Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Nûr Sûresi 51–64. Ayetler

51–64. AyetlerSayfa 2 / 2
51

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Rasûlüne çağrılan Müminlerin sözü sadece; “İşittik ve itaat ettik”dir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاancak
كَانَsözü
قَوْلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُؤْمِنِينَinananların
إِذَاzaman
دُعُوٓا۟çağırıldıkları
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَسُولِهِۦve Rasulüne
لِيَحْكُمَhükmetmesi için
بَيْنَهُمْaralarında
أَنdemeleridir
يَقُولُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَمِعْنَاişittik
وَأَطَعْنَاve ita'at ettik
وَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلْمُفْلِحُونَkurtuluşa erenler

Aralarında hükmedilmek üzere Allah'a ve resulüne çağrıldıklarında Müminler; "O'nun sözünü işittik ve emrine itaat ettik." derler. Dünyada ve ahirette asıl kurtuluşa erenler işte bu özellikler ile nitelenmiş kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَخْشَ ٱللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat eder, Allah'tan korkar ve O'na karşı gelmekten sakınırsa; işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim(ler)
يُطِعِita'at ederse
ٱللَّهَAllah'a
وَرَسُولَهُۥve Resulüne
وَيَخْشَve korkarsa
ٱللَّهَAllah'tan
وَيَتَّقْهِve sakınırsa
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلْفَآئِزُونَkazananlar

Kim Allah'a ve resulüne itaat eder, ikisinin hükmüne teslim olur, günahların kendisini götüreceği şeylerden korkar ve emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınırsa, işte dünya ve ahiretin hayırları ile kurtuluşa erenler sadece bunlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

۞ وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِنْ أَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ ۖ قُل لَّا تُقْسِمُوا۟ ۖ طَاعَةٌۭ مَّعْرُوفَةٌ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

Münâfıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. Onlara de ki: "Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Allah, elbette yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَقْسَمُوا۟ve yemin ettiler
بِٱللَّهِAllah'a
جَهْدَvar gücüyle
أَيْمَٰنِهِمْyeminlerinin
لَئِنْeğer
أَمَرْتَهُمْonlara emredersen
لَيَخْرُجُنَّ(savaşa) çıkacaklarına
قُلde ki
لَّاyemin etmeyin
تُقْسِمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
طَاعَةٌۭitaatiniz
مَّعْرُوفَةٌmalumdur
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
خَبِيرٌۢhaberdardır
بِمَاşeylerden
تَعْمَلُونَyaptıklarınız

Münafıklar, şayet onlara cihada çıkmalarını emredecek olsan cihada çıkacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmektedirler. Ey Resul! Onlara de ki; "Yemin etmeyin, sizin yalanınız açıktır ve itaatiniz ise bilinen bir iddiadan ibarettir. Muhakkak Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Siz hangi amelinizi gizlerseniz gizleyin; muhakkak ki yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُم مَّا حُمِّلْتُمْ ۖ وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا۟ ۚ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

Yine de ki: "Allah'a itaat edin ve Peygamber'e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz. Rasûle düşen apaçık beyan etmekten başka bir şey değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَطِيعُوا۟ita'at edin
ٱللَّهَAllah'a
وَأَطِيعُوا۟ve ita'at edin
ٱلرَّسُولَRasule
فَإِنeğer
تَوَلَّوْا۟dönerseniz
فَإِنَّمَاartık ancak
عَلَيْهِonun sorumluluğu
مَاşeydir
حُمِّلَkendisine yükletilen
وَعَلَيْكُمve sizin sorumluluğunuz
مَّاşeydir
حُمِّلْتُمْsize yükletilen
وَإِنve eğer
تُطِيعُوهُona ita'at ederseniz
تَهْتَدُوا۟doğru yolu bulursunuz
وَمَاve değildir
عَلَىdüşen
ٱلرَّسُولِRasule
إِلَّاbaşka bir şey
ٱلْبَلَٰغُduyurmaktan
ٱلْمُبِينُaçık bir şekilde

Ey Resul! O münafıklara de ki; "Açıkta ve gizlide Allah'a ve resulüne itaat edin. Eğer emrolunduğunuz hususlarda o ikisinden yüz çevirecek olursanız; Peygamber'in sorumluluğu (size) tebliğ etmekten başka bir şey değildir. Sizin sorumluluğunuz ise (ona) itaat etmek ve onun getirdikleri ile amel etmektir. Eğer emrettiklerini yapıp yasakladıklarından uzak durarak ona itaat ederseniz hakka hidayet olunursunuz. Resule düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Onun sizleri hidayete erdirmek ve sizi buna zorlamak gibi yüklendiği bir sorumluluk yoktur."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ كَمَا ٱسْتَخْلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ ٱلَّذِى ٱرْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًۭا ۚ يَعْبُدُونَنِى لَا يُشْرِكُونَ بِى شَيْـًۭٔا ۚ وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılacağını, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için güçlendirip yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet ederler. Bundan sonra artık kim kâfir olursa onlar fasıkların ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَدَva'detmiştir
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟inanan(lara)
مِنكُمْsizden
وَعَمِلُوا۟ve yapanlara
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْonları hükümran kılacaktır
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَمَاgibi
ٱسْتَخْلَفَhükümran kıldığı
ٱلَّذِينَkimseleri
مِنonlardan önceki
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَيُمَكِّنَنَّve sağlamlaştıracaktır
لَهُمْkendilerine
دِينَهُمُdinlerini
ٱلَّذِىrazı olduğu
ٱرْتَضَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْkendileri için
وَلَيُبَدِّلَنَّهُمve onları erdirecektir
مِّنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَوْفِهِمْkorkularının
أَمْنًۭا(tam) bir güvene
يَعْبُدُونَنِىbana kulluk edecekler
لَاortak koşmayacaklar
يُشْرِكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِىbana
شَيْـًۭٔاhiçbir şeyi
وَمَنama kim(ler)
كَفَرَinkar ederse
بَعْدَsonra
ذَٰلِكَbundan
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلْفَٰسِقُونَyoldan çıkanlardır

Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere düşmanlarına karşı onlara yardım etmeyi, onları kendilerinden önceki Müminleri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılmayı vadetmiştir. Aynı şekilde kendileri için hoşnut olduğu dinlerini -ki o din İslam'dır-, yine onlar için iyice yerleştirip yücelteceğini ve onların korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Çünkü onlar, yalnız bana ibadet ederler ve hiçbir şeyi bana şirk (ortak) koşmazlar. Bu nimetlerden sonra her kim küfrederse, işte Allah'ın itaatinden çıkanlar onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Rasûle itaat edin ki size merhamet edilsin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَقِيمُوا۟ve kılın
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتُوا۟ve verin
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَأَطِيعُوا۟ve ita'at edin
ٱلرَّسُولَElçiye
لَعَلَّكُمْumulur ki
تُرْحَمُونَmerhamet olunursunuz

Allah'ın rahmetine nail olmak için namazı en kamil şekilde eda edin, mallarınızın zekâtını verin ve size emrettiği şeyleri yapıp yasakladığı şeyleri terk ederek resul -sallallahu aleyhi ve sellem-'e itaat edin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ ۖ وَلَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

Küfredenlerin yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların barınakları ateştir. Ne kötü dönüş yeri!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَاsanma
تَحْسَبَنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar eden(lerin)
مُعْجِزِينَ(Allah'ı) aciz bırakacaklarını
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَأْوَىٰهُمُve onların varacağı yer
ٱلنَّارُateştir
وَلَبِئْسَve ne kötü
ٱلْمَصِيرُbir varış yeridir

Ey Resul! Yüce Allah'ın kâfirlere bir azap indirecek olması durumunda onların Allah'ı bundan aciz bırakabileceklerini sanma! Kıyamet günü onların varacakları yer cehennemdir. Varış yerleri cehennem olan kimselerin varacakları yer ne kötü bir yerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِيَسْتَـْٔذِنكُمُ ٱلَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ وَٱلَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا۟ ٱلْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَٰثَ مَرَّٰتٍۢ ۚ مِّن قَبْلِ صَلَوٰةِ ٱلْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ ٱلظَّهِيرَةِ وَمِنۢ بَعْدِ صَلَوٰةِ ٱلْعِشَآءِ ۚ ثَلَٰثُ عَوْرَٰتٍۢ لَّكُمْ ۚ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌۢ بَعْدَهُنَّ ۚ طَوَّٰفُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ ۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

Ey İman edenler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bu üçü, avret vaktidir (sizden sakınmaları gereken zamandır). Bu vakitlerin dışında sizin için de onlar için de bir günah yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah ayetleri size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لِيَسْتَـْٔذِنكُمُizin istesinler
ٱلَّذِينَkimseler
مَلَكَتْaltında bulunan (köle ve hizmetçi)
أَيْمَٰنُكُمْellerinizin
وَٱلَّذِينَve olanlar
لَمْhenüz ermemiş
يَبْلُغُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحُلُمَerginliğe
مِنكُمْsizden
ثَلَٰثَüç
مَرَّٰتٍۢvakitte
مِّنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
صَلَوٰةِnamazından
ٱلْفَجْرِsabah
وَحِينَve zaman
تَضَعُونَçıkar(ıp yat)acağınız
ثِيَابَكُمelbisenizi
مِّنَöğle vakti
ٱلظَّهِيرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمِنۢve
بَعْدِsonra
صَلَوٰةِnamazından
ٱلْعِشَآءِyatsı
ثَلَٰثُüç vakittir
عَوْرَٰتٍۢmahrem olan
لَّكُمْsizin için
لَيْسَyoktur
عَلَيْكُمْsize
وَلَاve yoktur
عَلَيْهِمْonlara
جُنَاحٌۢbir günah
بَعْدَهُنَّbunların dışında
طَوَّٰفُونَgirip çıkarsınız
عَلَيْكُمyanına
بَعْضُكُمْbiriniz
عَلَىٰdiğerinin
بَعْضٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَböyle
يُبَيِّنُaçıklar
ٱللَّهُAllah
لَكُمُsize
ٱلْءَايَٰتِayetleri
وَٱللَّهُAllah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidir

Ey Allah'a iman eden ve onun dini ve şeriatı ile amel edenler! Erkek ve kadın köleleriniz ve henüz büluğ çağına girmemiş olan hür çocuklar, sizin yanınıza girmek için şu üç vakitte sizden izin isterler. Bu vakitler; sabah namazından önce geceliklerinizi gündüz dışarıda giydiğiniz elbiselerle değiştirdiğiniz vakit, öğle vakti kaylule (öğle uykusu) için elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonraki vakittir. Çünkü bu vakit (yani yatsı namazından sonra) sizin uyanıkken giymiş olduğunuz elbiselerinizi çıkarıp geceliklerinizi giymiş olduğunuz vakittir. Bu üç vakit avret vaktidir (sizden sakınmaları gereken zamandır). Bu kimseler sizin yanınıza ancak sizden izin aldıktan sonra girebilirler. Bu üç vakit dışında onların sizin yanınıza izin almadan girmelerinde size de onlara da bir günah yoktur. Çünkü onlar, sizin etrafınızda ve kendi aralarında çokça dolaşan kimselerdir. Onlar her vakitte sizin yanınıza izinle girmek hususunda sıkıntı çekerler. Allah; izin isteme ile alakalı sizin için koymuş olduğu hükümleri açıkladığı gibi, sizin için din olarak belirlediği apaçık hükümleri de açıklamaktadır. Allah, kullarının yararrına olan şeyleri hakkıyla bilendir ve onlar için koymuş olduğu hükümlerinde çok hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

وَإِذَا بَلَغَ ٱلْأَطْفَٰلُ مِنكُمُ ٱلْحُلُمَ فَلْيَسْتَـْٔذِنُوا۟ كَمَا ٱسْتَـْٔذَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

Çocuklarınız ergenlik çağına girdiklerinde, kendilerinden öncekilerin (büyüklerin) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklar. Allah, (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
بَلَغَerdikleri
ٱلْأَطْفَٰلُçocuklarınız
مِنكُمُsizin
ٱلْحُلُمَerginlik çağına
فَلْيَسْتَـْٔذِنُوا۟izin istesinler
كَمَاgibi
ٱسْتَـْٔذَنَizin istedikleri
ٱلَّذِينَkimselerin
مِنkendilerinden önceki
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَişte böyle
يُبَيِّنُaçıklıyor
ٱللَّهُAllah
لَكُمْsize
ءَايَٰتِهِۦayetlerini
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidir

Çocuklarınız ergenlik çağına girdiklerinde, kendilerinden önceki büyüklerin her vakitte evlere girmek için izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. İşte Allah, izin isteme ile alakalı hükümleri sizlere açıkladığı gibi ayetlerini de sizlere böyle açıklar. Allah, kullarının yararına olan şeyleri hakkıyla bilendir ve onlar için koymuş olduğu hükümlerinde çok hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

وَٱلْقَوَٰعِدُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ ٱلَّٰتِى لَا يَرْجُونَ نِكَاحًۭا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَٰتٍۭ بِزِينَةٍۢ ۖ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌۭ لَّهُنَّ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

Evlenme arzusu kalmayıp, oturan yaşlı kadınların, süslerini açığa vurmaksızın (dış) elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah/sakınca yoktur. İffetli olmaları/örtülerini giymeleri kendileri için daha hayırlıdır. Allah her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلْقَوَٰعِدُve (ihtiyar) oturan
مِنَkadınlardan
ٱلنِّسَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّٰتِىki
لَاümidi kalmamıştır
يَرْجُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نِكَاحًۭاevlenmeye
فَلَيْسَyoktur
عَلَيْهِنَّkendileri için
جُنَاحٌbir günah
أَنbırakmalarında
يَضَعْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثِيَابَهُنَّdış örtülerini
غَيْرَgöstermeden
مُتَبَرِّجَٰتٍۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِزِينَةٍۢsüslerini
وَأَنama
يَسْتَعْفِفْنَsakınmaları
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لَّهُنَّkendileri için
وَٱللَّهُve Allah
سَمِيعٌişitendir
عَلِيمٌۭbilendir

Evlenme arzusu kalmayıp, yaşlılıkları sebebi ile hayızdan kesilen ve hamile kalmaları da mümkün olmayan yaşlı kadınların, örtmekle emrolundukları gizli olan ziynetlerini/süslerini açığa vurmaksızın rida ve peçe gibi dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah/sakınca yoktur. Daha iffetli olmaları ve iyice örtünmeleri için dış elbiselerini giymeleri kendileri için daha hayırlıdır. Allah sözlerinizi hakkıyla işiten ve yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

لَّيْسَ عَلَى ٱلْأَعْمَىٰ حَرَجٌۭ وَلَا عَلَى ٱلْأَعْرَجِ حَرَجٌۭ وَلَا عَلَى ٱلْمَرِيضِ حَرَجٌۭ وَلَا عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَن تَأْكُلُوا۟ مِنۢ بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ ءَابَآئِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أُمَّهَٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ إِخْوَٰنِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخَوَٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَعْمَٰمِكُمْ أَوْ بُيُوتِ عَمَّٰتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخْوَٰلِكُمْ أَوْ بُيُوتِ خَٰلَٰتِكُمْ أَوْ مَا مَلَكْتُم مَّفَاتِحَهُۥٓ أَوْ صَدِيقِكُمْ ۚ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَأْكُلُوا۟ جَمِيعًا أَوْ أَشْتَاتًۭا ۚ فَإِذَا دَخَلْتُم بُيُوتًۭا فَسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ تَحِيَّةًۭ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُبَٰرَكَةًۭ طَيِّبَةًۭ ۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Köre bir günah yoktur, topala veya hastaya da bir günah yoktur. Aynı şekilde size de evlerinizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeşlerinizin evlerinde, kız kardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde, anahtarları sizde olan evlerde veya arkadaşlarınızın evlerinde topluca ya da ayrı ayrı yemek yemenizde bir günah yoktur. Evlere girdiğiniz vakit, Allah tarafından mübarek ve temiz bir selam ile kendinize (birbirinize) selam verin. Allah, akledesiniz diye size ayetlerini işte böyle apaçık bir şekilde açıklamaktadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّيْسَyoktur
عَلَىüzerine
ٱلْأَعْمَىٰkör
حَرَجٌۭbir güçlük
وَلَاve yoktur
عَلَىüzerine
ٱلْأَعْرَجِtopal
حَرَجٌۭbir güçlük
وَلَاve yoktur
عَلَىüzerine
ٱلْمَرِيضِhasta
حَرَجٌۭgüçlük
وَلَاve (bir güçlük) yoktur
عَلَىٰٓüzerinize
أَنفُسِكُمْsizin
أَنyemenizde
تَأْكُلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنۢkendi evlerinizden
بُيُوتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
ءَابَآئِكُمْbabalarınızın
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
أُمَّهَٰتِكُمْannelerinizin
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
إِخْوَٰنِكُمْkardeşlerinizin
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
أَخَوَٰتِكُمْkızkardeşlerinizin
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
أَعْمَٰمِكُمْamcalarınızın
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
عَمَّٰتِكُمْhalalarınızın
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
أَخْوَٰلِكُمْdayılarınızın
أَوْyahut
بُيُوتِevlerinden
خَٰلَٰتِكُمْteyzelerinizin
أَوْyahut
مَاsahip olduğunuzun
مَلَكْتُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّفَاتِحَهُۥٓanahtarlarına
أَوْyahut
صَدِيقِكُمْarkadaşınızın
لَيْسَyoktur
عَلَيْكُمْüzerinize
جُنَاحٌbir günah
أَنyemenizde
تَأْكُلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَمِيعًاtoplu olarak
أَوْyahut
أَشْتَاتًۭاayrı ayrı
فَإِذَاzaman
دَخَلْتُمgirdiğiniz
بُيُوتًۭاevlere
فَسَلِّمُوا۟selam verin;
عَلَىٰٓkendinize
أَنفُسِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَحِيَّةًۭ(bir yaşam) dileğiyle
مِّنْtarafından
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
مُبَٰرَكَةًۭbereketli
طَيِّبَةًۭgüzel
كَذَٰلِكَişte böyle
يُبَيِّنُaçıklıyor
ٱللَّهُAllah
لَكُمُsize
ٱلْءَايَٰتِayetleri
لَعَلَّكُمْumulur ki
تَعْقِلُونَaklınızı kullanırsınız

Güç yetiremedikleri için Allah yolunda cihat gibi bazı sorumlulukları yerine getiremeyen kör kimseye bir günah yoktur, topal veya hasta olan kimseye de bir günah yoktur. Ey Müminler! Aynı şekilde evlerinizde yemek yemenizde, babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerinde, erkek kardeşlerinizin evlerinde, kız kardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde yahut bekçilik yaparak korumakla görevlendirildiğiniz bahçe ve bostanlardaki evlerde yemenizde de bir günah yoktur. Aynı şekilde arkadaşlarınızın evlerinden gönül rızasıyla yemenizde ve topluca ya da ayrı ayrı yemek yemenizde de bir günah yoktur. Zikredilen evlere yahut bunun dışında diğer evlere girdiğiniz vakit, o evde bulunanlara "Esselamu Aleykum" diyerek selam verin. Eğer bu evlerde kimseyi bulamazsanız; "Allah'ın selamı bizim ve salih kullarının üzerine olsun." diyerek kendinize selam verin. Allah'ın katından sizler için meşru kıldığı, aranızdaki sevgiyi ve ülfeti yaydığı için mübarek, duyanın da gönlünü hoş eden güzel bir selamlaşmadır. Surede geçen bunun gibi açıklamalar ile Allah, akıl edesiniz ve akıl ettiğiniz bu ayetlerle amel edesiniz diye size ayetleri böyle açıklamaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِذَا كَانُوا۟ مَعَهُۥ عَلَىٰٓ أَمْرٍۢ جَامِعٍۢ لَّمْ يَذْهَبُوا۟ حَتَّىٰ يَسْتَـْٔذِنُوهُ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۚ فَإِذَا ٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَن لِّمَن شِئْتَ مِنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمُ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Müminler, ancak Allah’a ve Rasûlüne iman ederler, onunla birlikte toplu bir iş için bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadan (oradan) ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, Allah’a ve Rasûlüne iman edenlerdir. Bazı işleri dolayısıyla senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver. Onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok mağfiret edendir, çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاşüphesiz
ٱلْمُؤْمِنُونَmü'minler
ٱلَّذِينَinanırlar
ءَامَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'a
وَرَسُولِهِۦve Elçisine
وَإِذَاve ne zaman ki
كَانُوا۟olurlar
مَعَهُۥonunla beraber
عَلَىٰٓiçin
أَمْرٍۢbir iş
جَامِعٍۢtoplumsal
لَّمْgitmezler
يَذْهَبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰkadar
يَسْتَـْٔذِنُوهُondan izin alıncaya
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَsenden izin alanlar
يَسْتَـْٔذِنُونَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlardır
ٱلَّذِينَinananlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'a
وَرَسُولِهِۦve Elçisine
فَإِذَاzaman
ٱسْتَـْٔذَنُوكَsenden izin istedikleri
لِبَعْضِbazı
شَأْنِهِمْişleri için
فَأْذَنizin ver
لِّمَنkimseye
شِئْتَdilediğin
مِنْهُمْonlardan
وَٱسْتَغْفِرْve mağfiret dile
لَهُمُonlar için
ٱللَّهَAllah'tan
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭçok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭçok esirgeyendir

İmanlarında sadık olan Müminler ancak Allah'a ve resulü'ne iman edenlerdir. Eğer onlar, Müslümanların yararına olan bir durum için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bir araya toplandıysalar, oradan ayrılmak için izin almadan oradan ayrılmazlar. Ey Resul! Senden ayrılmak için izin isteyenler Allah'a ve resulüne gerçekten iman eden Müminlerdir. O halde bazı işlerini halletmek için (Senin yanından) ayrılmak üzere izin isteyen kimselerden dilediğine izin ver ve onların günahları için Allah'tan af dile. Şüphesiz Allah, kullarından tövbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

لَّا تَجْعَلُوا۟ دُعَآءَ ٱلرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَآءِ بَعْضِكُم بَعْضًۭا ۚ قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنكُمْ لِوَاذًۭا ۚ فَلْيَحْذَرِ ٱلَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِۦٓ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

(Ey Müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvışıp gidenlerinizi muhakkak Allah bilir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّاbir tutmayın
تَجْعَلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
دُعَآءَdavetini
ٱلرَّسُولِRasulün
بَيْنَكُمْaranızda
كَدُعَآءِdaveti gibi
بَعْضِكُمherhangi birinizin
بَعْضًۭاdiğerini
قَدْandolsun
يَعْلَمُbilir
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَsıvışıp gidenleri
يَتَسَلَّلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنكُمْiçinizden
لِوَاذًۭاbirbirinin arkasına gizlenerek
فَلْيَحْذَرِo halde sakınsınlar
ٱلَّذِينَkimseler
يُخَالِفُونَaykırı davranan(lar)
عَنْonun emrine
أَمْرِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنkendilerine uğramasından
تُصِيبَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِتْنَةٌbir belanın
أَوْyahut
يُصِيبَهُمْonlara çarpmasından
عَذَابٌbir azabın
أَلِيمٌacıklı

Ey Müminler! Allah'ın Rasûlüne gereken saygıyı gösterip, ona değer verin. O'nu çağırdığınız zaman birbirinizi çağırdığınız gibi ismi ile, "Ey Muhammed!" ya da babasının ismi ile, "Ey Abdullah'ın Oğlu!" diye çağırmayın! Fakat, "Ey Allah'ın Rasûlü! Ey Allah'ın Nebisi!" diye çağırın. Allah'ın Rasûlü sizi bir şeye davet edip çağırdığı zaman onun davetini birbirinizi davet ettiğiniz davetler gibi ehemmiyetsiz bir davet olarak görmeyin. Aksine onun davetine icabet etmekte acele edin. Şüphesiz Yüce Allah, sizden izin almadan gizlice sıvışıp gidenleri bilmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrine muhalefet edenler, Allah'ın kendilerine bir bela ve bir musibet isabet ettirmesinden yahut sabredemeyecekleri bir azap ile azap etmesinden sakınsınlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ قَدْ يَعْلَمُ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ إِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ

Bilmiş olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, sizin ne yolda olduğunuzu çok iyi bilir. İnsanlar O'nun huzuruna döndürüldükleri gün yapmış olduklarını onlara haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَآiyi bilinki
إِنَّşüphesiz
لِلَّهِAllah'ındır
مَاolanlar
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerde
قَدْandolsun
يَعْلَمُbilir
مَآne iş
أَنتُمْsizin
عَلَيْهِüzerinde olduğunuzu
وَيَوْمَve gün
يُرْجَعُونَdöndürül(üp götürül)dükleri
إِلَيْهِO'na
فَيُنَبِّئُهُمonlara haber verir
بِمَاne
عَمِلُوا۟yaptıklarını
وَٱللَّهُAllah
بِكُلِّher
شَىْءٍşeyi
عَلِيمٌۢbilendir

Bilmiş olun ki yaratma, sahip olma ve idare etme bakımından göklerde ve yerde ne varsa sadece Allah'ındır. Ey insanlar! O, sizin hangi haller üzerinde olduğunuzu çok iyi bilir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Kıyamet günü, ölümden sonra diriltilerek O'na döndüğünüzde O, sizlere dünyada iken yapmakta olduğunuz amelleri haber verecektir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Göklerde ve yerde hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir