Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Âl-i İmrân Sûresi 101–150. Ayetler

101–150. AyetlerSayfa 3 / 4
101

وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمْ رَسُولُهُۥ ۗ وَمَن يَعْتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدْ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Size Allah’ın ayetleri okunur dururken, üstelik Allah'ın peygamberi de aranızda bulunurken nasıl olurda inkâra saparsınız ? Her kim Allah’a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَيْفَve nasıl?
تَكْفُرُونَinkar edersiniz
وَأَنتُمْve üstelik size
تُتْلَىٰokunmakta
عَلَيْكُمْsize
ءَايَٰتُayetleri
ٱللَّهِAllah'ın
وَفِيكُمْve aranızda iken
رَسُولُهُۥO'nun Elçisi
وَمَنve kim
يَعْتَصِمsarılırsa
بِٱللَّهِAllah'a
فَقَدْmuhakkak ki o
هُدِىَiletilmiştir
إِلَىٰyola
صِرَٰطٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّسْتَقِيمٍۢdoğru

İman üzere sebat etmeniz için en büyük sebep sizinle beraberken nasıl olur da Allah'a iman ettikten sonra onu inkâr edersiniz? Allah'ın ayetleri size okunuyor ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- bu ayetleri size açıklıyor. Kim Allah'ın kitabına ve resulünün sünnetine sımsıkı sarılırsa, Allah o kimseyi hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yolda muvaffak kılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

102

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca Müslümanlar olarak can verin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟korkun
ٱللَّهَAllah'tan
حَقَّhakkıyla
تُقَاتِهِۦO'na yaraşır biçimde
وَلَاölmeyin
تَمُوتُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
وَأَنتُمsiz
مُّسْلِمُونَmüslümanlar olmak

Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Hakkıyla Rabbinizden korkun. Bu da ancak emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak, nimetlerine şükretmek ile olur. Sizler bu hal üzere devam edin ve ölüm size gelene kadar dininize sımsıkı sarılın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

103

وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًۭا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ ۚ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءًۭ فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًۭا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍۢ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱعْتَصِمُوا۟ve yapışın
بِحَبْلِipine
ٱللَّهِAllah'ın
جَمِيعًۭاtopluca
وَلَاayrılmayın
تَفَرَّقُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayın
نِعْمَتَni'metini
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize olan
إِذْhani
كُنتُمْsiz idiniz
أَعْدَآءًۭbirbirinize düşman
فَأَلَّفَ(Allah) uzlaştırdı
بَيْنَarasını
قُلُوبِكُمْkalblerinizin
فَأَصْبَحْتُم(haline) geldiniz
بِنِعْمَتِهِۦٓO'un ni'metiyle
إِخْوَٰنًۭاkardeşler
وَكُنتُمْsiz bulunuyordunuz
عَلَىٰkenarında;
شَفَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حُفْرَةٍۢbir çukurun
مِّنَateşten
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَنقَذَكُم(Allah) sizi kurtardı
مِّنْهَاondan
كَذَٰلِكَböyle
يُبَيِّنُaçıklıyor
ٱللَّهُAllah
لَكُمْsize
ءَايَٰتِهِۦayetlerini
لَعَلَّكُمْumulur ki
تَهْتَدُونَyola gelirsiniz

-Ey Müminler!- Kitaba ve sünnete sımsıkı sarılın. Sizi ayrılığa düşürecek işlere kalkışmayın. Allah'ın sizin üzerindeki nimetlerini hatırlayın. İslam'dan önce en ufak sebeplerden dolayı birbirinizle savaşan düşmanlar idiniz. Bunun akabinde (Allah) İslam ile kalplerinizi bir araya topladı. O'nun lütfu ile birbirine rahmet eden, nasihat eden din kardeşi oldunuz. Bundan önce küfrünüz sebebiyle cehenneme girmeye çok yakındınız. Allah sizi İslam ile bundan kurtardı ve size imanın yolunu gösterdi. Allah size bunu beyan ettiği gibi dünya ve ahirette durumunuzu düzeltecek şeyleri de açıkladı ki, doğru yolu bulup istikamet üzere ilerleyesiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

104

وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌۭ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلْتَكُنolsun
مِّنكُمْiçinizden
أُمَّةٌۭbir topluluk
يَدْعُونَçağıran
إِلَىhayra
ٱلْخَيْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَأْمُرُونَve emreden
بِٱلْمَعْرُوفِiyiliği
وَيَنْهَوْنَve men'eden
عَنِkötülükten
ٱلْمُنكَرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلْمُفْلِحُونَkurtuluşa erenlerdir

-Ey Müminler!- Sizin içinizden Allah'ın sevdiği bütün hayırlara davet eden, aklın güzel gördüğü ve dinin gösterdiği iyiliği emredip, aklın kötü gördüğü ve dinin yasakladığı münkerden men eden bir topluluk bulunsun. Bu sıfatlarla vasıflananlar; işte onlar, dünya ve ahirette tam bir şekilde kurtuluşa erenlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

105

وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاolmayın
تَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَٱلَّذِينَgibi
تَفَرَّقُوا۟bölünüp
وَٱخْتَلَفُوا۟ve ihtilaf edenler
مِنۢsonradan
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاkendilerine geldikten
جَآءَهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبَيِّنَٰتُaçık deliller
وَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
لَهُمْ(evet) onlar için vardır
عَذَابٌbir azab
عَظِيمٌۭbüyük

-Ey Müminler!- Kitap ehli gibi ayrılığa düşüp hizip ve gruplara ayrılanlardan olmayın. Kendilerine Allah Teâlâ'dan apaçık deliller geldiğinde dinlerinde ayrılığa düştüler. İşte bu adı geçen kimseler için Allah katından büyük bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

106

يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌۭ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌۭ ۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

Bir takım yüzlerin parladığı ve bir takım yüzlerin de karardığı o günde yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyleyse, kâfir olduğunuz için tadın azabı (denir).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَO gün
تَبْيَضُّağarır
وُجُوهٌۭ(bazı) yüzler
وَتَسْوَدُّkararır
وُجُوهٌۭ(bazı) yüzler
فَأَمَّاo zaman
ٱلَّذِينَkimselere
ٱسْوَدَّتْkararan
وُجُوهُهُمْyüzleri
أَكَفَرْتُمinkar ettiniz ha? (denilir)
بَعْدَsonra
إِيمَٰنِكُمْinanmanızdan
فَذُوقُوا۟öyle ise tadın
ٱلْعَذَابَazabı
بِمَاkarşılık
كُنتُمْetmenize
تَكْفُرُونَinkar

Kıyamet gününde bu büyük azapla karşılaşırlar. İman ehlinin yüzleri sevinç ve mutluluktan ağaracak ve kâfirlerin yüzleri de hüzün ve kederden dolayı kararacaktır. Bu büyük günde yüzleri kararacak olanları azarlamak için şöyle denilecektir: Tasdik edip ikrar ettikten sonra Allah'ı birlemeyi ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmama adına sizden aldığı sözü inkâr mı ettiniz? Küfrünüzden dolayı Allah'ın sizin için hazırladığı azabını tadın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

107

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِى رَحْمَةِ ٱللَّهِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَمَّاise
ٱلَّذِينَkimseler
ٱبْيَضَّتْağaran
وُجُوهُهُمْyüzleri
فَفِىiçindedirler
رَحْمَةِrahmeti
ٱللَّهِAllah'ın
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Yüzleri ağaranların kalacağı yer Naim cennetleridir. Orada ebedî kalacaklardır. Oradaki nimetler ne zail olur, ne de değişikliğe uğrar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

108

تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ ۗ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًۭا لِّلْعَٰلَمِينَ

İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, âlemlerdeki hiçbir kimseye zulmetmek istemez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تِلْكَişte onlar
ءَايَٰتُayetleridir
ٱللَّهِAllah'ın
نَتْلُوهَاonları okuyoruz
عَلَيْكَsana
بِٱلْحَقِّgerçek ile
وَمَاAllah
ٱللَّهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُرِيدُistemez
ظُلْمًۭاzulmetmek
لِّلْعَٰلَمِينَalemlere

-Ey Peygamber!- Allah'ın vaadini ve tehdidini içeren, haberlerinde doğru, hükümlerinde adaletli olan ayetlerini okuyoruz. Allah, alemlerdeki hiçbir kimseye zulmetmek istemez. Bilakis ona kendi eliyle kazandığından başka azap etmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

109

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِلَّهِAllah'ındır
مَاolanlar
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve olanlar
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِلَىve Allah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تُرْجَعُdöndürülür
ٱلْأُمُورُbütün işler

Göklerde ve yerde ne varsa, mülkü yalnızca Allah Teâlâ'ya aittir. Mutlak olarak emretmek ve yaratmak da O'na aittir. Bütün mahlukatın işleri Allah Teâlâ'ya döner. Herkese hak ettiği ölçüde karşılığını verir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

110

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ ۗ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ لَكَانَ خَيْرًۭا لَّهُم ۚ مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كُنتُمْsiz oldunuz
خَيْرَen hayırlı
أُمَّةٍbir ümmet
أُخْرِجَتْçıkarılmış
لِلنَّاسِinsanlar için
تَأْمُرُونَemrediyorsunuz
بِٱلْمَعْرُوفِiyiliği
وَتَنْهَوْنَmen'ediyorsunuz
عَنِkötülükten
ٱلْمُنكَرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتُؤْمِنُونَve inanıyorsunuz
بِٱللَّهِAllah'a
وَلَوْeğer
ءَامَنَinanmış olsaydı
أَهْلُehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
لَكَانَelbette olurdu
خَيْرًۭاhayırlı
لَّهُمkendileri için
مِّنْهُمُonlardan
ٱلْمُؤْمِنُونَinananlar da var
وَأَكْثَرُهُمُama çokları
ٱلْفَٰسِقُونَyoldan çıkmışlardır

-Ey Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmeti!- İman ve amel bakımından Allah'ın insanlar için çıkardığı en hayırlı ve en faydalı ümmetsiniz. Aklın güzel gördüğü ve dinin gösterdiği iyiliği emredip, aklın kötü gördüğü ve dinin yasakladığı münkerden men ediyorsunuz. Amellerinizin tasdik ettiği kesin bir imanla Allah'a iman ediyorsunuz. Eğer Yahudi ve Hristiyanlardan olan kitap ehli, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etselerdi, bu onların dünya ve ahireti için daha hayırlı olurdu. Kitap ehlinden Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiğine iman edenlerin sayısı azdır. İşte onların büyük bir çoğunluğu Allah'ın dini ve şeriatinden çıkan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

111

لَن يَضُرُّوكُمْ إِلَّآ أَذًۭى ۖ وَإِن يُقَٰتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ ٱلْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ

Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَنsize zarar veremezler
يَضُرُّوكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآdışında
أَذًۭىincitme
وَإِنeğer
يُقَٰتِلُوكُمْsizinle savaşsalar (bile)
يُوَلُّوكُمُsize dönüp kaçarlar
ٱلْأَدْبَارَarkalarını
ثُمَّsonra
لَاonlara yardım da edilmez
يُنصَرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Müminler!- Onlar size ne kadar düşmanlık etseler de dininize, canlarınıza ve size zarar veremezler. Ancak dininize saldırarak, sizinle alay ederek ve buna benzer durumlarla size eziyet edebilirler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, hezimete uğramış bir şekilde önünüzden kaçarlar. Hiçbir şekilde size karşı onlara yardım edilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

112

ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا۟ إِلَّا بِحَبْلٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍۢ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّۢ ۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

Onlar (Yahudiler) nerede bulunsalar, Allah'ın ipine (ahdine) ve insanların ipine (emanına) sığınanlar müstesna, onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah'tan bir gazaba uğramışlardır ve onlara miskinlik damgası vurulmuştur. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerinin inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberlerini öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ضُرِبَتْvurulmuştur
عَلَيْهِمُonlara
ٱلذِّلَّةُalçaklık (damgası)
أَيْنَnerede
مَاbulunsalar
ثُقِفُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak hariç
بِحَبْلٍۢahdine (ipine)
مِّنَAllah'ın
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَحَبْلٍۢve ahdine (ipine)
مِّنَ(inanan) insanların
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَبَآءُوve uğradılar
بِغَضَبٍۢgazabına
مِّنَAllah'ın
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَضُرِبَتْve vuruldu
عَلَيْهِمُüzerlerine
ٱلْمَسْكَنَةُmiskinlik (damgası)
ذَٰلِكَböyledir
بِأَنَّهُمْçünkü onlar
كَانُوا۟inkar ediyorlar
يَكْفُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَقْتُلُونَöldürüyorlardı
ٱلْأَنۢبِيَآءَpeygamberleri
بِغَيْرِhaksız yere
حَقٍّۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَböyledir
بِمَاçünkü
عَصَوا۟isyan etmişlerdi
وَّكَانُوا۟ve haddi aşıyorlardı
يَعْتَدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Nerede olursa olsunlar, Yahudileri aşağılık ve zelillik kuşatmıştır. Onlar, Allah Teâlâ'dan bir ahde veya bir emana yahut insanlardan bir emana sığınmadıkça emniyette olmazlar. Allah'ın gazabına uğradılar, ihtiyaç ve yoksulluk onları kuşattı. Bunların sebebi Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri ve zulüm ederek peygamberlerini öldürmeleridir. Aynı zamanda Allah'ın sınırlarını aşmaları ve itaatsizlikleri başlarına gelenlerin sebebidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

113

۞ لَيْسُوا۟ سَوَآءًۭ ۗ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ أُمَّةٌۭ قَآئِمَةٌۭ يَتْلُونَ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ

Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onlardan; geceleri Allah’ın ayetlerini okuyup duran, secdeye kapanan bir topluluk vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَيْسُوا۟(ama) hepsi değildir
سَوَآءًۭaynı
مِّنْehlinden
أَهْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكِتَٰبِKitap
أُمَّةٌۭbir topluluk vardır
قَآئِمَةٌۭayakta duran
يَتْلُونَokuyarak
ءَايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
ءَانَآءَsaatlerinde
ٱلَّيْلِgece
وَهُمْve onlar
يَسْجُدُونَsecdeye kapanırlar

Ehlikitaptan herkesin durumu bir değildir. Bilakis onlardan Allah'ın dini üzere müstakim olanlar vardır. Allah'ın emir ve yasaklarını uygularlar. Gece Allah'ın ayetlerini okur ve Allah için namaz kılarlar. Bu topluluk, Nebi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gönderilmesinden önce yaşamıştır. Bu topluluktan Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesine yetişenler ise Müslüman olmuştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

114

يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Onlar, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler. İyiliği emreder, kötülükten men eder, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُؤْمِنُونَinanırlar
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَيَأْمُرُونَve emreder
بِٱلْمَعْرُوفِiyiliği
وَيَنْهَوْنَve men'ederler
عَنِkötülükten
ٱلْمُنكَرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُسَٰرِعُونَve koşarlar
فِىhayır işlerine
ٱلْخَيْرَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
مِنَiyilerdendir
ٱلصَّٰلِحِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onlar kesin bir şekilde Allah'a ve ahiret gününe iman ederler. İyiliği ve hayrı emreder, kötülüğü ve şerri yasaklar, hayır işlerinde acele eder ve ibadet mevsimlerini en iyi şekilde değerlendirirler. İşte onlar, Allah'ın bu sıfatlarla vasıflanmış, niyet ve amelleri salih olan kullarındandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

115

وَمَا يَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ فَلَن يُكْفَرُوهُ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

Yaptıkları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Allah muttakileri çok iyi bilmektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve şeyler
يَفْعَلُوا۟yapacakları
مِنْiyilikten
خَيْرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَنinkar edilmeyecektir
يُكْفَرُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُŞüphesiz Allah
عَلِيمٌۢbilmektedir
بِٱلْمُتَّقِينَ(günahlardan) korunanları

Onlar az ya da çok ne hayır işlerlerse sevabı zayi olmayacak ve ecri eksilmeyecektir. Allah emirlerini yerine getiren ve yasaklarından sakınan takva sahiplerini hakkıyla bilmektedir. Yapmış oldukları ameller O'na gizli kalmaz. O, buna göre size karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

116

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًۭٔا ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۚ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Kâfirlerin ne malları ne evlatları Allah’a karşı bir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَنyarar sağlamayacaktır
تُغْنِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُمْonlara
أَمْوَٰلُهُمْmalları
وَلَآne de
أَوْلَٰدُهُمevladları
مِّنَkarşı
ٱللَّهِAllah'a
شَيْـًۭٔاhiçbir şey
وَأُو۟لَٰٓئِكَve onlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلنَّارِateş
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Şüphesiz ki Allah'ı ve resullerini inkâr edenlerin ne malları ne de evlatları Allah'a karşı onlara bir fayda sağlamaz. Allah'ın azabını onlardan geri çevirmediği gibi rahmetine de götürmez. Bilakis onların kederini ve azabını arttırır. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada devamlı kalacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

117

مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍۢ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍۢ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ ۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmiş değildir, aksine onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَثَلُdurumu
مَاşeylerin (malların)
يُنفِقُونَharcadıkları
فِىbu
هَٰذِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَيَوٰةِdünya
ٱلدُّنْيَاhayatında
كَمَثَلِbenzer
رِيحٍۢbir rüzgara
فِيهَاkendisine
صِرٌّdondurucu
أَصَابَتْvurup
حَرْثَekinine
قَوْمٍۢbir topluluğun
ظَلَمُوٓا۟zulmeden
أَنفُسَهُمْnefislerine
فَأَهْلَكَتْهُonu mahveden
وَمَاonlara zulmetmedi
ظَلَمَهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
وَلَٰكِنْfakat
أَنفُسَهُمْonlar kendi kendilerine
يَظْلِمُونَzulmediyorlardı

Kâfirlerin hayır yolunda infakta bulundukları ve sevabını bekledikleri harcamaların misali; kendilerine günah ve diğer şeylerle zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Bu rüzgâr onların ekinlerine zarar vermiştir. İnfak etmiş oldukları şeylerden çok, hayır ümit etmişlerdir. Aynı bu rüzgârın ekine zarar verip ondan faydalanamadıkları gibi, küfürleri de ümitvar oldukları amellerin sevaplarını yok eder. Allah Teâlâ onlara zulmetmekten münezzehtir. Ancak onlar Allah'ı inkâr edip resullerini yalanladıklarından dolayı kendi nefislerine zulmetmişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

118

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ بِطَانَةًۭ مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًۭا وَدُّوا۟ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ ٱلْبَغْضَآءُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ وَمَا تُخْفِى صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ ۚ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

Ey iman edenler! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri (nefret) ise daha da büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız size âyetleri açıkladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاedinmeyin
تَتَّخِذُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِطَانَةًۭkendinize dost
مِّنkendinizden başkasını
دُونِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاonlar sizi geri durmazlar
يَأْلُونَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَبَالًۭاbozmaktan
وَدُّوا۟isterler
مَاşeyleri
عَنِتُّمْsize sıkıntı verecek
قَدْdoğrusu
بَدَتِtaşmaktadır
ٱلْبَغْضَآءُöfke
مِنْonların ağızlarından
أَفْوَٰهِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاşeyler (kin) ise
تُخْفِىgizledikleri
صُدُورُهُمْgöğüslerinde
أَكْبَرُdaha büyüktür
قَدْelbette
بَيَّنَّاaçıkladık
لَكُمُsize
ٱلْءَايَٰتِayetleri
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
تَعْقِلُونَdüşünüyor

-Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar!- Müminlerin dışındakileri dost ve arkadaş edinmeyin. Sırlarınızı ve özel hallerinizi onlara haber vermeyin. Onlar sizin zarar görmeniz ve halinizin kötüleşmesini arzulamada asla geri durmazlar. Size meşakkat ve zarar veren şeylerin olmasını temenni ederler. Onların dininizi kötülemeleri, aleyhinizde konuşmaları, sırlarınızı ifşa etmeleri, düşmanlık ve nefretleri konuşmalarında apaçık ortaya çıkar. Onların kalplerinde gizledikleri nefret daha da büyüktür. -Ey Müminler!- Dünya ve ahirette maslahatınıza olacak şeyleri apaçık delillerle size açıkladık. Şayet Rabbinizden size indirileni akledebiliyorsanız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

119

هَٰٓأَنتُمْ أُو۟لَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ عَضُّوا۟ عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ ۚ قُلْ مُوتُوا۟ بِغَيْظِكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “iman ettik” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هَٰٓأَنتُمْişte siz
أُو۟لَآءِöyle kimselersiniz ki
تُحِبُّونَهُمْonları seversiniz
وَلَاhalbuki onlar sizi sevmezler
يُحِبُّونَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَتُؤْمِنُونَve inanırsınız
بِٱلْكِتَٰبِKitabın
كُلِّهِۦhepsine
وَإِذَاzaman
لَقُوكُمْsizinle karşılaştıkları
قَالُوٓا۟derler
ءَامَنَّاinandık
وَإِذَاve zaman
خَلَوْا۟yalnız kaldıkları
عَضُّوا۟ısırırlar
عَلَيْكُمُsize karşı
ٱلْأَنَامِلَparmak uçlarını
مِنَöfkeden
ٱلْغَيْظِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
مُوتُوا۟ölün
بِغَيْظِكُمْöfkenizden
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَلِيمٌۢbilir
بِذَاتِözünü
ٱلصُّدُورِgöğüslerin

İşte sizler - Ey Müminler!- O topluluğu seviyor ve onlar için hayır murat ediyorsunuz. Onlar ise sizi sevmiyor ve sizin için hayır murat etmiyorlar. Bilakis size buğuz ediyorlar. Sizler bütün kitaplara, onlara indirilen kitaba bile iman ediyorsunuz. Onlar ise yüce Allah'ın sizin peygamberinize indirdiği kitaba iman etmiyorlar. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman dilleri ile: " İman ettik" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında sizin birlik olmanız, söz birliğiniz ve İslam'ın izzetine duydukları kin ve öfkeden ve içinde bulundukları zilletten dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. -Ey Peygamber!- O topluluğa de ki: Öfke ve kederinizden ölene kadar olduğunuz halde kalın. Şüphesiz ki Allah, kalplerdeki iman ve küfrü, hayır ve şerri hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

120

إِن تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌۭ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌۭ يَفْرَحُوا۟ بِهَا ۖ وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌۭ

Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah, onların yaptıklarını tam olarak kuşatmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنeğer
تَمْسَسْكُمْsize dokunsa
حَسَنَةٌۭbir iyilik
تَسُؤْهُمْonları tasalandırır
وَإِنve eğer
تُصِبْكُمْsize dokunsa
سَيِّئَةٌۭbir kötülük
يَفْرَحُوا۟sevinirler
بِهَاona
وَإِنeğer
تَصْبِرُوا۟sabreder
وَتَتَّقُوا۟ve korunursanız
لَاsize zarar vermez
يَضُرُّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَيْدُهُمْonların tuzağı
شَيْـًٔاhiçbir şekilde
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
بِمَاşeyleri
يَعْمَلُونَonların yaptıkları
مُحِيطٌۭkuşatmıştır

-Ey Müminler!- Size evlat ve malın artması ya da düşmana karşı galebe çalma gibi bir nimet gelse, onlara hüzün ve keder isabet eder. Size evlat ve malın azlığı ya da düşmanın galip gelmesi gibi bir kötülük isabet ederse bundan dolayı sevinir ve başınıza gelen kötülükten dolayı sizinle alay ederler. Eğer Allah'ın kaderi ve emirlerine sabrederseniz, size olan gazabından korunursanız onların hile ve eziyetleri size zarar vermez. Şüphesiz ki Allah, yaptıkları hileleri kuşatmış ve onları, umutları boşa çıkmış olarak döndürecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

121

وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ ٱلْمُؤْمِنِينَ مَقَٰعِدَ لِلْقِتَالِ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Hani sen Müminleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
غَدَوْتَsen erkenden
مِنْailenden
أَهْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تُبَوِّئُayrılmıştın
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minleri
مَقَٰعِدَyerleştiriyordun
لِلْقِتَالِsavaş için
وَٱللَّهُAllah da
سَمِيعٌişitendi
عَلِيمٌbilendi

-Ey Peygamber- Uhud'da müşriklerle savaşmak için günün ilk vakti Medine'den çıktığını hatırla! Öyle ki, Müminleri mevzilere yerleştirdin ve her birine duracağı yeri açıkladın. Allah, söylediklerinizi ve yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

122

إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا ۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

Hani sizden iki topluluk çözülüp dağılmaya yüz tutmuş idi; oysa Allah onların velisi idi. İman edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْo vakit
هَمَّتyüz tutmuştu
طَّآئِفَتَانِiki takım
مِنكُمْsizden
أَنkorkup bozulmaya
تَفْشَلَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُhalbuki Allah
وَلِيُّهُمَاkendilerinin dostu idi
وَعَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلْيَتَوَكَّلِdayansınlar
ٱلْمُؤْمِنُونَinananlar

-Ey Peygamber- Zayıf düştüklerinde Müminlerden Selemeoğulları ve Hariseoğulları'nın başına gelenleri hatırla. Münafıklar dönünce onlar da dönmeye niyet ettiler. Allah savaşta onlara sebat vermekle yardımcı oldu ve niyet ettikleri şeyden onları geri çevirdi. Müminler bütün işlerinde yalnızca Allah'a itimat etsinler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

123

وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدْرٍۢ وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌۭ ۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْnitekim
نَصَرَكُمُsize yardım etmişti
ٱللَّهُAllah
بِبَدْرٍۢBedir'de
وَأَنتُمْve siz
أَذِلَّةٌۭzayıf durumdayken
فَٱتَّقُوا۟O halde korkun
ٱللَّهَAllah'tan
لَعَلَّكُمْumulur ki
تَشْكُرُونَşükredersiniz

Siz güçsüz iken; sayınız ve mühimmatınız az olduğu için Bedir savaşında Allah müşriklere karşı size yardım etmişti. Allah'tan sakının ki, size vermiş olduğu nimetlerine karşılık şükretmiş olasınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

124

إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ أَلَن يَكْفِيَكُمْ أَن يُمِدَّكُمْ رَبُّكُم بِثَلَٰثَةِ ءَالَٰفٍۢ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ

Hani sen Müminlere: “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْO zaman
تَقُولُsen diyordun
لِلْمُؤْمِنِينَmü'minlere
أَلَنsize yetmez mi?
يَكْفِيَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنsize yardım etmesi
يُمِدَّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبُّكُمRabbinizin
بِثَلَٰثَةِüç
ءَالَٰفٍۢbin
مِّنَmelek ile
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُنزَلِينَindirilmiş

-Ey Peygamber- Bedir savaşında müşriklere yardım geleceğini duyduktan sonra Müminleri yerlerinde tutmak için, "Allah -Subhanuhu ve Teâlâ-'nın sizi desteklemek için indirdiği üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?" diye söylediğini hatırla.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

125

بَلَىٰٓ ۚ إِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَيَأْتُوكُم مِّن فَوْرِهِمْ هَٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُم بِخَمْسَةِ ءَالَٰفٍۢ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ

Evet! Sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلَىٰٓevet
إِنeğer
تَصْبِرُوا۟sabrederseniz
وَتَتَّقُوا۟ve korunursanız
وَيَأْتُوكُمüzerinize gelseler
مِّنonlar ansızın
فَوْرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰذَاşu (anda)
يُمْدِدْكُمْsize yardım eder
رَبُّكُمRabbiniz
بِخَمْسَةِbeş
ءَالَٰفٍۢbin
مِّنَmelekle
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُسَوِّمِينَnişanlı

Evet! Şüphesiz ki bu size yeter. Size Allah'tan başka bir yardımın müjdesi şudur: Eğer savaşa sabreder, Allah'tan sakınır iseniz, düşmanlarınıza yardım gelip ansızın üzerinize gelseler bile şüphesiz Rabbiniz kendileri ve atları üzerinde apaçık işaretleri bulunan beş bin melekle size yardım edecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

126

وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ ۗ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

Allah, bu yardımı size sadece müjde olması ve kalplerinizin bununla yatışması için yaptı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاonu yapmaz
جَعَلَهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
إِلَّاancak (yapar)
بُشْرَىٰmüjde olsun diye
لَكُمْsize
وَلِتَطْمَئِنَّve güven bulsun diye
قُلُوبُكُمkalbleriniz
بِهِۦbununla
وَمَاve yoktur
ٱلنَّصْرُyardım
إِلَّاancak( vardır)
مِنْkatında
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
ٱلْعَزِيزِdaima galib
ٱلْحَكِيمِhüküm ve hikmet sahibi

Allah bu yardımı ve meleklerin desteğini ancak size müjde olsun ve kalpleriniz bununla mutmain olsun diye yaptı. Şüphesiz ki gelecek olan yardım haktır. Yardım sadece bilinen sebepler ile elde edilmez. Ancak kimsenin galip gelemeyeceği Azîz olan Allah'ın katından gelen yardım haktır. Takdir ettiklerinde ve din olarak emrettiklerinde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

127

لِيَقْطَعَ طَرَفًۭا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنقَلِبُوا۟ خَآئِبِينَ

Bir de Allah, bu (yardımı) kâfirlerden bir kısmını helâk etsin ya da perişan etsin de ümitsiz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِيَقْطَعَkessin diye
طَرَفًۭاbir kısmını
مِّنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)
أَوْyahut
يَكْبِتَهُمْve perişan etsin de
فَيَنقَلِبُوا۟dönüp gitsinler diye
خَآئِبِينَumutsuz olarak

Allah, Bedir gazvesinde sizin için gerçekleşen bu yardımla, kâfirlerden bir topluluğu savaş ile helak etmek, diğerini de rezil etmek istedi. Böylece onlar hezimete uğrayıp, öfkeye kapılırlar da, zelil ve başarısız olarak geri dönerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

128

لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَٰلِمُونَ

Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَيْسَyoktur
لَكَsenin
مِنَo konuda
ٱلْأَمْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٌ(yapacağın) bir şey
أَوْya
يَتُوبَ(Allah) tevbelerini kabul eder
عَلَيْهِمْonların
أَوْya da
يُعَذِّبَهُمْonlara azab eder
فَإِنَّهُمْşüphesiz onlar (diye)
ظَٰلِمُونَzalimlerdir

Allah’ın resulü Uhud savaşında müşriklerlerin ileri gelenlerinden bazı kimselerin yapmış oldukları şeylerden ötürü onların helak olmaları için beddua etmişti. Yüce Allah ise: "Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur." diyerek uyarmıştı. Bilakis bu iş Allah'a aittir. Allah aranızda hükmedene kadar ya da onları tövbe etmeye muvaffak kılıp Müslüman olana ve yahut da küfürleri üzerine devam edip onlara azap edene kadar sabret. Şüphesiz ki, onlar azabı hak eden zalim kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

129

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِلَّهِve Allah'ındır
مَاolanlar
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve olanlar
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَغْفِرُ(O) bağışlar
لِمَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَيُعَذِّبُve azabeder
مَنdimseye
يَشَآءُdilediği
وَٱللَّهُAllah
غَفُورٌۭçok bağışlayan
رَّحِيمٌۭçok esirgeyendir

Göklerde ve yerde ne varsa yaratma ve yönetmesi Allah'a aittir. Rahmeti ile dilediği kullarının günahlarını bağışlar. Adaleti ile dilediğine azap eder. Allah kullarından tövbe edenleri bağışlar ve onlara karşı merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

130

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًۭا مُّضَٰعَفَةًۭ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
لَاyemeyin
تَأْكُلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرِّبَوٰٓا۟riba
أَضْعَٰفًۭاkat kat
مُّضَٰعَفَةًۭarttırarak
وَٱتَّقُوا۟ve korkun
ٱللَّهَAllah'tan
لَعَلَّكُمْumulur ki
تُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz

Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Cahiliye ehlinin yaptığı gibi borç vermiş olduğunuz ana paranızın üzerine kat kat faiz almaktan sakının. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Umulur ki, dünya ve ahiret için talep ettiğiniz hayra nail olursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

131

وَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

Kâfirler için hazırlanmış ateşten kendinizi koruyun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتَّقُوا۟ve sakının
ٱلنَّارَateşten
ٱلَّتِىٓo ki
أُعِدَّتْhazırlanmıştır
لِلْكَٰفِرِينَkafirler için

Allah'ın kâfirler için hazırladığı ateş ile kendi aranızda korunak edinin. Bu da salih amel işleyip haram olan şeyleri terk etmek ile olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

132

وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Allah'a ve Rasûl'e itaat edin ki, merhamete erdirilesiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَطِيعُوا۟ve ita'at edin
ٱللَّهَAllah'a
وَٱلرَّسُولَve Elçiye
لَعَلَّكُمْumulur ki olursunuz
تُرْحَمُونَmerhamet edilenlerden

Emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından kaçınarak Allah'a ve resulüne itaat edin. Umulur ki, dünya ve ahirette rahmete kavuşursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

133

۞ وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَسَارِعُوٓا۟ve koşun
إِلَىٰbir bağışlanmaya
مَغْفِرَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَنَّةٍve cennete
عَرْضُهَاgenişliği
ٱلسَّمَٰوَٰتُgöklerle
وَٱلْأَرْضُve yer kadar olan
أُعِدَّتْhazırlanmış
لِلْمُتَّقِينَkorunanlar için

Hayırlı amelleri işlemek ve itaat çeşitleri ile Allah'a yaklaşmak için birbirinizle yarışarak, acele edin. Böylece Allah tarafından büyük bir bağışlanmaya nail olur ve genişliği gökler ile yer kadar olan cennete girersiniz. Allah, onu muttaki kulları için hazırlamıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

134

ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

Muttakiler, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يُنفِقُونَinfak ederler
فِىbollukta
ٱلسَّرَّآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلضَّرَّآءِve darlıkta
وَٱلْكَٰظِمِينَyutkunurlar
ٱلْغَيْظَöfke(lerin)i
وَٱلْعَافِينَve affederler
عَنِinsanları
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah da
يُحِبُّsever
ٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

Muttakiler, yokluk ve bollukta mallarını Allah yolunda harcayan, intikam almaya gücü yettiği halde öfkelerine mani olan, kendilerine zulüm edenleri affeden kimselerdir. Allah, bu gibi güzel ahlaka sahip olanları sever.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

135

وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Yine onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve onlar
إِذَاzaman
فَعَلُوا۟yaptıkları
فَٰحِشَةًbir kötülük
أَوْya da
ظَلَمُوٓا۟zulmettikleri
أَنفُسَهُمْnefislerine
ذَكَرُوا۟hatırlayarak
ٱللَّهَAllah'ı
فَٱسْتَغْفَرُوا۟bağışlanmasını dilerler
لِذُنُوبِهِمْgünahlarının
وَمَنve kim
يَغْفِرُbağışlayabilir
ٱلذُّنُوبَgünahları
إِلَّاbaşka
ٱللَّهُAllah'tan
وَلَمْve onlar ısrar etmezler
يُصِرُّوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰşeylerde (hatalarında)
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَعَلُوا۟yaptıkları
وَهُمْonlar
يَعْلَمُونَbile bile

Onlar büyük günah işlediklerinde ya da nefislerinin değerini düşürerek büyük günahların dışında kalan diğer günahları işlediklerinde Allah Teâlâ'yı zikrederler. Allah'ın günahkârlar için tehdidini, muttakiler için vaadini hatırlarlar. Pişmanlık duyarak Rablerinden günahlarını örtmesini ve ondan hesaba çekmemesini talep ederler. Çünkü günahları, Allah'tan başka bağışlayacak bir ilah yoktur. Onlar işledikleri günahlarda ısrar etmeyen kimselerdir. Onlar günahkâr olduklarını bilirler. Şüphesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

136

أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌۭ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

İşte onların mükâfatı Rableri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan Cennetler'dir ki, orada ebedî kalacaklardır. Böyle amel edenlerin mükâfatı pek de güzeldir!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte
جَزَآؤُهُمonların mükafatı
مَّغْفِرَةٌۭbağışlanma
مِّنtarafından
رَّبِّهِمْRableri
وَجَنَّٰتٌۭve cennetlerdir
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَsürekli kalırlar
فِيهَاiçinde
وَنِعْمَve ne güzeldir
أَجْرُücreti
ٱلْعَٰمِلِينَçalışanların

İşte bu övülen vasıflara ve asil özelliklere sahip olanların mükâfatı, Allah'ın günahları örtmesi ve onları bağışlamasıdır. Onlar için ahirette sarayların altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedî kalacaklardır. Allah'a itaat ederek amel edenlerin mükâfatı ne kadar güzeldir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

137

قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌۭ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir. Onun için yeryüzünde gezin de (Allah'ın ayetlerini) yalancıların sonunun ne olduğuna bir bakın!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَدْşüphesiz
خَلَتْuygulanmıştır
مِنsizden önce de
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُنَنٌۭyasalar
فَسِيرُوا۟dolaşın
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱنظُرُوا۟ve görün
كَيْفَnasıl
كَانَolduğunu
عَٰقِبَةُsonunun
ٱلْمُكَذِّبِينَyalanlayıcıların

Uhud günü Müminlerin başına gelenlerden sonra Allah onlara şöyle buyurarak teselli etmiştir: Sizden önce kâfirlerin helak edilmesi hakkında ilahi hüküm gelmiştir. Müminleri imtihan ettikten sonra güzel sonu onlar için getirmiştir. Şimdi yeryüzünde ibret alarak gezip dolaşın da Allah'ı ve resulünü yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunu görün! Diyarları başıboş kaldı ve mülkleri yok oldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

138

هَٰذَا بَيَانٌۭ لِّلنَّاسِ وَهُدًۭى وَمَوْعِظَةٌۭ لِّلْمُتَّقِينَ

Bu (Kur’an), insanlar için bir açıklama, Takvâ sahipleri için bir hidayet ve öğüttür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هَٰذَاbu
بَيَانٌۭbir açıklamadır
لِّلنَّاسِinsanlara
وَهُدًۭىve yol göstermedir
وَمَوْعِظَةٌۭve öğüttür
لِّلْمُتَّقِينَkorunanlara

Bu Kur'an-ı Kerim hakkın beyanı ve bütün insanları batıla karşı uyarmak içindir. O hidayeti gösteren ve muttakileri (günahlardan) alıkoyandır. Çünkü onlar, Kuran'da belirtilen hidayet ve doğru yoldan istifade ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

139

وَلَا تَهِنُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاgevşemeyin
تَهِنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاüzülmeyin
تَحْزَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنتُمُmutlaka siz
ٱلْأَعْلَوْنَüstün geleceksiniz
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّؤْمِنِينَinanıyor

-Ey Müminler!- Acizlik göstermeyin! Uhud günü başınıza gelenlerden dolayı üzülmeyin, bu size yakışmaz. Sizler imanınızdan ötürü üstün olanlarsınız. Şayet Allah'a ve muttaki kullarına vadettiğine iman eden kimseler iseniz, Allah'ın desteği ve yardımını ummanızdan dolayı üstün olan sizlersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

140

إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌۭ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌۭ مِّثْلُهُۥ ۚ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنeğer
يَمْسَسْكُمْsize dokunduysa
قَرْحٌۭbir yara
فَقَدْmuhakkak
مَسَّdokunmuştu
ٱلْقَوْمَo topluluğa da
قَرْحٌۭbir yara
مِّثْلُهُۥbenzeri
وَتِلْكَişte o
ٱلْأَيَّامُgünler
نُدَاوِلُهَاbiz onları çeviririz
بَيْنَarasında
ٱلنَّاسِinsanlar
وَلِيَعْلَمَ(bu) bilmesi içindir
ٱللَّهُAllah'ın
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟inanan(ları)
وَيَتَّخِذَve edinmesi içindir
مِنكُمْsizden
شُهَدَآءَşehidler (şahidler)
وَٱللَّهُAllah
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

-Ey Müminler!- Uhud günü ölüm ve yaralanma gibi musibetler size isabet ettiyse, şüphesiz size isabet eden ölüm ve yaralanma kâfirlere de isabet etti. Allah günleri, Mümin veya kâfir insanlar arasında döndürüp durur. Üstün hikmeti gereği dilediği yardım ve hezimeti onlara ulaştırır. Bu üstün hikmetlerinden bazısı şunlardır. Gerçek Müminlerin münafıklardan ayırt edilip, ortaya koymak ve kendi yolunda şehadet makamına erenlere ikram etmek. Şüphesiz, yüce Allah kendi yolunda yapılması gereken cihadı terk edip, nefislerine zulmeden kimseleri asla sevmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

141

وَلِيُمَحِّصَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَمْحَقَ ٱلْكَٰفِرِينَ

Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve kâfirleri helak etmek için böyle yapar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِيُمَحِّصَve temize çıkarması için
ٱللَّهُAllah'ın
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟inanan(ları)
وَيَمْحَقَve mahvetmesi için
ٱلْكَٰفِرِينَkafirleri

Bu hikmetlerden biri de, müminleri günahlarından arındırmak, saflarını münafıklardan temizlemek ve kâfirleri helak edip yok etmeleri içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

142

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَيَعْلَمَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
حَسِبْتُمْsiz sandınız
أَنgireceğinizi
تَدْخُلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْجَنَّةَcennete
وَلَمَّاbilmeden
يَعْلَمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِينَkimseleri
جَٰهَدُوا۟cihad edenleri
مِنكُمْiçinizden
وَيَعْلَمَ(sınayıp) bilmeden
ٱلصَّٰبِرِينَsabredenleri

-Ey Müminler!- Gerçekten Allah yolunda cihat edenlerin ve başlarına gelen belalara sabredenlerin ortaya çıkması için sınanmadan ve sabır göstermeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

143

وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ ٱلْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan (Uhud'tan) önce (şehitliği) ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْandolsun ki
كُنتُمْsiz
تَمَنَّوْنَarzuluyordunuz
ٱلْمَوْتَölümü
مِنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنonunla karşılaşmadan
تَلْقَوْهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَدْişte
رَأَيْتُمُوهُonu gördünüz
وَأَنتُمْve siz
تَنظُرُونَbakıp duruyorsunuz

-Ey Müminler!- Ölüme götüren sebep ve zorluklarla karşı karşıya gelmeden önce Bedir günü kardeşlerinizin ulaştığı Allah yolundaki şehadete sizler de kavuşmak için kâfirlerle karşılaşmayı temenni ediyordunuz. İşte Uhud günü temenni ettiğiniz şeyi gördünüz ve ona aşikâr olarak bakıp duruyorsunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

144

وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌۭ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ ۚ أَفَإِي۟ن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ ٱنقَلَبْتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ ۚ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيْـًۭٔا ۗ وَسَيَجْزِى ٱللَّهُ ٱلشَّٰكِرِينَ

Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve değildir
مُحَمَّدٌMuhammed
إِلَّاbaşka (bir şey)
رَسُولٌۭbir elçi
قَدْmuhakkak
خَلَتْgelip geçmiştir
مِنondan önce de
قَبْلِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرُّسُلُelçiler
أَفَإِي۟نeğer şimdi
مَّاتَo ölür
أَوْveya
قُتِلَöldürülürse
ٱنقَلَبْتُمْgeriye mi döneceksiniz?
عَلَىٰٓüzerinde
أَعْقَٰبِكُمْökçelerinizin
وَمَنkim
يَنقَلِبْgeriye dönerse
عَلَىٰüzerinde
عَقِبَيْهِökçesi
فَلَنziyan veremez
يَضُرَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهَAllah'a
شَيْـًۭٔاhiçbir
وَسَيَجْزِىve mükafatlandıracaktır
ٱللَّهُAllah
ٱلشَّٰكِرِينَşükredenleri

Muhammed, ancak daha önce yaşayıp, ölmüş ya da öldürülmüş olan Allah'ın resullerinden bir resuldür. Eğer o ölür ya da öldürülürse dininizden dönecek ve cihadı terk mi edeceksiniz? Sizden kim dininden dönerse Allah'a hiçbir zarar veremez. Zira O, izzet ve güç sahibidir. Dinden dönen kimse dünya ve ahiretteki hüsrana kendini maruz bıraktığı için ancak kendi nefsine zarar verir. Dininde sebat göstermeleri ve kendi yolunda cihat etmelerinden dolayı Allah, şükredenleri en güzel şekilde mükâfatlandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

145

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ كِتَٰبًۭا مُّؤَجَّلًۭا ۗ وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلْءَاخِرَةِ نُؤْتِهِۦ مِنْهَا ۚ وَسَنَجْزِى ٱلشَّٰكِرِينَ

Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve yoktur
كَانَhiçbir kişi için
لِنَفْسٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنölmek
تَمُوتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاolmadan
بِإِذْنِizni
ٱللَّهِAllah'ın
كِتَٰبًۭاyazılmıştır
مُّؤَجَّلًۭاbelirli bir süreye göre
وَمَنve kim
يُرِدْisterse
ثَوَابَsevabını (menfaatini)
ٱلدُّنْيَاdünya
نُؤْتِهِۦkendisine veririz
مِنْهَاondan
وَمَنve kim
يُرِدْisterse
ثَوَابَsevabını
ٱلْءَاخِرَةِahiret
نُؤْتِهِۦkendisine veririz
مِنْهَاondan
وَسَنَجْزِىve mükafatlandıracağız
ٱلشَّٰكِرِينَşükredenleri

Bir nefis ancak Allah'ın takdiri ile ölür. Bu da Allah'ın kendisi için yazdığı ve ecel olarak tayin ettiği vakti tamamladıktan sonra olur. Bu vakit ne artar ne de azalır. Kim yapmış olduğu amelinin karşılığını dünyada isterse ona takdir olunan kadarını veririz. Onun ahirette bir nasibi yoktur. Kim de yaptığı amel ile Allah'ın sevabını ahirette isterse ona sevabını veririz. Rablerine şükredenleri en büyük mükâfatla mükâfatlandıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

146

وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّۢ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌۭ فَمَا وَهَنُوا۟ لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا۟ وَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّٰبِرِينَ

Nice peygamberler vardır ki , onunla birlikte bir çok Allah dostları savaştılar . Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler , yılmadılar , boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَأَيِّنnice var ki
مِّنden
نَّبِىٍّۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَٰتَلَçarpıştılar
مَعَهُۥkendileriyle beraber
رِبِّيُّونَRabbani (erenler)
كَثِيرٌۭbirçok
فَمَاyılmadılar
وَهَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِمَآşeylerden
أَصَابَهُمْbaşlarında gelen
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَمَاzayıflık göstermediler
ضَعُفُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاboyun eğmediler
ٱسْتَكَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah
يُحِبُّsever
ٱلصَّٰبِرِينَsabredenleri

Allah'ın peygamberlerinden nice peygamber gelmiştir ki, ona tabi olan birçok topluluk onunla birlikte savaşmıştır. Allah yolunda savaşırken onlara isabet eden ölüm ve yaralanma sebebiyle cihat etmekten korkmamışlardır. Düşmanla savaşmaktan zaafa düşmeyip, boyun eğmemişlerdir. Bilakis sabredip sebat etmişlerdir. Allah, kendi yolunda sıkıntı ve zorluklara sabredenleri sever.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

147

وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit kıl. Kâfir topluma karşı bize yardım et!” demekten ibaretti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve değildi
كَانَsözleri
قَوْلَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآbaşka
أَنdemelerinden
قَالُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبَّنَاRabbimiz
ٱغْفِرْbağışla
لَنَاbizim
ذُنُوبَنَاgünahlarımızı
وَإِسْرَافَنَاve taşkınlığımızı
فِىٓişimizde
أَمْرِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَثَبِّتْve sağlam tut
أَقْدَامَنَاayaklarımızı
وَٱنصُرْنَاbize yardım eyle
عَلَىkarşı
ٱلْقَوْمِtoplumuna
ٱلْكَٰفِرِينَkafirler

Kendilerine bu musibet indiğinde o sabredenlerin sözü ancak: "Rabbimiz günahlarımızı ve işlerimizdeki haddi aşmadan dolayı bizleri bağışla. Düşmanımızla karşılaştığımız esnada ayaklarımızı sabit kıl ve seni inkâr eden topluluğa karşı bize yardım et." demekten ibaretti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

148

فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْءَاخِرَةِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

Bu yüzden Allah onlara dünya sevabını ve ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah ihsan sahiplerini sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَـَٔاتَىٰهُمُonlara verdi
ٱللَّهُAllah (da)
ثَوَابَkarşılığını
ٱلدُّنْيَاdünya
وَحُسْنَve en güzelini
ثَوَابِkarşılığının;
ٱلْءَاخِرَةِahiret
وَٱللَّهُ(çünkü) Allah
يُحِبُّsever
ٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananları

Allah da onlara yardım ederek ve onları kudretli kılarak karşılığını verdi. Ahirette de onlardan razı olarak, Naim cennetlerinde devamlı nimetiyle mükâfatını verdi. Allah, ibadet ve sosyal ilişkilerinde ihsan sahibi olanları sever.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

149

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَٰسِرِينَ

Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız, sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)
إِنeğer
تُطِيعُوا۟ita'at ederseniz
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
يَرُدُّوكُمْsizi çevirirler
عَلَىٰٓüzere
أَعْقَٰبِكُمْarkanız (küfre)
فَتَنقَلِبُوا۟o zaman dönersiniz
خَٰسِرِينَkaybedenlere

Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Kâfir olan Yahudi, Hristiyan ve müşriklerin size emrettiği sapıklıkta onlara itaat ederseniz, iman ettikten sonra sizi eskiden kâfirler olarak üzerinde olduğunuz duruma döndürürler. Dünyada ve ahirette hüsrana uğramış olarak dönersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

150

بَلِ ٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ ۖ وَهُوَ خَيْرُ ٱلنَّٰصِرِينَ

Halbuki sizin mevlanız/yardımcınız Allah’tır. O, yardımcıların en hayırlısıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلِhayır
ٱللَّهُAllah'tır
مَوْلَىٰكُمْMevlanız
وَهُوَve O'dur
خَيْرُen iyisi
ٱلنَّٰصِرِينَyardımcıların

Onlara itaat etseniz bile kâfirler size yardım etmezler. Bilakis düşmanlarınıza karşı sizin yardımcınız Allah'tır. O halde O'na itaat edin. O -Subhânehu ve Teâlâ- yardımcıların en hayırlısıdır. O'ndan başka hiçbir kimseye ihtiyaç duymazsınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir