Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Âl-i İmrân Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 4
51

إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۗ هَٰذَا صِرَٰطٌۭ مُّسْتَقِيمٌۭ

Şüphesiz Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin! Doğru yol budur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
رَبِّىbenim Rabbimdir
وَرَبُّكُمْve sizin de Rabbinizdir
فَٱعْبُدُوهُO'na kulluk edin
هَٰذَاbudur
صِرَٰطٌۭyol
مُّسْتَقِيمٌۭdoğru

Çünkü Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Tek başına ibadet edilmeye ve kendisinden sakınılmaya layık olan da O'dur. Benim, size Allah'a ibadet etmenizi ve O'ndan sakınmanızı emrettiğim, içerisinde hiç eğrilik olmayan dosdoğru yol budur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

۞ فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنْهُمُ ٱلْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۖ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

İsa, onların küfrünü hissedince: "Allah uğrunda bana yardımcı olacak kim vardır?" dedi. Havariler de şöyle cevap verdiler: "Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik, O’na teslim olduğumuza da şahit ol!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّآne zaman ki
أَحَسَّsezdi
عِيسَىٰÎsa
مِنْهُمُonlardan
ٱلْكُفْرَinkarı
قَالَdedi ki
مَنْkimler
أَنصَارِىٓbana yardımcı olacak
إِلَى(yolunda)
ٱللَّهِAllah
قَالَdediler
ٱلْحَوَارِيُّونَHavariler
نَحْنُBiz
أَنصَارُyardımcılarıyız
ٱللَّهِAllah(yolun)un
ءَامَنَّاinandık
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱشْهَدْşahid ol
بِأَنَّاbiz
مُسْلِمُونَmüslümanlarız

İsâ -aleyhisselam- İsrailoğulları'nın küfürde ısrar ettiklerini anlayınca onlara hitaben; "Allah'a davette bana kim yardım edecek?" dedi. İsa -aleyhisselam-'a tabi olanlardan seçkin olan kimseler; "Biz Allah’ın dininin yardımcılarıyız, Allah’a iman ettik ve O'na tabi olduk." dediler. "Ey İsa! Bizim, Allah'ı birleyerek ve O'na itaat ederek boyun eğdiğimize şahit ol!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلْتَ وَٱتَّبَعْنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ

Rabbimiz, indirdiğine iman ettik, peygambere tabi olduk, bizi şahit olanlarla beraber yaz!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبَّنَآRabbimiz
ءَامَنَّاinandık
بِمَآşeye
أَنزَلْتَsenin indirdiğin
وَٱتَّبَعْنَاve uyduk
ٱلرَّسُولَelçiye
فَٱكْتُبْنَاbizi yaz
مَعَberaber
ٱلشَّٰهِدِينَşahidlerle

Havâriler şöyle dediler: "Rabbimiz! İncil'den bize indirdiğine iman ettik ve İsâ -aleyhisselam-'a tabi olduk. Bizleri, sana ve senin resullerine iman edip hakkıyla şahitlik edenlerle beraber kıl!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

وَمَكَرُوا۟ وَمَكَرَ ٱللَّهُ ۖ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ

(İsrailoğulları) tuzak kurdular (ve buna karşılık) Allah da bir tuzak kurdu. Allah, düzen/tuzak kurucuların en hayırlısıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَكَرُوا۟ve tuzak kurdular
وَمَكَرَve tuzak kurdu
ٱللَّهُAllah da
وَٱللَّهُçünkü Allah
خَيْرُen iyi
ٱلْمَٰكِرِينَtuzak kurandır

İsrailoğulları'ndan kâfir olanlar, İsa -aleyhisselam-'ı öldürmeye çalışarak tuzak kurdular. Allah da (bu tuzaklarına karşılık olarak) onları sapıklıkta bırakarak tuzak kurdu ve başka bir adamı İsâ -aleyhisselam-'a benzetti. Allah, tuzak kurucuların en hayırlısıdır. Çünkü düşmanlarına karşı Allah Teâlâ'nın tuzağından daha şiddetlisi yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Allah, İsa’ya şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim. Kâfirlerden seni tertemiz kurtaracağım. Sana tabi olanları kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin/kâfirlerin üstünde tutacağım. Sonra bana döneceksiniz. Sizin aranızda, hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda hüküm vereceğim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
قَالَdemişti
ٱللَّهُAllah
يَٰعِيسَىٰٓEy Îsa
إِنِّىelbette ben
مُتَوَفِّيكَsenin canını alacağım
وَرَافِعُكَve seni yükselteceğim
إِلَىَّbana
وَمُطَهِّرُكَve seni temizleyeceğim
مِنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَفَرُوا۟inkar eden
وَجَاعِلُve tutacağım
ٱلَّذِينَkimseleri
ٱتَّبَعُوكَsana uyan
فَوْقَüstünde
ٱلَّذِينَkimselerim
كَفَرُوٓا۟inkar eden
إِلَىٰkadar
يَوْمِgününe
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
ثُمَّsonra
إِلَىَّbana olacaktır
مَرْجِعُكُمْdönüşünüz
فَأَحْكُمُben hükmedeceğim
بَيْنَكُمْaranızda
فِيمَاşeyler (hakkında)
كُنتُمْsizin
فِيهِonda
تَخْتَلِفُونَayrılığa düştüğünüz

Allah, onlara tuzak kurdu ve İsa -aleyhisselam-'a hitaben şöyle buyurdu: "Ey İsa! Ben seni (şuan) ölüm yaşatmadan kabzedeceğim. Seni, ruhun ve bedeninle birlikte kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerin pisliklerinden temiz tutup onlardan uzaklaştıracağım. Hak din üzere sana tabi olanları -bunun özelliklerinden bir tanesi de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmektir- delil ve izzet ile (destekleyerek) kıyamet gününe kadar kâfirlerden üstünde tutacağım. Sonra kıyamet günü dönüşünüz sadece bana olacak. İhtilaf ettiğiniz konularda sizin aranızda hak ile hüküm vereceğim." diye buyurdu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًۭا شَدِيدًۭا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

O kâfir olanlara gelince, ben onları dünyada da ahirette de en şiddetli bir azaba çarptıracağım ve onların hiçbir yardımcıları da olmayacak.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَمَّاgelince
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden
فَأُعَذِّبُهُمْonlara azabedeceğim
عَذَابًۭاazapla
شَدِيدًۭاşiddetli
فِىdünyada da
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْءَاخِرَةِve ahirette de
وَمَاolmayacaktır
لَهُمonların
مِّنhiçbir
نَّٰصِرِينَyardımcıları da

Seni ve kendilerine getirdiğin hakkı inkâr edenler var ya, onları dünyada öldürme, esir alma ve aşağılama ile şiddetli bir azaba uğratacağım. Ahirette ise onları cehennem azabına uğratacağım. Onlardan azabı savacak bir yardımcıları da olmayacak.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

İman eden ve salih amel işleyenlere ise eksiksiz mükâfatlarını verecektir. Allah, zalimleri sevmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَمَّاgelince
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟inanan
وَعَمِلُوا۟ve yapanlara
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi şeyler
فَيُوَفِّيهِمْ(Allah) tam olarak verecektir
أُجُورَهُمْmükafatlarını
وَٱللَّهُAllah
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Sana ve senin kendilerine getirdiğin hakka iman edip; namaz, zekât, oruç, sıla-i rahim ve diğer salih amelleri işleyenlere gelince, Allah onlara amellerinin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeksizin tam olarak verecektir. Bu söz, gönderileceğini bizzat Mesih'in müjdelediği Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gelmesinden önce Mesih İsa -aleyhisselam-'a tabi olanlar hakkındadır. Allah, zalimleri asla sevmez. Allah Teâlâ'ya ortak koşmak ve O'nun resullerini yalanlamak zulmün en büyüklerindendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

ذَٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ ٱلْءَايَٰتِ وَٱلذِّكْرِ ٱلْحَكِيمِ

(Ey Muhammed!) Bunlar sana okuduğumuz âyetlerden ve hikmet dolu Zikir'dendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَişte bu
نَتْلُوهُokuduğumuz
عَلَيْكَsana
مِنَayetlerden
ٱلْءَايَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلذِّكْرِve Zikir(Kitap)dandır
ٱلْحَكِيمِhikmetli

Sana İsa -aleyhisselam-'ın haberinden okuduklarımız, senin üzerine indirilenlerin doğruluğuna delalet eden apaçık alametlerdendir. O, Allah'tan hakkıyla sakınanlar için bir hatırlatmadır. Batılın kendisine ulaşamayacağı muhkem bir zikirdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَ ۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٍۢ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Allah katında (yaratılış olarak) İsa’nın örneği, Âdem’in örneği gibidir. Kendisini topraktan yaratıp sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
مَثَلَdurumu
عِيسَىٰÎsa'nın
عِندَyanında
ٱللَّهِAllah'ın
كَمَثَلِdurumu gibidir
ءَادَمَAdem'in
خَلَقَهُۥOnu yarattı
مِنtopraktan
تُرَابٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
قَالَdedi ki
لَهُۥona
كُنOl!
فَيَكُونُve oldu

Allah katında İsa -aleyhisselam-'ın yaratılış örneği Âdem’in annesiz ve babasız olarak topraktan yaratılması gibidir. Allah, ona (Âdem'e): "Ol!" dedi, o da Allah Teâlâ'nın dilediği gibi oluverdi. İsa, babasız bir şekilde yaratıldığı halde nasıl olur da delilsiz bir şekilde onun ilah olduğunu iddia ederler. Hâlbuki onlar, Âdem'in babasız ve annesiz olarak yaratılmış olmasıyla beraber onun beşer olduğunu kabul ediyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

Bu gerçek senin Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْحَقُّ(Bu) gerçektir'
مِنRabbinden (gelen)
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَاöyle ise olma
تَكُنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَkuşkulananlardan
ٱلْمُمْتَرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İsa -aleyhisselam- hakkında Rabbinden sana indirilenler, içerisinde hiç şüphe olmayan gerçeklerdir. Sakın bu hususta şüpheyle, tereddüt edenlerden olma! Aksine sana düşen, bulunduğun hak üzerinde sebat etmendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا۟ نَدْعُ أَبْنَآءَنَا وَأَبْنَآءَكُمْ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمْ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰذِبِينَ

Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağıralım. Sonra da dua ederek Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنْkim
حَآجَّكَseninle tartışmaya kalkarsa
فِيهِoun hakkında
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeylerden
جَآءَكَsana gelen
مِنَilimden
ٱلْعِلْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقُلْde ki
تَعَالَوْا۟gelin
نَدْعُçağıralım
أَبْنَآءَنَاoğullarımızı
وَأَبْنَآءَكُمْve oğullarınızı
وَنِسَآءَنَاve kadınlarımızı;
وَنِسَآءَكُمْve kadınlarınızı
وَأَنفُسَنَاve kendimizi
وَأَنفُسَكُمْve kendinizi
ثُمَّsonra
نَبْتَهِلْgönülden la'netle du'a edelim de
فَنَجْعَلatalım (kılalım)
لَّعْنَتَla'netini
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَىüstüne
ٱلْكَٰذِبِينَyalancıların

-Ey Peygamber!- Necrân Hristiyanlarından her kim sana gelen doğru ilimden sonra İsa -aleyhisselam- hakkında, Allah'ın kulu olmadığı iddiası ile seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve sizleri çağıralım ve hepimiz toplanalım. Sonra da dua ederek sizden ve bizden olan yalancılara lanetini indirmesi için Allah'a yalvaralım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْقَصَصُ ٱلْحَقُّ ۚ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek olan kıssalardır. Allah’tan başka (ibadete layık hak) ilah yoktur. Allah, elbette Aziz'dir, Hakim'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
هَٰذَاbudur
لَهُوَ(Îsa hakkındaki) o
ٱلْقَصَصُkıssa (öykü)
ٱلْحَقُّgerçek
وَمَاyoktur
مِنْhiçbir
إِلَٰهٍtanrı
إِلَّاbaşka
ٱللَّهُAllah'tan
وَإِنَّve elbette
ٱللَّهَAllah
لَهُوَO
ٱلْعَزِيزُazizdir (kesin galib)
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

Sana İsa -aleyhissellam- hakkında zikrettiğimiz, içerisinde yalan ve şüphe olmayan gerçek haberdir. Hak olarak ibadet edilecek tek ilah Allah'tır. Şüphesiz ki Allah, mülkünde Azizdir. İdaresinde, işinde ve yaratmasında da Hakîmdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُفْسِدِينَ

Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
تَوَلَّوْا۟dönerlerse
فَإِنَّmuhakkak ki
ٱللَّهَAllah
عَلِيمٌۢbilir
بِٱلْمُفْسِدِينَbozguncuları

Eğer senin getirdiğin şeyden yüz çevirirler ve sana tabi olmazlarsa işte bu, onların bozguncu olmalarındandır. Allah, yeryüzünde bozgunculuk eden kimseleri hakkıyla bilendir ve onları bu yaptıklarına karşılık cezalandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ كَلِمَةٍۢ سَوَآءٍۭ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِۦ شَيْـًۭٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًۭا مِّن دُونِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُولُوا۟ ٱشْهَدُوا۟ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz Müslümanlarız.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
يَٰٓأَهْلَEy ehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
تَعَالَوْا۟gelin
إِلَىٰbir kelimeye
كَلِمَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَوَآءٍۭeşit olan
بَيْنَنَاbizim aramızda
وَبَيْنَكُمْve sizin aranızda
أَلَّاibadet etmeyelim
نَعْبُدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
ٱللَّهَAllah'tan
وَلَاortak koşmayalım
نُشْرِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦO'na
شَيْـًۭٔاhiçbirşeyi
وَلَاedinmeyelim
يَتَّخِذَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعْضُنَاbazımız
بَعْضًاbazımızı
أَرْبَابًۭاtanrılar
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
فَإِنeğer
تَوَلَّوْا۟yüz çevirirlerse
فَقُولُوا۟deyin
ٱشْهَدُوا۟şahid olun
بِأَنَّاşüphesiz biz
مُسْلِمُونَmüslümanlarız

Ey Peygamber! Yahudi ve Hristiyanlardan oluşan kitap ehline de ki: Ey Ehlikitap! Hepimizin eşit olacağı tek bir söz üzerinde bir araya gelelim. İbadette Allah'ı birleyip O'nunla birlikte derecesi ve makamı ne kadar yüce olursa olsun bir başkasına ibadet etmeyelim ve birbirimizi kendisine ibadet edilen ve boyun eğilen Allah'tan başka rabler edinmeyelim. Eğer onlar senin onları hak ve adalet ile davet ettiğin bu şeyden uzaklaşırlarsa -ey Müminler!- deyin ki; şahit olun ki biz Allah Teâlâ'ya teslim olduk ve itaatle O'na boyun eğdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمَآ أُنزِلَتِ ٱلتَّوْرَىٰةُ وَٱلْإِنجِيلُ إِلَّا مِنۢ بَعْدِهِۦٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Ey Ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Tevrat da İncil de şüphesiz ondan sonra indirilmiştir. Akıl etmiyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَهْلَey ehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
لِمَneden
تُحَآجُّونَtartışıyorsunuz
فِىٓhakkında
إِبْرَٰهِيمَİbrahim
وَمَآoysa indirilmiştir
أُنزِلَتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلتَّوْرَىٰةُTevrat
وَٱلْإِنجِيلُve İncil
إِلَّاancak
مِنۢondan sonra
بَعْدِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَفَلَاdüşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Ehlikitap! İbrahim'in dini hakkında niçin tartışıyorsunuz? Yahudiler İbrahim -aleyhisselam-'ın Yahudi olduğunu Hristiyanlar da onun Hristiyan olduğunu iddia ediyorlar. Hâlbuki sizler, Yahudilik ve Hristiyanlığın İbrahim -aleyhisselam-'ın ölümünden çok uzun zaman sonra ortaya çıktığını biliyorsunuz. Sizler bu sözlerinizin batıl olduğunu ve iddialarınızın da hatalı olduğunu akıllarınız ile idrak etmiyor musunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ حَٰجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلْمٌۭ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌۭ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

İşte siz böyle kimselersiniz. İlminiz olan şey hakkında tartışıyorsunuz. Ya ilminiz olmayan şey (İbrahim) hakkında neden tartışırsınız? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هَٰٓأَنتُمْişte siz
هَٰٓؤُلَآءِböylesiniz
حَٰجَجْتُمْtartışıyorsunuz
فِيمَاolan şey
لَكُمsizin
بِهِۦonun (hakkında)
عِلْمٌۭbiraz bilginiz
فَلِمَama neden?
تُحَآجُّونَtartışıyorsunuz
فِيمَاhakkında
لَيْسَolmayan
لَكُمsizin
بِهِۦonun (hakkında)
عِلْمٌۭbilginiz
وَٱللَّهُAllah
يَعْلَمُbilir
وَأَنتُمْve siz
لَاbilmezsiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Ehlikitap! Sizler ilminizin olduğu kendi dininiz ve size indirilen hakkında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile tartıştınız. İlminizin olmadığı, sizin kitaplarınızda olmayan ve peygamberlerinizin de haber vermediği şey olan İbrahim -aleyhisselam- ve dini hakkında neden tartışıyorsunuz ? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz. İşleri ve hakikatini Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

مَا كَانَ إِبْرَٰهِيمُ يَهُودِيًّۭا وَلَا نَصْرَانِيًّۭا وَلَٰكِن كَانَ حَنِيفًۭا مُّسْلِمًۭا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

İbrahim bir Yahudi değildi, bir Hıristiyan da değildi. Fakat, hanif (şirkten uzak) bir Müslümandı. Müşriklerden de değildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاdeğildi
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِبْرَٰهِيمُİbrahim
يَهُودِيًّۭاyahudi
وَلَاne de
نَصْرَانِيًّۭاhıristiyan
وَلَٰكِنfakat
كَانَidi
حَنِيفًۭاdosdoğru
مُّسْلِمًۭاbir müslüman
وَمَاve değildi
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَmüşriklerden
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İbrahim -aleyhisselam- ne Yahudilik ve ne de Hristiyanlık dini üzere idi. Bilakis, o batıl dinlerden yüzünü çevirmiş, hanif (şirkten uzak) Allah Teâlâ'yı birleyen bir Müslümandı. Müşrik arapların iddia ettiği gibi müşriklerden değildi ve onların dinine de asla tabi olmadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

إِنَّ أَوْلَى ٱلنَّاسِ بِإِبْرَٰهِيمَ لَلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ وَهَٰذَا ٱلنَّبِىُّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Doğrusu İbrahim’e en yakın olanlar; ona tabi olanlar ve bu peygambere (Muhammed'e) iman edenlerdir. Allah, Müminlerin velisidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّdoğrusu
أَوْلَىen yakın olanı
ٱلنَّاسِinsanların
بِإِبْرَٰهِيمَİbrahim'e
لَلَّذِينَkimselerdir
ٱتَّبَعُوهُona uyan(lar)
وَهَٰذَاve bu
ٱلنَّبِىُّpeygamber
وَٱلَّذِينَve kimselerdir
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
وَٱللَّهُAllah da
وَلِىُّdostudur
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerin

Şüphesiz İbrahim’e bağlı olma hususunda en çok hak sahibi olan kimseler, İbrahim -aleyhisselam-'ın zamanında onun getirdiğine tabi olanlardır. Yine bu hususta en çok hak sahibi olanlar, Nebî Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ve bu ümmetten ona iman edenlerdir. Allah, müminlerin yardımcısı ve koruyucusudur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

وَدَّت طَّآئِفَةٌۭ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Kitap ehlinden bir kısmı sizi saptırmak isterler. Fakat yalnızca kendilerini yoldan çıkarırlar da bunun farkına varmazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَدَّتistedi ki
طَّآئِفَةٌۭbir grup
مِّنْehlinden
أَهْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكِتَٰبِKitap
لَوْeğer
يُضِلُّونَكُمْsizi saptırsınlar
وَمَاoysa
يُضِلُّونَsaptırıyorlar
إِلَّآsadece
أَنفُسَهُمْkendilerini
وَمَاfarkında değiller
يَشْعُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Müminler! Kitap ehlinden olan Yahudi ve Hristiyan din adamları Allah'ın sizleri ulaştırdığı hak yoldan saptırmayı temenni etmektedirler. Oysa onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar. Çünkü onların müminleri saptırmak için çabalamaları kendilerinin sapkınlığını arttırmaktadır ve onlar yaptıklarının sonucunu da bilmemektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ

Ey Ehl-i kitap! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde, niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَهْلَEy ehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
لِمَniçin?
تَكْفُرُونَinkar ediyorsunuz
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَأَنتُمْve siz
تَشْهَدُونَ(gerçeği) gördüğünüz halde

Ey Yahudi ve Hristiyanlardan oluşan kitap ehli! Allah'ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz. Hâlbuki Muhammed -salallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğine delalet eden Allah'ın ayetleri size indirilmekte ve sizler, onun kitaplarınızın delalet ettiği hak olduğuna şahitlik etmektesiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَلْبِسُونَ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

Ey Ehl-i kitap! Niçin hakla batılı karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَهْلَEy ehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
لِمَniçin
تَلْبِسُونَkarıştırıyorsunuz
ٱلْحَقَّhakkı
بِٱلْبَٰطِلِbatılla
وَتَكْتُمُونَve gizliyorsunuz
ٱلْحَقَّgerçeği
وَأَنتُمْve siz
تَعْلَمُونَbildiğiniz halde

Ey Ehlikitap! Sizler, hak ile batılı, sapıklık ile de hidayeti bildiğiniz halde kitabınızda indirilen hakkı niçin batıl ile karıştırıyorsunuz, onda olan hak ve hidayeti gizliyorsunuz? Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin doğruluğu da sizin sakladığınız hakkın bir kısmıdır. Hâlbuki, siz hakkı batıldan hidayeti de sapıklıktan ayırt edebiliyorsunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

وَقَالَت طَّآئِفَةٌۭ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ ءَامِنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَجْهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكْفُرُوٓا۟ ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Kitap ehlinden bir topluluk: "İman edenlere indirilene günün başında (sabahleyin) iman edin, sonunda (akşamleyin) inkâr edin, belki (dinlerinden) dönerler." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَتve dedi ki
طَّآئِفَةٌۭbir grup
مِّنْehlinden
أَهْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكِتَٰبِKitap
ءَامِنُوا۟inanın
بِٱلَّذِىٓolana
أُنزِلَindirilmiş
عَلَىüzerine
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lara)
وَجْهَönünde
ٱلنَّهَارِgünün
وَٱكْفُرُوٓا۟ve inkar edin
ءَاخِرَهُۥsonunda
لَعَلَّهُمْbelki onlar
يَرْجِعُونَdönerler

Ehlikitap âlimlerinden bir topluluk: "İman edenlere indirilen Kur'an'a gündüzün başında (sabah vakti) görünüşte iman edin ve günün sonunda (akşam vakti) ise inkâr edin. Bu şekilde iman edenler, umulur ki onların dinine iman edip sonra kâfir olmanız sebebiyle şüpheye düşerek ‘’Allah’ın kitabı hakkında bizden daha bilgili oldukları halde ondan döndüler’’ diyerek dinlerinden dönerler dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

وَلَا تُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤْتَىٰٓ أَحَدٌۭ مِّثْلَ مَآ أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَآجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ ۗ قُلْ إِنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌۭ

"Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın” derler. Ey Rasûlüm! De ki: “Doğru yol, Allah'ın yoludur.” Yine onlar şöyle derler: "(Müslümanlardan) Birine, size verilen ilmi (öğretirseniz onlar bu ilmi öğrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)” De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol olan, her şeyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve güvenmeyin
تُؤْمِنُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
لِمَنkimseden
تَبِعَuyan
دِينَكُمْsizin dininize
قُلْde ki
إِنَّşüphesiz
ٱلْهُدَىٰHidayet
هُدَىhidayetidir
ٱللَّهِAllah'ın
أَنverilmesinden (mi?)
يُؤْتَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَحَدٌۭbirine
مِّثْلَbenzerinin
مَآşeyin
أُوتِيتُمْsize verilen
أَوْveya
يُحَآجُّوكُمْ(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)
عِندَhuzurunda
رَبِّكُمْRabbinizin
قُلْde ki
إِنَّşüphesiz
ٱلْفَضْلَLutuf
بِيَدِelindedir
ٱللَّهِAllah'ın
يُؤْتِيهِonu verir
مَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَٱللَّهُAllah'ın
وَٰسِعٌ(lutfu) geniştir
عَلِيمٌۭ(O her şeyi) bilendir

(Yine onlar) Şöyle derler: "Sizin dininize uyanlardan başkasını tasdik etmeyin” Ey Peygamber! De ki: “Hidayete ileten doğru yol, Allah Teâlâ'nın yoludur. Yoksa sizin üzerinde olduğunuz yalan ve inat yolu değildir. Zira sizler onlara gönderilen dine iman etmeniz durumunda Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirmelerinden korktuğunuz için size bahşedilen nimetlerin bir başkasına da verilmesinden çokça korkup, endişe edersiniz. Ey Peygamber! De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu kullarından dilediğine verir. Lütfu ile ihsanda bulunmayı sadece bir ümmetle sınırlı kılmaz. Allah, ihsanı bol ve geniş olan ve bunu kimin hakettiğini hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَخْتَصُّhas kılar
بِرَحْمَتِهِۦRahmetini
مَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَٱللَّهُAllah
ذُوsahibidir
ٱلْفَضْلِlutuf ve ikram
ٱلْعَظِيمِbüyük

Allah rahmetini kullarından dilediğine has kılar. Ona fazlından hidayet, peygamberlik ve çeşitli lütuflarda bulunur. Allah, büyük ve sınırsız lütuf sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

۞ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍۢ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍۢ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَآئِمًۭا ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَيْسَ عَلَيْنَا فِى ٱلْأُمِّيِّۦنَ سَبِيلٌۭ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْehlinden
أَهْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكِتَٰبِKitap
مَنْöylesi (vardır ki)
إِنeğer
تَأْمَنْهُona emanet bıraksan
بِقِنطَارٍۢyüklerle mal
يُؤَدِّهِۦٓonu öder
إِلَيْكَsana
وَمِنْهُمve onlardan
مَّنْöylesi (de vardır ki)
إِنeğer
تَأْمَنْهُona versen
بِدِينَارٍۢbir dinar
لَّاonu ödemez
يُؤَدِّهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
إِلَّاbaşka türlü
مَاsürekli
دُمْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِbaşına
قَآئِمًۭاdikilmeden
ذَٰلِكَbu
بِأَنَّهُمْonların (içindir)
قَالُوا۟dedikleri
لَيْسَyoktur
عَلَيْنَاbize
فِىkarşı
ٱلْأُمِّيِّۦنَümmilere
سَبِيلٌۭbir yol (sorumluluk)
وَيَقُولُونَve söylüyorlar
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
ٱلْكَذِبَyalan
وَهُمْve onlar
يَعْلَمُونَbile bile

Kitap ehlinden; bazı kimseler vardır ki, kendilerine çokça emanet olarak mal versen, o emanet edilen malı sana iade edip, geri verirler. Onlardan, bazıları da vardır ki, az miktarda bir malı kendilerine emanet olarak versen, sıkıştırıp kendisinden istemedikçe o malı sana asla geri vermezler. Bu, onların: "Arapların mallarını haksız bir şekilde yememize karşılık olarak üzerimize bir sorumluluk yoktur, Allah, bize bunu helal kıldı" şeklindeki fasit sözü söylemelerinden kaynaklanmaktadır. Onlar, bu yalanı söylemekte ve bunun Allah'a karşı bir iftira olduğunu bilmektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلَىٰHayır
مَنْkim
أَوْفَىٰyerine getirir
بِعَهْدِهِۦsözünü
وَٱتَّقَىٰve (günahtan) korunursa
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah (da)
يُحِبُّsever
ٱلْمُتَّقِينَkorunanları

Gerçek onların dediği değildir. Aksine onların üzerine bir günah vardır. Fakat kim, Allah'a ve resulüne iman etmek için verdiği sözünü tutar, insanlara karşı olan sözünü yerine getirir ve emaneti geri verirse, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'tan sakınmış olur. Muhakkak ki Allah, sakınanları sever ve sakınmalarından dolayı onlara mükâfatın en güzelini verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَأَيْمَٰنِهِمْ ثَمَنًۭا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَا خَلَٰقَ لَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Allah’a verdikleri sözü ve ettikleri yeminlerini az bir pahaya değiştirenlere gelince, onların ahirette bir nasibi olmayacaktır. Allah, kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler (var ya)
يَشْتَرُونَsatanlar
بِعَهْدِverdikleri sözü
ٱللَّهِAllah'a
وَأَيْمَٰنِهِمْve yeminlerini
ثَمَنًۭاparaya
قَلِيلًاaz bir
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَاyoktur
خَلَٰقَbir payı
لَهُمْonların
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاonlara konuşmayacak
يُكَلِّمُهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
وَلَاbakmayacak
يَنظُرُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْهِمْonlara
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
وَلَاve onları yüceltmeyecektir
يُزَكِّيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَهُمْve onlar için vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı

Allah'ın, kitabında indirdiği ve rasûllerini, kendisi ile gönderdiği vasiyetine tabi olmayı ve Allah'a karşı olan ahitlerini yerine getirmek hususundaki yeminlerini az bir dünya metaı karşılığında değiştirenler var ya, işte onların ahirette sevap olarak bir nasipleri yoktur. Allah onlar ile kendilerini sevindirecek şekilde konuşmayacak ve kıyamet günü onlara rahmet ile bakmayacaktır. Onları küfürlerinin ve günahlarının kirlerinden arındırmayacaktır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًۭا يَلْوُۥنَ أَلْسِنَتَهُم بِٱلْكِتَٰبِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمَا هُوَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Onların bir kısmı, kitaptan olmadığı halde, sizin kitaptan zannetmeniz için (kitaba bakarak) dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan söylerler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّve şüphesiz
مِنْهُمْonlardan
لَفَرِيقًۭاbir grup (var ki)
يَلْوُۥنَeğip bükerler
أَلْسِنَتَهُمdillerini
بِٱلْكِتَٰبِKitapla
لِتَحْسَبُوهُsiz sanasınız diye
مِنَKitaptan
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَا(halbuki) yoktur
هُوَo
مِنَKitapta
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَقُولُونَve derler
هُوَo
مِنْkatındandır
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَمَاoysa değildir
هُوَo
مِنْkatından
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَيَقُولُونَve söylerler
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
ٱلْكَذِبَyalan
وَهُمْve onlar
يَعْلَمُونَbile bile

Yahudilerden bir grup, Allah tarafından indirilmiş olan Tevrat'tan olmadığı halde,Tevrat'ı okuduklarını zannetmeniz için (kitaba bakarak) dillerini eğip bükerler. Hâlbuki o, Tevrat'tan değildir. Bilakis o, onların yalanlarından ve Allah'a karşı attıkları iftiradandır. Onlar: "Okuduğumuz Allah katından indirilmiştir" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Onlar Allah hakkında yalan söylerler ve onlar Allah ve resulü hakkında söyledikleri yalanları da bilmektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا۟ عِبَادًۭا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُوا۟ رَبَّٰنِيِّۦنَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ ٱلْكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ

Allah'ın, kendisine kitabı, hükmü ve peygamberliği verdiği bir insana (peygambere), “Allah'ı bırakıp bana ibadet edin” demek yaraşmaz. Lakin (her peygamber), “Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabbanî insanlar olunuz” der

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاmümkün değildir
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِبَشَرٍhiçbir insanın
أَنona vermesinden (sonra)
يُؤْتِيَهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
ٱلْكِتَٰبَKitap
وَٱلْحُكْمَhüküm (hikmet)
وَٱلنُّبُوَّةَve peygamberlik
ثُمَّsonra (o kalksın)
يَقُولَdemesi
لِلنَّاسِinsanlara
كُونُوا۟olun
عِبَادًۭاkul(lar)
لِّىbana
مِنbırakıp
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ı
وَلَٰكِنfakat (der ki)
كُونُوا۟olun
رَبَّٰنِيِّۦنَRabbe halis kullar
بِمَاşeyler gereğince
كُنتُمْolduğunuz
تُعَلِّمُونَokuyor
ٱلْكِتَٰبَKitap
وَبِمَاve
كُنتُمْolduğunuz
تَدْرُسُونَöğretiyor

Allah, kendi katından bir kimseye indirilmiş bir kitap verdikten, onu ilim ve anlayış ile rızıklandırdıktan ve kendisini peygamber olarak seçtikten sonra o kimsenin,’’ Allah’ı bırakıp, benim kullarım olun’’ demesi doğru değildir. Fakat, onlara şöyle der: "Kitabı ezberleyerek ve anlayarak ders verdiniz, insanlara indirilmiş olan kitabı öğretmeniz sebebiyle ilimleriyle amel eden âlimler, terbiye ve ıslah eden kimseler olun."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

وَلَا يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَٱلنَّبِيِّۦنَ أَرْبَابًا ۗ أَيَأْمُرُكُم بِٱلْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

O, size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi emretmez. Size, Müslüman olduktan sonra hiç kâfir olmayı emreder mi?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve size emretmez
يَأْمُرَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنdiye
تَتَّخِذُوا۟edinin
ٱلْمَلَٰٓئِكَةَMelekleri
وَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberleri
أَرْبَابًاtanrılar
أَيَأْمُرُكُمsize emreder mi?
بِٱلْكُفْرِinkar etmeyi
بَعْدَsonra
إِذْolduktan
أَنتُمsiz
مُّسْلِمُونَmüslümanlar

Onun size, melekleri ve peygamberleri Allah'tan gayrı olarak ibadet ettiğiniz rabler edinmenizi emretmesi yakışmaz. Siz, Allah'a boyun eğip teslim olduktan sonra onun size Allah'ı inkâr etmenizi emretmesi geçerli olur mu?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّۦنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَٰبٍۢ وَحِكْمَةٍۢ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌۭ مُّصَدِّقٌۭ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ ۚ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى ۖ قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا ۚ قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

Hani, Allah tüm peygamberlerden; “Size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlara: “Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: "Şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" buyurmuştu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve ne zaman
أَخَذَalmıştı
ٱللَّهُAllah
مِيثَٰقَşöyle söz
ٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberlerden
لَمَآelbette
ءَاتَيْتُكُمsize verdim
مِّنKitap
كِتَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَحِكْمَةٍۢve hikmet
ثُمَّsonra
جَآءَكُمْgeldiğinde
رَسُولٌۭbir peygamber
مُّصَدِّقٌۭdoğrulayıcı
لِّمَاbulunan(Kitap)ı
مَعَكُمْyanınızda
لَتُؤْمِنُنَّmutlaka inanacak
بِهِۦona
وَلَتَنصُرُنَّهُۥve ona mutlaka yardım edeceksiniz
قَالَdemişti
ءَأَقْرَرْتُمْbunu kabul ettiniz mi?
وَأَخَذْتُمْve aldınız mı?
عَلَىٰüzerinize
ذَٰلِكُمْbu hususta
إِصْرِىağır ahdimi
قَالُوٓا۟dediler
أَقْرَرْنَاkabul ettik
قَالَdedi
فَٱشْهَدُوا۟o halde tanık olun
وَأَنَا۠ben de
مَعَكُمsizinle beraber
مِّنَtanık olanlardanım
ٱلشَّٰهِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey Peygamber! Hatırla. Hani Allah tüm peygamberlerden; “Size verdiğim, üzerinize indirdiğim her kitap ve öğrettiğim hikmetten sonra, sizden biriniz bir makama ve mevkiye ulaştıktan sonra size benim katımdan elinizdeki kitabı ve hikmeti doğrulayan bir peygamber Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- geldiğinde, ona getirdiği şeyler ile mutlaka iman edecek ve kendisine tabi olarak mutlaka yardım edeceksiniz.” Diye kesin bir söz almıştı. Onlara: "Ey Peygamberler! Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: "Kendi nefislerinize ve ümmetlerinize karşı şahit olun. Ben de size ve onlara karşı sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" diye buyurmuştu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنartık kim
تَوَلَّىٰdönerse
بَعْدَsonra
ذَٰلِكَbundan
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلْفَٰسِقُونَfasıklardır

Kim, Allah ve peygamberlerinin şahitlikleriyle verilen bu kesin sözden sonra yüz çevirirse işte onlar, Allah'ın dininden ve taatinden çıkan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

أَفَغَيْرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبْغُونَ وَلَهُۥٓ أَسْلَمَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًۭا وَكَرْهًۭا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

Allah’ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa, göklerde ve yerde olanların hepsi isteyerek ve isyemeyerek O’na teslim olmuştur. Ve O'na döndürüleceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَغَيْرَbaşkasını mı
دِينِdininden
ٱللَّهِAllah'ın
يَبْغُونَarıyorlar
وَلَهُۥٓoysa O'na
أَسْلَمَteslim olmuştur
مَنolanların hepsi
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerde
طَوْعًۭاisteyerek
وَكَرْهًۭاve(ya) istemeyerek
وَإِلَيْهِve O'na
يُرْجَعُونَdöndürüleceklerdir

Allah'ın dininden ve taatinden çıkan bu kimseler, Allah'ın, kulları için seçtiği dinden -ki o İslam'dır- başka bir din mi istiyorlar? Oysa göklerde ve yerde var olan bütün yaratılmışlar Müminler gibi isteyerek ya da kâfirler gibi istemeyerek de olsa O'na -Allah Subhânehu'ya- boyun eğmişlerdir. Sonra yaratılmışların tamamı kıyamet günü hesap ve ceza için O'na dönecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

قُلْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍۢ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kûb ve torunlarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah'a teslim olanlarız."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
ءَامَنَّاinandık
بِٱللَّهِAllah'a
وَمَآşeye
أُنزِلَindirilen
عَلَيْنَاbize
وَمَآve şeye
أُنزِلَindirilen
عَلَىٰٓİbrahim'e
إِبْرَٰهِيمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'e
وَإِسْحَٰقَve İshak'a
وَيَعْقُوبَve Ya'kub'a
وَٱلْأَسْبَاطِve sıbtlara
وَمَآve şeye
أُوتِىَverilen
مُوسَىٰMusa'ya
وَعِيسَىٰve Îsa'ya
وَٱلنَّبِيُّونَve peygamberlere
مِنtarafından
رَّبِّهِمْRableri
لَاayırım yapmayız
نُفَرِّقُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَيْنَarasında
أَحَدٍۢhiçbirinin
مِّنْهُمْonlar
وَنَحْنُve biz
لَهُۥO'na
مُسْلِمُونَteslim olanlarız

Ey Peygamber! De ki: Biz ilah olarak Allah'a iman ettik ve bize emrettiği şeylerde ona itaat ettik. Yine bize indirmiş olduğu vahye, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a ve Yakup'a ve Yakup'un çocuklarından olan peygamberlere indirilene, Rableri tarafından Musa'ya, İsa'ya verilene ve peygamberlerin hepsine indirilen kitaplara ve ayetlere de iman ettik. Bazılarına iman edip bazılarını inkâr ederek onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Bizler tek olan Allah'a boyun eğdik ve Allah Teâlâ'ya teslim olduk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ ٱلْإِسْلَٰمِ دِينًۭا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bu) ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim
يَبْتَغِararsa
غَيْرَbaşka
ٱلْإِسْلَٰمِİslam'dan
دِينًۭاbir din
فَلَن(bilsin ki) asla
يُقْبَلَ(o din) kabul edilmeyecek
مِنْهُondan
وَهُوَve o
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَkaybedenlerden olacaktır
ٱلْخَٰسِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kim, Allah'ın razı olduğu din olan İslam'dan başka bir din isterse, Allah bunu ondan kabul etmeyecektir. Ve o, ahirette ateşe girerek hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًۭا كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا۟ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّۭ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

İman edip, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra kâfir olan bir topluluğa Allah nasıl hidayet eder? Allah zalim topluma hidayet etmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَيْفَnasıl
يَهْدِىyol gösterir
ٱللَّهُAllah
قَوْمًۭاbir topluma
كَفَرُوا۟inkar eden
بَعْدَsonra
إِيمَٰنِهِمْİman ettikten
وَشَهِدُوٓا۟ve gördükten
أَنَّgerçekten
ٱلرَّسُولَResul'ün
حَقٌّۭhak olduğunu
وَجَآءَهُمُve kendilerine geldikten
ٱلْبَيِّنَٰتُaçık deliller
وَٱللَّهُAllah
لَاdoğru yola iletmez
يَهْدِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمَtoplumu
ٱلظَّٰلِمِينَzalim

Allah'a iman edip, resul Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerinin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine bunların doğru olduğuna delalet eden açık belgeler geldikten sonra Allah, kâfir olan bir kavmi nasıl Allah'a ve resulüne iman etmede muvaffak kılsın! Allah hidayete karşılık sapıklığı tercih eden zalim bir topluluğu iman etmeye muvaffak kılmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

İşte onların cezası, Allah’ın meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte
جَزَآؤُهُمْonların cezası
أَنَّgerçekten
عَلَيْهِمْonların üzerine olmasıdır
لَعْنَةَla'neti
ٱللَّهِAllah'ın
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklerin
وَٱلنَّاسِve insanların
أَجْمَعِينَhepsinin

Batılı tercih eden o zalimlerin cezası, Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lanetinin onların üzerine olmasıdır. Onlar, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmışlar, kovulmuşlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خَٰلِدِينَebedi kalacaklardır
فِيهَاO(la'net)in içinde
لَاhafifletilmeyecek
يُخَفَّفُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُمُonlardan
ٱلْعَذَابُazab
وَلَاve onlara
هُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُنظَرُونَfırsat verilmeyecektir

Onlar cehennemde ebedî olarak kalırlar. Artık onlardan cehennem azabı hafifletilmez ve onlara mazeret sunmaları ve tövbe etmeleri için de mühlet verilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ

Ancak, bu hatalarından sonra tevbe edip, hallerini düzeltenler müstesnadır. Muhakkak ki Allah, çokça affedendir, çokça merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاdışında
ٱلَّذِينَkimseler
تَابُوا۟tevbe eden
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَondan
وَأَصْلَحُوا۟ve uslananlar
فَإِنَّçünkü
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭçok bağışlayan
رَّحِيمٌçok esirgeyendir

Ancak küfürlerinden ve zulümlerinden sonra Allah'a dönenler ve amellerini düzeltenler var ya, işte onlar müstesnadır. Muhakkak ki Allah, kullarından tövbe eden kimseleri bağışlar ve onlara merhamet eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًۭا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ

İman ettikten sonra kâfir olup küfürlerini arttıranların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَonlar ki
كَفَرُوا۟inkar ettiler
بَعْدَsonra
إِيمَٰنِهِمْinandıktan
ثُمَّsonra
ٱزْدَادُوا۟arttı
كُفْرًۭاinkarları
لَّنkabul edilmeyecektir
تُقْبَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَوْبَتُهُمْonların tevbeleri
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlar
ٱلضَّآلُّونَsapıkların ta kendileridir

İman ettikten sonra kâfir olanlar ve ölünceye kadar da küfürlerini (inkârlarını) devam ettirenler var ya, (tevbe) vaktinin gitmesi/geçmesi sebebiyle onların ölüm anındaki tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte Allah Teâlâ'ya ulaştıran dosdoğru yoldan sapanlar onlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌۭ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم مِّلْءُ ٱلْأَرْضِ ذَهَبًۭا وَلَوِ ٱفْتَدَىٰ بِهِۦٓ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

Şüphesiz, kâfir olup bu halde kâfir olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için hiçbir yardımcı da yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden
وَمَاتُوا۟ve ölenler
وَهُمْve onlar
كُفَّارٌۭkafir olarak
فَلَنkabul edilmeyecektir
يُقْبَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْhiçbirinden
أَحَدِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّلْءُdolusu
ٱلْأَرْضِdünya
ذَهَبًۭاaltın
وَلَوِve olsa dahi
ٱفْتَدَىٰfidye vermiş
بِهِۦٓonu
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمْonlar için vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı
وَمَاve yoktur
لَهُمonların
مِّنhiçbir
نَّٰصِرِينَyardımcıları

Kâfir olup küfür üzere ölenler, cehennemden kurtulmak için yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye olarak verse dahi onların hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap onlar içindir. Kıyamet günü onlardan azabı savacak hiçbir yardımcıları da yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

لَن تَنَالُوا۟ ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا۟ مِمَّا تُحِبُّونَ ۚ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍۢ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌۭ

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَنasla
تَنَالُوا۟eremezsiniz
ٱلْبِرَّiyiliğe
حَتَّىٰkadar
تُنفِقُوا۟(Allah için) harcayıncaya
مِمَّاşeylerden
تُحِبُّونَsevdiğiniz
وَمَاve ne ki?
تُنفِقُوا۟harcarsanız
مِنherhangi bir
شَىْءٍۢşeyden
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
بِهِۦonu
عَلِيمٌۭbilir

-Ey Müminler!- Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda infak etmedikçe iyilik ehlinin sevabına ve makamına ulaşamazsınız. İster az, ister çok ne infak etmiş iseniz muhakkak ki Allah, niyet ve amellerinizi bilir. Herkesin ameline göre karşılığını verir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

۞ كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّۭا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ ۗ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Ya'kûb’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğulları'na helâl idi. De ki: ''Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كُلُّbütün
ٱلطَّعَامِyiyecekler
كَانَidi
حِلًّۭاhelal
لِّبَنِىٓoğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
إِلَّاdışında
مَاşeyler
حَرَّمَharam kıldığı
إِسْرَٰٓءِيلُİsrail'in
عَلَىٰkendisine
نَفْسِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنindirilmeden
تُنَزَّلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلتَّوْرَىٰةُTevrat
قُلْde ki
فَأْتُوا۟getirin
بِٱلتَّوْرَىٰةِTevrat'ı
فَٱتْلُوهَآve okuyun
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru

Bütün güzel olan yiyecekler İsrailoğulları için helal idi. Tevrat indirilmeden önce Yakup'un kendi nefsine haram kıldığı hariç hiçbir şey onlara haram kılınmadı. Yahudilerin iddia ettikleri gibi haram kılma Tevrat'ta bulunmuyordu. -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Eğer iddia ettiğinizde doğru söyleyen kimseler iseniz Tevrat’ı getirip okuyun." Bunun üzerine şaşırıp kaldılar ve onu getiremediler. Bu, Yahudilerin Tevrat üzerine attıkları iftirayı ve (Tevrat'ın) içeriğini tahrif ettiklerini gösteren bir örnektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنِartık kim
ٱفْتَرَىٰuydurursa
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
ٱلْكَذِبَbir yalan
مِنۢsonra da
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbundan
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلظَّٰلِمُونَzalimlerdir

Bunlar yüce Allah'ın haram kılması ile değil, Yakup -aleyhisselam-'ın kendi nefsine haram kılmasıyla haram olan şeylerdir. Bu hususta deliller apaçık ortaya konulduktan sonra Allah adına yalan uyduranlar, bütün bu apaçık delillerden sonra hakkı terk edip, kendi nefislerine zulmeden kimseler olmuşlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

قُلْ صَدَقَ ٱللَّهُ ۗ فَٱتَّبِعُوا۟ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًۭا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

De ki: Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim’in yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
صَدَقَdoğru söyledi
ٱللَّهُAllah
فَٱتَّبِعُوا۟öyle ise uyun
مِلَّةَdinine
إِبْرَٰهِيمَİbrahim
حَنِيفًۭاhanif (Allah'ı birleyici) olarak
وَمَا(O) değil
كَانَidi
مِنَortak koşanlardan
ٱلْمُشْرِكِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- De ki: Allah'ın Yakup -aleyhisselam- hakkında haber verdiği ve din olarak belirleyip indirdiği her şey hakikattir. İbrahim -aleyhisselam-'ın dinine tabi olun. Ant olsun ki o, bütün dinleri bırakarak İslam dinine yönelmiştir. Asla kimseyi Allah'a ortak koşmamıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍۢ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًۭا وَهُدًۭى لِّلْعَٰلَمِينَ

İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev şüphesiz Mekke'deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan (Kâbe) dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّdoğrusu
أَوَّلَilk
بَيْتٍۢev
وُضِعَ(ma'bed olarak) kurulan
لِلنَّاسِinsanlara
لَلَّذِىolandır
بِبَكَّةَMekke'de
مُبَارَكًۭاuğur bereketlidir'
وَهُدًۭىve hidayet kaynağıdır
لِّلْعَٰلَمِينَalemlere

Muhakkak ki, Allah'a ibadet etmek kastıyla bütün insanlar için yeryüzünde inşa edilen ilk ev Mekke'de bulunan Beytullah'tır. O mübarek bir evdir. Dinî ve dünyevi bir çok faydası vardır. Orada bütün alemler için hidayet kaynağı vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

فِيهِ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌۭ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ ۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًۭا ۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًۭا ۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

Orada apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirebilenlerin (Kâbe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerine (yüklediği) hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فِيهِonda vardır
ءَايَٰتٌۢdeliller
بَيِّنَٰتٌۭaçık açık
مَّقَامُMakamı
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'in
وَمَنve kim
دَخَلَهُۥona girse
كَانَgüvene erer
ءَامِنًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلِلَّهِAllah'ın bir hakkıdır
عَلَىüzerinde
ٱلنَّاسِinsanlar
حِجُّ(gidip) haccetmesi
ٱلْبَيْتِEv'e
مَنِherkesin
ٱسْتَطَاعَgücü yeten
إِلَيْهِonun
سَبِيلًۭاyoluna
وَمَنve kim
كَفَرَnankörlük ederse
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
غَنِىٌّzengindir
عَنِbütün alemlerden
ٱلْعَٰلَمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Haccın yapıldığı yerler ve hac ibadetleri gibi bu evin (Kâbe'nin) şeref ve faziletine delalet eden açık nişaneler vardır. Bu nişanelerden bir tanesi de İbrahim -aleyhisselam-'ın Kâbe'nin duvarını yükseltmek için üzerine çıktığı taştır. Bu işaretlerden bir diğeri ise oraya giren kimseden korku ve endişenin gidip, kendisine hiç bir şeyin sıkıntı vermemesidir. Allah, hac ibadetini eda etme kastı ile Kâbe'yi hac etmeyi insanlar üzerine farz kılmıştır. Tabi ki bu, oraya ulaşmaya yol bulabilen kimseler için geçerlidir. Kim hac ibadetinin farz oluşunu inkâr ederse, Allah bu kâfir ve bütün alemlerden müstağnidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ

De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
يَٰٓأَهْلَEy ehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
لِمَneden?
تَكْفُرُونَinkar ediyorsunuz
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَٱللَّهُAllah
شَهِيدٌtanık iken
عَلَىٰşeylere
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَعْمَلُونَyaptığınız

-Ey Peygamber!- De ki: Yahudi ve Hristiyanlardan olan ey kitap ehli! Bazıları Tevrat ve İncil'de gelen apaçık deliller olduğu halde, neden Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğruluğuna delalet eden delilleri inkâr ediyorsunuz? Allah bu amellerinizi hakkıyla bilen ve yaptıklarınıza şahittir. Bunların karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًۭا وَأَنتُمْ شُهَدَآءُ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

De ki: Ey Ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek Müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
يَٰٓأَهْلَEy ehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
لِمَniçin?
تَصُدُّونَçevirmeğe çalışıyorsunuz
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
مَنْkimseleri
ءَامَنَinanan
تَبْغُونَهَاgöstermeğe yeltenerek
عِوَجًۭاeğri
وَأَنتُمْve siz
شُهَدَآءُ(gerçeğe) tanık olduğunuz halde
وَمَاdeğildir
ٱللَّهُAllah
بِغَٰفِلٍhabersiz
عَمَّاyaptıklarınızdan
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- De ki: Yahudi ve Hristiyanlardan olan ey kitap ehli! İnsanlardan iman edenleri haktan batıla meyletmelerini ve haktan habersiz dalalet ehli olmasını isteyerek Allah'ın dininden neden alıkoyuyorsunuz? Sizler muhakkak ki bu dinin hak olduğunu kitaplarınızın tasdik ettiğine şahitlersiniz. Allah bu dini inkâr etmek için yaptıklarınızdan habersiz değildir. O'nun yolundan engellemeye çalıştığınızdan dolayı sizlere bunun karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ فَرِيقًۭا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ كَٰفِرِينَ

Ey iman edenler! Eğer kitap verilenlerden bir gruba itaat edecek olursanız, sizi iman ettikten sonra kâfirler olarak döndürürler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)
إِنşayet
تُطِيعُوا۟uyarsanız
فَرِيقًۭاgruba
مِّنَherhangi bir
ٱلَّذِينَkimselerden
أُوتُوا۟verilen(ler)
ٱلْكِتَٰبَKitap
يَرُدُّوكُمsizi döndürürler
بَعْدَsonra
إِيمَٰنِكُمْimanınızdan
كَٰفِرِينَkafir olarak

Ey Allah'a iman edip, resulüne tabi olanlar! Söylemlerinde Yahudi ve Hristiyanlardan bir gruba itaat eder ve iddia ettiklerinde onların görüşlerini kabul ederseniz; içlerindeki haset ve haktan sapmalarından dolayı iman ettikten sonra sizi küfre döndürürler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir