Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

A'râf Sûresi 151–200. Ayetler

151–200. AyetlerSayfa 4 / 5
151

قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِأَخِى وَأَدْخِلْنَا فِى رَحْمَتِكَ ۖ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

“Rabbim! Beni de kardeşimi de bağışla! Bizi rahmetine al. Sen rahmet edenlerin en merhametlisisin!” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
رَبِّRabbim
ٱغْفِرْbağışla
لِىbeni
وَلِأَخِىve kardeşimi
وَأَدْخِلْنَاve bizi sok
فِىiçine
رَحْمَتِكَrahmetinin
وَأَنتَve sensin
أَرْحَمُen merhametlisi
ٱلرَّٰحِمِينَmerhametlilerin

Musa, Rabbine dua ederek şöyle dedi: "Ey Rabbim! Beni ve kardeşim Harun'u bağışla, bizi rahmetine al. Rahmetin, bizim her tarafımızı kuşatsın. Ey Rabbim! Zira Sen her merhamet sahibinden daha merhametlisin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

152

إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌۭ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌۭ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُفْتَرِينَ

Şüphesiz buzağıyı (ilah) edinenlere Rabblerinden bir gazab, dünya hayatında da bir aşağılanma erişecektir. Biz iftira edenleri işte böyle cezalandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّmuhakkak
ٱلَّذِينَkimselere
ٱتَّخَذُوا۟(tanrı diye) benimseyenlere
ٱلْعِجْلَbuzağıyı
سَيَنَالُهُمْerişecektir
غَضَبٌۭbir öfke
مِّنRablerinden
رَّبِّهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَذِلَّةٌۭve bir alçaklık
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَكَذَٰلِكَişte biz böyle
نَجْزِىcezalandırırız
ٱلْمُفْتَرِينَiftiracıları

Şüphesiz buzağıyı ibadet edilen ilah edinen kimselere Rableri tarafından bu dünyada şiddetli bir gazap ve aşağılanma erişecektir. Bu Rablerini öfkelendirdikleri ve önemsemedikleri içindir. İşte biz Allah'a böyle yalanlar uyduranları bunun gibi cezalarla cezalandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

153

وَٱلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِهَا وَءَامَنُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

O kötü amelleri işleyip de ardından tevbekâr olarak iman edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَonlar ki
عَمِلُوا۟yaptıktan
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükler
ثُمَّsonra
تَابُوا۟tevbe ettiler
مِنۢardından
بَعْدِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَءَامَنُوٓا۟ve iman ettiler
إِنَّmuhakkak ki
رَبَّكَRabbin
مِنۢondan sonra
بَعْدِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَغَفُورٌۭelbette bağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Ey Resul! Allah'a karşı şirk koşarak, günah işleyip kötülük yapanlar bunların ardından Allah'a tövbe ederek iman ederlerse, kuşkusuz senin Rabbin bu tövbeden ve şirkten imana, günahlardan itaatlere döndükten sonra onların günahlarını örterek bağışlar ve onlara karşı çok merhamet eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

154

وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى ٱلْغَضَبُ أَخَذَ ٱلْأَلْوَاحَ ۖ وَفِى نُسْخَتِهَا هُدًۭى وَرَحْمَةٌۭ لِّلَّذِينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ

Mûsâ ’nın öfkesi yatışınca levhaları aldı. Onlardaki yazıda Rabblerinden korkanlara hidayet ve rahmet vardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاve ne zaman ki
سَكَتَdinince
عَنMusa'nın
مُّوسَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْغَضَبُöfkesi
أَخَذَaldı
ٱلْأَلْوَاحَlevhaları
وَفِىve vardı
نُسْخَتِهَاonlardaki yazıda
هُدًۭىyol gösterme
وَرَحْمَةٌۭve rahmet
لِّلَّذِينَiçin
هُمْonlar
لِرَبِّهِمْRablerinden
يَرْهَبُونَkorkanlar

Musa -aleyhisselam-'ın öfkesi yatışıp sakinleşince öfkesi sebebi ile atmış olduğu levhaları tekrar aldı. Bu levhalar sapıklıktan hidayete kavuşmayı, hakkın açıklanmasını, Rablerinden ve azabından korkan kimseler için rahmeti içermekteydi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

155

وَٱخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُۥ سَبْعِينَ رَجُلًۭا لِّمِيقَٰتِنَا ۖ فَلَمَّآ أَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّٰىَ ۖ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآ ۖ إِنْ هِىَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهْدِى مَن تَشَآءُ ۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا ۖ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَٰفِرِينَ

Mûsâ belirlediğimiz vakit için kavminden yetmiş adam seçti. Onları kuvvetli bir sarsıntı alınca, Mûsâ: "Rabbim! Eğer dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki sefih/akılsızların yaptıkları yüzünden bizi helâk mı edeceksin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen, onunla dilediğini sapıttırır ve dilediğine de hidayet edersin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱخْتَارَve seçti
مُوسَىٰMusa
قَوْمَهُۥkavminden
سَبْعِينَyetmiş
رَجُلًۭاadam
لِّمِيقَٰتِنَاbizimle buluşma vakti için
فَلَمَّآne zaman ki
أَخَذَتْهُمُonları yakalayınca
ٱلرَّجْفَةُsarsıntı
قَالَ(Musa) dedi ki
رَبِّRabbim
لَوْşayet
شِئْتَdileseydin
أَهْلَكْتَهُمbunları da helak ederdin
مِّنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِيَّٰىَve beni de
أَتُهْلِكُنَاbizi helak mı edeceksin?
بِمَاötürü
فَعَلَyaptıklarından
ٱلسُّفَهَآءُbazı beyinsizlerin
مِنَّآiçimizden
إِنْbu (iş)
هِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey değildir
فِتْنَتُكَsenin imtihanından
تُضِلُّşaşırtırsın
بِهَاonunla
مَنdilediğini
تَشَآءُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتَهْدِىve yol gösterirsin
مَنdilediğine
تَشَآءُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنتَsen
وَلِيُّنَاbizim velimizsin
فَٱغْفِرْbağışla
لَنَاbizi
وَٱرْحَمْنَاve bize acı
وَأَنتَve sen
خَيْرُen iyisisin
ٱلْغَٰفِرِينَbağışlayanların

Musa, cahillerin buzağıya tapmasından dolayı Rabbinden özür dilemeleri için kavmini temsil eden seçkinlerden yetmiş adamı seçti. Allah onlara hazır olacakları bir vakit tayin etti. O vakitte hazır olduklarında Allah'a karşı cesaret edip Musa'dan kendilerine Allah'ı apaçık gözleri ile ayan beyan görmeyi talep ettiler. İşte bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tuttu ve onun korkunçluğundan dolayı yıldırım çapmış gibi bayılıp düştüler ve helak olup öldüler. Musa, Rabbine yalvarıp yakardı ve dedi ki: "Ey Rabbim! Eğer dileseydin onları da beni de daha gelmeden önce helak ederdin. İçimizden bir takım beyinsizlerin işlediği günah yüzünden bizi helak edecek misin? Kavmimin buzağıya tapma hadisesinde bulunmaları ise, o ancak senin imtihan ve sınavından başka bir şey değildir. Bununla sen dilediğini saptırırsın, dilediğini de hidayete iletirsin. Sen bizim velimizsin, bize geniş merhametinle merhamet eyle. Sen bağışlayanların ve günahları affedenlerin en hayırlısısın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

156

۞ وَٱكْتُبْ لَنَا فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةًۭ وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ إِنَّا هُدْنَآ إِلَيْكَ ۚ قَالَ عَذَابِىٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنْ أَشَآءُ ۖ وَرَحْمَتِى وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍۢ ۚ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤْمِنُونَ

Bize bu dünyada ve ahirette iyilik yaz; biz sana (tevbe ile) yöneldik. Allah: "Azabıma dilediğimi uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Rahmetimi takvalı olanlara, zekât verenlere ve ayetlerimize iman etmiş olanlara yazacağım." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱكْتُبْve yaz
لَنَاbize
فِىbu
هَٰذِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünyada
حَسَنَةًۭiyilik
وَفِىve
ٱلْءَاخِرَةِahirette
إِنَّاbiz
هُدْنَآyöneldik
إِلَيْكَsana
قَالَ(Alah) buyurdu ki
عَذَابِىٓazabıma
أُصِيبُuğratırım
بِهِۦonu
مَنْkimseyi
أَشَآءُdilediğim
وَرَحْمَتِىve rahmetim ise
وَسِعَتْkaplamıştır
كُلَّher
شَىْءٍۢşeyi
فَسَأَكْتُبُهَاonu yazacağım
لِلَّذِينَkimselere
يَتَّقُونَkorunanlara
وَيُؤْتُونَve verenlere
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَٱلَّذِينَve kimselere
هُمonlar
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimize
يُؤْمِنُونَinanıyorlar

Bizleri bu hayatta nimetlerle, esenlikle ikramda bulundukların, salih amel yapmaya muvaffak ettiklerin, kendilerine ahirette cenneti hazırladığın salih kullarından kıl. Kuşkusuz biz sana tövbe ettik, taksiratımızı itiraf ederek sana döndük. Allah Teâlâ da şöyle buyurmuştur: "Azabıma, bedbahtlığa götürecek amelleri işleyenlerden istediğimi uğratırım. Rahmetim ise dünyada her şeyi kuşatmıştır. Allah'ın rahmeti, ihsanı ve lütfu her kula ulaşmıştır. Rahmetimi ahirette emirlerine uyarak ve yasaklarından sakınarak Allah'tan korkanlara, mallarının zekâtını hak edenlere verenlere ve bizim ayetlerimize inananlara yazacağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

157

ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِىَّ ٱلْأُمِّىَّ ٱلَّذِى يَجِدُونَهُۥ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَىٰهُمْ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَٱلْأَغْلَٰلَ ٱلَّتِى كَانَتْ عَلَيْهِمْ ۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلنُّورَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları ümmî Peygambere, Rasûle tâbi olurlar. (O peygamber) onlara iyiliği emreder ve kötülüklerden nehyeder, temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zorlukları kaldırır. Ona iman edenler, onu destekleyip yardım eden ve onunla indirilen nura uyanlar, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يَتَّبِعُونَuyarlar
ٱلرَّسُولَo Elçi'ye
ٱلنَّبِىَّo Peygamber'e
ٱلْأُمِّىَّümmi
ٱلَّذِىbuldukları
يَجِدُونَهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَكْتُوبًاyazılı
عِندَهُمْyanlarında
فِىTevrat
ٱلتَّوْرَىٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْإِنجِيلِve İncil'de
يَأْمُرُهُمkendilerine emreden
بِٱلْمَعْرُوفِiyiliği
وَيَنْهَىٰهُمْve kendilerini meneden
عَنِkötülükten
ٱلْمُنكَرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُحِلُّve helal kılan
لَهُمُonlara
ٱلطَّيِّبَٰتِgüzel şeyleri
وَيُحَرِّمُve haram kılan
عَلَيْهِمُonlara
ٱلْخَبَٰٓئِثَçirkin şeyleri
وَيَضَعُve kaldırıp atan
عَنْهُمْonlardan
إِصْرَهُمْağırlıkları
وَٱلْأَغْلَٰلَve prangaları
ٱلَّتِىöyle ki
كَانَتْidiler
عَلَيْهِمْonların üzerinde
فَٱلَّذِينَartık onlar
ءَامَنُوا۟inananlar
بِهِۦO'na
وَعَزَّرُوهُve O'na saygı gösterenler
وَنَصَرُوهُve O'na yardım edenler
وَٱتَّبَعُوا۟ve uyanlar
ٱلنُّورَnura
ٱلَّذِىٓindirilen
أُنزِلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَهُۥٓO'nunla beraber
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلْمُفْلِحُونَfelaha erenlerdir

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- okuma yazma bilmeyen ümmî bir peygamberdir. Rabbi ona vahiy göndermiştir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e tabi olanlar, Mûsâ -aleyhisselam-'a indirilen Tevrat'ta ve İsâ -aleyhisselam-'a indirilen İncil'de onun ismini, özelliğini ve peygamberliğini kendisine indirilenleri yazılı olarak bulurlar. Onlara güzel ve doğru olan şeyleri emreder. Aklıselim ve temiz fıtratın çirkin gördüğünü de yasaklar. Onlara içinde zararlı şeyler bulunmayan lezzetli yiyecekleri, içecekleri ve evlilikleri helâl kılar. Kötü ve şerli olanları ise haram kılar. İster kasten öldürmüş olsun veya hatayla öldürmüş olsun her iki halde de katilin öldürülmesini gerekli kılan hükümler gibi, onların sorumlu tutulduğu zor ve meşakketli sorumlulukları onlardan kaldırır. İsrailoğulları ve başkalarından ona iman edenler, onu yüceltenler, ona düşmanlık yapan kâfirlere karşı yardım edenler, yolu aydınlatan ve hidayete erdiren bir nûr olan Kur'an'a uyanlar, işte onlar talep ettiklerine ulaşacaklar ve korktuklarından emin ve uzak olacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

158

قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِىِّ ٱلْأُمِّىِّ ٱلَّذِى يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben göklerin ve yerin mülkü (ve hakimiyeti) kendisinin olan, kendisinden başka hiçbir (hak) ilah bulunmayan, hem dirilten, hem öldüren, Allah’ın size, hepinize gönderdiği peygamberiyim. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine iman eden ümmî peygamber olan Rasûlüne iman edin ve ona uyun ki, doğru yolu bulmuş olasınız.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلنَّاسُinsanlar
إِنِّىmuhakkak ben
رَسُولُElçisiyim
ٱللَّهِAllah'ın
إِلَيْكُمْsizin
جَمِيعًاhepinize
ٱلَّذِىonundur
لَهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُلْكُmülkü
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَkendisinden
يُحْىِۦyaşatır
وَيُمِيتُve öldürür
فَـَٔامِنُوا۟gelin inanın
بِٱللَّهِAllah'a
وَرَسُولِهِve O'nun Elçisine
ٱلنَّبِىِّpeygamberi
ٱلْأُمِّىِّümmi
ٱلَّذِىki o
يُؤْمِنُinanmaktadır
بِٱللَّهِAllah'a
وَكَلِمَٰتِهِۦve O'nun sözlerine
وَٱتَّبِعُوهُO'na uyun ki
لَعَلَّكُمْbelki
تَهْتَدُونَdoğru yolu bulursunuz

Ey Resul! De ki: "Ey insanlar! Gerçekten ben Arap ve Acemlere, tüm insanlara gönderilmiş Yüce Allah'ın bir resulüyüm. Göklerin ve yerin mülkü yalnız O'na aittir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan başka hak yoktur. O ölüleri diriltir ve hayatta olanları öldürür. Ey insanlar! Allah'a ve okuma yazma bilmeyen peygamberi ve resulü olan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman edin. O, Rabbi tarafından kendisine vahyedilenle geldi. Allah'a ve resulüne indirilene ve kendisinden önce gelen peygamberlere indirilene aralarında ayırım yapmadan iman edin. Rabbinden getirdiklerine uyun, umulur ki dünyada ve ahirette faydalanacağınız hidayete eresiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

159

وَمِن قَوْمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٌۭ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ

Mûsâ ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنve
قَوْمِkavminden
مُوسَىٰٓMusa'nın
أُمَّةٌۭbir topluluk vardır
يَهْدُونَhakka götüren
بِٱلْحَقِّdoğrulukla
وَبِهِۦve onunla
يَعْدِلُونَadalet yapan

Musa -aleyhisselam-'ın kavmi İsrailoğulları içinde hak din üzerinde ilerleyip, istikamet üzere olan bir cemaat vardı. İnsanları o dosdoğru olan dine irşat ederler, adaletle hükmeder ve zulüm etmezlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

160

وَقَطَّعْنَٰهُمُ ٱثْنَتَىْ عَشْرَةَ أَسْبَاطًا أُمَمًۭا ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسْتَسْقَىٰهُ قَوْمُهُۥٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ ۖ فَٱنۢبَجَسَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًۭا ۖ قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍۢ مَّشْرَبَهُمْ ۚ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْغَمَٰمَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ ۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Onları on iki kabileye ayırmıştık. Kavmi Mûsâ ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur!” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fışkırdı. Her kabile su içeceği yeri öğrendi. Onları bulut ile gölgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَطَّعْنَٰهُمُve biz onları ayırdık
ٱثْنَتَىْiki (oniki)
عَشْرَةَon (oniki)
أَسْبَاطًاkabileye
أُمَمًۭاümmetler halinde
وَأَوْحَيْنَآvahyettik
إِلَىٰMusa'ya
مُوسَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذِzaman
ٱسْتَسْقَىٰهُsu istediği
قَوْمُهُۥٓkavmin
أَنِdiye
ٱضْرِبvur
بِّعَصَاكَasanla
ٱلْحَجَرَtaşa
فَٱنۢبَجَسَتْve fışkırdı
مِنْهُondan (taştan)
ٱثْنَتَاiki (oniki)
عَشْرَةَon (oniki)
عَيْنًۭاgöze
قَدْşüphesiz
عَلِمَbildi
كُلُّher
أُنَاسٍۢkabile
مَّشْرَبَهُمْiçeceği yeri
وَظَلَّلْنَاve gölge yaptık
عَلَيْهِمُüzerlerine
ٱلْغَمَٰمَbulutla
وَأَنزَلْنَاve indirdik
عَلَيْهِمُonlara
ٱلْمَنَّkudret helvası
وَٱلسَّلْوَىٰve bıldırcın eti
كُلُوا۟yeyin
مِنgüzel olanlardan
طَيِّبَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeylerden
رَزَقْنَٰكُمْsizi rızıklandırdığımız
وَمَاama
ظَلَمُونَاonlar bize zulmetmediler
وَلَٰكِنfakat
كَانُوٓا۟onlar
أَنفُسَهُمْkendi kendilerine
يَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Biz İsrailoğulları'nı on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su için Allah'a dua etmesini isteyince, biz Musa'ya: "Ey Musa! Asanla taşa vur!" diye buyurduk. Bunun üzerine Musa da taşa vurdu ve kabilelerin sayısı kadar on iki pınar fışkırdı. Onlardan her kabile kendine özel su içme yerini belledi. Diğer kabile o su içme yerinde onlara ortak olmadı. Ardından üzerlerine bulutla gölge yaptık ve onların yürüyüşleri ile birlikte onlarla beraber hareket ettirdik. Onlar yürüdüklerinde bulut onların üzerinde hareket eder ve durduklarında da dururdu. Onlara kendi nimetlerimizden bal gibi tatlı bir içecek ve bıldırcına benzeyen eti lezzetli küçük bir kuş etini rızık olarak indirdik. Onlara dedik ki: Size verdiğimiz bu temiz rızıklardan yiyin. Onların zulmetmesi ve kendilerine verilen nimetlere karşı nankörlük etmeleri bize bir noksanlık vermedi. Fakat onlar, Allah'ın emirlerine muhalefet ederek ve vermiş olduğu nimetlerine karşı nankörlük ederek helak olma yollarını açıp kendi nefislerine zulmettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

161

وَإِذْ قِيلَ لَهُمُ ٱسْكُنُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ وَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا۟ حِطَّةٌۭ وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًۭا نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطِيٓـَٰٔتِكُمْ ۚ سَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

Hani: "Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi yiyin. Kapısından secde ederek/ boynu bükük, zelil olarak girin ve; «Bağışla!» deyin de sizi bağışlayalım, ihsan sahipleri için daha fazlasını vereceğiz." denilmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْzaman
قِيلَdenildiği
لَهُمُonlara
ٱسْكُنُوا۟oturun
هَٰذِهِşu
ٱلْقَرْيَةَkentte
وَكُلُوا۟ve yeyin
مِنْهَاorada
حَيْثُyerden
شِئْتُمْdilediğiniz
وَقُولُوا۟ve deyin
حِطَّةٌۭaffet
وَٱدْخُلُوا۟ve girin
ٱلْبَابَkapıdan
سُجَّدًۭاsecde ederek
نَّغْفِرْbağışlayalım
لَكُمْsizin
خَطِيٓـَٰٔتِكُمْhatalarınızı
سَنَزِيدُbiz daha fazlasını da vereceğiz
ٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenlere

Ey Resul! Allah'ın İsrailoğulları'na: "Kudüs'e giriniz, onun meyvelerinden dilediğiniz yerden ve istediğiniz zaman yiyiniz" dediği zamanı hatırla! Hani onlara "Ey Rabbimiz günahlarımızı bağışla!" deyiniz. Kapıdan boyunlarınızı eğerek ve Rabbinize itaat ederek giriniz. Eğer bunu yaparsanız günahlarınızı bağışlarız. İyilik yapanlara dünya ve ahiretin hayırlarını arttıracağız diye buyurmuştu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

162

فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ

Fakat zulmedenler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de zalimlere, günah işleyerek yoldan çıktıkları için gökten kahredici bir azap indirmiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَبَدَّلَdeğiştirdiler
ٱلَّذِينَkimseler
ظَلَمُوا۟zulmeden(ler)
مِنْهُمْiçlerinden
قَوْلًاsözü
غَيْرَbaşkasıyla
ٱلَّذِىsöylenenden
قِيلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْkendilerine
فَأَرْسَلْنَاbiz de gönderdik
عَلَيْهِمْüzerlerine
رِجْزًۭاbir azab
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِمَاdolayı
كَانُوا۟ettiklerinden
يَظْلِمُونَhaksızlık

Onlardan zalim olanlar, emredildikleri sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirerek, bağışlanmayı talep etmeleri emredilmişken bu kelimeyi değiştirerek (harfleri bakımından yakın olan) tane buğday dediler. Söylemeleri emredilen fiili değiştirdiler ve şehre, Allah'a itaat ederek ve başlarını eğerek girmek yerine kıçlarının üzerine sürünerek girdiler. Biz de zulümlerinden ötürü üzerlerine gökten azap gönderdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

163

وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًۭا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ ۙ لَا تَأْتِيهِمْ ۚ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

Onlara deniz kenarındaki cumartesi yasağını çiğneyen kasabayı sor! Onlara avları Cumartesi günlerinde (suyun üstünde) akın akın geliyor, başka günlerde gelmiyorlardı. İşte onları fasıklık ettikleri için böyle imtihan ediyorduk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَسْـَٔلْهُمْonlara sor
عَنِkent(halkın)ın durumundan
ٱلْقَرْيَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّتِىöyle ki
كَانَتْbulunan
حَاضِرَةَkıyısında
ٱلْبَحْرِdeniz
إِذْhani
يَعْدُونَonlar haddi aşıyorlardı
فِىCumartesine
ٱلسَّبْتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذْonlara gelirdi
تَأْتِيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حِيتَانُهُمْbalıkları
يَوْمَgünü;
سَبْتِهِمْcumartesi
شُرَّعًۭاakın akın
وَيَوْمَgün ise
لَاcumartesi dışındaki
يَسْبِتُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاgelmezlerdi
تَأْتِيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَböylece
نَبْلُوهُمbiz onları sınıyorduk
بِمَاötürü
كَانُوا۟yoldan çıkmalarından
يَفْسُقُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul!- Yahudilere denizin kıyısında bulunan şehir halkının -geçmiş atalarının- durumunu bildiren kıssasını onlara hatırlatarak sor. Yüce Allah onlara cumartesi günü balık avlamayı yasaklamasına rağmen Allah'ın hududunu aşarak o gün balık avlarlardı. Onlara imtihan olarak balıklar o gün su yüzüne çıkarak yüzerler ve diğer günlerde ise su yüzüne çıkmazlardı. Allah onları itaatından çıktıkları ve günah işledikleri için böyle imtihan etmiştir. Balıkları avlamak için hile yaparak çukurlar kazıp o çukurlarda ağlarını kurarlardı ve balıklar cumartesi günü ağlara takılırdı ve pazar günü olduğunda da o yakaladıkları balıkları alıp yerlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

164

وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌۭ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا ۙ ٱللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًۭا شَدِيدًۭا ۖ قَالُوا۟ مَعْذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Onlardan bir topluluk şöyle diyordu: "Allah’ın helâk edeceği ve şiddetli bir ceza ile cezalandıracağı topluma niye öğüt veriyorsunuz?" Onlar da: "Rabbinize karşı bir mazeret beyan edelim diye bir de belki sakınırlar/takvalı olurlar diye öğüt veriyoruz." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْartık
قَالَتْdedi
أُمَّةٌۭbir topluluk
مِّنْهُمْiçlerinden
لِمَniçin?
تَعِظُونَöğüt veriyorsunuz
قَوْمًاbir kavme
ٱللَّهُAllah'ın
مُهْلِكُهُمْhelak edeceği
أَوْyahut
مُعَذِّبُهُمْazabedeceği
عَذَابًۭاbir azapla
شَدِيدًۭاşiddetli
قَالُوا۟dediler ki
مَعْذِرَةًma'zeret için
إِلَىٰRabbinize
رَبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَعَلَّهُمْve belki
يَتَّقُونَkorunurlar (diye)

Ey Resul! Hani içlerinden bir grup, onları bu kötü işlerden yasaklamış ve onları sakındırmıştı. Bu gruba başka bir grup: "Allah'ın kendilerini dünyada işledikleri günahları ile helak edeceği yahut kıyamet gününde şiddetli bir azap ile cezalandıracağı bir kavme niçin öğüt veriyorsunuz?" dediği zaman öğüt verenler; iyiliği emretmemiz ve kötülükten nehyetmemiz bize emredildiği içindir. Biz onlara nasihat ediyoruz ki Rabbimiz nasihat etmeyi terk ettiğimiz için bizi cezalandırmasın. Belki öğütten faydalanırlar, bulundukları ve işlemekte oldukları günahlardan da sakınırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

165

فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦٓ أَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذْنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ بِعَذَابٍۭ بَـِٔيسٍۭ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, kötülükten men edenleri kurtarıp, zalimleri fasıklık yapmaları sebebiyle çok çetin bir ceza ile yakaladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
نَسُوا۟onlar unuttular
مَاşeyi
ذُكِّرُوا۟hatırlatılan
بِهِۦٓkendilerine
أَنجَيْنَاbiz de kurtardık
ٱلَّذِينَkimseleri
يَنْهَوْنَmeneden(leri)
عَنِkötülükten
ٱلسُّوٓءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَخَذْنَاve yakaladık
ٱلَّذِينَkimseleri
ظَلَمُوا۟zulmeden(leri)
بِعَذَابٍۭbir azab ile
بَـِٔيسٍۭçetin
بِمَاyüzünden
كَانُوا۟yoldan çıkmaları
يَفْسُقُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Öğüt verenler günahkârlara hatırlatma yaptıklarında işlediklerini terk etmeyip yüz çevirdiklerinde; biz de kötülükten men edenleri azaptan kurtardık, cumartesi günü avlanma yasağını çiğneyerek kendilerine zulmedenleri Allah'a itaat etmeye karşı çıkmaları ve günah işlemede ısrar etmeleri sebebiyle şiddetli bir azap ile yakaladık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

166

فَلَمَّا عَتَوْا۟ عَن مَّا نُهُوا۟ عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ

Yasaklandıkları şeylerde diretip ısrar edince onlara: “Aşağılık maymunlar olun!” dedik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
عَتَوْا۟vazgeçmediler
عَنşeylerden
مَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نُهُوا۟yasak kılınan
عَنْهُkendilerine
قُلْنَاdedik
لَهُمْonlara
كُونُوا۟olun
قِرَدَةًmaymunlar
خَٰسِـِٔينَaşağılık

Yüce Allah'a isyan edip kibirlenip, inat ederek haddi aştıklarında ve kendilerine yapılan öğütten ders almayınca onlara: "Ey Asiler! Aşağılık maymunlar olun!" dedik. Onlar da bizim dediğimiz gibi oldular. Şüphesiz biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona: "Ol!" dememizden ibarettir ve o da hemen oluverir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

167

وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَن يَسُومُهُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ ۗ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ ٱلْعِقَابِ ۖ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

O vakit Rabbin onlara; Kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka kendilerini en kötü azaba uğratacak kimseler göndereceğini bildirdi. Rabbinin ceza vermesi çok hızlıdır. Şüphesiz O; çokça bağışlayan, çokça merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْo vakit
تَأَذَّنَilan etmişti
رَبُّكَRabbin
لَيَبْعَثَنَّelbette göndereceğini
عَلَيْهِمْonlara
إِلَىٰkadar
يَوْمِgününe
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
مَنkimseler
يَسُومُهُمْyapacak
سُوٓءَen kötüsünü
ٱلْعَذَابِazabın
إِنَّdoğrusu
رَبَّكَRabbin
لَسَرِيعُçabuk
ٱلْعِقَابِceza verendir
وَإِنَّهُۥve O
لَغَفُورٌۭçok bağışlayan
رَّحِيمٌۭçok esirgeyendir

Ey Resul! Allah'ın hakkında hiçbir şüphe olmaksızın çok açık bir şekilde, kıyamet gününe kadar dünya hayatında Yahudileri aşağılayacak kimseleri onların başlarına musallat edip cezalandıracağını ilan etmesini hatırla. Ey Resul! Şüphesiz Rabbin, kendisine isyan edeni hızlıca cezalandırandır. Zira O dilerse dünyada acele olarak cezasını gönderir. Şüphesiz O, kullarından tövbe edenlerin günahlarını çok affeden, onlara karşı çok merhametli olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

168

وَقَطَّعْنَٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ أُمَمًۭا ۖ مِّنْهُمُ ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَبَلَوْنَٰهُم بِٱلْحَسَنَٰتِ وَٱلسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Onları yeryüzünde (parça parça) topluluklara böldük. Onların içinde salih olanlar da vardır aşağı (derecelerde) olanlar da! Onları belki dönerler diye iyilik ve kötülükle imtihan ederiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَطَّعْنَٰهُمْve onları ayırdık
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُمَمًۭاtopluluklara
مِّنْهُمُonlardan kimi
ٱلصَّٰلِحُونَiyi kişilerdir
وَمِنْهُمْve kimi de
دُونَalçaktır
ذَٰلِكَbundan
وَبَلَوْنَٰهُمve onları sınadık
بِٱلْحَسَنَٰتِiyiliklerle
وَٱلسَّيِّـَٔاتِve kötülüklerle
لَعَلَّهُمْbelki
يَرْجِعُونَdönerler (diye)

Bir arada olmalarından sonra, onları yeryüzünde dağınık topluluklara ayırdık. Onlardan Allah'ın ve kulların haklarını yerine getiren salih olanlar, yine onlardan orta yol izleyenler ve kendi nefislerine günahlarla zulmedenler vardı. Biz onların içinde bulundukları durumdan dönmelerini umarak kolaylıklarla ve zorluklarla onları imtihan ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

169

فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌۭ وَرِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلْأَدْنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَا وَإِن يَأْتِهِمْ عَرَضٌۭ مِّثْلُهُۥ يَأْخُذُوهُ ۚ أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِم مِّيثَٰقُ ٱلْكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ وَدَرَسُوا۟ مَا فِيهِ ۗ وَٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌۭ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Onlardan sonra arkalarından kötü kimseler gelip yerlerine geçti. Kitaba da mirasçı oldular. Biz nasıl olsa bağışlanacağız diyerek, bu dünyanın geçici menfaatini alıyorlardı. Yine onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan kitapta söz alınmamış mıydı? Ve onlar kitaptakini okuyup öğrenmemişler miydi? Takva sahipleri için ahiret yurdu çok hayırlıdır. Akletmiyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَخَلَفَardından
مِنۢsonra onların
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَلْفٌۭyerlerine geçip
وَرِثُوا۟varis olanlar
ٱلْكِتَٰبَKitaba
يَأْخُذُونَalıyorlar
عَرَضَmenfaatini
هَٰذَاşu
ٱلْأَدْنَىٰalçak(dünyan)ın
وَيَقُولُونَve diyorlar ki
سَيُغْفَرُ(nasıl olsa) bağışlanacağız
لَنَاbiz
وَإِنve eğer
يَأْتِهِمْkendilerine gelse
عَرَضٌۭbir menfaat daha
مِّثْلُهُۥona benzer
يَأْخُذُوهُonu da alırlar
أَلَمْpeki alınmamış mıydı?
يُؤْخَذْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِمkendilerinden
مِّيثَٰقُmisak (söz)
ٱلْكِتَٰبِKitap'ta
أَنdiye
لَّاsöylemeyecekler
يَقُولُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
إِلَّاbaşkasını
ٱلْحَقَّgerçekten
وَدَرَسُوا۟ve öğrenmediler mi?
مَاonun içindekini
فِيهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلدَّارُve yurdu
ٱلْءَاخِرَةُÂhiret
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لِّلَّذِينَkorunanlar için
يَتَّقُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَفَلَاdüşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onların ardından kötü bir nesil geldi ve Tevrat'ı atalarından miras aldılar. Onu okuyorlar ama onda bulunanlarla amel etmiyorlardı. Allah'ın kitabını tahrif etmek ve onda indirilmeyen ile hükmetmek için değersiz dünya malını rüşvet olarak alıyorlardı. Üstelik Allah'ın onların günahlarını bağışlayacağına dair kuruntular kuruyorlardı. Onlara değersiz dünya malı geldiğinde onu alırlardı ve tekrar geldiğinde yine almaktan geri kalmazlardı. Yüce Allah, tahrif etmeden ve değiştirmeden ancak hakkı söyleyeceklerine dair onlardan söz ve misaklar almamış mıydı? Onlar kitapla amel etmeyi cehaletlerinden dolayı terk etmediler, bilakis bilerek terk etmişlerdi. Kesinlikle kitapta yazılanları okuyup bilmekteydiler. Bundan dolayı onların suçu daha şiddetliydi. Kuşkusuz ahiret yurdu ve ahiret yurdunda bulunan nimetler, dünyanın o geçici malından ve varlıklarından; Allah'ın emirlerine uyanlar ve yasaklarından sakınanlar için dâimi olarak daha hayırlıdır. Yüce Allah'ın muttakiler için ahiret yurdunda hazırladıklarının dünyada almış oldukları bu değersiz mallardan daha hayırlı ve kalıcı olduğunu bunlar akıl edemediler mi?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

170

وَٱلَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِٱلْكِتَٰبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُصْلِحِينَ

Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz ıslah edenlerin mükâfatını boşa çıkarmayız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَonlar ki
يُمَسِّكُونَsımsıkı sarılırlar
بِٱلْكِتَٰبِKitaba
وَأَقَامُوا۟ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
إِنَّاelbette biz
لَاzayi etmeyiz
نُضِيعُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَجْرَecrini
ٱلْمُصْلِحِينَiyiliğe çalışanların

Kitaba sımsıkı sarılıp içindekilerle amel edenlere ve namazlarını dosdoğru vakitlerinde kılanlara, şartlarına, farzlarına, vaciplerine ve sünnetlerine dikkat edenlere Allah yapmış oldukları bu amellerinin sevabını verecektir. Allah salih amel işleyenlerin ecrini zayi etmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

171

۞ وَإِذْ نَتَقْنَا ٱلْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٌۭ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُۥ وَاقِعٌۢ بِهِمْ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍۢ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz kitaba sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.” demiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
نَتَقْنَاkaldırmıştık
ٱلْجَبَلَdağı
فَوْقَهُمْüzerlerine
كَأَنَّهُۥsanki gibi
ظُلَّةٌۭbir gölge
وَظَنُّوٓا۟ve sanmışlardı
أَنَّهُۥonlar şüphesiz
وَاقِعٌۢüstlerine düşecek
بِهِمْonların
خُذُوا۟tutun
مَآşeyi (Kitabı)
ءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğim
بِقُوَّةٍۢkuvvetle
وَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayın
مَاolanı
فِيهِiçinde
لَعَلَّكُمْbelki
تَتَّقُونَkorunursunuz

-Ey Muhammed!- Hani İsrailoğulları Tevrat'ın içindekileri kabul etmekten imtina ettiklerinde dağı yerinden söküp üzerlerine kaldırmıştık. Dağ sanki başlarının üzerinde onları gölgelendiren bulut gibi oldu da üzerlerine kesin düşeceğini yakinen anladılar. Onlara denildi ki: "Size verdiğimizi ciddi olarak, gayretle ve kesin kararlılıkla alınız. Yüce Allah'ın sizin için din olarak belirlediği hükümleri hatırlayın ve unutmayın. Eğer bunları yerine getirirseniz umulur ki Allah'tan sakınırsınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

172

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ ۛ شَهِدْنَآ ۛ أَن تَقُولُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَٰفِلِينَ

Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da: “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
أَخَذَalmıştı
رَبُّكَRabbin
مِنۢoğullarından
بَنِىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَادَمَAdem
مِنbellerinden
ظُهُورِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذُرِّيَّتَهُمْzürriyetlerini
وَأَشْهَدَهُمْve şahid tutmuştu
عَلَىٰٓonları
أَنفُسِهِمْkendilerine
أَلَسْتُben değil miyim?
بِرَبِّكُمْsizin Rabbiniz
قَالُوا۟dediler
بَلَىٰevet
شَهِدْنَآşahidiz
أَنdemeyesiniz
تَقُولُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
إِنَّاbiz elbette
كُنَّاidik
عَنْbundan
هَٰذَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَٰفِلِينَhabersiz

-Ey Muhammed!- Hani Rabbin Âdemoğulları'ndan, onların sulblerinden zürriyetlerini çıkarmış ve Rableri olduğunu kabul ettirerek rububiyetinin ispatını fıtratlarına koymuş ve onlara şöyle buyurmuştu: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onların hepsi: "Evet, sen bizim Rabbimizsin." dediler. Ardından onlara şöyle buyurmuştur: "Lakin bu sizin imtihanınızdır. Sizden bu sözü aldık ve kıyamet gününde sırf sizin üzerinizdeki Allah'ın bu hüccetini inkâr etmemeniz ve bundan haberinizin olmadığını söylememeniz içindir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

173

أَوْ تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أَشْرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةًۭ مِّنۢ بَعْدِهِمْ ۖ أَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلْمُبْطِلُونَ

Ya da bizim atalarımız önceden şirk koşmuşlar. Biz de onlardan sonra gelen bir nesiliz. Batıla düşenlerin yaptıklarından dolayı bizi helâk mi edeceksin? demeyesiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوْyahut
تَقُولُوٓا۟demeyesiniz
إِنَّمَآşüphesiz
أَشْرَكَortak koştu
ءَابَآؤُنَاbabalarımız
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكُنَّاbiz de olduk
ذُرِّيَّةًۭbir nesil
مِّنۢonlardan sonra gelen
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَفَتُهْلِكُنَاbizi helak mı ediyorsun?
بِمَاyüzünden
فَعَلَyaptıkları
ٱلْمُبْطِلُونَiptal edenlerin

Veyahut Allah’a şirk koşarak ahdi bozanların babalarınız olduğunu, sizlerin de babalarınızı bulduğunuz şirk üzerine onları taklit ettiğinizi hüccet getirerek ‘’Ey Rabbimiz! Allah’a şirk koşarak amellerini iptal etmiş olan babalarımızın yaptıkları sebebiyle bizleri cezalandırıp azap mı edeceksin? Cehaletimiz ve babalarımızı taklit etmemiz sebebiyle bizim bir günahımız yoktur.’’ dememeniz içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

174

وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ وَلَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

İşte biz ayetleri böyle açıklarız. Belki (tevhide) dönerler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَişte böyle
نُفَصِّلُbiz açıklıyoruz
ٱلْءَايَٰتِayetleri
وَلَعَلَّهُمْartık herhalde
يَرْجِعُونَdöner(yola gelir)ler

Yalanlayan ümmetlerin gidişatları ile ilgili ayetleri açıkladığımız gibi, bunlara da açıklıyoruz. Umulur ki daha önceden Allah'a vermiş oldukları sözde olduğu gibi üzerinde bulundukları şirkten yalnız Allah'ın tevhidine ve ibadetine dönerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

175

وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱلَّذِىٓ ءَاتَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ

Sen onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp çıkmış, derken Şeytan'ın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olmuş kimsenin haberini oku!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتْلُve oku
عَلَيْهِمْonlara
نَبَأَhaberini
ٱلَّذِىٓki
ءَاتَيْنَٰهُkendisine verdik
ءَايَٰتِنَاayetlerimizi
فَٱنسَلَخَsıyrıldı çıktı'
مِنْهَاonlardan
فَأَتْبَعَهُonu peşine taktı
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
فَكَانَböylece oldu
مِنَazgınlardan
ٱلْغَاوِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Resul!- İsrailoğulları'na kendisine ayetlerimizi verdiğimiz, onları öğrenip delalet ettiği hakkı anlayan, ancak bununla amel etmeyen adamın haberini oku. Bilakis bu adam onları terk edip sıyrılıp çıkmıştı. Bunun üzerine şeytan da onun peşine takılmış ve onun arkadaşı olmuştu. Böylece hidayete ermiş, kurtulan kimselerden iken helake uğramış sapıklardan oldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

176

وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخْلَدَ إِلَى ٱلْأَرْضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ ۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ۚ ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا ۚ فَٱقْصُصِ ٱلْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp, kaldı, hevesine uydu. Onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Kıssayı anlat, belki düşünürler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve şayet
شِئْنَاdileseydik
لَرَفَعْنَٰهُelbette onu yükseltirdik
بِهَاonlarla (ayetlerle)
وَلَٰكِنَّهُۥٓfakat o
أَخْلَدَsaplandı
إِلَىyere
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱتَّبَعَve peşine düştü
هَوَىٰهُhevesinin
فَمَثَلُهُۥonun durumu
كَمَثَلِdurumuna benzer
ٱلْكَلْبِşu köpeğin
إِنeğer
تَحْمِلْvarsan
عَلَيْهِüstüne
يَلْهَثْdilini sarkıtıp solur
أَوْveyahut
تَتْرُكْهُonu bıraksan
يَلْهَثdilini sarkıtıp solur
ذَّٰلِكَişte budur
مَثَلُdurumu
ٱلْقَوْمِtoplumların
ٱلَّذِينَyalanlayan
كَذَّبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizi
فَٱقْصُصِanlat
ٱلْقَصَصَbu kıssayı
لَعَلَّهُمْbelki
يَتَفَكَّرُونَdüşünürler

Eğer onun bu ayetlerden faydalanmasını dileseydik onu yükseltirdik ve bu ayetlerle amel etmeye muvaffak kılardık. Böylece dünyada ve ahirette yükselirdi. Fakat o dünyasını ahiretine tercih ederek dünyanın şehvetlerine, nefsinin arzuladığı batıl olan şeylere kapılmıştı. Dünyaya olan aşırı hırsı tıpkı köpeğin durumuna benzer. Zira bütün hallerde dilini çıkartıp solur. Üstüne varsan da uzanmış halde bıraksan da solumaya devam eder. Zikredilen bu örnek, ayetlerimizi yalanlayarak sapıtan kavmin misalidir. Ey Resul! Onlara bu kıssayı anlat. Umulur ki düşünüp ayetlerimizi yalanlamaktan ve sapıklıktan vazgeçerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

177

سَآءَ مَثَلًا ٱلْقَوْمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمْ كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ

Ayetlerimizi yalanlayan ve kendi nefislerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَآءَne kötüdür
مَثَلًاdurumu
ٱلْقَوْمُtopluluğun
ٱلَّذِينَyalanlayan
كَذَّبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizi
وَأَنفُسَهُمْve kendilerine
كَانُوا۟olan
يَظْلِمُونَzulmediyor

Ayetlerimizi ve burhanlarımızı yalanlayan ve onları tasdik etmeyen bir kavmin durumu ne kötüdür. Onlar kendi nefislerini helak edici davranışlara sürükleyerek zulmetmiş olurlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

178

مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِى ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

Allah kime hidayet verirse o doğru yolu bulmuş olur. Kimi de saptırırsa onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنkime
يَهْدِyol gösterirse
ٱللَّهُAllah
فَهُوَişte odur
ٱلْمُهْتَدِىyolu bulan
وَمَنve kimi de
يُضْلِلْsaptırırsa
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

Allah kimi dosdoğru yolun hidayetine muvaffak ederse, o gerçekten hidayete ermiş olandır ve kimi de dosdoğru yoldan uzaklaştırırsa; işte onlar kendi nefisleri ve aileleri kıyamet gününde ziyana uğrayanların ta kendileridir. Dikkat edin! O apaçık hüsranın ta kendisidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

179

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ ۖ لَهُمْ قُلُوبٌۭ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌۭ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌۭ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ

Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu Cehennem için yaratmışızdır. Çünkü onların kalpleri vardır ama kavrayıp anlamazlar. Gözleri vardır, onunla görmezler; kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan daha şaşkındırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ذَرَأْنَاyarattık
لِجَهَنَّمَcehennem için
كَثِيرًۭاbirçok
مِّنَcin
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْإِنسِve insan
لَهُمْvardır
قُلُوبٌۭkalbleri
لَّاfakat anlamazlar
يَفْقَهُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَاonlarla
وَلَهُمْvardır
أَعْيُنٌۭgözleri
لَّاfakat görmezler
يُبْصِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَاonlarla
وَلَهُمْve vardır
ءَاذَانٌۭkulakları
لَّاfakat işitmezler
يَسْمَعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَآonlarla
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
كَٱلْأَنْعَٰمِhayvanlar gibidir
بَلْhatta
هُمْonlar
أَضَلُّdaha da sapıktır
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلْغَٰفِلُونَgafiller

Onların, cehennem ehlinin ameli ile amel edeceklerini bildiğimiz için cehennem için pek çok cin ve insan yarattık. Onların kalpleri vardır, fakat onlarla kendilerine faydalı olanı ve zararlı olanı anlamazlar. Onların gözleri vardır, fakat onlarla kendi nefislerinde ve Yüce Allah'ın yarattıklarındaki ayetlerini görüp onlardan ibret almazlar. Onların kulakları da vardır, onlarla Yüce Allah'ın ayetlerini duyup düşünmezler. İşte bu sıfatlarla nitelenenler akıllarını kaybetmeleri bakımından tıpkı hayvanlar gibidirler. Bilakis hayvanlardan daha çok sapıktırlar. İşte Allah'a ve ahiret gününe iman etmekten asıl gafiller onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

180

وَلِلَّهِ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ فَٱدْعُوهُ بِهَا ۖ وَذَرُوا۟ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ أَسْمَٰٓئِهِۦ ۚ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na bunlarla dua edin. O’nun isimlerinde eğriliğe sapanları terk edin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِلَّهِve Allah'ındır
ٱلْأَسْمَآءُisimler
ٱلْحُسْنَىٰen güzel
فَٱدْعُوهُo halde O'na du'a edin
بِهَاonlarla
وَذَرُوا۟ve bırakın
ٱلَّذِينَkimseleri
يُلْحِدُونَeğriliğe sapan(ları)
فِىٓhakkında
أَسْمَٰٓئِهِۦO'nun isimleri
سَيُجْزَوْنَonlar cezasını çekeceklerdir
مَاşeylerin
كَانُوا۟oldukları
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın celâline ve kemaline delalet eden güzel isimleri vardır. İstediğiniz taleplerinizi bu isimlerle Allah'a tevessül ederek isteyiniz ve bunlarla Allah'ı övüp methediniz. Bu isimleri Yüce Allah'tan başkasına sarf ederek, O'ndan nefyederek, manasını tahrif ederek veya başkasını bu isimlerle Allah'a benzeterek haktan meyledip, sapanlardan uzak dur. Bu isimlerle haktan meyledenleri yaptıklarından dolayı elem verici azapla cezalandıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

181

وَمِمَّنْ خَلَقْنَآ أُمَّةٌۭ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ

Yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki, hakla yol gösterirler ve onunla adaletle hükmederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِمَّنْvardır
خَلَقْنَآyarattıklarımız içinde
أُمَّةٌۭbir ümmet
يَهْدُونَdoğruya götüren
بِٱلْحَقِّhak ile
وَبِهِۦve onunla
يَعْدِلُونَadalet yapan

Yarattıklarımız içinde bir cemaat vardır ki, kendileri hak ile hidayet bulurlar ve başkalarını da ona davet ederler. Onlar da o hakla hidayet bulurlar, adaletle hükmederler ve zulmetmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

182

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

Ayetlerimizi yalanlayanları ise yavaş yavaş bilmedikleri bir yerden (helâka) yaklaştıracağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseleri
كَذَّبُوا۟yalanlayanları
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizi
سَنَسْتَدْرِجُهُمyavaş yavaş helake yaklaştıracağız
مِّنْyerden
حَيْثُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاhiç
يَعْلَمُونَbilmeyecekleri

Ayetlerimizi yalanlayıp onlara iman etmediler, hatta inkâr ettiler. Biz ise, onlara rızkın kapılarını açacağız ama bu onlara ikram olarak değil; bilakis onların üzerinde oldukları sapıklıklara devam etmeleri için bunu yapacağız. Sonra bizim azabımız aniden başlarına gelecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

183

وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ

Ben onlara mühlet veririm. Muhakkak ki benim tuzağım pek çetindir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأُمْلِىve mühlet veriyorum
لَهُمْonlara
إِنَّşüphesiz
كَيْدِىbenim tuzağım
مَتِينٌsağlamdır

Benim, onları cezalandırmayacağım zannına kapılıncaya kadar onlara göndereceğim azabı ertelerim. Üzerlerine azap katlanıncaya kadar yalanlamalarına ve küfürlerine devam edecekler. Elbette tuzağım kuvvetlidir. Ben onlara açık nimetler bahşederim. Ancak bunlarla onları hayal kırıklığına ve hüsrana uğratırım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

184

أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ ۗ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ

Onlar düşünmediler mi ki arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten bir eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْdüşünmediler mi ki
يَتَفَكَّرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاyoktur
بِصَاحِبِهِمarkadaşlarında
مِّنhiçbir
جِنَّةٍdelilik
إِنْo
هُوَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
نَذِيرٌۭbir uyarıcıdır
مُّبِينٌapaçık

Allah'ın ayetlerini ve resulünü yalanlayanlar, akıllarını kullanıp Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bakarak onda delilikten hiçbir eser olmadığını görüp, düşünmediler mi? O, Yüce Allah'ın azabından apaçık bir şekilde uyaran ve Allah tarafından gönderilmiş bir resuldür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

185

أَوَلَمْ يَنظُرُوا۟ فِى مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍۢ وَأَنْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقْتَرَبَ أَجَلُهُمْ ۖ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

Onlar göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah’ın yarattığı her şeyi, ecellerinin yaklaşmış olabileceğini görüp düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze iman edecekler?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْbakmadılar mı?
يَنظُرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىmelekutuna
مَلَكُوتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَمَاve
خَلَقَyarattığı
ٱللَّهُAllah'ın
مِنşeylere
شَىْءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنْve
عَسَىٰٓbelkide
أَنolabileceğine
يَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَدِmuhakkak
ٱقْتَرَبَyaklaşmış
أَجَلُهُمْecellerinin
فَبِأَىِّpeki hangi
حَدِيثٍۭsöze
بَعْدَهُۥbundan sonra
يُؤْمِنُونَinanacaklar

Bunlar göklerde ve yerdeki Yüce Allah'ın mülküne ibret almak için bakmazlar mı? Yüce Allah'ın her ikisinde yaratmış olduğu hayvan, nebatat ve diğer mahlukatına hiç bakmazlar mı? Hayatlarının sonu olan ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakıp, hiç vakit kaybetmeden hemen tövbe etmeyecekler mi? Eğer Kur'an'a ve içinde bulunan vaatlere ve tehditlere iman etmiyorlar ise, o halde başka hangi kitaba iman edecekler?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

186

مَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِىَ لَهُۥ ۚ وَيَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

Allah kimi saptırırsa, ona hidayet edecek yoktur. Onları azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنkimi
يُضْلِلِsaptırırsa
ٱللَّهُAllah
فَلَاartık olmaz
هَادِىَyol gösteren
لَهُۥonun için
وَيَذَرُهُمْve bırakır onları
فِىiçinde
طُغْيَٰنِهِمْazgınlıkları
يَعْمَهُونَbocalayıp dururlar

Allah, kimi hakkı bulmakta muvaffak etmeyip, doğru yoldan saptırırsa; onu doğru yola irşat edecek hiçbir kimse yoktur. Yüce Allah, onları küfürleri ve sapıklıkları içerisinde hiçbir şeye yönelmeden bir o yana bir bu yana şaşkın olarak bırakır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

187

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا ۖ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى ۖ لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَآ إِلَّا هُوَ ۚ ثَقُلَتْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةًۭ ۗ يَسْـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا ۖ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Sana (kıyamet) saatinin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açığa çıkaramaz. Göklere ve yere o saat ağır gelir. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar." De ki: "Onun ilmi sadece Allah katındadır. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlar
عَنِsa'at(in)den
ٱلسَّاعَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيَّانَne zaman (diye)
مُرْسَىٰهَاgelip çatması
قُلْde ki
إِنَّمَاancak
عِلْمُهَاonun bilgisi
عِندَyanındadır
رَبِّىRabbimin
لَاOnu açığa çıkaramaz
يُجَلِّيهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِوَقْتِهَآtam zamanında
إِلَّاbaşkası
هُوَO'ndan
ثَقُلَتْO ağır gelmiştir
فِىgöklere de
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِyere de
لَاO size gelmez
تَأْتِيكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
بَغْتَةًۭansızın
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlar
كَأَنَّكَsanki sen
حَفِىٌّbiliyormuşsun
عَنْهَاonu
قُلْde ki
إِنَّمَاmuhakkak
عِلْمُهَاonun bilgisi
عِندَyanındadır
ٱللَّهِAllah'ın
وَلَٰكِنَّfakat
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu inatçı yalancılar sana kıyametin ne zaman gelip çatacağı hakkındaki ilmi soruyorlar. Ey Muhammed! De ki: "Onun ilmi ne bende ve ne de bir başkasındadır. Onun ilmi ancak Allah'ın katındadır. Onun takdir edilen vaktini Allah'tan başkası açıklayamaz. Onun vakti göklerde ve yerde bulunanların hepsinden gizlenmiştir ve o sizin başınıza ancak ansızın gelir. Sen, sanki onun vaktini bilmek için çok hevesliymişsin gibi onun vaktinin ne zaman olduğunu sana soruyorlar. Hâlbuki sen, Rabbin hakkındaki ilminin kemalinden dolayı böyle bir şey sormuyorsun." Ey Muhammed! Onlara de ki: "Kıyametin vaktinin ilmi sadece bir tek olan Allah'ın katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

188

قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى نَفْعًۭا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۚ وَلَوْ كُنتُ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ لَٱسْتَكْثَرْتُ مِنَ ٱلْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِىَ ٱلسُّوٓءُ ۚ إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌۭ وَبَشِيرٌۭ لِّقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ

De ki: “Ben kendim için Allah’ın (benim hakkımda) dilediğinden başka ne bir fayda sağlayabilirim, ne de bir zarar. Eğer ben gaybı bilseydim, hayır yapmayı arttırırdım ve bana bir kötülük de dokunmazdı. Ben sadece iman eden bir toplum için uyarıcı ve müjdeciyim.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّآdeğilim
أَمْلِكُben sahip
لِنَفْسِىkendime
نَفْعًۭاbir faydaya
وَلَاne de
ضَرًّاbir zarara
إِلَّاbaşka
مَاdilediğinden
شَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
وَلَوْeğer
كُنتُbilseydim
أَعْلَمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْغَيْبَgaybı
لَٱسْتَكْثَرْتُelbete çok elde ederdim
مِنَhayır (mal ve mülk)
ٱلْخَيْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاbana dokunmamıştır
مَسَّنِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسُّوٓءُkötülük
إِنْben
أَنَا۠Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاsadece
نَذِيرٌۭbir uyarıcı
وَبَشِيرٌۭve müjdeleyiciyim
لِّقَوْمٍۢbir kavim için
يُؤْمِنُونَinanan

Ey Muhammed! De ki: "Ben kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir fayda ne de bir zarar verecek güce sahibim. Sadece buna Yüce Allah sahiptir. Allah'ın bana öğrettiklerinin dışında da başka bir şey bilmem. Ben gaybı da bilmem. Eğer gaybı bilmiş olsaydım, gerçekleşmeden önce olacakları ve ne getireceğini bilmem hasebiyle bana yarar sağlayacak sebepleri yapar ve zarar verecek olanları kendimden uzaklaştırırdım. Ben sadece Allah'ın resulüyüm. O'nun elem verici cezası ile korkutan, benim Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın resulü olduğuma iman edenleri ve getirdiklerimi tasdik edenleri Yüce Allah'ın değerli mükâfatı ile müjdeleyen bir elçiyim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

189

۞ هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍۢ وَٰحِدَةٍۢ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا ۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًۭا فَمَرَّتْ بِهِۦ ۖ فَلَمَّآ أَثْقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ ءَاتَيْتَنَا صَٰلِحًۭا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a: “Eğer salih bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız.” diye dua ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىki
خَلَقَكُمsizi yarattı
مِّنnefisten
نَّفْسٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٰحِدَةٍۢbir tek
وَجَعَلَve var eti
مِنْهَاondan
زَوْجَهَاeşini
لِيَسْكُنَ(gönlü) sukün bulsun diye
إِلَيْهَاonunla
فَلَمَّاne zaman ki
تَغَشَّىٰهَاeşini sarıp örtünce
حَمَلَتْ(eşi) yüklendi
حَمْلًاbir yük
خَفِيفًۭاhafif
فَمَرَّتْgezdirdi
بِهِۦonu
فَلَمَّآne zaman ki
أَثْقَلَت(yükü) ağırlaşınca
دَّعَوَاikisi beraber du'a ettiler
ٱللَّهَAllah'a
رَبَّهُمَاRableri
لَئِنْeğer
ءَاتَيْتَنَاbize verirsen
صَٰلِحًۭاiyi güzel (bir çocuk)
لَّنَكُونَنَّelbette oluruz
مِنَşükredenlerden
ٱلشَّٰكِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey erkekler ve kadınlar topluluğu! Sizi tek bir candan var eden O'dur. Bu can Âdem -aleyhisselam-'dır. Gönlünün ısınması ve huzur bulması için eşi Havva'yı Âdem -aleyhisselam-'ın kaburga kemiğinden yarattı. Erkek eşiyle bir araya geldikten sonra hanımı ilk başta hissetmeyecek derecede hamileliği hafif olur. Çünkü daha hamileliğin başındadır. Bu hamileliğinden bir ağırlık hissetmediği için ihtiyaçlarını gidermeye ve günlük işlerine devam eder. Fakat yük ağırlaşınca ve karnındaki bebek büyüyünce, karı koca Rableri olan Yüce Allah'a şöyle dua ederler: "Ey Rabbimiz! Eğer bize salih, tam ve kusursuz sağlam bir evlat verirsen, mutlaka senin vermiş olduğun nimetlerine şükredenlerden oluruz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

190

فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحًۭا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَا ۚ فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Allah onlara salih/kusursuz bir evlat verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّآfakat ne zaman
ءَاتَىٰهُمَا(Allah) verdi onlara
صَٰلِحًۭاiyi güzel (bir çocuk)'
جَعَلَاbaşladılar
لَهُۥO'na
شُرَكَآءَortaklar koşmağa
فِيمَآşeyde
ءَاتَىٰهُمَاkendilerine verdiği
فَتَعَٰلَىoysa yücedir
ٱللَّهُAllah
عَمَّاşeylerden
يُشْرِكُونَonların ortak koştukları

Allah, onların duasına icabet edip, dua ettikleri gibi ikisine salih bir evlat verince, verdiği evlatlarında O'na ortak koşmaya başladılar ve Allah'tan başkasına çocuklarını kul sayıp evlatlarına Abdülharis ismini verdiler. Allah, kendisine ortak koşulan her şeyden yüce ve münezzehtir. O rububiyet ve uluhiyette bir tek olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

191

أَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًۭٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ

Kendileri yaratılmış oldukları halde hiçbir şey yaratmaya kudreti olmayan şeyleri (Allah'a) ortak mı koşuyorlar?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَيُشْرِكُونَortak mı koşuyorlar?
مَاşeyleri
لَاyaratmayan
يَخْلُقُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًۭٔاhiçbir şey
وَهُمْve kendileri
يُخْلَقُونَyaratılan

Bu putları ve diğerlerini ibadette Allah'a ortak mı kılıyorlar? Onlar bu putların bir şey yaratmaya güçleri olmadığını ve bundan dolayı da ibadet edilmeyi hak etmediklerini çok iyi biliyorlar. Bilakis bunların kendileri yaratılmışlardır. Bunları nasıl Allah'a ortak koşuyorlar?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

192

وَلَا يَسْتَطِيعُونَ لَهُمْ نَصْرًۭا وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ

Hâlbuki ortak koştukları şeyler ne onlara yardımda bulunabilir ne de bizzat kendilerine yardım edebilirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاgüçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْonlara
نَصْرًۭاyardım etmeye
وَلَآne de
أَنفُسَهُمْkendilerine
يَنصُرُونَyardım edebilirler

Hâlbuki bu ibadet olunan ilahlar, ne kendilerine ibadet edenlere yardım etmeye güçleri vardır, ne de kendi nefislerine bir yardımda bulunabilirler. Öyleyse bunlara nasıl ibadet ederler?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

193

وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمْ ۚ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ أَدَعَوْتُمُوهُمْ أَمْ أَنتُمْ صَٰمِتُونَ

Onları doğru yola çağırsanız, size uymazlar. Onları çağırsanız da sussanız da sizin için birdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنşayet
تَدْعُوهُمْonları çağırsanız
إِلَىdoğru yola
ٱلْهُدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاsize uymazlar
يَتَّبِعُوكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَوَآءٌbirdir
عَلَيْكُمْsizin için
أَدَعَوْتُمُوهُمْonları çağırmanız
أَمْya da
أَنتُمْsizin
صَٰمِتُونَsusmanız

Ey müşrikler! Allah'tan başka ilah edindiğiniz bu putları doğru yola davet etseniz dahi, sizin onları davet ettiğinize icabet edemezler ve size de tabi olmazlar. Sizin, onların yanında dua etmeniz de susmanız da birdir. Çünkü bunlar aklı olmayan, duymayan ve konuşmayan cansız varlıklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

194

إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمْثَالُكُمْ ۖ فَٱدْعُوهُمْ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Allah’ı bırakıp da dua/ibadet ettikleriniz sizin gibi kullardır. Eğer doğru söyleyenlerseniz, onlara dua edin de size cevap versinler!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
تَدْعُونَyalvardıklarınız
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
عِبَادٌkullardır
أَمْثَالُكُمْsizler gibi
فَٱدْعُوهُمْçağırın onları da
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟cevap versinler
لَكُمْsize
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru

Ey müşrikler! Kuşkusuz sizin Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz sizin gibi Allah'ın yarattığı varlıklardır. Hepsi Yüce Allah'ın mülküdür. Bu hususlarda onlar da sizin gibidirler. Bununla beraber siz canlı olduğunuz, konuştuğunuz, yürüdüğünüz, duyduğunuz ve gördüğünüzden dolayı haliniz onların halinden daha üstündür. Hâlbuki putların durumu öyle değildir. O halde iddianızda doğruysanız, onları çağırınız da hadi sizin çağrınıza cevap versinler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

195

أَلَهُمْ أَرْجُلٌۭ يَمْشُونَ بِهَآ ۖ أَمْ لَهُمْ أَيْدٍۢ يَبْطِشُونَ بِهَآ ۖ أَمْ لَهُمْ أَعْيُنٌۭ يُبْصِرُونَ بِهَآ ۖ أَمْ لَهُمْ ءَاذَانٌۭ يَسْمَعُونَ بِهَا ۗ قُلِ ٱدْعُوا۟ شُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ

Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi, çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَهُمْonların var mı?
أَرْجُلٌۭayakları
يَمْشُونَyürüyecekleri
بِهَآonunla
أَمْyada
لَهُمْvar mı?
أَيْدٍۢelleri
يَبْطِشُونَtutacakları
بِهَآonunla
أَمْyoksa
لَهُمْvar mı?
أَعْيُنٌۭgözleri
يُبْصِرُونَgörecekleri
بِهَآonunla
أَمْyahut
لَهُمْmı var?
ءَاذَانٌۭkulakları
يَسْمَعُونَişitecekleri
بِهَاonunla
قُلِde ki
ٱدْعُوا۟çağırın
شُرَكَآءَكُمْortak(koştuk)larınızı
ثُمَّsonra
كِيدُونِbana tuzak kurun
فَلَاhiç
تُنظِرُونِgöz açtırmayın bana

İlah edinmiş olduğunuz bu putların yürüyecekleri ayakları mı var ki, sizin ihtiyaçlarınızı yerine getirmek için çabalayabilsinler? Yoksa sizleri savunacak elleri mi var ki, güçleriyle sizleri savunabilsinler? Yoksa onların gözleri mi var ki sizin göremedikleriniz gaybı size haber verebilsinler? Yoksa duyan kulakları mı var ki, duyamadıklarınız hakkında size bilgi verebilsinler? Madem onlar bu organlara sahip değiller, bir menfaat sağlamak veya bir zararı gidermek umuduyla onlara nasıl ibadet ediyorsunuz? Ey Resul! Bu müşriklere de ki: "Allah'a eş kıldıklarınızı çağırın; sonra da bana tuzak kurun ve bana hiç fırsat bırakmayın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

196

إِنَّ وَلِۦِّىَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ ۖ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ

Çünkü benim velim, kitabı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salih kulları koruyup, yardım eder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّmuhakkak
وَلِۦِّىَbenim velim
ٱللَّهُAllah'tır
ٱلَّذِىo ki
نَزَّلَindirdi
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَهُوَve O
يَتَوَلَّىyönetir
ٱلصَّٰلِحِينَiyileri

Şüphesiz ki, Allah beni destekleyendir, bana yardım edendir ve O, beni koruyandır. O'ndan başka bir kimseden bir beklentim/ümidim de yoktur. Putlarınızın hiçbir şeyinden de korkmuyorum. İnsanlara hidayet olan Kur'an'ı bana indiren O'dur. O, salih olan kullarını dost edinmiştir. Onları korur ve onlara yardım eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

197

وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ

O’ndan başka dua/ibadet ettikleriniz ne size yardımda bulunabilir ne de bizzat kendilerine yardım edebilirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseler ise
تَدْعُونَyalvardıklarınız
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاgüçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَصْرَكُمْsize yardım etmeye
وَلَآne de
أَنفُسَهُمْkendilerine
يَنصُرُونَyardım edebilirler

Ey Müşrikler! Allah'ı bırakıp da dua/ibadet ettiğiniz bu putlar, ne size yardım etmeye ve ne de kendi nefislerine yardım etmeye güçleri vardır. Onlar acizdir. Nasıl Allah'ı bırakıp onlara dua/ibadet ediyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

198

وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ ۖ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

Onları doğru yola çağırsanız sizi işitmezler. Onları sana bakar görürsün fakat onlar görmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنeğer
تَدْعُوهُمْonları çağırsanız
إِلَىhidayete
ٱلْهُدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاişitmezler
يَسْمَعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتَرَىٰهُمْve görürsün
يَنظُرُونَbaktıklarını
إِلَيْكَsana
وَهُمْoysa onlar
لَاgörmezler
يُبْصِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Müşrikler! Eğer Allah'tan başka ibadet etmiş olduğunuz putlarınızı hidayete davet etseniz, onlar sizi duymazlar. Onlar cansız gözleri ile karşınızda öylece dururlar. Müşrikler insan ve hayvan şeklinde putlar yaparlardı. Bu putlarda el, ayak ve gözler olurdu. Fakat onlar hayatı ve hareketi olmayan birer cansız varlıklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

199

خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ

Af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden de yüz çevir!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خُذِal
ٱلْعَفْوَaffı
وَأْمُرْemret
بِٱلْعُرْفِiyiliği
وَأَعْرِضْyüz çevir
عَنِcahillerden
ٱلْجَٰهِلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Resul! İnsanların gönül rızası ile kolaylarına gelerek verdikleri mal ve sundukları güzel ahlakı onlardan kabul et. Mizaçlarının katlanamayacağı şeylerle onları sorumlu tutma. Çünkü bu onların hoşuna gitmez. Onlara hep güzel söz ve güzel fiili emret ve cahil olanlardan yüz çevir. Cahillikleri sebebiyle onlara karşılık verme. Onlardan kim sana eziyet ederse, sen ona eziyet etme. Onlardan kim seni mahrum bırakırsa, sen onu mahrum bırakma.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

200

وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌۭ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ ۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Şeytan'dan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sığın. Allah her şeyi işitendir. Her şeyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِمَّاne zaman
يَنزَغَنَّكَseni dürtüklerse
مِنَşeytandan
ٱلشَّيْطَٰنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَزْغٌۭbir kötü düşünce
فَٱسْتَعِذْhemen sığın
بِٱللَّهِAllah'a
إِنَّهُۥçünkü O
سَمِيعٌişitendir
عَلِيمٌbilendir

Ey Resul! Eğer şeytanın sana bir vesvese verdiğini hissedersen veya hayır işlerinden seni alıkoyar yahut yavaşlatırsa, hemen Yüce Allah'a sığın ve tutun. Çünkü O, kuşkusuz söylediklerini işitir, O'na sığındığını bilir ve seni şeytandan koruyup, himaye eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir