Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Tevbe Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 3
51

قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَىٰنَا ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

De ki: Allah’ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O, bizim mevlamızdır. Müminler Allah’a güvenip, tevekkül etsinler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّنbize
يُصِيبَنَآulaşmaz
إِلَّاbaşkası
مَاşeyden
كَتَبَyazdığı
ٱللَّهُAllah'ın
لَنَاbizim için
هُوَO'dur
مَوْلَىٰنَاbizim sahibimiz
وَعَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلْيَتَوَكَّلِdayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَinananlar

-Ey Peygamber!- O münafıklara de ki: "Bize Allah'ın bizim için yazdığından başkası asla erişmez. O Allah -Subhanehu ve Teâlâ- bizim efendimiz ve sığınağımızdır. Müminler de bütün işlerini sadece O'na havale ederler ve O, onlara yeter. O, ne güzel vekildir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحْدَى ٱلْحُسْنَيَيْنِ ۖ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابٍۢ مِّنْ عِندِهِۦٓ أَوْ بِأَيْدِينَا ۖ فَتَرَبَّصُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ

De ki: "Bize iki iyiden (şehadet ya da zaferden) başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
هَلْgözetiyor musunuz?
تَرَبَّصُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِنَآbizim için
إِلَّآyalnız
إِحْدَىbirini
ٱلْحُسْنَيَيْنِiki iyilikten
وَنَحْنُama biz
نَتَرَبَّصُgözetiyoruz
بِكُمْsize
أَنulaştırmasını
يُصِيبَكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
بِعَذَابٍۢbir azab
مِّنْkendi tarafından
عِندِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْveya
بِأَيْدِينَاbizim ellerimizle
فَتَرَبَّصُوٓا۟haydi gözetin
إِنَّاbiz de
مَعَكُمsizinle beraber
مُّتَرَبِّصُونَgözetenleriz

-Ey Peygamber!- onlara de ki: "Bize iki şeyden; şehadet yahut zaferden başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Biz de Allah'ın, katından indireceği bir azap ile sizi helak etmesini yahut sizinle savaşmamıza izin vererek bizim elimizle sizleri öldürmek ve esir etmek yolu ile size azap etmesini bekliyoruz. Siz, bizim akıbetimizi bekleyin; biz de sizin akıbetinizi bekliyoruz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

قُلْ أَنفِقُوا۟ طَوْعًا أَوْ كَرْهًۭا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمْ ۖ إِنَّكُمْ كُنتُمْ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ

De ki: "İstekli veya isteksiz olarak infak edin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz, şüphesiz fasık bir topluluksunuz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَنفِقُوا۟sadaka verin
طَوْعًاgönüllü
أَوْveya
كَرْهًۭاgönülsüz
لَّنkabul edilmeyecektir
يُتَقَبَّلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنكُمْsizden
إِنَّكُمْçünkü siz
كُنتُمْoldunuz
قَوْمًۭاbir kavim
فَٰسِقِينَyoldan çıkan

-Ey Peygamber!- Onlara de ki: Mallarınızdan isteyerek ya da istemeyerek verin. İnkâr etmeniz ve Allah'ın taatinden çıkmanız sebebi ile infak ettikleriniz sizden asla kabul edilmeyecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

وَمَا مَنَعَهُمْ أَن تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَٰتُهُمْ إِلَّآ أَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَبِرَسُولِهِۦ وَلَا يَأْتُونَ ٱلصَّلَوٰةَ إِلَّا وَهُمْ كُسَالَىٰ وَلَا يُنفِقُونَ إِلَّا وَهُمْ كَٰرِهُونَ

Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah ve Rasûlüne (iman etmek yerine) kâfir olmaları, namaza ancak tembel tembel gelmeleri ve infaklarını istemeyerek vermeleridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
مَنَعَهُمْengel olan
أَنkabul edilmesine
تُقْبَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُمْkendilerinden
نَفَقَٰتُهُمْsadakalarının
إِلَّآsadece şudur
أَنَّهُمْonların
كَفَرُوا۟inkar etmeleridir
بِٱللَّهِAllah'ı
وَبِرَسُولِهِۦve elçisini
وَلَاve
يَأْتُونَgelmemeleridir
ٱلصَّلَوٰةَnamaza
إِلَّاdışında
وَهُمْonlar
كُسَالَىٰüşene üşene
وَلَاve
يُنفِقُونَsadaka vermemeleri
إِلَّاdışında
وَهُمْonlar
كَٰرِهُونَistemeye istemeye

Onların verdiklerinin kabul edilmesine ancak şu üç şey engel olmuştur: Allah'a ve resulüne (iman etmeyip) kâfir olmaları, namaza üşenerek ve oyalanarak gelmeleri ve mallarını isteyerek infak etmemeleri. Onlar mallarını istemeyerek infak ederler. Çünkü onlar, namazlarından ve infaklarından bir sevap ümit etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

فَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُمْ ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

Artık onların malları da evlatları da seni imrendirmesin. Doğrusu Allah, bunlar yüzünden dünya hayatında onları azaba uğratmayı ve canlarının, kâfirler olarak, güçlükle çıkmasını ister.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَاseni imrendirmesin
تُعْجِبْكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمْوَٰلُهُمْonların malları
وَلَآne de
أَوْلَٰدُهُمْevladları
إِنَّمَاşüphesiz
يُرِيدُistiyor
ٱللَّهُAllah
لِيُعَذِّبَهُمonlara azabetmeyi
بِهَاbunlarla
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَتَزْهَقَve çıkmasını
أَنفُسُهُمْcanlarının
وَهُمْve onlar
كَٰفِرُونَkafir olarak

-Ey Peygamber!- Münafıkların malları ve evlatları seni imrendirmesin ve sakın onlar için bu durumu hoş görme! Onların mallarının ve evlatlarının sonu kötü olacaktır. Allah, zorluk ve meşakkat ile onların mallarını ve evlatlarını, onların üzerine indirdiği bir azap ve musibet kılacaktır. Allah Teâlâ bunu, onların ruhları küfür üzerine çıkıncaya kadar yapacak ve onlar, cehennemin en alt tabakasında azap olunacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

وَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَٰكِنَّهُمْ قَوْمٌۭ يَفْرَقُونَ

Onlar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Onlar sizden değillerdir. Aksine onlar korkak bir toplumdur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَحْلِفُونَve yemin ediyorlar
بِٱللَّهِAllah'a
إِنَّهُمْmuhakkak onlar
لَمِنكُمْsizden olduklarına
وَمَاoysa değiller
هُمonlar
مِّنكُمْsizden
وَلَٰكِنَّهُمْfakat onlar
قَوْمٌۭbir topluluktur
يَفْرَقُونَkorkak

-Ey Müminler!- Münafıklar, yalan yere yemin ederek kendilerinin sizden olduklarını iddia ederler. Onlar, dış görünüşlerinde sizden olarak görünseler de iç yüzlerinde sizden değildirler. Fakat onlar, öldürülme ve esir edilme gibi müşriklere uygulanması helal olan durumların kendileri için de helal olup uygulanmasından korkmaktadırlar. Onlar takiye yaparak İslam'ı kabul etmiş gibi göstermektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـًٔا أَوْ مَغَٰرَٰتٍ أَوْ مُدَّخَلًۭا لَّوَلَّوْا۟ إِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ

Bir sığınak, mağaralar veya girecek bir yer bulsalar kaçarak oraya yönelirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَوْeğer
يَجِدُونَbulsalardı
مَلْجَـًٔاsığınacak bir yer
أَوْyahut
مَغَٰرَٰتٍmağaralar
أَوْya da
مُدَّخَلًۭاsokulacak bir delik
لَّوَلَّوْا۟koşarlardı
إِلَيْهِoraya doğru
وَهُمْve onlar
يَجْمَحُونَhemen

Eğer bu münafıklar, kendi canlarını korumak için sığınacakları bir sığınak yahut gözden kaybolacakları bir mağara veya içine girecekleri bir delik bulsalardı, koşarak o tarafa yönelip oraya girerlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

وَمِنْهُم مَّن يَلْمِزُكَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنْ أُعْطُوا۟ مِنْهَا رَضُوا۟ وَإِن لَّمْ يُعْطَوْا۟ مِنْهَآ إِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ

İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse hemen kızarlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنkimi de
يَلْمِزُكَsana dil uzatır
فِىhakkında
ٱلصَّدَقَٰتِsadakalar
فَإِنْeğer
أُعْطُوا۟kendilerine pay verilse
مِنْهَاonlardan
رَضُوا۟hoşlanırlar
وَإِنve eğer
لَّمْkendilerine pay verilmezse
يُعْطَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهَآonlardan
إِذَاhemen
هُمْonlar
يَسْخَطُونَkızarlar

-Ey Resul!- Sadakalardan umduklarına ulaşamadıkları için münafıklardan, sadakaların taksimi hususunda seni eleştirenler vardır. Eğer istedikleri şey kendilerine verilirse senden hoşnut olurlar. Yok eğer istedikleri verilmezse kızıp homurdanırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ

Eğer onlar, Allah ve Rasûlü'nün kendilerine verdiğinden hoşnut olup; "Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Rasûlü de (Allah'ın verdiklerinden verecektir) ve biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz.” deselerdi daha hayırlı olurdu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve şayet
أَنَّهُمْonlar
رَضُوا۟razı olsalardı
مَآşeye
ءَاتَىٰهُمُkendilerine verdiğine
ٱللَّهُAllah'ın
وَرَسُولُهُۥve Elçisinin
وَقَالُوا۟ve deselerdi
حَسْبُنَاbize yeter
ٱللَّهُAllah
سَيُؤْتِينَاyakında bize verecek
ٱللَّهُAllah
مِنbol lutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَسُولُهُۥٓve Elçisi de
إِنَّآbiz sadece
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَٰغِبُونَrağbet ederiz

Sadakaların taksimi hususunda seni kınayan münafıklar, eğer Allah'ın kendilerine verdiğinden ve resulünün de Allah'ın verdiklerinden vereceği sadakalardan razı olmuş olsalardı ve Allah bize yeter. O, bize lütfundan dilediği kadar verecektir deselerdi, resulü de bize Allah'ın kendisine verdiğinden verecek. Bizler sadece Rabbimizin bize kendi fazlından vereceğine rağbet ederiz, diyerek, böyle davransalardı seni kınamalarından daha hayırlı olurdu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

۞ إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلْفُقَرَآءِ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْعَٰمِلِينَ عَلَيْهَا وَٱلْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلْغَٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ ۖ فَرِيضَةًۭ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

Sadakalar/zekâtlar, Allah’tan bir farz olarak fakirler, miskinler, onu toplayan memurlar, kalpleri (İslam’a) ısındırılanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda (cihad edenler) ve yolda kalanlar içindir. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاşüphesiz ancak
ٱلصَّدَقَٰتُsadakalar (zekatlar)
لِلْفُقَرَآءِfakirlere mahsustur
وَٱلْمَسَٰكِينِve düşkünlere
وَٱلْعَٰمِلِينَve çalışan memurlara
عَلَيْهَاonlar üzerinde
وَٱلْمُؤَلَّفَةِve ısındırılacak olanlara
قُلُوبُهُمْkalbleri
وَفِىve kölelere
ٱلرِّقَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْغَٰرِمِينَve borçlulara
وَفِىve yoluna
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَٱبْنِve oğluna (yolcuya)
ٱلسَّبِيلِyol (yolcuya)
فَرِيضَةًۭbir farz olarak
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidir

Farz olan zekâtlar; ancak görev yahut meslekleri sebebiyle mal sahibi olan fakat kendilerine yetmeyen ve bu durumları hususunda da kendilerine dikkat edilmeyen fakirler, hiçbir şeye sahip olmayan ve durumları yahut sözleri sebebiyle halleri diğer insanlara gizli olmayan miskinler, devlet idarecisinin zekât mallarını toplaması için görevlendirdiği kimseler, Müslüman olmaları için kendilerine zekât malından verilen kâfirler yahut imanlarının kuvvetlenmesi için imanı zayıf olan kimseler veya kötülüklerinin savuşturulması için verilen kimseler içindir. Özgürlüklerini kazanmaları için kölelere, israf ve masiyet olmaksızın borçlarını ödeyecek bir şey bulamayan kimselere, Allah yolunda cihat eden mücahitlerin hazırlanması ve nafakası biten ve bundan dolayı yolda kalmış kimselere verilir. Zekât mallarının sadece bu kimseler ile sınırlı olması Allah Teâlâ'dan bir farzdır. Yüce Allah, kullarının yararına olan şeyleri hakkıyla bilen, idare etmesinde ve dininde hikmetli olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

وَمِنْهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلنَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌۭ ۚ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍۢ لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌۭ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ ۚ وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Onların içinde: "O, bir kulaktır (her duyduğuna inanıyor), diyerek onu üzenler vardır." De ki: "O, sizin için hayrı (dinleyip, inanan) bir kulaktır. Allah'a iman eder, Müminlere inanıp güvenir ve sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın Rasûlünü üzenlere acıklı bir azap vardır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمُiçlerinden bazıları
ٱلَّذِينَonlar ki
يُؤْذُونَincitirler
ٱلنَّبِىَّPeygamberi
وَيَقُولُونَve derler
هُوَO
أُذُنٌۭbir kulaktır
قُلْde ki
أُذُنُkulağıdır
خَيْرٍۢhayır
لَّكُمْsizin için
يُؤْمِنُinanır
بِٱللَّهِAllah'a
وَيُؤْمِنُve inanır
لِلْمُؤْمِنِينَmü'minlere
وَرَحْمَةٌۭve bir rahmettir
لِّلَّذِينَkimseler için
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
مِنكُمْsizden
وَٱلَّذِينَve kimselere
يُؤْذُونَincitenlere
رَسُولَElçisini
ٱللَّهِAllah'ın
لَهُمْvardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i sözleri ile inciten münafıklar vardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yumuşak huyluluğunu müşahede ettikleri zaman şöyle derler: "O herkesi dinleyip doğrular ve hak ile batılın arasını ayıramaz." -Ey Peygamber!- Onlara de ki: Şüphesiz peygamber, hayırdan başka bir şey işitmez. Allah'ın dediklerini ve Müminlerden sadık olanların (doğru sözlü olanların) haber verdiklerini doğrular ve Müminlere merhametle muamele eder. Muhakkak ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesi, ona iman eden kimseler için bir rahmettir. Allah'ın Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e eziyetin herhangi bir çeşidi ile eziyet edenlere elem verici bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَحَقُّ أَن يُرْضُوهُ إِن كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Sizi razı etmek için Allah’a yemin ederler. Eğer Mümin iseler Allah’ı ve Rasûlünü razı etmeleri daha gereklidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَحْلِفُونَyemin ederler
بِٱللَّهِAllah'a
لَكُمْsize (gelip)
لِيُرْضُوكُمْgönlünüzü hoş etmek için
وَٱللَّهُve Allah'ı
وَرَسُولُهُۥٓve Resulünü
أَحَقُّdaha uygundu
أَنhoşnud etmeleri
يُرْضُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنhalbuki
كَانُوا۟olsalardı
مُؤْمِنِينَinanmış

-Ey Müminler!- Münafıklar, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i incitecek sözler söylemediklerine dair Allah adına yemin ederler. Bunu da sizi razı etmek için yaparlar. Onlar gerçekten iman eden kimseler ise Allah ve resulünü, iman ve salih ameller ile razı etmek onlar için daha öncelikli olmalıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدًۭا فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْخِزْىُ ٱلْعَظِيمُ

Allah'a ve Peygamberine karşı gelmeye kalkan için içinde sonsuza kadar kalacağı cehennem olduğunu bilmediler mi? En büyük rüsvaylık işte budur!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْbilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّهُۥmuhakkak
مَنkim
يُحَادِدِkarşı koymağa kalkarsa
ٱللَّهَAllah'a
وَرَسُولَهُۥve Elçisine
فَأَنَّgerçekten
لَهُۥonun için vardır
نَارَateşi
جَهَنَّمَcehennem
خَٰلِدًۭاsürekli kalacağı
فِيهَاiçinde
ذَٰلِكَişte budur
ٱلْخِزْىُrezillik
ٱلْعَظِيمُbüyük

O münafıklar, bu amelleri ile Allah'a ve resulüne karşı geldiklerini ve bu ikisine karşı gelen kimsenin kıyamet günü, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşine gireceğini bilmediler mi? İşte bu küçük görülme ve büyük bir zillettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

يَحْذَرُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌۭ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِى قُلُوبِهِمْ ۚ قُلِ ٱسْتَهْزِءُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ مُخْرِجٌۭ مَّا تَحْذَرُونَ

Münafıklar, kendileri hakkında kalplerinde bulunanı kendilerine haber verecek bir surenin indirileceğinden çekiniyorlar. De ki: “Alay edin bakalım. Allah, çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَحْذَرُçekiniyorlar
ٱلْمُنَٰفِقُونَmünafıklar
أَنindirileceğinden
تُنَزَّلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِمْkendileri hakkında
سُورَةٌۭbir surenin
تُنَبِّئُهُمhaber verecek
بِمَاolanı
فِىiçinde
قُلُوبِهِمْkalbleri
قُلِde ki
ٱسْتَهْزِءُوٓا۟siz alay edin
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
مُخْرِجٌۭortaya çıkaracaktır
مَّاşeyi
تَحْذَرُونَçekindiğiniz

Münafıklar, Allah Teâlâ'nın Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indireceği bir sure ile kalplerinde gizledikleri küfrü Müminlerin öğrenmesinden korkmaktadırlar. -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "-Ey münafıklar!- Din ile alay etmeye ve dini kötülemeye devam edin! Allah, indireceği bir sure ile yahut Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vereceği bir haber ile sizin korktuğunuz şeyi ortaya çıkaracaktır.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ ۚ قُلْ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمْ تَسْتَهْزِءُونَ

Onlara soracak olursan: "Sadece biz eğlenip oynuyorduk." diyecekler. De ki: "Allah ile ayetleriyle ve Rasûlüyle mi eğleniyordunuz?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَئِنve eğer
سَأَلْتَهُمْonlara sorsan
لَيَقُولُنَّderler ki
إِنَّمَاsadece
كُنَّاbiz
نَخُوضُlafa dalmıştık
وَنَلْعَبُve şakalaşıyorduk
قُلْde ki
أَبِٱللَّهِAllah ile mi?
وَءَايَٰتِهِۦve O'nun ayetleriyle
وَرَسُولِهِۦve O'nun Elçisi ile
كُنتُمْsiz
تَسْتَهْزِءُونَalay ediyordunuz

-Ey Peygamber!- Allah'ın sana haber vermesinden sonra Müminlere karşı yaptıkları ayıplama ve sövmeyi münafıklara soracak olsan, onlar şöyle diyecekler: "Bizler bir konuşma esnasında şakalaşıp eğleniyorduk, (söylediklerimizde) ciddi değildik." -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Sizler, Allah ile ayetleriyle ve peygamberi ile mi alay ediyordunuz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ ۚ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍۢ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

Özür beyan etmeyin. İman ettikten sonra kâfir oldunuz. İçinizden (af dileyen) bir kısmınızı bağışlasak bile, suçlu oldukları için bir kısmınıza azap edeceğiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَاhiç özür dilemeyin
تَعْتَذِرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَدْandolsun
كَفَرْتُمsiz inkar ettiniz
بَعْدَsonra
إِيمَٰنِكُمْinandıktan
إِنeğer
نَّعْفُaffetsek bile
عَنbir kısmını
طَآئِفَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنكُمْsizden
نُعَذِّبْazab edeceğiz
طَآئِفَةًۢbir kısmına da
بِأَنَّهُمْdolayı
كَانُوا۟suç işlediklerinden
مُجْرِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Boşuna yalan özürler ile özür dilemeyin. İçinizde gizlemiş olduğunuz inkârınızı alay etmek suretiyle açığa vurdunuz. İçinizden bir grubu, nifakı terk edip ondan tövbe etmeleri ve Allah'a karşı ihlaslı olmaları sebebi ile bağışlasak bile diğer bir gruba, nifak üzerinde ısrar etmeleri ve bundan tövbe etmemeleri sebebi ile azap edeceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ بَعْضُهُم مِّنۢ بَعْضٍۢ ۚ يَأْمُرُونَ بِٱلْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ ۚ نَسُوا۟ ٱللَّهَ فَنَسِيَهُمْ ۗ إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

Münafık erkekler ve kadınlar birbirlerinin aynıdır. Kötülüğü emrederler, iyiliğe engel olurlar. Elleri de (infak etmede) sıkıdır. Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu. Gerçekten münafıklar, fasıkların ta kendisidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْمُنَٰفِقُونَmünafık erkekler
وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُve münafık kadınlar
بَعْضُهُمonların bir kısmı
مِّنۢdiğerlerindendir
بَعْضٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَأْمُرُونَemrederler
بِٱلْمُنكَرِkötülüğü
وَيَنْهَوْنَve menederler
عَنِiyilikten
ٱلْمَعْرُوفِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَقْبِضُونَve sıkı tutarlar
أَيْدِيَهُمْellerini
نَسُوا۟unuttular
ٱللَّهَAllah'ı
فَنَسِيَهُمْO da onları unuttu
إِنَّgerçekten
ٱلْمُنَٰفِقِينَMünafıklar
هُمُişte onlardır
ٱلْفَٰسِقُونَyoldan çıkanlar

Münafıklar, kadınlar ve erkekler olarak nifak durumlarında ittifak halindedirler. Onlar, Müminlerin aksine hareket ederler. Kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyarlar. Malları hususunda cimridirler. Mallarını Allah yolunda infak etmezler. Allah'a ibadet etmeyi ve O'na itaat etmeyi terk etmişlerdir. Allah Teâlâ da başarılı kılma hususunda onları terk etmiştir. Şüphesiz münafıklar, Allah Teâlâ'ya itaatten ve hak yoldan çıkmış, O'na isyana ve sapıklığa yönelmişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ هِىَ حَسْبُهُمْ ۚ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ مُّقِيمٌۭ

Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve tüm kâfirlere, içinde ebedî kalacakları Cehennem'i vadetti. Bu onlara yeter. Allah, onları lanetlemiştir. Onlara kalıcı bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَدَva'detmiştir
ٱللَّهُAllah
ٱلْمُنَٰفِقِينَmünafık erkeklere
وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِve münafık kadınlara
وَٱلْكُفَّارَve kafirlere
نَارَateşini
جَهَنَّمَcehennem
خَٰلِدِينَebedi kalacakları
فِيهَاiçinde
هِىَO
حَسْبُهُمْonlara yeter
وَلَعَنَهُمُve onları la'netlemiştir
ٱللَّهُAllah
وَلَهُمْve onlar için vardır
عَذَابٌۭbir azab
مُّقِيمٌۭsürekli

Allah Teâlâ tövbe etmeyen münafıkları ve kâfirleri, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşine girdirmeyi vadetmiştir. Bu ceza olarak onlara yeter. Yüce Allah, onları rahmetinden kovmuştur. Onlar için devamlı bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

كَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنكُمْ قُوَّةًۭ وَأَكْثَرَ أَمْوَٰلًۭا وَأَوْلَٰدًۭا فَٱسْتَمْتَعُوا۟ بِخَلَٰقِهِمْ فَٱسْتَمْتَعْتُم بِخَلَٰقِكُمْ كَمَا ٱسْتَمْتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُم بِخَلَٰقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَٱلَّذِى خَاضُوٓا۟ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

(Ey münafıklar!) Siz de kendinizden öncekiler gibisiniz. Onlar sizden daha kuvvetliydiler, malları ve evlatları da daha çoktu. Nasiplerine düşenin tadını çıkardılar. Sizden öncekilerin nasiplerinden faydalandıkları gibi siz de nasibinize düşenden yararlandınız. Onların daldıkları gibi siz de (batıla) daldınız. İşte bunlar, dünyada ve ahirette yaptıkları amelleri boşa gidenlerdir. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَٱلَّذِينَgibi
مِنsizden öncekiler
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَانُوٓا۟idiler
أَشَدَّdaha yaman
مِنكُمْsizden
قُوَّةًۭkuvvetçe
وَأَكْثَرَve daha çok
أَمْوَٰلًۭاmal
وَأَوْلَٰدًۭاve evladça
فَٱسْتَمْتَعُوا۟onlar zevklerine baktılar
بِخَلَٰقِهِمْkendi paylarına düşenle
فَٱسْتَمْتَعْتُمzevkinize baktınız
بِخَلَٰقِكُمْpayınıza düşenle
كَمَاgibi
ٱسْتَمْتَعَzevklerine baktıkları
ٱلَّذِينَkimselerin
مِنsizden öncekilerin
قَبْلِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِخَلَٰقِهِمْkendi paylarına düşenle
وَخُضْتُمْve siz de daldınız
كَٱلَّذِىgibi
خَاضُوٓا۟dalanlar
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
حَبِطَتْboşa gidenlerdir
أَعْمَٰلُهُمْyaptıkları
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlardır
ٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

-Ey münafıklar topluluğu!- Sizler, küfür ve alay etmede sizden önceki yalanlayan ümmetler gibisiniz. Onlar, sizden daha güçlü ve sizden daha çok mallara ve evlatlara sahiptiler. Dünya lezzetlerinden ve arzularından kendi nasiplerinde yazılmış olandan faydalandılar. Sizler de -Ey Münafıklar!- Sizden önce nasiplerinden yararlanan ve (peygamberlerini) yalanlayan ümmetler gibi nasibiniz olarak size takdir olunduğu kadar yararlanın. Önceki ümmetlerin, peygamberlerini yalanlama ve onları ayıplamaları gibi siz de hakkı yalanlamaya daldınız. Resul -sallallahu aleyhi ve sellem'i- ayıplayıp, kınadınız. Kınanmış ve bu sıfatlar ile sıfatlanmış olan bu kimselerin amelleri küfürleri sebebi ile Allah katında fesada uğramış ve boşa gitmiştir. Kendi nefislerini helak olmaya sürüklemeleri sebebi ile nefislerini hüsrana uğratanlar bunlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

أَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍۢ وَعَادٍۢ وَثَمُودَ وَقَوْمِ إِبْرَٰهِيمَ وَأَصْحَٰبِ مَدْيَنَ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِ ۚ أَتَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ ۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Onlara, kendilerinden önce geçen Nûh, Âd, Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve alt üst olmuş (Lût kavmi) şehirlerinin haberleri gelmedi mi? Rasûlleri, onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara zulmetmemiş; fakat onlar kendi nefislerine zulmetmişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْonlara gelmedi mi?
يَأْتِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَبَأُhaberi
ٱلَّذِينَkimselerin
مِنkendilerinden öncekilerin
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْمِkavminin
نُوحٍۢNuh
وَعَادٍۢve Ad
وَثَمُودَve Semud
وَقَوْمِve kavminin
إِبْرَٰهِيمَİbrahim
وَأَصْحَٰبِve halkının
مَدْيَنَMedyen
وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِve yerlebir olanların
أَتَتْهُمْonlara getirmişti
رُسُلُهُمelçileri
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık deliller
فَمَاdeğildi
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
لِيَظْلِمَهُمْonlara zulmediyor
وَلَٰكِنfakat
كَانُوٓا۟onlar
أَنفُسَهُمْkendi kendilerine
يَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Bu münafıklara, kendilerinden önce gelen ve peygamberlerini yalanlayan toplulukların başına gelen cezalandırmanın haberi gelmedi mi? Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, İbrahim'in kavminin, Medyen halkının ve Lut kavmi şehirlerinin ki, peygamberleri onlara apaçık deliller ve kesin kanıtlar ile gelmişlerdi. Yüce Allah, onlara zulmetmedi. Peygamberleri onları uyarmıştı. Fakat onlar, Allah'a (iman etmeyip) kâfir oldukları ve Allah Teâlâ'nın peygamberlerini yalanladıkları için kendi nefislerine zulmetmişlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍۢ ۚ يَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ ٱللَّهُ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ

Mümin erkekler ve Mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namazı ikame ederler, zekât verirler, Allah’a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz Aziz'dir, Hakîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلْمُؤْمِنُونَinanan erkekler
وَٱلْمُؤْمِنَٰتُve inanan kadınlar
بَعْضُهُمْkimisinin
أَوْلِيَآءُvelisidirler
بَعْضٍۢkimisi
يَأْمُرُونَemrederler
بِٱلْمَعْرُوفِiyiliği
وَيَنْهَوْنَve men'ederler
عَنِkötülükten
ٱلْمُنكَرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُقِيمُونَve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَيُؤْتُونَve verirler
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَيُطِيعُونَve ita'at ederler
ٱللَّهَAllah'a
وَرَسُولَهُۥٓve Elçisine
أُو۟لَٰٓئِكَişte
سَيَرْحَمُهُمُonlara rahmet edecektir
ٱللَّهُAlah
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَزِيزٌdaima üstündür
حَكِيمٌۭhüküm ve hikmetsahibidir

İman, aralarını birleştirdiği için Mümin erkeklerle Mümin kadınlar birbirlerinin yardımcıları ve destekçileridir. "Onlar iyiliği emrederler." Maruf (iyilik); Allah Teâlâ için sevimli olan ve O'na taatin çeşitlerinden olan, tevhit ve namaz gibi şeylerdir. "Kötülükten alıkoyarlar." Kötülük (münker); Yüce Allah'ın kızıp gazap etmesine neden olan; küfür ve faiz gibi günahlardır. "Namazı dosdoğru kılarlar." Yani namazı en mükemmel şekilde eda ederler. Yüce Allah'a ve O'nun resulüne itaat ederler. İşte övülmüş olan bu sıfatlarla sıfatlanmış olanlar var ya; Allah, onları rahmetine sokacaktır. Allah Aziz'dir. Hiç kimse O'na karşı galip gelemez. O yarattıklarında, şeriatında ve idaresinde hüküm ve hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةًۭ فِى جَنَّٰتِ عَدْنٍۢ ۚ وَرِضْوَٰنٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Allah, Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetler ve Adn Cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَدَva'detmiştir
ٱللَّهُAllah
ٱلْمُؤْمِنِينَinanan erkeklere
وَٱلْمُؤْمِنَٰتِve inanan kadınlara
جَنَّٰتٍۢcennetler
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَebedi kalacakları
فِيهَاiçinde
وَمَسَٰكِنَve meskenler
طَيِّبَةًۭgüzel
فِىiçinde
جَنَّٰتِcennetleri
عَدْنٍۢAdn
وَرِضْوَٰنٌۭve razı olması
مِّنَAllah'ın
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَكْبَرُhepsinden büyüktür
ذَٰلِكَişte
هُوَbudur
ٱلْفَوْزُbaşarı
ٱلْعَظِيمُbüyük

Allah Teâlâ, kıyamet günü içinde ebedî kalacakları, sarayları altından ırmaklar akan cennetlere sokmayı Allah'a iman eden Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara vadetmiştir. Orada ölmezler ve nimetleri bitmek tükenmek bilmez. Onlara, içinde kalacakları güzel meskenler olan sürekli kalacakları Cennetler ve bu nimetlerin hepsinden daha büyük bir nimet olan rızasını vadetmiştir. İşte burada zikredilen bu büyük karşılık; hiçbir kurtuluşun kendisine erişemeyeceği büyük kurtuluştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ ۚ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer Cehennem'dir. Ne kötü bir varış yeridir orası!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلنَّبِىُّpeygamber
جَٰهِدِcihadet
ٱلْكُفَّارَkafirlerle
وَٱلْمُنَٰفِقِينَve münafıklarla
وَٱغْلُظْve sert davran
عَلَيْهِمْonlara
وَمَأْوَىٰهُمْve onların varacakları yer
جَهَنَّمُcehennemdir
وَبِئْسَne kötü
ٱلْمَصِيرُbir gidiş yeridir

-Ey Peygamber!- Kâfirlere karşı kılıçla savaşarak cihat et. Münafıklara karşı ise söz ve deliller ile cihat et. Bu iki fırkaya karşı sert davran. Onlar sert davranılmaya layık olan kimselerdir. Onların kıyamet günü varacakları yer cehennemdir. Onların varış yeri olan cehennem ne kötü bir varış yeridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُوا۟ وَلَقَدْ قَالُوا۟ كَلِمَةَ ٱلْكُفْرِ وَكَفَرُوا۟ بَعْدَ إِسْلَٰمِهِمْ وَهَمُّوا۟ بِمَا لَمْ يَنَالُوا۟ ۚ وَمَا نَقَمُوٓا۟ إِلَّآ أَنْ أَغْنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضْلِهِۦ ۚ فَإِن يَتُوبُوا۟ يَكُ خَيْرًۭا لَّهُمْ ۖ وَإِن يَتَوَلَّوْا۟ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًۭا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۚ وَمَا لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا نَصِيرٍۢ

Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve onlar müslümanlıklarından sonra kâfir oldular. Ayrıca başaramadıkları şeye (Peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Rasûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَحْلِفُونَyemin ediyorlar
بِٱللَّهِAllah'a
مَاsöylemediklerine
قَالُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَقَدْhalbuki
قَالُوا۟söylediler
كَلِمَةَ(o) sözü
ٱلْكُفْرِküfür
وَكَفَرُوا۟ve inkar ettiler
بَعْدَsonra
إِسْلَٰمِهِمْİslam olduktan
وَهَمُّوا۟ve yeltendiler
بِمَاbir şeye
لَمْbaşaramadıkları
يَنَالُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve öc almağa kalktılar
نَقَمُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآsırf
أَنْdiye
أَغْنَىٰهُمُkendilerini zengin etti
ٱللَّهُAllah
وَرَسُولُهُۥve Elçisi
مِنlutfiyle
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَإِنeğer
يَتُوبُوا۟tevbe ederlerse
يَكُolur
خَيْرًۭاdaha iyi
لَّهُمْkendileri için
وَإِنyok eğer
يَتَوَلَّوْا۟dönerlerse
يُعَذِّبْهُمُonlara azabedecektir
ٱللَّهُAllah
عَذَابًاbir azapla
أَلِيمًۭاacıklı
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette
وَمَاyoktur
لَهُمْonların
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنhiçbir
وَلِىٍّۢvelisi
وَلَاne de
نَصِيرٍۢyardımcısı

Münafıklar, Allah'a yalan yere yemin ederler. Sana sövdüklerine ve senin dinini ayıpladıklarına dair onların sözleri sana ulaştığı halde o sözleri söylemediklerini söylerler. Onlar, kendilerini küfre sokan o sözleri kesinlikle söylediler ve iman eder gibi gözüktükten sonra küfürlerini ortaya koydular. Başaramayacakları bir şey olan Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i öldürmeye yeltendiler. Onlar inkâr edilmez bir şeyi inkâr ettiler. İnkâr ettikleri bu şey; Yüce Allah'ın onları, Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bahşettiği ganimetlerle zenginleştirmesiydi. Eğer onlar, nifaklarından Allah'a tövbe ederlerse, tövbe etmeleri onların nifak üzerine devam etmelerinden daha hayırlıdır. Eğer Allah Teâlâ'ya tövbe etmekten yüz çevirirlerse; Allah onlara, dünyada öldürülme ve esir edilme ile azap edecek; ahirette ise elem verici ateş ile azap edecektir. Onların, kendilerini ateşten kurtaracak bir yardımcıları da dostları da yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

۞ وَمِنْهُم مَّنْ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنْ ءَاتَىٰنَا مِن فَضْلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

İçlerinde; "Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız." diye O’na söz verenler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنْkimileri
عَٰهَدَand içtiler
ٱللَّهَAllah'a
لَئِنْeğer
ءَاتَىٰنَاbize verirse
مِنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَصَّدَّقَنَّelbette sadaka vereceğiz
وَلَنَكُونَنَّve olacağız
مِنَyararlı insanlardan
ٱلصَّٰلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Münafıklardan şöyle diyerek Yüce Allah'a söz verenler oldu: "Eğer Allah bize lütfundan verirse muhtaç olan kimselere vereceğiz ve amelleri düzgün olan salih kimselerden olacağız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضْلِهِۦ بَخِلُوا۟ بِهِۦ وَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ

Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّآne zaman ki
ءَاتَىٰهُمonlara verdi
مِّنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَخِلُوا۟cimrilik ettiler
بِهِۦO'na
وَتَوَلَّوا۟ve döndüler
وَّهُمonlar
مُّعْرِضُونَyüz çevirerek

Allah -Subhânehu ve Teâlâ- onlara lütfundan verince Allah'a verdikleri sözlerini yerine getirmediler. Aksine malları hususunda cimrilik ederek herhangi bir şey ile tasaddukta bulunmadılar. Bundan yüz çevirerek imandan döndüler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًۭا فِى قُلُوبِهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ يَلْقَوْنَهُۥ بِمَآ أَخْلَفُوا۟ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَعْقَبَهُمْsokmuştur
نِفَاقًۭاiki yüzlülük
فِىiçine
قُلُوبِهِمْonların kalblerine
إِلَىٰkadar
يَوْمِgüne
يَلْقَوْنَهُۥkendisiyle karşılaşacakları
بِمَآdolayı
أَخْلَفُوا۟döndüklerinden
ٱللَّهَAllah
مَاnedeniyle
وَعَدُوهُverdikleri sözden
وَبِمَاve dolayı
كَانُوا۟olduklarından
يَكْذِبُونَyalan söylüyor(lar)

Allah Teâlâ'ya verdikleri sözden dönmeleri ve yalanları sebebiyle onlara ceza olması için kalplerinde kıyamete kadar devam edecek sabit bir nifak kılmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

(Münafıklar) Allah’ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْbilmediler mi ki
يَعْلَمُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّmuhakkak
ٱللَّهَAllah
يَعْلَمُbilir
سِرَّهُمْonların sırlarını
وَنَجْوَىٰهُمْve gizli konuşmalarını
وَأَنَّve muhakkak
ٱللَّهَAllah
عَلَّٰمُbilendir
ٱلْغُيُوبِgizlileri

Münafıklar, onların meclislerinde gizledikleri hile ve tuzaklarını Allah’ın bildiğini ve Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın gaybı bildiğini bilmiyorlar mı? Yapmış oldukları hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna karşılık olarak onları cezalandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

ٱلَّذِينَ يَلْمِزُونَ ٱلْمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ ۙ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Sadakalarda (gönülden fazlasıyla) veren Müminleri ayıplayan ve (az da olsa) ellerinden geldiği kadarını verebilenlerle alay eden kimselerle, Allah da alay eder. Onlara acıklı bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkimseler
يَلْمِزُونَçekiştiren
ٱلْمُطَّوِّعِينَgönülden verenleri
مِنَmü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىhususunda
ٱلصَّدَقَٰتِsadakalar
وَٱلَّذِينَve kimseleri
لَاbulamayan(ları)
يَجِدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاyettiğinden başkasını
جُهْدَهُمْgüçlerinin
فَيَسْخَرُونَalay edenler
مِنْهُمْonlarla
سَخِرَalay etmiştir
ٱللَّهُAllah
مِنْهُمْonlarla
وَلَهُمْve onlar için vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌacıklı

Müminlerden sadaka vermek için az bir şeyden başkasını bulamayıp sadakalarını gönülden verenleri "Bunların sadakaları neye yarar ki?" diyerek ayıplayanlar vardır. Allah Teâlâ da onların Müminler ile alay etmelerinin karşılığı olarak onlarla alay eder. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

ٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةًۭ فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Rasûlüne (iman etmeyip) kâfir olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱسْتَغْفِرْ(ister) af dile
لَهُمْonlar için
أَوْveya
لَا(ister) dileme
تَسْتَغْفِرْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْonlar için
إِنşayet
تَسْتَغْفِرْaf dilesen
لَهُمْonlar için
سَبْعِينَyetmiş
مَرَّةًۭdefa
فَلَنasla
يَغْفِرَaffetmez
ٱللَّهُAllah
لَهُمْonları
ذَٰلِكَböyledir
بِأَنَّهُمْçünkü onlar
كَفَرُوا۟inkar ettiler
بِٱللَّهِAllah'ı
وَرَسُولِهِۦve Elçisini
وَٱللَّهُve Allah
لَاyola iletmez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمَkavmi
ٱلْفَٰسِقِينَyoldan çıkan

-Ey Peygamber!- Onlar için ister af dile, ister dileme. Sen, onlar için yetmiş kez af dilemiş olsan da çokça af dilemiş olman onları, Allah'ın rahmetine kesinlikle ulaştıramaz. Çünkü onlar, Allah ve Allah'ın resulüne (iman etmeyip) kâfir olmuşlardır. Allah Teâlâ bilerek ve amaçlayarak dininden çıkmış olan kimseleri hakka hidayete muvaffak kılmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

فَرِحَ ٱلْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓا۟ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُوا۟ لَا تَنفِرُوا۟ فِى ٱلْحَرِّ ۗ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّۭا ۚ لَّوْ كَانُوا۟ يَفْقَهُونَ

Allah Rasûlü'nün ardından onun aksine (Tebük Savaşı'ndan) geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoşlarına gitmedi de sıcakta savaşa çıkmayın, dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَرِحَsevindiler
ٱلْمُخَلَّفُونَmuhalefet ederek;
بِمَقْعَدِهِمْoturup kalmalarına
خِلَٰفَgeride kalanlar
رَسُولِPeygamberine
ٱللَّهِAllah'ın
وَكَرِهُوٓا۟ve hoşlanmadılar
أَنcihadetmekten
يُجَٰهِدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِأَمْوَٰلِهِمْmallarıyle
وَأَنفُسِهِمْve canlarıyle
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَقَالُوا۟ve dediler
لَاsefere çıkmayın
تَنفِرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىsıcakta
ٱلْحَرِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
نَارُateşi
جَهَنَّمَcehennemin
أَشَدُّdaha
حَرًّۭاsıcaktır
لَّوْkeşke
كَانُوا۟olsalardı
يَفْقَهُونَanlıyor(lar)

Allah'ın resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e muhalefet ederek Tebuk seferine çıkmayarak, yerlerinde kalıp oturan münafıklar son derece sevindiler. Müminlerin cihat ettiği gibi malları ve canları ile Allah yolunda cihat etmeyi hoş görmediler. Münafık kardeşlerinden alıkoyduklarına "Sıcakta savaşa çıkmayın!" dediler. Tebuk gazvesi sıcağın şiddetli olduğu bir zamanda gerçekleşmişti. -Ey Peygamber!- De ki: "Eğer bilselerdi, münafıkları bekleyen cehennem ateşi, kendisinden kaçtıkları şu ateşten daha şiddetlidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًۭا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًۭا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Artık yaptıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلْيَضْحَكُوا۟artık gülsünler
قَلِيلًۭاaz
وَلْيَبْكُوا۟ve ağlasınlar
كَثِيرًۭاçok
جَزَآءًۢkarşılık
بِمَاşeylere
كَانُوا۟oldukları
يَكْسِبُونَkazanıyor(lar)

Cihattan geri kalan o münafıklar, geçici dünya hayatlarında az gülsünler ve kalıcı olan ahiret hayatlarında ise çok ağlasınlar. Bu; onların dünyada kazandıkları küfür, masiyetler ve günahlar sebebiyledir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٍۢ مِّنْهُمْ فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُوا۟ مَعِىَ أَبَدًۭا وَلَن تُقَٰتِلُوا۟ مَعِىَ عَدُوًّا ۖ إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِٱلْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ فَٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْخَٰلِفِينَ

Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşamayacaksınız. Çünkü siz baştan oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
رَّجَعَكَseni döndürürse
ٱللَّهُAllah
إِلَىٰbir topluluğa
طَآئِفَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْهُمْonlardan
فَٱسْتَـْٔذَنُوكَsenden izin isterlerse
لِلْخُرُوجِçıkmak için
فَقُلde ki
لَّنçıkmayacaksınız
تَخْرُجُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعِىَbenimle
أَبَدًۭاasla
وَلَنve asla
تُقَٰتِلُوا۟savaşmayacaksınız
مَعِىَbenimle beraber
عَدُوًّاdüşmanla
إِنَّكُمْşüphesiz siz
رَضِيتُمrazı olmuştunuz
بِٱلْقُعُودِoturmağa
أَوَّلَilk
مَرَّةٍۢönce
فَٱقْعُدُوا۟öyle ise oturun
مَعَberaber
ٱلْخَٰلِفِينَgeri kalanlarla

-Ey Peygamber!- Eğer Allah Teâlâ seni, nifaklarında sabit olan o münafıklardan bir gruba geri döndürüp onlarla karşılaştıracak olur ve onlar da başka bir savaşa seninle birlikte çıkmayı isterlerse onlara de ki: "-Ey Münafıklar!- Size bir ceza olması adına ve benimle birlikte olmanızın doğuracağı zararlardan dolayı sizler asla benimle Allah yolunda cihada çıkamayacaksınız. Sizler Tebuk gazvesinden geri kalıp yerlerinizde oturmaya razı oldunuz. O halde sizler, savaştan geri kalan hastalar, kadınlar ve çocuklar ile beraber oturup kalın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٍۢ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًۭا وَلَا تَقُمْ عَلَىٰ قَبْرِهِۦٓ ۖ إِنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ فَٰسِقُونَ

Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’a ve Rasûlü’ne kâfir oldular ve fâsık olarak öldüler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تُصَلِّnamaz kılma
عَلَىٰٓüzerine
أَحَدٍۢbirinin
مِّنْهُمonlardan
مَّاتَölen
أَبَدًۭاasla
وَلَاve
تَقُمْdurma
عَلَىٰbaşında
قَبْرِهِۦٓonun kabri
إِنَّهُمْçünkü onlar
كَفَرُوا۟inkar ettiler
بِٱللَّهِAllah'ı
وَرَسُولِهِۦve Elçisini
وَمَاتُوا۟ve öldüler
وَهُمْonlar
فَٰسِقُونَyoldan çıkmış olarak

-Ey Peygamber!- Münafıklardan ölen hiçbir kimsenin (cenaze) namazını kılma ve sakın dua etmek ve mağfiret dilemek için onlardan birinin kabrinin başında durma! Çünkü onlar, Allah’a ve resulüne kâfir oldular ve Allah'a taatten çıkmış olarak öldüler. Kim, böyle ise o kimsenin namazı kılınmaz ve onun için dua edilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

وَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَأَوْلَٰدُهُمْ ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

(Ey Muhammed!) Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تُعْجِبْكَseni imrendirmesin
أَمْوَٰلُهُمْonların malları
وَأَوْلَٰدُهُمْve evladları
إِنَّمَاşüphesiz
يُرِيدُistiyor
ٱللَّهُAllah
أَنonlara azabetmeyi
يُعَذِّبَهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَاbunlarla
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتَزْهَقَve çıkmasını
أَنفُسُهُمْcanlarının
وَهُمْonlar
كَٰفِرُونَkafir olarak

-Ey Peygamber!- O münafıkların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bunları elde etmek için çektikleri zorluklar ve uğradıkları musibetler ile onların dünyada azaplarını çoğaltmayı ve kendileri küfür üzerinde iken ruhlarının bedenlerinden çıkmasını istemektedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُوا۟ مَعَ رَسُولِهِ ٱسْتَـْٔذَنَكَ أُو۟لُوا۟ ٱلطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا۟ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

“Allah’a iman edin ve Rasûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve; “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَآzaman
أُنزِلَتْindirildiği
سُورَةٌbir sure
أَنْdiye
ءَامِنُوا۟inanın
بِٱللَّهِAllah'a
وَجَٰهِدُوا۟ve cihadedin
مَعَberaber
رَسُولِهِElçisiyle
ٱسْتَـْٔذَنَكَsenden izin istediler
أُو۟لُوا۟sahibi olanlar
ٱلطَّوْلِservet
مِنْهُمْiçlerinden
وَقَالُوا۟ve dediler
ذَرْنَاbizi bırak
نَكُنolalım
مَّعَberaber
ٱلْقَٰعِدِينَoturanlarla

Allah Teâlâ, Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Allah'a iman etmeyi ve yolunda cihat etmeyi emreden bir sure indirdiği zaman, zenginlik ve varlık sahibi olan kimseler bundan geri kalmak için senden izin isteyip şöyle dediler: "Bizi bırak zayıflar ve sürekli hastalar gibi özür sahipleri ile beraber olup (savaşa) gitmeyelim.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَضُوا۟razı oldular
بِأَنolmaya
يَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَberaber
ٱلْخَوَالِفِgeride kalan kadınlarla
وَطُبِعَve mühürlendi
عَلَىٰüzeri
قُلُوبِهِمْkalbleri
فَهُمْartık onlar
لَاanlamazlar
يَفْقَهُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu münafıklar, özür sahipleri ile birlikte savaştan geri kalarak kendi nefisleri için zillete ve aşağılanmaya razı oldular. Allah Teâlâ da küfürleri ve nifakları sebebi ile onların kalplerini mühürledi. Onlar kendi yararlarına olan şeyleri anlamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

لَٰكِنِ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ جَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْخَيْرَٰتُ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Fakat Peygamber ve beraberindeki Müminler; mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَٰكِنِfakat
ٱلرَّسُولُElçi
وَٱلَّذِينَve kimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
مَعَهُۥonunla beraber
جَٰهَدُوا۟cihadettiler
بِأَمْوَٰلِهِمْmallarıyla
وَأَنفُسِهِمْve canlarıyla
وَأُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمُonlarındır
ٱلْخَيْرَٰتُbütün hayırlar
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlardır
ٱلْمُفْلِحُونَbaşarıya erenler

Resul -sallallahu aleyhi ve sellem- ve Müminler, onlar (münafıklar) gibi Allah yolunda cihat etmekten geri kalmadılar. Bunlar (Resul ve beraberindeki Müminler) malları ve canları ile Allah yolunda cihat ettiler. Bunların Allah katındaki karşılıkları yardım ve ganimetler gibi dünyevi şeyleri elde etmektir. Cennete girdirilmek, arzulanan bol kazancı elde etmek ve endişe duyulan şeyden kurtuluşa ermek ise Müminlerin ahirette Allah katında elde edecekleri uhrevi faydalardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Allah onlara içinde ebedî kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَعَدَّhazırlamıştır
ٱللَّهُAllah
لَهُمْonlar için
جَنَّٰتٍۢcennetler
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَebedi kalacakları
فِيهَاiçlerinde
ذَٰلِكَişte budur
ٱلْفَوْزُbaşarı
ٱلْعَظِيمُbüyük

Allah Teâlâ, onlar için sarayları altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu; hiçbir kurtuluşun kendisine erişemeyeceği büyük bir kurtuluştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۚ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَآءَve geldiler
ٱلْمُعَذِّرُونَözür bahane eden
مِنَbedevi Araplar
ٱلْأَعْرَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِيُؤْذَنَizin verilmesi için
لَهُمْkendilerine
وَقَعَدَve oturdular
ٱلَّذِينَkimseler
كَذَبُوا۟yalan söyleyen(ler)
ٱللَّهَAllah'a
وَرَسُولَهُۥve Elçisine
سَيُصِيبُerişecektir
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
مِنْهُمْonlardan
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı

Medineli ve Medine etrafından olan bedevi araplardan bir topluluk Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den Allah yolunda cihada gitmekten geri kalma hususunda izin istemek için geldiler. Bir başka topluluk ise aslen Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i tasdik etmemeleri ve Allah’ın vaadine iman etmemeleri sebebi ile herhangi bir özür talep etmeksizin Allah yolunda cihattan geri kaldılar. İşte bunlara, bu konudaki küfürleri sebebi ile elem verici azap ulaşacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

لَّيْسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلْمَرْضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُوا۟ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۚ مَا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ مِن سَبِيلٍۢ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Allah’a ve Rasûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte/ihsanda bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّيْسَyoktur
عَلَىüzerine
ٱلضُّعَفَآءِzayıflar
وَلَاve yoktur
عَلَىüzerine
ٱلْمَرْضَىٰhastalar
وَلَاve yoktur
عَلَىüzerine
ٱلَّذِينَkimseler
لَاbulamayan(lar)
يَجِدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاbir şey
يُنفِقُونَharcayacak
حَرَجٌbir günah
إِذَاtakdirde
نَصَحُوا۟öğüt verdikleri
لِلَّهِAllah için
وَرَسُولِهِۦve Elçisi için
مَاyoktur
عَلَىaleyhine
ٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenlerin
مِنhiçbir
سَبِيلٍۢyol
وَٱللَّهُve Allah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Kadınlara, çocuklara, hastalara, zayıflara, gözleri görmeyenlere ve cihada hazırlanmak için bu uğurda harcayacak herhangi bir mal bulamayan fakirlere cihada çıkmamaları sebebi ile bir günah yoktur. Çünkü bunların özürleri, Allah ve resulü için ihlaslı oldukları ve Allah'ın dini ile amel ettikleri için geçerlidir. Bu özür sahiplerinden iyilik edenlere karşı herhangi bir ceza yoktur. Allah, iyilik/ihsan sahibi olan kimselerin günahlarını çokça bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوا۟ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا۟ مَا يُنفِقُونَ

Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin; “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum.” dediğin, bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve yoktur (sorumluluk)
عَلَىkimselere
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذَاzaman
مَآsana geldikleri
أَتَوْكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِتَحْمِلَهُمْbinek için
قُلْتَsen deyince
لَآbulamıyorum
أَجِدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآbir şey
أَحْمِلُكُمْsizi bindirecek
عَلَيْهِüzerine
تَوَلَّوا۟dönen
وَّأَعْيُنُهُمْve gözlerinden
تَفِيضُakarak
مِنَyaş
ٱلدَّمْعِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَزَنًاüzüntüden
أَلَّاdolayı
يَجِدُوا۟bulamadıklarından
مَاbir şey
يُنفِقُونَinfak edecek

-Ey Peygamber! Kendilerine, üzerine binecekleri bir binek sağlaman için sana gelen ve senin de onları bindirecek bir binek bulamayarak onlara, "Sizleri bindirecek binek bulamıyorum" dediğin kimseler bunun ardından üzüntüleri sebebi ile gözlerinden yaşlar dökerek cihattan geri kalmışlardır. Bu kimseler için bir günah yoktur. Çünkü onlar, cihada gitmek için harcayacakları bir şeyi kendilerinde ve senin yanında bulamamışlardır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

۞ إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَآءُ ۚ رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan(kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاancak
ٱلسَّبِيلُ(kınanmasına) yol vardır
عَلَىkimselerin
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَسْتَـْٔذِنُونَكَsenden izin isteyen
وَهُمْonlar
أَغْنِيَآءُzengin oldukları halde
رَضُوا۟onlar razı oldular
بِأَنolmağa
يَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَberaber
ٱلْخَوَالِفِgeri kalan kadınlarla
وَطَبَعَve mühürledi
ٱللَّهُAllah
عَلَىٰüzerini
قُلُوبِهِمْonların kalbleri
فَهُمْartık onlar
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah özür sahipleri olan kimselerin cezalandırılmasına bir yol olmadığı beyan edilince cezalandırılmayı hak eden kimseleri zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: -Ey Peygamber!- Cezalandırmak ve muahaze etmek/paylamak, cihada gitmek için hazırlık yapmaya güçleri yettiği halde savaştan geri kalmak için senden izin isteyen kimseler içindir. Çünkü onlar, zillete ve alçalmaya razı olarak evlerinde olup, cihattan geri kalan kimselerle beraber olmaya razı olarak cihada çıkmaktan geri kaldılar. Bundan dolayı Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Onlar; nasihatten anlamazlar. Bu mühürlenme ile onlar, kendi yararlarına olan şeyleri seçmeyi ve zararları olan şeylerden kaçınmayı bilmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ ۚ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ ۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Kendilerine döndüğünüz vakit size özür beyan ederler. De ki: Özür beyan etmeyin, size inanmayacağız. Allah sizin haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da yaptıklarınızı görecektir, Rasûlü de. Sonra gaybı ve görünenleri bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَعْتَذِرُونَözür dilerler
إِلَيْكُمْsizden
إِذَاzaman
رَجَعْتُمْgeri dönüp geldiğiniz
إِلَيْهِمْonların yanına
قُلde ki
لَّاhiç
تَعْتَذِرُوا۟özür dilemeyin
لَنasla
نُّؤْمِنَinanmayız
لَكُمْsize
قَدْmuhakkak
نَبَّأَنَاbize bildirdi
ٱللَّهُAllah
مِنْsizin haberlerinizi
أَخْبَارِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَسَيَرَىve görecektir
ٱللَّهُAllah
عَمَلَكُمْyaptığınızı
وَرَسُولُهُۥve Elçisi de
ثُمَّsonra
تُرَدُّونَdöndürüleceksiniz
إِلَىٰbilene
عَٰلِمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْغَيْبِgörülmeyeni
وَٱلشَّهَٰدَةِve görüleni
فَيُنَبِّئُكُمO size haber verecek
بِمَاne
كُنتُمْvarsa
تَعْمَلُونَyaptıklarınız

Cihattan geri kalan münafıklar, Müslümanlar cihattan döndüklerinde zayıf bahaneler ileri sürmüşler. Allah Teâlâ, onlara karşı peygamberini ve Müminleri şu şekilde karşılık vermeye yönlendirmiştir: Aslı olmayan bahaneleri ileri sürmeyin, sizin bize haber verdiklerinize inanmıyoruz. Allah, sizlerin içinizde olanları bize haber vermiştir. Allah ve resulü görecek. Acaba tövbe mi edeceksiniz ve Allah sizin tövbenizi kabul edecek? Yoksa siz, nifakınız üzere devam mı edeceksiniz? Sonra her şeyi bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir. Ve yaptıklarınızın karşılığını da verecektir. O halde tövbe edip salih amel işlemek için acele edin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

سَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ إِذَا ٱنقَلَبْتُمْ إِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ ۖ فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ ۖ إِنَّهُمْ رِجْسٌۭ ۖ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Döndüğünüzde onlara ilişmemeniz için Allah’a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yüz çevirin. Onlar pistir, kazandıklarının karşılığı olarak barınakları Cehennem'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَيَحْلِفُونَyemin edecekler
بِٱللَّهِAllah'a
لَكُمْsiz
إِذَاzaman
ٱنقَلَبْتُمْyanlarına geldiğiniz
إِلَيْهِمْonların
لِتُعْرِضُوا۟vazgeçmeniz için
عَنْهُمْkendilerinden
فَأَعْرِضُوا۟vazgeçin
عَنْهُمْonlardan
إِنَّهُمْçünkü onlar
رِجْسٌۭmurdardır
وَمَأْوَىٰهُمْve varacakları yer
جَهَنَّمُcehennemdir
جَزَآءًۢcezası olarak
بِمَاşeylerin
كَانُوا۟kazandıkları
يَكْسِبُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Müminler!- Savaştan geri kalan bu kimseler, siz döndüğünüz zaman kendilerinin kınanmalarını ve azarlanmalarını engellemek için asılsız özürlerini pekiştirerek Allah’a yemin edeceklerdir. Kızgın olarak onları terk edin ve dışlayın. Onlar, içleri necis olan pislik kimselerdir. Ve onların varıp içerisinde ebedî kalacakları yerleri cehennemdir. Bu, onların nifakları ve günahları ile elde ettiklerinin karşılığıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ ۖ فَإِن تَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرْضَىٰ عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ

Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Siz onlardan razı olsanız bile Allah fasıklar topluluğundan razı olmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَحْلِفُونَyemin ediyorlar
لَكُمْsize
لِتَرْضَوْا۟razı olmanız için
عَنْهُمْkendilerinden
فَإِنeğer
تَرْضَوْا۟siz razı olsanız bile
عَنْهُمْonlardan
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاrazı olmaz
يَرْضَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنِtopluluktan
ٱلْقَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْفَٰسِقِينَyoldan çıkan

-Ey müminler!- Savaştan geri kalan bu kimseler, sizin onlardan razı olmanız ve onların özürlerini kabul etmeniz için yemin ederler. Onlardan razı olmayın. Eğer onlardan razı olursanız Rabbinize muhalefet etmiş olursunuz. Muhakkak ki Allah, küfür ve nifak ile taatinden çıkan kimselerden razı olmaz. -Ey müminler!- Allah’ın kendilerinden razı olmadığı kimlerden razı olmaktan sakının!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

ٱلْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًۭا وَنِفَاقًۭا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا۟ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah’ın Rasûlü'ne indirdiğinin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah her şeyi bilendir ve Hakîm'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْأَعْرَابُbedevi Araplar
أَشَدُّdaha yamandır
كُفْرًۭاküfürde
وَنِفَاقًۭاve iki yüzlülükte
وَأَجْدَرُve daha müsaittirler
أَلَّاtanımamaya
يَعْلَمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حُدُودَsınırlarını
مَآşeylerin
أَنزَلَindirdiği
ٱللَّهُAllah'ın
عَلَىٰElçisine
رَسُولِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُve Allah
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidir

Bedeviler, inkâr ettiklerinde yahut münafıklık yaptıklarında onların küfürleri ve nifakları şehirli kimselerden daha şiddetlidir. Onlar dinde cahil olma konusunda ve Allah'ın resulüne indirmiş olduğu farzlar, sünnetler ve hükümlerin kurallarını bilmemek hususunda daha elverişlidirler. Bu da onların kaba ve sert olmaları ve insanlarla beraber yaşamamalarından dolayıdır. Allah onların durumlarını en iyi bilendir. Onların hallerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, düzenlemesinde ve şeriatinde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًۭا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَ ۚ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

Bedevilerden, Allah yolunda infak ettiklerini ziyan sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun! Allah şüphesiz her şeyi işitendir, bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنَve
ٱلْأَعْرَابِbedevi Araplardan
مَنkimi var ki
يَتَّخِذُsayar
مَاşeyi
يُنفِقُverdiği
مَغْرَمًۭاangarya
وَيَتَرَبَّصُve gözetler
بِكُمُsize
ٱلدَّوَآئِرَbelalar gelmesini
عَلَيْهِمْonların
دَآئِرَةُbela başına gelsin
ٱلسَّوْءِkötü
وَٱللَّهُAllah
سَمِيعٌişitendir
عَلِيمٌۭbilendir

Çölde yaşayan münafık bedeviler mallarını Allah yolunda infak ettiklerinde bunun bir zarar ve ziyan olduğuna inanırlar. Çünkü onlar, infak ettiklerinde bunun karşılığını alamayacakları ve infak etmeyip de mallarını tutarsa Allah'ın onları cezalandırmayacağına inanırlar. Bununla birlikte onlar, riya ve takiye olarak bazen infakta bulunurlar. -Ey Müminler!- İşte münafıklar sizin üzerinize bir kötülüğün inmesini ve böylece sizden kurtulmayı bekliyorlar. Allah, onların temenni ettikleri bu kötülüğü Müminlerin üzerine değil de zamanı geldiğinde hoşlanmasalar da o münafıkların üzerine indirecektir. Allah, onların söyleyediklerini hakkıyla işitmekte ve içlerinde gizlediklerini de hakkıyla bilmektedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِ ۚ أَلَآ إِنَّهَا قُرْبَةٌۭ لَّهُمْ ۚ سَيُدْخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Bedevîlerden öylesi de vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, (hayır için) harcayacağını Allah katında yakınlığa ve Peygamber'in dualarını almaya vesile edinir. İyi bilin ki bunlar (ettikleri infak ve aldıkları dua), onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Allah şüphesiz çokça bağışlayandır, merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنَbedevi Araplardan
ٱلْأَعْرَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَنkimi de var ki
يُؤْمِنُinanır
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَيَتَّخِذُve vesile sayar
مَاşeyi
يُنفِقُverdiği
قُرُبَٰتٍyakınlaşmaya
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah
وَصَلَوَٰتِve du'alarını almaya
ٱلرَّسُولِElçinin
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّهَاgerçekten o
قُرْبَةٌۭyakınlık vesilesidir
لَّهُمْkendileri için
سَيُدْخِلُهُمُonları sokacaktır
ٱللَّهُAllah
فِىiçine
رَحْمَتِهِۦٓrahmetinin
إِنَّmuhakkak ki
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Bedevilerden, Allah’a ve kıyamet gününe iman eden ve malından Allah yolunda sarf ettiğini, Allah'a yakınlaşmaya ve peygamberin duasını ve onun için istiğfar etmesini elde etmeye vesile sayan kimseler vardır. Şurası muhakkaktır ki, bu kimsenin Allah yolunda sarf ettikleri ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in duası kendileri için Allah katında bir yakınlık vesilesidir. Bu kimse karşılığını yüce Allah'ın katında bulacaktır. Yüce Allah onu mağfiret ve cennetini kapsayan geniş rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, tövbe eden kullarının günahlarını çokça örtüp, bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلْأَوَّلُونَ مِنَ ٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحْسَٰنٍۢ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى تَحْتَهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًۭا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

(İman etmede) ilk ve öncü olan Muhacirler'den, Ensar'dan ve onlara güzelce tabi olanlardan Allah razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları Cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük kurtuluş budur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلسَّٰبِقُونَöne geçenlerden
ٱلْأَوَّلُونَilk olanlar
مِنَMuhacirlerden
ٱلْمُهَٰجِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَنصَارِve Ensardan
وَٱلَّذِينَve kimseler
ٱتَّبَعُوهُمona tabi olan(lar)
بِإِحْسَٰنٍۢgüzelce
رَّضِىَrazı olmuştur
ٱللَّهُAllah
عَنْهُمْonlardan
وَرَضُوا۟onlar da razı olmuşlardır
عَنْهُO'ndan
وَأَعَدَّve hazırlamıştır
لَهُمْonlara
جَنَّٰتٍۢcennetler
تَجْرِىakan
تَحْتَهَاaltlarından
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَkalacakları
فِيهَآiçinde
أَبَدًۭاebedi
ذَٰلِكَişte budur
ٱلْفَوْزُkurtuluş
ٱلْعَظِيمُbüyük

Allah, iman etmede çabuk davrananlar, diyarlarından ve vatanlarından ayrılarak Allah’a hicret eden muhacirlerden ve Allah’ın Peygamberi Muhammed –sallallahu aleyhi ve sellem-'e yardım eden ensardan, itikat, söz ve fiillerinde iyilikle iman etmiş öncü muhacir ve ensara tabi olanlardan razı olmuş ve onların taatlerini kabul etmiştir. Onlar da Allah’ın kendilerine verdiği bu büyük karşılıktan dolayı Allah’tan razı olmuşlardır. Allah, onlara, içinde daimî kalacakları, sarayları altından ırmaklar akan cennetler vadetmiştir. Orada ebedî olarak kalırlar. İşte o karşılık büyük bir kurtuluştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir