Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

3. Sûre · Medine · 200 Ayet

آل عمران

ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ

İmrân Ailesi

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 4

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓمٓ

Elif, Lâm, Mîm.1

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓمٓElif Lâm Mîm

Elif, Lâm, Mîm: Huruf-u Mukatta'adır. Bunun aynısı daha önce Bakara suresinde geçmiştir. Araplar, bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek hususunda aciz kalmışlardır. Hâlbuki Kur'an, surenin kendisi ile başladığı ve Arapların da sözlerini kendisi ile meydana getirdiği bu harflerden oluşmaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ

Allah, kendisinden başka (ibadet edilmeye layık) hak ilah olmayan, her zaman diri, ölümsüz, bütün varlıkların tek yöneteni ve gözeteni olan tek hak ilahtır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah (ki)
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
ٱلْحَىُّdaima diridir
ٱلْقَيُّومُ(yaratıklarını) koruyup yöneticidir

Allah, O'ndan başka ibadete layık hiçbir hak ilah yoktur. O, ölümsüz olan ve kendisinde hiçbir eksikliğin de olmadığı, kemal bir hayat sahibidir. O; Kayyûm'dur: Kendi nefsi ile kaimdir, kullarından hiç kimseye muhtaç değildir. Bütün mahlukat O'nun ile kaimdir. Her hallerinde O'ndan müstağni değillerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

نَزَّلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ

O, sana kitabı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi. Tevrat ile İncil'i de indirmişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نَزَّلَindirdi
عَلَيْكَsana
ٱلْكِتَٰبَKitabı
بِٱلْحَقِّhak ile
مُصَدِّقًۭاdoğrulayıcı olarak
لِّمَاkendinden öncekini
بَيْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنزَلَve indirmişti
ٱلتَّوْرَىٰةَTevrat
وَٱلْإِنجِيلَve İncil'i de

3-4 Ey Peygamber! Haberleri doğru, hükümleri adaletli ve önceki ilahi kitaplara da uygun olan Kur'an'ı sana indiren O'dur. Bu kitapların arasında bir çelişki yoktur. O, Kur'an'ı sana indirmeden önce Tevrat'ı, Musa, İncil'i de İsa -aleyhimesselam-'a indirendir. Bu ilahi kitapların hepsi insanların din ve dünyalarının iyi olması hususunda hidayet ve irşat eder. O; Hak ile batılın, hidayet ile sapıklığın kendisi ile bilindiği Furkan'ı indirdi. Allah'ın sana indirdiği ayetleri inkâr eden kâfirler var ya işte onlar için çetin bir azap vardır. Allah; hiç bir şeyin O'na üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Peygamberlerini yalanlayanlardan ve emrine karşı gelenlerden intikam alandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

مِن قَبْلُ هُدًۭى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلْفُرْقَانَ ۗ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۭ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌۭ ذُو ٱنتِقَامٍ

Daha önce, insanlar için yol gösterici ve hakkı batıldan ayıran/Furkan'ı da indirmişti. Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, şiddetli bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikam sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُدًۭىyol gösterici olarak
لِّلنَّاسِinsanlara
وَأَنزَلَve indirdi
ٱلْفُرْقَانَFurkan'ı da
إِنَّmuhakkak ki
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
لَهُمْonlara vardır
عَذَابٌۭbir azab
شَدِيدٌۭçetin
وَٱللَّهُAllah
عَزِيزٌۭdaima üstündür
ذُوöc alandır
ٱنتِقَامٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

3-4 Ey Peygamber! Haberlerinin doğru, hükümlerinin adaletli olduğu ve önceki ilahi kitaplara da uygun olan Kur'an'ı sana indiren O'dur. Bu kitapların arasında bir çelişki yoktur. O, Kur'an'ı sana indirmeden önce Tevrat'ı, Musa, İncil'i de İsa -aleyhimesselam-'a indirendir. Bu ilahi kitapların hepsi insanların din ve dünyalarının iyi olması hususunda hidayet ve irşat eder. O; Hak ile batılın, hidayet ile sapıklığın kendisi ile bilindiği Furkan'ı indirdi. Allah'ın sana indirdiği ayetleri inkâr eden kâfirler var ya işte onlar için çetin bir azap vardır. Allah; hiç bir şeyin O'na üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Peygamberlerini yalanlayanlardan ve emrine karşı gelenlerden intikam alandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَىْءٌۭ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

Allah’a yer ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah'a
لَاgizli kalmaz
يَخْفَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِona
شَىْءٌۭhiçbir şey
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve gökte
فِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah’a yer ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz. O'nun ilmi gizli ve açık her şeyi kuşatmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى ٱلْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَآءُ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Ana rahminde size dilediği gibi şekil veren O’dur. Kendinden başka (ibadete layık hak) ilah olmayan, Aziz ve Hakim olan O’dur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىsizi şekillendiren
يُصَوِّرُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىrahimlerde
ٱلْأَرْحَامِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَيْفَgibi
يَشَآءُdilediği
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
ٱلْعَزِيزُazizdir
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

O, annelerinizin rahminde size erkek ya da dişi, güzel ya da çirkin, siyah ya da beyaz olmak üzere dilediği gibi şekil verendir. O'ndan başka ibadete layık hak ilah yoktur. O, hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği şekilde Aziz'dir. Yaratmasında, idare etmesinde ve şeriatında hikmetli olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ مِنْهُ ءَايَٰتٌۭ مُّحْكَمَٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَٰبِهَٰتٌۭ ۖ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ زَيْغٌۭ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَٰبَهَ مِنْهُ ٱبْتِغَآءَ ٱلْفِتْنَةِ وَٱبْتِغَآءَ تَأْوِيلِهِۦ ۗ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ ۗ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّۭ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

Sana kitabı indiren O’dur. Onun bir kısmı, muhkem ki bunlar kitabın özüdür. Bir kısmı da müteşabih ayetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve (kendilerine göre) onun tevilini yapmak için onun müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah’tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise “Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO
ٱلَّذِىٓindirdi
أَنزَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكَsana
ٱلْكِتَٰبَKitabı
مِنْهُOnun
ءَايَٰتٌۭ(bazı) ayetleri
مُّحْكَمَٰتٌmuhkemdir (ki)
هُنَّonlar
أُمُّanasıdır
ٱلْكِتَٰبِKitabın
وَأُخَرُve diğerleri de
مُتَشَٰبِهَٰتٌۭmüteşabihdir
فَأَمَّاolanlar
ٱلَّذِينَkalblerinde
فِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلُوبِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
زَيْغٌۭeğrilik
فَيَتَّبِعُونَardına düşerler
مَاolanlarının
تَشَٰبَهَmüteşabih
مِنْهُonun
ٱبْتِغَآءَçıkarmak için
ٱلْفِتْنَةِfitne
وَٱبْتِغَآءَve bulmak için
تَأْوِيلِهِۦonun te'vilini
وَمَاoysa
يَعْلَمُbilmez
تَأْوِيلَهُۥٓonun te'vilini
إِلَّاbaşka kimse
ٱللَّهُAllah'tan
وَٱلرَّٰسِخُونَileri gidenler
فِىilimde
ٱلْعِلْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَقُولُونَderler
ءَامَنَّاinandık
بِهِۦOna
كُلٌّۭhepsi
مِّنْkatındandır
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّنَاRabbimiz
وَمَاdüşünüp öğüt almaz
يَذَّكَّرُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآbaşkası
أُو۟لُوا۟sahiplerinden
ٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

Ey Peygamber! Kur'an'ı sana indiren O'dur. Kur'ân'ın bazı ayetleri vardır ki bunların delalet ettiği anlam açıktır. Herhangi bir karışıklık yoktur ve bunlar kitabın aslı ve çoğunluğudur. İhtilaf edildiğinde de bu ayetlere müracaat edilir. Kur'an'ın ayetlerinden bazıları da vardır ki, bu ayetler birden çok anlama gelebilmektedir ve bu ayetlerin anlamları insanların çoğuna açık gelmez. Kalplerinde eğrilik bulunan kimseler anlamı açık olan -muhkem- ayetleri bırakıp anlamı muhtemel ve açık olmayan müteşâbih ayetleri alırlar. Yaptıkları bu şeyle insanları şüpheye düşürmeyi ve saptırmayı amaçlamakta ve kendi batıl mezhep ve görüşlerine uygun olması için kendi yanılgılarına göre müteşabih ayetleri tevil etmektedirler. Bu ayetlerin anlamlarının hakikatini ve ulaşılması gereken tevillerini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşmiş olan temiz akıl sahipleri: "Kur'ân'ın tamamına iman ettik, çünkü onun tamamı Rabbimizin katındandır" derler. Bunlar; müteşâbihi muhkem ile tefsir ederler. Doğru akıl sahiplerinden başkası düşünüp sakınmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi eğriltme. Bize katından rahmet bahşet! Şüphesiz sen, bol bol bahşedensin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبَّنَاRabbimiz
لَاeğriltme
تُزِغْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلُوبَنَاkalblerimizi
بَعْدَsonra
إِذْbizi doğru yola ilettikten
هَدَيْتَنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهَبْve ver
لَنَاbize
مِنkatından
لَّدُنكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَحْمَةًbir rahmet
إِنَّكَkuşkusuz sen
أَنتَyalnız sen
ٱلْوَهَّابُçok bağış yapansın

Bu ilimde derinleşmiş olan akıl sahipleri şöyle derler: Rabbimiz bizi doğru yola ilettikten ve sapmış olan kimselerin meylettiği şeylerden selamette kıldıktan sonra kalplerimizi meylettirerek haktan saptırma! Bize, kendisi ile kalplerimizin hidayet bulacağı o geniş rahmetinden ver ve bizi bu hidayet ile sapmaktan muhafaza eyle! Muhakkak ki sen çok veren ve çokça bağışlayansın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوْمٍۢ لَّا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

Rabbimiz! Hakkında şüphe olmayan günde bütün insanları mutlaka toplayacak olan şüphesiz sensin. Şüphesiz ki Allah sözünden asla dönmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبَّنَآRabbimiz
إِنَّكَsen mutlaka
جَامِعُtoplayacaksın
ٱلنَّاسِinsanları
لِيَوْمٍۢbir günde
لَّاasla şüphe olmayan
رَيْبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِkendisinde
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاdönmez
يُخْلِفُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمِيعَادَsözünden

Rabbimiz! Muhakkak ki sen; gerçekleşeceği hakkında hiçbir şüphe olmayan o gün, insanları hesaba çekilmeleri için bir araya getireceksin. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen sözünden dönmezsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًۭٔا ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ ٱلنَّارِ

Şüphesiz kâfir olanlara ne malları ve ne de çocukları Allah'ın (azabına) karşılık hiçbir fayda sağlamaz. İşte bunlar, ateşin yakıtı olanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَنyarar sağlamaz
تُغْنِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُمْonlara
أَمْوَٰلُهُمْmalları
وَلَآne de
أَوْلَٰدُهُمçocukları
مِّنَkarşı
ٱللَّهِAllah'a
شَيْـًۭٔاhiçbir
وَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمْonlar
وَقُودُyakıtıdırlar
ٱلنَّارِateşin

Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler var ya, işte malları ve evlatları dünyada ve ahirette, onlardan Allah'ın azabını savamazlar. Bu sıfatlar ile sıfatlanıp, nitelenen kimseler işte onlardır. Onlar; kıyamet günü cehennem ateşinin kendisi ile tutuşturulacağı odunlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası çok çetin olandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَدَأْبِdurumu gibi
ءَالِailesinin
فِرْعَوْنَFir'avn
وَٱلَّذِينَve kimselerin
مِنonlardan önceki
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَّبُوا۟onlar da yalanladılar
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizi
فَأَخَذَهُمُonları yakaladı
ٱللَّهُAllah
بِذُنُوبِهِمْgünahlarıyla
وَٱللَّهُAllah'ın
شَدِيدُçetindir
ٱلْعِقَابِcezası

İşte bu kafirlerin hali, Allah'ı inkâr edip O'nun ayetlerini yalanlayan firavun ailesi ve ondan öncekilerin hali gibidir. Allah, günahları sebebi ile onlara azap edecektir. Onlara malları ve evlatları fayda vermeyecektir. Kendisini inkâr edenler ve ayetlerini yalanlayanlar için Allah'ın azabı şiddetlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ ۚ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

(Rasûlüm) Kâfirlere de ki: Yakında yenilgiye uğrayacak ve toplanıp Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü yerleşme yeridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلsöyle
لِّلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar edenlere
سَتُغْلَبُونَyenileceksiniz
وَتُحْشَرُونَve sürüleceksiniz
إِلَىٰcehenneme
جَهَنَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَبِئْسَ(orası) ne kötü
ٱلْمِهَادُbir döşektir

Ey Peygamber! Dinlerindeki bütün ayrılıklarına rağmen kâfirlere de ki: Yakında müminler tarafından yenilgiye uğratılacak ve küfür üzere öleceksiniz. Allah sizi cehennemde toplayacaktır. Orası sizin için ne kötü yataktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌۭ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا ۖ فِئَةٌۭ تُقَٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌۭ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ ۚ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

(Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahipleri için gerçekten ibret vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَدْmuhakak
كَانَsizin için vardır
لَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَايَةٌۭbir ibret
فِىşu iki toplulukta
فِئَتَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْتَقَتَاkarşılaşan
فِئَةٌۭbir topluluk
تُقَٰتِلُçarpışıyordu
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَأُخْرَىٰöteki de
كَافِرَةٌۭnankördü
يَرَوْنَهُمonları görüyorlardı
مِّثْلَيْهِمْkendilerinin iki katı
رَأْىَgörüşüyle
ٱلْعَيْنِgözlerinin
وَٱللَّهُAllah
يُؤَيِّدُdestekler
بِنَصْرِهِۦyardımıyle
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
إِنَّelbette
فِىbunda
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعِبْرَةًۭbir ibret vardır
لِّأُو۟لِىolanlar için
ٱلْأَبْصَٰرِgözleri

Bedir günü, birbirlerine karşı savaşmak için karşı karşıya gelen iki grupta sizin için ibret ve deliller vardır. Bu gruplardan biri; Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve onun ashabıdır. Onlar, Allah'ın kelimesinin yüce olması için Allah yolunda savaşanlardır. Kafirlerin kelimesi ise alçak ve düşüktür. Diğer grup ise övünme, riya ve asabiyet ile çıkan Mekke kafirleridir. Müminler, onları gözleriyle hakikaten kendilerinin iki katı olarak gördüler. Allah, dostlarına yardım etti. Allah, yardımı ile dilediğini destekler. İşte bunda, sayıları az da olsa yardımın iman ehli için olduğuna ve sayıları çok da olsa yenilginin kafirler için olduğuna dair basiret sahipleri için ibret ve nasihat vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلْبَنِينَ وَٱلْقَنَٰطِيرِ ٱلْمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلْفِضَّةِ وَٱلْخَيْلِ ٱلْمُسَوَّمَةِ وَٱلْأَنْعَٰمِ وَٱلْحَرْثِ ۗ ذَٰلِكَ مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلْمَـَٔابِ

Nefsî arzulardan olan, kadınlara, evlatlara, öbek öbek yığılmış altın ve gümüşe, güzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi insanlara çekici ve hoş gösterildi. Oysa bunlar, (fani olan) dünya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
زُيِّنَsüslü (cazip) gösterildi
لِلنَّاسِinsanlara
حُبُّaşırı düşkünlük
ٱلشَّهَوَٰتِzevklere
مِنَkadınlardan
ٱلنِّسَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْبَنِينَve oğullardan
وَٱلْقَنَٰطِيرِve kantarlarca
ٱلْمُقَنطَرَةِyığılmış
مِنَaltından
ٱلذَّهَبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْفِضَّةِve gümüşten
وَٱلْخَيْلِve atlardan
ٱلْمُسَوَّمَةِsalma
وَٱلْأَنْعَٰمِdavarlardan
وَٱلْحَرْثِve ekinlerden (gelen)
ذَٰلِكَbunlar (sadece)
مَتَٰعُgeçimidir
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
وَٱللَّهُAllah'ın
عِندَهُۥyanındadır
حُسْنُgüzel
ٱلْمَـَٔابِvarılacak yer

Allah Teâlâ, bir imtihan olarak kadınlar, evlatlar, altın ve gümüşten biriktirilmiş olan mallar, develer, davarlar, inekler, eğitilmiş güzel cins atlar ve ekinlerden oluşan dünyevi arzuları insanlara çekici ve hoş gösterdiğini haber vermiştir. Bunlar belirli bir müddet istifade edilen ve sonra yok olan dünya metasıdır. Müslümanın bunlara bağlanmaması gerekir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır. Orası; genişliği gökler ve yer kadar olan cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

۞ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍۢ مِّن ذَٰلِكُمْ ۚ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَٰجٌۭ مُّطَهَّرَةٌۭ وَرِضْوَٰنٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/günahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları Cennetler vardır. Tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَؤُنَبِّئُكُمsize söyleyeyim mi?
بِخَيْرٍۢdaha iyisini
مِّنbunlardan
ذَٰلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلَّذِينَkorunanlar için vardır
ٱتَّقَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عِندَkatında
رَبِّهِمْRableri
جَنَّٰتٌۭcennetler
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَsürekli kalacakları
فِيهَاiçinde
وَأَزْوَٰجٌۭve eşler
مُّطَهَّرَةٌۭtertemiz
وَرِضْوَٰنٌۭve rızası
مِّنَAllah'ın
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah
بَصِيرٌۢgörür
بِٱلْعِبَادِkullarını

Ey Peygamber de ki: Size, bu arzulardan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? İtaat ederek ve isyanı terk ederek Allah'tan sakınanlara, saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akan, cennetler vardır. Orada ebedî kalırlar ve onlar ölmeyecekler ve yok olmayacaklardır. Onlar için yaratılış ve ahlak olarak her türlü kötülükten uzak temiz eşler vardır. Bununla birlikte onlara Allah’ın rızası vardır. Allah, onlara ebediyen gazap edip, öfkelenmez. Allah, kullarının hallerini hakkıyla görendir. O'na bunlardan hiçbir şey gizli kalmaz. O, kullarına, yaptıkları amellerine göre karşılık verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

Onlar: "Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!" derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَ(onlar ki)
يَقُولُونَderler
رَبَّنَآRabbimiz
إِنَّنَآgerçekten biz
ءَامَنَّاinandık
فَٱغْفِرْbağışla
لَنَاbizden
ذُنُوبَنَاgünahlarımızı
وَقِنَاve bizi koru
عَذَابَazabından
ٱلنَّارِateş

Cennet ehli dualarında Rablerine şöyle yalvarırlar: "Rabbimiz! Biz, sana kesin olarak iman ettik. Resullerine indirdiklerine iman ettik. Senin şeriatine (dinine) tabi olduk. Bizim işlediğimiz günahları bağışla ve bizi ateşin azabından koru!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ

(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلصَّٰبِرِينَsabredenler
وَٱلصَّٰدِقِينَve sadık olanlar
وَٱلْقَٰنِتِينَve gönülden itaat edenler
وَٱلْمُنفِقِينَve infak edenler
وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَve istiğfar edenler
بِٱلْأَسْحَارِseherlerde

(Onlar): İtaatleri yerine getirmede, kötü amelleri terk etmede ve başlarına gelen musibetlerde sabreden kimselerdir. Onlar; sözlerinde ve amellerinde sadık olanlardır. Onlar; Allah'a tam bir şekilde boyun eğip itaat edenlerdir. Onlar; Allah yolunda infak eden ve gecenin sonlarında Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir. Çünkü bu vakit; duanın kabul edilmesine en yakın olan vakittir. Bu vakitte kalp, kendisini alıkoyacak şeylerden uzak olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Allah şahittir ki kendisinden başka (ibadet edilmeye layık hak) bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna şahittir.) O’ndan başka (hak) ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
شَهِدَşahiddir (ki)
ٱللَّهُAllah
أَنَّهُۥşüphesiz
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُve melekler
وَأُو۟لُوا۟ve sahipleri
ٱلْعِلْمِilim
قَآئِمًۢاgözeten
بِٱلْقِسْطِadaletle
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
ٱلْعَزِيزُazizdir
ٱلْحَكِيمُhakimdir

Allah, Kendisinden başka ibadete layık hiçbir hak ilah olmadığına şahitlik eder. Bu da O'nun ilahlığına delalet eden şeri ve kevnî ayetler iledir. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de bunu açıklamaları ve tevhide davet etmeleri ile şahittirler. Aynı şekilde şahitlik edilecek en yüce şey olan Allah'ın tevhidine (birliğine) ve O'nun yaratmasında ve şeriatinde adalet ile kaim olduğuna da şahitlik ederler. O'ndan başka (hak) ilah yoktur. O, yücedir, kimse O’na üstün gelemez. O, yaratmasında, düzenlemesinde ve şeriat kılmasında hikmetlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلْإِسْلَٰمُ ۗ وَمَا ٱخْتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ ۗ وَمَن يَكْفُرْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

Şüphesiz, Allah katında din İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki haset ve kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلدِّينَdin
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah
ٱلْإِسْلَٰمُİslamdır
وَمَاayrılığa düşmediler
ٱخْتَلَفَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimseler
أُوتُوا۟verilmiş olan
ٱلْكِتَٰبَKitap
إِلَّاbaşka (bir sebeple)
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاgeldikten
جَآءَهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعِلْمُilim
بَغْيًۢاaşırılıkları
بَيْنَهُمْaralarındaki;
وَمَنve kim
يَكْفُرْinkar ederse
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
فَإِنَّ(bilsin ki) şüphesiz
ٱللَّهَAllah
سَرِيعُçabuk görendir
ٱلْحِسَابِhesabı

Allah katındaki makbul olan din; ancak İslam'dır. İslam, itaat ile sadece Allah'a boyun eğmek, kulluk ile O'na teslim olmaktır. Aynı şekilde peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kadar resullerin tamamına iman etmektir. Allah, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ile geçmiş dinleri sona erdirmiştir. O'nun şeriatinden başkasını kabul etmez. Yahudi ve Hristiyanlar, kendilerine ilim geldikten sonra ve ancak kendilerine hüccet ikame edildikten sonra, dinlerinde gruplar ve fırkalar olarak ayrıldılar. Kim, Allah’ın, peygemberlerine indirdiği ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, inkâr edenlerin ve peygamberlerini yalanlayanların hesabını çok seri bir şekilde görendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

فَإِنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِ ۗ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْأُمِّيِّۦنَ ءَأَسْلَمْتُمْ ۚ فَإِنْ أَسْلَمُوا۟ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ ۖ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: "Ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını görmektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنْeğer
حَآجُّوكَseninle tartışmaya girişirlerse
فَقُلْde ki
أَسْلَمْتُben teslim ettim
وَجْهِىَözümü
لِلَّهِAllah'a
وَمَنِve kimseler
ٱتَّبَعَنِbana uyan
وَقُلve de ki
لِّلَّذِينَkendilerine
أُوتُوا۟verilenlere
ٱلْكِتَٰبَKitap
وَٱلْأُمِّيِّۦنَve ümmilere
ءَأَسْلَمْتُمْSiz de İslam (teslim) oldunuz mu?
فَإِنْeğer
أَسْلَمُوا۟İslam olurlarsa
فَقَدِmuhakkak
ٱهْتَدَوا۟doğru yolu bulmuşlardır
وَّإِنyok eğer
تَوَلَّوْا۟dönerlerse
فَإِنَّمَاartık
عَلَيْكَsana düşen
ٱلْبَلَٰغُsadece duyurmaktır
وَٱللَّهُAllah
بَصِيرٌۢgörmektedir
بِٱلْعِبَادِkulları(nın yaptıkları)nı

Ey Peygamber! Sana indirilen hak hususunda seninle tartışmaya girerlerse onlara cevap olarak şöyle de: Allah Teâlâ'ya iman ederek ben, bana tabi olanlarla birlikte Allah'a teslim oldum. Ey Peygamber! Kitap ehline ve müşriklere deki: Sizler de Allah'a karşı ihlaslı bir şekilde ve benim getirdiklerime tabi olarak teslim oldunuz mu? Eğer onlar, Allah'a teslim olurlar ve senin şeriatine tabi olurlarsa hidayet yolunu tutmuş olurlar. Eğer onlar, İslam'dan yüz çevirirlerse senin üzerine düşen ancak kendisi ile gönderildiğin şeyi onlara tebliğ etmektir. Artık onların işi Allah'a kalmıştır. Allah Teâlâ, kullarını hakkıyla görendir. Her amel edene amel ettiği şeyin karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّۦنَ بِغَيْرِ حَقٍّۢ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara acıklı bir azap müjdesi ver.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
يَكْفُرُونَinkar eden(ler)
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَقْتُلُونَve öldürenler
ٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleri
بِغَيْرِolmaksızın
حَقٍّۢhak
وَيَقْتُلُونَve öldürenler (var ya)
ٱلَّذِينَkimseleri
يَأْمُرُونَemreden
بِٱلْقِسْطِadaletle
مِنَarasında
ٱلنَّاسِinsanlar
فَبَشِّرْهُمonlara müjdele
بِعَذَابٍbir azabı
أَلِيمٍacı

Allah'ın, kendilerine indirdiği hüccetlerini inkâr edenler, peygamberlerini ancak zulüm ve düşmanlık ile haksız yere öldürürler. İnsanlardan adaleti emredenleri öldürürler. Onlar iyiliği emredip kötülükten sakındıranlardır. O katil kâfirleri elem verici bir azap ile müjdele!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

Bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa çıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَböylece
ٱلَّذِينَboşa çıkmıştır
حَبِطَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَعْمَٰلُهُمْonların yaptıkları
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette
وَمَاve yoktur
لَهُمonların
مِّنhiçbir
نَّٰصِرِينَyardımcıları

İşte bu vasıflar ile vasıflananlar var ya onların amelleri boşa gitmiştir. Onlar, Allah'a iman etmemeleri sebebi ile amellerinden dünyada ve ahirette hiçbir şekilde istifade edemezler. Azabı kendilerinden savacak olan bir yardımcıları da yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًۭا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌۭ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ

Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi?
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىkimseleri
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُوتُوا۟verilmiş olan
نَصِيبًۭاbir (nasip) pay
مِّنَKitaptan
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُدْعَوْنَçağırılıyorlar da
إِلَىٰKitabına
كِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
لِيَحْكُمَhüküm versin diye
بَيْنَهُمْaralarında
ثُمَّsonra
يَتَوَلَّىٰdönüyorlar
فَرِيقٌۭbir topluluk
مِّنْهُمْonlardan
وَهُمve onlar
مُّعْرِضُونَyüz çeviriyorlar

Ey peygamber! Allah'ın kendilerine Tevrat'tan ilim ve senin peygamberliğinin delalet ettiği deliller verdiği Yahudilerin halini görmedin mi? Onlar, ihtilaf ettikleri hususlarda aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabı Tevrat'a çağrılıyorlar da sonra onlardan âlim ve yönetici olanlardan bir kısmı bundan dönüp uzaklaşıyor. Onlar, kendi arzularına uymadığı için Tevrat'ın hükmünden yüz çeviriyorlar. Hâlbuki -kendilerinin Tevrat'a tabi olan kimseler olduklarını iddia eden bu kimselerin- aralarında hüküm verilmesi için Tevrat'a başvuran en hızlı kimseler olmaları gerekirdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًۭا مَّعْدُودَٰتٍۢ ۖ وَغَرَّهُمْ فِى دِينِهِم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

Bu, (haktan yüz çeviriş) onların: "Sayılı günlerden başka bize, asla ateş dokunmayacak" demeleri yüzündendir. Ve uydura geldikleri yalanlar, dinlerinde kendilerini aldatmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَbu (hareketleri)
بِأَنَّهُمْonların
قَالُوا۟demelerindendir
لَنbize dokunmayacak
تَمَسَّنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّارُateş
إِلَّآbaşka
أَيَّامًۭاbirkaç günden
مَّعْدُودَٰتٍۢsayılı
وَغَرَّهُمْve onları yanıltmıştır
فِىdinlerinde
دِينِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّاşeyler
كَانُوا۟oldukları
يَفْتَرُونَuyduruyor

Bu, haktan yüz çevirmek ve vazgeçmektir. Çünkü onlar ateşin, kıyamet günü onlara sayılı günlerin dışında dokunmayacağını ve sonra cennete gireceklerini iddia etmişlerdir. Yalanlar ve batıl şeyler ile uydura geldikleri bu zanları onları aldattı. Allah'a ve dinine karşı cüretkâr davrandılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَٰهُمْ لِيَوْمٍۢ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Hakkında şüphe olmayan günde, onları bir araya topladığımız ve her nefse yaptığının karşılığının tam verilip asla haksızlığa uğratılmadığı o zaman, halleri nasıl olacak?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَكَيْفَpeki nasıl (olacak)?
إِذَاzaman
جَمَعْنَٰهُمْtopladığımız
لِيَوْمٍۢbir gün için
لَّاhiç şüphe olmayan
رَيْبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِkendisinde
وَوُفِّيَتْve tastamam verilip
كُلُّher
نَفْسٍۢinsanın
مَّاkazandığı
كَسَبَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْve onların
لَاasla
يُظْلَمُونَzulme uğratılmadığı

O gün onların halleri ve pişmanlıkları nasıl olur? Çok kötü olur. Hakkında şüphe olmayan o gün, kıyamet günüdür, onları hesap için toplarsak, iyiliklerinden eksilterek zulüm edilmeyecek ya da kötülüklerinde de herhangi bir arttırma yapmaksızın her nefse hak ettiği kadar verilecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

قُلِ ٱللَّهُمَّ مَٰلِكَ ٱلْمُلْكِ تُؤْتِى ٱلْمُلْكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلْمُلْكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُ ۖ بِيَدِكَ ٱلْخَيْرُ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

De ki: Ey hakimiyetin yegane maliki Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın, dilediğini yükseltir/aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır/zelil edersin. Bütün hayır senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلِde ki
ٱللَّهُمَّAllah'ım
مَٰلِكَsahibisin
ٱلْمُلْكِmülkün
تُؤْتِىsen verirsin
ٱلْمُلْكَmülkü
مَنkimseye
تَشَآءُdilediğin
وَتَنزِعُve alırsın
ٱلْمُلْكَmülkü
مِمَّنkimseden
تَشَآءُdilediğin
وَتُعِزُّve yükseltirsin
مَنkimseyi
تَشَآءُdilediğin
وَتُذِلُّve alçaltırsın
مَنkimseyi
تَشَآءُdilediğini
بِيَدِكَsenin elindedir
ٱلْخَيْرُhayır (mal iyilik)'
إِنَّكَşüphesiz sen
عَلَىٰher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٍۢşeye
قَدِيرٌۭkadirsin

Ey Peygamber! Rabbini överek ve yücelterek de ki: Allah'ım! Dünyada ve ahirette hakimiyetin yegane maliki Sensin! Allah’ım! Mülkü yarattıklarından dilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın, dilediğini yükseltir/aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır/zelil edersin. Bütün bunlar, senin hikmetinle ve adaletinledir. Hayır tek başına sadece senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

تُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ ۖ وَتُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ ۖ وَتَرْزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍۢ

Geceyi gündüze geçirir, gündüzü de geceye sokarsın. Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تُولِجُsokarsın
ٱلَّيْلَgeceyi
فِىgündüze
ٱلنَّهَارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتُولِجُve sokarsın
ٱلنَّهَارَgündüzü
فِىgeceye
ٱلَّيْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتُخْرِجُve çıkarırsın
ٱلْحَىَّdiriyi
مِنَölüden
ٱلْمَيِّتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتُخْرِجُve çıkarırsın
ٱلْمَيِّتَölüyü
مِنَdiriden
ٱلْحَىِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتَرْزُقُve rızıklandırırsın
مَنkimseyi
تَشَآءُdilediğin
بِغَيْرِolmaksızın
حِسَابٍۢhesap

Kudretinin göstergelerinden biri de geceyi gündüze geçirirsin. Böylece gündüz vakti uzar. Gündüzü gecenin içine sokarsın ki, böylece gece uzar. Kâfirden Mümini, taneden ekini çıkardığın gibi, ölüden diriyi çıkarırsın. Tavuktan yumurtayı, müminden kâfiri çıkardığın gibi diriden ölüyü çıkarırsın. Sen, dilediğini geniş bir şekilde hesapsızca ve sayısızca rızıklandıransın. 

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

لَّا يَتَّخِذِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۖ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىْءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُوا۟ مِنْهُمْ تُقَىٰةًۭ ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

Müminler, Müminleri bırakıp kâfirleri veli/dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Dönüş Allah’adır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّاedinmesin
يَتَّخِذِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُؤْمِنُونَMü'minler
ٱلْكَٰفِرِينَkafirleri
أَوْلِيَآءَdost
مِنbırakıp
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُؤْمِنِينَinananları
وَمَنve kim
يَفْعَلْyaparsa
ذَٰلِكَböyle
فَلَيْسَkalmaz (değildir)
مِنَAllah ile
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىbir şey (dostluğu)
شَىْءٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآancak başka
أَنkorunmanız
تَتَّقُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُمْonlardan
تُقَىٰةًۭ(gelebilecek) tehlikeden
وَيُحَذِّرُكُمُve sizi sakındırır
ٱللَّهُAllah
نَفْسَهُۥkendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
وَإِلَىve Allah'adır
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمَصِيرُdönüş

Ey Müminler! Sakın Müminleri bırakıp da sevip, yardım ederek kâfirleri veli/dost edinmeyin. Kim bunu yaparsa, Allah’tan uzaklaşmış, Allah da ondan uzaklaşmıştır. Ancak onların hükümranlığında olmanız ve size gelebilecek tehlikelerden korunmanız başkadır. Onlara karşı düşmanlığı gizlemekle birlikte onların eziyetlerinden korunmak için onlara karşı yumuşak söz söylemenizde ve yumuşak davranmanızda bir sıkıntı yoktur. Allah, sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Sakın O'na isyan ederek gazabına uğramayın. Kıyamet günü amellerinin karşılığını kendilerine vermek üzere kulların dönüşü sadece Allah’adır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

قُلْ إِن تُخْفُوا۟ مَا فِى صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ ۗ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

De ki: İçinizdekini gizleseniz de açıklasanız da onu Allah bilir. Göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın her şeye de gücü yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنeğer
تُخْفُوا۟gizleseniz
مَاolanı
فِىgöğüslerinizde
صُدُورِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْveya
تُبْدُوهُaçığa vursanız onu
يَعْلَمْهُonu bilir
ٱللَّهُAllah
وَيَعْلَمُve bilir
مَاolanı
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve olanı
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah
عَلَىٰher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٍۢşeye
قَدِيرٌۭkadirdir

Ey Peygamber! De ki: Allah'ın yasakladığı şeylerden olan kâfirleri dost edinmek gibi hususları içinizde gizleseniz de açıklasanız da Allah, onu bilir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍۢ مُّحْضَرًۭا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍۢ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًۭا ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ ۗ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

Herkes, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında bulacağı o gün isteyecek ki, kötülükleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Allah kullarına karşı da çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَO gün
تَجِدُbulacaktır
كُلُّher
نَفْسٍۢnefis
مَّاşeyleri
عَمِلَتْyaptığı
مِنْhayırdan
خَيْرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّحْضَرًۭاhazır
وَمَاve şeyleri
عَمِلَتْişlediği
مِنkötülükten
سُوٓءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَوَدُّister
لَوْkeşke olsa
أَنَّonunla (kötülükle)
بَيْنَهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَبَيْنَهُۥٓkendisi arasında
أَمَدًۢاbir mesafe
بَعِيدًۭاuzak
وَيُحَذِّرُكُمُve sizi sakındırıyor
ٱللَّهُAllah
نَفْسَهُۥkendisin(in emirlerine karşı gelmek)den
وَٱللَّهُAllah
رَءُوفٌۢşefkatlidir
بِٱلْعِبَادِkulllarına

Kıyamet günü, her nefis hiçbir eksiklik olmaksızın hayır olarak yaptığı ameller ile karşılaşacaktır. Kötü ameller yapanlar ise işlediği kötü ameller ile kendisi arasında büyük bir zaman farkı olmasını temenni edecektir. Onun bu temenni ettiği nasıl olacak! Allah, sizi, kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Günah işleyerek kendinizi O'nun gazabına sokmayın. Allah, kullarına çok merhametlidir. Bundan dolayı Allah, sizi uyarmakta ve korkutmaktadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ ٱللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

De ki: Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنeğer
كُنتُمْsiz
تُحِبُّونَseviyorsanız
ٱللَّهَAllah'ı
فَٱتَّبِعُونِىbana uyun ki
يُحْبِبْكُمُsizi sevsin
ٱللَّهُAllah da
وَيَغْفِرْve bağışlasın
لَكُمْsizin
ذُنُوبَكُمْgünahlarınızı
وَٱللَّهُAllah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Ey Peygamber! De ki: Eğer gerçekten Allah'ı seviyorsanız açık ve gizli olarak benim getirdiğime tabi olun. Böylece Allah'ın sevgisine nail olursunuz ve O, sizin günahlarınızı bağışlar. Allah, kullarından O'na tövbe edenleri çokça bağışlayandır, onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْكَٰفِرِينَ

De ki: Allah’a ve Rasûlüne itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kâfirleri sevmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَطِيعُوا۟ita'at edin
ٱللَّهَAllah'a
وَٱلرَّسُولَve Elçiye
فَإِنeğer
تَوَلَّوْا۟dönerlerse
فَإِنَّmuhakkak ki
ٱللَّهَAllah
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكَٰفِرِينَkafirleri

Ey Peygamber! De ki: Emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından kaçınarak Allah’a ve resulüne itaat edin! Eğer bundan yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kendi emrine ve resulünün emrine muhalefet etmeleri sebebiyle kâfirleri sevmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

۞ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحًۭا وَءَالَ إِبْرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمْرَٰنَ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini ve İmran Ailesi'ni toplumlar üzerine seçkin kıldı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّelbette
ٱللَّهَAllah
ٱصْطَفَىٰٓseçip üstün kıldı
ءَادَمَAdem'i
وَنُوحًۭاve Nuh'u
وَءَالَve ailesini
إِبْرَٰهِيمَİbrahim
وَءَالَve ailesini
عِمْرَٰنَİmran
عَلَىüzerine
ٱلْعَٰلَمِينَalemler

Allah, Âdem -aleyhisselam-'ı seçti ve meleklerini ona secde ettirdi. Nuh -aleyhisselam-'ı seçti ve O'nu yeryüzündeki ilk resul kıldı. İbrâhîm -aleyhisselam-'ı seçti ve peygamberliği onun neslinde kalıcı kıldı. İmrân ailesini seçti ve bunları kendi zamanlarının halkına üstün kıldı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

ذُرِّيَّةًۢ بَعْضُهَا مِنۢ بَعْضٍۢ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Bunlar birbirlerinin soylarından gelen bir nesildir. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذُرِّيَّةًۢtüreyen nesil(ler)dir
بَعْضُهَاbazısı (birbirinden)
مِنۢbazısından
بَعْضٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah
سَمِيعٌişitendir
عَلِيمٌbilendir

İşte isimleri zikredilmiş olan bu peygamberler ve bunların yoluna tabi olanlar var ya; bunlar Allah'ı birlemede ve salih amel işlemekte birbirlerinin soylarından gelen nesildir. Bunlar, faziletleri ve güzel ahlakı birbirlerine miras olarak bırakırlar. Allah, kullarının sözlerini hakkıyla işiten ve yaptıkları amelleri hakkıyla bilendir. Bunun içindir ki O, onlardan dilediğini tercih eder ve dilediğini seçer.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًۭا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Hani İmran’ın karısı: "Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden bunu kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin." demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
قَالَتِdemişti ki
ٱمْرَأَتُkarısı
عِمْرَٰنَİmran'ın
رَبِّRabbim
إِنِّىşüphesiz ben
نَذَرْتُadadım
لَكَsana
مَاolanı
فِىkarnımda
بَطْنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُحَرَّرًۭاtam hür olarak
فَتَقَبَّلْkabul buyur
مِنِّىٓbenden
إِنَّكَşüphesiz
أَنتَsen
ٱلسَّمِيعُişitensin
ٱلْعَلِيمُbilensin

Ey Peygamber! Hatırla! Hani bir gün Meryem -aleyhisselam-'ın annesi ve aynı zamanda İmrân’ın karısı: "Rabbim! Ben, karnımdakini halisane bir şekilde senin rızan için ve her şeyden azatlı bir kul olarak senin evine hizmet etmesi için sana adadım. Bunu benden kabul buyur. Şüphe yoktur ki sen, duamı hakkıyla işiten ve benim niyetimi hakkıyla bilensin." demişti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ ۖ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

Onu doğurunca da: "Rabbim! Ben, kız doğurdum. (Hâlbuki Allah, neyi doğuracağını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, O’nu da, onun soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
وَضَعَتْهَاonu doğurunca
قَالَتْşöyle söyledi
رَبِّRabbim
إِنِّىşüphesiz ben
وَضَعْتُهَآonu doğurdum
أُنثَىٰbir kız
وَٱللَّهُAllah
أَعْلَمُbilirken
بِمَا(onun) ne
وَضَعَتْdoğurduğunu
وَلَيْسَve değildir
ٱلذَّكَرُerkek
كَٱلْأُنثَىٰkız gibi
وَإِنِّىdoğrusu ben
سَمَّيْتُهَاona adını verdim
مَرْيَمَMeryem
وَإِنِّىٓşüphesiz ben
أُعِيذُهَاonu ısmarlıyorum
بِكَsana
وَذُرِّيَّتَهَاve soyunu
مِنَşeytan(ın şerri)nden
ٱلشَّيْطَٰنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرَّجِيمِkovulmuş

Hamilelik süresi tamamlanınca karnındakini doğurdu ve özür diler bir şekilde -karnında taşıdığının erkek olmasını arzuluyordu- şöyle dedi: Ey Rabbim! Ben, onu kız doğurdum. Hâlbuki Allah, onun neyi doğuracağını en iyi bilendir. Onun temenni ettiği erkek yaratılış ve güç olarak ona verilen kız gibi değildi. Sonra şöyle dedi: "Adını Meryem koydum, onu da onun soyunu da senin rahmetinden kovulmuş olan şeytandan sana sığındırıyorum." dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍۢ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًۭا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا ۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا ٱلْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًۭا ۖ قَالَ يَٰمَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَا ۖ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Rabbi, onu güzel bir kabul ile kabul etti ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da ona bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse, O’nun yanında bir yiyecek bulurdu: Meryem, bu sana nereden geldi? dediğinde, o şöyle cevap verirdi: Bu, Allah katından! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız rızık bağışlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَقَبَّلَهَاkabul buyurdu onu
رَبُّهَاRabbi
بِقَبُولٍkabulle (şekilde)
حَسَنٍۢgüzel bir
وَأَنۢبَتَهَاve onu yetiştirdi
نَبَاتًاbir bitki (gibi)
حَسَنًۭاgüzel
وَكَفَّلَهَاve onun bakımını üstlendi
زَكَرِيَّاZekeriyya da
كُلَّمَاher
دَخَلَgirdiğinde
عَلَيْهَاonun yanına
زَكَرِيَّاZekeriyya
ٱلْمِحْرَابَmihraba
وَجَدَbulurdu
عِندَهَاyanında
رِزْقًۭاbir rızık
قَالَderdi
يَٰمَرْيَمُEy Meryem
أَنَّىٰnereden?
لَكِsana
هَٰذَاbu
قَالَتْ(O da) derdi
هُوَBu
مِنْkatından
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يَرْزُقُrızık verir
مَنkimseye
يَشَآءُdilediği
بِغَيْرِolmaksızın
حِسَابٍhesap

Allah, onun bu adağını güzel bir kabul ile kabul etti, onu güzel bir şekilde yetiştirdi ve onun kalbinin üzerine kullarından salih kimselerin şefkatinden koydu. Zekeriya -aleyhisselam-'ı da onu bakmakla görevlendirdi. Zekeriya ne zaman yanına, onun bulunduğu ibadet mahalline girse yanında kolay elde edilmiş ve güzel yiyecek bulur ve Meryem'e hitaben: "Ey Meryem! Sana bu rızık nereden geldi?" dediğinde Meryem cevap olarak şöyle derdi: "Bu rızık, Allah katındandır! Doğrusu Allah, dilediği kimseye hesapsız olarak bol rızık bağışlar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ ۖ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةًۭ طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

Zekeriya orada Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından tertemiz bir soy ver! Sen duayı en iyi bir şekilde işitensin." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُنَالِكَorada
دَعَاdu'a etti
زَكَرِيَّاZekeriyya
رَبَّهُۥRabbine
قَالَdedi ki
رَبِّRabbim
هَبْver
لِىbana
مِنkatından
لَّدُنكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذُرِّيَّةًۭbir nesil
طَيِّبَةًtemiz
إِنَّكَşüphesiz sen
سَمِيعُişitensin
ٱلدُّعَآءِdu'ayı

Zekeriya -aleyhisselam-, İmran'ın kızı Meryem'e Allah Teâlâ'nın alışılmış olarak verdiğinden farklı olarak ona rızık verdiğini gördü. Kendisi yaşı ilerlemiş, hanımı da kısır olduğu halde Allah'ın ona bir çocuk vermesini ümit ederek şöyle dedi: "Ey Rabbim bana güzel bir evlat ver! Muhakkak ki sen, dua edenin duasını işitir ve onun duasına icabet edersin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌۭ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًۭا وَحَصُورًۭا وَنَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

(Zekeriya) mabedde namaz kılarken melekler ona: “Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler!” diye seslendiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَنَادَتْهُona seslendiler
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُmelekler
وَهُوَve O (Zekeriyya)
قَآئِمٌۭdurup
يُصَلِّىnamaz kılarken
فِىmabedde
ٱلْمِحْرَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُبَشِّرُكَsana müjdeler
بِيَحْيَىٰYahya'yı
مُصَدِّقًۢاdoğrulayıcı
بِكَلِمَةٍۢbir kelimeyi
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَسَيِّدًۭاve efendi
وَحَصُورًۭاve nefsine hakim
وَنَبِيًّۭاve bir peygamber olacak
مِّنَiyilerden
ٱلصَّٰلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Zekeriya -aleyhisselam-, ibadet mekanında, namazda, kıyamda iken melekler ona seslenerek şöyle dediler: Allah, seni doğacak ve ismi Yahyâ olacak olan bir evlat ile müjdeliyor. Allah'tan bir kelimeyi Meryem'in oğlu İsâ’yı doğrulayıcı olması -ki o Allah tarafından bir kelime olarak özel bir yaratılış ile yaratılmıştır- bu çocuk (Yahyâ) ilimde ve ibadette kavminin efendisi, nefsini kadınlara yaklaşmak gibi şehevî arzularından engellemesi, zamanını Rabbine ibadete ayırması ve -yine- salihlerden bir peygamber olması ile bilinmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌۭ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌۭ ۖ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

"Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak?" dedi. Allah: "Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar!" buyurdu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
رَبِّRabbim
أَنَّىٰnasıl?
يَكُونُolur
لِىbenim
غُلَٰمٌۭoğlum
وَقَدْhalbuki
بَلَغَنِىَbana gelip çatmış
ٱلْكِبَرُihtiyarlık
وَٱمْرَأَتِىve karım da
عَاقِرٌۭkısırken
قَالَ(Allah) dedi
كَذَٰلِكَöyle (ama)
ٱللَّهُAllah
يَفْعَلُyapar
مَاşeyi
يَشَآءُdilediği

Melekler, Yahya -aleyhisselam- ile müjdelediği zaman Zekeriya -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken (doğuramayacak halde iken) nasıl benim bir oğlum olacak!" dedi. Allah, onun bu sözüne cevap olarak şöyle buyurdu: "Senin yaşlı olduğun ve eşinin de kısır olduğu halde Yahya'nın yaratılması; Allah'ın normal yaratmasının tersine olağan üstü yaratışı gibidir. Çünkü Allah, her şeye kadirdir, hikmeti ve ilmi ile dilediğini yapar!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةًۭ ۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًۭا ۗ وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًۭا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ

Zekeriyya: “Ey Rabbim! Bana bir işaret göster” diye niyaz etti. Allah da: "Senin delilin, üç gün insanlarla işaretle anlaşmak dışında hiç konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam, sabah tesbih et!" buyurdu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi di
رَبِّRabbim
ٱجْعَلo halde ver
لِّىٓbana
ءَايَةًۭbir alamet
قَالَ(Allah) dedi ki
ءَايَتُكَsenin alametin
أَلَّاkonuşamamandır
تُكَلِّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّاسَinsanlarla
ثَلَٰثَةَüç
أَيَّامٍgün
إِلَّاbaşka
رَمْزًۭاişaretten
وَٱذْكُرve an
رَّبَّكَRabbini
كَثِيرًۭاçok
وَسَبِّحْve (O'nu) tesbih et
بِٱلْعَشِىِّakşam
وَٱلْإِبْكَٰرِve sabah

Zekeriyya: “Ey Rabbim! Hanımımın benden hamile kalacağına dair bana bir işaret göster” diye niyaz etti. Allah da: "Senin talep ettiğin delil şudur ki: Herhangi bir rahatsızlığın olmadığı halde insanlar ile üç gün üç gece boyunca işaret ve benzeri şeylerle anlaşmak dışında hiç konuşmamaktır." dedi. "O halde sen, gecenin sonunda ve başında Allah'ı çokça zikret ve tespih et."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَإِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصْطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلْعَٰلَمِينَ

Hani bir zamanlar da melekler şöyle demişlerdi: "Ey Meryem! Allah seni seçip tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْbir zaman
قَالَتِdemişti ki
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُMelekler
يَٰمَرْيَمُEy Meryem
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
ٱصْطَفَىٰكِseni seçti
وَطَهَّرَكِve temizledi
وَٱصْطَفَىٰكِve seni üstün kıldı
عَلَىٰüzerine
نِسَآءِkadınları
ٱلْعَٰلَمِينَdünyaların

Ey peygamber! Hani bir zamanlar meleklerin, Meryem -aleyhisselam-'a şöyle dediklerini hatırla: "Ey Meryem! Allah seni, senin vasıflanmış olduğun övgüye değer özellikler sebebi ile seçti. Seni eksikliklerden temizledi ve seni yaşadığın zamandaki dünya kadınlarına üstün kıldı."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

يَٰمَرْيَمُ ٱقْنُتِى لِرَبِّكِ وَٱسْجُدِى وَٱرْكَعِى مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

"Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, rükû edenlerle birlikte rükû et!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰمَرْيَمُEy Meryem
ٱقْنُتِىdivan dur
لِرَبِّكِRabbine
وَٱسْجُدِىve secde et
وَٱرْكَعِىve (huzurunda) eğil
مَعَberaber
ٱلرَّٰكِعِينَeğilenlerle

Ey Meryem! Namazda kıyamını uzun tut! Rabbine secde et ve kullarından salih kimselerin rükû ettiği gibi rükû edenlerle birlikte rükû et.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ ۚ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُونَ أَقْلَٰمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

(Ey Peygamber!) Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura çekerlerken) sen yanlarında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَbunlar
مِنْhaberlerindendir
أَنۢبَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْغَيْبِgörünmez alemin
نُوحِيهِvahyettiğimiz
إِلَيْكَsana
وَمَاsen değildin
كُنتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَدَيْهِمْonların yanında
إِذْzaman
يُلْقُونَattıkları
أَقْلَٰمَهُمْ(kur'a) oklarını
أَيُّهُمْhangisi
يَكْفُلُkefil olacak (diye)
مَرْيَمَMeryem'e
وَمَاsen değildin
كُنتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَدَيْهِمْyanlarında
إِذْzaman
يَخْتَصِمُونَbirbirleriyle çekiştikleri

Zekeriyya ve Meryem -aleyhimesselam-'dan sana zikretmiş olduklarımız, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ey Peygamber! O âlimler ve salih kimseler, hangisinin Meryem'in yetiştirilmesi hakkında daha çok hak sahibi olduğu konusunu tartışırlarken sen onların yanlarında değildin. Öyle ki onlar kalemlerini koyarak kura çekmişler ve Zekeriya -aleyhisselam-'ın kalemi çıkmış ve kurayı kazanmıştı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

إِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍۢ مِّنْهُ ٱسْمُهُ ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًۭا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Melekler demişti ki: Ey Meryem! Allah sana adı Mesih Meryemoğlu İsa olan, dünya ve ahirette itibarlı ve öncülerden/mukarrebinden olacak kendisinden bir kelimeyi (İsa’yı) müjdeliyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
قَالَتِdemişti
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُMelekler
يَٰمَرْيَمُEy Meryem
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُبَشِّرُكِseni müjdeliyor
بِكَلِمَةٍۢbir kelime ile
مِّنْهُkendisinden
ٱسْمُهُonun adı
ٱلْمَسِيحُMesih'dir
عِيسَىÎsa
ٱبْنُoğlu
مَرْيَمَMeryem
وَجِيهًۭاyüzdedir (şereflidir)
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette
وَمِنَve (Allah'a) yakın olanlardandır
ٱلْمُقَرَّبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Peygamber! Meleklerin; Ey Meryem! Muhakkak ki Allah seni, babasız bir evlat ile müjdelemektedir. O, Allah'tan bir kelimedir, dediklerini hatırla. Allah, ona "Ol" demiş, o da Allah'ın izni ile bir çocuk oluvermişti. Bu çocuğun ismi, Meryemoğlu İsâ'dır. Onun dünyada ve ahirette yüce bir makamı vardır. Allah Teâlâ'ya yakınlaştırılmış olan kimselerdendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًۭا وَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

O, insanlarla beşikte iken de yetişkin iken de konuşacaktır ve o, salihlerden biridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيُكَلِّمُve konuşacak
ٱلنَّاسَinsanlara
فِىbeşikte
ٱلْمَهْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَهْلًۭاve yetişkinlikte
وَمِنَve iyilerden olacaktır
ٱلصَّٰلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

O, insanlarla küçük bir çocuk iken henüz konuşma vaktinden önce konuşacaktır. Aynı şekilde gücü ve erkekliği kemale ermiş büyük bir kimse iken de konuşmuş, dinî ve dünyevi işlerinde onların hayrına olan şeyleri haber vermiştir. Yine o, sözlerinde ve amellerinde salihlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌۭ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌۭ ۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ ۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًۭا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Meryem, şöyle dedi: "Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?" (Melek şöyle cevap verdi:) "İşte böyle! Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasını isterse ona “ol” der ve o da hemen oluverir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdedi ki
رَبِّRabbim
أَنَّىٰnasıl
يَكُونُolur
لِىbenim
وَلَدٌۭçocuğum
وَلَمْbana dokunmamışken
يَمْسَسْنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَشَرٌۭbir beşer
قَالَdedi
كَذَٰلِكِböyledir
ٱللَّهُAllah
يَخْلُقُyaratır
مَاşeyi
يَشَآءُdilediği
إِذَاzaman
قَضَىٰٓistediği
أَمْرًۭاbir şey(in olmasını)
فَإِنَّمَاsadece
يَقُولُder
لَهُۥona
كُنol'
فَيَكُونُo da oluverir

Meryem, kocası olmaksızın bir çocuk sahibi olacağına şaşırarak şöyle dedi: Helâl ya da haram olarak bana bir beşer yakınlaşmamışken nasıl çocuğum olabilir? (Melek ona şöyle dedi:) İşte böyle! Allah senin için babasız bir çocuk yarattığı gibi alışılmışın ve olağanın tersine bir şekilde de istediğini yaratır. O, bir işin olmasını istediği zaman ona: “Ol” der ve o da hemen oluverir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَيُعَلِّمُهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ

O’na kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيُعَلِّمُهُve ona öğretecektir
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَٱلْحِكْمَةَve Hikmeti
وَٱلتَّوْرَىٰةَve Tevrat'ı
وَٱلْإِنجِيلَve İncil'i

Allah ona yazmayı, doğru söz söylemeyi, söz ve amellerde başarılı olmayı öğretendir. Aynı şekilde O'na Musa -aleysisselam-'a indirdiği kitap olan Tevrat'ı ve indireceği İncil'i öğretendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنِّى قَدْ جِئْتُكُم بِـَٔايَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ أَنِّىٓ أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ وَأُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمْ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Ben size Rabbinizden bir ayet ile geldim. Ben size, çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üfleyeceğim. Allah’ın izniyle, o hemen kuş oluverecektir. Allah’ın izniyle kör ve (cildi) alacalı olan (hastaları) iyileştirir ve ölüleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. Eğer Müminler iseniz bunda sizin için bir delil vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَسُولًاve bir elçi (şöyle diyen)
إِلَىٰoğullarına
بَنِىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
أَنِّىben
قَدْdoğrusu
جِئْتُكُمsize getirdim
بِـَٔايَةٍۢbir mu'cize
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنِّىٓben
أَخْلُقُyaratırım
لَكُمsizin için
مِّنَçamurdan
ٱلطِّينِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَهَيْـَٔةِşeklinde bir şey
ٱلطَّيْرِkuş
فَأَنفُخُüflerim
فِيهِona
فَيَكُونُhemen oluverir
طَيْرًۢاbir kuş
بِإِذْنِizniyle
ٱللَّهِAllah'ın
وَأُبْرِئُve iyileştiririm
ٱلْأَكْمَهَkörü
وَٱلْأَبْرَصَve alacalıyı
وَأُحْىِve diriltirim
ٱلْمَوْتَىٰölüleri
بِإِذْنِizniyle
ٱللَّهِAllah'ın
وَأُنَبِّئُكُمve size haber veririm
بِمَاne
تَأْكُلُونَyediğinizi
وَمَاve ne
تَدَّخِرُونَbiriktirdiğinizi
فِىevlerinizde
بُيُوتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّelbette
فِىbunda
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَءَايَةًۭbir ibret vardır
لَّكُمْsizin için
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّؤْمِنِينَinanıyor

Allah, -işte böylece- onu, İsrailoğulları'na resul olarak göndermiştir. O, (İsa -aleyhisselam-) şöyle demiştir: Ben size gönderilmiş olan bir elçiyim. Size, benim peygamberliğime delalet eden alametler ile geldim. Bu alametler: Ben size çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıp ona üfleyeceğim. Allah’ın izniyle, o hemen canlı bir kuş oluverecektir. Doğuştan kör olan kimseyi iyileştireceğim ve o hemen görecektir. Alaca hastalığı olanın cildi eski haline geri gelecektir. Aynı şekilde ölüleri de (Allah'ın izni ile) dirilteceğim. Bunların hepsi Allah'ın izni ile olmaktadır. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. Size haber verdiğim bu büyük şeyleri yapmaya hiçbir beşer güç yetiremez. Bütün bunlar, zikredilen alametlerin benim size Allah tarafından bir elçi olarak gönderildiğime dair açık delil olmasından dolayıdır. Eğer iman etmeyi istiyor ve delilleri tasdik ediyorsanız bu böyledir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَمُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ ۚ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمُصَدِّقًۭاve doğrulayıcı olarak
لِّمَاşeyi
بَيْنَbenden önce gelen
يَدَىَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَTevrat'ı
ٱلتَّوْرَىٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلِأُحِلَّve helal kılmak için
لَكُمsize
بَعْضَbazı
ٱلَّذِىşeyleri
حُرِّمَharam kılınan
عَلَيْكُمْsize
وَجِئْتُكُمve size getirdim
بِـَٔايَةٍۢbir mu'cize
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱتَّقُوا۟o halde korkun
ٱللَّهَAllah'tan
وَأَطِيعُونِve bana ita'at edin

Aynı şekilde benden önce Tevrat'ta indirilen şeyleri doğrulamak için geldim. Bir kolaylık ve bir hafifletme olarak daha önce size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere geldim. Yine size söylediklerimin doğruluğuna delalet eden açık delillerle geldim. Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan korkun ve sizi davet ettiğim şeylerde bana itaat edin!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Âl-i İmrân Sûresi, 200 ayetiyle Hz. Meryem'in ailesini ve tevhid inancını merkeze alır; adını Meryem'in babası İmrân'dan alır. Sûrenin önemli bir bölümü, Uhud Savaşı'nın ardından müminlere sabır, sebat ve Allah'a tevekkül dersleri verir; bir başka bölümü ise Necran heyetiyle yapılan tartışmalar bağlamında Hz. İsa'nın konumunu ve Ehl-i Kitap'la ortak söz (kelime-i sevâ) çağrısını (âyet 64) ele alır. Sûrede ayrıca Allah'ın mülk ve hükümranlığını anlatan 26-27. ayetler ile kalbin sağlamlığı için yapılan "Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ" duası (âyet 8) yer alır.

Ana Temalar

  • Tevhid ve Ehl-i Kitap'la diyalog
  • Uhud Savaşı sonrası sabır ve sebat
  • Hz. Meryem ve Zekeriyya kıssası
  • Allah'ın mülk ve hükümranlığı (26-27. ayetler)
  • Sağlam iman için dua (8. ayet)

Ne Zaman Okunur?

Sûrenin belirli bir zorunlu okuma vakti yoktur. Bir hadis rivayetinde Bakara ve Âl-i İmrân'ın birlikte okunmasının kıyamet günü okuyanına şefaatçi olacağı aktarılır (Sahîh-i Müslim); bu rivayet genel bir teşvik olarak anlaşılmalı, kesin bir sonuç vaadi olarak değil.

Sûreyi iki ana eksende takip etmek

Âl-i İmrân'ın ilk yarısı vahyin güvenilirliği, Hz. Meryem'in ailesi ve Hz. Îsâ hakkında gelişen tartışmalar üzerinden inanç dilini kurar. İkinci yarı ise Uhud tecrübesiyle aynı inancın kriz anında nasıl sınandığını gösterir. Bu iki bölüm ayrı konular gibi görünse de ortak soruyu taşır: İnsan doğruyu bildiğini söylediğinde, baskı ve kayıp karşısında o bilgi davranışa dönüşebiliyor mu?

Uhud bölümünü yalnız savaş tarihi olarak okumamak

Uhud ayetleri askerî ayrıntıdan çok karar verme, söylenti, itaat, çıkar beklentisi ve moral çöküşü üzerinde durur. "Neden yenildiler?" sorusunun yanında, hatadan sonra topluluğun nasıl toparlanacağı da işlenir. Bu nedenle bölüm, güncel bir tartışmada karşı tarafı suçlamak için değil; kurumların ve bireylerin başarısızlık sonrasında dürüst muhasebe, merhamet ve yeniden sorumluluk alma biçimini düşünmek için okunmalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Âl-i İmrân Sûresi hangi olayı anlatır?

Sûrenin önemli bir bölümü, Uhud Savaşı'nın ardından müminlere sabır, sebat ve Allah'a tevekkül dersleri verir. Bir başka bölümü ise Necran heyetiyle yapılan tartışmalar bağlamında Hz. İsa'nın konumunu ve Ehl-i Kitap'la ortak söz (kelime-i sevâ) çağrısını (âyet 64) ele alır.

Bakara ve Âl-i İmrân birlikte okunursa ne olur?

Bir hadis rivayetinde (Sahîh-i Müslim) Bakara ve Âl-i İmrân'ın birlikte okunmasının kıyamet günü okuyanına şefaatçi olacağı aktarılır. Bu rivayet genel bir teşvik olarak anlaşılmalıdır; kesin bir sonuç vaadi değildir.

Âl-i İmrân Sûresi adını nereden alır?

Sûre, Hz. Meryem'in ailesini ifade eden "İmrân ailesi" terkibinden adını alır. Hz. Meryem'in annesinin adağı, Meryem'in yetişmesi, Hz. Zekeriyyâ'nın duası ve Hz. Îsâ'nın doğumu sûrenin önemli bir bölümünü oluşturur.

Âl-i İmrân 64. ayetteki "ortak söz" nedir?

Ayet, Ehl-i Kitap'a Allah'tan başkasına kulluk etmemek, hiçbir şeyi O'na ortak koşmamak ve insanları ilâhlaştırmamak temelinde bir buluşma çağrısı yapar. Farklılıkları gizleyen yüzeysel bir uzlaşma değil, tevhid konusunda açık ve ilkeli bir davettir.

Uhud Savaşı Âl-i İmrân'da neden ayrıntılı anlatılır?

Uhud, emre itaat, disiplin, söylenti, korku ve dünyevî beklentilerin toplumsal sonucu üzerinden değerlendirilir. Amaç yalnız geçmişteki bir yenilgiyi kaydetmek değil, hatayla karşılaşan bir topluluğun suçlama yerine muhasebe ve sebat geliştirmesini öğretmektir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar