Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

En'âm Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 4
51

وَأَنذِرْ بِهِ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحْشَرُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّهِمْ ۙ لَيْسَ لَهُم مِّن دُونِهِۦ وَلِىٌّۭ وَلَا شَفِيعٌۭ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları (Kur'an) ile uyar ki onların, Rablerinden başka ne bir veli, ne de bir şefaatçisi vardır. Umulur ki sakınırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنذِرْve uyar
بِهِonunla
ٱلَّذِينَkimseleri
يَخَافُونَkorkan(ları)
أَنki
يُحْشَرُوٓا۟toplanacaklardır
إِلَىٰ(huzuru)na
رَبِّهِمْRablerine
لَيْسَyoktur
لَهُمkendilerinin
مِّنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلِىٌّۭne dostları
وَلَاne de
شَفِيعٌۭdestekçileri
لَّعَلَّهُمْbelki
يَتَّقُونَkorunurlar

-Ey Resul!- Kıyamet gününde Rablerinin huzuruna toplanacak olanları bu Kur'an ile korkut. Onlar için Allah'tan başka ne bir fayda sağlayacak, ne de sıkıntılarını giderecek bir şefaatçileri vardır. Umulur ki emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınırlar. İşte bunlar Kur'an'dan istifade edenlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

وَلَا تَطْرُدِ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ ۖ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍۢ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِم مِّن شَىْءٍۢ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından uzaklaştırma. Onların hesabından senin üzerinde bir şey (yükümlülük), senin hesabından da onların üzerine bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovarsan o takdirde zâlimlerden olursun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاkovma
تَطْرُدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimseleri
يَدْعُونَyalvaranları
رَبَّهُمRablerine
بِٱلْغَدَوٰةِsabah
وَٱلْعَشِىِّve akşam
يُرِيدُونَisteyerek
وَجْهَهُۥO'nun rızasını
مَاyoktur
عَلَيْكَsana
مِنْonların hesabından
حِسَابِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنhiçbir
شَىْءٍۢşey (sorumluluk)
وَمَاve yoktur
مِنْsenin hesabından
حِسَابِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِمonlara
مِّنhiçbir
شَىْءٍۢşey (sorumluk)
فَتَطْرُدَهُمْonları kovup da
فَتَكُونَolasın
مِنَzalimlerden
ٱلظَّٰلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul!- Meclisinden Müslümanların fakirlerini uzaklaştırma. Onlar sabah-akşam Yüce Allah'a ihlas ile ibadet ederler. Müşriklerin ileri gelenlerini karşılamak için onları yanından uzaklaştırma. Bu fakirlerin hesabından sana bir şey yoktur, onların hesabı Rableri katındadır ve senin de hesabından onlara bir şey yoktur. Şayet sen onları meclisinden uzaklaştırırsan, şüphesiz Allah'ın sınırlarını aşanlardan olursun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُم بِبَعْضٍۢ لِّيَقُولُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنۢ بَيْنِنَآ ۗ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِٱلشَّٰكِرِينَ

Böylece, “Allah, aramızdan bunlara mı (hidayet vererek) ihsanda bulundu?” desinler diye onları birbiriyle sınadık. Allah, şükredenleri en iyi bilen değil midir?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَböylece
فَتَنَّاbiz denedik
بَعْضَهُمonların kimini
بِبَعْضٍۢkimi ile
لِّيَقُولُوٓا۟demeleri için
أَهَٰٓؤُلَآءِşunlara mı?
مَنَّlutfu layık gördü
ٱللَّهُAllah
عَلَيْهِمkendilerine
مِّنۢaramızdan
بَيْنِنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَلَيْسَdeğil midir?
ٱللَّهُAllah
بِأَعْلَمَdaha iyi bilen
بِٱلشَّٰكِرِينَşükredenleri;

Böylece onları birbirleri ile imtihan ettik. Dünyadaki rızıklarında birbirlerinden farklı kıldık ve kendilerini onunla imtihan ettik ki, zengin olan kâfirler fakir olan müminlere; "Aramızdan Allah'ın kendilerine hidayeti lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler bunlar mı?" desinler. Şayet iman etmek hayırlı bir şey olsaydı bunlar bizden önce iman etmezlerdi. Hâlbuki öncelik bize aittir. Allah, nimetlerine şükredenleri dahi iyi bilen ve böylece onları iman etmeye muvaffak edip uygun hale getirendir. Kâfirleri de en iyi bilen O'dur, onları mahrum bırakır ve iman etmezler. Evet gerçekten onları en iyi bilen Allah'tır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِنَا فَقُلْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ ۖ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ ۖ أَنَّهُۥ مَنْ عَمِلَ مِنكُمْ سُوٓءًۢا بِجَهَٰلَةٍۢ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman de ki: "Selam size! Rabbiniz, rahmet etmeyi kendi üzerine yazmıştır. İçinizden kim cahillikle bir kötülük işler de ardından tevbe edip salih ameller işlerse, şüphesiz Allah çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir."

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
جَآءَكَsana geldikleri
ٱلَّذِينَkimseler
يُؤْمِنُونَinanan(lar)
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimize
فَقُلْde ki
سَلَٰمٌselam olsun
عَلَيْكُمْsize
كَتَبَyazmıştır
رَبُّكُمْRabbiniz
عَلَىٰüzerine
نَفْسِهِkendi
ٱلرَّحْمَةَrahmeti
أَنَّهُۥkuşkusuz
مَنْkim
عَمِلَyaparsa
مِنكُمْsizden
سُوٓءًۢاbir kötülük
بِجَهَٰلَةٍۢbilmeyerek
ثُمَّsonra
تَابَtevbe eder
مِنۢardından
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَصْلَحَve uslanırsa
فَأَنَّهُۥmuhakkak ki O
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

-Ey Resul!- Senin getirdiklerinin sadık olduğuna şahitlik eden, ayetlerimize iman edenler yanına geldikleri zaman onlara ikram olarak onların selamını al. Onları Allah'ın rahmetinin genişliği ile müjdele. Kesinlikle Allah kendi üzerine rahmeti lütuf olarak vacip kıldı. Bu itibarla, içinizden her kim bilmeyerek ve cehalet ile bir kötülük işler, bundan sonra da tövbe eder ve amelini ıslah ederse, şüphesiz Allah işlemiş olduğu günahı bağışlar. Allah kullarından tövbe edenleri bağışlar, onlara merhamet eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ وَلِتَسْتَبِينَ سَبِيلُ ٱلْمُجْرِمِينَ

Günahkârların yolu iyice belli olsun diye âyetleri işte böyle apaçık bir şekilde açıklıyoruz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve böylece
نُفَصِّلُaçıklıyoruz
ٱلْءَايَٰتِayetleri
وَلِتَسْتَبِينَbelli olsun diye
سَبِيلُyolu
ٱلْمُجْرِمِينَsuçluların

Zikredileni sana açıklayıp gösterdiğimiz gibi delillerimizi ve hüccetlerimizi batıl ehline karşı açıklıyoruz. Aynı zamanda günahkârların yolundan ve metotlarından sakınmak, tedbirli ve ihtiyatlı olmak için açıklıyoruz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۚ قُل لَّآ أَتَّبِعُ أَهْوَآءَكُمْ ۙ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًۭا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنِّىelbette ben
نُهِيتُmen'olundum
أَنْtapmaktan
أَعْبُدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَyalvardıklarınıza
تَدْعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
قُلde ki
لَّآben uymam
أَتَّبِعُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَهْوَآءَكُمْsizin keyiflerinize
قَدْçünkü
ضَلَلْتُsapıtmış olurum
إِذًۭاo takdirde
وَمَآve olmam
أَنَا۠ben
مِنَyola gelenlerden
ٱلْمُهْتَدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul!- De ki: Şüphesiz Allah, beni sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmekten yasakladı. -Ey Resul!- De ki: Allah'tan başkasına ibadet etmekte sizin hevâlarınıza uymam. Eğer ben bunda sizin arzularınıza uyduğum takdirde hak yoldan sapanlardan olurum ve onu bir daha bulamam. Bu, Allah'ın katından gelen delili bırakıp hevâsının yoluna sapanın hali böyledir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

قُلْ إِنِّى عَلَىٰ بَيِّنَةٍۢ مِّن رَّبِّى وَكَذَّبْتُم بِهِۦ ۚ مَا عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦٓ ۚ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ ۖ يَقُصُّ ٱلْحَقَّ ۖ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْفَٰصِلِينَ

De ki: “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz şey (azap), benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah’a aittir. O, hakkı haber verir. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنِّىelbette ben
عَلَىٰüzerindeyim
بَيِّنَةٍۢaçık bir delil
مِّنRabbimden
رَّبِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَذَّبْتُمsiz ise yalanladınız
بِهِۦonu
مَاdeğildir
عِندِىbenim yanımda
مَاşey (azab)
تَسْتَعْجِلُونَacele istediğiniz
بِهِۦٓonu
إِنِhüküm vermek
ٱلْحُكْمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاyalnızca
لِلَّهِAllah'a aittir
يَقُصُّ(O) anlatır
ٱلْحَقَّgerçeği
وَهُوَve O
خَيْرُen iyisidir
ٱلْفَٰصِلِينَayırdedenlerin

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Muhakkak ben Rabbimden apaçık bir burhan üzereyim. Hevâ üzerine değilim. Siz bu burhanı yalanladınız. Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azap ve harikulade mucizeler benim yanımda değildir. Şüphesiz bu Allah'ın elindedir. Hüküm -sizin talep ettiğiniz şeyler ile ilgili olanlar da- yalnız Allah’a aittir. O hakkı söyler ve onunla hükmeder. O -Subhanehu veTeâlâ- hak ile batılı birbirinden ayırt edenlerin ve açıklayanların en hayırlısıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

قُل لَّوْ أَنَّ عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦ لَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِٱلظَّٰلِمِينَ

De ki: Sizin çabukça gelmesini istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّوْeğer
أَنَّelbette
عِندِىbenim yanımda olsaydı
مَاşey
تَسْتَعْجِلُونَacele istediğiniz
بِهِۦonu
لَقُضِىَbitirilmişti
ٱلْأَمْرُ
بَيْنِىaramızda
وَبَيْنَكُمْve sizin aranızda
وَٱللَّهُAllah
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

-Ey Resul!- Onlara de ki: Eğer sizin acele istediğiniz azap bende ve benim elimde olsaydı, onu üzerinize indirirdim. O zaman da benimle sizin aranızda olan iş bitmiş olurdu. Şüphesiz Allah, zalimlere ne kadar mühlet verip ve onları ne zaman cezalandıracağını en iyi bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

۞ وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَآ إِلَّا هُوَ ۚ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ ۚ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍۢ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍۢ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَٰبٍۢ مُّبِينٍۢ

Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun ilmi olmadan hiçbir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعِندَهُۥve O'nun yanındadır
مَفَاتِحُanahtarları
ٱلْغَيْبِgayb'ın
لَاonları bilmez
يَعْلَمُهَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkası
هُوَO'ndan
وَيَعْلَمُve (O) bilir
مَاne varsa
فِىkarada olan
ٱلْبَرِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْبَحْرِve denizde olan
وَمَاdüşmez
تَسْقُطُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنhiçbir
وَرَقَةٍyaprak
إِلَّاdışında
يَعْلَمُهَاonun bilgisi
وَلَاve (yoktur)
حَبَّةٍۢbir dane
فِىiçinde
ظُلُمَٰتِkaranlıkları
ٱلْأَرْضِyerin
وَلَاve (yoktur)
رَطْبٍۢyaş
وَلَاve
يَابِسٍkuru
إِلَّاancak
فِىvardır
كِتَٰبٍۢbir Kitapta
مُّبِينٍۢapaçık

Gaybın hazineleri yalnız Allah'ın elindedir. Onları, kendisinden başka kimse bilmez. Karada bulunan hayvan, bitki, cansız bütün varlıkları bilir. Denizde bulunan bütün hayvan, bitki ve cansız olanları da bilir. Herhangi bir yerde bir yaprak düşse, yeryüzünde saklı herbir tane, yaş ve kuru olan her bir şey apaçık bir kitapta Levh-i Mahfuz'da bulunmaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

وَهُوَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَىٰٓ أَجَلٌۭ مُّسَمًّۭى ۖ ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

O, geceleyin sizi öldüren (ölümü andıran bir halde uyutan), gündüz de ne işlediğinizi bilendir. Sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O'dur
ٱلَّذِىkimseler
يَتَوَفَّىٰكُمsizi öldüren
بِٱلَّيْلِgeceleyin
وَيَعْلَمُve bilir
مَاşeyi
جَرَحْتُمişlediğiniz
بِٱلنَّهَارِgündüzün
ثُمَّsonra
يَبْعَثُكُمْsizi diriltir
فِيهِonda
لِيُقْضَىٰٓtamamlanıncaya kadar
أَجَلٌۭsüre
مُّسَمًّۭىbelirlenmiş
ثُمَّsonra
إِلَيْهِO'nadır
مَرْجِعُكُمْdönüşünüz
ثُمَّsonra
يُنَبِّئُكُمsize haber verecektir
بِمَاşeyleri
كُنتُمْolduğunuz
تَعْمَلُونَyapmış

Allah uyuduğunuz esnada ruhlarınızı geçici olarak kabzedendir. Gündüzleri ne işlediğinizi en iyi bilendir. Sonra siz uyurken kabzettiği ruhlarınızı gündüz işlerinizi yerine getirebilmeniz için geri verir. Allah katında takdir edilen eceliniz bitene kadar bu böyle devam eder. Sonra kıyamet gününde diriltilerek dönüşünüz yalnız O'nadır. Sonra dünya hayatında ne yaptığınızı sizlere haber verecek ve yaptıklarınızın karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ

O, kullarının üstünde yegâne hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O
ٱلْقَاهِرُtek hakimdir
فَوْقَüstünde
عِبَادِهِۦkulların
وَيُرْسِلُve gönderir
عَلَيْكُمْsize
حَفَظَةًkoruyucu(melek)ler
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
جَآءَgeldiği
أَحَدَكُمُbirinize
ٱلْمَوْتُölüm
تَوَفَّتْهُonun canını alırlar
رُسُلُنَاelçilerimiz
وَهُمْonlar
لَاhiç geri kalmazlar
يُفَرِّطُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah kulları üstünde mutlak galip olan; her hususta onlardan yüce ve üstlerinde olan, her şeyin kendisine boyun eğdiği, Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Celaline yakışır bir şekilde kullarının üzerinde olandır. -Ey insanlar!- Sizden birinin eceli sona erip ölüm meleği ve yardımcıları onun ruhunu alana kadar amellerini kaydedecek değerli melekleri size gönderir. Zira onlar emredildikleri hususta hiçbir kusur yapmazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

ثُمَّ رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ ۚ أَلَا لَهُ ٱلْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ ٱلْحَٰسِبِينَ

Sonra gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
رُدُّوٓا۟döndürülürler
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَوْلَىٰهُمُTanrıları
ٱلْحَقِّgerçek olan
أَلَاdoğrusu
لَهُyalnız O'nundur
ٱلْحُكْمُhüküm
وَهُوَve O
أَسْرَعُen çabuğudur
ٱلْحَٰسِبِينَhesap görenlerin

Sonra canları alınanların hepsinin ruhları amellerinin karşılığını almaları için gerçek sahipleri olan Yüce Allah'a döndürülür. Onlar hakkında adil hüküm ve geçerli hüküm O'na aittir. O sizi ve amellerinizi sayıp hesap görmede en hızlı olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ تَدْعُونَهُۥ تَضَرُّعًۭا وَخُفْيَةًۭ لَّئِنْ أَنجَىٰنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

De ki: Karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) sizi kim kurtarır ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız diye dua ederdiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَنkim
يُنَجِّيكُمsizi kurtarıyor
مِّنkaranlıklarından
ظُلُمَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبَرِّkaranın
وَٱلْبَحْرِve denizin
تَدْعُونَهُۥO'na yakardığınızda
تَضَرُّعًۭاgizli olarak
وَخُفْيَةًۭve açık olarak
لَّئِنْeğer
أَنجَىٰنَاbizi kurtarırsa
مِنْbundan
هَٰذِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَكُونَنَّelbette olacağız
مِنَşükredenlerden
ٱلشَّٰكِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Kara ve denizin karanlıklarından karşılaştığınız ölümcül tehlikelerinden sizi kim kurtarır ve selamete kavuşturur? Yalnızca O'na boyun eğerek ve itaat ederek açıktan ve gizliden; "Rabbimiz bizi bu ölümcül tehlikelerden selamette kılarsa bize bahşetmiş olduğu nimetlerine şükredenlerden oluruz ve Ondan başkasına ibadet etmeyiz" diye dua edersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

قُلِ ٱللَّهُ يُنَجِّيكُم مِّنْهَا وَمِن كُلِّ كَرْبٍۢ ثُمَّ أَنتُمْ تُشْرِكُونَ

De ki: Sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtaracak olan Allah’tır. Böyle olduğu halde siz yine de şirk koşuyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah
يُنَجِّيكُمsizi kurtarıyor
مِّنْهَاondan
وَمِنve
كُلِّbütün
كَرْبٍۢsıkıntılardan
ثُمَّsonra
أَنتُمْsiz yine
تُشْرِكُونَO'na ortak koşuyorsunuz

-Ey Resul!- Onlara de ki: "Sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtaracak ve selamete kavuşturacak olan Allah'tır. Böyle olduğu halde siz refah ve mutluluk döneminde O'na başkalarını şirk koşuyorsunuz. Yapmış olduğunuzdan daha büyük zulüm var mıdır?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًۭا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًۭا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ ۗ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

De ki: "Üzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak kiminizin şiddetini kiminize (savaş ve fitne ile) tattırmaya kadîr olan O’dur. (ibret alıp) anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıkladığımıza bir bak!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
هُوَO
ٱلْقَادِرُkadirdir
عَلَىٰٓüzerine
أَنgöndermeğe
يَبْعَثَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكُمْsizin üzerinize
عَذَابًۭاbir azab
مِّنüstünüzden
فَوْقِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْyahut
مِنaltından
تَحْتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَرْجُلِكُمْayaklarınızın
أَوْya da
يَلْبِسَكُمْsizi birbirinize düşürüp
شِيَعًۭاparti parti
وَيُذِيقَve taddırmağa
بَعْضَكُمkiminize
بَأْسَhıncını
بَعْضٍkiminizin
ٱنظُرْbak
كَيْفَnasıl
نُصَرِّفُaçıklıyoruz
ٱلْءَايَٰتِayetleri
لَعَلَّهُمْdiye
يَفْقَهُونَanlasınlar

-Ey Resul!- Onlara de ki: Allah, üstünüzden (gökten) taş, yıldırım, tufan gibi veya altınızdan deprem, yere geçirme ve kalplerinizin arasında ihtilaf sokarak herkesin kendi hevâsına uyup birbirinizle savaşması gibi azap göndermeye kadirdir. -Ey Resul! Dikkatli bir şekilde düşün: Onlar senin getirdiğinin hak olduğunu anlasınlar diye delilleri ve burhanları nasıl da çeşitli kılıp açıklıyoruz. Şüphesiz onların yanında bulunanlar batılın ta kendisidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوْمُكَ وَهُوَ ٱلْحَقُّ ۚ قُل لَّسْتُ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍۢ

O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (kefil) değilim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَّبَve yalanladı
بِهِۦonu
قَوْمُكَkavmin
وَهُوَve O
ٱلْحَقُّgerçek iken
قُلde ki
لَّسْتُben değilim
عَلَيْكُمsize
بِوَكِيلٍۢvekil

Kavmin bu Kur'an'ı yalanladı. O Allah katından gönderildiğinde hiçbir şüphe bulunmayan hak olandır. -Ey Resul!- Onlara de ki: Ben sizin üzerinizde bir vekil (gözcü) değilim. Ben ancak size gelecek şiddetli bir azaptan önce uyarıcıyım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

لِّكُلِّ نَبَإٍۢ مُّسْتَقَرٌّۭ ۚ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. İleride anlayacaksınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّكُلِّher
نَبَإٍۢhaberin
مُّسْتَقَرٌّۭgerçekleşeceği bir zaman vardır
وَسَوْفَyakında
تَعْلَمُونَbilirsiniz

Her haberin gerçekleşeceği bir vakti ve son bulacağı bir akıbeti vardır. Geleceğinizin ve akıbetinizin haberi de bu türdendir. Kıyamet gününde tekrar dirildiğinizde bunu bilip, anlayacaksınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

وَإِذَا رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ يَخُوضُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا۟ فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦ ۚ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ ٱلشَّيْطَٰنُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ ٱلذِّكْرَىٰ مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
رَأَيْتَgördüğün
ٱلَّذِينَ(münasebetsizliğe) dalanları
يَخُوضُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىٓhakkında
ءَايَٰتِنَاayetlerimiz
فَأَعْرِضْyüz çevir
عَنْهُمْonlardan
حَتَّىٰkadar
يَخُوضُوا۟onlar geçinceye
فِىbir söze
حَدِيثٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَيْرِهِۦbaşka
وَإِمَّاeğer
يُنسِيَنَّكَsana (bunu) unutturursa
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
فَلَاoturma
تَقْعُدْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعْدَsonra
ٱلذِّكْرَىٰhatırladıktan
مَعَberaber
ٱلْقَوْمِtopluluğuyla
ٱلظَّٰلِمِينَzalimler

-Ey Resul!- Eğer müşriklerin ayetlerimiz hakkında ileri geri alay ederek konuştuklarını görürsen, onlar ayetlerimizle alay edip ileri geri konuşmayı bırakıp başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzaklaş. Eğer şeytan bunu sana unutturduğu için onlarla oturmaya devam edersen hatırladığında onların meclisini terk et ve bu haddi aşanlarla beraber aynı yerde bulunma.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍۢ وَلَٰكِن ذِكْرَىٰ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Allah’tan sakınıp, takvalı olanlara, zalimlerin hesabından hiçbir sorumluluk yoktur. Fakat, Allah’tan sakınıp takvalı olmaları için (onlara) bir öğüt verme vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve yoktur
عَلَىüzerine
ٱلَّذِينَkimseler
يَتَّقُونَkorunanlar
مِنْonların hesabından
حِسَابِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنbir
شَىْءٍۢşey (sorumluluk)
وَلَٰكِنama
ذِكْرَىٰbir hatırlatmak lazımdır
لَعَلَّهُمْbelki
يَتَّقُونَkorunurlar diye

Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Yüce Allah'a karşı takvalı olanlar için zalimlerin hesabından hiçbir sorumluluk yoktur. Ancak işledikleri münkerler hakkında onları men etmeleri gerekir. Umulur ki Allah'tan korkar ve emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَعِبًۭا وَلَهْوًۭا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا ۚ وَذَكِّرْ بِهِۦٓ أَن تُبْسَلَ نَفْسٌۢ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِىٌّۭ وَلَا شَفِيعٌۭ وَإِن تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍۢ لَّا يُؤْخَذْ مِنْهَآ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبْسِلُوا۟ بِمَا كَسَبُوا۟ ۖ لَهُمْ شَرَابٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Allah’dan başka bir dost ve bir şefâatçısı olmayan her bir nefsin, kazandıkları (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmemesi için sen onunla (Kur’ân’la) öğüt ver.(Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara kaynar bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَذَرِve bırak
ٱلَّذِينَkimseleri
ٱتَّخَذُوا۟yerine koyan(ları)
دِينَهُمْdinlerini
لَعِبًۭاoyun
وَلَهْوًۭاve eğlence
وَغَرَّتْهُمُve aldattığı kimseleri
ٱلْحَيَوٰةُhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
وَذَكِّرْve öğüt ver
بِهِۦٓo (Kur'an) ile
أَنdiye
تُبْسَلَhelake gider
نَفْسٌۢbir kişi
بِمَاdolayı
كَسَبَتْkazandığından
لَيْسَolmaz
لَهَاonun
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
وَلِىٌّۭne bir dostu
وَلَاne de
شَفِيعٌۭbir yardımcısı
وَإِنve eğer
تَعْدِلْverse
كُلَّher türlü
عَدْلٍۢfidyeyi
لَّاkabul edilmez
يُؤْخَذْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهَآondan
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
أُبْسِلُوا۟helake uğrayan(lardır)
بِمَاdolayı
كَسَبُوا۟kazandıklarından
لَهُمْonlar için vardır
شَرَابٌۭbir içki
مِّنْkaynar sudan
حَمِيمٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعَذَابٌve bir azab
أَلِيمٌۢacıklı
بِمَاdolayı
كَانُوا۟olduklarından
يَكْفُرُونَinkar ediyor

-Ey Rasûl- Dinlerini oyun ve eğlence edinen, onunla alay edip dalga geçen müşrikleri bırak. Dünya hayatının geçici serveti onları aldattı. -Ey Peygamber!- İnsanlara Kur'an ile nasihat et ki, kazandığı günahlar sebebi ile hiçbir nefis helak olmaya sürüklenmesin. Zira o, nefis için Allah'tan başka yardım alacağı ne bir dost, ne de kıyamet gününde kendisinden Allah'ın azabını engelleyecek bir şefaatçi vardır. O, Allah'ın azabından kurtulmak için neyi fidye olarak verse, yine de ondan alınıp kabul edilmez. İşte işlemiş oldukları günahlarla kendi nefislerini helaka sürükleyenler için kıyamet gününde yakıp kavuran içecek ve içinde bulundukları küfürden dolayı can yakıcı azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

قُلْ أَنَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِى ٱسْتَهْوَتْهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِى ٱلْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُۥٓ أَصْحَٰبٌۭ يَدْعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلْهُدَى ٱئْتِنَا ۗ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ ۖ وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

De ki: “Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen şeylere mi ibadet edelim? Allah bizi hidâyete kavuşturduktan sonra ökçelerimiz üzerine gerisin geriye mi döndürülelim?" Hani arkadaşları: “Bize gel!” diye hidâyete çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken, Şeytanların saptırdıkları kimse gibi mi olalım?” De ki: “Asıl hidâyet Allah’ın gösterdiği doğru yoldur. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَنَدْعُوا۟mi yalvaralım?
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
مَاşeylere
لَاbize yarar vermeyen
يَنفَعُنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve zarar vermeyen
يَضُرُّنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنُرَدُّve döndürülüp
عَلَىٰٓüzerinde
أَعْقَابِنَاökçelerimiz
بَعْدَsonra
إِذْbizi doğru yola ilettikten
هَدَىٰنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
كَٱلَّذِىgibi mi?
ٱسْتَهْوَتْهُayartarak
ٱلشَّيَٰطِينُşeytanların
فِىçölde bıraktıkları
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَيْرَانَşaşkın bir halde
لَهُۥٓkimse
أَصْحَٰبٌۭarkadaşlarının ise
يَدْعُونَهُۥٓçağırdıkları
إِلَىdoğru yola
ٱلْهُدَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱئْتِنَاBize gel! diye
قُلْde ki
إِنَّmuhakkak
هُدَىyol gösterme
ٱللَّهِAllah'ın
هُوَancak
ٱلْهُدَىٰyol göstermesidir
وَأُمِرْنَاve bize emredilmiştir
لِنُسْلِمَteslim olmamız
لِرَبِّRabbine
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Allah'tan başka fayda ve zarar vermeye muktedir olmayan, bize fayda ve zarar vermeye güç sahibi olmayan putlara mı ibadet edelim? Bizi iman etmeye muvaffak kılmışken Allah'tan yüz mü çevirelim? Şeytanların sapıttığı kimse gibi mi olalım? O kimseyi bıraktığında yolunu bulamayan şaşkın olur. Hâlbuki, bu kimsenin doğru yolda olan ve kendisini hak yola davet eden arkadaşları vardır. Ancak onların davet ettikleri hak yola gelmekten kaçınır. -Ey Resul!- Onlara de ki: Allah'ın hidayeti doğru yolun ta kendisidir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- bize O'nu birleyip, ibadeti yalnızca kendisine has kılarak boyun eğmemizi emretti. O alemlerin Rabbidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

وَأَنْ أَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّقُوهُ ۚ وَهُوَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Bir de bize; “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنْve ayrıca
أَقِيمُوا۟kılın
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَٱتَّقُوهُve O'ndan korkun
وَهُوَO'dur
ٱلَّذِىٓo kimse ki
إِلَيْهِhuzuruna
تُحْشَرُونَvarıp toplanacağınız

Yüce Allah bize en güzel bir şekilde namaz kılmamızı, emirlerine uymamızı ve yasaklarından sakınarak takvalı olmamızı emretti. İşlemiş oldukları amellerinin karşılığını vermek için kıyamet günü, huzurunda kullarını tek başına toplayacak olan O'dur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۖ وَيَوْمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُ ۚ قَوْلُهُ ٱلْحَقُّ ۚ وَلَهُ ٱلْمُلْكُ يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ ۚ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ۚ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ

O, gökleri ve yeri hak ile yaratandır. O’nun “ol!” diyeceği (kıyamet) günü her şey oluverir. O’nun sözü haktır. Sûr’a üfürüleceği günde mülk (ve hakimiyet) yalnız O’nundur. Görüneni de görünmeyeni de bilendir. O Hakîm'dir, her şeyden haberdar olandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَO'dur
ٱلَّذِىo ki
خَلَقَyarattı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
بِٱلْحَقِّhak (ve hikmet) ile
وَيَوْمَve gün
يَقُولُdediği
كُنOl!
فَيَكُونُoluverir
قَوْلُهُsözü
ٱلْحَقُّhaktır
وَلَهُO'nundur
ٱلْمُلْكُmülk
يَوْمَgün
يُنفَخُüfleneceği
فِىSur'a
ٱلصُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَٰلِمُbilendir
ٱلْغَيْبِgizliyi
وَٱلشَّهَٰدَةِve açığı
وَهُوَO
ٱلْحَكِيمُhükümdardır
ٱلْخَبِيرُherşeyi haber alandır

O - Subhanehu ve Teâlâ- gökleri ve yeri hak ile yaratandır. Allah bir şeye, "Ol!" dediği gün, hemen oluverir. Kıyamet gününde, "Kalkınız!" dediği zaman hep birlikte kalkarlar. Sözü haktır ve meydana gelmesi ile ilgili en ufak bir şüphe de yoktur. Kıyamet günü İsrafil Sûr'a ikinci kez üflediğinde mülk yalnızca Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya aittir. Gizliyi de görüneni de bilendir. O, yaratmasında ve idaresinde yegâne hikmet sahibidir. O, her şeyden haberdardır, hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O'nun katında işlerin gizli saklı olanları açık görünenleri gibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

۞ وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ ءَازَرَ أَتَتَّخِذُ أَصْنَامًا ءَالِهَةً ۖ إِنِّىٓ أَرَىٰكَ وَقَوْمَكَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

Hani İbrahim, babası Âzer’e: “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
قَالَdemişti ki
إِبْرَٰهِيمُİbrahim
لِأَبِيهِbabası
ءَازَرَAzer'e
أَتَتَّخِذُmi ediniyorsun?
أَصْنَامًاputları
ءَالِهَةًtanrılar
إِنِّىٓdoğrusu ben
أَرَىٰكَseni görüyorum
وَقَوْمَكَve kavmini
فِىiçinde
ضَلَٰلٍۢbir sapıklık
مُّبِينٍۢaçık

-Ey Resul!- İbrahim -aleyhisselam-'ın babası müşrik olan Azer'e şöyle dediğini hatırla! Ey babacığım! Putları Allah'tan başka ibadet edilen ilahlar mı ediniyorsun? Gerçekten ben, seni ve putlara tapan kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum. Allah'tan başkasına ibadet ederek hak yoldan sapmanızı hayretle karşılıyorum. O -Subhanehu ve Teâlâ- hak olan ilahtir. Diğer ibadet edilenler ise batıl ilahlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

وَكَذَٰلِكَ نُرِىٓ إِبْرَٰهِيمَ مَلَكُوتَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ ٱلْمُوقِنِينَ

Biz, İbrahim’e yakinen bilip iman edenlerden oluversin diye göklerin ve yerin mülkünü böylece gösterdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve böylece
نُرِىٓbiz gösteriyorduk
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'e
مَلَكُوتَmelekutunu
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَلِيَكُونَolsun diye
مِنَinananlardan
ٱلْمُوقِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Nasıl ona babasının ve kavminin sapıklığını gösterdiysek, yer ve göklerin geniş olan mülkünü de gösterdik ki; bu geniş olan mülkü Allah'ın vahdaniyetine ve yalnızca ibadeti hak ettiğine delil olarak getirsin. Böylece Yüce Allah'ın tek olduğuna, hiçbir ortağının bulunmadığına ve O'nun her şeye kadir olduğuna kesin olarak iman edenlerden olsun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ ٱلَّيْلُ رَءَا كَوْكَبًۭا ۖ قَالَ هَٰذَا رَبِّى ۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَآ أُحِبُّ ٱلْءَافِلِينَ

Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَنَّbasınca
عَلَيْهِüzerine
ٱلَّيْلُgece
رَءَا(İbrahim) gördü
كَوْكَبًۭاbir yıldız
قَالَdedi
هَٰذَاbudur
رَبِّىRabbim
فَلَمَّآne zaman ki
أَفَلَ(yıldız) batınca
قَالَdedi
لَآsevmem
أُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْءَافِلِينَbatanları

Gece karanlığı bastırınca bir yıldız gördü. Rabbim budur, dedi. Fakat yıldız batınca, batanları sevmem. Çünkü hak ilah mevcuttur, kaybolmaz, dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

فَلَمَّا رَءَا ٱلْقَمَرَ بَازِغًۭا قَالَ هَٰذَا رَبِّى ۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَئِن لَّمْ يَهْدِنِى رَبِّى لَأَكُونَنَّ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلضَّآلِّينَ

Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
رَءَاgördüğünde
ٱلْقَمَرَAy'ı
بَازِغًۭاdoğarken
قَالَdedi
هَٰذَاbudur
رَبِّىRabbim
فَلَمَّآne zaman ki
أَفَلَ(o da) batınca
قَالَdedi
لَئِنeğer
لَّمْbana doğru yolu göstermeseydi
يَهْدِنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّىRabbim
لَأَكُونَنَّelbette olurdum
مِنَtopluluktan
ٱلْقَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلضَّآلِّينَsapıtan

Ay'ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. Fakat o da batınca, eğer Allah beni tevhidine ve yalnız kendisine ibadet etmeye muvaffak kılmazsa, muhakkak ki ben hak dinden uzak olan bir topluluktan olurum, dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمْسَ بَازِغَةًۭ قَالَ هَٰذَا رَبِّى هَٰذَآ أَكْبَرُ ۖ فَلَمَّآ أَفَلَتْ قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تُشْرِكُونَ

Güneşi doğarken görünce de: “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
رَءَاgörünce
ٱلشَّمْسَgüneşi
بَازِغَةًۭdoğarken
قَالَdedi
هَٰذَاbudur
رَبِّىRabbim
هَٰذَآbu
أَكْبَرُdaha büyük
فَلَمَّآne zaman ki
أَفَلَتْ(O da) batınca
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِEy kavmim
إِنِّىelbette ben
بَرِىٓءٌۭuzağım
مِّمَّاşeylerden
تُشْرِكُونَsizin ortak koştuğunuz

Güneşi doğarken gördüğü zaman: "Bu doğan benim Rabbimdir, bu doğan yıldız ve Ay'dan daha büyüktür", Güneş batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin Allah'a şirk koştuğunuz şeylerden beriyim", dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

إِنِّى وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذِى فَطَرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ حَنِيفًۭا ۖ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a şirk koşanlardan değilim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنِّىşüphesiz ben
وَجَّهْتُçevirdim
وَجْهِىَyüzümü
لِلَّذِىyoktan var edene
فَطَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
حَنِيفًۭاtamamen
وَمَآve artık değilim
أَنَا۠ben
مِنَortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ben daha önce benzersiz bir şekilde gökleri ve yeri yaratana dinimi halis kıldım, şirkten halis tevhide meylettim ve O'nunla beraber başkalarına ibadet eden müşriklerden de değilim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

وَحَآجَّهُۥ قَوْمُهُۥ ۚ قَالَ أَتُحَٰٓجُّوٓنِّى فِى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنِ ۚ وَلَآ أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَشَآءَ رَبِّى شَيْـًۭٔا ۗ وَسِعَ رَبِّى كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا ۗ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ

Kavmi ona karşı delil getirmeye kalkıştı. O da dedi ki: “(Allah) beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbimin bir şey dilemiş olması başka. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَحَآجَّهُۥve onunla tartışmaya girişti
قَوْمُهُۥkavmi
قَالَdedi ki
أَتُحَٰٓجُّوٓنِّىbenimle tartışıyor musunuz?
فِىhakkında
ٱللَّهِAllah
وَقَدْmuhakkak
هَدَىٰنِbeni doğru yola iletmiş iken
وَلَآben korkmam
أَخَافُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeylerden
تُشْرِكُونَsizin ortak koştuğunuz
بِهِۦٓO'na
إِلَّآancak
أَنdilediği olur
يَشَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّىRabbimin
شَيْـًۭٔاşeyler
وَسِعَkuşatmıştır
رَبِّىRabbim
كُلَّhe
شَىْءٍşeyi
عِلْمًاbilgice
أَفَلَاhala öğüt almıyor musunuz?
تَتَذَكَّرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşrik kavmi onunla Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın birliği hakkında tartışmaya girdiler ve onu, putları ile korkuttular. (İbrahim) Onlara dedi ki: Allah'ın birliği ve ibadetin yalnızca O'na yapılması hususunda benimle mi tartışıyorsunuz? Rabbim beni buna muvaffak kıldı ve ben putlarınızdan korkmuyorum. Şüphesiz sizin putlarınızın zarar vermeye güçleri yok ki, bana zarar verebilsin ve menfaat vermeye de güçleri yok ki, bana bir fayda versin. Ancak Allah dilerse bunlar gerçekleşir. Allah'ın her şeyi bilmesi ile göklerde ve yerde olan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. -Ey kavmim!- Allah'ı küfrediyor ve O'na şirk koşuyor olmanızdan ibret alıp yalnızca Allah'a iman etmeyecek misiniz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

وَكَيْفَ أَخَافُ مَآ أَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ أَنَّكُمْ أَشْرَكْتُم بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًۭا ۚ فَأَىُّ ٱلْفَرِيقَيْنِ أَحَقُّ بِٱلْأَمْنِ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

“Allah’ın size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na şirk koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız (haydi söyleyin!)

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَيْفَve nasıl
أَخَافُben korkarım
مَآşeylerden
أَشْرَكْتُمْsizin ortak koştuğunuz
وَلَاkorkmuyorsunuz da
تَخَافُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّكُمْsiz
أَشْرَكْتُمortak koşmaktan
بِٱللَّهِAllah'ın
مَاşeyleri
لَمْindirmediği
يُنَزِّلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦhakkında
عَلَيْكُمْsize
سُلْطَٰنًۭاhiçbir delil
فَأَىُّşimdi hangisi
ٱلْفَرِيقَيْنِiki topluluktan
أَحَقُّdaha layıktır
بِٱلْأَمْنِgüvende olmağa
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
تَعْلَمُونَbiliyor

Buna hiçbir deliliniz olmadığı halde Allah'ın yarattığı bir varlığı O'na şirk koştuğunuzda sizler korkmuyorsunuz da, nasıl olur da benim Allah'tan başka ibadet ettiğiniz putlardan korkmamı beklersiniz? Bu iki topluluktan; muvahhitler ve müşrikler topluluğundan hangisi güven ve emanette olmaya daha hak sahibidir? Eğer hangisinin evla olduğunu biliyorsanız ona tabi olunuz. Şüphesiz bu iki topluluğun evla olanı, Mümin ve muvahhitler topluluğudur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَمْ يَلْبِسُوٓا۟ إِيمَٰنَهُم بِظُلْمٍ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ

İman edenler ve imanlarına zulüm (şirk) karıştırmayanlara gelince; işte güven onlar içindir, hidayete erenler de onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
وَلَمْve
يَلْبِسُوٓا۟bulamayanlar
إِيمَٰنَهُمimanlarını
بِظُلْمٍbir haksızlıkla
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمُonlarındır
ٱلْأَمْنُgüven
وَهُمve onlardır
مُّهْتَدُونَdoğru yolu bulanlar da

Allah'a iman edip O'nun şeriatına tabi olanlar ve imanlarına şirk karıştırmayanlar var ya; işte selâmet ve emniyet yalnız onlar içindir. Onlar muvaffak olanlardır. Rableri onları doğru yola muvaffak kılmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

وَتِلْكَ حُجَّتُنَآ ءَاتَيْنَٰهَآ إِبْرَٰهِيمَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ ۚ نَرْفَعُ دَرَجَٰتٍۢ مَّن نَّشَآءُ ۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌۭ

İşte bu, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delilimizdir. Biz, dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. O, Hakim ve her şeyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتِلْكَişte bunlar
حُجَّتُنَآhüccetlerimizdir
ءَاتَيْنَٰهَآverdiğimiz
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'e
عَلَىٰkarşı
قَوْمِهِۦkavmine
نَرْفَعُyükseltiriz
دَرَجَٰتٍۢderecelerle
مَّنkimseyi
نَّشَآءُdilediğimiz
إِنَّşüphesiz
رَبَّكَRabbin
حَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir
عَلِيمٌۭbilendir

İşte bu hüccet Yüce Allah'ın şu buyruğudur: "Öyleyse iki taraftan hangisi güvende olmaya layıktır?" Bu delil ile İbrahim, kavmine karşı galip gelip, onların delillerini çürütmüştür. Bu bizim hüccetimizdir ve biz kavmine karşı bu delilleri verip onlarla delil getirmeye muvaffak kıldık. Biz dilediğimiz kullarımızın dünyada ve ahirette derecelerini yükseltiriz. -Ey Resul- Şüphesiz ki senin Rabbin yaratma ve idare etmede hikmet sahibidir, kullarını hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ ۚ كُلًّا هَدَيْنَا ۚ وَنُوحًا هَدَيْنَا مِن قَبْلُ ۖ وَمِن ذُرِّيَّتِهِۦ دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ وَأَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

İbrahim’e, İshak ve Ya'kûb’u bağışladık, her birini de hidayete erdirdik. Daha önce Núh’u hidayete erdirmiştik. O’nun soyundan Dâvud, Süleyman, Eyyûb, Yûsuf, Mûsâ ve Hârûn’u da hidayete erdirmiştik. İşte iyileri biz böyle mükâfatlandırırız

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَهَبْنَاve biz hediye ettik
لَهُۥٓona
إِسْحَٰقَİshak'ı
وَيَعْقُوبَve Ya'kub'u da
كُلًّاhepsine de
هَدَيْنَاdoğru yolu gösterdik
وَنُوحًاNuh'a
هَدَيْنَاyol göstermiştik
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمِنve
ذُرِّيَّتِهِۦonun soyundan
دَاوُۥدَDavud'a
وَسُلَيْمَٰنَve Süleyman'a
وَأَيُّوبَve Eyyub'a
وَيُوسُفَve Yusuf'a
وَمُوسَىٰve Musa'ya
وَهَٰرُونَve Harun'a
وَكَذَٰلِكَve böylece
نَجْزِىbiz ödüllendiririz
ٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

İbrahim'e oğlu İshak ve torunu Yakup'u ihsan edip rızıklandırdık. Her birini hidayete ve doğru yola erdirdik. Daha önce de, Nuh'u hak yola muvaffak kıldık. Nuh'un soyundan Dâvûd, Dâvûd'un oğlu Süleyman, Eyyub, Yusuf, Musa ve Musa'nın kardeşi Harun -aleyhimusselam-'ın hepsini hak yoluna iletmiştik. İşte biz bu güzel mükâfatla peygamberleri mükâfatlandırdığımız gibi peygamberlerden başka iyi davrananları da iyiliklerinden dolayı böyle mükâtlandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

وَزَكَرِيَّا وَيَحْيَىٰ وَعِيسَىٰ وَإِلْيَاسَ ۖ كُلٌّۭ مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Zekeriyya’ya, Yahyâ’ya, İsâ’ya, İlyas’a da (hidâyet verdik). Hepsi salihlerdendi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَزَكَرِيَّاve Zekeriyya'ya
وَيَحْيَىٰve Yahya'ya
وَعِيسَىٰve Îsa
وَإِلْيَاسَve İlyas'a
كُلٌّۭhepsi
مِّنَsalihlerden (idi)
ٱلصَّٰلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Aynı şekilde Zekeriyya, Yahyâ, Meryem oğlu İsâ ve İlyas -aleyhimusselam-'ın hepsini de muvaffak kıldık. Bu peygamberlerin hepsi Allah'ın resul olarak seçtiği salihlerdendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

وَإِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًۭا ۚ وَكُلًّۭا فَضَّلْنَا عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

İsmail’e, Elyesa’ya,Yûnus’a ve Lût’a da (hidâyet verdik). Her birini âlemlere üstün kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'e
وَٱلْيَسَعَve el-Yesa'a
وَيُونُسَve Yunus'a
وَلُوطًۭاve Lut'a da
وَكُلًّۭاhepsini
فَضَّلْنَاüstün kıldık
عَلَىüzerine
ٱلْعَٰلَمِينَalemler

Aynı şekilde İsmail, Elyesa, Yûnus ve Lût -aleyhimusselam-'ı muvaffak kıldık. Bütün bu peygamberleri ve başlarında peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve selem-'i alemlere üstün kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

وَمِنْ ءَابَآئِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ وَإِخْوَٰنِهِمْ ۖ وَٱجْتَبَيْنَٰهُمْ وَهَدَيْنَٰهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Onların babalarından, zürriyetlerinden ve kardeşlerinden bazılarını da (hidâyete erdirdik). Onları seçtik ve onları doğru bir yola da ilettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْve
ءَابَآئِهِمْbabalarından
وَذُرِّيَّٰتِهِمْve çocuklarından
وَإِخْوَٰنِهِمْve kardeşlerinden
وَٱجْتَبَيْنَٰهُمْonları seçtik
وَهَدَيْنَٰهُمْve onları ilettik
إِلَىٰyola
صِرَٰطٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّسْتَقِيمٍۢdoğru

Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden muvaffak olmasını dilediğimiz kimseleri muvaffak kıldık. Biz Allah'ın tevhit ve itaat yolu olan dosdoğru yola girmeleri için onları muvaffak kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۚ وَلَوْ أَشْرَكُوا۟ لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Bu Allah’ın hidâyetidir. O, kullarından kimi dilerse onunla hidâyete erdirir. Eğer onlar dahi şirk koşsalardı, yaptıkları her şey boşa giderdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَİşte bu
هُدَىhidayetidir
ٱللَّهِAllah'ın
يَهْدِىdoğru yola iletir
بِهِۦbununla
مَنdilediğini
يَشَآءُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْkullarından
عِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَوْeğer
أَشْرَكُوا۟ortak koşsalardı
لَحَبِطَboşa giderdi
عَنْهُمonlar
مَّاşeyler
كَانُوا۟oldukları
يَعْمَلُونَyaptıkları

Onlar için hasıl olan başarı Allah'ın muvaffak kılmasıdır. O dilediği kullarını muvaffak kılar. Eğer Allah'a bir başkasını ortak koşarsalar amelleri boşa giderdi. Çünkü şirk salih ameli iptal eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ۚ فَإِن يَكْفُرْ بِهَا هَٰٓؤُلَآءِ فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًۭا لَّيْسُوا۟ بِهَا بِكَٰفِرِينَ

Onlar, kendilerine kitap, hikmet ve nübüvvet verdiğimiz kimselerdir. Şimdi bunlar (Kureyşliler) onları inkâr edip, küfre sapıyorlarsa biz de yerlerine onları inkâr edip, küfre sapmayan bir topluluğu onlara vekil kılarız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَİşte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
ءَاتَيْنَٰهُمُverdiğimiz
ٱلْكِتَٰبَKitap
وَٱلْحُكْمَve hüküm
وَٱلنُّبُوَّةَve peygamberlik
فَإِنeğer
يَكْفُرْinkar ederse
بِهَاbunları
هَٰٓؤُلَآءِşimdi şunlar
فَقَدْmukakkak
وَكَّلْنَاbiz vekil bırakmışızdır
بِهَاbunlara
قَوْمًۭاbir toplumu
لَّيْسُوا۟bunları etmeyecek
بِهَاinkar
بِكَٰفِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İşte zikredilen bu peygamberlere kitap, hikmet ve peygamberlik verdik. Eğer senin kavmin kendilerine verdiğimiz bu üç şeyden birini küfreder iseler, biz bunları küfredip inkâr etmeyen bir kavmi hazır hale getirdik. Bilakis onlar buna iman edip sımsıkı sarılmışlardır. Onlar muhacir, ensar ve kıyamete kadar onlara iyilikle tabi olanlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ ۖ فَبِهُدَىٰهُمُ ٱقْتَدِهْ ۗ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا ۖ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْعَٰلَمِينَ

İşte bunlar Allah’ın hidâyet ettiği kimselerdir. O halde sen de onların hidâyetlerine uy. De ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemlere bir öğütten başka bir şey değildir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَİşte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
هَدَىhidayet ettikleridir
ٱللَّهُAllah'ın
فَبِهُدَىٰهُمُonların yoluna
ٱقْتَدِهْuy
قُلde ki
لَّآsizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِona karşılık
أَجْرًاbir ücret
إِنْdeğildir
هُوَO
إِلَّاancak
ذِكْرَىٰbir öğüttür
لِلْعَٰلَمِينَalemlere

İşte bu peygamberler ve onlarla birlikte zikredilen babaları, çocukları ve kardeşleri gerçekten hidayet ehlidir. Onları örnek al ve tabi ol. -Ey Resul!- Kavmine de ki: Bu Kur'an'ı tebliğ etmeme karşılık sizden bir şey istemiyorum. Kur'an ancak insan ve cinler alemini dosdoğru yola götürmek için öğütten başka bir şey değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

وَمَا قَدَرُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِۦٓ إِذْ قَالُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ بَشَرٍۢ مِّن شَىْءٍۢ ۗ قُلْ مَنْ أَنزَلَ ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِى جَآءَ بِهِۦ مُوسَىٰ نُورًۭا وَهُدًۭى لِّلنَّاسِ ۖ تَجْعَلُونَهُۥ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًۭا ۖ وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنتُمْ وَلَآ ءَابَآؤُكُمْ ۖ قُلِ ٱللَّهُ ۖ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ

Allah’ın bir kimseye, hiçbir şey indirmediğini söyleyerek, Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. De ki: Öyleyse Mûsâ’nın insanlar için aydınlatıcı ve yol gösterici olarak getirdiği, o kitabı kim indirdi? Siz onu parça parça kâğıtlara (yazıyor) bir kısmını açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'la) size öğretilmiştir. (Rasûlüm) “Allah'tır” (onu indiren) de, sonra onları bırak da daldıkları sapıklarında oynayadursunlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاtanıyamadılar
قَدَرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهَAllah'ı
حَقَّhakkıyla
قَدْرِهِۦٓO'nun kadrini
إِذْzira
قَالُوا۟dediler
مَآindirmedi
أَنزَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
عَلَىٰüzerine
بَشَرٍۢinsan
مِّنbir şey
شَىْءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
مَنْkim
أَنزَلَindirdi
ٱلْكِتَٰبَKitabı
ٱلَّذِىo ki
جَآءَgetirdi
بِهِۦonu
مُوسَىٰMusa
نُورًۭاnur olarak
وَهُدًۭىve yol gösterici olarak
لِّلنَّاسِinsanlara
تَجْعَلُونَهُۥsiz onu haline getirip
قَرَاطِيسَparça parça kağıtlar
تُبْدُونَهَاgösteriyorsunuz
وَتُخْفُونَve gizliyorsunuz
كَثِيرًۭاçoğunu da
وَعُلِّمْتُمve size öğretildiği
مَّاşeylerin
لَمْbilmediği
تَعْلَمُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنتُمْne sizin
وَلَآne de babalarınızın
ءَابَآؤُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلِde ki
ٱللَّهُAlah
ثُمَّsonra
ذَرْهُمْbırak onları
فِىdaldıkları bataklıkta
خَوْضِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَلْعَبُونَoynayadursunlar

Müşrikler, Allah'ın peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- için "Allah hiçbir beşere vahiyden bir şey indirmedi" dedikleri zaman Allah'ı gereği gibi yüceltmediler. -Ey Rasûl!- Onlara de ki: Kavmi için nur, hidayet ve manevi rehber olması için Tevrat'ı Musa'ya indiren kimdir? Yahudiler hevalarına uygun olanı kâğıtlara yazıp açıklıyorlar, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vasfı gibi hevalarına muhalefet eden şeyleri de gizliyorlardı. -Ey Araplar!- Siz ve sizden önceki atalarınızın bilmediği Kur'an size öğretildi. -Ey Rasûl!- Onlara de ki: Bunları Allah indirdi, sonra onları cahilliklerinde ve sapıklıklarında bırak, ölüm gelinceye kadar dalga geçsinler, alay etsinler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ مُبَارَكٌۭ مُّصَدِّقُ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنذِرَ أُمَّ ٱلْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا ۚ وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۖ وَهُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona iman eder ve onlar namazlarına da devam ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهَٰذَاbu da
كِتَٰبٌbir Kitaptır
أَنزَلْنَٰهُindirdiğimiz
مُبَارَكٌۭmubarek
مُّصَدِّقُdoğrulayıcı
ٱلَّذِىarasındakini
بَيْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِelleri
وَلِتُنذِرَve uyarman için
أُمَّanası
ٱلْقُرَىٰşehirlerin
وَمَنْkimseleri
حَوْلَهَاçevresindeki
وَٱلَّذِينَve kimseler
يُؤْمِنُونَinananU(lar)
بِٱلْءَاخِرَةِahirete
يُؤْمِنُونَinanırlar;
بِهِۦbuna
وَهُمْve onlar
عَلَىٰnamazlarına
صَلَاتِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُحَافِظُونَdevam ederler

-Ey Peygamber!- Bu Kur'an sana indirdiğimiz bir kitaptır. O mübarek bir kitaptır. Kendisinden önce indirilen semavî kitapları da doğrulayandır. Mekke ehlini, yeryüzünün doğusunda ve batısında bulunan diğer bütün insanları hidayet buluncaya kadar bu kitapla uyarman içindir. Ahiret hayatına ve bu kitaba iman edenler, içinde bulunan hükümlerle amel edenler, namazlarını, rükünleri, farzları, müstehapları ile hakkıyla yerine getirip ve dinde belirlenen vakitlerinde kılan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ قَالَ أُوحِىَ إِلَىَّ وَلَمْ يُوحَ إِلَيْهِ شَىْءٌۭ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثْلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ ۗ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى غَمَرَٰتِ ٱلْمَوْتِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓا۟ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُوٓا۟ أَنفُسَكُمُ ۖ ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ ءَايَٰتِهِۦ تَسْتَكْبِرُونَ

Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim.” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْkim olabilir?
أَظْلَمُdaha zalim
مِمَّنِkimseden
ٱفْتَرَىٰuyduran
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
كَذِبًاyalan
أَوْya da
قَالَdiyenden
أُوحِىَvahyolundu
إِلَىَّbana
وَلَمْvahyedilmemiş iken
يُوحَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْهِkendisine
شَىْءٌۭbir şey
وَمَنve kimseden
قَالَdiyen
سَأُنزِلُben de indireceğim
مِثْلَgibi
مَآşey
أَنزَلَindirdiği
ٱللَّهُAllah'ın
وَلَوْeğer
تَرَىٰٓbir görsen
إِذِzalimleri
ٱلظَّٰلِمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىiçinde
غَمَرَٰتِdalgaları
ٱلْمَوْتِölüm
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُve melekler
بَاسِطُوٓا۟uzatmış
أَيْدِيهِمْellerini
أَخْرِجُوٓا۟haydi çıkarın
أَنفُسَكُمُcanlarınızı
ٱلْيَوْمَbugün
تُجْزَوْنَcezalandırılacaksınız
عَذَابَazabıyla
ٱلْهُونِalçaklık
بِمَاdolayı
كُنتُمْolmanızdan
تَقُولُونَsöylüyor
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
غَيْرَolmayanı
ٱلْحَقِّgerçek
وَكُنتُمْve
عَنْO'nun ayetlerine karşı
ءَايَٰتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَسْتَكْبِرُونَbüyüklük taslamanızdan

Allah'a karşı yalan iftirada bulunarak; Allah, beşere hiçbir şey indirmedi veya Allah kendisine hiçbir şey indirmemiş olmasına rağmen yalan söyleyerek ‘’Allah bana vahyetti’’ diyen ya da Allah'ın Kur'an'da indirdiği gibi ‘’ben de indireceğim’’ diyen kimseden başkası daha büyük bir zulüm işlemiş olamaz. -Ey Resul!- O zalimler, ölüm sekeratı içindeyken, melekler ellerini azaplandırmak ve onlara vurmak için uzattığında onları azarlayarak "Biz nefislerinizi sımsıkı kavramışken haydi kendinizi kurtarın", bugün vahiy, peygamberlik ve Allah'ın vahiy indirdiği gibi indirme iddiasında bulunup Allah adına yalan uydurmanızdan ve Allah'ın ayetlerine iman etmeyip kibirlenmenizden dolayı sizi zelil eden ve alçaltan azapla cezalandırılacaksınız derler. Eğer onları o halde görsen, hallerini çok ürkütücü ve korkunç görürsün.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَٰدَىٰ كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ وَتَرَكْتُم مَّا خَوَّلْنَٰكُمْ وَرَآءَ ظُهُورِكُمْ ۖ وَمَا نَرَىٰ مَعَكُمْ شُفَعَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ أَنَّهُمْ فِيكُمْ شُرَكَٰٓؤُا۟ ۚ لَقَد تَّقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنكُم مَّا كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

Sizi ilk defa yarattığımız gibi, bize tek başınıza geldiniz. Size bağışladıklarımızı arkanızda bıraktınız. Allah'ın (ibadet hususunda) ortakları olduğunu ileri sürdüğünüz o şefaatçilerinizi beraberinizde göremiyoruz. Şüphesiz aranızdaki bağlar kopmuş; (Allah'a ibadet hususunda ortak olduklarını) iddia ettikleriniz sizden ayrılıp gitmişlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
جِئْتُمُونَاyine bize geldiniz
فُرَٰدَىٰtek olarak
كَمَاgibi
خَلَقْنَٰكُمْsizi yarattığımız
أَوَّلَilk
مَرَّةٍۢkez
وَتَرَكْتُمve bıraktınız
مَّاşeyleri
خَوَّلْنَٰكُمْsizi hayaline daldırdığımız
وَرَآءَarkasında
ظُهُورِكُمْsırtlarınız
وَمَاve görmüyoruz
نَرَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَكُمْyanınızda
شُفَعَآءَكُمُşefaatçilerinizi
ٱلَّذِينَkimseleri
زَعَمْتُمْsandığınız
أَنَّهُمْonların
فِيكُمْiçinizden
شُرَكَٰٓؤُا۟ortak olduklarını
لَقَدandolsun
تَّقَطَّعَ(bağlar) kesilmiş
بَيْنَكُمْaranızdaki
وَضَلَّve kaybolup gitmiştir
عَنكُمsizden
مَّاşeyler
كُنتُمْsandığınız
تَزْعُمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onlara tekrar diriliş gününde şöyle denilir: Bugün bizim yanımıza teker teker, yanınızda mallarınız ve önderliğiniz olmadan aynı sizi ilk yarattığımız gibi ayaklarınız yalın ve sünnetsiz olarak geldiniz. Size rağmen, size verdiklerimizi dünyada arkanızda bıraktınız. Bugün sizin için aracı olduklarını iddia ettiğiniz ve ibadeti hak ettiklerini iddia ederek Allah'a ortak koştuğunuz ilahlarınızın sizinle beraber olmadıklarını görüyoruz. Aranızdaki bağlar kopmuş ve onları Allah'ın ortakları görüp sizin için şefaatçi olacakları iddialarınız sizden uzaklaşıp gitmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

۞ إِنَّ ٱللَّهَ فَالِقُ ٱلْحَبِّ وَٱلنَّوَىٰ ۖ يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَمُخْرِجُ ٱلْمَيِّتِ مِنَ ٱلْحَىِّ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

Taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendiren, ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkaran Allah’tır. İşte Allah budur! O halde (haktan) nasıl dönersiniz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah'tır
فَالِقُyaran
ٱلْحَبِّdaneyi
وَٱلنَّوَىٰve çekirdeği
يُخْرِجُçıkarır
ٱلْحَىَّdiriyi
مِنَölüden
ٱلْمَيِّتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمُخْرِجُve çıkarır
ٱلْمَيِّتِölüyü
مِنَdiriden
ٱلْحَىِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكُمُişte budur
ٱللَّهُAllah
فَأَنَّىٰo halde nasıl
تُؤْفَكُونَçevriliyorsunuz

Şüphesiz Allah, tek başına taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendiren ve ondan ekini çıkarandır. Çekirdeği çatlatıp hurma, üzüm ve benzeri ağaçları çıkarandır. Diriyi ölüden çıkaran; insanı vesair hayvanları meniden, spermden yaratandır. Ölüyü de diriden çıkaran, spermi insandan ve yumurtayı tavuktan çıkarandır. Bunların hepsini yapan sizi yaratan Allah'tır. -Ey Müşrikler!- Örneksiz yaratmasını ve harika yoktan var edişini görmenize rağmen nasıl olur da haktan yüz çeviriyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

فَالِقُ ٱلْإِصْبَاحِ وَجَعَلَ ٱلَّيْلَ سَكَنًۭا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ حُسْبَانًۭا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, Güneş'i ve Ay'ı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَالِقُkaranlığı yarıp
ٱلْإِصْبَاحِsabahı ortaya çıkarmış
وَجَعَلَve kılmıştır
ٱلَّيْلَgeceyi
سَكَنًۭاdinlenme zamanı
وَٱلشَّمْسَve güneşi
وَٱلْقَمَرَve ayı
حُسْبَانًۭاhesap (ölçüsü) yapmıştır
ذَٰلِكَbu
تَقْدِيرُtakdiridir
ٱلْعَزِيزِo üstün
ٱلْعَلِيمِbilen(Allah)ın

O -Subhânehu ve Teâlâ- gecenin karanlığını yarıp sabahın aydınlığını ortaya çıkarandır. Geceyi, insanların gündüz vaktinde geçimlerini kazanmak için çaba sarf ettikten sonra dinlenmeleri için sükûnet zamanı kılmıştır. O, Güneş ve Ay'ı takdir edilen bir hesap ile yörüngelerinde hareket eder kılmıştır. Bu zikredilenler Allah'ın örneksiz görkemli sanatının eserleridir ve bunlar kendisine hiçbir kimsenin galip gelmediği Aziz olan Allah'ın takdiri ve değerlendirmesi ile var olmuşlardır. Yarattıklarını ve onlar için yararlı olanları en iyi bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلنُّجُومَ لِتَهْتَدُوا۟ بِهَا فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ ۗ قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

Karanın ve denizin karanlıklarında kendileriyle doğru yolu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratan O’dur. Şüphesiz biz, bilen bir topluluk için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O'dur
ٱلَّذِىkimse
جَعَلَyaratan
لَكُمُsizin için
ٱلنُّجُومَyıldızları
لِتَهْتَدُوا۟yol bulasınız diye
بِهَاonlarla
فِىkaranlıklarında
ظُلُمَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبَرِّkaranın
وَٱلْبَحْرِve denizin
قَدْgerçekten
فَصَّلْنَاbiz genişçe açıkladık
ٱلْءَايَٰتِayetleri
لِقَوْمٍۢbir toplum için
يَعْلَمُونَbilen

-Ey Âdemoğlu!- Deniz ve karada yolculuk ettiğiniz zaman yolunuzu kaybettiğinizde kendileri ile yolunuzu bulmanız için Allah -Subhânehu ve Teâlâ- gökteki yıldızları yaratmıştır. Kudretimize delalet eden apaçık delilleri açıkladık ki, bu topluluk apaçık delilleri düşünüp ibret alıp onlardan istifade etsinler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُم مِّن نَّفْسٍۢ وَٰحِدَةٍۢ فَمُسْتَقَرٌّۭ وَمُسْتَوْدَعٌۭ ۗ قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَفْقَهُونَ

O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O'dur
ٱلَّذِىٓkimse
أَنشَأَكُمsizi inşa eden
مِّنnefisten
نَّفْسٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٰحِدَةٍۢbir tek
فَمُسْتَقَرٌّۭ(sizin için) bir karar
وَمُسْتَوْدَعٌۭve emanet yeri vardır
قَدْgerçekten
فَصَّلْنَاbiz genişçe açıkladık
ٱلْءَايَٰتِayetleri
لِقَوْمٍۢbir toplum için
يَفْقَهُونَanlayan

O -Subhânehu ve Teâlâ- sizi bir tek nefisten yaratmıştır, bu nefis babanız Âdem'in nefsidir. Sizin yaratılışınıza babanızı çamurdan yaratarak başladı. Sonra, sizi ondan yarattı. Sizin için bir kalma yeri (ana rahmi), bir de emanet olarak konulacağınız yeri (babalarınızın sulbünü) yarattı. Ant olsun ki, Allah'ın kelamını anlayan bir toplum için ayetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَىْءٍۢ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًۭا نُّخْرِجُ مِنْهُ حَبًّۭا مُّتَرَاكِبًۭا وَمِنَ ٱلنَّخْلِ مِن طَلْعِهَا قِنْوَانٌۭ دَانِيَةٌۭ وَجَنَّٰتٍۢ مِّنْ أَعْنَابٍۢ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشْتَبِهًۭا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ ۗ ٱنظُرُوٓا۟ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَيَنْعِهِۦٓ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكُمْ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ

Gökten su indiren de O’dur. O su ile her çeşit bitkiyi bitirdik. O bitkiden bir yeşillik meydana getirdik ki, bu yeşillikten üst üste binmiş taneler, hurma tomurcuğundan (koparılması kolay) sarkmış salkımlar, üzüm bağları, (yaprakları) birbirine benzeyen ve (meyveleri) benzemeyen zeytin ve nar çıkarırız. Meyve verdikleri ve bir de olgunlaştıkları zaman meyvesine bir bakın. İşte bütün bunlarda, iman eden bir toplum için ayetler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O'dur
ٱلَّذِىٓkimse
أَنزَلَindiren
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۭsuyu
فَأَخْرَجْنَاçıkardık
بِهِۦonunla
نَبَاتَbitkiyi
كُلِّher
شَىْءٍۢçeşit
فَأَخْرَجْنَاve çıkardık
مِنْهُo (bitki)den
خَضِرًۭاbir filiz
نُّخْرِجُçıkarıyoruz
مِنْهُondan da
حَبًّۭاdaneler
مُّتَرَاكِبًۭاbirbiri üzerine binmiş
وَمِنَhurmanın
ٱلنَّخْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنtomurcuğundan
طَلْعِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قِنْوَانٌۭsarkan
دَانِيَةٌۭsalkımlar
وَجَنَّٰتٍۢve bahçeleri
مِّنْüzüm
أَعْنَابٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلزَّيْتُونَve zeytin
وَٱلرُّمَّانَve nar
مُشْتَبِهًۭا(kimi) birbirine benzer
وَغَيْرَ(kimi) benzemez
مُتَشَٰبِهٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱنظُرُوٓا۟bakın
إِلَىٰmeyvesine
ثَمَرِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذَآzaman
أَثْمَرَmeyve verirken
وَيَنْعِهِۦٓve olgunlaştığı
إِنَّşüphesiz
فِىbunda
ذَٰلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَءَايَٰتٍۢçok ibret vardır
لِّقَوْمٍۢtoplumu için
يُؤْمِنُونَinananlar

O -Subhanehu ve Teâlâ- gökten yağmur suyunu indirendir. İşte biz o su ile yerden her çeşit nebat çıkardık. Bu nebattan da yeşil ekinler ve ağaçlar çıkardık. O yeşillikten başaklarda olduğu gibi birbiri üzerine binmiş taneler, hurma tomurcuğundan ayakta olan ya da oturan kimsenin koparması kolay salkımlar, üzüm bağları çıkardık. Yaprakları birbirlerine benzeyen ve meyveleri birbirlerinden farklı olan zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. -Ey insanlar!- Bütün bu nebatatın önce ilk meyve verdikleri ve bir de olgunlaştığı zaman meyvesine bir bakın. -Ey insanlar!- Kuşkusuz bütün bunlarda Allah'ın kudretine iman eden toplum için deliller vardır. İşte onlar bu delillerden ve burhanlardan istifade eden kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ ٱلْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ ۖ وَخَرَقُوا۟ لَهُۥ بَنِينَ وَبَنَٰتٍۭ بِغَيْرِ عِلْمٍۢ ۚ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَصِفُونَ

Allah’ın yarattığı cinleri O’na ortak koştular. Cahilce O’nun için oğullar ve kızlar uydurdular. O, onların vasıflandırdıklarından münezzeh ve çok yücedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلُوا۟ve yaptılar
لِلَّهِAllah'a
شُرَكَآءَortak
ٱلْجِنَّcinleri
وَخَلَقَهُمْhalbuki onları O yaratmıştır
وَخَرَقُوا۟ve icadettiler
لَهُۥO'na
بَنِينَoğullar
وَبَنَٰتٍۭve kızlar
بِغَيْرِbilmeden
عِلْمٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُبْحَٰنَهُۥO münezzehtir
وَتَعَٰلَىٰve yücedir
عَمَّاonların nitelemelerinden
يَصِفُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşrikler, cinlerin fayda ve zarar verdiklerine inandıklarından dolayı onları Allah'a ibadette ortak kabul etmiş oldular. Oysa ki onları da Allah'tan başkası yaratmış değildir. Hâlbuki ibadet edilmeye layık sadece Allah'tır. Yahudilerin Üzeyir için ve Hristiyanların İsa için yaptığı gibi Yüce Allah'a oğul ve müşriklerin yaptığı gibi de melekleri kızları olarak isnat ettiler. Hâşâ! O, batıl ehlinin ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir