Ayet ve Sure

Sâd Sûresi 51–88. Ayetler

51–88. AyetlerSayfa 2 / 2
51

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ وَشَرَابٍۢ

Orada koltuklarına kurulmuşlar, birçok meyve ve içecek isterler.

Ayet sayfası →
52

۞ وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine dikmiş yaşıt eşler vardır.

Ayet sayfası →
53

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

İşte hesap günü için size vadedilen budur.

Ayet sayfası →
54

إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

Şüphesiz bu, bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.

Ayet sayfası →
55

هَٰذَا ۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍۢ

Bu (takva sahipleri içindi; ama) azgınlar içinse muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.

Ayet sayfası →
56

جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

Cehennem. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!

Ayet sayfası →
57

هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌۭ وَغَسَّاقٌۭ

İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.

Ayet sayfası →
58

وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

O türden başka çeşit çeşit (azap) daha vardır.

Ayet sayfası →
59

هَٰذَا فَوْجٌۭ مُّقْتَحِمٌۭ مَّعَكُمْ ۖ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ ۚ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

(Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte şunlar sizinle beraber (elim ateşe) girecek olanlardır.” (Zalimler ise der ki:) “Onlar rahat yüzü görmesinler! Onlar (da bizim gibi) ateşe gireceklerdir.”

Ayet sayfası →
60

قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ ۖ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا ۖ فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

(Zalimlere uyanlar ise:) “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin. Onu bize siz sundunuz. Ne kötü bir yerdir.” diyeceklerdir.

Ayet sayfası →
61

قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًۭا ضِعْفًۭا فِى ٱلنَّارِ

“Rabbimiz! Kim bunu bizim önümüze sürdüyse, onun ateşteki azabını kat kat arttır.” derler.

Ayet sayfası →
62

وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًۭا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

Derler ki: "Ne oluyor da, kendilerini kötülerden saydığımız adamları göremiyoruz?"

Ayet sayfası →
63

أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

Biz onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz)?”

Ayet sayfası →
64

إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّۭ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

İşte cehennem halkının birbiriyle olan bu tartışması kesin gerçektir.

Ayet sayfası →
65

قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌۭ ۖ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Kahhâr olan Allah’tan başka bir (hak) ilah yoktur."

Ayet sayfası →
66

رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

(O) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir, çok güçlüdür, çok bağışlayandır.

Ayet sayfası →
67

قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."

Ayet sayfası →
68

أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.

Ayet sayfası →
69

مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

Yüce topluluk (mele-i a'la) aralarında tartışırlarken benim hiçbir bilgim yoktu.

Ayet sayfası →
70

إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ

“Ben, ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.”

Ayet sayfası →
71

إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن طِينٍۢ

Hani Rabbin meleklere; “Gerçekten ben çamurdan bir beşer yaratacağım.” demişti.

Ayet sayfası →
72

فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

Ben şeklini verip, ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın.”

Ayet sayfası →
73

فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

Meleklerin tümü hep birlikte secdeye kapandılar.

Ayet sayfası →
74

إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

İblis müstesnâ. Büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

Ayet sayfası →
75

قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ ۖ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ

(Allah) Buyurdu ki: "Ey İblis! İki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın yoksa yücelerden mi oldun?"

Ayet sayfası →
76

قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌۭ مِّنْهُ ۖ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍۢ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍۢ

Dedi ki: “Ben ondan daha hayırlıyım. Sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”

Ayet sayfası →
77

قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌۭ

(Allah) buyurdu ki: "Öyleyse çık oradan. Sen artık kovulmuş birisin."

Ayet sayfası →
78

وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

“Ve şüphesiz ceza gününe kadar benim lanetim senin üzerindedir.”

Ayet sayfası →
79

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

(İblis): “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver!” dedi.

Ayet sayfası →
80

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

(Allah) buyurdu ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''

Ayet sayfası →
81

إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

Vakti bilinen bir güne kadar.

Ayet sayfası →
82

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

"Senin izzetin adına yemin ederim ki, onların hepsini aldatıp saptıracağım." dedi.

Ayet sayfası →
83

إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

Ancak, içlerinde ihlas sahibi kulların müstesna.

Ayet sayfası →
84

قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ

(Allah) Buyurdu ki: “İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim.”

Ayet sayfası →
85

لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ

Cehennem'i tamamen senden olanlar ve sana uyanlarla dolduracağım.

Ayet sayfası →
86

قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍۢ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

De ki: "Ben sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir yükümlülük getirenlerden de değilim."

Ayet sayfası →
87

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ

O, yalnızca bütün âlemler için bir öğüttür.

Ayet sayfası →
88

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ

Onun haberini bir süre sonra bileceksiniz.

Ayet sayfası →