Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Kehf Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 3
51

۞ مَّآ أَشْهَدتُّهُمْ خَلْقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَا خَلْقَ أَنفُسِهِمْ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلْمُضِلِّينَ عَضُدًۭا

Onları, göklerin ve yerin yaratılmasına veya kendilerinin yaratılışına şahit tutmadım. Saptıranları da yardımcı edinecek değilim.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّآonları hazır bulundurmadım
أَشْهَدتُّهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَلْقَyaratılmasında
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَلَاve ne de
خَلْقَyaratılmasında
أَنفُسِهِمْkendilerinin
وَمَاve
كُنتُdeğilim
مُتَّخِذَedinmiş
ٱلْمُضِلِّينَyoldan şaşırtanları
عَضُدًۭاyardımcı

Benden başka dost edindikleriniz, onlar sizin gibi kullardır. Oysa ben, gökleri ve yeri yarattığım zaman onları şahit tutmadım. Bilakis onlar hiç mevcut değillerdi. Ben yaratırken hiçbir yaratılmışı diğerine şahit tutmadan yarattım. Yaratmada ve tasarruf etme hususunda ben tekim. Sapıklığa götüren insan ve cin şeytanlarından yardımcı edinecek değilim. Ben yardımcılara da muhtaç değilim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا۟ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُم مَّوْبِقًۭا

O gün: "Benim ortaklarım olduklarını sandıklarınızı çağırın" diye buyurur. Onları çağırırlar ama cevap vermezler. Biz aralarına bir uçurum koyarız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve o gün
يَقُولُ(Allah kafirlere) der ki'
نَادُوا۟çağırın
شُرَكَآءِىَbenim ortaklarım
ٱلَّذِينَşeyleri
زَعَمْتُمْzannettiğiniz
فَدَعَوْهُمْişte çağırdılar
فَلَمْama
يَسْتَجِيبُوا۟cevap vermediler
لَهُمْkendilerine
وَجَعَلْنَاve biz koyduk
بَيْنَهُمonların aralarına
مَّوْبِقًۭاtehlikeli bir uçurum

-Ey Resul!- Kıyamet gününde Yüce Allah kendisine dünyada ortakları olduğunu iddia edenlere der ki: "(Ey kâfirler!) Ortaklarım olduklarını iddia ettiklerinizi belki size yardımcı olurlar, onları çağırın." Fakat onların çağrısına cevap veremezler ve onlara yardım da edemezler. Biz ibadet edenler ile ibadet edilenlerin arasında beraberce içinde helak olacakları bir çukur koyarız. O da cehennem ateşidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًۭا

Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَءَاve gördüler
ٱلْمُجْرِمُونَsuçlular
ٱلنَّارَateşi
فَظَنُّوٓا۟artık iyice anladılar
أَنَّهُمkendilerinin
مُّوَاقِعُوهَاiçine düşeceklerini
وَلَمْfakat
يَجِدُوا۟bulamadılar
عَنْهَاondan
مَصْرِفًۭاkaçacak bir yer

Müşrikler ateşi görünce, ona düşeceklerine kesin olarak anlarlar. Fakat ondan kaçacak bir yer de bulamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍۢ ۚ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ أَكْثَرَ شَىْءٍۢ جَدَلًۭا

And olsun ki, Biz bu Kuran'da insanlara her türlü misali gösterip açıkladık. Fakat tartışmaya en çok düşkün (varlık) insandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
صَرَّفْنَاbiz türlü biçimlerde anlattık
فِىbu
هَٰذَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقُرْءَانِKur'an'da
لِلنَّاسِinsanlara
مِنher çeşit
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَثَلٍۢmisali
وَكَانَama
ٱلْإِنسَٰنُinsan
أَكْثَرَdaha çok
شَىْءٍۢher şeyden
جَدَلًۭاtartışmacıdır

Biz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen bu Kur'an'da insanların hatırlamaları ve öğüt almaları için çok çeşitli örnekler verdik. İnsanlardan haksız yere tartışmaya en çok düşkün olanları -özellikle kâfirlerdir-.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰ وَيَسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّهُمْ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ قُبُلًۭا

İnsanlara hidayet geldikten sonra onların iman etmelerine ve Rablerinden mağfiret dilemelerine alıkoyan tek şey; ancak öncekilerin başına gelen sünnetin kendilerine de gelip çatmasını yahut onlara gözleri önünde azabın gelmesini beklemeleridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاşey
مَنَعَalıkoyan
ٱلنَّاسَinsanları
أَنinanmaktan
يُؤْمِنُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذْzaman
جَآءَهُمُkendilerine geldiği
ٱلْهُدَىٰhidayet
وَيَسْتَغْفِرُوا۟ve istiğfar etmekten
رَبَّهُمْRablerine
إِلَّآancak
أَنkendilerine de gelmesidir
تَأْتِيَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُنَّةُyasasının
ٱلْأَوَّلِينَevvelkilerin
أَوْyahut
يَأْتِيَهُمُkarşılarına gelmesidir
ٱلْعَذَابُazabın
قُبُلًۭاaçıkça

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden getirdiğine iman etmek ile inat eden kâfirlerin arasına perde olan ve Yüce Allah'tan günahları için mağfiret dilemelerine mani olan şey yapılan açıklamanın eksikliği değildir. Kur'an'da bu hususta onlar için bir çok örnekler verildi. Onlara apaçık deliller ile açıklandı. Onların iman etmelerine mani olan -inatla- kendilerinden önce gelip geçmiş ümmetlerin başına gelen azabın kendilerine de gelmesini ve vadedildikleri azabı da gözleriyle görmek istemeleridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ ۚ وَيُجَٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ ۖ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَمَآ أُنذِرُوا۟ هُزُوًۭا

Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Kâfirler, batıl ile hakkı ortadan kaldırmak için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu yaparlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
نُرْسِلُbiz göndermeyiz
ٱلْمُرْسَلِينَelçileri
إِلَّا(olması) dışında
مُبَشِّرِينَmüjdeleyiciler
وَمُنذِرِينَve uyarıcılar
وَيُجَٰدِلُve mücadele ediyorlar
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
بِٱلْبَٰطِلِbatılla
لِيُدْحِضُوا۟gidermek için
بِهِonunla
ٱلْحَقَّhakkı
وَٱتَّخَذُوٓا۟ve edindiler
ءَايَٰتِىayetlerimi
وَمَآve şeyleri
أُنذِرُوا۟uyarıldıkları
هُزُوًۭاalay konusu

Gönderdiğimiz resullerimizi, ancak iman ve taat ehline müjdeci, kâfirlere ve isyankârlara karşı korkutucu olarak göndeririz. Resullerin, kalpler üzerinde onları hidayete taşıyacak hükümranlıkları yoktur. Kendilerine takdim edilen delillerin apaçık olmasına rağmen Allah'a küfredenler sürekli mücadele ederler. Batıllarıyla Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen hakkı yok etmek için mücadele ederler. Kur'an'ı ve kendilerine yapılan uyarıları gülünecek bir şey ve alay konusu yaparlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ ۚ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًۭا ۖ وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًۭا

Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yapıp, işlediklerini unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete davet etsen de artık ebediyen hidayet bulamazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْkim olabilir?
أَظْلَمُdaha zalim
مِمَّنkimseden
ذُكِّرَhatırlatılan
بِـَٔايَٰتِayetleri
رَبِّهِۦRabbinin
فَأَعْرَضَfakat yüz çeviren
عَنْهَاonlardan
وَنَسِىَve unutandan
مَاşeyi
قَدَّمَتْöne sürdüğü
يَدَاهُellerinin
إِنَّاgerçekten biz
جَعَلْنَاkoyduk
عَلَىٰüzerine
قُلُوبِهِمْonların kalbleri
أَكِنَّةًengel olan örtüler
أَنonu anlamalarına
يَفْقَهُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَفِىٓve içine
ءَاذَانِهِمْkulaklarının
وَقْرًۭاağırlıklar
وَإِنeğer
تَدْعُهُمْonları çağırsan da
إِلَىdoğru yola
ٱلْهُدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَنasla
يَهْتَدُوٓا۟doğru yola gelmezler
إِذًاo halde
أَبَدًۭاasla

Rabbinin ayetleriyle nasihat edilip onlardaki azap tehdidini önemsemeyen ve o (ayetlerde) zikredilenler ile nasihat almaktan yüz çeviren, dünya hayatında işlemiş olduğu küfürleri, isyanları unutup tövbe etmeyen kimseden daha zalim kim olabilir? Biz bu ve bunun özelliklerinde olan kimselerin kalplerine, Kur'an'ı anlamalarını engelleyen örtüler ve kulaklarına da ağırlık koymuşuzdur. Bu sebeptendir ki, Kur'an'ı kabul etmek için dinlemezler. Onları iman etmeye davet etsen bile kalplerinin üzerindeki örtüler ve kulaklarında bulunan ağırlık olduğu müddetçe senin onları davet ettiğine asla iman etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ ۖ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ ۚ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌۭ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًۭا

Rabbin; çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Fakat, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَبُّكَve Rabbin
ٱلْغَفُورُçok bağışlayandır
ذُوsahibidir
ٱلرَّحْمَةِrahmet
لَوْeğer
يُؤَاخِذُهُمonları hemen cezalandırsaydı
بِمَاyaptıklariyle
كَسَبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَجَّلَçabuklaştırırdı
لَهُمُonların
ٱلْعَذَابَazabını
بَلfakat
لَّهُمonlar için vardır
مَّوْعِدٌۭva'dedilen bir zaman
لَّنasla
يَجِدُوا۟bulamayacaklardır
مِنondan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَوْئِلًۭاsığınacak bir yer

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisini yalanlayanların başına bir an önce azabın gelmesini istememesi için, Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: -Ey Rasûl!- Rabbin, tevbe eden kullarının günahlarını bağışlar. O rahmeti her şeyden geniş olandır. Kendisine isyan eden kulların tevbe etmelerini ümit ederek onlara mühlet vermesi de rahmetindendir. Eğer Allah Teâlâ, kendisinin emirlerinden yüz çevirenleri cezalandırmayı dileseydi onları dünya hayatında cezalandırırdı. Fakat O Halim'dir, Rahim'dir, tevbe etmeleri için onlardan azabı erteler. Bilakis küfürlerine ve haktan uzaklaşmalarına karşılık onlar için belirlenmiş bir mekân ve zaman vardır. Eğer bu yaptıklarından tevbe etmezlerse Allah'tan başka sığınılacak bir yer bulamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًۭا

İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتِلْكَve işte
ٱلْقُرَىٰٓ(şu) kentleri
أَهْلَكْنَٰهُمْhelak ettik
لَمَّاzulmetmeğe başlayınca
ظَلَمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلْنَاve belirledik;
لِمَهْلِكِهِمonları helak etmek için
مَّوْعِدًۭاbir süre

İşte size yakın olan şu kâfir ülkeler; Hûd kavmi, Salih kavmi ve Şuayb kavminin ülkeleri gibileri kendilerine küfrederek ve isyan ederek zulmettiklerinde helak ettik. Onların helak olmaları için belli bir vakit kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ حُقُبًۭا

Hani Mûsâ, genç arkadaşına: "İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya yıllarca yürümeye kararlıyım." demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
قَالَdemişti ki
مُوسَىٰMusa
لِفَتَىٰهُuşağına
لَآdurmayacağım
أَبْرَحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰٓkadar
أَبْلُغَvarıncaya
مَجْمَعَbirleştiği yere
ٱلْبَحْرَيْنِiki denizin
أَوْveya
أَمْضِىَyürüyeceğim
حُقُبًۭاuzun bir zaman

-Ey Resul!- De ki: Musa -aleyhisselam- hizmetçisi Yûşâ b. Nûn'a şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar yürümeye devam edeceğim veya salih kulla buluşuncaya kadar uzun zaman yürüyeceğim ve ondan ilim öğreneceğim.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًۭا

Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir yol tutup gitti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
بَلَغَاvarınca
مَجْمَعَbirleştiği yere
بَيْنِهِمَاiki (denizin) arasının
نَسِيَاunuttular
حُوتَهُمَاbalıklarını
فَٱتَّخَذَ(balık) tuttu
سَبِيلَهُۥyolunu
فِىdenizde
ٱلْبَحْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَرَبًۭاsıyrılıp

Yürümeye devam ettiler. İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında kendilerine azık olarak almış oldukları balıklarını unuttular. Allah Teâlâ balığı diriltti ve ardından balık denizde suyun kapatmadığı tünel gibi bir yerden yol bulup gitti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبًۭا

O yeri geçtikleri zaman genç arkadaşına: "Kahvaltımızı getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَاوَزَاorayı geçip gittiklerinde
قَالَ(Musa) dedi
لِفَتَىٰهُuşağına
ءَاتِنَاbize getir
غَدَآءَنَاkahvaltımızı
لَقَدْandolsun ki
لَقِينَاçektik
مِنyolculuğumuzdan
سَفَرِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰذَاşu
نَصَبًۭاyorgunluk

O yeri geçtikleri zaman Musa -aleyhisselam- hizmetçisine şöyle dedi: Kahvaltı yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzda çok aşırı yorulduk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

قَالَ أَرَءَيْتَ إِذْ أَوَيْنَآ إِلَى ٱلصَّخْرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلْحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيْطَٰنُ أَنْ أَذْكُرَهُۥ ۚ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ عَجَبًۭا

Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak Şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Uşağı) dedi
أَرَءَيْتَgördün mü?
إِذْvakit
أَوَيْنَآsığındığımız
إِلَىkayaya
ٱلصَّخْرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَإِنِّىgerçekten ben
نَسِيتُunuttum
ٱلْحُوتَbalığı
وَمَآfakat
أَنسَىٰنِيهُbana unutturmadı
إِلَّاbaşkası
ٱلشَّيْطَٰنُşeytandan
أَنْonu söylememi
أَذْكُرَهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱتَّخَذَve tuttu
سَبِيلَهُۥyolunu
فِىiçinde
ٱلْبَحْرِdenizin
عَجَبًۭاşaşılacak biçimde

Genç de ona şöyle demişti: Gördün mü? Kayaya sığınınca ben sana balık ile ilgili neler olduğunu söylemeyi unuttum. Onu hatırlamamı unutturan da şeytandan başkası değildir. Kesinlikle balık dirildi ve şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ ۚ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًۭا

Mûsâ: "İşte, aradığımız buydu." dedi. Hemen izlerini takip ederek gerisin geriye döndüler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
ذَٰلِكَişte
مَاşey
كُنَّاaradığımız
نَبْغِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱرْتَدَّاgeriye döndüler
عَلَىٰٓüzerini
ءَاثَارِهِمَاizleri
قَصَصًۭاta'kibederek

Musa -aleyhisselam- hizmetçisine demişti ki: İşte bizim istediğimiz buydu ve salih adam ile buluşacağımızın alameti o yerdi. Bunun üzerine kaybolmamak için aynı yoldan kayaya varıncaya kadar kendi ayak izlerini takip ettiler. Oradan da balığın denize girdiği yere geri döndüler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

فَوَجَدَا عَبْدًۭا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَٰهُ رَحْمَةًۭ مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًۭا

Orada kendisine tarafımızdan bir rahmet vermiş ve nezdimizden bir ilim öğretmiş olduğumuz kullarımızdan bir kul buldular.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَوَجَدَاve buldular
عَبْدًۭاbir kul
مِّنْkullarımızdan
عِبَادِنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَاتَيْنَٰهُbiz ona vermiştik
رَحْمَةًۭbir rahmet
مِّنْkatımızdan
عِندِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعَلَّمْنَٰهُve ona öğretmiştik
مِنkatımızdan
لَّدُنَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عِلْمًۭاbir ilim

Balığı kaybettikleri yere vardıklarında, orada salih kullarımızdan bir kul buldular (o Hızır -aleyhisselam-)'dır. Kendisine katımızdan rahmet verdik ve ona tarafımızdan insanların bilmediği bir ilim öğrettik. O da bu kıssanın ihtiva ettiği konudur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًۭا

Mûsâ ona: “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
لَهُۥona
مُوسَىٰMusa
هَلْsana tabi olabilir miyim?
أَتَّبِعُكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰٓüzere
أَنbana da öğretmen için
تُعَلِّمَنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِمَّاşeyden
عُلِّمْتَsana öğretilen
رُشْدًۭاbir bilgi

Musa ona tevazuyla ve nezaketle şöyle demişti: Yüce Allah'ın sana öğrettiği ki, o hakka erdiren ilimdir. O ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًۭا

Adam, şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraber olmaya asla sabredemezsin.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
إِنَّكَsen
لَنasla
تَسْتَطِيعَdayanamazsın
مَعِىَbenimle beraber bulunmaya
صَبْرًۭاsabırla

Hızır Musa'ya demişti ki: Şu bir gerçektir ki, sen benim ilmimden göreceklerine asla sabredemezsin. Çünkü bendeki ilim, senin yanındaki ilimle denk değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَىٰ مَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ خُبْرًۭا

“İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَيْفَve nasıl?
تَصْبِرُdayanabilirsin
عَلَىٰbir şeye
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمْkavrayamadığın
تُحِطْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦonu
خُبْرًۭاhaberdar edilerek

İç yüzünü ve doğruluğunu bilemediğin fiilleri gördüğünde nasıl sabredersin? Çünkü sen onlar hakkında kendi ilminin ulaştığı kadarıyla hükmedersin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًۭا وَلَآ أَعْصِى لَكَ أَمْرًۭا

"İnşallah, beni sabırlı olarak bulacaksın ve senin emrine karşı gelmeyeceğim." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
سَتَجِدُنِىٓbeni bulursun
إِنeğer
شَآءَdilerse
ٱللَّهُAllah
صَابِرًۭاsabredici
وَلَآve
أَعْصِىkarşı gelmem
لَكَsenin
أَمْرًۭاemrine

Musa Hızır'a şöyle demişti: Beni senden gördüğüm işlere karşı sabreden ve sana itaat etmeye devam eden bir kimse olarak bulacaksın. Bana emrettiğin herhangi bir şeye karşı gelmeyeceğim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعْتَنِى فَلَا تَسْـَٔلْنِى عَن شَىْءٍ حَتَّىٰٓ أُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًۭا

O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
فَإِنِeğer
ٱتَّبَعْتَنِىbana tabi olursan
فَلَاbana soru sorma
تَسْـَٔلْنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنhiçbir şey
شَىْءٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰٓkadar
أُحْدِثَben anlatıncaya
لَكَsana
مِنْهُonu
ذِكْرًۭاbir hatırlatma

Hızır Musa'ya şöyle dedi: Eğer bana tabi olacaksan, benim yaptığıma şahit olduğunda ilk önce ben o işi yapma sebebini açıklayana kadar bana o şey hakkında bir şey sorma.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا ۖ قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًۭا

Derken yola koyuldular. Nihayet bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ: “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, sen büyük bir iş yaptın.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱنطَلَقَاsonra yürüdüler
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
رَكِبَاbindikleri
فِىgemiye
ٱلسَّفِينَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَرَقَهَاonu deliverdi
قَالَdedi
أَخَرَقْتَهَاmi onu deldin?
لِتُغْرِقَboğmak için
أَهْلَهَاhalkını
لَقَدْgerçekten
جِئْتَsen yaptın
شَيْـًٔاbir iş
إِمْرًۭاçok tehlikeli

Musa ve Hızır bunun üzerine görüş birliğine vardıktan sonra bir gemi bulana kadar deniz kenarına doğru yola koyuldular. Hızır'ın saygınlığından dolayı ücret ödemeden gemiye bindiler. Hızır geminin bir tahtasını yerinden çıkararak deldi. Bunun üzerine Musa sabretmeden Hızır'a dedi ki: "Sen bunu, bizi ücretsiz taşıyan gemiyi ve içindeki yolcuları batırmak için mi yaptın? Kesinlikle sen büyük bir iş yaptın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًۭا

Adam: “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
أَلَمْdemedim mi?
أَقُلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّكَgerçekten sen
لَنdayanamazsın
تَسْتَطِيعَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعِىَbenimle beraber bulunmaya
صَبْرًۭاsabırla

Hızır Musa'ya şöyle dedi: "Ben sana benim yaptıklarımı gördüğün zaman sabretmeye tahammül edemezsin demedim mi?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِى مِنْ أَمْرِى عُسْرًۭا

Mûsâ: “Unuttuğum için beni sorgulama ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
لَاbeni kınama
تُؤَاخِذْنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِمَاşeyden ötürü
نَسِيتُunuttuğum
وَلَاve
تُرْهِقْنِىbana çıkarma
مِنْdolayı
أَمْرِىbu işimden
عُسْرًۭاbir güçlük

Musa -aleyhisselam- Hızır'a şöyle dedi: Unutarak sana vermiş olduğum sözümü yerine getiremediğimden dolayı beni sorgulama! Sana arkadaşlık/eşlik etmemde beni sıkıştırma ve bana güçlük çıkarma!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمًۭا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًۭا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍۢ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًۭٔا نُّكْرًۭا

Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ: “Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱنطَلَقَاyine yürüdüler
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاrastladılar
لَقِيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غُلَٰمًۭاbir çocuğa
فَقَتَلَهُۥhemen onu öldürdü
قَالَ(Musa) dedi ki
أَقَتَلْتَmı katlettin?
نَفْسًۭاbir canı
زَكِيَّةًۢtertemiz
بِغَيْرِkarşılığı olmadan
نَفْسٍۢbir can
لَّقَدْdoğrusu
جِئْتَsen yaptın
شَيْـًۭٔاbir iş
نُّكْرًۭاçirkin

Gemiden indikten sonra, birlikte sahilde yürümeye başladılar. Hızır büluğa ermemiş erkek çocuklarla beraber oynayan bir erkek çocuk gördü ve onu öldürdü. Bunun üzerine Musa Hızır'a şöyle dedi: "Günahsız, büluğa ermemiş tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmadan mı öldürdün? Gerçekten sen çok kötü bir iş yaptın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

۞ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًۭا

“Ben sana benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
أَلَمْdememiş miydim?
أَقُلAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَّكَsana
إِنَّكَsen
لَنdayanamazsın
تَسْتَطِيعَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعِىَbenimle beraber bulunmaya
صَبْرًۭاsabırla

Hızır Musa -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Şüphesiz ki ben sana dedim ki: - Ey Musa!- Yapacağım şeylere sabredemezsin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

قَالَ إِن سَأَلْتُكَ عَن شَىْءٍۭ بَعْدَهَا فَلَا تُصَٰحِبْنِى ۖ قَدْ بَلَغْتَ مِن لَّدُنِّى عُذْرًۭا

“Eğer bundan sonra sana bir şey soracak olursam artık benimle arkadaşlık etme; o takdirde tarafımdan mazur sayılırsın.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
إِنeğer
سَأَلْتُكَsana sorarsam
عَنbir şey
شَىْءٍۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعْدَهَاbundan sonra
فَلَاartık olma
تُصَٰحِبْنِىbana arkadaş
قَدْelbette
بَلَغْتَsana ulaşmıştır
مِنbenim tarafımdan
لَّدُنِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عُذْرًۭاbir özür

Mûsâ -aleyhisselam- şöyle dedi: "Eğer bundan sonra sana bir şey soracak olursam beni bırak. Muhakkak ki ben, senin emrine iki kere muhalefet ettim. Artık mazur görülecek bir durumum kalmadı. Bundan sonra beni bırakabilirsin"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًۭا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ ۖ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًۭا

Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O (Hızır), bunu doğrulttu. Mûsâ: "Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱنطَلَقَاyine yürüdüler
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَآvardıklarında
أَتَيَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَهْلَhalkına
قَرْيَةٍbir kent
ٱسْتَطْعَمَآyemek istediler
أَهْلَهَاoranın halkından
فَأَبَوْا۟fakat kaçındılar
أَنonları konuklamaktan
يُضَيِّفُوهُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَوَجَدَاderken buldular
فِيهَاorada
جِدَارًۭاbir duvar
يُرِيدُyüz tutan
أَنyıkılmağa
يَنقَضَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَقَامَهُۥhemen onu doğrulttu
قَالَ(Musa) dedi ki
لَوْeğer
شِئْتَisteseydin
لَتَّخَذْتَalırdın
عَلَيْهِbuna karşılık
أَجْرًۭاbir ücret

O ikisi yolculuklarına devam etti. Nihayet ulaştıkları kasaba halkından kendileri için yiyecek istediler. Kasaba halkı o ikisine yemek vermekten ve o ikisini misafir etme hakkını yerine getirmekten imtina etti. Onlar da kasabada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. Hızır duvarı düzeltti. Bunun akabinde Musa -aleyhisselam- Hızır'a dedi ki: "Onlar bizi misafir etmekten imtina ettikten sonra ihtiyacımızdan dolayı eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيْنِى وَبَيْنِكَ ۚ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

İşte bu benimle senin aranda ayrılış (vaktidir). Şimdi sana sabredemediğin şeylerin açıklamasını haber vereceğim dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
هَٰذَاişte bu
فِرَاقُayrılmasıdır
بَيْنِىbenimle
وَبَيْنِكَsenin arasının
سَأُنَبِّئُكَsana haber vereceğim
بِتَأْوِيلِiçyüzünü
مَاşeylerin
لَمْgüç yetiremediğin
تَسْتَطِعAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَّلَيْهِüzerine
صَبْرًاsabırla

Hızır Musa -aleyhisselam-'a dedi ki: "Duvarı düzeltmem sebebiyle bir ücret almayışıma itiraz etmen benim ile senin aranda ayrılık sebebidir. Beni bir şey yaparken gördüğünde sabremediğin şeylerin açıklamasını sana haber vereceğim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌۭ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًۭا

"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların önünde, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمَّاO gemi
ٱلسَّفِينَةُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَكَانَتْidi
لِمَسَٰكِينَyoksulların
يَعْمَلُونَçalışan
فِىdenizde
ٱلْبَحْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَرَدتُّistedim
أَنْki
أَعِيبَهَاonu kusurlu yapmak
وَكَانَçünkü vardı
وَرَآءَهُمonların ilerisinde
مَّلِكٌۭbir kral
يَأْخُذُalan
كُلَّher
سَفِينَةٍgemiyi
غَصْبًۭاzorla

Kusurlu kılmama karşı çıktığın gemiye gelince; denizde o gemide çalışan ve onu savunmaya güçleri olmayan yoksul kimselere ait idi. Biraz önce bahsettiğim sebepten dolayı onu kusurlu kılmak istedim ki onların önünde, her sağlam gemiyi gasbeden ve kusurlu gemiyi bırakan kral, onu da gasbetmesin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

وَأَمَّا ٱلْغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَٰنًۭا وَكُفْرًۭا

Gence gelince, onun anne ve babası Mümin idi. Gencin onları azgınlık ve küfre sürüklemesinden korktuk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَمَّاgelince
ٱلْغُلَٰمُçocuğa
فَكَانَidi
أَبَوَاهُonun anası babası
مُؤْمِنَيْنِmü'min insanlar
فَخَشِينَآkorktuk
أَنonlara sarmasından
يُرْهِقَهُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
طُغْيَٰنًۭاazgınlık
وَكُفْرًۭاve küfür

Kendisini öldürmeme karşı çıktığın gence gelince, onun anne ve babası Mümin idi. Yüce Allah ilmi ile onun kâfir olacağını biliyordu. Büluğa erdikten sonra anne babasının onun sevgisinde ya da ona olan ihtiyaçlarında aşırıya giderek o ikisini Allah'a iman etmede küfre düşürmesine ve azgınlığa sevk etmesinden korktuk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًۭا مِّنْهُ زَكَوٰةًۭ وَأَقْرَبَ رُحْمًۭا

'Böylece Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَرَدْنَآistedik ki
أَنonun yerine versin
يُبْدِلَهُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبُّهُمَاRableri
خَيْرًۭاdaha hayırlısını
مِّنْهُondan
زَكَوٰةًۭdaha temiz
وَأَقْرَبَve daha yakınını
رُحْمًۭاmerhamete

Allah Teâlâ'nın o ikisine dinde ve salih olmada daha hayırlısını ve günahlardan temizlenmiş, ondan (ölen kardeşinden) ana babasına daha merhametli olan bir çocuk vermesini istedik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌۭ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحًۭا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ ۚ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ۚ ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًۭا

Duvar ise şehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları salih insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiliğimden yapmadım. İşte bu sabredemediğin şeylerin açıklamasıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَمَّاise
ٱلْجِدَارُduvar
فَكَانَidi
لِغُلَٰمَيْنِçocuğun
يَتِيمَيْنِiki yetim
فِىşehirde
ٱلْمَدِينَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانَve vardı
تَحْتَهُۥaltında
كَنزٌۭbir hazine
لَّهُمَاonlara ait
وَكَانَve idi
أَبُوهُمَاbabaları da
صَٰلِحًۭاiyi bir kimse
فَأَرَادَistedi ki
رَبُّكَRabbin
أَنonlar (büyüyüp) ersinler
يَبْلُغَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَشُدَّهُمَاgüçlü çağlarına
وَيَسْتَخْرِجَاve çıkarsınlar
كَنزَهُمَاhazinelerini
رَحْمَةًۭbir rahmet olarak
مِّنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاbunları yapmadım
فَعَلْتُهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْben kendiliğimden
أَمْرِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَişte budur
تَأْوِيلُiçyüzü
مَاşeylerin
لَمْsenin güç yetiremediğin
تَسْطِعAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَّلَيْهِhakkında
صَبْرًۭاsabırla

Yıkılmaya yüz tutmuş duvarı düzeltmeme karşı çıkmana gelince, bu duvar gelmiş olduğumuz şehirde babaları ölmüş iki gence aitti. Bu duvarın altında o ikisine ait gömülü bir hazine vardı. Bu iki çocuğun babası salih bir kimseydi. -Ey Musa!- Rabbin olgunluk yaşına ulaşıp büyümelerini istedi ki, o duvarın altında bulunan gömülü mallarını kendileri çıkarsınlar. Eğer duvar şimdi çökecek olsaydı hazine ortaya çıkacak ve zayi olacaktı. Bu önlem Rabbinin o ikisine olan merhametindendi. Ben bunu yapmak için çabaladım; senin sabremediğin şeylerin iç yüzü işte budur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَن ذِى ٱلْقَرْنَيْنِ ۖ قُلْ سَأَتْلُوا۟ عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْرًا

Sana Zülkarneyn’i soruyorlar. De ki: Ona dair size bir haber okuyacağım.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَسْـَٔلُونَكَve sana soruyorlar
عَنZu'l-Karneyn'den
ذِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَرْنَيْنِZu'l-Karneyn'den
قُلْde ki
سَأَتْلُوا۟okuyacağım
عَلَيْكُمsize
مِّنْهُondan
ذِكْرًاbir hatıra

- Ey Resul!- Müşrik ve Yahudiler, Zülkarneyn'in haberinden sorarak seni imtihan etmek istiyorlar. De ki: "Öğüt almanız ve hatırlamanız için onun haberinden bir kısmını size okuyacağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ وَءَاتَيْنَٰهُ مِن كُلِّ شَىْءٍۢ سَبَبًۭا

Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّاelbette biz
مَكَّنَّاgüçlü kıldık
لَهُۥonu
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَءَاتَيْنَٰهُve ona verdik
مِنher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٍۢşeyden
سَبَبًۭاbir sebep

Şüphesiz biz onu yeryüzünde kudret ve iktidar sahibi kıldık. İstediği şeye ulaşmak için gerekli olan her şeyi ona verdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

فَأَتْبَعَ سَبَبًا

O da bir yol tuttu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَتْبَعَo da tuttu
سَبَبًاbir yol

İstediğine ulaşmak için kendisine verdiğimiz usul ve araçları alarak batıya doğru yöneldi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍۢ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًۭا ۗ قُلْنَا يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًۭا

Nihayet Güneşin battığı yere ulaşınca onu kara çamurlu bir pınarda batıyor gördü. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn! Onları istersen azaplandırabilirsin yahut onlara güzel muamelede de bulunabilirsin.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاne zaman ki
بَلَغَulaştı
مَغْرِبَbattığı yere
ٱلشَّمْسِgüneşin
وَجَدَهَاve onu buldu
تَغْرُبُbatarken
فِىbir gözede
عَيْنٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَمِئَةٍۢkara balçıklı
وَوَجَدَve buldu
عِندَهَاonun yanında da
قَوْمًۭاbir kavim
قُلْنَاdedik ki
يَٰذَاEy
ٱلْقَرْنَيْنِZu'l-Karneyn
إِمَّآya
أَنazâb edersin
تُعَذِّبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِمَّآveya
أَنdavranırsın
تَتَّخِذَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِمْkendilerine
حُسْنًۭاgüzel

Yeryüzünde ilerlemeye devam etti. Güneşin battığı yere ulaştığında güneşi sanki kara çamurlu sıcak bir pınarda batıyor gördü. Güneşin battığı yerde kâfir bir toplulukla karşılaştı. Ona seçenek sunarak şöyle dedik: "Ey Zülkarneyn! Öldürerek ya da başka bir şekilde onları azaplandırırsın ya da onlara ihsanda bulunursun.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًۭا نُّكْرًۭا

Dedi ki: “Kim zulmederse onu azaplandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülecek, Rabbi de onu şiddetli bir azap ile azaplandıracak.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
أَمَّاkim
مَنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ظَلَمَhaksızlık ederse
فَسَوْفَona azab edeceğiz
نُعَذِّبُهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
يُرَدُّdöndürülecektir
إِلَىٰRabbine
رَبِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَيُعَذِّبُهُۥO da ona azab edecektir
عَذَابًۭاbir azapla
نُّكْرًۭاgörülmemiş

Zülkarneyn dedi ki: "Kendisine Allah'a ibadet etmeye çağırdıktan sonra Allah'a şirk koşan ve bunda ısrarcı olanı dünyada ölüm ile cezalandıracağız. Kıyamet günü Rabbine döndürülecek ve onu ürkütücü bir azapla azaplandıracaktır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

وَأَمَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلْحُسْنَىٰ ۖ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًۭا

Fakat, kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona da iyi bir mükâfat vardır. Ona emrimizden kolay olanı söyleriz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَمَّاise
مَنْkimseye
ءَامَنَinanan
وَعَمِلَve yapan
صَٰلِحًۭاiyi işler
فَلَهُۥona vardır
جَزَآءًmükafat
ٱلْحُسْنَىٰen güzel
وَسَنَقُولُve söyleyeceğiz
لَهُۥona
مِنْbuyruğumuzdan
أَمْرِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُسْرًۭاkolay olanı

Onlardan da kim Allah'a iman eder ve salih amel işlerse, Rabbi katından imanı ve salih ameli karşılığında ona cennet vardır. Ve buyruğumuzdan ona şefkatli ve yumuşak olanı söyleriz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra yine
أَتْبَعَtuttu
سَبَبًاbir yol

Sonra ilk yolundan başka bir yol tutarak güneşin doğduğu yöne doğru ilerledi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍۢ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًۭا

Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle Güneş arasına örtü koymadığımız bir millet üzerine doğar buldu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاne zaman ki
بَلَغَulaştı
مَطْلِعَdoğduğu yere
ٱلشَّمْسِgüneşin
وَجَدَهَاve onu buldu
تَطْلُعُdoğarken
عَلَىٰüzerine
قَوْمٍۢbir kavmin
لَّمْyapmadığımız
نَجْعَلAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَّهُمkendilerine
مِّنona (güneşe) karşı
دُونِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سِتْرًۭاbir siper

Sonra yeryüzünde ilerledi ve güneşin doğduğu yere ulaştığında güneşi, kendilerini koruyacak ev ve ağaçların gölgelerinin olmadığı bir kavmin üzerine doğarken buldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًۭا

İşte böyle. Onun yanında olan her şeyi büsbütün kuşatmıştık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَذَٰلِكَişte böyle
وَقَدْve muhakkak
أَحَطْنَاbiliyorduk
بِمَاonun yanındakini
لَدَيْهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خُبْرًۭاilmimizle

Aynı şekilde ilmimiz ayrıntılı bir şekilde Zülkarneyn'in sahip olduğu güç ve otoriteyi kuşatmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

Sonra bir yol tuttu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra yine
أَتْبَعَtuttu
سَبَبًاbir yol

Sonra ilk iki sefer izlediği yoldan başka doğu ve batı arasında farklı bir yol tuttu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًۭا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًۭا

Nihayet iki dağ arasına ulaştığı zaman, önlerinde hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاne zaman ki
بَلَغَulaştı
بَيْنَarasına
ٱلسَّدَّيْنِiki sed
وَجَدَbuldu
مِنonların dışında
دُونِهِمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْمًۭاbir kavim
لَّاneredeyse
يَكَادُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَفْقَهُونَhiç anlamayan
قَوْلًۭاsöz

Yolculuğuna devam etti ve iki dağ arasında geçit gibi olan bir yere ulaştı. O iki dağın yanında hemen hemen başkalarının hiçbir sözünü anlamayan bir kavme rastladı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

قَالُوا۟ يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰٓ أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّۭا

Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰذَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَرْنَيْنِKarneyn
إِنَّşüphesiz
يَأْجُوجَYe'cuc
وَمَأْجُوجَve Me'cuc
مُفْسِدُونَbozgunculuk yapıyorlar
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَهَلْmi?
نَجْعَلُverelim
لَكَsana
خَرْجًاbir vergi
عَلَىٰٓiçin
أَنyapman
تَجْعَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَيْنَنَاbizimle
وَبَيْنَهُمْonların arasına
سَدًّۭاbir sed

Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Şüphesiz Ye’cûc ve Me’cûc (Âdemoğlundan iki büyük topluluğu kastetmektedirler) öldürme ve diğer kötü işleri yaparak yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman için sana mal versek olur mu?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

قَالَ مَا مَكَّنِّى فِيهِ رَبِّى خَيْرٌۭ فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا

“Rabbimin bana verdiği imkân ve kudret, (sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
مَاbeni bulundurduğu imkanlar
مَكَّنِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِiçinde
رَبِّىRabbimin
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
فَأَعِينُونِىsiz bana yardım edin de
بِقُوَّةٍgüçle
أَجْعَلْyapayım
بَيْنَكُمْsizinle
وَبَيْنَهُمْonlar arasına
رَدْمًاsağlam bir engel

Zülkarneyn şöyle dedi: "Rabbimin beni rızıklandırdığı mülk ve yöneticilik, bana vereceğiniz maldan daha hayırlıdır. Bana adam ve araçlarınızla yardım edin ki sizinle onlar arasında bir set inşa edeyim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلْحَدِيدِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ ٱلصَّدَفَيْنِ قَالَ ٱنفُخُوا۟ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًۭا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًۭا

“Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince; “Körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da; “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ءَاتُونِىbana getirin
زُبَرَkütleleri
ٱلْحَدِيدِdemir
حَتَّىٰٓo kadar ki
إِذَاaynı seviyeye getirince
سَاوَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَيْنَarasını
ٱلصَّدَفَيْنِiki dağın
قَالَdedi
ٱنفُخُوا۟üfleyin!
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاonu sokunca
جَعَلَهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَارًۭاbir ateş haline
قَالَdedi
ءَاتُونِىٓgetirin bana
أُفْرِغْdökeyim
عَلَيْهِüzerine
قِطْرًۭاerimiş katran

Bana demir madeni getirin. Ona demir madeni getirdiler, iki dağ arasında inşa etmeye başlayıp iki dağ arasındaki boşluğu dağlarla bir hizaya getirince çalışan işçilere: "Bu demir madenin üzerine ateşi körükleyin." dedi. Demir madenini eritip kor gibi yapınca: "Bana bakır getirin bunun üzerine dökeyim." dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

فَمَا ٱسْطَٰعُوٓا۟ أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ لَهُۥ نَقْبًۭا

Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَاartık
ٱسْطَٰعُوٓا۟ne güçleri yetti
أَنonu aşmaya
يَظْهَرُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاne de
ٱسْتَطَٰعُوا۟güçleri yetti
لَهُۥonu
نَقْبًۭاdelmeye

Ye’cûc ve Me’cûc, yüksekliğinden dolayı onu aşmaya güç yetiremedi. Sertliğinden dolayı da alt taraftan onu delmeye güç yetiremediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

قَالَ هَٰذَا رَحْمَةٌۭ مِّن رَّبِّى ۖ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ ۖ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّى حَقًّۭا

“İşte bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu dümdüz eder, Rabbimin vaadi haktır.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Zu'l-Karneyn) dedi ki
هَٰذَاbu
رَحْمَةٌۭbir rahmetdir
مِّنRabbimden
رَّبِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَإِذَاzaman
جَآءَgeldiği
وَعْدُva'di
رَبِّىRabbimin
جَعَلَهُۥonu eder
دَكَّآءَyerle bir
وَكَانَve
وَعْدُva'di
رَبِّىRabbimin
حَقًّۭاhaktır (gerçektir)

Zülkarneyn dedi ki: Bu set Ye'cûc ve Me'cûc ile yeryüzünde ifsat çıkarmaları arasında engel olacak Rabbimin bir rahmetidir. Onları bu işlerinden alıkoyacaktır. Kıyamet kopmadan önce Yüce Allah'ın onların çıkması için belirlediği vakit geldiğinde, o seti yerle eşit kılacaktır. Yüce Allah'ın (seti) yerle eşit kılması, Ye'cûc ve Me'cûc'un çıkmaları ile alakalı vaadi sabittir, üzerinde hiçbir ihtilaf yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

۞ وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ يَمُوجُ فِى بَعْضٍۢ ۖ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَٰهُمْ جَمْعًۭا

Günü gelince biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sûr’a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتَرَكْنَاbiz bırakırız
بَعْضَهُمْbirbirlerini
يَوْمَئِذٍۢo gün
يَمُوجُdalgalanır bir halde
فِىiçinde
بَعْضٍۢbirbiri
وَنُفِخَve üflenir
فِىSur'a
ٱلصُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَجَمَعْنَٰهُمْve onları toplarız
جَمْعًۭاhepsini

Ahir zamanda onları bırakırız da (kalabalık olmalarından dolayı) diğerleri ile birbirlerine dalgalar halinde karışırlar. Sûr'a üflendiği zaman da bütün hepsini hesap ve karşılıklarını vermek için bir araya toplarız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْكَٰفِرِينَ عَرْضًا

O gün Cehennem'i kâfirlerin karşısına getirir, sunarız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَرَضْنَاve göstereceğiz
جَهَنَّمَcehennemi
يَوْمَئِذٍۢo gün
لِّلْكَٰفِرِينَkafirlere
عَرْضًاaçıkça

Cehennemi apaçık görmeleri için kesin bir şekilde kâfirlere gösteririz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir