Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

28. Sûre · Mekke · 88 Ayet

القصص

KASAS SÛRESİ

Kıssalar

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

طسٓمٓ

Tâ, Sîn, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
طسٓمٓTa sin mim

(Ta, Sin, Mim) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

Bunlar apaçık kitabın ayetleridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تِلْكَşunlar
ءَايَٰتُayetleridir
ٱلْكِتَٰبِKitabın
ٱلْمُبِينِapaçık

Bunlar apaçık Kur'an'ın ayetleridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

نَتْلُوا۟ عَلَيْكَ مِن نَّبَإِ مُوسَىٰ وَفِرْعَوْنَ بِٱلْحَقِّ لِقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ

İman eden bir toplum için, Mûsâ ve Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana hak olarak okuyacağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نَتْلُوا۟okuyacağız
عَلَيْكَsana
مِنbir parçayı
نَّبَإِhaberinden
مُوسَىٰMusa
وَفِرْعَوْنَve Fir'avn'ın
بِٱلْحَقِّgerçek olarak
لِقَوْمٍۢbir toplum için
يُؤْمِنُونَinanan

İman etmiş bir toplum için sana, Musa ve Firavun'un bazı haberlerini, içinde şüphe olmayan bir hakikatle okuyacağız. Zira içinde bulunanlardan faydalananlar onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلَ أَهْلَهَا شِيَعًۭا يَسْتَضْعِفُ طَآئِفَةًۭ مِّنْهُمْ يُذَبِّحُ أَبْنَآءَهُمْ وَيَسْتَحْىِۦ نِسَآءَهُمْ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ

Firavun, yeryüzünde üstünlük/büyüklük taslayıp, oranın halkını fırkalara/gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
فِرْعَوْنَFir'avn
عَلَاululandı (zorbalığa kalktı)
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلَve böldü
أَهْلَهَاhalkını
شِيَعًۭاçeşitli gruplara
يَسْتَضْعِفُeziyordu
طَآئِفَةًۭbir zümreyi
مِّنْهُمْonlardan
يُذَبِّحُkesiyordu
أَبْنَآءَهُمْoğullarını
وَيَسْتَحْىِۦve sağ bırakıyordu
نِسَآءَهُمْkadınlarını
إِنَّهُۥçünkü o
كَانَidi
مِنَbozgunculardan
ٱلْمُفْسِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şüphesiz Firavun, Mısır topraklarında zorbalık ederek oraya musallat olmuştur. Halkını kendi aralarında ayrı ayrı gruplar haline bölmüş ve onlardan bazı grupları güçsüz bırakmıştır. Zayıf bırakılan topluluk İsrailoğulları'dır. Onların erkek çocuklarını öldürüyor, küçük düşürülmelerinde ileri giderek kız çocuklarını hizmet etmeleri için hayatta bırakıyordu. Muhakkak o, yeryüzünde zulüm, azgınlık ve kibirlenerek bozgunculuk yapanlardan biriydi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةًۭ وَنَجْعَلَهُمُ ٱلْوَٰرِثِينَ

Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara ihsanda bulunmak ve onları önderler yapmak ve onları (oraya) mirasçı kılmak istiyorduk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنُرِيدُbiz istiyorduk
أَنlutfetmeyi
نَّمُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىüzerine
ٱلَّذِينَkimseler
ٱسْتُضْعِفُوا۟ezilen(ler)
فِىo yerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنَجْعَلَهُمْve onları yapmayı
أَئِمَّةًۭönderler
وَنَجْعَلَهُمُve onları kılmayı
ٱلْوَٰرِثِينَmirasçı

Biz ise, Firavun'un Mısır topraklarında güçsüz zayıf kıldığı İsrailoğulları'na, düşmanlarını helâk ederek, zayıflıklarını gidererek, onları hakta örnek alınan önderler yaparak ve Firavun'un helak olmasının ardından onları mübarek Şam topraklarının mirasçıları kılarak lütufta bulunmak istiyorduk. Allah Teâlâ’nın buyurduğu gibi; "Zayıf bırakılan o topluluğa, bereketli kıldığımız yeryüzünün doğusunu ve batısını miras bıraktık...''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَنُرِىَ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَحْذَرُونَ

Onları ülkede güç sahibi kılmak, Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğulları'ndan gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنُمَكِّنَve iktidara getirmeyi
لَهُمْonları
فِىo yerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنُرِىَve göstermeyi
فِرْعَوْنَFir'avn'a
وَهَٰمَٰنَve Haman'a
وَجُنُودَهُمَاve askerlerine
مِنْهُمonlardan
مَّاşeyi
كَانُوا۟oldukları
يَحْذَرُونَkorkmuş

Onları orada güç ve hüküm sahibi yaparak, yeryüzünde kudretli kılmak, Firavun'a ve krallığında ona en büyük dayanak olan Haman’a, ve her ikisine yardımcı olan askerlerine, krallıklarının İsrailoğulları'ndan doğmuş bir erkek çocuğunun eliyle ortadan kaldırılmasıyla korktukları o şeyi göstermek istiyoruz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ أُمِّ مُوسَىٰٓ أَنْ أَرْضِعِيهِ ۖ فَإِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَأَلْقِيهِ فِى ٱلْيَمِّ وَلَا تَخَافِى وَلَا تَحْزَنِىٓ ۖ إِنَّا رَآدُّوهُ إِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Mûsâ’nın anasına: ‘Onu emzir, onun adına bir tehlikeden korkarsan onu hemen denize bırak. Korkma ve üzülme. Şüphesiz biz onu sana döndürecek ve onu peygamberlerden kılacağız’ diye ilham ettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَوْحَيْنَآve vahyettik
إِلَىٰٓannesine
أُمِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُوسَىٰٓMusa'nın
أَنْdiye
أَرْضِعِيهِO(çocuğu)nu emzir
فَإِذَاne zaman ki
خِفْتِkorkarsan
عَلَيْهِbaşına bir şey gelmesinden
فَأَلْقِيهِonu bırak
فِىsuya
ٱلْيَمِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
تَخَافِىkorkma
وَلَاve
تَحْزَنِىٓüzülme
إِنَّاelbette biz
رَآدُّوهُonu tekrar geri vereceğiz
إِلَيْكِsana
وَجَاعِلُوهُve onu yapacağız
مِنَelçilerden
ٱلْمُرْسَلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa -aleyhisselam-'ın annesine iham ederek; Firavun ve kavminin, onu öldürmesinden endişe duyup korkuya kapılıncaya dek onu emzirmesini emrettik. Endişesi artınca onu sandığa koymasını ve Nil nehrine bırakmasını, asla onun boğulmasından ve Firavun'dan korkmamasını ve ondan ayrılması sebebiyle üzülmemesini emrettik. Zira Biz onu sana sağ olarak geri getireceğiz ve onu bir elçi olarak göndereceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

فَٱلْتَقَطَهُۥٓ ءَالُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّۭا وَحَزَنًا ۗ إِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا۟ خَٰطِـِٔينَ

Firavun hanedanı onu bulup aldılar. Sonunda onlara düşman ve başlarına dert olacaktı. Çünkü Firavun, Hâmân ve orduları suçlu idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱلْتَقَطَهُۥٓnihayet onu aldı
ءَالُailesi
فِرْعَوْنَFir'avn
لِيَكُونَolsunası için
لَهُمْkendilerine
عَدُوًّۭاbir düşman
وَحَزَنًاve başlarına derd
إِنَّgerçekten
فِرْعَوْنَFir'avn
وَهَٰمَٰنَve Haman
وَجُنُودَهُمَاve askerleri
كَانُوا۟yanılıyorlardı
خَٰطِـِٔينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa'nın annesi, onu sandığa koyup, nehre bırakılmasına dair verdiğimiz ilhamı yerine getirdi. Ardından Firavun hanedanı onu bulup, aldı. Böylece Yüce Allah'ın iradesi gerçekleşecek Musa, Firavun'un düşmanı olacak, Yüce Allah onun eliyle Firavun'un krallığını yok ederek onları hüzne boğacaktır. Muhakkak Firavun, veziri Haman ve tüm yardımcıları; küfürleri, azgınlıkları ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaları sebebiyle günahkâr kimselerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَقَالَتِ ٱمْرَأَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَيْنٍۢ لِّى وَلَكَ ۖ لَا تَقْتُلُوهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًۭا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Firavun’un karısı: "Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz." dedi. Oysa onlar farkında değillerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَتِve dedi ki
ٱمْرَأَتُkarısı
فِرْعَوْنَFir'avn'ın
قُرَّتُaydınlığı
عَيْنٍۢgöz
لِّىbana da
وَلَكَve sana da
لَاonu öldürmeyin
تَقْتُلُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَسَىٰٓbelki
أَنdiye
يَنفَعَنَآbize yararı dokunur
أَوْya da
نَتَّخِذَهُۥonu ediniriz
وَلَدًۭاevlad
وَهُمْve onlar
لَاanlamıyorlardı
يَشْعُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Firavun onu öldürmek istediği zaman karısı ona şöyle dedi: “Bu çocuk, benim ve senin için bir mutluluk kaynağıdır. Onu öldürme! Belki bize hizmet ederek faydalı olur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar, krallıklarının onun eliyle neye dönüşeceğini bilmiyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَأَصْبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَىٰ فَٰرِغًا ۖ إِن كَادَتْ لَتُبْدِى بِهِۦ لَوْلَآ أَن رَّبَطْنَا عَلَىٰ قَلْبِهَا لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Mûsâ’nın annesi kalbi bomboş olarak sabah etti. Eğer biz, (vaadimize) iman edenlerden olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَصْبَحَve sabahladı
فُؤَادُgönlü
أُمِّannesinin
مُوسَىٰMusa'nın
فَٰرِغًاbomboştu
إِنneredeyse
كَادَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَتُبْدِىaçığa vuracaktı
بِهِۦonu
لَوْلَآeğer olmasaydık
أَنbiz iyice pekiştirmiş
رَّبَطْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰüzerine
قَلْبِهَاonun kalbi
لِتَكُونَolması için
مِنَinananlardan
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa -aleyhisselam-'ın annesinin yüreği, Musa’nın durumu dışında bütün dünya işlerinden boşalmış olarak sabahladı. Eğer biz, Rablerine tevekkül eden ve takdir ettiğine sabreden Müminlerden olması için onun kalbini sükûnet ve sabır vermek suretiyle sabit kılarak bağlamasaydık, neredeyse sabredemeyerek, az daha ona olan aşırı bağlılığı sebebiyle bu çocuğun kendisine ait olduğunu ortaya çıkaracaktı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَقَالَتْ لِأُخْتِهِۦ قُصِّيهِ ۖ فَبَصُرَتْ بِهِۦ عَن جُنُبٍۢ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

(Annesi) Mûsâ’nın kız kardeşine; “Onu takip et!” dedi. O da uzaktan gözetledi. Onlar ise farkında değillerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَتْve dedi ki
لِأُخْتِهِۦkızkardeşine
قُصِّيهِonu takip et
فَبَصُرَتْo da gözetledi
بِهِۦonu
عَنuzaktan
جُنُبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْve onlar
لَاfarkına varmadan
يَشْعُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa -aleyhisselam-'ın annesi, onu nehre bıraktıktan sonra kız kardeşine şöyle dedi: "Ona ne yapılacağını bilmek için onu takip et!'' Kız kardeşi de durumu açığa çıkmamak için Musa'yı uzaktan gözetledi. Firavun ve ahalisi o kişinin Musa'nın kız kardeşi olduğunu ve Musa hakkında araştırma yaptığını hiç hissedemediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

۞ وَحَرَّمْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَرَاضِعَ مِن قَبْلُ فَقَالَتْ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰٓ أَهْلِ بَيْتٍۢ يَكْفُلُونَهُۥ لَكُمْ وَهُمْ لَهُۥ نَٰصِحُونَ

Biz daha önceden (annesine geri verilinceye kadar) ona sütanalarını haram etmiştik. Bunun üzerine (kız kardeşi) dedi ki: “Sizin için ona bakacak, hem de ona iyilikte bulunacak bir aile göstereyim mi?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَحَرَّمْنَاve haram etmiştik
عَلَيْهِona
ٱلْمَرَاضِعَsüt anneleri
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالَتْdedi ki
هَلْsize göstereyimmi?
أَدُلُّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰٓhalkını (aile)
أَهْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَيْتٍۢbir ev (aile)
يَكْفُلُونَهُۥonun bakımını üstlenecek
لَكُمْsizin için
وَهُمْve onlar
لَهُۥona
نَٰصِحُونَöğüt verecek

Msâ, kendisini annesine döndürmeden önce Allah Teâlâ’nın takdiriyle kadınlardan süt emmeyi kabul etmemiştir. Kız kardeşi, bebeğin emzirilmesi konusunda onların gayretlerini görünce şöyle dedi: "Sizlere, bu bebeği samimiyetle emzirecek ve bakımını yerine getirecek bir ev halkını göstereyim mi?''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

فَرَدَدْنَٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye annesine geri döndürdük. Fakat, onların çoğu bilmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَرَدَدْنَٰهُböylece onu geri verdik
إِلَىٰٓannesine
أُمِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَىْiçin
تَقَرَّaydın olması
عَيْنُهَاgözü
وَلَاve
تَحْزَنَüzülmesin (diye)
وَلِتَعْلَمَve bilmesi için
أَنَّşüphesiz ki
وَعْدَva'di
ٱللَّهِAllah'ın
حَقٌّۭhaktır
وَلَٰكِنَّve fakat
أَكْثَرَهُمْçokları
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onu yakından görünce gözü aydın olsun, ayrılışından dolayı üzülmesin ve Yüce Allah’ın onu kendisine geri döndüreceğine dair vaadinin gerçek olduğunu ve hakkında hiçbir şüphe olmadığını bilsin diye, Mûsâ'yı annesine geri döndürdük. Fakat onların çoğu bu vaadi bilmediler. Ayrıca onun (Mûsâ'nın) annesi olduğunu da anlayamadılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَٱسْتَوَىٰٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًۭا وَعِلْمًۭا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Mûsâ kemal/olgunluk çağına ulaşınca ona, hüküm ve ilim verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاne zaman ki
بَلَغَ(Musa) erişince
أَشُدَّهُۥgüçlü çağına
وَٱسْتَوَىٰٓve olgunlaşınca
ءَاتَيْنَٰهُbiz ona verdik
حُكْمًۭاhüküm
وَعِلْمًۭاve ilim
وَكَذَٰلِكَişte böyle
نَجْزِىmükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

Bedeninin güçlendiği yaşa ulaşıp gücüne hâkim olunca peygamberlikten önce ona İsrailoğulları'na gönderilen dinleri hakkında anlayış ve ilim verdik. Musa’yı itaat etmesinden ötürü mükâfatlandıracağımız gibi, ihsan sahiplerini de her zaman ve her yerde mükâfatlandıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَدَخَلَ ٱلْمَدِينَةَ عَلَىٰ حِينِ غَفْلَةٍۢ مِّنْ أَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ هَٰذَا مِن شِيعَتِهِۦ وَهَٰذَا مِنْ عَدُوِّهِۦ ۖ فَٱسْتَغَٰثَهُ ٱلَّذِى مِن شِيعَتِهِۦ عَلَى ٱلَّذِى مِنْ عَدُوِّهِۦ فَوَكَزَهُۥ مُوسَىٰ فَقَضَىٰ عَلَيْهِ ۖ قَالَ هَٰذَا مِنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ ۖ إِنَّهُۥ عَدُوٌّۭ مُّضِلٌّۭ مُّبِينٌۭ

O halkın haberi olmadığı bir sırada şehre girdi ve kavga eden iki adam gördü. Birisi kendi tarafından, diğeri düşmanlarından idi. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk vurdu, adamı öldürdü. Bu, Şeytan'ın işindendir. O, apaçık yoldan saptıran bir düşmandır, dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَدَخَلَve girdi
ٱلْمَدِينَةَşehre
عَلَىٰbir sırada
حِينِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَفْلَةٍۢ(kendisinden) habersiz olduğu
مِّنْhalkının
أَهْلِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَوَجَدَve buldu
فِيهَاorada
رَجُلَيْنِiki adamı
يَقْتَتِلَانِöldüresiye dövüşürlerken
هَٰذَاbiri
مِنkendi taraftarlarından
شِيعَتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهَٰذَاve öbürü de
مِنْdüşmanlarından
عَدُوِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱسْتَغَٰثَهُ(Musa'dan) yardım istedi
ٱلَّذِىolan kimse
مِنkendi taraftarlarından
شِيعَتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىkarşı
ٱلَّذِىolana
مِنْdüşmanlarından
عَدُوِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَوَكَزَهُۥbir yumruk indirdi
مُوسَىٰMusa
فَقَضَىٰişini bitirdi
عَلَيْهِonun
قَالَ(sonra) dedi ki
هَٰذَاbu
مِنْişindendir
عَمَلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلشَّيْطَٰنِşeytanın
إِنَّهُۥo gerçekten
عَدُوٌّۭbir düşmandır
مُّضِلٌّۭşaşırtıcı
مُّبِينٌۭapaçık

Musa -aleyhisselam- insanların evlerinde dinlendikleri vakitte şehre girdi. Orada birbirine düşman olan ve birbiriyle kavga eden iki adam gördü. Biri İsrailoğulları'ndan Musa -aleyhisselam-'ın kavminden, diğeri ise Musa’nın düşmanı Firavun'un kavmi olan Kıptiler'dendi. Kavminden olan kişi, düşmanı olan Kıpti'ye karşı kendisine yardım etmesini istedi. Musa -aleyhisselam- da yumruğuyla Kıpti’ye vurdu. Vurduğu o yumruğun gücü sebebiyle onu öldürüverdi. Sonrasında ise Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Bu, şeytanın güzel göstermesi ve aldatmasıdır. Şüphesiz şeytan, kendisine tabi olan kimseler için saptıran, düşmanlığı apaçık olandır. Benden hasıl olan bu suç onun düşmanlığı ve beni saptırmak isteyen bir saptırıcı olması sebebiyle meydana gelmiştir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

قَالَ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى فَٱغْفِرْ لِى فَغَفَرَ لَهُۥٓ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

"Rabbim! Ben kendime zulmettim, beni bağışla!" dedi. Allah da onu bağışladı. Nitekim O, çokça bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
رَبِّRabbim
إِنِّىgerçekten ben
ظَلَمْتُzulmettim
نَفْسِىnefsime
فَٱغْفِرْbağışla
لِىbeni
فَغَفَرَ(Allah) bağışladı
لَهُۥٓonu
إِنَّهُۥçünkü O
هُوَO
ٱلْغَفُورُçok bağışlayandır
ٱلرَّحِيمُçok esirgeyendir

Musa -aleyhisselam- Rabbine dua edip, ondan sadır olan suçu itiraf ederek şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz ben bu Kıpti’yi öldürerek kendime zulmettim. Benim günahımı bağışla!” Bunun üzerine Allah Teâlâ Musa -aleyhisselam-’ı bağışladığını beyan etti. Şüphesiz O, kullarından tövbe edeni bağışlar ve onlara merhamet eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

قَالَ رَبِّ بِمَآ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ فَلَنْ أَكُونَ ظَهِيرًۭا لِّلْمُجْرِمِينَ

“Rabbim! Bana verdiğin nimetle, artık asla günahkârlara destek olmayacağım.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
رَبِّRabbim
بِمَآhakkı için
أَنْعَمْتَlutfettiğin ni'metler
عَلَىَّbana
فَلَنْartık bir daha
أَكُونَolmayacağım
ظَهِيرًۭاarka çıkan
لِّلْمُجْرِمِينَsuçlulara

Sonra Musa -aleyhisselam- hakkında onun şöyle dua ettiğini haber verdi: "Rabbim! Beni nimetlendirdiğin kuvvet, hikmet ve ilimle, asla günahlarında mücrimlere yardım eden birisi olmayacağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

فَأَصْبَحَ فِى ٱلْمَدِينَةِ خَآئِفًۭا يَتَرَقَّبُ فَإِذَا ٱلَّذِى ٱسْتَنصَرَهُۥ بِٱلْأَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُۥ ۚ قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰٓ إِنَّكَ لَغَوِىٌّۭ مُّبِينٌۭ

Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün; dün kendisinden yardım isteyen adam yine feryat edip yardım istiyordu. Mûsâ ona: "Sen, besbelli azgının/sapkının birisin." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَصْبَحَsabahladı
فِىşehirde
ٱلْمَدِينَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَآئِفًۭاkorku içinde
يَتَرَقَّبُgözetleyerek
فَإِذَاbir de baktı ki
ٱلَّذِىkendisinden yardım isteyen
ٱسْتَنصَرَهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْأَمْسِdün
يَسْتَصْرِخُهُۥyine feryadediyor
قَالَdedi
لَهُۥona
مُوسَىٰٓMusa
إِنَّكَgerçekten sen
لَغَوِىٌّۭbir azgınsın
مُّبِينٌۭbelli ki

Bir Kıpti'yi öldürmesinin ardından, korku içinde neler olacağını gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de baktı ki, daha dün Kıpti düşmanına karşı kendisinden yardım ve destek isteyen kimse, başka bir Kıpti’ye karşı yine ondan yardım istiyordu. Musa -aleyhisselam- ona şöyle dedi: “Şüphesiz sen apaçık bir azgınlık ve sapıklık içindesin.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

فَلَمَّآ أَنْ أَرَادَ أَن يَبْطِشَ بِٱلَّذِى هُوَ عَدُوٌّۭ لَّهُمَا قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ أَتُرِيدُ أَن تَقْتُلَنِى كَمَا قَتَلْتَ نَفْسًۢا بِٱلْأَمْسِ ۖ إِن تُرِيدُ إِلَّآ أَن تَكُونَ جَبَّارًۭا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا تُرِيدُ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِينَ

Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan kimseyi tutup yakalamak isteyince: "Ey Mûsâ! Dün birisini öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun?" dedi. "Sen, ıslah edenlerden olmayı değil, ülkede bir zorba olmayı istiyorsun." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّآnihayet
أَنْisteyince
أَرَادَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنyakalamak
يَبْطِشَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلَّذِىolanı
هُوَo
عَدُوٌّۭdüşman
لَّهُمَاikisine de
قَالَdedi ki
يَٰمُوسَىٰٓey Musa
أَتُرِيدُbeni öldürmekmi istiyorsun?
أَنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَقْتُلَنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَمَاgibi
قَتَلْتَöldürdüğün
نَفْسًۢاbir canı
بِٱلْأَمْسِdün
إِن(oysa)
تُرِيدُistemiyorsun
إِلَّآdışında bir şey
أَنolmak
تَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَبَّارًۭاbir zorba
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve
تُرِيدُistemiyorsun
أَنolmak
تَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَarabuluculardan
ٱلْمُصْلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa -aleyhisselam- kendisine ve İsrailoğulları'ndan olan kişiye düşman olan Kıpti'yi yakalamak istediği zaman, İsrailoğulları'ndan olan kişi; "Şüphesiz sen azgın birisin!" dediğini duyduğu Musa’nın, kendisini yakalamak istediğini zannederek Musa’ya: "Daha dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen, düşman olan kimselerin arasını ıslah eden kimselerden biri değil, ancak yeryüzünde insanları öldüren ve zulmeden zorba bir kimse olmak istiyorsun.” dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَجَآءَ رَجُلٌۭ مِّنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ يَسْعَىٰ قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلْمَلَأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَٱخْرُجْ إِنِّى لَكَ مِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ

Şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi: "Mûsâ!" dedi. "İleri gelenler seni öldürmek için hakkında görüşüyorlar. Hemen çık git! Ben, senin (iyiliğin) için nasihat edenlerdenim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَآءَve geldi
رَجُلٌۭbir adam
مِّنْöbür ucundan
أَقْصَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمَدِينَةِşehrin
يَسْعَىٰkoşarak
قَالَdedi
يَٰمُوسَىٰٓey Musa
إِنَّşüphesiz ki
ٱلْمَلَأَileri gelenler
يَأْتَمِرُونَaralarında konuşuyorlar
بِكَseni
لِيَقْتُلُوكَseni öldürmek için
فَٱخْرُجْsen çık (git)
إِنِّىelbette ben
لَكَsana
مِنَöğüt verenlerden(im)
ٱلنَّٰصِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu haber yayılınca, şehrin diğer ucundan bir adam, Musa -aleyhisselam-’ın yakalanmasından endişelenerek ona karşı merhametinden hızlıca geliverdi ve şöyle dedi: “Ey Musa! Firavun'un kavminin ileri gelenleri senin öldürülmen için istişare ediyorlar. Çabuk bu ülkeyi terk et! Şüphesiz ben, sana merhamet ederek seni yakalayıp öldürmemeleri için sana nasihat ediyorum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

فَخَرَجَ مِنْهَا خَآئِفًۭا يَتَرَقَّبُ ۖ قَالَ رَبِّ نَجِّنِى مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bunun üzerine korku içinde etrafını gözetleyerek oradan çıkıp gitti. "Rabbim!" dedi. "Beni zalim kavimden kurtar."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَخَرَجَ(Musa) çıktı
مِنْهَاoradan
خَآئِفًۭاkorka korka
يَتَرَقَّبُkollayarak
قَالَdedi
رَبِّRabbim
نَجِّنِىbeni kurtar
مِنَkavimden
ٱلْقَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلظَّٰلِمِينَzalim

Musa -aleyhisselam- kendisine nasihat eden adamın sözünü yerine getirdi. Korku içinde o ülkeden çıktı ve başına ne geleceğini bekleyerek Rabbine şöyle dua etti: "Rabbim! Beni bu zalim topluluğun elinden kurtar, bana bir kötülükleri dokunmasın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلْقَآءَ مَدْيَنَ قَالَ عَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يَهْدِيَنِى سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

Medyen’e doğru yönelince: “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاne zaman ki
تَوَجَّهَyönelince
تِلْقَآءَtarafına
مَدْيَنَMedyen
قَالَdedi
عَسَىٰumarım ki
رَبِّىٓRabbim
أَنbeni iletir
يَهْدِيَنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَوَآءَdoğru
ٱلسَّبِيلِyola

Medyen tarafına yüzünü çevirip ilerlediği zaman şöyle dedi: "Umarım Rabbim beni en hayırlı yola yönlendirir de ondan asla sapmam."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَلَمَّا وَرَدَ مَآءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ أُمَّةًۭ مِّنَ ٱلنَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ ٱمْرَأَتَيْنِ تَذُودَانِ ۖ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا ۖ قَالَتَا لَا نَسْقِى حَتَّىٰ يُصْدِرَ ٱلرِّعَآءُ ۖ وَأَبُونَا شَيْخٌۭ كَبِيرٌۭ

Medyen suyuna varınca üst tarafında (davarlarını) sulayan bir grup insan buldu. Onların berisinde ise karışmasın diye (koyunlarını) kollayan iki hanım buldu. “Haliniz nedir” dedi. “Çobanlar gidinceye kadar biz sulamayız. Babamız ise çok yaşlı bir ihtiyardır” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاne zaman ki
وَرَدَvarınca
مَآءَsuyuna
مَدْيَنَMedyen
وَجَدَbuldu
عَلَيْهِonun başında
أُمَّةًۭbir grubu
مِّنَinsanlardan
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَسْقُونَ(hayvanlarını) sularken
وَوَجَدَve buldu
مِنonların gerisinde
دُونِهِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱمْرَأَتَيْنِiki kız
تَذُودَانِsudan meneden
قَالَ(Musa) dedi
مَاnedir?
خَطْبُكُمَاsizin işiniz
قَالَتَاdediler ki
لَاbiz sulayamayız
نَسْقِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰkadar
يُصْدِرَsulayıp çekilinceye
ٱلرِّعَآءُçobanlar
وَأَبُونَاve babamız da
شَيْخٌۭbir ihtiyardır
كَبِيرٌۭbüyük

İnsanların su aldıkları Medyen suyuna ulaştığı zaman, hayvanlarını sulayan bir insan topluluğuyla karşılaştı. Orada insanların sulamalarını bitirene kadar, koyunlarını sulamayıp onlardan uzakta duran iki kadın gördü. Musa -aleyhisselam- o iki kadına, "Neden insanlarla beraber hayvanlarınızı sulamıyorsunuz?" diye sordu. Onlar da cevap olarak: “Çobanlarla iç içe bulunmaktan sakınarak acele etmeden onlar ayrılana kadar hayvanları sulamamak bizim alışkanlığımızdır. Babamız, hayvanlara su vermeye gücü yetmeyen yaşı büyük ihtiyar bir adamdır. Bu yüzden koyunlarımızı sulamaya biz mecbur kaldık.'' diye cevap verdiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

فَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰٓ إِلَى ٱلظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّى لِمَآ أَنزَلْتَ إِلَىَّ مِنْ خَيْرٍۢ فَقِيرٌۭ

Bunun üzerine Mûsâ, onların (davarlarını) sulayıp bir gölgeye çekilerek: “Rabbim doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım” dedi.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَسَقَىٰ(Musa) hemen suladı
لَهُمَاonlarınkini
ثُمَّsonra
تَوَلَّىٰٓçekildi
إِلَىgölgeye
ٱلظِّلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالَdedi
رَبِّRabbim
إِنِّىdoğrusu ben
لِمَآne varsa
أَنزَلْتَindireceğin
إِلَىَّbana
مِنْhayırdan
خَيْرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقِيرٌۭmuhtacım

O ikisine merhamet ederek onların koyunlarını suladı. Sonra da yanlarından ayrılıp bir gölgeye giderek orada dinlendi. Sonra da Rabbine ihtiyacını sunarak şöyle dedi: "Rabbim! Senin bana göndereceğin her türlü hayra muhtacım.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

فَجَآءَتْهُ إِحْدَىٰهُمَا تَمْشِى عَلَى ٱسْتِحْيَآءٍۢ قَالَتْ إِنَّ أَبِى يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ أَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا ۚ فَلَمَّا جَآءَهُۥ وَقَصَّ عَلَيْهِ ٱلْقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفْ ۖ نَجَوْتَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

İki kadından biri utana utana Mûsâ’nın yanına gelerek: “Babam bizim hayvanlarımızı sulamana karşılık ücret vermek için seni çağırıyor.” dedi. Mûsâ -aleyhisselam- onun yanına varınca başından geçen olayları anlattı. O da: “Artık korkma, o zalim kavimden kurtuldun.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَجَآءَتْهُderken ona geldi
إِحْدَىٰهُمَاo iki kızdan biri
تَمْشِىyürüyerek
عَلَىutana utana
ٱسْتِحْيَآءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالَتْdedi
إِنَّmuhakkah
أَبِىbabam
يَدْعُوكَseni çağırıyor
لِيَجْزِيَكَödemek için
أَجْرَücretini
مَاsulamanın
سَقَيْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَاbizim için
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَهُۥ(Musa) ona gelince
وَقَصَّve anlatınca
عَلَيْهِona
ٱلْقَصَصَhikayeyi
قَالَdedi
لَاkorkma
تَخَفْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَجَوْتَkurtuldun
مِنَo kavimden
ٱلْقَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلظَّٰلِمِينَzalim

İkisi gidince, babalarına onu haber verdiler. Babaları da onu davet etmesi için onlardan birini gönderdi. Kadın utana utana yürüyerek onun yanına geldi ve şöyle dedi: "Babam, bizim hayvanları sulamandan ötürü, ücretini ödeyerek ödüllendirmek amacıyla seni yanına davet ediyor.” Musa, o ikisinin babasının yanına gelip ona, başına gelenleri anlatınca, babaları sakinleştirmek için ona şöyle dedi: “Artık korkma! Sen, zalimler topluluğu olan Firavun ve ahalisinden kurtuldun. Şüphesiz onların Medyen şehrinde bir hükümdarlıkları yoktur. Sana burada bir eziyet edemezler.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

قَالَتْ إِحْدَىٰهُمَا يَٰٓأَبَتِ ٱسْتَـْٔجِرْهُ ۖ إِنَّ خَيْرَ مَنِ ٱسْتَـْٔجَرْتَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْأَمِينُ

İkisinden biri dedi ki: “Babacığım onu ücretle tut. Çünkü senin ücretle tuttuklarının en iyisi kudretli ve emin bir kişidir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdedi
إِحْدَىٰهُمَاo (kız)lardan biri
يَٰٓأَبَتِey babacağım
ٱسْتَـْٔجِرْهُbunu (çoban) tut
إِنَّmuhakkak
خَيْرَen hayırlısıdır
مَنِücretle tuttuklarının
ٱسْتَـْٔجَرْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوِىُّen güçlüsüdür
ٱلْأَمِينُen güveniliridir

Kızlarından biri şöyle dedi: “Ey babacığım! Bu kimsede güç ve güvenilir olma özellikleri bir arada toplanmış. Bundan dolayı koyunlarımıza çobanlık yapması için onu ücret karşılığı kirala. Zira gücüyle sorumluluğunu yerine getirir, güvenirliliğiyle de kendisine emanet edilenleri muhafaza eder.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

قَالَ إِنِّىٓ أُرِيدُ أَنْ أُنكِحَكَ إِحْدَى ٱبْنَتَىَّ هَٰتَيْنِ عَلَىٰٓ أَن تَأْجُرَنِى ثَمَٰنِىَ حِجَجٍۢ ۖ فَإِنْ أَتْمَمْتَ عَشْرًۭا فَمِنْ عِندِكَ ۖ وَمَآ أُرِيدُ أَنْ أَشُقَّ عَلَيْكَ ۚ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

“Ben, sekiz yıl bana ücretle çalışman karşılığında şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer bunu on yıla tamamlarsan da, bu sendendir. Sana zorluk çıkarmak istemem. İnşallah beni, salih kimselerden bulacaksın.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
إِنِّىٓelbette
أُرِيدُistiyorum
أَنْsana nikahlamak
أُنكِحَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِحْدَىbirini
ٱبْنَتَىَّkızımdan
هَٰتَيْنِşu iki
عَلَىٰٓkarşılığında
أَنbana hizmet etmen
تَأْجُرَنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثَمَٰنِىَsekiz
حِجَجٍۢyıl
فَإِنْeğer
أَتْمَمْتَtamamlarsan
عَشْرًۭاon(yıl)a
فَمِنْartık
عِندِكَo sendendir
وَمَآben istemem
أُرِيدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنْzahmet vermek
أَشُقَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكَsana
سَتَجِدُنِىٓbeni bulacaksın
إِنeğer (İnşallah)
شَآءَdilerse (İnşallah)
ٱللَّهُAllah (İnşallah)
مِنَiyilerden
ٱلصَّٰلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kadınların babası, Musa -aleyhisselam-'a hitap ederek şöyle dedi: "Ben, mehir olarak bu koyunlara sekiz sene çobanlık etmen karşılığında, bu iki kızımdan biriyle seni evlendirmek istiyorum. Eğer bunu on seneye tamamlarsan, bu senin lütfun olur. Bunu yapmakta mecbur değilsin. Çünkü anlaşma sekiz sene üzerinedir. Bunun üstünde iki sene daha çalışırsan gönüllü olarak yapmış olursun. Sana meşakkat olacak bir işi yapmaya seni mecbur bırakmak istemem.-İnşallah- Beni, seninle yaptığım bu anlaşmayı bozmadan ona bağlı kalan salih bir kimse olarak bulacaksın.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

قَالَ ذَٰلِكَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ ۖ أَيَّمَا ٱلْأَجَلَيْنِ قَضَيْتُ فَلَا عُدْوَٰنَ عَلَىَّ ۖ وَٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌۭ

(Mûsâ) "Bu (sekiz ya da on sene), benimle senin arandadır. Bu iki süreden hangisini yerine getirirsem, bana bir haksızlık edilmesin. Allah, söylediklerimize vekildir." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
ذَٰلِكَbu
بَيْنِىbenimle aramızdadır
وَبَيْنَكَsenin arasında
أَيَّمَاhangi
ٱلْأَجَلَيْنِsüreyi
قَضَيْتُyerine getirsem
فَلَاyoktur
عُدْوَٰنَdüşmanlık
عَلَىَّbana
وَٱللَّهُAllah
عَلَىٰkarşı
مَاşeye
نَقُولُdediğimiz
وَكِيلٌۭvekildir

Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Bu yaptığımız anlaşma benimle senin arandadır. Senin için, sekiz veya on sene olan bu iki süreden hangisini tamamlarsam tamamlayayım, vermiş olduğum sözü yerine getirmiş olacağım. Benden bu süreyi uzatmamı isteme. Yüce Allah yapmış olduğumuz anlaşmanın vekili ve denetleyicisidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

۞ فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارًۭا قَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًۭا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍۢ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesi ile yola çıkınca Tûr’un yan tarafından bir ateş gördü. Ailesine: Siz durun, çünkü ben bir ateş gördüm. Belki ateşten size bir haber yahut ısınmanız için size ateşten bir parça getiririm, dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
قَضَىٰbitirince
مُوسَىMusa
ٱلْأَجَلَsüreyi
وَسَارَve yola çıkınca
بِأَهْلِهِۦٓailesiyle
ءَانَسَgördü
مِن(sağ) yanında
جَانِبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلطُّورِTur'un
نَارًۭاbir ateş
قَالَdedi ki
لِأَهْلِهِailesine
ٱمْكُثُوٓا۟siz durun
إِنِّىٓben
ءَانَسْتُgördüm
نَارًۭاbir ateş
لَّعَلِّىٓbelki
ءَاتِيكُمsize getiririm
مِّنْهَاondan
بِخَبَرٍbir haber
أَوْyahut
جَذْوَةٍۢbir kor (getiririm)
مِّنَateşten
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَلَّكُمْböylece
تَصْطَلُونَısınırsınız

Musa, belirlenen iki vakitten on sene çalışmayı tamamlayınca ailesiyle beraber Medyen’den Mısır’a doğru yola çıktı. Tûr dağının yanında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: "Bekleyin! Ben bir ateş gördüm. Umarım size onun haberini veya ateşinizi tutuşturacağınız bir parça kor getiririm. Umulur da soğuğa karşı ısınırsınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ مِن شَٰطِئِ ٱلْوَادِ ٱلْأَيْمَنِ فِى ٱلْبُقْعَةِ ٱلْمُبَٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّىٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Oraya varınca o mübarek yerdeki vadinin sağ kıyısından o ağaçtan ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ, muhakkak ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّآne zaman ki
أَتَىٰهَاoraya gelince
نُودِىَşöyle seslenildi
مِنkıyısından
شَٰطِئِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْوَادِvadinin
ٱلْأَيْمَنِsağdaki
فِىyerdeki
ٱلْبُقْعَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُبَٰرَكَةِmübarek
مِنَağaçtan
ٱلشَّجَرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنdiye
يَٰمُوسَىٰٓey Musa
إِنِّىٓmuhakkak ben
أَنَاbenim
ٱللَّهُAllah
رَبُّRabbi
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Musa -aleyhisselam- gördüğü ateşin yanına gelince, Rabbi Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, Allah’ın bereketlendirdiği o yerdeki vadinin sağ tarafında bulunan ağaç tarafından konuşarak, Musa -aleyhisselam-’a seslendi: "Ey Musa! Şüphesiz ben bütün mahlukatın Rabbi olan Allah’ım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَأَنْ أَلْقِ عَصَاكَ ۖ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّۭ وَلَّىٰ مُدْبِرًۭا وَلَمْ يُعَقِّبْ ۚ يَٰمُوسَىٰٓ أَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ ۖ إِنَّكَ مِنَ ٱلْءَامِنِينَ

“Ve asanı da yere bırak.” Onu ufak bir yılan gibi hareket ediyor görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Ey Mûsâ, geri gel ve korkma, çünkü sen güven altında olanlardansın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنْve diye
أَلْقِat
عَصَاكَasanı
فَلَمَّاzaman
رَءَاهَاgördüğün
تَهْتَزُّ(asa'nın) titreştiğini
كَأَنَّهَاgibi
جَآنٌّۭküçük bir yılan
وَلَّىٰkaçtı
مُدْبِرًۭاdönüp
وَلَمْve
يُعَقِّبْarkasına bile bakmadı
يَٰمُوسَىٰٓey Musa
أَقْبِلْdön
وَلَاve
تَخَفْkorkma
إِنَّكَelbette sen
مِنَgüvende olanlardansın
ٱلْءَامِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

“Âsânı yere at!” Musa -aleyhisselam- Rabbinin emrini yerine getirerek onu yere bıraktı. Onun bir yılan gibi hareket ettiğini ve sallandığını görünce ondan korkarak süratlice arkasını dönüp kaçtı ve geriye dönmedi. Rabbi ona seslendi: “Ey Musa! Buraya gel ve ondan korkma! Şüphesiz sen ondan ve onun dışında korkulan şeylerden güven içindesin.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

ٱسْلُكْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍۢ وَٱضْمُمْ إِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ ٱلرَّهْبِ ۖ فَذَٰنِكَ بُرْهَٰنَانِ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ

Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan dolayı kollarını kendine çek ki (korkun gitsin.) İşte bunlar, Firavun ve çevresine karşı Rabbinin iki delilidir. Onlar, fasık bir toplumdur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱسْلُكْsok
يَدَكَelini
فِىkoynuna
جَيْبِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَخْرُجْçıksın
بَيْضَآءَbembeyaz
مِنْolmaksızın
غَيْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُوٓءٍۢbir kusur
وَٱضْمُمْve çek
إِلَيْكَkendine
جَنَاحَكَkanadını (kollarını)
مِنَkorkudan (açılan)
ٱلرَّهْبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَذَٰنِكَişte bunlar
بُرْهَٰنَانِiki delildir
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىٰFir'avn'a
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَلَإِي۟هِۦٓve onun adamlarına
إِنَّهُمْçünkü onlar
كَانُوا۟olmuşlardır
قَوْمًۭاbir kavim
فَٰسِقِينَyoldan çıkan

“Sağ elini gömleğinin boyun altında kalan yaka kısmından içeri sok! Alaca hastalığı olmadan bembeyaz olarak çıkacaktır.” Musa -aleyhisselam- da elini koynuna soktu ve kar gibi bembeyaz olarak çıktı. “Korkunun dinmesi için ise kollarını bağla.” Musa -aleyhisselam- kollarını bağlayınca korkusu gidiverdi. İşte bu iki zikredilen -asa ve el- Rabbinden, Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine gönderilmiş delillerdir. Onlar, küfür ve günahlar işleyerek Allah Teâlâ'ya itaat etmekten uzaklaşmış bir topluluktu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

قَالَ رَبِّ إِنِّى قَتَلْتُ مِنْهُمْ نَفْسًۭا فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

“Rabbim! Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm. Bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
رَبِّRabbim
إِنِّىbşüphesiz en
قَتَلْتُöldürmüştüm
مِنْهُمْonlardan
نَفْسًۭاbir kişi
فَأَخَافُkorkuyorum
أَنdiye
يَقْتُلُونِbeni öldürecekler

Musa -aleyhisselam- Rabbine tevessül ederek şöyle dedi: "Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm. Gönderildiğim şeyi onlara tebliğ etmek için yanlarına gidersem, onun sebebiyle beni öldürmelerinden korkuyorum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَأَخِى هَٰرُونُ هُوَ أَفْصَحُ مِنِّى لِسَانًۭا فَأَرْسِلْهُ مَعِىَ رِدْءًۭا يُصَدِّقُنِىٓ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

"Kardeşim Hârûn’un dili benden daha açıktır. Onu da benimle gönder, bana destek olsun ve beni tasdik etsin. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَخِىve kardeşimi
هَٰرُونُHarun
هُوَo
أَفْصَحُdaha fasihtir (güzel konuşur)
مِنِّىbenden
لِسَانًۭاdil bakımından
فَأَرْسِلْهُonu gönder
مَعِىَbenimle beraber
رِدْءًۭاbir yardımcı olarak
يُصَدِّقُنِىٓbeni doğrulayan
إِنِّىٓzira ben
أَخَافُkorkuyorum
أَنdiye
يُكَذِّبُونِbeni yalanlayacakla

Kardeşim Harun benden daha anlaşılır sözlüdür. Firavun ve kavmi beni yalanladığı zaman benim sözümü desteklemesi için, onu yardımcım olarak benimle beraber gönder. Ben, daha önce kendisine peygamber gönderilip, onları yalanlayan ümmetlerin adeti olduğu gibi, onların da beni yalanlamasından korkuyorum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ وَنَجْعَلُ لَكُمَا سُلْطَٰنًۭا فَلَا يَصِلُونَ إِلَيْكُمَا ۚ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنتُمَا وَمَنِ ٱتَّبَعَكُمَا ٱلْغَٰلِبُونَ

Buyurdu ki: “Gücünü kardeşinle pekiştireceğiz ve size öyle bir güç vereceğiz ki ayetlerimiz sayesinde size ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar galiplersiniz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Allah) dedi ki
سَنَشُدُّkuvvetlendireceğiz
عَضُدَكَsenin pazunu
بِأَخِيكَkardeşinle
وَنَجْعَلُve vereceğiz
لَكُمَاsize
سُلْطَٰنًۭاbir yetki
فَلَاasla
يَصِلُونَonlar erişemeycekler
إِلَيْكُمَاsize
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimiz sayesinde
أَنتُمَاikiniz
وَمَنِve kimseler
ٱتَّبَعَكُمَاsize uyan
ٱلْغَٰلِبُونَüstün geleceksiniz

Allah Teâlâ, Musa -aleyhisselam-'ın duasına icabet ederek şöyle buyurmuştur: "Ey Musa! Seninle beraber yardımcı bir elçi olarak göndermek suretiyle, seni kardeşinle güçlendireceğiz. Siz ikiniz için bir delil ve destek kılacağız. Sizinle beraber gönderdiğimiz mucizelerimiz sebebiyle, ikinize de hoşlanmadığınız bir kötülük yapamayacaklar ve siz ikiniz ve ikinize tabi olan Müminler muzaffer olacaksınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فَلَمَّا جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا بَيِّنَٰتٍۢ قَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّفْتَرًۭى وَمَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

Mûsâ onlara apaçık ayetlerimizle gelince dediler ki: “Bu ancak düzmece bir büyüdür. Biz önceki atalarımız arasında da böylesini işitmemişiz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَهُمonlara gelince
مُّوسَىٰMusa
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizle
بَيِّنَٰتٍۢaçık açık
قَالُوا۟dediler
مَاdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّاbaşka bir şey
سِحْرٌۭbir büyüden
مُّفْتَرًۭىuydurulmuş
وَمَاve
سَمِعْنَاişitmedik
بِهَٰذَاböyle bir şey
فِىٓarasında
ءَابَآئِنَاatalarımız
ٱلْأَوَّلِينَilk

Musa -aleyhisselam- apaçık mucizelerimizle onların yanına geldiği zaman insanlar şöyle dediler: "Bunlar Musa’nın uydurduğu, düzmece yalanlardan başka bir şey değildir. Bunları bizlerden önceki atalarımızdan hiç duymadık.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَقَالَ مُوسَىٰ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَن جَآءَ بِٱلْهُدَىٰ مِنْ عِندِهِۦ وَمَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِ ۖ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Mûsâ dedi ki: “Rabbim kimin nezdinden hidayet geldiğini ve yurdun akıbetinin de kimin olacağını bilir. Doğrusu zulmedenler kurtulamazlar.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
مُوسَىٰMusa
رَبِّىٓRabbim
أَعْلَمُdaha iyi biliyor
بِمَنkimin
جَآءَgetirdiğini
بِٱلْهُدَىٰhidayet
مِنْkendisinin yanından
عِندِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَنve kime
تَكُونُait olacağını
لَهُۥonun
عَٰقِبَةُsonunun
ٱلدَّارِbu (dünya) evin(in)
إِنَّهُۥmuhakkak ki
لَاolmaz
يُفْلِحُiflah
ٱلظَّٰلِمُونَzalimler

Musa -aleyhisselam- Firavun'a hitap ederek şöyle dedi: "Rabbim Allah -Subhanehu ve Teâlâ- katından hidayetle gelen hak sahibi kimseyi hakkıyla bilir. Ahirette de övülmüş bir akıbet sahibinin kim olacağını da çok iyi bilir. Şüphesiz zalimler, arzu ettiklerini elde edemeyecek ve korkup kaçtıklarından da kurtulamayacaklardır.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرِى فَأَوْقِدْ لِى يَٰهَٰمَٰنُ عَلَى ٱلطِّينِ فَٱجْعَل لِّى صَرْحًۭا لَّعَلِّىٓ أَطَّلِعُ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

Firavun da: "Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Çamur üzerine benim için bir ateş yak ve bana bir kule yap. Belki Mûsâ’nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
فِرْعَوْنُFir'avn
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلْمَلَأُileri gelenler
مَاbilmiyorum
عَلِمْتُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمsizin için
مِّنْhiçbir
إِلَٰهٍbir tanrı
غَيْرِىbenden başka
فَأَوْقِدْateş yak
لِىbenim için
يَٰهَٰمَٰنُey Hâmân
عَلَىüzerinde
ٱلطِّينِçamurun
فَٱجْعَلve yap
لِّىbana
صَرْحًۭاbir kule
لَّعَلِّىٓbelki
أَطَّلِعُçıkarım
إِلَىٰٓtanrısına
إِلَٰهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُوسَىٰMusa'nın
وَإِنِّىçünkü ben
لَأَظُنُّهُۥsanıyorum ki o
مِنَyalancılardandır
ٱلْكَٰذِبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Firavun, kavminin ileri gelenlerine hitap ederek şöyle dedi: "Ey soylular topluluğu! Sizin için benden başka bir mabut bilmiyorum. Ey Hamân! Benim için, güçlenip sertleşene kadar çamur üzerinde bir ateş yak ve bununla bana yüksek bir bina inşa et! Böylece Musa’nın mabuduna bakmayı ve binanın üzerinde durmayı umut ediyorum. Çünkü ben, Musa’nın Allah’ın bana ve kavmime gönderdiği bir peygamber olduğuna dair iddiasında bir yalancı olduğunu düşünüyorum.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَٱسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ إِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ

Firavun ve askerleri, bize döndürülmeyeceklerini sanarak yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱسْتَكْبَرَbüyüklük tasladılar
هُوَO (Fir'avn)
وَجُنُودُهُۥve askerleri
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِغَيْرِolmaksızın
ٱلْحَقِّhakkı
وَظَنُّوٓا۟ve sandılar
أَنَّهُمْkendilerinin
إِلَيْنَاbize
لَاdöndürülmeyeceklerini
يُرْجَعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Firavun ve askerlerinin kibirleri iyice arttı ve Mısır topraklarında haksız yere büyüklük tasladılar. Yeniden dirilişi inkâr ederek, kıyamet günü hesap verip karşılığını görmek üzere bize geri döndürülmeyeceklerini zannettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَخَذْنَٰهُbiz de onu tuttuk
وَجُنُودَهُۥve askerlerini
فَنَبَذْنَٰهُمْve attık
فِىsuya
ٱلْيَمِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱنظُرْbak
كَيْفَnasıl
كَانَoldu
عَٰقِبَةُsonu
ٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Bu yüzden biz de, onu ve ordusunu yakalayıverdik ve topluca helak olana kadar onları denizde boğulmaya bıraktık. -Ey Peygamber!- Zalimlerin akıbetine ve sonuna dikkatli bak! Onların sonu ve akıbetleri helak olmak oldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

وَجَعَلْنَٰهُمْ أَئِمَّةًۭ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا يُنصَرُونَ

Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلْنَٰهُمْve biz onları yaptık
أَئِمَّةًۭönderler
يَدْعُونَçağıran
إِلَىateşe
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَوْمَve günü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
لَاasla
يُنصَرُونَyardım olunmazlar

Onları, yaydıkları küfür ve sapkınlıklar sebebiyle, ateşe davet eden azgın ve sapkın kimselere birer örnek kıldık. Onlar kıyamet günü kendilerini azaptan kurtaracak bir yardım da göremeyecekler. Bilakis, uydurdukları kötü gelenekler ve davet ettikleri sapıklıklar sebebiyle onların azapları misliyle arttırılır. Onlara, işledikleri bu kötü amellerin günahı yazıldığı gibi, onlara uyarak bu amelleri işleyenlerin günahı da yazılır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَأَتْبَعْنَٰهُمْ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةًۭ ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ هُم مِّنَ ٱلْمَقْبُوحِينَ

Bu dünyada da peşlerine lanet taktık. Kıyamet günü de onlar, kötülenmiş/uzaklaştırılmış kimselerden olacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَتْبَعْنَٰهُمْve onların ardına taktık
فِىbu
هَٰذِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünyada;
لَعْنَةًۭbir la'net
وَيَوْمَve günü ise
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
هُمonlar
مِّنَçirkinleştirilenlerdendir
ٱلْمَقْبُوحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onlara, bu dünyadaki cezalarına ek olarak bir utanç ve sürgün ekledik. Onlar, kıyamet günü de ayıplanmış ve Allah Teâlâ’nın rahmetinden uzak kılınmış kimseler arasında olacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَهْلَكْنَا ٱلْقُرُونَ ٱلْأُولَىٰ بَصَآئِرَ لِلنَّاسِ وَهُدًۭى وَرَحْمَةًۭ لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Şüphesiz önceki nesilleri helâk ettikten sonra, belki hatırlayıp öğüt alırlar diye Mûsâ'ya, insanlar için basiretler, hidayet ve rahmet olmak üzere kitap verdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ءَاتَيْنَاbiz verdik
مُوسَىMusa'ya
ٱلْكِتَٰبَKitabı
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآhelak ettikten
أَهْلَكْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقُرُونَnesilleri
ٱلْأُولَىٰilk
بَصَآئِرَbir aydınlanma olan
لِلنَّاسِinsanlar için
وَهُدًۭىve hidayet olan
وَرَحْمَةًۭve rahmet olan
لَّعَلَّهُمْbelki onlar
يَتَذَكَّرُونَdüşünür öğüt alırlar

Şüphesiz biz, geçmiş ümmetlere peygamberlerimizi gönderdik ve onları yalanladılar. Yalanlamaları sebebiyle biz de onları helak ettik ve ardından Musa’ya Tevrat’ı verdik. Tevrat faydalı olan şeyleri gösterir ta ki bu faydalı şeylerle insanlar amel etsinler. Bir de bırakıp terk etsinler diye zararlı şeyleri onlara haber verir. Ayrıca Tevrat’ta insanları hayırlı amellere irşat eden, dünya ve ahiret hayırlarının içinde bulunduğu bir rahmet vardır. Umulur ki, onlar Yüce Allah’ın bahşetmiş oldukları nimetlerini hatırlarlar da O'na şükredip iman ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلْغَرْبِىِّ إِذْ قَضَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلْأَمْرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

Mûsâ’ya emir verdiğimizde sen, Tûr Dağı'nın batı tarafında bulunmuyordun. Sen buna şahit olanlardan da değildin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كُنتَsen değildin
بِجَانِبِtarafında
ٱلْغَرْبِىِّbatı
إِذْvakit
قَضَيْنَآyaptığımız
إِلَىٰMusa'ya
مُوسَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَمْرَo işi
وَمَاve
كُنتَdeğildin
مِنَgörenlerden
ٱلشَّٰهِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Musa -aleyhisselam-'ı, Firavun ve soylular topluluğuna gönderme işini ona bildirerek sonuca bağladığımız zaman sen Musa’ya göre dağın doğusunda bulunmuyordun. Sen orada hazır bulunanlardan biri değildin ki, bunun haberini bilip onu insanlara anlatasın. Senin onlara haber verdiklerin yalnızca Allah’ın sana vahyettikleridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَلَٰكِنَّآ أَنشَأْنَا قُرُونًۭا فَتَطَاوَلَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ ۚ وَمَا كُنتَ ثَاوِيًۭا فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ تَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِنَا وَلَٰكِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun zaman geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat (seni peygamber olarak) gönderenler gerçekten bizleriz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَٰكِنَّآfakat biz
أَنشَأْنَاyarattık
قُرُونًۭاbirçok nesiller
فَتَطَاوَلَgeçti
عَلَيْهِمُonların üzerinden
ٱلْعُمُرُuzun zamanlar
وَمَاve
كُنتَsen değildin
ثَاوِيًۭاoturmuş
فِىٓarasında
أَهْلِhalkı
مَدْيَنَMedyen
تَتْلُوا۟okusaydın
عَلَيْهِمْbunlara
ءَايَٰتِنَاayetlerimizi
وَلَٰكِنَّاlakin
كُنَّاbiziz
مُرْسِلِينَelçi olarak gönderen

Fakat biz, Musa’nın ardından çeşitli milletler ve yaratıklar var ettik. Ancak aradan çok uzun zaman geçmesiyle Allah’a verdikleri sözleri unuttular. Sen, Medyen halkıyla beraber yaşıyor değildin ki, ayetlerimizi onlardan okuyup öğrenesin. Fakat biz seni kendi katımızdan gönderdik ve sana Musa’nın haberini ve Medyen’de ki yaşamını vahyettik. Böylece sen de bu konuda Yüce Allah’ın sana vahyettiklerini insanlara haber verdin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلطُّورِ إِذْ نَادَيْنَا وَلَٰكِن رَّحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًۭا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍۢ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Biz, Mûsâ'ya seslendiğimiz zamanda sen Tûr Dağı'nın yanında değildin. Fakat bu, kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu belki düşünürler diye uyarman için Rabbinden bir rahmettir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كُنتَsen değildin
بِجَانِبِyanında
ٱلطُّورِTur'un
إِذْzaman
نَادَيْنَاseslendiğimiz
وَلَٰكِنfakat
رَّحْمَةًۭbir rahmet olarak
مِّنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِتُنذِرَuyarasın diye
قَوْمًۭاtoplumu
مَّآkendilerine gelmemiş olan
أَتَىٰهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنhiç
نَّذِيرٍۢbir uyarıcı
مِّنsenden önce
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَلَّهُمْbelki
يَتَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alırlar

Musa’ya seslendiğimiz ve vahyettiğimiz zaman, sen Tûr Dağı'nın yanında değildin ki bunları haber veriyorsun. Fakat biz seni Rabbinden bir rahmet olarak insanlara gönderdik. Daha önce kendilerine uyaran bir peygamber gelmemiş bir kavmi belki öğüt alırlar ve Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın katından onlara getirdiğine iman eder diye uyarman için sana onun haberini vahyettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَلَوْلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًۭا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de senin ayetlerine tâbi olup Müminlerden olsaydık.” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَآkeşke olmasalardı
أَنbaşlarına geldiği zaman
تُصِيبَهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّصِيبَةٌۢbir felaket
بِمَاyüzünden
قَدَّمَتْyaptıkları (günahları)
أَيْدِيهِمْkendi elleriyle
فَيَقُولُوا۟diyecekler
رَبَّنَاRabbimiz
لَوْلَآkeşke
أَرْسَلْتَgönderseydin
إِلَيْنَاbize
رَسُولًۭاbir elçi
فَنَتَّبِعَuysaydık
ءَايَٰتِكَayetlerine
وَنَكُونَve olsaydık
مِنَmü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Üzerinde bulundukları küfür ve günahlar sebebiyle başlarına ilahi bir ceza gelecek olmasaydı kendilerine bir peygamber gönderilmemesini delil getirerek şöyle diyeceklerdi: “Bize, ayetlerine tabi olup onlarla amel ederek Rablerinin emirlerini yerine getiren Müminlerden olmamız için bir peygamber göndermez misin?" Şayet böyle olmasaydı onları cezalandırmada acele ederdik. Fakat bu azabı erteledik ki, böylece onlara bir peygamber göndererek onları mazur görelim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا۟ لَوْلَآ أُوتِىَ مِثْلَ مَآ أُوتِىَ مُوسَىٰٓ ۚ أَوَلَمْ يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ ۖ قَالُوا۟ سِحْرَانِ تَظَٰهَرَا وَقَالُوٓا۟ إِنَّا بِكُلٍّۢ كَٰفِرُونَ

Onlara katımızdan hak gelince, “Mûsâ'ya verilen mucizelerin benzeri niçin buna da verilmedi?” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen mucizeleri inkâr etmemişler miydi? Onlar: “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor.” dediler. “Doğrusu biz hepsini (inkâr edici) kâfirleriz.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَهُمُonlara gelince
ٱلْحَقُّhak
مِنْkatımızdan
عِندِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالُوا۟dediler
لَوْلَآdeğil miydi?
أُوتِىَverilmeli
مِثْلَbenzeri
مَآne
أُوتِىَverildiyse
مُوسَىٰٓMusa'ya
أَوَلَمْinkar etmemişler miydi?
يَكْفُرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِمَآşeyi
أُوتِىَverilen
مُوسَىٰMusa'ya
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالُوا۟dediler
سِحْرَانِiki büyü!
تَظَٰهَرَاbirbirine destek olan
وَقَالُوٓا۟ve dediler
إِنَّاelbette biz
بِكُلٍّۢhepsini
كَٰفِرُونَinkar ederiz

Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbinin elçisi olarak gelince, Kureyş Yahudilere gelerek onun hakkında soru sordular. Yahudiler onlara delil öğreterek şöyle dediler: “Muhammed’e Rabbinin elçisi olduğuna delalet eden, Musa’ya verilen el (mucizesi), asa gibi mucizeler verilmedi mi?” -Ey Peygamber!- Onlara cevap olarak de ki: “Yahudiler daha önce Musa’ya verilen ayetleri inkâr etmediler mi?” Onlar, Tevrat ve Kur'an hakkında şöyle dediler: “Muhakkak bu ikisi, birbirini destekleyen birer sihirdir.” Ve; “Elbette biz, Tevrat ve Kur’an’da bulunanların hepsini inkâr eden kâfirleriz.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

قُلْ فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبٍۢ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ هُوَ أَهْدَىٰ مِنْهُمَآ أَتَّبِعْهُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha doğru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
فَأْتُوا۟o halde getirin
بِكِتَٰبٍۢbir Kitap
مِّنْkatından
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
هُوَo
أَهْدَىٰdaha doğru olan
مِنْهُمَآbu ikisinden
أَتَّبِعْهُben ona uyayım
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru

-Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Eğer Tevrat ve Kur’an’ın sihir olduğuna dair iddianızda doğru söylüyorsanız, Allah’ın katından indirilmiş, Tevrat’tan ve Kur’an’dan daha doğru olan bir kitap getirin. Böyle bir kitap getirebilirseniz ben de ona tabi olurum''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكَ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيْرِ هُدًۭى مِّنَ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah'tan bir hidayet olmaksızın kendi hevesine/arzusuna uyandan daha sapık kim olabilir? Şüphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
لَّمْcevap veremezlerse
يَسْتَجِيبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكَsana
فَٱعْلَمْbil ki
أَنَّمَاkesinlikle
يَتَّبِعُونَonlar uyuyorlar
أَهْوَآءَهُمْkeyiflerine
وَمَنْkim olabilir?
أَضَلُّdaha sapık
مِمَّنِkimseden
ٱتَّبَعَuyan
هَوَىٰهُkendi keyfine
بِغَيْرِolmadan
هُدًۭىbir yol gösterici
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّmuhakkak ki
ٱللَّهَAllah
لَاdoğru yola iletmez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمَkavmi
ٱلظَّٰلِمِينَzalim

Eğer Kureyş, Tevrat ve Kur’an’dan daha doğru olan bir kitap getirmelerine dair, onları davet ettiğin çağrıya icabet etmezlerse; şundan kesin olarak emin ol ki, onların bu ikisini yalanlaması bir kanıta dayanarak değildir. Bu, yalnızca hevâya ittiba etmelerindendir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- katından bir hidayet olmaksızın hevâsına tâbi olan kimseden daha sapık hiç kimse yoktur. Şüphesiz Allah Teâlâ, kâfir olmalarından dolayı nefislerine zulüm eden bir kavmi hidayete ve rüşde muvaffak kılmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Kasas Sûresi, Hz. Mûsâ'nın doğumundan peygamberlik görevine kadar uzanan hayatını ayrıntılı ve insanî sahnelerle anlatır. "Kasas" kelimesi kıssalar veya iz sürerek anlatmak anlamına gelir. Firavun'un erkek çocukları öldürme politikası altında doğan Mûsâ'nın annesine onu emzirmesi, korktuğunda nehre bırakması ve geri döndürüleceğine güvenmesi vahyedilir. Çocuğun Firavun ailesi tarafından bulunması, annesine yeniden kavuşturulması ve sarayın içinde büyümesi, ilâhî planın zulmün merkezinde bile işleyebileceğini gösterir. Mûsâ gençliğinde bir kavgaya müdahale ederken istemeden bir insanın ölümüne sebep olur. Hatasını kabul eder, bağışlanma diler ve şehirden ayrılır. Medyen'e ulaştığında kuyuda hayvanlarını sulamak için bekleyen iki kadına yardım eder; ardından gölgede "Rabbim, bana indireceğin her hayra muhtacım" diye dua eder. Bu ayet günümüzde iş, evlilik veya rızık için sıkça okunur; ancak kıssadaki asıl çerçeve yalnız talep değil, emek, yabancılık, pişmanlık ve yardımdan sonra Allah'a yöneliştir. Dua bir sonuç garantisi değil, ihtiyacın dürüst ifadesidir. Sûrenin sonlarında Kârûn kıssası yer alır. Büyük servetini kendi bilgisiyle kazandığını söyleyen Kârûn, malı ilâhî lütuf ve toplumsal sorumluluktan koparır. Ona ahiret yurdunu gözetmesi, dünyadaki payını unutmaması, kendisine iyilik edildiği gibi iyilik etmesi ve bozgunculuk aramaması öğütlenir. Kasas Sûresi böylece güçsüz bir annenin güveni, göçmenin duası, peygamberin sorumluluğu ve zenginin kibri arasında bir yol çizer. İnsanın değeri içinde bulunduğu saray veya servetle değil, hata karşısındaki dönüşü ve nimeti nasıl kullandığıyla belirlenir.

Ana Temalar

  • Hz. Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü
  • Hata, tövbe ve şehirden ayrılış
  • Medyen'de yardım ve 24. ayet duası
  • Peygamberlik görevi ve Firavun
  • Kârûn, servet ve toplumsal sorumluluk

Ne Zaman Okunur?

Kasas 24. ayetin iş, evlilik veya rızık için belirli sayıda okunması gerektiğine dair sahih ve bağlayıcı bir kural yoktur. Ayet dua olarak okunabilir; fakat Hz. Mûsâ'nın önce yardım etmesi, sonra gölgeye çekilip ihtiyacını Allah'a sunması bağlamı korunmalıdır. İş arama, evlilik ve ekonomik sorunlarda dua; araştırma, emek, danışma ve meşru tedbirlerin yerine geçirilmemelidir.

Hz. Mûsâ'nın hayatındaki geçişleri izlemek

Kasas, Hz. Mûsâ'yı yalnız Firavun karşısındaki peygamber olarak değil; bebek, sarayda yetişen genç, hata yapan insan, göçmen, işçi ve aile kuran biri olarak gösterir. Bu geçişler, büyük bir göreve hazırlığın tek anda gerçekleşmediğini anlatır. Korku, pişmanlık, yardım etme ve yeni bir çevrede emek verme, peygamberlik öncesi insanî tecrübenin parçalarıdır.

Kasas 24 ile Kârûn kıssasını aynı sûrede düşünmek

24. ayette Hz. Mûsâ, yaptığı yardımın ardından Allah'tan gelecek her hayra muhtaç olduğunu söyler. Sûrenin sonunda Kârûn ise serveti kendi bilgisine bağlar. Bu iki sahne, yoksulluk ve zenginlik hâlinde insanın kendine yüklediği anlamı karşılaştırır. Dua emekten kaçış değildir; servet de bağımsız başarı kanıtı değildir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Kasas ne demektir?

"Kasas", kıssalar anlatmak veya bir olayın izini sürmek anlamına gelir. Sûrede Hz. Mûsâ'nın hayatı doğumundan Medyen yıllarına ve peygamberliğine kadar geniş biçimde anlatıldığı için bu ad kullanılır.

Kasas 24. ayet iş veya evlilik için mi okunur?

Ayet Hz. Mûsâ'nın Medyen'de iki kadına yardım ettikten sonra ihtiyaç içinde Allah'a yönelerek yaptığı duadır. İş veya evlilik niyetiyle dua olarak okunabilir; ancak belirli sayıda okuyunca kesin sonuç alınacağına dair güvenilir bir hüküm yoktur.

Kârûn kıssası zenginliği kötü mü sayar?

Sûre servetin kendisini değil, onu yalnız kişisel bilgi ve üstünlüğe bağlayan kibri eleştirir. Kârûn'a dünyadaki payını unutmadan ahireti gözetmesi, iyilik yapması ve bozgunculuk aramaması öğütlenir.

Kasas 24. ayet hangi olaydan sonra söylenmiştir?

Hz. Mûsâ Medyen'de hayvanlarını sulamak için bekleyen iki kadına yardım ettikten sonra gölgeye çekilmiş ve Allah'tan gelecek her hayra muhtaç olduğunu söylemiştir. Dua, yardım ve emekten sonra gelen ihtiyaç itirafıdır.

Kârûn'un temel hatası nedir?

Servetini Allah'ın lütfu ve toplumsal sorumluluk içinde görmek yerine kendi bilgisiyle kazandığını söylemesi, kibirlenmesi ve bozgunculuktan kaçınma öğüdünü reddetmesidir. Eleştirilen servetin varlığı değil, mutlak sahiplik ve üstünlük iddiasıdır.

Tüm sorular →

Kaynaklar