Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

14. Sûre · Mekke · 52 Ayet

إبراهيم

İBRÂHÎM SÛRESİ

İbrahim (AS)

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓر ۚ كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

Elif, Lâm, Râ.1 Bu, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarmak için sana indirdiğimiz bir kitaptır.

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓرElif Lam Ra
كِتَٰبٌ(Bu) Kitaptır'
أَنزَلْنَٰهُindirdiğimiz
إِلَيْكَsana
لِتُخْرِجَçıkarman için
ٱلنَّاسَinsanları
مِنَkaranlıklardan
ٱلظُّلُمَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىaydınlığa
ٱلنُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِإِذْنِizniyle
رَبِّهِمْRablerinin
إِلَىٰyoluna
صِرَٰطِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَزِيزِAziz
ٱلْحَمِيدِve övgüye layık olanın

{Elif, Lâm, Râ} Bakara Suresi'nin başında buna benzer harfler hakkında açıklama yapılmıştır. -Ey Rasûl!- Sana indirdiğimiz bu Kur'an, Yüce Allah'ın dilemesi ve yardımı ile insanları küfür, cehalet, sapıklıktan imana, ilme ve her şeyde hamt edilmeye layık, kimsenin galip gelemeyeceği Azîz olan Allah'ın yolu İslam dinine irşad etmen için indirdiğimiz bir kitaptır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَوَيْلٌۭ لِّلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍۢ شَدِيدٍ

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Uğrayacakları şiddetli azaptan dolayı vay o kâfirlerin haline!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهِAllah
ٱلَّذِىki
لَهُۥO'nundur
مَاne varsa
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve ne varsa
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَوَيْلٌۭvay haline
لِّلْكَٰفِرِينَşu kafirlerin
مِنْdolayı
عَذَابٍۢazabdan
شَدِيدٍçetin

Göklerde ve yerde ne varsa mülkü yalnızca Allah'a aittir. O, yalnızca kendisine ibadet edilmeyi hak edendir. Yaratmış olduğu mahlukatından hiçbir şey O'na ortak koşulmaz. Kâfir olanlar şiddetli bir azaba çarptırılacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

ٱلَّذِينَ يَسْتَحِبُّونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْءَاخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍۢ

Onlar, o kimselerdir ki, dünya hayatını ahiret üzerine tercih edip severler; Allah yolundan alıkoyarlar ve onun eğriliğini isterler. İşte bunlar, hakdan çok uzak bir sapıklık içindedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَki onlar
يَسْتَحِبُّونَtercih ederler
ٱلْحَيَوٰةَhayatını
ٱلدُّنْيَاdünya
عَلَىkarşılık
ٱلْءَاخِرَةِahirete
وَيَصُدُّونَve engel olurlar
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَبْغُونَهَاve onu isterler
عِوَجًاeğrilmesini
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
فِىiçindedirler
ضَلَٰلٍۭbir sapıklık
بَعِيدٍۢderin

Kâfirler, nimetleri zail olan dünya hayatını, nimetleri daim olan ahiret hayatına tercih ederler. İnsanları Allah'ın yolundan uzaklaştırırlar. Karalayarak, haktan saptırarak ve hiçbir kimsenin Allah'ın yolunda istikamet üzere ilerlememesini isterler. İşte bu özelliklerle vasıflanan kimseler, doğru ve haktan uzak sapıklık içindedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ ۖ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآve
أَرْسَلْنَاbiz göndermedik
مِنher
رَّسُولٍelçiyi
إِلَّاbaşka
بِلِسَانِdilinden
قَوْمِهِۦkendi kavminin
لِيُبَيِّنَaçıklasın diye
لَهُمْolara
فَيُضِلُّşaşırtır
ٱللَّهُAllah
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediğin
وَيَهْدِىve yola iletir
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَهُوَve O
ٱلْعَزِيزُazizdir
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

Biz her peygamberi ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki; Allah katından getirdiklerinin anlaşılması onlar için kolay olsun. Peygamberleri insanları Allah'a iman etmeye zorlamak için göndermedik. Allah dilediğini adaleti ile saptırır, dilediğini de lütfu ile hidayete muvaffak kılar. O Aziz'dir/hiç kimsenin mücadele edemeyeceği mutlak galiptir. Yaratmasında ve yönetmesinde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنْ أَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرْهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍۢ

Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlatarak öğüt ver" diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاgöndermiştik
مُوسَىٰMusa'yı
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizle birlikte
أَنْiçin
أَخْرِجْçıkarması
قَوْمَكَkavmini
مِنَkaranlıklardan
ٱلظُّلُمَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىaydınlığa
ٱلنُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَذَكِّرْهُمve onlara hatırlatması için
بِأَيَّىٰمِgünlerini
ٱللَّهِAllah'ın
إِنَّşüphesiz
فِىbunda
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَءَايَٰتٍۢayetler vardır
لِّكُلِّherkes için
صَبَّارٍۢsabreden
شَكُورٍۢşükreden

Ant olsun ki Musa -aleyhisselam-'ı da doğruluğuna delalet eden ayetlerle destekleyerek gönderdik. O, Rabbi tarafından gönderilmiştir. Kavmini küfür ve cehaletten, iman ve ilme çıkarmasını ona emrettik. Aynı zamanda Allah'ın kendilerine nimet verdiği günleri kavmine hatırlatmasını emrettik. Şüphesiz bu günlerde Allah'ın birliğine, kudretinin azametine ve müminleri nimetlendirmesine delalet eden apaçık deliller vardır. Allah'a itaat etmeye sabreden, nimetlerine ve ihsanına şükretmeye devam eden kimseler bunlardan istifade ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ أَنجَىٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ ۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌۭ

Hani Mûsâ kavmine, “Allah’ın size olan nimetini anın. Hani o sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
قَالَdemişti ki
مُوسَىٰMusa
لِقَوْمِهِkavmine
ٱذْكُرُوا۟hatırlayın
نِعْمَةَni'metini
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْüzerinizdeki
إِذْzaman
أَنجَىٰكُمsizi kurtardı
مِّنْsoyundan
ءَالِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِرْعَوْنَFir'avn
يَسُومُونَكُمْonlar sizi sürüyorlardı
سُوٓءَen kötüsüne
ٱلْعَذَابِişkencenin
وَيُذَبِّحُونَve kesiyorlardı
أَبْنَآءَكُمْoğullarınızı
وَيَسْتَحْيُونَve sağ bırakıyorlardı
نِسَآءَكُمْkadınlarınızı
وَفِىve vardı
ذَٰلِكُمbunda size
بَلَآءٌۭbir imtihan
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَظِيمٌۭbüyük

-Ey Resul!- Musa -aleyhisselam- Rabbinin emrine itaat edip kavmi olan İsrailoğulları'na Allah'ın bahşetmiş olduğu nimetlerini hatırlatarak, şöyle demişti: "Ey Kavmim! Allah'ın Firavun ailesinden sizi kurtardığı, onların kötülüklerinden selamette kıldığı ve azabın en şiddetlisini size tattırdıkları zaman ki nimetini hatırlayın. Hani, Firavun'un mülkünü ele geçirecek kimseler doğmasın diye erkek çocuklarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı küçük düşürmek ve zelil kılmak için hayatta bırakıyordu. Onların bu yaptıkları, sabretmeniz sizin için büyük bir imtihandır. Yüce Allah bu musibete sabretmenizden dolayı, Firavun ailesinin kötülüğünden sizi kurtararak mükâfatlandırdı".

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِن شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ ۖ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِى لَشَدِيدٌۭ

Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
تَأَذَّنَsize bildirmişti
رَبُّكُمْRabbiniz
لَئِنeğer
شَكَرْتُمْşükrederseniz
لَأَزِيدَنَّكُمْelbette size daha fazla veririm
وَلَئِنve eğer
كَفَرْتُمْnankörlük ederseniz
إِنَّşüphesiz
عَذَابِىazabım
لَشَدِيدٌۭpek çetindir

Musa -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: Rabbinizin şu buyruğunu hatırlayın; zikredilen nimetlerle sizi nimetlendirdiği için Allah'a şükrederseniz lütfunu ve nimetlerini size artırır. Eğer size verdiği nimetlerine nankörlük edip şükretmezseniz, nimetlerine nankörlük edip şükretmeyenlere karşı azabı da çok çetindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكْفُرُوٓا۟ أَنتُمْ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ

Mûsâ, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah çok zengindir, övgüye lâyık olandır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
مُوسَىٰٓMusa
إِنeğer
تَكْفُرُوٓا۟nankörlük etseniz
أَنتُمْsiz
وَمَنve kimseler
فِىyeryüzündeki
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَمِيعًۭاhepiniz
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَغَنِىٌّzengindir
حَمِيدٌövülmüştür

Musa -aleyhisselam- kavmine şöyle dedi: Ey Kavmim! Siz ve sizinle birlikte bütün yeryüzündekiler inkâr etseniz, bu küfrünüz geri dönüp size zarar verir. Allah zatında zengin olandır. hamt edilmeyi hak edendir. Müminlerin iman etmesi ona fayda vermediği gibi kâfirlerin küfrü de O'na zarar vermez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍۢ وَعَادٍۢ وَثَمُودَ ۛ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۛ لَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَرَدُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فِىٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَقَالُوٓا۟ إِنَّا كَفَرْنَا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّۢ مِّمَّا تَدْعُونَنَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍۢ

Sizden önceki Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp; “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْsize gelmedi mi?
يَأْتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَبَؤُا۟haberi
ٱلَّذِينَkimselerin
مِنsizden öncekilerin
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْمِkavimlerinin
نُوحٍۢNuh
وَعَادٍۢve Ad
وَثَمُودَve Semud
وَٱلَّذِينَve kimselerin
مِنۢonlardan sonra gelen
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاonları kimse bilmez
يَعْلَمُهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka
ٱللَّهُAllah'tan
جَآءَتْهُمْonlara getirdi
رُسُلُهُمelçileri
بِٱلْبَيِّنَٰتِkanıtlar
فَرَدُّوٓا۟fakat koydular
أَيْدِيَهُمْonlar ellerini
فِىٓağızlarına
أَفْوَٰهِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَالُوٓا۟ve dediler ki
إِنَّاmuhakkak biz
كَفَرْنَاtanımayız
بِمَآşeyi
أُرْسِلْتُمsizinle gönderilen
بِهِۦonunla
وَإِنَّاve biz
لَفِىiçindeyiz
شَكٍّۢbir kuşku
مِّمَّاşeye karşı
تَدْعُونَنَآbizi çağırdığınız
إِلَيْهِona
مُرِيبٍۢderin

-Ey Kafirler- Sizden önce Nuh, Hûd, Âd, Salih, Semûd ve onlardan sonra yaşayıp elçileri yalanlayan kavimlerin helak haberi size ulaşmadı mı? Onların sayısını Allah'tan başka kimse bilemez. Resulleri onlara apaçık delillerle gelmişti. Resullere olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırmak için ellerini ağızlarına sokarak, resullerine şöyle dediler: "Şüphesiz ki biz, gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz ve bizi çağırdığınız şey hakkında da şek ve şüphe duymaktayız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

۞ قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِى ٱللَّهِ شَكٌّۭ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى ۚ قَالُوٓا۟ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ

Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı şüphe ediyorsunuz? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi, babalarımızın ibadet ettiği (ilahlardan) alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdediler ki
رُسُلُهُمْelçileri
أَفِىhakkında (edilir) mi?
ٱللَّهِAllah
شَكٌّۭşüphe
فَاطِرِyaratan
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضِve yeri
يَدْعُوكُمْ(O) sizi davet ediyor
لِيَغْفِرَbağışlamak için
لَكُمsizin
مِّنbir kısmını
ذُنُوبِكُمْgünahlarınızdan
وَيُؤَخِّرَكُمْve sizi ertelemek için
إِلَىٰٓkadar
أَجَلٍۢbir süreye
مُّسَمًّۭىbelirtilmiş
قَالُوٓا۟onlar dediler
إِنْsiz de
أَنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka değilsiniz
بَشَرٌۭbir insandan
مِّثْلُنَاbizim gibi
تُرِيدُونَistiyorsunuz
أَنbizi çevirmek
تَصُدُّونَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَمَّاolduğundan
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْبُدُtapıyor
ءَابَآؤُنَاatalarımızın
فَأْتُونَاo halde bize getirin
بِسُلْطَٰنٍۢbir delil
مُّبِينٍۢaçık

Resulleri onlara cevap olarak şöyle dediler: Allah'ın birliğinde ve tek başına ibadete layık olmasında şüphe mi var? O, gökleri ve yeri yaratandır, hiçbir benzerleri olmadan o ikisini yoktan var edendir. Geçmiş günahlarınızı silmek ve dünya hayatındaki ecellerinizi tamamlamanız için belirli bir zamana kadar sizleri erteleyerek kendisine iman etmeye çağırıyor. Kavimleri (resullerine) şöyle dediler: Sizler de bizim gibi beşer değil misiniz? Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Atalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmekten bizleri alıkoymak mı istiyorsunuz. Öyle ise Allah'ın bize göndermiş olduğu resuller olarak davet ettiğiniz şeylerde doğru söylediğinize delalet eden apaçık deliller getirin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

قَالَتْ لَهُمْ رُسُلُهُمْ إِن نَّحْنُ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُكُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَمُنُّ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۖ وَمَا كَانَ لَنَآ أَن نَّأْتِيَكُم بِسُلْطَٰنٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdediler ki
لَهُمْonlara
رُسُلُهُمْelçileri
إِنdeğiliz
نَّحْنُbiz (de)
إِلَّاbaşka bir şey
بَشَرٌۭinsandan
مِّثْلُكُمْsizin gibi
وَلَٰكِنَّfakat
ٱللَّهَAllah
يَمُنُّlutfeder
عَلَىٰkimseye
مَنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَشَآءُdilediği
مِنْkullarından
عِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاyoktur
كَانَimkanımız
لَنَآbizim
أَنsize getiremeye
نَّأْتِيَكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِسُلْطَٰنٍbir delil
إِلَّاolmadan
بِإِذْنِizni
ٱللَّهِAllah'ın
وَعَلَىve
ٱللَّهِAllah'a
فَلْيَتَوَكَّلِdayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَinananlar

Rasûlleri onlara cevap vererek şöyle dediler: Biz de ancak sizin gibi beşeriz. Bunda sizinle aynı olduğumuzu inkâr etmiyoruz. Ancak bu hususta eşit olmaları her konuda denk olmalarını gerektirmez. Yüce Allah kullarından dilediğine özel nimetler lutfeder. İnsanlara göndermek için aralarından rasûller seçer. Yüce Allah'ın dilemesi olmadan sizlerin bizlerden istediğiniz delilleri size getirmemiz bizim gücümüz dahilinde değildir. Bilakis Yüce Allah bunu tek başına yapmaya kadirdir. Müminlerin bütün işlerinde yalnızca Yüce Allah'a itimat edip güvenmeleri gerekir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَمَا لَنَآ أَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنَا سُبُلَنَا ۚ وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَىٰ مَآ ءَاذَيْتُمُونَا ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

“Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O’na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاneden?
لَنَآbiz
أَلَّاdayanmayalım
نَتَوَكَّلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَدْelbette
هَدَىٰنَاbize göstermişken
سُبُلَنَاyollarımızı
وَلَنَصْبِرَنَّve katlanırız
عَلَىٰbize yaptığınız eziyetlere
مَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَاذَيْتُمُونَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعَلَىve
ٱللَّهِAllah'a
فَلْيَتَوَكَّلِdayansınlar
ٱلْمُتَوَكِّلُونَtevekkül edenler

O'na (Allah'a) tevekkül etmek ile bizim aramızda hangi engel ya da mazeret olabilir? Andolsun ki bizi en doğru ve en açık yola irşad etti. Bizimle alay etmeniz ve yalanlamanız hususundaki eziyetlerinize sabredeceğiz. Müminlerin bütün işlerinde yalnızca Yüce Allah'a itimat edip güvenmeleri gerekir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا ۖ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ

Kâfîr olanlar peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَdediler ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لِرُسُلِهِمْelçilerine
لَنُخْرِجَنَّكُمya sizi mutlaka çıkarırız
مِّنْyurdumuzdan
أَرْضِنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْya da
لَتَعُودُنَّdönersiniz
فِىbizim dinimize
مِلَّتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَوْحَىٰٓşöyle vahyetti
إِلَيْهِمْonlara
رَبُّهُمْRableri
لَنُهْلِكَنَّmutlaka helak edeceğiz
ٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

(Allah Teâlâ'nın gönderdiği) Resullerin kavimlerinden olan ve onlara karşı delil getirmekten aciz kalan kâfirler şöyle dediler: Ya sizi beldemizden çıkaracağız ya da kendi dininizden bizim dinimize döneceksiniz. Bunun akabinde Yüce Allah resullerini teyit ederek şöyle vahyetmiştir: Allah'ı ve resulünü (küfre girerek) inkâr eden zalimleri muhakkak helak edeceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَامِى وَخَافَ وَعِيدِ

“Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَنُسْكِنَنَّكُمُve sizi yerleştireceğiz
ٱلْأَرْضَo yere
مِنۢonların ardından
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbu
لِمَنْiçindir
خَافَkorkan
مَقَامِىmakamımdan
وَخَافَve korkan içindir
وَعِيدِtehdidimden

-Ey Resuller ve size tabi olanlar!- Onları helak ettikten sonra o yere sizi yerleştireceğiz. Burada zikredilen yalanlayan kâfirlerin helak edilmeleridir. Onlar helak olduktan sonra o yere resullerin ve Müminlerin yerleştirilmesi ise ancak azametimi ve yüceliğimi hatırlayan ve azabımla uyarımdan korkan kimseler içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَٱسْتَفْتَحُوا۟ وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍۢ

(Rasûller) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı, ümitsizce hüsrana uğradı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱسْتَفْتَحُوا۟fetih istediler
وَخَابَve perişan oldu
كُلُّher
جَبَّارٍzorba
عَنِيدٍۢinatçı

Resuller düşmanlarına karşı Rablerinden kendilerine yardım etmesini istediler. Kendisi için hakkın ortaya çıkmasıyla beraber hakka karşı her inat eden ve kibirlenen hüsrana uğradı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

مِّن وَرَآئِهِۦ جَهَنَّمُ وَيُسْقَىٰ مِن مَّآءٍۢ صَدِيدٍۢ

Hüsranın ardından da Cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مِّنardından da
وَرَآئِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَهَنَّمُcehennem
وَيُسْقَىٰkendisine içirilir
مِنbir suy
مَّآءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
صَدِيدٍۢirin (gibi)

Kıyamet günü bu kibirli kişinin önünde cehennem vardır. cehennem onu gözetlemektedir. Orada ona cehennem halkından akan irin içirilir. Bu onun susuzluğunu gidermez. Susuzluk ve diğer azap çeşitleriyle o kimseye azap edilmeye devam eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

يَتَجَرَّعُهُۥ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُۥ وَيَأْتِيهِ ٱلْمَوْتُ مِن كُلِّ مَكَانٍۢ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍۢ ۖ وَمِن وَرَآئِهِۦ عَذَابٌ غَلِيظٌۭ

Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından bir türlü geçmeyecektir. Ölüm kendisini her yandan gelip saracak, fakat bir türlü ölemeyecektir. Arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَتَجَرَّعُهُۥonu yutmağa çalışır
وَلَاfakat
يَكَادُgeçiremez
يُسِيغُهُۥboğazından
وَيَأْتِيهِve ona geldiği halde
ٱلْمَوْتُölüm
مِنher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَكَانٍۢyandan
وَمَاve yine
هُوَo
بِمَيِّتٍۢölemez
وَمِنbunun ardından
وَرَآئِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَذَابٌbir azab
غَلِيظٌۭkaba

Acılığının, sıcaklığının ve iğrenç kokusunun, şiddetinden dolayı yudum yudum içmek için kendisini zorlayacak ancak yutamayacaktır. Çekmiş olduğu azabın şiddetinden dolayı ölüm ona her yönden gelecek, ancak ölüp rahata kavuşamayacaktır. Bilakis diri olarak kalıp azabı tadacaktır. Önünde onu bekleyen daha şiddetli başka bir azap olacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

مَّثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ ۖ أَعْمَٰلُهُمْ كَرَمَادٍ ٱشْتَدَّتْ بِهِ ٱلرِّيحُ فِى يَوْمٍ عَاصِفٍۢ ۖ لَّا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا۟ عَلَىٰ شَىْءٍۢ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَٰلُ ٱلْبَعِيدُ

Rablerini inkâr edenlerin durumu; amelleri, aynen fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّثَلُdurumu
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar eden(lerin)
بِرَبِّهِمْRablerini
أَعْمَٰلُهُمْişleri;
كَرَمَادٍküle benzer
ٱشْتَدَّتْsavurduğu
بِهِonu
ٱلرِّيحُrüzgarın
فِىbir günde
يَوْمٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَاصِفٍۢfırtınalı
لَّاele geçiremezler
يَقْدِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِمَّاşeylerden
كَسَبُوا۟kazandıkları
عَلَىٰhiçbir şeyi
شَىْءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَişte
هُوَo
ٱلضَّلَٰلُsapıklıktır
ٱلْبَعِيدُderin

Kâfirlerin; sadaka, ihsanda bulunmak ve acizlere merhamet etmek gibi yapıp takdim ettikleri iyi amelleri, fırtınanın şiddetli olduğu bir günde (savrulan) küle benzer. Rüzgâr onu şiddetli bir şekilde taşıyarak savurur, ondan hiçbir eser kalmayana kadar onu her yere dağıtır. İşte kâfirlerin amelleri de böyledir, küfür onları savurur. Kıyamet günü (amel) sahibi ondan hiçbir şey istifade etmez. İman temelleri üzerine yapılmayan her amel, doğru yoldan uzak bir sapıklıktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۚ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍۢ جَدِيدٍۢ

Görmez misin ki, Allah gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır? Eğer dilerse sizi yok eder ve yerinize yeniden başkalarını yaratır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi?
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
خَلَقَyarattı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
بِٱلْحَقِّhak ile
إِنeğer
يَشَأْdilerse
يُذْهِبْكُمْsizi götürür
وَيَأْتِve getirir
بِخَلْقٍۢbir halk
جَدِيدٍۢyepyeni

-Ey İnsan!- Şüphesiz ki Yüce Allah'ın gökleri ve yeri hak ile yarattığını bilmez misin? O ikisini oyun olsun diye yaratmamıştır. -Ey İnsanlar!- Şayet sizi yok edip yerinize kendisine ibadet eden ve itaat eden birilerini getirmek isterse, sizi yok eder. Kendisine ibadet eden ve itaat eden başka kimseleri getirir. Bu O'nun için çok kolay ve basit bir iştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍۢ

Bu da Allah’a göre zor bir iş değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve değildir
ذَٰلِكَbu
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
بِعَزِيزٍۢgüç

Sizi yok edip başkalarını getirmek Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı aciz bırakacak değildir. O, her şeye kadirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ جَمِيعًۭا فَقَالَ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًۭا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ ۚ قَالُوا۟ لَوْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَهَدَيْنَٰكُمْ ۖ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَجَزِعْنَآ أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍۢ

Onların tümü (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıkarlar. Zayıf bırakılmışlar, büyüklük taslayanlara der ki: “Şüphesiz biz size tâbi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi savabilir misiniz?” Derler ki: “Eğer Allah bize hidayet etseydi, biz de sizleri hidayete eriştirirdik. Şimdi yakınsak da sabretsek de fark etmez, bizim için kaçacak hiç bir yer yoktur.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَبَرَزُوا۟ve göründüler
لِلَّهِAllah'ın huzurunda
جَمِيعًۭاhepsi
فَقَالَdediler ki
ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟zayıflar
لِلَّذِينَkimselere
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟büyüklük taslayan(lara)
إِنَّاşüphesiz biz
كُنَّاidik
لَكُمْsize
تَبَعًۭاtabi
فَهَلْmisiniz?
أَنتُمsiz
مُّغْنُونَsavabilir
عَنَّاbizden
مِنْazabından
عَذَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
مِن(en ufak)
شَىْءٍۢbir şey
قَالُوا۟dediler ki
لَوْeğer
هَدَىٰنَاbize yol gösterseydi
ٱللَّهُAllah
لَهَدَيْنَٰكُمْbiz de size yol gösterirdik
سَوَآءٌartık birdir
عَلَيْنَآbize
أَجَزِعْنَآsızlansak da
أَمْya da
صَبَرْنَاsabretsek de
مَاyoktur
لَنَاbize
مِنhiç
مَّحِيصٍۢkaçıp sığınacak bir yer

İnsanlar, vadedilen gün kabirlerinden çıkıp Yüce Allah'ın huzuruna gelecekler. Tabi olan zayıflar, önderlik yapan efendilerine şöyle diyecekler: "-Ey Efendiler!- Bizler size tabi olanlardık. Emirlerinize itaat ediyor, yasakladıklarınızdan da sakınıyorduk. Siz Allah'ın azabına karşı bizi koruyabilecek misiniz?" Önderlik yapan efendiler şöyle dediler: "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirerek muvaffak kılsaydı, biz de sizi doğru yola eriştirir ve hep beraber O'nun azabından kurtuluşa ererdik. Ancak sapıttık ve sizi de yoldan çıkardık. Şimdi azaba tahammül etmede aciz kalmakta ya da sabretmekte hepimiz eşitiz. Hiçbirimiz için azaptan kaçışı yoktur."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَقَالَ ٱلشَّيْطَٰنُ لَمَّا قُضِىَ ٱلْأَمْرُ إِنَّ ٱللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ ٱلْحَقِّ وَوَعَدتُّكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ ۖ وَمَا كَانَ لِىَ عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّآ أَن دَعَوْتُكُمْ فَٱسْتَجَبْتُمْ لِى ۖ فَلَا تَلُومُونِى وَلُومُوٓا۟ أَنفُسَكُم ۖ مَّآ أَنَا۠ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَآ أَنتُم بِمُصْرِخِىَّ ۖ إِنِّى كَفَرْتُ بِمَآ أَشْرَكْتُمُونِ مِن قَبْلُ ۗ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

"İş hükme bağlanıp bitince şeytan der ki: “Doğrusu Allah, size gerçek olan sözü vaat etti, ben de size vaatte bulundum, ama sözümden caydım. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu; yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtarıcı değilim, siz de beni kurtarıcı değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Şüphesiz zalimlere acıklı bir azap vardır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَşöyle dedi
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
لَمَّاne zaman ki
قُضِىَbitirildi
ٱلْأَمْرُ
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
وَعَدَكُمْsize va'detti
وَعْدَva'di
ٱلْحَقِّgerçek
وَوَعَدتُّكُمْve ben de size va'dettim
فَأَخْلَفْتُكُمْama ben sözümden caydım
وَمَاve yoktur
كَانَbenim
لِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكُمsize karşı
مِّنhiç
سُلْطَٰنٍbir güc(üm)
إِلَّآbaşka
أَنsizi davet etmekten
دَعَوْتُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱسْتَجَبْتُمْsiz de da'vetime koştunuz
لِىbenim
فَلَاo halde
تَلُومُونِىbeni kınamayın
وَلُومُوٓا۟fakat kınayın
أَنفُسَكُمkendi kendinizi
مَّآne
أَنَا۠ben
بِمُصْرِخِكُمْsizi kurtarabilirim
وَمَآne de
أَنتُمsiz
بِمُصْرِخِىَّbeni kurtarabilirsiniz
إِنِّىşüphesiz ben
كَفَرْتُreddetmiştim
بِمَآbeni ortak koşmanızı
أَشْرَكْتُمُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنönceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّdoğrusu
ٱلظَّٰلِمِينَzalimler
لَهُمْ(onlar) için vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı

Cennet ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme girdiğinde İblis şöyle der: Şüphesiz ki Allah'ın size verdiği söz haktı ve size verdiği sözü yerine getirdi. Ben de size batıl bir söz verdim ve size verdiğim sözü yerine getirmeyip, caydım. Zaten benim sizi dünyada küfür ve sapıklığa zorlayacak bir gücüm yoktu. Fakat sizi küfre çağırdım, günahları süsledim ve bana ittiba etmek için acele ettiniz. İçinde bulunduğunuz sapıklıktan dolayı beni kınamayın, kendinizi kınayın. Kınanacak birisi varsa o da sizin kendi nefislerinizdir. Azabı sizden def etmek için yardıma gelecek değilim, siz de azabı benden def etmek için yardıma koşacak değilsiniz. İbadette beni Allah'a şirk koşmanızı inkâr ettim. Şüphesiz ki -dünyada Yüce Allah'a şirk koşarak O'nu inkâr eden- zalimler için kıyamet günü onları bekleyen elem verici bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَأُدْخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ ۖ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ

İman eden ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedî kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan Cennetlere sokulacaklar. Oradaki esenlik dilekleri “selâm”dır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأُدْخِلَve sokuldular
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işyer
جَنَّٰتٍۢcennetlere
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَsürekli kalacakları
فِيهَاorada
بِإِذْنِizniyle
رَبِّهِمْRablerinin
تَحِيَّتُهُمْonların dirlik temennileri
فِيهَاorada
سَلَٰمٌselamdır

Yüce Allah zalimlerin varacağı yerin aksine iman eden ve salih amel işleyenleri saraylarının ve ağaçlarının altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Rabbinin izni, güç ve kuvveti ile orada ebedî kalacaklardır. Onların birbiri arasındaki selamlamaları, meleklerin onlara esenlik dilemesi ve Rableri -Subhânehu ve Teâlâ-'nın karşılama sözü "selam"dır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًۭا كَلِمَةًۭ طَيِّبَةًۭ كَشَجَرَةٍۢ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌۭ وَفَرْعُهَا فِى ٱلسَّمَآءِ

Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَيْفَnasıl
ضَرَبَbir benzetme yaptı
ٱللَّهُAllah
مَثَلًۭاbenzeri
كَلِمَةًۭsözün
طَيِّبَةًۭgüzel
كَشَجَرَةٍۢbir ağaç gibidir
طَيِّبَةٍgüzel
أَصْلُهَاkökü
ثَابِتٌۭsabit
وَفَرْعُهَاve dalları
فِىolan
ٱلسَّمَآءِgökte

-Ey Resul- Allah'ın kelime-i tevhit (Lâ ilahe illallâh) için nasıl örnek verdiğini görmedin mi? Onu güzel bir hurma ağacına benzetir. Gövdesi yerin altındadır. Temiz kökleri ile suyu içer (suyu çekerek beslenir), dalları göğe doğru yükselmiş olup (üzerine düşen) çiğ damlalarından beslenir ve temiz havayı solur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

تُؤْتِىٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍۭ بِإِذْنِ رَبِّهَا ۗ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah insanlara düşünüp ibret alsınlar diye (böyle) misaller verir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تُؤْتِىٓverir
أُكُلَهَاmeyvesini
كُلَّher
حِينٍۭzaman
بِإِذْنِizniyle
رَبِّهَاRabbinin
وَيَضْرِبُbenzetmeler yapar
ٱللَّهُAllah
ٱلْأَمْثَالَmisallerle
لِلنَّاسِinsanlara
لَعَلَّهُمْumulur ki
يَتَذَكَّرُونَöğüt alırlar (diye)

Rabbinin emri ile her vakit bu güzel ağaç güzel meyveler verir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ- öğüt almalarını umarak insanlara misaller verir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍۢ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجْتُثَّتْ مِن فَوْقِ ٱلْأَرْضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍۢ

Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَثَلُve durumu da
كَلِمَةٍsözün
خَبِيثَةٍۢkötü
كَشَجَرَةٍbir ağaca benzer
خَبِيثَةٍkötü
ٱجْتُثَّتْgövdesi koparılmış
مِنüstünden
فَوْقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَرْضِyerin
مَاolmayan
لَهَاonun
مِنhiç
قَرَارٍۢkararı (kökü)

Kötü olan şirk sözünün misali, kötü ağaç gibidir. Bu ağaç Ebu Cehil karpuzu ağacıdır. Kökü sökülmüş olup, ne yere bağlı olan bir kökü, ne de göğe yükselen bir dalı vardır. Bu ağaç kuruyup, ölür ve rüzgâr onu bir yerlere savurur. Küfür sözün sonu da böyle yok olmaktır. (Küfür söz) sahibi adına Yüce Allah'a güzel hiç bir amel yükselmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ

Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam bir söz ile sabit kılar, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُثَبِّتُtesbit eder
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟inanan(ları)
بِٱلْقَوْلِsöz ile
ٱلثَّابِتِsağlam
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَفِىve
ٱلْءَاخِرَةِahirette
وَيُضِلُّve şaşırtır
ٱللَّهُAllah
ٱلظَّٰلِمِينَzalimleri
وَيَفْعَلُve yapar
ٱللَّهُAllah
مَاne
يَشَآءُdiliyorsa

Yüce Allah Müminleri tam bir iman ile ölene kadar dünya hayatında kelime-i tevhit üzere sabit kılar. Berzah hayatında kabirde sorguya çekilirken de sabit kılar. Ve yine kıyamet gününde de sabit kılar. Yüce Allah kendisine şirk koşan, hak yolu ve doğruyu inkâr eden zalimleri saptırır. Adaleti ile saptırmak istediği kimseleri saptırarak ve lütfu ile hidayet ettiği kullarına hidayet ederek dilediğini yapar. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı bir şey yapmaya zorlayacak kimse yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًۭا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ

Allah'ın nimetini küfür (ve nankörlükle) değiştirenleri ve kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi?
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىkimseleri
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَدَّلُوا۟çeviren(leri)
نِعْمَتَni'metini
ٱللَّهِAllah'ın
كُفْرًۭاnankörlüğe
وَأَحَلُّوا۟ve konduranları
قَوْمَهُمْkavimlerini
دَارَyurduna
ٱلْبَوَارِhelak

Harem bölgede güven içinde olmak ile nimetlendirmesine ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendi içlerinden gönderilmesine karşın Kureyş'ten Allah'ı ve resulünü inkâr edenlerin halini gördün. Peygamberin Rabbinden getirdiğini yalanladıklarında O'nun (Allah'ın) nimetlerine nankörlük ettiler. Kavimlerinden küfür hususunda kendilerine ittiba edenleri helak diyarına sürüklediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا ۖ وَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

Onlar Cehennem'e girecekler. Orası ne kötü bir karargahtır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
جَهَنَّمَcehennemdir
يَصْلَوْنَهَاyaslanacakları
وَبِئْسَve ne kötü
ٱلْقَرَارُbir duraktır o

Helak diyarı cehennemdir ve oraya girecek ve cehennemin sıcağını çekeceklerdir. Onların kalacakları yer, ne kötü bir yerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًۭا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ ۗ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ

Onlar Allah’a, O’nun yolundan saptırmak için, ortaklar koştular De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلُوا۟ve koştular
لِلَّهِAllah'a
أَندَادًۭاeşler
لِّيُضِلُّوا۟saptırmak için
عَنO'nun yolundan
سَبِيلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
تَمَتَّعُوا۟eğlenin
فَإِنَّşüphesiz
مَصِيرَكُمْgideceğiniz yer
إِلَىateştir
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşrikler, Allah'ın yolundan saptıktan sonra kendilerine ittiba edenleri saptırmak için Yüce Allah'a, benzerler ve denkler edindiler. -Ey Resul!- Onlara de ki: İçinde olduğunuz şehvetlerden/arzulardan istifade edin ve bu dünya hayatında şüpheleri yayın. Muhakkak kıyamet gününde döneceğiniz yer ateştir. Sizin ondan başka dönüş yeriniz yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّۭا وَعَلَانِيَةًۭ مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌۭ لَّا بَيْعٌۭ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ

İman eden kullarıma de ki: "Namazı dosdoğru kılsınlar. Hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan infâk etsinler."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلsöyle
لِّعِبَادِىَkullarıma
ٱلَّذِينَinanan
ءَامَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُقِيمُوا۟kılsınlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَيُنفِقُوا۟ve infak etsinler
مِمَّاverdiğimiz rızıktan
رَزَقْنَٰهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سِرًّۭاgizli
وَعَلَانِيَةًۭve açık
مِّنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنgelmeden
يَأْتِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَوْمٌۭbir gün
لَّاki yoktur
بَيْعٌۭbir alışveriş
فِيهِonda
وَلَاne yoktur
خِلَٰلٌbir dostluk

-Ey Resul!- Müminlere, -Ey Müminler!- Namazı en kamil bir şekilde eda edin. Allah'ın azabına karşı feda edilecek hiçbir alışverişin ve fidyenin olmadığı ve hiçbir dostun dostuna şefaat edeceği dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce, Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden farz ve müstehap olan harcamalarda, riyadan korkarak gizli bir şekilde ve diğer insanların da sizi örnek almaları için açıktan infakta bulunun." diye öğüt ver.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًۭا لَّكُمْ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْأَنْهَٰرَ

Allah; gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِىO'dur ki
خَلَقَyarattı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
وَأَنزَلَve indirdi
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۭsu
فَأَخْرَجَve çıkardı
بِهِۦonunla
مِنَ(çeşitli)
ٱلثَّمَرَٰتِmeyvalar
رِزْقًۭاrızık olarak
لَّكُمْsize
وَسَخَّرَve emrinize verdi
لَكُمُsizin
ٱلْفُلْكَgemileri
لِتَجْرِىَakıp gitmesi için
فِىdenizde
ٱلْبَحْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِأَمْرِهِۦbuyruğuyla
وَسَخَّرَve emrinize verdi
لَكُمُsizin
ٱلْأَنْهَٰرَırmakları

Allah Teâlâ, daha önce bir benzeri olmamış gökleri ve yeri yoktan var edip, bina edendir. Size rızık olması için bulutlardan yağmuru indiren ve indirdiği su ile çeşitli meyveler çıkarandır. -Ey İnsanlar!- Takdiri gereğince suyun üzerinde yüzen gemileri sizin hizmetinize sundu. Ayrıca suyundan içmeniz, hayvanlarınızı ve ekinlerinizi sulamanız için nehirleri de sizin hizmetinize sunmuştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ

O, düzenli seyredip hareket eden Güneş'i ve Ay'ı sizin hizmetinize sunan, gece ve gündüzü sizin emrinize verendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَسَخَّرَve emrinize verdi
لَكُمُsizin
ٱلشَّمْسَgüneşi
وَٱلْقَمَرَve ay'ı
دَآئِبَيْنِdüzenli seyreden
وَسَخَّرَve emrinize verdi
لَكُمُsizin
ٱلَّيْلَgeceyi
وَٱلنَّهَارَve gündüzü

Sürekli (yörüngelerinde) akıp giden Güneş'i ve Ay'ı sizin hizmetinize sunmuştur. Aynı şekilde peşi sıra gelen gece ve gündüzü de hizmetinize sunmuştur. Gece uyumanız ve rahat etmeniz, gündüz ise işlerinizi yapıp çalışmanız içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ ۚ وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ ۗ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَظَلُومٌۭ كَفَّارٌۭ

O, size kendisinden istediğiniz şeylerin hepsini verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَءَاتَىٰكُمve size verdi
مِّنherşeyden
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاne varsa
سَأَلْتُمُوهُkendisinden istediğiniz
وَإِنve eğer
تَعُدُّوا۟saymak isteseniz
نِعْمَتَni'metini
ٱللَّهِAllah'ın
لَاsayamazsınız
تُحْصُوهَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّdoğrusu
ٱلْإِنسَٰنَinsan
لَظَلُومٌۭçok haksızlık edendir
كَفَّارٌۭçok nankördür

O'ndan isteyip, talep ettiğiniz ve talep etmediğiniz her şeyi size vermiştir. Yüce Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız, sayılarının çokluğu sebebiyle sayıp belirlemeye güç yetiremezsiniz. Sizlere sadece bunlardan bazı örnekler vermiştir. Şüphesiz ki insan, kendi nefsine çokça zulmeden, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın nimetlerine çokça nankörlük edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا ٱلْبَلَدَ ءَامِنًۭا وَٱجْنُبْنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعْبُدَ ٱلْأَصْنَامَ

Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara ibadet etmekten uzak tut.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْbir zaman
قَالَşöyle demişti
إِبْرَٰهِيمُİbrahim
رَبِّRabbim
ٱجْعَلْkıl
هَٰذَاbu
ٱلْبَلَدَşehri
ءَامِنًۭاgüvenli
وَٱجْنُبْنِىbeni uzak tut
وَبَنِىَّve oğullarımı
أَنtapmaktan
نَّعْبُدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَصْنَامَputlara

-Ey Resul!- İbrahim, oğlu İsmail'i ve hanımı Hacer'i Mekke'deki vadiye yerleştirdikten sonra: "Ey Rabbim! Ailemi yerleştirdiğim beldeyi (Mekke'yi) güvenli bir belde kıl. Orada kan dökülmesin, kimseye zulüm edilmesin. Beni ve evlatlarımı putlara ibadet etmekten uzak tut." dediği zamanı hatırla.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلنَّاسِ ۖ فَمَن تَبِعَنِى فَإِنَّهُۥ مِنِّى ۖ وَمَنْ عَصَانِى فَإِنَّكَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

“Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبِّRabbim
إِنَّهُنَّşüphesiz onlar
أَضْلَلْنَşaşırttılar
كَثِيرًۭاbirçoğunu
مِّنَinsanlardan
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَنartık kim
تَبِعَنِىbana uyarsa
فَإِنَّهُۥşüphsiz o
مِنِّىbendendir
وَمَنْve kim
عَصَانِىbana karşı gelirse
فَإِنَّكَşüphesiz sen
غَفُورٌۭbağışlayansın
رَّحِيمٌۭesirgeyensin

Ey Rabbim! Şüphesiz ki putlar birçok insanı saptırdılar. İnsanlar onların kendilerine şefaat edeceklerini zannedip fitneye düştüler. Allah'a ibadeti bırakıp putlara ibadet ettiler. İnsanlardan kim Allah'ı birleyip, O'na itaat etmede bana tabi olursa, o benim destekçim ve benim yolum üzeredir. Kim de bana karşı gelip Allah'ı birleme ve O'na itaat etmede bana tabi olmazsa, şüphesiz ki sen -Ey Rabbim!- günahını bağışlamak istediğin kullarının günahlarını bağışlar ve onlara merhamet edersin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

رَّبَّنَآ إِنِّىٓ أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِى بِوَادٍ غَيْرِ ذِى زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ ٱلْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱجْعَلْ أَفْـِٔدَةًۭ مِّنَ ٱلنَّاسِ تَهْوِىٓ إِلَيْهِمْ وَٱرْزُقْهُم مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ

'Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَّبَّنَآRabbimiz
إِنِّىٓben
أَسْكَنتُyerleştirdim
مِن(bazısını)
ذُرِّيَّتِىçocuklarımdan
بِوَادٍbir vadiye
غَيْرِolmayan
ذِىsahibi
زَرْعٍekin
عِندَyanında
بَيْتِكَsenin evinin
ٱلْمُحَرَّمِmukaddes
رَبَّنَاRabbimiz
لِيُقِيمُوا۟kılsınlar diye
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
فَٱجْعَلْartık kıl
أَفْـِٔدَةًۭgönüllerini
مِّنَbirtakım
ٱلنَّاسِinsanların
تَهْوِىٓmeylettir
إِلَيْهِمْonlara
وَٱرْزُقْهُمve onları rızıklandır
مِّنَ(çeşitli)
ٱلثَّمَرَٰتِmeyvalarla
لَعَلَّهُمْumulur ki
يَشْكُرُونَşükrederler

Rabbimiz! Zürriyetimden olan oğlum İsmail ve oğullarını ekin bitmeyen, su çıkmayan Beytu'l Haram'ın yanında bir vadiye (Mekke'ye) yerleştirdim. Rabbimiz! Namazlarını dosdoğru kılmaları için bunu böyle yaptım. -Ey Rabbim!- İnsanların kalplerini onlara çevir ki, onları ve bu beldeyi sevsinler. Onları ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlara vermiş olduğun nimetlerden dolayı sana şükrederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِى وَمَا نُعْلِنُ ۗ وَمَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

'Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبَّنَآRabbimiz
إِنَّكَşüphesiz sen
تَعْلَمُbilirsin
مَاşeyi
نُخْفِىbizim gizlediğimiz
وَمَاve şeyi
نُعْلِنُaçığa vurduğumuz
وَمَاve
يَخْفَىٰgizli kalmaz
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنhiçbir
شَىْءٍۢşey
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve ne de
فِىgökte
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Rabbimiz! Gizlediğimiz ve açığa vurduğumuz her şeyi hakkıyla bilirsin. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Bilakis Allah her şeyi bilir. Aynı zamanda muhtaç olduğumuz şeyler ve kendisine olan ihtiyacımız O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلْكِبَرِ إِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ ۚ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

'Hamt, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْحَمْدُhamdolsun
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىlutfeden
وَهَبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِىbana
عَلَىihtiyarlık çağımda
ٱلْكِبَرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِسْمَٰعِيلَİsma'il'i
وَإِسْحَٰقَve İshak'ı
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
لَسَمِيعُişitendir
ٱلدُّعَآءِdu'ayı

Şükür ve sena bana salihlerden vermesi için ettiğim duama icabet eden Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya aittir. Bana ilerlemiş yaşıma rağmen Hacer'den İsmail'i, Sâre'den de İshak'ı verdi. Şüphesiz ki benim Rabbim Allah -Subhânehu ve Teâlâ- kendisine dua edenin duasını işitip kabul edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

رَبِّ ٱجْعَلْنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ

'Rabbim! Beni ve soyumu namazı ikame edenlerden eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبِّRabbim
ٱجْعَلْنِىbeni kıl
مُقِيمَkılanlardan
ٱلصَّلَوٰةِnamazı
وَمِنve
ذُرِّيَّتِىzürriyetimi
رَبَّنَاRabbimiz
وَتَقَبَّلْkabul buyur
دُعَآءِdu'amı

Ey Rabbim! Beni, namazı en kamil şekilde eda edenlerden kıl. Aynı şekilde zürriyetimi de namazı böyle eda edenlerden eyle. Ey Rabbimiz! Duama icabet et! Katında makbul olan dualardan eyle.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

رَبَّنَا ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ ٱلْحِسَابُ

'Rabbimiz! Hesap görülecek günde; beni, ana babamı ve inananları bağışla.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبَّنَاRabbimiz
ٱغْفِرْbağışla
لِىbeni
وَلِوَٰلِدَىَّanamı-babamı
وَلِلْمُؤْمِنِينَve mü'minleri
يَوْمَgün
يَقُومُgörüleceği
ٱلْحِسَابُhesabın

Rabbimiz! Benim, ana babamın günahlarını bağışla. (İbrahim -aleyhisselâm- bu duayı babasının Allah'ın düşmanı olduğunu bilmeden önce yapmıştır. Babasının Allah'ın düşmanı olduğunu anladığında ondan beri olup uzaklaşmıştır). Ve insanlar Rablerinin huzuruna hesap vermek için tekrardan dirilip, geldiği gün Müminlerin günahlarını da bağışla.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَ ۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍۢ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَٰرُ

Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle yerinden fırlayacağı bir güne erteliyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاsanma
تَحْسَبَنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهَAllah'ı
غَٰفِلًاgafil
عَمَّاşeylerden
يَعْمَلُyaptığı
ٱلظَّٰلِمُونَzalimlerin
إِنَّمَاmuhakkak O
يُؤَخِّرُهُمْertelemektedir
لِيَوْمٍۢbir güne
تَشْخَصُ(dehşetten) donup kalacağı
فِيهِonda
ٱلْأَبْصَٰرُgözlerin

-Ey Resul!- Yüce Allah'ın zalimlere azabını geciktirmesini asla onların yalanlamaları, Allah'ın yolundan alıkoymaları ve diğer yaptıkları şeylerden habersiz olduğu için sanma. Bilakis O, bunu hakkıyla bilmektedir. Bunlardan hiçbirisi O'na gizli kalmaz. Ancak onların azabını kıyamet gününe erteliyor. O gün öyle bir gündür ki, gördüğü dehşet verici şeyden korktuğu için gözler yerinden fırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

مُهْطِعِينَ مُقْنِعِى رُءُوسِهِمْ لَا يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ ۖ وَأَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَآءٌۭ

O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مُهْطِعِينَkoşarlar
مُقْنِعِىdikerek
رُءُوسِهِمْbaşlarını
لَاdönmez
يَرْتَدُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْهِمْkendilerine
طَرْفُهُمْbakışları
وَأَفْـِٔدَتُهُمْve yüreklerinin içi de
هَوَآءٌۭbomboştur

İnsanlar kabirlerinden kalktığında (kendilerini) çağırana doğru koşarlar. Başlarını kaldırarak endişeli bir şekilde gökyüzüne bakarlar. Kendilerine bile dönüp bakamazlar. Bilakis gördükleri dehşet verici şeyden dolayı gözleri yerinden fırlamış bir şekilde bakakalırlar. Kalpleri ise idrak etmekten uzak, gördükleri dehşet verici şeyi anlayamayacak durumdadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ ٱلْعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رَبَّنَآ أَخِّرْنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ قَرِيبٍۢ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ ۗ أَوَلَمْ تَكُونُوٓا۟ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍۢ

(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنذِرِve uyar
ٱلنَّاسَinsanları
يَوْمَgüne (karşı)
يَأْتِيهِمُkendilerine geleceği
ٱلْعَذَابُazabın
فَيَقُولُve diyecekleri
ٱلَّذِينَzalimlerin
ظَلَمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبَّنَآRabbimiz
أَخِّرْنَآbizi ertele
إِلَىٰٓbir süreye kadar
أَجَلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَرِيبٍۢyakın
نُّجِبْgelelim
دَعْوَتَكَsenin çağrına
وَنَتَّبِعِve uyalım
ٱلرُّسُلَelçilere
أَوَلَمْetmemiş miydiniz?
تَكُونُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَقْسَمْتُمyemininizi
مِّنönceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاolmadığına
لَكُمsizin için
مِّنhiçbir
زَوَالٍۢzeval

-Ey Resul!- Ümmetini kıyamet günü gelecek olan Allah'ın azabı ile korkut. Kendi nefislerine Allah'a şirk koşarak ve küfrederek zulüm edenler, o gün şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bize mühlet ver, azabımızı geçiktir, kısa bir süre için bizi dünyaya tekrardan döndür sana iman edelim. Bize gönderdiğin resullerine tabi olalım, derler. Onlar azarlanacak ve kendilerine şöyle denilecektir: Öldükten sonra dirilmeyi inkâr ederek, dünya hayatından ahirete intikal etmeyeceğiz diye dünyada iken yemin edenler siz değil miydiniz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَسَكَنتُمْ فِى مَسَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ

Hatta siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında yerleştiniz. Onlara neler yaptığımız da sizin için apaçık ortaya çıktı. Size birçok misaller de gösterdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَسَكَنتُمْve oturmuştunuz
فِىyerlerinde
مَسَٰكِنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimselerin
ظَلَمُوٓا۟zulmeden(lerin)
أَنفُسَهُمْkendilerine
وَتَبَيَّنَve belli olmuştu
لَكُمْsize
كَيْفَnasıl
فَعَلْنَاyaptığımız
بِهِمْonlara
وَضَرَبْنَاve anlatmıştık
لَكُمُsize
ٱلْأَمْثَالَmisallerle

Allah'ı inkâr ederek kendi nefislerine zulmeden Hûd'un kavmi ve Salih'in kavmi gibi geçmiş ümmetlerin diyarlarına yerleştiniz. Onları helaka uğrattığımız sizlere apaçık beyan oldu. Öğüt almanız için Allah'ın kitabında size bir çok misaller getirdik, ancak bundan öğüt almadınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَقَدْ مَكَرُوا۟ مَكْرَهُمْ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ ٱلْجِبَالُ

Onlar tuzaklar kurdular, ama Allah katında da onlara tuzak vardır. İsterse onların tuzakları dağları yerinden oynatacak olsun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَدْve kuşkusuz
مَكَرُوا۟onlar kurdular
مَكْرَهُمْtuzaklarını
وَعِندَoysa yanındadır
ٱللَّهِAllah'ın
مَكْرُهُمْonların tuzakları
وَإِنeğer
كَانَolsa bile
مَكْرُهُمْtuzakları
لِتَزُولَyerinden kaldıracak
مِنْهُdağları
ٱلْجِبَالُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Geçmişte yaşamış zalim toplulukların diyarına yerleşenler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i öldürmek ve davetini sonlandırmak için tuzaklar kurdular. Onların kurmuş olduğu planlardan hiçbirisi Yüce Allah'a gizli kalmaz. Onların bu planları zayıftır. Allah'ın onlar için yaptığı planın aksine onların planları zayıflığından dolayı ne dağları yerinden oynatır ne de başka bir şey yapar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

فَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِۦ رُسُلَهُۥٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌۭ ذُو ٱنتِقَامٍۢ

Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden döneceğini sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَاsakın
تَحْسَبَنَّsanma
ٱللَّهَAllah'ı
مُخْلِفَcayar
وَعْدِهِۦverdiği sözden
رُسُلَهُۥٓelçilerine
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
عَزِيزٌۭdaima üstündür
ذُوsahibidir
ٱنتِقَامٍۢintikam

-Ey Resul!- Resullerine galibiyeti ve dini aşikâr kılacağını vadetmiş olan Yüce Allah'ın resullerine vadettiği şeyden döneceğini zannetme! Şüphesiz ki Yüce Allah Azîz'dir, kimse O'na galip gelemez. Dostlarını da kuvvetli kılacaktır. Kendisine ve resullerine düşmanlık edenlerden şiddetli bir şekilde intikam alır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ ۖ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar tek ve Kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
تُبَدَّلُdeğiştirilir
ٱلْأَرْضُyer
غَيْرَbaşka
ٱلْأَرْضِyere
وَٱلسَّمَٰوَٰتُve gökler de
وَبَرَزُوا۟ve gelirler
لِلَّهِAllah'ın huzuruna
ٱلْوَٰحِدِtek (olan)
ٱلْقَهَّارِkahredici (olan)

Bu intikam kıyamet günü kâfirlerden alınacaktır. Yeryüzü pak beyaz bir yere dönüştürülecek ve gökler de başka göklere dönüştürülecektir. Öyle ki, insanlar Kahhâr, mutlak hâkim, hiç kimsenin kendisine hükmedemediği, mutlak galip, hiç kimsenin kendisine galip gelemediği, azametinde ve mülkünde tek olan Allah'ın huzurunda durmak için bedenleri ve amelleri ile kabirlerinden çıkacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍۢ مُّقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَرَىve görürsün
ٱلْمُجْرِمِينَsuçluları
يَوْمَئِذٍۢo gün
مُّقَرَّنِينَbirbirine yaklaştırılmış
فِىiçinde
ٱلْأَصْفَادِzincirler

49-50 -Ey Resul!- Yeryüzünün ve gökyüzünün başkasıyla değiştirildiği gün, kâfir ve müşriklerin bazısının bazısına zincirlerle bağlandığını görürsün. Elleri ve ayakları boyunlarında zincirlerle bağlanarak birleştirilir. O gün giyecekleri elbiseleri katrandandır (o da hızlı tutuşan bir maddedir). Asık olan yüzlerini ateş kaplar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍۢ وَتَغْشَىٰ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ

Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَرَابِيلُهُمgömlekleri
مِّنkatrandandır
قَطِرَانٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتَغْشَىٰve kaplamaktadır
وُجُوهَهُمُyüzlerini
ٱلنَّارُateş

49-50 -Ey Rasû!l- Yeryüzünün ve gökyüzünün başkasıyla değiştirildiği gün, kâfir ve müşriklerin bazısının bazısına zincirlerle bağlandığını görürsün. Elleri ve ayakları boyunlarında zincirlerle bağlanarak birleştirilir. O gün giyecekleri elbiseleri katrandandır (o da hızlı tutuşan bir maddedir). Asık olan yüzlerini ateş kaplar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

İbrâhîm Sûresi, vahyin insanı karanlıklardan aydınlığa çıkaran rehberlik oluşunu vurgulayarak başlar ve şükür, tevhid, peygamberlik ile hesap bilincini aynı çerçevede işler. Hz. Mûsâ'nın kavmine Allah'ın nimetlerini hatırlatması üzerinden geçmişten ders çıkarma çağrısı yapılır. 7. ayette "Şükrederseniz elbette artırırım" buyruğu yer alır; bu ifade yalnızca maddî çoğalma değil, nimeti tanıma, onu doğru kullanma ve sorumluluğunu yerine getirme bağlamında okunmalıdır. Sûrenin merkezindeki Hz. İbrâhim duaları (35-41. ayetler), Mekke'nin güvenli olması, ailesinin namazı sürdürebilmesi, insanların gönüllerinin onlara yönelmesi ve rızık verilmesi gibi talepleri içerir. Böylece dua, kişisel istekten toplumsal güvenliğe ve gelecek nesillerin inanç eğitimine uzanır. "Güzel söz"ün kökü sağlam, dalları göğe yükselen bereketli ağaca benzetildiği 24-25. ayetler, tevhid sözünün ve iyi davranışın kalıcı etkisini anlatır; buna karşılık köksüz kötü sözün tutunamayacağı bildirilir. Sûre, nimetin şükürle korunması, inancın davranışa dönüşmesi ve insanın yaptığı tercihlerin ahiret karşılığını düşünmesi gerektiğini güçlü imgelerle açıklar. Bu dualar, güvenli bir toplum ile bilinçli kulluğun birbirinden kopuk olmadığını gösterir.

Ana Temalar

  • Vahyin karanlıktan aydınlığa çıkarışı
  • Şükür ve nimetin sorumluluğu
  • Hz. İbrâhim'in Mekke ve nesil duaları
  • Güzel söz ve köklü iman benzetmesi
  • Hesap günü ve insanın seçimi

Ne Zaman Okunur?

İbrâhîm Sûresi için belirlenmiş özel bir okuma zamanı yoktur. Sûredeki dualar aile, namaz, güvenlik ve şükür konularında dua etmek isteyenler için anlamlı örneklerdir. Ayetleri belirli sayılara bağlayıp kesin sonuç vaat etmek yerine, anlamlarıyla birlikte okuyup davranışa dönüştürmek esastır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

"Şükrederseniz artırırım" hangi ayettir?

Bu ifade İbrâhîm Sûresi 7. ayette yer alır. Ayette şükrün karşılığında nimetin artırılması, nankörlüğün ise ağır sonuçları bulunduğu bildirilir. Şükür yalnız sözle teşekkür etmek değil; nimetin kaynağını bilmek, onu meşru ve faydalı biçimde kullanmak ve başkalarının hakkını gözetmek olarak açıklanır.

Hz. İbrâhim'in Mekke için duası hangi ayetlerde geçer?

Sûrenin 35-41. ayetlerinde Hz. İbrâhim'in şehri güvenli kılma, kendisini ve çocuklarını putperestlikten koruma, ailesinin namazı sürdürmesi, insanların gönüllerinin onlara yönelmesi ve bağışlanma talepleri yer alır. Bu bölüm aile, ibadet ve toplum güvenliğini bir arada düşünür.

"Güzel söz güzel ağaç gibidir" ne demektir?

İbrâhîm 24-25'te güzel söz, kökü sağlam ve dalları göğe uzanan verimli bir ağaca benzetilir. Tefsirlerde bu benzetme başta tevhid sözü olmak üzere doğru inanç ve faydalı sözün sağlam kök, süreklilik ve çevreye yarar üretme özelliklerini anlatır.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar