Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

38. Sûre · Mekke · 88 Ayet

ص

SÂD SÛRESİ

Sâd

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

صٓ ۚ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

Sâd.1 Öğüt dolu Kur’an’a yemin olsun ki!

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
صٓSâd
وَٱلْقُرْءَانِKur'an'a andolsun
ذِىsahibi
ٱلذِّكْرِşan şeref'

(Sâd), Bakara suresinin başında buna benzer huruf-u mukatta harfleri ile ilgili açıklama geçmektedir. Dünya ve ahiretlerinde insanlara faydalı olacak öğütlerle dolu Kur'an'a yemin etmiştir. Müşriklerin zannettiği gibi Allah ile beraber ortakların varlığı söz konusu değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍۢ وَشِقَاقٍۢ

Hayır. O inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلِdoğrusu
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
فِىiçindedirler
عِزَّةٍۢbir gurur
وَشِقَاقٍۢve ayrılık

Fakat müşrikler, Allah'ın tevhidine karşı kibir ve bir gurur içerisindedirler. Aynı zamanda Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı da muhalefet ve düşmanlık içerisindedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍۢ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍۢ

Onlardan önce nice nesiller helâk ettik, onlar da feryat ettiler. Hâlbuki kurtulma vakti değildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَمْnicesini
أَهْلَكْنَاhelak ettik
مِنonlardan önceki
قَبْلِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنnesillerden
قَرْنٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَنَادَوا۟feryad ettiler
وَّلَاتَfakat geçmişti
حِينَzamanı
مَنَاصٍۢkurtuluş

Biz onlardan önce resullerimizi yalanlayan nice nesilleri helak ettik. Başlarına azap indiği zaman feryat ettiler. Hâlbuki artık onlar için azaptan kurtulma zamanı değildi ki, feryatları kendilerine gelen azaba karşı faydalı olabilsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌۭ مِّنْهُمْ ۖ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌۭ كَذَّابٌ

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar. Kâfirler dedi ki: "Bu, yalancı bir sihirbazdır!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَجِبُوٓا۟ve hayret ettiler
أَنonlara gelmesine
جَآءَهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّنذِرٌۭbir uyarıcı (peygamber)
مِّنْهُمْkendilerinden
وَقَالَve dedi(ler) ki
ٱلْكَٰفِرُونَkafirler
هَٰذَاbu
سَٰحِرٌۭbir sihirbazdır
كَذَّابٌyalancı

Kâfirler, küfürlerinde devam ettikleri müddetçe kendilerini Allah'ın azabı ile korkutan bir resulün gelmesine şaşırdılar. Kâfirler, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerinin doğruluğunu gösteren delilleri gördükleri zaman; "Bu insanları büyüleyen bir büyücü ve Allah'ın kendisine vahyettiği resullerden olduğunu iddia eden bir yalancıdır." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

أَجَعَلَ ٱلْءَالِهَةَ إِلَٰهًۭا وَٰحِدًا ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌۭ

İlahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir şeydir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَجَعَلَyaptı mı?
ٱلْءَالِهَةَtanrıları
إِلَٰهًۭاtanrı
وَٰحِدًاbir tek
إِنَّşüphesiz
هَٰذَاbu
لَشَىْءٌbir şeydir
عُجَابٌۭtuhaf

Bu adam pek çok olan ilahları kendisinden başka ilah olmayan tek bir ilah mı yaptı? Şüphesiz bu yaptığı son derece şaşılır bir durumdur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌۭ يُرَادُ

Onların ileri gelenleri: "Yürüyün! İlahlarınız üzerinde sebat/kararlılık gösterin. Sizden istenen şey budur." diye harekete geçtiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱنطَلَقَve fırladı
ٱلْمَلَأُbir grup
مِنْهُمْonlardan
أَنِyürüyün
ٱمْشُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱصْبِرُوا۟ve bağlı kalın
عَلَىٰٓtanrılarınıza
ءَالِهَتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّçünkü
هَٰذَاbu
لَشَىْءٌۭbir şeydir
يُرَادُarzu edilen

Onlardan ileri gelenler ve büyükleri kendilerine tabi olanlara: "Olduğunuz hal üzere devam edin. Muhammed'in dinine girmeyin. İlahlarınıza ibadet hususunda kararlılık gösterin. Şüphesiz Muhammed'in sizi bir tek ilaha ibadet etme daveti bize üstün gelmek ve ona tabi olmamız için önceden dikkatle hesaplanmış bir şeydir." diyerek harekete geçtiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْءَاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ

Biz bunu diğer dinde de işitmedik. Bu sadece bir uydurmadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاbiz işitmedik
سَمِعْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَٰذَاbunu
فِىdinde
ٱلْمِلَّةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْءَاخِرَةِöteki
إِنْdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّاbaşka bir şey
ٱخْتِلَٰقٌuydurma(dan)

Muhammed'in bizi davet ettiği Allah'ın tevhidini, ne atalarımızın üzerinde olduğu yolda bulduk, ne de İsa -aleyhisselam-'ın dininde olduğunu işittik. Kendisinden duyduğumuz bu din, ancak uydurulmuş yalan ve iftiradan ibarettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا ۚ بَلْ هُمْ فِى شَكٍّۢ مِّن ذِكْرِى ۖ بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

Kur’an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır! Onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَءُنزِلَindirildi mi?
عَلَيْهِona
ٱلذِّكْرُZikr
مِنۢaramızdan
بَيْنِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلْdoğrusu
هُمْonlar
فِىiçindedirler
شَكٍّۢşüphe
مِّنbenim Zikr'imden
ذِكْرِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلhayır
لَّمَّاonlar henüz tadmadılar
يَذُوقُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَذَابِazabımı

"Biz, bu kadar eşraf ve ileri gelen büyükler dururken, aramızdan özellikle ona Kur'an'ın inmesi doğru mudur?" dediler. Bilakis bu müşrikler, sana inen vahiy hakkında şüphe içindedirler. Çünkü onlar, henüz Allah'ın azabını tatmadılar. Azap için mühlet vermesine aldandılar. Eğer o azabı tatmış olsalardı; küfre, Allah'a şirk koşmaya ve sana vahyedilene şüphe ile bakmaya kalkışmazlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
عِندَهُمْonların yanında (mı?)
خَزَآئِنُhazineleri
رَحْمَةِrahmet
رَبِّكَRabbinin
ٱلْعَزِيزِdaima üstün olan
ٱلْوَهَّابِçok lutufta bulunan

Kendisine hiçbir şeyin galip gelemeyeceği Azîz olan, dilediğini dilediğine veren Rabbinin lütuf hazineleri bu yalancı müşriklerin yayında mıdır? Peygamberlik de O'nun lütfunun hazinelerindendir. Onu da istediğine verir. Peygamberlik, dilediklerine bahşedip dilediklerinden de men edecekleri kendilerine ait bir şey değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ

Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onlara mı ait? Öyle ise (göklerin) yollarına yükselsinler (görelim)!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
لَهُمonların (mı?)
مُّلْكُmülkü
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَمَاve bulunanların
بَيْنَهُمَاikisi arasında
فَلْيَرْتَقُوا۟öyleyse yükselsinler
فِىiçinde
ٱلْأَسْبَٰبِsebepler (vasıtalar)

Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onların elinde midir ki vermede ve mani olmada hak sahibi olsunlar? Eğer bunu iddia ediyorlarsa, verme ve mani olmada istedikleri gibi hükmetmeleri için göklere ulaştıran sebeplere sarılsınlar. Bunu yapmaya asla güç yetiremezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

جُندٌۭ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌۭ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
جُندٌۭbir ordudur
مَّاşurada
هُنَالِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَهْزُومٌۭbozguna uğratılacak
مِّنَderme çatma
ٱلْأَحْزَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yalanlayanlar, kendilerinden önceki resulleri yalanlayanların orduları gibi bozguna uğrayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ وَعَادٌۭ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

Onlardan önce Nûh kavmi, Âd (kavmi) ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَذَّبَتْyalanlamıştı
قَبْلَهُمْonlardan önce
قَوْمُkavmi
نُوحٍۢNuh
وَعَادٌۭve Ad (kavmi)
وَفِرْعَوْنُve Fir'avn
ذُوsahibi
ٱلْأَوْتَادِkazıklar

Bu yalanlayanlar ilk yalanlayanlar değildir. Çünkü onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi ve kazıkları olup insanları onlarla azaplandıran Firavun da yalanlamıştı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍۢ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

Semûd ve Lût’un kavmi de, Eyke halkı da. İşte onlar da birer grup idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَثَمُودُSemud (kavmi)
وَقَوْمُve kavmi
لُوطٍۢLut
وَأَصْحَٰبُve halkı
لْـَٔيْكَةِEyke
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلْأَحْزَابُkabilelerdi

Semûd, Lût kavmi, Şuayb kavmi de yalanladılar. İşte onlar da peygamberlerini yalanlamak ve getirdiklerine küfretmek için birleşen topluluklardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

Onların her biri rasûlleri yalanladılar da azabımı hak ettiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنhepsi de
كُلٌّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
كَذَّبَyalanladılar
ٱلرُّسُلَelçileri
فَحَقَّve hak ettiler
عِقَابِbenim cezamı

O topluluklardan her biri gönderilen resulleri mutlaka yalanlamışlardır. Böylece Allah'ın azabı bir zamana kadar gecikmesine rağmen hak ettikleri o ceza yine başlarına geldi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍۢ

Onlar geri dönüşü olmayan bir tek çığlıktan başka bir şey beklemiyorlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
يَنظُرُbeklemiyorlar
هَٰٓؤُلَآءِbunlar
إِلَّاbaşka bir şey
صَيْحَةًۭna'ra
وَٰحِدَةًۭbir tek
مَّاolmayan
لَهَاona
مِنgeri dönmesi
فَوَاقٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yalanlayanlar geri dönüşü olmayan Sûr'a ikinci kez üfürülmesinden başkasını beklemiyorlar. Eğer onu yalanlamaları üzerine ölür iseler onlar için azap vuku bulacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

"Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim payımızı çabucak ver." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
رَبَّنَاRabbimiz
عَجِّلhemen ver
لَّنَاbize
قِطَّنَاbizim (azab) payımızı
قَبْلَönce
يَوْمِgününden
ٱلْحِسَابِhesap

Alay ederek: "Ey Rabbimiz! Kıyamet gününden önce dünya hayatında azaptan olan nasibimizi bize çabucak ver." derler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Onların söylediklerine sabırlı ol. O kuvvet sahibi kulumuz Dâvud'u hatırla. O, her zaman Allah'a yönelirdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱصْبِرْsabret
عَلَىٰşeylere
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَقُولُونَonların dedikleri
وَٱذْكُرْve an
عَبْدَنَاkulumuz
دَاوُۥدَDavud'u
ذَاsahibi
ٱلْأَيْدِgüç
إِنَّهُۥٓçünkü o
أَوَّابٌ(bize) çok başvururdu

Ey Resul! Bu yalanlayanların razı olmadığın şeyler söylemelerine karşı sabret. Düşmanlarına karşı mücadele eden ve Allah'a itaatte sabırlı olan kuvvetli kulumuz Dâvûd'u hatırla. Şüphesiz o, Allah'a çokça tövbe ederek dönen ve O'nu razı eden amelleri işleyen bir kimseydi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik. Akşam ve sabah onlar kendisiyle (Dâvud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّاelbette biz
سَخَّرْنَاboyun eğdirmiştik
ٱلْجِبَالَdağları
مَعَهُۥonunla beraber
يُسَبِّحْنَtesbih ederlerdi
بِٱلْعَشِىِّakşam
وَٱلْإِشْرَاقِve sabah

Doğrusu biz dağları boyun eğdirdik. Günün başında ve günün sonunda Dâvûd'un tespihi ile birlikte tespih ederlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةًۭ ۖ كُلٌّۭ لَّهُۥٓ أَوَّابٌۭ

Toplanmış kuşlarda (onunla birlikte tesbih ettiler) Hepsi de ona yönelip, uydular.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلطَّيْرَve kuşlar
مَحْشُورَةًۭtoplanıp gelen
كُلٌّۭhepsi
لَّهُۥٓona
أَوَّابٌۭkatılırdı

Havada toplu olarak hareket eden kuşları onun emri altına verdik. Hepsi itaat ederek ona uyup tespih ederlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm kabiliyeti vermiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَشَدَدْنَاgüçlendirmiştik
مُلْكَهُۥonun mülkünü
وَءَاتَيْنَٰهُve kendisine vermiştik
ٱلْحِكْمَةَhikmet
وَفَصْلَve ayırd edici
ٱلْخِطَابِkonuşma

Heybet, güç, düşmanlarına karşı sabırlı olmayı ona bahşederek mülkünü güçlendirdik. Ona peygamberliği, işlerinde isabetli olmayı verdik. Ve yine ona hüküm vermede ve sözlü hitaplarında maksadını eksiksiz açıklama ve ifade etme yeteneğini verdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

۞ وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهَلْsana geldimi?
أَتَىٰكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَبَؤُا۟haberi
ٱلْخَصْمِdavacıların
إِذْhani
تَسَوَّرُوا۟tırmanmışlardı
ٱلْمِحْرَابَmabed(in duvarına)

Ey Resul! İki davacının haberi sana ulaştı mı? Mabedin duvarını aşıp Dâvûd -aleyhisselam-'in ibadet ettiği yere girmişlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍۢ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

Dâvud’un yanına gitmişlerdi de, Dâvud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız. Aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
دَخَلُوا۟girmişlerdi
عَلَىٰyanına
دَاوُۥدَDavud'un
فَفَزِعَve korkmuştu
مِنْهُمْonlardan
قَالُوا۟dediler
لَاkorkma
تَخَفْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَصْمَانِbiz iki davacıyız
بَغَىٰsaldırdı
بَعْضُنَاbirimiz
عَلَىٰhakkına
بَعْضٍۢötekinin
فَٱحْكُمşimdi sen hükmet
بَيْنَنَاaramızda
بِٱلْحَقِّhak ile
وَلَاve
تُشْطِطْhaksızlık etme
وَٱهْدِنَآbizi götür
إِلَىٰortasına (adalete)
سَوَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلصِّرَٰطِyolun

İki davacı Dâvûd'un yanına aniden girdiler. Onların bu alışılmamış şekilde ansızın girmesinden korktu. İkisi onun kendilerinden korktuğunu anlayınca: "Korkma! Biz, biri diğerine zulmetmiş iki davacıyız. Aramızda adaletle hükmet ve aramızda hükmettiğinde de haksızlık etme ve bize doğru yolu göster." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌۭ وَتِسْعُونَ نَعْجَةًۭ وَلِىَ نَعْجَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ

Bu benim kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. "Onu da bana ver.” Dedi ve tartışmada beni bastırdı."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّdoğrusu
هَٰذَآbu
أَخِىkardeşimin
لَهُۥvardır
تِسْعٌۭ(doksan) dokuz
وَتِسْعُونَdoksan (dokuz)
نَعْجَةًۭkoyunu
وَلِىَbenim ise vardır
نَعْجَةٌۭkoyunum
وَٰحِدَةٌۭbir tek
فَقَالَfakat (kardeşim) dedi
أَكْفِلْنِيهَاonu da bana ver
وَعَزَّنِىve bana ağır bastı
فِىkonuşmada
ٱلْخِطَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

O iki hasım olan davacılardan biri Dâvûd -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Doğrusu bu adam benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. Böyle iken benim o tek koyunu da kendisine vermemi istedi ve tartışmada beni yendi."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ ۖ وَإِنَّ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌۭ مَّا هُمْ ۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًۭا وَأَنَابَ ۩

Dâvud: "Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirlerine zulmeder. Ancak iman eden salih amellerde bulunanlar müstesna. Bunlar da ne kadar azdır!" dedi. Dâvud, kendisini imtihan ettiğimizi anlamış ve Rabbinden bağışlanma dileyerek secdeye kapanmış ve O’na yönelmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Davud) dedi ki
لَقَدْandolsun
ظَلَمَكَsana zulmetmiştir
بِسُؤَالِistemekle
نَعْجَتِكَsenin koyununu
إِلَىٰkendi koyunlarına
نِعَاجِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّve zaten
كَثِيرًۭاçoğu
مِّنَkarıştıran(ortak)ların
ٱلْخُلَطَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَيَبْغِىzulmederler
بَعْضُهُمْbiri
عَلَىٰüzerine
بَعْضٍdiğeri
إِلَّاyalnız bunun dışındadır
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
وَقَلِيلٌۭve azdır
مَّاne kadar
هُمْonlar
وَظَنَّve sandı
دَاوُۥدُDavud
أَنَّمَاkendisini denediğimizi
فَتَنَّٰهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱسْتَغْفَرَmağfiret diledi
رَبَّهُۥRabbinden
وَخَرَّve kapandı
رَاكِعًۭاeğilerek (secdeye)
وَأَنَابَve (bize) döndü

Dâvûd, ikisinin arasında hükmetti ve davacıya yönelerek şöyle dedi: "Ant olsun, kardeşin senin koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu ortakların çoğu insafsızca haksızlık ederek birbirlerinin mallarını alırlar. Ancak iman edip salih amel işleyen Müminler bundan müstesnadır. Onlar ortaklarına insaflı davranırlar ve onlara zulmetmezler. Bu vasıflara sahip olanlar pek azdır. Dâvûd -aleyhisselam- bu dava sebebiyle bizim kendisini imtihan ettiğimizden emin oldu. Rabbinden mağfiret diledi, Yüce Allah'a yakınlaşmak için secdeye kapandı ve Allah'a tövbe etti."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ ۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ

Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَغَفَرْنَاbiz de affettik
لَهُۥondan
ذَٰلِكَbunu
وَإِنَّve şüphesiz
لَهُۥonun vardır
عِندَنَاyanımızda
لَزُلْفَىٰbir yakınlığı
وَحُسْنَve güzel
مَـَٔابٍۢbir geleceği

Biz de ona icabet ettik ve onu bağışladık. Şüphesiz o katımızda yakın olan kullarımızdandır. Onun ahirette dönüp geleceği güzel bir yeri vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةًۭ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

Ey Dâvud! Seni yeryüzünde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında hak/adaletle hüküm ver. Heva ve hevese uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰدَاوُۥدُey Davud
إِنَّاelbette biz
جَعَلْنَٰكَseni yaptık
خَلِيفَةًۭhükümdar
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱحْكُمo halde hükmet
بَيْنَarasında
ٱلنَّاسِinsanlar
بِٱلْحَقِّadaletle
وَلَاve
تَتَّبِعِuyma
ٱلْهَوَىٰkeyf(in)e
فَيُضِلَّكَsonra seni saptırır
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimselere
يَضِلُّونَsapan(lara)
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
لَهُمْonlara vardır
عَذَابٌۭbir azab
شَدِيدٌۢçetin
بِمَاdolayı
نَسُوا۟unuttuklarından
يَوْمَgününü
ٱلْحِسَابِhesap

Ey Dâvûd! Biz, seni yeryüzünde dini ve dünyevi hükümleri adaletle uygulaman için bir halife kıldık. İnsanlar arasında adaletle hüküm ver. İnsanlar arasında hüküm verdiğin zaman hevâ ve hevese de uyma. Yoksa hasımlardan biri akraban, arkadaşın ya da düşmanın diye ona meyledersin. Aksi halde hevâ ve heves seni Allah'ın doğru yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın doğru yolundan sapanlar için hesap gününü unutmalarına karşılık şiddetli bir azap vardır. Şayet Allah'ı hatırlayıp O'ndan korksalardı hevâ ve heveslerine meyletmezlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًۭا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Vay o kâfirlerin ateşteki haline!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
خَلَقْنَاyaratmadık
ٱلسَّمَآءَgöğü
وَٱلْأَرْضَve yeri
وَمَاve ne de
بَيْنَهُمَاikisi arasındakileri
بَٰطِلًۭاboş yere
ذَٰلِكَbu
ظَنُّzannıdır
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar eden(lerin)
فَوَيْلٌۭvay hallerine;
لِّلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar eden(lerin)
مِنَateşten dolayı
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Biz gökleri ve yeri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Eğer onlar küfür ve Allah hakkında bulunmuş oldukları suizan üzere ölürlerse, bu zanlarından dolayı kıyamet günü vay o kâfirlerin cehennem azabındaki haline!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ

Yoksa iman edip salih amellerde bulunanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa takva sahiplerini facirler gibi mi tutacağız?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
نَجْعَلُtutacağız
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟ve yapanları
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
كَٱلْمُفْسِدِينَbozgunculuk yapanlar gibi (mi?)
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمْyoksa
نَجْعَلُtutacağız
ٱلْمُتَّقِينَmuttakileri
كَٱلْفُجَّارِyoldan çıkanlar gibi (mi?)

Yüce Allah'a iman edenleri, resulüne tabi olanları ve salih amel işleyenleri asla yeryüzünde küfür ve günah işleyerek bozgunculuk yapanlar ile bir tutmayız. Aynı şekilde Rablerinin emirlerine itaat eden ve yasaklarından sakınan muttakileri, kâfirler ve günahlara batmış münafıklar ile bir tutmayız. Onları bir tutmak zulümdür. Bu da Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya yakışmaz. Şüphesiz Yüce Allah, takva sahibi Mümin kullarını cennete girmekle mükâfatlandıracak ve bedbaht kâfirleri ise cehenneme girmek ile cezalandıracaktır. Çünkü bu iki grup Allah katında eşit değillerdir ve O'nun katında karşılıkları da eşit değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ مُبَٰرَكٌۭ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

(Bu), ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كِتَٰبٌKitab (ki)
أَنزَلْنَٰهُonu indirdik
إِلَيْكَsana
مُبَٰرَكٌۭmübarek
لِّيَدَّبَّرُوٓا۟düşünsünler diye
ءَايَٰتِهِۦayetlerini
وَلِيَتَذَكَّرَve öğüt alsınlar diye
أُو۟لُوا۟sahipleri
ٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

Şüphesiz sana indirdiğimiz bu Kur'an, içinde hayır ve faydanın çok olduğu bir kitaptır. İnsanlar ayetleri düşünüp taşınsınlar, manalarını tefekkür etsinler ve akıl sahipleri ondan öğüt alsınlar diye indirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ ۚ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Dâvud’a Süleyman’ı bağışladık. O, ne güzel bir kuldu. Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَهَبْنَاve biz armağan ettik
لِدَاوُۥدَDavud'a
سُلَيْمَٰنَSüleyman'ı
نِعْمَne güzel
ٱلْعَبْدُkuldu
إِنَّهُۥٓşüphesiz o
أَوَّابٌ(Allah'a) yönelirdi

Kendi katınızdan bir nimet ve göz aydınlığı olarak Dâvûd'a oğlu Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel bir kuldu. Şüphesiz o, Allah'a çok tövbe eden, daima Allah'a yönelen ve rûcü eden biriydi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ

Hani akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerinde durup bir ayağını tırnağının üzerine diken (çalımlı ve safkan) atlar sunulmuştu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
عُرِضَgösterilmişti
عَلَيْهِkendisine
بِٱلْعَشِىِّakşam üstü
ٱلصَّٰفِنَٰتُsafin (görkemli)
ٱلْجِيَادُ(saf kan Arap) atları

İkindi vaktinde kendisine, üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağı üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu. Bu safkan atların güneş batana kadar sunulmaya devam ettiğini hatırla.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ

O da şöyle demişti: "Hayrı sevmek beni, Rabbimin zikrinden alıkoydu. Nihayet (Güneş) perdenin arkasına gizlendi."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَالَdedi
إِنِّىٓmuhakkak ben
أَحْبَبْتُtercih ettim
حُبَّsevgisini
ٱلْخَيْرِmal
عَنanmaktan (ötürü)
ذِكْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّىRabbimi
حَتَّىٰnihayet
تَوَارَتْ(atlar) gizlendi
بِٱلْحِجَابِperde ile

Süleyman: "Gerçekten ben mal sevgisine kapıldım ve sevdiğim mallardan biri de bu atlardı. Bunların sebebiyle Rabbimi zikretmekten ve güneş batıncaya kadar da ikindi namazını kılmaktan geri kaldım." dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

رُدُّوهَا عَلَىَّ ۖ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ

“Onları bana geri getirin.” (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını vurmaya başladı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رُدُّوهَاgetirin onları
عَلَىَّbana
فَطَفِقَsonra başladı
مَسْحًۢاokşamağa
بِٱلسُّوقِbacaklarını
وَٱلْأَعْنَاقِve boyunlarını

"Bu atları bana tekrar geri getirin." dedi. Sonra kendisine geri getirilince onların bacaklarını ve boyunlarını kılıçla vurmaya başladı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًۭا ثُمَّ أَنَابَ

Andolsun biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik. Sonra tevbe edip bize yöneldi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
فَتَنَّاdenedik
سُلَيْمَٰنَSüleyman'ı
وَأَلْقَيْنَاve bıraktık
عَلَىٰüstüne
كُرْسِيِّهِۦtahtının
جَسَدًۭاbir ceset
ثُمَّsonra
أَنَابَ(bize) yöneldi

Andolsun biz, Süleyman'ı bir imtihana tabi tuttuk ve hâkimiyet tahtının üzerine insan kılığına girmiş bir Şeytan oturttuk ve bu Şeytan, Süleyman'ın yerine kısa bir zaman tasarrufta bulundu. Sonra Yüce Allah, Süleyman'a tekrar hâkimiyeti ve Şeytanların üzerine olan otoritesini geri verdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًۭا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍۢ مِّنۢ بَعْدِىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

Dedi ki: “Rabbim, bana mağfiret buyur ve benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ver. Şüphesiz, sen çok ihsan sahibisin."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
رَبِّRabbim
ٱغْفِرْaffet
لِىbeni
وَهَبْve ver
لِىbana
مُلْكًۭاbir mülk (hükümdarlık)
لَّاnasib olmayan
يَنۢبَغِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِأَحَدٍۢhiç kimseye
مِّنۢbenden sonra
بَعْدِىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّكَçünkü sensin
أَنتَsen
ٱلْوَهَّابُçok lutfeden

Süleyman: "Ey Rabbim! Benim günahlarımı bağışla ve sadece bana has ve benden sonra insanlardan hiçbir kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık ver. Ey Rabbim! Şüphesiz sen, bol bol bağışta bulunan ve cömertliği de bol olansın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

Böylece biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle dilediği tarafa yumuşak bir şekilde akıp gidiyordu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَسَخَّرْنَاbiz boyun eğdirdik
لَهُona
ٱلرِّيحَrüzgarı
تَجْرِىeserdi
بِأَمْرِهِۦonun buyruğuyla
رُخَآءًtatlı tatlı
حَيْثُyere
أَصَابَistediği

Onun duasına icabet ettik ve rüzgârı onun buyruğuna vermiştik. Onu, emriyle süratli ve kuvvetli olmasına rağmen hiçbir sarsıntı olmadan dilediği yere taşır, hafif ve yumuşak bir şekilde eserdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍۢ وَغَوَّاصٍۢ

Bütün bina ustası ve dalgıç Şeytanları da (onun emrine verdik).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلشَّيَٰطِينَve şeytanları
كُلَّher
بَنَّآءٍۢbina ustasını
وَغَوَّاصٍۢve dalgıcı

Ona şeytanları itaat ettirdik ve onun emirlerine uymalarını sağladık. Bunlardan yapı ustaları ve denizlere dalıp oradan inciler çıkaran dalgıçlar da vardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

Bukağılara vurulmuş halde birbirlerine yaklaştırılmış olan daha başkalarını da (onun hizmetine verdik).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَءَاخَرِينَve başka (şeytan)ları
مُقَرَّنِينَbirbirine bağlanmış
فِىzincirlerle
ٱلْأَصْفَادِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şeytanlardan asi olanları onun hizmetine verdik. Onlar bukağılara bağlı olup hareket edemiyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍۢ

“İşte bu, bizim hesapsız ihsanımızdır. Artık dilersen (başkalarına) ihsan et, dilersen de (elinde) tut.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هَٰذَاbu
عَطَآؤُنَاbizim ihsanımızdır
فَٱمْنُنْartık dilediğine ver
أَوْveya
أَمْسِكْverme
بِغَيْرِyoktur
حِسَابٍۢhesabı

Ey Süleyman! İşte sen bizden talep ettin ve biz de senin bu talebine icabet edip sana verdik. Artık sen de dilediğine ver ya da dilediğini bundan men et! Verme ve vermeme hususunda asla hesaba çekilmeyeceksin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ

Şüphesiz onun bizim katımızda bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّve şüphesiz
لَهُۥonun için vardır
عِندَنَاbizim yanımızda
لَزُلْفَىٰbir yakınlık
وَحُسْنَve güzel
مَـَٔابٍۢbir gelecek

Şüphesiz Süleyman bizim katımızda yakın olanlardandır. Ve onun döneceği güzel bir yer vardır, o da cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍۢ وَعَذَابٍ

Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani Rabbine: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱذْكُرْve an
عَبْدَنَآkulumuz
أَيُّوبَEyyub'u
إِذْhani
نَادَىٰseslenmişti
رَبَّهُۥٓRabbine
أَنِّىbana
مَسَّنِىَdokundurdu
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
بِنُصْبٍۢbir yorgunluk
وَعَذَابٍve azab

Ey Resul! Kulumuz Eyyûb'u da an. Hani Rabbi Allah'a yönelip dua ettiği zaman: "Doğrusu şeytan, bana eziyet edici bir yorgunluk verdi." dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ ۖ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌۭ وَشَرَابٌۭ

“Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱرْكُضْ(yere) vur
بِرِجْلِكَayağını
هَٰذَا(işte) bu
مُغْتَسَلٌۢyıkanacak
بَارِدٌۭserin (bir su)
وَشَرَابٌۭve içilecek

Ona: "Ayağınla yere vur!" dedik. Ayağıyla yere vurdu ve yerden kendisinden içilen ve yıkanılan bir pınar çıktı. Ona eziyet ve zarar veren her şey yok olup gitti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةًۭ مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olması üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَهَبْنَاve armağan ettik
لَهُۥٓona
أَهْلَهُۥailesini
وَمِثْلَهُمve bir eşini
مَّعَهُمْonlarla beraber
رَحْمَةًۭbir rahmet olarak
مِّنَّاbizden
وَذِكْرَىٰve bir ibret olarak
لِأُو۟لِىsahiplerine
ٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

Biz onun duasına icabet ettik ve ona zarar veren bütün şeyleri giderdik. Ona katımızdan bir rahmet olarak ehlini ve onlarla birlikte sayılarını arttırdığımız evlat ve torunlar bağışladık. Bunu sabrının karşılığı olarak verdik. Aklıselim olanların sabrın sonunda mutluluk ve mükâfatın olduğunu anlayıp öğüt almaları içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًۭا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ ۗ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًۭا ۚ نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌۭ

"Eline bir demet sap al da onunla vur, yemini böyle yerine getir." Gerçekten Eyyûb sabırlı (bir kul) idi. O, ne iyi kuldu daima Allah’a yönelirdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَخُذْve al
بِيَدِكَeline
ضِغْثًۭاbir demet sap
فَٱضْرِبve vur
بِّهِۦonunla
وَلَاve asla
تَحْنَثْyeminini bozma
إِنَّاgerçekten biz
وَجَدْنَٰهُonu bulmuştuk
صَابِرًۭاsabreden (bir kul)
نِّعْمَne güzel
ٱلْعَبْدُkuldu
إِنَّهُۥٓo daima
أَوَّابٌۭ(bize) başvururdu

Eyyûb, eşine kızdığı zaman ona yüz kırbaç vuracağı hakkında yemin etti. Biz de ona: "Ey Eyyûb! Eline bir demet sap al ve yeminini yerine getirmek için bununla vur! Etmiş olduğun bu yeminini bozma!" dedik. Eline bir demet sap aldı ve onunla eşine vurdu. Şüphesiz biz onu imtihan ettiğimiz hususta sabreden bir kimse bulduk. O ne güzel bir kuldu! Gerçekten o, Allah'a çok yönelen ve tövbe eden bir kimse idi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ

Güç ve basiret sahibi kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Ya'kûb'u da an.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱذْكُرْve an
عِبَٰدَنَآkullarımız
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'i
وَإِسْحَٰقَve İshak'ı
وَيَعْقُوبَve Ya'kub'u
أُو۟لِىsahibi
ٱلْأَيْدِىkuvvet
وَٱلْأَبْصَٰرِve basiretli

Ey Resul! Seçtiğimiz kullarımız ve gönderdiğimiz resullerimiz İbrahim, İshak ve Yakup'u da an. Onlar, Yüce Allah'a itaatte ve rızasını aramada güç sahibi kimselerdi. Aynı zamanda hak hususunda da sadakat ve basiret sahibi kimselerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍۢ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

Biz onları, özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّآelbette biz
أَخْلَصْنَٰهُمonları ihlaslı (kul) yaptık
بِخَالِصَةٍۢsamimiyetle
ذِكْرَىdüşüncesiyle
ٱلدَّارِahiret yurdu

Şüphesiz biz onlara özel bir ihsanda bulunduk. O da kalpleri daima ahiret yurdunu hatırlayan, ona salih ameller ile hazırlanan ve insanları da ahiret için amel etmeye davet eden ihlâslı kimseler kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ

Çünkü onlar, katımızda seçilmiş ve hayırlı kimselerden idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّهُمْve onlar
عِندَنَاbizim yanımızda
لَمِنَseçkinlerdendir
ٱلْمُصْطَفَيْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَخْيَارِhayırlılardandır

Şüphesiz biz, onları bize ibadet ve itaat etmeleri için katımızda seçkin kıldık. Bizim risaletimizi taşımaları ve insanlara tebliğ etmeleri için seçtik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ ۖ وَكُلٌّۭ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ

İsmail’i, Elyasa’yı ve Zülkifl’i de an. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱذْكُرْve an
إِسْمَٰعِيلَİsma'il'i
وَٱلْيَسَعَve Elyesa'ı
وَذَاve Zülkifil'i
ٱلْكِفْلِve Zülkifil'i
وَكُلٌّۭhepsi de
مِّنَiyilerdendir
ٱلْأَخْيَارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Peygamber! İbrahim'in oğlu İsmail'i, Elyesa'yı ve Zülkifl'i de an. Onlara en iyi övgülerle sena et. Çünkü onlar bunu hak etmektedirler. Onların hepsi Allah katında iyi ve seçkinlerdendi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

هَٰذَا ذِكْرٌۭ ۚ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ

Bu bir anmadır. Doğrusu Allah'tan korkanlar için varılacak güzel bir yer vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هَٰذَاbu
ذِكْرٌۭbir hatırlamadır
وَإِنَّve gerçekten
لِلْمُتَّقِينَkorunanlar için vardır
لَحُسْنَgüzel
مَـَٔابٍۢbir gelecek

Kur'an'da güzel övgülerle övülenler için bu bir anmadır. Şüphesiz Allah'ın emirlerine uyup yasaklarından sakınanlar için ahirette dönüp varacakları güzel bir makam vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

جَنَّٰتِ عَدْنٍۢ مُّفَتَّحَةًۭ لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn Cennetleri vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
جَنَّٰتِcennetleri
عَدْنٍۢAdn
مُّفَتَّحَةًۭaçılmış
لَّهُمُkendilerine
ٱلْأَبْوَٰبُkapıları

Kıyamet gününde kendileri için hazırlanan o güzel dönüş ise ikamet edecekleri cennetlerdir. Cennetin kapıları güler yüzle karşılamak için kendilerine açılmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Mushaf sıralamasında 38. sırada bulunan Sâd Sûresi 88 ayettir ve Mekke dönemi sûreleri arasında değerlendirilir. İsmi başındaki Sâd harfinden demektir. Sâd ismi belirli bir kelimeden gelir; okuma yalnız o kelimenin geçtiği ayetlerle sınırlandırılmamalıdır. Peygamber'e yöneltilen itirazlar karşısında vahyin bir öğüt olduğunu vurgular; güç, hüküm ve tövbe konularını Hz. Dâvûd, Hz. Süleyman ve Hz. Eyyûb örnekleri üzerinden tartışır. Dâvûd'un davayı dinleme sınavı, Süleyman'ın iktidar ve nimetle imtihanı, Eyyûb'un sabrı, Âdem ile İblîs kıssası. Sâd içindeki kıssa, uyarı ve ahiret sahneleri aynı soruya döner: Bilgi davranışa mı dönüşüyor, çıkar karşısında geri mi çekiliyor? Sâd içindeki bu kurgu, vahiy ve öğüt temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: Dâvûd ve Süleyman anlatılarını hükümdarlık övgüsü gibi değil, yetki sahibinin hesap verebilirliği ve hatadan dönüşü açısından okumak daha isabetlidir. Sâd için sağlıklı okuma geçmiş bağlamı korur ve metni müze nesnesine çevirmeden bugünün sorularına açar. Bugüne bakan yönü ise yönetici, ebeveyn veya uzman konumunda olan herkes için karar vermeden önce iki tarafı dinleme ve yanlıştan dönme sorumluluğu öne çıkar. Bu çerçevede Sâd, geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Vahiy ve öğüt
  • Dâvûd'da adalet
  • Süleyman'da güç ve şükür
  • Eyyûb'da sabır
  • İblîs'in kibri

Ne Zaman Okunur?

Sûrenin okunması için sabit bir gece veya gün tayin edilmemiştir. Okuyucu Süleyman'da güç ve şükür ve İblîs'in kibri başlıklarında not alarak ilerleyebilir; uzun pasajlarda meal ve tefsiri birlikte kullanabilir. Okuma, tedbir veya uzman desteğinin alternatifi gibi sunulmamalıdır.

Popüler bölümün dışına çıkmak

Sâd çoğu zaman vahiy ve öğüt başlığıyla hatırlansa da Süleyman'da güç ve şükür ve İblîs'in kibri aynı derecede önemlidir. Sâd tek bir meşhur ayete kapatılmamalı; tekrar eden kelimeler ve sonuç cümleleri ayrı not edilmelidir. Bu yaklaşım bağlam dışı vaat üretme riskini azaltır.

Kesin bilgi ile yorumu ayırmak

Sâd hakkında anlatılan rivayet, yorum ve popüler uygulamalar aynı güven düzeyinde değildir. Sâd içeriğinde ayetin açık ifadesi, güvenilir tefsir yorumu ve kültürel gelenek ayrı başlıklarla sunulmalıdır. İblîs'in kibri konusunda sonuç garantisi veren cümlelerden özellikle kaçınılmalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Sâd Sûresi'nin temel bilgileri nelerdir?

Sûre 88 ayettir, mushaf sırası 38'dir ve yaygın kabule göre Mekke döneminde inmiştir. Adı başındaki Sâd harfinden anlamına gelir.

Sâd Sûresi'nin ana fikri hangi temalarda görülür?

Ana fikir özellikle vahiy ve öğüt, Süleyman'da güç ve şükür ve İblîs'in kibri arasında kurulan bağda görülür.

Sâd Sûresi'ndeki olayları tarih bilgisi olarak okumak yeterli mi?

Hayır. Olaylar, insan davranışının gerekçe ve sonucunu göstermek için anlatılır. Dâvûd'da adalet ile ilgili pasajlar bu açıdan ayrıca değerlendirilmelidir.

Sâd ne zaman okunabilir?

Belirli bir vakitle sınırlandırılmaz. Günlük tilavet, hatim veya vahiy ve öğüt konulu çalışma içinde okunabilir.

Sâd için kesin fazilet vaadi verilebilir mi?

Yalnız güvenilir kaynakta açıkça bulunan teşvikler ihtiyatlı dille aktarılabilir. Sâd içeriğinde kaynaksız sayı, para, sağlık, evlilik veya korunma garantisi verilemez.

Tüm sorular →

Kaynaklar