Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

34. Sûre · Mekke · 54 Ayet

سبأ

SEBE SÛRESİ

Sebe

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلْءَاخِرَةِ ۚ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ

Hamt, göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah’a mahsustur. Ahirette de hamt O’na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْحَمْدُhamd
لِلَّهِAllah'a mahsustur
ٱلَّذِىöyle ki
لَهُۥonundur
مَاne varsa
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve ne varsa
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَهُve O'na mahsustur
ٱلْحَمْدُhamd
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُوَve O
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir
ٱلْخَبِيرُhaber alandır

Hamt; yaratma, sahip olma ve idare etme bakımından göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de övgü O'nadır. O, yaratmasında ve idare etmesinde çok hikmet sahibidir ve kullarının hallerinden hakkıyla haberdardır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا ۚ وَهُوَ ٱلرَّحِيمُ ٱلْغَفُورُ

Allah; yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O; çok merhametlidir, çok bağışlayıcıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَعْلَمُbilir
مَاne ki
يَلِجُgiriyor
فِىiçine
ٱلْأَرْضِyerin
وَمَاve ne ki
يَخْرُجُçıkıyor
مِنْهَاondan
وَمَاve ne ki
يَنزِلُiniyor
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve ne ki
يَعْرُجُçıkıyor
فِيهَاoraya
وَهُوَve O
ٱلرَّحِيمُçok esirgeyendir
ٱلْغَفُورُçok bağışlayandır

Yeryüzüne giren su ve bitkileri, yeryüzünden çıkan bitki ve bunun dışındaki şeyleri, gökyüzünden inen yağmuru, melekleri ve rızkı, yine gökyüzüne yükselen melekleri, kulların amellerini ve ruhlarını bilen O'dur. O, Mümin kullarına karşı çok merhametlidir ve tövbe eden kulunun günahlarını çok bağışlayandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَأْتِينَا ٱلسَّاعَةُ ۖ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ ۖ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَآ أَصْغَرُ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرُ إِلَّا فِى كِتَٰبٍۢ مُّبِينٍۢ

Kâfirler: "Kıyamet bize gelmeyecek." dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim'e yemin olsun, o mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli değildir. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitaptadır (yazılıdır)."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dediler ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَاbize gelmez
تَأْتِينَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّاعَةُsa'at
قُلْde ki
بَلَىٰhayır
وَرَبِّىRabbim hakkı için
لَتَأْتِيَنَّكُمْo mutlaka size gelecektir
عَٰلِمِbilen
ٱلْغَيْبِgaybı
لَاgizli kalmaz
يَعْزُبُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُO'ndan
مِثْقَالُağırlığınca
ذَرَّةٍۢzerre
فِىolan
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerde
وَلَاne de
فِىolan
ٱلْأَرْضِyerde
وَلَآve yoktur
أَصْغَرُküçük
مِنbundan
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَآve yoktur
أَكْبَرُbüyük
إِلَّاki olmasın
فِىbir Kitapta
كِتَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّبِينٍۢapaçık

Kâfirler: "Kıyamet ebediyen gelmeyecek!" dediler. Ey Resul! De ki: "Hayır! Allah'a yemin olsun ki yalanlayıp durduğunuz kıyamet size muhakkak gelecektir. Fakat kıyametin ne zaman kopacağını Allah'tan başkası bilmez. Allah Teâlâ; kıyamet ve onun dışındaki gaybî şeyleri bilendir. Göklerde ve yerde bir karınca ağırlığı kadar küçük bir şey dahi olsa hiçbir şey O'nun ilminden gizli (saklı) olamaz. Aynı şekilde zikredilen bu şeyden daha küçük ya da daha büyük hiçbir şey de O'nun ilminden gizli kalmaz. Bütün bunlar apaçık bir kitapta yazılıdır ki o kitap; kıyamete kadar olacak olan her şeyin yazıldığı Levh-i Mahfûz'dur."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

لِّيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَرِزْقٌۭ كَرِيمٌۭ

Bu, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması içindir. İşte Onlar için büyük bir mağfiret ve güzel bir rızık vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّيَجْزِىَmükafatlandırması için
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟ve yapanları
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمonlar için vardır
مَّغْفِرَةٌۭmağfiret
وَرِزْقٌۭve rızık
كَرِيمٌۭgüzel

Allah; kendisine iman eden ve salih amel işleyen kullarını mükâfatlandırmak için Levh-i Mahfûz'da belirlediklerini kaydetmiştir. İşte bu özelliklere sahip olan kimselere Allah'tan günahları için bir bağışlanma vardır. Yüce Allah onları günahlarından dolayı cezalandırmaz. Yine onlar için güzel bir rızık vardır. Bu rızık, Yüce Allah'ın kıyamet günündeki cennetidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَٱلَّذِينَ سَعَوْ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌۭ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌۭ

Ayetlerimiz konusunda acze düşürmek için koşuşturanlar ise işte onlar için de en kötüsünden, pek acıklı bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseler ise
سَعَوْçalışan(lar)
فِىٓhakkında
ءَايَٰتِنَاayetlerimiz
مُعَٰجِزِينَaciz bırakmağa
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمْonlar için vardır
عَذَابٌۭbir azab
مِّنpislikten
رِّجْزٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَلِيمٌۭacı

Allah'ın indirmiş olduğu ayetlerini boşa çıkarmak için çabalayarak amel eden ve ayetlerimiz hakkında; "Bu bir sihirdir!" diyen ve resulümüz hakkında da; "Bu bir kâhin ve şairdir." diyenler var ya; işte bu sıfatları kendisinde barındıran kimseler için kıyamet günü azabın en şiddetlisi ve en kötüsü vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَيَرَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ ٱلْحَقَّ وَيَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'ın) gerçek olduğunu bilir. O'nun, mutlak galip ve övgüye lâyık olan (Allah'ın) yoluna ilettiğini görürler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَرَىve görürler
ٱلَّذِينَkimseler
أُوتُوا۟kendilerine verilen(ler)
ٱلْعِلْمَbilgi
ٱلَّذِىٓindirilenin
أُنزِلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُوَgerçek olduğunu
ٱلْحَقَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَهْدِىٓve ilettiğini
إِلَىٰyoluna;
صِرَٰطِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَزِيزِmutlak galib
ٱلْحَمِيدِve hamde layık olanın

Sahabelerin ve ehlikitabın iman etmiş âlimleri; Allah'ın sana indirmiş olduğu vahyin; içerisinde hiçbir şüphe olmayan hak olduğuna şahitlik ederler. Aynı şekilde o (Kur'an); mutlak galip olan, hiç kimsenin kendisine karşı üstün gelemediği, dünyada ve ahirette övgüye layık olan Allah'ın yoluna iletir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍۢ يُنَبِّئُكُمْ إِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمْ لَفِى خَلْقٍۢ جَدِيدٍ

Kâfir olanlar dediler ki: "Çürüyüp paramparça olduğunuz vakit yeniden dirileceğinizi söyleyerek haber veren kişiyi gösterelim mi?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dediler ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
هَلْmi?
نَدُلُّكُمْsize gösterelim
عَلَىٰbir adam
رَجُلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُنَبِّئُكُمْsize haber veren
إِذَاzaman
مُزِّقْتُمْsiz parçalandığınız
كُلَّtamamen
مُمَزَّقٍdağılıp
إِنَّكُمْsizin
لَفِىiçinde olacağınızı
خَلْقٍۢbir yaratılış
جَدِيدٍyeni

Kâfirler, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdikleri hakkında bir şaşırma ve alay ifadesi olarak kendilerinden olan bazı kimselere şöyle dediler: "Sizler öldükten ve ölümünüzden sonra (çürüyüp) paramparça olduktan sonra sizlerin yeniden diriltileceğini haber veren bu adamı size gösterelim mi?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

أَفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَم بِهِۦ جِنَّةٌۢ ۗ بَلِ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ فِى ٱلْعَذَابِ وَٱلضَّلَٰلِ ٱلْبَعِيدِ

"Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mı etmiştir? Yoksa onda delilik mi var?" (dediler). Hayır! Öyle değil! Ahirete iman etmeyenler azap içinde ve uzak bir sapıklıktadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفْتَرَىٰuydurdu mu?
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
كَذِبًاbir yalan
أَمyoksa
بِهِۦkendisinde -mi var?
جِنَّةٌۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلِhayır
ٱلَّذِينَkimseler
لَاinanmayanlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْءَاخِرَةِahirete
فِىiçindedirler
ٱلْعَذَابِazab
وَٱلضَّلَٰلِve bir sapıklık
ٱلْبَعِيدِuzak

Bu adam (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-), ölümümüzden sonra bizim diriltileceğimizi iddia ederek; Allah hakkında yalan mı uydurmuştur? Yoksa hakikati olmayan şeyler ile hezeyan yaşayan bir deli midir? (Hayır!) Durum, bu kimselerin iddia ettiği gibi değildir. Asıl, hasıl olan ahirete iman etmeyenlerin kıyamet günü şiddetli bir azap içerisinde olacakları, dünyada ise haktan uzak apaçık bir sapıklık içinde bulunmalarıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

أَفَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لِّكُلِّ عَبْدٍۢ مُّنِيبٍۢ

Onlar önlerindeki ve arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. İşte bunda, (Rabbine) ihlasla yönelen her kul için bir ayet/delil vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَلَمْgörmüyorlar mı?
يَرَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىٰbulunanı
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَيْنَarasında (önlerinde)
أَيْدِيهِمْelleri (önlerinde)
وَمَاve bulunanı
خَلْفَهُمarkalarında
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerden
إِنeğer
نَّشَأْdilesek
نَخْسِفْbatırırız
بِهِمُonları
ٱلْأَرْضَyere
أَوْya da
نُسْقِطْdüşürürüz
عَلَيْهِمْüzerlerine
كِسَفًۭاparçalar
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَءَايَةًۭbir ibret
لِّكُلِّhepsi için
عَبْدٍۢkul(ların)
مُّنِيبٍۢyönelen

Yeniden dirilmeyi inkâr edenler, yerde önlerinde olanı ve gökte arkalarında olanı görmezler mi? Eğer dilersek onları ayaklarının altından yere batırırız ve yine dilersek onların üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. İşte bunda, Allah'ın kudretine delil getirmek ve Rabbine çokça itaat ederek O'na dönmek isteyen her kul için açık ve kesin deliller vardır. Bunlara kadir olan (Allah); ölümünüzden ve bedenlerinizin paramparça olmasından sonra sizleri yeniden diriltmeye kadirdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

۞ وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضْلًۭا ۖ يَٰجِبَالُ أَوِّبِى مَعَهُۥ وَٱلطَّيْرَ ۖ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلْحَدِيدَ

Dâvud’a katımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar ve kuşlar! Dâvud’la tespih edin." Onun için demiri de yumuşattık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun ki
ءَاتَيْنَاverdik
دَاوُۥدَDavud'a
مِنَّاtarafımızdan
فَضْلًۭاbir üstünlük
يَٰجِبَالُey dağlar
أَوِّبِىtesbih edin
مَعَهُۥonunla beraber
وَٱلطَّيْرَve (ey) kuşlar
وَأَلَنَّاve yumuşattık
لَهُona
ٱلْحَدِيدَdemiri

Biz, Dâvud -aleyhisselam-'a katımızdan nübüvvet (peygamberlik) ve mülk (hükümranlık) verdik. Dağlara: "Ey Dağlar! Dâvud ile birlikte sizler de tesbîh edin!" dedik. Kuşlara da aynısını dedik. Demiri onun için yumuşak kıldık ki, böylece demirden istediği gereçleri üretebilsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

أَنِ ٱعْمَلْ سَٰبِغَٰتٍۢ وَقَدِّرْ فِى ٱلسَّرْدِ ۖ وَٱعْمَلُوا۟ صَٰلِحًا ۖ إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ

"Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Dâvud hanedanı!) Salih ameller işleyin! Kuşkusuz ben, yaptıklarınızı hakkıyla görmekteyim." diye (vahyettik).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَنِyap
ٱعْمَلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَٰبِغَٰتٍۢgeniş zırhlar
وَقَدِّرْölçülü yap
فِىdokumasını
ٱلسَّرْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱعْمَلُوا۟ve (hepiniz) yapın
صَٰلِحًاiyi işler
إِنِّىçünkü ben
بِمَاyaptıklarınızı
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَصِيرٌۭgörmekteyim

Ey Dâvûd! Düşmanlarının kötülüklerinden korunmak için, demir halkaları birbirine geçirilen zırhlar yap. Çivileri halkalara uygun yap. İnce yapma ki içerisine girilebilsin, kalın ve sert yapma ki giymesi kolay olsun. Salih ameller işleyin. Şüphesiz ben, işlediğiniz amelleri hakkıyla görürüm. Sizin amellerinizden hiçbir şey bana gizli kalmaz. Ben, yaptığınız amellere göre size karşılık vereceğim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌۭ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۭ ۖ وَأَسَلْنَا لَهُۥ عَيْنَ ٱلْقِطْرِ ۖ وَمِنَ ٱلْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِۦ ۖ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ

Süleyman'a da sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay(lık mesafe) olan rüzgârı (boyun eğdirdik). Onun için erimiş bakır madenini sel gibi akıttık. Cinlerden de, Rabbinin izniyle onun emrinde çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden sapacak olsa ona şiddetli azaptan tattırırdık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِسُلَيْمَٰنَve Süleyman'a
ٱلرِّيحَrüzgarı
غُدُوُّهَاsabah gidişi
شَهْرٌۭbir ay(lık mesafe)
وَرَوَاحُهَاve akşam dönüşü
شَهْرٌۭbir ay(lık mesafe)
وَأَسَلْنَاve akıttık
لَهُۥonun için
عَيْنَkaynağını
ٱلْقِطْرِkatran
وَمِنَve bir kısmı
ٱلْجِنِّcinlerin
مَنki
يَعْمَلُçalışırdı
بَيْنَonun önünde
يَدَيْهِonun önünde
بِإِذْنِizniyle
رَبِّهِۦRabbinin
وَمَنve kim
يَزِغْsapsa
مِنْهُمْonlardan
عَنْbuyruğumuzdan
أَمْرِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نُذِقْهُona taddırırdık
مِنْazabı
عَذَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّعِيرِalevli

Dâvûd'un oğlu Süleyman -aleyhisselam-'a sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı verdik. Yine O'na; erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık ki, ondan istediği şeyi imal etsin. Yine cinleri kendisinin önünde Rabbinin emri ile çalışması için emrine verdik. Cinlerden, emrettiğimiz işleri yapmaktan sapanlara alevli azaptan tattırdık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

يَعْمَلُونَ لَهُۥ مَا يَشَآءُ مِن مَّحَٰرِيبَ وَتَمَٰثِيلَ وَجِفَانٍۢ كَٱلْجَوَابِ وَقُدُورٍۢ رَّاسِيَٰتٍ ۚ ٱعْمَلُوٓا۟ ءَالَ دَاوُۥدَ شُكْرًۭا ۚ وَقَلِيلٌۭ مِّنْ عِبَادِىَ ٱلشَّكُورُ

Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Dâvud ailesi! Şükür için çalışın. Kullarımdan şükredenler pek azdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَعْمَلُونَyaparlardı
لَهُۥona
مَاne
يَشَآءُdiliyorsa
مِنkalelerden
مَّحَٰرِيبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتَمَٰثِيلَve heykeller(den)
وَجِفَانٍۢve leğenler(den)
كَٱلْجَوَابِhavuzlar kadar (geniş)
وَقُدُورٍۢve kazanlar(dan)
رَّاسِيَٰتٍsabit
ٱعْمَلُوٓا۟yapın
ءَالَ(ey) ailesi
دَاوُۥدَDavud
شُكْرًۭاşükredin
وَقَلِيلٌۭve azdır
مِّنْkullarımdan
عِبَادِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلشَّكُورُşükreden

Bu cinler; Süleyman -aleyhisselam-'ın istediği namaz kılınan mescitleri, sarayları, istediği surları, çanaklardan büyük su havuzlarını, büyüklüğü sebebi ile yerinden hareket etmeyen sabit yemek kazanları yaparlardı. Onlara şöyle dedik: "Ey Dâvûd ailesi! Size verdiği nimetler için Allah'a şükür için çalışıp, amel işleyin. Zira verdiğim nimetlere kullarımdan şükredenler azdır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ ۖ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca, anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاzaman
قَضَيْنَاhükmettiğimiz
عَلَيْهِonun
ٱلْمَوْتَölümüne
مَاgöstermedi
دَلَّهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰonun öldüğünü
مَوْتِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkası
دَآبَّةُbir kurdundan
ٱلْأَرْضِyer (ağaç)
تَأْكُلُyiyen
مِنسَأَتَهُۥdeğneğini
فَلَمَّاne zaman ki
خَرَّyıkıldı
تَبَيَّنَتِanlaşıldı ki
ٱلْجِنُّcinler
أَنeğer
لَّوْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَانُوا۟idi
يَعْلَمُونَbilseler
ٱلْغَيْبَgaybı
مَاkalmazlardı
لَبِثُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىiçinde
ٱلْعَذَابِazab
ٱلْمُهِينِküçük düşürücü

Süleyman -aleyhisselam-'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman bir ağaç kurdu onun asasını yiyip de dayandığı yerden onu düşürünceye kadar cinler, onun öldüğünü anlayamadılar. O, düşünce cinlerin gaybı bilmediği açıkça ortaya çıkmış oldu. Eğer gaybı biliyor olsalardı Süleyman -aleyhisselam- için yapmakta oldukları o zor işleri onun yaşadığını ve kendilerini gözetlediğini zannederek yapmaya devam etmezlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍۢ فِى مَسْكَنِهِمْ ءَايَةٌۭ ۖ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍۢ وَشِمَالٍۢ ۖ كُلُوا۟ مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥ ۚ بَلْدَةٌۭ طَيِّبَةٌۭ وَرَبٌّ غَفُورٌۭ

Andolsun, Sebe kavmi için oturduğu yerlerde büyük bir ibret vardır. Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı. (Onlara:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. İşte güzel bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَقَدْandolsun
كَانَvardır
لِسَبَإٍۢSebe (oğulların)ın
فِىyerlerde
مَسْكَنِهِمْoturdukları
ءَايَةٌۭbir ibret
جَنَّتَانِiki bahçe
عَنsağdan
يَمِينٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَشِمَالٍۢve soldan
كُلُوا۟yeyin
مِنrızkından
رِّزْقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّكُمْRabbinizin
وَٱشْكُرُوا۟ve şükredin
لَهُۥO'na
بَلْدَةٌۭ(bir) ülke
طَيِّبَةٌۭhoş
وَرَبٌّve Rabbin
غَفُورٌۭçok bağışlayandır

Şüphesiz Sebe kabilesinin yerleşmiş oldukları yerlerde Allah'ın kudretine ve onlara vermiş olduğu nimetlerine dair açık deliller vardır. Bu nimetler; biri sağ (taraf) dan diğeri sol (taraf) dan olmak üzere iki bahçeydi. Onlara; "Rabbinizin (size vermiş olduğu) rızkından yiyin ve nimetlerine karşı O'na şükredin. İşte (sizin için) bu; güzel bir belde ve kendisine tövbe edenin tövbesini çokça kabul edip bağışlayan bir Rab!" dedik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

فَأَعْرَضُوا۟ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ ٱلْعَرِمِ وَبَدَّلْنَٰهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَىْ أُكُلٍ خَمْطٍۢ وَأَثْلٍۢ وَشَىْءٍۢ مِّن سِدْرٍۢ قَلِيلٍۢ

Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arîm (her şeyi yıkıp süpüren azap) selini gönderdik ve onların iki bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az sayıda Sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştürdük.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَعْرَضُوا۟ama yüz çevirdiler
فَأَرْسَلْنَاbu yüzden gönderdik
عَلَيْهِمْüzerlerine
سَيْلَselini
ٱلْعَرِمِArim
وَبَدَّلْنَٰهُمve çevirdik
بِجَنَّتَيْهِمْonların iki bahçesini
جَنَّتَيْنِiki bahçeye
ذَوَاتَىْbulunan
أُكُلٍyemişli
خَمْطٍۢburuk
وَأَثْلٍۢve acı meyvalı
وَشَىْءٍۢve içinde
مِّنsedir ağacı
سِدْرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَلِيلٍۢbiraz

Onlar; Allah'a şükretmekten ve Allah'ın peygamberlerine iman etmekten yüz çevirdiler. Biz de onların nimetlerini afet ile değiştirerek onları cezalandırdık. Onların üzerlerine; her şeyi silip süpüren, barajlarını mahveden ve bahçelerini sular altında bırakan bir sel gönderdik. Böylece onların verimli olan iki bahçesini içerisinde sadece buruk meyveleri olan ve meyvesi olmayan ılgın ağacı ile bir de biraz sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

ذَٰلِكَ جَزَيْنَٰهُم بِمَا كَفَرُوا۟ ۖ وَهَلْ نُجَٰزِىٓ إِلَّا ٱلْكَفُورَ

İşte nankörlük etmeleri sebebi ile biz onları böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَböyle
جَزَيْنَٰهُمonları cezalandırdık
بِمَاötürü
كَفَرُوا۟inkarlarından
وَهَلْbiz cezalandırır mıyız?
نُجَٰزِىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasını
ٱلْكَفُورَinkar edenden

(Nimetlerin yerini afetin aldığı) Bu değişme; onların (daha önce) nimetler içerisinde iken küfürleri ve nimetlere karşı şükretmekten yüz çevirerek nankörlük etmeleri sebebi ile gerçekleşmiştir. İşte bu şiddetli ceza ile ancak Allah'ın nimetlerini inkâr eden, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'yı küfredenleri cezalandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ ٱلْقُرَى ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا قُرًۭى ظَٰهِرَةًۭ وَقَدَّرْنَا فِيهَا ٱلسَّيْرَ ۖ سِيرُوا۟ فِيهَا لَيَالِىَ وَأَيَّامًا ءَامِنِينَ

Kendileri (Sebe) ile içlerinde bereketler kıldığımız memleketler (Şam) arasında (birbirine yakın) görünebilen memleketler var ettik. İçlerinde yolculuğu ölçülü kıldık/konaklara ayırdık ve; “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın." (dedik).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلْنَاve var ettik
بَيْنَهُمْonların arasında
وَبَيْنَve arasında
ٱلْقُرَىkentler
ٱلَّتِىbereketlendirdiğimiz
بَٰرَكْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاiçinde
قُرًۭىkentler
ظَٰهِرَةًۭaçıkça görünen
وَقَدَّرْنَاve takdir ettik
فِيهَاbunlar arasında
ٱلسَّيْرَyürümeyi
سِيرُوا۟yürüyün
فِيهَاoralarda
لَيَالِىَgeceleri
وَأَيَّامًاve gündüzleri
ءَامِنِينَgüven içinde

Yemen'deki Sebe halkı ile içlerinde bereketler kıldığımız Şam diyarı arasında birbirine yakın görünebilen memleketler var ettik. Böylece onlar; herhangi bir meşakkat olmaksızın Şam'a ulaşıncaya kadar bir köyden diğer köye geçip giderlerdi. Onlara; "Oralarda geceleri ve gündüzleri açlıktan, susuzluktan ve düşman korkusundan uzak güvenlik içinde gezip dolaşın." dedik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

فَقَالُوا۟ رَبَّنَا بَٰعِدْ بَيْنَ أَسْفَارِنَا وَظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ وَمَزَّقْنَٰهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍۢ

“Rabbimiz yolculuklarımız arasını uzaklaştır” diye dua ettiler ve kendi nefislerine zulmettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَالُوا۟dediler
رَبَّنَاRabbimiz
بَٰعِدْuzaklaştır
بَيْنَarasını
أَسْفَارِنَاseferlerimizin
وَظَلَمُوٓا۟ve zulmettiler
أَنفُسَهُمْkendilerine
فَجَعَلْنَٰهُمْbiz de onları çevirdik
أَحَادِيثَefsanelere
وَمَزَّقْنَٰهُمْonları darmadağın ettik
كُلَّhepsini
مُمَزَّقٍparçalayarak
إِنَّşüphesiz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَءَايَٰتٍۢibretler
لِّكُلِّherkes için
صَبَّارٍۢsabreden
شَكُورٍۢşükreden

Onlar; Allah'ın üzerlerindeki nimeti olan mesafelerin yakınlığı hususunda nankörlük ederek: "Rabbimiz! O köyleri ortadan kaldırarak yolculuk yaptığımız şehirlerimizin arasındaki mesafeleri öyle açıp, uzat ki, yolcularımızın maharetleri belli olsun ve yolculuklarımızdan dolayı ortaya çıkacak yorgunluk ve zorluğu iyice hissedelim"dediler. Onlar; nimetlere nankörlük edip şükretmekten yüz çevirmeleri ve içlerinden fakir olanları hasetleri sebebiyle kendilerine zulmettiler. Biz de onları, kendilerinden sonra gelenlerin konuştuğu ibretlik olaylar kıldık ve birbirlerine ulaşamayacakları şekilde onları kendi beldelerinde tamamen parçaladık. Şüphesiz bunda -Sebe halkına vermiş olduğumuz nimetlerde ve ardından inkârları ve azgınlıkları sebebi ile kendilerinden intikam alınmasında- Allah'a itaat etmede, günah işlememede ve başa gelen belalarda çokça sabreden ve nimetlerine karşı çokça şükreden her bir kimse için ibret vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُۥ فَٱتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًۭا مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Andolsun ki İblis onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. Böylece Müminlerden bir grup dışında (hepsi) ona uydular.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
صَدَّقَdoğru çıkardı
عَلَيْهِمْonlar hakkındaki
إِبْلِيسُİblis
ظَنَّهُۥzannını
فَٱتَّبَعُوهُ(hepsi) ona uydular
إِلَّاdışındakiler
فَرِيقًۭاbir bölümü
مِّنَinananlardan
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İblis, onları yoldan çıkarıp haktan saptırabileceği hususundaki zannını doğru çıkardı. Böylece Müminlerden bir grup dışındaki insanlar küfür ve sapıklıkta ona tabi oldular. Müminler ise kendisine tabi olmayarak İblis'i hayal kırıklığına uğratıp onun zannını boşa çıkardılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَيْهِم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يُؤْمِنُ بِٱلْءَاخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فِى شَكٍّۢ ۗ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌۭ

Oysa Şeytan'ın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete iman edenleri, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin; her şeyi koruyandır, muhafaza edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كَانَyoktu
لَهُۥonun
عَلَيْهِمonlar üzerinde
مِّنzorlayıcı bir gücü
سُلْطَٰنٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
لِنَعْلَمَ(ayırd edip) bilelim diye
مَنkimseyi
يُؤْمِنُinanan
بِٱلْءَاخِرَةِahirete
مِمَّنْkimseden
هُوَo
مِنْهَاondan
فِىiçinde
شَكٍّۢkuşku
وَرَبُّكَRabbin
عَلَىٰher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٍşeyi
حَفِيظٌۭkorumaktadır

İblis'in onları saptıracak bir gücü yoktu. O, ancak onlar için (batılı) süslüyor ve onları azdırıyordu. Biz, ahirete ve ahirette olacak olan cezaya (karşılık verilmesine) iman eden ile ondan şüphe edeni ortaya çıkarmak için azdırması (ve yoldan çıkarması) için ona izin verdik. Ey Peygamber! Senin Rabbin her şeyi koruyup gözetendir. Kullarının amellerini bütün tafsilatı ile koruyup karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا لَهُمْ فِيهِمَا مِن شِرْكٍۢ وَمَا لَهُۥ مِنْهُم مِّن ظَهِيرٍۢ

(Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinize dua edin. Onlar ne göklerde ne de yerde bir zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلِde ki
ٱدْعُوا۟çağırın
ٱلَّذِينَşeyleri
زَعَمْتُم(tanrı) sandığınız
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
لَاdeğillerdir
يَمْلِكُونَbir şeye sahip
مِثْقَالَağırlığınca
ذَرَّةٍۢzerre
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve değiller
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve yoktur
لَهُمْonların
فِيهِمَاbu ikisinde
مِنhiçbir
شِرْكٍۢortaklıkları
وَمَاve yoktur
لَهُۥO'nun
مِنْهُمonlardan
مِّنhiçbir
ظَهِيرٍۢyardımcısı

Ey Resul! O müşriklere de ki: "Haydi, Allah'tan gayrı kendilerinin ilah olduklarını ileri sürdüklerinizi, size fayda getirmesi ve sizden zararı kaldırması için çağırın, bakalım. O ilahlar; göklerde ve yerde zerre miktarı bir şeye dahi sahip değiller ve onların göklerde ve yerde Allah ile bir ortaklıkları da yoktur. Allah'ın; kendisine yardım eden bir yardımcısı da yoktur. O; ortaklardan ve yardımcılardan mustağnidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۥ ۚ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ ۖ قَالُوا۟ ٱلْحَقَّ ۖ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da: "Hak olanı buyurdu." derler. O; yüksektir/yücedir, büyüktür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تَنفَعُfayda vermez
ٱلشَّفَٰعَةُşefa'ati
عِندَهُۥٓO'nun huzurunda
إِلَّاbaşkasının
لِمَنْkimselerden
أَذِنَizin verdiği
لَهُۥO'nun
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاne zaman ki
فُزِّعَkorku giderildi
عَنonların yüreklerinden
قُلُوبِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالُوا۟derler ki
مَاذَاne?
قَالَbuyurdu
رَبُّكُمْRabbiniz
قَالُوا۟derler
ٱلْحَقَّhakkı
وَهُوَve O
ٱلْعَلِىُّyücedir
ٱلْكَبِيرُbüyüktür

Allah -Subhanehu ve Teâlâ- katında kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez ve Allah, ancak kendisinden razı olduğu kimseye şefaat etmesi için izin verir. Semaların üstünde konuştuğu zaman, meleklerin kanatlarını vurarak O'nun sözüne boyun eğip itaat etmeleri Yüce Allah'ın yüceliklerindendir. Ta ki korku, onların (meleklerin) kalplerinden giderilir ve melekler; Cebrail -aleyhisselam-'a: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Cebrail -aleyhisselam-: "Hak olanı buyurdu." der. Allah; zatı ve galip gelmesi ile yüce ve yüksek olandır, her şeyden büyüktür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

۞ قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ قُلِ ٱللَّهُ ۖ وَإِنَّآ أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَىٰ هُدًى أَوْ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

De ki: "Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?" De ki: "Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَنkim?
يَرْزُقُكُمsize rızık veriyor
مِّنَgöklerden
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerden
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah
وَإِنَّآo halde biz
أَوْveya
إِيَّاكُمْsiz
لَعَلَىٰüzerindeyiz
هُدًىdoğru yol
أَوْveya
فِىiçindeyiz
ضَلَٰلٍۢbir sapıklık
مُّبِينٍۢaçık

Ey Rasûl! O müşriklere de ki: "Gökyüzünden yağmuru indirerek ve yeryüzünden meyveler, ekinler, mahsuller ve bunların dışında diğer şeyleri çıkararak sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Sizi oradan rızıklandıran Allah'tır." De ki: "Ey müşrikler! Biz veya siz, ikimizden biri ya doğru yol üzerinde veya hak yoldan apaçık bir sapıklık içindedir. İkimizden biri kaçınılmaz olarak sapıklık üzerindedir. Şüphesiz hidayet ve doğru yol üzere olanlar Müminlerdir. Sapıklık ehli olanlar ise müşriklerdir.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

قُل لَّا تُسْـَٔلُونَ عَمَّآ أَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ

De ki: "Siz, bizim işlemiş bulunduğumuz suçtan sorulacak değilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّاdeğil(siniz)
تُسْـَٔلُونَsorulacak
عَمَّآbizim işlediğimiz suçtan
أَجْرَمْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve değil(iz)
نُسْـَٔلُbiz sorumlu
عَمَّاsizin işlediğinizden
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Resul! Onlara de ki: "Sizler, kıyamet günü bizim işlemiş olduğumuz günahlarımızdan sorulmayacaksınız. Biz de sizin yapmakta olduklarınızdan sorulacak değiliz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَهُوَ ٱلْفَتَّاحُ ٱلْعَلِيمُ

De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. O, hüküm veren, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
يَجْمَعُtoplayacak
بَيْنَنَاhepimizi bir araya
رَبُّنَاRabbimiz
ثُمَّsonra
يَفْتَحُçözecektir
بَيْنَنَاaramızdakini
بِٱلْحَقِّhak ile
وَهُوَve O
ٱلْفَتَّاحُsorunları en güzel çözümleyendir
ٱلْعَلِيمُbilendir

Onlara de ki: "Kıyamet günü Allah hepimizi bir araya toplayacak, sonra da sizinle bizim aramızda adaletle hükmedecektir. Böylece (Allah) hak ehlini batıl ehlinden ayırıp ortaya çıkarır. O; adalet ile hükmeden ve hükmettiği şeyi hakkıyla bilendir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

قُلْ أَرُونِىَ ٱلَّذِينَ أَلْحَقْتُم بِهِۦ شُرَكَآءَ ۖ كَلَّا ۚ بَلْ هُوَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

De ki: O’na ortak koştuklarınızı bana gösterin. Asla gösteremezsiniz. Bilâkis yegâne galip ve her şeyi hikmetle idare eden ancak Allah'tır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرُونِىَbana gösterin
ٱلَّذِينَkattığınız
أَلْحَقْتُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦO'na
شُرَكَآءَortakları
كَلَّاhayır
بَلْdoğrusu
هُوَO
ٱللَّهُAllah'tır
ٱلْعَزِيزُgalib
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibi

Ey Resul! Onlara de ki: "İbadette kendilerini Allah'a ortak koştuklarınızı bana gösterin." Hayır! Durum sizin tasavvur ettiğiniz gibi değildir, O'nun (Allah'ın) ortakları yoktur. O; hiç kimsenin kendisine galip gelemediği Yüce Allah'tır. O; yaratmasında, kudretinde ve idare edip düzenlemesinde çok hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا كَآفَّةًۭ لِّلنَّاسِ بَشِيرًۭا وَنَذِيرًۭا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Biz, seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآbiz seni göndermedik
أَرْسَلْنَٰكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
كَآفَّةًۭbütün
لِّلنَّاسِinsanlara
بَشِيرًۭاmüjdeleyici olman
وَنَذِيرًۭاve uyarıcı olman
وَلَٰكِنَّfakat
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Resul! Biz, seni ancak takva ehlini cennet ile müjdelemen, küfür ehli ve yoldan çıkanları da korkutman için insanların tamamına gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. Eğer bilmiş olsalardı seni yalanlamazlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

"Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman gerçekleşecek?" derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُونَdiyorlar ki
مَتَىٰne zaman
هَٰذَاbu
ٱلْوَعْدُtehdid(ettiğiniz azap)
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru

Kendisi ile korkutuldukları azap hususunda acele eden müşrikler şöyle derler: Hak olduğunu iddia ettiğinizde doğru sözlü iseniz azap vaadi ne zamandır?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

قُل لَّكُم مِّيعَادُ يَوْمٍۢ لَّا تَسْتَـْٔخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةًۭ وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ

De ki: “Sizin vaat olunan bir gününüz vardır. Ondan ne bir an geri kalırsınız, ne de ileri geçersiniz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّكُمsizin için vardır
مِّيعَادُbelirtilmiş
يَوْمٍۢbir gün
لَّاgeri kalmazsınız
تَسْتَـْٔخِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُondan
سَاعَةًۭbir sa'at
وَلَاve
تَسْتَقْدِمُونَileri geçemezsiniz

Ey Resul! Azabın gelmesi hususunda acele edenlere de ki: "Sizin için belirli bir gün vadedilmiştir ki; siz ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz. İşte o gün; kıyamet günüdür."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ بِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَلَا بِٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ ۗ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ ٱلْقَوْلَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ لَوْلَآ أَنتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ

Kâfir olanlar dediler ki: “Biz bu Kur’ân’a da, bundan önce gelen kitaplara da iman etmeyiz.” Sen o zalimleri Rableri huzurunda durdurulmuş, sözü birbirlerine döndürürlerken bir görsen. Güçsüz bırakılan tabiler, büyüklük taslayanlara: “Siz olmasaydınız, biz elbette iman edenler olurduk” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَdediler ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَنbiz inanmayız
نُّؤْمِنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَٰذَاbu
ٱلْقُرْءَانِKur'an'a
وَلَاne de
بِٱلَّذِىşeye
بَيْنَellerinde olan
يَدَيْهِellerinde olan
وَلَوْşayet
تَرَىٰٓsen bir görsen
إِذِolduğunda
ٱلظَّٰلِمُونَzalimleri
مَوْقُوفُونَtutuklanmış
عِندَhuzurunda
رَبِّهِمْRablerinin
يَرْجِعُatarlarken
بَعْضُهُمْbir kısmı
إِلَىٰdiğerine
بَعْضٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْلَsöz
يَقُولُdiyorlar
ٱلَّذِينَkimseler
ٱسْتُضْعِفُوا۟zayıf düşürülen(ler)
لِلَّذِينَkimselere
ٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslayan(lara)
لَوْلَآolmasaydınız
أَنتُمْsiz
لَكُنَّاelbette biz olurduk
مُؤْمِنِينَinanan insanlar

Allah'a iman etmeyerek kâfir olanlar şöyle dediler: "Biz, Muhammed'in kendisine indirildiğini iddia ettiği bu Kur'an'a ve önceki semavi kitaplara asla iman etmeyiz." Ey Resul! Sen o zalimleri, kıyamet günü Rablerinin huzurunda hesap için tutulup alıkonuldukları ve birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Onlardan her biri sorumluluğu ve kınamayı başkasının üzerine atar. Dünyada, büyükleri ve yüceleri tarafından zayıf düşürülmüş olanlar ise şöyle derler: "Eğer sizler, bizleri saptırmamış olsaydınız, bizler Allah'a ve resulüne iman ederdik."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوٓا۟ أَنَحْنُ صَدَدْنَٰكُمْ عَنِ ٱلْهُدَىٰ بَعْدَ إِذْ جَآءَكُم ۖ بَلْ كُنتُم مُّجْرِمِينَ

Büyüklük taslayanlar da zayıflara: "Size, hidayet geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten günahkârlar idiniz." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi(ler) ki
ٱلَّذِينَkimseler
ٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslayan(lar)
لِلَّذِينَkimselere
ٱسْتُضْعِفُوٓا۟zayıf düşürülen(lere)
أَنَحْنُbiz mi?
صَدَدْنَٰكُمْengelledik
عَنِhidayetten
ٱلْهُدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعْدَsonra
إِذْsize geldikten
جَآءَكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلْhayır
كُنتُمsiz kendiniz
مُّجْرِمِينَsuç işliyordunuz

Hak karşısında büyüklenip kendilerine tabi olunanlar; zayıf düşürdüklerine şöyle dediler: "Muhammed'in size getirdiği hidayetten sizleri biz mi alıkoyduk? Hayır! Aksine sizler, fesat ve bozgunculuk ehli kimselerdiniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ بَلْ مَكْرُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ إِذْ تَأْمُرُونَنَآ أَن نَّكْفُرَ بِٱللَّهِ وَنَجْعَلَ لَهُۥٓ أَندَادًۭا ۚ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَجَعَلْنَا ٱلْأَغْلَٰلَ فِىٓ أَعْنَاقِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Zayıf düşürülenler de büyüklenenlere: "Hayır gece gündüz hileler kuruyor; bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını açığa vururlar. Biz de kâfirlerin boyunlarına halkalar dolarız. Onlar işlediklerinden başka bir şeyle mi cezalandırılırlar?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi(ler)
ٱلَّذِينَkimseler
ٱسْتُضْعِفُوا۟zayıf düşürülen(ler)
لِلَّذِينَkimselere
ٱسْتَكْبَرُوا۟büyüklük taslayan(lara)
بَلْhayır
مَكْرُhileler (kuruyordunuz)
ٱلَّيْلِgece
وَٱلنَّهَارِve gündüz
إِذْbize emrediyordunuz
تَأْمُرُونَنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنinkar etmemizi
نَّكْفُرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'ı
وَنَجْعَلَve koşmamızı
لَهُۥٓO'na
أَندَادًۭاeşler
وَأَسَرُّوا۟ve içlerinde gizlediler
ٱلنَّدَامَةَpişmanlıklarını
لَمَّاgördüklerinde
رَأَوُا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَذَابَazabı
وَجَعَلْنَاbiz de geçirdik
ٱلْأَغْلَٰلَdemir halkalar
فِىٓboyunlarına
أَعْنَاقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
هَلْmı?
يُجْزَوْنَcezalandırılacaklar
إِلَّاbaşkasıyla
مَاşeylerden
كَانُوا۟oldukları
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Büyükleri tarafından zayıf düşürülenler, hakka karşı kibirlenen büyüklerine derler ki: "Hayır! Bizi haktan saptıran, sizin bizlere gece gündüz kurmuş olduğunuz tuzaklarınızdır. Öyle ki, bizlere Allah'a küfredip, inkâr etmeyi ve O'ndan başka yaratılmış olan varlıklara ibadet etmeyi emrediyordunuz." Onlar; azabı müşahade ettiklerinde dünyada üzerinde oldukları küfürden dolayı için için pişmanlık duyarlar ve azap olunacaklarını anlarlar. Böylece biz; o kâfirlerin boyunlarına demir bukağılar koyarız. Onlar, dünyada Allah'tan başkasına ibadet etmelerinden ve Allah'a karşı isyan etmelerinden (günah işlemelerinden) başka bir sebeple bu cezaya uğratılmamışlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍۢ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri: "Biz size gönderilmiş olan şeyi inkâr ediyoruz." demişlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآve
أَرْسَلْنَاbiz göndermedik
فِىbir ülkeye
قَرْيَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنhiçbir
نَّذِيرٍuyarıcı
إِلَّاbaşkasını
قَالَdiyenden
مُتْرَفُوهَآvarlıkla şımarmış kimseleri
إِنَّاşüphesiz biz
بِمَآşeyi
أُرْسِلْتُمsizin gönderildiğiniz
بِهِۦonu
كَٰفِرُونَinkar ediyoruz

Biz, herhangi bir beldeye kendilerini azap ile korkutması için bir uyarıcı (peygamber) gönderdiğimizde o beldenin kendilerine nimet verilmiş olan mal, itibar ve hüküm sahibi kimseleri: "Ey Peygamberler! Muhakkak ki bizler, sizin kendisi ile gönderilmiş olduğunuz şeyi inkâr ediyoruz." derler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَقَالُوا۟ نَحْنُ أَكْثَرُ أَمْوَٰلًۭا وَأَوْلَٰدًۭا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

Yine; “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir.” demişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
نَحْنُbiz
أَكْثَرُdaha çoğuz
أَمْوَٰلًۭاmalca
وَأَوْلَٰدًۭاve evladça
وَمَاve değiliz
نَحْنُbiz
بِمُعَذَّبِينَazaba uğratılacak

Bu gösterişci, böbürlenen makam sahipleri şöyle dediler: "Biz, malca ve evlatça daha çoğuz. Sizin, bizim azap olunacağımıza dair iddianız da yalandır. Bizler, dünyada da ahirette de azap olunacak değiliz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

De ki: “Şüphesiz Rabbim, rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
يَبْسُطُyayar
ٱلرِّزْقَrızkı
لِمَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَيَقْدِرُve kısar
وَلَٰكِنَّfakat
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Resul! Kendilerine verilen nimetler ile kibirlenip kendilerini beğenenlere de ki: "Rabbim -Subhanehu ve Teâlâ- şükredecek mi yoksa nankörlük mü edecek diye bir imtihan olarak dilediği kimseye rızkı genişletir. Dilediği kimseye ise sabredecek mi yoksa isyan mı edecek diye bir imtihan olarak daraltır. Fakat insanların çoğu Allah'ın çok hikmet sahibi olduğunu bilmezler. Allah; ancak işleri büyük bir hikmetten dolayı takdir eder. Bunu bilen bilir, bilmeyen bilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُكُم بِٱلَّتِى تُقَرِّبُكُمْ عِندَنَا زُلْفَىٰٓ إِلَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَزَآءُ ٱلضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا۟ وَهُمْ فِى ٱلْغُرُفَٰتِ ءَامِنُونَ

Bizim katımızda sizi (bize) yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar Cennet köşklerinde güven içindedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآve değildir
أَمْوَٰلُكُمْmallarınız
وَلَآdeğildir
أَوْلَٰدُكُمevladlarınız
بِٱلَّتِىsizi yaklaştıran
تُقَرِّبُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عِندَنَاkatımızda
زُلْفَىٰٓmertebece
إِلَّاancak başka
مَنْkimseler
ءَامَنَinanan(lar)
وَعَمِلَve yapanlar
صَٰلِحًۭاfaydalı iş
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمْonlara vardır
جَزَآءُmükafat
ٱلضِّعْفِkat kat fazlası
بِمَاyaptıklarının
عَمِلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْve onlar
فِىsaraylarda
ٱلْغُرُفَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَامِنُونَgüven içindedirler

Sizi Allah'ın rızasına götürecek olan kendisi ile övünüp durduğunuz mallarınız ve evlatlarınız değildir. Fakat kim Allah'a iman eder ve salih ameller işlerse, işte kat kat ecirleri elde edecek olan odur. Mallar; ancak Allah yolunda harcanılarak Allah'a yakınlaştırır. Evlatlar ise duaları ile yakınlaştırır. İşte salih ameller işleyen bu Müminler için işledikleri salih ameller sebebi ile kat kat sevaplar vardır ve onlar cennette en yüksek makamlardadırlar. Orada azap, ölüm ve nimetlerin kesilme korkusundan güvendedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَٱلَّذِينَ يَسْعَوْنَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

Ayetlerimiz konusunda acze düşürmek için koşuşturanlara gelince işte onlar da azabın içine getirilirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَçalışanlara gelince
يَسْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىٓayetlerimizi
ءَايَٰتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُعَٰجِزِينَetkisiz kılmağa
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
فِىiçine
ٱلْعَذَابِazabın
مُحْضَرُونَgetirileceklerdir

İnsanları ayetlerimizden uzaklaştırmak ve hedeflerini gerçekleştirmek için tüm çabalarını harcayan kâfirler; dünyada hüsrana, ahirette ise azaba uğrayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَهُۥ ۚ وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن شَىْءٍۢ فَهُوَ يُخْلِفُهُۥ ۖ وَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

De ki: "Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
يَبْسُطُyayar
ٱلرِّزْقَrızkı
لِمَنkimseye
يَشَآءُdilediği
مِنْkullarından
عِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَقْدِرُve kısar
لَهُۥona
وَمَآne ki
أَنفَقْتُمsiz infak etseniz
مِّنbir şey
شَىْءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَهُوَO
يُخْلِفُهُۥonun yerine başkasını verir
وَهُوَve O
خَيْرُen hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَrızık verenlerin

Ey Resul! De ki: "Şüphesiz benim Rabbim Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediği kimsenin rızkını da daraltır. Allah yolunda ne infak ederseniz Allah -Subhanehu ve Teâlâ- dünyada verdiğiniz şeyden daha hayırlısını size geri verir, ahirette ise büyük bir sevap verir. Allah Teâlâ, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Her kim rızık istiyorsa Allah Teâlâ'ya sığınsın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًۭا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ أَهَٰٓؤُلَآءِ إِيَّاكُمْ كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

O gün onların hepsini biraraya toplar sonra meleklere: "Bunlar size mi tapıyorlardı?" der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve o gün
يَحْشُرُهُمْbir araya toplar
جَمِيعًۭاonların hepsini
ثُمَّsonra
يَقُولُder ki
لِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklere
أَهَٰٓؤُلَآءِbunlar mı?
إِيَّاكُمْsize
كَانُوا۟tapıyorlardı
يَعْبُدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Resul! Allah'ın onların tamamını toplayacağı ve sonra müşrikleri kınamak ve azarlamak için, meleklere: "Dünya hayatında iken Allah'ın dışında size ibadet edenler bunlar mıydı?" diyeceğini hatırla.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم ۖ بَلْ كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ ٱلْجِنَّ ۖ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ

Melekler diyecekler ki: “Tenzih ederiz seni! Bizim velimiz onlar değil, sensin. Aksine onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Bunların çoğu onlara iman ediyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟derler ki
سُبْحَٰنَكَsen yücesin
أَنتَsensin
وَلِيُّنَاbizim velimiz
مِنonlar değil
دُونِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلْhayır
كَانُوا۟onlar
يَعْبُدُونَtapıyorlardı
ٱلْجِنَّcinlere
أَكْثَرُهُمçokları
بِهِمonlara
مُّؤْمِنُونَinanıyorlardı

Melekler şöyle dediler: (Ey Rabbimiz!) Sen çok yücesin ve (onların söyleyip yaptıklarından) münezzehsin. Bizim velimiz sensin. Onlarla bizim aramızda bir velilik (dostluk) yok. Aksine o müşrikler; şeytanlara ibadet ediyorlardı. Şeytanlar, onlara meleklerin şeklinde görünüyor ve müşrikler de Yüce Allah'ı bırakıp onlara ibadet ediyorlardı. Müşriklerin çoğu o şeytanlara inanıyordu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

فَٱلْيَوْمَ لَا يَمْلِكُ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍۢ نَّفْعًۭا وَلَا ضَرًّۭا وَنَقُولُ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara; "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!" deriz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱلْيَوْمَo gün
لَاgücü yetmez
يَمْلِكُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعْضُكُمْbirinizin
لِبَعْضٍۢdiğerine
نَّفْعًۭاbir fayda vermeye
وَلَاve (yetmez)
ضَرًّۭاzarar vermeğe
وَنَقُولُbiz deriz
لِلَّذِينَkimselere
ظَلَمُوا۟zulmeden(lere)
ذُوقُوا۟tadın
عَذَابَazabını
ٱلنَّارِateş
ٱلَّتِىolduğunuz
كُنتُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَاonu
تُكَذِّبُونَyalanlamakta

Tekrardan dirilip, hesap görmek için tüm canlıların bir araya geldiği kıyamet gününde,dünyada iken Allah'tan başka kendilerine ibadet edilenler, kendilerine ibadet edenlere ne bir fayda ve ne de bir zarar vermeye sahip değildirler.Biz, küfür ve günahlar ile kendi nefislerine zulmedenlere; "Dünyada iken yalanladığınız cehennem azabını tadın!" deriz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍۢ قَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّا رَجُلٌۭ يُرِيدُ أَن يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُكُمْ وَقَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌۭ مُّفْتَرًۭى ۚ وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ

Ayetlerimiz açık açık onlara okunduğunda dediler ki: “Bu ancak atalarınızın ibadet ede geldiği şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır.” Yine dediler ki: “Bu uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir.” Kâfir olanlar hakka kendilerine geldiğinde: “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
تُتْلَىٰokunduğu
عَلَيْهِمْonlara
ءَايَٰتُنَاayetlerimiz
بَيِّنَٰتٍۢaçık açık
قَالُوا۟dediler ki
مَاdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّاbaşka bir şey
رَجُلٌۭbir adamdan
يُرِيدُisteyen
أَنsizi çevirmek
يَصُدَّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَمَّاolduğu(tanrılar)dan
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْبُدُtapıyor
ءَابَآؤُكُمْbabalarınızın
وَقَالُوا۟ve dediler ki
مَاdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّآbaşka bir şey
إِفْكٌۭbir yalandan
مُّفْتَرًۭىuydurulmuş
وَقَالَve dediler
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لِلْحَقِّhakkı
لَمَّاkendilerine gelen
جَآءَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنْdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّاbaşkası
سِحْرٌۭbir büyüden
مُّبِينٌۭapaçık

Resulümüze indirmiş olduğumuz, içerisinde zerre kadar bir karışıklık dahi olmayan apaçık ayetlerimiz bu yalanlayan müşriklere okunduğunda şöyle dediler: "Bunları getiren adam, sizi babalarınızın üzerinde olduğu yoldan çevirmek isteyen bir kimseden başkası değildir." Ve yine şöyle dediler: "Bu Kur'an, O'nun Allah'a nispet ederek uydurmuş olduğu bir yalandan başka bir şey değildir." Allah'a küfredip, inkârda bulunanlar, Allah tarafından kendilerine Kur'an gönderilince şöyle dediler: "Bu, karı ile kocanın ve baba ile oğlunun arasını ayırmak için yapılan apaçık bir büyüden (sihirden) başka bir şey değildir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَمَآ ءَاتَيْنَٰهُم مِّن كُتُبٍۢ يَدْرُسُونَهَا ۖ وَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِن نَّذِيرٍۢ

Hâlbuki biz onlara okuyacakları kitaplar göndermemiştik. Senden önce onlara bir uyarıcı da göndermemiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآbiz onlara vermemiştik
ءَاتَيْنَٰهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنhiçbir
كُتُبٍۢKitap
يَدْرُسُونَهَاokuyacakları
وَمَآve
أَرْسَلْنَآgöndermemiştik
إِلَيْهِمْonlara
قَبْلَكَsenden önce
مِنhiçbir
نَّذِيرٍۢuyarıcı

Onlara Kur'an'dan önce okudukları bir kitap indirmedik ki bu kitap; Kur'an'ın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- tarafından uydurulduğuna dair onları uyarsın. Ey Resul! Yine onlara, seni göndermeden önce kendilerini azap ile korkutan bir peygamber de göndermedik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَكَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا بَلَغُوا۟ مِعْشَارَ مَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَكَذَّبُوا۟ رُسُلِى ۖ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

Onlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan saymışlardı. Bunlar (şimdikiler) onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar peygamberlerimi yalancılıkla itham etmişlerdi. Ben de bilseniz onları nasıl cezalandırdım!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَّبَyalanlanmışlardı
ٱلَّذِينَkimseler
مِنonlardan önceki(ler)
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve
بَلَغُوا۟erişmemişlerdir
مِعْشَارَonda birine bile
مَآonlara verdiklerimizin
ءَاتَيْنَٰهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَكَذَّبُوا۟fakat yalanladılar
رُسُلِىelçilerimi
فَكَيْفَama nasıl
كَانَoldu
نَكِيرِbenim inkarım

Âd, Semûd ve Lût kavimleri gibi önceki kavimler de yalanlamışlardı. Senin kavminden olan müşrikler; güç, kuvvet, mal ve sayıda önceki ümmetlerin onda birine erişememişlerdi. Bunlardan her biri peygamberlerini yalanladılar da; kendilerine verilen mal, kuvvet ve sayı onlara bir fayda vermedi ve azabıma uğradılar. Ey Rasûl! Benim onları inkârım ve onları cezalandırmam nasıl oldu?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

۞ قُلْ إِنَّمَآ أَعِظُكُم بِوَٰحِدَةٍ ۖ أَن تَقُومُوا۟ لِلَّهِ مَثْنَىٰ وَفُرَٰدَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۟ ۚ مَا بِصَاحِبِكُم مِّن جِنَّةٍ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌۭ لَّكُم بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍۢ شَدِيدٍۢ

De ki: “Ben size ancak bir öğüt veriyorum: Yalnızca Allah için ikişer ikişer, birer birer kalkınız. Sonra bu arkadaşınızda bir delilik olmadığını düşününüz. O ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizi uyaran bir peygamberdir”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنَّمَآsadece
أَعِظُكُمsize öğütleyeyim
بِوَٰحِدَةٍbir tek (şeyi)
أَن(şu ki;)
تَقُومُوا۟kalkın
لِلَّهِAllah için
مَثْنَىٰikişer ikişer
وَفُرَٰدَىٰve teker teker
ثُمَّsonra
تَتَفَكَّرُوا۟düşünün ki
مَاyoktur
بِصَاحِبِكُمarkadaşınızda
مِّنhiçbir
جِنَّةٍdelilik
إِنْO
هُوَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
نَذِيرٌۭbir uyarıcıdır
لَّكُمsizin için
بَيْنَöncesinde
يَدَىْöncesinde
عَذَابٍۢbir azabın
شَدِيدٍۢçetin

Ey Resul! O müşriklere de ki: "Ben sizlere bir hasleti işaret ediyor ve nasihat ediyorum ki, o nasihat sizin hevâ ve arzularınızdan arınmış bir şekilde Yüce Allah için ikişer ikişer yahut tek başınıza kalkmanız sonra da arkadaşınız Muhammed'in yaşantısı ve onun akli, doğruluğu ve güvenilirliği hakkında düşünmenizdir ki bu; onun -sallallah aleyhi ve sellem- deli (cinli) olmadığını açıkça anlamanız içindir. Eğer sizler, Allah'a şirk koşmaktan tövbe etmezseniz; sizleri şiddetli azap ile uyaran bir peygamberden başkası değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

قُلْ مَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍۢ فَهُوَ لَكُمْ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌۭ

De ki: "Ben sizden bir ücret istemiyorum. O, sizin olsun. Benim ecrim ancak her şeye şahid olan Allah’a aittir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَاben sizden istemedim
سَأَلْتُكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْhiçbir
أَجْرٍۢücret
فَهُوَo
لَكُمْsizindir
إِنْbenim ücretim
أَجْرِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاyalnız
عَلَىaittir;
ٱللَّهِAllah'a
وَهُوَve O
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
شَهِيدٌۭşahiddir

Ey Resul! Yalanlayan o müşriklere de ki: "Size getirmiş olduğum hidayet ve hayır karşılığında ben sizden bir sevap ve bir ücret istemiyorum. O ücret sizin olsun. Benim sevabım ancak bir olan Allah'a aittir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- her şeye şahittir. O, benim size tebliğ ettiğime ve sizin amellerinize şahitlik etmektedir. O, yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

قُلْ إِنَّ رَبِّى يَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

De ki: "Rabbim; hak olanı (batılın üzerine) bırakır, bütün gaybleri tamamıyla bilendir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
يَقْذِفُ(kalbine) atar
بِٱلْحَقِّgerçeği
عَلَّٰمُbilendir
ٱلْغُيُوبِgaybleri

Ey Resul! De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, hakkı batılın üzerinde hakim kılar ve batılı yok eder. O; bütün gaybleri hakkıyla bilendir. Göklerde ve yerde hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Kullarının amellerinden de hiçbir şey O'na saklı kalmaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

قُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ ٱلْبَٰطِلُ وَمَا يُعِيدُ

De ki: "Hak geldi, batıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
جَآءَgeldi
ٱلْحَقُّhak
وَمَاartık
يُبْدِئُbir şey ortaya çıkaramaz
ٱلْبَٰطِلُbatıl
وَمَاve
يُعِيدُgeri getiremez

Ey Resul! Yalanlayan o müşriklere de ki: "Hak geldi. Bu hak İslam'dır. Batıl ise zâil olmuştur. Artık batılın ne bir etkisi ve ne de bir gücü vardır. Asla etkili olduğu hâle de geri dönemez."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

قُلْ إِن ضَلَلْتُ فَإِنَّمَآ أَضِلُّ عَلَىٰ نَفْسِى ۖ وَإِنِ ٱهْتَدَيْتُ فَبِمَا يُوحِىٓ إِلَىَّ رَبِّىٓ ۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٌۭ قَرِيبٌۭ

De ki: "Eğer yoldan saparsam, kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete erersem, bu ise Rabbimin bana vahyetmesi sebebiyledir. Şüphesiz O; hakkıyla işitendir, pek yakındır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنeğer
ضَلَلْتُsaparsam
فَإِنَّمَآşüphesiz
أَضِلُّsapmış olurum
عَلَىٰ(zararıma)
نَفْسِىkendi
وَإِنِve eğer
ٱهْتَدَيْتُyolu bulursam
فَبِمَاşüphesiz sayesindedir
يُوحِىٓvahyettiği
إِلَىَّbana
رَبِّىٓRabbimin
إِنَّهُۥşüphesiz O
سَمِيعٌۭişitendir
قَرِيبٌۭyakındır

Ey Resul! O yalanlayan müşriklere de ki: "Eğer ben size tebliğ ettiğim haktan saparsam sapmamın zararı banadır ve benimle sınırlıdır, ondan size hiçbir şey ulaşmaz. Eğer ben hakka hidayet edilirsem bu; Rabbimin bana vahyetmesi sebebiyledir. Şüphesiz O; kullarının sözlerini hakkıyla işitendir. O'nun benim söylediğim bir sözü işitmemesi mümkün değildir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Sebe Sûresi, nimet ile şükür arasındaki ilişkinin bireyler ve toplumlar için nasıl belirleyici olduğunu anlatır. Hz. Dâvûd'a dağların ve kuşların tesbihte eşlik etmesi, demirin yumuşatılması; Hz. Süleyman'a rüzgârın ve çeşitli iş güçlerinin hizmet etmesi büyük imkân örnekleridir. Buna rağmen Süleyman'ın ölümünü uzun süre fark etmeyen cinler anlatılarak onların gaybı bilmediği açıkça gösterilir. Bu ayrıntı, görünmeyen varlıklara sınırsız bilgi ve güç atfetme eğilimini sınırlar. Sûrenin adını aldığı Sebe toplumu verimli bahçelere, sağ ve solda uzanan üretim alanlarına sahipti. Onlara "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin" denildi. Fakat nimetle kurdukları ilişki bozulunca Arim seli ve bahçelerin dönüşümü anlatılır. Bu kıssa, her doğal afetin doğrudan belirli bir günahın cezası olduğunu söylemek için kullanılamaz; vahyin açıkladığı özel tarihî anlatıdır. Kalıcı ders, ekonomik refahın şükür, adalet ve sürdürülebilir sorumluluk olmadan güvence sağlamadığıdır. Mekke müşriklerinin servet ve çocuk çokluğunu ilâhî yakınlık işareti sayması eleştirilir. Allah'a yaklaştıran şeyin mal ve evlat değil, iman ve iyi davranış olduğu bildirilir. Hz. Peygamber'in bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderildiği vurgulanır. Sûre, önderlerle onları izleyenlerin ahirette birbirini suçlamasını da tasvir eder; insanın sorumluluğunu tamamen lidere veya çevreye devredemeyeceğini gösterir. Sebe Sûresi'nde şükür, yalnız "elhamdülillah" demek değildir. Teknoloji, üretim, yönetim ve refahın kime hizmet ettiğini sorgulayan kamusal bir ahlâktır.

Ana Temalar

  • Hz. Dâvûd ve Süleyman'a verilen nimetler
  • Cinlerin gaybı bilmemesi
  • Sebe toplumu, bahçeler ve Arim seli
  • Servet ile ilâhî yakınlığı karıştırmak
  • Şükür, üretim ve toplumsal sorumluluk

Ne Zaman Okunur?

Sebe Sûresi'nin rızık veya servet için belirli sayıda okunmasına dair sahih bir zorunluluk yoktur. Ekonomik refah, şükür, çevresel kırılganlık ve gücün kullanımı üzerine düşünürken okunabilir. Sebe kıssasını günümüzde afet yaşayan toplulukları suçlamak için kullanmak dinî ve ahlâkî açıdan sakıncalıdır; vahyin özel olarak bildirmediği bir olayın ilâhî sebebi hakkında kesin hüküm kurulamaz.

Dâvûd ve Süleyman'da nimet ile emek

Sebe Sûresi Hz. Dâvûd'a demirin yumuşatılması ve zırh yapma becerisi, Hz. Süleyman'a rüzgâr ve geniş imkânlar verilmesini anlatır. Bu nimetler boş gösteri olarak değil, çalışma ve şükür sorumluluğu içinde sunulur. "Ey Dâvûd ailesi, şükür için çalışın" ifadesi şükrün yalnız söz değil, nimeti doğru kullanan üretken davranış olduğunu gösterir.

Sebe halkının çöküşünü tek sebebe indirgememek

Bereketli bahçelere sahip toplumun yüz çevirmesi ve ardından düzeninin bozulması, nimet ile toplumsal sorumluluk bağını anlatır. Kıssayı her sel veya ekonomik krizi doğrudan ilâhî ceza diye yorumlamak için kullanmak doğru değildir. Kur'an belirli bir topluluğun vahiy tarafından bildirilen akıbetini anlatır; güncel olaylarda bilimsel, ekonomik ve idarî nedenler araştırılmalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Sebe kimdir veya nedir?

Sebe, Güney Arabistan'da yaşamış bir toplum ve devlet geleneğinin adıdır. Kur'an'da verimli bahçelere sahip oldukları, şükür çağrısına rağmen nimete karşı sorumluluklarını yitirdikleri ve Arim seliyle düzenlerinin bozulduğu anlatılır.

Sebe Sûresi cinlerin gaybı bildiğini söyler mi?

Tam tersine, Hz. Süleyman'ın ölümünü asasını yiyen bir canlı sebebiyle yere düşene kadar fark etmedikleri anlatılır. Eğer gaybı bilselerdi küçük düşürücü işte kalmayacakları belirtilerek sınırsız gayb bilgisine sahip olmadıkları gösterilir.

Sebe kıssası her afeti günah cezası saymamıza izin verir mi?

Hayır. Kur'an Sebe toplumu hakkında özel bir vahiy bilgisi verir. Günümüzde meydana gelen bir afetin belirli kişilerin günahına ceza olduğunu vahiy olmadan iddia etmek mümkün değildir. Afetlerde görev suçlamak değil, yardım ve sorumluluktur.

Sebe Sûresi adını nereden alır?

Güney Arabistan'da yaşamış Sebe toplumunun bereketli bahçeleri, nimet karşısındaki tutumu ve yaşadığı çözülme anlatıldığı için sûre bu adı taşır. Hz. Süleyman ile Sebe melikesi kıssası ise Neml Sûresi'ndedir.

Sebe 13'te "şükür için çalışın" ne demektir?

Hz. Dâvûd'un ailesine verilen nimetleri iyi ve sorumlu işlerde kullanmaları emredilir. Şükür yalnız sözlü teşekkür değil, beceri, güç ve imkânı adaletli üretim ve iyilik için kullanmaktır.

Tüm sorular →

Kaynaklar