Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

7. Sûre · Mekke · 206 Ayet

الأعراف

A'RÂF SÛRESİ

Yüksek Yerler

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 5

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓمٓصٓ

Elif, Lâm, Mîm, Sâd.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓمٓصٓElif Lâm Mîm Sâd

Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُن فِى صَدْرِكَ حَرَجٌۭ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

Bu sana indirilen bir kitaptır. Öyleyse Müminleri bununla uyarman ve öğüt vermen için kalbinde hiçbir sıkıntı olmasın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كِتَٰبٌbir Kitaptır
أُنزِلَindirilen
إِلَيْكَsana
فَلَاolmasın
يَكُنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىgöğsünde
صَدْرِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَرَجٌۭbir sıkıntı
مِّنْهُonunla
لِتُنذِرَuyarman
بِهِۦhususunda
وَذِكْرَىٰve öğüt (vermen)
لِلْمُؤْمِنِينَinananlara

-Ey Resul!- Kur’an-ı Kerim, Allah’ın sana indirdiği bir kitaptır. Kalbinde sakın ona dair bir sıkıntın ve şüphen olmasın. İnsanları onunla korkutasın, onlara hüccet ikame edesin ve Müminlere öğüt veresin diye onu sana indirdi. Zira onlar, öğütten faydalanan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ ۗ قَلِيلًۭا مَّا تَذَكَّرُونَ

Rabbinizden size indirilmiş olana uyun, Onun dışında dost edindiklerinize uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱتَّبِعُوا۟uyun
مَآşeye
أُنزِلَindirilen
إِلَيْكُمsize
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve uymayın
تَتَّبِعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْلِيَآءَvelilere
قَلِيلًۭاne kadar da az
مَّاöğüt alıyorsunuz
تَذَكَّرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey insanlar!- Rabbinizin üzerinize indirdiği kitaba ve peygamberinizin sünnetine uyun. Şeytanlardan dost olarak gördüklerinizin veya kötü din adamlarının heveslerine uymayın. Onların heveslerinin emrettikleri şeyler sebebiyle üzerinize indirileni bir kenara bırakıp terk ederek onları veli ediniyorsunuz. Sizler ne kadar da az öğüt alıyorsunuz. Şayet öğüt alsaydınız hak olmayanı, hakka tercih etmez ve peygamberinizin size getirdiğine tabi olur, onunla amel ederdiniz. Bunun dışında kalanları da terk ederdiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَكَم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأْسُنَا بَيَٰتًا أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ

Nice yurtları helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken yahut gündüz istirahat hâlinde iken gelmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَمve nice
مِّنkent(ler)i
قَرْيَةٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَهْلَكْنَٰهَاhelak ettik
فَجَآءَهَاonlara geliverdi
بَأْسُنَاazabımız
بَيَٰتًاgece yatarlarken
أَوْyahut
هُمْonlar
قَآئِلُونَgündüz uyurlarken

Pek çok şehirleri küfür ve sapıklıklarında ısrar etmelerinden ötürü azabımızla helak ettik. Gece veya gündüz gaflet halinde oldukları bir sırada üzerlerine şiddetli azabımız iniverdi. Ne onlar, ne de onların sözde ilahları başlarına gelen bu azabı onlardan uzaklaştırmayı başaramadılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Azabımız onlara geldiği vakit; “Biz, gerçekten zalim kimselerdik!” demekten başka söyleyecek sözleri olmadı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَاkalmadı
كَانَyalvarıları
دَعْوَىٰهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذْzaman
جَآءَهُمonlara geldiği
بَأْسُنَآazabımız
إِلَّآbaşka
أَنdemelerinden
قَالُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّاbiz gerçekten
كُنَّاzalimlermişiz
ظَٰلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Azabın indirilmesinin ardından kendilerinin Allah’ı küfreden zalim kimseler olduklarını ikrar etmekten başka bir şey yapamadılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

فَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلْمُرْسَلِينَ

Andolsun ki, kendilerine peygamber gönderilenleri de, peygamberleri de elbette sorgulayacağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَنَسْـَٔلَنَّsoracağız
ٱلَّذِينَolanlara
أُرْسِلَelçi gönderilmiş
إِلَيْهِمْkendilerine
وَلَنَسْـَٔلَنَّve soracağız
ٱلْمُرْسَلِينَgönderilen elçilere

Peygamberlerimizi gönderdiğimiz topluluklara, kıyamet günü peygamberlere nasıl karşılık verdiklerini mutlaka soracağız. Peygamberlere de tebliğ edilmesi emredilenlerin tebliğ edilip edilmediğini ve ümmetlerinin onlara nasıl karşılık verdiklerini muhakkak soracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍۢ ۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ

Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Biz onlardan gâib/uzak değildik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَنَقُصَّنَّve elbette anlatacağız
عَلَيْهِمonlara
بِعِلْمٍۢbilgi ile
وَمَاzira
كُنَّاdeğiliz biz
غَآئِبِينَonlardan uzak

Sonra da bütün mahlukata onlar hakkında sahip olduğumuz bilgiyle dünyada yaptıkları amellerini haber vereceğiz. Biz, onların bütün amellerini biliyorduk, onlardan hiçbir şey bize gizli kalmadı, biz de onlardan hiçbir vakit habersiz değildik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَٱلْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ ۚ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

İşte o gün amellerin tartılması bir hakikattir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلْوَزْنُve tartı
يَوْمَئِذٍo gün
ٱلْحَقُّtam doğrudur
فَمَنkimin
ثَقُلَتْağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥtartıları
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلْمُفْلِحُونَkurtulanlardır

Kıyamet günü amellerin tartılması, zulüm ve haksızlık barındırmayan bir adaletle olacaktır. Her kimin iyilik kefesi, kötülük kefesine ağır basarsa; işte onlar istediklerini kazanmış ve kaçtıklarından kurtulmuşlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَظْلِمُونَ

Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları zulümlerden ötürü kendilerini hüsrana sokanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْkimin
خَفَّتْhafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥtartıları
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar da
ٱلَّذِينَkimselerdir
خَسِرُوٓا۟ziyana sokan(lardır)
أَنفُسَهُمkendilerini
بِمَاötürü
كَانُوا۟ayetlerimize
بِـَٔايَٰتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَظْلِمُونَhaksızlık etmelerinden

Tartılma esnasında kimin de kötülük kefesi iyilikler kefesine ağır basarsa, işte onlar Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri sebebiyle nefislerini kıyamet günü helak yollarına sokarak kendilerini hüsrana uğratmış olanlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ ۗ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ

Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirip orada sizin için geçimlikler sağladık. Buna rağmen ne kadar da az şükrediyorsunuz!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve doğrusu
مَكَّنَّٰكُمْbiz sizi yerleştirdik
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلْنَاve verdik
لَكُمْsize
فِيهَاorada
مَعَٰيِشَgeçimlikler
قَلِيلًۭاne kadar da az
مَّاşükrediyorsunuz
تَشْكُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Âdemoğulları!- Şüphesiz sizleri, yeryüzüne yerleştirdik ve sizler için orada yaşam koşulları var ettik. Buna karşılık Allah’a şükretmeniz gerekirdi, fakat şükrünüz çok azdı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَلَقَدْ خَلَقْنَٰكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَٰكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ لَمْ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ

Andolsun sizi yarattık, ardından da şekil verdik. Sonra meleklere: “Âdem’e secde edin.” dedik. İblis dışında hepsi secde ettiler. O ise, secde edenlerden olmadı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
خَلَقْنَٰكُمْsizi yarattık
ثُمَّsonra
صَوَّرْنَٰكُمْsize biçim verdik
ثُمَّsonra da
قُلْنَاdedik
لِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklere
ٱسْجُدُوا۟secde edin
لِءَادَمَAdem'e
فَسَجَدُوٓا۟hepsi secde ettiler
إِلَّآhariç
إِبْلِيسَİblis
لَمْo olmadı
يَكُنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَsecde edenlerden
ٱلسَّٰجِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey insanlar!- Biz önce babanız Âdem'i yarattık, sonra ona en güzel surette ve en güzel biçimlendirmeyle şekil verdik. Sonra da ona değer verilmesi için meleklere Âdem'e secde etmelerini emrettik. İblis hariç, onlar da emrimizi yerine getirerek hemen ona secde ettiler. O ise, kibirlenerek ve inat ederek secde etmeyi reddetti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ ۖ قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌۭ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍۢ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍۢ

Allah: “Sana emrettiğim zaman, secde etmene ne engel oldu?” dedi. İblis: “Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
مَاnedir?
مَنَعَكَseni alıkoyan
أَلَّاsecde etmekten
تَسْجُدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذْzaman
أَمَرْتُكَsana emrettiğim
قَالَdedi
أَنَا۠ben
خَيْرٌۭhayırlıyım
مِّنْهُondan
خَلَقْتَنِىbeni yarattın
مِنateşten
نَّارٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَخَلَقْتَهُۥonu ise yarattın
مِنçamurdan
طِينٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah Teâlâ İblis'i azarlayarak şöyle buyurdu: “Sana, Âdem’e secde etmeni emrettiğim emrimi yerine getirmene ne engel oldu?” İblis Rabbine cevap olarak dedi ki: “Benim ondan daha üstün olmam, bana engel oldu. Sen, beni ateşten; onu ise çamurdan yarattın. Ateş, çamurdan daha değerlidir.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

قَالَ فَٱهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

Allah ona dedi ki: "Hemen in oradan. Artık orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Hemen çık git. Zira sen, aşağılık kimselerdensin."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
فَٱهْبِطْöyle ise in
مِنْهَاoradan
فَمَاdeğildir
يَكُونُ(haddin)
لَكَsenin
أَنbüyüklük taslamak
تَتَكَبَّرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاorada
فَٱخْرُجْçık
إِنَّكَçünkü sen
مِنَaşağılıklardansın
ٱلصَّٰغِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah ona dedi ki: “Öyleyse cennetten çık git. Senin orada büyüklenmeye hakkın yoktur. Çünkü orası tertemiz arınmış kimselerin yurdudur. Artık senin orada bulunman sana caiz değildir. -Ey İblis!- Sen kendini Âdem’den daha değerli görsen bile, doğrusu sen alçak aşağılık birisin.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

قَالَ أَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

İblis: “Öyleyse bana, onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver!” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
أَنظِرْنِىٓbana süre ver
إِلَىٰkadar
يَوْمِgüne
يُبْعَثُونَtekrar dirilecekleri

İblis dedi ki: "Ey Rabbim! Bana yeniden diriliş gününe kadar mühlet ver ki, insanlardan yoldan çıkarmayı başarabildiğimi yoldan çıkarayım.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
إِنَّكَhaydi sen
مِنَsüre verilmişlerdensin
ٱلْمُنظَرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah ona dedi ki: "Ey İblis! Sen, bütün mahlukatın öleceği ilk sura üfleme gününe dek kendisine ölümün yazıldığı mühlet verilen kimselerden birisin. O gün yalnızca bütün canlıların yaratıcısı olan Allah kalacaktır.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

قَالَ فَبِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَٰطَكَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

(İblis) “ Öyleyse beni azdırmana karşılık, ben de onlar için senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
فَبِمَآkarşılık
أَغْوَيْتَنِىbeni azdırmana
لَأَقْعُدَنَّben de oturacağım
لَهُمْonlar(ı saptırmak) için
صِرَٰطَكَsenin yolunun üstüne
ٱلْمُسْتَقِيمَdoğru

İblis de şöyle dedi: " Âdem'e secde etme emrini yerine getirmediğim için beni saptırmana karşılık, âdemoğlu için senin dosdoğru yolunun üzerine oturup, babaları Âdem'e secde etmekten saptığım gibi onları da o yoldan saptıracağım ve çevireceğim.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

ثُمَّ لَءَاتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَٰنِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ ۖ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَٰكِرِينَ

"Ardından onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Böylece sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
لَءَاتِيَنَّهُمonlara sokulacağım
مِّنۢönlerinden
بَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيْدِيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمِنْce
خَلْفِهِمْarkalarından
وَعَنْve
أَيْمَٰنِهِمْsağlarından
وَعَنve
شَمَآئِلِهِمْsollarından
وَلَاve
تَجِدُbulmayacaksın
أَكْثَرَهُمْçoklarını
شَٰكِرِينَşükredenlerden

“Sonra ahireti terk ettirip, dünyaya karşı rağbet vererek, şüpheler atarak ve arzularını güzel göstererek onlara her yönden yanaşacağım. -Ey Rabbim!- Onlara dikte ettiğim küfürden ötürü, onların çoğunu sana şükredenlerden bulamayacaksın.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

قَالَ ٱخْرُجْ مِنْهَا مَذْءُومًۭا مَّدْحُورًۭا ۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ

(Allah da ona) “Yerilmiş, kınanmış ve kovulmuş olarak çık oradan! Onlardan sana tabi olanlarla beraber hepinizi Cehennem'e dolduracağım” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَbuyurdu
ٱخْرُجْhaydi çık
مِنْهَاoradan
مَذْءُومًۭاyerilmiş olarak
مَّدْحُورًۭاve kovulmuş olarak
لَّمَنandolsun kim
تَبِعَكَsana uyarsa
مِنْهُمْonlardan
لَأَمْلَأَنَّdolduracağım
جَهَنَّمَcehennemi
مِنكُمْsizin
أَجْمَعِينَhepinizle

Yüce Allah ona şöyle dedi: “Ey İblis! Kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş biri olarak cennetten çık. Kıyamet günü cehennemi mutlaka sen ve sana uyan, sana itaat eden ve de Rabbinin emrine karşı gelen herkesle dolduracağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ve: "Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet'e yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰٓـَٔادَمُve ey Adem
ٱسْكُنْdurun
أَنتَsen
وَزَوْجُكَve eşin
ٱلْجَنَّةَcennette
فَكُلَاyeyin
مِنْyerden
حَيْثُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شِئْتُمَاdilediğiniz
وَلَاfakat
تَقْرَبَاyaklaşmayın
هَٰذِهِşu
ٱلشَّجَرَةَağaca
فَتَكُونَاyoksa olursunuz
مِنَzalimlerden
ٱلظَّٰلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah, Âdem’e şöyle dedi: "Ey Âdem! Sen ve eşin Havva cennete yerleşin. İçinde bulunan tertemiz yemeklerden dilediklerinizi yiyin, fakat sakın bu ağaçtan (Allah’ın onlar için belirlediği bir ağaçtır) yemeyin. Eğer size yasaklamış olmamın sonrasında bu ağaçtan yerseniz, Allah’ın sınırlarını aşan kimselerden olursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

فَوَسْوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ لِيُبْدِىَ لَهُمَا مَا وُۥرِىَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ ٱلْخَٰلِدِينَ

Şeytan, örtülü olan avret yerlerini onlara göstermek için ikisine de vesvese vererek “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَوَسْوَسَderken fısıldadı
لَهُمَاonlara
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
لِيُبْدِىَgöstermek için
لَهُمَاkendilerine
مَاolan
وُۥرِىَgizlenmiş
عَنْهُمَاonların
مِنçirkin yerlerinden
سَوْءَٰتِهِمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَالَdedi
مَاsizi men'etti
نَهَىٰكُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبُّكُمَاRabbiniz
عَنْ(-tan)
هَٰذِهِşu
ٱلشَّجَرَةِağaç(tan)
إِلَّآsırf
أَنdiye
تَكُونَاolursunuz
مَلَكَيْنِikiniz de birer melek
أَوْya da
تَكُونَاolursunuz (diye)
مِنَebedi kalıcılardan
ٱلْخَٰلِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İblis, onların örtünmüş mahrem yerlerini açığa çıkarmak için onlara gizlice fısıldayarak dedi ki: "Allah, sizin bir melek olmanızı ve cennette ebediyen kalmanızı istemediği için size bu ağaçtan yemenizi yasakladı."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّى لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ

Ve: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim.” diye de onlara yemin etti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَاسَمَهُمَآve onlara yemin etti
إِنِّىelbette ben
لَكُمَاsize
لَمِنَdiye
ٱلنَّٰصِحِينَöğüt verenlerdenim

Ve onlara: "Ey Âdem ve Havva! Muhakkak ben size gösterdiğim bu hususta sadece nasihat ediyorum." diyerek Allah adına yemin etti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍۢ ۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّۭ مُّبِينٌۭ

Bu sûretle onları kandırarak aşağıya düşürdü. Ağacın meyvesinden tattıklarında, mahrem yerleri birbirine görünüverdi ve oraları Cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, o ikisine: “İkinize, bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan ikinizin apaçık düşmanıdır demedim mi?” diye seslendi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَدَلَّىٰهُمَاonları aşağı sarkıttı
بِغُرُورٍۢaldatarak
فَلَمَّاne zaman ki
ذَاقَاtadınca
ٱلشَّجَرَةَağac(ın meyvasın)ı
بَدَتْgöründü
لَهُمَاkendilerine
سَوْءَٰتُهُمَاçirkin yerleri
وَطَفِقَاve başladılar
يَخْصِفَانِüst üste yamayıp örtmeğe
عَلَيْهِمَاüzerlerine
مِنyapraklarından
وَرَقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْجَنَّةِcennet
وَنَادَىٰهُمَاve onlara seslendi
رَبُّهُمَآRableri
أَلَمْben sizi men'etmedim mi?
أَنْهَكُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنbu
تِلْكُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلشَّجَرَةِağaçtan
وَأَقُلve demedim mi?
لَّكُمَآsize
إِنَّşüphesiz
ٱلشَّيْطَٰنَşeytan
لَكُمَاsizin için
عَدُوٌّۭdüşmandır
مُّبِينٌۭapaçık

Böylece bir kandırmaca ve aldatmayla onları içinde bulundukları makamdan aşağı indirdi. Onlar, yasaklanan bu ağacın meyvesinden yiyince mahrem yerleri açılarak göründü. Onlar da mahrem yerlerini örtmek için üzerlerine cennetin yapraklarından örtmeye başladılar. Rableri o ikisine seslenerek dedi ki: "Ben, ikinize bu ağaçtan yemenizi yasaklamamış mıydım? İkinizi uyararak şeytanın, sizler için apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

O ikisi: "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَاdediler
رَبَّنَاRabbimiz
ظَلَمْنَآbiz zulmettik
أَنفُسَنَاkendimize
وَإِنve eğer
لَّمْbağışlamazsan
تَغْفِرْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَاbizi
وَتَرْحَمْنَاve bize acımazsan
لَنَكُونَنَّmuhakkak oluruz
مِنَziyana uğrayanlardan
ٱلْخَٰسِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Âdem ve Havva dedi ki: "Ey Rabbimiz! Meyvesini yememizi yasakladığın ağaçtan yiyerek kendimize zulmettik. Eğer sen bizim günahlarımızı bağışlamaz ve rahmetinle merhamet etmezsen, bizler dünyada ve ahiretteki nasibimizi kaybederek hüsrana uğramışlardan oluruz.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

قَالَ ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۭ ۖ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّۭ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍۢ

(Yüce Allah) buyurdu ki: “Birbirinize düşman olarak oradan inin! Siz yeryüzünde bir süreye kadar yerleşip kalacak ve orada geçineceksiniz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَbuyurdu
ٱهْبِطُوا۟inin
بَعْضُكُمْbır kısmınız
لِبَعْضٍdiğerinize
عَدُوٌّۭdüşman olarak
وَلَكُمْsizin içindir
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُسْتَقَرٌّۭyerleşme
وَمَتَٰعٌve geçinme
إِلَىٰkadar
حِينٍۢbir süreye

Allah, Âdem, Havva ve İblis'e şöyle dedi: "Cennetten yeryüzüne inin bakalım. Sizler birbirinizin düşmanı olacaksınız. Artık yeryüzü belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşme yeridir. Belirli bir vakte kadar orada bulunan nimetlerden faydalanın.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ

Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve tekrar oradan diriltilip çıkarılacaksınız."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
فِيهَاorada
تَحْيَوْنَyaşayacaksınız
وَفِيهَاve orada
تَمُوتُونَöleceksiniz
وَمِنْهَاve yine oradan
تُخْرَجُونَçıkarılacaksınız

Allah, Âdem, Havva ve zürriyetine hitap ederek şöyle dedi: “Bu yeryüzünde Yüce Allah’ın sizin için takdir ettiği kadar bir süre yaşayacak ve orada öleceksiniz. Sonra orada defnedileceksiniz ve orada bulunan kabirlerinizden yeniden dirilmek için çıkartılacaksınız.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًۭا يُوَٰرِى سَوْءَٰتِكُمْ وَرِيشًۭا ۖ وَلِبَاسُ ٱلتَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌۭ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

Ey Âdemoğlu! Size mahrem yerlerinizi örteceğiniz ve bir de süslenip güzelleşeceğiniz elbiseler indirdik. Takva elbisesi ise, bunlardan daha da hayırlıdır. İşte bunlar, umulur da öğüt alırlar diye indirilen Allah ayetlerindendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰبَنِىٓEy oğulları
ءَادَمَAdem
قَدْmuhakkak
أَنزَلْنَاindirdik
عَلَيْكُمْsize
لِبَاسًۭاgiysi
يُوَٰرِىörtecek
سَوْءَٰتِكُمْçirkin yerlerinizi
وَرِيشًۭاve süslenecek elbise
وَلِبَاسُve giysisi
ٱلتَّقْوَىٰtakva
ذَٰلِكَbu
خَيْرٌۭen iyisidir
ذَٰلِكَişte bu(nlar)
مِنْayetlerindendir
ءَايَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
لَعَلَّهُمْbelki
يَذَّكَّرُونَdüşünüp öğüt alırlar

Ey Âdemoğlu! Sizlere mahrem bölgenizi örtmeniz için kesinlikle zaruri olan elbiseler ve de insanlar arasında süslenip güzelleştiğiniz tamamlayıcı elbiseler kıldık. Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmak olan takva elbisesi ise bu somut elbiselerden daha da hayırlıdır. İşte bu zikredilen elbiseler, Allah'ın kudretine delalet eden ayetlerindendir. Umulur ki, onun sizler üzerine olan nimetlerini hatırlar ve ona şükredersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ كَمَآ أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَٰتِهِمَآ ۗ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ ۗ إِنَّا جَعَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ

Ey Âdemoğlu! Şeytan; ana ve babanızı, mahrem yerlerini birbirine göstermek için elbiselerini sıyırarak Cennet'ten çıkardığı gibi, sakın sizi de fitneye düşürmesin. O ve ordusu, sizin onları göremediğiniz yerden sizi görürler. Doğrusu biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰبَنِىٓEy oğulları
ءَادَمَAdem
لَاsizi bir belaya düşürmesin
يَفْتِنَنَّكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
كَمَآgibi
أَخْرَجَçıkardığı
أَبَوَيْكُمana babanızı
مِّنَcennetten
ٱلْجَنَّةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَنزِعُsoyarak
عَنْهُمَاonların
لِبَاسَهُمَاelbiselerini
لِيُرِيَهُمَاonlara göstermek için
سَوْءَٰتِهِمَآçirkin yerlerini
إِنَّهُۥmuhakkak
يَرَىٰكُمْsizi görürler
هُوَo
وَقَبِيلُهُۥve kabilesi
مِنْyerden
حَيْثُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاsizin onları göremeyeceğiniz
تَرَوْنَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّاmuhakkak
جَعَلْنَاbiz yaptık
ٱلشَّيَٰطِينَşeytanları
أَوْلِيَآءَdostları
لِلَّذِينَkimselerin
لَاinanmayan(ların)
يُؤْمِنُونَzaman

Ey Âdemoğlu! Şeytan size, günahları güzel göstererek mahrem yerleri örten bedensel elbiselerden veya takva elbisesinden sıyırarak sakın aldatmasın. Muhakkak o, daha önce sizin ebeveynlerinizi de ağaçtan yemeyi güzel göstererek kandırmıştı. Bunun neticesinde o ikisi de cennetten çıkarılmış ve mahrem yerleri açılarak görünmüştü. Muhakkak şeytan ve zürriyeti sizleri görüyor ve izliyorlar. Oysa sizler onları göremiyor ve izleyemiyorsunuz. Öyleyse sizin, ona ve zürriyetine karşı çok dikkatli olmanız gerekir. Muhakkak biz, Şeytanları Allah’a iman etmeyenlerin dostları kıldık. Nitekim onların, salih amel işleyen Müminler üzerinde hiçbir gücü yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَإِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةًۭ قَالُوا۟ وَجَدْنَا عَلَيْهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا ۗ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Onlar, çirkin bir iş yaptıkları zaman: “Biz, atalarımızı böyle yaparken bulduk. Allah da bunu bize emretti.” derler. Onlara de ki: “Allah, asla kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
فَعَلُوا۟onlar yaptıkları
فَٰحِشَةًۭbir kötülük
قَالُوا۟dediler
وَجَدْنَاbulduk
عَلَيْهَآbu (yolda)
ءَابَآءَنَاbabalarımızı
وَٱللَّهُAllah
أَمَرَنَاbize emretti
بِهَاbunu
قُلْde
إِنَّmuhakkak
ٱللَّهَAllah
لَاemretmez
يَأْمُرُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْفَحْشَآءِkötülüğü
أَتَقُولُونَmi söylüyorsunuz?
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
مَاşeyleri
لَاbilmediğiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşrikler; şirk koşmak, Kâbe’yi çırılçıplak tavaf etmek ve benzeri son derece çirkin işleri yapınca, atalarını bunları yaparken bulduklarını ve Yüce Allah’ın kendilerine bunu emrettiğini mazeret olarak sunarlar. -Ey Muhammed!- Onlara cevap olarak de ki: "Allah asla günah işlemenizi emretmez. Bilakis bunu size yasaklar. Nasıl olur da Ona karşı bunu iddia edersiniz? -Ey müşrikler!- Allah adına bilmediğiniz, yalan ve iftira olan şeyler mi söylüyorsunuz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

قُلْ أَمَرَ رَبِّى بِٱلْقِسْطِ ۖ وَأَقِيمُوا۟ وُجُوهَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍۢ وَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ ۚ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ

De ki: "Rabbim adaleti emretti; her secde yerinde yüzünüzü O'na doğrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَمَرَemretti
رَبِّىRabbim
بِٱلْقِسْطِadaleti
وَأَقِيمُوا۟ve O'na doğrultun
وُجُوهَكُمْyüzlerinizi
عِندَher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَسْجِدٍۢmescidde
وَٱدْعُوهُve O'na yalvarın
مُخْلِصِينَhas kılarak
لَهُyalnız O'na
ٱلدِّينَdini
كَمَاgibi
بَدَأَكُمْilkin sizi yarattığı
تَعُودُونَO'na döneceksiniz

-Ey Muhammed!- O müşriklere de ki : "Şüphesiz Allah, adaletli olmayı emreder. Hayâsızlığı ve çirkin şeyleri ise asla emretmez. Özellikle mescitlerde yapılan ibadetler olmak üzere, bütün ibadetleri sadece Allah'a has kılmayı, ibadetleri sadece O'na yapmayı ve bir tek O'na dua etmenizi emreder. O sizi, ilk başta yoktan yarattığı gibi, tekrar diri olarak tekrardan döndürecektir. Sizleri yoktan var etmeye kadir olan, sizleri tekrar geri döndürmeye ve yeniden diriltmeye de kadirdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُ ۗ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

O, kimine hidayet verdi, kimine de sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَرِيقًاbir topluluğu
هَدَىٰdoğru yola iletti
وَفَرِيقًاve bir topluluğa da
حَقَّhak oldu
عَلَيْهِمُüzerlerine
ٱلضَّلَٰلَةُsapıklık
إِنَّهُمُçünkü onlar
ٱتَّخَذُوا۟tuttular
ٱلشَّيَٰطِينَşeytanları
أَوْلِيَآءَdostlar
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
وَيَحْسَبُونَve sanıyorlar
أَنَّهُمkendilerinin de
مُّهْتَدُونَdoğru yolda olduklarını

Doğrusu Allah, insanları iki grup kılmıştır. Sizlerden bir gruba doğru yolu göstererek onlara hidayeti kolaylaştırmış ve bunun önündeki engelleri de ortadan kaldırmıştır. Diğer grubun ise doğru yoldan sapmaları gerekli olmuştur. Çünkü onlar, Allah’ın dışında şeytanları dostlar edindiler. Kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederek cahilce ona boyun eğdiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

۞ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ خُذُوا۟ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍۢ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

Ey Âdemoğlu! Her mescidde ziynetlerinizi takının. Yiyin, için; fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰبَنِىٓEy oğulları
ءَادَمَAdem
خُذُوا۟alın
زِينَتَكُمْsüs(lü güzel giysiler)inizi'
عِندَher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَسْجِدٍۢmesci(de gidişiniz)de
وَكُلُوا۟ve yeyin
وَٱشْرَبُوا۟ve için
وَلَاfakat israf etmeyin
تُسْرِفُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥçünkü O
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُسْرِفِينَisraf edenleri

Ey Âdemoğlu! Namaz ve tavaf esnasında mahrem yerlerinizi örten, kendisi ile güzelleştiğiniz tertemiz elbiseler giyinin. Allah’ın helal kıldığı temiz olan şeylerden dilediğinizi yiyin ve için. Sakın belirlenen mutedil sınırları aşmayın. Sakın helalleri aşıp haramlara bulaşmayın. Şüphesiz Allah, mutedil sınırları aşan kimseleri sevmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزْقِ ۚ قُلْ هِىَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا خَالِصَةًۭ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları kim haram kılmıştır?” De ki: “Onlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur.” Bilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَنْkim
حَرَّمَharam etti
زِينَةَsüsü
ٱللَّهِAllah'ın
ٱلَّتِىٓçıkardığı
أَخْرَجَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِعِبَادِهِۦkulları için
وَٱلطَّيِّبَٰتِve güzel
مِنَrızıkları
ٱلرِّزْقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
هِىَO
لِلَّذِينَkimselerindir
ءَامَنُوا۟inanan(larındır)
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
خَالِصَةًۭyalnız onlarındır
يَوْمَgünü de
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
كَذَٰلِكَişte böyle
نُفَصِّلُbiz açıklıyoruz
ٱلْءَايَٰتِayetleri
لِقَوْمٍۢbir topluluk için
يَعْلَمُونَbilen

-Ey Resul!- Elbise, temiz yemekler ve diğer şeyler arasından Allah’ın helal kıldıklarını haram kılan müşriklere cevap olarak de ki: “Sizler için bir ziynet olan elbiseleri size kim haram kıldı? Allah’ın sizleri rızıklandırdığı tertemiz yiyecekleri, içecekleri ve diğer şeyleri size kim haram kıldı?” -Ey Resul!- De ki: "Muhakkak bu temiz şeylerden dünyada başkaları faydalanıyor olsa da, kıyamet günü yalnızca Müminlere has olacaktır. Kâfirler onlar gibi yararlanamayacaklardır. Çünkü cennet, kâfirlere haram kılınmıştır." İşte bu ayrıntı gibi anlayıp, idrak eden topluluklar için ayetlerimizi kapsamlı bir şekilde açıklıyoruz. Çünkü bu ayetlerden sadece onlar faydalanmaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًۭا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

De ki: “Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açık olanını, gizli olanını; günahı, haksızca yapılan taşkınlıkları, hakkında hiçbir delil indirmemiş olduğu halde Allah’a şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنَّمَاkesinlikle
حَرَّمَharam etmiştir
رَبِّىَRabbim
ٱلْفَوَٰحِشَfuhuşları
مَا(gerek)
ظَهَرَaçığını
مِنْهَاonun
وَمَا(gerek)
بَطَنَkapalısını
وَٱلْإِثْمَve günahı
وَٱلْبَغْىَve saldırmayı
بِغَيْرِyere
ٱلْحَقِّhaksız
وَأَنve
تُشْرِكُوا۟ortak koşmayı
بِٱللَّهِAllah'a
مَاbir şeyi
لَمْindirmediği
يُنَزِّلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦhakkında
سُلْطَٰنًۭاhiçbir delil
وَأَنve
تَقُولُوا۟söylemenizi
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
مَاşeyler
لَاbilmediğiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul!- Allah’ın helal kıldıklarını haram kılan o müşriklere de ki: “Muhakkak Allah, kullarına fuhşiyatı haram kılmıştır. Bunlar açıktan ve gizliden işlenen çok çirkin günahlardır. Yüce Allah bütün günahları, insanların kanlarına, mallarına ve ırzlarına haksızca sarkıntılık edip, saldırmayı da haram kıldı. Sizlere, hiçbir deliliniz olmadığı halde, Allah’tan başkasını Ona ortak koşmanızı da haram kıldı. Ayrıca Allah’ın isimleri, sıfatları, yaptığı işler ve şeriati hakkında ilim sahibi olmaksızın söz söylemenizi de haram kıldı.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌۭ ۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةًۭ ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit onu ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِكُلِّve her
أُمَّةٍümmetin
أَجَلٌۭbir süresi vardır
فَإِذَاne zaman ki
جَآءَgelince
أَجَلُهُمْsüreleri
لَاgeri kalmazlar
يَسْتَأْخِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَاعَةًۭbir an
وَلَاve ne de
يَسْتَقْدِمُونَöne geçemezler

Her nesil ve milletin belirli bir süresi ve ecellerinin bir vadesi vardır. Onların takdir edilen vadeleri geldiği zaman az bir süre dahi olsa onu ne geciktirebilirler, ne de öne alabilirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌۭ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى ۙ فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Ey Âdemoğlu! Size, içinizden ayetlerimi okuyan peygamberler geldiğinde, kim sakınıp takvalı olur ve kendini düzeltirse; artık onlar için bir korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰبَنِىٓey oğulları
ءَادَمَAdem
إِمَّاeğer
يَأْتِيَنَّكُمْsize gelirse
رُسُلٌۭelçiler
مِّنكُمْkendi içinizden
يَقُصُّونَanlattıkarında
عَلَيْكُمْsize
ءَايَٰتِىayetlerimi
فَمَنِkimselere
ٱتَّقَىٰkorunan
وَأَصْلَحَve uslanan
فَلَاyoktur
خَوْفٌkorku
عَلَيْهِمْüzelerine
وَلَاve
هُمْonlar
يَحْزَنُونَüzülmeyeceklerdir

Ey Âdemoğlu! İnsanlara indirdiğim kitaplarımı sizlere okuyan, kendi içinizden size gönderdiğim peygamberlerim sizlere gelirse, onlara itaat edin ve getirdiklerine uyun. Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan korkan ve amellerini ıslah edenlere kıyamet günü herhangi bir korku yoktur. Onlar, elde edemedikleri dünya lezzetlerinden ötürü üzülecek de değillerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseler
كَذَّبُوا۟yalanlayan
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizi
وَٱسْتَكْبَرُوا۟ve büyüklenenler
عَنْهَآonlara karşı
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلنَّارِateş
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Peygamberler tarafından getirilen ayetlerimizi yalanlayan, onlara iman etmeyen ve kibirlenerek büyüklük taslayan kâfirler ise, cehennem ashabıdır. Ebediyen orada kalacak ve oraya yerleşeceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوٓا۟ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ

Allah’a karşı yalan uydurarak iftira edenden yahut O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim olabilir? Kitapta yazılı olan nasipleri elbette onlara ulaşacaktır. Nihayet elçilerimiz onların canlarını almaya gelince: “Allah’ın dışında dua ettikleriniz hani nerede?” diyecekler. Onlar da: “Bizden uzaklaşıp gittiler.” diyerek kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنْkim olabilir?
أَظْلَمُdaha zalim
مِمَّنِkimseden
ٱفْتَرَىٰuyduran
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
كَذِبًاyalan
أَوْya da
كَذَّبَyalanlayan
بِـَٔايَٰتِهِۦٓO'nun ayetlerini
أُو۟لَٰٓئِكَonlara
يَنَالُهُمْerişir
نَصِيبُهُمnasipleri
مِّنَKitaptan
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاgelince
جَآءَتْهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رُسُلُنَاelçilerimiz
يَتَوَفَّوْنَهُمْcanlarını alırken
قَالُوٓا۟diyecekler
أَيْنَhani nerede?
مَاolduklarınız
كُنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَدْعُونَyalvarmış
مِنbaşkasına
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAlah'tan
قَالُوا۟dediler
ضَلُّوا۟sapıp kayboldular
عَنَّاbizden
وَشَهِدُوا۟ve şahidlik ettiler
عَلَىٰٓaleyhlerine
أَنفُسِهِمْkendi
أَنَّهُمْkendilerinin
كَانُوا۟olduklarına
كَٰفِرِينَkafirler

Allah’a bir ortak, bir noksanlık veya söylemediği bir sözü nispet ederek, yalan sözlerle iftira eden veya doğru yoluna ileten açık ayetlerini yalanlayan kimseden daha zalim hiç kimse yoktur. Bunlarla nitelenen o kimseler Levh-i Mahfuz'da kendilerine yazılmış olan hayır ve şerre nail olacaklardır. Nihayet ölüm meleği ve meleklerden yardımcıları ruhlarını kabzetmek üzere onlara gelince onları kınamak için, “Allah’ın dışında ibadet ettiğiniz ilahlarınız nerede? Sizlere bir fayda vermesi için haydi onları çağırın.” derler. Müşrikler meleklere, “Doğrusu ibadet ettiğimiz ilahlarımız bizden gitti ve ortadan kayboluverdi. Onlar neredeler bilmiyoruz.” diyerek kendilerinin kâfir olduklarını ikrar ederler. Fakat onların bu itirafı, o zaman onların aleyhine bir delil olur. Onlara bir fayda vermez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ ۖ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌۭ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًۭا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًۭا ضِعْفًۭا مِّنَ ٱلنَّارِ ۖ قَالَ لِكُلٍّۢ ضِعْفٌۭ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ

Diyecek ki: “Cinlerden ve insanlardan, sizden önce gelip geçen ümmetlerle birlikte siz de girin ateşe.” Her bir ümmet, ateşe girdikçe kendi kardeşine (dindaşına) lanet edecek. Sonunda hepsi orada bir araya toplanınca, sonra gelenler öncekiler için: “Rabbimiz! İşte bizi bunlar saptırdılar. Onlara ateşten kat kat azap ver!” derler. Allah da: “Herkese kat kat azap vardır, fakat siz bilmiyorsunuz” der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Allah) dedi
ٱدْخُلُوا۟girin
فِىٓarasında
أُمَمٍۢtoplulukları
قَدْgeçen
خَلَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنsizden önce
قَبْلِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَcin
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْإِنسِve insan
فِىiçine
ٱلنَّارِateşin
كُلَّمَاher
دَخَلَتْgirdiğinde
أُمَّةٌۭümmet
لَّعَنَتْla'net eder
أُخْتَهَاyoldaşına
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
ٱدَّارَكُوا۟birbiri ardından
فِيهَاorada
جَمِيعًۭاhepsi toplandığı
قَالَتْdediler ki
أُخْرَىٰهُمْsonrakiler
لِأُولَىٰهُمْöncekiler için
رَبَّنَاRabbimiz
هَٰٓؤُلَآءِbunlar
أَضَلُّونَاbizi saptırdılar
فَـَٔاتِهِمْbunlara ver
عَذَابًۭاazab
ضِعْفًۭاbir kat daha
مِّنَateşten
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالَ(Allah) dedi
لِكُلٍّۢhepsi için vardır
ضِعْفٌۭbir kat fazla
وَلَٰكِنancak
لَّاsiz bilmezsiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Melekler onlara: "Ey müşrikler! Sizlerden önce küfür ve dalalet üzerine olan cin ve insanlardan geçmiş milletlerin topluluğuyla beraber cehennem ateşine girin bakalım.” derler. O milletlerden her bir millet cehenneme girdiğinde kendilerinden önce gelen diğer millete lanet eder. Nihayet orada karşı karşıya gelip hepsi bir araya toplanınca oraya en son giren sefil takipçiler, ileri gelen önderleri için “Ey Rabbimiz! Bunlar bizleri doğru yoldan saptıran önderlerimizdir. Sapıklığı bizlere süslü gösterdikleri için onları kat kat arttırılmış bir cezayla cezalandır.” derler. Allah onlara cevap olarak der ki: “Sizlerden her bir gruba kat kat artırılmış azaptan bir nasip vardır. Fakat siz bunu bilmiyorsunuz ve idrak etmiyorsunuz.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَقَالَتْ أُولَىٰهُمْ لِأُخْرَىٰهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۢ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ

Öncekiler de, kendilerinden sonra gelenlere: “Sizin, bizden herhangi bir üstünlüğünüz yoktur. Siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın!” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَتْdediler ki
أُولَىٰهُمْöncekiler
لِأُخْرَىٰهُمْsonrakilere
فَمَاyoktur
كَانَsizin
لَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْنَاbize
مِنhiç
فَضْلٍۢüstünlüğünüz;
فَذُوقُوا۟o halde siz de tadın
ٱلْعَذَابَazabı
بِمَاkarşılık
كُنتُمْolduklarınıza
تَكْسِبُونَkazanıyor

Kendilerine ittiba edilenlerin ileri gelenleri kendilerine ittiba edenlere şöyle dediler: "Ey takipçiler! Sizlerin bizim üzerimize azabın sizlerden hafifletilmesine dair hak ettiğiniz bir üstünlüğünüz yoktur. Ölçü, işlediğiniz amellerden elde ettiklerinizdir. Sizlerin batıla ittiba etmiş olmanızın herhangi bir mazereti yoktur. Ey takipçiler! Siz de bizim tattığımız gibi, küfür ve günahlardan kazandıklarınız sebebiyle tadın azabı!”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلْجَمَلُ فِى سَمِّ ٱلْخِيَاطِ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُجْرِمِينَ

Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gökyüzünün kapıları açılmayacak, deve iğne deliğinden geçmedikçe, onlar da Cennet'e giremeyeceklerdir. İşte biz, suçluları böyle cezalandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
كَذَّبُوا۟yalanlayan
بِـَٔايَٰتِنَاbizim ayetlerimizi
وَٱسْتَكْبَرُوا۟ve kibirlenenler
عَنْهَاonlara
لَاaçılmayacak
تُفَتَّحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْonlara
أَبْوَٰبُkapıları
ٱلسَّمَآءِgök
وَلَاve
يَدْخُلُونَonlar giremeyeceklerdir
ٱلْجَنَّةَcennete
حَتَّىٰkadar
يَلِجَgeçinceye
ٱلْجَمَلُdeve
فِىiçinden
سَمِّdeliği
ٱلْخِيَاطِiğne
وَكَذَٰلِكَve işte böyle
نَجْزِىcezalandırırız
ٱلْمُجْرِمِينَsuçluları

Şüphesiz bizim apaçık ayetlerimizi yalanlayanlar, onları yerine getirmekten ve onlara boyun eğmekten büyüklenenler bütün hayırlara karşı ümitsizlik içindedir. Küfürleri sebebiyle amelleri ve öldükleri zaman da ruhları için gökyüzünün kapıları asla açılmaz. Onlar, hayvanların en büyüklerinden biri olan devenin nesnelerin en darı olan iğnenin deliğinden geçinceye kadar, asla cennete giremezler. Bu ise imkânsızdır. Bununla onların cennete girmelerinin imkânsız olduğu ifade edilmektedir. İşte Allah, günahları çok büyük olan kimseleri böyle cezalandırır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادٌۭ وَمِن فَوْقِهِمْ غَوَاشٍۢ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

Onlara, Cehennem'de ateşten döşekler ve üstlerine de ateşten örtüler vardır. İşte biz, zalimleri böyle cezalandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَهُمonlar için vardır
مِّنcehennemden
جَهَنَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِهَادٌۭbir döşek
وَمِنve
فَوْقِهِمْüstlerinde de
غَوَاشٍۢ(ateşten) örtüler
وَكَذَٰلِكَişte böyle
نَجْزِىcezalandırırız
ٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Kibirlenerek yalanlayan o kâfirler için, cehennemde üzerinde yatacakları ateşten döşekler ve onların üstlerine de ateşten bir örtü vardır. İşte biz, Allah'ı küfrederek ve O'ndan yüz çevirerek sınırlarını aşanları böyle bir cezayla cezalandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

İman ederek salih amel işleyenlere gelince -ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz- onlar cennetliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve kimseler
ءَامَنُوا۟inanan
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
لَاyüklemeyiz
نُكَلِّفُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَفْسًاhiç kimseye
إِلَّاbaşkasını
وُسْعَهَآgücünün yettiğinden
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلْجَنَّةِcennet
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

Rablerine iman ederek güçleri yettiğince salih amel işleyenler ise, –Allah, hiç kimseye gücünün yettiğinin üzerinde sorumluluk yüklemez- onlar cennet ahalisidir. Orada ebediyen kalmak üzere oraya girerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ ۖ وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَآ أَنْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ ۖ لَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ ۖ وَنُودُوٓا۟ أَن تِلْكُمُ ٱلْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Kalplerinde kin adına ne varsa söküp atarız. Altlarından ırmaklar akarken onlar şöyle derler: "Bize bunu hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bize hidayet etmeseydi; şüphesiz biz doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri hakkı getirmişlerdir.” “İşte siz, yaptıklarınızın karşılığı olarak şu Cennet'e varis kılındınız!” diye onlara seslenilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَزَعْنَاve çıkarıp atmışızdır
مَاne varsa
فِىiçinde
صُدُورِهِمgöğüsleri
مِّنْkinden
غِلٍّۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَجْرِىakmaktadır
مِنaltlarından
تَحْتِهِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
وَقَالُوا۟ve dediler
ٱلْحَمْدُhamdolsun
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىo ki
هَدَىٰنَاlutfedip bizi getirdi
لِهَٰذَاburaya
وَمَاbiz
كُنَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِنَهْتَدِىَ(doğruyu) bulamazdık
لَوْلَآeğer
أَنْbizi getirmeseydi
هَدَىٰنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
لَقَدْmuhakkak
جَآءَتْgetirmişler
رُسُلُelçileri
رَبِّنَاRabbimizin
بِٱلْحَقِّgerçeği
وَنُودُوٓا۟onlara seslenildi
أَنişte size
تِلْكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْجَنَّةُcennet
أُورِثْتُمُوهَاo size miras verildi
بِمَاkarşılık
كُنتُمْyaptıklarınıza
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah’ın, o kimselerin kalplerinden nefret ve kini söküp çıkarması cennette onlara bahşedeceği nimetin tamamındandır. Nehirleri onların ayaklarının altından akıtır ve onlar, Allah’ın üzerindeki nimetlerini kabul ederek şöyle derler: “Bizi salih amellere muvaffak kılarak bu makama nail kılan Allah’a hamt olsun. Eğer Allah bizi muvaffak kılmasaydı bizler kendi kendimize muvaffak olacak değildik. Rabbimizin peygamberleri içinde şüphe barınmayan, vaatlerinde ve tehdit ettiklerinde doğru olan hak ile geldi.” Onlara bir münadi seslenerek: “Peygamberlerimin dünyada sizlere haber verdikleri işte bu cennettir. Allah sizleri, Allah’ın yüzünü görmek isteyerek yapmış olduğunuz salih amellere karşılık bu mükâfatla mükâfatlandırdı.” der.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّۭا فَهَلْ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّۭا ۖ قَالُوا۟ نَعَمْ ۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنٌۢ بَيْنَهُمْ أَن لَّعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

Cennet ehli, Cehennem ehline şöyle seslenir: “Biz, Rabbimizin bize vadettiğini hakikaten bulduk. Siz de Rabbinizin vaadini gerçekten buldunuz mu?” Onlar da: “Evet!” derler. Aralarında bir münadi: “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!” diye seslenir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَادَىٰٓve seslendi
أَصْحَٰبُhalkı
ٱلْجَنَّةِcennet
أَصْحَٰبَhalkına
ٱلنَّارِateş
أَنki
قَدْmuhakkak
وَجَدْنَاbiz bulduk
مَاşeyi
وَعَدَنَاbize va'dettiğini
رَبُّنَاRabbimizin
حَقًّۭاgerçek
فَهَلْmu?
وَجَدتُّمsiz buldunuz
مَّاşeyi
وَعَدَsize va'dettiğini
رَبُّكُمْRabbinizin
حَقًّۭاgerçek
قَالُوا۟dediler
نَعَمْevet
فَأَذَّنَve seslendi
مُؤَذِّنٌۢbir ünleyici
بَيْنَهُمْaralarından
أَنdiye
لَّعْنَةُla'neti
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَىüzerine olsun
ٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Kalıcı olan cennet ehli, kalıcı olan cehennem ehline her birinin kendisi için hazırlanmış makamlara girmesinin ardından şöyle seslenir: “Muhakkak biz, Rabbimizin bize cennette vadettiklerini hakikaten gerçekleşmiş olarak bulduk. O, bizi cennete soktu. Ey kâfirler! Sizler de, Allah’ın size vadettiklerini cehennemde gerçekleşmiş olarak buldunuz mu?” Kâfirler dediler ki: “Bizler de cehennemde ne vadedilmişse hakikaten bulduk.” Bir münadi, zalimlerin Allah’ın rahmetinden kovulmasını isteyerek seslenir. Oysa onlara, dünya hayatında rahmet kapıları açılmıştı, fakat onlar yüz çevirmişlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًۭا وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ كَٰفِرُونَ

Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve yolu eğriltmek isteyen kimselerdir. Aynı zamanda ahireti de inkâr ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يَصُدُّونَmenedip
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَبْغُونَهَاve onu isterler
عِوَجًۭاeğriltmek
وَهُمve onlar
بِٱلْءَاخِرَةِahireti de
كَٰفِرُونَinkar ederlerdi

O zalimler, Allah’ın yolundan kendileri yüz çevirdiği gibi başkalarını da yüz çevirmeye sürüklerler. İnsanlar o yola girmesinler diye hak yolun eğri olmasını arzu ederler. Onlar ahirete hazırlık yapmaz ve o günü inkâr ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌۭ ۚ وَعَلَى ٱلْأَعْرَافِ رِجَالٌۭ يَعْرِفُونَ كُلًّۢا بِسِيمَىٰهُمْ ۚ وَنَادَوْا۟ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ ۚ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

İki taraf arasında bir perde (engel) vardır. A'raf'ta da herkesi simalarından tanıyan birtakım adamlar vardır. Cennetliklere “Selam size” diye seslenirler. Onlar, çok arzuladıkları halde henüz oraya girmemişlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَبَيْنَهُمَاiki taraf arasında
حِجَابٌۭbir perde (vardır)
وَعَلَىve üzerinde
ٱلْأَعْرَافِA'raf
رِجَالٌۭerkekler (vardır)
يَعْرِفُونَtanıyan
كُلًّۢاhepsini
بِسِيمَىٰهُمْyüzlerindeki işaretleriyle
وَنَادَوْا۟ve seslendiler
أَصْحَٰبَhalkına
ٱلْجَنَّةِcennet
أَنdiye
سَلَٰمٌselam olsun
عَلَيْكُمْsize
لَمْcennete girmemiş
يَدْخُلُوهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْfakat onlar
يَطْمَعُونَbeklemektedirler

Bu iki grup arasında; Cennet ve Cehennem ashabı arasında A'raf adı verilen yüksekçe bir sur vardır. Bu yüksek surların üzerinde iyilikleri ve kötülükleri eşit seviyede kalmış adamlar vardır. Bunlar Cennet ashabını yüzlerinin beyazlığı gibi alametlerinden tanırlar. Cehennem ashabını da yüzlerinin siyahlığı gibi alametlerinden tanırlar. Bu adamlar Cennet ahalisine seslenip onlara ikram olarak şöyle derler: “Sizlere selam olsun!” O vakit A'raf ashabı, henüz Cennet'e girmemiştir. Onlar Allah’ın rahmetiyle Cennet'e girmeyi umut ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

۞ وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَٰرُهُمْ تِلْقَآءَ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُوا۟ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince; “Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla beraber kılma!” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
صُرِفَتْçevrildiği
أَبْصَٰرُهُمْgözleri
تِلْقَآءَtarafına
أَصْحَٰبِhalkı
ٱلنَّارِateş
قَالُوا۟dediler
رَبَّنَاRabbimiz
لَاbizi bulundurma
تَجْعَلْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَberaber
ٱلْقَوْمِtoplulukla
ٱلظَّٰلِمِينَzalim

A'raf ashabının bakışları cehennem ashabına çevrilip onların içinde bulundukları şiddetli azabı gördüklerinde Allah’a dua ederek şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizleri, seni inkâr eden ve sana ortak koşan zalimler topluluğuyla beraber kılma!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْأَعْرَافِ رِجَالًۭا يَعْرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمْ قَالُوا۟ مَآ أَغْنَىٰ عَنكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

Araf'ta bulunanlar, simalarından tanıdıkları kimselere seslenerek, “Çokluğunuz ve büyüklük taslıyor olmanız size hiçbir fayda vermedi.” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَادَىٰٓve seslendiler
أَصْحَٰبُhalkı
ٱلْأَعْرَافِA'raf
رِجَالًۭاbirtakım adamlara
يَعْرِفُونَهُمtanıdıkları
بِسِيمَىٰهُمْyüzlerinden
قَالُوا۟dediler ki
مَآhiçbir yarar sağlamadı
أَغْنَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنكُمْsize
جَمْعُكُمْtopluluğunuzun
وَمَاne de
كُنتُمْsize
تَسْتَكْبِرُونَbüyüklük taslamanız

A'raf’ta bulunanlar, cehennem ashabından yüzlerinin siyahlığı ve gözlerinin maviliği gibi, alametlerinden bildikleri kâfir kimselere seslenerek onlara şöyle derler: “Mallarınız ve adamlarınızın çokluğu size bir fayda vermedi. Haktan büyüklenerek ve kibirlenerek yüz çevirmeniz de size bir fayda vermedi.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحْمَةٍ ۚ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ

“Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin Cennet'e. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz.” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَهَٰٓؤُلَآءِbunlar mıydı?
ٱلَّذِينَkimseler
أَقْسَمْتُمْyemin ettiğiniz
لَاonları erdirmeyecek diye
يَنَالُهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
بِرَحْمَةٍhiçbir rahmete
ٱدْخُلُوا۟girin
ٱلْجَنَّةَcennete
لَاyoktur
خَوْفٌkorku
عَلَيْكُمْartık size
وَلَآve değilsiniz
أَنتُمْsiz
تَحْزَنُونَüzülecek de

Allah Teâlâ, kâfirleri kınayarak onlara şöyle der: “Sizlerin, Allah’ın katından bir rahmete nail olmayacaklarına dair yemin ettikleriniz bu kimseler mi? Allah, Müminlere de şöyle der: "Ey müminler! Artık cennete girin! Karşılaşacak olduğunuz şeylerde sizler için bir korku yoktur ve de karşılaştığınız kalıcı nimetlerden ötürü dünya hazlarından kaçırdıklarınız adına da üzülmeyeceksiniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُوا۟ عَلَيْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ ۚ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

Cehennem halkı, Cennet halkına: “Bize de biraz su ya da Allah’ın size verdiği rızıklardan gönderin” diye seslenirler. Cennet halkı da onlara “Şüphesiz Allah, bunları kâfirlere haram kılmıştır!” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَادَىٰٓve seslendiler
أَصْحَٰبُhalkı
ٱلنَّارِateş
أَصْحَٰبَhalkına
ٱلْجَنَّةِcennet
أَنْdiye
أَفِيضُوا۟biraz da akıtın
عَلَيْنَاbizim üzerimize
مِنَsu(yunuz)dan
ٱلْمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْveya
مِمَّاsize verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
قَالُوٓا۟dediler ki
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
حَرَّمَهُمَاbu ikisini haram etmiştir
عَلَىüzerine
ٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Cehennem ashabı cennet ashabına seslenir, onlardan istekte bulunur ve şöyle derler: "Ey cennet ashabı! Bize su verin veya Allah’ın sizlere verdiği rızıklardan bizlere de göndererek ihsanda bulunun.” Cennet ashabı ise onlara şöyle diyerek cevap verir: “Muhakkak Allah, küfürleri sebebiyle o ikisini kâfirlere haram kıldı. Bizler Yüce Allah’ın sizlere haram kıldığı şeyleri sizlere vererek ihtiyacınızı karşılamayacağız.”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

A'râf Sûresi, 206 ayetiyle Mekke döneminde inen en uzun sûredir ve pek çok peygamberin (Hz. Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb, Hz. Mûsâ) kıssasını art arda anlatır. Sûre adını, cennet ile cehennem arasında bir "yükseklik" olarak tarif edilen a'râf ehlinden alır. Ayrıca Hz. Âdem ile İblis arasındaki secde emri ve kibir kıssası, sûrenin ilk bölümlerinde geniş biçimde işlenir; sûre, kıyamet gününde amellerin tartılacağı mîzan temasına da değinir.

Ana Temalar

  • Peygamber kıssaları (Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb, Mûsâ)
  • A'râf (yükseklik) ehli
  • Hz. Âdem ve İblis kıssası
  • Amellerin tartılması (mîzan)

Ne Zaman Okunur?

Sûrenin belirli bir okuma vaktine dair bir hüküm yoktur; genel tilavet kapsamındadır.

İnsanlık kıssasını ahlâkî hafıza olarak okumak

A'râf'ta Hz. Âdem'den başlayarak Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb ve Mûsâ kıssaları arka arkaya gelir. Bu sıralama kronolojik bilgi vermekten çok, toplumların hakikat karşısında tekrar eden tutumlarını gösterir: kibir, ekonomik haksızlık, ölçü bozma, çoğunluğa güvenme ve uyarıyı küçümseme. Okuyucu kıssayı yalnız geçmiş bir topluluğa ait görmeyip aynı davranış kalıplarının bugün hangi biçimlerde sürdüğünü düşünmelidir.

A‘râf kavramını spekülasyona boğmamak

Sûreye adını veren A‘râf, cennet ile cehennem arasında yüksek bir yer veya perde olarak açıklanır. Oradaki kişilerin kimliği hakkında farklı yorumlar vardır. Kur'an'ın açık bıraktığı ayrıntıları kesin hikâyelere dönüştürmek yerine bölümün ana mesajı korunmalıdır: İnsanların dünyadaki unvanları ortadan kalkar, gerçek ayrım iman ve sorumluluk üzerinden görünür olur; ilâhî hüküm karşısında kimse kendi sonucunu garanti edilmiş sayamaz.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

A'râf Sûresi adını nereden alır?

A'râf, cennet ile cehennem arasında bir "yükseklik" olarak tarif edilen a'râf ehlinden adını alır. Sûre, Mekke döneminde inen en uzun sûre olup pek çok peygamberin (Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb, Mûsâ) kıssasını art arda anlatır.

A'râf Sûresi'nde Hz. Âdem ve İblis kıssası ne anlatır?

Sûrenin ilk bölümlerinde Hz. Âdem'e secde emri ve İblis'in kibirlenerek bu emre karşı gelmesi geniş biçimde işlenir. Sûre ayrıca kıyamet gününde amellerin tartılacağı mîzan temasına da değinir.

A'râf ne demektir?

"A'râf", yüksek yerler veya surun yüksek kısmı anlamına gelir. Sûrede cennet ile cehennem arasında bulunan ve iki tarafı tanıyan kişilerden söz edildiği için bu ad kullanılır.

A'râf Sûresi hangi peygamberlerin kıssalarını anlatır?

Hz. Âdem'den sonra Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb ve özellikle Hz. Mûsâ'nın kıssaları geniş biçimde yer alır. Kıssalar birbirinden kopuk biyografiler değil, toplumların vahye verdiği tepkileri karşılaştıran bir bütün oluşturur.

A'râf Sûresi'nde İblîs'in temel hatası nedir?

İblîs Allah'ın emrini kendi üstünlük iddiasıyla reddeder; ateşten yaratılmış olmasını Âdem'e karşı üstünlük gerekçesi sayar. Bu tavır, bilgi sahibi olmanın kibre engel olmadığını ve ahlâkî sorunun çoğu zaman itaat yerine benliği merkeze koymak olduğunu gösterir.

Tüm sorular →

Kaynaklar