Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

43. Sûre · Mekke · 89 Ayet

الزخرف

ZUHRUF SÛRESİ

Süsler

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 2

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

حمٓ

Hâ, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حمٓHa mim

(Hâ, Mîm) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

Apaçık kitaba andolsun ki.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلْكِتَٰبِKitaba andolsun ki
ٱلْمُبِينِapaçık

Yüce Allah, hak yolunun hidayetini açıklayan Kur'an'a yemin etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

إِنَّا جَعَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّۭا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Biz onu anlayasınız diye Arapça Kur’an kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّاelbette biz
جَعَلْنَٰهُonu yaptık
قُرْءَٰنًاbir Kur'an
عَرَبِيًّۭاArapça
لَّعَلَّكُمْumulur ki
تَعْقِلُونَdüşünüp anlarsınız

-Ey bu kitabın kendi dilleriyle indirildiği topluluk!- Muhakkak biz, bu kitabı aklınızı kullanasınız ve iyice manasını anlayıp diğer ümmetlere ulaştırasınız diye Arapça bir Kur'an kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلْكِتَٰبِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ

O, katımızdaki ana kitaptadır/Levh-i Mahfuz'dadır. Pek yüce ve hikmet doludur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّهُۥgerçekten O
فِىٓiçindedir
أُمِّana
ٱلْكِتَٰبِKitap
لَدَيْنَاkatımızda bulunan
لَعَلِىٌّelbette yücedir
حَكِيمٌhikmetlidir

Şüphesiz bu Kur'an; Levh-i Mahfûz'da çok yücedir, yüksek makamdadır ve hikmet dolu bir kitaptır. Emir ve yasaklarında ayetleri hikmetli kılınmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

أَفَنَضْرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكْرَ صَفْحًا أَن كُنتُمْ قَوْمًۭا مُّسْرِفِينَ

Siz azgınlık eden bir toplumsunuz diye şimdi o zikri (uyarı dolu Kur'an'ı) bir yana mı bırakalım?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَنَضْرِبُbırakalım mı?
عَنكُمُsizi
ٱلذِّكْرَuyarmaktan
صَفْحًاvazgeçip
أَنdiye
كُنتُمْoldunuz
قَوْمًۭاbir kavim
مُّسْرِفِينَaşırı giden

Sizin şirk koşmada ve günah işlemede haddi aşan bir kavim olmanız sebebiyle üzerinize Kur'an'ı indirmeyi mi terk edelim? Hayır bunu yapmayacağız. Bilakis size merhamet etmek bunun tersini gerektiriyor.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِن نَّبِىٍّۢ فِى ٱلْأَوَّلِينَ

Biz, öncekiler arasında nice peygamberler gönderdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَمْve nice
أَرْسَلْنَاbiz gönderdik
مِنpeygamber
نَّبِىٍّۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىiçinde
ٱلْأَوَّلِينَönce gelenler

Biz, önceki ümmetler arasında nice peygamberler göndermiştik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Onlara bir nebi geldikçe muhakkak onunla alay ederlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
يَأْتِيهِمonlara gelmezdi
مِّنhiçbir
نَّبِىٍّpeygamber
إِلَّاetmedikleri
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦonunla
يَسْتَهْزِءُونَalay

Geçmiş ümmetlere Yüce Allah tarafından ne kadar peygamber geldi ise mutlaka onu alaya alırlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

فَأَهْلَكْنَآ أَشَدَّ مِنْهُم بَطْشًۭا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلْأَوَّلِينَ

Biz onlardan kuvvet itibarı ile daha çetin olanları helak ettik. Öncekilerin misali daha önce geçmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَهْلَكْنَآbiz de helak ettik
أَشَدَّdaha güçlü olanı
مِنْهُمbunlardan
بَطْشًۭاyakalayarak
وَمَضَىٰve geçti
مَثَلُörneği
ٱلْأَوَّلِينَöncekilerin

Biz geçmiş o ümmetlerden daha kuvvetli ve zalim olanları da helak etmiştik. Onlardan daha zayıf olanları helak etmekten aciz değiliz. Kur'an'da geçmiş ümmetlere dair Ad, Semûd, Lût kavmi ve Medyen ehli ile ilgili örnekler geçmişti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan: "Onları, Azîz ve Alîm olan (Allah) yarattı." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَئِنandolsun eğer
سَأَلْتَهُمonlara sorsan
مَّنْkim?
خَلَقَyarattı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
لَيَقُولُنَّelbette diyecekler ki
خَلَقَهُنَّonları yarattı
ٱلْعَزِيزُçok üstün olan
ٱلْعَلِيمُçok bilen

-Ey Resul!- Eğer bu yalanlayan müşriklere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan. Onlar bu soruna cevap olarak: "Onları hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Azîz/mutlak galip ve her şeyi bilen yaratmıştır." derler

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًۭا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًۭا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِىO ki
جَعَلَkılandır
لَكُمُsizin için
ٱلْأَرْضَyeri
مَهْدًۭاbir beşik
وَجَعَلَve yapandır
لَكُمْsize
فِيهَاorada
سُبُلًۭاyollar
لَّعَلَّكُمْumulur ki
تَهْتَدُونَhidayete eresiniz

Sizin için yeri düzenleyip hazırlayan ve ayaklarınızla basacağınız hale getiren ve sizlerin onun üzerinde doğru yolu bulmanız için dağlarında ve vadilerinde yollar yaratan Yüce Allah'tır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَٱلَّذِى نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍۢ فَأَنشَرْنَا بِهِۦ بَلْدَةًۭ مَّيْتًۭا ۚ كَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ

O, gökten bir ölçüyle su indirendir. Onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِىve o ki
نَزَّلَindirendir
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۢsu
بِقَدَرٍۢbir ölçü ile
فَأَنشَرْنَاböylece canlandırdık
بِهِۦonunla
بَلْدَةًۭbir ülkeyi
مَّيْتًۭاölü
كَذَٰلِكَişte öyle
تُخْرَجُونَsiz de çıkarılacaksınız

Sizler için ve hayvanlarınıza ve ekinlerinize yetecek ölçüde gökten suyu indiren O'dur. Biz, kupkuru olup içinde hiçbir bitki bulunmayan memlekete hayat verdik. İşte Allah, o kupkuru yeri bitkilerle dirilttiği gibi sizi de tekrar öldükten sonra böyle diriltir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْفُلْكِ وَٱلْأَنْعَٰمِ مَا تَرْكَبُونَ

O bütün çiftleri yaratmış ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِىve O ki
خَلَقَyaratandır
ٱلْأَزْوَٰجَçiftleri
كُلَّهَاbütün
وَجَعَلَve var edendir
لَكُمsize
مِّنَgemiler
ٱلْفُلْكِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَنْعَٰمِve hayvanlar
مَاbineceğiniz
تَرْكَبُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah, bütün mahlukatın sınıflarını ve türlerini, gece ve gündüzü, erkek ve dişi ile diğerlerini de yaratandır. Sizin için yolculuklarınızda bineceğiniz gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var edendir. Gemilere denizde ve hayvanlara da karada binersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

لِتَسْتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا ٱسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا۟ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقْرِنِينَ

Ta ki onların üstüne binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: "Emrine boyun eğdirerek bunları, bizim hizmetimize veren (Allah'ı) tesbih ve takdis ederiz. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِتَسْتَوُۥا۟binmeniz için
عَلَىٰüzerine
ظُهُورِهِۦonların sırtları
ثُمَّsonra
تَذْكُرُوا۟anmanız için
نِعْمَةَni'metini
رَبِّكُمْRabbinizin
إِذَاzaman
ٱسْتَوَيْتُمْbindiğiniz
عَلَيْهِonlara
وَتَقُولُوا۟ve (şöyle) demeniz için
سُبْحَٰنَşanı yücedir
ٱلَّذِىhizmetimize verenin
سَخَّرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَاbizim
هَٰذَاbunu
وَمَاyoksa
كُنَّاbiz değildik
لَهُۥbunu
مُقْرِنِينَ(hizmetimize) yanaştıracak

Yüce Allah bütün binek ve taşıma araçlarının hepsini yarattı ve sizin yolculuklarınızda onların sırtlarına binmeniz, sonra üzerine yerleştiğiniz zaman Rabbinizin nimetini anıp dillerinizle şöyle söylemeniz için kolay hale getirdi: "Bizlere bu bineği hazır hale getirip hizmetimize veren ve ona istediğimiz gibi yönetmemizi hazırlayan ve kolaylaştıran Allah'ı tespih ve tenzih ederiz. Yüce Allah bunları emrimize vermemiş olsaydı, biz ona güç yetirmezdik."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz." (diyesiniz)

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّآbiz elbette
إِلَىٰRabbimize
رَبِّنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمُنقَلِبُونَdöneceğiz

Ölümden sonra şüphesiz biz, hesaba çekilmek ve karşılık bulmak için bir olan Rabbimize döneceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَجَعَلُوا۟ لَهُۥ مِنْ عِبَادِهِۦ جُزْءًا ۚ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَكَفُورٌۭ مُّبِينٌ

(Böyleyken) kullarından O'na bir kısım (kız çocuk) isnat ettiler. Doğrusu insan apaçık bir nankördür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلُوا۟ve tasarladılar
لَهُۥO'na
مِنْkullarından
عِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جُزْءًاbir parça
إِنَّgerçekten
ٱلْإِنسَٰنَinsan
لَكَفُورٌۭbir nankördür
مُّبِينٌapaçık

Müşrikler her noksanlıktan münezzeh olan Yüce Allah'ın bazı kullarının kendisinden doğduğunu iddia etmişlerdi. Şöyle dediler: "Melekler Allah'ın kızlarıdır." Şüphesiz bunun gibi sözleri söyleyen insan, gerçekten apaçık küfür ve sapıklık içerisindedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍۢ وَأَصْفَىٰكُم بِٱلْبَنِينَ

Yoksa (Allah) yarattıklarından kendine kızlar edindi de oğulları size mi seçti?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمِyoksa
ٱتَّخَذَkendisine aldı (mı?)
مِمَّاyarattıklarından
يَخْلُقُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَنَاتٍۢkızları
وَأَصْفَىٰكُمve size seçti
بِٱلْبَنِينَoğulları

-Ey müşrikler!- Yüce Allah, yarattıklarından kendisine evlat olarak kızları ve size de erkek çocukları tahsis mi etti diyorsunuz? Bu iddia ettiğiniz taksim nasıl bir taksimdir?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَٰنِ مَثَلًۭا ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّۭا وَهُوَ كَظِيمٌ

Oysa onlardan birine Rahman'a isnat ettiği (kız çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve ne zaman ki
بُشِّرَmüjdelense
أَحَدُهُمonlardan birine
بِمَاanlattığı
ضَرَبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلرَّحْمَٰنِRahman'a
مَثَلًۭاbenzer olarak
ظَلَّkesilir
وَجْهُهُۥyüzü
مُسْوَدًّۭاkapkara
وَهُوَve o
كَظِيمٌöfkesinden yutkunup durur

Onlardan birisine kendisinin bir kız evladı doğduğu müjdesi verildiği zaman aşırı üzüntüden ve kederi sebebi ile yüzü simsiyah kesilir, öfkeyle dolar. Nasıl olur da doğum haberi kendisine haber verildiği zaman üzülüp kederlendiği kız çocuğunu Rabbine nispet eder?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

أَوَمَن يُنَشَّؤُا۟ فِى ٱلْحِلْيَةِ وَهُوَ فِى ٱلْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍۢ

Süs içinde yetiştirilip mücadelede açık olmayanı mı (Allah'a yakıştırıyorlar)?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَمَنkimseyi mi?
يُنَشَّؤُا۟yetiştirilen
فِىiçinde
ٱلْحِلْيَةِsüs
وَهُوَve
فِىmücadelede
ٱلْخِصَامِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَيْرُolmayan
مُبِينٍۢaçık

Ziynet içinde yetiştirilen ve tartışma esnasında bayan olduğundan dolayı istediğini apaçık söylemeyecek olanı mı Yüce Rablerine isnat ediyorlar?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَجَعَلُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمْ عِبَٰدُ ٱلرَّحْمَٰنِ إِنَٰثًا ۚ أَشَهِدُوا۟ خَلْقَهُمْ ۚ سَتُكْتَبُ شَهَٰدَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ

Rahman’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahit oldular? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve onlara sorulacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلُوا۟ve saydılar
ٱلْمَلَٰٓئِكَةَmelekleri
ٱلَّذِينَolan
هُمْonlar
عِبَٰدُkulları
ٱلرَّحْمَٰنِRahman'ın
إِنَٰثًاdişi
أَشَهِدُوا۟şahid mi oldular?
خَلْقَهُمْonların yaratılışlarına
سَتُكْتَبُyazılacaktır
شَهَٰدَتُهُمْşahidlikleri
وَيُسْـَٔلُونَve (bundan) sorulacaklardır

Her noksanlıktan münezzeh olan Rahman'ın kulları olan melekleri dişi olarak isimlendirdiler. Yüce Allah, melekleri yarattığında müşrikler hazır bulunuyorlardı da melekler onlara bariz şekilde dişi olarak mı göründüler? Elbette melekler müşriklerin bu ifadelerini yazacaktır. Kıyamet gününde bundan sorulacaklar ve yalanları sebebi ile azap göreceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَٰنُ مَا عَبَدْنَٰهُم ۗ مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

"Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." dediler. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan söylemektedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
لَوْeğer
شَآءَdileseydi
ٱلرَّحْمَٰنُRahman
مَاbiz onlara tapmazdık
عَبَدْنَٰهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّاyoktur
لَهُمonların
بِذَٰلِكَbu hususta
مِنْhiçbir
عِلْمٍbilgileri
إِنْonlar
هُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاsadece
يَخْرُصُونَsaçmalıyorlar

Onlar kaderi bahane ederek şöyle derler: "Eğer Allah, bizim meleklere ibadet etmememizi isteseydi, biz onlara ibadet etmezdik. O'nun bizden meleklere ibadet etmemizi istemesi O'nun rızasına delildir." Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًۭا مِّن قَبْلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسْتَمْسِكُونَ

Yoksa daha önceden onlara bir kitap verdik de, onlar o kitaba mı tutunuyorlar?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa?
ءَاتَيْنَٰهُمْonlara (mı) vermişiz?
كِتَٰبًۭاbir Kitap
مِّنbundan önce
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَهُمonlar
بِهِۦona
مُسْتَمْسِكُونَsarılıyorlar

Yoksa biz Kur'an'dan önce, bu müşriklere, onlara Allah'tan başkasına ibadet etmeyi mübah kılan bir kitap mı verdik de, onlar, o kitaba tutunarak, onu kendilerine delil getiriyorlar?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

بَلْ قَالُوٓا۟ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍۢ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّهْتَدُونَ

Bilâkis şöyle dediler: "Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk ve onların izinde dosdoğru gitmekteyiz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلْhayır
قَالُوٓا۟dediler ki
إِنَّاelbette biz
وَجَدْنَآbulduk
ءَابَآءَنَاbabalarımızı
عَلَىٰٓüzerinde
أُمَّةٍۢbir din
وَإِنَّاve elbette biz de
عَلَىٰٓüzerinde
ءَاثَٰرِهِمonların izleri
مُّهْتَدُونَgidiyoruz

Hayır! Böyle bir şey gerçekleşmemiştir. Bilakis taklitçiliklerini delil olarak öne sürerek şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir din ve millet üzerine bulduk. Onlar putlara tapıyorlar idi ve biz de onların izinden gidiyoruz ve putlara ibadet etmeye devam ediyoruz.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍۢ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍۢ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ

Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın şımarık varlıklıları böylece: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız” demişlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve işte böyle
مَآgöndermedik
أَرْسَلْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنsenden önce
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىherhangi
قَرْيَةٍۢbir kente
مِّنhiçbir
نَّذِيرٍuyarıcı
إِلَّاdışında
قَالَdiyenlerden
مُتْرَفُوهَآoranın zenginleri
إِنَّاelbette biz
وَجَدْنَآbulduk
ءَابَآءَنَاbabalarımızı
عَلَىٰٓüzerinde
أُمَّةٍۢbir din
وَإِنَّاve biz de
عَلَىٰٓonların izlerine
ءَاثَٰرِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّقْتَدُونَuyarız

-Ey Resul!- Senden önce de hangi memlekete kendi kavmini uyaran bir uyarıcı gönderdiğimizde mutlaka oranın servet sahibi lider ve büyükleri hemen karşı çıkarak şöyle derler: "Şüphesiz babalarımızı bir din ve inanç üzerine bulduk. Şimdi biz de onların izine uyuyoruz." Kavmin bunu ilk çıkaran değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

۞ قَٰلَ أَوَلَوْ جِئْتُكُم بِأَهْدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمْ عَلَيْهِ ءَابَآءَكُمْ ۖ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

“Ya ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirdi isem de mi” dedi. Onlar: "Biz, sizinle gönderilene kâfir kimseleriz." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَٰلَdedi
أَوَلَوْşayet
جِئْتُكُمben size getirsem de mi?
بِأَهْدَىٰdaha doğrusunu
مِمَّاşeyden
وَجَدتُّمْbulduğunuz
عَلَيْهِüzerinde
ءَابَآءَكُمْbabalarınızı
قَالُوٓا۟dediler
إِنَّاdoğrusu biz
بِمَآşeyi
أُرْسِلْتُمsizinle gönderilen
بِهِۦonu
كَٰفِرُونَinkar ediyoruz

Resulleri onlara şöyle demiştir: "Ben, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu size getirmiş olsam da mı bana uymazsınız?" Onlar da şöyle demişlerdir: "Şüphesiz, biz senin ve senden önceki resullerin gönderildikleri şeyi inkâr ediyoruz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

Bunun üzerine biz de onlardan intikam aldık. Bir bak! Yalanlayanların akıbeti nasıl oldu?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱنتَقَمْنَاbiz de öc aldık
مِنْهُمْonlardan
فَٱنظُرْbak
كَيْفَnasıl
كَانَoldu
عَٰقِبَةُsonu
ٱلْمُكَذِّبِينَyalanlayanların

Senden önce resulleri yalanlayan ümmetleri helak edip onlardan intikam aldık. Resullerini yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak. Kesinlikle sonuç elem verici olmuştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّنِى بَرَآءٌۭ مِّمَّا تَعْبُدُونَ

Hani İbrahim babasına ve kavmine demişti ki: "Ben sizin ibadet ettiklerinizden beriyim/uzağım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْbir zaman
قَالَdemişti ki
إِبْرَٰهِيمُİbrahim
لِأَبِيهِbabasına
وَقَوْمِهِۦٓve kavmine
إِنَّنِىşüphesiz ben
بَرَآءٌۭuzağım
مِّمَّاşeylerden
تَعْبُدُونَsizin taptığınız

-Ey Resul!- Bir zamanlar İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Ben, sizin Allah'tan başka taptıklarınız putlardan uzağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

إِلَّا ٱلَّذِى فَطَرَنِى فَإِنَّهُۥ سَيَهْدِينِ

"Ancak beni yaratan müstesna. Muhakkak O, bana hidayet edecektir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاyalnızca
ٱلَّذِىbeni yaratana
فَطَرَنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَإِنَّهُۥçünkü O
سَيَهْدِينِbana doğru yolu gösterecektir

"Ancak beni yaratan Yüce Allah müstesna. Şüphesiz O, benim kendisinin dosdoğru dinine tabi olacağım ve dinimde bana faydalı olan doğru yolu gösterecektir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَجَعَلَهَا كَلِمَةًۢ بَاقِيَةًۭ فِى عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Bunu, ardından geleceklere devamlı kalıcı bir söz olarak bıraktı ki, insanlar (tevhid dinine) dönsünler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلَهَاve onu yaptı
كَلِمَةًۢbir söz
بَاقِيَةًۭkalıcı
فِىarasında
عَقِبِهِۦkendinden sonrakiler
لَعَلَّهُمْumulur ki
يَرْجِعُونَdönerler (diye)

İbrahim, kelime-i tevhidi (Lâ ilâhe illallah'ı) zürriyetinde kendisinden sonra gelecek olanlarda devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Hâlâ aralarında Allah'ı birleyenler ve O'na hiçbir şeyi şirk koşmayanlar vardır. (Zürriyetinin) O'na şirkten ve günahlardan tövbe ederek dönmeleri ümidiyle bıraktı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

بَلْ مَتَّعْتُ هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ وَرَسُولٌۭ مُّبِينٌۭ

Evet! Onları ve atalarını, kendilerine hak/Kur'an ve (her şeyi) apaçık (açıklayan) bir rasûl gelinceye kadar nimetlendirdim.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلْdoğrusu
مَتَّعْتُyaşattım
هَٰٓؤُلَآءِbunları
وَءَابَآءَهُمْve babalarını
حَتَّىٰdek
جَآءَهُمُkendilerine gelinceye
ٱلْحَقُّgerçek söz
وَرَسُولٌۭve elçi
مُّبِينٌۭaçıklayan

Ben, bu yalanlancı müşrikleri cezalandırmada acele etmedim. Bilakis ben bunları ve atalarını, kendilerine Kur'an ve apaçık açıklayan resul olan, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- gelinceye kadar dünyada geçimliklerle yaşattım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌۭ وَإِنَّا بِهِۦ كَٰفِرُونَ

Onlara hak geldiği zaman: "Bu bir sihirdir, biz ona küfreden kimseleriz." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاfakat
جَآءَهُمُonlara gelince
ٱلْحَقُّgerçek
قَالُوا۟dediler
هَٰذَاbu
سِحْرٌۭbüyüdür
وَإِنَّاve elbette biz
بِهِۦonu
كَٰفِرُونَtanımayız

İçerisinde hiç bir şüphe bulunmayan hak olan bu Kur'an kendilerine geldiği zaman şöyle demişlerdi: "Bu bir sihirdir ve Muhammed bizi onunla büyülüyor. Şüphesiz biz ona küfreden kimseleriz ve asla ona inanmayacağız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍۢ مِّنَ ٱلْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ

"Bu Kur’an, iki şehrin büyüklerinden bir adama indirilmeli değil miydi?" dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
لَوْلَاdeğil miydi?
نُزِّلَindirilmeli
هَٰذَاbu
ٱلْقُرْءَانُKur'an
عَلَىٰbir adama
رَجُلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَiki kentten
ٱلْقَرْيَتَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَظِيمٍbüyük

Yalanlayan müşrikler dediler ki: "Allah'ın bu Kur'an'ı, fakir ve yetim olan Muhammed'in yerine, Mekke veya Taif'te yaşayan iki büyük adamdan birine indirmesi gerekmez miydi?''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَ ۚ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۚ وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍۢ دَرَجَٰتٍۢ لِّيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًۭا سُخْرِيًّۭا ۗ وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌۭ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyor? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların (dünyada) topladıklarından daha hayırlıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَهُمْonlar mı?
يَقْسِمُونَbölüştürüyorlar
رَحْمَتَrahmetini
رَبِّكَRabbinin
نَحْنُbiz
قَسَمْنَاtaksim ettik
بَيْنَهُمaralarında
مَّعِيشَتَهُمْonların geçimliklerini
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَرَفَعْنَاve üstün kıldık
بَعْضَهُمْonlardan kimini
فَوْقَüzerine
بَعْضٍۢötekiler
دَرَجَٰتٍۢderecelerle
لِّيَتَّخِذَedinmeleri için
بَعْضُهُمbiri
بَعْضًۭاdiğerine
سُخْرِيًّۭاhizmetçi çalışan'
وَرَحْمَتُve rahmeti
رَبِّكَRabbinin
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
مِّمَّاşeylerden
يَجْمَعُونَonların toplayıp yığdıkları

-Ey Resul!- Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar, istediklerine veriyor ve istemediklerine de engel oluyorlar? Yoksa Yüce Allah mı? Biz, dünya hayatında onların geçimlerini kendi aralarında taksim ettik. Onlardan kimilerini zengin, kimilerini de fakir kıldık ki bazıları diğerlerinin emrine amade olsunlar. Ahirette Rabbinin rahmeti kulları için bunların biriktirmiş oldukları geçici dünya malından daha hayırlıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَلَوْلَآ أَن يَكُونَ ٱلنَّاسُ أُمَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ لَّجَعَلْنَا لِمَن يَكْفُرُ بِٱلرَّحْمَٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًۭا مِّن فِضَّةٍۢ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَ

Eğer insanlar (küfürde birleşen) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman'a küfredenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَآ(sözkonusu) olmasaydı
أَنolması
يَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّاسُinsanların
أُمَّةًۭümmet
وَٰحِدَةًۭbir tek
لَّجَعَلْنَاyapardık
لِمَنkimseler için
يَكْفُرُinkar eden
بِٱلرَّحْمَٰنِRahman'ı
لِبُيُوتِهِمْevlerine
سُقُفًۭاtavanlar
مِّنgümüşten
فِضَّةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَعَارِجَve merdivenler
عَلَيْهَاüzerine
يَظْهَرُونَbinip çıkacakları

Eğer insanların küfürde birleşerek tek bir ümmet olması tehlikesi bulunmasaydı, Allah'a küfredenlerin evlerinin tavanlarını ve üstüne basıp çıkacakları merdivenlerini gümüşten yapardık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَٰبًۭا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِـُٔونَ

Kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları da.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِبُيُوتِهِمْve evlerine
أَبْوَٰبًۭاkapılar
وَسُرُرًاve koltuklar
عَلَيْهَاüzerine
يَتَّكِـُٔونَyaslanacakları

Onlara istidrac ve imtihan olarak evlerinin kapılarını ve üzerine oturup yaslanacakları divanlar da yapardık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَزُخْرُفًۭا ۚ وَإِن كُلُّ ذَٰلِكَ لَمَّا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۚ وَٱلْءَاخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلْمُتَّقِينَ

Ve (daha nice) çekici süsler de (verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, senin Rabbinin katında takva sahipleri içindir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَزُخْرُفًۭاve (nice) süsler
وَإِن(başka) değil
كُلُّbütün
ذَٰلِكَbunlar
لَمَّاsadece
مَتَٰعُgeçici menfaatleridir
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
وَٱلْءَاخِرَةُahiret ise
عِندَkatında
رَبِّكَRabbinin
لِلْمُتَّقِينَmuttakiler içindir

Onlar için hepsini altın yapabilirdik. Bunların hepsi ancak geçici dünya hayatının geçimliğidir ve kalıcı olmadığından dolayı faydası azdır. -Ey Resul!- Ahirette Allah'ın emirlerine uyan ve yasaklarından sakınan muttakiler için Rabbinin katındaki nimetler ise daha hayırlıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُۥ شَيْطَٰنًۭا فَهُوَ لَهُۥ قَرِينٌۭ

Kim Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir Şeytan sararız da o Şeytan artık onun yakın dostu olur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim
يَعْشُyüz çevirirse
عَنzikrinden
ذِكْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرَّحْمَٰنِRahman'ın
نُقَيِّضْsardırırız
لَهُۥona
شَيْطَٰنًۭاbir şeytanı
فَهُوَartık o
لَهُۥonun
قَرِينٌۭarkadaşı olur

Kim Kur'an'a kuvvetli bir şekilde önem vermez ve onu umursamaz ise, bu davranışı o kimseyi Kur'an'dan yüz çevirmeye kadar götürür ve böyle davrandığından dolayı ona ceza olarak sapıklığını artıran, yanından hiç ayrılmayan bir şeytan musallat edilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

Şüphesiz bu Şeytanlar; onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّهُمْelbette onlar
لَيَصُدُّونَهُمْonları engellerler
عَنِyoldan
ٱلسَّبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَحْسَبُونَfakat sanırlar
أَنَّهُمbunlar
مُّهْتَدُونَdoğru yolda olduklarını

Kur'an'dan yüz çevirenlerin üzerine musallat edilen bu şeytanlar, onları Allah'ın dininden uzaklaştırırlar. Böylece Yüce Allah'ın emirlerine uymazlar ve yasaklarından da sakınmazlar. Kendilerinin hidayet üzere olduklarını zannederler. Onlar, bu sebepten dolayı sapıklıklarından da tövbe etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَٰلَيْتَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ بُعْدَ ٱلْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ ٱلْقَرِينُ

Nihayet, o bize geldiği zaman: "Keşke benimle senin aranda doğu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü bir dostmuşsun!" derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
جَآءَنَاbize geldiği
قَالَder ki
يَٰلَيْتَey keşke olsaydı
بَيْنِىbenimle
وَبَيْنَكَsenin aranda
بُعْدَkadar uzaklık
ٱلْمَشْرِقَيْنِiki doğu
فَبِئْسَmeğer ne kötü
ٱلْقَرِينُarkadaş(mışsın)

Kıyamet gününde Allah'ın zikrinden yüz çeviren o kimse geldiği zaman, temenni ederek şöyle söyler: "-Ey Arkadaşım!- Keşke benimle senin aranda doğu ile batı uzaklığı kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşsın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلْيَوْمَ إِذ ظَّلَمْتُمْ أَنَّكُمْ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

O gün bu (pişmanlık) size bir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz, zulmettiniz. Azapta da artık ortaksınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَنve asla
يَنفَعَكُمُsize bir yarar sağlamaz
ٱلْيَوْمَbugün
إِذçünkü
ظَّلَمْتُمْzulmettiniz
أَنَّكُمْsiz
فِىazabda
ٱلْعَذَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُشْتَرِكُونَortaksınız

Yüce Allah, kıyamet gününde kâfirlere şöyle buyurur: "Azaba ortak olmanız, bugün size asla fayda vermeyecektir. Siz, şirk koşarak ve günahlar işleyerek kendi nefislerinize zulmettiniz. Ortaklarınız sizin göreceğiniz azaptan herhangi bir şeyi asla kaldırmazlar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ أَوْ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

Şimdi, sağıra sen mi işittireceksin veya kör olan ve apaçık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi hidayete ileteceksin?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَأَنتَsen mi?
تُسْمِعُişittireceksin
ٱلصُّمَّsağıra
أَوْyahut;
تَهْدِىyola ileteceksin
ٱلْعُمْىَkörü
وَمَنve kimseyi
كَانَolan
فِىsapıklıkta
ضَلَٰلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّبِينٍۢapaçık

Şüphesiz bunlar hakkı duymaktan sağırlar ve görme hususunda da körlerdir. -Ey Resul!- Sen mi o sağırlara işittirebileceksin veya kör olan veya dosdoğru yoldan apaçık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi hidayet edeceksin?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

فَإِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنْهُم مُّنتَقِمُونَ

Biz, seni alıp götürsek de onlardan yine intikam alacağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِمَّاbile
نَذْهَبَنَّbiz alıp götürsek
بِكَseni
فَإِنَّاmuhakkak biz
مِنْهُمonlardan
مُّنتَقِمُونَöc alırız

Şüphesiz bu itibarla -onlara azap etmeden önce biz senin canını alarak onların arasından alıp götürsek bile, dünyada ve ahirette onlara azap ederek mutlaka onlardan intikam alacağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

أَوْ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِى وَعَدْنَٰهُمْ فَإِنَّا عَلَيْهِم مُّقْتَدِرُونَ

Yahut onları tehdit ettiğimiz azabı sana gösteririz, çünkü biz onlara güç yetirenleriz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوْyahut
نُرِيَنَّكَsana gösteririz
ٱلَّذِىşeyi
وَعَدْنَٰهُمْonları uyardığımız
فَإِنَّاşüphesiz bizim
عَلَيْهِمonlara
مُّقْتَدِرُونَgücümüz yeter

Yahut onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter ve bize galip gelmeye de güçleri yetmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

فَٱسْتَمْسِكْ بِٱلَّذِىٓ أُوحِىَ إِلَيْكَ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Çünkü sen, dosdoğru bir yol üzerindesin!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱسْتَمْسِكْsen sımsıkı sarıl
بِٱلَّذِىٓvahyedilene
أُوحِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
إِنَّكَçünkü sen
عَلَىٰüzerindesin
صِرَٰطٍۢyol
مُّسْتَقِيمٍۢdoğru

-Ey Resul!- Sana Rabbinden vahyedilene sımsıkı tutun ve onunla amel et. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَإِنَّهُۥ لَذِكْرٌۭ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ ۖ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ

Şüphesiz bu Kur’an; sana ve kavmine bir şereftir, ondan sorguya çekileceksiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّهُۥşüphesiz O (Kur'an)
لَذِكْرٌۭbir Zikir'dir
لَّكَsana
وَلِقَوْمِكَve kavmine
وَسَوْفَve yakında
تُسْـَٔلُونَsorulacaksınız

Şüphesiz bu Kur'an, senin ve kavmin için bir şereftir. Ona iman etmenizden, onun yoluna uymanızdan ve ona davet etmenizden kıyamet gününde sorulacaksınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَسْـَٔلْ مَنْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلْنَا مِن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ءَالِهَةًۭ يُعْبَدُونَ

Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor. Rahman’dan başka ibadet edilecek ilâhlar kılmış mıyız?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَسْـَٔلْve sor
مَنْkimseye
أَرْسَلْنَاgönderdiğimiz
مِنsenden önce
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنelçilerimizden
رُّسُلِنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَجَعَلْنَاyapmış mıyız?
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرَّحْمَٰنِRahman'dan
ءَالِهَةًۭtanrılar
يُعْبَدُونَtapılacak

-Ey Resul!- Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor bakalım. Rahman'dan başka ibadet olunan ilahlar kılmış mıyız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَقَالَ إِنِّى رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Mûsâ'yı ayetlerimizle Firavun’a ve kavminin ileri gelenlerine göndermiştik: "Şüphesiz ben, âlemlerin Rabbinin rasûlüyüm." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاbiz gönderdik
مُوسَىٰMusa'yı
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizle
إِلَىٰFir'avn'a
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَلَإِي۟هِۦve ileri gelen adamlarına
فَقَالَdedi
إِنِّىelbette ben
رَسُولُelçisiyim
رَبِّRabbinin
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Ant olsun biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve kavminin ileri gelen adamlarına göndermiştik de onlara şöyle demişti: "Gerçekten ben alemlerin Rabbinin resulüyüm."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ

Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَهُمonlara gelince
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizle
إِذَاhemen
هُمonlar
مِّنْهَاonlarla
يَضْحَكُونَ(alay edip) gülmeğe başladılar

Onlara ayetlerimizle geldiği zaman alay edip küçümseyerek onlara gülüp geçmişlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَمَا نُرِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا ۖ وَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
نُرِيهِمonlara göstermeyiz
مِّنْhiçbir
ءَايَةٍmu'cize
إِلَّاbaşkasını
هِىَo
أَكْبَرُdaha büyük (olandan)
مِنْötekinden
أُخْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَخَذْنَٰهُمve onları yakaladık
بِٱلْعَذَابِazab(lar) ile
لَعَلَّهُمْumulur ki
يَرْجِعُونَdönerler

Firavun ve kavminin ileri gelenlerine Musa -aleyhisselam-'ın getirdiklerinin doğruluğunu ispat etmeye gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyüktü. Dünyada üzerinde bulundukları küfürlerinden doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık. Fakat hiç faydası olmadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ

Bunun üzerine dediler ki: "Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık hidayeti kabul edeceğiz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
يَٰٓأَيُّهَey
ٱلسَّاحِرُbüyücü
ٱدْعُdu'a et
لَنَاbizim için
رَبَّكَRabbine
بِمَاhürmetine
عَهِدَsöz
عِندَكَsana verdiği
إِنَّنَاartık biz
لَمُهْتَدُونَyola geleceğiz

Bunun üzerine Musa -aleyhisselam-'a biraz azap dokununca şöyle dediler: "Ey sihirbaz! Eğer iman edersek sana verdiği söze dayanarak bizim üzerimizden azabı kaldırması için Rabbine dua et. Eğer üzerimizden azabı kaldırırsa biz mutlaka iman edip hidayet yoluna geleceğiz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ

Fakat biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen verdikleri sözü bozdular.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاfakat
كَشَفْنَاbiz kaldırınca
عَنْهُمُonlardan
ٱلْعَذَابَazabı
إِذَاhemen
هُمْonlar
يَنكُثُونَsözlerinden dönüyorlar

Fakat biz azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman da hemen sözlerinden döndüler ve ahitlerini tutmadılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Mushaf sıralamasında 43. sırada bulunan Zuhruf Sûresi 89 ayettir ve Mekke dönemi sûreleri arasında değerlendirilir. İsmi altın ve süs demektir. Zuhruf adı metni tek konuya kapatmaz; farklı pasajlar aynı ahlâkî soruya farklı açılardan yaklaşır. Dünya hayatının süsü, servet ve statü üzerinden hakikatin ölçülemeyeceğini anlatır. Müşriklerin melekler ve putlar hakkındaki iddiaları eleştirilirken Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ ve Hz. Îsâ üzerinden tevhid çizgisi kurulur. Altın-süs tutkusu, ataların dinine kör bağlılık, Firavun'un gösterişli iktidarı, Hz. Îsâ hakkındaki tartışmalar. Zuhruf bölümleri arasında konu değişse de insanın hakikat karşısındaki tutumu ortak eksen olarak korunur. Zuhruf içindeki bu kurgu, dünya süsü ve statü temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: Servet sahibi olmayı ilâhî onayın kesin kanıtı, yoksulluğu da değersizliğin işareti sayan dil sûrenin eleştirdiği zihniyete yaklaşır. Zuhruf için sağlıklı okuma geçmiş bağlamı korur ve metni müze nesnesine çevirmeden bugünün sorularına açar. Bugüne bakan yönü ise tüketim kültürü, marka statüsü ve görünür başarı karşısında insan değerini ahlâk ve sorumlulukla ölçmeyi hatırlatır. Bu çerçevede Zuhruf, geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Dünya süsü ve statü
  • Atalara kör bağlılık
  • Hz. İbrâhim'in tevhidi
  • Firavun'un gösterişi
  • Hz. Îsâ

Ne Zaman Okunur?

Sûrenin okunması için sabit bir gece veya gün tayin edilmemiştir. Okuyucu hz. İbrâhim'in tevhidi ve hz. Îsâ başlıklarında not alarak ilerleyebilir; uzun pasajlarda meal ve tefsiri birlikte kullanabilir. Okuma, tedbir veya uzman desteğinin alternatifi gibi sunulmamalıdır.

Kıssa ile hükmü aynı çizgide görmek

Zuhruf içindeki anlatı parçaları yalnız tarihî bilgi değildir. Dünya süsü ve statü ile Firavun'un gösterişi yan yana okunduğunda, sûrenin hem düşünceyi hem davranışı dönüştürmek istediği görülür. Zuhruf okuyucusu olay adlarını ezberlemek yerine onaylanan ve eleştirilen tutumları işaretleyebilir.

Kesin bilgi ile yorumu ayırmak

Zuhruf hakkında anlatılan rivayet, yorum ve popüler uygulamalar aynı güven düzeyinde değildir. Zuhruf içeriğinde ayetin açık ifadesi, güvenilir tefsir yorumu ve kültürel gelenek ayrı başlıklarla sunulmalıdır. Hz. Îsâ konusunda sonuç garantisi veren cümlelerden özellikle kaçınılmalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Zuhruf Sûresi'nin temel bilgileri nelerdir?

Sûre 89 ayettir, mushaf sırası 43'dir ve yaygın kabule göre Mekke döneminde inmiştir. Adı altın ve süs anlamına gelir.

Zuhruf Sûresi'nin ana fikri hangi temalarda görülür?

Ana fikir özellikle dünya süsü ve statü, hz. İbrâhim'in tevhidi ve hz. Îsâ arasında kurulan bağda görülür.

Zuhruf Sûresi'ndeki olayları tarih bilgisi olarak okumak yeterli mi?

Hayır. Olaylar, insan davranışının gerekçe ve sonucunu göstermek için anlatılır. Atalara kör bağlılık ile ilgili pasajlar bu açıdan ayrıca değerlendirilmelidir.

Zuhruf ne zaman okunabilir?

Belirli bir vakitle sınırlandırılmaz. Günlük tilavet, hatim veya dünya süsü ve statü konulu çalışma içinde okunabilir.

Zuhruf için kesin fazilet vaadi verilebilir mi?

Yalnız güvenilir kaynakta açıkça bulunan teşvikler ihtiyatlı dille aktarılabilir. Zuhruf içeriğinde kaynaksız sayı, para, sağlık, evlilik veya korunma garantisi verilemez.

Tüm sorular →

Kaynaklar