Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

40. Sûre · Mekke · 85 Ayet

غافر

MÜ'MİN SÛRESİ

İnanan

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

حمٓ

Hâ, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حمٓHâ Mîm

(Hâ, Mîm) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

Bu kitap Azîz ve Alîm olan Allah tarafından indirilmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَنزِيلُindirilişi
ٱلْكِتَٰبِKitabın
مِنَtarafındandır
ٱللَّهِAllah
ٱلْعَزِيزِaziz (daima galib)
ٱلْعَلِيمِalim (herşeyi en iyi bilen)

Kur'an, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz ve kullarının faydasına olan şeyleri hakkıyla bilen Alîm olan Yüce Allah tarafından Rasûlü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

O günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı çetin ve nimeti pek bol olandır. Ondan başka ilâh yoktur, dönüş yalnız Onadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
غَافِرِbağışlayandır
ٱلذَّنۢبِgünahı
وَقَابِلِve kabul edendir
ٱلتَّوْبِtevbeyi
شَدِيدِçetin olandır
ٱلْعِقَابِazabı
ذِىsahibidir
ٱلطَّوْلِlutuf
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
إِلَيْهِO'nadır
ٱلْمَصِيرُdönüş

Günâhkarların günahını bağışlayan, kullarından tövbe edenin tövbesini kabul eden, günahlarından tövbe etmeyene karşı azabı şiddetli olan ihsan ve lütuf sahibidir. Ondan başka (hak) ilah yoktur, kıyamet günü kullarının dönüşü yalnızca O’nadır. Onlara hak ettiklerinin karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

مَا يُجَٰدِلُ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِى ٱلْبِلَٰدِ

Allah’ın ayetleri hakkında ancak kâfirler tartışır. O halde onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاmücadele etmez
يُجَٰدِلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىٓhakkında
ءَايَٰتِayetleri
ٱللَّهِAllah'ın
إِلَّاbaşkası
ٱلَّذِينَkimselerden
كَفَرُوا۟inkar eden(lerden)
فَلَاo halde
يَغْرُرْكَseni aldatmasın
تَقَلُّبُهُمْonların dolaşmaları
فِىşehirlede
ٱلْبِلَٰدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'ın birliğine ve resullerinin doğruluğuna delalet eden ayetleri ancak akıllarının fasitliğinden dolayı kâfir kimseler tartışır. Onlar için üzülme. Bol nimetler ve rızık içinde olmaları seni asla aldatmasın. Onlara mühlet verilmesi onlar için istidrâc ve tuzaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۖ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ ۖ وَجَٰدَلُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. İşte cezalandırmamın nasıl olduğunu gör.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَذَّبَتْyalanladı
قَبْلَهُمْonlardan önce
قَوْمُkavmi
نُوحٍۢNuh
وَٱلْأَحْزَابُve kollar
مِنۢonlardan sonraki
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهَمَّتْve yeltendi
كُلُّher
أُمَّةٍۭmillet
بِرَسُولِهِمْelçisini
لِيَأْخُذُوهُyakalamağa
وَجَٰدَلُوا۟ve tartıştılar
بِٱلْبَٰطِلِboş şeyler ileri sürerek
لِيُدْحِضُوا۟gidermek için
بِهِonunla
ٱلْحَقَّhakkı
فَأَخَذْتُهُمْbu yüzden onları yakaladım
فَكَيْفَnasıl
كَانَoldu
عِقَابِazabım

Bunlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Bunun akabinde Âd, Semûd, Lût kavmi, Medyen ashabı ve Firavun da yalanlamıştı. Bu ümmetlerden her biri resullerini yakalayıp öldürmeye azmetmişlerdi. Hakkı yok etmek için elindeki batıl ile tartıştılar. Bu ümmetlerin hepsini kıskıvrak yakaladım. Onlara verdiğim cezamı düşün. O ceza çok şiddetli bir cezaydı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ

Böylece kâfirler hakkında Rabbinin azap sözü “elbette onlar cehennemliklerdir” diye hak olmuştur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve böylece
حَقَّتْyerini buldu
كَلِمَتُsözü
رَبِّكَRabbinin
عَلَىhakkındaki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)
أَنَّهُمْonlar ki;
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلنَّارِateş

Yüce Allah; bu yalanlayan ümmetlerin, helak edilmesine hükmetti. -Ey Resul!- Rabbinin kâfirler hakkındaki; "Onlar cehennemliklerdir." sözü gerçekleşmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍۢ رَّحْمَةًۭ وَعِلْمًۭا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

Şu Arşı yüklenenler ve etrafında bulunanlar Rablerini hamt ile tesbih ederler. Ona iman ederler, Müminlere de mağfiret dilerler. “Rabbimiz rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe edenlere ve senin yolunu izleyenlere mağfiret buyur ve onları cehennem azabından koru.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkimseler
يَحْمِلُونَtaşıyan(lar)
ٱلْعَرْشَArş'ı
وَمَنْve bulunanlar
حَوْلَهُۥonun çevresinde
يُسَبِّحُونَtesbih ederler
بِحَمْدِhamd ile (överek)
رَبِّهِمْRablerini
وَيُؤْمِنُونَve inanırlar
بِهِۦO'na
وَيَسْتَغْفِرُونَve mağfiret dilerler
لِلَّذِينَkimseler için
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
رَبَّنَاRabbimiz
وَسِعْتَsen kapladın
كُلَّher
شَىْءٍۢşeyi
رَّحْمَةًۭrahmet ile
وَعِلْمًۭاve bilgi ile
فَٱغْفِرْbağışla
لِلَّذِينَkimseleri
تَابُوا۟tevbe eden(leri)
وَٱتَّبَعُوا۟ve uyanları
سَبِيلَكَsenin yoluna
وَقِهِمْve onları koru
عَذَابَazabından
ٱلْجَحِيمِcehennem

-Ey Resul!- Rabbinin arşını taşıyan melekler ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini O'na yaraşmayan şeylerden tenzih eder ve O'na iman ederler. Şöyle dua ederek Allah'a iman edenler için bağışlanma talep ederler: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin her şeyi kuşatmıştır. Günahlarından tövbe edenleri ve dinine tabi olanları bağışla. Cehennem ateşinin isabet etmesinden onları koru."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

“Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vadettiğin Adn Cennetleri'ne koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبَّنَاRabbimiz
وَأَدْخِلْهُمْve onları sok
جَنَّٰتِcennetlerine
عَدْنٍAdn
ٱلَّتِىonlara söz verdiğin
وَعَدتَّهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَنve kimseleri
صَلَحَiyi olan
مِنْbabalarından
ءَابَآئِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَزْوَٰجِهِمْve eşleri(nden)
وَذُرِّيَّٰتِهِمْve çocukları(ndan)
إِنَّكَşüphesiz sen
أَنتَsensin
ٱلْعَزِيزُüstün olan
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibi olan

Melekler şöyle derler: "Rabbimiz! Kendilerine ebedî cennetlere girmeyi vadettiğin Müminleri oraya koy. Onların babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih ameller işleyenleri de oraya koy. Sen, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, takdirinde ve yönetmesinde Hakîm (hikmet sahibi) olansın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍۢ فَقَدْ رَحِمْتَهُۥ ۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Ve onları kötülüklerden koru. O gün, kimi kötülüklerden korursan ona rahmet etmişsindir. İşte bu, büyük kurtuluştur."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقِهِمُve onları koru
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülüklerden
وَمَنve kimi
تَقِsen korursan
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülüklerden
يَوْمَئِذٍۢo gün
فَقَدْelbette
رَحِمْتَهُۥona acımışsındır
وَذَٰلِكَve işte budur
هُوَo
ٱلْفَوْزُbaşarı
ٱلْعَظِيمُbüyük

Onları kötü amellerinden muhafaza eyle. Bundan dolayı onlara azap etme. Kıyamet günü kimi, amellerinin kötülüklerinden dolayı azap etmekten korursan, ona rahmet etmiş olursun. Azaptan koruyan bu korunak ve Cennet'e koyan bu rahmet, eşi benzeri olmayan en büyük kurtuluştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى ٱلْإِيمَٰنِ فَتَكْفُرُونَ

Şüphesiz kâfirlere şöyle seslenilir: "Allah’ın (size) buğzu, sizin kendinize olan buğzunuzdan daha büyüktür, çünkü siz imana çağrılıyordunuz da küfürde direniyordunuz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
يُنَادَوْنَ(şöyle) seslenilir
لَمَقْتُ(size) kızması
ٱللَّهِAllah'ın
أَكْبَرُdaha büyüktür
مِنsizin kızmanızdan
مَّقْتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنفُسَكُمْkendi kendinize
إِذْzira
تُدْعَوْنَsiz çağrılırdınız
إِلَىimana
ٱلْإِيمَٰنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَتَكْفُرُونَfakat inkar ederdiniz

Şüphesiz ki, kıyamet günü cehenneme girdikleri ve kendilerine öfkelenip lanet ettikleri zaman Yüce Allah'ı ve resullerini küfredenlere şöyle seslenilir: "Allah'ın size olan gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha şiddetlidir. Sizler dünyada Allah'a iman etmeye davet edilirdiniz de, O'nu küfrederdiniz ve O'nunla birlikte ilahlar edinirdiniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا ٱثْنَتَيْنِ فَٱعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍۢ مِّن سَبِيلٍۢ

Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
رَبَّنَآRabbimiz
أَمَتَّنَاbizi öldürdün
ٱثْنَتَيْنِiki kez
وَأَحْيَيْتَنَاve dirilttin
ٱثْنَتَيْنِiki kez
فَٱعْتَرَفْنَاitiraf ettik
بِذُنُوبِنَاgünahlarımızı
فَهَلْvar mı?
إِلَىٰçıkmak için
خُرُوجٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنhiçbir
سَبِيلٍۢbir yol

Günahlarını kabul etmeleri ve tövbe etmeleri kendilerine fayda vermeyeceği o zaman kâfirler günahlarını itiraf ederek şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi iki kere öldürdün. Hiçbir şey değildik ve bizi yoktan var ettin, hayat verip, yaşattıktan sonra tekrar öldürdün. Bizi yokluktan var ederek ve yeniden dirilterek iki kez hayat verdin. Bizler işlediğimiz günahları itiraf ediyoruz. Cehennemden çıkarak dünya hayatına dönüp amellerimizi düzeltmek için izleyeceğimiz ve bizden razı olacağın bir yol var mıdır?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ ۖ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا۟ ۚ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ

"Bu (azap), bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman küfre sapmanız ve O'na şirk koşulduğunda da (şirke) iman etmeniz sebebiyledir. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكُمbu
بِأَنَّهُۥٓsebebiyledir
إِذَاzaman
دُعِىَçağrıldığınız
ٱللَّهُAllah'a
وَحْدَهُۥtek olan
كَفَرْتُمْinkar etmeniz
وَإِنve eğer
يُشْرَكْortak koşulursa
بِهِۦO'na
تُؤْمِنُوا۟inanmanız
فَٱلْحُكْمُartık hüküm
لِلَّهِAllah'a aittir
ٱلْعَلِىِّyüce
ٱلْكَبِيرِve büyük

Bu azap ile azap edilmenizin sebebi yalnızca Yüce Allah'a ve hiçbir kimseyi O'na ortak koşmamaya çağrıldığınızda bunu inkâr edip, O'na ortaklar koşmanızdır. Ve Allah ile beraber başka bir ortağa ibadet edildiğinde buna iman etmenizdir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Zatında, kadrinde ve mağlup etmesinde yüce ve yüksek olan, her şeyden büyük olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزْقًۭا ۚ وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ

O; size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O’na yönelen, düşünüp ibret alır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىki
يُرِيكُمْsize gösteriyor
ءَايَٰتِهِۦayetlerini
وَيُنَزِّلُve indiriyor
لَكُمsizin için
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رِزْقًۭاrızık
وَمَاve
يَتَذَكَّرُöğüt almaz
إِلَّاbaşkası
مَنkimseden
يُنِيبُ(O'na) yönelen

Vahdaniyetine ve kudretine delil olması için nefislerinizdeki ve etrafınızdaki ayetlerini gösteren Yüce Allah'tır. Bitki, ekin ve diğer rızkınızı temin ettiğiniz şeylere sebep olması için bulutlardan yağmur suyunu O indirmiştir. Allah'ın ayetlerinden ancak ihlaslı bir şekilde tövbe ederek O'na yönelen kimse ibret alır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

فَٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

O halde kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱدْعُوا۟o halde çağırın
ٱللَّهَAllah'a
مُخْلِصِينَhalis kılarak
لَهُyalnız O'na
ٱلدِّينَdini
وَلَوْşayet
كَرِهَhoşuna gitmese de
ٱلْكَٰفِرُونَkafirlerin

-Ey Müminler!- Kâfirlerin hoşuna gitmese ve onları kızdırsa bile itaat ve duada ihlaslı bir şekilde O'na hiçbir varlığı şirk koşmadan yalnızca Allah'a dua edin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلْعَرْشِ يُلْقِى ٱلرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوْمَ ٱلتَّلَاقِ

Dereceleri yükselten, Arş'ın sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَفِيعُyükselten
ٱلدَّرَجَٰتِdereceleri
ذُوsahibi
ٱلْعَرْشِArş'ın
يُلْقِىindirir
ٱلرُّوحَruhu
مِنْemrinden olan
أَمْرِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰüzerine
مَنdilediği
يَشَآءُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْkullarından
عِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِيُنذِرَuyarmak için
يَوْمَgününe karşı
ٱلتَّلَاقِbuluşma

O, ibadet ve duanın kendisine tahsis edilmesini hak edendir. O mahlukatından ayrı, dereceleri yüksek olandır. O, Azim olan arşın Rabbidir. Kullarından dilediğine kendilerinin yaşamaları ve diğerlerini yaşatmaları, öncekilerin ve sonrakilerin birbiri ile karşılaşacakları kıyamet günü ile insanları korkutmaları için ayetlerini indirmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

يَوْمَ هُم بَٰرِزُونَ ۖ لَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنْهُمْ شَىْءٌۭ ۚ لِّمَنِ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ۖ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

O gün onlar ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Kahhar olan tek Allah’ındır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
هُمonlar
بَٰرِزُونَortaya çıkarlar
لَاgizli kalmaz
يَخْفَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُمْonlardan
شَىْءٌۭhiçbir şey
لِّمَنِkimindir?
ٱلْمُلْكُmülk
ٱلْيَوْمَbugün
لِلَّهِAllah'ın
ٱلْوَٰحِدِtek
ٱلْقَهَّارِve kahhar

O gün onlar ortaya çıkıp bir yerde toplanırlar. Onların zatlarından, amellerinden ve onlara verilecek karşılıklarından hiçbir şey Yüce Allah'a gizli kalmaz. Yüce Allah bugün; "Mülk kimindir?" diye sorar. O an sadece bir cevap vardır; "Hükümranlık, zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olan Yüce Allah'ındır." el-Kahhâr; her şeye galip gelendir ve her şey O'na boyun eğmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

ٱلْيَوْمَ تُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ ۚ لَا ظُلْمَ ٱلْيَوْمَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çarçabuk görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْيَوْمَbugün
تُجْزَىٰcezalanır
كُلُّher
نَفْسٍۭcan
بِمَاkazandığıyle
كَسَبَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاyoktur
ظُلْمَzulüm
ٱلْيَوْمَbugün
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
سَرِيعُçabuk görendir
ٱلْحِسَابِhesabı

Bugün her nefis işlediği amelin karşılığını bulacaktır. Hayır ise hayır, şer ise şer bulacaktır. Bugün zülüm yoktur. Çünkü Hâkim adaletli olan, Yüce Allah'tır. Şüphesiz ki Yüce Allah, kullarının amellerini kuşattığı için hesaplarını hızlıca görendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْءَازِفَةِ إِذِ ٱلْقُلُوبُ لَدَى ٱلْحَنَاجِرِ كَٰظِمِينَ ۚ مَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ حَمِيمٍۢ وَلَا شَفِيعٍۢ يُطَاعُ

Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyarıp korkut; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنذِرْهُمْve onları uyar
يَوْمَgüne (karşı)
ٱلْءَازِفَةِyaklaşan
إِذِzira
ٱلْقُلُوبُyürekler
لَدَىdayanmıştır
ٱلْحَنَاجِرِgırtlaklara
كَٰظِمِينَyutkunur dururlar
مَاyoktur
لِلظَّٰلِمِينَzalimlerin
مِنْhiçbir
حَمِيمٍۢdostu
وَلَاve yoktur
شَفِيعٍۢbir aracıları
يُطَاعُsözü tutulur

-Ey Resul!- Kıyamet günü ile onları korkut. O kıyamet günü yaklaşmış ve gelecektir. Her gelecek olan şey yakındır. O günün şiddetli korkusundan kalpler, o kimselerin boğazlarına kadar yükselir. Rahman'ın izin verdikleri hariç, onlardan hiçbiri konuşamaz ve konuşmadan sessizce beklerler. Kendi nefislerine şirk ve günah ile zulmedenler için o gün bir dost ya da yakın yoktur. Eğer ona şefaat edecek olduğu farz edilse, sözü dinlenecek bir şefaatçisi de yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

يَعْلَمُ خَآئِنَةَ ٱلْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى ٱلصُّدُورُ

Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَعْلَمُbilir
خَآئِنَةَhain(bakışlar)ını
ٱلْأَعْيُنِgözlerin
وَمَاve ne
تُخْفِىgizliyorlarsa
ٱلصُّدُورُgöğüslerinde

Yüce Allah, bakanların gözlerindeki hainliği bilir ve kalplerin gizlediğini de bilir. Bunların hiçbirisi O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَٱللَّهُ يَقْضِى بِٱلْحَقِّ ۖ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقْضُونَ بِشَىْءٍ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

Allah, hak ve adaletle hükmeder. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah; hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱللَّهُAllah
يَقْضِىhükmeder
بِٱلْحَقِّhak ile
وَٱلَّذِينَkimseler ise
يَدْعُونَyalvardıkları
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاhüküm veremezler
يَقْضُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِشَىْءٍhiçbir şeye
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
هُوَO
ٱلسَّمِيعُişitendir
ٱلْبَصِيرُgörendir

Yüce Allah adaletle hükmeder. Yaptığı iyilikleri eksilterek ve kötülüklerini artırarak kimseye zulmetmez. Müşriklerin, Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleri ilahları hiçbir şeye hükmedemezler. Çünkü onlar hiçbir şeye malik değildirler. Yüce Allah, kullarının sözlerini hakkıyla işiten, niyetlerini ve amellerini hakkıyla görendir. Bunlara göre onlara karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

۞ أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوا۟ هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةًۭ وَءَاثَارًۭا فِى ٱلْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍۢ

Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْgezip dolaşmadılar mı?
يَسِيرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَيَنظُرُوا۟görsünler
كَيْفَnasıl
كَانَolduğunu
عَٰقِبَةُsonunun
ٱلَّذِينَkimselerin
كَانُوا۟olan
مِنkendilerinden önceki
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَانُوا۟idiler
هُمْonlar
أَشَدَّdaha üstün
مِنْهُمْkendilerinden
قُوَّةًۭkuvvet bakımından
وَءَاثَارًۭاve eserleri bakımından
فِىyeryüzündeki
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَخَذَهُمُfakat onları yakaladı
ٱللَّهُAllah
بِذُنُوبِهِمْgünahları yüzünden
وَمَاve
كَانَolmadı
لَهُمonları
مِّنَkarşı
ٱللَّهِAllah'a
مِنhiçbir
وَاقٍۢkoruyan

Bu müşrikler yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önceki geçmiş ümmetlerin sonlarının nasıl olduğunu düşünsünler. Muhakkak ki onların sonu çok kötü oldu. O ümmetler bunlardan daha güçlü idiler. Yapmış oldukları bina ile yeryüzünde onlardan daha fazla etkili oldular. Günahları sebebiyle Yüce Allah onları helak etti. Yüce Allah'ın onları cezalandırmasına mani olacak kimseler de yoktu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَكَفَرُوا۟ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ قَوِىٌّۭ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkâr ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَbu
بِأَنَّهُمْonların (sebebiyledir)
كَانَتolmaları
تَّأْتِيهِمْonlara getirirdi
رُسُلُهُمelçileri
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık kanıtlar
فَكَفَرُوا۟ama inkar ediyorlardı
فَأَخَذَهُمُbu yüzden onları yakaladı
ٱللَّهُAllah
إِنَّهُۥzira O
قَوِىٌّۭgüçlüdür
شَدِيدُçetin olandır
ٱلْعِقَابِcezası

Onlara isabet eden bu azap, ancak Yüce Allah tarafından kendilerine resulleri apaçık deliller ve parıldayan hüccetler ile geldiği halde onların Allah'ı küfretmeleri ve resullerini yalanlamaları sebebiyle gelmiştir. Onlar ne kadar güç sahibi olsalar da Yüce Allah, onları yakalayıp helak etmiştir. Şüphesiz Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, kendisini küfredenlere ve resullerini yalanlayanlara karşı güçlü ve azabı çetin olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍ

Mûsâ’yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile göndermiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاbiz gönderdik
مُوسَىٰMusa'yı
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizle
وَسُلْطَٰنٍۢve bir yetki ile
مُّبِينٍapaçık

Ant olsun ki Musa'yı apaçık ayetlerimiz ve kesin deliller ile gönderdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُوا۟ سَٰحِرٌۭ كَذَّابٌۭ

Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a gönderdik. Dediler ki: "O bir sihirbazdır, bir yalancıdır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَىٰFir'avn'e
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهَٰمَٰنَve Haman'a
وَقَٰرُونَve Karun'a
فَقَالُوا۟dediler
سَٰحِرٌۭbir büyücüdür
كَذَّابٌۭyalancı

Firavun'a, veziri Haman'a ve Karun'a gönderdik. Dediler ki: "Musa, iddia ettiği peygamberlikte yalancı bir sihirbazdır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا۟ ٱقْتُلُوٓا۟ أَبْنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ وَٱسْتَحْيُوا۟ نِسَآءَهُمْ ۚ وَمَا كَيْدُ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍۢ

Böylece o, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince; "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın." dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّا(Musa) ne zaman ki
جَآءَهُمonlara gelince
بِٱلْحَقِّhakk ile
مِنْkatımızdan
عِندِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالُوا۟dediler
ٱقْتُلُوٓا۟öldürün
أَبْنَآءَoğullarını
ٱلَّذِينَkimselerin
ءَامَنُوا۟inanan(ların)
مَعَهُۥonunla beraber
وَٱسْتَحْيُوا۟ve sağ bırakın
نِسَآءَهُمْkadınlarını
وَمَاve değildir
كَيْدُtuzağı
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin
إِلَّاbaşkası
فِىboşa çıkandan
ضَلَٰلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa, doğruluğuna delalet eden apaçık delilleri getirdiğinde Firavun şöyle dedi: "Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürün. Aşağılamak için kadınlarını hayatta bırakın. Müslümanların sayısını azaltmak için kâfirlerin kurdukları tuzak yok olmaya mahkum ve hiçbir tesiri yoktur."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِىٓ أَقْتُلْ مُوسَىٰ وَلْيَدْعُ رَبَّهُۥٓ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمْ أَوْ أَن يُظْهِرَ فِى ٱلْأَرْضِ ٱلْفَسَادَ

Firavun dedi ki: "Beni bırakın Mûsâ'yı öldüreyim de o Rabbine yalvarsın! Çünkü ben onun sizin dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi
فِرْعَوْنُFir'avn
ذَرُونِىٓbırakın beni
أَقْتُلْöldüreyim
مُوسَىٰMusa'yı
وَلْيَدْعُve yalvarsın
رَبَّهُۥٓRabbine
إِنِّىٓçünkü ben
أَخَافُkorkuyorum
أَنdiye
يُبَدِّلَonun değiştirecek
دِينَكُمْdininizi
أَوْyahut
أَنdiye
يُظْهِرَçıkaracak
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْفَسَادَfesad

Firavun şöyle dedi: "Bırakın beni! Musa'yı cezalandırmak için onu öldüreyim. Onu, benden kurtarması için Rabbine dua etsin. Ben onun Rabbine dua etmesini önemsemiyorum. Ben sizin yaşamış olduğunuz dininizi değiştirmesinden ya da öldürerek ve tahrip ederek yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum." dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٍۢ لَّا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

Mûsâ dedi ki: "Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan (Allah)'a sığındım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi
مُوسَىٰٓMusa
إِنِّىelbette ben
عُذْتُsığındım
بِرَبِّىbenim de Rabbim
وَرَبِّكُمve sizin de Rabbinize
مِّنhepsinden
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُتَكَبِّرٍۢkibirlilerin
لَّاinanmayan
يُؤْمِنُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِيَوْمِgününe
ٱلْحِسَابِhesap

Firavunun kendisini tehdit ettiğini öğrendiğinde Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ben, hakkı kabul etmeyen ve O'na iman etmeyerek kibirlenen, kıyamet gününe ve o gündeki hesap ve cezaya iman etmeyen kimseden benim Rabbim ve sizin de Rabbinize yönelip sığındım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَقَالَ رَجُلٌۭ مُّؤْمِنٌۭ مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقْتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّىَ ٱللَّهُ وَقَدْ جَآءَكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمْ ۖ وَإِن يَكُ كَٰذِبًۭا فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۥ ۖ وَإِن يَكُ صَادِقًۭا يُصِبْكُم بَعْضُ ٱلَّذِى يَعِدُكُمْ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ مُسْرِفٌۭ كَذَّابٌۭ

Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan Mümin bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah; aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve (şöyle) dedi
رَجُلٌۭbir adam
مُّؤْمِنٌۭmü'min
مِّنْailesinden
ءَالِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِرْعَوْنَFir'avn
يَكْتُمُgizleyen
إِيمَٰنَهُۥٓimanını
أَتَقْتُلُونَöldürüyor musunuz?
رَجُلًاbir adamı
أَنdiye
يَقُولَdiyor
رَبِّىَRabbim
ٱللَّهُAllah'tır
وَقَدْoysa gerçekten
جَآءَكُمsize gelmiştir
بِٱلْبَيِّنَٰتِkanıtlarla
مِنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنve eğer
يَكُo ise
كَٰذِبًۭاbir yalancı
فَعَلَيْهِkendi zararınadır
كَذِبُهُۥyalanı
وَإِنve eğer
يَكُo ise
صَادِقًۭاdoğru söylüyor
يُصِبْكُمbaşınıza gelir
بَعْضُbir kısmı
ٱلَّذِىsize va'dettiklerinin
يَعِدُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاdoğru yola iletmez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَنْkimseyi
هُوَo
مُسْرِفٌۭaşırı giden
كَذَّابٌۭyalancı

Firavun ailesinden olup Allah'a iman eden ve kavminden imanını gizleyen bir adam Musa -aleyhisselam-'ı öldürme konusunda kararlı olmalarını inkâr edip, şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır demekten başka hiçbir suçu olmayan bir adamı mı öldüreceksiniz? Hâlbuki o, Rabbi tarafından gönderildiğine dair iddia ettiği şeyde doğruluğuna delalet eden apaçık kanıtlar ve deliller getirmiştir. Eğer onun yalancı olduğunu farz edersek yalanı kendi aleyhine döner. Eğer doğru söylüyor ise size vadettiği azabın bir kısmı gecikmeden başınıza gelecektir. Şüphesiz ki Yüce Allah; koyduğu sınırları aşan, Allah'a ve resulüne iftira atan kimseyi hakka muvaffak kılmaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

يَٰقَوْمِ لَكُمُ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ظَٰهِرِينَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأْسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَا ۚ قَالَ فِرْعَوْنُ مَآ أُرِيكُمْ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهْدِيكُمْ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ

Ey kavmim! Bugün (bu) yerde hükümranlık sizindir; hakim olanlar sizsiniz. Fakat Allah'ın şiddetli azabı bize gelirse ona karşı bize kim yardımcı olur?" Firavun: "Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰقَوْمِey kavmim
لَكُمُsizindir
ٱلْمُلْكُmülk
ٱلْيَوْمَbugün
ظَٰهِرِينَhakimsiniz
فِىyeryüzüne
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَنkim
يَنصُرُنَاbizi kurtarır?
مِنۢhışmından
بَأْسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllâh'ın
إِنeğer
جَآءَنَاbize gelirse
قَالَdedi
فِرْعَوْنُFir'avn
مَآben size göstermiyorum
أُرِيكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasını
مَآşeyden
أَرَىٰgördüğüm
وَمَآve
أَهْدِيكُمْben sizi iletmem
إِلَّاbaşkasına
سَبِيلَyoldan
ٱلرَّشَادِdoğru

Ey Kavmim! Bugün Mısır topraklarında galip gelen kimseler olarak hükümranlık sizindir. Musa'yı öldürmemizden dolayı Allah'ın azabı başımıza gelse kim bize yardım eder?" Firavun şöyle dedi: "Görüş benim görüşüm, hüküm benim hükmümdür. Fesadı ve şerri def etmek için Musa'yı öldürmeyi uygun gördüm ve yine sizi hakkaniyete, doğru yola irşat ediyorum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُم مِّثْلَ يَوْمِ ٱلْأَحْزَابِ

İman eden kimse şöyle dedi: "Ey halkım! Doğrusu ben üzerinize önceki toplulukların günü gibi bir günün gelmesinden korkuyorum."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
ٱلَّذِىٓ(adam)
ءَامَنَinanan
يَٰقَوْمِey kavmim
إِنِّىٓelbette ben
أَخَافُkorkuyorum
عَلَيْكُمüzerinize
مِّثْلَmislinden
يَوْمِgününün
ٱلْأَحْزَابِöncekilerin

İman eden kimse nasihat ederek kavmine şöyle dedi: "-Eğer Musa'yı zulüm ve düşmanlıkla öldürürseniz- Geçmişte resullerine karşı (düşmanlık etmek için) birleşen ve bundan dolayı da Allah'ın kendilerini helak ettiği toplulukların azabı gibi size de azap gelmesinden korkuyorum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍۢ وَعَادٍۢ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۚ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًۭا لِّلْعِبَادِ

"Nûh Âd, Semûd kavminin ve ondan sonraki toplumların durumu gibi. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مِثْلَgibi
دَأْبِdurumu
قَوْمِkavminin
نُوحٍۢNûh
وَعَادٍۢve 'Ad
وَثَمُودَve Semud'un
وَٱلَّذِينَve
مِنۢonlardan sonrakilerin
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve değildir
ٱللَّهُAllah
يُرِيدُisteyecek
ظُلْمًۭاzulmetmek
لِّلْعِبَادِkullara

"Nûh, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelen kavimler gibi küfre düşüp resullerini yalanlayanların başına gelenler gibi (sizlerin de başına azap gelecek). Yüce Allah, küfürleri ve resulleri yalanlamaları sebebiyle onları helak etmiştir. Yüce Allah, kullarına zulmetmez. Ancak onlara günahlarının karşılığı olarak azap eder."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

وَيَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ ٱلتَّنَادِ

"Ey halkım! Ben sizin için feryat gününden korkuyorum."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِve ey kavmim
إِنِّىٓgerçekten ben
أَخَافُkorkuyorum
عَلَيْكُمْsizin için
يَوْمَgününden
ٱلتَّنَادِo çağırma

"Ey Kavmim! Kıyamet günü sizin adınıza korkuyorum. O gün insanlar akrabalık ve makamları sebebiyle birbirlerine seslenecektir. Onlar bu davranışın, o dehşetli günde kendilerine fayda sağlayacağını zannederler."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍۢ ۗ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍۢ

O gün arkanızı döner, kaçarsınız. Fakat, sizi Allah’tan koruyacak hiçbir şey yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
تُوَلُّونَarkanızı dönüp
مُدْبِرِينَkaçarsınız
مَاama yoktur
لَكُمsizin için
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْhiç;
عَاصِمٍۢkurtaracak kimse
وَمَنve kimi
يُضْلِلِşaşırtırsa
ٱللَّهُAllah
فَمَاartık olmaz
لَهُۥona
مِنْhiçbir
هَادٍۢyol gösteren

O gün cehennemden korkup arkanızı dönüp kaçarsınız. Sizi Allah'ın azabından koruyacak hiçbir engel yoktur. Allah'ın iman etmeye muvaffak kılmadığı ve rezil rüsva ettiği kimseyi hidayete erdirecek hiçbir kimse yoktur. Çünkü muvaffak kılma hidayeti yalnızca Yüce Allah'ın elindedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلَقَدْ جَآءَكُمْ يُوسُفُ مِن قَبْلُ بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا زِلْتُمْ فِى شَكٍّۢ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَن يَبْعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِهِۦ رَسُولًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌۭ مُّرْتَابٌ

Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez.” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
جَآءَكُمْsize gelmişti
يُوسُفُYusuf
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarla
فَمَاfakat
زِلْتُمْgeri durmadınız
فِى(olmaktan)
شَكٍّۢşüphede
مِّمَّاşeyler hakkında
جَآءَكُمsize getirdikleri
بِهِۦonun
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
هَلَكَöldüğü
قُلْتُمْdediniz
لَنasla
يَبْعَثَgöndermez
ٱللَّهُAllah
مِنۢondan sonra
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَسُولًۭاelçi
كَذَٰلِكَişte böyle
يُضِلُّsaptırır
ٱللَّهُAllah
مَنْkimseleri
هُوَo
مُسْرِفٌۭaşırı giden
مُّرْتَابٌşüpheci

Ant olsun Musa'dan önce de Yusuf size Allah'ın birliğine dair apaçık deliller ile gelmişti. Hâlâ onun getirdiklerini yalanlamakta ve şüphe duymaktasınız. (Yusuf) öldüğünde, şüpheniz ve kuşkularınız arttı. Şöyle dediniz: "Allah ondan sonra bir resul göndermeyecek." Sizin bu haktan sapmanız gibi, Yüce Allah sınırlarını aşan ve vahdaniyetinde/birliğinde şüphe duyan herkesi saptırır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۖ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍۢ جَبَّارٍۢ

Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadığı halde tartışır dururlar. Bu; Allah katında da, iman edenlerin yanında da büyük bir gazap sebebidir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يُجَٰدِلُونَtartışırlar
فِىٓhakkında
ءَايَٰتِayetleri
ٱللَّهِAllah'ın
بِغَيْرِolmadan
سُلْطَٰنٍbir delil
أَتَىٰهُمْkendilerine gelmiş
كَبُرَne büyük
مَقْتًاbir kızgınlıktır
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah
وَعِندَve yanında
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
كَذَٰلِكَişte böyle
يَطْبَعُmühürler
ٱللَّهُAllah
عَلَىٰüzerini
كُلِّher
قَلْبِkalbi
مُتَكَبِّرٍۢkibirli
جَبَّارٍۢzorbanın

Kendilerine gelen hiçbir delil ve kanıt olmadan Allah'ın ayetlerini iptal etmek için tartışıp duran kimselerin bu yaptığı hem Allah katında, hem de Allah'a ve resullerine iman edenlerin yanında büyük bir gazap sebebidir. Yüce Allah; ayetlerini iptal etmek için hakkında tartışıp duran kimselerin kalplerini mühürlediği gibi, zorba ve hakka karşı kibirlenen kimselerin kalplerini de mühürler. Onları doğruya iletmez ve hayra yöneltmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٰهَٰمَٰنُ ٱبْنِ لِى صَرْحًۭا لَّعَلِّىٓ أَبْلُغُ ٱلْأَسْبَٰبَ

Firavun dedi ki: "Ey Hâman! Benim için bir kule yap, belki ki o yollara ulaşırım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
فِرْعَوْنُFir'avn
يَٰهَٰمَٰنُey Hâmân
ٱبْنِyap
لِىbana
صَرْحًۭاyüksek bir kule
لَّعَلِّىٓbelki
أَبْلُغُerişirim
ٱلْأَسْبَٰبَsebeplere

Firavun, veziri Hâman'a dedi ki: "Ey Hâman! Benim için yüksek bir kule yap; belki yollara ulaşırım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

أَسْبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبًۭا ۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِ ۚ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ إِلَّا فِى تَبَابٍۢ

"Firavun dedi ki: "Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm. Doğrusu şu ki, ben onu yalancı sayıyorum." Firavun'a kötü işleri işte böyle süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hüsrandan başka bir şey değildir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَسْبَٰبَsebeplerine
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
فَأَطَّلِعَböylece bakayım
إِلَىٰٓtanrısına
إِلَٰهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُوسَىٰMusâ'nın
وَإِنِّىçünkü ben
لَأَظُنُّهُۥonu sanıyorum
كَٰذِبًۭاyalancıdır
وَكَذَٰلِكَve böylece
زُيِّنَsüslü gösterildi
لِفِرْعَوْنَFir'avn'a
سُوٓءُkötü
عَمَلِهِۦişi
وَصُدَّve çıkarıldı
عَنِyoldan
ٱلسَّبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve değildi
كَيْدُtuzağı
فِرْعَوْنَFir'avn'ın
إِلَّاbaşka
فِىhüsrandan
تَبَابٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

"Umulur ki göklerin yollarına ulaşırım. Böylece Musa'nın hak olduğunu iddia ettiği ilahına bakarım. Ben Musa'nın iddiasında yalancı olduğunu zannediyorum." Böylece Firavun'un Hâman'dan talep ettiği şeyi istediğinde yapmış oduğu kötü ameli kendisine süslü gösterildi. Ve hak yolundan dalalet yoluna döndürüldü. Firavun'un hilesi -içinde bulunduğu batılı izhar etmesi ve Musa'nın getirdiği hakkı batıl kılması- ancak hüsrandır. Çünkü çabalamasına rağmen döndüğü yer başarısızlık, hayal kırıklığı ve kesintisiz bedbahtlıktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ

İman eden kişi şöyle dedi: "Ey halkım! Bana uyun ki, size doğru yolu göstereyim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَdedi ki
ٱلَّذِىٓ(adam)
ءَامَنَinanan
يَٰقَوْمِey kavmim
ٱتَّبِعُونِbana uyun
أَهْدِكُمْsizi götüreyim
سَبِيلَyola
ٱلرَّشَادِdoğru

Firavun'un ailesinden iman eden o adam kavmine nasihat ederek ve onları hak yola irşat ederek şöyle dedi: "Ey Kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim ve hakkı göstereyim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

يَٰقَوْمِ إِنَّمَا هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا مَتَٰعٌۭ وَإِنَّ ٱلْءَاخِرَةَ هِىَ دَارُ ٱلْقَرَارِ

"Ey halkım! Şüphesiz bu dünya hayatı geçicidir, ama ahiret, doğrusu işte o, kalınacak yurttur."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰقَوْمِey kavmim
إِنَّمَاgerçekten
هَٰذِهِbu
ٱلْحَيَوٰةُhayatı
ٱلدُّنْيَاdünya
مَتَٰعٌۭbir geçinmedir
وَإِنَّve gerçekten
ٱلْءَاخِرَةَahiret
هِىَo
دَارُyerdir
ٱلْقَرَارِebedi olarak durulacak

"Ey Kavmim! Bu dünya hayatı geçici lezzetler ile faydalanma yeridir. Dünyadaki bu yok olacak meta sizi aldatmasın. Ahiret hayatı ve içindeki nimetler ebedî ve kesintisiz olan yerleşilecek ve ikamet edilecek yerdir. Yüce Allah'a itaat ederek onun için amel edin. Ahiret hayatı yerine dünya hayatınızla meşgul olup, ahiret hayatı için amel işlememekten sakının."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةًۭ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا ۖ وَمَنْ عَمِلَ صَٰلِحًۭا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌۭ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ فِيهَا بِغَيْرِ حِسَابٍۢ

Kim bir kötülük işlerse sadece onun benzeriyle cezalandırılır. Erkek olsun, kadın olsun kim de Mümin olarak bir salih amel işlerse işte onlar cennete girerler; orada hesapsızca rızıklandırılırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنْkim
عَمِلَyaparsa
سَيِّئَةًۭbir kötülük
فَلَاcezalandırılmaz
يُجْزَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasıyla
مِثْلَهَاonun mislinden
وَمَنْve her kim
عَمِلَyaparsa
صَٰلِحًۭاfaydalı bir iş
مِّنerkekten
ذَكَرٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْveya
أُنثَىٰkadın(dan)
وَهُوَve o
مُؤْمِنٌۭinanarak
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
يَدْخُلُونَgirerler
ٱلْجَنَّةَcennete
يُرْزَقُونَkendilerine rızık verilir
فِيهَاorada
بِغَيْرِolmaksızın
حِسَابٍۢhesabı

Kim kötü bir ameli işlerse ancak misli karşılığında ceza görür. Cezası artırılmaz. Allah'a ve resullerine iman edip, Allah'ın vechini isteyerek, salih amel işleyen erkek yahut kadın kimseler böyle güzel özelliklere sahiptirler ve kıyamet günü Cennete gireceklerdir. Yüce Allah, orada hazırladığı meyve ve kesintiye uğramayacak nimetleri ile hesapsız bir şekilde onları rızıklandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

۞ وَيَٰقَوْمِ مَا لِىٓ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدْعُونَنِىٓ إِلَى ٱلنَّارِ

Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِve ey kavmim
مَاne oluyor?
لِىٓbana
أَدْعُوكُمْben sizi çağırıyorum
إِلَىkurtuluşa
ٱلنَّجَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتَدْعُونَنِىٓve siz beni çağırıyorsunuz
إِلَىateşe
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Kavmim! Dünya hayatında ve ahirette Allah'a iman ve salih amel ile sizleri hüsrana uğramaktan kurtuluşa çağırırken, ne diye siz beni Allah'ı küfretmeye O'na asi olmaya ve ateşe girmeye çağırıyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

تَدْعُونَنِى لِأَكْفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشْرِكَ بِهِۦ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌۭ وَأَنَا۠ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلْغَفَّٰرِ

Siz bana Allah’ı inkâr etmem ve hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığım şeyleri O’na ortak koşmam için çağrıda bulunuyorsunuz; ben ise sizi izzet sahibi, çok bağışlayıcı olan Allah’a davet ediyorum.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَدْعُونَنِىsiz beni çağırıyorsunuz
لِأَكْفُرَnankörlük etmeğe
بِٱللَّهِAllah'a
وَأُشْرِكَve ortak koşmağa
بِهِۦO'na
مَاşeyleri
لَيْسَolmayan
لِىbenim
بِهِۦonun hakkında
عِلْمٌۭbilgim
وَأَنَا۠ben ise
أَدْعُوكُمْsizi çağırıyorum
إِلَىaziz olana
ٱلْعَزِيزِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْغَفَّٰرِçok bağışlayana

"Allah'a karşı kâfir olmamı ve O'nunla birlikte kendisine ibadet etmenin yanlış olduğunu bildiğim başka bir ilaha ibadet etmemi umarak beni batılınıza çağırıyorsunuz. Ben ise sizi hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Aziz/mutlak güç sahibi ve çok bağışlayıcı olan Allah'a iman etmeye çağırıyorum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ لَيْسَ لَهُۥ دَعْوَةٌۭ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَا فِى ٱلْءَاخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَآ إِلَى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْمُسْرِفِينَ هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ

Elbette beni kendisine davet ettiğiniz şeylerin dünyada ve ahrette herhangi bir daveti yoktur. Dönüşümüz muhakkak Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَاyok (ki)
جَرَمَşüphe
أَنَّمَاkesinlikle
تَدْعُونَنِىٓsiz beni çağırıyorsunuz
إِلَيْهِona
لَيْسَ(oysa) yoktur
لَهُۥonun
دَعْوَةٌۭdu'aya değer tarafı
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاne de
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنَّve elbette
مَرَدَّنَآbizim dönüşümüz
إِلَىAllah'adır
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنَّve elbette
ٱلْمُسْرِفِينَaşırı gidenler
هُمْişte onlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلنَّارِateş

Gerçek şu ki, kendisine iman ve itaat etmeye çağırdığınız şeyin, dünyada ve ahirette çağırmaya değer bir tarafı yoktur. Kendisine dua edene icabet edemez. Hepimiz yalnızca Yüce Allah'a döneceğiz. Şüphesiz küfür ve günahlarda haddi aşanlar kıyamet günü ateşe girecek kimselerdir ve oradan ayrılmayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

فَسَتَذْكُرُونَ مَآ أَقُولُ لَكُمْ ۚ وَأُفَوِّضُ أَمْرِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını çok iyi görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَسَتَذْكُرُونَyakında hatırlayacaksınız
مَآne
أَقُولُsöylediysem
لَكُمْsize
وَأُفَوِّضُve bırakıyorum
أَمْرِىٓişimi
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
بَصِيرٌۢgörür
بِٱلْعِبَادِkulları

Onun nasihatini reddettiler. Bunun akabinde şöyle dedi: "Sizin için yaptığım nasihati hatırlayacaksınız. Onu kabul etmediğiniz için dövünüp duracaksınız. Ben bütün işlerimi yalnızca Yüce Allah'a havale ederim. Yüce Allah'a, kullarının işlediği amellerden hiçbir şey gizli kalmaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُوا۟ ۖ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرْعَوْنَ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ

Sonunda Allah kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu onu, Firavun hanedanını ise kötü azap kuşattı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَوَقَىٰهُonu korudu
ٱللَّهُAllah
سَيِّـَٔاتِkötülüklerinden
مَاonların kurdukları tuzakların
مَكَرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَحَاقَve kuşattı
بِـَٔالِailesini
فِرْعَوْنَFir'avn
سُوٓءُen kötüsü
ٱلْعَذَابِazabın

Yüce Allah, Musa'yı öldürmek istediklerinde kötü hilelerinden onu muhafaza etti. Firavun ailesini ise suda boğulma azabı kuşattı. Yüce Allah dünyada onu (Firavun) ve askerlerinin tamamını suda boğdu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

ٱلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّۭا وَعَشِيًّۭا ۖ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدْخِلُوٓا۟ ءَالَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ ٱلْعَذَابِ

Onlar sabah akşam o ateşe sunulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلنَّارُateş
يُعْرَضُونَsunulurlar
عَلَيْهَاona
غُدُوًّۭاsabah
وَعَشِيًّۭاve akşam
وَيَوْمَve günü
تَقُومُkoptuğu
ٱلسَّاعَةُkıyametin
أَدْخِلُوٓا۟sokun (denilir)
ءَالَailesini
فِرْعَوْنَFir'avn
أَشَدَّen çetinine
ٱلْعَذَابِazabın

Öldükten sonra sabah akşam kabirlerinde ateşe sunulurlar. Kıyamet günü içinde bulundukları küfür, yalanlama ve Allah yolundan alıkoyma sebebiyle Firavun'a tabi olanları daha şiddetli ve büyük bir azaba sokun denilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَإِذْ يَتَحَآجُّونَ فِى ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًۭا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا نَصِيبًۭا مِّنَ ٱلنَّارِ

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken zayıf olanlar büyüklük taslayanlara; “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve
يَتَحَآجُّونَbirbirleriyle tartışırlarken
فِىiçinde
ٱلنَّارِateşin
فَيَقُولُdediler ki
ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟zayıf olanlar
لِلَّذِينَbüyüklük taslayanlara
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّاelbette biz
كُنَّاidik
لَكُمْsize
تَبَعًۭاuymuş
فَهَلْsiz-misiniz?
أَنتُمsiz
مُّغْنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنَّاbizden
نَصِيبًۭاufak bir parçasını
مِّنَateşin
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul- Ateş ehlinden kendilerine tabi olunanlar ile tabi olanların birbirleri ile tartıştıkları zamanı hatırla! Zayıf olanlar büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Şüphesiz ki, dünyada iken sapıklıkta size uymuş kimselerdik. Şimdi Allah'ın azabının bir kısmını üstlenerek bizden giderebilir misiniz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُلٌّۭ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ ٱلْعِبَادِ

Büyüklük taslayanlar da şöyle derler: "Biz hepimiz bunun içindeyiz. Şüphesiz Allah kullar arasında hüküm vermiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi(ler) ki
ٱلَّذِينَbüyüklük taslayanlar
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّاelbette biz
كُلٌّۭhepimiz
فِيهَآonun içindeyiz
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
قَدْelbette
حَكَمَhüküm verdi
بَيْنَarasında
ٱلْعِبَادِkullar

Büyüklük taslayıp kendilerine tabi olunanlar: "Bizler -tabi olan ya da olunanlar olarak- ateşteyiz. Bizden hiç kimse başka birisinin azabının bir kısmını üstlenemez. Şüphesiz Yüce Allah, kulları arasında hüküm vermiştir. Herkese hak ettiği azabı da vermiştir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَقَالَ ٱلَّذِينَ فِى ٱلنَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًۭا مِّنَ ٱلْعَذَابِ

Ateşte olanlar Cehennem bekçilerine; “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin.” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi(ler) ki
ٱلَّذِينَiçindekiler
فِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّارِateş
لِخَزَنَةِbekçilerine
جَهَنَّمَcehennemin
ٱدْعُوا۟du'a edin
رَبَّكُمْRabbinize
يُخَفِّفْhafifletsin
عَنَّاbizden
يَوْمًۭاbir gün
مِّنَbiraz
ٱلْعَذَابِazabı

Tâbi olanlar ve kendilerine tabi olunup ateşte azap görmüş kimseler cehennemde görevli meleklere, ateşten çıkmaktan ve tövbe etmek için dünya hayatına tekrar döndürülmekten ümitlerini kesmiş bir şekilde şöyle derler: "Rabbinize dua edin de bu devamlı olan azabı bir gün olsun bizden hafifletsin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ ۚ قَالُوا۟ فَٱدْعُوا۟ ۗ وَمَا دُعَٰٓؤُا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ

(Cehennem bekçileri) "Rasulleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” diyecekler. Onlar da: "Evet" diyecekler. (Bunun üzerine) onlar: "Öyleyse (kendiniz) dua edin." derler. Hâlbuki kâfirlerin duası hep boşunadır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler
أَوَلَمْdeğilmiydi?
تَكُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَأْتِيكُمْsize geliyor
رُسُلُكُمelçileriniz
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarla
قَالُوا۟dediler
بَلَىٰevet (gelirlerdi)
قَالُوا۟dediler
فَٱدْعُوا۟öyle ise yalvar(ıp dur)un
وَمَاfakat değildir
دُعَٰٓؤُا۟yalvarması
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin
إِلَّاbaşkası
فِىdalaletten
ضَلَٰلٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Cehennem bekçileri kâfirlere cevap vererek şöyle derler: "Peygamberleriniz size sapasağlam ve apaçık deliller getirmemiş miydi?" Kâfirler: "Evet, bize sapasağlam ve apaçık deliller getirdiler." Cehennem bekçileri onlarla alay ederek derler ki: "Öyleyse kendiniz yalvarın, bizler kâfirlere şefaatçi olmayız." Kâfirlerin ettiği dua, küfürleri sebebi ile onlardan kabul edilmediği için zayi olmuş ve geçersizdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Mü'min (Gâfir) Sûresi, 85 ayetten oluşan Mekke dönemine ait bir sûredir. Adını inanan kişi; ayrıca bağışlayan ifadesinden alır. Mü'min (Gâfir) adı dikkat çekici bir sahneyi öne çıkarır; sûre boyunca birbirini tamamlayan başka temalar da gelişir. Allah'ın bağışlayan ve tövbeyi kabul eden oluşuyla başlayan sûre, inkârın tartışmacı dilini ve Firavun ailesinden imanını gizleyen bir kişinin cesur savunmasını anlatır. Mümin kişinin Firavun çevresindeki konuşması, Mûsâ'nın mücadelesi, meleklerin müminler için duası, kıyamet sahneleri. Mü'min (Gâfir) içindeki her sahne farklı bir insan tipini görünür kılar; cevap bazen şükür, bazen kibir, bazen dürüst dönüştür. Mü'min (Gâfir) içindeki bu kurgu, tövbe ve mağfiret temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: 39:53 ile karıştırılan genel rahmet mesajları burada da güçlüdür; fakat bağışlanma, haksızlıkta ısrarı meşrulaştıran bir güvenceye dönüştürülemez. Mü'min (Gâfir) hakkında modern benzetme yapılırken tarihî bağlam silinmemeli; yorum açık anlamın yerine geçirilmemelidir. Bugüne bakan yönü ise iş yerinde veya ailede baskın çoğunluğa rağmen hakikati ölçülü ve delilli biçimde savunmanın örneğini sunar. Bu çerçevede Mü'min (Gâfir), geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Tövbe ve mağfiret
  • Firavun ailesinden mümin
  • Hakikat karşısında tartışma
  • Meleklerin duası
  • Hesap günü

Ne Zaman Okunur?

Mü'min (Gâfir) için sahih kaynaklarda bütün okuyuculara bağlanan zorunlu bir gün veya tekrar sayısı yoktur. Tövbe ve mağfiret, Firavun ailesinden mümin ve hakikat karşısında tartışma üzerinde çalışırken sûreyi bölüm bölüm okumak mümkündür. Tilavet, mekanik sonuç beklentisiyle değil, anlam ve davranış muhasebesiyle desteklenmelidir.

İddia ve sonuç zincirini takip etmek

Mü'min (Gâfir) Sûresi'nde önce tövbe ve mağfiret hakkında bir temel kurulur, sonra Firavun ailesinden mümin üzerinden insan tavrı sınanır ve hesap günü ile sonuç ufku açılır. Bu zinciri izlemek, pasaj değişikliklerini rastgele görmeyi engeller. Her bölüm için ‘iddia, cevap, sonuç' şeklinde kısa not alınabilir.

Güncel örneği ölçü olarak kullanmak

Mü'min (Gâfir) bugüne taşınırken tövbe ve mağfiret konusu modern bir örnekle açıklanabilir; fakat örnek ayetin yerine geçmez. Mü'min (Gâfir) güncele taşınırken kişi veya kurumlar geçmiş topluluklarla birebir özdeşleştirilmemeli; davranış kalıpları ihtiyatla karşılaştırılmalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Mü'min (Gâfir) Sûresi kaç ayettir ve hangi dönemde inmiştir?

Mü'min (Gâfir) 85 ayettir ve yaygın kabule göre Mekke döneminde inmiştir. Özel ayetlerin nüzul zamanı hakkında ayrıntı gerektiğinde sûre tefsirine bakılmalıdır.

Mü'min (Gâfir) adı ne anlama gelir?

İsim inanan kişi; ayrıca bağışlayan anlamına gelir. Mü'min (Gâfir) adı ayırt edici bir kelime veya sahneyi gösterir; metnin tamamının tek cümlelik özeti değildir.

Mü'min (Gâfir) Sûresi'nde hangi konular öne çıkar?

Tövbe ve mağfiret, Firavun ailesinden mümin, Hakikat karşısında tartışma, Meleklerin duası, Hesap günü başlıkları öne çıkar. Mü'min (Gâfir) içindeki bu konular inanç, davranış ve sonuç ilişkisini farklı açılardan kurar.

Mü'min (Gâfir) Sûresi nasıl çalışılabilir?

Önce tövbe ve mağfiret ile ilgili ayetler, sonra hakikat karşısında tartışma ve hesap günü bölümleri işaretlenebilir. Aynı kelimenin farklı pasajlarda nasıl kullanıldığı karşılaştırılabilir.

Mü'min (Gâfir) için özel bir tekrar sayısı var mı?

Mü'min (Gâfir) hakkında güvenilir kaynakta sabit bir tekrar sayısı yoksa sayı veya kesin sonuç vaadi verilmez. Sûre genel tilavet, hatim ve anlam çalışması içinde okunabilir.

Tüm sorular →

Kaynaklar