Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

9. Sûre · Medine · 129 Ayet

التوبة

TEVBE SÛRESİ

Pişmanlık

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 3
1

بَرَآءَةٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

Allah ve Rasûlünden, kendileriyle anlaşma yapmış olduğunuz müşriklere kesin bir uyarı!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَرَآءَةٌۭihtardır
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَسُولِهِۦٓve Elçisinden
إِلَىkimselere
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَٰهَدتُّمandlaşma yaptığınız
مِّنَmüşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Müslümanlar!- Bu; Allah'tan ve resulünden bir uyarıdır. Arap yarımadasında kendileri ile anlaşma yaptığınız müşriklere anlaşmanın bittiğine dair bir ilandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

فَسِيحُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍۢ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ ۙ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخْزِى ٱلْكَٰفِرِينَ

Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah ise, kâfirleri perişan edecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَسِيحُوا۟dolaşın
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَرْبَعَةَdört
أَشْهُرٍۢay
وَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin ki
أَنَّكُمْsiz
غَيْرُdeğilsiniz
مُعْجِزِىaciz bırakacak
ٱللَّهِAllah'ı
وَأَنَّve şüphesiz
ٱللَّهَAllah
مُخْزِىrezil perişan edecektir'
ٱلْكَٰفِرِينَkafirleri

-Ey Müşrikler!- Yeryüzünde dört ay daha güven içerisinde dolaşın. Sizin için bu süreden sonra bir güven ve bir ahit yoktur. Eğer sizler küfür üzere devam edecek olursanız Allah'ın azabından asla kaçamayacağınızı yakinen bilin. Ve yine yakinen bilin ki Allah Teâlâ kafirleri öldürülmek ve esir alınmakla dünyada ve cehenneme sokmak ile de kıyamet gününde alçaltacaktır. Bu alçaltma, anlaşmalarını bozan kimselerin hepsini ve kendileri ile belirli bir süre konulmadan anlaşma yapılan kimseleri kapsar. Dört aydan fazla süre ile de olsa kendileri ile belirli bir süre anlaşma yapılmış olan kimselere gelince, bu kimselerin anlaşma süreleri tamamlanıncaya kadar yerine getirilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

وَأَذَٰنٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌۭ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ۙ وَرَسُولُهُۥ ۚ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۖ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ ۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Rasûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı aciz bırakabilecek değilsiniz. Kâfirlere, elem dolu bir azabı müjdele!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَذَٰنٌۭve duyurudur
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَسُولِهِۦٓve Elçisinden
إِلَىinsanlara
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَوْمَgünü
ٱلْحَجِّHac
ٱلْأَكْبَرِen büyük
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
بَرِىٓءٌۭuzaktır
مِّنَputa tapanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَسُولُهُۥve Elçisi
فَإِنeğer
تُبْتُمْtevbe ederseniz
فَهُوَbu
خَيْرٌۭdaha iyidir
لَّكُمْsizin için
وَإِنve eğer
تَوَلَّيْتُمْdönerseniz
فَٱعْلَمُوٓا۟bilin ki
أَنَّكُمْsiz
غَيْرُdeğilsiniz
مُعْجِزِىaciz bırakacak
ٱللَّهِAllah'ı
وَبَشِّرِve müjdele
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
بِعَذَابٍbir azabı
أَلِيمٍacı

Allah Teâlâ'dan ve O'nun resulünden kurban günü bütün insanlara ilandır. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, müşriklerden berîdir. Aynı şekilde O'nun resulü de onlardan berîdir. -Ey Müşrikler!- Eğer şirkinizden tövbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer tövbe etmekten yüz çevirirseniz iyi bilin ki sizler, Allah'tan ve O'nun cezalandırmasından kaçamazsınız. -Ey Peygamber!- Allah'ı inkâr edenlere kendilerini üzecek olan o şeyi söyle! O şey onları bekleyen acıklı bir azaptır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًۭٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًۭا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle anlaşma yapmış olduğunuz, sonra da anlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların anlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاancak hariç
ٱلَّذِينَkimseler
عَٰهَدتُّمandlaşma yaptığınız
مِّنَmüşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
لَمْsize eksik bırakmayan
يَنقُصُوكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًۭٔاhiçbir şeyi
وَلَمْve
يُظَٰهِرُوا۟arka çıkmayanlar
عَلَيْكُمْsize karşı
أَحَدًۭاhiç kimseye
فَأَتِمُّوٓا۟tamamlayın
إِلَيْهِمْonların
عَهْدَهُمْandlaşmalarını
إِلَىٰkadar
مُدَّتِهِمْtanıdığınız süreye
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُحِبُّsever
ٱلْمُتَّقِينَkorunanları

Ancak kendileri ile anlaşma yaptığınız ve anlaşmalarına vefalı olanları ve ondan hiçbir şeyi eksiltmeyen müşrikler az önce zikredilen hükmün dışındadır. Bu kimselerle yapmış olduğunuz anlaşmalarınızı süresi bitinceye kadar tamamlayınız. Şüphesiz Yüce Allah, anlaşmaları vefa ile yerine getirmenin de dahil olduğu tüm emirlerini yerine getiren ve hıyanet etmenin içerisine dahil olduğu tüm yasaklarından sakınanları sever.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلْأَشْهُرُ ٱلْحُرُمُ فَٱقْتُلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَٱحْصُرُوهُمْ وَٱقْعُدُوا۟ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍۢ ۚ فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّوا۟ سَبِيلَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Haram aylar çıkınca, Allah’a şirk koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِذَاzaman
ٱنسَلَخَgeçtiği
ٱلْأَشْهُرُaylar
ٱلْحُرُمُharam
فَٱقْتُلُوا۟öldürün
ٱلْمُشْرِكِينَortak koşanları
حَيْثُnerede
وَجَدتُّمُوهُمْbulursanız onları
وَخُذُوهُمْve onları yakalayın
وَٱحْصُرُوهُمْve hapsedin
وَٱقْعُدُوا۟ve otur(up) bekleyin
لَهُمْonları
كُلَّher
مَرْصَدٍۢgözetleme yerinde
فَإِنeğer
تَابُوا۟tevbe ederlerse
وَأَقَامُوا۟ve kılarlarsa
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتَوُا۟ve verirlerse
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
فَخَلُّوا۟serbest bırakın
سَبِيلَهُمْyollarını
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Düşmanlarınıza eman verdiğiniz haram aylar bittiğinde müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları kalelerinde kuşatın, esir alın ve onların yollarını gözetleyin. Eğer onlar şirkten Allah'a tevbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve mallarının zekâtını verirlerse İslam'da kardeşleriniz olurlar. Bu durumda onlarla savaşmayı bırakın. Şüphesiz Yüce Allah, tevbe eden kullarını çokça bağışlayandır, onlara karşı çok merhamet edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَإِنْ أَحَدٌۭ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ٱسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّىٰ يَسْمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۥ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌۭ لَّا يَعْلَمُونَ

Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden eman/sığınma talebinde bulunursa ona eman ver. Ta ki, Allah’ın kelâmını dinlesin. Sonra onu emin olacağı yere kadar ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olduklarından dolayı böyledir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنْve eğer
أَحَدٌۭbirisi
مِّنَortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱسْتَجَارَكَaman dilerse
فَأَجِرْهُonu yanına al
حَتَّىٰta ki
يَسْمَعَişitsin
كَلَٰمَsözünü
ٱللَّهِAllah'ın
ثُمَّsonra
أَبْلِغْهُonu ulaştır
مَأْمَنَهُۥgüvenli bir yere
ذَٰلِكَböyle (yap)
بِأَنَّهُمْçünkü onlar
قَوْمٌۭbir topluluktur
لَّاbilmez
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Kanı ve malı sana mübah olan müşriklerden biri senden eman isterse onun bu isteğini kabul et. Böylece Kur'an'ı işitip, dinlesin. Sonra onu güvende olacağı yere ulaştır. Bu kâfirlerin bu dinin hakikatlerini bilmemesinden dolayıdır. Eğer onlar bu hakikatleri Kur'an'ı işitip, dinleyerek öğrenirlerse hidayete ulaşırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۖ فَمَا ٱسْتَقَٰمُوا۟ لَكُمْ فَٱسْتَقِيمُوا۟ لَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Rasûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle anlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı doğru davrandığı sürece, siz de onlara doğru davranın. Çünkü Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَيْفَnasıl
يَكُونُolabilir
لِلْمُشْرِكِينَortak koşanların
عَهْدٌandlaşması
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah'ın
وَعِندَve yanında
رَسُولِهِۦٓElçisinin
إِلَّاancak hariçtir
ٱلَّذِينَkimseler
عَٰهَدتُّمْandlaştıklarınız
عِندَyanında
ٱلْمَسْجِدِMescid-i
ٱلْحَرَامِHaram
فَمَاonlar dürüst davrandıkça
ٱسْتَقَٰمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمْsize
فَٱسْتَقِيمُوا۟siz de dürüst davranın
لَهُمْonlara
إِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
يُحِبُّsever
ٱلْمُتَّقِينَkorunanları

-Ey Müslümanlar!- Allah'a ortak koşan müşriklerin Allah katında ve resulü yanında bir anlaşmalarının ve emanlarının olması doğru olmaz. Mescid-i Haram'ın yanında Hudeybiye anlaşmasında kendileriyle anlaşma yaptığınız müşrikler bunun dışındadırlar. Bunlar, size doğru dürüst davrandıkları ve ahitlerini bozmadıkları sürece siz de onlara karşı dürüst davranın ve onlarla olan ahitlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah Teâlâ, kullarından emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak takva sahibi olanları sever.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا۟ فِيكُمْ إِلًّۭا وَلَا ذِمَّةًۭ ۚ يُرْضُونَكُم بِأَفْوَٰهِهِمْ وَتَأْبَىٰ قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَٰسِقُونَ

Onların bir ahdi nasıl olabilir ki? Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de anlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَيْفَnasıl?
وَإِنeğer
يَظْهَرُوا۟onlar galib gelselerdi
عَلَيْكُمْsize
لَاne
يَرْقُبُوا۟gözetirlerdi
فِيكُمْsizin hakkınızda
إِلًّۭاbir yakınlık
وَلَاne de
ذِمَّةًۭbir andlaşma
يُرْضُونَكُمsizi razı ederler
بِأَفْوَٰهِهِمْağızlarıyla
وَتَأْبَىٰfakat (sizi) istemez
قُلُوبُهُمْkalbleri
وَأَكْثَرُهُمْve çokları da
فَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır

Sizin düşmanlarınız oldukları halde onlar için nasıl bir ahit ve eman olabilir? Şayet onlar, size karşı galip gelselerdi; ne Allah'a, ne akrabalığa ve ne de anlaşmaya bakarlardı. Bilakis sizleri en kötü azapla azaplandırırlardı. Onlar dilleriyle konuştukları güzel sözlerle sizleri hoşnut ederler. Fakat kalpleri dillerini doğrulamaz. Söylediklerini de yerine getirmezler. Onların çoğu, anlaşmalarını bozmaları sebebiyle Allah Teâlâ'ya tâatten çıkmışlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

ٱشْتَرَوْا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦٓ ۚ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Allah’ın ayetlerini az bir bedel karşılığında sattılar ve (insanları) O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱشْتَرَوْا۟sattılar;
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
ثَمَنًۭاbir paraya
قَلِيلًۭاazıcık
فَصَدُّوا۟engel oldular
عَنO'nun yolundan
سَبِيلِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُمْgerçekten
سَآءَne kötüdür
مَاşeyler
كَانُوا۟oldukları
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Ahitlere vefa göstermenin de dahil olduğu Yüce Allah'ın tüm ayetlerine tabi olmayı kendisi ile şehvetlerine ve hevâlarına ulaştıkları dünyanın geçici ve değersiz şeyleri ile değiştirdiler. Kendi nefislerini hakka tabi olmaktan alıkoydular. Kendileri dışındakileri de haktan alıkoydular. Yapmış oldukları amelleri gerçekten ne kötüdür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

لَا يَرْقُبُونَ فِى مُؤْمِنٍ إِلًّۭا وَلَا ذِمَّةًۭ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُعْتَدُونَ

Bir Mümin hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de anlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَاne gözetirler
يَرْقُبُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىkarşı
مُؤْمِنٍbir mü'mine
إِلًّۭاbir yakınlık
وَلَاne de
ذِمَّةًۭbir andlaşma
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlardır
ٱلْمُعْتَدُونَsaldırganlar

Üzerinde oldukları düşmanlık sebebi ile bir Mümin hakkında ne bir akrabalık ve ne de bir anlaşma gözetirler. Onlar zulüm ve düşmanlıkla vasıflandıklarından dolayı Allah'ın sınırlarını çiğnemişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ ۗ وَنُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

Eğer tevbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
تَابُوا۟tevbe ederlerse
وَأَقَامُوا۟ve kılarlarsa
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتَوُا۟ve verirlerse
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
فَإِخْوَٰنُكُمْsizin kardeşlerinizdirler
فِىdinde
ٱلدِّينِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنُفَصِّلُve uzun uzun açıklıyoruz
ٱلْءَايَٰتِayetleri
لِقَوْمٍۢbir kavme
يَعْلَمُونَbilen

Eğer Allah Teâlâ'ya küfürlerinden tövbe ederler, kelime-i şehadeti söylerler, namazı dosdoğru kılarlar ve mallarının zekâtını verirlerse Müslüman olmuşlardır. Böylece onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin lehinize olan şey onların da lehinedir, sizin aleyhinize olan şey onların da aleyhinedir. Onlara karşı savaşmanız size helal olmaz. Müslüman olmaları, onların mallarını, kanlarını ve ırzlarını koruma altına alır. Biz ayetleri, bilen bir kavim için işte böyle açıklıyoruz. Ayetlerden istifade edenler ve bu ayetler ile başkalarına fayda verenler de onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَإِن نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُم مِّنۢ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا۟ فِى دِينِكُمْ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَئِمَّةَ ٱلْكُفْرِ ۙ إِنَّهُمْ لَآ أَيْمَٰنَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنتَهُونَ

Eğer anlaşmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o zaman küfrün elebaşıları ile savaşın. Çünkü onların yeminleri yoktur/riayet etmezler. Umulur ki (böylece) vazgeçerler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
نَّكَثُوٓا۟bozarlarsa
أَيْمَٰنَهُمandlarını
مِّنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَهْدِهِمْandlaşma yaptıktan
وَطَعَنُوا۟ve dil uzatırlarsa
فِىdininize
دِينِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَٰتِلُوٓا۟savaşın
أَئِمَّةَönderleriyle
ٱلْكُفْرِküfrün
إِنَّهُمْçünkü
لَآyoktur
أَيْمَٰنَandları
لَهُمْonların
لَعَلَّهُمْbelki
يَنتَهُونَvazgeçerler

Bu müşrikler kendileri ile savaşmayı terk etmeye dair belirli bir süre için yapmış olduğunuz anlaşmalarını ve sözleşmelerini bozar, sizin dininize dil uzatır ve anlaşmalarından bir şeyi eksiltirlerse onlarla savaşın. Çünkü onlar küfrün ele başlarıdır. Artık onlara verilmiş olan kanlarının dökülmesini engelleyecek bir söz yoktur. Küfürlerinin, anlaşmayı bozmalarının ve dini eksik görmelerinin son bulması için onlarla savaşın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوْمًۭا نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ وَهَمُّوا۟ بِإِخْرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ ۚ أَتَخْشَوْنَهُمْ ۚ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَوْهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve savaşa evvela kendileri başlayan bir toplumla savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer Mümin iseniz kendisinden korkulmaya Allah daha layıktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَاsavaşmayacak mısınız?
تُقَٰتِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْمًۭاbir kavimle
نَّكَثُوٓا۟bozan
أَيْمَٰنَهُمْandlarını
وَهَمُّوا۟ve yeltenen
بِإِخْرَاجِçıkarmağa
ٱلرَّسُولِElçiyi
وَهُمve kendileri
بَدَءُوكُمْsiz(inle savaş)a başlamış olan
أَوَّلَilk
مَرَّةٍkez
أَتَخْشَوْنَهُمْyoksa onlardan korkuyor musunuz?
فَٱللَّهُAllah'tır
أَحَقُّen layık olan
أَنkendisinden korkmanıza
تَخْشَوْهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّؤْمِنِينَgerçekten inananlar

-Ey iman edenler!- Size olan ahitlerini bozan, Darun Nedve'de peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Mekke'den çıkarılması için toplanan, bunun için çalışan, sizinle savaşmaya ilk önce kendileri başlayan ve Peygamber'in müttefikleri olan Huzaa kabilesine karşı Kureyş'in müttefikleri olan Bekr kabilesine yardım eden müşriklerle niçin savaşmıyorsunuz? Yoksa onlardan korktuğunuz için mi onlarla savaşmıyorsunuz? Gerçekten hakkıyla iman ediyorsanız Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kendisinden korkulmaya daha layıktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍۢ مُّؤْمِنِينَ

Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, rezil etsin ve sizi onların üzerlerine galip kılsın, Mümin toplumun gönüllerine şifa versin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَٰتِلُوهُمْonlarla savaşın (ki)
يُعَذِّبْهُمُonlara azabetsin
ٱللَّهُAllah
بِأَيْدِيكُمْsizin ellerinizle
وَيُخْزِهِمْve onları rezil etsin
وَيَنصُرْكُمْve sizi üstün getirsin
عَلَيْهِمْonlara
وَيَشْفِve şifa versin
صُدُورَgöğüslerine
قَوْمٍۢtoplumunun
مُّؤْمِنِينَinananlar

-Ey Müminler!- Bu müşrikler ile savaşın. Eğer siz onlar ile savaşırsanız Yüce Allah, sizin ellerinizle onları cezalandırır. Bu da onları öldürmenizle olur. Onları yenilgi ve esir alınma ile alçaltır. Onlara karşı size yardım eder ve üstünlük verir. Henüz düşmanlarına karşı savaşma, esir alma, müşrikleri yenilgiye uğratma ve onlara karşı Müminlere yardıma şahitlik etmemiş olan Müminlerin kalplerindeki sıkıntıyı giderir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْ ۗ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Kalplerinizdeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah; Alîm'dir, Hakîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيُذْهِبْve gidersin
غَيْظَöfkesini
قُلُوبِهِمْyüreklerinin
وَيَتُوبُve tevbesini kabul eder
ٱللَّهُAllah
عَلَىٰkişinin
مَنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَشَآءُdilediği
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

Yüce Allah gönderdiği yardım ile Müminlerin kalplerindeki öfkeyi giderir. Allah Teâlâ Fetih günü, Mekke ehline yaptığı gibi, bu inatçı kimseler içinde tövbe edenlerden dilediği kimselerin tövbesini kabul eder. Allah, onlardan tövbesinde sadık olanları hakkıyla bilendir. O; yaratmasında, idare etmesinde ve hüküm koymasında hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُوا۟ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةًۭ ۚ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

Allah, içinizden cihad edenleri; Allah’tan, Rasûlünden ve Müminlerden başkasını yakın dost edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi bırakacak mı sandınız? Allah işlediklerinizin hepsinden haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
حَسِبْتُمْsiz sandınız mı?
أَنbırakılacağınızı
تُتْرَكُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَمَّاbilmeden
يَعْلَمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَkimseleri
جَٰهَدُوا۟cihad eden(leri)
مِنكُمْiçinizden
وَلَمْve
يَتَّخِذُوا۟edinmeyen(leri)
مِنbaşkasını
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah('tan)
وَلَاve
رَسُولِهِۦElçisin(den)
وَلَاve
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minler(den)
وَلِيجَةًۭsırdaş
وَٱللَّهُve Allah
خَبِيرٌۢhaber almaktadır
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınızı

-Ey Müminler!- Allah'ın sizi, imtihan etmeden bırakacağını mı sandınız? İmtihan etmek, Allah'ın sünnetlerinden bir sünnettir. Yüce Allah, sizin içinizden cihat eden, Allah’ın, resulünün ve Müminlerin dışında, kâfirlerden yakın dost edinmeyen ihlaslı kullarını ve Allah’ı, resulünü ve Müminleri dost edinen temiz kullarını ortaya çıkarıncaya kadar imtihan olunacaksınız. Muhakkak Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. O hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Size de amellerinizin karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُوا۟ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلْكُفْرِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ وَفِى ٱلنَّارِ هُمْ خَٰلِدُونَ

Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa çıkmıştır. Onlar, Cehennem'de ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاyoktur
كَانَyoktur
لِلْمُشْرِكِينَmüşrikler için
أَنimar etmeleri
يَعْمُرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَسَٰجِدَmescidlerini
ٱللَّهِAllah'ın
شَٰهِدِينَşahitler iken
عَلَىٰٓkendi nefislerinin
أَنفُسِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْكُفْرِküfrüne
أُو۟لَٰٓئِكَonların
حَبِطَتْboşa çıkmıştır
أَعْمَٰلُهُمْyaptıkları işler
وَفِىve
ٱلنَّارِateşte
هُمْonlar
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Müşriklerin, ibadet ve taat türleri ile Allah'ın mescitlerini imar etmeleri olacak iş değildir. Zira onlar, apaçık bir şekilde ortaya koydukları küfrü ikrar edip, kabul etmektedirler. İşte amellerin kabul edilmesinin şartı olan imanı kaybetmiş olmaları sebebi ile onların amelleri boşa çıkmıştır. Ölmeden önce şirkten tövbe etmeleri durumu hariç, kıyamet günü, cehenneme girecek ve orada ebedî kalacak olanlar da bunlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا ٱللَّهَ ۖ فَعَسَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ أَن يَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı ikame eden, zekâtı veren ve ancak Allah’tan başkasından korkmayanlar imar eder. İşte onlar doğru yolda olanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاancak
يَعْمُرُimar ederler
مَسَٰجِدَmescidlerini
ٱللَّهِAllah'ın
مَنْkimseler
ءَامَنَinanan
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَأَقَامَve kılan
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتَىve veren
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَلَمْve
يَخْشَkorkmayan
إِلَّاbaşkasından
ٱللَّهَAllah'tan
فَعَسَىٰٓumulur
أُو۟لَٰٓئِكَonların
أَنolmaları
يَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَdoğru yolu bulanlardan
ٱلْمُهْتَدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'ın mescitlerini imar etmeye ve oraların hakkını eda etmeye sadece Allah'a iman eden, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan, kıyamet gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, malının zekâtını veren ve Allah -Subhanehu ve Têalâ-'dan başkasından korkmayan Müminler hak sahibidir. İşte bu kimselerin dosdoğru yola hidayet olunmaları umulur. Müşrikler ise böyle olmaktan en uzak olan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

۞ أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ ٱلْحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَجَٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ لَا يَسْتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda cihad edenle denk mi tutuyorsunuz? Allah katında denk değildirler. Allah, zalim olan topluma hidayet etmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَجَعَلْتُمْbir mi tuttunuz?
سِقَايَةَsu vermeyi
ٱلْحَآجِّhacılara
وَعِمَارَةَve imar etmeyi
ٱلْمَسْجِدِMescid-i
ٱلْحَرَامِHaram'ı
كَمَنْkimse gibi
ءَامَنَinanan
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَجَٰهَدَve cihadeden
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
لَاolmaz(lar)
يَسْتَوُۥنَeşit
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah
وَٱللَّهُve Allah
لَاyol göstermez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمَtopluluğuna
ٱلظَّٰلِمِينَzalimler

-Ey müşrikler!- Siz, hacılara su veren ve Mescid-i Haram'ı onaran kimseyi, Allah'a iman edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan, kıyamet gününe iman eden, malı ve canı ile Allah'ın kelimesinin yüce olması ve kâfirlerin kelimesinin en altta olması için Allah yolunda cihat edenler ile bir mi tutuyorsunuz? Sizler bu amellerin Allah katında fazilet bakımından eşit olduğunu mu sanıyorsunuz? Bunlar asla Allah katında eşit olamazlar. Hacılara su vermek gibi hayırlı amelleri işleseler dahi Allah'a şirk koşarak zulmeden kimseleri Yüce Allah asla muvaffak kılmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
وَهَاجَرُوا۟ve hicret eden(ler)
وَجَٰهَدُوا۟ve cihad eden(ler)
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
بِأَمْوَٰلِهِمْmallarıyla
وَأَنفُسِهِمْve canlarıyla
أَعْظَمُdaha büyüktür
دَرَجَةًdereceleri
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlardır
ٱلْفَآئِزُونَkurtuluşa erenler

Allah'a imanı ve küfür beldesinden İslam beldesine hicret etmeyi bir araya getirenler ve Allah yolunda malları ve canları ile cihat edenler var ya; işte Allah katında en üstün derece onlarındır. Cenneti kazanacak olanlar, bu sıfatlar ile sıfatlanmış olanlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍۢ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍۢ وَجَنَّٰتٍۢ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌۭ مُّقِيمٌ

Rableri onlara rahmetini, rızasını, onlara içlerinde tükenmez ve ebedî bir naîm (nimet) bulunan cennetleri müjdeler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُبَشِّرُهُمْonları müjdeler
رَبُّهُمRableri
بِرَحْمَةٍۢbir rahmetle
مِّنْهُkendisinden
وَرِضْوَٰنٍۢve rızasıyla
وَجَنَّٰتٍۢve cennetlerle
لَّهُمْbulunan
فِيهَاiçinde
نَعِيمٌۭnimetler
مُّقِيمٌtükenmeyen

Rabbleri olan Allah Teâlâ, rahmetinden kendilerini sevindirecek şeyleri onlara haber vermiştir. Rızası, onların üzerine olacaktır. Ve kesinlikle onlara kızmayacak, onları nimetleri bitmek tükenmek bilmeyen cennetlere girdirecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌۭ

İçlerinde ebedî ve sürekli kalacaklar. Doğrusu Allah katında büyük mükâfat vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خَٰلِدِينَkalacaklardır
فِيهَآorada
أَبَدًاebedi
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عِندَهُۥٓkatındandır
أَجْرٌmükafat
عَظِيمٌۭbüyük

Onlar, o cennetlerde, dünyada yapmakta oldukları salih amellerinin karşılığı olarak sonu gelmeyecek şekilde devamlı olarak kalacaklardır. Şüphesiz emirlerini yerine getirip yasakladıklarından sakınan ve dini Allah Teâlâ'ya halis kılan kimselerin Yüce Allah katındaki mükâfatları çok büyüktür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَابَآءَكُمْ وَإِخْوَٰنَكُمْ أَوْلِيَآءَ إِنِ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْكُفْرَ عَلَى ٱلْإِيمَٰنِ ۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Ey İman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar da zalimlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاedinmeyin
تَتَّخِذُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَابَآءَكُمْbabalarınızı
وَإِخْوَٰنَكُمْve kardeşlerinizi
أَوْلِيَآءَveliler
إِنِeğer
ٱسْتَحَبُّوا۟seviyorlarsa
ٱلْكُفْرَküfrü
عَلَىkarşı
ٱلْإِيمَٰنِimana
وَمَنve kim
يَتَوَلَّهُمonları veli tanırsa
مِّنكُمْsizden
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلظَّٰلِمُونَzalimler

Ey Allah'a iman eden ve O'nun resulünün getirdiklerine tabi olanlar! Bir olan Allah'a imana karşılık olarak küfrü tercih ederlerse, babalarınızı, soy kardeşlerinizi ve diğer seçkin akrabalarınızı, Müminlerin sırlarını kendileri ile paylaştığınız ve kendileri ile istişarede bulunduğunuz dostlar edinmeyin. Onlar küfür üzerinde kalmak hususunda ısrar ettikleri halde kim onları dost edinir ve onları sevdiğini izhar ederse, o kimse Yüce Allah'a isyan etmiştir. Ve işlediği günah sebebi ile nefsini helaka götürerek kendisine zulmetmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌۭ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍۢ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنeğer
كَانَise
ءَابَآؤُكُمْbabalarınız
وَأَبْنَآؤُكُمْve oğullarınız
وَإِخْوَٰنُكُمْve kardeşleriniz
وَأَزْوَٰجُكُمْve eşleriniz
وَعَشِيرَتُكُمْve hısım akrabanız
وَأَمْوَٰلٌve mallar
ٱقْتَرَفْتُمُوهَاkazandığınız
وَتِجَٰرَةٌۭve ticaret(iniz)
تَخْشَوْنَkorktuğunuz
كَسَادَهَاdüşmesinden
وَمَسَٰكِنُve konutlar
تَرْضَوْنَهَآhoşlandığınız
أَحَبَّdaha sevgili (ise)
إِلَيْكُمsize
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَسُولِهِۦve Elçisi(nden)
وَجِهَادٍۢve cihad etmekten
فِىO'nun yolunda
سَبِيلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَتَرَبَّصُوا۟o halde gözetleyin
حَتَّىٰkadar
يَأْتِىَgetirinceye
ٱللَّهُAllah
بِأَمْرِهِۦemrini
وَٱللَّهُve Allah
لَا(doğru) yola iletmez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمَtopluluğu
ٱلْفَٰسِقِينَyoldan çıkmış

-Ey Peygamber!- De ki: -Ey Müminler!- Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, revaçta olmasını istediğiniz ticaretiniz ve kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, içerisinde barınmaktan hoşlandığınız evleriniz, işte bunların hepsi size Allah'tan, resulünden ve Allah'ın yolunda cihat etmekten daha sevgili ise artık Yüce Allah'ın, cezasını ve azabını sizin üzerinize indirmesini bekleyin. Allah Teâlâ, rızasını kazandıracak olan amelleri terk ederek taatinden çıkanları muvaffak kılmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

لَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِى مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍۢ ۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ ۙ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنكُمْ شَيْـًۭٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُم مُّدْبِرِينَ

Gerçekten Allah birçok yerde ve Huneyn Savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Sonra gerisin geri dönüp gitmiştiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَقَدْandolsun
نَصَرَكُمُsize yardım etmişti
ٱللَّهُAllah
فِىyerlerde
مَوَاطِنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَثِيرَةٍۢbirçok
وَيَوْمَve gününde
حُنَيْنٍHuneyn
إِذْhani
أَعْجَبَتْكُمْsizi böbürlendirmişti
كَثْرَتُكُمْçokluğunuz
فَلَمْfakat
تُغْنِsağlamamıştı
عَنكُمْsize
شَيْـًۭٔاhiçbir yarar
وَضَاقَتْve dar gelmişti
عَلَيْكُمُbaşınıza
ٱلْأَرْضُyeryüzü
بِمَاrağmen
رَحُبَتْbütün genişliğine
ثُمَّnihayet
وَلَّيْتُمdönmüştünüz
مُّدْبِرِينَgerisin geri

-Ey Müminler!- Muhakkak ki Allah, pek çok savaşta müşriklerden olan düşmanlarınıza karşı sayınızın az olmasına ve gücünüzün de zayıf olmasına rağmen O'na tevekkül etmeniz ve sebeplere sarılmanız sebebiyle size yardım etmişti. Siz, bu savaşlarda çokluğunuz ile böbürlenmemiş ve çokluk, onlara karşı size yardım edilmesine sebep olmamıştı. Huneyn Günü'nde size yardım etti, çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ve şöyle demiştiniz: "Bugün az olmaktan dolayı yenilmeyeceğiz." Sizi gururlandıran çokluğunuz size bir fayda sağlamamıştı. Ve düşmanlarınız size galip gelmişlerdi. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmiş ve yenilmiş bir şekilde arkanıza dönerek düşmanlarınızdan kaçmıştınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًۭا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

Sonra Allah, Rasûlüne ve Müminlere sükûnet/huzur indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi ve kâfirlere azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
أَنزَلَindirdi
ٱللَّهُAllah
سَكِينَتَهُۥsekinetini
عَلَىٰüzerine
رَسُولِهِۦElçisinin
وَعَلَىve üzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerin
وَأَنزَلَve indirdi
جُنُودًۭاaskerler
لَّمْsizin görmediğiniz
تَرَوْهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعَذَّبَve azab etti
ٱلَّذِينَolanlara
كَفَرُوا۟kafirlere
وَذَٰلِكَişte budur
جَزَآءُcezası
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin

Düşmanınızdan kaçmanızdan sonra Allah, peygamberi ve Müminlerin üzerine rahatlık indirmiş ve böylece sizler savaşta sebat etmiştiniz. Görmediğiniz melekler indirmiş, kâfirlere ise öldürülme, esir alınma ve mallarının ele geçirilmesi ile azap etmişti. Onların cezalandırıldığı bu cezanın sebebi, onların peygamberlerini yalanlamaları ve O'nun getirdiklerinden yüz çevirmeleriydi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Allah, bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah çokça bağışlayan, çokça merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
يَتُوبُtevbesini kabul eder
ٱللَّهُAllah
مِنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbunun
عَلَىٰkimsenin
مَنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَشَآءُdilediği
وَٱللَّهُve Allah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Azap edilmesinden sonra küfründen ve sapıklığından tövbe eden kimsenin tövbesini Allah Teâlâ kabul eder. Yüce Allah, kullarından af dileyenleri çokça bağışlayandır. Onlara karşı merhametlidir. Küfürden ve günah işledikten sonra tövbe eden kullarının tövbelerini kabul eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌۭ فَلَا يَقْرَبُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَٰذَا ۚ وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةًۭ فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦٓ إِن شَآءَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

Ey İman edenler! Doğrusu müşrikler necistir. Bu sebeple bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkuyorsanız, dilerse Allah sizi ihsanı ile zengin kılacaktır. Şüphesiz Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)
إِنَّمَاşüphesiz
ٱلْمُشْرِكُونَortak koşanlar
نَجَسٌۭpisliktir
فَلَاartık
يَقْرَبُوا۟yaklaşmasınlar
ٱلْمَسْجِدَMescid-i
ٱلْحَرَامَHaram'a
بَعْدَsonra
عَامِهِمْyıllarından
هَٰذَاbu
وَإِنْve eğer
خِفْتُمْkorkarsanız
عَيْلَةًۭyoksulluğa düşmekten
فَسَوْفَyakında
يُغْنِيكُمُsizi zengin edecektir
ٱللَّهُAllah
مِنkendi lutfundan
فَضْلِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنeğer
شَآءَdilerse
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌۭhikmet sahibidir

Ey Allah'a ve resulü'ne iman eden ve Allah'ın, kullarına koyduğu şeriate tabi olanlar! Müşrikler kendilerinde olan küfür, zulüm, kınanmış ahlak ve kötü alışkanlıklardan dolayı pisliktirler. Onun için bu yıllarından yani hicri dokuzuncu yıllarından sonra hacı yahut umreci olarak da olsa Mescid-i Haram'ın da içerisinde bulunduğu Mekke Haremi'ne girmesinler. -Ey Müminler!- Eğer onların size getirmekte oldukları yiyeceklerin ve çeşitli ticaret mallarının kesilmesi sebebi ile yoksulluktan korkarsanız, şüphesiz Yüce Allah, fazlı ile size yeter. Şüphe yoktur ki Allah, sizin içinde bulunduğunuz hali hakkıyla bilendir, sizin için düzenleyip idare ettiklerinde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلْحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعْطُوا۟ ٱلْجِزْيَةَ عَن يَدٍۢ وَهُمْ صَٰغِرُونَ

Kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasûlü'nün haram kıldığı şeyleri haram kılmayıp hak dini din edinmeyenlerle küçülerek/boyunlarını büküp elleriyle cizye verene kadar savaşın!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَٰتِلُوا۟savaşın
ٱلَّذِينَkimselerle
لَاinanmayan
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'a
وَلَاve
بِٱلْيَوْمِgününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَلَاve
يُحَرِّمُونَharam saymayanlarla
مَاne ki
حَرَّمَharam kıldı
ٱللَّهُAllah
وَرَسُولُهُۥve Elçisi
وَلَاve din edinmeyenlerle
يَدِينُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
دِينَdini
ٱلْحَقِّgerçek
مِنَkendilerine
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُوتُوا۟verilenlerden
ٱلْكِتَٰبَKitap
حَتَّىٰzamana kadar
يُعْطُوا۟verecekleri
ٱلْجِزْيَةَcizye
عَنelleriyle
يَدٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْonlar
صَٰغِرُونَküçülerek (boyun eğerek)

-Ey Müminler!- Yahudi ve Hristiyanlardan hak ilah olup, hiçbir ortağı bulunmayan Yüce Allah'a ve kıyamet gününe iman etmeyen; leş, domuz eti, içki ve faiz ve bunların dışında Allah'ın ve O'nun Rasûlü'nün haram kıldıklarından sakınmayan ve Allah'ın din kıldığı şeylere boyun eğmeyen kâfirlere karşı savaşın. Ta ki; onların boyunlarını bükerek ve mağlup ederek kendi elleriyle sizlere cizye versinler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ عُزَيْرٌ ٱبْنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ ٱللَّهِ ۖ ذَٰلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَٰهِهِمْ ۖ يُضَٰهِـُٔونَ قَوْلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ ۚ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ ۚ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

Yahudiler: "Uzeyir Allah’ın oğludur." dediler. Hristiyanlar da "Mesih Allah’ın oğludur." dediler. Bu, daha önce kâfir olanların sözlerine benzeterek onların ağızlarıyla söyledikleri (uydurma) sözleridir. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَتِve dediler ki
ٱلْيَهُودُYahudiler
عُزَيْرٌUzeyr
ٱبْنُoğludur
ٱللَّهِAllah'ın
وَقَالَتِve dediler
ٱلنَّصَٰرَىHıristiyanlar
ٱلْمَسِيحُMesih
ٱبْنُoğludur
ٱللَّهِAllah'ın
ذَٰلِكَbu
قَوْلُهُمonların sözleridir
بِأَفْوَٰهِهِمْağızlarıyla (geveledikleri)
يُضَٰهِـُٔونَbenzetiyorlar
قَوْلَsözlerine
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar edenlerin
مِنönceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَٰتَلَهُمُonları kahretsin
ٱللَّهُAllah
أَنَّىٰnasıl da
يُؤْفَكُونَçevriliyorlar

Yahudi ve Hristiyanlardan her biri müşriktirler. Yahudiler; Üzeyir'in Allah'ın oğlu olduğunu iddia ederek Allah'a ortak koştular. Hristiyanlar ise Mesih İsa -aleyhisselam-'ın Allah'ın oğlu olduğu iddiasında bulunarak Allah'a ortak koştular. Bu onların herhangi bir delile dayanmaksızın dilleriyle iddia ettikleri bir iftiraydı. Onlar bu sözleriyle kendilerinden önceki müşriklerin, melekler Allah'ın kızlarıdır sözlerine benzemektedir. Allah Teâlâ, onların söyledikleri bu sözlerden çok yücedir ve büyüktür. Yüce Allah, onları helak etti. Onlar nasıl da apaçık hakkı bırakarak batıla doğru çevriliyorlar?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

ٱتَّخَذُوٓا۟ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَٰنَهُمْ أَرْبَابًۭا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوٓا۟ إِلَٰهًۭا وَٰحِدًۭا ۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ سُبْحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Onlar, Allah ile birlikte alimlerini, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i de rabler edindiler. Oysa tek ilahtan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka (hak) ilah yoktur. Allah, onların koştuğu şirkten münezzehtir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱتَّخَذُوٓا۟edindiler
أَحْبَارَهُمْhahamlarını
وَرُهْبَٰنَهُمْve rahiplerini
أَرْبَابًۭاrabler
مِّنayrı
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
وَٱلْمَسِيحَve Mesih'i de
ٱبْنَoğlu
مَرْيَمَMeryem
وَمَآoysa emredilmemişti
أُمِرُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
لِيَعْبُدُوٓا۟ibadet etmeleri
إِلَٰهًۭاbir ilaha
وَٰحِدًۭاtek olan
لَّآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
سُبْحَٰنَهُۥO münezzehtir
عَمَّاşeylerden
يُشْرِكُونَortak koştukları

Yahudiler, âlimlerini; Hristiyanlar ise abidlerini, Allah'tan gayrı rabler edindiler. Allah'ın onlara haram kıldıklarını helal kılıyor, helal kıldıklarını ise haram kılıyorlardı. Hristiyanlar, Meryem'in oğlu İsâ Mesih'i, Allah ile beraber ilah edindiler. Allah, Yahudilerin âlimlerine; Hristiyanların abidlerine, Üzeyir ve Meryem'in oğlu İsâ'ya sadece kendisine ibadet etmelerini ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmamalarını emretti. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- tek ilahtır. O'ndan başka hak ilah yoktur. O, müşriklerin ve onların dışındakilerin iddia ettikleri gibi bir ortağının olmasından çok yücedir, beridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

يُرِيدُونَ أَن يُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَيَأْبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah nurunu muhakkak tamamlayacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُرِيدُونَistiyorlar
أَنsöndürmek
يُطْفِـُٔوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نُورَnurunu
ٱللَّهِAllah'ın
بِأَفْوَٰهِهِمْağızlariyle
وَيَأْبَىhalbuki istemez
ٱللَّهُAllah
إِلَّآbaşkasını
أَنtamamlamaktan
يُتِمَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نُورَهُۥnurunu
وَلَوْşayet
كَرِهَhoşlanmasa da
ٱلْكَٰفِرُونَkafirler

Bu kâfirler ve küfür milletlerinden olan diğerleri, iftiralarıyla ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerini yalanlayarak İslam'ı bitirmek ve yok etmek istiyorlar. Allah'ın birliğine/tevhidine delalet eden apaçık delilleri ve O'nun resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiği hakkı yok etmek istiyorlar. Ancak Allah -Subhanehu ve Teâlâ- bunu hoş görmez ve kâfirler; dinini tamamlamasını, izhar etmesini ve yüceltmesini istemese de dinini tamamlayacak, izhar edecek ve diğer (dinlere) üstün kılacaktır. Yüce Allah, bir şeyi dilediği zaman başkalarının istedikleri hükümsüzdür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ

O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasûlünü hidayet ve hak din ile gönderendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO
ٱلَّذِىٓki
أَرْسَلَgönderdi
رَسُولَهُۥElçisini
بِٱلْهُدَىٰhidayetle
وَدِينِve din ile
ٱلْحَقِّhak
لِيُظْهِرَهُۥonu çıkarsın diye
عَلَىüstüne
ٱلدِّينِdin(ler)in
كُلِّهِۦbütün
وَلَوْşeayet
كَرِهَhoşlanmasa da
ٱلْمُشْرِكُونَortak koşanlar

Allah, -Subhanehu ve Teâlâ- resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve selem-'i insanlar için hidayet rehberi olan Kur'an ve hak din olan İslam dini ile gönderdi. Bunu da müşrikler onu istemese de içerisindeki deliller, kesin kanıtlar ve hükümler ile dinini diğer dinlere üstün kılmak için yaptı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

۞ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۗ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍۢ

Ey İman edenler! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah’ın yolundan alıkorlar. Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acıklı bir azap ile müjdele!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوٓا۟inananlar
إِنَّşüphesiz
كَثِيرًۭاbirçoğu
مِّنَhahamlardan
ٱلْأَحْبَارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلرُّهْبَانِve rahipler(den)
لَيَأْكُلُونَyerler
أَمْوَٰلَmallarını
ٱلنَّاسِinsanların
بِٱلْبَٰطِلِhaksızlıkla
وَيَصُدُّونَve çevirirler
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَٱلَّذِينَkimseler
يَكْنِزُونَyığan
ٱلذَّهَبَaltın
وَٱلْفِضَّةَve gümüşü
وَلَاve
يُنفِقُونَهَاonları harcamayanlar
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
فَبَشِّرْهُمişte onlara müjdele
بِعَذَابٍbir azabı
أَلِيمٍۢacıklı

Ey iman edenler ve Allah'ın kendilerine şeriat/din kıldığı şeyler ile amel edenler! Muhakkak ki Yahudilerin âlimlerinin ve Hristiyanların abidlerinin çoğunluğu, dinen herhangi bir hakları olmadığı halde insanların mallarını haksız yere yerler. Onlar, insanların mallarını rüşvet ve benzeri yollarla ele geçirirler ve insanları, Allah'ın dinine girmekten alıkoyarlar. -Ey Peygamber!- Altın ve gümüşü biriktirip üzerlerine farz olan zekâtı vermeyenler var ya; işte onlara, kendilerini kıyamet günü üzecek olan acıklı azabı haber ver.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ ۖ هَٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ

Bunlar Cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak; "Bu kendiniz için biriktirdiğinizdir. Biriktirdiğinizi tadın!" denecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَO gün
يُحْمَىٰkızdırılır
عَلَيْهَاüzerleri
فِىiçinde
نَارِateşi
جَهَنَّمَcehennem
فَتُكْوَىٰdağlanır
بِهَاbunlarla
جِبَاهُهُمْonların alınları
وَجُنُوبُهُمْve yanları
وَظُهُورُهُمْve sırtları
هَٰذَا(işte) budur
مَاşeyler
كَنَزْتُمْyığdıklarınız
لِأَنفُسِكُمْnefisleriniz için
فَذُوقُوا۟o halde tadın
مَاşeyleri
كُنتُمْolduğunuz
تَكْنِزُونَyığıyor(lar)

Biriktirip hakkını vermeyi engelledikleri o şeyler kıyamet günü cehennem ateşinde yakılır. Bu ateşin şiddeti artınca biriktirdikleri o şeyler alınlarının, yanlarının ve sırtlarının üzerine konulur. Bir azarlama olarak onlara şöyle denir: "İşte bu sizin biriktirip onlardaki farz olan hakları eda etmediğiniz mallarınızdır. Topladığınız ve haklarını eda etmediğiniz mallarınızın vebali olarak azabı ve bunun cezasını tadın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثْنَا عَشَرَ شَهْرًۭا فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ مِنْهَآ أَرْبَعَةٌ حُرُمٌۭ ۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ ۚ فَلَا تَظْلِمُوا۟ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ ۚ وَقَٰتِلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ كَآفَّةًۭ كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمْ كَآفَّةًۭ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın (Levh-i Mahfuz'daki) yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Bu dosdoğru bir dindir. O aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat sizinle topyekün savaşan müşriklerle de topyekün savaşın! Bilin ki Allah muttakilerle beraberdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
عِدَّةَsayısı
ٱلشُّهُورِayların
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah'ın
ٱثْنَا(on) iki
عَشَرَon (iki)
شَهْرًۭاaydır
فِىkitabında
كِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
يَوْمَgünden beri
خَلَقَyarattığı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
مِنْهَآbunlardan
أَرْبَعَةٌdördü
حُرُمٌۭharam(ay)lardır
ذَٰلِكَişte budur
ٱلدِّينُdin
ٱلْقَيِّمُdoğru
فَلَاzulmetmeyin
تَظْلِمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِنَّ(o aylar) içinde
أَنفُسَكُمْkendinize
وَقَٰتِلُوا۟ve savaşın
ٱلْمُشْرِكِينَortak koşanlarla
كَآفَّةًۭtopyekun
كَمَاnasıl
يُقَٰتِلُونَكُمْsizinle savaşıyorlarsa
كَآفَّةًۭtopyekun
وَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin ki
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
مَعَberaberdir
ٱلْمُتَّقِينَkorunanlarla

Şüphesiz Allah'ın hükmünde ve kaderinde ayların sayısı on ikidir. Allah Teâlâ onu ilk başta gökleri ve yeri yarattığında Levh-i Mahfûz'da sabit kıldığı şekliyledir. Bu on iki aydan dördü, içerisinde savaşmanın Allah tarafından haram kılındığı haram aylardır. Onlar, üçü arka arkaya gelen zilkade, zilhicce ve muharrem aylarıdır. Diğer ay tek olarak gelen recep ayıdır. Senenin aylarının sayısı ve bu aylardan dördünün haram kılınması dosdoğru dindir. Sakın bu aylarda savaşarak kendi nefislerinize zulmetmeyin ve bu ayların hürmetini çiğnemeyin. Müşriklerin sizinle topyekûn savaştığı gibi siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, yardımı ve desteklemesi ile emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınan kullarıyla beraberdir. Allah, kim ile beraberse hiç kimse kesinlikle ona üstün gelemez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

إِنَّمَا ٱلنَّسِىٓءُ زِيَادَةٌۭ فِى ٱلْكُفْرِ ۖ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُحِلُّونَهُۥ عَامًۭا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامًۭا لِّيُوَاطِـُٔوا۟ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّوا۟ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ ۚ زُيِّنَ لَهُمْ سُوٓءُ أَعْمَٰلِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

Haram ayları başka aylara ertelemek küfürde ileri gitmektir. Bununla kâfir olanlar saptırılırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına denk getirmek için onu bir yıl helâl bir yıl haram sayıyorlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılıyorlar. Kötü amelleri, kendilerine güzel görünüyor. Allah kâfir toplumlara hidayet etmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاşüphesiz
ٱلنَّسِىٓءُertelemek
زِيَادَةٌۭdaha ileri gitmektir
فِىküfürde
ٱلْكُفْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُضَلُّsaptırılır
بِهِonunla
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
يُحِلُّونَهُۥonu helal sayarlar
عَامًۭاbir yıl
وَيُحَرِّمُونَهُۥve haram sayarlar
عَامًۭاbir yıl
لِّيُوَاطِـُٔوا۟denk gelsin diye
عِدَّةَsayısı
مَاharam kıldığının
حَرَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
فَيُحِلُّوا۟helal yapsınlar
مَاharam kıldığını
حَرَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
زُيِّنَsüslü gösterildi
لَهُمْkendilerine
سُوٓءُkötülüğü
أَعْمَٰلِهِمْyaptıkları işin
وَٱللَّهُve Allah
لَاyol göstermez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمَtoplumuna
ٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Cahiliye dönemindeki Arapların yaptığı gibi haram aylardan olan muharrem ayının haramlığının başka bir aya ertelenerek o ayın muharrem ayının yerine koyulması, kâfirlerin Allah'a küfürlerini arttıran ve onları küfürde ileri götüren bir husustur. Onlar, Allah'ın haram aylar hakkındaki hükmünü inkâr etmişlerdir. Şeytan bununla Allah'ı inkâr edenleri saptırır ve onlara böyle kötü bir adeti gidilen yol edindirir. Onlar haram aylardan birini helal aylardan bir ay ile bir yıllığına değiştiriyor, sonra da haram ayların sayısının Allah'ın haram kıldığı ayların sayısıyla aynı olması için o haram ayı bir yıl da haram olarak bırakıyorlardı. Böylece Allah'ın haram aylardan kıldığı ayları helal kılarak Allah'ın hükmüne muhalefet ediyorlardı. Şeytan onlara kötü amelleri güzel göstermiş ve onlar da bu amelleri işlemişlerdi. Bu amellerden biri de haram ayların başka aylara ertelenmesidir. Allah, küfür üzerinde olmak hususunda ısrar eden kâfirleri muvaffak kılmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلْتُمْ إِلَى ٱلْأَرْضِ ۚ أَرَضِيتُم بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مِنَ ٱلْءَاخِرَةِ ۚ فَمَا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْءَاخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ

Ey İman edenler! Size ne oluyor da; "Allah yolunda savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının metası ahirete göre pek azdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
مَاne oldu ki?
لَكُمْsize
إِذَاzaman
قِيلَdendiği
لَكُمُsize
ٱنفِرُوا۟savaşa çıkın
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
ٱثَّاقَلْتُمْçakılıp kaldınız
إِلَىyere
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَرَضِيتُمrazı mı oldunuz?
بِٱلْحَيَوٰةِhayatına
ٱلدُّنْيَاdünya
مِنَkarşılık
ٱلْءَاخِرَةِahirete
فَمَاama
مَتَٰعُgeçimi
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
فِىgöre
ٱلْءَاخِرَةِahirete
إِلَّاpek
قَلِيلٌazdır

Ey Allah'a ve resulüne iman edip kendileri için şeriat kılınan din ile amel edenler! Size ne oluyor da Allah yolunda düşmanlarınızla savaşmak için cihada çağrıldığınız zaman olduğunuz yerde kalıyor ve evlerinizde kalmaya meylediyorsunuz? Yoksa sizler, Allah yolunda cihat edenlere hazırlanmış ve devamlı olan ahiret nimetlerine karşılık dünya hayatının geçici ve değersiz olan metasına mı razı oldunuz? Dünya hayatının metası, ahiretin yanında değersiz ve geçicidir. Nasıl olur da akıl sahibi bir kimse, fani olan şeyi kalıcı olan şeye; değersiz olan şeyi de değerli olan şeye tercih eder?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

إِلَّا تَنفِرُوا۟ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًۭا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـًۭٔا ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ

Eğer savaşa çıkmazsanız, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır ve yerinize de başka bir toplum getirir. O’na herhangi bir zarar da veremezsiniz. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاeğer
تَنفِرُوا۟topluca (savaşa) çıkmazsanız
يُعَذِّبْكُمْsize azabeder
عَذَابًاbir azapla
أَلِيمًۭاacıklı
وَيَسْتَبْدِلْve yerinize getirir
قَوْمًاbir topluluk
غَيْرَكُمْsizden başka
وَلَاO'na zarar veremezsiniz
تَضُرُّوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًۭٔاhiçbir
وَٱللَّهُve Allah
عَلَىٰher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٍۢşeyi
قَدِيرٌyapabilendir

-Ey Müminler!- Eğer sizler, düşmanlarınıza karşı savaşmak için Allah yolunda cihada çıkmazsanız Allah; sizleri kahretme, alçaltma ve diğer şeyler ile cezalandırır. Sizin yerinize Allah'a itaat eden ve cihada çağrıldıkları zaman cihada çıkan bir kavim getirir. Sizler, Allah'ın emrine muhalefet ederek Allah'a hiçbir zarar veremezsiniz. O, size muhtaç değildir. Sizler ise O'na muhtaçsınız. Allah her şeye kadirdir. O'nu hiçbir şey aciz bırakamaz. O, siz olmadan da dinine ve peygamberine yardım etmeye kadirdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا ۖ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍۢ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ ۗ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Eğer siz ona (Rasûlullah'a) yardım etmezseniz, ona Allah yardım etmiştir. Hani, kâfirler onu iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çıkarmışlardı. O ikisi mağaradaydı. O, arkadaşına: "Üzülme! Çünkü Allah bizimle beraberdir." diyordu. Allah, O’na sükûnet/huzur vermiş ve onu görmediğiniz ordularla desteklemiştir. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştır. Allah'ın kelimesi ise, o en yücedir. Allah Aziz'dir, Hakîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاeğer
تَنصُرُوهُsiz ona yardım etmezseniz
فَقَدْiyi bilin ki
نَصَرَهُona yardım etmişti
ٱللَّهُAllah
إِذْhani
أَخْرَجَهُ(Mekke'den) çıkardıklarında
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
ثَانِىَikincisiydi
ٱثْنَيْنِiki kişiden
إِذْiken
هُمَاikisi
فِىmağarada
ٱلْغَارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذْhani
يَقُولُdiyordu
لِصَٰحِبِهِۦarkadaşına
لَاüzülme
تَحْزَنْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
مَعَنَاbizimle beraberdir
فَأَنزَلَ(İşte o zaman) indirdi
ٱللَّهُAllah
سَكِينَتَهُۥsekinesini
عَلَيْهِonun üzerine
وَأَيَّدَهُۥve onu destekledi
بِجُنُودٍۢaskerlerle
لَّمْsizin görmediğiniz
تَرَوْهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلَve kıldı
كَلِمَةَsözünü
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inanmayan(ların)
ٱلسُّفْلَىٰalçak
وَكَلِمَةُve sözü ise
ٱللَّهِAllah'ın
هِىَo
ٱلْعُلْيَاyüce olandır
وَٱللَّهُve Allah
عَزِيزٌdaima üstündür
حَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidir

-Ey Müminler!- Eğer sizler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yardım etmez ve onun Allah yolunda cihat çağrısına icabet etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani, müşrikler onu ve beraberinde olan Ebu Bekir -radıyallahu anh-'ı yanlarında üçüncü bir kimse yokken iki kişiden biri olarak çıkarmışlardı. O ikisi mağaradaydı. Onları arayan kâfirlerden saklanıyorlardı. Ebu Bekir -radıyallahu anh-, müşriklerin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yakalamalarından korktuğunda, Rasûlullah -sallallahu aleyhive sellem-, arkadaşı Ebu Bekir'e: "Üzülme! Çünkü Yüce Allah yardımı ve desteği ile bizimle beraberdir." diyordu. Bunun üzerine Allah, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kalbine sükûnet/huzur vermiş ve onu meleklerden oluşan görmediğiniz ordularını indirerek desteklemişti. Allah, böylece müşriklerin sözünü alçaltmış ve İslam'ı yücelterek Allah'ın kelimesini üstün kılmıştır. Allah Teâlâ, zatında üstünlüğü ve mülkü ile yücedir. İşleri çekip çevirmesinde, takdirinde ve dininde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

ٱنفِرُوا۟ خِفَافًۭا وَثِقَالًۭا وَجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Gerek hafif/kolaylık, gerek ağırlık/zorlukta savaşa çıkın! Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱنفِرُوا۟savaşa çıkın
خِفَافًۭا(gerek) hafif olarak
وَثِقَالًۭا(gerek) ağır olarak
وَجَٰهِدُوا۟ve cihad edin
بِأَمْوَٰلِكُمْmallarınızla
وَأَنفُسِكُمْve canlarınızla
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
ذَٰلِكُمْbu
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لَّكُمْsizin için
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
تَعْلَمُونَbiliyor

-Ey Müminler!- Zorlukta ve kolaylıkta gençler ve ihtiyarlar olarak Allah yolunda cihat etmek için çıkın! Mallarınız ve canlarınız ile Allah yolunda cihat edin. Mallar ve canlar ile yapılan o çıkış ve cihat dünya ve ahirette malların ve canların selametini düşünerek bunlara bağlı kalmaktan daha faydalıdır. Eğer bunu biliyorsanız bu hususta hırslı olun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

لَوْ كَانَ عَرَضًۭا قَرِيبًۭا وَسَفَرًۭا قَاصِدًۭا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ ٱلشُّقَّةُ ۚ وَسَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

Kolay elde edilen kazanç, yakın bir yolculuk olsaydı (Tebuk'ta) sana uyarlardı. Fakat, meşakkat (mesafe) onlara uzak geldi. "Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık." diye Allah’a yemin edeceklerdir. Kendilerini helâk ediyorlar. Allah, gerçekten onların yalancı olduğunu biliyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَوْeğer
كَانَolsaydı
عَرَضًۭاbir menfaat
قَرِيبًۭاyakın
وَسَفَرًۭاve bir yolculuk
قَاصِدًۭاorta
لَّٱتَّبَعُوكَelbette sana tabi olurlardı
وَلَٰكِنۢfakat
بَعُدَتْuzak geldi
عَلَيْهِمُkendilerine
ٱلشُّقَّةُaşılacak mesafe
وَسَيَحْلِفُونَbir de yemin edecekler
بِٱللَّهِAllah'a
لَوِeğer (diye)
ٱسْتَطَعْنَاgücümüz yetseydi
لَخَرَجْنَاçıkardık
مَعَكُمْsizinle beraber
يُهْلِكُونَmahvediyorlar
أَنفُسَهُمْkendilerini
وَٱللَّهُve Allah
يَعْلَمُbiliyor;
إِنَّهُمْonların
لَكَٰذِبُونَyalancı olduklarını

Ey Peygamber!- Savaştan geri kalmak için senden izin isteyen münafıklar, şayet kolay elde edilen kazanç ve meşakkatsiz bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat onları davet etmiş olduğun düşmana karşı katetmeleri gereken mesafe onlara uzak geldi de bu yüzden seferden geri kaldılar. Seferden geri kalmak için izin isteyen bu münafıklar, sen onlara döndüğün zaman Allah'a yemin ederek şöyle diyeceklerdir: "Eğer sizinle beraber cihada gitmeye güç yetirebilseydik sizinle beraber çıkardık." Muhalefet etmeleri ve yalan yeminleri sebebi ile kendi nefislerini Allah'ın cezalandırmasına arz ederek kendilerini helak ediyorlar. Yüce Allah, gerçekten onların yalancı olduklarını ve yeminlerinin de yalan olduğunu biliyor.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَتَعْلَمَ ٱلْكَٰذِبِينَ

Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
عَفَاaffetsin
ٱللَّهُAllah
عَنكَseni
لِمَniçin
أَذِنتَizin verdin
لَهُمْonlara
حَتَّىٰkadar
يَتَبَيَّنَiyice belli olana
لَكَsana
ٱلَّذِينَkimseler
صَدَقُوا۟doğru söyleyen(ler)
وَتَعْلَمَve öğreninceye
ٱلْكَٰذِبِينَyalan söyleyenler

-Ey Peygamber!- Allah seni affetsin! Seferden geri kalanlara izin vermek hususundaki içtihadında Allah seni affetti. Neden onlara izin verdin? (Acele etmeseydin) Öne sürdükleri mazeretlerinde doğru olanlar ile yalan söyleyenleri ortaya çıkarmasını bekleseydin de onlardan sadece doğru söyleyenlere izin verseydin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

لَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

Allah’a ve ahiret gününe iman edenler mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek istedikleri için senden izin istemezler. Allah, muttakileri çok iyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَاsenden izin istemezler
يَسْتَـْٔذِنُكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimseler
يُؤْمِنُونَinanan(lar)
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
أَنcihadetmek için
يُجَٰهِدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِأَمْوَٰلِهِمْmallariyle
وَأَنفُسِهِمْve canlariyle
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌۢbilir
بِٱلْمُتَّقِينَkorunanları

-Ey Resul!- Allah'ın yolunda malları ve canları ile cihattan geri kalmak için senden izin istemeleri sadık bir iman ile Allah'a ve kıyamet gününe iman edenlerin yapacakları bir şey değildir. Bilakis onlar; Müminler ne zaman seferberlik ilan ederlerse onlar da onlarla beraber sefer ederler. Malları ve canları ile cihat ederler. Allah, onları seninle beraber cihada çıkmaktan alıkoyan (Gerçek) mazeretleri dışında senden izin istemeyen takva sahibi kullarını hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

إِنَّمَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَٱرْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ فِى رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ

Ancak Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, kalpleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاancak
يَسْتَـْٔذِنُكَsenden izin isterler
ٱلَّذِينَkimseler
لَاinanmayan
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَٱرْتَابَتْve kuşkuya düşen
قُلُوبُهُمْkalbleri
فَهُمْkendileri
فِىiçinde
رَيْبِهِمْşüpheleri
يَتَرَدَّدُونَbocalayıp duranlar

-Ey Peygamber!- Şüphesiz Allah yolunda cihat etmekten geri kalmak için senden izin isteyenler; Allah'a iman etmeyen ve kıyamet gününe de iman etmeyen münafıklardır. Onların kalplerine Allah'ın dini hakkında şüphe isabet etmiştir. Onlar; hak yoluna uymada tereddüt edip durmaktadırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

۞ وَلَوْ أَرَادُوا۟ ٱلْخُرُوجَ لَأَعَدُّوا۟ لَهُۥ عُدَّةًۭ وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ ٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların davranışlarını kerih gördü de onları alıkoydu. "Geride kalanlarla (acizlerle) beraber oturun!" denildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve eğer
أَرَادُوا۟isteselerdi
ٱلْخُرُوجَçıkmak
لَأَعَدُّوا۟yaparladı
لَهُۥonun için
عُدَّةًۭbir hazırlık
وَلَٰكِنfakat
كَرِهَhoşlanmadı
ٱللَّهُAllah
ٱنۢبِعَاثَهُمْdavranışlarından
فَثَبَّطَهُمْve onları durdurdu
وَقِيلَve denildi
ٱقْعُدُوا۟oturun
مَعَberaber
ٱلْقَٰعِدِينَoturanlarla

Eğer onlar, Allah yolunda cihada çıkmak istediklerine dair iddialarında samimi olsalardı cihat için hazırlık yaparlardı. Fakat Allah; onların seninle çıkmalarını çirkin gördü de çıkmak onlara ağır geldi. Böylece (cihada çıkmak yerine) evlerinde oturmayı tercih ettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

لَوْ خَرَجُوا۟ فِيكُم مَّا زَادُوكُمْ إِلَّا خَبَالًۭا وَلَأَوْضَعُوا۟ خِلَٰلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ ٱلْفِتْنَةَ وَفِيكُمْ سَمَّٰعُونَ لَهُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda (koğuculuk yaparak) koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah zalimleri bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَوْeğer
خَرَجُوا۟çıkmış olsalardı
فِيكُمsizin içinizde
مَّاsize bir katkıları olmazdı
زَادُوكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka
خَبَالًۭاbozgunculuktan
وَلَأَوْضَعُوا۟ve hemen sokulurlardı
خِلَٰلَكُمْaranıza
يَبْغُونَكُمُsizi düşürmek için
ٱلْفِتْنَةَfitneye
وَفِيكُمْve içinizde de vardı
سَمَّٰعُونَkulak verenler
لَهُمْonlara
وَٱللَّهُAllah
عَلِيمٌۢbilir
بِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Bu münafıkların sizinle beraber cihada çıkmamaları, çıkmalarından daha hayırlıdır. Eğer sizinle beraber çıkmış olsalardı, size zelillik, bozgunculuk ve şüphe atmaktan başka bir şey katmazlardı. Yine sizi bölmek için saflarınızda laf taşımayı yaymak için çabalarlardı. -Ey Müminler!- Sizin içinizden onların yalan olarak yaydıkları şeylere kulak verip bunları kabul edip yayacak kimseler vardı. Böylece içinizde ayrılık meydana gelirdi. Allah Teâlâ, münafıklardan zalim olan kimselerin, Müminlerin arasında hileleri, şüpheleri yayan kimseler olduklarını bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

لَقَدِ ٱبْتَغَوُا۟ ٱلْفِتْنَةَ مِن قَبْلُ وَقَلَّبُوا۟ لَكَ ٱلْأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَظَهَرَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَهُمْ كَٰرِهُونَ

(Münafıklar) Daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı. Sonunda hak geldi, onların istememesine rağmen Allah’ın emri üstün oldu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَقَدِandolsun ki
ٱبْتَغَوُا۟istediler
ٱلْفِتْنَةَfitne çıkarmak
مِنönceden de
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَلَّبُوا۟ve ters çevirdiler
لَكَsana
ٱلْأُمُورَnice işleri
حَتَّىٰnihayet
جَآءَgeldi
ٱلْحَقُّhak
وَظَهَرَgalebe çaldı
أَمْرُemri
ٱللَّهِAllah'ın
وَهُمْve onlar
كَٰرِهُونَistemedikleri halde

-Ey Peygamber!- Münafıklar, Tebuk gazvesinden önce de Müminlerin kelimesini (saflarını) bölerek bozgunculuk yapmak için çabalamış, hileler yaparak sana karşı bir takım işler çevirmeye kalkmışlardı. Olur ki onların hileleri senin cihada çıkmak hususunda azmini kırabilir. Ancak Yüce Allah'ın sana olan yardımı ve desteği gelmiştir. Onlar (münafıklar) hoşlanmasalar da Yüce Allah; dinini yüceltir ve düşmanlarını mağlup eder. Onların hoşlanmamalarının sebebi; hakka karşı batılın galip gelmesini istemelerinden dolayıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ٱئْذَن لِّى وَلَا تَفْتِنِّىٓ ۚ أَلَا فِى ٱلْفِتْنَةِ سَقَطُوا۟ ۗ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

Onlardan: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme!" diyenler vardır. Bilin ki onlar fitneye düşmüşlerdi. Cehennem ise, o kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمve içlerinden
مَّنkimseler
يَقُولُderler
ٱئْذَنizin ver
لِّىbana
وَلَاve
تَفْتِنِّىٓbeni fitneye düşürme
أَلَاiyi bilinki
فِىonlar zaten fitneye
ٱلْفِتْنَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَقَطُوا۟düşmüşlerdir
وَإِنَّve şüphesiz
جَهَنَّمَcehennem
لَمُحِيطَةٌۢkuşatacaktır
بِٱلْكَٰفِرِينَkafirleri

Münafıklar asılsız özürler ile senden özür dileyip şöyle derler: "-Ey Allah'ın resulü!- Bana cihattan geri kalmam için izin ver, seninle cihada çıkmak yükünü yükleme ki, düşman olan -Rumların- kadınlarının fitnesi sebebiyle bana bir günah isabet etmesin." Hayır! Onlar iddia ettiklerinden daha büyük bir fitneye düşmüşlerdir. İşte o fitne nifaktır ve savaştan geri kalmaktır. Muhakkak ki cehennem, kıyamet günü kâfirleri kuşatacaktır. Ondan hiç kimse kurtulamayacak ve hiç kimse ondan bir kaçış bulamayacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

إِن تُصِبْكَ حَسَنَةٌۭ تَسُؤْهُمْ ۖ وَإِن تُصِبْكَ مُصِيبَةٌۭ يَقُولُوا۟ قَدْ أَخَذْنَآ أَمْرَنَا مِن قَبْلُ وَيَتَوَلَّوا۟ وَّهُمْ فَرِحُونَ

Sana bir iyilik gelirse onların fenasına gider. Sana bir musibet gelirse; "Biz önceden işimizi (sağlama) aldık." deyip sevinerek dönüp giderler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنeğer
تُصِبْكَsana ulaşsa
حَسَنَةٌۭbir iyilik
تَسُؤْهُمْonların hoşuna gitmez
وَإِنve eğer
تُصِبْكَsana ulaşsa
مُصِيبَةٌۭbir kötülük
يَقُولُوا۟derler
قَدْmuhakkak
أَخَذْنَآbiz almıştık
أَمْرَنَاtedbirimizi
مِنönceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَتَوَلَّوا۟döner(gider)ler
وَّهُمْve onlar
فَرِحُونَsevinirler

-Ey Resul!- Eğer sana, yardım yahut ganimet gibi seni sevindirecek olan Allah'ın nimetlerinden bir şey erişirse; bu onları üzer. Eğer sana zorluk yahut düşmanın sana karşı galip gelmesi gibi bir musibet erişecek olursa bu münafıklar: "Bizler, kendi nefislerimiz için tedbir almış ve bu Müminlerin yaptığı gibi onlar savaşa çıktığında onlarla birlikte savaşa çıkmayarak kendimizi sağlama almıştık." derler. Sonra münafıklar; Müminlere öldürülme ve esir edilme gibi şeyler isabet ettiğinde mutlu bir şekilde selametle ailelerine dönerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Tevbe Sûresi, Medine döneminin son yıllarında Müslüman toplumun antlaşmalar, sefer sorumluluğu, münafıklık ve toplumsal dayanışma konularındaki sınavlarını açık bir dille ele alır. Sûrenin başında belirli müşrik gruplarla yapılan ve onlar tarafından ihlal edilen antlaşmalara ilişkin hükümler yer alır. Bu ayetler bütün zamanlarda bütün gayrimüslimlere yönelmiş sınırsız bir çatışma emri gibi okunamaz; metnin kendisi antlaşmasına sadık kalanların sürelerinin tamamlanmasını ve sığınma isteyen kişinin güvenli yere ulaştırılmasını emreder. Tarihî bağlam, sûrenin sert ifadelerini anlamak için zorunludur. Sûrenin diğer adı "Berâe", yani yükümlülükten uzaklaşma ve ilişkiyi sona erdirme bildirisidir. Başında besmele bulunmaması gelenekte, sûrenin bir önceki sûreyle ilişkisi ve savaş/ultimatom dili gibi farklı açıklamalarla yorumlanmıştır. Tevbe adı ise samimi dönüşün sûrede tekrar tekrar vurgulanmasından gelir. Tebük Seferi'ne katılmaktan kaçınanlar, mazeret üreten münafıklar ve bütün zorluğa rağmen sorumluluk alanlar karşılaştırılır. Mescid-i Dırâr anlatısı, dinî bir mekân görüntüsünün bölücülük amacı taşıyabileceğini gösterir; binanın adı veya görünüşü tek başına ahlâkî meşruiyet sağlamaz. Sûrede zekâtın kimlere verileceği, toplumun zayıf kesimlerinin desteklenmesi ve üç sahâbînin samimi tövbesi de anlatılır. Son ayetlerde Hz. Peygamber'in ümmetinin sıkıntısına duyarlı, şefkatli ve merhametli oluşu hatırlatılır. Tevbe Sûresi'nin sertlik ile merhameti aynı metinde taşıması önemlidir: Samimiyetsizliğe karşı netlik, dönüş kapısını kapatmak anlamına gelmez. Tövbe, yalnız dilde pişmanlık değil, bozulan ilişkiyi ve yerine getirilmeyen sorumluluğu düzeltme iradesidir.

Ana Temalar

  • Antlaşmaların ihlali ve hukukî bildirim
  • Tebük Seferi ve sorumluluktan kaçış
  • Münafıklık ve Mescid-i Dırâr
  • Zekâtın toplumsal dağılımı
  • Samimi tövbe ve dönüş imkânı

Ne Zaman Okunur?

Tevbe Sûresi'nin belirli bir vakitte okunmasına dair zorunlu uygulama yoktur. Siyasî ve askerî ayetleri bağlamdan koparmak ciddi yorum hatalarına yol açabileceğinden, sûre siyer ve güvenilir tefsir eşliğinde okunmalıdır. Tövbe ile ilgili bölümler kişiye umut verir; ancak başkasını kolayca "münafık" ilan etmek veya güncel bir gruba tarihî hükümleri doğrudan taşımak sûrenin ahlâkî sorumluluğunu tersine çevirebilir.

Antlaşma bozulması ile genel ilişkiyi ayırmak

Tevbe Sûresi'nin sert dili, anlaşmalarını bozan ve saldırı hazırlığı yapan belirli gruplarla ilgilidir. Aynı bölümde antlaşmasına sadık kalanların sürelerinin tamamlanması istenir ve sığınma isteyen kişiye güvenlik sağlanması emredilir. Bu ayrımlar görülmeden sûreyi bütün farklı inanç mensuplarına yönelik tek biçimli düşmanlık metni gibi sunmak doğru değildir.

Besmelesiz başlangıcın anlamı

Tevbe, mushaf tertibinde başında besmele bulunmayan tek sûredir. Bunun sebebi hakkında, Enfâl'in devamı sayılması veya sûrenin ültimatom ve ayrışma içeriğiyle başlaması gibi rivayet ve yorumlar vardır. Tek bir açıklamayı kesin tarihsel gerçek diye sunmak yerine, mushaf geleneğindeki ortak uygulama ile yorumların çeşitliliği belirtilmelidir. Besmelenin bulunmaması, sûre okunurken Allah'ın rahmetinin bütünüyle dışlandığı anlamına gelmez.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Tevbe Sûresi neden besmeleyle başlamaz?

Klasik kaynaklarda farklı açıklamalar bulunur. Bazıları Enfâl ile Tevbe'nin tek bütün kabul edilmesi ihtimalini, bazıları ise sûrenin antlaşma bozuculara yönelik sert bildirimle başlamasını öne çıkarır. Kesin sebep hakkında tek bir görüşte birleşilmemiştir.

Tevbe Sûresi bütün gayrimüslimlerle savaşmayı mı emreder?

Hayır. İlk ayetler belirli antlaşmaları bozan gruplar ve tarihî savaş şartlarıyla ilgilidir. Aynı bölüm antlaşmasına sadık kalanların haklarının korunmasını ve sığınma isteyen kişiye güvenlik sağlanmasını emreder. Bağlam dışı genelleme metnin kendi ayrımlarını yok eder.

Tevbe Sûresi'ndeki üç kişinin tövbesi nedir?

Tebük Seferi'ne geçerli mazeret olmadan katılmayan Kâ‘b b. Mâlik ve iki arkadaşının yaşadığı toplumsal bekleyiş ve samimi pişmanlık anlatılır. Yalan mazeret üretmek yerine gerçeği söylemeleri, sonunda tövbelerinin kabul edilmesiyle sonuçlanır.

Tevbe Sûresi neden Berâe adıyla da anılır?

İlk ayette belirli müşrik gruplarla yapılmış ve ihlal edilmiş antlaşmalardan uzaklaşma, yani "berâet" ilan edilir. Bu nedenle sûre "Berâe" adıyla da bilinir. İlan, antlaşmasına sadık kalan grupları kapsam dışı bırakır.

Tevbe 60. ayet neyi düzenler?

Zekât gelirlerinin verilebileceği sekiz sınıfı sayar. Bu sınıfların günümüzdeki uygulama ayrıntıları fıkıh mezhepleri ve yetkili kurumlarca değerlendirilir. Ayet, zekâtın rastgele yardım değil, belirli toplumsal ihtiyaçlara yönelen düzenli bir mali sorumluluk olduğunu gösterir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar