Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

46. Sûre · Mekke · 35 Ayet

الأحقاف

AHKÂF SÛRESİ

Kumul

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

حمٓ

Hâ, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حمٓHâ Mîm

(Hâ, Mîm) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

Bu kitap; Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَنزِيلُindirilişi
ٱلْكِتَٰبِKitabın
مِنَ(tarafın)dandır
ٱللَّهِAllah
ٱلْعَزِيزِaziz
ٱلْحَكِيمِhakim

(Bu) Kur'an, Aziz/hiç kimsenin mücadele edemeyeceği mutlak galip; yaratmasında, takdir etmesinde ve dininde hikmet sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

مَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى ۚ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَمَّآ أُنذِرُوا۟ مُعْرِضُونَ

Biz; gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ile ve belli bir süre için yarattık. Buna rağmen kâfirler yine de uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاbiz yaratmadık
خَلَقْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
وَمَاve bulunanları
بَيْنَهُمَآikisi arasında
إِلَّاancak (yarattık)
بِٱلْحَقِّgerçek ile
وَأَجَلٍۢve bir süreye göre
مُّسَمًّۭىbelli
وَٱلَّذِينَve kimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
عَمَّآşeyden
أُنذِرُوا۟uyarıldıkları
مُعْرِضُونَyüz çevirmektedirler

Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bilakis bunların hepsini hak ile ve büyük hikmetler ile yarattık. Kulların Rablerini bilmeleri, sadece Allah'a kulluk edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmamaları, yeryüzüne gönderilmelerinin gereğini sadece Yüce Allah'ın bildiği zaman boyunca yerine getirmeleri bu hikmetlerden bazılarıdır. Kâfirler ise Allah'ın kitabında kendisi ile uyarıldıkları şeyden yüz çevirip onu umursamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

قُلْ أَرَءَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌۭ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ ۖ ٱئْتُونِى بِكِتَٰبٍۢ مِّن قَبْلِ هَٰذَآ أَوْ أَثَٰرَةٍۢ مِّنْ عِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

De ki: "Allah'tan başka taptıklarınızı gördünüz mü? Onların yerden neyi yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Eğer doğru sözlü iseniz bana bundan başka bir kitap veya bir ilim kalıntısı getirin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرَءَيْتُمgördünüz mü?
مَّاşeyleri
تَدْعُونَyalvardıklarınız
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
أَرُونِىbana gösterin
مَاذَاneyi?
خَلَقُوا۟yarattılar onlar
مِنَyerden
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمْyoksa
لَهُمْonların var (mı?)
شِرْكٌۭbir ortaklığı
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱئْتُونِىbana getirin
بِكِتَٰبٍۢbir Kitap
مِّنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰذَآbundan
أَوْyahut
أَثَٰرَةٍۢbir kalıntı
مِّنْbilgiden
عِلْمٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğrular(dan)

-Ey Peygamber!- Haktan yüz çeviren o müşriklere de ki: "Allah'ın dışında tapmış olduğunuz o putlarınızın yeryüzünün parçalarından hangisini yarattıklarını bana haber verin. Bir dağ mı yarattılar? Yoksa bir nehir mi yarattılar? Yoksa göklerin yaratılmasında Allah ile beraber onların bir ortaklıkları mı var? Eğer putlarınızın kendilerine ibadet edilmeyi hak ettiklerine dair iddianızda doğru sözlü iseniz Kur'an'dan önce Allah tarafından indirilmiş olan bir kitap yahut öncekilerin bıraktıklarından bir şey getirin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُۥٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَهُمْ عَن دُعَآئِهِمْ غَٰفِلُونَ

Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere dua/ibadet edenden daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların dualarından/ibadetlerinden habersizdirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْkim olabilir?
أَضَلُّdaha sapık
مِمَّنkimseden
يَدْعُوا۟yalvaran
مِنbırakıp da
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ı
مَنkimselere
لَّاcevap veremeyecek
يَسْتَجِيبُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُۥٓkendisine
إِلَىٰkadar
يَوْمِgününe
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
وَهُمْoysa onlar
عَنbunların yalvardıklarından
دُعَآئِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَٰفِلُونَhabersizdirler

Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar duasına icabet edemeyecek olan bir puta dua edip, tapan kimseden daha sapık kim vardır? Allah'tan gayrı kendilerine ibadet olunan bu putların kendilerine tapanlara bir fayda yahut zarar vermesi bir tarafa; kendilerine dua eden kimselerin tapınmalarından da habersizdirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَإِذَا حُشِرَ ٱلنَّاسُ كَانُوا۟ لَهُمْ أَعْدَآءًۭ وَكَانُوا۟ بِعِبَادَتِهِمْ كَٰفِرِينَ

İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkâr ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
حُشِرَtoplandıkları
ٱلنَّاسُinsanlar
كَانُوا۟olurlar
لَهُمْonlara
أَعْدَآءًۭdüşman
وَكَانُوا۟ve
بِعِبَادَتِهِمْonların kendilerine tapmalarını
كَٰفِرِينَtanımazlar

Putlar dünyada iken kendilerine tapanlara fayda veremezler. Bununla beraber kıyamet günü haşrolunduklarında, o putlar kendilerine ibadet eden kimselere karşı düşman kesilir ve onlardan uzaklaşırlar. İnsanların kendilerine ibadet ettiklerinden habersiz olduklarını söylerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍۢ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ هَٰذَا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfre sapanlar kendilerine gelmiş olan hak için, “Bu, apaçık bir büyüdür” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
تُتْلَىٰokunduğu
عَلَيْهِمْonlara
ءَايَٰتُنَاayetlerimiz
بَيِّنَٰتٍۢaçık açık
قَالَdediler
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لِلْحَقِّhakk için
لَمَّاkendilerine gelen
جَآءَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰذَاbu
سِحْرٌۭbir büyüdür
مُّبِينٌapaçık

Resulümüze indirilen ayetlerimiz onlara okununca; kendilerine resullerinin eli ile gelen Kur'an'ı inkâr eden kâfirler şöyle dediler: "Bu apaçık bir sihirdir, bu Allah'tan bir vahiy değildir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَلَا تَمْلِكُونَ لِى مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ ۖ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ ۖ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

Yoksa; “Onu uydurdu mu?” diyorlar. De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, Allah'tan bana (gelecek) olan hiç bir şeye (karşı) malik olamazsınız. O, sizin onun hakkında söylediklerinizi çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak o yeter. O; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
يَقُولُونَ(-mu) diyorlar?
ٱفْتَرَىٰهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
إِنِeğer
ٱفْتَرَيْتُهُۥben onu uydurmuşsam
فَلَاolmaz
تَمْلِكُونَsizin hiçbir yararınız
لِىbana
مِنَAllah-;-tan
ٱللَّهِAllah-;
شَيْـًٔاbir şeye (gelecek cezaya)
هُوَO
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِمَاşeyleri
تُفِيضُونَtaşkınlık yaptığınız
فِيهِonda
كَفَىٰyeter
بِهِۦO'nun
شَهِيدًۢاşahid olması
بَيْنِىbenimle
وَبَيْنَكُمْsizin aranızda
وَهُوَve O
ٱلْغَفُورُbağışlayandır
ٱلرَّحِيمُesirgeyendir

O müşrikler şöyle mi diyorlar: "Bu Ku'an'ı Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- uydurmuş ve Allah'a nispet etmiştir." -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Eğer Kur'an'ı ben kendi nefsimden uydurmuş isem ve Allah bundan dolayı bana azap edecek olursa bu durumda sizler benden bu azabı savamazsınız. Nasıl olur da ben kendi nefsimi O'nun hakkında bir şey uydurmaya arz edebilirim? Allah; O'nun Kur'an'ı hakkında sizin dalıp gittiğiniz karalamayı ve ayıplamayı en iyi bilendir. Sizin ile benim aramda şahit olarak Allah -Subhanehu ve Teâlâ- yeter. O, günahlarından tövbe eden kullarını çok bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًۭا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ ۖ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ

De ki: "Ben, rasullerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَاdeğilim
كُنتُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِدْعًۭاtüredi biri
مِّنَ(arasında)
ٱلرُّسُلِelçiler
وَمَآve
أَدْرِىbilmem
مَاne
يُفْعَلُyapılacağını
بِىbana
وَلَاne de
بِكُمْsize
إِنْ(hayır)
أَتَّبِعُben uymuyorum
إِلَّاbaşkasına
مَاşey(den)
يُوحَىٰٓvahyedilen
إِلَىَّbana
وَمَآve değilim
أَنَا۠ben
إِلَّاbaşka bir şey
نَذِيرٌۭbir uyarıcıdan
مُّبِينٌۭapaçık

-Ey Peygamber!- Senin peygamberliğini yalanlayan o müşriklere de ki: "Ben, Allah'ın göndermiş olduğu ilk elçi (peygamber) değilim ki, sizi davet etmeme şaşırıyorsunuz! Şüphesiz benden önce pek çok peygamber gelmiştir. Ben, Allah'ın bana ve size bu dünyada ne yapacağını bilmiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum ve sadece Allah'ın vahyettiklerini söylüyor ve yapıyorum. Ben ancak sizleri Allah'ın azabı ile apaçık bir şekilde uyaran bir uyarıcıyım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَكَفَرْتُم بِهِۦ وَشَهِدَ شَاهِدٌۭ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ مِثْلِهِۦ فَـَٔامَنَ وَٱسْتَكْبَرْتُمْ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

De ki: “Söyleyin bakalım; eğer (bu Kur'an) Allah katından ise, siz de onu inkâr etmişseniz, İsrailoğulları'ndan bir şahit de bunun bir benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de (iman etmeyerek) büyüklük taslamışsanız (o zaman bu büyük zulüm ve küfür değil midir?) Şüphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرَءَيْتُمْhiç düşündünüz mü?
إِنeğer
كَانَise
مِنْkatından
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَكَفَرْتُمve siz inkar ettiyseniz
بِهِۦonu
وَشَهِدَve görüp
شَاهِدٌۭbir şahid
مِّنۢoğullarından
بَنِىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
عَلَىٰbunun benzerini
مِثْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَـَٔامَنَve inandığı halde
وَٱسْتَكْبَرْتُمْsiz tenezzül etmemişseniz
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاdoğru yola iletmez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمَbir toplumu
ٱلظَّٰلِمِينَzalimlerden

-Ey Peygamber!- Yalanlayan o müşriklere de ki: "Eğer bu Kur'an; Allah katından ise, siz de onu inkâr etmişseniz, İsrailoğulları'ndan bir şahit de Tevrat'ta bunun doğruluğuna dair gelen haberlere dayanarak bunun Allah katından olduğuna şahitlik edip iman etmişse ve siz de iman etmeyerek büyüklük taslamışsanız o zaman siz zalimler değil misiniz? Şüphesiz Allah, zalim toplumu hakka hidayet etmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْ كَانَ خَيْرًۭا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيْهِ ۚ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا۟ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَٰذَآ إِفْكٌۭ قَدِيمٌۭ

Kâfirler, iman edenler hakkında; "Bu iş bir hayır olsaydı, (bu hayra uymakta) onlar bizi geçemezlerdi. Oysa onlar, onunla hidayete eremediklerinden dolayı bu, eski bir yalandır." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi(ler)
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لِلَّذِينَkimseler için
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَوْşayet
كَانَolsaydı
خَيْرًۭاiyi bir şey
مَّاbizi geçemezlerdi
سَبَقُونَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْهِona (inanmada)
وَإِذْzaman ise
لَمْhidayete ermedikleri
يَهْتَدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦonunla
فَسَيَقُولُونَdiyeceklerdir ki
هَٰذَآbu
إِفْكٌۭbir yalandır
قَدِيمٌۭeski

Kur'an'ı ve iman edenler için Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerini inkâr edenler şöyle dediler: "Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdikleri hayra ileten bir şey olsaydı bu fakirler, köleler ve zayıflar onun getirdiklerine inanmak hususunda bizi geçemezlerdi. Çünkü kâfirler, peygamberlerinin getirdikleri ile hidayeti bulamamışlardır. Onlar şöyle diyeceklerdir: O'nun (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in) bize getirdikleri eski bir yalandan başka bir şey değildir ve bizler asla yalana tabi olmayız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًۭا وَرَحْمَةًۭ ۚ وَهَٰذَا كِتَٰبٌۭ مُّصَدِّقٌۭ لِّسَانًا عَرَبِيًّۭا لِّيُنذِرَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَبُشْرَىٰ لِلْمُحْسِنِينَ

Ondan önce, öncü/örnek ve rahmet olan Mûsâ’nın kitabı vardı. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı bir kitaptır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنve
قَبْلِهِۦondan önce
كِتَٰبُKitabı
مُوسَىٰٓMusa'nın
إِمَامًۭاönder
وَرَحْمَةًۭve rahmet
وَهَٰذَاve bu
كِتَٰبٌۭKitaptır
مُّصَدِّقٌۭdoğrulayan
لِّسَانًاdiliyle
عَرَبِيًّۭاArap
لِّيُنذِرَuyarmak için
ٱلَّذِينَkimseleri
ظَلَمُوا۟kendilerine yazık eden(leri)
وَبُشْرَىٰve müjde (olan)
لِلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlar (için)

Bu Kur'an'dan önce; hakka uymakta takip edilen, Allah'ın Musa -aleyhisselam-'a indirmiş olduğu Tevrat, aynı zamanda İsrailoğulları'ndan kendisine tabi olup iman edenler için de bir rahmettir. İşte Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen ve kendinden önceki kitapları doğrulayan bu Kur'an, şirk koşarak ve masiyet işleyerek kendilerine zulmedenleri uyarmak için Arap lisanıyla indirilmiş bir kitaptır. O, yaratıcıları Allah Teâlâ ile yaratılmış olan diğer varlıklar arasında bağları iyi olan ve iyilik yapanlara müjdedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

“Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru istikamet üzere olanlara bir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
قَالُوا۟diyen(ler)
رَبُّنَاRabbimiz
ٱللَّهُAllah'tır
ثُمَّsonra
ٱسْتَقَٰمُوا۟doğru olanlar
فَلَاyoktur
خَوْفٌkorku
عَلَيْهِمْonlara
وَلَاve değildir
هُمْonlar
يَحْزَنُونَüzülecek

"Rabbimiz Allah'tır ve bizim O'nun dışında bir Rabbimiz yoktur." diyenler ve ardından iman ve salih amel üzerinde istikamet üzere olanlar, ahirette kendilerini bekleyen şeyler hususunda bir korku yaşamazlar ve elde edemedikleri dünyalıklar için geride bıraktıkları şeyler hakkında üzüntü içinde olmazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Onlar Cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarına karşılık orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلْجَنَّةِcennet
خَٰلِدِينَebedi kalacaklardır
فِيهَاorada
جَزَآءًۢceza olarak
بِمَاkarşılık
كَانُوا۟olduklarına
يَعْمَلُونَyapıyorlar

İşte bu özelliklerle vasfolunmuş olanlar cennet ehli kimselerdir. Dünyada iken yapmış oldukları salih amellerine karşılık orada ebedî olarak kalacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ إِحْسَٰنًا ۖ حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ كُرْهًۭا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًۭا ۖ وَحَمْلُهُۥ وَفِصَٰلُهُۥ ثَلَٰثُونَ شَهْرًا ۚ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةًۭ قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًۭا تَرْضَىٰهُ وَأَصْلِحْ لِى فِى ذُرِّيَّتِىٓ ۖ إِنِّى تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

Biz; insana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu güçlük içinde taşımış ve güçlükle doğurmuştur. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Ta ki bülûğ çağına ulaştığı ve kırk yaşına eriştiği zaman: "Rabbim! Bana, ana-babama verdiğin nimetine şükretmemi, razı olacağın salih amelleri yapmamı bana ilham et. Benim için soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَوَصَّيْنَاve biz tavsiye ettik
ٱلْإِنسَٰنَinsana
بِوَٰلِدَيْهِana babasına
إِحْسَٰنًاiyilik etmesini
حَمَلَتْهُonu taşıdı
أُمُّهُۥanası
كُرْهًۭاzahmetle
وَوَضَعَتْهُve doğurdu onu
كُرْهًۭاzahmetle
وَحَمْلُهُۥtaşınması ise
وَفِصَٰلُهُۥve sütten kesilmesi
ثَلَٰثُونَotuz
شَهْرًاaydır
حَتَّىٰٓnihayet
إِذَاzaman
بَلَغَerdiği
أَشُدَّهُۥgüçlü çağına
وَبَلَغَve varınca
أَرْبَعِينَkırk
سَنَةًۭyaşına
قَالَdedi
رَبِّRabbim
أَوْزِعْنِىٓbeni sevk eyle
أَنْşükretmeğe
أَشْكُرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نِعْمَتَكَni'metine
ٱلَّتِىٓverdiğin
أَنْعَمْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىَّbana
وَعَلَىٰve
وَٰلِدَىَّanama babama
وَأَنْve
أَعْمَلَyapmağa
صَٰلِحًۭاyararlı işler
تَرْضَىٰهُrazı olacağın
وَأَصْلِحْve salahı devam ettir
لِىbenim için
فِىiçinde
ذُرِّيَّتِىٓzürriyetim
إِنِّىşüphesiz ben
تُبْتُyüz tuttum
إِلَيْكَsana
وَإِنِّىve elbette ben
مِنَteslim olanlardanım
ٱلْمُسْلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Biz kesin bir emirle, insana anne ve babasına iyilik yapmasını emrettik. O ikisi hayatta iken ve ölümlerinden sonra da dine muhalif olmadığı müddetçe özellikle de onu, güçlükle taşıyan ve güçlükle doğuran annesine iyilikte bulunmasını emrettik. O'nun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. İnsan, kırk yaşına gelip de zihinsel ve bedensel olarak kemale erip olgunlaşınca şöyle der: "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimetine şükretmemi, razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. O ameli benden kabul et. Benim için çocuklarımı da ıslah et. Ben, sana günahlarımdan tövbe ettim. Şüphesiz ki, ben taat ile sana boyun eğen ve senin emirlerine teslim olanlardanım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

İşte onlar o kimselerdir ki, onlardan işlediklerinin (amellerinin) en güzelini kabul ederiz, onların günahlarını bağışlarız. Onlar Cennetlikler arasındadırlar. Kendilerine yapılan vaat, kendilerine yapılagelen doğru bir vaaddir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
ٱلَّذِينَöyle kişilerdir ki
نَتَقَبَّلُkabul ederiz
عَنْهُمْonlardan
أَحْسَنَen iyisini
مَاyaptıklarının
عَمِلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنَتَجَاوَزُve geçeriz
عَنonların kötülüklerinden
سَيِّـَٔاتِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىٓarasındadırlar
أَصْحَٰبِhalkı
ٱلْجَنَّةِcennet
وَعْدَsözdür
ٱلصِّدْقِdoğru
ٱلَّذِىolunan
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُوعَدُونَkendilerine va'd

İşte bunlar; işledikleri salih amellerinin en güzelini kabul ettiğimiz, günahlarını bağışladığımız ve kendilerini günahlarından dolayı azarlamadığımız kimselerdir. Bunlar; cennet ehli kimseler arasındadırlar. Bu vaat doğru bir vaattir ve kesinlikle gerçekleşecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

وَٱلَّذِى قَالَ لِوَٰلِدَيْهِ أُفٍّۢ لَّكُمَآ أَتَعِدَانِنِىٓ أَنْ أُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتِ ٱلْقُرُونُ مِن قَبْلِى وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ ٱللَّهَ وَيْلَكَ ءَامِنْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ فَيَقُولُ مَا هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Anne ve babasına; "Öf be! Siz de, benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken beni yeniden diriltip, (kabrimden) çıkartılmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, anne ve babası Allah'tan isteyerek; "Yazıklar olsun sana! İman et, şüphesiz Allah’ın vaadi haktır." (derler. O ise:) "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." diye cevap verir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِىve o kimse
قَالَdedi
لِوَٰلِدَيْهِanasına babasına
أُفٍّۢöf
لَّكُمَآsize
أَتَعِدَانِنِىٓsiz bana va'd mı ediyorsunuz?
أَنْbenim çıkarılacağımı
أُخْرَجَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَدْgelip geçmiş iken
خَلَتِgelip geçmiş iken
ٱلْقُرُونُnice nesiller
مِنbenden önce
قَبْلِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمَاonlar ise
يَسْتَغِيثَانِsığınarak
ٱللَّهَAllah'a
وَيْلَكَyazık sana (dediler)
ءَامِنْiman et!
إِنَّşüphesiz
وَعْدَsözü
ٱللَّهِAllah'ın
حَقٌّۭgerçektir
فَيَقُولُderken o der ki
مَاdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّآbaşka bir şey
أَسَٰطِيرُmasallarından
ٱلْأَوَّلِينَeskilerin

Anne ve babasına şöyle söyleyen kimse: "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni kabrimden tekrardan canlı bir şekilde çıkmakla mı tehdit ediyorsunuz?" Durumu böyle olan çocuğun ana babası Yüce Allah'tan çocuklarına hidayet etmesi için yardım isteyip çocuklarına şöyle seslenmişlerdir: "Eğer ölümden sonra diriltilmeye iman etmiyorsan yazıklar olsun sana! Tekrar dirilmeye iman et! Şüphesiz Allah’ın yeniden diriltmek hakkındaki vaadi haktır." O ise ölümden sonra dirilmeyi inkâr etmesini yineleyerek şöyle cevap vermiştir: "Ölümden sonra dirilmeyle alakalı söylenen şeyler ancak önceki kitaplarda uydurdukları masallardan başka bir şey değildir. Allah'tan böyle bir şey sabit değildir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

İşte onlar; cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
حَقَّhak olan
عَلَيْهِمُkendilerine
ٱلْقَوْلُ(azab) söz(ü)
فِىٓarasında
أُمَمٍۢtoplulukları
قَدْgelip geçen
خَلَتْgelip geçen
مِنkendilerinden önce
قَبْلِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَcin(ler)den
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْإِنسِve insan(lardan)
إِنَّهُمْgerçekten onlar
كَانُوا۟ziyana uğrayanlardır
خَٰسِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İşte onlar; cinlerden ve insanlardan olup haklarında azabın gerçekleştiği kendilerinden önce gelip geçmiş hüsrana uğramış toplumlar arasındadırlar. Şüphesiz onlar, ateşe girişleriyle kendi nefislerini ve ailelerini ziyana uğratan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَلِكُلٍّۢ دَرَجَٰتٌۭ مِّمَّا عَمِلُوا۟ ۖ وَلِيُوَفِّيَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Herkesin, yaptıklarına göre dereceleri vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir ve kendilerine zulmedilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِكُلٍّۢher birinin vardır
دَرَجَٰتٌۭdereceleri
مِّمَّاişlerden
عَمِلُوا۟yaptıkları
وَلِيُوَفِّيَهُمْve onlara tam verir
أَعْمَٰلَهُمْyaptıklarının karşılığını
وَهُمْve onlara
لَاasla
يُظْلَمُونَhaksızlık edilmez

Her iki grup için de -bir grup cennette ve bir grup da cehennemde olmak üzere- amellerine göre dereceleri vardır. Cennet ehli kimselerin dereceleri yüksektir. cehennem ehlinin ise alt dereceleri vardır. Bu da Allah Teâlâ'nın yaptıklarının karşılığını kendilerine tam olarak vermesi içindir. Kıyamet günü onlar iyiliklerinin eksiltilmesi ile yahut da kötülüklerinin artırılmasıyla zulme uğratılmazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَٰتِكُمْ فِى حَيَاتِكُمُ ٱلدُّنْيَا وَٱسْتَمْتَعْتُم بِهَا فَٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَفْسُقُونَ

Kâfirler, ateşe sunulduğu gün: "Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız." denir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve gün
يُعْرَضُsunulacakları
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
عَلَىateşe
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَذْهَبْتُمْzayi ettiniz
طَيِّبَٰتِكُمْbütün güzelliklerinizi
فِىhayatınızda
حَيَاتِكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَٱسْتَمْتَعْتُمve sefa sürdünüz
بِهَاbunlarla
فَٱلْيَوْمَbugün
تُجْزَوْنَcezalandırılacaksınız
عَذَابَbir azab ile
ٱلْهُونِalçaltıcı
بِمَاötürü
كُنتُمْbüyüklük taslamanızdan
تَسْتَكْبِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِغَيْرِhaksız yere
ٱلْحَقِّhaksız yere
وَبِمَاötürü
كُنتُمْve yoldan çıkmanızdan
تَفْسُقُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'a iman etmek yerine küfre sapanlar ve peygamberleri yalanlayanların azap olunmaları için ateşe arz edildikleri gün kınanıp, azarlanarak onlara şöyle denir: "Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onların zevk ve lezzetlerinden isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada iken haksız yere büyüklenmeniz, inkâr ve masiyetler ile Allah'ın taatinden çıkmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

۞ وَٱذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُۥ بِٱلْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ ٱلنُّذُرُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦٓ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

Âd kavminin kardeşini (Hûd'u) an! Zira o, kendinden önce ve sonra uyarıcıların da gelip geçtiği Ahkâf bölgesindeki kavmine: "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum." demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱذْكُرْve an
أَخَاkardeşini (Hud'u)
عَادٍAd'ın
إِذْhani
أَنذَرَuyarmıştı
قَوْمَهُۥkavmini
بِٱلْأَحْقَافِAhkaf'taki
وَقَدْgelip geçti
خَلَتِgelip geçti
ٱلنُّذُرُnice uyarıcılar
مِنۢonun önünden
بَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِve
وَمِنْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَلْفِهِۦٓardından
أَلَّاkulluk etmeyin
تَعْبُدُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
ٱللَّهَAllah'tan
إِنِّىٓelbette ben
أَخَافُkorkuyorum
عَلَيْكُمْsizin
عَذَابَazabına uğramanızdan
يَوْمٍbir günün
عَظِيمٍۢbüyük

-Ey Peygamber!- Nesep olarak Âd kavminin kardeşi olan Hûd -aleyhisselam-'ı da an! Hani O, Allah'ın kendileri üzerine gelmekte ve kesin gerçekleşecek olan azabı ile kavmini uyarmıştı. O sırada onlar Arap Yarımadası'nın güneyinde Ahkâf denilen bölgede evlerinde bulunuyordu. Hûd'dan önce ve sonra da peygamberler kendi kavimlerini uyararak gelip geçmişlerdi. O uyarıcılar kavimlerini şu şekilde uyarılarda bulunmuşlardı: "Tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmeyin ve O'nunla birlikte başka ilahlara ibadet etmeyin. -Ey kavmim!- Ben sizin, büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum. Zira o gün kıyamet günüdür."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Onlar da: "Bizi, ilahlarımızdan döndürmek için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi haydi bize getir." demişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler ki
أَجِئْتَنَاsen geldin mi?
لِتَأْفِكَنَاbizi çevirmek için
عَنْtanrılarımızdan
ءَالِهَتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأْتِنَاo halde bize getir
بِمَاşeyi
تَعِدُنَآbizi tehdidettiğin
إِنeğer
كُنتَisen
مِنَdoğrulardan
ٱلصَّٰدِقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kavmi ona şöyle dedi: "Sen, bizi ilahlarımıza ibadet etmekten uzaklaştırmak için mi geldin? Bunu asla yapamazsın! Eğer iddia ettiğin şeyde doğru söyleyenlerden isen, kendisi ile korkuttuğun azabı bize getir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

قَالَ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَأُبَلِّغُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَلَٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًۭا تَجْهَلُونَ

O da: "İlim ancak Allah’ın yanındadır. Ben size benimle gönderilenleri tebliğ ediyorum, fakat ben sizin cahillik eden bir topluluk olduğunuzu görüyorum." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
إِنَّمَاsadece
ٱلْعِلْمُbilgi
عِندَkatındadır
ٱللَّهِAllah
وَأُبَلِّغُكُمve ben size tebliğ ediyorum
مَّآşeyi (mesajı)
أُرْسِلْتُgönderildiğim
بِهِۦonunla
وَلَٰكِنِّىٓfakat ben
أَرَىٰكُمْsizi görüyorum
قَوْمًۭاbir kavim
تَجْهَلُونَcahillik eden

Hûd -aleyhisselam- şöyle dedi: "Azabın vakti hakkındaki bilgi ancak Allah katındadır. Benim onun hakkında hiç bir bilgim yoktur. Ben ancak kendisiyle gönderildiğim şeyi size tebliğ etmek ile görevli bir elçiyim. Ama ben, sizin cahillik ederek faydanıza olan şeyleri bırakıp, zararınıza olan şeyleri yaptığınızı görüyorum."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًۭا مُّسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا۟ هَٰذَا عَارِضٌۭ مُّمْطِرُنَا ۚ بَلْ هُوَ مَا ٱسْتَعْجَلْتُم بِهِۦ ۖ رِيحٌۭ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاnihayet
رَأَوْهُonu görünce
عَارِضًۭاgeniş bir bulut halinde
مُّسْتَقْبِلَyönelerek geldiğini
أَوْدِيَتِهِمْvadilerine
قَالُوا۟dediler
هَٰذَاbu
عَارِضٌۭbir buluttur
مُّمْطِرُنَاbize yağmur yağdıracak
بَلْhayır
هُوَo
مَاşey
ٱسْتَعْجَلْتُمsizin acele gelmesini istediğinizdir
بِهِۦonun
رِيحٌۭbir rüzgardır
فِيهَاiçinde bulunan
عَذَابٌazab
أَلِيمٌۭacıklı

Acele bir şekilde kendilerine gelmesini istedikleri azabı gökyüzünden vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde gördüklerinde şöyle dediler: "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." Hûd -aleyhisselam- ise şöyle dedi: "İş sizin zannettiğiniz gibi değildir. Bilakis o, sizin acele gelmesini istediğiniz azaptır. O, içinde elem verici azap bulunan bir rüzgârdır!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

تُدَمِّرُ كُلَّ شَىْءٍۭ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا۟ لَا يُرَىٰٓ إِلَّا مَسَٰكِنُهُمْ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ

O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تُدَمِّرُyıkar mahveder
كُلَّher
شَىْءٍۭşeyi
بِأَمْرِemriyle
رَبِّهَاRabbinin
فَأَصْبَحُوا۟onlar o hale geldiler ki
لَاgörülmez oldu
يُرَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey
مَسَٰكِنُهُمْkonutlarından
كَذَٰلِكَişte böyle
نَجْزِىbiz cezalandırırız
ٱلْقَوْمَtoplumu
ٱلْمُجْرِمِينَsuç işleyen

O rüzgâr uğradığında, Allah Teâlâ'nın helak edilmesini emrettiği her şeyi yıkıp mahveder. Böylece onlar yok oldular. Onlardan geriye daha önce orada ikamet ettiklerini gösteren evlerinden başka bir şey kalmadı. İşte biz; inkârlarında ve isyanlarında ısrar eden mücrimleri bu acı verici ceza ile cezalandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَلَقَدْ مَكَّنَّٰهُمْ فِيمَآ إِن مَّكَّنَّٰكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًۭا وَأَبْصَٰرًۭا وَأَفْـِٔدَةًۭ فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُهُمْ وَلَآ أَفْـِٔدَتُهُم مِّن شَىْءٍ إِذْ كَانُوا۟ يَجْحَدُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Andolsun, size vermediğimiz imkânı/gücü onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın ayetlerini inatla inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
مَكَّنَّٰهُمْonlara imkan vermiştik
فِيمَآşeyi
إِنsize vermediğimiz
مَّكَّنَّٰكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِonu
وَجَعَلْنَاve yaratmıştık
لَهُمْonlara
سَمْعًۭاkulaklar
وَأَبْصَٰرًۭاve gözler
وَأَفْـِٔدَةًۭve gönüller
فَمَآfakat
أَغْنَىٰsağlamadı
عَنْهُمْkendilerine
سَمْعُهُمْkulakları
وَلَآne de
أَبْصَٰرُهُمْgözleri
وَلَآne de
أَفْـِٔدَتُهُمgönülleri
مِّنbir
شَىْءٍşey (yarar)
إِذْzira
كَانُوا۟bile bile inkar ediyorlardı
يَجْحَدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَحَاقَve kuşatıverdi
بِهِمkendilerini
مَّاşey
كَانُوا۟oldukları
بِهِۦonunla
يَسْتَهْزِءُونَalay edip duruyor(lar)

Ant olsun ki Hûd kavmine, size vermediğimiz güç ve kuvvet imkânlarını sağlayacak tüm sebepleri verdik. Onlara işitmeleri için kulaklar, görmeleri için gözler ve akıl etmeleri için kalpler verdik. Kulakları, gözleri ve kalpleri onlara bir fayda sağlamadı. Kendilerine geldiğinde Allah'ın azabını da savamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları ve peygamberleri Hûd -aleyhisselam-'ın kendilerini korkutmuş olduğu azap onların üzerine iniverdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْقُرَىٰ وَصَرَّفْنَا ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik ve onlara ayetleri tekrar tekrar açıkladık. Belki dönerler diye.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْave ndolsun
أَهْلَكْنَاbiz yok ettik
مَاçevrenizdeki
حَوْلَكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَkentleri
ٱلْقُرَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَصَرَّفْنَاve tekrar tekrar açıkladık
ٱلْءَايَٰتِayetleri
لَعَلَّهُمْbelki de
يَرْجِعُونَ(küfürlerinden) dönerler

(Ey Mekkeliler!) Gerçek şu ki, biz sizin çevrenizdeki beldeleri de helak etmiştik. Âd kavmini, Semûd kavmini, Lût kavmini ve Medyen halkını da helak ettik. Belki inkârlarından dönerler diye de onlara delilleri ve kanıtları da çeşitli şekillerde açıklamıştık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُرْبَانًا ءَالِهَةًۢ ۖ بَلْ ضَلُّوا۟ عَنْهُمْ ۚ وَذَٰلِكَ إِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

Allah'tan başka kendilerine yakınlık sağlamak için ilah edindikleri şeyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Aksine onlardan uzaklaştılar. Çünkü o, onların uydurduğu kendi yalanlarıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَوْلَاolmaz mıydı?
نَصَرَهُمُkendilerine yardım etselerdi
ٱلَّذِينَşeyler
ٱتَّخَذُوا۟edindikleri
مِنbaşka-tan
دُونِbaşka
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُرْبَانًاyakınlık sağlamak için
ءَالِهَةًۢtanrı
بَلْhayır
ضَلُّوا۟kaybolup gittiler
عَنْهُمْonlardan
وَذَٰلِكَişte budur
إِفْكُهُمْonların yalanları
وَمَاve şeyler
كَانُوا۟oldukları
يَفْتَرُونَuydurmuş

Allah'tan başka kendilerine ibadet edip kurbanlar keserek yakınlık sağlamak için ilah edindikleri putlar, onlara yardım ettiler mi? Hayır! Onlara kesinlikle yardım etmediler. Aksine kendilerine en çok ihtiyaç duydukları anda o putlar onlardan uzaklaştılar. Çünkü bu putların kendileri için Allah katında şefaatçileri oldukları onların uydurduğu yalan ve iftiralarıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

وَإِذْ صَرَفْنَآ إِلَيْكَ نَفَرًۭا مِّنَ ٱلْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقُرْءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓا۟ أَنصِتُوا۟ ۖ فَلَمَّا قُضِىَ وَلَّوْا۟ إِلَىٰ قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ

Hani cinlerden bir grubu, Kur’an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur’an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine); "Susup, dinleyin!" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْbir zaman
صَرَفْنَآyöneltmiştik
إِلَيْكَsana
نَفَرًۭاbir topluluğu
مِّنَcinlerden
ٱلْجِنِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَسْتَمِعُونَdinlemek üzere
ٱلْقُرْءَانَKur'an
فَلَمَّاzaman
حَضَرُوهُona geldikleri
قَالُوٓا۟dediler
أَنصِتُوا۟susun (dinleyin)
فَلَمَّاzaman da
قُضِىَbitirildiği
وَلَّوْا۟döndüler
إِلَىٰkavimlerine
قَوْمِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّنذِرِينَuyarıcılar olarak

-Ey Peygamber!- Hani cinlerden bir grubu, sana indirilen Kur’an'ı dinlemeleri için yöneltmiştik. Onlar; Kur’an'ı dinlemeye hazır olunca birbirlerine şöyle dediler: "Susun ki, onu güzelce dinleyelim." Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an okumayı bitirince, bu Kur'an'a iman etmezlerse, Allah'ın kendilerini uğratacağı azabı ile uyarmak üzere kavimlerine dönmüşlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

قَالُوا۟ يَٰقَوْمَنَآ إِنَّا سَمِعْنَا كِتَٰبًا أُنزِلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰ مُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ وَإِلَىٰ طَرِيقٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Onlara şöyle demişlerdi: "Ey kavmimiz! Biz; Mûsâ’dan sonra indirilen, kendisinden öncekini tasdik eden, hakka ve dosdoğru yola hidayet eden bir kitap dinledik."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
يَٰقَوْمَنَآey kavmimiz
إِنَّاelbette biz
سَمِعْنَاdinledik
كِتَٰبًاbir Kitap
أُنزِلَindirilen
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُوسَىٰMusa'dan
مُصَدِّقًۭاdoğrulayan
لِّمَاkendinden öncekini
بَيْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِkendinden öncekini
يَهْدِىٓgötüren
إِلَىgerçeğe
ٱلْحَقِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِلَىٰve
طَرِيقٍۢyola
مُّسْتَقِيمٍۢdoğru

Kavimlerine şöyle dediler: "Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Allah Teâlâ'nın Musa’dan sonra indirdiği ve kendisinden önce Allah Teâlâ katından indirilmiş olan kitapları tasdik eden, hakka ve dosdoğru yola -ki bu yol İslam yoludur- hidayet eden bu kitabı dinledik."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

يَٰقَوْمَنَآ أَجِيبُوا۟ دَاعِىَ ٱللَّهِ وَءَامِنُوا۟ بِهِۦ يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍۢ

Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki, Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰقَوْمَنَآey kavmimiz
أَجِيبُوا۟uyun
دَاعِىَda'vetçisine
ٱللَّهِAllah'ın
وَءَامِنُوا۟ve inanın
بِهِۦO'na
يَغْفِرْbağışlasın
لَكُمsizi
مِّنgünahlarınızdan bir kısmını
ذُنُوبِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُجِرْكُمve sizi korusun
مِّنْazabdan
عَذَابٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَلِيمٍۢacıklı

Ey Kavmimiz! Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sizi davet etmiş olduğu hakka icabet edin ve onun Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna iman edin ki, Allah sizin günahlarınızı bağışlasın. Sizi davet ettiği hakka icabet etmeniz ve onun Rabbi tarafından gönderilmiş olan bir elçi olduğuna iman etmeniz durumunda sizi bekleyen elem verici azaptan sizi selamette kılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

وَمَن لَّا يُجِبْ دَاعِىَ ٱللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَيْسَ لَهُۥ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءُ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ

"Kim Allah'a davet edene icabet etmezse artık o, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakıcı değildir ve onun O'ndan başka velileri de yoktur. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim
لَّاuymazsa
يُجِبْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
دَاعِىَda'vetçisine
ٱللَّهِAllah'ın
فَلَيْسَdeğildir
بِمُعْجِزٍۢaciz bırakacak
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَيْسَve olmaz
لَهُۥkendisinin
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْلِيَآءُvelileri
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
فِىiçindedirler
ضَلَٰلٍۢbir sapıklık
مُّبِينٍapaçık

Kim, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in davet etmiş olduğu hakka icabet etmezse yeryüzünde Allah'tan kaçamaz. Onu Allah'ın azabından kurtaracak olan dostlar da yoktur. İşte onlar haktan apaçık bir şekilde sapmış olan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَمْ يَعْىَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ ۚ بَلَىٰٓ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

Görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan ve bunları yaratmakla yorulmayan Allah, ölüleri diriltmeye de güç yetirir? Evet, şüphesiz O her şeye güç yetirendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْgörmediler mi?
يَرَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّgerçekten
ٱللَّهَAllah'ın
ٱلَّذِىyaratan
خَلَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
وَلَمْve
يَعْىَyorulmayan
بِخَلْقِهِنَّbunları yaratmakla
بِقَٰدِرٍkadir olduğunu
عَلَىٰٓdiriltmeğe
أَنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُحْۦِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمَوْتَىٰölüleri
بَلَىٰٓevet
إِنَّهُۥşüphesiz O
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرٌۭkadirdir

Yeniden diriltilmeyi yalanlayan o müşrikler; bütün büyüklükleri ve genişlikleri ile birlikte gökleri ve yeri yaratmakta aciz olmayanın hesap ve karşılık için ölüleri dirilteceğini görmüyorlar mı? Elbette O, onları diriltmeye hakkıyla kadirdir. O Allah -Subhanehu ve Teâlâ- her şeye kadirdir. Ölüleri diriltmekten aciz değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَلَيْسَ هَٰذَا بِٱلْحَقِّ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا ۚ قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

Küfre sapanlar ateşe sunuldukları gün; “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar; “Evet! Rabbimize andolsun ki gerçekmiş.” derler. Allah; “Öyle ise küfretmekte olduklarınızdan dolayı azabı tadın!” der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve gün
يُعْرَضُsunulacakları
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
عَلَىkarşı
ٱلنَّارِateşe
أَلَيْسَdeğil miymiş?
هَٰذَاbu
بِٱلْحَقِّgerçek
قَالُوا۟derler
بَلَىٰevet
وَرَبِّنَاRabbimiz hakkı için
قَالَder
فَذُوقُوا۟öyleyse tadın
ٱلْعَذَابَazabı
بِمَاdolayı
كُنتُمْolmanızdan
تَكْفُرُونَinkar ediyor(lar)

Allah'ı ve resulünü inkâr edenler, azaba uğramak için ateşe arz edildiklerinde kınanıp, azarlanarak kendilerine şöyle denilir: "Sizin müşahede etmiş olduğunuz bu azap gerçek değil mi? Yoksa bu azap, sizin dünyada söylemiş olduğunuz gibi yalan mı?" Onlar şöyle derler: “Rabbimiz! Ant olsun ki, evet.” Bunun üzerine onlara şöyle denilir: “Öyleyse Allah'ı inkâr etmeniz sebebiyle tadın azabı!”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ ۚ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةًۭ مِّن نَّهَارٍۭ ۚ بَلَٰغٌۭ ۚ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

(Ey Muhammed!) Rasullerden büyük azim sahiplerinin sabrettiği gibi sen de sabret ve hunlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir bildiridir. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱصْبِرْo halde sabret
كَمَاgibi
صَبَرَsabrettikleri
أُو۟لُوا۟sahibi
ٱلْعَزْمِazim (ve irade)
مِنَelçilerin
ٱلرُّسُلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve asla
تَسْتَعْجِلacele etme
لَّهُمْonlar için
كَأَنَّهُمْonlar gibi olurlar
يَوْمَgün
يَرَوْنَgördükleri
مَاşeyi (azabı)
يُوعَدُونَtehdit edildikleri
لَمْ(sanki) yaşamamışlar
يَلْبَثُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
سَاعَةًۭbir sa'at
مِّنgündüzden
نَّهَارٍۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلَٰغٌۭ(bu) bir duyurudur
فَهَلْhelak mı edilecektir?
يُهْلَكُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkası
ٱلْقَوْمُtopluluktan
ٱلْفَٰسِقُونَyoldan çıkmış

-Ey Peygamber!- O halde Nûh, İbrahim, Musa ve İsa -aleyhimusselam- gibi peygamberlerden azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onların (kavminin) azaba uğratılmaları hususunda acele etme! Kavminden seni yalanlayanlar; ahirette azabı gördükleri gün, azaplarının uzunluğu sebebi ile dünyada iken sanki gündüzün bir vakti kadar kaldıklarını zannederler. Muhammed -salllallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiş olan bu Kur'an, insanlara ve cinlere bir uyarı olarak yeter. Şüphesiz; inkâr ve masiyetler ile Allah'ın taatinden çıkmış olan topluluktan başkası azap ile helak edilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Kur'an'ın 46. sûresi olan Ahkâf, 35 ayetlik Mekke dönemi metnidir; sûre adı kum tepeleri anlamına gelir. Ahkâf başlığındaki işaret giriş kapısıdır; metnin devamı insanın bilgi, güç ve nimet karşısındaki tavrını açar. Âd kavminin yaşadığı kum tepeleri bölgesine atıfla adlandırılır. Tevhid, anne babaya iyilik, insanın olgunluk duası ve cinlerin Kur'an'ı dinlemesi üzerinden sorumluluk bilinci geliştirir. Âd kavmi, 15. ayette anne-baba ve kırk yaş duası, cinlerin Kur'an dinlemesi, peygamberlerin sabrı. Ahkâf içindeki her sahne farklı bir insan tipini görünür kılar; cevap bazen şükür, bazen kibir, bazen dürüst dönüştür. Ahkâf içindeki bu kurgu, âd ve ahkâf temasını kavram listesinden çıkarır; seçimin gerekçesi ve sonucu birlikte görünür hâle gelir. Okuma sırasında özellikle şu yanlış yoldan kaçınmak gerekir: Anne babaya iyilik emri, şiddet veya ağır zarar karşısında kişinin güvenliğini terk etmesini gerektirmez; iyilik ile sağlıklı sınır birlikte düşünülebilir. Ahkâf Sûresi'nin güncel değeri slogan üretmekte değil, kurduğu ölçüyü bugünkü kararlara dürüstçe uygulamaktadır. Bugüne bakan yönü ise yaş ilerledikçe şükür, aile sorumluluğu ve gelecek kuşaklar için iyi bir miras bırakma fikrini öne çıkarır. Bu çerçevede Ahkâf, geçmişi anlatırken bugünün dil, güç, aile, ekonomi veya inanç sorunlarına da ölçü sunan bağımsız bir içerik katmanı oluşturur.

Ana Temalar

  • Âd ve Ahkâf
  • Anne babaya iyilik
  • Olgunluk duası
  • Cinlerin Kur'an dinlemesi
  • Peygamber sabrı

Ne Zaman Okunur?

Bu sûre herhangi bir vakitle sınırlandırılmaz. Hatim sırasında baştan sona okunabileceği gibi âd ve ahkâf veya cinlerin kur'an dinlemesi konusu incelenirken ilgili ayetler tefsirle birlikte ele alınabilir. Kaynaksız sayı ve kesin fazilet iddiası eklenmemelidir.

İddia ve sonuç zincirini takip etmek

Ahkâf Sûresi'nde önce âd ve ahkâf hakkında bir temel kurulur, sonra anne babaya iyilik üzerinden insan tavrı sınanır ve peygamber sabrı ile sonuç ufku açılır. Bu zinciri izlemek, pasaj değişikliklerini rastgele görmeyi engeller. Her bölüm için ‘iddia, cevap, sonuç' şeklinde kısa not alınabilir.

Slogandan önce bağlamı kontrol etmek

Ahkâf Sûresi'nden kısa bir cümle paylaşılacaksa önce bulunduğu pasaj okunmalıdır. Özellikle anne babaya iyilik veya cinlerin kur'an dinlemesi hakkında hüküm kurarken meal, tefsir ve tarihî bağlam birbirinden ayrılmamalıdır. Paylaşım dili kesin fetva izlenimi vermemelidir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Ahkâf Kur'an'da kaçıncı sûredir?

Mushaf sıralamasında 46. sûredir, 35 ayetten oluşur ve yaygın sınıflandırmada Mekke dönemi metnidir.

Sûre neden Ahkâf adıyla anılır?

Kum tepeleri anlamındaki isim, metindeki belirgin bir işaretten alınmıştır. Ahkâf örneğinde sûre adı içeriğin tamamını değil, hafızada kalan bir unsuru yansıtır.

Ahkâf Sûresi'nin merkezindeki üç tema nedir?

Âd ve Ahkâf, anne babaya iyilik ve olgunluk duası ana omurgayı kurar. Diğer bölümler bu temaların ahlâkî ve tarihî sonuçlarını açar.

Ahkâf güncel hayata nasıl bağlanabilir?

Cinlerin Kur'an dinlemesi başlığı, bugünkü karar ve ilişkileri değerlendirmek için kullanılabilir. Ancak tarihî kişi ve olaylarla günümüz aktörleri birebir özdeşleştirilmemelidir.

Ahkâf okunurken hangi kaynak kullanılmalı?

Ahkâf için meal temel anlamı gösterir; ayrıntıda Kur'an Yolu tefsiri ve TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi kullanılabilir. Hukukî sonuçlarda uzman görüşü gerekir.

Tüm sorular →

Kaynaklar