Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

49. Sûre · Medine · 18 Ayet

الحجرات

HUCURÂT SÛRESİ

Odalar

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىِ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

Ey iman edenler! (Hiçbir işte) Allah ve resulünden öne geçmeyin ve Allah'tan korkup sakının.Şüphesiz Allah; her şeyi işitendir, görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاgeçmeyin
تُقَدِّمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَيْنَönüne
يَدَىِönüne
ٱللَّهِAllah'ın
وَرَسُولِهِۦve Elçisinin
وَٱتَّقُوا۟ve korkun
ٱللَّهَAllah'tan
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
سَمِيعٌişitendir
عَلِيمٌۭbilendir

Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dinine tabi olanlar! Hiçbir söz yahut fiiliniz ile Allah'ın ve resulünün önüne geçmeyin. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, sözlerinizi hakkıyla işiten ve yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Bunlardan (söylediklerinizden ve yaptıklarınızdan) hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, yaptıklarınıza göre size karşılık verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَرْفَعُوٓا۟ أَصْوَٰتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ ٱلنَّبِىِّ وَلَا تَجْهَرُوا۟ لَهُۥ بِٱلْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَن تَحْبَطَ أَعْمَٰلُكُمْ وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

Ey iman edenler! Sesinizi, Peygamberin sesi üzerine yükseltmeyin. Birbirinize yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla da öyle yüksek sesle konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gider.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاyükseltmeyin
تَرْفَعُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَصْوَٰتَكُمْseslerinizi
فَوْقَüstüne
صَوْتِsesinin
ٱلنَّبِىِّPeygamberin
وَلَاve
تَجْهَرُوا۟yüksek sesle konuşmayın
لَهُۥonunla
بِٱلْقَوْلِsözü
كَجَهْرِyüksek sesle konuştuğunuz gibi
بَعْضِكُمْbir kısmınız
لِبَعْضٍdiğeriyle
أَنyoksa boşa gider
تَحْبَطَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَعْمَٰلُكُمْamelleriniz
وَأَنتُمْve siz
لَاfarkında olmazsınız
تَشْعُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dinine tabi olanlar! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı edepli olun ve onu muhatap alırken seslerinizi sakın onun sesinin üstüne çıkarmayın ve sakın onu ismi ile çağırmayın. Aksine onu ismi ile değil yumuşak bir şekilde peygamberlik ve risalet ile çağırın. Yoksa siz, farkında olmadan amellerinizin sevabı boşa gider.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصْوَٰتَهُمْ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱمْتَحَنَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوَىٰ ۚ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ

Muhakkak ki Rasulullahın huzurunda seslerini alçaltanlar, Allah’ın kalplerini takva için seçtiği kimselerdir. Onlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
يَغُضُّونَkısan(lar)
أَصْوَٰتَهُمْseslerini
عِندَhuzurunda
رَسُولِelçisinin
ٱللَّهِAllah'ın
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَimtihan etmiştir
ٱمْتَحَنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
قُلُوبَهُمْonların kalblerini
لِلتَّقْوَىٰtakva için
لَهُمonlar için vardır
مَّغْفِرَةٌۭmağfiret
وَأَجْرٌve bir mükafat
عَظِيمٌbüyük

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği, kalplerini onun için halis kıldığı kimselerdir. Onlara günahları için mağfiret vardır ve Allah onları sorumlu tutmayacaktır. Ve yine kıyamet günü onlar için büyük bir mükâfat vardır ki o mükâfat; Allah'ın onları cennete koymasıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَآءِ ٱلْحُجُرَٰتِ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

Muhakkak ki odaların arkasından sana seslenenlerin çoğunun akılları ermez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَsana bağıranların
يُنَادُونَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنarkasından
وَرَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحُجُرَٰتِodaların
أَكْثَرُهُمْçoğu
لَاakıl etmezler
يَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Sana, hanımlarına ait odaların arkasından seslenenlerin çoğu, akıllarını kullanmayan bedevi kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا۟ حَتَّىٰ تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًۭا لَّهُمْ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Eğer onlar sen yanlarına çıkana kadar sabretselerdi, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve şayet
أَنَّهُمْonlar
صَبَرُوا۟bekleselerdi
حَتَّىٰkadar
تَخْرُجَsen çıkıncaya
إِلَيْهِمْkendilerinin yanına
لَكَانَelbette olurdu
خَيْرًۭاdaha iyi
لَّهُمْkendileri için
وَٱللَّهُAllah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

-Ey Peygamber!- Hanımlarına ait odaların arkasından sana seslenen bu kimseler, sen onların yanına çıkıncaya kadar sabredip sana seslenmeselerdi, sonra sen onların yanına çıkınca seslerini yükseltmeden sana hitap etmiş olsalardı, bunda sana hürmet etme ve tazimde bulunma olduğu için (bu davranış onlar için sana odaların arkasından seslenmelerinden) daha hayırlı olurdu. Şüphesiz Yüce Allah, kullarından günahlarına tövbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayandır. Onların cehaletlerini çokça affeden ve onlara karşı çok merhametli olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن جَآءَكُمْ فَاسِقٌۢ بِنَبَإٍۢ فَتَبَيَّنُوٓا۟ أَن تُصِيبُوا۟ قَوْمًۢا بِجَهَٰلَةٍۢ فَتُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَٰدِمِينَ

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)
إِنsize gelirse
جَآءَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَاسِقٌۢbir fasık
بِنَبَإٍۢbir haberle
فَتَبَيَّنُوٓا۟onu araştırın
أَنyoksa kötülük edersiniz
تُصِيبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْمًۢاbir topluluğa karşı
بِجَهَٰلَةٍۢbilmeyerek
فَتُصْبِحُوا۟sonra olursunuz
عَلَىٰüzerine
مَاşey
فَعَلْتُمْyaptığınız
نَٰدِمِينَpişman

Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dini ile amel edenler! Eğer fasık bir kimse size bir topluluktan haber getirirse bu haberin doğruluğunu iyice araştırın. Haberin doğruluğunu iyice araştırmadan hemen haberi tasdik etmeye kalkışmayın. Sonra işin aslını bilmediğiniz halde doğru olup olmadığını araştırmadan tasdik ettiğiniz bu haber sebebi ile bir topluluğa karşı suç işlersiniz. Haberin yalan olduğu ortaya çıktıktan sonra da yaptığınız bu kötülükten dolayı pişman olursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ ٱللَّهِ ۚ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِى كَثِيرٍۢ مِّنَ ٱلْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَزَيَّنَهُۥ فِى قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ ٱلْكُفْرَ وَٱلْفُسُوقَ وَٱلْعِصْيَانَ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلرَّٰشِدُونَ

Aranızda Allah’ın Rasûlünün bulunduğunu bilin. Eğer O, birçok işte size uymuş olsaydı, siz sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinizde süslemiştir. Size küfrü, fasıklığı ve isyanı ise kötü göstermiştir. İşte onlar, doğru yolu bulmuş olanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin ki
أَنَّelbette
فِيكُمْiçinizdedir
رَسُولَElçisi
ٱللَّهِAllah'ın
لَوْşayet
يُطِيعُكُمْsize uysaydı
فِىbirçok
كَثِيرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَişte
ٱلْأَمْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَنِتُّمْsıkıntıya düşerdiniz
وَلَٰكِنَّfakat
ٱللَّهَAllah
حَبَّبَsevdirdi
إِلَيْكُمُsize
ٱلْإِيمَٰنَimanı
وَزَيَّنَهُۥve onu süsledi
فِىsizin kalblerinizde
قُلُوبِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَرَّهَve çirkin gösterdi
إِلَيْكُمُsize
ٱلْكُفْرَküfrü
وَٱلْفُسُوقَve fıskı
وَٱلْعِصْيَانَve isyanı
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُbunlardır
ٱلرَّٰشِدُونَdoğru yolda olanlar

-Ey Müminler!- Aranızda kendisine vahiy indirilen Allah’ın resulünün bulunduğunu bilin ve onu yalanlamaktan sakının. Eğer yalanlarsanız, sizin yalanınızın haber verildiği vahiy ona iner. O, hangi şeyin sizin yararınıza olduğunu daha iyi bilir. Eğer o, sizin birçoğunu onayladığınız işlerde size uymuş olsaydı, siz sıkıntıya düşerdiniz ve o, bundan hoşnut olmazdı. Fakat Yüce Allah, ihsanı ile size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde süsledi. Böylece sizler iman ettiniz. Size; küfrü, taatinden çıkmayı ve Allah'a isyan etmeyi ise kötü göstermiştir. İşte bu sıfatlar ile sıfatlanmış olanlar ergin ve doğru yolu bulmuş olanlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

فَضْلًۭا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعْمَةًۭ ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah; Alîm'dir, Hakîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَضْلًۭاbir lutuftur
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنِعْمَةًۭve ni'metdir
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌۭhakimdir

Sizler için hayrın kalplerinizde güzel gösterilmesi ve şerrin kötü gösterilmesi ancak Allah'tan bir ihsandır. O, size bunları fazlından ihsan etmiş ve sizi bu nimetler ile nimetlendirmiştir. Allah, kullarından şükredenleri hakkıyla bilir ve onları muvaffak kılar. O; çok hikmet sahibidir, her işi uygun olan yerine koyar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱقْتَتَلُوا۟ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا ۖ فَإِنۢ بَغَتْ إِحْدَىٰهُمَا عَلَى ٱلْأُخْرَىٰ فَقَٰتِلُوا۟ ٱلَّتِى تَبْغِى حَتَّىٰ تَفِىٓءَ إِلَىٰٓ أَمْرِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن فَآءَتْ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا بِٱلْعَدْلِ وَأَقْسِطُوٓا۟ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

Eğer Müminlerden iki grup savaşa tutuşurlarsa, aralarını düzeltin. Eğer biri diğerine saldırırsa, Allah’ın emrine dönünceye kadar saldırana karşı savaşın. Eğer dönerse, aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Şüphesiz Allah, adaletli olanları sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
طَآئِفَتَانِiki grup
مِنَinananlardan
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱقْتَتَلُوا۟vuruşurlarsa
فَأَصْلِحُوا۟düzeltin
بَيْنَهُمَاonların arasını
فَإِنۢşayet
بَغَتْsaldırırsa
إِحْدَىٰهُمَاbiri
عَلَىüzerine
ٱلْأُخْرَىٰöteki
فَقَٰتِلُوا۟vuruşun
ٱلَّتِىsaldıran tarafla
تَبْغِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰkadar
تَفِىٓءَdönünceye
إِلَىٰٓbuyruğuna
أَمْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
فَإِنeğer
فَآءَتْdönerse
فَأَصْلِحُوا۟artık düzeltin
بَيْنَهُمَاonların arasını
بِٱلْعَدْلِadaletle
وَأَقْسِطُوٓا۟ve daima adil olun
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
يُحِبُّsever
ٱلْمُقْسِطِينَadalet yapanları

-Ey Müminler!- Eğer Müminlerden iki grup birbirlerine karşı savaşacak olurlarsa iki grubun arasını ayrılığa düştükleri şey hususunda Allah'ın hükmü ile düzeltin. Eğer iki gruptan biri aranın düzelmesini kabul etmeyecek ve saldırmaya devam edecek olursa; bu durumda haddi aşan o gruba karşı Allah'ın hükmüne dönünceye kadar savaşın. Eğer Allah'ın hükmüne dönerse iki grubun arasını adalet ve insaf ile düzeltin. Aralarında hüküm verirken adaletli olun. Şüphesiz Allah, hükümlerinde adil davrananları sever.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌۭ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan sakının ki, merhamet olunasınız.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاmuhakkak
ٱلْمُؤْمِنُونَmü'minler
إِخْوَةٌۭkardeştirler
فَأَصْلِحُوا۟o halde düzeltin
بَيْنَarasını
أَخَوَيْكُمْkardeşlerinizin
وَٱتَّقُوا۟ve korkun
ٱللَّهَAllah'tan
لَعَلَّكُمْumulur ki
تُرْحَمُونَsize rahmet edilsin

Müminler ancak kardeştirler. -Ey Müminler!- İslam dini kardeşliği, birbirleri ile çekişen kardeşlerin aralarının düzeltilmesini gerektirir. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkup sakının ki, merhamet olunasınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌۭ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًۭا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌۭ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًۭا مِّنْهُنَّ ۖ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَٰبِ ۖ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَٰنِ ۚ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar (alay edilenler), alay edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse, işte zalimler onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاalay etmesin
يَسْخَرْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْمٌۭbir topluluk
مِّن(başka bir)
قَوْمٍtoplulukla
عَسَىٰٓbelki
أَنolurlar
يَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَيْرًۭاdaha iyi
مِّنْهُمْkendilerinden
وَلَاve ne de
نِسَآءٌۭkadınlar
مِّن(başka)
نِّسَآءٍkadınlarla
عَسَىٰٓbelki
أَنolurlar
يَكُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَيْرًۭاdaha iyi
مِّنْهُنَّonlar kendilerinden
وَلَاve
تَلْمِزُوٓا۟kusur aramayın
أَنفُسَكُمْbirbirinizde
وَلَاve
تَنَابَزُوا۟birbirinizi çağırmayın
بِٱلْأَلْقَٰبِkötü lakaplarla
بِئْسَne kötü bir şeydir
ٱلِٱسْمُadı
ٱلْفُسُوقُfısk
بَعْدَsonra
ٱلْإِيمَٰنِinandıktan
وَمَنve kim
لَّمْtevbe etmezse
يَتُبْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلظَّٰلِمُونَzalimdirler

Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dini ile amel edenler! Sizden bir topluluk diğer bir topluluk ile alay etmesin. Olur ki alay edilenler, Allah katında alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Burada dikkat edilmesi gereken husus Allah katında kimin hayırlı olduğudur. Kadınlar da başka kadınlar ile alay etmesinler. Olur ki alay edilen kadınlar, kendileri ile alay eden kadınlardan daha hayırlıdırlar. Sakın kardeşlerinizi ayıplamayın. Çünkü onlar makam olarak sizinle aynı makamdadırlar. Ve sakın birbirinize hoşlanmadığınız (kötü) lakaplar takmayın. Tıpkı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gelişinden önce Ensar'dan bazı kimselerin yaptığı gibi. Sizden kim böyle yaparsa, işte o kimse fasıktır. İmandan sonra fasıklık sıfatı ile sıfatlanmak ne kötü bir özelliktir. Kim bu günahlardan tövbe etmezse, işte onlar işledikleri bu masiyetleri sebebi ile kendi nefislerini helaka sürükleyerek kendilerine zulmetmiş olanlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱجْتَنِبُوا۟ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ ٱلظَّنِّ إِثْمٌۭ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا۟ وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًۭا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌۭ رَّحِيمٌۭ

Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah’tan sakının. Kuşkusuz Allah, tevbeleri çokça kabul edendir, çokça merhamet edendir.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
ٱجْتَنِبُوا۟sakının
كَثِيرًۭاçok
مِّنَzandan
ٱلظَّنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّzira
بَعْضَbir kısmı
ٱلظَّنِّzannın
إِثْمٌۭgünahtır
وَلَاve
تَجَسَّسُوا۟merak etmeyin
وَلَاve
يَغْتَبarkasından çekiştirmesin
بَّعْضُكُمbiriniz
بَعْضًاdiğerinizi
أَيُحِبُّsever mi?
أَحَدُكُمْbiriniz
أَنyemeği
يَأْكُلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَحْمَetini
أَخِيهِkardeşinin
مَيْتًۭاölmüş
فَكَرِهْتُمُوهُişte bundan iğrendiniz
وَٱتَّقُوا۟o halde korkun
ٱللَّهَAllah'tan
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
تَوَّابٌۭtevbeyi çok kabul edendir
رَّحِيمٌۭçok esirgeyendir

Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dini ile amel edenler! Zannın çoğundan kaçının. Hiçbir delile ve mesnede dayanmayan ithamlardan uzak durun. Zahiren iyi gibi görünen kötü zan gibi zannın bir kısmı günahtır. Müminlerin gizli işlerini araştırmayın ve sakın sizden biri, kardeşini onun hoşlanmayacağı bir şey ile anmasın. Onu, hoşlanmayacağı bir şey ile anmak tıpkı onun ölü etini yemek gibidir. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? O halde onun gıybetini yapmaktan sakının. O da (gıybetini yapmakta) bunun gibidir. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Allah Teâlâ kullarından tövbe eden kullarının tövbelerini çokça kabul edendir. Onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍۢ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًۭا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌۭ

Ey insanlar! Biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi tanışasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz, ondan en çok sakınanınız/takvalı olanınızdır. Şüphesiz Allah; Alim'dir, her şeyden haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّاسُinsanlar
إِنَّاelbette biz
خَلَقْنَٰكُمsizi yarattık
مِّنbir erkekten
ذَكَرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأُنثَىٰve bir kadın(dan)
وَجَعَلْنَٰكُمْve ayırdık sizi
شُعُوبًۭاmilletlere
وَقَبَآئِلَve kabilelere
لِتَعَارَفُوٓا۟birbirinizi tanımanız için
إِنَّşüphesiz
أَكْرَمَكُمْen üstün olanınız
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah
أَتْقَىٰكُمْen çok korunanınızdır
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَلِيمٌbilendir
خَبِيرٌۭhaber alandır

Ey insanlar! Şüphesiz biz, sizi bir erkekten ki, o babanız Âdem -aleyhisselam- ve bir dişiden yarattık ki, o da anneniz Havvâ'dır. Sizin soyunuz birdir. Sizden hiç kimse sakın ola soyu hususunda övünmesin. Sonra sizi övünesiniz diye değil, birbiriniz ile tanışasınız diye yayılmış bir şekilde pek çok kollara ve kabilelere ayırdık. Çünkü üstünlük ve ayrım ancak takva ile olur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Şüphesiz Allah katında en değerliniz O'ndan en çok sakınanınız ve takvalı olanınızdır. Şüphesiz Allah her halinizi hakkıyla bilendir ve sizin eksiklik ve kemal bakımından hangi hal üzerinde olduğunuzdan hakkıyla haberdardır. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

۞ قَالَتِ ٱلْأَعْرَابُ ءَامَنَّا ۖ قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ وَلَٰكِن قُولُوٓا۟ أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ ٱلْإِيمَٰنُ فِى قُلُوبِكُمْ ۖ وَإِن تُطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَٰلِكُمْ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ

Bedeviler; “İman ettik” dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Fakat teslim/İslam olduk, deyin. Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Rasûlüne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Nitekim Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتِdediler
ٱلْأَعْرَابُaraplar
ءَامَنَّاinandık
قُلde ki
لَّمْinanmadınız
تُؤْمِنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنfakat
قُولُوٓا۟deyin
أَسْلَمْنَاislam olduk
وَلَمَّاhenüz
يَدْخُلِgirmedi
ٱلْإِيمَٰنُiman
فِىkalblerinize
قُلُوبِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنve eğer
تُطِيعُوا۟ita'at ederseniz
ٱللَّهَAllah'a
وَرَسُولَهُۥve Elçisine
لَاsize eksiltmez
يَلِتْكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْamellerinizden
أَعْمَٰلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًٔاhiçbir şeyi
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭçok bağışlayandır
رَّحِيمٌçok esirgeyendir

Çöl ehli bazı Araplar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldiklerinde şöyle dediler: "Bizler Allah'a ve O'nun resulüne iman ettik." Ey Peygamber! Onlara de ki: "Siz iman etmediniz. Fakat teslim olduk ve boyun eğdik, deyin! Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. İmanın kalplerinize girmesi umulur. Ey çöl ehli bedeviler! Eğer iman edip salih ameller işleyerek ve haramlardan uzak durarak Allah'a ve O'nun resulüne itaat ederseniz, Allah amellerinizin sevabından hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Yüce Allah tövbe eden kullarının günahlarını çokça örtüp bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ

Asıl Müminler, Allah’a ve Rasûlüne iman edip, sonra da hiç şüphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte doğrular/sadıklar onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاşüphesiz
ٱلْمُؤْمِنُونَMü'minler
ٱلَّذِينَkimselerdir
ءَامَنُوا۟iman eden(lerdir)
بِٱللَّهِAllah'a
وَرَسُولِهِۦve Elçisine
ثُمَّsonra
لَمْşüphe etmeyenlerdir
يَرْتَابُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَٰهَدُوا۟ve cihad edenlerdir
بِأَمْوَٰلِهِمْmallarıyle
وَأَنفُسِهِمْve canlarıyle
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلصَّٰدِقُونَdoğru olanlar

Asıl Müminler, Allah’a ve resulüne iman edip, sonra da imanlarına hiçbir şüphe karıştırmayanlar, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler, bu hususta hiçbir cimrilik göstermeyen kimselerdir. İşte imanlarında sadık olanlar, bu sıfatlar ile sıfatlanmış olanlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

قُلْ أَتُعَلِّمُونَ ٱللَّهَ بِدِينِكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ

De ki: "Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَتُعَلِّمُونَsiz mi öğreteceksiniz?
ٱللَّهَAllah'a
بِدِينِكُمْdininizi
وَٱللَّهُAllah
يَعْلَمُbilir
مَاolanları
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve olanları
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah
بِكُلِّher
شَىْءٍşeyi
عَلِيمٌۭbilendir

-Ey Peygamber!- O bedevilere de ki: "Siz, dininizi Allah'a mı öğretiyor ve bildiriyorsunuz? Allah, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Sizin, dininizi O'na gösterip haber vermenize ihtiyacı yoktur."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا۟ ۖ قُل لَّا تَمُنُّوا۟ عَلَىَّ إِسْلَٰمَكُم ۖ بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَىٰكُمْ لِلْإِيمَٰنِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. Bilâkis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَمُنُّونَbaşına kakıyorlar
عَلَيْكَsenin
أَنْİslam olmalarını
أَسْلَمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلde ki
لَّاbaşıma kakmayın
تَمُنُّوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىَّbenim
إِسْلَٰمَكُمmüslüman olmanızı
بَلِtersine
ٱللَّهُAllah
يَمُنُّminnet eder
عَلَيْكُمْsize
أَنْsize hidayeti nedeniyle
هَدَىٰكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلْإِيمَٰنِimana
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğrulardan

-Ey Peygamber!- O bedeviler, Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Allah'ın dinine girişiniz sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. -Eğer gerçekleşirse- Müslüman olmanızın faydası size döner. Bilakis siz, İslam Dini'ne girme iddianızda samimi ve sadık kimseler iseniz, sizleri iman etmek hususunda muvaffak kıldığı için Yüce Allah sizi minnet altında tutar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

Allah, şüphesiz göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yapmakta olduğunuz amelleri hakkıyla görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يَعْلَمُbilir
غَيْبَgizlisini
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَٱللَّهُve Allah
بَصِيرٌۢgörmektedir
بِمَاyaptıklarınızı
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. O konuda hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Allah, yapmakta olduğunuz amelleri hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, size amellerinizin karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

18 ayetlik Hucurât Sûresi, odalar anlamındaki adıyla Medine döneminin temel inanç ve ahlâk tartışmalarını taşır. Hucurât adlandırması yalnız bir sahneyi işaret eder; metnin bütünü daha geniş bir inanç ve sorumluluk örgüsü kurar. Toplumsal iletişimin temel ilkelerini kısa ve yoğun biçimde sunar: haber doğrulama, saygılı hitap, alay ve kötü zandan kaçınma, gıybeti reddetme ve çatışan grupları adaletle barıştırma. Peygamber'in odaları önünde ses yükseltmeme, fâsık haberi doğrulama, kardeşlik, lakap ve alay yasağı, insan çeşitliliği. Hucurât bölümleri arasında konu değişse de insanın hakikat karşısındaki tutumu ortak eksen olarak korunur. Hucurât içindeki bu kurgu, haber doğrulama temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: ‘Fâsık haberini araştırın' ilkesi, yalnız hoşlanılmayan kaynağın haberini reddetmek değil; kişinin kendi lehine olan bilgiyi de doğrulama sorumluluğudur. Hucurât ayetlerini tartışmada silah yapmak yerine okuyucunun önce kendi sorumluluğunu sorgulaması gerekir. Bugüne bakan yönü ise sosyal medya paylaşımı, ekran görüntüsü, linç kültürü ve kimlik üzerinden üstünlük iddiaları için doğrudan bir etik çerçeve sunar. Bu çerçevede Hucurât, geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Haber doğrulama
  • İletişim adabı
  • Toplumsal barış
  • Gıybet ve kötü zan
  • İnsan çeşitliliği

Ne Zaman Okunur?

Hucurât, günlük tilavet, hatim veya konu çalışması içinde serbestçe okunur. Hucurât için ileri sürülen sayı ve dünyevî sonuçlar kaynakla doğrulanmadıkça aktarılmaz. Ana hedef, haber doğrulama ile gıybet ve kötü zan arasındaki bağı kavramaktır.

Kıssa ile hükmü aynı çizgide görmek

Hucurât içindeki anlatı parçaları yalnız tarihî bilgi değildir. Haber doğrulama ile gıybet ve kötü zan yan yana okunduğunda, sûrenin hem düşünceyi hem davranışı dönüştürmek istediği görülür. Hucurât okuyucusu olay adlarını ezberlemek yerine onaylanan ve eleştirilen tutumları işaretleyebilir.

Bugünkü probleme ihtiyatla bağlanmak

Hucurât Sûresi gıybet ve kötü zan bakımından güncel tartışmalara ışık tutabilir. Buna rağmen tarihî hüküm bugüne aynen kopyalanamaz. Hucurât okunurken ilke, amaç ve ahlâkî sınır taşınır; özel savaş, aile veya toplum şartları uzmanlık gerektiren ayrı meseleler olarak korunur.

Dijital iletişimde Hucurât ölçüsü

Hucurât 49:6, bir haberi paylaşmadan önce doğrulanmasını ister; bir içeriğin kişinin kendi görüşünü desteklemesi onu otomatik olarak doğru yapmaz — tarih, yer, tam kaynak ve bağlam kontrol edilmelidir. 49:11'deki alay ve kötü lakap yasağı ile 49:12'deki zan, tecessüs ve gıybet uyarısı birlikte okunduğunda, eleştiri ile itibarsızlaştırma arasındaki sınır netleşir: davranış ve delil eleştirilebilir, kişinin bedeni, ailesi veya özel hayatı üzerinden aşağılama bu sınırı ihlal eder. 49:10'daki çatışan grupları adaletle barıştırma emri de bu ölçünün yalnız bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olduğunu gösterir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Hucurât Sûresi'nin ayet sayısı nedir?

18 ayettir. Kur'an'daki mushaf sırası 49 olup yaygın nüzul sınıflandırması Medine şeklindedir.

Hucurât ismi neyi ifade eder?

Odalar anlamını taşır. İsim, sûreyi diğerlerinden ayıran bir işaret olarak kullanılır.

Hucurât Sûresi hangi sorulara cevap verir?

Sûre özellikle haber doğrulama, iletişim adabı ve gıybet ve kötü zan hakkında insanın nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğini tartışır.

Hucurât Sûresi'nin bağlamı neden önemlidir?

Bağlam, toplumsal barış hakkındaki ayetlerin kime, hangi olay veya tartışma içinde yöneldiğini anlamaya yardım eder. Hucurât bağlamı silindiğinde metin kolayca slogana dönüşebilir.

Hucurât Sûresi için kısa bir okuma önerisi nedir?

Önce meal baştan sona okunabilir, sonra insan çeşitliliği bölümüne güvenilir tefsirle dönülebilir. Son olarak kişisel bir davranış notu yazılabilir.

Tüm sorular →

Kaynaklar