Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Enbiyâ Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 3
51

۞ وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ

Andolsun, daha önce de İbrahim’e rüşdünü/doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ءَاتَيْنَآbiz vermiştik
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'e
رُشْدَهُۥdoğru yolu bulma yeteneğini
مِنdaha önceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكُنَّاve biz idik
بِهِۦonu
عَٰلِمِينَbiliyor

Ant olsun ki, biz İbrahim'e küçüklüğünde kavmine karşı hüccet getirme yeteğini verdik ve Biz zaten onu biliyorduk. Kavmine karşı (delil) getirmesi için bizim ilmimizden hak ettiği hücceti ona verdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا هَٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمْ لَهَا عَٰكِفُونَ

Hani o, babasına ve kavmine: "Kendilerine ibadet edip, durduğunuz bu putlar nedir?" demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
قَالَdemişti ki
لِأَبِيهِbabasına
وَقَوْمِهِۦve kavmine
مَاnedir?
هَٰذِهِşu
ٱلتَّمَاثِيلُheykeller
ٱلَّتِىٓsizin
أَنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهَاkendisine
عَٰكِفُونَtaptığınız

(İbrahim) babası Âzer ve kavmine: "Kendi ellerinizle yaparak ibadet edip durduğunuz bu putlar da nedir?" dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

قَالُوا۟ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَٰبِدِينَ

"Atalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
وَجَدْنَآbulduk
ءَابَآءَنَاbabalarımızı
لَهَاonlara
عَٰبِدِينَtapıyorlar

Kavmi ona şöyle dedi: Atalarımızı onlara ibadet ediyor bulduk, biz de onları örnek alarak bu putlara ibadet ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

قَالَ لَقَدْ كُنتُمْ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمْ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

İbrahim: “Andolsun siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi;
لَقَدْdoğrusu
كُنتُمْsiz
أَنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَءَابَآؤُكُمْve babalarınız
فِىiçindesiniz
ضَلَٰلٍۢbir sapıklık
مُّبِينٍۢaçık

İbrahim onlara şöyle dedi: -Ey Tabi olanlar!- Andolsun ki siz ve atalarınız hak yoldan ayrılıp apaçık bir sapkınlığı takip eden kimselersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا بِٱلْحَقِّ أَمْ أَنتَ مِنَ ٱللَّٰعِبِينَ

“Sen bize hakkı mı getirdin, yoksa bizimle alay mı ediyorsun?” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler ki
أَجِئْتَنَاbize getirdin mi?
بِٱلْحَقِّgerçeği
أَمْyoksa
أَنتَsen
مِنَşaka mı yapıyorsun?
ٱللَّٰعِبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kavmi ona dedi ki: Bu bize söylediklerinle bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen alay edenlerden misin?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

قَالَ بَل رَّبُّكُمْ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

Dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
بَلhayır
رَّبُّكُمْRabbiniz
رَبُّRabbidir
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
ٱلَّذِىo ki
فَطَرَهُنَّonları yaratmıştır
وَأَنَا۠ve ben de
عَلَىٰüzerine
ذَٰلِكُمbunun
مِّنَşahidlik edenlerdenim
ٱلشَّٰهِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İbrahim şöyle dedi: Bilakis ben size gerçeği getirdim alay da etmiyorum. Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbi, daha önce bir benzeri olmadan onları yaratandır. Ben, şüphesiz sizin, göklerin ve yerin Rabbi olduğuna şahitlik edenlerdenim. Bu hususta putlarınızın hiçbir payı yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصْنَٰمَكُم بَعْدَ أَن تُوَلُّوا۟ مُدْبِرِينَ

“Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben bu putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracağım.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَٱللَّهِAllah'a and olsun ki
لَأَكِيدَنَّbir tuzak kuracağım
أَصْنَٰمَكُمputlarınıza
بَعْدَsonra
أَنsiz gittikten
تُوَلُّوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُدْبِرِينَarkanızı dönüp

İbrahim, kavmi duymayacak bir şekilde şöyle dedi: Vallahi ben bayramınızı (kutlamaya) gittikten sonra putlarınız için hoşlanmadığınız bir tuzak kuracağım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

فَجَعَلَهُمْ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًۭا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَجَعَلَهُمْnihayet onları etti
جُذَٰذًاparça parça
إِلَّاyalnız hariç
كَبِيرًۭاbüyüğü
لَّهُمْonların
لَعَلَّهُمْbelki
إِلَيْهِona
يَرْجِعُونَmüracaat ederler (diye)

İbrahim onların putlarını paramparça edip küçük parçalara ayırdı. Diğerlerini kimin paramparça ettiğini sormalarını umarak en büyüğünü kırmadan bıraktı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

قَالُوا۟ مَن فَعَلَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Onlar: “Bunu putlarımıza kim yaptıysa şüphesiz ki o zalimlerdendir” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
مَنkim?
فَعَلَyaptı
هَٰذَاbunu
بِـَٔالِهَتِنَآtanrılarımıza
إِنَّهُۥmuhakkak o
لَمِنَbiridir
ٱلظَّٰلِمِينَzalimlerden

Geri dönüp putlarını paramparça edilmiş halde bulduklarında birbirlerine: İlahlarımıza bunu kim yaptı? diye sordular. Bunları kim paramparça etti ise o zalimlerdendir, öyle ki tazim ve yüceltilmeyi hak edeni küçümsemiştir, dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

قَالُوا۟ سَمِعْنَا فَتًۭى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبْرَٰهِيمُ

(İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
سَمِعْنَاişittik
فَتًۭىbir genç
يَذْكُرُهُمْonları diline dolayan
يُقَالُdeniliyormuş
لَهُۥٓkendisine
إِبْرَٰهِيمُİbrahim

Onlardan bazısı şöyle dedi: İbrahim denilen bir gencin onları kötü bir şekilde andığını ve ayıpladığını duyduk. Belki onları o, paramparça etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

قَالُوا۟ فَأْتُوا۟ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعْيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ

(Bir kısmı da) “O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
فَأْتُوا۟getirin
بِهِۦonu
عَلَىٰٓönüne
أَعْيُنِgözü
ٱلنَّاسِinsanların
لَعَلَّهُمْböylece onlar
يَشْهَدُونَtanık olsunlar

Kavmin ileri gelenleri şöyle dediler: İbrahim'i insanların gözü önüne getirin. Belki yapmış olduklarını ikrar ettiğine şahitlik ederler. Onun bunu ikrar etmesi, onun aleyhinde kullanacağınız bir delil olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

قَالُوٓا۟ ءَأَنتَ فَعَلْتَ هَٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

(İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilâhlarımıza ey İbrahim!” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler ki
ءَأَنتَsen mi?
فَعَلْتَyaptın
هَٰذَاbunu
بِـَٔالِهَتِنَاtanrılarımıza
يَٰٓإِبْرَٰهِيمُey İbrahim

İbrahim -aleyhisselam'ı getirip ona sordular: Bu çirkin işi ilahlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

قَالَ بَلْ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ إِن كَانُوا۟ يَنطِقُونَ

“Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
بَلْhayır
فَعَلَهُۥyapmış
كَبِيرُهُمْbüyükleri
هَٰذَاişte şu
فَسْـَٔلُوهُمْonlara sorun
إِنeğer
كَانُوا۟onlar
يَنطِقُونَkonuşurlarsa

İbrahim -onlarla alay edip, insanların gözü önünde putlarının acizliğini göstererek-: ‘’Ben bir şey yapmadım, bilakis putların büyük olanı yapmıştır. Eğer konuşabiliyor iseler putlarınıza sorun’’ dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

فَرَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ فَقَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ أَنتُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz!” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَرَجَعُوٓا۟döndüler
إِلَىٰٓkendi vicdanlarına
أَنفُسِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالُوٓا۟ve dediler
إِنَّكُمْhakikaten siz
أَنتُمُsizler
ٱلظَّٰلِمُونَhaksızsınız

Düşünüp taşınarak kendi vicdanlarına dönüp, putlarının fayda ya da zarar veremeyeceğini anladılar. Allah'a (ibadeti) bırakıp da putlara ibadet ettikleri için zalim kimselerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

ثُمَّ نُكِسُوا۟ عَلَىٰ رُءُوسِهِمْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هَٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ

Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve: “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra yine
نُكِسُوا۟döndürüldüler
عَلَىٰüzerine
رُءُوسِهِمْeski kafaları
لَقَدْmuhakkak
عَلِمْتَbilirsin ki
مَاbunlar
هَٰٓؤُلَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَنطِقُونَkonuşmazlar

Sonra eski inanç ve inatlarına dönerek: -Ey İbrahim- Ant olsun ki sen bu putların konuşamadıklarını kesin olarak bilmektesin. Onlara sormamızı nasıl emredersin? Bunun kendi lehlerine delil olmasını istediler, ancak onların aleyhine bir delildi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمْ شَيْـًۭٔا وَلَا يَضُرُّكُمْ

İbrahim: "O halde Allah’ı bırakıp da size hiç bir şekilde fayda ya da zarar vermeyen şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
أَفَتَعْبُدُونَtapıyor musunuz?
مِنbırakıp da
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ı
مَاşeylere
لَاasla
يَنفَعُكُمْsize fayda vermeyen
شَيْـًۭٔاhiçbir
وَلَاve
يَضُرُّكُمْzarar vermeyen

İbrahim -onların söylediğini inkâr ederek- şöyle dedi: Allah'ı bırakıp da size hiçbir şekilde fayda ya da zarar veremeyecek putlara mı ibadet edeceksiniz? Hâlbuki, onlar kendi nefisleri için faydalı olanı elde etmekten ya da zararlı olanı def etmekten acizdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

أُفٍّۢ لَّكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

'Yazıklar olsun! Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُفٍّۢyuh olsun
لَّكُمْsize
وَلِمَاve
تَعْبُدُونَtaptıklarınıza
مِنdışında
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
أَفَلَاaklınızı kullanmıyor musunuz siz?
تَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yazıklar olsun size ve Allah'ı bırakıp ibadet ettiğiniz faydası ve zararı olmayan bu putlara! Onlara ibadet etmeyi bırakıp hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

قَالُوا۟ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓا۟ ءَالِهَتَكُمْ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

(İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
حَرِّقُوهُonu (İbrahim'i) yakın
وَٱنصُرُوٓا۟ve yardım edin
ءَالِهَتَكُمْtanrılarınıza
إِنeğer
كُنتُمْsiz
فَٰعِلِينَ(bir iş) yapacaksanız

Delil getirerek onunla yüzleşmekten aciz kaldıklarında kaba kuvvet kullanmaya yönelip şöyle dediler: Şayet kırıp yerle bir ettiği putlarınıza yardım edip ona caydırıcı bir ceza verecekseniz, İbrahim'i ateşte yakın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

قُلْنَا يَٰنَارُ كُونِى بَرْدًۭا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol!” dedik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْنَاbiz de dedik ki
يَٰنَارُey ateş
كُونِىol
بَرْدًۭاserin
وَسَلَٰمًاve esenlik
عَلَىٰٓİbrahim'e
إِبْرَٰهِيمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ateşi tutuşturup İbrahim'i içine attılar. Dedik ki: Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ver ve öyle oldu. Ona bir eziyet isabet etmedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

وَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَخْسَرِينَ

Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَرَادُوا۟ve istediler
بِهِۦona
كَيْدًۭاbir tuzak kurmak
فَجَعَلْنَٰهُمُbiz de kendilerini uğrattık
ٱلْأَخْسَرِينَhüsrana

İbrahim -aleyhisselam-'ın kavmi onu yakarak tuzak kurmak istedi. Biz onların kurduğu tuzağı boşa çıkardık, asıl onları helak olmuş mağluplar kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

وَنَجَّيْنَٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا لِلْعَٰلَمِينَ

Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَجَّيْنَٰهُve onu kurtardık
وَلُوطًاve Lut'u
إِلَى(getirerek)
ٱلْأَرْضِbir yere
ٱلَّتِىbereketli kıldığımız
بَٰرَكْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاalemlere
لِلْعَٰلَمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onu ve Lût'u da kurtardık. O ikisini, kendisinden peygamberler çıkardığımız ve canlılara hayırlar yayarak bereketli kıldığımız Şam diyarına ulaştırdık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةًۭ ۖ وَكُلًّۭا جَعَلْنَا صَٰلِحِينَ

Ve ona İshak’ı, üstelik bir de Ya'kûb’u bağışladık. Her ikisini de salih kimseler kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَهَبْنَاve hediye ettik
لَهُۥٓona
إِسْحَٰقَİshak'ı
وَيَعْقُوبَve Ya'kub'u
نَافِلَةًۭbağış olarak
وَكُلًّۭاve hepsini
جَعَلْنَاyaptık
صَٰلِحِينَsalihlerden

Rabbine bir çocuk vermesi için dua ettiğinde ona İshak'ı bahşettik ve buna ziyade olarak Yakup'u da ona verdik. İbrahim ve her iki oğlu İshak ve Yakup'u Allah'a itaat eden salih kimseler kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةًۭ يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِمْ فِعْلَ ٱلْخَيْرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِ ۖ وَكَانُوا۟ لَنَا عَٰبِدِينَ

Onları emrimizle doğru yolu gösteren önderler kıldık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar yalnızca bize ibadet eden kimselerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلْنَٰهُمْve onları yaptık
أَئِمَّةًۭönderler
يَهْدُونَdoğru yolu gösteren
بِأَمْرِنَاemrimizle
وَأَوْحَيْنَآve vahyettik
إِلَيْهِمْonlara
فِعْلَişler yapmayı
ٱلْخَيْرَٰتِhayırlı
وَإِقَامَve kılmayı
ٱلصَّلَوٰةِnamaz
وَإِيتَآءَve vermeyi
ٱلزَّكَوٰةِzekat
وَكَانُوا۟ve (insanlar) idiler
لَنَاbize
عَٰبِدِينَkulluk eden

Onları hayırda insanlara doğru yolu gösteren önderler kıldık. Allah Teâlâ'nın izni ile insanları yalnızca Yüce Allah'a ibadet etmeye davet ediyorlardı. Hayırlar işlemeyi, namazı en doğru bir şekilde kılmayı, zekâtı vermeyi onlara vahyettik. Onlar bize karşı itaatkâr kimselerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

وَلُوطًا ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًۭا وَعِلْمًۭا وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعْمَلُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍۢ فَٰسِقِينَ

Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلُوطًاve Lut'a
ءَاتَيْنَٰهُverdik
حُكْمًۭاhüküm
وَعِلْمًۭاve ilim
وَنَجَّيْنَٰهُve onu kurtardık
مِنَbir kentten
ٱلْقَرْيَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّتِىki (onlar)
كَانَتidiler
تَّعْمَلُişler yapıyor
ٱلْخَبَٰٓئِثَçirkin
إِنَّهُمْgerçekten onlar
كَانُوا۟idiler
قَوْمَbir kavim
سَوْءٍۢkötü
فَٰسِقِينَyoldan çıkan

Lût'a hasımlar arasında hükmedip yargılama özelliği verdik. Dini hakkında ona ilim de verdik. Beldesine (Sedûm) indirmiş olduğumuz azaptan onu selamette kıldık. O belde halkı iğrenç eylemi yapan kimselerdi. Şüphesiz ki onlar Rablerine itaat etmekten ayrılan fasit bir topluluktu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

وَأَدْخَلْنَٰهُ فِى رَحْمَتِنَآ ۖ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Ve biz onu rahmetimizin içine aldık. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَدْخَلْنَٰهُve onu soktuk
فِىiçine
رَحْمَتِنَآrahmetimizin
إِنَّهُۥçünkü o
مِنَ-Salihler-den idi
ٱلصَّٰلِحِينَve Nuh'u da-Salihler

Onu kavmine isabet eden azaptan kurtararak rahmetimizin içine aldık. Şüphesiz ki o, emirlerimizi yerine getiren, yasaklarımızdan uzak duran salih kimselerdendi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

وَنُوحًا إِذْ نَادَىٰ مِن قَبْلُ فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

(Ey Muhammed!) Nûh’u da an. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنُوحًاve Nuh'u da
إِذْhani
نَادَىٰbize yalvarmıştı
مِنbunlardan önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱسْتَجَبْنَاbiz de kabul etmiştik
لَهُۥonun (du'asını)
فَنَجَّيْنَٰهُkendisini kurtarmıştık
وَأَهْلَهُۥve ailesini
مِنَsıkıntıdan
ٱلْكَرْبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَظِيمِbüyük

-Ey Resul!- Nûh'un kıssasını da hatırla! Hani o İbrahim ve Lût'tan önce Yüce Allah'a dua etmişti de istediğini vererek onun duasına icabet etmiştik. Onu ve ailesinden Mümin olanları büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

وَنَصَرْنَٰهُ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍۢ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Çünkü onlar kötü bir toplum idiler. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَصَرْنَٰهُve onu koruduk
مِنَkavminden
ٱلْقَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimselerin
كَذَّبُوا۟yalanlayan
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizi
إِنَّهُمْçünkü onlar
كَانُوا۟olmuşlardı
قَوْمَbir kavim
سَوْءٍۢkötü
فَأَغْرَقْنَٰهُمْbiz de onları boğmuştuk
أَجْمَعِينَhepsini

Onu, doğruluğuna delalet eden mucizeler ile destekleyerek yalanlayan kavminin tuzağından kurtardık. Çünkü onlar fesat çıkaran şerli bir topluluk idi. Bu yüzden hepsini suda boğduk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

وَدَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِى ٱلْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ ٱلْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَٰهِدِينَ

Davûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَدَاوُۥدَve Davud'u
وَسُلَيْمَٰنَve Süleyman'ı
إِذْhani
يَحْكُمَانِonlar hükmediyorlardı
فِىhakkında
ٱلْحَرْثِbir ekin
إِذْzaman
نَفَشَتْyayıldığı
فِيهِorada
غَنَمُdavarının
ٱلْقَوْمِtoplumun
وَكُنَّاbiz de idik
لِحُكْمِهِمْonların hükümlerine
شَٰهِدِينَşahid

-Ey Resul!- Dâvûd ve oğlu Süleyman -aleyhimesselam-'ın kıssasını da hatırla! Hani hasım olan iki kişinin davası kendilerine getirildiğinde hüküm veriyorlardı. Hasımlardan birisinin koyunları gece yayılarak otladığında diğerinin tarlasına girip orayı ifsat etmişti. Bizler de Dâvûd ve Süleyman'ın verdiği hükme şahitlik ettik. Onların vermiş olduğu bu hükümden hiçbir şey bize gizli kalmadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ ۚ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًۭا وَعِلْمًۭا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ

Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَفَهَّمْنَٰهَاonu bellettik
سُلَيْمَٰنَSüleyman'a
وَكُلًّاve hepsine
ءَاتَيْنَاverdik
حُكْمًۭاhükümdarlık
وَعِلْمًۭاve bilgi
وَسَخَّرْنَاve boyun eğdirdik
مَعَonunla beraber
دَاوُۥدَDavud'a
ٱلْجِبَالَdağları
يُسَبِّحْنَtesbih eden
وَٱلطَّيْرَve kuşları
وَكُنَّاve biz
فَٰعِلِينَ(bunları) yaparız

Biz, meseleyi babası Dâvûd'a değil de Süleyman'a kavrattık. Biz Dâvûd ve Süleyman'ın her ikisine peygamberliği ve dinin hükümleri ile alakalı ilmi öğrettik. Bunu sadece Süleyman'a has kılmadık. Dağları Dâvûd'a boyun eğdirdik onun tespihi ile tespih getirirlerdi. Kuşları da ona boyun eğdirdik. Bunu meseleyi anlatmak, hükmü, ilmi ve birçok şeyi hizmetine sunmak için yaptık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

وَعَلَّمْنَٰهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍۢ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّنۢ بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنتُمْ شَٰكِرُونَ

Bir de Davûd’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَلَّمْنَٰهُve ona öğretmiştik
صَنْعَةَyapmayı
لَبُوسٍۢzırh
لَّكُمْsizin için
لِتُحْصِنَكُمsizi korumak için
مِّنۢsavaşın şiddetinden
بَأْسِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَهَلْ(o halde) misiniz?
أَنتُمْsiz
شَٰكِرُونَşükredenlerden

Süleyman'a değil de Dâvûd'a silahın öldürücü darbelerine karşı vücutlarınızı koruyacak zırh yapma sanatını öğrettik. -Ey İnsanlar!- Allah'ın size bahşetmiş olduğu bu nimetinden dolayı O'na şükredecek misiniz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةًۭ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦٓ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَىْءٍ عَٰلِمِينَ

Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِسُلَيْمَٰنَve Süleyman'a
ٱلرِّيحَfırtınayı
عَاصِفَةًۭşiddetli
تَجْرِىakıp giderdi
بِأَمْرِهِۦٓonun emriyle
إِلَىyere
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّتِىbereketlendirdiğimiz
بَٰرَكْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاiçini
وَكُنَّاve biz
بِكُلِّher
شَىْءٍşeyi
عَٰلِمِينَbiliriz

Şiddetle esen rüzgârı Süleyman'ın emrine verdik. Rüzgâra emrettiğinde emri ile bereketli kıldığımız, peygamberler gönderdiğimiz ve hayırları bolca yaydığımız Şam topraklarına giderdi. Biz her şeyi bilenleriz. Bize hiçbir şey gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

وَمِنَ ٱلشَّيَٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًۭا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَٰفِظِينَ

Şeytanlardan onun için denize dalan ve bundan başka işler görenleri de (emrine vermiştik). Onları gözetenler bizlerdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنَve
ٱلشَّيَٰطِينِşeytanlardan
مَنkimseleri
يَغُوصُونَdenize dalan
لَهُۥkendisi için
وَيَعْمَلُونَve yapan
عَمَلًۭاişler
دُونَbaşka
ذَٰلِكَbundan
وَكُنَّاve biz idik
لَهُمْonları
حَٰفِظِينَonun emrinde tutuyor

Şeytanlardan denize dalıp onun için inci ve diğer şeyleri çıkaranları emrine verdik. Bunun dışında bina yapmak gibi diğer işlerde onun için çalışıyorlardı. Onların sayılarını ve yaptıklarını gözetiyorduk. Bundan hiçbir şey bizden kaçmadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

۞ وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Eyyûb’u da an. Hani o Rabbine: “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَيُّوبَve Eyyub'u da
إِذْhani
نَادَىٰdu'a etmişti
رَبَّهُۥٓRabbine
أَنِّىgerçekten diye
مَسَّنِىَbana dokundu
ٱلضُّرُّbu dert
وَأَنتَve sen
أَرْحَمُen merhametlisisin
ٱلرَّٰحِمِينَmerhametlilerin

-Ey Resul!- Eyyûb -aleyhisselam-'ın kıssasını da hatırla. Hani kendisine hastalık isabet ettiğinde Rabbi -Subhânehu ve Teâlâ-'ya: "Ey Rabbim, hastalık ve aile mi kaybetme musibetine maruz kaldım. Sen merhametlilerin en merhametlisisin, bana isabet eden bu hastalığı benden gider.” diye niyaz etmişti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ فَكَشَفْنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّۢ ۖ وَءَاتَيْنَٰهُ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةًۭ مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَىٰ لِلْعَٰبِدِينَ

Biz onun duasını kabul ettik ve başındaki sıkıntıyı açıp giderdik. Ayrıca ona hem katımızdan bir rahmet, hem de iyi kullukta bulunanlara bir ibret olmak üzere aile ve çocuklarını ve onlarla birlikte bir o kadarını da verdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱسْتَجَبْنَاbiz de kabul ettik
لَهُۥonu(n du'asını)
فَكَشَفْنَاve kaldırdık
مَاne varsa
بِهِۦonun
مِنderdi
ضُرٍّۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَءَاتَيْنَٰهُve ona verdik
أَهْلَهُۥailesini
وَمِثْلَهُمve bir katını daha
مَّعَهُمْonlarla beraber
رَحْمَةًۭbir rahmet
مِّنْtarafımızdan
عِندِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَذِكْرَىٰve bir öğüt olarak
لِلْعَٰبِدِينَibadet edenler için

Duasına icabet ettik, ona zarar veren her şeyi giderdik. Ailesinden (eşlerinden) ve çocuklarından kaybettiklerini ona verdik. Aynı zamanda onlarla beraber bir mislini daha verdik. Bütün bunları kendi katımızdan bir rahmet ve Allah'a ibadet ile itaat edenlere öğüt olsun diye yaptık ki, Eyyûb'un sabrettiği gibi sabretsinler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا ٱلْكِفْلِ ۖ كُلٌّۭ مِّنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de an. Bunların hepsi sabredenlerdendi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'i
وَإِدْرِيسَİdris'i
وَذَاve Zu'(l-Kifl'i)
ٱلْكِفْلِ(ve Zu')l-Kifl'i
كُلٌّۭhepsi de
مِّنَsabredenlerdendi
ٱلصَّٰبِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul- İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl -aleyhimusselam-'ı da hatırla. Onlardan her biri belaya karşı sabreden, Allah'ın kendisini sorumlu tuttuğu vazifeyi yerine getiren kimselerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

وَأَدْخَلْنَٰهُمْ فِى رَحْمَتِنَآ ۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Ve onları rahmetimizin içine soktuk. Gerçekten onlar salih kimselerdendi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَدْخَلْنَٰهُمْve onları soktuk
فِىrahmetimize
رَحْمَتِنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُمçünkü onlar
مِّنَSalihlerdendi
ٱلصَّٰلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onları, rahmetimizin içine aldık ve peygamber olarak görevlendirdik. Ardından cennete koyduk. Şüphesiz onlar Rablerine itaat eden Allah'ın salih kullarıdır. Onlar içleri de dışları da bir, doğru dürüst kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَٰضِبًۭا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ أَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبْحَٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Zünnûn’u da an. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla darda koymayacağımızı, sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hak ilâh yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum.” diye dua etti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَذَاve Zü(nnun'u)
ٱلنُّونِ(ve Zün)nun'u
إِذzira
ذَّهَبَgitmişti
مُغَٰضِبًۭاkızarak
فَظَنَّsanmıştı
أَنdiye
لَّنasla
نَّقْدِرَgüç yetiremeyeceğiz
عَلَيْهِkendisine
فَنَادَىٰnihayet yalvardı
فِىiçinde
ٱلظُّلُمَٰتِkaranlıklar
أَنdiye
لَّآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّآbaşka
أَنتَsenden
سُبْحَٰنَكَsenin şanın yücedir
إِنِّىmuhakkak ben
كُنتُoldum
مِنَzalimlerden
ٱلظَّٰلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul!- Balina ile başından olay geçen Yunus -aleyhisselam-'ı hatırla. Hani kavmi işledikleri günahlara devam ettiği için onlara kızarak Rabbinin izni olmadan çekip, gitmişti. Bizim, onu gitmesinden dolayı cezalandırmayla sıkıştırmayacağımızı zannediyordu. Balık onu yutup (karnında) hapsettiğinde şiddetli bir sıkıntıyla onu imtihan ettik. Gece, deniz ve balığın karnının karanlığında günahını ikrar edip Allah'a tövbe ederek dua etti ve: "Senden başka hak mabut yoktur. Sen eksik ve noksanlıklardan münezzeh ve yücesin. Şüphesiz ki ben (nefsine) zulmedenlerden oldum." dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَنَجَّيْنَٰهُ مِنَ ٱلْغَمِّ ۚ وَكَذَٰلِكَ نُۨجِى ٱلْمُؤْمِنِينَ

Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz Müminleri böyle kurtarırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱسْتَجَبْنَاbiz de kabul ettik
لَهُۥonu(n du'asını)
وَنَجَّيْنَٰهُve onu kurtardık
مِنَtasadan
ٱلْغَمِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَذَٰلِكَişte böyle
نُۨجِىbiz kurtarırız
ٱلْمُؤْمِنِينَinananları

Duasına icabet ettik ve karanlıklardan, balinanın karnından çıkarmak suretiyle onu şiddetli sıkıntılardan kurtardık. Yunus'u bu sıkıntılarından kurtardığımız gibi, sıkıntıya düştüklerinde Allah'a yalvaran Müminleri de kurtarırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

وَزَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرْنِى فَرْدًۭا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْوَٰرِثِينَ

Zekeriya’yı da an. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.” diye dua etmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَزَكَرِيَّآve Zekeriyya'yı da
إِذْhani
نَادَىٰdu'a etmişti
رَبَّهُۥRabbine
رَبِّRabbim
لَاbeni bırakma
تَذَرْنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَرْدًۭاtek başıma
وَأَنتَve sen
خَيْرُen iyisisin
ٱلْوَٰرِثِينَvarislerin

-Ey Resul- Zekeriya -aleyhisselam-'ın kıssasını da hatırla. Hani o, Rabbi Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya: Rabbim, çocuğum olmadan beni tek başıma bırakma. Sen baki olanların en hayırlısısın. Benden sonra kalacak çocukla beni rızıklandır." diye dua etmişti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًۭا وَرَهَبًۭا ۖ وَكَانُوا۟ لَنَا خَٰشِعِينَ

Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱسْتَجَبْنَاkabul buyurduk
لَهُۥonu(n du'asını)
وَوَهَبْنَاve armağan ettik
لَهُۥona
يَحْيَىٰYahya'yı
وَأَصْلَحْنَاve ıslah ettik
لَهُۥkendisi için
زَوْجَهُۥٓeşini
إِنَّهُمْgerçekten onlar
كَانُوا۟idiler
يُسَٰرِعُونَkoşuyor(lar)
فِىhayır (işlere)
ٱلْخَيْرَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَدْعُونَنَاve bize du'a ederlerdi
رَغَبًۭاumarak
وَرَهَبًۭاve korkarak
وَكَانُوا۟ve idiler
لَنَاbize
خَٰشِعِينَderin bir saygı içinde

Onun duasına icabet ettik ve ona erkek çocuk olarak Yahya'yı verdik. Hanımını elverişli kıldık. Hanımı doğurgan değilken onu doğurgan kıldık. Zekeriya, hanımı ve oğlu hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlardı. Bizim katımızdakini ümit ederek bize dua eder ve katımızdaki azaptan da korkarlardı. Bize karşı itaat eden kimselerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

وَٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلْنَٰهَا وَٱبْنَهَآ ءَايَةًۭ لِّلْعَٰلَمِينَ

Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّتِىٓolanı (Meryemi)
أَحْصَنَتْkorumuş
فَرْجَهَاırzını
فَنَفَخْنَاve üflemiştik
فِيهَاona
مِنruhumuzdan
رُّوحِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلْنَٰهَاve onu yapmıştık
وَٱبْنَهَآve oğlunu
ءَايَةًۭbir ibret
لِّلْعَٰلَمِينَalemlere

-Ey Resul- Namusunu zinadan koruyan Meryem -aleyhisselam-'ın kıssasını da hatırla. Yüce Allah ona Cebrail -aleyhisselam-'ı gönderdi ve ona ruh üfledi. Ardından Meryem İsâ -aleyhisselam-'a hamile kaldı. Meryem ve oğlu İsa insanlara Allah'ın kudretini gösteren bir delildi. Hiçbir şey Yüce Allah'ı aciz bırakamaz. Zira İsa'yı babasız bir şekilde yaratmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

إِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُونِ

Şüphe yok ki bu sizin ümmetiniz, tek bir ümmettir. Sizin Rabbiniz de benim. O halde yalnız bana ibadet edin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّişte
هَٰذِهِۦٓbu
أُمَّتُكُمْsizin ümmetiniz
أُمَّةًۭümmettir
وَٰحِدَةًۭbir tek
وَأَنَا۠şüphesiz benim
رَبُّكُمْsizin Rabbiniz
فَٱعْبُدُونِyalnız bana kulluk edin

-Ey İnsanlar!- Şüphesiz sizin bu dininiz tek bir dindir. O tevhit inancı olan İslam dinidir. Sizin Rabbiniz benim, o halde ibadeti yalnızca bana has kılın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

وَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ ۖ كُلٌّ إِلَيْنَا رَٰجِعُونَ

(İnsanlar) (din) işlerinde aralarında bölüklere ayrıldılar. Hepsi de ancak bize dönecekler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَقَطَّعُوٓا۟ve parçaladılar
أَمْرَهُمişlerini
بَيْنَهُمْaralarında
كُلٌّhepsi
إِلَيْنَاbize
رَٰجِعُونَdöneceklerdir

İnsanlar ayrılığa düştüler. Onlardan kimi tevhit ehli, kimisi müşrik, kimisi kâfir, kimisi de Mümin olmuştur. Ayrılığa düşen bütün bu kimseler kıyamet günü bize döneceklerdir. Onlara amellerinin karşılığını vereceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

فَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌۭ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَٰتِبُونَ

Şu hâlde, kim Mümin olarak salih ameller işlerse, çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنkim
يَعْمَلْyaparsa
مِنَiyi işlerden
ٱلصَّٰلِحَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُوَve o
مُؤْمِنٌۭinanmış olarak
فَلَاasla
كُفْرَانَnankörlük edilmez
لِسَعْيِهِۦonun çabasına
وَإِنَّاşüphesiz biz
لَهُۥonu (çalışmasını)
كَٰتِبُونَyazmaktayız

Onlardan kim salih ameller işlerse; o Allah'a, resullerine ve ahiret gününe iman eden kimsedir. Onun salih ameli asla inkâr edilmez. Bilakis Allah Teâlâ, onun amelini överek ona karşılığını kat kat verir. Yeniden diriltildiğinde amelini kitapta yazılı bulur ve bundan dolayı mutlu olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَآ أَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

Helâk ettiğimiz bir ülke halkının (dünya hayatına geri) dönmeleri imkânsızdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَحَرَٰمٌve (yaşamak) haramdır
عَلَىٰbir ülkeye
قَرْيَةٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَهْلَكْنَٰهَآhelak ettiğimiz
أَنَّهُمْonlar
لَاbir daha geri dönemezler
يَرْجِعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Küfürlerinden dolayı helak ettiğimiz ülke halkının tövbe edip, tövbelerinin kabul edilmesi için dünyaya tekrar geri dönmeleri imkansızdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍۢ يَنسِلُونَ

Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün (seddi) açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
فُتِحَتْönü açıldığı
يَأْجُوجُYe'cuc'un
وَمَأْجُوجُve Me'cuc'un
وَهُمve onlar
مِّنher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَدَبٍۢtepeden
يَنسِلُونَakın etmeye başladıkları

Ye’cûc ile Me’cûc'un setti açıldığında onlar kesinlikle geri dönemezler. O gün onlar her yüksek tepeden hızlıca çıkarlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَٰخِصَةٌ أَبْصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍۢ مِّنْ هَٰذَا بَلْ كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın kâfirlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz.” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱقْتَرَبَve yaklaşır
ٱلْوَعْدُva'd
ٱلْحَقُّgerçek
فَإِذَاbirden
هِىَo
شَٰخِصَةٌdonup kalır
أَبْصَٰرُgözleri
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar eden(lerin)
يَٰوَيْلَنَاvah bize
قَدْgerçekten
كُنَّاbiz idik
فِىiçinde
غَفْلَةٍۢgaflet
مِّنْbundan
هَٰذَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلْmeğer
كُنَّاbiz
ظَٰلِمِينَzulmediyormuşuz

Onların yerlerinden çıkması ile kıyamet yaklaşır, korkusu ve şiddeti daha çok ortaya çıkar. Kıyametin korkusunun şiddetinden kâfirlerin gözleri açılır ve şöyle derler: Eyvah bizlere! Biz dünyada oyun içindeydik ve o büyük gün için hazırlık yapmaktan kendimizi alıkoyduk. Bilakis biz küfür ve günahları işleyerek zalim kimseler olduk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَٰرِدُونَ

Hiç şüphesiz siz de, Allah’tan başka ibadet etiikleriniz de Cehennem'in odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّكُمْşüphesiz siz
وَمَاve
تَعْبُدُونَtaptıklarınız
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
حَصَبُodunusunuz
جَهَنَّمَcehennemin
أَنتُمْsiz
لَهَاoraya
وَٰرِدُونَgireceksiniz

-Ey Müşrikler!- Şüphesiz ki sizin, Allah'ın dışında ibadet ettiğiniz putlar, insanlar ve cinlerden sizin ibadet etmenize razı olanlar cehennemin yakıtıdır. Siz ve ibadet ettikleriniz oraya gireceksiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

لَوْ كَانَ هَٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةًۭ مَّا وَرَدُوهَا ۖ وَكُلٌّۭ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Eğer onlar (hak) ilâh olsalardı buraya girmezlerdi. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَوْeğer
كَانَolsalardı
هَٰٓؤُلَآءِonlar
ءَالِهَةًۭtanrılar
مَّاoraya girmezlerdi
وَرَدُوهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكُلٌّۭoysa hepsi
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Eğer bu ibadet edilenler hak ilah olsalardı, kendilerine ibadet edenlerle birlikte cehenneme girmezlerdi. Bütün ibadet eden ve edilenler cehennemdedir. Orada ebedî kalacaklar ve ondan çıkamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌۭ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ

Onların orada ah edip, derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَهُمْonlar için vardır
فِيهَاorada
زَفِيرٌۭbir inleme
وَهُمْve onlar
فِيهَاorada
لَاhiçbir şey
يَسْمَعُونَişitmezler

-Orada karşılaştıkları azabın şiddetinden- şiddetli bir şekilde iç çekerler. Onlar cehennemde kendilerine isabet eden dehşet verici korkudan dolayı sesleri işitmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir