Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

18. Sûre · Mekke · 110 Ayet

الكهف

KEHF SÛRESİ

Mağara

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Kehf Sûresi metin ve meal olarak bu cihaza kaydedilir. Ses dosyaları kaydedilmez.

Kehf Sûresi hangi cüzdedir?

Kehf Sûresi 15. cüzde başlar ve 16. cüzde devam eder. Sûre 110 ayettir. Bir cüz sınırı sûre sınırı olmadığı için Kehf'i yalnız tek cüz içinde aramak yanıltıcı olabilir.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 3

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا ۜ

Hamt olsun Allah'a ki, kuluna kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik koymadı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْحَمْدُhamdolsun
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىٓki
أَنزَلَindirdi
عَلَىٰkuluna
عَبْدِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَلَمْve
يَجْعَلkoymadı
لَّهُۥona
عِوَجَاhiçbir eğrilik

Kemâl ve celâl sıfatlarıyla, zahiri ve batini nimetler, kulu ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an'ı indiren Yüce Allah içindir. Bu Kur'an'da haktan hiçbir eğrilik ve sapma bulunmamaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

قَيِّمًۭا لِّيُنذِرَ بَأْسًۭا شَدِيدًۭا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًۭا

Dosdoğru (bir kitap olarak), katından (gelecek) şiddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan Müminlere güzel bir ecir olduğunu müjde vermek için (indirdi).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَيِّمًۭاdosdoğru olarak
لِّيُنذِرَuyarması için
بَأْسًۭاazaba karşı
شَدِيدًۭاşiddetli
مِّنkatından (indirdi)
لَّدُنْهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُبَشِّرَve müjdelemesi için
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlere
ٱلَّذِينَyapan
يَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
أَنَّkendileri için bulunduğunu
لَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَجْرًاmükafat
حَسَنًۭاgüzel

Bilakis Yüce Allah; Kur'an'ı, içerisinde bir tezat ve herhangi bir tutarsızlık olmayan dosdoğru bir kitap kıldı. Ta ki; bu kitap kâfirleri Allah katında bekleyen kuvvetli bir azaptan korkutur, salih ameller işleyen Müminlere de onları sevindirecek ve hiç bir karşılığın kendisine erişemeyeceği, güzel mükâfatları haber verir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًۭا

Onlar onda ebedî olarak kalıcıdırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّٰكِثِينَkalacaklardır
فِيهِonun içinde
أَبَدًۭاsürekli olarak

Müminler kendilerine verilen sevabın/mükâfatın içinde ebedî kalacaklardır ve onlardan da hiç kesilmeyecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًۭا

Ve; “Allah çocuk edinmiştir.” diyen kimseleri uyarması için indirmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيُنذِرَve uyarması için
ٱلَّذِينَdiyenleri
قَالُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱتَّخَذَedindi
ٱللَّهُAllah
وَلَدًۭاçocuk

Allah çocuk edindi diyen Yahudileri, Hristiyanları ve bazı müşrikleri korkutmaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍۢ وَلَا لِءَابَآئِهِمْ ۚ كَبُرَتْ كَلِمَةًۭ تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ ۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًۭا

Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz pek büyüktür. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّاyoktur
لَهُمonların
بِهِۦbu hususta
مِنْhiçbir
عِلْمٍۢbilgisi
وَلَاve yoktur
لِءَابَآئِهِمْatalarının
كَبُرَتْne büyük (küstahça)
كَلِمَةًۭsöz
تَخْرُجُçıkıyor
مِنْağızlarından
أَفْوَٰهِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنonlar söylemiyorlar
يَقُولُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey
كَذِبًۭاyalandan

Allah Teâlâ'nın bir çocuk edindiğini iddia eden iftiracıların bu meselede ilimleri ve delilleri yoktur. Onların taklit etmiş oldukları babalarının da bu konuda bir bilgileri yoktur. Ne olduğunu akıl edip idrak etmeden ağızlarından çıkan söz, çirkin (bir söz olarak) ne kadar da büyük bir sözdür. Onların söyledikleri aslı ve dayanağı olmayan yalan sözden başka bir şey değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌۭ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا

Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helâk edeceksin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَعَلَّكَherhalde sen
بَٰخِعٌۭhelak edeceksin
نَّفْسَكَkendini
عَلَىٰٓpeşlerinde
ءَاثَٰرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنdiye
لَّمْinanmıyorlar
يُؤْمِنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَٰذَاbu
ٱلْحَدِيثِsöze
أَسَفًاüzüntüden

-Ey Resul!- Eğer onlar bu Kur'an'a iman etmeyecek olurlarsa neredeyse onlar için kendini üzüntü, gam ve kederden helak edeceksin. Sen asla üzülme. Onların hidayetinden sorumlu değilsin. Senin üzerine düşen sadece onlara hakkı tebliğ etmektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةًۭ لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًۭا

İnsanların hangisi daha güzel amel işleyecek diye imtihan etmek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّاşüphesiz biz
جَعَلْنَاyarattık
مَاşeyleri
عَلَىüzerindeki
ٱلْأَرْضِyer
زِينَةًۭsüs olsun diye
لَّهَاkendisine
لِنَبْلُوَهُمْonları denemek için
أَيُّهُمْhangisinin
أَحْسَنُdaha güzel
عَمَلًۭاiş yaptığını

Biz yeryüzünde bulunan mahlukatı, onun için bir güzellik ve süs olarak yarattık ki, insanlardan hangisi Allah'ı razı eden daha güzel amel işleyecek ve hangisi daha kötü amel işleyecek bunu sınayalım. Bütün bunları da her kişiye işlemiş olduğu amelin karşılığını vermek için yaptık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًۭا جُرُزًا

Bununla beraber Biz bunun üstünde olan şeyleri elbet kupkuru bir toprak yaparız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّاbiz elbette
لَجَٰعِلُونَyaparız
مَاşeyleri
عَلَيْهَا(yerin) üzerindeki
صَعِيدًۭاbir toprak
جُرُزًاkupkuru

Biz yeryüzünde olan bütün mahlukatın hayatı sona erdikten sonra; onları üzerinde hiçbir ot bitmeyen çorak bir toprak haline getireceğiz. Bundan ibret alın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا

Sen, yoksa Kehf ve Rakim ehlini bizim (tek) şaşılacak ayetlerimizden mi sandın?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
حَسِبْتَ(mi) sandın?
أَنَّsadece
أَصْحَٰبَsahiplerinin
ٱلْكَهْفِKehf
وَٱلرَّقِيمِve Rakim
كَانُوا۟olduklarını
مِنْbizim ayetlerimizden
ءَايَٰتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَجَبًاşaşılacak

-Ey Resul!- Sadece Ashâb-ı Kehf'in ve isimlerinin yazılı bulunduğu levhanın kıssasının şaşılacak ayetlerimizden olduğunu zannetme. Bilakis göklerin ve yerin yaratılışı gibi diğerleri daha çok şaşılacak şeylerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةًۭ وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًۭا

Hani bir kaç genç mağaraya sığınmıştı ve şöyle demişlerdi: "Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bu işimizde doğruyu bize nasip et!"

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْzaman
أَوَىsığındıkları
ٱلْفِتْيَةُo gençler
إِلَىmağaraya
ٱلْكَهْفِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالُوا۟dediler
رَبَّنَآRabbimiz
ءَاتِنَاbize ver
مِنkatından
لَّدُنكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَحْمَةًۭbir rahmet
وَهَيِّئْve hazırla
لَنَاbize
مِنْşu işimizden
أَمْرِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَشَدًۭاbir çıkış yolu

-Ey Resul!- Dinleri için kaçıp mağaraya sığınan Mümin gençlerin dualarında şöyle dediklerini söyle: Rabbimiz bize katından rahmet vererek günahlarımızı bağışla. Ve bizi düşmanlarımızdan kurtar. Kâfirlerden (kaçarak) yaptığımız hicret ve iman edişimizde hak ve doğru yola ulaşmamız için bize hidayet ver.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

فَضَرَبْنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمْ فِى ٱلْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًۭا

Bunun üzerine Biz de nice yıllar onların kulaklarına perde koyduk (onları uyuttuk).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَضَرَبْنَاbiz de vurduk
عَلَىٰٓ(ağırlık)
ءَاذَانِهِمْkulaklarına
فِىmağarada
ٱلْكَهْفِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سِنِينَyıllar
عَدَدًۭاnice

Bunun üzerine biz onların (grup halinde dinleri adına toplumlarından ayrılarak) mağaraya sığınmalarından sonra bütün sesleri duymayacak şekilde kulaklarına perde çektik ve mağarada onları çok uzun seneler uyuttuk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

ثُمَّ بَعَثْنَٰهُمْ لِنَعْلَمَ أَىُّ ٱلْحِزْبَيْنِ أَحْصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓا۟ أَمَدًۭا

Sonra da iki gruptan hangisinin (mağarada) bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini ortaya çıkarmak için onları uyandırdık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
بَعَثْنَٰهُمْonları uyandırdık
لِنَعْلَمَbilmek için
أَىُّhangisinin
ٱلْحِزْبَيْنِiki zümreden
أَحْصَىٰdaha iyi hesabedeceğini
لِمَا(onların) kaldıkları
لَبِثُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمَدًۭاsüreyi

Sonra da, bunun bilgisini ortaya çıkararak birbirleriyle çekişen iki gruptan hangisinin mağarada (uykuda kalanların) uykuda kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını görmek için onları uzun uykularından uyandırdık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ ۚ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَٰهُمْ هُدًۭى

Biz sana onların haberlerini hak/gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırmıştık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نَّحْنُbiz
نَقُصُّanlatıyoruz
عَلَيْكَsana
نَبَأَهُمonların haberlerini
بِٱلْحَقِّgerçek olarak
إِنَّهُمْmuhakkak onlar
فِتْيَةٌgençlerdi
ءَامَنُوا۟inanmış
بِرَبِّهِمْRablerine
وَزِدْنَٰهُمْbiz de onların artırmıştık
هُدًۭىhidayetlerini

-Ey Resul!- Biz onların başından geçen ve hakkında hiçbir şüphenin olmadığı doğru haberi anlatıp seni bu konuda bilgilendiriyoruz. Şüphesiz onlar Rablerine iman edip, O'na itaat ederek amel etmiş gençlerdir. Biz de onların hak üzerine sabit kalmalarını ve hidayetlerini arttırdık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهًۭا ۖ لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًۭا شَطَطًا

Ayağa kalkarak: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz" O takdirde gerçekten son derece batıl bir söz söylemiş oluruz” dediklerinde Biz onların kalplerini sağlamlaştırdık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَبَطْنَاve metanet bağlamıştık
عَلَىٰüstüne
قُلُوبِهِمْkalblerinin
إِذْkalktılar
قَامُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالُوا۟ve dediler ki
رَبُّنَاRabbimiz
رَبُّRabbidir
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
لَنbiz asla demeyiz
نَّدْعُوَا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنO'ndan başkasına
دُونِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَٰهًۭاTanrı
لَّقَدْyoksa
قُلْنَآkonuşmuş oluruz
إِذًۭاo zaman
شَطَطًاsaçma sapan

Allah'ın birliğine olan imanlarını kâfir kralın huzurunda ilan ettiklerinde biz o gençlerin kalplerini iman ile, iman üzerine sabit kalması ve vatanlarını terk etmeye karşı sabır göstermeleri için sağlamlaştırdık. Onlar o vakit kalkarak şöyle dediler: "İman edip ibadet ettiğimiz Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'dan başka yalan yere ilah oldukları iddia edilenlere asla ibadet etmeyeceğiz. -Şayet O'ndan başkasına ibadet edersek- haktan uzak adaletsiz bir söz söylemiş oluruz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمُنَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةًۭ ۖ لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَٰنٍۭ بَيِّنٍۢ ۖ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًۭا

Şu bizim kavmimiz Allah'tan başka ilahlar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi kimdir?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هَٰٓؤُلَآءِşunlar
قَوْمُنَاşu kavmimiz
ٱتَّخَذُوا۟edindiler
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَالِهَةًۭtanrılar
لَّوْلَاgerekmez mi?
يَأْتُونَgetirmeleri
عَلَيْهِمonların
بِسُلْطَٰنٍۭbir delil
بَيِّنٍۢaçık
فَمَنْkim olabilir?
أَظْلَمُdaha zalim
مِمَّنِuydurandan
ٱفْتَرَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
كَذِبًۭاyalan

Ondan sonra gençler birbirlerinin yüzlerine bakarak, şöyle dediler: Şu bizim kavmimiz Allah ile birlikte ibadet etmek için başka ilahlar edindiler. Aynı zamanda kendilerinin o ibadet ettikleri ilahlar hakkında herhangi bir açık delilleri de yoktur. Allah'a ortak koşma hususunda hiçbir kimse yalan uydurup iftira atandan daha zalim olamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

وَإِذِ ٱعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأْوُۥٓا۟ إِلَى ٱلْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِۦ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًۭا

(Madem ki) Onlardan ve onların Allah’tan başka ibadet ettiklerinden ayrıldınız. O halde mağaraya çekilin ki Rabbiniz size rahmetini yaysın ve işlerinizde kolaylık sağlasın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذِmadem ki
ٱعْتَزَلْتُمُوهُمْsiz onlardan ayrıldınız
وَمَاve şeylerden
يَعْبُدُونَtaptıkları
إِلَّاbaşka
ٱللَّهَAllah'tan
فَأْوُۥٓا۟o halde sığının
إِلَىmağaraya
ٱلْكَهْفِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَنشُرْyaysın (bollaştırsın)
لَكُمْsize
رَبُّكُمRabbiniz
مِّنrahmetini
رَّحْمَتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُهَيِّئْve hazırlasın
لَكُمsize
مِّنْ(şu) işinizden
أَمْرِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّرْفَقًۭاyararlı bir şey

Siz toplumunuzdan uzaklaştınız. Onların Yüce Allah'tan başkasına ibadet ettiklerini terk ettiniz. Siz Allah Teâlâ'dan başkasına ibadet etmediniz. Rabbiniz Allah -Subhânehu ve Teâlâ- dininizi yaşamanız için sizi düşmanlarınızdan koruyup himaye edecek rahmetini yayarak size verir. Hayatınızda faydalanasınız diye işinizi kolaylaştırır ve kavminizin arasında hayatınızı sürdürmenizin yerine size başka bir hayat verir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

۞ وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍۢ مِّنْهُ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ ۗ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّۭا مُّرْشِدًۭا

(Orada olsaydın) Güneş doğduğunda; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, battığında da sol yandan kayıp gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَرَىve görürsün
ٱلشَّمْسَgüneşi
إِذَاzaman
طَلَعَتdoğduğu
تَّزَٰوَرُeğiliyor
عَنmağaralarından
كَهْفِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَاتَsağa doğru
ٱلْيَمِينِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِذَاve zaman
غَرَبَتbattığı
تَّقْرِضُهُمْonları makaslayıp geçiyor
ذَاتَsola doğru
ٱلشِّمَالِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْve onlar
فِىiçindedirler
فَجْوَةٍۢbir dehlizin
مِّنْهُonun (mağaranın)
ذَٰلِكَbu (durum)
مِنْayetlerindendir
ءَايَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
مَنkime
يَهْدِhidayet verirse
ٱللَّهُAllah
فَهُوَo
ٱلْمُهْتَدِyolu bulmuştur
وَمَنve kimi de
يُضْلِلْsapıklıkta bırakırsa
فَلَنartık
تَجِدَbulamazsın
لَهُۥonun için
وَلِيًّۭاbir dost
مُّرْشِدًۭاyol gösteren

Gençler mağaraya sığınarak, emrolundukları şeye uydular. Yüce Allah onları mağarada uyuttu ve kendilerini düşmanlarından korudu. -Ey onların haberlerini okuyan!- Güneş doğudan doğduğu zaman mağaranın sağ iç tarafına meylettiğini, batıdan battığı zaman da sol tarafından meyledip mağaraya isabet etmeden geçtiğini görürsün. Onlar kendilerine güneşin sıcaklığının zarar veremeyeceği bir gölgede idiler. Onlar mağaranın geniş yerinde bulunmakta ve ihtiyaç duydukları hava kendilerine kolayca ulaşmaktaydı. İşte onların mağaraya sığınmaları, orada uyutulmaları, Güneş ışıklarının onlara hiç değmeden meyletmesi, mağarada yattıkları yerin geniş olması ve onları kavimlerinden kurtarması, Allah Teâlâ'nın kudretine delalet eden kişileri şaşkınlığa düşüren işlerindendir. Yüce Allah kime hidayet ederse işte o gerçekten hidayete ulaşmıştır. Kimi de yardımsız bırakır ve saptırırsa, artık onun için doğru yolu gösterecek bir yardımcı ve dost bulamazsın. Çünkü hidayet Allah'ın elindedir, onun elinde değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًۭا وَهُمْ رُقُودٌۭ ۚ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِ ۖ وَكَلْبُهُم بَٰسِطٌۭ ذِرَاعَيْهِ بِٱلْوَصِيدِ ۚ لَوِ ٱطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًۭا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًۭا

Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَحْسَبُهُمْsen onları sanırsın
أَيْقَاظًۭاuyanıklar
وَهُمْonlar
رُقُودٌۭuyudukları halde
وَنُقَلِّبُهُمْve onları (uykuda) çeviririz
ذَاتَsağlarına
ٱلْيَمِينِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَذَاتَve
ٱلشِّمَالِsollarına
وَكَلْبُهُمve köpekleri de
بَٰسِطٌۭuzatmış vaziyettedir
ذِرَاعَيْهِön ayaklarını
بِٱلْوَصِيدِgirişte
لَوِeğer
ٱطَّلَعْتَgörseydin
عَلَيْهِمْonların durumunu
لَوَلَّيْتَmutlaka dönüp
مِنْهُمْonlardan
فِرَارًۭاkaçardın
وَلَمُلِئْتَve içine dolardı
مِنْهُمْonlardan
رُعْبًۭاkorku

Ey (Ashâb-ı Kehf'in) haberlerini takip eden!- Onlar uykuda oldukları halde gözleri açık olduğundan dolayı sen onları uyanık sanırsın. Hâlbuki gerçek manada uykudadırlar. Onlar uyurken, toprağın cesetlerini çürütmemesi için biz onları bazen sağ taraflarına ve bazen sol taraflarına döndürüyorduk. Onlarla beraber olan köpekleri de mağaranın ağzında ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer onların bu durumlarına muttali olup görseydin; onlardan korktuğundan dolayı yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَٰهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا۟ بَيْنَهُمْ ۚ قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ ۖ قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍۢ ۚ قَالُوا۟ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَٱبْعَثُوٓا۟ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَآ أَزْكَىٰ طَعَامًۭا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍۢ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا

Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız?" dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَyine böyle
بَعَثْنَٰهُمْonları dirilttik
لِيَتَسَآءَلُوا۟sormaları için
بَيْنَهُمْkendi aralarında
قَالَdedi ki
قَآئِلٌۭkonuşan biri
مِّنْهُمْiçlerinden
كَمْne kadar?
لَبِثْتُمْkaldınız
قَالُوا۟dediler
لَبِثْنَاkaldık
يَوْمًاbir gün
أَوْya da
بَعْضَbir parçası (kadar)
يَوْمٍۢgünün
قَالُوا۟dediler
رَبُّكُمْRabbiniz
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِمَاne kadar
لَبِثْتُمْkaldığınızı;
فَٱبْعَثُوٓا۟gönderin
أَحَدَكُمbirinizi
بِوَرِقِكُمْgümüş (para) ile
هَٰذِهِۦٓşu
إِلَىşehre
ٱلْمَدِينَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلْيَنظُرْbaksın
أَيُّهَآhangi
أَزْكَىٰdaha temiz ise
طَعَامًۭاyiyecek
فَلْيَأْتِكُمsize getirsin
بِرِزْقٍۢbir azık
مِّنْهُondan
وَلْيَتَلَطَّفْve dikkatli davransın
وَلَاsakın
يُشْعِرَنَّsezdirmesin
بِكُمْsizi
أَحَدًاbirisine

Zikretmiş olduğumuz onlarla ilgili olan her şey bizim hayret verici mükemmel kudretimizin sonucunda olmuştur. Onları uzun bir zaman uyuttuktan sonra birbirlerine uyumuş oldukları müddeti sormaları için uyandırdık. Bazıları uyuma sürelerinin bir gün veya bir günün bir kısmı olduğuna kanaat getirip cevap verdi. Ne kadar uyuduklarını tam kestiremeyenler ise bu soruyu şöyle cevaplandırdı: "Rabbiniz ne kadar uyuyarak kaldığınızı daha iyi bilir." Bunun ilmini Allah'a havale edin ve sizi ilgilendiren işinize geri dönün. Şimdi sizden birini şu gümüş paranızla bilinen şehrinize gönderin. O da yiyecek satanların hangisinin daha helal yiyeceği ve daha helal kazancı var ise ondan size azık getirsin. Şehre girişinde ve çıkışında çok dikkatli olsun, ayrıca insanlarla muamelesinde çok akıllı davransın, sonucunda büyük zararlara sebep olacak hallerden uzak dursun ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

إِنَّهُمْ إِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ أَوْ يُعِيدُوكُمْ فِى مِلَّتِهِمْ وَلَن تُفْلِحُوٓا۟ إِذًا أَبَدًۭا

'Eğer onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّهُمْçünkü onlar
إِنeğer
يَظْهَرُوا۟ellerine geçirirlerse
عَلَيْكُمْsizi
يَرْجُمُوكُمْtaşlayarak öldürürler
أَوْyahut
يُعِيدُوكُمْdöndürürler
فِىkendi dinlerine
مِلَّتِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَنve asla
تُفْلِحُوٓا۟iflah olamazsınız
إِذًاo takdirde
أَبَدًۭاasla

Zira kavminiz sizin hakkınızda haber alıp yerinizi öğrenirler ise, sizi ya taşlayarak öldürürler yahut Allah'ın sizi hak dine hidayet etmeden önceki sapık dinlerine geri döndürürler. Bu sapık din sizin de eskiden tabi olduğunuz bir dindi. Eğer o sapık dine dönerseniz, ne dünya hayatında ve ne de ahiret hayatında asla kurtuluşa eremezsiniz. Bilakis bunun hepsi Allah'ın hidayet ettiği hak dini terk etmeniz ve o sapık dine dönmeniz sebebiyle olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ ۖ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَٰنًۭا ۖ رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ ۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًۭا

Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar kendi meselelerini aralarında tartışıyorlardı. Bunun üzerine: “Üzerlerine bir bina yapın” demişlerdi. Rableri onları daha iyi bilendir. Fakat onların işine galip gelenler ise, “Mutlaka onların üstüne bir Mescid edineceğiz” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve böylece
أَعْثَرْنَاbuldurduk
عَلَيْهِمْonları
لِيَعْلَمُوٓا۟bilsinler diye
أَنَّşüphesiz
وَعْدَva'dinin
ٱللَّهِAllah'ın
حَقٌّۭgerçek olduğunu
وَأَنَّve şüphesiz
ٱلسَّاعَةَsaatin(geleceğinde)
لَاasla olmadığını
رَيْبَşüphe
فِيهَآonda
إِذْo sırada
يَتَنَٰزَعُونَtartışıyorlardı
بَيْنَهُمْkendi aralarında
أَمْرَهُمْonların durumlarını
فَقَالُوا۟dediler
ٱبْنُوا۟bina edin
عَلَيْهِمonların üstüne
بُنْيَٰنًۭاbir bina
رَّبُّهُمْRableri
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِهِمْonları
قَالَdediler ki
ٱلَّذِينَgâlip gelenler
غَلَبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰٓonların işine
أَمْرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَتَّخِذَنَّmutlaka yapacağız
عَلَيْهِمonların üstüne
مَّسْجِدًۭاbir mescid

Ve onları uzun yıllar boyunca uyutup sonra da uyandırarak kudretimizi gösteren harikulade işleri onlara (Ashâb-ı Kehf) yaptığımız gibi, onları hemşehrilerine de gösterdik ki, hemşehrileri Allah'ın, Müminlere olan yardım vaadinin ve yeniden diriliş vaadinin hak olduğunu bilsinler. Kıyamet mutlaka gerçektir, gelecektir. Bunda bir şüphe yoktur. Ashâb-ı Kehf'in gizli durumları ortaya çıktıktan sonra onlar yaşamlarına devam edip ardından öldüler. Onların bu durumuna şahit olanlar haklarında ne yapacakları hususunda ihtilafa düştüler. İnsanlardan bir grup onları korumak ve himaye etmek için mağaralarının kapısına bir duvarın örülmesini istediler. Rableri onların halini daha iyi bilir. Bu halleri Rablerinin katında onlara ait bir hususiyetin olduğunu gösterir. Nüfuz ve otorite sahiplerinden ilimsiz olup, sahih bir davetleri bulunmayanlar, Ashâb-ı Kehf'e değer vermek ve onlara ait yerlerin hatırlanması adına orada ibadet maksadıyla bir mescit bina edelim dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٌۭ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌۭ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ ۖ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌۭ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ ۚ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌۭ ۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءًۭ ظَٰهِرًۭا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًۭا

"Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir" diyecekler. Yine: "Beş kişidir; altıncıları köpekleridir" diyecekler. (Bunlar) gayb hakkında taş atmaktır. "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir. De ki: Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onları çok az kimseden başkası bilmez. O halde, onlar hakkında açık olarak ortaya konandan başka bir şeyi tartışma. Onlar hakkında (Ehl-i Kitap'tan hiçbir) kimseye bir şey sorma!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَيَقُولُونَdiyecekler
ثَلَٰثَةٌۭonlar üçtür
رَّابِعُهُمْdördüncüleri
كَلْبُهُمْköpekleridir
وَيَقُولُونَve diyecekler
خَمْسَةٌۭbeştir
سَادِسُهُمْaltıncıları
كَلْبُهُمْköpekleridir
رَجْمًۢاtaş atar gibi
بِٱلْغَيْبِgörülmeyene
وَيَقُولُونَve diyecekler
سَبْعَةٌۭyedidir
وَثَامِنُهُمْsekizincileri
كَلْبُهُمْköpekleridir
قُلde ki
رَّبِّىٓRabbim
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِعِدَّتِهِمonların sayısını
مَّاyoktur
يَعْلَمُهُمْonları bilen
إِلَّاdışında
قَلِيلٌۭazı
فَلَاmünakaşaya girme
تُمَارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِمْonlar hakkında
إِلَّاdışında
مِرَآءًۭtartışma
ظَٰهِرًۭاsathi
وَلَاve
تَسْتَفْتِbir şey sorma
فِيهِمonlar hakkında
مِّنْهُمْbunlardan
أَحَدًۭاhiçbirine

Ashâb-ı Kehf kıssası hakkında münakaşaya dalanlardan bazıları diyecekler ki: "Onlar üç kişi idiler; dördüncüleri köpekleridir." Bazıları da diyecekler ki: "Beş kişidir; altıncıları köpekleridir." Her iki grup ne demiş ise, delilsiz bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektedirler. Bazıları da şöyle dediler: "Yedi kişidir; sekizincileri köpekleridir." -Ey Resul!- De ki: Rabbim onların sayılarını daha iyi bilir. Rabbimin bildirdiği hariç onların sayılarını bilen çok azdır. Onların ne sayıları ve ne de başka halleri hakkında; ne ehlikitap ile ve ne de başkaları ile ancak açık bir şekilde ve içinde derin bir mücadele olmayacak şekilde tartış. Sadece onların hakkında sana indirilen vahiy ile yetinmen yeter. Ve hiç kimseye Ashâb-ı Kehf'in durumuyla ilgili ayrıntılı sorular da sorma. Çünkü onlar bu kıssa hakkında bilgiye sahiptirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۟ىْءٍ إِنِّى فَاعِلٌۭ ذَٰلِكَ غَدًا

Hiç bir şey için “Ben onu yarın mutlaka yapacağım.” deme!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تَقُولَنَّdeme
لِشَا۟ىْءٍhiçbir şey için
إِنِّىmutlaka
فَاعِلٌۭyapacağım
ذَٰلِكَbunu
غَدًاyarın

-Ey Peygamber!- Yarın yapacağın bir şey için "Ben bu şeyi yarın muhakkak yapacağım." deme! Çünkü sen yarın onu yapabilecek misin yoksa senin ile yapmak istediğin şeyin arasında bir engel çıkar mı? bunu tam olarak bilemezsin. Bu ayet her Müslüman için bir talimat/direktiftir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ وَٱذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَىٰٓ أَن يَهْدِيَنِ رَبِّى لِأَقْرَبَ مِنْ هَٰذَا رَشَدًۭا

Ancak, “Allah dilerse yapacağım.” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır.” de.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّآancak
أَنdilerse
يَشَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
وَٱذْكُرve an (hatırla)
رَّبَّكَRabbini
إِذَاzaman
نَسِيتَunuttuğun
وَقُلْve de ki
عَسَىٰٓumarım
أَنbeni ulaştırmasını
يَهْدِيَنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّىRabbimin
لِأَقْرَبَdaha yakın
مِنْbundan
هَٰذَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَشَدًۭاbir doğruya

Ancak o yapacağın şeyi Allah'ın dilemesine bağlayarak şöyle demelisin: -İnşallah- Yarın yapacağım. Ve bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve şöyle de: "Umarım Rabbim beni, hidayet ve muvaffakiyet bakımından bundan daha yakın olana irşat eder."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍۢ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًۭا

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha kattılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَبِثُوا۟ve kaldılar
فِىmağaralarında
كَهْفِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثَلَٰثَüç
مِا۟ئَةٍۢyüz
سِنِينَyıl
وَٱزْدَادُوا۟ve ilave ettiler
تِسْعًۭاdokuz (yıl)

Ashâb-ı Kehf mağaralarında üç yüz dokuz sene kaldılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا۟ ۖ لَهُۥ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ أَبْصِرْ بِهِۦ وَأَسْمِعْ ۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا يُشْرِكُ فِى حُكْمِهِۦٓ أَحَدًۭا

De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِمَاne kadar
لَبِثُوا۟kaldıklarını
لَهُۥO'nundur
غَيْبُgaybı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
أَبْصِرْne güzel görendir
بِهِۦonu
وَأَسْمِعْne güzel işitendir
مَاyoktur
لَهُمonların
مِّنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنhiçbir
وَلِىٍّۢyardımcısı
وَلَاve
يُشْرِكُO ortak etmez
فِىkendi hükmüne
حُكْمِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَحَدًۭاkimseyi

-Ey Resul!- De ki: Ashâb-ı Kehf'in mağaralarında ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Yüce Allah bizlere mağarada kaldıkları müddeti bildirdi. Bundan sonra bunun hakkında hiçbir kimse Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın söylediklerinin üzerine herhangi bir söz söyleme hakkına sahip değildir. Çünkü göklerde ve yerde gayb aleminde bulunanların yaratılması ve bilgisi O'na aittir. O ne güzel görür ve her şeyi görmektedir. Ne güzel işitir ve her şeyi işitmektedir. İnsanlar için O'ndan başka yakın bir dost ve yardımcı da yoktur. O hükmünde hiçbir kimseyi ortak etmez. O hükmünde tek başına münferittir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ ۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًۭا

Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتْلُoku
مَآşeyi
أُوحِىَvahyedilen
إِلَيْكَsana
مِنKitabı'ndan
كِتَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّكَRabbinin
لَاyoktur
مُبَدِّلَdeğiştirecek
لِكَلِمَٰتِهِۦO'nun sözlerini
وَلَنve
تَجِدَbulamazsın
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُلْتَحَدًۭاsığınılacak bir kimse

-Ey Resul!- Allah'ın sana Kur'an'dan vahyettiğini oku ve onunla amel et. Onun sözlerini değiştirecek hiç kimse yoktur. Çünkü hepsi doğrudur, hakikattir, hepsi adalettir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dan başka sığınacağın bir sığınak, korunacağın bir koruyucu da yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ ۖ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًۭا

Sabah, akşam Rablerinin yüzünü dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱصْبِرْtut (sabret)
نَفْسَكَnefsini
مَعَberaber
ٱلَّذِينَyalvaranlarla
يَدْعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبَّهُمRablerine
بِٱلْغَدَوٰةِsabah
وَٱلْعَشِىِّakşam
يُرِيدُونَisteyerek
وَجْهَهُۥrızasını
وَلَاve
تَعْدُsapmasın
عَيْنَاكَgözlerin
عَنْهُمْonlardan
تُرِيدُisteyerek
زِينَةَsüsünü
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
وَلَاve
تُطِعْitaat etme
مَنْkişiye
أَغْفَلْنَاalıkoyduğumuz
قَلْبَهُۥkalbini
عَنbizi anmaktan
ذِكْرِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱتَّبَعَve tâbi olan
هَوَىٰهُkeyfine
وَكَانَve olan
أَمْرُهُۥişi
فُرُطًۭاaşırılık

Kendini sabah, akşam rızasını isteyerek Rablerine ibadet duası ve istek duası edenlerle birlikte devamlı ve beraber kıl. Zenginlik ve yüksek konumlu olanlarla oturmak için, gözünü Allah'a itaat edenlerden çevirip uzak etme. Kalbini mühürleyerek bizim zikrimizden gafil kıldığımız ve sana fakirleri, meclisinden uzaklaştırmanı emreden, kendi nefsinin arzuladıklarını Rabbinin taatine tercih eden ve bütün işleri zarar ve ziyan olan kimseye de itaat etme.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ ۚ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا ۚ وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍۢ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ ۚ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir sığınaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُلِde ki
ٱلْحَقُّbu gerçek
مِنRabbinizdendir
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَنartık kimse
شَآءَdileyen
فَلْيُؤْمِنinansın
وَمَنve kimse
شَآءَdileyen
فَلْيَكْفُرْinkar etsin
إِنَّآçünkü biz
أَعْتَدْنَاhazırladık
لِلظَّٰلِمِينَzalimlere
نَارًاbir ateş
أَحَاطَkuşatmıştır
بِهِمْonları
سُرَادِقُهَاçadırı
وَإِنve eğer
يَسْتَغِيثُوا۟feryad edip yardım isteseler
يُغَاثُوا۟kendilerine yardım edilir
بِمَآءٍۢbir su ile
كَٱلْمُهْلِerimiş maden gibi
يَشْوِىhaşlayan
ٱلْوُجُوهَyüzleri
بِئْسَo ne kötü
ٱلشَّرَابُbir içecektir
وَسَآءَتْve ne kötü
مُرْتَفَقًاağırlanmadır

-Ey Resul!- Kalplerinin gafletinden dolayı Allah'ın zikrinden yüz çeviren kimselere de ki: Size getirmiş olduklarım, hakkın ta kendisidir. Aynı zamanda bunların tümü benim değil, Allah'ın katındandır. Benden Müminleri kovmamı talep etmenize de icabet etmeyeceğim. Sizden kim bu hakka iman etmek istiyorsa iman etsin. Zira o buna karşılık kendisine verilen mükâfat ile sevinecektir. Sizden kim kâfir olmak istiyorsa kâfir olsun. Bu kimse küfrüne karşılık kendisini bekleyen azap ile kötü günler geçirecektir. Kendi tercihleriyle küfrü seçen zalimlere öyle büyük bir ateş hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Ondan kaçmaya güç yetiremezler. Şiddetli susuzluktan dolayı yardım istediklerinde yardımlarına kaynar ve bulanık yağ gibi olan su karşılık verilir. Bu kaynar su onların yüzlerini haşlayacaktır. Kendilerine içirilen bu içecek ne kötü bir içecektir. Onların susuzluklarını gideremediği gibi, bilakis arttırır. Yüzlerini ve derilerini yakan alevleri de söndürmez. cehennem, kalınan ne kötü bir yer, ikamet edecekleri ne kötü bir konaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

Gerçek şu ki, iman edip salih ameller yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَonlar ki
ءَامَنُوا۟inandılar
وَعَمِلُوا۟ve yaptılar
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
إِنَّاelbette biz
لَاasla
نُضِيعُzayi etmeyiz
أَجْرَecrini
مَنْkimsenin
أَحْسَنَgüzel yapan
عَمَلًاişi

Şüphesiz Yüce Allah'a iman edip salih ameller işleyenler, amellerini güzel bir şekilde eda ettiklerinde onlar için büyük sevaplar vardır. Muhakkak ki kim güzel amel işlerse, biz onun ecrini zayi etmeyiz. Bilakis ecirlerini tam ve eksiksiz olarak veririz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍۢ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًۭا مِّن سُندُسٍۢ وَإِسْتَبْرَقٍۢ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۚ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًۭا

Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir konak!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَonlar öyle kimselerdir ki
لَهُمْkendileri için vardır
جَنَّٰتُcennetleri
عَدْنٍۢAdn
تَجْرِىakar
مِنaltlarından
تَحْتِهِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
يُحَلَّوْنَbezenirler
فِيهَاorada
مِنْbileziklerle
أَسَاوِرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنaltından
ذَهَبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَلْبَسُونَve giyerler
ثِيَابًاgiysiler
خُضْرًۭاyeşil
مِّنince ipekten
سُندُسٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِسْتَبْرَقٍۢve kalın ipekten
مُّتَّكِـِٔينَyaslanırlar
فِيهَاorada
عَلَىüzerine
ٱلْأَرَآئِكِkoltuklar
نِعْمَne güzel
ٱلثَّوَابُsevap
وَحَسُنَتْve ne güzel
مُرْتَفَقًۭاağırlanma

İman ederek, salih amelleri işlemekle vasıflanan o kimseler için oturacakları cennetler vardır. O cennetlerde ebedî olarak ikamet edeceklerdir. Saraylarının altından suyu pek tatlı olan cennet nehirleri akar. Onlar cennetlerde, altın bileziklerle süslenir ve ipekten ince ve kalın elbiseler giyerler. Üstleri süslü örtülerle örtülmüş kanepelerin üzerine otururlar. Kazandıkları sevapları ne güzel sevaptır. Makam edinip içinde ikamet ettikleri cennet ne güzeldir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

۞ وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًۭا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَٰبٍۢ وَحَفَفْنَٰهُمَا بِنَخْلٍۢ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًۭا

Onlara iki adamı örnek ver: Onlardan birisine iki üzüm bağı vermiştik. Çevresini de hurmalıklarla çevirmiş, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱضْرِبْve anlat
لَهُمonlara
مَّثَلًۭاmisal olarak
رَّجُلَيْنِşu iki adamı (ki)
جَعَلْنَاvermiştik
لِأَحَدِهِمَاikisinden birine
جَنَّتَيْنِiki bağ
مِنْüzüm
أَعْنَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَحَفَفْنَٰهُمَاve onların etrafını çevirmiştik
بِنَخْلٍۢhurmalarla
وَجَعَلْنَاve bitirmiştik
بَيْنَهُمَاortalarında da
زَرْعًۭاekin

-Ey Rasûl!- Onlara kâfir ve Mümin olan şu iki adamı örnek ver. O iki adamdan kâfir olana iki üzüm bahçesi vermiştik. İki bahçenin çevresini de hurma ağaçlarıyla çevirdik. Bu iki bahçenin aralarındaki alanda da ekinler bitirmiştik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًۭٔا ۚ وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًۭا

Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiçbir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كِلْتَاher iki
ٱلْجَنَّتَيْنِbağ (da)
ءَاتَتْvermişti
أُكُلَهَاyemişini
وَلَمْve
تَظْلِمeksik etmemişti
مِّنْهُondan
شَيْـًۭٔاhiçbir şey
وَفَجَّرْنَاve akıtmıştık
خِلَٰلَهُمَاaralarından
نَهَرًۭاbir ırmak

Her iki bahçe de hurma, üzüm meyvelerini ve ürünlerini hiçbir şeyi eksik bırakmadan tam bir şekilde vermişlerdi. İkisinin kolayca sulanması için aralarında bir de nehir akıtmıştık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌۭ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًۭا وَأَعَزُّ نَفَرًۭا

Onun başka ürünleri de vardı. İşte böyle bir halde arkadaşıyla konuşurken: "Ben malca senden zenginim, sayıca da senden güçlüyüm." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَانَve vardı
لَهُۥO(adam)ın
ثَمَرٌۭürünü
فَقَالَdedi ki
لِصَٰحِبِهِۦarkadaşı
وَهُوَve o
يُحَاوِرُهُۥٓkonuşurken
أَنَا۠ben
أَكْثَرُzenginim
مِنكَsenden
مَالًۭاmalca
وَأَعَزُّve güçlüyüm
نَفَرًۭاadamca da

İki bahçenin sahibi olan kimsenin, bu iki bahçeden başka ürünleri ve gelirleri de vardı. Bundan dolayı Mümin olan arkadaşını etkilemek için gururlu ve kibirli halde şöyle dedi: Mal yönünden senden daha zenginim, insan sayısı olarak senden üstünüm ve aşiret olarak da senden daha kuvvetliyim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًۭا

Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَدَخَلَve girdi
جَنَّتَهُۥbağına
وَهُوَo
ظَالِمٌۭzulmederek
لِّنَفْسِهِۦkendisine
قَالَdedi
مَآhiç
أَظُنُّsanmam
أَنyok olacağını
تَبِيدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰذِهِۦٓbunun
أَبَدًۭاebediyyen

Bu kâfir kişi, Mümin olan kimseyle birlikte bahçesini ona göstermek için kendisine küfür ve beğenmişlik ile zulmederek oraya geldi. Kâfir şöyle dedi: Ben kalıcı olmasını sağlayacak araçlar edindim, görmüş olduğun bu bahçenin yok olacağını zannetmiyorum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةًۭ وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًۭا مِّنْهَا مُنقَلَبًۭا

"Kıyametin kopacağına da hiç inanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülecek olursam, elbette bundan daha iyi bir dönüş yeri bulurum." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآve hiç
أَظُنُّzannetmem
ٱلسَّاعَةَkıyametin
قَآئِمَةًۭkopacağını
وَلَئِنşayet
رُّدِدتُّdöndürülsem bile
إِلَىٰRabbime
رَبِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَأَجِدَنَّbulurum
خَيْرًۭاdaha güzel
مِّنْهَاbundan
مُنقَلَبًۭاbir akıbet

Kıyametin kopacağını da hiç zannetmiyorum. Bununla beraber hayat devam ediyor. Kıyametin koptuğunu var sayarsak, öldükten sonra tekrar dirildiğimde ve Rabbime geri döndürüldüğümde, tekrar diriltildikten sonra döneceğim yer olarak ben bu bahçemden daha güzelini bulacağım. Dünyada zengin olmam, ölümden sonra dirildiğim zaman da zengin olmamı gerektirir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍۢ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍۢ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًۭا

Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde yaratan Allah’a (iman etmeyerek) küfre mi düşüyorsun?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
لَهُۥona
صَاحِبُهُۥarkadaşı
وَهُوَkendisiyle
يُحَاوِرُهُۥٓkonuşan
أَكَفَرْتَinkar mı ediyorsun?
بِٱلَّذِىseni yaratanı
خَلَقَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنtopraktan
تُرَابٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
مِنnutfe (sperm)den
نُّطْفَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra da
سَوَّىٰكَseni biçimlendireni
رَجُلًۭاbir adam olarak

Kendisiyle konuşan Mümin kimse ise, ona sözünü tekrar ederek şöyle dedi: "Baban Âdem'i topraktan yaratan, sonra seni meniden yaratan, sonra da olgun erkek bir insan haline getiren, bütün azalarını dengeli ve mükemmel olarak yaratan Rabbine iman etmede küfür mü ediyorsun? Şüphesiz bunların hepsini eksiksiz olarak yapmaya gücü yetenin, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًۭا

Oysa, O Allah benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hiç kimseyi şirk koşmam.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّٰكِنَّا۠fakat
هُوَO
ٱللَّهُAllah
رَبِّىbenim Rabbimdir
وَلَآve asla
أُشْرِكُben ortak koşmam
بِرَبِّىٓRabbime
أَحَدًۭاhiç kimseyi

Ama ben senin dediğin gibi değil de, şöyle derim: O Allah -Subhânehu ve Teâlâ- nimetleriyle bizlere lütfeden Rabbimdir ve ben Rabbime ibadette hiç kimseyi O’na ortak koşmam.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ ۚ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًۭا وَوَلَدًۭا

Bağına girdiğinde Mâşallah (Allah neyi dilerse o olur)! Allah'tan başka kuvvet yoktur, demen lazım değil miydi? Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az (güçte) görüyorsan.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَآgerekmez miydi?
إِذْzaman
دَخَلْتَgirdiğin
جَنَّتَكَbağına
قُلْتَdemen
مَاne
شَآءَdilerse
ٱللَّهُAllah
لَاyoktur
قُوَّةَkuvvet
إِلَّاbaşka
بِٱللَّهِAllah'tan
إِنgerçi
تَرَنِsen görüyorsun
أَنَا۠beni
أَقَلَّdaha az
مِنكَsenden
مَالًۭاmalca
وَوَلَدًۭاve evlatça

Bahçene girdiğin zaman şöyle söylemen gerekmez miydi?: "Mâşallah, bu Yüce Allah'ın dilemesiyle olmuştur, kuvvet yalnız Allah'a mahsustur." Çünkü hiçbir kimsenin kuvveti yoktur, kuvvet sadece Allah'ındır. O dilediğini yapan, O kuvvetli olandır. Eğer malca ve evlatça beni kendinden daha fakir görüyorsan bile (böyle demeliydin).

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًۭا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًۭا زَلَقًا

Belki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir. Seninkinin üzerine ise gökten felaket indiriverir de kupkuru çorak bir toprak oluverir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَعَسَىٰumulur ki
رَبِّىٓRabbim
أَنbana verebilir
يُؤْتِيَنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَيْرًۭاdaha iyisini
مِّنsenin bağından
جَنَّتِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُرْسِلَve gönderir
عَلَيْهَاonun üzerine
حُسْبَانًۭاyıldırımlar
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَتُصْبِحَböylece kesilir
صَعِيدًۭاbağın
زَلَقًاkupkuru bir toprak

Allah Teâlâ'nın bana, senin bahçenden daha iyisini vereceğini ve seninkine gökten felaket gönderip, bahçeyi üzerinde hiç ot bitmeyen çorak bir hale getirerek, kaygan ve düz bir hale geleceğini düşünmekteyim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًۭا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًۭا

Yahut suyu yerin dibine çekiliverir de bir daha onu aramaya gücün yetmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوْyahut
يُصْبِحَçekilir
مَآؤُهَاsuyu
غَوْرًۭاdibe
فَلَنbir daha
تَسْتَطِيعَgücün yetmez
لَهُۥonu
طَلَبًۭاaramaya

Yahut da suyu yerin dibine çekilir de ona hiç bir şekilde ulaşamazsın. Bahçenin suyu gittikten sonra artık o bahçe kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًۭا

(Birden) Onun ürünleri (afetle) kuşatılıverdi. Orası için harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) ovuşturup duruyordu. Bahçenin çardakları yere çökmüştü. "Ah, keşke Rabbime hiçbir şirk koşmamış olsaydım!" diyordu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأُحِيطَderken yok edildi
بِثَمَرِهِۦürünü
فَأَصْبَحَve başladı
يُقَلِّبُoğuşturmağa
كَفَّيْهِellerini
عَلَىٰüzerine
مَآşeyler
أَنفَقَharcadıkları
فِيهَاona
وَهِىَve o
خَاوِيَةٌyıkılmıştı
عَلَىٰüzerine
عُرُوشِهَاçardakları
وَيَقُولُve diyordu
يَٰلَيْتَنِىah keşke ben
لَمْortak koşmasaydım
أُشْرِكْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِرَبِّىٓRabbime
أَحَدًۭاkimseyi

İşin sonunda Mümin kimsenin gelmesini tahmin ettiği ceza gerçekleşti ve kâfir kişinin bahçesindeki bütün mahsul yerle bir oldu. Kâfir olan kişi bahçenin verimli ve düzgün olması için yaptığı tüm harcama ve masrafların yok olmasından dolayı son derece pişmanlık ve üzüntü içine düşerek, ellerini ovuşturup oracıkta kaldı. Bağın çardaklarını çökmüş, üzüm bağlarının dallarını yere serilmiş vaziyette görünce şöyle dedi: "Ah keşke yalnız Rabbime iman edip hiçbir kimseyi ibadette O'na ortak koşmasaydım.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌۭ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمْve
تَكُنolmadı
لَّهُۥonun
فِئَةٌۭbir topluluğu
يَنصُرُونَهُۥkendisine yardım eden
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
وَمَاve
كَانَolmadı
مُنتَصِرًاkendisinine yardım edilen

Bu kâfirin başına gelen cezayı durdurup engel olacak bir topluluk da yoktu. Hâlbuki kendisi cemaatinin çokluğu ile iftihar ediyordu. Allah Teâlâ'nın ona ait bahçeyi helak etmesinden kurtarması imkansızdı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ ۚ هُوَ خَيْرٌۭ ثَوَابًۭا وَخَيْرٌ عُقْبًۭا

İşte bu durumda velayet (yardım etmek) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُنَالِكَişte o durumda
ٱلْوَلَٰيَةُvelilik (koruyuculuk)
لِلَّهِyalnız Allah'a mahsustur
ٱلْحَقِّhak olan
هُوَO'dur
خَيْرٌۭen iyi olan
ثَوَابًۭاmükafatı
وَخَيْرٌve daha hayırlıdır
عُقْبًۭاakıbet

İşte bu makamda yardım etmek yalnız Allah'a aittir. O, Allah -Subhânehu ve Teâlâ- Mümin olan veli kullarına sevap verme bakımından çok hayırlıdır. Yüce Allah bu kulları için sevabı kat kat verir ve en güzel akıbeti hazırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ فَأَصْبَحَ هَشِيمًۭا تَذْرُوهُ ٱلرِّيَٰحُ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ مُّقْتَدِرًا

Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱضْرِبْve anlat
لَهُمonlara
مَّثَلَmisalini
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
كَمَآءٍbir su
أَنزَلْنَٰهُindirdik
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱخْتَلَطَkarıştı
بِهِۦonunla
نَبَاتُbitkisi
ٱلْأَرْضِyerin
فَأَصْبَحَve haline geliverdi
هَشِيمًۭاçöp kırıntıları
تَذْرُوهُsavurduğu
ٱلرِّيَٰحُrüzgarların
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
مُّقْتَدِرًاkadirdir

-Ey Resul!- Dünya hayatına aldanmış olanlara bir örnek ver. Dünyanın benzeri çabucak yok olup kaybolma bakımından gökten indirdiğimiz yağmur suyu misalidir. Bu suyla yeryüzündeki bitkiler biter, olgunlaşır ve hasat vakti gelir. Sonra bu bitkiler kurur, parçalanmış çer çöpe döner ve rüzgârlar onu başka yerlere savurur ve böylece yer ilk haline döner. Allah, her şeye muktedirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. İstediğine hayat verir ve istediğini de helak edip yok eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًۭا وَخَيْرٌ أَمَلًۭا

Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında sevap olarak da, ümit olarak da daha hayırlıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْمَالُmal
وَٱلْبَنُونَve oğullar
زِينَةُsüsüdür
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
وَٱلْبَٰقِيَٰتُfakat kalıcı olan
ٱلصَّٰلِحَٰتُgüzel işler ise
خَيْرٌdaha hayırlıdır
عِندَkatında
رَبِّكَRabbinin
ثَوَابًۭاsevapça
وَخَيْرٌve daha hayırlıdır
أَمَلًۭاumutça da

Mal ve oğullar, insanın dünya hayatındaki süsüdür. Malın ahirette insan için hiçbir faydası yoktur. Ancak bu mallar Allah'ı razı eden amellerde harcanırsa faydası olur. Allah katında razı olunan sözler ve ameller ise sevap bakımından dünyada bulunan bütün süslerden ve insanın umduklarından daha hayırlıdır. Çünkü dünyanın süsü fanidir, Allah katında razı olunan amellerin ve sözlerin sevabı ise bakidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةًۭ وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًۭا

Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü dümdüz göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَO gün
نُسَيِّرُyürütürüz
ٱلْجِبَالَdağları
وَتَرَىve görürsün
ٱلْأَرْضَyeri
بَارِزَةًۭçırılçıplak
وَحَشَرْنَٰهُمْonları toplamışız
فَلَمْve
نُغَادِرْbırakmamışızdır
مِنْهُمْonlardan
أَحَدًۭاhiçbirini

Dağları yerlerinden yok ettiğimiz günü hatırla. Üzerinde bulunan dağları, ağaçları ve binaları tamamen yok edip yeryüzünü dümdüz görürsün. Gelmiş geçmiş bütün yaratılmışları haşrederiz; tek birini bile terk etmeden mutlaka diriltiriz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّۭا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ ۚ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًۭا

Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara: “Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız.” denir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعُرِضُوا۟ve hepsi sunulmuşlardır
عَلَىٰsenin Rabbine
رَبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
صَفًّۭاsıra sıra
لَّقَدْandolsun
جِئْتُمُونَاbize geldiniz
كَمَاgibi
خَلَقْنَٰكُمْsizi yarattığımız
أَوَّلَilk
مَرَّةٍۭdefa
بَلْoysa
زَعَمْتُمْsiz sanmıştınız
أَلَّنtayin etmeyeceğimizi
نَّجْعَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمsize
مَّوْعِدًۭاbir vade

İnsanlar Rabblerine saf halinde arz olunurlar. Yüce Allah onları hesaba çeker ve onlara şöyle denili: "İlk defa sizi yarattığımız gibi bize tek başlarınıza, yalın ayak ve sünnetsiz geldiniz. Bilakis siz tekrar diriltilmeyeceğinizi iddia etmiştiniz. Şüphesiz bizim sizin yapmış olduğunuz iyilik ve kötülüklere karşılık vermeyeceğimizi, amellerinize karşılık hesap sormak için bir zaman ve mekân tayin etmeyeceğimizi zannediyordunuz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلْكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةًۭ وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا ۚ وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًۭا ۗ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًۭا

Kitap ortaya konur. Günahkârları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki; küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوُضِعَ(ortaya) konulmuştur
ٱلْكِتَٰبُKitap
فَتَرَىve görürsün
ٱلْمُجْرِمِينَsuçluların
مُشْفِقِينَkorkarak
مِمَّاonun içindekilerden
فِيهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَقُولُونَve dediklerini
يَٰوَيْلَتَنَاey vah bize
مَالِne oluyor
هَٰذَاbu
ٱلْكِتَٰبِKitaba
لَا(hiçbir şey)
يُغَادِرُbırakmıyor
صَغِيرَةًۭ(ne) küçük
وَلَاne de
كَبِيرَةًbüyük
إِلَّآher (yaptığımız) şeyi sayıp döküyor
أَحْصَىٰهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَوَجَدُوا۟ve bulmuşlardır
مَاşeyleri
عَمِلُوا۟yaptıkları
حَاضِرًۭاhazır
وَلَاve
يَظْلِمُzulmetmez
رَبُّكَRabbin
أَحَدًۭاkimseye

Amel defteri ortaya konulduğunda kimisi onu sağında kimisi de solundan alır. -Ey İnsan!- Kâfirlerin, bunun içerisinde yazılı olandan korktuklarını görürsün. Çünkü önceden yapmış oldukları küfür ve isyanlarını bilmektedirler. Onlar şöyle derler: "Vay halimize ve başımıza gelen musibete! Ne oluyor bu kitaba? Yapmış olduğumuz amellerimizden küçük büyük hiçbir şey bırakmayarak hepsini sayıp dökmüş!" Onlar dünya hayatında yapmış oldukları tüm günahları sabit ve yazılı olarak bulurlar. -Ey Resul!- Rabbin hiçbir kimseye zulmetmez. Hiçbir kimseyi günahsız cezalandırmaz. Kendisine itaat etmiş kimsenin yapmış olduğu itaatin ecrinden hiçbir şey eksiltmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِۦٓ ۗ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۢ ۚ بِئْسَ لِلظَّٰلِمِينَ بَدَلًۭا

Hani biz meleklere: “Âdem için (selamlamak için) secde edin!” demiştik de İblis’ten başka hepsi secde etmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar, sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
قُلْنَاdemiştik
لِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklere
ٱسْجُدُوا۟secde edin
لِءَادَمَAdem'e
فَسَجَدُوٓا۟secde ettiler
إِلَّآhariç
إِبْلِيسَİblis
كَانَ(O) idi
مِنَcinlerden
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَفَسَقَdışına çıktı
عَنْbuyruğunun
أَمْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّهِۦٓRabbinin
أَفَتَتَّخِذُونَهُۥsiz onu mu ediniyorsunuz?
وَذُرِّيَّتَهُۥٓve onun neslini
أَوْلِيَآءَdostlar
مِنbenden ayrı olarak
دُونِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْoysa onlar
لَكُمْsizin
عَدُوٌّۢdüşmanınızdır
بِئْسَne kötü
لِلظَّٰلِمِينَzalimler için
بَدَلًۭاbir değiştirmedir

-Ey Resul!- Meleklere: "Âdem'e secde edin!" dediğimizde, hemen meleklerin hepsi Rablerinin emrine uyarak selamlama secdesi yaptılar. Ancak İblis secde etmedi. O İblis cinlerdendi, meleklerden değildi. Secde etmeye karşı kibirlendi ve Rabbine itaat etme emrinin dışına çıktı. -Ey insanlar!- Şimdi beni bırakıp da onu ve soyunu size düşman olmalarına rağmen dost mu ediniyorsunuz? Düşmanlarınızı kendinize nasıl dost ediniyorsunuz? Allah Teâlâ'nın dostluğu yerine şeytanı kendilerine dost edinen zalimlerin yaptıkları ne kötüdür ve ne çirkin bir iştir?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Kehf Sûresi, 110 ayetiyle dört ana kıssayı işler: mağara arkadaşları (Ashâb-ı Kehf), iki bahçe sahibi, Hz. Mûsâ ile Hızır'ın yolculuğu ve Zülkarneyn. Bu kıssalar sırasıyla din, mal, ilim ve iktidar konusundaki imtihanları (fitneleri) örnekler; sûre boyunca sabır ve tevekkül teması işlenir. Bir hadis rivayetinde (Sahîh-i Müslim) sûrenin ilk on ayetini ezberleyen veya okuyan kişinin Deccal'in fitnesinden korunacağı aktarılır; bu rivayet sahih kabul edilse de, okumanın kendisinin tek başına bir garanti değil, ayetlerin anlamının kavranıp yaşanmasıyla birlikte anlamlı olduğu tefsirlerde vurgulanır.

Ana Temalar

  • Dört kıssa: mağara, bahçe, Hızır, Zülkarneyn
  • Din, mal, ilim ve iktidar fitnesi
  • Sabır ve teslimiyet
  • Dünya hayatının geçiciliği
  • Deccal fitnesinden korunma rivayeti

Ne Zaman Okunur?

Cuma günü Kehf Sûresi'nin okunmasının faziletine dair hadis rivayetleri bulunur; bu nedenle sûre yaygın olarak Cuma günleriyle ilişkilendirilir. Diğer günlerde okunması herhangi bir sakınca taşımaz.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Cuma günü Kehf Sûresi neden okunur?

Kehf Sûresi’nin cuma günü okunmasına dair nur ve korunma temalı rivayetler bulunur. Bu rivayetler, Müslüman toplumlarda cuma ile Kehf arasında güçlü bir okuma geleneği oluşturmuştur. Sûrenin dört ana kıssası inanç baskısı, mal imtihanı, bilgi karşısında tevazu ve güç ahlâkı gibi temaları işler. Okuma yalnız sevap listesine indirgenmemeli; kıssaların güncel hayata verdiği ölçüler düşünülmelidir. Kehf’i cuma gecesinden cuma gününün bitimine kadar okumaya dair uygulamalar vardır. Belirli saati dinin tek geçerli vakti gibi dayatmamak gerekir. Cuma günü Kehf Sûresi neden okunur? hakkında verilen bilgi başkasına baskı kurmak için değil, kişinin kendi uygulamasını bilinçli düzenlemesi için kullanılmalıdır.

Cuma günü Kehf Suresi ne zaman okunur?

Kehf Suresi'ni Cuma günü okumak isteyen biri için en pratik zaman Perşembe akşamından Cuma akşamına kadar uzanan dilimdir. Bu süre içinde sabah, öğle veya gece okunabilir. Tamamını okumaya vakit bulamayanlar bir kısım okuyabilir, dinleyebilir ya da mealinden bir kıssayı takip edebilir. Önemli olan 'ya hepsini ya hiçbirini' baskısına girmeden Kehf ile haftalık bir bağ kurmaktır. Ayet ve Sure'de Kehf Suresi sayfasından dinleyebilirsiniz.

Kehf Sûresi Deccal fitnesinden korur mu?

Bir hadis rivayetinde (Sahîh-i Müslim) Kehf Sûresi'nin ilk on ayetini ezberleyen veya okuyan kişinin Deccal'in fitnesinden korunacağı aktarılır. Bu rivayet sahih kabul edilse de, okumanın kendisi tek başına bir garanti değildir; ayetlerin anlamının kavranıp yaşanmasıyla birlikte değerlendirilmesi tavsiye edilir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar