Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Kasas Sûresi 51–88. Ayetler

51–88. AyetlerSayfa 2 / 2
51

۞ وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ ٱلْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
وَصَّلْنَاbiz birbirine bitiştirdik
لَهُمُonlar için
ٱلْقَوْلَsözü(müzü)
لَعَلَّهُمْbelki
يَتَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alırlar

Muhakkak biz, öğüt alıp iman etmelerini umarak, müşriklere ve İsrailoğulları'ndan Yahudilere, geçmiş ümmetlerin başına gelenler kendilerinin de başına gelmesin diye geçmiş milletlerin kıssalarına ve elçilerimizi yalanladıkları zaman onlara gönderdiğimiz azaba dair sözleri ardı ardına ulaştırdık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِهِۦ هُم بِهِۦ يُؤْمِنُونَ

Daha önce kendilerine kitap verdiklerimiz, buna da (Kur'an'a) iman ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkendilerine
ءَاتَيْنَٰهُمُverdiklerimiz
ٱلْكِتَٰبَKitap
مِنbundan önce
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُمonlar
بِهِۦbu(Kur'a)n'a
يُؤْمِنُونَinanırlar

Kur’an’ın indirilmeden önce Tevrat’a iman etmekte sebat edenler, hakkında verilen haberleri ve özelliklerini kendi kitaplarında görüp, okudukları için Kur’an’a da iman ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

وَإِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِهِۦٓ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّنَآ إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلِهِۦ مُسْلِمِينَ

Onlara okunduğu zaman derler ki: "Ona iman ettik. Şüphesiz o, Rabbimizden gelen haktır. Şüphesiz biz, bundan öncede Müslümandık."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
يُتْلَىٰ(Kur'an) okunduğu
عَلَيْهِمْonlara
قَالُوٓا۟derler
ءَامَنَّاinandık
بِهِۦٓona
إِنَّهُkesinlikle o
ٱلْحَقُّbir haktır
مِنRabbimizden
رَّبِّنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّاzaten biz
كُنَّاidik
مِنondan önce de
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُسْلِمِينَmüslümanlar

Onlara okuduğun zaman derler ki: “Biz buna iman ettik. Şüphesiz bu hiç kuşku bulunmayan Rabbimizden indirilmiş bir haktır. Zaten biz bu Kur’an’dan önce de, önceki peygamberin getirdiğine imanımız sebebiyle Müslümandık."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْتَوْنَ أَجْرَهُم مَّرَّتَيْنِ بِمَا صَبَرُوا۟ وَيَدْرَءُونَ بِٱلْحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

İşte onlar; sabrettikleri şeylerden ötürü, iki defa mükâfatlandırılırlar, kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlara
يُؤْتَوْنَverilir
أَجْرَهُمmükafatları
مَّرَّتَيْنِiki kez
بِمَاötürü
صَبَرُوا۟sabretmelerinden
وَيَدْرَءُونَve onlar savarlar
بِٱلْحَسَنَةِiyilikle
ٱلسَّيِّئَةَkötülüğü
وَمِمَّاve şeyden
رَزَقْنَٰهُمْonları rızıklandırdığımız
يُنفِقُونَinfak ederler

İşte zikredilen vasıflara sahip olan bu kimselere Allah, kitaplarına iman üzerine sabır göstermeleri ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gönderildiği zaman iman etmeleri sebebiyle, amellerinin sevabını iki defa verecektir. Onlar, işledikleri günahları salih amellerinin sevaplarıyla savuşturur ve onlara verdiğimiz rızıkları hayırlı işlerde infak ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

وَإِذَا سَمِعُوا۟ ٱللَّغْوَ أَعْرَضُوا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَا نَبْتَغِى ٱلْجَٰهِلِينَ

Onlar, boş söz işittiklerinde ondan yüz çevirir: “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız ise sizedir. Size selam olsun! Biz cahilleri (dost olarak) istemeyiz.” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
سَمِعُوا۟işittikleri
ٱللَّغْوَboş söz
أَعْرَضُوا۟yüz çevirirler
عَنْهُondan
وَقَالُوا۟ve derler
لَنَآbizimdir
أَعْمَٰلُنَاbizim işlerimiz
وَلَكُمْve sizindir
أَعْمَٰلُكُمْsizin işleriniz
سَلَٰمٌselam
عَلَيْكُمْsize olsun
لَاbiz istemeyiz
نَبْتَغِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْجَٰهِلِينَcahilleri

O Müminler, kitap ehlinden batıl sözler işitirlerse, ona hiç bakmadan yüz çevirirler ve bu sözün sahiplerine seslenerek şöyle derler: “Bize, amellerimizin karşılığı verilecektir, size de amellerinizin karşılığı verilecektir. Bizden yana kötü söz ve eziyetlerden esenliktesiniz. Biz, din ve dünya hayatına zarar ve eza barındırdığı için cahillerle arkadaşlık yapmayı arzu etmiyoruz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

إِنَّكَ لَا تَهْدِى مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

Şüphesiz sen, sevdiklerine hidayet edemezsin. Fakat Allah, dilediğine hidayet eder. Hidayete erecek olanları en iyi O bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّكَşüphesiz sen
لَاdoğru yola iletemezsin
تَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَنْkimseyi
أَحْبَبْتَsevdiğin
وَلَٰكِنَّfakat
ٱللَّهَAllah
يَهْدِىdoğru yola iletir
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَهُوَve O
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِٱلْمُهْتَدِينَyola gelecek olanları

-Ey Peygamber!- Muhakkak sen, Ebû Tâlib ve onun dışındaki sevdiklerini iman etmeye muvaffak kılarak hidayet edemezsin. Fakat tek olarak Yüce Allah, dilediği kimseleri hidayete muvaffak kılar. O, geçmiş ilmiyle kimin dosdoğru yola hidayet olacağını en iyi bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

وَقَالُوٓا۟ إِن نَّتَّبِعِ ٱلْهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ أَرْضِنَآ ۚ أَوَلَمْ نُمَكِّن لَّهُمْ حَرَمًا ءَامِنًۭا يُجْبَىٰٓ إِلَيْهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَىْءٍۢ رِّزْقًۭا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

"Eğer seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, kendi yurdumuzdan çekilip çıkarılırız." dediler. Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği; emin, harem kıldığımız bir yere (Mekke'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوٓا۟ve dediler ki
إِنeğer
نَّتَّبِعِbiz uyarsak
ٱلْهُدَىٰdoğru yola
مَعَكَseninle beraber
نُتَخَطَّفْatılırız
مِنْyurdumuzdan
أَرْضِنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوَلَمْbiz bir mekan vermedik mi?
نُمَكِّنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَّهُمْonlara
حَرَمًاdokunulmaz
ءَامِنًۭاgüvenli
يُجْبَىٰٓtoplanıp getirildiği
إِلَيْهِona
ثَمَرَٰتُürünlerinin
كُلِّher
شَىْءٍۢşeyin
رِّزْقًۭاbir rızık olarak
مِّنkendi katımızdan
لَّدُنَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنَّfakat
أَكْثَرَهُمْçokları
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Mekke müşrikleri, İslam’a uyma ve iman etme konusunda bahaneler sunarak şöyle dediler: “Biz, senin getirdiğin bu İslam’a ittiba edersek düşmanlarımız bizi topraklarımızdan çabucak çıkarırlar.” Oysa biz bu müşrikleri, orada başkalarının onlara ansızın baskın yaparak saldırmasından güven içinde olacakları, zulmün ve kan dökmenin haram kılındığı Harem’e yerleştirmedik mi? Rızık olarak kendi katımızdan onlara gönderdiğimiz her şeyin meyveleri oraya gelir. Fakat onların çoğu Allah’ın onlara verdiği nimetleri bilmezler ve bunlara karşılık O'na şükretmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍۭ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا ۖ فَتِلْكَ مَسَٰكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَن مِّنۢ بَعْدِهِمْ إِلَّا قَلِيلًۭا ۖ وَكُنَّا نَحْنُ ٱلْوَٰرِثِينَ

Biz geçimlerinde şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte onlardan sonra –çok kısa bir süre dışında- kimsenin oturmadığı meskenleri. Mirasçı olanlar biz olduk biz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَمْve nicesini
أَهْلَكْنَاhelak ettik
مِنkent(ler)den
قَرْيَةٍۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَطِرَتْşımarmış
مَعِيشَتَهَاrefah içinde
فَتِلْكَİşte şunlar
مَسَٰكِنُهُمْonların meskenleri
لَمْoralarda oturulmadı
تُسْكَنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنۢonlardan sonra
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
قَلِيلًۭاpek az
وَكُنَّاve biz olduk
نَحْنُbiz
ٱلْوَٰرِثِينَvarisler

Yüce Allah’ın üzerlerine olan nimetlerini inkâr eden, günah ve isyanlarda haddi aşmış ne kadar da çok şehirler vardır. Biz de üzerlerine azap gönderdik ve o azapla onları helak ettik. Onların yaşadığı yurtlar; helak olan halkının ardından az bir yolcu geçmesinin dışında içinde hiç kimsenin ikamet etmediği, izleri silinip gitmiş meskenlerdir. Göklerde, yeryüzünde ve bu ikisinin içinde bulunanlara varis/mirasçı olan mirasçılar bizlerdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ حَتَّىٰ يَبْعَثَ فِىٓ أُمِّهَا رَسُولًۭا يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِنَا ۚ وَمَا كُنَّا مُهْلِكِى ٱلْقُرَىٰٓ إِلَّا وَأَهْلُهَا ظَٰلِمُونَ

Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir rasûlü memleketlerin anasına (Mekke'ye) göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Biz, halkı zalim olan beldelerden başkasını helâk edici değiliz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كَانَdeğildir
رَبُّكَRabbin
مُهْلِكَhelak edici
ٱلْقُرَىٰülkeleri
حَتَّىٰkadar
يَبْعَثَgönderinceye
فِىٓ(ülkelerin) anasına
أُمِّهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَسُولًۭاbir elçi
يَتْلُوا۟okuyan
عَلَيْهِمْonlara
ءَايَٰتِنَاayetlerimizi
وَمَاve
كُنَّاbiz değiliz
مُهْلِكِىhelak edici
ٱلْقُرَىٰٓülkeleri
إِلَّاolmadan
وَأَهْلُهَاhalkı
ظَٰلِمُونَzalim

-Ey Peygamber!- Rabbin, büyük şehre bir peygamber gönderip halkın bahanesini ortadan kaldırmadan o şehri helak edecek değildir. Zira seni de şehirlerin anası olan Mekke’ye bunun için göndermiştir. Biz, hak üzerinde dosdoğru oldukları halde şehir halkını helak edecek değiliz. Fakat küfre girerek ve günah işleyerek zalim olurlarsa onları helak ederiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىْءٍۢ فَمَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتُهَا ۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌۭ وَأَبْقَىٰٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Size verilen her şey dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah’ın yanında olanlar ise daha iyi ve kalıcıdır. Hala düşünmez misiniz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآve ne
أُوتِيتُمsize verildiyse
مِّنher şeyden
شَىْءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَتَٰعُgeçimidir
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
وَزِينَتُهَاve süsüdür
وَمَاolan ise
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah'ın
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
وَأَبْقَىٰٓve daha kalıcıdır
أَفَلَاaklınızı kullanmıyor musunuz?
تَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Rabbinizin size verdiği, sizin dünya hayatında kendisinden faydalandığınız ve süslendiğiniz ziynetler nihayet bir gün tükenip yok olacaktır. Yüce Allah’ın katından verilecek olan ahiret hayatındaki büyük sevap ise dünyada olan mallardan ve süslerden daha hayırlı ve kalıcıdır. Bunu hiç düşünmüyor fani olanı, kalıcı olanı mı tercih ediyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

أَفَمَن وَعَدْنَٰهُ وَعْدًا حَسَنًۭا فَهُوَ لَٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعْنَٰهُ مَتَٰعَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve dolayısıyla ona kavuşan kimse, kendisini dünya hayatının geçimliğinden yararlandırdığımız sonra kıyamet günü (azaba atılmak üzere) getirileceklerden olanla bir midir?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَمَنkimse midir?
وَعَدْنَٰهُkendisine vadettiğimiz
وَعْدًاbir söz
حَسَنًۭاgüzel
فَهُوَve o
لَٰقِيهِmuhakkak ona kavuşacak olan
كَمَنkimse gibi
مَّتَّعْنَٰهُkendisine yaşattığımız
مَتَٰعَgeçici zevkini
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
ثُمَّsonra
هُوَo
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
مِنَgetirileceklerden olan
ٱلْمُحْضَرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ahiret hayatında, Cennet ve içindeki kalıcı nimetleri vadettiğimiz kimse, bunları kaçınılmaz olarak elde edecektir. Dünya hayatında verdiğimiz mal ve süslerle faydalandırdığımız, sonra da kıyamet günü Cehennem'e getirilen kimse gibi olur mu hiç?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

O gün, onlara seslenerek: “İddia ettiğiniz ortaklarım hani nerede?” der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve o gün
يُنَادِيهِمْ(Allah) onlara seslenerek
فَيَقُولُder ki
أَيْنَnerede?
شُرَكَآءِىَbenim ortaklarım
ٱلَّذِينَolduklarını
كُنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَزْعُمُونَzannettikleriniz

O gün Rableri -Subhânehu ve Teâlâ- onlara seslenerek şöyle der: "Nerede sizin benim dışımda ibadet edip, benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغْوَيْنَآ أَغْوَيْنَٰهُمْ كَمَا غَوَيْنَا ۖ تَبَرَّأْنَآ إِلَيْكَ ۖ مَا كَانُوٓا۟ إِيَّانَا يَعْبُدُونَ

Haklarında azap sözü gerçekleşmiş olanlar; “Rabbimiz! İşte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık. Şimdi ise onlardan uzaklaşarak sana geldik. Zaten onlar, bize de ibadet etmiyorlardı.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَderler
ٱلَّذِينَolanlar
حَقَّhak
عَلَيْهِمُüzerlerine
ٱلْقَوْلُsöz
رَبَّنَاRabbimiz
هَٰٓؤُلَآءِşunlardır
ٱلَّذِينَkimseler
أَغْوَيْنَآazdırdıklarımız
أَغْوَيْنَٰهُمْonları azdırdık
كَمَاgibi
غَوَيْنَاkendimiz azdığımız
تَبَرَّأْنَآuzak olduğumuzu
إِلَيْكَsana arz ederiz
مَاzaten
كَانُوٓا۟onlar değildi
إِيَّانَاbize
يَعْبُدُونَtapanlardan

Azap edilmeleri gerekli olan küfre davet eden davetçiler şöyle derler: “Ey Rabbimiz! İşte bu azdırdığımız kimseler; kendimiz azdığımız gibi kendilerini azdırdıklarımızdır. Onlardan uzaklaşarak sana geldik. Zaten onlar bize ibadet etmiyorlar, Şeytanlara ibadet ediyorlardı.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

وَقِيلَ ٱدْعُوا۟ شُرَكَآءَكُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ۚ لَوْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَهْتَدُونَ

"Ortaklarınızı çağırın." denir. Onları çağırırlar. Fakat onlara cevap veremezler ve azabı görürler. Ne olurdu (dünyada) hidayete girselerdi!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقِيلَve denir ki
ٱدْعُوا۟çağırın
شُرَكَآءَكُمْkoştuğunuz ortakları
فَدَعَوْهُمْonları çağırırlar
فَلَمْfakat
يَسْتَجِيبُوا۟çağrısına cevap vermezler
لَهُمْbunların
وَرَأَوُا۟ve karşılarında görürler
ٱلْعَذَابَazabı
لَوْne olurdu
أَنَّهُمْonlar
كَانُوا۟idi
يَهْتَدُونَyola gelseler

Onlara şöyle denilir: “Haydi şirk koştuklarınızı çağırın da sizi bu içinde bulunduğunuz rezillikten kurtarsınlar!” Onlar da ortak koştuklarına seslenirler, fakat onların çağrılarına karşılık vermezler. Kendileri için hazırlanmış azabı karşılarında görünce, dünyada olup hakka hidayet etmiş olmayı arzu ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبْتُمُ ٱلْمُرْسَلِينَ

O gün Allah, onlara seslenerek: “Peygamberlere ne cevap verdiniz?” der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve gün
يُنَادِيهِمْonlara seslenerek
فَيَقُولُder ki
مَاذَآne?
أَجَبْتُمُcevap verdiniz
ٱلْمُرْسَلِينَelçilere

O gün Rableri onlara seslenerek şöyle der: “Sizlere göndermiş olduğum peygamberlerime ne cevap verdiniz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَنۢبَآءُ يَوْمَئِذٍۢ فَهُمْ لَا يَتَسَآءَلُونَ

O gün (onları azaptan kurtaracak) haberler/mazeretler onlara kapanacaktır. Birbirlerine bir şey de soramayacaklar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَعَمِيَتْkör olmuştur
عَلَيْهِمُonlara
ٱلْأَنۢبَآءُhaberler
يَوْمَئِذٍۢo gün
فَهُمْve onlar
لَاbirbirlerine de soramazlar
يَتَسَآءَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Delil getirdikleri şeyler onlara gizli kalarak hiçbir şey zikretmezler. Kendilerinin azap göreceklerini kesin olarak bilmeleri sebebiyle içine düştükleri şokun dehşetiyle birbirlerine dahi soramazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

فَأَمَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا فَعَسَىٰٓ أَن يَكُونَ مِنَ ٱلْمُفْلِحِينَ

Tevbe ederek iman eden ve salih amel işleyen kimseye gelince, umulur ki o kurtuluşa erenlerden olur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَمَّاama
مَنkim
تَابَtevbe ederse
وَءَامَنَve inanırsa
وَعَمِلَve yaparsa
صَٰلِحًۭاiyi iş
فَعَسَىٰٓumulur
أَنki
يَكُونَolur
مِنَkurtuluşa erenlerden
ٱلْمُفْلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Fakat o müşriklerden, küfürlerinden tövbe ederek Allah’a ve peygamberlerine iman eden ve salih amel işleyen kimse, umulur ki isteklerini elde etmiş ve korktuklarından kurtulmuş olanlardan biri olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ وَيَخْتَارُ ۗ مَا كَانَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ ۚ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Rabbin, dilediğini yaratır ve dilediğini de seçer. Onların ise seçme hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yüksektedir/yücedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَبُّكَve Rabbin
يَخْلُقُyaratır
مَاne
يَشَآءُdilerse
وَيَخْتَارُve seçer
مَاdeğildir
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمُonlara ait
ٱلْخِيَرَةُseçim
سُبْحَٰنَmünezzehtir
ٱللَّهِAllah
وَتَعَٰلَىٰve yücedir
عَمَّاşeylerden
يُشْرِكُونَortak koştukları

-Ey Peygamber!- Senin Rabbin yaratmak istediğini yaratır, kendisine itaat etmesi ve elçiliği için dilediğini seçer. Müşriklerin bir seçim hakkı olmadığı için Allah'a karşı bir itirazları da olamaz. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- onların kendisiyle beraber ibadet ettikleri ortaklardan münezzeh ve mukaddestir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

وَرَبُّكَ يَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

Şüphesiz Rabbin; onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَبُّكَve Rabbin
يَعْلَمُbilir
مَاneyi
تُكِنُّgizlediğini
صُدُورُهُمْgöğüslerinin
وَمَاve neyi
يُعْلِنُونَaçığa vurduğunu

Şüphesiz Rabbin, kullarının kalplerinde gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Bundan hiçbir şey Ona gizli kalmaz. Buna göre onlara karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ لَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلْأُولَىٰ وَٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَلَهُ ٱلْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

O, kendisinden başka (hak) ilah olmayan Allah’tır. Dünyada da ahirette de hamt O'na mahsustur. Hüküm de O'nundur ve nihayetinde O'na döndürüleceksiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O
ٱللَّهُAllah'tır
لَآolmayan
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
لَهُO'na mahsustur
ٱلْحَمْدُhamd
فِىilk olan
ٱلْأُولَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve son olan
وَلَهُve O'nundur
ٱلْحُكْمُHüküm
وَإِلَيْهِve O'na
تُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

O, Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kendisi dışında başka hak mabut (ilah) olmayan Allah’tır. Dünyada da hamt bir tek O'na mahsustur. Ahirette de hamt O'na mahsustur. Geri çevrilemez tek geçerli hüküm ona aittir. Kıyamet günü hesap vermek ve karşılık görmek için bir tek O'na döndürüleceksiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمُ ٱلَّيْلَ سَرْمَدًا إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَنْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ يَأْتِيكُم بِضِيَآءٍ ۖ أَفَلَا تَسْمَعُونَ

De ki: "Allah, kıyamet gününe kadar geceyi üzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan başka size bir ışık getirecek ilah kimdir? Hâlâ işitmeyecek misiniz?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرَءَيْتُمْgördünüz mü?
إِنeğer
جَعَلَkılsa
ٱللَّهُAllah
عَلَيْكُمُüzerinize
ٱلَّيْلَgeceyi
سَرْمَدًاsürekli
إِلَىٰgününe kadar
يَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
مَنْkimdir?
إِلَٰهٌtanrı
غَيْرُbaşka
ٱللَّهِAllah'tan
يَأْتِيكُمsize getirecek
بِضِيَآءٍışık
أَفَلَاişitmiyor musunuz?
تَسْمَعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- O müşriklere de ki: "Bana haber verin bakalım. Allah kıyamet gününe kadar sürekli olarak gündüzünüzü geceye çevirse, Allah’tan başka hangi mabut size gündüzün aydınlığı gibi bir aydınlık getirebilir? Bu kanıtları duymuyor musunuz? Ve yalnızca kendisinden başka hak ilah olmayan Allah’ın bunu size getirdiğini bilip, anlamıyor musunuz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمُ ٱلنَّهَارَ سَرْمَدًا إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَنْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ يَأْتِيكُم بِلَيْلٍۢ تَسْكُنُونَ فِيهِ ۖ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

De ki: "Allah, kıyamet gününe kadar gündüzü üzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan başka, size dinleneceğiniz bir geceyi getirecek ilah kimdir? Hâlâ görmüyor musunuz?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرَءَيْتُمْbaksanıza
إِنeğer
جَعَلَkılsa
ٱللَّهُAllah
عَلَيْكُمُüzerinize
ٱلنَّهَارَgündüzü
سَرْمَدًاsürekli
إِلَىٰgününe kadar
يَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
مَنْkimdir?
إِلَٰهٌtanrı
غَيْرُbaşka
ٱللَّهِAllah'tan
يَأْتِيكُمsize getirecek
بِلَيْلٍۢgeceyi
تَسْكُنُونَdinleneceğiniz
فِيهِonda
أَفَلَاgörmüyor musunuz?
تُبْصِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Bana haber verin bakalım! Allah kıyamet gününe kadar, sürekli olarak gecenizi gündüze çevirse, Allah Teâlâ'dan başka hangi mabut gündüz çalışmanın yorgunluğundan içinde dinlenmek için sükûnet bulduğunuz geceyi size getirebilir? Bu delilleri görmüyor musunuz? Ve yalnızca kendisinden başka hak ilah olmayan Allah’ın bunu size getirdiğini bilip, anlamıyor musunuz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

وَمِن رَّحْمَتِهِۦ جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Geceyi ve gündüzü sizin için onda sükûn bulasınız ve lütfundan arayısınız diye yaratmış olması onun rahmetindendir. Olur ki şükredersiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنrahmetinden dolayı
رَّحْمَتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَعَلَvar etti
لَكُمُsizin için
ٱلَّيْلَgeceyi
وَٱلنَّهَارَve gündüzü
لِتَسْكُنُوا۟dinlenmeniz için
فِيهِonda
وَلِتَبْتَغُوا۟ve aramanız için
مِنO'nun lutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَعَلَّكُمْve umulur ki
تَشْكُرُونَşükredersiniz

-Ey İnsanlar!- Sizlere, gündüz işinin yorgunluğunun ardından içinde dinlenmeniz için geceyi karanlık kılması; Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın rahmetindendir. Rızkınızı talep etmeniz için çaba harcayasınız diye gündüzü de aydınlık kılmıştır. Umulur ki Yüce Allah’ın sizin üzerinize olan nimetlerine şükredersiniz ve onları inkâr etmezsiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ فَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

O gün, onlara seslenerek: “İddia ettiğiniz ortaklarım nerede?” der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve o gün
يُنَادِيهِمْonlara seslenerek
فَيَقُولُder ki
أَيْنَnerede?
شُرَكَآءِىَortaklarım
ٱلَّذِينَoduklarını
كُنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَزْعُمُونَsandığınız şeyler

O gün, Rableri -Subhanehu ve Teâlâ- onlara seslenerek şöyle buyurur: "Sizin benden başka ibadet edip, benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani nerede?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

وَنَزَعْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍۢ شَهِيدًۭا فَقُلْنَا هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ فَعَلِمُوٓا۟ أَنَّ ٱلْحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

Her toplumdan bir şahit çıkarırız ve: "Haydi! Delillerinizi getirin!" deriz. İşte o zaman hakikatin Allah’a ait olduğunu bilirler. Uydurmuş oldukları şeyler onlardan kaybolup gider.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَزَعْنَاve çıkarırız
مِنher-ten
كُلِّher
أُمَّةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَهِيدًۭاbir şahid
فَقُلْنَاve deriz
هَاتُوا۟getirin
بُرْهَٰنَكُمْdelilinizi
فَعَلِمُوٓا۟bilirler ki
أَنَّkesinlikle
ٱلْحَقَّgerçek
لِلَّهِAllah'a aittir
وَضَلَّve sapıp gider
عَنْهُمkendilerinden
مَّاşeyler
كَانُوا۟oldukları
يَفْتَرُونَuyduruyor(lar)

Her ümmetten, üzerlerinde bulundukları küfür ve yalanlamaya şahitlik eden bir peygamber getirir ve o ümmetlerden yalanlayanlara şöyle deriz: “Üzerine olduğunuz küfür ve yalanlamanın kanıtlarını ve delillerini getirin bakalım.” Böylece onların hüccetleri kopuverir ve hiçbir şüphenin olmadığı hakkın yalnız Allah’a ait olduğunu çok net olarak bilirler. Üzerinde anlaşmazlığa düşerek Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya ortak kıldıkları onlardan yok olup gider.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

۞ إِنَّ قَٰرُونَ كَانَ مِن قَوْمِ مُوسَىٰ فَبَغَىٰ عَلَيْهِمْ ۖ وَءَاتَيْنَٰهُ مِنَ ٱلْكُنُوزِ مَآ إِنَّ مَفَاتِحَهُۥ لَتَنُوٓأُ بِٱلْعُصْبَةِ أُو۟لِى ٱلْقُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُۥ قَوْمُهُۥ لَا تَفْرَحْ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْفَرِحِينَ

Gerçekte Kârûn Mûsâ ’nın kavminden idi, fakat onlara karşı azgınlık etti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, onların anahtarları(nı taşımak) dahi güç sahibi bir topluluğa ağır gelirdi. Hani Kavmi ona şöyle demişti: "Şımarma/böbürlenme! Çünkü Allah, şımarıkları/böbürlenenleri sevmez."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّelbette
قَٰرُونَKarun
كَانَidi
مِنkavminden
قَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُوسَىٰMusa'nın
فَبَغَىٰazgınlık etti
عَلَيْهِمْonlara karşı
وَءَاتَيْنَٰهُve ona vermiştik
مِنَhazinelerden
ٱلْكُنُوزِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآki
إِنَّmuhakkak
مَفَاتِحَهُۥonun anahtarları
لَتَنُوٓأُağır geliyordu
بِٱلْعُصْبَةِbir topluluğa
أُو۟لِىsahibi
ٱلْقُوَّةِkuvvet
إِذْhani
قَالَdemişti ki
لَهُۥona
قَوْمُهُۥkavmi
لَاşımarma
تَفْرَحْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْفَرِحِينَşımarıkları

Karun, Musa -aleyhisselam-'ın kavminden biriydi. Fakat onlara karşı büyüklük taslıyordu. Ona verdiğimiz kasalar dolusu mallardan oluşan hazinenin anahtarlarını güçlü bir topluluk bile zorlukla taşıyordu. Kavmi ona şöyle demişti: “Sakın şımararak sevinme! Şüphesiz Allah şımararak sevinenleri sevmez. Tam aksine bundan dolayı onlara öfke duyar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

وَٱبْتَغِ فِيمَآ ءَاتَىٰكَ ٱللَّهُ ٱلدَّارَ ٱلْءَاخِرَةَ ۖ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ ٱلدُّنْيَا ۖ وَأَحْسِن كَمَآ أَحْسَنَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ ۖ وَلَا تَبْغِ ٱلْفَسَادَ فِى ٱلْأَرْضِ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ

Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmayı arzula. Fakat dünyadaki nasibini de unutma. Allah sana nasıl ihsanda bulunduysa, sen de başkalarına ihsanda bulun. Sakın yeryüzünde fesat çıkarmaya kalkışma! Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱبْتَغِve iste (ara)
فِيمَآiçinde
ءَاتَىٰكَsana verdiği
ٱللَّهُAllah'ın
ٱلدَّارَyurdunu
ٱلْءَاخِرَةَahiret
وَلَاve
تَنسَunutma
نَصِيبَكَnasibini
مِنَdünyadan
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَحْسِنve iyilik et
كَمَآgibi
أَحْسَنَiyilik ettiği
ٱللَّهُAllah'ın
إِلَيْكَsana
وَلَاve
تَبْغِisteme
ٱلْفَسَادَbozgunculuk
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُفْسِدِينَbozguncuları

Yüce Allah’ın sana verdiği mallarla, hayır yolunda infak ederek ahiret yurdunun sevabını kazanmayı arzula. Ama sakın israfa kaçma ve kibirli olma. Yemekten, içmekten, giymekten ve bunların dışındaki nimetlerden yana nasibini de unutma. Rabbin -Subhânehu ve Teâlâ-'nın sana güzel davrandığı gibi, senin de Rabbine ve kullarına karşı muamelen güzel olsun. Günah işleyerek ve ibadetleri terk ederek yeryüzünde fesat çıkarmayı isteme. Şüphesiz Allah, yeryüzünde böyle fesat çıkaranları sevmez. Tam aksine onlara gazaplanıp, öfkelenir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلْمٍ عِندِىٓ ۚ أَوَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَهْلَكَ مِن قَبْلِهِۦ مِنَ ٱلْقُرُونِ مَنْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةًۭ وَأَكْثَرُ جَمْعًۭا ۚ وَلَا يُسْـَٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ

O da: “Kuşkusuz bunlar bana, sahip olduğum bilgim sayesinde verilmiştir.” dedi. Allah’ın, ondan daha önce kendisinden daha güçlü ve daha çok biriktirmiş olan nice nesilleri helâk ettiğini bilmiyor mu? Günahkârlara suçları sorulmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
إِنَّمَآşüphesiz
أُوتِيتُهُۥo bana verildi
عَلَىٰsayesinde
عِلْمٍbir bilgi
عِندِىٓbende bulunan
أَوَلَمْbilmedi mi ki
يَعْلَمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
قَدْelbette
أَهْلَكَhelak etmiştir
مِنkendisinden önceki
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَarasıda
ٱلْقُرُونِkuşaklar
مَنْniceleri
هُوَo
أَشَدُّdaha güçlü
مِنْهُkendisinden
قُوَّةًۭkuvvet bakımından
وَأَكْثَرُve daha çok
جَمْعًۭاcemaati bulunan
وَلَاve
يُسْـَٔلُsorulmaz
عَنgünahlarından
ذُنُوبِهِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُجْرِمُونَsuçlulara

Bunun üzerine Karun şöyle dedi: “Bu mallar bana sahip olduğum bilgim ve gücüm sayesinde verildi. Bu yüzden ben bütün bunları hak ediyorum.” Karun, Allah’ın ondan önce kendisinden daha güçlü ve daha fazla mal biriktirmiş nice kavimleri helak ettiğini bilmiyor mu? Oysa kuvvetlerinin ve mallarının onlara hiçbir faydası olmadı. Yüce Allah’ın günahlarını bilmesi sebebiyle kıyamet günü, günahkârlara günahları hakkında soru sorulmayacak. Onlara yalnızca yüze vurma ve azarlamak için soru sorulacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ فِى زِينَتِهِۦ ۖ قَالَ ٱلَّذِينَ يُرِيدُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا يَٰلَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَآ أُوتِىَ قَٰرُونُ إِنَّهُۥ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍۢ

Kavminin karşısına süslü takılarıyla çıkmıştı. Dünya hayatını isteyenler: "Keşke Kârûn’a verilen gibi bize de verilseydi. O, gerçekten büyük bir pay sahibidir." demişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَخَرَجَ(Karun) çıktı
عَلَىٰkarşısına
قَوْمِهِۦkavminin
فِىiçinde
زِينَتِهِۦsüsü (debdebesi)
قَالَdedi(ler)
ٱلَّذِينَkimseler
يُرِيدُونَisteyen(ler)
ٱلْحَيَوٰةَhayatını
ٱلدُّنْيَاdünya
يَٰلَيْتَey keşke
لَنَاbize verilseydi
مِثْلَbir benzeri
مَآşeyin
أُوتِىَverilen
قَٰرُونُKarun'a
إِنَّهُۥgerçekten onun
لَذُوvardır
حَظٍّşansı
عَظِيمٍۢbüyük

Karun, süslerindeki ihtişamı göstere göstere dışarı çıktı. Dünya hayatının süsüne düşkün olan Karun’un ashabından bazıları şöyle dediler: "Keşke Karun’a verilmiş olan dünya malının aynısı bize de verilmiş olsa. Şüphesiz Karun, (dünya nimetlerinden) yeteri kadar büyük bir paya sahibidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَيْلَكُمْ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيْرٌۭ لِّمَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّٰبِرُونَ

Kendilerine ilim verilenler ise: "Yazıklar olsun size! İman eden ve salih amel işleyenler için Allah’ın sevabı çok daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşur." demişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi(ler)
ٱلَّذِينَolanlar
أُوتُوا۟verilmiş
ٱلْعِلْمَbilgi
وَيْلَكُمْyazık size
ثَوَابُsevabı
ٱللَّهِAllah'ın
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لِّمَنْkimse için
ءَامَنَinanan
وَعَمِلَve yapan
صَٰلِحًۭاiyi işler
وَلَاve
يُلَقَّىٰهَآbuna kavuşturulmaz
إِلَّاbaşkası
ٱلصَّٰبِرُونَsabredenlerden

Kendilerine ilim verilmiş olanlar Karun’u ihtişamı içinde görüp ashabının da onun için ne söylediklerini işitince şöyle dediler: “Sizlere yazıklar olsun! Yüce Allah’ın kendisine iman edenlere ve salih ameller işleyenlere ahirette vereceği mükâfat ve hazırladığı nimetler Karun’a verilmiş olan dünya süslerinden daha hayırlıdır. Bu sözleri söylemeye ve gereğiyle amel etmeye, Allah’ın katındaki mükâfatları dünyada bulunan geçici süslere tercih etmeye sabır gösterenden başkası muvaffak olmaz.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

فَخَسَفْنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٍۢ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُنتَصِرِينَ

Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَخَسَفْنَاnihayet batırdık
بِهِۦonu
وَبِدَارِهِve evini barkını
ٱلْأَرْضَyere
فَمَاolmadı
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُۥonun
مِنhiçbir
فِئَةٍۢtopluluğu
يَنصُرُونَهُۥona yardım edecek
مِنkarşı
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'a
وَمَاve
كَانَdeğildi
مِنَkendini kurtaranlardan
ٱلْمُنتَصِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onu, sarayını ve içinde bulunanları da taşkınlığından intikam alarak yerin dibine batırdık. Artık Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluk yoktu. Kendisine bile yardım edenlerden olamadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

وَأَصْبَحَ ٱلَّذِينَ تَمَنَّوْا۟ مَكَانَهُۥ بِٱلْأَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَأَنَّ ٱللَّهَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ ۖ لَوْلَآ أَن مَّنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا ۖ وَيْكَأَنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler; “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak.” demeye başladılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَصْبَحَve başladılar
ٱلَّذِينَve isteyenler
تَمَنَّوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَكَانَهُۥonun yerinde olmayı
بِٱلْأَمْسِdün
يَقُولُونَdemeğe
وَيْكَأَنَّvay demek ki
ٱللَّهَAllah
يَبْسُطُbollaştırıyor
ٱلرِّزْقَrızkı
لِمَنkimseye
يَشَآءُdilediği
مِنْkullarından
عِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَقْدِرُve kısıyor
لَوْلَآolmasaydı
أَنlutfetmesi
مَّنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
عَلَيْنَاbize
لَخَسَفَyere batırırdı
بِنَاbizi de
وَيْكَأَنَّهُۥdemekki gerçekten
لَاiflah olmaz
يُفْلِحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكَٰفِرُونَkafirler

Yerin dibine batırılmadan önce sahip olduğu mal ve zenginliği temenni edenler, yakınarak ibret almış bir halde şöyle demeye başladılar: “Allah Teâlâ'nın, kullarından dilediği kimsenin rızkını genişlettiğini ve dilediği kimseninkini de daralttığını öğrenmedik mi? Allah’ın bizim üzerimize minneti/ihsanı olmasaydı dediklerimizden ötürü bizi cezalandırmaz mıydı? Karun’u yerin dibine batırdığı gibi, kesinlikle bizi de yerin dibine batırırdı. Şüphesiz o kâfirler, ne dünyada ne de ahirette kurtuluşa eremezler. Bilakis onların akıbetleri ve sonları (dünya ve ahirette) hüsrana uğramaktır.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

تِلْكَ ٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّۭا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فَسَادًۭا ۚ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تِلْكَişte
ٱلدَّارُyurdu
ٱلْءَاخِرَةُahiret
نَجْعَلُهَاonu veririz
لِلَّذِينَkimselere
لَاistemeyen(ler)
يُرِيدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عُلُوًّۭاböbürlenmeyi
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve ne de
فَسَادًۭاbozguncuğu
وَٱلْعَٰقِبَةُve sonuç
لِلْمُتَّقِينَsakınanlarındır

İşte bu ahiret yurdunu yeryüzünde hakka iman etmekten ve ona ittiba etmekten büyüklenmeyen ve yeryüzünde bozgunculuk yapmak istemeyenlere bir ikram ve nimet yurdu kılarız. Cennette bulunan nimetler ve elde edeceği Allah’ın rızasının olduğu güzel akıbet, Rablerinin emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınan takva sahiplerinindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌۭ مِّنْهَا ۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى ٱلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse; bilsin ki kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنkim
جَآءَgetirirse
بِٱلْحَسَنَةِbir iyilik
فَلَهُۥona vardır
خَيْرٌۭdaha güzeli
مِّنْهَاondan
وَمَنve kim
جَآءَgetirirse
بِٱلسَّيِّئَةِkötülük
فَلَاcezalandırılmaz
يُجْزَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimseler
عَمِلُوا۟yapan(lar)
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleri
إِلَّاbaşkasıyla
مَاşeylerden
كَانُوا۟oldukları
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Kıyamet günü kim bir iyilikle -namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak ve diğer ibadetler ile- gelirse, o kimseye bu iyiliğinin daha hayırlı bir karşılığı verilir. Çünkü o iyiliği on misline kadar kat kat arttırılır. Kim de kıyamet günü bir kötülükle -küfür, faiz yemek, zina etmek veya bunlardan başka amellerle- gelirse, o kötülükleri işleyenler hiç arttırılmadan yalnızca yapmış olduklarının aynısıyla cezalandırılırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

إِنَّ ٱلَّذِى فَرَضَ عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍۢ ۚ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ مَن جَآءَ بِٱلْهُدَىٰ وَمَنْ هُوَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِىki
فَرَضَgerekli kılan
عَلَيْكَsana
ٱلْقُرْءَانَKur'an'ı
لَرَآدُّكَelbette seni döndürecektir
إِلَىٰvarılacak yere
مَعَادٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلde ki
رَّبِّىٓRabbim
أَعْلَمُbilir
مَنkim
جَآءَgetirmiştir
بِٱلْهُدَىٰhidayet
وَمَنْve kim;
هُوَO
فِىiçindedir
ضَلَٰلٍۢbir sapıklık
مُّبِينٍۢapaçık

Sana Kur’an’ı indiren, tebliğ edilmesini ve içinde bulunanlarla amel etmeyi farz kılan, elbette seni bir fatih olarak Mekke’ye geri döndürecektir. -Ey Peygamber!- Müşriklere de ki: "Kimin hidayetle geldiğini, kimin de hidayet ve haktan açıkça sapmış olduğunu en iyi Rabbim bilir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

وَمَا كُنتَ تَرْجُوٓا۟ أَن يُلْقَىٰٓ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبُ إِلَّا رَحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ ۖ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًۭا لِّلْكَٰفِرِينَ

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve değildin
كُنتَsen
تَرْجُوٓا۟umuyor
أَنvahyolunacağını
يُلْقَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
ٱلْكِتَٰبُKitabın
إِلَّاancak
رَحْمَةًۭbir rahmet olarak
مِّنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَاo halde
تَكُونَنَّolma
ظَهِيرًۭاarka
لِّلْكَٰفِرِينَkafirlere

-Ey Peygamber!- Seni göndermemizden önce Allah’tan bir vahiy olarak Kur’an’ın sana verileceğini ummuyordun. Fakat Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dan bir rahmet olarak sana inmesi gerekti. Sakın kâfirlere içinde bulundukları sapıklıklarında yardımcı olma!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بَعْدَ إِذْ أُنزِلَتْ إِلَيْكَ ۖ وَٱدْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ ۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

Sana indirildikten sonra, sakın seni Allah'ın ayetlerinden alıkoymasınlar. Sen Rabbine çağır ve sakın müşriklerden olma.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve sakın
يَصُدُّنَّكَseni alıkoymasınlar
عَنْayetlerinden
ءَايَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
بَعْدَsonra
إِذْindirildikten
أُنزِلَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
وَٱدْعُve da'vet et
إِلَىٰRabbine
رَبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
تَكُونَنَّolma
مِنَortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra sakın bu müşrikler seni ondan alıkoymasınlar. Bundan dolayı sen de bu ayetleri okumayı ve tebliğ etmeyi terk etme. İnsanları Allah’a iman etmeye, O'nu birlemeye ve şeriatıyla amel etmeye davet et. Sakın Allah’la beraber başkalarına da ibadet eden müşriklerden olma. Bilakis bir tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmeyen muvahhit kullardan ol.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

وَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۘ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُۥ ۚ لَهُ ٱلْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. O’ndan başka hiçbir (hak) ilâh yoktur. O'nun yüzünden (zatından) başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürülürsünüz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تَدْعُyalvarma
مَعَile beraber
ٱللَّهِAllah
إِلَٰهًاbir tanrıya
ءَاخَرَbaşka
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
كُلُّher
شَىْءٍşey
هَالِكٌhelak olacaktır
إِلَّاbaşka
وَجْهَهُۥO'nun yüzü(zatı)ndan
لَهُO'nundur
ٱلْحُكْمُHüküm
وَإِلَيْهِve O'na
تُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Allah’la beraber başka mabutlara da ibadet etme. Çünkü O'ndan başka hak bir mabut yoktur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın yüzü dışında her şey yok olacaktır. Hüküm bir tek O'na aittir, dilediği gibi hükmeder. Kıyamet günü hesap vermek ve karşılığını görmek için O'na döndürüleceksiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir