Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

57. Sûre · Medine · 29 Ayet

الحديد

HADÎD SÛRESİ

Demir

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O; Aziz'dir, Hakim'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَبَّحَtesbih etmiştir
لِلَّهِAllah'ı
مَاher şey
فِىbulunan
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerde
وَٱلْأَرْضِve yerde
وَهُوَO
ٱلْعَزِيزُazizdir
ٱلْحَكِيمُhakimdir

Yüce Allah'ın göklerde ve yerde var ettiği tüm canlılar O'nu tenzih eder ve yüceliğini ikrar eder. O; kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, yaratmasında ve takdir etmesinde Hakîm (hikmet sahibi) dir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ

Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O; diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَهُۥO'nundur
مُلْكُmülkü
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
يُحْىِۦyaşatır
وَيُمِيتُve öldürür
وَهُوَve O
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرٌkadirdir

Göklerin ve yerin mülkü yalnızca O'na aittir. Dilediğini yaşatan ve dilediğini de öldürendir. O, her şeye kadirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْءَاخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

O; Evvel'dir, Âhir'dir, Zahir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO
ٱلْأَوَّلُilktir
وَٱلْءَاخِرُve sondur
وَٱلظَّٰهِرُve zahirdir
وَٱلْبَاطِنُve batındır
وَهُوَve O
بِكُلِّher
شَىْءٍşeyi
عَلِيمٌbilendir

O; Evvel, kendisinden önce hiçbir şey olmayan; Ahir, kendisinden sonra hiçbir şey olmayan; Zahir, üstünde hiçbir şey bulunmayan; Bâtın, O'ndan daha yakını olmayan; O her şeye kadir olandır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍۢ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۚ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا ۖ وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ

Gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra da Arş’a istivâ eden O’dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, göğe yükseleni bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir. Allah, yaptığınız her şeyi görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىyaratan
خَلَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
فِىaltı
سِتَّةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيَّامٍۢgünde
ثُمَّsonra
ٱسْتَوَىٰoturan
عَلَىüzerine
ٱلْعَرْشِArş
يَعْلَمُbilir
مَاşeyi
يَلِجُgiren
فِىyere
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve şeyi
يَخْرُجُçıkan
مِنْهَاondan
وَمَاve şeyi
يَنزِلُinen
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve şeyi
يَعْرُجُçıkan
فِيهَاona
وَهُوَve O
مَعَكُمْsizinle beraberdir
أَيْنَnerede
مَاolsanız
كُنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınız
بَصِيرٌۭgörmektedir

O, gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Yaratmaya pazar günü başlamış ve cuma günü bitirmiştir. O göz açıp kapamaktan daha kısa bir sürede bunları yaratmaya kadirdir. Sonra Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kendisine yaraşır bir şekilde arşın üzerine yükselmiştir. Yeryüzüne yağmur, tohum ve bu ikisinden başka toprağa giren diğer her şeyi; ekin, maden ve bu ikisinden başka topraktan çıkan diğer her şeyi hakkıyla bilendir. Gökten inen yağmur, vahiy, bu ikisi ve diğerlerini, göğe yükselen melekleri, kulların amellerini ve ruhlarını da hakkıyla bilendir. -Ey insanlar!- O, ilmi ile her nerede olursanız olun, sizinle beraberdir ve sizden hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yüce Allah; yapmakta olduklarınızı görendir, amellerinizden hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Bütün işler Allah’a döner.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّهُۥO'nundur
مُلْكُmülkü
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَإِلَىve
ٱللَّهِAllah'a
تُرْجَعُdöndürülecektir
ٱلْأُمُورُbütün işler

Göklerin ve yerin mülkü yalnızca Yüce Allah'ındır. Bütün işler yalnızca O'na döner. Kıyamet günü mahlukatını hesaba çekecek ve amellerine göre onların karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ ۚ وَهُوَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olan her şeyi bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُولِجُsokar
ٱلَّيْلَgeceyi
فِىiçine
ٱلنَّهَارِgündüzün
وَيُولِجُve sokar
ٱلنَّهَارَgündüzü
فِىiçine
ٱلَّيْلِgecenin
وَهُوَve O
عَلِيمٌۢbilir
بِذَاتِözünü
ٱلصُّدُورِgöğüslerin

Geceyi gündüze katar, akabinde karanlık gelir ve insanlar uyur. Gündüzü de geceye katar, akabinde aydınlık gelir ve insanlar işlerine doğru yola koyulur. O kullarının kalbinde olanların hepsini bilendir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ ۖ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌۭ كَبِيرٌۭ

Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı şeylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman eden ve (Allah yolunda) harcayanlar için büyük ecir vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ءَامِنُوا۟inanın
بِٱللَّهِAllah'a
وَرَسُولِهِۦve Elçisine
وَأَنفِقُوا۟ve infak edin
مِمَّاşeylerden
جَعَلَكُمsizi kıldığı
مُّسْتَخْلَفِينَhakim
فِيهِonda
فَٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟inanan(lara)
مِنكُمْsizden
وَأَنفَقُوا۟ve infak edenlere
لَهُمْonlar için vardır
أَجْرٌۭmükafat
كَبِيرٌۭbüyük

Yüce Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve Yüce Allah'ın sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı mallardan infak edin. Sizin için din olarak belirlediği şeye uygun tasarrufta bulunun. Sizden, Yüce Allah'a iman eden ve Allah yolunda mallarını sarf edenler için katında büyük mükâfatlar vardır. O da cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ ۙ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Size ne oluyor ki, Peygamber sizi Rabbinize iman etmeniz için çağırırken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa (Allah) sizden kesin söz almıştı. Eğer iman edecekseniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve ne?
لَكُمْoluyor size
لَاgüvenmiyorsunuz
تُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلرَّسُولُve elçi
يَدْعُوكُمْsizi çağırdığı (halde)
لِتُؤْمِنُوا۟inanmağa
بِرَبِّكُمْRabbinize
وَقَدْve muhakkak
أَخَذَaldığı (halde)
مِيثَٰقَكُمْsizin sağlam sözünüzü
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّؤْمِنِينَinananlar

Allah'a iman etmekten sizi engelleyen şey nedir? Resul, Rabbiniz -Subhanehu ve Teâlâ-'ya iman etmenizi ümit ederek sizi Allah'a çağırmıştır. Yüce Allah, babalarınızın sulbünden sizi çıkardığında kendisine iman etmeniz için sizden kesin bir söz almıştı. Eğer Mümin kimseler iseniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىindiren
يُنَزِّلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰüzerine
عَبْدِهِۦٓkulu
ءَايَٰتٍۭayetler
بَيِّنَٰتٍۢaçık açık
لِّيُخْرِجَكُمsizi çıkarmak için
مِّنَkaranlıklardan
ٱلظُّلُمَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىaydınlığa
ٱلنُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّve şüphesiz
ٱللَّهَAllah
بِكُمْsize karşı
لَرَءُوفٌۭçok şefkatlidir
رَّحِيمٌۭçok merhametlidir

Sizi küfrün ve cehaletin karanlıklarından iman ve ilmin aydınlığına çıkarmak için kulu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-e apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size yol gösterici ve müjdeleyici olarak peygamberini gönderdiğinde size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَٰتَلَ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةًۭ مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَٰتَلُوا۟ ۚ وَكُلًّۭا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ

Göklerin ve yerin mirası Allah’ın olduğu halde size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? İçinizden, fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzelini vadetmiştir. Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve ne?
لَكُمْoluyor size
أَلَّاinfak etmiyorsunuz
تُنفِقُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَلِلَّهِzaten Allah'ındır
مِيرَٰثُmirası
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
لَاbir olmaz
يَسْتَوِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنكُمiçinizden
مَّنْkimseler
أَنفَقَinfak eden
مِنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْفَتْحِfetihden
وَقَٰتَلَve savaşanlar
أُو۟لَٰٓئِكَonların
أَعْظَمُdaha büyüktür
دَرَجَةًۭderecesi
مِّنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنفَقُوا۟infak eden(ler)
مِنۢsonradan
بَعْدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَٰتَلُوا۟ve savaşanlar(dan)
وَكُلًّۭاve hepsine
وَعَدَva'detmiştir
ٱللَّهُAllah
ٱلْحُسْنَىٰen güzel (sonucu)
وَٱللَّهُve Allah
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınız
خَبِيرٌۭhaber almaktadır

Allah yolunda infak etmekten sizi alıkoyan nedir? Göklerin ve yerin mülkü Yüce Allah'a aittir. -Ey Müminler!- Mekke'nin Fethi'nden önce Allah'ın rızasını umarak malını infak edenler ve İslam'ın muzaffer olması için savaşanlar ile fetihten sonra infak eden ve kâfirlerle savaşanlar eşit değildir. Yüce Allah'ın katında fetihten önce infak edenler ve Allah yolunda savaşanlar, fetihten sonra O'nun yolunda mallarını infak eden ve kâfirler ile savaşanlardan derece ve makam bakımından daha üstündür. Yüce Allah, her iki gruba da Cennet'i vadetmiştir. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Ona karşılık olarak sizi mükâfatlandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًۭا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجْرٌۭ كَرِيمٌۭ

Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi için kat kat artırır. Onun için güzel bir ecir vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّنkimdir?
ذَاolan kimse
ٱلَّذِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُقْرِضُborç verecek
ٱللَّهَAllah'a
قَرْضًاbir borç ile
حَسَنًۭاgüzel
فَيُضَٰعِفَهُۥki o kat kat artırsın
لَهُۥona
وَلَهُۥٓve onun için (versin)
أَجْرٌۭbir mükafat
كَرِيمٌۭdeğerli

Allah'ın yüzünü/rızasını umarak gönül rahatlığıyla malını sarf edecek olan kimdir? Yüce Allah, sarf ettiği malının karşılığını kat kat ona verecektir. Kıyamet günü onun için çok değerli bir karşılık vardır ki, o da cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

O gün Mümin erkekler ile Mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz; altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız Cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
تَرَىgörürsün
ٱلْمُؤْمِنِينَinanan erkekleri
وَٱلْمُؤْمِنَٰتِve inanan kadınları
يَسْعَىٰkoşar durumda
نُورُهُمışıkları
بَيْنَönlerinde
أَيْدِيهِمْönlerinde
وَبِأَيْمَٰنِهِمve sağlarında
بُشْرَىٰكُمُmüjdeniz
ٱلْيَوْمَbugün
جَنَّٰتٌۭcennetlerdir
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَebedi kalacağınız
فِيهَاiçinde
ذَٰلِكَişte budur
هُوَo
ٱلْفَوْزُbaşarı
ٱلْعَظِيمُbüyük

O gün, Mümin erkekler ile Mümin kadınların nurlarını önlerinde ve sağlarında giderken görürsün. O gün onlara: "Bugün sizin müjdeniz saray ve ağaçlarının altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur." denilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًۭا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍۢ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ

O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım." (Onlara): "Arkanıza dönüp bir nur arayın." denir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında rahmet, dış tarafından ise azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
يَقُولُderler ki
ٱلْمُنَٰفِقُونَmünafık erkekler
وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُve münafık kadınlar
لِلَّذِينَmü'minlere
ءَامَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱنظُرُونَاbize bakın
نَقْتَبِسْyararlanalım
مِنsizin nurunuzdan
نُّورِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قِيلَdenilir ki
ٱرْجِعُوا۟dönün
وَرَآءَكُمْarkanıza
فَٱلْتَمِسُوا۟ve arayın
نُورًۭاnur
فَضُرِبَsonra çekilir
بَيْنَهُمaralarına
بِسُورٍۢbir sur
لَّهُۥolan
بَابٌۢkapısı
بَاطِنُهُۥonun içinde
فِيهِvardır
ٱلرَّحْمَةُrahmet
وَظَٰهِرُهُۥve dış
مِنyönünde
قِبَلِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَذَابُazab

O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere şöyle derler: "Ne olur bizi bekleyin, sizin nurunuzdan alalım da Sırat'ı geçerken bize yardımcı olsun." Alay edilerek münafıklara şöyle denilir: "Arkanıza dönün ve kendisi ile aydınlanacağınız bir nur arayın." Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında Müminlerin olduğu tarafta rahmet, dış tarafından münafıkların olduğu tarafta ise azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

Münafıklar, Müminlere: "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. (Müminler de): "Evet! Ancak siz kendi başınızı belaya soktunuz, (Müslümanların başına bela gelmesini) gözetip beklediniz, şüphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu.” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُنَادُونَهُمْonlara seslenirler
أَلَمْdeğil miydik?
نَكُنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّعَكُمْsizinle beraber
قَالُوا۟derler ki
بَلَىٰevet
وَلَٰكِنَّكُمْama siz
فَتَنتُمْkötülük ettiniz
أَنفُسَكُمْkendi canlarınıza
وَتَرَبَّصْتُمْve beklediniz
وَٱرْتَبْتُمْve kuşkulandınız
وَغَرَّتْكُمُve sizi aldattı
ٱلْأَمَانِىُّkuruntular
حَتَّىٰkadar
جَآءَgelinceye
أَمْرُemri (ölüm)
ٱللَّهِAllah'ın
وَغَرَّكُمve sizi aldattı
بِٱللَّهِAllah(ın affı) ile
ٱلْغَرُورُçok aldatıcı (şeytan)

Münafıklar, Müminlere şöyle diyerek seslenirler: "İslam ve ibadetlerde sizinle beraber değil miydik?" Müminler da onlara şöyle derler: "Evet! Bizimle beraberdiniz, fakat sizler nifak ile kendinizi fitneye düşürerek helak ettiniz. Müslümanların yenilmesini bekleyip küfrünüzü ilan edecektiniz. Yüce Allah'ın Müminlere yardım edeceğinden ve ölümden sonra yeniden dirilişten şüphe ettiniz. Ölüm size gelene kadar yalancı tutkularınız sizi aldattı ve bu hal üzere öldünüz. Şeytan, sizleri Yüce Allah hakkında aldattı."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌۭ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ ۖ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

Bugün artık ne sizden, ne de kâfirlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱلْيَوْمَbugün artık
لَاalınmaz
يُؤْخَذُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنكُمْsizden
فِدْيَةٌۭfidye
وَلَاne de
مِنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
مَأْوَىٰكُمُvaracağınız yer
ٱلنَّارُateştir
هِىَodur
مَوْلَىٰكُمْsizin layığınız
وَبِئْسَne kötü
ٱلْمَصِيرُgidilecek yerdir orası

-Ey münafıklar!- Allah'ın azabına karşılık bugün sizden bir fidye alınmaz. Aynı şekilde aleni olarak Yüce Allah'ı küfredenlerden de fidye alınmaz. Sizin ve kâfirlerin varacağı yer ateştir. Size yaraşan odur, siz de oraya yaraşmaktasınız. Bu ne kötü bir akıbettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

۞ أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ ۖ وَكَثِيرٌۭ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْvakti gelmedi mi?
يَأْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلَّذِينَiçin
ءَامَنُوٓا۟inananlar
أَنsaygı duymasının
تَخْشَعَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلُوبُهُمْkalblerinin
لِذِكْرِzikrine
ٱللَّهِAllah'ın
وَمَاve şeye
نَزَلَinananlar
مِنَhaktan
ٱلْحَقِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
يَكُونُوا۟olmasınlar
كَٱلَّذِينَkimseler gibi
أُوتُوا۟verilen
ٱلْكِتَٰبَKitap
مِنbundan önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَطَالَve geçen
عَلَيْهِمُüzerlerinden
ٱلْأَمَدُuzun zaman
فَقَسَتْve katılaşan
قُلُوبُهُمْkalbleri
وَكَثِيرٌۭve çoğu
مِّنْهُمْonların
فَٰسِقُونَyoldan çıkmıştır

Yüce Allah'a ve resulüne iman eden kimselerin Allah -Subhanehu ve Teâlâ-nın zikri ile mutmain olma ve Kur'an'da zikri geçen vaat ve tehditlere karşı kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi? Kendilerine Tevrat verilen Yahudiler ve İncil verilen Hristiyanlar gibi kalpleri katılaşmış olmasınlar. Peygamberlerinin gönderilmesi ile onlar arasında uzun bir zaman geçti ve bundan dolayı kalpleri katılaştı. Onlardan büyük bir çoğunluğu Yüce Allah'a itaat etmekten uzaklaşarak günahlara yöneldiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا ۚ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Bilin ki Allah yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki akıl edersiniz diye size ayetleri açıkladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱعْلَمُوٓا۟biliniz ki
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُحْىِdiriltir
ٱلْأَرْضَyeri
بَعْدَsonra
مَوْتِهَاölümünden
قَدْandolsun
بَيَّنَّاaçıkladık
لَكُمُsize
ٱلْءَايَٰتِayetleri;
لَعَلَّكُمْumulur ki
تَعْقِلُونَaklınızı kullanırsınız

Şunu iyi bilin ki, yeryüzü kurak iken onu yeşerterek hayat veren Yüce Allah'tır. -Ey insanlar!- Yüce Allah'ın birliğine ve kudretine delalet eden apaçık delil ve kanıtlarını aklınızı kullanıp anlamanız için size açıkladık. Şunu da iyi bilin ki; yeryüzüne ölümden sonra hayat vermeye kadir olan, öldükten sonra sizi diriltmeye de kadirdir. Kalpleriniz katılaşmasından sonra onları yumuşatmaya da kadirdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

إِنَّ ٱلْمُصَّدِّقِينَ وَٱلْمُصَّدِّقَٰتِ وَأَقْرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًۭا يُضَٰعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌۭ كَرِيمٌۭ

Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلْمُصَّدِّقِينَsadaka veren erkekler
وَٱلْمُصَّدِّقَٰتِve sadaka veren kadınlar
وَأَقْرَضُوا۟ve borç verenler
ٱللَّهَAllah'a
قَرْضًاbir borçla
حَسَنًۭاgüzel
يُضَٰعَفُkat kat yapılır
لَهُمْonlara
وَلَهُمْve onlar için vardır
أَجْرٌۭbir mükafat
كَرِيمٌۭdeğerli

Şüphesiz ki mallarının bir kısmını sadaka olarak veren erkekler ve kadınlar, karşılık beklemeden ve eziyet etmeden gönül rızası ile infak ederler. Yapmış oldukları amellerinin karşılığı her bir hasene için on katı ile yedi yüz katına kadar ve daha fazlasıyla kat kat ödenir. Bununla birlikte Yüce Allah'ın katında, onlar için çok değerli bir mükâfat da vardır, o da cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ ۖ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

Allah’a ve rasullerine iman edenler işte onlar Rablerinin nezdinde sıddikler/dosdoğru olanlar ve şehitlerdir. Onlara ecirleri ve nurları verilecektir. Kâfir olup, ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemlik olanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve kimseler
ءَامَنُوا۟inananlar
بِٱللَّهِAllah'a
وَرُسُلِهِۦٓve elçilerine
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلصِّدِّيقُونَsıddikler
وَٱلشُّهَدَآءُve şehidler
عِندَyanında
رَبِّهِمْRableri
لَهُمْonların vardır
أَجْرُهُمْmükafatları
وَنُورُهُمْve nurları
وَٱلَّذِينَve kimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
وَكَذَّبُوا۟ve yalanlayanlar
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizi
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلْجَحِيمِcehennem

Allah'a iman eden ve aralarında hiçbir ayrım yapmadan resullerine iman edenler var ya, işte onlar sıddıklar (sözü, özü doğru kimseler) ve Rableri katında şehitlerdir. Onlar için hazırlanmış çok değerli mükâfat vardır. Kıyamet günü nurlarını önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Yüce Allah'ı ve resullerini küfredenler, resulümüze indirdiğimiz ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem ehlidir. Kıyamet günü oraya girecek, orada ebedî kalacak ve oradan hiçbir şekilde çıkamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌۭ وَلَهْوٌۭ وَزِينَةٌۭ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌۭ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ ۖ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّۭا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمًۭا ۖ وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۭ وَمَغْفِرَةٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌۭ ۚ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çerçöp olur ahirette şiddetli bir azap da vardır. Allah’tan bir mağfiret ve bir rıza da vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱعْلَمُوٓا۟bilin ki
أَنَّمَاşüphesiz
ٱلْحَيَوٰةُhayatı
ٱلدُّنْيَاdünya
لَعِبٌۭbir oyundur
وَلَهْوٌۭve eğlencedir
وَزِينَةٌۭve süstür
وَتَفَاخُرٌۢve övünmedir
بَيْنَكُمْkendi aranızda
وَتَكَاثُرٌۭçoğaltma yarışıdır
فِىmalda
ٱلْأَمْوَٰلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَوْلَٰدِve evladda
كَمَثَلِtıpkı şuna benzer
غَيْثٍbir yağmura
أَعْجَبَhoşuna giden
ٱلْكُفَّارَekincilerin
نَبَاتُهُۥbitirdiği ot
ثُمَّsonra
يَهِيجُkurur
فَتَرَىٰهُonu görürsün
مُصْفَرًّۭاsapsarı
ثُمَّsonra
يَكُونُolur
حُطَٰمًۭاçerçöp
وَفِىise vardır
ٱلْءَاخِرَةِahirette
عَذَابٌۭbir azab
شَدِيدٌۭçetin
وَمَغْفِرَةٌۭve mağfiret
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرِضْوَٰنٌۭve rıza
وَمَاve değildir
ٱلْحَيَوٰةُhayatı
ٱلدُّنْيَآdünya
إِلَّاbaşka bir şey
مَتَٰعُbir zevkten
ٱلْغُرُورِaldatıcı

Şunu iyi bilin ki, dünya hayatı bedenlerin oynadığı bir oyun, kalpler için bir eğlence, kendisi ile güzelleştiğiniz bir süs, mülk ve eşya bakımından aranızda bir övünme, mal ve evlatlarınızın çokluğu bakımından bir kibirlenmeden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir. Onun bitirdiği ürünler çiftçilerin çok hoşuna gider. Sonra bu yeşil olan bitki belirli bir zaman sonra kurur. -Ey bunu gören kişi!- Bu bitkinin yeşerdikten sonra sarardığını görürsün. Sonra da Yüce Allah onu çer çöp haline getirir. Ahirette kâfir ve münafıklar için şiddetli bir azap vardır. Yüce Allah tarafından Mümin kullarının günahları için bir bağışlanma ve rızası vardır. Dünya hayatı kalıcı olmayan, yok olacak geçimlikten başka bir şey değildir. Kim, geçici nimetleri ahiret nimetlerine tercih ederse aldanıp hüsrana uğrayanlardan olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ۚ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan Cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَابِقُوٓا۟koşun
إِلَىٰbir mağfirete
مَغْفِرَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَنَّةٍve bir cennete
عَرْضُهَاgenişliği
كَعَرْضِgenişliği gibi (olan)
ٱلسَّمَآءِgök
وَٱلْأَرْضِile yerin
أُعِدَّتْhazırlanmış
لِلَّذِينَiçin
ءَامَنُوا۟inananlar
بِٱللَّهِAllah'a
وَرُسُلِهِۦve elçilerine
ذَٰلِكَişte bu
فَضْلُlutfudur
ٱللَّهِAllah'ın
يُؤْتِيهِvereceği
مَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَٱللَّهُve Allah
ذُوsahibidir
ٱلْفَضْلِlutuf
ٱلْعَظِيمِbüyük

-Ey insanlar!- Tövbe ederek ve diğer salih amelleri işleyerek bu salih amellerde yarışın. Böylece günahlarınızın af olunmasına ve genişliği yer ve gökler kadar olan cennete nail olursunuz. Yüce Allah, kendisine ve resullerine iman edenler için bu cenneti hazırlamıştır. Bu mükâfat Yüce Allah'ın dilediği kullarına verdiği lütfudur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍۢ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ ۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌۭ

Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَآyoktur
أَصَابَisabet eden
مِنhiçbir
مُّصِيبَةٍۢmusibet
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve ne de
فِىٓkendi canlarınızda
أَنفُسِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاolmayan
فِىbir Kitapta
كِتَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنbiz onu yaratmadan
نَّبْرَأَهَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّdoğrusu
ذَٰلِكَbu
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَسِيرٌۭkolaydır

Yeryüzünde kuraklık ve bunun gibi insanlara isabet eden musibet ve başlarına gelen hiçbir bela yoktur ki, bütün bunlar yaratılmadan önce Levh-i Mahfuz'da yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Yüce Allah için çok kolaydır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍۢ فَخُورٍ

Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّكَيْلَاiçin
تَأْسَوْا۟üzülmemeniz
عَلَىٰüzerine
مَاşey
فَاتَكُمْelinizden çıkan
وَلَاve
تَفْرَحُوا۟şımarmamanız (için)
بِمَآşey ile
ءَاتَىٰكُمْsize verdiği
وَٱللَّهُve Allah
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كُلَّhiçbirini
مُخْتَالٍۢkendini beğenenleri
فَخُورٍövünenleri

-Ey insanlar!- Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve size verdiğimiz nimetlerle şımarmayasınız diye böyle yaptık. Şüphesiz Yüce Allah, verdiği ile insanlara karşı kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ ۗ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse; şüphesiz Allah zengindir, hamde layık olandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يَبْخَلُونَcimrilik ederler
وَيَأْمُرُونَve emrederler
ٱلنَّاسَinsanlara
بِٱلْبُخْلِcimriliği
وَمَنve kim
يَتَوَلَّyüz çevirirse
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
هُوَO
ٱلْغَنِىُّzengindir
ٱلْحَمِيدُövgüye layıktır

Harcamaları gerekli olan şeyler hakkında cimrilik ederek harcamayanlar ve başkalarına da cimriliği emredenler hüsrana uğramış kimselerdir. Kim Yüce Allah'a itaat etmekten yüz çeviririrse, asla Allah'a zarar veremez. Ancak kendine zarar verir. Şüphesiz Yüce Allah, çok zengindir. Kullarının itaat etmelerine ihtiyaç duymaz. Her halukârda hamt edilmeye layık olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ ۖ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌۭ شَدِيدٌۭ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌۭ

Andolsun ki, elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitabı ve ölçüyü indirdik. Ve Allah’ın kendisine ve elçilerine görmediği halde (gıyaben) kimin yardım edeceğini ortaya çıkarması için, kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri indirdik. Şüphesiz Allah güçlüdür, kuvvet sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَقَدْandolsun
أَرْسَلْنَاbiz gönderdik
رُسُلَنَاelçilerimizi
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık kanıtlarla
وَأَنزَلْنَاve indirdik
مَعَهُمُonlarla beraber
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَٱلْمِيزَانَve ölçüyü
لِيَقُومَyerine getirsinler diye
ٱلنَّاسُinsanlar
بِٱلْقِسْطِadaleti
وَأَنزَلْنَاve indirdik
ٱلْحَدِيدَdemiri
فِيهِkendisinde bulunan
بَأْسٌۭbir kuvvet
شَدِيدٌۭbüyük
وَمَنَٰفِعُve birçok yararlar
لِلنَّاسِinsanlara
وَلِيَعْلَمَve bilsin diye
ٱللَّهُAllah
مَنkimin
يَنصُرُهُۥkendisine yardım edeceğini
وَرُسُلَهُۥve elçilerine
بِٱلْغَيْبِgaybda
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
قَوِىٌّkuvvetlidir
عَزِيزٌۭdaima üstündür

Ant olsun biz resullerimizi apaçık delil ve kanıtlarla gönderdik. Onlarla birlikte kitaplar indirdik. İnsanların adaleti yerine getirmesi için onlarla birlikte mizanı da indirdik. (Aynı zamanda) dayanıklı güçlü demiri indirdik ki ondan silah yapıp, üretim ve işlerinde ondan faydalansınlar. Öyle ki Allah gayb ile (görmedikleri halde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Yüce Allah hiçbir kimsenin kendisine galip gelemeyeceği mutlak güç sahibidir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًۭا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ ۖ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍۢ ۖ وَكَثِيرٌۭ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

-Andolsun ki biz, Nûh’u ve İbrahim’i gönderdik. Peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan hidayete erişen olduğu gibi, çoğu fâsıklardır/yoldan çıkmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاgönderdik
نُوحًۭاNuh'u
وَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim'i
وَجَعَلْنَاve koyduk
فِىarasına
ذُرِّيَّتِهِمَاbunların zürriyetleri
ٱلنُّبُوَّةَpeygamberliği
وَٱلْكِتَٰبَve Kitabı
فَمِنْهُمonlardan vardır
مُّهْتَدٍۢdoğru yolda olanlar
وَكَثِيرٌۭama çoğu
مِّنْهُمْonlardan
فَٰسِقُونَyoldan çıkmıştır

Ant olsun ki Nuh'u ve İbrahim -aleyhimesselam-'ı (resul) olarak gönderdik. O ikisinin zürriyetine de peygamberliği ve indirilmiş kitapları verdik. O ikisinin soyundan dosdoğru yol üzere hidayete erenler olduğu gibi, çoğu Yüce Allah'a itaati terk etmişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةًۭ وَرَحْمَةًۭ وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا ۖ فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ ۖ وَكَثِيرٌۭ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

Sonra onların izleri üzerinde rasûllerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu fasıklardır/yoldan çıkmış kimselerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
قَفَّيْنَاardarda gönderdik
عَلَىٰٓüzerine
ءَاثَٰرِهِمbunların izleri
بِرُسُلِنَاelçilerimizi
وَقَفَّيْنَاve onların ardına kattık
بِعِيسَىÎsa'yı
ٱبْنِoğlu
مَرْيَمَMeryem
وَءَاتَيْنَٰهُve ona verdik
ٱلْإِنجِيلَİncil'i
وَجَعَلْنَاve koyduk
فِىiçine
قُلُوبِkalbleri
ٱلَّذِينَona uyanların
ٱتَّبَعُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَأْفَةًۭşefkat
وَرَحْمَةًۭve merhamet
وَرَهْبَانِيَّةًve ruhbanlığı
ٱبْتَدَعُوهَاicadettikleri
مَاbiz yazmamıştık
كَتَبْنَٰهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِمْonlara
إِلَّاdışında bir şey
ٱبْتِغَآءَkazanmaları
رِضْوَٰنِrızasını
ٱللَّهِAllah'ın
فَمَاama
رَعَوْهَاona uymadılar
حَقَّhakkıyla
رِعَايَتِهَاriayet ederek
فَـَٔاتَيْنَاbiz de verdik
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟iman eden(lere)
مِنْهُمْonlardan
أَجْرَهُمْmükafatlarını
وَكَثِيرٌۭfakat birçoğu
مِّنْهُمْonlardan
فَٰسِقُونَyoldan çıkmıştır

Sonra rasullerimizi birbiri ardınca kavimlerine gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik. Ona iman edip tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onlar birbirlerini seven ve merhamet eden kimselerdi. Ancak dinlerinde aşırıya gidip, Yüce Allah'ın helal kıldığı evlenmeyi ve bazı lezzetleri terk ederek bidatler uydurdular. Biz onlardan bunu talep etmedik. Ancak onlar dinde bidatler uydurarak kendi nefislerine bunu zorunlu kıldılar. Fakat biz onlardan Allah'ın rızasına tabi olmalarını istedik, ancak bunu yapmadılar. Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. Onlardan çoğu Allah'ın resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendilerine getirdiğini yalanlayarak Yüce Allah'a itaat etmeyi terk ettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًۭا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve Rasûlüne iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟korkun
ٱللَّهَAllah'tan
وَءَامِنُوا۟ve inanın
بِرَسُولِهِۦO'nun Elçisine
يُؤْتِكُمْsize versin
كِفْلَيْنِiki pay
مِنrahmetinden
رَّحْمَتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَجْعَلve yaratsın
لَّكُمْsizin için
نُورًۭاbir nur
تَمْشُونَyürüyeceğiniz
بِهِۦonda
وَيَغْفِرْve bağışlasın
لَكُمْsizi
وَٱللَّهُve Allah
غَفُورٌۭçok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭçok esirgeyendir

Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Emirlerini yerine getirerek, yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun ve resullerine iman edin. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve geçmiş resullere iman etmenizden dolayı size sevap ve ecir bakımından iki kat pay versin. Dünya hayatında kendisi ile yürüyeceğiniz ve kıyamet günü Sırat köprüsünde aydınlanacağınız bir nur versin. Günahlarınızı bağışlayıp örtsün. Bundan dolayı sizi hesaba çekmesin. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kullarına karşı çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍۢ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

Böylece, kitap ehli Allah’ın lütfundan bir şeye güç yetiremediklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّئَلَّاdiye
يَعْلَمَbilsinler
أَهْلُehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
أَلَّاmalik olmadıklarını
يَقْدِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰhiçbir
شَىْءٍۢşeye
مِّنlutfundan
فَضْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
وَأَنَّve şüphesiz
ٱلْفَضْلَlutfun
بِيَدِelinde olduğunu
ٱللَّهِAllah'ın
يُؤْتِيهِonu vereceğini
مَنkimseye
يَشَآءُdilediğine
وَٱللَّهُve Allah
ذُوsahibidir
ٱلْفَضْلِlutuf
ٱلْعَظِيمِbüyük

-Ey Müminler!- Sizin için kat kat mükâfat olarak hazırladığımız büyük lütfu beyan ettik ki, Ehlikitaptan önce gelmiş olan Yahudi ve Hristiyanlar, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi dilediğine bahşedip dilediklerine de yasaklayamazlar. Şunu da iyi bilsinler ki lütuf, ancak Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elindedir, kullarından dilediğine bahşeder. Yüce Allah, dilediği kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Hadîd adı demir anlamını taşır. 29 ayetten oluşan sûre, yaygın kabule göre Medine döneminde inmiştir. Hadîd adı metni tek konuya kapatmaz; farklı pasajlar aynı ahlâkî soruya farklı açılardan yaklaşır. Allah'ın hükümranlığı, infak, dünyanın geçiciliği ve kalplerin vahiy karşısında yumuşaması üzerinde durur. Demirin güçlü ve yararlı oluşu adaletle birlikte anılır. Allah'ın isim ve sıfatları, borç verme mecazı, münafıkların ışığı, dünya hayatı, demir, ruhbanlık. Hadîd, soyut inanç cümlelerini gerçek karar anlarıyla sınar; korku, servet, itibar ve otorite bu sınavın araçlarıdır. Hadîd içindeki bu kurgu, Allah'ın hükümranlığı temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: Dünyayı ‘oyun ve eğlence' olarak nitelemek çalışma ve güzelliği reddetmek değil; geçici imkânları kalıcı değer sanma yanılgısını eleştirir. Hadîd metnini bugüne taşımak, güncel olayı nüzul sebebi ilan etmek değil; davranış kalıplarını dikkatle karşılaştırmaktır. Bugüne bakan yönü ise mülkiyetin emanet oluşunu, servetin dolaşımını ve uzun süre dinî içerikle temas ettiği hâlde kalbi katılaşan kişinin öz eleştirisini gündeme getirir. Bu çerçevede Hadîd, geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Allah'ın hükümranlığı
  • İnfak
  • Kalbin yumuşaması
  • Dünya hayatı
  • Demir ve adalet

Ne Zaman Okunur?

Hadîd Sûresi namaz dışında her zaman okunabilir. Hadîd hakkında özel sonuç için belirli tekrar gerektiğine dair güvenilir delil yoksa böyle bir öneri yapılmamalıdır. Daha verimli yaklaşım, infak temasını sûrenin bütünü içinde takip etmektir.

Bir okuma defteriyle ilerlemek

Hadîd okunurken sayfa iki sütuna ayrılabilir: bir tarafta infak ile ilgili uyarılar, diğer tarafta dünya hayatı ile ilgili olumlu örnekler. Sonunda demir ve adalet başlığının bu iki sütunu nasıl bağladığı yazılabilir. Böyle bir çalışma, uzun metni küçük ama anlamlı adımlara böler.

Ahlâkî ölçüyü önce kendine yöneltmek

Hadîd içindeki kalbin yumuşaması uyarısı, başkalarını kolayca sınıflandırma aracı yapılmamalıdır. Okuyucu önce kendi alışkanlıklarını, dilini ve kararlarını bu ölçüyle karşılaştırmalıdır. Böylece metin tartışma kazanma aracından kişisel sorumluluk kaynağına dönüşür.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Hadîd Mekki mi Medeni mi?

Yaygın kabule göre Medine sûresidir. Hadîd için bu bilgi muhatap ve konu ortamını anlamaya yardım eder; bütün ayetlerin tek tarihte indiği anlamına gelmez.

Hadîd kelimesinin Türkçe karşılığı nedir?

Kelime demir demektir. Adın seçilmesi, sûrenin o kelimeyle sınırlı olduğu anlamına gelmez.

Hadîd Sûresi'nde hangi beş başlık takip edilebilir?

Okuma planı Allah'ın hükümranlığı, infak, kalbin yumuşaması, dünya hayatı, demir ve adalet başlıkları üzerinden kurulabilir. Her başlık için ilgili ayet numaraları ayrıca not edilebilir.

Hadîd Sûresi tek oturumda mı okunmalı?

29 ayetlik yapı okuyucunun hızına göre tek veya birkaç oturumda okunabilir. Bölünüyorsa konu geçişleri dikkate alınmalı ve önceki bölüm kısa notla hatırlanmalıdır.

Hadîd hakkında popüler anlatılar nasıl kontrol edilir?

Hadîd hakkındaki anlatının önce ayette bulunup bulunmadığına, sonra sahih hadis veya güvenilir tefsir kaynağına bakılmalıdır. Kaynağı belirsiz sonuç ve fazilet cümleleri eklenmemelidir.

Tüm sorular →

Kaynaklar