Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

41. Sûre · Mekke · 54 Ayet

فصلت

FUSSİLET SÛRESİ

Ayrıntılı Açıklanan

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

حمٓ

Hâ, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حمٓHâ Mîm

(Hâ, Mîm) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

تَنزِيلٌۭ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bu Kur’an, Rahman ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَنزِيلٌۭindirilmiştir
مِّنَRahmandan
ٱلرَّحْمَٰنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرَّحِيمِRahim(den)

Bu Kur'an, Rahman ve Rahîm olan Yüce Allah tarafından indirilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

كِتَٰبٌۭ فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥ قُرْءَانًا عَرَبِيًّۭا لِّقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

(Bu,) Bilen bir toplum için ayetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كِتَٰبٌۭbir Kitaptır
فُصِّلَتْaçıklanmış
ءَايَٰتُهُۥayetleri
قُرْءَانًاokunan
عَرَبِيًّۭاArapça
لِّقَوْمٍۢbir toplum için
يَعْلَمُونَbilen

Ayetleri en kamil ve açık bir şekilde açıklanmış bir kitaptır. Bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak kılınmıştır. Çünkü onlar manasından ve içinde hakka irşat etmesinden istifade ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

بَشِيرًۭا وَنَذِيرًۭا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

Bu kitap, müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık dinlemezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَشِيرًۭاmüjdeleyici olarak
وَنَذِيرًۭاve uyarıcı olarak
فَأَعْرَضَfakat yüz çevirmiştir
أَكْثَرُهُمْçokları
فَهُمْonlar
لَاişitmezler
يَسْمَعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'ın Müminler için hazırladığı büyük mükâfat ile onları müjdeler ve elem dolu azap ile kâfirleri korkutur. Onların çoğu bundan yüz çevirmiştir. Onlar içindeki hidayeti kabul etmek kasdıyla dinlemezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍۢ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌۭ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌۭ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ

"Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen yapacağını yap. Şüphesiz biz de yapanlarız." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
قُلُوبُنَاkalblerimiz
فِىٓiçinde var
أَكِنَّةٍۢkılıflar
مِّمَّاşeye karşı
تَدْعُونَآbizi çağırdığın
إِلَيْهِkendisine
وَفِىٓve var
ءَاذَانِنَاkulaklarımızda
وَقْرٌۭbir ağırlık
وَمِنۢve
بَيْنِنَاbizim aramızda var
وَبَيْنِكَve senin aranda
حِجَابٌۭbir perde
فَٱعْمَلْsen (istediğini) yap
إِنَّنَاelbette biz de
عَٰمِلُونَyapıyoruz

Dediler ki: "Kalplerimiz bizi çağırdığın şeye karşı örtüler ile kapalıdır. Kulaklarımızda sağırlık vardır, söylediklerini duymaz. Bizim ile senin aranda bir perde vardır, söylediklerin bize ulaşmaz. Sen kendi yolun üzere amel et, biz de kendi yolumuz üzere hareket ediyoruz ve asla sana uymuyoruz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌۭ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌۭ وَٰحِدٌۭ فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِ وَٱسْتَغْفِرُوهُ ۗ وَوَيْلٌۭ لِّلْمُشْرِكِينَ

De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Öyleyse ona (giden doğru yola) yönelin, ondan bağışlanma dileyin. Şirk koşanların vay haline!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنَّمَآelbette
أَنَا۠ben
بَشَرٌۭbir insanım
مِّثْلُكُمْsizin gibi
يُوحَىٰٓvahyediliyor
إِلَىَّbana
أَنَّمَآelbette
إِلَٰهُكُمْtanrınızın
إِلَٰهٌۭtanrı olduğu
وَٰحِدٌۭbir tek
فَٱسْتَقِيمُوٓا۟artık doğrulun
إِلَيْهِO'na
وَٱسْتَغْفِرُوهُve O'ndan mağfiret dileyin
وَوَيْلٌۭvay haline
لِّلْمُشْرِكِينَortak koşanların

-Ey Resul!- Bu inat edenlere de ki: "Ben de sizin gibi bir insanım, Yüce Allah bana hak ilahınızın bir tek ilah olan Allah olduğunu vahyediyor. O'na ulaşan yolu izleyin. Günahlarınızın bağışlanmasını O'ndan dileyin. Azap ve helak Allah'tan başkasına ibadet eden ya da O'na ortak koşanlar içindir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

Onlar ki hem zekâtı vermezler, hem de onlar Âhireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
لَاvermezler
يُؤْتُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلزَّكَوٰةَzekat
وَهُمve onlar
بِٱلْءَاخِرَةِahireti
هُمْonlar
كَٰفِرُونَinkar ederler

Onlar mallarının zekâtlarını vermeyen, ahireti - içinde olan devamlı nimetleri ve elem dolu azabı- küfredip, inkâr eden kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۢ

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfat vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟iman eden(ler)
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
لَهُمْonlar için vardır
أَجْرٌbir mükafat
غَيْرُolmaksızın
مَمْنُونٍۢkesinti

Allah'a iman eden ve salih ameller işleyenler ise bundan müstesnadır. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır. O da cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

۞ قُلْ أَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَرْضَ فِى يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُۥٓ أَندَادًۭا ۚ ذَٰلِكَ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

De ki: "Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip, O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَئِنَّكُمْsiz mi?
لَتَكْفُرُونَinkar ediyorsunuz
بِٱلَّذِىyaratanı
خَلَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَرْضَarzı
فِىiçinde
يَوْمَيْنِiki gün
وَتَجْعَلُونَve koşuyorsunuz
لَهُۥٓO'na
أَندَادًۭاeşler
ذَٰلِكَO
رَبُّRabbidir
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

-Ey Resul!- Müşrikleri azarlayarak de ki: "Sizler neden yeryüzünü iki günde; pazar ve pazartesi günü yaratan Yüce Allah'ı küfrediyor ve O'ndan başka ortaklar edinerek onlara ibadet ediyorsunuz? İşte O, mahlukatın hepsinin Rabbidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ مِن فَوْقِهَا وَبَٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقْوَٰتَهَا فِىٓ أَرْبَعَةِ أَيَّامٍۢ سَوَآءًۭ لِّلسَّآئِلِينَ

Orada, üstünden sabit dağlar var etti; onu bereketli kıldı ve onda soranlar (rızıklarını arayanlar) için eşit olarak gıdalarını dört günde takdir etti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلَve yaptı
فِيهَاorada (arzda)
رَوَٰسِىَağır baskılar
مِنüstünden
فَوْقِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَبَٰرَكَve bereketler
فِيهَاorada
وَقَدَّرَve takdir etti
فِيهَآorada
أَقْوَٰتَهَاgıdalarını
فِىٓiçinde
أَرْبَعَةِdört
أَيَّامٍۢgün
سَوَآءًۭeşit olarak
لِّلسَّآئِلِينَarayıp soranlar için

Sarsılmasın diye yeryüzünde sabit dağlar yaratmıştır. Yeryüzünü bereketli ve ehli için hayrını devamlı kılmıştır. Soranlar için orada insanların ve hayvanların rızıklarını, belirtilen iki günü dört güne tamamlayarak takdir etmiştir. Bu diğer iki gün salı ve çarşamba günleridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌۭ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًۭا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ

Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere: "İsteyerek ya da istemeyerek gelin!" dedi. Onlar da: "İsteyerek geldik." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
ٱسْتَوَىٰٓyöneldi
إِلَىgöğe
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهِىَve o
دُخَانٌۭduman halinde olan
فَقَالَsonra dedi
لَهَاona
وَلِلْأَرْضِve arza
ٱئْتِيَاgelin
طَوْعًاisteyerek
أَوْveya
كَرْهًۭاistemeyerek
قَالَتَآdediler ki
أَتَيْنَاgeldik
طَآئِعِينَisteyerek

Sonra Allah -Subhanehu ve Teâlâ- gökyüzünü yaratmaya yöneldi. O gün gökyüzü duman halindeydi. Yüce Allah, gökyüzüne ve yeryüzüne: "İsteyerek ya da kerih görerek emrime boyun eğin!" dedi. Bu husus da ikiniz için de elzem bir durumdur. O ikisi de: "İtaat ederek geldik." dediler. Ey Rabbimiz! Senin dilemen dışında bizim bir dilememiz yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

فَقَضَىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَاتٍۢ فِى يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِى كُلِّ سَمَآءٍ أَمْرَهَا ۚ وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفْظًۭا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

Böylece onları yedi gök olarak iki günde varedip, her bir göğe kendi işini bildirdi. Dünya göğünü ise kandillerle/yıldızlarla süsledik ve koruduk. İşte bu; Hakim, Aziz olan (Allah'ın) takdiridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَضَىٰهُنَّböylece onları yaptı
سَبْعَyedi
سَمَٰوَاتٍۢgök
فِىiçinde
يَوْمَيْنِiki gün
وَأَوْحَىٰve vahyetti
فِىher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَمَآءٍgöğe
أَمْرَهَاemrini
وَزَيَّنَّاve biz donattık
ٱلسَّمَآءَsemasını
ٱلدُّنْيَاdünya
بِمَصَٰبِيحَlambalarla
وَحِفْظًۭاve koruma ile
ذَٰلِكَişte bu
تَقْدِيرُtakdiridir
ٱلْعَزِيزِgüçlü olanın
ٱلْعَلِيمِbilenin

Yüce Allah gökleri iki günde; perşembe ve cuma günü yaratmayı tamamladı. Böylece göklerin ve yerin yaratılması altı günde tamamlandı. Yüce Allah her bir göğe kendi işini, emrettiği bütün itaat ve ibadetleri bildirdi. Dünya semasını yıldızlarla süsledi ve şeytanların gizlice dinlemelerini engelleyerek gökyüzünü onlarla muhafaza etti. Bu zikredilenlerin tamamı kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Yüce Allah'ın takdiridir, O mahlukatını hakkıyla bilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَٰعِقَةًۭ مِّثْلَ صَٰعِقَةِ عَادٍۢ وَثَمُودَ

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizi Âd ve Semûd'un yıldırımları gibi bir yıldırımla uyarırım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنْfakat eğer
أَعْرَضُوا۟yüz çevirirlerse
فَقُلْde ki
أَنذَرْتُكُمْben sizi uyardım
صَٰعِقَةًۭbir yıldırıma karşı
مِّثْلَgibi
صَٰعِقَةِbaşına düşen yıldırım
عَادٍۢAd
وَثَمُودَve Semud'un

-Ey Resul- Onlar senin getirdiklerine iman etmekten yüzçevirirler ise onlara de ki: "Hud'un kavmi Âd ve Salih'in kavmi Semûd'un yalanlamalarından dolayı başlarına gelen azabın aynısının sizin de başınıza geleceğini bildirerek sizi uyarıp, korkutmaktayım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ ۖ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةًۭ فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

Hani onlara rasûlleri önlerinden ve arkalarından gelip: “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” dediklerinde onlar: “Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Bu sebepten muhakkak biz sizinle gönderilenlere kâfir olanlarız” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
جَآءَتْهُمُonlara gelmişti
ٱلرُّسُلُelçiler
مِنۢönlerinden
بَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيْدِيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمِنْve
خَلْفِهِمْarkalarından
أَلَّاsakın
تَعْبُدُوٓا۟kulluk etmeyin
إِلَّاbaşkasına
ٱللَّهَAllah'tan
قَالُوا۟dediler
لَوْşayet
شَآءَdileseydi
رَبُّنَاRabbimiz
لَأَنزَلَelbette indirirdi
مَلَٰٓئِكَةًۭmelekler
فَإِنَّاelbette biz
بِمَآşeyi (mesajı)
أُرْسِلْتُمgönderildiğiniz
بِهِۦonunla
كَٰفِرُونَtanımıyoruz

Aynı davet üzere birbirilerini takip ederek onlara peygamberleri; “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin!” diye emredip, geldiği zaman, o topluluktan kâfir olanlar: "Eğer Rabbimiz melekleri bize resul olarak indirmek isteseydi indirirdi. Bizler sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz. Çünkü sizler de bizim gibi beşersiniz." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

فَأَمَّا عَادٌۭ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً ۖ أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًۭ ۖ وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve; "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَمَّاfakat
عَادٌۭAd (kavmi)
فَٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük tasladılar
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِغَيْرِolmaksızın
ٱلْحَقِّhakkı
وَقَالُوا۟ve dediler
مَنْkimdir?
أَشَدُّdaha şiddetli
مِنَّاbizden
قُوَّةًkuvveti
أَوَلَمْgörmediler mi?
يَرَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّelbette
ٱللَّهَAllah
ٱلَّذِىo ki
خَلَقَهُمْonları yaratan
هُوَO
أَشَدُّdaha güçlüdür
مِنْهُمْkendilerinden
قُوَّةًۭkuvvetçe
وَكَانُوا۟ve devam ettiler
بِـَٔايَٰتِنَاbizim ayetlerimizi
يَجْحَدُونَinkara

Hud'un kavmi Âd'a gelince; Allah'a (iman etmek yerine) küfredip, haksız yere yeryüzünde kibirlendiler ve etraflarındakilere zulmettiler. Güçlerine aldanarak: "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Kendilerinden daha güçlü olmadığını iddia ettiler. Yüce Allah onlara cevap olarak: "Bunlar Allah'ın kendilerini yarattığını ve aşırıya gittikleri o kuvvetlerini onlara verdiğini şahit olup bilmediler mi? O, onlardan daha güçlüdür. Onlar, Hûd -aleyhisselam-'ın getirdiği Allah'ın ayetlerini küfrediyordı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًۭا صَرْصَرًۭا فِىٓ أَيَّامٍۢ نَّحِسَاتٍۢ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَخْزَىٰ ۖ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ

Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَرْسَلْنَاbiz de gönderdik
عَلَيْهِمْüzerlerine
رِيحًۭاbir rüzgar
صَرْصَرًۭاdondurucu
فِىٓgünlerde
أَيَّامٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَّحِسَاتٍۢuğursuz
لِّنُذِيقَهُمْtaddırmak için
عَذَابَazabını
ٱلْخِزْىِrezillik
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَلَعَذَابُazabı ise
ٱلْءَاخِرَةِahiret
أَخْزَىٰdaha da kepaze edicidir
وَهُمْve onlara
لَاhiç
يُنصَرُونَyardım edilmeyecektir

(Küfür ve isyanları sebebiyle başlarına gelen) O uğursuz günlerde, içinde azap dolu, sesi rahatsız edici bir rüzgâr gönderdik. Bunu dünya hayatında zillet ve aşağılanma azabını tatmaları için yaptık. Onları bekleyen ahiret azabı onları daha şiddetli bir şekilde zelil edecektir. Kendilerini bu azaptan kurtaracak bir yardımcı da bulamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Semûd'a gelince; biz onları doğru yola ilettik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları kazanmakta olduklarına karşılık alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَمَّاgelince
ثَمُودُSemud(kavmin)e
فَهَدَيْنَٰهُمْonlara yol gösterdik
فَٱسْتَحَبُّوا۟fakat onlar yeğlediler
ٱلْعَمَىٰkörlüğü
عَلَىdoğru yolu bulmağa
ٱلْهُدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَخَذَتْهُمْböylece onları yakaladı
صَٰعِقَةُyıldırımı
ٱلْعَذَابِazab
ٱلْهُونِalçaltıcı
بِمَاyüzünden
كَانُوا۟oldukları
يَكْسِبُونَyapıyor(lar)

Salih'in kavmi Semûd'a gelince, hak yolunu açıklayarak onlara doğru yolu gösterdik. Hakka karşı hidayet yerine sapıklığı tercih ettiler. Küfür ve işlemiş oldukları günahlarından dolayı alçaltıcı yıldırım azabı ile onları helak ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَنَجَّيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

İman edip sakınanları kurtardık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَجَّيْنَاve kurtardık
ٱلَّذِينَinananları
ءَامَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانُوا۟ve
يَتَّقُونَkorunanları

Yüce Allah'a ve resulüne iman edenleri kurtardık. Bu kimseler emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'a karşı takvalı olan kişilerdi. Kavimlerine isabet eden azaptan onları kurtardık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

Allah'ın düşmanlarının toplanıp ateşe götürüldükleri gün hepsi biraraya getirilirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve (o) gün
يُحْشَرُtoplanır
أَعْدَآءُdüşmanları
ٱللَّهِAllah'ın
إِلَىateşe
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَهُمْonlar
يُوزَعُونَbir araya getirilirler

Yüce Allah; düşmanlarını cehenneme süreceği gün, Zebaniler (Görevli melekler) baştakiler ile sonrakileri bir araya toplarlar. Artık onlar ateşten kaçmaya güç yetiremezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَٰرُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Nihayet onlar oraya geldiklerinde kulakları, gözleri, derileri işlediklerini bildirerek aleyhlerine şahitlik edecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
مَاoraya vardıkları
جَآءُوهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَهِدَşahidlik ettiler
عَلَيْهِمْaleyhlerine
سَمْعُهُمْkulakları
وَأَبْصَٰرُهُمْve gözleri
وَجُلُودُهُمve derileri
بِمَاhakkında
كَانُوا۟oldukları (işler)
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Sürüldükleri ateşe geldiklerinde ve dünyada yaptıklarını kabullenmediklerinde kulakları, gözleri, derileri dünyada işledikleri küfür ve günahlara dair onlar aleyhinde şahitlik ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَقَالُوا۟ لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا ۖ قَالُوٓا۟ أَنطَقَنَا ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنطَقَ كُلَّ شَىْءٍۢ وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Derilerine: “Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz” diyecekler. Onlar da: Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu, diyecekler. Sizi ilk defa yaratan Odur. İşte yalnız Ona döndürülüyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler
لِجُلُودِهِمْderilerine
لِمَniçin?
شَهِدتُّمْşahidlik ettiniz
عَلَيْنَاaleyhimize
قَالُوٓا۟dediler
أَنطَقَنَاbizi konuşturdu
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِىٓkonuşturan
أَنطَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كُلَّher
شَىْءٍۢşeyi
وَهُوَve O
خَلَقَكُمْsizi yaratmıştı
أَوَّلَilk
مَرَّةٍۢdefa
وَإِلَيْهِişte O'na
تُرْجَعُونَdöndürülüyorsunuz

Kâfirler derilerine şöyle derler: "Dünyada yaptığımız şeyler hakkında niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Derileri de, onlara cevap olarak derler ki: "Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Dünyada iken sizi ilk olarak yaratan O'dur. Ahirette hesap vermek ve amellerinize karşılık almak için yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًۭا مِّمَّا تَعْمَلُونَ

“Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve değildiniz
كُنتُمْsiz
تَسْتَتِرُونَgizleniyor
أَنşahidlik etmesinden
يَشْهَدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكُمْaleyhinize
سَمْعُكُمْkulaklarınızın
وَلَآve değildiniz
أَبْصَٰرُكُمْgözlerinizin
وَلَاve değildiniz
جُلُودُكُمْderilerinizin
وَلَٰكِنfakat
ظَنَنتُمْsanıyordunuz ki
أَنَّelbette
ٱللَّهَAllah
لَاbilmez
يَعْلَمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَثِيرًۭاçoğunu
مِّمَّاyaptıklarınızın
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Günahları işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmeyeceğini düşünüp hafife alıyordunuz. Çünkü sizler ölümden sonra hesabın, mükâfatın ve cezanın olduğuna iman etmiyordunuz. Ancak sizler; Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın, yapmış olduğunuz birçok şeyi bilmediğini, bilakis O'na gizli kaldığını zannediyordunuz. Bundan dolayı aldandınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

İşte Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helâk etti de, hüsrana uğrayanlardan oldunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَذَٰلِكُمْve işte bu
ظَنُّكُمُzannınız
ٱلَّذِىzannettiğiniz
ظَنَنتُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِرَبِّكُمْRabbinize karşı
أَرْدَىٰكُمْsizi helak etti
فَأَصْبَحْتُمve oldunuz
مِّنَziyana uğrayanlardan
ٱلْخَٰسِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İşte Rabbiniz hakkındaki o kötü zannınız sizi helak etti. Bundan dolayı dünya ve ahirette hüsrana uğrayan kimselerden oldunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

فَإِن يَصْبِرُوا۟ فَٱلنَّارُ مَثْوًۭى لَّهُمْ ۖ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا۟ فَمَا هُم مِّنَ ٱلْمُعْتَبِينَ

Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık Cehennem onların yeridir. Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنşimdi eğer
يَصْبِرُوا۟dayanabilirlerse
فَٱلنَّارُateştir
مَثْوًۭىyeri
لَّهُمْonların
وَإِنve eğer
يَسْتَعْتِبُوا۟affedilmek isterlerse
فَمَاdeğildir
هُمonlar
مِّنَden
ٱلْمُعْتَبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kulaklarının, gözlerinin ve derilerinin aleylerinde şahitlik ettikleri bu kimseler eğer sabredebilirlerse, artık cehennem onların kalacakları yerdir. Azabın kaldırılması ve Yüce Allah'ın rızasını talep ederlerse, onlar Allah'ın rızasına nail olamayacaklar ve cennete kesinlikle giremeyeceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

۞ وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

Biz onlara yakın arkadaşlar kıldık. Onlar da önlerinde ve arkalarında olanı kendilerine süslediler. Onlardan önce gelen cinlerden ve insanlardan ümmetler arasında onlar üzerine söz hak olmuştur. Şüphesiz onlar zarar edenlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَيَّضْنَاve biz musallat ettik
لَهُمْonlara
قُرَنَآءَbirtakım arkadaşlar
فَزَيَّنُوا۟süslü gösterdiler
لَهُمonlara
مَّاbulunanı
بَيْنَonların önlerinde
أَيْدِيهِمْonların önlerinde
وَمَاve bulunanı
خَلْفَهُمْarkalarında
وَحَقَّve gerekli oldu
عَلَيْهِمُkendilerine
ٱلْقَوْلُsöz
فِىٓtopluluklarına
أُمَمٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَدْgelip geçmiş olan
خَلَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنkendilerinden önce
قَبْلِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَcin(ler)den
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْإِنسِve insan(lardan)
إِنَّهُمْçünkü onlar
كَانُوا۟idiler
خَٰسِرِينَziyanda

Bu kâfirlere eşlik edecek yakın arkadaşlar hazırladık. Dünyada yapmış oldukları kötü amelleri onlara süslü gösterdiler. Arkalarına bırakıp, attıkları ahiret ile ilgili hususları güzel gösterip, onu hatırlamayı ve onun için amel etmeyi unutturdular. Kendilerinden önce geçmiş cin ve insan toplumlarına gerçekleşen azap sözü, bunlar üzerine de gerçekleşmişti de onlar, kıyamet günü kendileri ve aileleri cehenneme girerek hüsrana uğrayanlar olmuşlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَسْمَعُوا۟ لِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَٱلْغَوْا۟ فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ

O kâfirler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki baskın çıkarsınız." demişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dediler ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَاdinlemeyin
تَسْمَعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِهَٰذَاbu
ٱلْقُرْءَانِKur'an'ı
وَٱلْغَوْا۟ve gürültü edin
فِيهِonda (okunduğunda)
لَعَلَّكُمْbelki
تَغْلِبُونَona galib gelirsiniz

Kâfirler delile delil ile karşılık vermekten aciz kalınca kendi aralarında birbirilerine tavsiyede bulunarak: "Muhammed'in size okuduğu bu Kur'an'ı dinlemeyin, onun içindekilere itaat etmeyin. O okunurken sesinizi yükseltip, bağrışıp çağrışın. Böylece ona karşı (onun sesini bastırarak) galip gelmiş olursunuz. Böylece onu okumayı ve ona çağırmayı bırakır ve ondan kurtulmuş oluruz." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَذَابًۭا شَدِيدًۭا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Kâfirlere elbette şiddetli bir azap tattıracağız. Onları, yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَنُذِيقَنَّfakat taddıracağız
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
عَذَابًۭاbir azab
شَدِيدًۭاşiddetli
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْve onları cezalandıracağız
أَسْوَأَen kötüsüyle
ٱلَّذِىolduklarının
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Yüce Allah'a iman etmeyip, kâfir olan ve resullerini yalanlayanlara kıyamet günü şiddetli bir azap tattıracağız. İşledikleri şirk ve günahların karşılığında ceza olarak onları en kötüsü ile cezalandıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

ذَٰلِكَ جَزَآءُ أَعْدَآءِ ٱللَّهِ ٱلنَّارُ ۖ لَهُمْ فِيهَا دَارُ ٱلْخُلْدِ ۖ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

İşte bu, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolayı, orada onlara ceza olarak ebedî kalacakları yurt (Cehennem) vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَbu
جَزَآءُcezası
أَعْدَآءِdüşmanlarının
ٱللَّهِAllah
ٱلنَّارُateştir
لَهُمْonlara vardır
فِيهَاorada
دَارُyurdu
ٱلْخُلْدِsürekli kalma
جَزَآءًۢceza olarak
بِمَاsebebiyle
كَانُوا۟ayetlerimizi
بِـَٔايَٰتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَجْحَدُونَinkar etmeleri

İşte bu zikredilen ceza Yüce Allah'ı küfredip, resullerini yalanlayan Allah'ın düşmanlarının karşılığıdır. Onlar cehennemde ebedî kalacaklar ve bu ceza Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, apaçık olması ve delilinin güçlü olmasına rağmen bu ayetlere iman etmedikleri için kesintiye uğramadan devam edecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلْأَسْفَلِينَ

Kâfirler derler ki: "Rabbimiz! Bizi saptıran cinleri ve insanları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dediler ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
رَبَّنَآRabbimiz
أَرِنَاbize göster
ٱلَّذَيْنِbizi saptıran
أَضَلَّانَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَcin
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْإِنسِve insanları
نَجْعَلْهُمَاonları alalım
تَحْتَaltına
أَقْدَامِنَاayaklarımızın
لِيَكُونَاolsunlar
مِنَalçaklardan
ٱلْأَسْفَلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah'ı küfredip resullerini yalanlayanlar şöyle dediler: "Rabbimiz! İnsanlardan ve cinlerden bizi saptıranları bize göster de, küfrü ve ona davet eden İblis'i ve kan dökme adetini ortaya çıkaran âdemoğlunu cehennemde ayaklarımızın altına alalım ki, en aşağılardan olsunlar. Onlar cehennem ehlinin en şiddetli azaba çarptırılanlarıdır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَبْشِرُوا۟ بِٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

Muhakkak: “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: “Korkmayın, üzülmeyin ve size vaat olunan cennetle sevinin” diye inerler.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimselere
قَالُوا۟diyen(lere)
رَبُّنَاRabbimiz
ٱللَّهُAllah'tır
ثُمَّsonra
ٱسْتَقَٰمُوا۟doğru olanlara
تَتَنَزَّلُiner
عَلَيْهِمُüzerine
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُmelekler
أَلَّاkorkmayın
تَخَافُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
تَحْزَنُوا۟üzülmeyin
وَأَبْشِرُوا۟fakat sevinin
بِٱلْجَنَّةِcennetle
ٱلَّتِىöyle ki
كُنتُمْsize söz verilen
تُوعَدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır, O'ndan başka Rabbimiz yoktur." diyerek, emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınarak istikamet üzere olanlara ölüm döşeğindeyken melekler iner ve onlara şöyle derler: "Ölümden ve sonrasından korkmayın. Dünyada bıraktıklarınız adına üzülmeyin. Dünyada Allah'a olan imanınız ve salih amellerinizden dolayı vadedildiğiniz cennet ile sevinin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

نَحْنُ أَوْلِيَآؤُكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِىٓ أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ

Dünya hayatında da, Âhirette de sizin velileriniz biziz. Orada canlarınız neyi arzu ediyorsa, orada neyi istiyorsanız sizin için vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نَحْنُbiz
أَوْلِيَآؤُكُمْsizin dostlarınızız
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَفِىve
ٱلْءَاخِرَةِahirette
وَلَكُمْve size vardır
فِيهَاorada
مَاher şey
تَشْتَهِىٓçektiği
أَنفُسُكُمْcanlarınızın
وَلَكُمْve size vardır
فِيهَاorada
مَاher şey
تَدَّعُونَistediğiniz

Biz, dünya hayatında sizin dostlarınızız, sizi doğru yola yöneltip koruyorduk. Ve bizler ahirette de sizin dostlarınızız, size olan dostluğumuz devamlıdır. Cennette sizin için nefislerinizin arzuladığı ve canınızın çektiği her türlü lezzet vardır. Orada canınızın çekip talep ettiği her şey vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

نُزُلًۭا مِّنْ غَفُورٍۢ رَّحِيمٍۢ

Çokça bağışlayan, merhamet eden Allah’tan bir ikram olarak.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نُزُلًۭاağırlamasıdır
مِّنْçok bağışlayanın
غَفُورٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَّحِيمٍۢçok esirgeyenin

Kullarından kendisine tövbe edenin günahlarını bağışlayan, onlara karşı rahmetli olan Rableri tarafından ikram olarak hazırlanmış rızıktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًۭا مِّمَّن دَعَآ إِلَى ٱللَّهِ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا وَقَالَ إِنَّنِى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve: “Şüphesiz ki ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْve kim olabilir?
أَحْسَنُdaha güzel
قَوْلًۭاsözlü
مِّمَّنkimseden
دَعَآçağıran
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعَمِلَve yapandan
صَٰلِحًۭاiyi iş
وَقَالَve diyenden
إِنَّنِىşüphesiz ben
مِنَmüslümanlardanım
ٱلْمُسْلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'ın birliğine, dinine uygun amel etmeye çağırıp, davet eden, Rabbini razı eden salih ameller işleyen ve; "Şüphesiz ben Allah'a itaat edip teslim olanlardanım." diyen kimseden daha güzel sözlü kimse yoktur. Kim bunların hepsini yaparsa o kimse insanların en güzel sözlüsüdür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ۚ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌۭ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌۭ

İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost gibi olur.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve değildir
تَسْتَوِىeşit
ٱلْحَسَنَةُiyilik
وَلَاve ne de
ٱلسَّيِّئَةُkötülük
ٱدْفَعْsav (onu)
بِٱلَّتِىolanla
هِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَحْسَنُen güzel
فَإِذَاbir de bakarsın ki
ٱلَّذِىseninle aranda
بَيْنَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَبَيْنَهُۥonun arasında
عَدَٰوَةٌۭdüşmanlık olan
كَأَنَّهُۥsanki
وَلِىٌّbir dosttur
حَمِيمٌۭsıcak

Yüce Allah'ı razı eden itaat ve iyilikleri yapan ile Allah'ın öfkesini getiren günah ve kötü amelleri işleyen bir olmaz. İnsanlardan sana kötülük edenin kötülüğünü en güzel bir şekilde defet. Senin ile kendisi arasında geçmişte düşmanlık olan kimsenin - kötülüğünü ihsanda bulunarak defedersen- sanki o şefkatli bir dost gibi olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍۢ

Buna ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاbuna kavuşturulmaz
يُلَقَّىٰهَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkası
ٱلَّذِينَkimselerden
صَبَرُوا۟sabreden(lerden)
وَمَاve
يُلَقَّىٰهَآbuna kavuşturulmaz
إِلَّاbaşkası
ذُوolandan
حَظٍّşansı
عَظِيمٍۢbüyük

Bu övülen özelliğe ancak eziyetlere ve insanların kendisine kötülük yaptığı kimselere sabredenler muvaffak kılınır. İçinde bulunan çok hayır ve faydadan dolayı buna ancak büyük nasip sahibinden başkası muvaffak kılınmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌۭ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Şeytan'dan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sığın. Allah her şeyi işitendir. Her şeyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِمَّاve eğer
يَنزَغَنَّكَseni dürtecek olursa
مِنَşeytandan
ٱلشَّيْطَٰنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَزْغٌۭkötü bir düşünce
فَٱسْتَعِذْhemen sığın
بِٱللَّهِAllah'a
إِنَّهُۥçünkü O
هُوَO
ٱلسَّمِيعُişitendir
ٱلْعَلِيمُbilendir

Şeytan hangi vakitte olursa olsun seni şerre düşürmeye çalışırsa, Allah'a sığın ve O'ndan korunma dile. Şüphesiz O, söylediklerini hakkıyla işiten, halini hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ ۚ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

O’nun ayetlerinden bir kısmı da gece ile gündüz, Güneş ve Aydır. Güneşe de secde etmeyin, Ay'a da. Eğer yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız onları yaratan Allah’a secde edin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْve
ءَايَٰتِهِO'nun ayetlerindendir
ٱلَّيْلُgece
وَٱلنَّهَارُve gündüz
وَٱلشَّمْسُve güneş
وَٱلْقَمَرُve ay
لَاsecde etmeyin
تَسْجُدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلشَّمْسِgüneşe
وَلَاne de
لِلْقَمَرِaya
وَٱسْجُدُوا۟fakat secde edin
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىonları yaratan
خَلَقَهُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
إِيَّاهُO'na
تَعْبُدُونَtapıyor(sanız)

Yüce Allah'ın birliğine ve azametine delalet eden ayetlerden biri de gece, gündüz ve bunların ardı ardına gelmesi, Güneş ve Ay'dır. -Ey insanlar!- Güneş'e de Ay'a da secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah'a ibadet ediyorsanız yalnızca onları yaratan Yüce Allah'a secde edin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

فَإِنِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ ۩

Şayet büyüklenmek isterlerse Rabbinin yanında bulunanlar hiç usanmadan onu gece ve gündüz tesbih eder dururlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنِfakat eğer
ٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslarlarsa
فَٱلَّذِينَyanında bulunanlar
عِندَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّكَRabbinin
يُسَبِّحُونَtesbih ederler
لَهُۥO'nu
بِٱلَّيْلِgece
وَٱلنَّهَارِve gündüz
وَهُمْve onlar
لَاhiç
يَسْـَٔمُونَusanmazlar

Eğer onlar kibirlenir ve yüz çevirirlerse ve yaratıcı olan Allah'a secde etmezlerse, Allah’ın yanında bulunan melekler gece gündüz O’nu tespih eder ve O'na hamt ederler. Yüce Allah'a ibadet etmekten hiç usanmazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦٓ أَنَّكَ تَرَى ٱلْأَرْضَ خَٰشِعَةًۭ فَإِذَآ أَنزَلْنَا عَلَيْهَا ٱلْمَآءَ ٱهْتَزَّتْ وَرَبَتْ ۚ إِنَّ ٱلَّذِىٓ أَحْيَاهَا لَمُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰٓ ۚ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ

Onun ayetlerinden biri de yeri kupkuru görmendir. Biz üzerine suyu indirdiğimizde sarsılır ve kabarır. Onu dirilten şüphesiz ki ölüleri de dirilticidir. Çünkü O, her şeye kadirdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْbiri de (şudur)
ءَايَٰتِهِۦٓO'nun ayetlerinden
أَنَّكَsen
تَرَىgörürsün
ٱلْأَرْضَtoprağı
خَٰشِعَةًۭboynu bükük
فَإِذَآzaman
أَنزَلْنَاdöktüğümüz
عَلَيْهَاonun üzerine
ٱلْمَآءَsuyu
ٱهْتَزَّتْtitreşir
وَرَبَتْve kabarır
إِنَّelbette
ٱلَّذِىٓonu dirilten
أَحْيَاهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمُحْىِdiriltir
ٱلْمَوْتَىٰٓölüleri de
إِنَّهُۥelbette O
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرٌkadirdir

O'nun birliğine ve azametine, yeniden diriltmesine delalet eden ayetlerinden bir tanesi de senin yeryüzünü çorak, ekin bitmez görmendir. Yeryüzüne yağmur suyunu indirdiğimizde içindeki gizlenmiş tohumlar gelişerek harekete geçer ve yükselir. Bu ölü toprağa ekinler ile hayat veren, hesap ve karşılıklarını vermek için ölüleri yeniden dirilterek hayat verendir. Şüphesiz ki O, her şeye kadirdir. Kupkuru toprağa hayat vermekten ve ölülere hayat verip, onları kabirlerinden çıkarıp diriltmekten O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَآ ۗ أَفَمَن يُلْقَىٰ فِى ٱلنَّارِ خَيْرٌ أَم مَّن يَأْتِىٓ ءَامِنًۭا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ ٱعْمَلُوا۟ مَا شِئْتُمْ ۖ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Ayetlerimiz hakkında doğru yoldan sapanlar muhakkak onlar bize gizli kalmazlar. O halde ateşe atılacak kimse mi hayırlıdır yoksa kıyamet gününde emin olarak gelen kimse mi? Dilediğinizi yapın, çünkü o ne yaptığınızı çok iyi görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَdoğruluktan sapanlar
يُلْحِدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىٓhususunda
ءَايَٰتِنَاayetlerimiz
لَاgizli kalmazlar
يَخْفَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْنَآbize
أَفَمَنkimse mi?
يُلْقَىٰatılan
فِىiçine
ٱلنَّارِateşin
خَيْرٌdaha iyidir
أَمyoksa
مَّنkimse (mi?)
يَأْتِىٓgelen
ءَامِنًۭاgüvenle
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
ٱعْمَلُوا۟yapın
مَاne
شِئْتُمْdiliyorsanız
إِنَّهُۥelbette O
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınızı
بَصِيرٌgörmektedir

Şüphesiz ki Allah'ın ayetleri hakkında doğrudan sapıp onları inkâr edenler, yalanlayanlar ve tahrif edenlerin hali bize gizli kalmaz, onları biliriz. Ateşe atılan mı yoksa kıyamet günü azaptan emin olarak gelen mi daha üstündür? -Ey insanlar!- Hayır ve şerden dilediğinizi yapın. Şüphesiz size hayrı ve şerri açıkladık. Yüce Allah, hayır ve şerden yaptığınızı görendir. Yapmış olduğunuz amellerinizden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلذِّكْرِ لَمَّا جَآءَهُمْ ۖ وَإِنَّهُۥ لَكِتَٰبٌ عَزِيزٌۭ

Kendilerine kitap geldiğinde onu inkâr ettiler. Hâlbuki o, aziz bir kitaptır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَonlar
كَفَرُوا۟inkar ettiler
بِٱلذِّكْرِZikr'i (Kur'an'ı)
لَمَّاkendilerine gelen
جَآءَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّهُۥhalbuki o
لَكِتَٰبٌbir Kitaptır
عَزِيزٌۭaziz

Şüphesiz Yüce Allah'ın katından kendilerine gelen Kur'an'ı küfredenler, kıyamet günü azap edileceklerdir. Muhakkak ki o kitap, sağlam ve korunaklıdır. Onu tahrif etmek isteyen tahrif edemez, değiştirmek isteyen de değiştiremez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

لَّا يَأْتِيهِ ٱلْبَٰطِلُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِۦ ۖ تَنزِيلٌۭ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍۢ

Önünden de, arkasından da batıl ona erişemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّاona gelmez
يَأْتِيهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبَٰطِلُboşa çıkaracak bir söz
مِنۢönünden
بَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاne de
مِنْarkasından
خَلْفِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَنزِيلٌۭindirilmiştir
مِّنْhüküm ve hikmet sahibinden
حَكِيمٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَمِيدٍۢçok övülenden

Batıl; bu kitaba ne eksik ne fazlalık, ne değişiklik ne de tahrif olarak önünden ve arkasından gelip, yaklaşamaz. Dininde, takdir etmesinde ve yaratmasında Hakîm olan tarafından indirilmiştir. Her halükârda övülendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍۢ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍۢ

Sana söylenenler, senden önceki rasûllere söylenenlerden başka bir şey değildir. Süphesiz Rabbin, hem mağfiret sahibidir, hem de elem verici bir azap sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّاdeğildir
يُقَالُsöylenen
لَكَsana
إِلَّاbaşka bir şey
مَاolandan
قَدْsöylenmiş
قِيلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلرُّسُلِelçilere
مِنsenden önceki
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّkuşkusuz
رَبَّكَRabbin
لَذُوsahibi
مَغْفِرَةٍۢbağışlama
وَذُوve sahibidir
عِقَابٍazab
أَلِيمٍۢacı

-Ey Resul!- Yalanlama hususunda sana söylenenler senden önceki peygamberlere de söylendi, sabret. Muhakkak senin Rabbin, kullarından kendine tövbe edene karşı mağfiret sahibi ve günahında ısrar edip tövbe etmeyen için ise elem dolu azap sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّۭا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّۭ وَعَرَبِىٌّۭ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًۭى وَشِفَآءٌۭ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌۭ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍۢ

Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve eğer
جَعَلْنَٰهُbiz onu yapsaydık
قُرْءَانًاbir Kur'an
أَعْجَمِيًّۭاyabancı (dilde)
لَّقَالُوا۟derlerdi ki
لَوْلَاdeğil miydi?
فُصِّلَتْaçıklanmalı
ءَايَٰتُهُۥٓonun ayetleri
ءَا۬عْجَمِىٌّۭyabancı söz mü?
وَعَرَبِىٌّۭarab olana
قُلْde ki
هُوَo
لِلَّذِينَiçin
ءَامَنُوا۟inananlar
هُدًۭىbir yol göstericidir
وَشِفَآءٌۭve (gönüllere) şifadır
وَٱلَّذِينَgelince
لَاinanmayanlara
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىٓvardır
ءَاذَانِهِمْonların kulaklarında
وَقْرٌۭbir ağırlık
وَهُوَve o
عَلَيْهِمْonlara
عَمًىbir körlüktür
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
يُنَادَوْنَçağırılıyorlar
مِنbir yerden
مَّكَانٍۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعِيدٍۢuzak

Şayet biz bu Kur'an'ı Arap dilinden başka bir dilde indirmiş olsaydık, onlardan kâfir olanlar şöyle derlerdi: "Ayetleri tafsilatlı açıklanmalı değil miydi ki anlayabilelim? Onu getiren Arap iken, Kur'an başka bir dilde olabilir mi?" -Ey Resul!- Onlara de ki: "Kur'an - Allah'a iman eden ve resullerini doğrulayan kimseler için -sapıklıktan doğruluğa bir hidayet rehberi, göğüslerdeki cehalete ve bu cehalete tabi olan şeylere karşı bir şifadır. Allah'a iman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır. Kur'an, onlara karşı bir körlüktür, onu anlamazlar. Bu özelliklere sahip olan kimseler sanki uzak bir yerden kendilerine sesleniliyor da, onlara seslenenin sesini nasıl duysunlar?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ ۗ وَلَوْلَا كَلِمَةٌۭ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّۢ مِّنْهُ مُرِيبٍۢ

Andolsun biz Mûsâ’ya o kitabı verdik de, hakkında ayrılığa düşüldü. Daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onlar, hâlâ bundan şek ve şüphe içindedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ءَاتَيْنَاbiz vermiştik
مُوسَىMusa'ya
ٱلْكِتَٰبَKitabı
فَٱخْتُلِفَfakat ayrılığa düşülmüştü
فِيهِonda
وَلَوْلَاve eğer olmasaydı
كَلِمَةٌۭbir söz
سَبَقَتْgeçmiş
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَقُضِىَderhal hüküm verilirdi
بَيْنَهُمْaralarında
وَإِنَّهُمْfakat onlar
لَفِىiçindedirler
شَكٍّۢbir kuşku
مِّنْهُondan
مُرِيبٍۢişkilli

Ant olsun Biz Musa'ya Tevrat'ı verdik, hakkında ayrılığa düşüldü. Bazısı ona iman etti ve bazısı da onu küfretti. Kıyamet günü kullar arasında ihtilaf ettikleri hususlarda hükmetmek Allah'ın vaadi olmasaydı, ihtilaf edenler arasında Tevrat'la hükmedilirdi. Hak sahibi ile batıl sahibi açıklanırdı. Hak sahibine ikram edilir ve batıl ehli aşağılanırdı. Kâfirler, Kur'an hakkında şek ve şüphe içindedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

مَّنْ عَمِلَ صَٰلِحًۭا فَلِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا ۗ وَمَا رَبُّكَ بِظَلَّٰمٍۢ لِّلْعَبِيدِ

Kim salih amel işlerse kendisi içindir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّنْkim
عَمِلَyaparsa
صَٰلِحًۭاiyi iş
فَلِنَفْسِهِۦyararı kendisinedir;
وَمَنْve kim
أَسَآءَkötülük yaparsa
فَعَلَيْهَاzararı kendisinedir
وَمَاve değildir
رَبُّكَRabbin
بِظَلَّٰمٍۢzulmedici
لِّلْعَبِيدِkullara

Kim salih amel işlerse, salih amelinin karşılığı kendisine döner. Hiç kimsenin salih ameli Allah Teâlâ'ya fayda sağlamaz. Kim de kötü bir amel işlerse onun zararı ancak sahibine döner. Yarattıklarından hiç kimsenin işlediği günah Allah Teâlâ'ya zarar veremez. Yüce Allah, herkese hak ettiğinin karşılığını verecektir. -Ey Resul!- Rabbim kullarına zulmedici değildir. Onların iyiliklerini azaltıp, günahlarını çoğaltmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

۞ إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ ۚ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَٰتٍۢ مِّنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ ۚ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَآءِى قَالُوٓا۟ ءَاذَنَّٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍۢ

(Kıyamet) Saatinin ilmi sadece Allah’a aittir. Onun bilgisi dışında hiçbir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiçbir dişi de ne gebe kalır, ne de doğurur. Allah; onlara: "Nerede ortaklarım?" diye seslendiği gün derler ki: (Ortağın olduğuna dair) Bizden hiç bir şahidin olmadığını sana bildiririz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَيْهِO'na
يُرَدُّdöndürülür
عِلْمُbilgisi
ٱلسَّاعَةِsa'at (kıyamet)
وَمَاve
تَخْرُجُçıkmaz
مِنmeyvalar
ثَمَرَٰتٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْkabuklarından
أَكْمَامِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاgebe kalmaz
تَحْمِلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْhiçbir
أُنثَىٰdişi
وَلَاve
تَضَعُdoğurmaz
إِلَّاolmadan
بِعِلْمِهِۦO'nun bilgisi
وَيَوْمَve (o) gün
يُنَادِيهِمْonlara seslenildiği
أَيْنَnerede?
شُرَكَآءِىortaklarım
قَالُوٓا۟demişlerdir
ءَاذَنَّٰكَsana arz ederiz ki
مَاyok
مِنَّاbizden
مِنhiçbir
شَهِيدٍۢgören

Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi yalnız bir olan Allah'a havale edilir. Yalnız O, ne zaman kopacağını bilir. O'ndan başka hiçbir kimse bilemez. O'nun bilgisi dışında meyveler kabuklarından ve tomurcuklarından yarılıp çıkamaz. O'nun bilgisi olmadan hiçbir dişi hamile kalamaz ve doğuramaz ve onlardan hiçbir şey O'nu geçip kendisinden kurtulamazlar. Yüce Allah, kendisine ibadet ile beraber aynı zamanda putlara da tapan müşrikleri azarlayarak onlara şöyle seslenir: "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?" Müşrikler de ona şöyle derler: "Buna dair şimdi senin önünde itiraf ediyoruz ki, sana ait şüphesiz bir ortağın olmadığına şahitlik ederiz.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ ۖ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍۢ

Daha önce dua/ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَضَلَّve sapıp gitmiştir
عَنْهُمonlardan
مَّاşeyler
كَانُوا۟oldukları
يَدْعُونَyalvarıp duruyor(lar)
مِنönceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَظَنُّوا۟ve onlar anlamışlardır
مَاolmadığını
لَهُمkendileri için
مِّنhiçbir
مَّحِيصٍۢkaçacak yer

Böylece önceden dua ve ibadet ettikleri putlar kendilerinden uzaklaşıp gitmişler, onlar da şunu iyi anlamışlardır ki, kendileri için Allah'ın azabından uzaklaşabilecekleri ne bir yer ve kurtulacakları ne bir konum vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

لَّا يَسْـَٔمُ ٱلْإِنسَٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلْخَيْرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٌۭ قَنُوطٌۭ

İnsan, iyilik istemekten usanmaz da, kendisine bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, karamsar olur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّاusanmaz
يَسْـَٔمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْإِنسَٰنُinsan
مِنistemekten
دُعَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْخَيْرِhayır (iyilik)
وَإِنama eğer
مَّسَّهُkendisine dokunursa
ٱلشَّرُّbir şer
فَيَـُٔوسٌۭhemen üzülür
قَنُوطٌۭümitsiz olur

İnsan; sıhhat, mal, çocuk ve daha başka nimetleri istemekten bıkmaz. Fakat kendisine bir fakirlik veya hastalık dokunduğu zaman, o Allah'ın rahmetinden hemen ümidini kaybeder ve ümitsizliğe kapılır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ رَحْمَةًۭ مِّنَّا مِنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةًۭ وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلْحُسْنَىٰ ۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍۢ

Andolsun ki kendisine dokunan bir darlıktan sonra ona rahmetimizden tattırsak o elbette şöyle der: “Bu benimdir. Ben kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülsem de şüphesiz benim için onun yanında iyilik vardır. Andolsun biz kâfir olanlara ne yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara çok şiddetli azaptan tattıracağızdır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَئِنْve eğer
أَذَقْنَٰهُbiz ona taddırırsak
رَحْمَةًۭbir rahmet
مِّنَّاkendimizden
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ضَرَّآءَbir zarardan
مَسَّتْهُona dokunan
لَيَقُولَنَّelbette der ki
هَٰذَاbu
لِىbenim hakkımdır
وَمَآve
أَظُنُّsanmıyorum
ٱلسَّاعَةَkıyametin
قَآئِمَةًۭkopacağını
وَلَئِنeğer
رُّجِعْتُgötürülmüş olsam bile
إِلَىٰRabbime
رَبِّىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّmuhakkak
لِىbenim için vardır
عِندَهُۥO'nun yanında
لَلْحُسْنَىٰdaha güzel şeyler
فَلَنُنَبِّئَنَّbiz mutlaka haber vereceğiz
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar edenlere
بِمَاyaptıklarını
عَمِلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَنُذِيقَنَّهُمve mutlaka taddıracağız
مِّنْazabdan
عَذَابٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَلِيظٍۢkaba

Ve eğer kendisine dokunan bir sıkıntıdan ve hastalıktan sonra, ona kendi katımızdan bir sıhhat, zenginlik ve afiyet tattıracak olsak mutlaka şöyle der: "Ben buna layığım ve bunu hak ediyorum. Kıyametin kopacağını zannetmiyorum ve eğer kıyametin kopacağını varsaysak dahi benim Allah katında malım ve zenginliğim vardır. Onu hak ettiğimden dolayı bu nimeti bana dünyada verdiği gibi ahirette de bana verir." Biz, Allah'ı küfredenlere yaptıkları küfürleri ve işlemiş oldukları günahları mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka en ağır azabı onlara tattıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Kur'an'ın 41. sûresi olan Fussilet, 54 ayetlik Mekke dönemi metnidir; sûre adı ayrıntılı biçimde açıklanmış anlamına gelir. Fussilet adı hafızada kalmayı kolaylaştırır; anlam haritası kıssalar, uyarılar ve ahlâk ilkeleriyle genişler. Kur'an ayetlerinin açıklandığını bildirir; insanın vahye karşı tutumunu, yaratılış delillerini ve ‘Rabbimiz Allah'tır' deyip dosdoğru kalanların güvenini işler. Göklerin ve yerin yaratılışı, Âd ve Semûd'un tutumu, insanın kendi kulak-göz-derisiyle yüzleşmesi, kötülüğü en güzel tavırla savma. Fussilet Sûresi'nin ritmi okuyucuyu pasif bırakmaz; geçmiş örnekleri bugünkü niyet ve davranışlarla karşılaştırmaya çağırır. Fussilet içindeki bu kurgu, açıklanmış ayetler temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: ‘Kötülüğü en güzel olanla sav' emri, şiddete veya istismara sessiz kalmak değildir; kişisel öfkeyi aşan, sınır ve adaleti koruyan bir cevap biçimidir. Fussilet Sûresi'nin güncel değeri slogan üretmekte değil, kurduğu ölçüyü bugünkü kararlara dürüstçe uygulamaktadır. Bugüne bakan yönü ise sosyal medya çatışmalarında doğruluk, sakinlik ve sınır koyma arasındaki dengeyi düşünmek için güçlü bir ahlâk çerçevesi sağlar. Bu çerçevede Fussilet, geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Açıklanmış ayetler
  • İstikamet
  • Yaratılış delilleri
  • Organların şahitliği
  • Kötülüğe iyi karşılık

Ne Zaman Okunur?

Bu sûre herhangi bir vakitle sınırlandırılmaz. Hatim sırasında baştan sona okunabileceği gibi açıklanmış ayetler veya organların şahitliği konusu incelenirken ilgili ayetler tefsirle birlikte ele alınabilir. Kaynaksız sayı ve kesin fazilet iddiası eklenmemelidir.

Sorularla derin okuma yapmak

Fussilet için üç soru yeterli bir başlangıç sağlar: Açıklanmış ayetler hangi gerçeği kuruyor? Yaratılış delilleri insanın hangi zaafını veya imkânını gösteriyor? Kötülüğe iyi karşılık hangi sorumlulukla bitiyor? Cevaplar sûre içinden bulunmalı; dışarıdan eklenen hikâyeler ana metnin önüne geçirilmemelidir.

Slogandan önce bağlamı kontrol etmek

Fussilet Sûresi'nden kısa bir cümle paylaşılacaksa önce bulunduğu pasaj okunmalıdır. Özellikle istikamet veya organların şahitliği hakkında hüküm kurarken meal, tefsir ve tarihî bağlam birbirinden ayrılmamalıdır. Paylaşım dili kesin fetva izlenimi vermemelidir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Fussilet Kur'an'da kaçıncı sûredir?

Mushaf sıralamasında 41. sûredir, 54 ayetten oluşur ve yaygın sınıflandırmada Mekke dönemi metnidir.

Sûre neden Fussilet adıyla anılır?

Ayrıntılı biçimde açıklanmış anlamındaki isim, metindeki belirgin bir işaretten alınmıştır. Fussilet örneğinde sûre adı içeriğin tamamını değil, hafızada kalan bir unsuru yansıtır.

Fussilet Sûresi'nin merkezindeki üç tema nedir?

Açıklanmış ayetler, istikamet ve yaratılış delilleri ana omurgayı kurar. Diğer bölümler bu temaların ahlâkî ve tarihî sonuçlarını açar.

Fussilet güncel hayata nasıl bağlanabilir?

Organların şahitliği başlığı, bugünkü karar ve ilişkileri değerlendirmek için kullanılabilir. Ancak tarihî kişi ve olaylarla günümüz aktörleri birebir özdeşleştirilmemelidir.

Fussilet okunurken hangi kaynak kullanılmalı?

Fussilet için meal temel anlamı gösterir; ayrıntıda Kur'an Yolu tefsiri ve TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi kullanılabilir. Hukukî sonuçlarda uzman görüşü gerekir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar