمِينَzalimler(den)

Gönderdiğimiz melekler, İbrahim’e İshak’ı, ardından da (İshak'ın) oğlu Yakup’u müjdeleyerek geldiklerinde ona şöyle dediler: "Muhakkak biz Lût'un kavminin ülkesi olan Sedum şehrinin halkını helak edeceğiz. Zira oranın halkı işlemiş oldukları ahlaksız iş sebebiyle zalimlerden oldular."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًۭا ۚ قَالُوا۟ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا ۖ لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

“Ama orada Lût da var” dedi. “Biz orada olanları daha iyi biliriz. Biz onu ve –karısı dışında- aile halkını elbette kurtaracağız çünkü o kadın geride kalacaklardandır” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(İbrahim) dedi ki
إِنَّama
فِيهَاorada vardır
لُوطًۭاLut
قَالُوا۟dediler ki
نَحْنُbiz
أَعْلَمُdaha iyi biliriz
بِمَنkimin bulunduğunu
فِيهَاorada
لَنُنَجِّيَنَّهُۥonu kurtaracağız
وَأَهْلَهُۥٓve ailesini
إِلَّاyalnız
ٱمْرَأَتَهُۥkarısı
كَانَتْolmuştur
مِنَkalacaklardan
ٱلْغَٰبِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İbrahim -aleyhisselam- meleklere, "Sizin halkını helak etmek istediğiniz bu şehirde Lût da var ve o zalimlerden birisi değildir.” dedi. Melekler de şöyle yanıt verdiler: "Biz orada kimlerin olduğunu senden daha iyi biliyoruz. Biz onu ve bütün ailesini şehir halkının üzerine inecek olan azapla helak olmaktan kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o ise, helak olanlarla beraber kalacak ve onu da onlarla beraber helak edeceğiz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَلَمَّآ أَن جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًۭا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًۭا وَقَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ ۖ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde; Lût onlar için tasalandı ve göğsüne bir sıkıntı bastı. Elçiler ona; “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. Çünkü o kadın geride kalacaklardandır” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّآne zaman ki
أَنgeldi
جَآءَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رُسُلُنَاelçilerimiz
لُوطًۭاLut'a
سِىٓءَfenalaştı
بِهِمْonlar yüzünden
وَضَاقَve daraldı
بِهِمْonlar hakkında
ذَرْعًۭاhuzursuzca
وَقَالُوا۟ve dediler
لَاkorkma
تَخَفْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve ne de
تَحْزَنْüzülme
إِنَّاelbette biz
مُنَجُّوكَseni kurtaracağız
وَأَهْلَكَve aileni
إِلَّاyalnız
ٱمْرَأَتَكَkarın
كَانَتْolmuştur
مِنَkalacaklardan
ٱلْغَٰبِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Lût kavmini helak etmek üzere gönderdiğimiz melekler, Lût'un yanına gelince, kavminin onlara bir ahlaksızlık yapmalarından korktuğundan dolayı onların gelmesi onu üzdü ve hüzünlendirdi. Melekler onun yanına erkek şeklinde gelmişlerdi ve kavmi, kadınları bırakıp erkeklere yanaşıyorlardı. Melekler ona dedi ki: "Korkma! Kavmin sana bir kötülük yapamayacak. Onları helak edeceğimize dair verdiğimiz habere de üzülme! Şüphesiz biz seni ve karın dışında bütün aileni helak olmaktan kurtaracağız. O ise, geride kalıp helak olanlardandır. Bu yüzden onu da helak edeceğiz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰٓ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ رِجْزًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّاşüphesiz biz
مُنزِلُونَindireceğiz
عَلَىٰٓüstüne
أَهْلِhalkının
هَٰذِهِşu
ٱلْقَرْيَةِülke
رِجْزًۭاbir azab
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِمَاsebebiyle
كَانُوا۟olmaları
يَفْسُقُونَfasıklık yapıyor(lar)

Biz, bu kentin ahlaksızlık yapan ahalisinin üzerine gökyüzünden azap indireceğiz. O azap, sert çamurdan oluşan taşlardır. İşledikleri çirkin hayasızlıktan ötürü Allah’a itaat etmekten ayrılmışlar ve bu cezayı hak etmişlerdir. Onların işlediği bu hayasızlık, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşmalarıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةًۭ لِّقَوْمٍۢ يَعْقِلُونَ

Andolsun ki, akıl eden bir topluluk için oradan (geriye) apaçık bir ayet bıraktık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدve andolsun
تَّرَكْنَاbiz bırakmışızdır
مِنْهَآondan
ءَايَةًۢbir işaret
بَيِّنَةًۭaçık
لِّقَوْمٍۢbir toplum için
يَعْقِلُونَaklını kullanan

Şüphesiz biz, helak ettiğimiz bu kentte, aklını kullanan topluluklar için apaçık bir ayet bıraktık. Çünkü ayetlerden ibret alan onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًۭا فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱرْجُوا۟ ٱلْيَوْمَ ٱلْءَاخِرَ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Şuayb: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Ahiret gününü ümit edin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِلَىٰve
مَدْيَنَMedyen'e
أَخَاهُمْkardeşleri
شُعَيْبًۭاŞuayb'i (gönderdik)
فَقَالَdedi
يَٰقَوْمِey kavmim
ٱعْبُدُوا۟kuluk edin
ٱللَّهَAllah'a
وَٱرْجُوا۟ve umun
ٱلْيَوْمَgününü
ٱلْءَاخِرَahiret
وَلَاve asla
تَعْثَوْا۟karışıklık çıkarmayın
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُفْسِدِينَbozgunculukla

Medyen'e de soy kardeşleri olan Şuayb -aleyhisselam-'ı gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ey kavmim! Bir tek Allah’a ibadet edin ve sadece O'na yaptığınız ibadetlerinizle ahiret gününde bir karşılık isteyin. Günah işleyerek ve onları yayarak yeryüzünde fesat çıkarmayın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَكَذَّبُوهُonu yalanladılar
فَأَخَذَتْهُمُbu yüzden onları yakaladı
ٱلرَّجْفَةُdeprem
فَأَصْبَحُوا۟ve kaldılar
فِىyurtlarında
دَارِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَٰثِمِينَdiz üstü çöküp

Ancak kavmi onu yalanladı ve bu yüzden deprem onları vurdu. Evlerinde yüzleri üzerine düşüverdiler ve topraklar yüzlerine yapıştı da hareket edemediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَعَادًۭا وَثَمُودَا۟ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَٰكِنِهِمْ ۖ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَكَانُوا۟ مُسْتَبْصِرِينَ

Âd ve Semûd kavmini de (helak ettik). Onların meskenlerinden bu size belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsledi de onları (doğru) yoldan alıkoydu. Hâlbuki onlar akılları ile bunu kavrayacak durumda idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَادًۭاve Ad'ı
وَثَمُودَا۟ve Semud'u
وَقَدve gerçekten
تَّبَيَّنَbu belli olmaktadır
لَكُمsize
مِّنoturdukları yerlerden
مَّسَٰكِنِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَزَيَّنَve süsledi
لَهُمُonlara
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
أَعْمَٰلَهُمْyaptıkları işlerini
فَصَدَّهُمْve onları çıkardı
عَنِyoldan
ٱلسَّبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانُوا۟ve oldular
مُسْتَبْصِرِينَgörenlerden

Aynı şekilde Âd'ı, Hûd'un kavmini ve Salih'in kavmi Semûd'u da helak ettik. -Ey Mekke ahalisi!- Hadramevt’teki Şihr'de ve Hicr'de onların helak olduklarını size gösteren meskenleri apaçık belli olmuştur. Bomboş evleri bunun bir şahididir. Şeytan onlara işledikleri küfür ve diğer günahları güzel göstererek onları dosdoğru yoldan çıkardı. Onlar, peygamberlerinin onlara öğrettikleriyle hak olanı ve sapıklığı, rüştü ve azgınlığı bilen kimselerdi. Fakat onlar, hidayete uymak yerine arzularına uymayı tercih ettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَقَٰرُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانُوا۟ سَٰبِقِينَ

Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَٰرُونَve Kaarun'u
وَفِرْعَوْنَve Fir'avn'ı
وَهَٰمَٰنَve Haman'ı
وَلَقَدْve andolsun
جَآءَهُمonlara geldi
مُّوسَىٰMusa
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarla
فَٱسْتَكْبَرُوا۟fakat onlar büyüklük tasladılar
فِىo yerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاama
كَانُوا۟değillerdi
سَٰبِقِينَgeçip gidecek

Karun’u -Musa'nın kavmine karşı haddi aşınca- ve evini yerin dibine batırarak helak ettik. Firavun’u ve veziri Haman'ı da denizde boğarak helak ettik. Oysa Musa, onlara doğruluğunu ispat eden apaçık mucizeler getirdi. Onlar ise Mısır topraklarında ona iman etmeyerek büyüklendiler. Bizi aşıp geçerek azabımızdan kurtulamadılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنۢبِهِۦ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًۭا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ ٱلصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا ۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Derken biz her birini günahı ile aldık. Kimilerinin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik, kimilerini o çığlık yakaladı. Onlardan kimisini yere geçirdik, kimilerini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyordu fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَكُلًّاnitekim hepsini
أَخَذْنَاyakaladık
بِذَنۢبِهِۦgünahıyla
فَمِنْهُمonlardan
مَّنْkiminin
أَرْسَلْنَاgönderdik
عَلَيْهِüstüne
حَاصِبًۭاtaş yağdıran bir fırtına
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنْkimini
أَخَذَتْهُyakaladı
ٱلصَّيْحَةُkorkunç bir ses
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنْkimini
خَسَفْنَاbatırdık
بِهِonunla
ٱلْأَرْضَyere
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنْkimini
أَغْرَقْنَاboğduk
وَمَاve
كَانَdeğildi
ٱللَّهُAllah
لِيَظْلِمَهُمْonlara zulmedecek
وَلَٰكِنfakat
كَانُوٓا۟onlar
أَنفُسَهُمْkendi kendilerine
يَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Daha önce bahsedilenlerin hepsini helak edici azabımızla yakalayıverdik. Onlardan bazısı üzerlerine yığın halinde sertleşmiş çamurdan taşlar yağdırdığımız Lût kavmidir. Bazısı da kendisi ve evini yerin dibine geçirdiğimiz Karun’dur. Bazıları da boğarak helak ettiğimiz Nuh’un, Firavun ve Haman’ın kavmidir. Allah, günahsız oldukları halde helak ederek onlara zulmetmedi. Fakat onlar günahlar işleyerek kendilerine zulmettiler ve azabı hak ettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

مَثَلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ كَمَثَلِ ٱلْعَنكَبُوتِ ٱتَّخَذَتْ بَيْتًۭا ۖ وَإِنَّ أَوْهَنَ ٱلْبُيُوتِ لَبَيْتُ ٱلْعَنكَبُوتِ ۖ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

Allah’tan başka veliler edinenlerin durumu kendine yuva yapan örümceğin durumuna benzer. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَثَلُmisali
ٱلَّذِينَkimselerin
ٱتَّخَذُوا۟edinen(lerin)
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
أَوْلِيَآءَdostlar
كَمَثَلِmisali gibidir
ٱلْعَنكَبُوتِörümcek
ٱتَّخَذَتْedinen
بَيْتًۭاbir ev
وَإِنَّşüphesiz
أَوْهَنَen gevşeği
ٱلْبُيُوتِevlerin
لَبَيْتُelbette evidir
ٱلْعَنكَبُوتِörümcek
لَوْkeşke
كَانُوا۟idi
يَعْلَمُونَbilseler

Allah'ın dışında fayda vermelerini veya şefaat etmelerini arzu ettikleri putlar edinerek onlara ibadet eden müşriklerin durumu, kendisini saldırılara karşı koruyacak bir ev edinen örümcek gibidir. Şüphesiz evlerin en zayıfı örümceğin evidir. Çünkü o ev, örümceğin düşmanlarını savuşturamaz. Onların putları da aynı şekilde, ne bir fayda ne de bir zarar verebilir, ne de şefaat edebilir. Eğer müşrikler bunu bilseler, Allah’ın dışında ibadet ettikleri putlar edinmezlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍۢ ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Allah, kendi dışında hangi şeye tapmakta olduklarını şüphesiz bilmektedir. O; mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يَعْلَمُbilir
مَاşeyleri
يَدْعُونَonların yalvardıklarını
مِنkendisinden başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنne gibi
شَىْءٍۢşeylere
وَهُوَO
ٱلْعَزِيزُüstündür
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

Şüphesiz Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, onların kendisi dışında nelere ibadet ettiklerini elbette biliyor. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, hiçbir şeyin kendisine galip gelemeyeceği kadar güçlü olan; yaratmasında, takdirinde ve düzeninde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ ۖ وَمَا يَعْقِلُهَآ إِلَّا ٱلْعَٰلِمُونَ

İşte bunlar, insanlar için verdiğimiz örneklerdir. Fakat onlara âlimlerden başkası akıl erdiremez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتِلْكَve bu
ٱلْأَمْثَٰلُmisalleri
نَضْرِبُهَاbiz anlatıyoruz
لِلنَّاسِinsanlara
وَمَاama
يَعْقِلُهَآonları düşünüp anlamaz
إِلَّاbaşkası
ٱلْعَٰلِمُونَbilenlerden

Bu örnekleri kendilerini uyandırması, hakkı göstermesi ve onları hakka iletmesi için insanlara veriyoruz. Bunları istenilen şekilde ancak Allah’ın dinini ve hikmetlerini bilen kimseler idrak edebilirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Allah, gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Şüphesiz bunda iman etmekte olanlar için bir ayet vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خَلَقَyarattı
ٱللَّهُAllah
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
بِٱلْحَقِّhak ile
إِنَّşüphesiz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَءَايَةًۭbir ibret
لِّلْمُؤْمِنِينَinananlar için

Allah -Subhanehu ve Teâlâ- gökleri ve yeri batıl olarak boşu boşuna değil, hak üzerine yaratmıştır. Şüphesiz bu yaratmasında Müminler için Allah’ın kudretine dair deliller vardır. Çünkü Allah’ın yaratmasını, yüce yaratıcıya delil olarak getirenler onlardır. Fakat kâfirler, bu ayetleri uzak diyarlarda ve canlılar üzerinde görüp yanından geçerken Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın azameti ve kudretini fark etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

ٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ ۖ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ ۗ وَلَذِكْرُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı zikretmek elbette herşeyden büyüktür. Allah, yaptıklarınızı bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱتْلُoku
مَآşeyi
أُوحِىَvahyedileni
إِلَيْكَsana
مِنَkitaptan
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَقِمِve kıl
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
إِنَّelbette
ٱلصَّلَوٰةَnamaz
تَنْهَىٰmen'eder
عَنِiğrenç şeylerden;
ٱلْفَحْشَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْمُنكَرِve kötülükler(den)
وَلَذِكْرُelbette anmak
ٱللَّهِAllah'ı
أَكْبَرُen büyük(ibadet)tir
وَٱللَّهُve Allah
يَعْلَمُbilir
مَاne
تَصْنَعُونَyapıyorsunuz

-Ey Peygamber!- İnsanlara, Allah’ın sana Kur’an’dan vahyettiklerini oku ve namazı en kusursuz şekilde kıl! Şüphesiz bütün sıfatlarıyla yerine getirilen namaz, sahibini günah ve çirkin işlere düşmekten alıkoyar. Kalplere verdiği nuru, günah işlemesine engel olur ve kişiyi salih amellere yönlendirir. Allah’ın zikredilmesi her şeyin üstünde ve her şeyden büyüktür. Allah elbette neler yaptığınızı bilir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yaptıklarınıza göre size karşılığını verecektir. Hayır (zannederse) hayır (bulur), şer (zannederse) şer (bulur).

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

۞ وَلَا تُجَٰدِلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ ۖ وَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَأُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَٰهُنَا وَإِلَٰهُكُمْ وَٰحِدٌۭ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

İçlerinden zulmedenler hariç, Ehli Kitap ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve asla
تُجَٰدِلُوٓا۟tartışmayın
أَهْلَehliyle
ٱلْكِتَٰبِkitap
إِلَّاbaşka şekilde
بِٱلَّتِى(tarzdan)
هِىَo
أَحْسَنُen güzel
إِلَّاdışında
ٱلَّذِينَhaksızlık edenleri
ظَلَمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُمْonların
وَقُولُوٓا۟ve deyin ki
ءَامَنَّاinandık
بِٱلَّذِىٓindirilene
أُنزِلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْنَاbize
وَأُنزِلَve indirilene
إِلَيْكُمْsize
وَإِلَٰهُنَاve tanrımız
وَإِلَٰهُكُمْve tanrınız
وَٰحِدٌۭbirdir
وَنَحْنُve biz de
لَهُۥO'na
مُسْلِمُونَteslim olanlarız

-Ey Müminler!- Yahudi ve Hristiyanlarla ancak en ideal yol ve en iyi üslupla mücadele edin ve şavaşın. Bu, apaçık delil ve öğüt almaya davet etmektir. Ancak kibirlenip inat eden ve size karşı savaş ilan edenlerle, Müslüman oluncaya yahut alçalmış olarak cizye verene kadar savaşın. Yahudi ve Hristiyanlara şöyle söyleyin: "Allah'ın bize Kur'an'dan indirdiğine, Tevrat ve İncil'den size indirdiğine iman ettik. Bizim de sizin de ilahınız birdir. Uluhiyetinde, rububiyetinde ve kemalinde O'nun hiçbir ortağı yoktur. Bizler yalnızca O'na itaat eder ve boyun eğeriz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ ۚ فَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۖ وَمِنْ هَٰٓؤُلَآءِ مَن يُؤْمِنُ بِهِۦ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلْكَٰفِرُونَ

İşte sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona iman ederler. Bunlardan (Araplar'dan) da ona iman edenler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler inatla inkâr ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve işte böylece
أَنزَلْنَآindirdik
إِلَيْكَsana
ٱلْكِتَٰبَKitabı
فَٱلَّذِينَkimseler
ءَاتَيْنَٰهُمُkendilerine verdiklerimiz
ٱلْكِتَٰبَKitabı
يُؤْمِنُونَinanırlar
بِهِۦona
وَمِنْve
هَٰٓؤُلَآءِşunlardan (Araplardan)
مَنkimseler
يُؤْمِنُinananırlar
بِهِۦona
وَمَاve
يَجْحَدُinkar etmez
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizi
إِلَّاbaşkası
ٱلْكَٰفِرُونَkafirlerden

Senden öncekilere kitap indirdiğimiz gibi sana da Kur'an'ı indirdik. -Abdullah b. Selâm gibi- Tevrat'ı okuyanlardan bazıları kitaplarında onun vasfını buldukları için ona iman ederler. Bu müşriklerden de ona iman edenler vardır. Hakkın apaçık olmasıyla beraber ayetlerimizi ancak tabiatlarında küfür ve reddetme olan kâfirler inkâr ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَمَا كُنتَ تَتْلُوا۟ مِن قَبْلِهِۦ مِن كِتَٰبٍۢ وَلَا تَخُطُّهُۥ بِيَمِينِكَ ۖ إِذًۭا لَّٱرْتَابَ ٱلْمُبْطِلُونَ

Daha önce sen, hiçbir kitap okumuş değildin. Onu sağ elinle de yazmıyordun. Öyle olsaydı, batıl peşinde koşanlar şüphe ederlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كُنتَsen değildin
تَتْلُوا۟okuyan
مِنbundan önce
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنKitaptan
كِتَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
تَخُطُّهُۥonu yazmıyordun
بِيَمِينِكَelinle
إِذًۭاöyle olsaydı
لَّٱرْتَابَkuşkulanırlardı
ٱلْمُبْطِلُونَbatılda olanlar

-Ey Resul!- Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuş değildin. Sağ elinle de bir şey yazmıyordun. Çünkü sen okuma yazma bilmeyen ümmî bir kimseydin. Eğer okuma yazma bilseydin cahil insanlar senin peygamberliğinden şüphe duyarlardı. Geçmiş kitaplardan yazıyordun diye mazeret gösterirlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

بَلْ هُوَ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌۭ فِى صُدُورِ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلظَّٰلِمُونَ

Hayır! O (Kur'an), bilgi verilen kimselerin gönüllerinde olan apaçık belgelerdir. Ayetlerimizi ancak zalimler bile bile inkâr eder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلْhayır
هُوَo
ءَايَٰتٌۢayetlerdir
بَيِّنَٰتٌۭaçık açık
فِىbulunan
صُدُورِgöğüslerde
ٱلَّذِينَolanların
أُوتُوا۟verilmiş
ٱلْعِلْمَbilgi
وَمَاve
يَجْحَدُinkar etmez
بِـَٔايَٰتِنَآbizim ayetlerimizi
إِلَّاbaşkası
ٱلظَّٰلِمُونَzalimlerden

Bilakis sana indirilen Kur'an, kendilerine ilim verilen Müminlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi ancak Allah'ı küfrederek ve şirk koşarak kendi nefislerine zulmedenler inkâr eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَٰتٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ ۖ قُلْ إِنَّمَا ٱلْءَايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ

Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
لَوْلَآdeğil miydi?
أُنزِلَindirilmeli
عَلَيْهِona
ءَايَٰتٌۭayetler
مِّنRabbinden
رَّبِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
إِنَّمَاşüphesiz
ٱلْءَايَٰتُayetler (mu'cizeler)
عِندَyanındadır
ٱللَّهِAllah'ın
وَإِنَّمَآve şüphesiz
أَنَا۠ben ancak
نَذِيرٌۭbir uyarıcıyım
مُّبِينٌapaçık

Müşrikler dediler ki: "Kendinden önceki resullere mucizeler indiği gibi Muhammed'e de mucizeler indirilseydi ya!" -Ey Resul!- Bu öneride bulunanlara de ki: "Mucizeler Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elindedir. Dilediği zaman indirir. Onu indirmek benim elimde değildir. Ben ancak Yüce Allah'ın azabından açıkça uyaran bir uyarıcıyım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Ankebût Sûresi, iman iddiasının sınanmadan bırakılmayacağını söyleyen çarpıcı bir girişle başlar. İnsanların yalnız "inandık" demeleriyle imtihansız kalacaklarını düşünmemeleri istenir. Bu ifade, her zorluğu kişinin iman eksikliğine bağlamak için değil; samimi bağlılığın baskı, kayıp ve toplumsal direnç karşısında görünür hâle gelebileceğini anlatmak için okunmalıdır. Sûrenin Mekke'de baskı gören ilk Müslümanlara hitap eden yönü belirgindir. Nûh, İbrâhim, Lût, Şuayb ve Mûsâ gibi peygamberlerin kıssalarına kısa fakat yoğun atıflar yapılır. Hz. İbrâhim'in kavmine putların rızık veremeyeceğini söylemesi ve rızkın Allah katında aranması, insanın ekonomik bağımlılıklarını kutsallaştırmasına karşı uyarıdır. Anne babaya iyilik emredilir; ancak kişinin Allah'a ortak koşmaya zorlanması hâlinde bu baskıya itaat edilmemesi istenir. Böylece aileye saygı ile vicdan ve inanç sorumluluğu arasında sınır çizilir. Sûre adını, Allah'tan başka koruyucular edinenlerin durumunu örümcek ağına benzeten ayetten alır. Örümcek ağı dikkat çekici ve karmaşık olabilir; fakat barınak olarak kırılgandır. Benzetme, görünüşte güçlü ağların mutlak güven sağlamadığını anlatır. Son bölümlerde namazın hayâsızlık ve kötülükten alıkoyması gerektiği, Ehl-i Kitapla en güzel yöntemle tartışılması ve Allah yolunda çaba gösterenlere yolların açılacağı belirtilir. Ankebût Sûresi, imtihanı pasif acı çekme olarak değil, doğru bağları seçme süreci olarak görür. İnsan hangi ilişkiye, güce veya kuruma "sarsılmaz" anlamı yüklüyorsa, sûre o güvenin gerçek dayanıklılığını sorgular.

Ana Temalar

  • İman iddiası ve imtihan
  • Peygamberlerin baskı karşısındaki duruşu
  • Aileye iyilik ve inançta sınır
  • Örümcek ağı benzetmesi
  • Namazın ahlâkî etkisi ve güzel tartışma

Ne Zaman Okunur?

Ankebût Sûresi'nin belli bir sıkıntıyı gidermek için özel sayıda okunmasına dair sahih bir zorunluluk yoktur. İnanç baskısı, aileyle görüş ayrılığı, dayanıklılık ve sahte güven kaynakları üzerinde düşünürken okunabilir. İmtihan ayetleri mağdur kişiye "daha çok dayan" diyerek yardım sorumluluğunu ertelemek için kullanılmamalı; zulüm karşısında güvenlik ve destek arayışı teşvik edilmelidir.

İmtihan ile cezalandırmayı birbirine karıştırmamak

Ankebût'un başındaki "inandık demekle bırakılmayacaklar" ifadesi, her acının kişinin günahı veya imansızlığı yüzünden geldiğini söylemez. Peygamberler ve samimi müminler de ağır imtihanlar yaşamıştır. Ayet mağduru suçlamak için değil, inanç iddiasının çıkar ve baskı karşısında sınanabileceğini hatırlatmak için okunmalıdır.

Örümcek ağı benzetmesinin sınırı

Allah'tan başka mutlak koruyucular edinmek örümcek ağına sığınmaya benzetilir. Benzetme örümceğin biyolojik yapısını küçümsemek değil, barınak olarak ağın kırılganlığını vurgulamaktır. İnsan ilişkileri ve kurumlar gereksiz değildir; sorun, sınırlı bir güce ilâhî güven ve mutlak kurtarıcılık yüklemektir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Ankebût ne demektir?

"Ankebût", örümcek demektir. Allah'tan başka koruyuculara dayanmanın örümcek ağına sığınmaya benzetildiği ayet sebebiyle sûre bu adı taşır.

"İnandık demekle sınanmadan bırakılmak" ne anlama gelir?

İman iddiasının baskı, çıkar çatışması ve zorluklar karşısında samimiyet sınavından geçebileceğini anlatır. Ayet, her acının kişisel suçtan kaynaklandığını söylemez ve mağdura yardım etmeme gerekçesi yapılamaz.

Namazın kötülükten alıkoyması nasıl anlaşılır?

Ankebût 45, namazın hayâsızlık ve kötülükten uzaklaştıran bir etkisi olması gerektiğini bildirir. Namaz yalnız hareketlerden ibaret kalmayıp Allah'ı anma, hesap bilinci ve davranış denetimi üretmelidir.

Ankebût Sûresi Mekke'de mi inmiştir?

Sûrenin büyük bölümünün Mekke döneminde indiği kabul edilir; bazı ayetlerin Medine'de indiğine dair görüşler vardır. Baskı, hicret ve iman sınavı temaları Mekke dönemi bağlamını güçlü biçimde yansıtır.

Ankebût 45 namaz hakkında ne söyler?

Kitabın okunmasını ve namazın kılınmasını emreder; namazın hayâsızlık ve kötülükten alıkoyması gerektiğini bildirir. Bu, namaz kılanın hiç hata yapmayacağı garantisi değil, ibadetin davranış üzerinde dönüştürücü etkisi olması gerektiği ölçüsüdür.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar