Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

24. Sûre · Medine · 64 Ayet

النور

NÛR SÛRESİ

Işık

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

سُورَةٌ أَنزَلْنَٰهَا وَفَرَضْنَٰهَا وَأَنزَلْنَا فِيهَآ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ لَّعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Bu, indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt alasınız diye, bu sûre içinde apaçık ayetler indirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سُورَةٌbir suredir
أَنزَلْنَٰهَاbu indirdiğimiz
وَفَرَضْنَٰهَاve farz kıldığımız
وَأَنزَلْنَاve indirdik
فِيهَآonda
ءَايَٰتٍۭayetler
بَيِّنَٰتٍۢaçık açık
لَّعَلَّكُمْbelki
تَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alırsınız

Bu; indirmiş olduğumuz, hükümleri ile amel etmeyi farz kıldığımız ve düşünüp içerisindeki hükümler ile amel edesiniz diye içerisinde apaçık ayetler indirdiğimiz bir suredir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

ٱلزَّانِيَةُ وَٱلزَّانِى فَٱجْلِدُوا۟ كُلَّ وَٰحِدٍۢ مِّنْهُمَا مِا۟ئَةَ جَلْدَةٍۢ ۖ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌۭ فِى دِينِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۖ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَآئِفَةٌۭ مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, Allah'ın dini hususunda onlara karşı acıma duygusu sizi (uygulayacağınız cezadan) engellemesin. Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلزَّانِيَةُzina eden kadına
وَٱلزَّانِىve zina eden erkeğe
فَٱجْلِدُوا۟vurun
كُلَّher
وَٰحِدٍۢbirine
مِّنْهُمَاonlardan
مِا۟ئَةَyüz
جَلْدَةٍۢdeğnek
وَلَاve asla
تَأْخُذْكُمsizi tutmasın
بِهِمَاonlara karşı
رَأْفَةٌۭacıma duygusu
فِىdininde (cezasını uygulamada)
دِينِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
تُؤْمِنُونَinananlar
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَلْيَشْهَدْve şahid olsun
عَذَابَهُمَاonlara yapılan azaba
طَآئِفَةٌۭbir grup
مِّنَmü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bekâr olup zina eden kadın ve erkekten her birine yüz değnek vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız sakın zina eden o iki kimseye karşı duyduğunuz acıma ve merhamet duygusu sizleri o ikisine had cezasını uygulamamaya yahut bu cezayı onlardan hafifletmeye sevk etmesin ve haddin uygulandığı esnada bunu teşhir etmek ve hem zina eden o iki kimseyi, hem de diğerlerini böyle bir günahı işlemekten caydırmak için Müminlerden bir topluluk da orada hazır bulunsun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

ٱلزَّانِى لَا يَنكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةًۭ وَٱلزَّانِيَةُ لَا يَنكِحُهَآ إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌۭ ۚ وَحُرِّمَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ

Zina eden erkek, ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Bu, Müminlere haram kılınmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلزَّانِىzina eden erkek
لَاevlenmez
يَنكِحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasıyla
زَانِيَةًzina eden kadından
أَوْveya
مُشْرِكَةًۭmüşrik kadından
وَٱلزَّانِيَةُve zina eden kadın
لَاevlenmez
يَنكِحُهَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasıyla
زَانٍzina eden erkekten
أَوْveya
مُشْرِكٌۭmüşrik erkekten
وَحُرِّمَharam kılınmıştır
ذَٰلِكَbu
عَلَىüzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minler

Yüce Allah zinanın çirkinliğini, dolayısıyla zinaya alışan bir erkeğin ancak kendisi gibi zina eden ya da kendisiyle evlenilmesi caiz olmayıp zinadan da sakınmayan müşrik bir kadınla evlenmek isteyeceğini zikretmiştir. Aynı şekilde zinaya alışan bir kadının da ancak kendisi gibi zina eden ya da kendisiyle evlenilmesi caiz olmayan ve zinadan da sakınmayan müşrik bir erkek ile evlenmek isteyeceğini zikretmiştir. Zinakâr kadınla evlenmek ve zinakâr erkeği evlendirmek Müminlere haram kılınmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا۟ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَآءَ فَٱجْلِدُوهُمْ ثَمَٰنِينَ جَلْدَةًۭ وَلَا تَقْبَلُوا۟ لَهُمْ شَهَٰدَةً أَبَدًۭا ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

İffetli kadınlara iftira atan, sonra da dört şahit getiremeyen kimselere seksen değnek vurun ve bir daha onların şahitliklerini ebedî olarak kabul etmeyin. İşte onlar fasıkların ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَzina ile suçlayan
يَرْمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُحْصَنَٰتِnamuslu kadınları
ثُمَّsonra
لَمْgetirmeyenlere
يَأْتُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِأَرْبَعَةِdört
شُهَدَآءَşahid
فَٱجْلِدُوهُمْvurun onlara
ثَمَٰنِينَseksen
جَلْدَةًۭdeğnek
وَلَاve artık
تَقْبَلُوا۟kabul etmeyin
لَهُمْonların
شَهَٰدَةًşahidliğini
أَبَدًۭاasla
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlar
ٱلْفَٰسِقُونَyoldan çıkmış kimselerdir

Ey Hakim ve Kadılar! Kadınlardan iffetli olan kimselere (aynı şekilde iffetli erkeklere de) zina iftirasında bulunup sonra attıkları bu zina iftirasına dair dört şahit getirmeyenlere seksen değnek vurun ve onların şahitliklerini ebediyen kabul etmeyin. İşte iffetli olan kimselere iftira atanlar, Allah'a itaatten çıkmış kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Ancak bundan sonra tevbe edenler ve (amellerini) ıslah edenler müstesnadır. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاancak hariçtir
ٱلَّذِينَkimseler
تَابُوا۟tevbe eden(ler)
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbundan
وَأَصْلَحُوا۟ve uslananlar
فَإِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭçok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭçok esirgeyendir

Ancak bundan sonra Allah'a tövbe edip amellerini düzeltenler bunun dışındadır. Şüphesiz Allah; onların tövbelerini ve şehadetlerini kabul eder. Şüphesiz Allah, kullarından tövbe edenlere karşı çok bağışlayıcı ve onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَٰجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَآءُ إِلَّآ أَنفُسُهُمْ فَشَهَٰدَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ ۙ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince; her birinin şahitliği, Allah adına dört defa kendisinin hiç şüphesiz doğru söyleyenlerden olduğuna dair şahitlik etmesidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseler
يَرْمُونَzina ile suçlayan
أَزْوَٰجَهُمْeşlerini
وَلَمْve
يَكُنbulunmayanlar
لَّهُمْonların
شُهَدَآءُşahidleri
إِلَّآbaşka
أَنفُسُهُمْkendilerinden
فَشَهَٰدَةُ(o halde) şahidliği
أَحَدِهِمْonlardan her birinin
أَرْبَعُdört defa
شَهَٰدَٰتٍۭşahid tutmasıdır
بِٱللَّهِAllah'ı
إِنَّهُۥkendisinin mutlaka
لَمِنَdoğru söyleyenlerden olduğuna
ٱلصَّٰدِقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Eşlerine zina isnadında bulunup da isnat ettikleri şeyin doğruluğuna dair kendilerinden başka şahitleri olmayan erkeklere gelince, onlardan (eşini zina etmekle itham eden) birinin, eşine nispet ettiği zina isnadında doğru söylediğine dair Allah adına dört defa şahitlik etmesi gerekir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَٱلْخَٰمِسَةُ أَنَّ لَعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَيْهِ إِن كَانَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

Beşincisi, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلْخَٰمِسَةُbeşinci defasında
أَنَّkuşkusuz
لَعْنَتَla'netinin
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْهِkendi üzerine olmasını diler
إِنeğer
كَانَise
مِنَyalan söyleyenlerden
ٱلْكَٰذِبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Sonra, eğer hanımına isnat ettiği zina iddiasında yalan söylüyorsa kendisine beddua ederek beşinci şahitliğinde Allah'ın lanetinin kendi üzerine olması için şahitlik etmesidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَيَدْرَؤُا۟ عَنْهَا ٱلْعَذَابَ أَن تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ ۙ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

Kadının; kocasının yalan söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutması kadından cezayı kaldırır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَدْرَؤُا۟ve kaldırır
عَنْهَاkendisinden
ٱلْعَذَابَazabı
أَنkadının şahidlik etmesi
تَشْهَدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَرْبَعَdört defa
شَهَٰدَٰتٍۭşahid tutup
بِٱللَّهِAllah'ı
إِنَّهُۥonun (kocasının)
لَمِنَyalan söyleyenlerden olduğuna
ٱلْكَٰذِبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu şekilde kadın, had cezasının kendisine uygulanmasını hak eder. Eğer kadın, kendisine zina isnadında bulunan kocasının yalan söylediğine dair Allah adına dört kere şahitlik (yemin) ederse bu durum kadını had cezasından uzaklaştırır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَٱلْخَٰمِسَةَ أَنَّ غَضَبَ ٱللَّهِ عَلَيْهَآ إِن كَانَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Beşincisinde; eğer o (kocası) doğru söyleyenlerdense Allah'ın lanetinin muhakkak kendi üzerine olmasını (diler).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلْخَٰمِسَةَbeşinci defa da
أَنَّkuşkusuz
غَضَبَgazabının
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْهَآkendi üzerine olmasını diler
إِنeğer
كَانَ(kocası) ise
مِنَdoğrulardan
ٱلصَّٰدِقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Sonra eğer koca, hanımına isnat ettiği zina iddiasında doğru söylüyorsa; bu durumda kadın, kendisine beddua ederek beşinci şahitliğinde Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dileyerek şahitlik (yemin) eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ

Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı hâliniz nice olurdu?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَاya olmasaydı
فَضْلُlutfu
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize
وَرَحْمَتُهُۥve rahmeti
وَأَنَّve şüphesiz
ٱللَّهَAllah
تَوَّابٌtevbeleri çok kabul edendir
حَكِيمٌhikmet sahibidir

Ey insanlar! Eğer Allah'ın size olan ihsanı ve rahmeti olmasaydı ve kullarından tövbe edenlerin tövbesini çokça kabul eden, idare etmesinde ve dininde hikmet sahibi olmasaydı; günahlarınıza karşılık olarak sizi cezalandırmakta acele eder ve sizi bu cezalandırma ile rezil rüsva ederdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

إِنَّ ٱلَّذِينَ جَآءُو بِٱلْإِفْكِ عُصْبَةٌۭ مِّنكُمْ ۚ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّۭا لَّكُم ۖ بَلْ هُوَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۚ لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُم مَّا ٱكْتَسَبَ مِنَ ٱلْإِثْمِ ۚ وَٱلَّذِى تَوَلَّىٰ كِبْرَهُۥ مِنْهُمْ لَهُۥ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ

O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّkuşkusuz
ٱلَّذِينَgetirenler
جَآءُوAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْإِفْكِiftirayı
عُصْبَةٌۭbir topluluktur
مِّنكُمْiçinizden
لَاonu sanmayın
تَحْسَبُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَرًّۭاşer
لَّكُمsizin için
بَلْbilakis
هُوَo
خَيْرٌۭhayırdır
لَّكُمْsizin için
لِكُلِّher (karşılığını görecektir)
ٱمْرِئٍۢkişi
مِّنْهُمonlardan
مَّاne
ٱكْتَسَبَişledi (ise)
مِنَgünahının
ٱلْإِثْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلَّذِىkimseye
تَوَلَّىٰyüklenen
كِبْرَهُۥen büyüğünü
مِنْهُمْonlardan
لَهُۥonun (yalanın)
عَذَابٌbir azab (vardır)
عَظِيمٌۭbüyük

Ey Müminler! (Müminlerin annesi Aişe -radıyallahu anhâ-'ya zina ettiği iddiasında bulunarak iftira atanlar) kendilerini, size nispet eden bir topluluktur. Sizler sakın onların attıkları bu iftirayı sizin için şer sanmayın. Aksine bu; içerisinde var olan sevap, Müminler için bir arınma ve Müminlerin annesini temize çıkardığı için hayırdır. O'nun hakkında zina etti iftirasını atmaya iştirak eden her bir kimseye iftira atarak konuştukları için işledikleri günahın cezası vardır. Bu cezanın en büyüğünü, iftirayı ilk olarak ortaya atan kimse yüklenecektir ve onun için elem verici bir azap vardır. Burada zina iftirasını ilk olarak ortaya atan kimse ile kastedilen münafıkların başı Abdullah b. Ubey b. Selûl'dür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًۭا وَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِفْكٌۭ مُّبِينٌۭ

Onu işittiğiniz zaman, Mümin erkek ve Mümin kadınların kendi vicdanlarında hüsnü zanda bulunup; “Bu, apaçık bir iftiradır.” demeleri gerekmez miydi?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّوْلَآgerekmez miydi?
إِذْzaman
سَمِعْتُمُوهُonu işittiğiniz
ظَنَّzanda bulunup
ٱلْمُؤْمِنُونَinanan erkeklerin
وَٱلْمُؤْمِنَٰتُve inanan kadınların
بِأَنفُسِهِمْkendiliklerinden
خَيْرًۭاgüzel
وَقَالُوا۟ve demeleri
هَٰذَآbu
إِفْكٌۭbir iftiradır
مُّبِينٌۭapaçık

Mümin erkek ve Mümin kadınların bu büyük iftirayı işittiklerinde Mümin kardeşlerinin iftirada bulunulan kimse hakkında güzel zanda bulunup; "Bu apaçık bir yalandır." demeleri gerekmez miydi?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

لَّوْلَا جَآءُو عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَآءَ ۚ فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا۟ بِٱلشُّهَدَآءِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ عِندَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ

Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki şahitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendileridirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّوْلَاgerekmez miydi?
جَآءُوgetirmeleri
عَلَيْهِona
بِأَرْبَعَةِdört
شُهَدَآءَşahid
فَإِذْmadem ki
لَمْgetirmediler
يَأْتُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلشُّهَدَآءِşahidleri
فَأُو۟لَٰٓئِكَo halde onlar
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah
هُمُonlar
ٱلْكَٰذِبُونَyalancılardır

Müminlerin annesi Aişe -radıyallahu anhâ-'ya bu büyük iftirayı atanların ona nispet ettikleri bu iddianın doğruluğuna dair şahitlik eden dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer onlar, bu iddialarına dair dört şahit getiremezlerse -ki onlar bu şahitleri ebediyen getiremezler- işte o zaman, Allah'ın hükmüne göre yalancı olanlar onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِى مَآ أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Eğer size dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَاve eğer olmasaydı
فَضْلُlutfu
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize
وَرَحْمَتُهُۥve rahmeti
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette
لَمَسَّكُمْsize mutlaka dokunurdu
فِىhakkında
مَآşey (iftira)
أَفَضْتُمْdaldığınız
فِيهِiçine
عَذَابٌbir azab
عَظِيمٌbüyük

Ey Müminler! Eğer Allah'ın sizin üzerinizdeki lütfu ve sizi cezalandırmakta acele etmemesi sebebi ile rahmeti olmasaydı ve sizden, tövbe edenlerin tövbesini kabul etmemiş olsaydı; Müminlerin annesine atmış olduğunuz yalan ve iftira sebebi ile size büyük bir azap isabet ederdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌۭ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًۭا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌۭ

O zaman siz o sözü birbirinizin dilinden alıp duruyordunuz. Hakkında hiçbir bilginizin olmadığı bir şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz. Bunu basit bir şey sanıyordunuz. Hâlbuki o Allah katında çok büyüktür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْçünkü
تَلَقَّوْنَهُۥsiz onu alıveriyorsunuz
بِأَلْسِنَتِكُمْdillerinizle
وَتَقُولُونَve söylüyorsunuz
بِأَفْوَاهِكُمağızlarınızla
مَّاbir şeyi
لَيْسَhiç olmayan
لَكُمsizin
بِهِۦhakkında
عِلْمٌۭbilgi(niz)
وَتَحْسَبُونَهُۥve onu sanıyorsunuz
هَيِّنًۭاönemsiz bir iş
وَهُوَoysa o
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah
عَظِيمٌۭbüyüktür

Asılsız olmasına ve bu hususta herhangi bir bilginiz olmamasına rağmen sizler bu iftirayı birbirinize aktarıyor, ağızlarınızda bunu dolaştırıyor ve bunun önemsiz bir şey olduğunu sanıyordunuz. Hâlbuki bu, yalan ve iftira olması sebebi ile Allah katında büyük bir şeydir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

وَلَوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَٰنَكَ هَٰذَا بُهْتَٰنٌ عَظِيمٌۭ

Bu iftirayı işittiğiniz vakit; “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz. Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَآgerekmez miydi?
إِذْzaman
سَمِعْتُمُوهُonu işittiğiniz
قُلْتُمdemeniz
مَّاyakışmaz
يَكُونُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَآbize
أَنkonuşmamız
نَّتَكَلَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَٰذَاbunu
سُبْحَٰنَكَSeni tenzih ederiz
هَٰذَاbu
بُهْتَٰنٌbir iftiradır
عَظِيمٌۭbüyük

Bu iftirayı işittiğinizde: "Ey Rabbimiz! Seni tenzih ederiz." diyerek, "Bu çirkin iş hakkında konuşmak doğru olmaz." demeniz gerekmez miydi? Müminlerin annesi hakkında ortaya attıkları bu şey, gerçekten büyük bir iftira ve büyük bir yalandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

يَعِظُكُمُ ٱللَّهُ أَن تَعُودُوا۟ لِمِثْلِهِۦٓ أَبَدًا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Eğer Mümin iseniz, böyle bir şeye bir daha asla dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَعِظُكُمُsize öğüt veriyor
ٱللَّهُAllah
أَنdönmemeniz için
تَعُودُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِمِثْلِهِۦٓböyle bir şeye
أَبَدًاbir daha asla
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّؤْمِنِينَinananlar

Eğer Allah'a iman ediyorsanız, sizin temiz olan bir kimseye zina iftirasında bulunmak gibi bir günaha tekrar geri dönmemeniz için Yüce Allah size hatırlatıp öğüt veriyor.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَيُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Ve Allah size ayetleri böyle açıklıyor. Allah Alîm'dir (herşeyi hakkıyla bilendir), Hakîm'dir. (Çok hikmet sahibidir.)

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيُبَيِّنُve açıklıyor
ٱللَّهُAllah
لَكُمُsize
ٱلْءَايَٰتِayetleri(ni)
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Allah, hükümleri ve ibret içeren ayetleri size açıklıyor. Allah; sizin fiillerinizi hakkıyla bilendir. O hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yapmış olduklarınızın karşılığını size verecektir. O, idare etmesinde ve dininde çok hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ ٱلْفَٰحِشَةُ فِى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

İman edenler arasında fuhşun (kötülüklerin) yayılmasını arzu edenlere, dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimselere
يُحِبُّونَisteyenlere
أَنyayılmasını
تَشِيعَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْفَٰحِشَةُedepsizliğin
فِىiçinde
ٱلَّذِينَinananlar
ءَامَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْvardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette
وَٱللَّهُve Allah
يَعْلَمُbilir
وَأَنتُمْancak siz
لَاbilmezsiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İçerisinde zina iftirasında bulunmanın da yer aldığı kötülüklerin, Müminlerin arasında yayılmasını isteyen kimseler için dünyada, iftiracıya uygulanan had cezası ile ahirette ise cehennem ateşi ile elem verici bir azap vardır. Onların (o iftiracıların) yalanlarını, kullarının işinin sonunun nereye varacağını ve kullarının faydasına olan şeyleri Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

Eğer üzerinizde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı ve Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَاve eğer olmasaydı
فَضْلُlutfu
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize
وَرَحْمَتُهُۥve rahmeti
وَأَنَّve kuşkusuz
ٱللَّهَAllah
رَءُوفٌۭçok şefkatlidir
رَّحِيمٌۭmerhametlidir

Ey iftira atma olayına karışanlar! Eğer Allah'ın sizin üzerinize olan lütfu olmasaydı ve size karşı çok şefkatli merhameti olmasaydı, üzerinize cezayı hemen gönderirdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

۞ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ ۚ وَمَن يَتَّبِعْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَإِنَّهُۥ يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ ۚ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ مَا زَكَىٰ مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ أَبَدًۭا وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse şunu bilsin ki, o çirkin işleri ve münkeri emreder. Eğer Allah’ın üzerinizde lütuf ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbir kimse ebediyen temize çıkamazdı, fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah her şeyi işitendir, çok iyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاizlemeyin
تَتَّبِعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خُطُوَٰتِadımlarını
ٱلشَّيْطَٰنِşeytanın
وَمَنve kim
يَتَّبِعْizlerse
خُطُوَٰتِadımlarını
ٱلشَّيْطَٰنِşeytanın
فَإِنَّهُۥmuhakkak o
يَأْمُرُ(ona) emreder
بِٱلْفَحْشَآءِedepsizliği
وَٱلْمُنكَرِve kötülüğü
وَلَوْلَاve eğer olmasaydı
فَضْلُlutfu
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize
وَرَحْمَتُهُۥve rahmeti
مَاtemizlemezdi
زَكَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنكُمsizden
مِّنْhiç
أَحَدٍbirinizi
أَبَدًۭاasla
وَلَٰكِنَّfakat
ٱللَّهَAllah
يُزَكِّىarındırır
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَٱللَّهُve Allah
سَمِيعٌişitendir
عَلِيمٌۭbilendir

Ey Allah'a iman eden ve Allah'ın dini ile amel edenler! Sakın şeytanın, batılı süslediği yollarına uymayın. Kim, onun yollarına uyarsa şüphesiz o; dinin kabul etmeyip kötü gördüğü kötü fiilleri ve sözleri emreder. Ey Müminler! Eğer Allah'ın size olan lütfu olmasaydı, sizden tövbe eden hiç kimse tövbe ile temizlenmezdi. Fakat Allah; kullarından dilediğini, tövbesini kabul ederek temizler. Allah; sizin sözlerinizi hakkıyla işiten ve amellerinizi hakkıyla bilendir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَلَا يَأْتَلِ أُو۟لُوا۟ ٱلْفَضْلِ مِنكُمْ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤْتُوٓا۟ أُو۟لِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ وَلْيَعْفُوا۟ وَلْيَصْفَحُوٓا۟ ۗ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ

İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine dair yemin etmesinler, bağışlasınlar, feragat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
يَأْتَلِyemin etmesinler
أُو۟لُوا۟sahipleri
ٱلْفَضْلِfazilet
مِنكُمْsizden
وَٱلسَّعَةِve servet
أَن(bir şey) vermemeğe
يُؤْتُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لِىsahipleri (akrabalara)
ٱلْقُرْبَىٰyakınlık (akrabalara)
وَٱلْمَسَٰكِينَve yoksullara
وَٱلْمُهَٰجِرِينَve hicret edenlere
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَلْيَعْفُوا۟ve affetsinler
وَلْيَصْفَحُوٓا۟ve hoşgörsünler
أَلَاsevmez misiniz?
تُحِبُّونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنbağışlamasını
يَغْفِرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
لَكُمْsizi
وَٱللَّهُve Allah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌesirgeyendir

İçinizden fazilet sahibi olanlar ve mal bakımından servet sahibi olanlar, muhtaç olan yakınlarına -fakirlik içerisinde olan ve Allah yolunda hicret eden bu kimselere- işledikleri günahtan dolayı yardımda bulunmayacaklarına dair yemin etmesinler. Onları affetsinler ve kusurlarına bakmasınlar. Onları affedip kusurlarına bakmadığınızda Yüce Allah’ın sizin günahlarınızı bağışlamasını istemez misiniz? Zira Yüce Allah, tövbe eden kullarına karşı çok bağışlayıcıdır ve onlara karşı çok merhametlidir. Kulları da Allah'ın bağışlamasını örnek almalıdırlar. Bu ayet; Mistah -radıyallahu anh-'ın ifk (iftira atma) olayına iştirak etmesi üzerine Ebu Bekr -radıyallahu anh-'ın, kendisine yapmakta olduğu infakı terk edeceğine dair yemin etmesi üzerine inmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْغَٰفِلَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ لُعِنُوا۟ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ

Namuslu, (kötülükten) habersiz Mümin kadınlara iftira atanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَedenler
يَرْمُونَzina iftirası
ٱلْمُحْصَنَٰتِnamuslu kadınlara
ٱلْغَٰفِلَٰتِbir şeyden habersiz
ٱلْمُؤْمِنَٰتِinanmış kadınlara
لُعِنُوا۟la'netlenmişlerdir
فِىdünya'da
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette
وَلَهُمْve onlar için vardır
عَذَابٌbir azab
عَظِيمٌۭbüyük

Namuslu, iffet sahibi ve (kötülükten) bihaber olan Mümin kadınlara zina iftirası atanlar; dünyada ve ahirette Allah'ın rahmetinden kovulmuşlardır. Onlar için ahirette çok büyük bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

O gün, (onların) dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere, aleyhlerinde şahitlik eder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
تَشْهَدُşahidlik edecektir
عَلَيْهِمْkendilerine
أَلْسِنَتُهُمْdilleri
وَأَيْدِيهِمْve elleri
وَأَرْجُلُهُمve ayakları
بِمَاşeylere
كَانُوا۟oldukları
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Kıyamet günü, dilleri konuştukları batıl şeyler hususunda aleylerinde şahitlik eder. Aynı şekilde elleri ve ayakları da yapmakta oldukları şeyler hususunda aleyhlerinde şahitlik eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

يَوْمَئِذٍۢ يُوَفِّيهِمُ ٱللَّهُ دِينَهُمُ ٱلْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ ٱلْمُبِينُ

O günde, Allah onlara hak ettikleri cezalarını bütünüyle verecektir ve Allah’ın apaçık hakkın ta kendisi olduğunu da bileceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَئِذٍۢo gün
يُوَفِّيهِمُonlara tam verir
ٱللَّهُAllah
دِينَهُمُcezalarını
ٱلْحَقَّhak ettikleri
وَيَعْلَمُونَve onlar bilirler
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
هُوَO
ٱلْحَقُّHak'tır
ٱلْمُبِينُapaçık

O gün Yüce Allah, adaletle onlara hak ettikleri cezayı tastamam verecek ve onlar, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın hak olduğunu bileceklerdir. Aynı şekilde O'ndan sadır olan her haber, her vaat ve her tehdit içinde şüphe olmayan apaçık bir haktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

ٱلْخَبِيثَٰتُ لِلْخَبِيثِينَ وَٱلْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَٰتِ ۖ وَٱلطَّيِّبَٰتُ لِلطَّيِّبِينَ وَٱلطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَٰتِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ ۖ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَرِزْقٌۭ كَرِيمٌۭ

Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara, temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Bunlar (temiz kadınlar ve erkekler), (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar ve onlar için bir bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْخَبِيثَٰتُkötü kadınlar
لِلْخَبِيثِينَkötü erkeklere
وَٱلْخَبِيثُونَkötü erkekler
لِلْخَبِيثَٰتِkötü kadınlara
وَٱلطَّيِّبَٰتُiyi kadınlar
لِلطَّيِّبِينَiyi erkeklere
وَٱلطَّيِّبُونَiyi erkekler
لِلطَّيِّبَٰتِiyi kadınlara
أُو۟لَٰٓئِكَbunlar
مُبَرَّءُونَuzaktırlar
مِمَّاşeylerden
يَقُولُونَonların söyledikleri
لَهُمbunlara vardır
مَّغْفِرَةٌۭbir bağışlama
وَرِزْقٌۭve bir rızık
كَرِيمٌۭcömertçe

Her kötü erkek ve her kötü kadın, her kötü söz ve fiil kötülere yaraşır. Aynı şekilde her temiz olan da temiz olana yaraşır. Temiz olan kimseler, kötü olan kadınların ve erkeklerin söylediklerinden uzaktırlar. (Temiz olan) Bu kimseler için Allah'tan bir bağışlanma vardır. Allah, mağfireti ile onları affedecektir. Yine onlar için güzel bir rızık vardır ki, o rızık cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا۟ وَتُسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَهْلِهَا ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selâm vermeden girmeyin. Eğer düşünecek olursanız, bu sizin için daha hayırlıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاgirmeyin
تَدْخُلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بُيُوتًاevlere
غَيْرَbaşka
بُيُوتِكُمْkendi evlerinizden
حَتَّىٰta ki
تَسْتَأْنِسُوا۟izin almadan
وَتُسَلِّمُوا۟ve selam vermeden
عَلَىٰٓüzerine
أَهْلِهَا(ev) halkı
ذَٰلِكُمْherhalde bu
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لَّكُمْsizin için
لَعَلَّكُمْumulur ki
تَذَكَّرُونَdüşünüp anlarsınız

Ey Allah'a iman eden ve Allah'ın dini ile amel edenler! Sakın kendi evleriniz dışındaki evlere sahipleri size izin vermeden girmeyin. Bilakis izin alarak ve selam vererek: "Esselamu aleykum, girebilir miyim?" deyin. Almakla emrolunduğunuz bu izin, sizin için aniden izin almadan girmenizden daha hayırlıdır. Umulur ki, emrolunduğunuz bu husustan öğüt alır ve onu uygularsınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فِيهَآ أَحَدًۭا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّىٰ يُؤْذَنَ لَكُمْ ۖ وَإِن قِيلَ لَكُمُ ٱرْجِعُوا۟ فَٱرْجِعُوا۟ ۖ هُوَ أَزْكَىٰ لَكُمْ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌۭ

Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size; “Geri dönün!” denirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
لَّمْbulamazsanız
تَجِدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَآorada
أَحَدًۭاkimseyi
فَلَاoraya girmeyin
تَدْخُلُوهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰkadar
يُؤْذَنَizin verilinceye
لَكُمْsize
وَإِنve eğer
قِيلَdenirse
لَكُمُsize
ٱرْجِعُوا۟dönün!
فَٱرْجِعُوا۟o halde dönün
هُوَo
أَزْكَىٰdaha temizdir
لَكُمْsizin için
وَٱللَّهُve Allah
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınız
عَلِيمٌۭbilendir

Eğer o evlerde hiç kimseyi bulamazsanız, izin verme hakkına sahip olan bir kimse tarafından size girmeniz için izin verilinceye kadar oralara girmeyin. Eğer size evlerin sahipleri geri dönün derse bu durumda sizler geri dönün ve evlere girmeyin. Allah katında bu sizin için daha temiz olandır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

لَّيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍۢ فِيهَا مَتَٰعٌۭ لَّكُمْ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ

İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah; açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّيْسَyoktur
عَلَيْكُمْsize
جُنَاحٌbir günah
أَن(izinsiz) girmenizden dolayı
تَدْخُلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بُيُوتًاevlere
غَيْرَoturulmayan
مَسْكُونَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاiçinde
مَتَٰعٌۭeşyanız bulunan
لَّكُمْsizin
وَٱللَّهُve Allah
يَعْلَمُbilir
مَاşeyi
تُبْدُونَaçığa vurduğunuz
وَمَاve şeyi
تَكْتُمُونَgizlediğiniz

İnsanların genelinin faydalanması için hazırlanmış olan evlere, kütüphanelere ve çarşılardaki dükkanlar gibi yerlere izin almadan girmenizde bir sakınca yoktur. Yüce Allah sizin, amelleriniz ve ahvalinizden açığa vurduğunuzu da gizlediğinizi de bilir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا۟ مِنْ أَبْصَٰرِهِمْ وَيَحْفَظُوا۟ فُرُوجَهُمْ ۚ ذَٰلِكَ أَزْكَىٰ لَهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ

Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلsöyle
لِّلْمُؤْمِنِينَinanan erkeklere
يَغُضُّوا۟sakınsınlar
مِنْbakışlarını
أَبْصَٰرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَحْفَظُوا۟ve korusunlar
فُرُوجَهُمْırzlarını
ذَٰلِكَbu
أَزْكَىٰdaha temizdir
لَهُمْonlar için
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
خَبِيرٌۢhaber almaktadır
بِمَاşeyleri
يَصْنَعُونَher yaptıkları

Ey Rasûl! Mümin erkeklere söyle! Gözlerini, kendilerine helal olmayan kadınlara, mahrem yerlere bakmaktan da sakınsınlar ve ırzlarını harama düşmekten ve ifşa etmekten korusunlar. Çünkü Allah'ın haram kıldıklarından gözleri sakınmak ve namusu korumak Allah katında daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından hakkıyla haberdardır. Bu konuda hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, yaptıklarının karşılığını onlara verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَٰتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَٰرِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا ۖ وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَىٰ جُيُوبِهِنَّ ۖ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ ءَابَآئِهِنَّ أَوْ ءَابَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَآئِهِنَّ أَوْ أَبْنَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ أَخَوَٰتِهِنَّ أَوْ نِسَآئِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُنَّ أَوِ ٱلتَّٰبِعِينَ غَيْرِ أُو۟لِى ٱلْإِرْبَةِ مِنَ ٱلرِّجَالِ أَوِ ٱلطِّفْلِ ٱلَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا۟ عَلَىٰ عَوْرَٰتِ ٱلنِّسَآءِ ۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ ۚ وَتُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Açıkta olup, gözüken kısmı hariç ziynetlerini göstermesinler. Başörtüleri ile yakalarının (boyun, göğüs) üzerini de kapatsınlar. Süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi (gibi iman etmiş) kadınlar, sahip oldukları köleler, kadınlara ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, kadınların mahrem yerlerini henüz bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Müminler! Kurtuluşa ermek için hep birden Allah’a tevbe edin!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُلve söyle
لِّلْمُؤْمِنَٰتِinanan kadınlara
يَغْضُضْنَsakınsınlar
مِنْbakışlarını
أَبْصَٰرِهِنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَحْفَظْنَve korusunlar
فُرُوجَهُنَّırzlarını
وَلَاve
يُبْدِينَgöstermesinler
زِينَتَهُنَّsüslerini
إِلَّاancak hariç
مَاgörünenler
ظَهَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهَاondan
وَلْيَضْرِبْنَve koysunlar
بِخُمُرِهِنَّbaşörtülerini
عَلَىٰüstüne
جُيُوبِهِنَّ(göğüs) yırtmaçlarının
وَلَاve
يُبْدِينَgöstermesinler
زِينَتَهُنَّsüslerini
إِلَّاdışındakilere
لِبُعُولَتِهِنَّkocaları
أَوْyahut
ءَابَآئِهِنَّbabaları
أَوْyahut
ءَابَآءِbabaları
بُعُولَتِهِنَّkocalarının
أَوْyahut
أَبْنَآئِهِنَّoğulları
أَوْyahut
أَبْنَآءِoğulları
بُعُولَتِهِنَّkocalarının
أَوْyahut
إِخْوَٰنِهِنَّkardeşleri
أَوْyahut
بَنِىٓoğulları
إِخْوَٰنِهِنَّkardeşlerinin
أَوْyahut
بَنِىٓoğulları
أَخَوَٰتِهِنَّkızkardeşlerinin
أَوْyahut
نِسَآئِهِنَّkadınları
أَوْyahut
مَاsahip oldukları (köleleri)
مَلَكَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيْمَٰنُهُنَّellerinin
أَوِyahut
ٱلتَّٰبِعِينَtabi'leri (hizmetlileri)
غَيْرِbulunmayan
أُو۟لِىkadına ihtiyacı
ٱلْإِرْبَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَerkeklerden
ٱلرِّجَالِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوِyahut
ٱلطِّفْلِçocuklara
ٱلَّذِينَonlar ki
لَمْhenüz anlamazlar
يَظْهَرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰmahrem yerlerini;
عَوْرَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنِّسَآءِkadınların
وَلَاve
يَضْرِبْنَvurmasınlar
بِأَرْجُلِهِنَّayaklarını
لِيُعْلَمَbilinmesi için
مَاşeylerin
يُخْفِينَgizledikleri
مِنsüslerinden
زِينَتِهِنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتُوبُوٓا۟ve tevbe edin
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَمِيعًاtopluca
أَيُّهَey
ٱلْمُؤْمِنُونَmü'minler
لَعَلَّكُمْumulur ki
تُفْلِحُونَfelaha erersiniz

Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını kendilerine helal olmayan kimselerden sakınsınlar ve mahrem yerlerini/ırzlarını fuhşiyattan uzak durarak ve örtünerek korusunlar. Dış elbise gibi açıkta olup da kendiliğinden görünen ve örtülmesi mümkün olmayan kısmı hariç ziynetlerini yabancı (kendilerine haram olan) erkeklere göstermesinler. Başörtüleri ile saçlarını, yüzlerini, boyun ve göğüslerini kapatsınlar. Gizli olan süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi (gibi Mümine) kadınlar, sahip oldukları Mümin ve kâfir erkek ve kadın köleler, kadınlara ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, küçüklükleri sebebi ile kadınların mahrem yerlerinin farkına henüz varmamış olan çocuklardan başkasına göstermesinler. Kadınlar, halhal ve benzeri olarak gizleyip örttükleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Müminler! İstenilen kurtuluşa ermek ve korkulan şeyden de emin olmak için sizlerden hasıl olan haram bakışlar ve benzeri şeylerden dolayı hep birden Allah’a tövbe edin!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

وَأَنكِحُوا۟ ٱلْأَيَٰمَىٰ مِنكُمْ وَٱلصَّٰلِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَآئِكُمْ ۚ إِن يَكُونُوا۟ فُقَرَآءَ يُغْنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌۭ

İçinizden bekârları, köle ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah onları lütfu ile zenginleştirir. Allah, (hayrı, ihsanı) geniş/boldur, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنكِحُوا۟ve evlendirin
ٱلْأَيَٰمَىٰbekarları
مِنكُمْiçinizden
وَٱلصَّٰلِحِينَve iyileri
مِنْkölelerinizden
عِبَادِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِمَآئِكُمْve cariyeleriniz(den)
إِنeğer
يَكُونُوا۟iseler
فُقَرَآءَyoksul
يُغْنِهِمُonları zengin eder
ٱللَّهُAllah
مِنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُve Allahın
وَٰسِعٌ(mülkü) geniştir
عَلِيمٌۭ(her şeyi) bilendir

Ey Müminler! Eşleri olmayan erkekleri, kocaları olmayan hür kadınları, kadın ve erkek kölelerinizden Mümin olanları evlendirin. Eğer onlar fakir iseler Allah, onları geniş lütfundan zenginleştirir. Allah, bol rızık sahibidir. O'nun rızkı bir kimseyi zenginleştirmeyle eksilmez. O, kullarının hallerini hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَلْيَسْتَعْفِفِ ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّىٰ يُغْنِيَهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ ۗ وَٱلَّذِينَ يَبْتَغُونَ ٱلْكِتَٰبَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًۭا ۖ وَءَاتُوهُم مِّن مَّالِ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ ءَاتَىٰكُمْ ۚ وَلَا تُكْرِهُوا۟ فَتَيَٰتِكُمْ عَلَى ٱلْبِغَآءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًۭا لِّتَبْتَغُوا۟ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۚ وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ مِنۢ بَعْدِ إِكْرَٰهِهِنَّ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükatebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükatebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Her kim onları zorlarsa; şüphesiz Allah, onların zorlanmalarından sonra onlara karşı çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلْيَسْتَعْفِفِve iffetlerini korusunlar
ٱلَّذِينَkimseler
لَاbulamayan(lar)
يَجِدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نِكَاحًاevlenme (imkanı)
حَتَّىٰkadar
يُغْنِيَهُمُkendilerini zengin edinceye
ٱللَّهُAllah
مِنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلَّذِينَve kimselerle
يَبْتَغُونَisteyen(lerle)
ٱلْكِتَٰبَmükatebe (sözleşme) yapmak
مِمَّاsahip olduklarından
مَلَكَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيْمَٰنُكُمْellerinizin
فَكَاتِبُوهُمْmükatebe yapın
إِنْeğer
عَلِمْتُمْbilirseniz
فِيهِمْonlar hakında
خَيْرًۭاhayırlı olduğunu
وَءَاتُوهُمve onlara verin
مِّنmalından
مَّالِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
ٱلَّذِىٓsize verdiği
ءَاتَىٰكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
تُكْرِهُوا۟zorlamayın
فَتَيَٰتِكُمْcariyelerinizi
عَلَىfuhşa
ٱلْبِغَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنْeğer
أَرَدْنَistiyorlarsa
تَحَصُّنًۭاnamuslu kalmayı
لِّتَبْتَغُوا۟elde etmek için
عَرَضَgeçici menfaatini
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
وَمَنve kim
يُكْرِههُّنَّonları zorlarsa
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِكْرَٰهِهِنَّzorlanmalarından
غَفُورٌۭbağışlayıcı
رَّحِيمٌۭesirgeyicidir

(Fakirlik sebebiyle) Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah lütfu ile kendilerini zenginleştirinceye kadar iffetlerini zinadan korusunlar. Özgürlüklerine kavuşmak için mal vererek efendileri ile mükatebe yapmayı talep edenler varsa, (efendileri) borçlarını ödemeye güçleri olduğunu biliyor ve dinlerinde salih kimseler ise onlardan bu anlaşmayı kabul etsinler. Onlara, yaptıkları mükatebenin karşılığından bir kısmını ödemeleri için Allah'ın kendilerine vermiş olduğu maldan verin. Sakın mal aramak için cariyelerinizi zina etmeye zorlamayın. -Tıpkı Abdullah b. Ubey'in, iffetli olup zinadan uzak durmayı isteyen iki cariyesini yapmaya zorladığı gibi; o, iki cariyesini zina karşılığında mal elde etmeye zorlamıştır.- Sizden kim, onları böyle yapmaya zorlarsa; Allah bu zorlanmalarından sonra da onların günahlarını bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir. Çünkü onlar, bunu yapmaya zorlanmışlardır. Bu fiilin günahı, onları bunu yapmaya zorlayan kimseleredir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ ءَايَٰتٍۢ مُّبَيِّنَٰتٍۢ وَمَثَلًۭا مِّنَ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةًۭ لِّلْمُتَّقِينَ

Andolsun ki biz size açıklayıcı ayetler, sizden önce geçmiş olanlardan misaller ve takva sahiplerine de bir öğüt indirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun ki
أَنزَلْنَآindirdik
إِلَيْكُمْsize
ءَايَٰتٍۢayetler
مُّبَيِّنَٰتٍۢaçıklayıcı
وَمَثَلًۭاve bir temsil
مِّنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَلَوْا۟gelip geçen
مِنsizden önce
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَوْعِظَةًۭve bir öğüt
لِّلْمُتَّقِينَmuttakiler için

Ey insanlar! Size hakkı batıldan detaylı bir şekilde ayırt eden apaçık ayetler indirdik. Sizlere; sizden önce yaşamış olan Mümin ve kâfir kimselerin örneklerinden misaller getirdik. Aynı şekilde, emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durarak Rablerinden sakınan takva sahibi kimseler için öğütler indirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

۞ ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍۢ فِيهَا مِصْبَاحٌ ۖ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ۖ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌۭ دُرِّىٌّۭ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍۢ مُّبَٰرَكَةٍۢ زَيْتُونَةٍۢ لَّا شَرْقِيَّةٍۢ وَلَا غَرْبِيَّةٍۢ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۭ ۚ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍۢ ۗ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ ۚ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَٰلَ لِلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandillik gibidir. O kandil, kristal bir fanus içindedir. O, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulan, parıltısı inciyi andıran bir yıldız gibidir. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) misaller getirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah
نُورُnurudur
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
مَثَلُbenzer
نُورِهِۦO'nun nuru
كَمِشْكَوٰةٍۢbir kandile
فِيهَاiçinde bulunan
مِصْبَاحٌlamba
ٱلْمِصْبَاحُlamba
فِىiçerisindedir
زُجَاجَةٍcam
ٱلزُّجَاجَةُcam
كَأَنَّهَاsanki (gibidir)
كَوْكَبٌۭbir yıldız
دُرِّىٌّۭinciden
يُوقَدُyakılır
مِنbir ağacı(nın yağı)ndan
شَجَرَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّبَٰرَكَةٍۢmübarek
زَيْتُونَةٍۢzeytin
لَّاne
شَرْقِيَّةٍۢdoğudan
وَلَاve ne de
غَرْبِيَّةٍۢbatıdan
يَكَادُöyle ki neredeyse
زَيْتُهَاonun yağı
يُضِىٓءُışık verir
وَلَوْve eğer
لَمْdeğmese (bile)
تَمْسَسْهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَارٌۭateş
نُّورٌnur
عَلَىٰüstüne
نُورٍۢnur
يَهْدِىhidayet eder
ٱللَّهُAllah
لِنُورِهِۦnuruna
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَيَضْرِبُmisaller verir
ٱللَّهُAllah
ٱلْأَمْثَٰلَbenzetmelerle
لِلنَّاسِinsanlara
وَٱللَّهُve Allah
بِكُلِّher
شَىْءٍşeyi
عَلِيمٌۭbilir

Yüce Allah, göklerin ve yerin nurudur. Orada bulunanlara hidayet edendir. Müminin kalbinde O'nun nurunun misali; üzerinde pencere olmayan bir duvarda aydınlanmak için yapılan bir kandillik içinde bulunan kandil gibidir. Bu kandil kristal bir fanusun içinde olan bir kandildir. Söz konusu fanus sanki inciye benzer bir yıldız gibi etrafı aydınlatır. Bu kandilin yağı mübarek bir ağaçtan tutuşturulur. Bu ağaç ne sabah ve ne de akşam güneşin ışıklarından kendisini engelleyen herhangi bir şeyin olmadığı zeytin ağacıdır. Onun yağı; berraklığı sebebi ile tutuşturulmasa dahi aydınlık verir. Kendisine ateş değmese dahi ışık saçar. Bir de tutuşturulmuş olsa etrafı çok aydınlatır. Kandilin nuru cam kristalin nurunun üstündedir. İşte hidayet nuru Müminin kalbinde parıldadığında böyle olur. Yüce Allah dilediği kulunu Kur'an'a tabi kılarak muvaffak kılar. İşte Yüce Allah; kimi şeyleri o şeylerin benzerlerini örnek vererek böylece açıklar. Yüce Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فِى بُيُوتٍ أَذِنَ ٱللَّهُ أَن تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ يُسَبِّحُ لَهُۥ فِيهَا بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْءَاصَالِ

(Bu nur) Allah'ın, yükseltilmesine ve içlerinde adının zikredilmesine izin verdiği evlerdedir. Oralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فِىevlerdedir
بُيُوتٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَذِنَizin verdiği
ٱللَّهُAllah'ın
أَنyükseltilmesine
تُرْفَعَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُذْكَرَve anılmasına
فِيهَاiçlerinde
ٱسْمُهُۥadının
يُسَبِّحُtesbih ederler
لَهُۥO'nu
فِيهَاonların içinde
بِٱلْغُدُوِّsabah
وَٱلْءَاصَالِve akşam

Bu kandil Yüce Allah'ın; kadrinin bilinmesini ve binasının yükseltilmesini emrettiği mescitlerde tutuşturulur. Orada ezan, zikir ve namaz ile Yüce Allah'ın adı zikredilir. Orada Allah'ın rızasını elde etmek için günün ilk vaktinde ve sonunda namaz kılarlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

رِجَالٌۭ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَٰرَةٌۭ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِ ۙ يَخَافُونَ يَوْمًۭا تَتَقَلَّبُ فِيهِ ٱلْقُلُوبُ وَٱلْأَبْصَٰرُ

Kendilerini ticaretin de, alışverişin de Allah’ı zikretmekten, namazdan ve zekâtı vermekten alıkoymadığı erlerdir. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رِجَالٌۭerkekler (ki)
لَّاkendilerini alıkoymaz
تُلْهِيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تِجَٰرَةٌۭticaret
وَلَاve ne de
بَيْعٌalışveriş
عَنanmaktan
ذِكْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ı
وَإِقَامِve kılmaktan
ٱلصَّلَوٰةِnamaz
وَإِيتَآءِve vermekten
ٱلزَّكَوٰةِzekat
يَخَافُونَonlar korkarlar
يَوْمًۭاgünden
تَتَقَلَّبُters döneceği
فِيهِonda
ٱلْقُلُوبُyüreklerin
وَٱلْأَبْصَٰرُve gözlerin

O kimseler ki; onları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah Teâlâ'nın zikrinden, namazı en kamil bir şekilde dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyabilir. Kıyamet gününden korkarlar. O gün, kalplerin azaptan kurtulmak arzusu ile azaba çarptırılmak korkusu arasında kararsız kaldığı ve gözlerin hangi yöne bakacağı hakkında bir o yana bir bu yana dönüp durduğu gündür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

لِيَجْزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍۢ

(Bütün bunlar) Allah'ın, onları yaptıklarına karşılık en iyi şekilde mükâfatlandırması ve lütfundan onlara daha da arttırması içindir. Allah, dilediklerine hesapsız rızık verir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِيَجْزِيَهُمُkarşılığını vermesi için
ٱللَّهُAllah
أَحْسَنَen güzel
مَاşeylerin
عَمِلُوا۟yaptıkları
وَيَزِيدَهُمve daha fazlası için
مِّنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُve Allah
يَرْزُقُrızıklandırır
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
بِغَيْرِhesapsız olarak
حِسَابٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onlar bu amelleri işlemişlerdir. Zira Yüce Allah'ın bu yaptıklarına karşılık en iyi şekilde mükâfat vermesi ve lütfunu arttırmasını beklerler. Yüce Allah, dilediklerine yaptıkları amellerin kadrince hesapsız rızık verir. Bu karşılık yaptıklarından kat kat daha fazladır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَعْمَٰلُهُمْ كَسَرَابٍۭ بِقِيعَةٍۢ يَحْسَبُهُ ٱلظَّمْـَٔانُ مَآءً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَهُۥ لَمْ يَجِدْهُ شَيْـًۭٔا وَوَجَدَ ٱللَّهَ عِندَهُۥ فَوَفَّىٰهُ حِسَابَهُۥ ۗ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

Kâfir olanların amelleri ise susuz kimselerin su sandığı dümdüz çöldeki bir serap gibidir. Nihayet ona yaklaşınca onun bir şey olmadığını görür. Ancak yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz ve yanında Allah'ı bulur. O da, kendisinin hesabını tam görür. Allah hesabı çabuk görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve kimseler
كَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)
أَعْمَٰلُهُمْonların işleri
كَسَرَابٍۭserap gibidir
بِقِيعَةٍۢdüz arazideki
يَحْسَبُهُonu sanır
ٱلظَّمْـَٔانُsusayan
مَآءًsu
حَتَّىٰٓfakat
إِذَاne zaman ki
جَآءَهُۥyanına gelince
لَمْbulamaz
يَجِدْهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًۭٔاhiçbir şey
وَوَجَدَve bulur
ٱللَّهَAllah'ı
عِندَهُۥyanında
فَوَفَّىٰهُtam görür
حِسَابَهُۥonun hesabını
وَٱللَّهُve Allah
سَرِيعُçabuk görendir
ٱلْحِسَابِhesabı

Yüce Allah'a iman etmeyip, kâfir olanların yaptığı amellerin bir sevabı yoktur. Bu ameller, düz bir arazideki seraba benzer. Susayan kimse onu su zanneder ve ona doğru gelir. Nihayet ona vardığında yanında durur, fakat su bulamamıştır. İşte kâfir de böyledir. O; amellerinin kendisine fayda vereceğini zanneder. Ölüp de yeniden diriltilir. Fakat amellerinin sevabını bulamamış ve Rabbini yanı başında bulmuştur. Yüce Allah onun hesabını, amellerinin karşılığını tastamam vererek görür. Allah hesabı çok çabuk görendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

أَوْ كَظُلُمَٰتٍۢ فِى بَحْرٍۢ لُّجِّىٍّۢ يَغْشَىٰهُ مَوْجٌۭ مِّن فَوْقِهِۦ مَوْجٌۭ مِّن فَوْقِهِۦ سَحَابٌۭ ۚ ظُلُمَٰتٌۢ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَآ أَخْرَجَ يَدَهُۥ لَمْ يَكَدْ يَرَىٰهَا ۗ وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ ٱللَّهُ لَهُۥ نُورًۭا فَمَا لَهُۥ مِن نُّورٍ

Yahut derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Onu bir dalga örter, onu da üstünden (başka) bir dalga kaplar. Onların üzerinde ise bulutlar vardır. Birbiri üstünde karanlıklar. Elini çıkarsa neredeyse onu dahi göremeyecektir. Allah kime nur vermemişse onun nuru olmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوْyahut
كَظُلُمَٰتٍۢkaranlıklar gibidir
فِىiçindeki
بَحْرٍۢbir deniz
لُّجِّىٍّۢderin
يَغْشَىٰهُki üstünü örten
مَوْجٌۭbir dalga
مِّنonun üstünden
فَوْقِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَوْجٌۭbir dalga
مِّنonun üstünden
فَوْقِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَحَابٌۭbir bulut
ظُلُمَٰتٌۢkaranlıklar
بَعْضُهَاonun biri
فَوْقَüstüne
بَعْضٍdiğerinin
إِذَآne zaman ki
أَخْرَجَçıkarsa
يَدَهُۥelini
لَمْneredeyse
يَكَدْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَرَىٰهَاonu dahi göremez
وَمَنbir kimseye
لَّمْvermemişse
يَجْعَلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
لَهُۥona
نُورًۭاbir nur
فَمَاartık olmaz
لَهُۥonun
مِنhiçbir
نُّورٍnuru

Yahut onların amelleri derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. O karanlıkların üstünü bir dalga örter. O dalganın üstüne bir dalga ve bir dalga daha. Bunların üstünde ise o kimsenin yolunu bulmasını sağlayan yıldızları örten bir bulut vardır. Birbiri üstüne birikip yığılmış olan karanlıklar. Öyle ki böyle bir karanlığa düşmüş kimse elini çıkarıp uzatsa karanlığın şiddetinden dolayı neredeyse elini dahi göremez. İşte kâfir böyledir. Cehaletin, şüphenin, şaşkınlığın ve kalbindeki mühürlenmenin karanlıkları onun üzerine üst üste yığılmıştır. Allah kimi, kendisini sapıklıktan hidayete ileterek ve kitabından ilim vererek rızıklandırmazsa o kimse için kendisi ile doğruyu bulacağı ne bir hidayet ve ne de aydınlanacağı bir kitap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلطَّيْرُ صَٰٓفَّٰتٍۢ ۖ كُلٌّۭ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُۥ وَتَسْبِيحَهُۥ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ

Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi?
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah'ı
يُسَبِّحُtesbih ederler
لَهُۥonu
مَنkimseler
فِىolan
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerde
وَٱلْأَرْضِve yerde olan
وَٱلطَّيْرُve kuşlar
صَٰٓفَّٰتٍۢsaflar halinde uçan
كُلٌّۭher biri
قَدْandolsun
عَلِمَbilir
صَلَاتَهُۥkendi du'asını
وَتَسْبِيحَهُۥve tesbihini
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌۢbilmektedir
بِمَاşeyleri
يَفْعَلُونَonların yaptıkları

Ey Resul! Göklerde ve yerde Allah'ın yarattığı tüm varlıkların O'nu tespih ettiğini bilmez misin? Kuşlar; havada kanatlarını çırparak O'nu tespih ederler. Yüce Allah; mahlukatından her birinin ne yaptığını çok iyi bilir. Yarattığı insanın namazını ve kuşların O'nu tespih etmesini çok iyi bilir. Yüce Allah, tüm yaratılmışların yaptıklarını hakkıyla bilendir. Onların yaptıklarından hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, dönüş de ancak O'nadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِلَّهِve Allah'ındır
مُلْكُmülkü
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَإِلَىve
ٱللَّهِAllah'adır
ٱلْمَصِيرُdönüş

Göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır. Kıyamet günü, hesap ve karşılık için dönüş de ancak O'nadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُزْجِى سَحَابًۭا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُۥ ثُمَّ يَجْعَلُهُۥ رُكَامًۭا فَتَرَى ٱلْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَٰلِهِۦ وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن جِبَالٍۢ فِيهَا مِنۢ بَرَدٍۢ فَيُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَصْرِفُهُۥ عَن مَّن يَشَآءُ ۖ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِۦ يَذْهَبُ بِٱلْأَبْصَٰرِ

Görmüyor musun ki Allah bulutları sürüyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor? İşte o zaman aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Gökten, içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir de, bu doluyu dilediğine isabet ettirir ve dilediğinden de uzak tutar. Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri alır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi?
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّşüphesiz ki
ٱللَّهَAllah
يُزْجِىsürer
سَحَابًۭاbulutları
ثُمَّsonra
يُؤَلِّفُbirleştirir
بَيْنَهُۥonların arasını
ثُمَّsonra
يَجْعَلُهُۥonları yığar (sıkıştırır)
رُكَامًۭاbirbiri üstüne
فَتَرَىsonra görürsün
ٱلْوَدْقَyağmurun
يَخْرُجُçıktığını
مِنْarasından
خِلَٰلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُنَزِّلُve indirir
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنdağlardan
جِبَالٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاorada
مِنۢbir dolu
بَرَدٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَيُصِيبُvurur
بِهِۦonunla
مَنdilediğini
يَشَآءُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَصْرِفُهُۥve onu öteye çevirir
عَنdilediğinden
مَّنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَشَآءُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَكَادُneredeyse
سَنَاparıltısı
بَرْقِهِۦşimşeğinin
يَذْهَبُalır
بِٱلْأَبْصَٰرِgözleri

Ey Resul! Allah'ın, bulutları sürüp sevk ettiğini sonra o bulutların parçalarını bir araya getirdiğini sonra da bulutları üst üste yığdığını görmez misin? Yağmurun o bulutların içinden çıktığını görürsün. Yine Allah, gökyüzünden dağlara benzeyen yoğun bulutlardan taş gibi donmuş su (dolu) indirir. Bu doluyu, kullarından dilediğine isabet ettirir ve dilediğinden de uzaklaştırır. Bulutların şimşeği; parlaklığının şiddetinden dolayı neredeyse gözleri alır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

يُقَلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

Allah, gece ve gündüzü çevirip birbirinin ardından getirir. Doğrusu basiret sahibi olanlar için bunda ibretler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُقَلِّبُçevirir
ٱللَّهُAllah
ٱلَّيْلَgece
وَٱلنَّهَارَve gündüzü
إِنَّkuşkusuz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَعِبْرَةًۭbir ibret
لِّأُو۟لِىolanlar için
ٱلْأَبْصَٰرِgözleri

Yüce Allah; uzun ve kısa, geliş ve gidiş olarak gece ve gündüzü birbiri ardından getirir. İşte zikredilen bu hususta basiret sahipleri için Yüce Allah'ın rububiyetine, kudretine ve O'nun birliğine dair deliller ve ibretler vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَٱللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَآبَّةٍۢ مِّن مَّآءٍۢ ۖ فَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ بَطْنِهِۦ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰ رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِى عَلَىٰٓ أَرْبَعٍۢ ۚ يَخْلُقُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

Allah, her canlıyı sudan (nutfeden) yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱللَّهُve Allah
خَلَقَyarattı
كُلَّher
دَآبَّةٍۢcanlıyı
مِّنsudan
مَّآءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمِنْهُمonlardan
مَّنkimi
يَمْشِىyürür
عَلَىٰüzerinde (sürünerek)
بَطْنِهِۦkarnı
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنkimi
يَمْشِىyürür
عَلَىٰüstünde
رِجْلَيْنِiki ayak
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنkimi
يَمْشِىyürür
عَلَىٰٓüstünde
أَرْبَعٍۢdört (ayak)
يَخْلُقُyaratır
ٱللَّهُAllah
مَاne
يَشَآءُdilerse
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
عَلَىٰzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرٌۭkadirdir

Yüce Allah, yeryüzündeki canlıların tamamını bir nutfeden yaratmıştır. Onlardan kimi yılan gibi sürünerek karnı üzerinde hareket eder, kimi insan ve kuş gibi iki ayağının üzerinde yürür ve kimi de koyun ve sığır gibi dört ayağının üzerinde yürür. Yüce Allah zikredilenler ve zikredilmeyenlerden dilediği canlıları yaratır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

لَّقَدْ أَنزَلْنَآ ءَايَٰتٍۢ مُّبَيِّنَٰتٍۢ ۚ وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Andolsun, biz apaçık ayetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi dosdoğru yola hidayet eder (yöneltir).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّقَدْandolsun
أَنزَلْنَآbiz indirdik
ءَايَٰتٍۢayetler
مُّبَيِّنَٰتٍۢ(gerçekleri) açıklayan
وَٱللَّهُve Allah
يَهْدِىiletir
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
إِلَىٰyola
صِرَٰطٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّسْتَقِيمٍۢdoğru

Andolsun biz, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hak yola götüren apaçık ayetler indirdik. Yüce Allah, dilediği kimseyi içerisinde hiçbir eğrilik olmayan dosdoğru yola iletir ve bu yol o kimseyi Cennet'e ulaştırır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَيَقُولُونَ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌۭ مِّنْهُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ ۚ وَمَآ أُو۟لَٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ

(Münafıklar:) "Allah’a ve Rasûlüne iman ettik, itaat ettik." diyorlar. Sonra içlerinden bir grup bundan sonra yüz çeviriyor. Bunlar, Mümin değillerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُونَve diyorlar
ءَامَنَّاinandık
بِٱللَّهِAllah'a
وَبِٱلرَّسُولِve Rasule
وَأَطَعْنَاve ita'at ettik
ثُمَّsonra
يَتَوَلَّىٰdönüyor
فَرِيقٌۭbir grup
مِّنْهُمonladan
مِّنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbunun
وَمَآve değillerdir
أُو۟لَٰٓئِكَbunlar
بِٱلْمُؤْمِنِينَinanmış

Münafıklar; "Allah'a ve resulüne iman ettik, Allah'a ve resulüne itaat ettik." derler. Sonra onlardan bir grup yüz çevirir. Allah'a ve resulüne iman ve itaat ettikleri iddiasında bulunduktan sonra Allah yolunda cihat emri hususunda ve diğer emirlerde Allah'a ve resulüne itaat etmezler. Allah'a ve O'nun resulüne itaatten yüz çeviren bu kimseler iman ettikleri iddiasında bulunsalar da Mümin değillerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَإِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌۭ مِّنْهُم مُّعْرِضُونَ

Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup hemen yüz çevirirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
دُعُوٓا۟çağırıldıkları
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَسُولِهِۦve Rasulüne
لِيَحْكُمَhükmetmesi için
بَيْنَهُمْaralarında
إِذَاhemen
فَرِيقٌۭbir grup
مِّنْهُمonlardan
مُّعْرِضُونَyüz çevirirler

Bu münafıklar; anlaşmazlığa düştükleri şeylerde aralarında peygamberin hüküm vermesi için Allah'a ve resulüne çağrıldıkları zaman, onlar nifakları sebebiyle onun hükmünden yüz çevirirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَإِن يَكُن لَّهُمُ ٱلْحَقُّ يَأْتُوٓا۟ إِلَيْهِ مُذْعِنِينَ

Eğer hak kendilerinin ise ona sürat ve itaatle gelirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
يَكُنolursa
لَّهُمُkendi lehlerine
ٱلْحَقُّhüküm
يَأْتُوٓا۟gelirler
إِلَيْهِona
مُذْعِنِينَita'at ederek

Eğer onlar hakkın kendi lehine olduğunu ve hükmün kendi faydalarına olduğunu bilirlerse ona boyun eğerek gelirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

أَفِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَمِ ٱرْتَابُوٓا۟ أَمْ يَخَافُونَ أَن يَحِيفَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُۥ ۚ بَلْ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Acaba kalplerinde hastalık mı vardır bunların, yoksa şüpheye mi düştüler yahut Allah ve Rasulü kendilerine haksızlık eder diye mi korkarlar? Hayır, onlar zulmedenlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفِىkalblerinde-mı var?
قُلُوبِهِمkalblerinde
مَّرَضٌAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمِyoksa
ٱرْتَابُوٓا۟şüphe mi ettiler?
أَمْyoksa
يَخَافُونَkorkuyorlar mı?
أَنdiye
يَحِيفَhaksızlık yapacak
ٱللَّهُAllah'ın
عَلَيْهِمْkendilerine
وَرَسُولُهُۥve Elçisinin
بَلْhayır
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلظَّٰلِمُونَzalimlerdir

Onların kalplerinde orada sürekli olan bir hastalık mı var? Yoksa O'nun Allah'ın resulü olduğundan bir şüpheleri mi var? Ya da Allah'ın ve resulünün hükümde onlara haksızlık etmesinden mi korkuyorlar? Hayır! Bunun sebebi, zikredilen bu şeyler değildir. Aksine O'nun hükmünden yüz çevirmeleri ve O'na karşı inat etmeleri sebebi ile kendi nefislerindeki hastalıktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Nûr Sûresi, aile ve toplum hayatında güveni koruyan hukukî ve ahlâkî ilkeleri ele alan Medenî bir sûredir. Sûrenin başındaki hükümler zina suçlaması, iffet ve şahitlik sorumluluğu üzerinde durur. Hz. Âişe'ye yönelik iftira olayı (İfk hâdisesi, 11-26. ayetler) bağlamında inen ayetler, doğrulanmamış haberi yaymanın birey ve toplum üzerinde ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösterir; müminlerden kötü zanda bulunmak yerine iyi düşünmeleri ve delilsiz iddiaları tekrar etmemeleri istenir. 30-31. ayetlerde erkek ve kadınlara bakışlarını kontrol etmeleri ve iffetlerini korumaları emredilir — sorumluluk yalnız kadınlara yüklenmez, önce erkeklere hitap edilir. Evlenme imkânı, mahremiyet, evlere izin isteyerek girme ve çocukların belirli vakitlerde ebeveyn odasına girerken izin istemesi gibi konular, kişisel sınırların dinî ve toplumsal önemini ortaya koyar. Sûrenin 35. ayeti "Nûr ayeti" olarak bilinir ve Allah'ın göklerin ve yerin nuru oluşunu güçlü bir temsil üzerinden anlatır. Bu temsil, fiziksel bir benzetmeye indirgenmeden hidayet, hakikatin açıklığı ve kalbin imanla aydınlanması bağlamında yorumlanır. Nûr Sûresi böylece hukuk, medya ahlâkı, aile mahremiyeti, cinsiyetler arası saygı ve manevi aydınlanmayı aynı toplumsal güven fikri etrafında birleştirir; iftira ayetleri günümüzde sosyal medya ve hızlı bilgi yayılımı açısından da güçlü bir doğrulama ilkesi sunar.

Ana Temalar

  • İffet, şahitlik ve hukuk sorumluluğu
  • İftira karşısında haber doğrulama
  • Bakışın ve kişisel sınırların korunması
  • Ev ve aile mahremiyeti
  • Nûr ayeti ve ilâhî hidayet

Ne Zaman Okunur?

Nûr Sûresi'nin belirli bir saatte okunmasına dair sahih bir zorunluluk yoktur. Aile hukuku, mahremiyet, iftira, sosyal medya ahlâkı ve insan onuru konularında eğitim amacıyla meal ve tefsirle okunması özellikle faydalıdır. Ayetler, mağdurun suçlandığı veya dedikodunun normalleştirildiği yaklaşımlara dayanak yapılmamalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Nûr ayeti hangi ayettir?

Nûr Sûresi 35. ayet "Allah göklerin ve yerin nurudur" ifadesiyle başlar. Ayette kandil, cam fanus ve bereketli zeytin ağacı üzerinden bir temsil kurulur. Tefsirlerde bu anlatım Allah'ın hidayeti, hakikatin açıklığı ve imanla aydınlanan kalp çerçevesinde yorumlanır.

Nûr Sûresi 30 ve 31. ayetler neyi emreder?

30. ayet mümin erkeklere, 31. ayet mümin kadınlara gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını emreder. Sorumluluk yalnız kadınlara yüklenmez; önce erkeklere hitap edilir. Ayetler karşılıklı saygı, sınır bilinci ve insanı nesneleştirmeyen bir ilişki düzeni kurar.

İfk olayı nedir?

İfk olayı, Hz. Âişe hakkında yayılan ağır iftiradır. Nûr Sûresi 11-26. ayetler bu olay bağlamında iftiranın mahiyetini, delilsiz iddia yaymanın sorumluluğunu ve müminlerin doğrulanmamış habere karşı nasıl davranması gerektiğini açıklar. Olay, dedikodu ve bilgi doğrulama etiği açısından temel bir örnektir.

Tüm sorular →

Kaynaklar