Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

35. Sûre · Mekke · 45 Ayet

فاطر

FÂTIR SÛRESİ

Yaratıcı

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُو۟لِىٓ أَجْنِحَةٍۢ مَّثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ ۚ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

Hamt, göklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz, Allah’ın her şeye gücü yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْحَمْدُhamd olsun
لِلَّهِAllah'a
فَاطِرِyoktan var eden
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضِve yeri
جَاعِلِyapan
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِmelekleri
رُسُلًاelçiler
أُو۟لِىٓsahibi
أَجْنِحَةٍۢkanatlar
مَّثْنَىٰikişer
وَثُلَٰثَve üçer
وَرُبَٰعَve dörder
يَزِيدُartırır
فِىyaratmada
ٱلْخَلْقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاne kadar
يَشَآءُdilerse
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَلَىٰher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٍۢşeyi
قَدِيرٌۭyapabilendir

Hamt; gökleri ve yeri daha önce bir örneği olmaksızın yaratan ve kaderi emirlerini yerine getirmeleri için melekleri elçiler kılan Allah'a aittir. O meleklerden bazısı peygamberlere vahiyleri ulaştırır. Zira Allah; kendilerini güvenilir kıldığı görevlerde melekleri kuvvetli kılmıştır. Meleklerden kimi iki kanatlı, kimi üç kanatlı, kimi ise dört kanatlıdır. Allah'ın emirlerini yerine getirmek için bu kanatlar ile uçarlar. Allah; yarattıklarında uzuv, güzellik ya da ses gibi hususlarda dilediği gibi arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

مَّا يَفْتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍۢ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا ۖ وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

Allah'ın insanlara açtığı rahmeti tutacak yoktur. O'nun tuttuğunu da ondan sonra salacak yoktur. O; mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّاne ki
يَفْتَحِ(Allah) açar
ٱللَّهُAllah
لِلنَّاسِinsanlar için
مِنrahmetten
رَّحْمَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَاolamaz
مُمْسِكَtutan
لَهَاonu
وَمَاve ne ki
يُمْسِكْ(Allah) tutar
فَلَاolmaz
مُرْسِلَsalıverecek
لَهُۥonu
مِنۢO'ndan sonra
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُوَve O
ٱلْعَزِيزُüstündür
ٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidir

Her şeyin hazineleri Allah'ın elindedir. Allah, insanlar için rızıktan, hidayetten, mutluluktan ve bunun dışındaki nimetlerden bir şey açtığında O'nu bundan hiç kimsenin alıkoyması mümkün değildir. Bunlardan herhangi bir şeyi tutup da vermeyecek olursa, hiç kimsenin bunlardan herhangi bir şeyi salıvermeye de gücü yetmez. O, hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği mutlak güç sahibidir. Yaratmasında, takdirinde ve yönetmesinde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ ۚ هَلْ مِنْ خَٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhidden şirke) çevriliyorsunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّاسُinsanlar
ٱذْكُرُوا۟hatırlayın
نِعْمَتَni'metini
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize olan
هَلْvar mı?
مِنْhiç
خَٰلِقٍyaratıcı
غَيْرُAllahtan başka
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَرْزُقُكُمsize rızık verecek
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerden
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
فَأَنَّىٰnasıl oluyor da?
تُؤْفَكُونَçevriliyorsunuz

Ey insanlar! Kalpleriniz, dilleriniz ve amel ettiğiniz azalarınızla Allah'ın sizin üzerindeki nimetini anıp, hatırlayın. Gökten yağmuru üzerinize indirerek, ekinleri, mahsulleri ve diğer şeyleri yerden bitirerek sizi rızıklandıracak Allah'tan başka bir yaratıcı var mı? O'ndan başka hak mabud (ilah) yoktur. Nasıl oluyor da sizi yaratan ve rızıklandıran O olduğu halde bundan sonra haktan (tevhidden) çevriliyorsunuz da ortakları olduğunu iddia ederek Allah hakkında yalan uyduruyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌۭ مِّن قَبْلِكَ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

Eğer seni yalanlıyorlarsa doğrusu senden önce de nice rasuller yalanlanmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
يُكَذِّبُوكَseni yalanlıyorlarsa
فَقَدْelbette
كُذِّبَتْyalanlanmıştır
رُسُلٌۭelçiler (de)
مِّنsenden önceki
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِلَىve
ٱللَّهِAllah'a
تُرْجَعُdöndürülecektir
ٱلْأُمُورُbütün işler

Ey Resul! Eğer kavmin seni yalanlarsa sabret. Sen, kavmi tarafından yalanlanan ilk resul (peygamber) değilsin. Senden önce Âd, Semûd ve Lût kavmi gibi ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. İşlerin tamamı sadece Allah'a döndürülür. Allah, yalanlayanları helak eder, peygamberlerine ve Müminlere yardım eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın vaadi haktır. O halde sakın sizi dünya hayatı aldatmasın ve çok aldatıcı da sakın sizi Allah ile aldatmasın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّاسُinsanlar
إِنَّelbette
وَعْدَva'di
ٱللَّهِAllah'ın
حَقٌّۭgerçektir
فَلَاasla
تَغُرَّنَّكُمُsizi aldatmasın
ٱلْحَيَوٰةُhayatı
ٱلدُّنْيَاdünya
وَلَاve
يَغُرَّنَّكُمsizi aldatmasın
بِٱللَّهِAllah ile
ٱلْغَرُورُo aldatıcı

Ey insanlar! Allah'ın vadetmiş olduğu yeniden dirilme, ceza (karşılık) ve kıyamet günü hakkında hiçbir şüphe olmayan hakikattir. Dünyanın lezzetleri ve arzuları sakın sizi, bu gün için salih ameller ile hazırlık yapmaktan alıkoymasın. Sakın şeytan, batılı süsleyerek ve dünya hayatına meylettirerek sizi kandırmasın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمْ عَدُوٌّۭ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّا ۚ إِنَّمَا يَدْعُوا۟ حِزْبَهُۥ لِيَكُونُوا۟ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

Şüphe yok ki Şeytan; sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın. O, kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلشَّيْطَٰنَşeytan
لَكُمْsize
عَدُوٌّۭdüşmandır
فَٱتَّخِذُوهُsiz de onu edinin
عَدُوًّاdüşman
إِنَّمَاşüphesiz o
يَدْعُوا۟çağırır
حِزْبَهُۥtaraftarlarını
لِيَكُونُوا۟olmağa
مِنْhalkından
أَصْحَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّعِيرِalevli ateşin

Ey insanlar! Şüphesiz şeytan sizlerin sürekli düşmanıdır. Siz de ona karşı savaşmayı bırakmayarak onu düşman edinin. Şeytan, dostlarını ancak kıyamet günü akıbetlerinin alevli ateş olması için kendine tabi olanları küfre davet eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۭ ۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَأَجْرٌۭ كَبِيرٌ

Kâfirler için şiddetli bir azap vardır. İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَهُمْonlar için vardır
عَذَابٌۭbir azab
شَدِيدٌۭçetin
وَٱلَّذِينَkimseler ise
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
لَهُمonlara vardır
مَّغْفِرَةٌۭmağfiret
وَأَجْرٌۭve bir mükafat
كَبِيرٌbüyük

Şeytana tabi olarak Allah'ı inkâr eden kâfirler için şiddetli bir azap vardır. Allah'a iman edip salih ameller işleyenlerin günahları için Allah'tan bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır ki, bu mükâfat cennettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًۭا ۖ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۖ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٰتٍ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ

Kötü ameli kendine süslü gösterilen ve böylece onu güzel gören kimse (doğru yolda olanla bir midir)? Şüphesiz Allah dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Öyleyse nefsin onlara karşı hasretlere (üzüntülere) kapılmasın. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını bilmektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَمَنkimse (de) mi?
زُيِّنَsüslendirilen
لَهُۥkendisine
سُوٓءُkötü
عَمَلِهِۦişi
فَرَءَاهُve onu gören
حَسَنًۭاgüzel
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُضِلُّsapıklık içinde bırakır
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَيَهْدِىve yola iletir
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
فَلَاasla
تَذْهَبْgitmesin
نَفْسُكَcanın
عَلَيْهِمْonlar için
حَسَرَٰتٍhasretlere
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَلِيمٌۢbiliyor
بِمَاşeyleri
يَصْنَعُونَonların yaptıkları

Şeytanın, kötü amelini kendisine güzel gösterdiği ve bundan dolayı yaptığının iyi olduğuna itikat eden kimse, Allah'ın kendisine hakkı süsleyip de onun hak olduğuna itikat eden kimse ile bir değildir. Şüphesiz Allah; dilediğini saptırır ve dilediğine ise hidayet eder. O'nu (bir şeyi yapmaya) zorlayacak kimse yoktur. Ey Resul! Sapmış olan kimselerin sapıklığına üzülerek kendini helak etme! Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. Yaptıkları hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًۭا فَسُقْنَٰهُ إِلَىٰ بَلَدٍۢ مَّيِّتٍۢ فَأَحْيَيْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا ۚ كَذَٰلِكَ ٱلنُّشُورُ

Rüzgârları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah’tır. Biz, onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱللَّهُAllah'tır ki
ٱلَّذِىٓgönderir
أَرْسَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرِّيَٰحَrüzgarları
فَتُثِيرُve kaldırır
سَحَابًۭاbir bulut
فَسُقْنَٰهُböylece onu süreriz
إِلَىٰbir ülkeye
بَلَدٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّيِّتٍۢölü
فَأَحْيَيْنَاve diriltiriz
بِهِonunla
ٱلْأَرْضَyeri
بَعْدَsonra
مَوْتِهَاöldükten
كَذَٰلِكَişte böyledir
ٱلنُّشُورُdiriltme

Kendisi ile bulutların hareket ettirildiği rüzgârları gönderen Allah'tır. Biz; bulutları, içerisinde hiçbir bitkinin olmadığı bir beldeye doğru süreriz de kurumasından sonra yeryüzüne o yağmur suyu ile yeniden hayat veririz. İşte ölümünden sonra, içerisine bitkilerden yerleştirerek yeryüzüne hayat verdiğimiz gibi kıyamet günü ölülerin dirilmesi de böyle olacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا ۚ إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ ۚ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۭ ۖ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ

Kim, izzet istiyorsa, bilsin ki izzet tümüyle Allah’ındır. Güzel söz O'na yükselir. Salih amel de onu yükseltir. Kötülüklerle tuzak kuranlar onlar için çok şiddetli bir azap vardır ve bizzat onların tuzağı boşa çıkar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنkim
كَانَise
يُرِيدُistiyor
ٱلْعِزَّةَşeref
فَلِلَّهِAllah'ındır
ٱلْعِزَّةُşeref
جَمِيعًاtamamen
إِلَيْهِO'na
يَصْعَدُçıkar
ٱلْكَلِمُsöz
ٱلطَّيِّبُgüzel
وَٱلْعَمَلُve amel
ٱلصَّٰلِحُiyi
يَرْفَعُهُۥonu yükseltir
وَٱلَّذِينَ(gelince)
يَمْكُرُونَtuzak kuranlara
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötü şeyleri
لَهُمْonlar için vardır
عَذَابٌۭbir azab
شَدِيدٌۭçetin
وَمَكْرُve tuzağı
أُو۟لَٰٓئِكَonların
هُوَo
يَبُورُbozulacaktır

Kim dünyada yahut ahirette izzet istiyorsa, bunu Allah'tan başkasından istemesin. Dünya ve ahirette izzet sadece Allah'ındır. Güzel zikir Allah'a yükselir ve kulların salih amelleri bu zikri Allah'a yükseltir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i öldürmeye teşebbüs etmek gibi kötü tuzaklar kuranlar var ya; işte onlar için şiddetli bir azap vardır. O kâfirlerin tuzakları boşa çıkacak ve ifsat olacaktır. Onlar için hiçbir hedefleri gerçekleşmeyecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍۢ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍۢ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًۭا ۚ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ ۚ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍۢ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ ۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌۭ

Allah, sizi (önce) topraktan sonra nutfe/meniden yaratmıştır. Sonra sizi çiftler kıldı. Onun ilmi dışında hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz ki bu Allah’a göre pek kolaydır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱللَّهُve Allah
خَلَقَكُمsizi yarattı
مِّنtopraktan
تُرَابٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
مِنnutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
جَعَلَكُمْsizi yaptı
أَزْوَٰجًۭاçift çift
وَمَاgebe kalamaz
تَحْمِلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْhiçbir
أُنثَىٰdişi
وَلَاve
تَضَعُdoğuramaz
إِلَّاdışında
بِعِلْمِهِۦO'nun bilgisi
وَمَاve verilmez
يُعَمَّرُömür
مِنhiçbir
مُّعَمَّرٍۢcanlıya
وَلَاve
يُنقَصُazaltılmaz
مِنْonun ömründen
عُمُرِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّا(yazılmadıkça)
فِىKitapta
كِتَٰبٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ذَٰلِكَbu
عَلَىgöre
ٱللَّهِAllah'a
يَسِيرٌۭkolaydır

Allah; atanız olan Âdem -aleyhisselam-'ı topraktan yarattı. Sonra sizleri bir nutfeden/meniden yarattı ve ardından sizleri birbirleri ile evlenen erkek ve kadınlar kıldı. Yüce Allah'ın ilmi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır, ne de doğurur. Hiçbir şey O'nun ilminden gizli (saklı) olamaz. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka Levh-i Mahfûz'da yazılıdır. Şüphesiz zikredilen bu şeylerin tamamı -sizin (önce) topraktan yaratılmanız sonra yaratılmanızın aşamaları ve ömürlerinizin yazılması Levh-i Mahfûz'dadır- Allah için çok kolaydır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَٰذَا عَذْبٌۭ فُرَاتٌۭ سَآئِغٌۭ شَرَابُهُۥ وَهَٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌۭ ۖ وَمِن كُلٍّۢ تَأْكُلُونَ لَحْمًۭا طَرِيًّۭا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةًۭ تَلْبَسُونَهَا ۖ وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve olmaz
يَسْتَوِىeşit
ٱلْبَحْرَانِiki deniz
هَٰذَاşu
عَذْبٌۭtatlıdır
فُرَاتٌۭsusuzluğu keser
سَآئِغٌۭ(boğazdan) kayar
شَرَابُهُۥiçimi
وَهَٰذَاşu da
مِلْحٌtuzludur
أُجَاجٌۭacıdır
وَمِنve
كُلٍّۢhepsinden
تَأْكُلُونَyersiniz
لَحْمًۭاet
طَرِيًّۭاtaze
وَتَسْتَخْرِجُونَve çıkarırsınız
حِلْيَةًۭsüs
تَلْبَسُونَهَاtakındığınız
وَتَرَىve görürsün
ٱلْفُلْكَgemilerin
فِيهِorada
مَوَاخِرَ(denizi) yarıp gittiğini
لِتَبْتَغُوا۟payınızı aramanız için
مِنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَعَلَّكُمْve umulur ki
تَشْكُرُونَşükredersiniz

İki deniz birbirine eşit olmaz. O iki denizden birinin suyu çok tatlıdır ve tatlılığı sebebi ile içimi kolaydır. Diğeri ise tuzlu ve acıdır. Tuzlu olması sebebi ile içimi zordur. Her iki denizden de taze et yersiniz. Yediğiniz bu taze et denizde bulunan balıklardır. Ve yine bu iki denizden de ziynet olarak takındığınız inci ve mercan çıkarırsınız. Ticaret gemilerin denizleri yararak gelip gittiklerini görürsün. Sizler böylece ticaret yaparak Yüce Allah'ın dünya nimetlerini elde etmek istersiniz. Umulur ki Allah'ın sizi nimetlendirdiği pek çok nimete karşı şükredersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّۭ يَجْرِى لِأَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ ۚ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ

Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. Her biri belirli bir süreye kadar akıp giderler. İşte sizin Rabbiniz Allah’tır. Mülk O’nundur. O’ndan başka dua ettikleriniz, bir çekirdeğin zarına bile sahip değillerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُولِجُsokar
ٱلَّيْلَgeceyi
فِىiçine
ٱلنَّهَارِgündüzün
وَيُولِجُve sokar
ٱلنَّهَارَgündüzü
فِىiçine
ٱلَّيْلِgecenin
وَسَخَّرَve buyruğu altına almıştır
ٱلشَّمْسَgüneşi
وَٱلْقَمَرَve ayı
كُلٌّۭher biri
يَجْرِىakıp gider
لِأَجَلٍۢbir süreye kadar
مُّسَمًّۭىbelirtilmiş
ذَٰلِكُمُişte budur
ٱللَّهُAllah
رَبُّكُمْRabbiniz
لَهُO'nundur
ٱلْمُلْكُmülk
وَٱلَّذِينَyalvardıklarınız
تَدْعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاdeğillerdir
يَمْلِكُونَsahip
مِنbir çekirdek zarına bile
قِطْمِيرٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah; geceyi gündüzün içine katar ve gündüzü de uzatır. Gündüzü de gecenin içine katar ve böylece geceyi uzatır. Allah; Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. Bu ikisinden her biri de sadece Allah'ın bildiği ve takdir edilen bir süreye kadar akar gider ki, bu kıyamet günüdür. Bütün bunların akıp gitmesini sağlayan ve takdir eden Rabbiniz Allah'tır. Mülk (hükümranlık) sadece O'nundur. Sizin, Allah'ın dışında kendilerine taptığınız putlar ise bir hurma tanesinin zarına dahi sahip değildirler. Nasıl olur da beni bırakıp onlara taparsınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا۟ دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا۟ مَا ٱسْتَجَابُوا۟ لَكُمْ ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ ۚ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍۢ

Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkâr ederler. (Bu gerçeği) sana, her şeyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنeğer
تَدْعُوهُمْonları çağırsanız
لَاişitmezler
يَسْمَعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
دُعَآءَكُمْsizin çağırmanızı
وَلَوْşayet
سَمِعُوا۟işitseler bile
مَاcevap veremezler
ٱسْتَجَابُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمْsize
وَيَوْمَve günü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
يَكْفُرُونَinkar ederler
بِشِرْكِكُمْsizin ortak koşmanızı
وَلَاve
يُنَبِّئُكَhiç kimse sana haber veremez
مِثْلُgibi
خَبِيرٍۢherşeyi bilen

Kendilerine ibadet ettiğiniz mabutlarınıza dua etseniz dahi onlar sizin dularınızı işitmezler. Çünkü onlar hayat sahibi olmayan ve duymayan cansız varlıklardır. Duanızı işitecek olsalar dahi size cevap veremezler. Kıyamet günü ise onlar, şirkinizden ve onlara ibadet etmenizden beri olduklarını söyleyeceklerdir. Ey Resul! Sana, hiç kimse Yüce Allah'tan daha doğru haber veremez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

۞ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِ ۖ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah zengin ve övülmeye lâyık olandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلنَّاسُinsanlar
أَنتُمُsiz
ٱلْفُقَرَآءُmuhtaçsınız
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah ise
هُوَO'dur
ٱلْغَنِىُّzengin olan
ٱلْحَمِيدُve hamde layık olan

Ey insanlar! Her işinizde ve her halinizde Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise gerçek zengin olan ve hiçbir şeyde size ihtiyaç duymayandır. Dünya ve ahirette kulları için takdir ettikleri ile de övgüye layık olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍۢ جَدِيدٍۢ

Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنeğer
يَشَأْdilese
يُذْهِبْكُمْsizi götürür
وَيَأْتِve getirir
بِخَلْقٍۢbir halk
جَدِيدٍۢyeni

Eğer Allah Teâlâ dilerse, sizi helak edeceği bir helak ile yok eder de sizin yerinize Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan yeni bir halk getirir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍۢ

Bu Allah’a zor değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve değildir'
ذَٰلِكَbu
عَلَىüzerine
ٱللَّهِAllah
بِعَزِيزٍۢzorlu

Sizin helak edilerek yok edilmeniz ve sizin yerinize yeni bir halkın gelmesi Yüce Allah'a zor değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۚ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌۭ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ ۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ ۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen ancak, görmeden Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarırsın. Kim günâh kirinden arınırsa, kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تَزِرُçekmez
وَازِرَةٌۭhiçbir günahkar
وِزْرَgünahını
أُخْرَىٰbaşkasının
وَإِنve eğer
تَدْعُ(başkalarını) çağırsa
مُثْقَلَةٌyükü ağır gelen kimse
إِلَىٰonu taşımak için
حِمْلِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاtaşınmaz
يُحْمَلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُondan (yükünden)
شَىْءٌۭhiçbir şey
وَلَوْve şayet
كَانَ(dahi) olsa
ذَاakrabası
قُرْبَىٰٓakrabası
إِنَّمَاsen ancak
تُنذِرُuyarırsın
ٱلَّذِينَkorkanları
يَخْشَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبَّهُمRablerinden
بِٱلْغَيْبِgörmeden
وَأَقَامُوا۟ve kılanları
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَمَنve kim
تَزَكَّىٰma'nen arınıp yücelirse
فَإِنَّمَاşüphesiz
يَتَزَكَّىٰarınmış olur
لِنَفْسِهِۦkendi yararına
وَإِلَىve
ٱللَّهِAllah'adır
ٱلْمَصِيرُdönüş

Hiçbir günahkâr nefis bir başka günahkâr nefsin günahını yüklenmez. Bilakis her nefis, kendi günahını yüklenir. Günah yükü kendisine ağır gelen kimse onu taşımak için başkasını çağırsa ve bu çağırdığı kimse akrabası da olsa onun yükünden bir şey yüklenmez. Ey Peygamber! Sen, Rabbinin azabı ile ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namazı en kamil şekilde (ve dosdoğru kılanları) korkutursun. Kim günah kirinden arınırsa -ki bu günahların en büyüğü şirktir- kendisi için arınmış olur. Çünkü bunun (temizlenmenin) faydası (temizlenen) kişinin kendisine döner. Allah, bu kimsenin taatine muhtaç değildir. Hesap ve karşılık için kıyamet günü dönüş de Allah'adır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ

Körle gören bir değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve değildir
يَسْتَوِىeşit
ٱلْأَعْمَىٰkörle
وَٱلْبَصِيرُgören

Kör ile gören kimsenin bir olmadığı gibi kâfir ile Mümin de makam olarak bir değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَلَا ٱلظُّلُمَٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ

Ve karanlık ile aydınlık da bir değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve değildir
ٱلظُّلُمَٰتُkaranlıklar
وَلَاve ne de
ٱلنُّورُaydınlık

Karanlıklar ile aydınlığın bir olmadığı gibi küfür ile iman da bir değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلْحَرُورُ

Ve gölge ile sıcaklık da bir değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve değildir
ٱلظِّلُّgölge (ile)
وَلَاve ne de
ٱلْحَرُورُsıcaklık

Gölge ile sıcak rüzgâr bir olmadığı gibi cennet ile cehennem de içerik bakımından bir değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ ۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍۢ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ

Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve olmaz
يَسْتَوِىeşit
ٱلْأَحْيَآءُdirilerle
وَلَاve
ٱلْأَمْوَٰتُölüler
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُسْمِعُişittirir
مَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَمَآyoksa değilsin
أَنتَsen
بِمُسْمِعٍۢişittirecek
مَّنkimselere
فِىiçindeki
ٱلْقُبُورِkabirler

Ölüler ile dirilerin bir olmadığı gibi, Müminler ile kâfirler de bir olamazlar. Allah, dilediği kimseye hidayetini işittirir. Ey Resul! Sen, kabirlerdeki ölüler gibi olan kâfirlere işittiremezsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ

Sen sadece bir uyarıcısın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنْdeğilsin
أَنتَsen
إِلَّاbaşka
نَذِيرٌuyarıcı(dan)

Sen; sadece Allah'ın azabı ile uyaran bir uyarıcısın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًۭا وَنَذِيرًۭا ۚ وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌۭ

Biz seni hak üzere müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّآşüphesiz biz
أَرْسَلْنَٰكَseni gönderdik
بِٱلْحَقِّgerçek ile
بَشِيرًۭاmüjdeleyici
وَنَذِيرًۭاve uyarıcı
وَإِنve yoktur
مِّنْhiçbir
أُمَّةٍmillet
إِلَّاolmayan
خَلَا(gelip) geçmiş
فِيهَاiçinde
نَذِيرٌۭbir uyarıcı

Ey Resul! Şüphesiz biz seni, içerisinde şüphe olmayan bir hak ile; Müminler için Allah'ın hazırlamış olduğu o güzel karşılığı müjdeleyici ve kâfirler için Allah'ın hazırlamış olduğu elem verici azap ile uyarıcı olman için gönderdik. Geçmiş ümmetlerden her birine Allah'ın azabı ile uyaran bir peygamber gelmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

Eğer seni yalanlıyorlarsa onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Rasulleri onlara apaçık delillerle, sahifelerle ve nur saçan kitaplarla gelmişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
يُكَذِّبُوكَseni yalanlıyorlarsa
فَقَدْelbette
كَذَّبَyalanlamışlardı
ٱلَّذِينَkimseler de
مِنbunlardan önceki
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَآءَتْهُمْonlara getirmişlerdi
رُسُلُهُمelçileri
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık kanıtlar
وَبِٱلزُّبُرِve sahifeler
وَبِٱلْكِتَٰبِve Kitap
ٱلْمُنِيرِaydınlatıcı

Ey Resul! Eğer kavmin seni yalanlarsa sabret! Kavmi tarafından yalanlanan ilk peygamber sen değilsin. Âd, Semûd ve Lût kavmi gibi senden önce gelip geçmiş olan ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara, Allah katından kendilerinin doğru olduğuna dair apaçık deliller ve iyice düşünüp dikkat eden kimseler için sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۖ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

Sonra kâfir olanları yakaladım. Şimdi onlara inkârım nasılmış?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
أَخَذْتُben de yakaladım
ٱلَّذِينَkimseleri
كَفَرُوا۟inkar eden(leri)
فَكَيْفَnasıl?
كَانَoldu
نَكِيرِbenim inkarım

Bununla birlikte Allah'ı ve O'nun peygamberlerini inkâr ettiler ve peygamberlerin Allah katından getirdiklerini doğrulamadılar. Ben de onları helak ettim. Ey Resul! Onları helak ettiğim zaman benim onlara cezamın nasıl olduğuna bir bak!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٍۢ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهَا ۚ وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدٌۢ بِيضٌۭ وَحُمْرٌۭ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌۭ

Allah’ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْgörmedin mi
تَرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّelbette
ٱللَّهَAllah
أَنزَلَindirdi
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۭsu
فَأَخْرَجْنَاböylece çıkardık
بِهِۦonunla
ثَمَرَٰتٍۢmeyvalar
مُّخْتَلِفًاçeşit çeşit
أَلْوَٰنُهَاrenkleri
وَمِنَve
ٱلْجِبَالِdağlardan
جُدَدٌۢyollar
بِيضٌۭbeyaz
وَحُمْرٌۭve kırmızı
مُّخْتَلِفٌdeğişik
أَلْوَٰنُهَاrenklerde
وَغَرَابِيبُve simsiyah
سُودٌۭkara

Ey Resul! Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın gökten yağmur suyunu indirdiğini, o su ile ürünlerin bulunduğu ağaçları suladığımızı ve kırmızı, yeşil, sarı ve bundan başka çeşitli renklerde ürünleri o ağaçlardan çıkardığımızı görmez misin? Yine dağlardan geçen beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar yaptık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَ ۗ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَٰٓؤُا۟ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ

İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah Azîzdir, Gafûrdur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنَinsanlardan vardır
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلدَّوَآبِّve hayvanlardan
وَٱلْأَنْعَٰمِve davarlardan
مُخْتَلِفٌtürlü
أَلْوَٰنُهُۥrenkte olanlar
كَذَٰلِكَböyle
إِنَّمَاancak
يَخْشَى(gereğince) korkar
ٱللَّهَAllah'tan
مِنْiçinden
عِبَادِهِkulları
ٱلْعُلَمَٰٓؤُا۟bilginler
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَزِيزٌdaima üstündür
غَفُورٌçok bağışlayandır

Burada zikredilenler gibi insanlardan, hayvanlardan; deve, inek ve koyun gibi davarlardan da muhtelif renklerde olanlar vardır. Allah Teâlâ'nın makamını (gereğince) ancak âlimler yüceltirler ve O'ndan (gereğince yine) ancak âlimler korkarlar. Çünkü onlar; Allah'ın sıfatlarını, dinini ve kudretinin delillerini bilirler. Şüphesiz Allah Teâlâ; hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği şekilde mutlak güç sahibidir. O; kullarından tövbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّۭا وَعَلَانِيَةًۭ يَرْجُونَ تِجَٰرَةًۭ لَّن تَبُورَ

Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli ve açık sarfedenler asla zarar etmeyecek bir ticaret umarlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
يَتْلُونَokuyan(lar)
كِتَٰبَKitabını
ٱللَّهِAllah'ın
وَأَقَامُوا۟ve kılanlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَأَنفَقُوا۟ve infak edenler
مِمَّاverdiğimiz rızıktan
رَزَقْنَٰهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سِرًّۭاgizli
وَعَلَانِيَةًۭve açık
يَرْجُونَumarlar
تِجَٰرَةًۭbir ticaret
لَّنasla
تَبُورَbatmayacak

Şüphesiz resulümüze indirmiş olduğumuz Allah'ın kitabını okuyanlar, o kitabın içindekiler ile amel edenler, namazı en kamil şekilde kılanlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden zekât ve diğer yollar ile açıktan ve gizli olarak sarf edenler var ya; işte onlar, bu ameller ile Allah katında zarara uğramayacakları bir ticaret umarlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ غَفُورٌۭ شَكُورٌۭ

Çünkü Allah, onların mükâfatlarını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Şüphesiz O; çok bağışlayan Şekûr'dur. (Karşılığı bol bol verendir.)

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِيُوَفِّيَهُمْonlara tam ödesin diye
أُجُورَهُمْücretlerini
وَيَزِيدَهُمve fazlasını vermesi için
مِّنlutfundan
فَضْلِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥçünkü O
غَفُورٌۭçok bağışlayandır
شَكُورٌۭçok karşılık verendir

Bu; Allah'ın onların amellerinin karşılığını tam bir şekilde vermesi ve ihsanından onlara daha da artırması içindir. Çünkü Allah; bunun ehlidir. Şüphesiz O; bu sıfatlar ile vasıflanmış olanların günahlarını çokça bağışlayan ve onların güzel amellerinin karşılığını bol bol verendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ هُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِعِبَادِهِۦ لَخَبِيرٌۢ بَصِيرٌۭ

Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah, (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِىٓvahyettiğimiz
أَوْحَيْنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
مِنَKitaptan
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُوَO
ٱلْحَقُّgerçektir
مُصَدِّقًۭاdoğrulayan
لِّمَاkendinden öncekini
بَيْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِkendinden öncekini
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
بِعِبَادِهِۦkullarını
لَخَبِيرٌۢhaber alandır
بَصِيرٌۭgörendir

Ey Resul! Sana vahyetmiş olduğumuz kitap, içerisinde şüphe olmayan ve kendinden önceki kitapları doğrulayıcı haktır. Şüphesiz Allah, kullarından hakkıyla haberdardır ve (onları hakkıyla) görendir. O, her ümmetin peygamberine zamanındaki ihtiyaca göre vahyeder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا ۖ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌۭ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
أَوْرَثْنَاmiras verdik
ٱلْكِتَٰبَKitabı
ٱلَّذِينَseçtiklerimize
ٱصْطَفَيْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْ(arasın)dan
عِبَادِنَاkullarımız
فَمِنْهُمْonlardan kimi
ظَالِمٌۭzulmedendir
لِّنَفْسِهِۦnefsine
وَمِنْهُمve kimi
مُّقْتَصِدٌۭorta gidendir
وَمِنْهُمْve kimi de
سَابِقٌۢöne geçendir
بِٱلْخَيْرَٰتِhayırlarda
بِإِذْنِizniyle
ٱللَّهِAllah'ın
ذَٰلِكَişte budur
هُوَO
ٱلْفَضْلُlutuf
ٱلْكَبِيرُbüyük

Sonra Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, diğer ümmetlerin üzerinde seçmiş olduğumuz ümmetine Kur'an'ı verdik. Onlardan kimi haramları işleyip vacipleri terk ederek kendilerine zulmeder. Kimileri vacipleri yapıp haramlardan uzaklaşmanın yanında; bazı müstehapları terk edip bazı mekruhları işlemek suretiyle ortadadır. Kimileri ise Allah'ın izni ile hayırlı amellerde yarışır. Bu; vaciplerin ve müstehapların yerine getirilmesi, haramların ve mekruhların terk edilmesi ile olur. Burada zikredilen -bu ümmetin seçkin kılınması ve kendilerine Kur'an'ın gönderilmesi- hiçbir faziletin ve ihsanın kendisine yakınlaşamayacağı şekilde Allah'tan büyük bir ihsandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

جَنَّٰتُ عَدْنٍۢ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍۢ وَلُؤْلُؤًۭا ۖ وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌۭ

(Onların mükâfatı), içine girecekleri Adn Cennetleri'dir. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
جَنَّٰتُcennetleri
عَدْنٍۢAdn
يَدْخُلُونَهَاoraya girerler
يُحَلَّوْنَtakınırlar
فِيهَاorada
مِنْbilezikler
أَسَاوِرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنaltından
ذَهَبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلُؤْلُؤًۭاve inci(ler)
وَلِبَاسُهُمْve giysileri
فِيهَاorada
حَرِيرٌۭipektir

İşte bu seçilmiş kimselerin yerleşeceği yer (Adn) cennetleridir. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَذْهَبَ عَنَّا ٱلْحَزَنَ ۖ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌۭ شَكُورٌ

"Hamdolsun bizden korkuyu gideren Allah’a!" derler. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayıcı Şekûr'dur (Karşılıkları bol bol verir).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
ٱلْحَمْدُhamdolsun
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىٓgideren
أَذْهَبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنَّاbizden
ٱلْحَزَنَtasayı
إِنَّdoğrusu
رَبَّنَاRabbimiz
لَغَفُورٌۭçok bağışlayandır
شَكُورٌçok karşılık verendir

Cennete girdikten sonra şöyle derler: "Dünyada iken cehenneme girme korkusu ile içinde bulunduğumuz tasayı gideren Allah'a hamdolsun. Şüphesiz bizim Rabbimiz günahlarından tövbe eden kullarına karşı çokça bağışlayıcıdır, taatlerinin karşılığını bol bol verendir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌۭ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌۭ

Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda (Cennet'e) yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık dokunur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِىٓO (Rab) ki
أَحَلَّنَاbizi kondurdu
دَارَyurda
ٱلْمُقَامَةِdurulacak
مِنlutfuyla
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاasla
يَمَسُّنَاbize dokunmaz
فِيهَاorada
نَصَبٌۭbir yorgunluk
وَلَاve ne de
يَمَسُّنَاbize dokunmaz
فِيهَاorada
لُغُوبٌۭbir usanç

O; bizden bir güç ve kuvvet olmaksızın bizi lütfu ile bir başka yere ayrılıp, gitmeyeceğimiz kalıcı yurda yerleştirdi. Orada bize ne bir yorgunluk isabet eder ne de bir bıkkınlık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَىٰ عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا۟ وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى كُلَّ كَفُورٍۢ

O kâfirlere gelince, onlar için Cehennem ateşi vardır. Orada canları alınmaz ki ölsünler. Kendilerinden onun azabı da hafifletilmez. İşte biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve
كَفَرُوا۟inkar edenler
لَهُمْonlara vardır
نَارُateşi
جَهَنَّمَcehennem
لَاhükmedilmez
يُقْضَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِمْonlara
فَيَمُوتُوا۟ölsünler
وَلَاve
يُخَفَّفُhafifletilmez
عَنْهُمonlardan
مِّنْonun azabı
عَذَابِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَişte böyle
نَجْزِىcezalandırırız
كُلَّher
كَفُورٍۢnankörü

Kâfirler için içinde ebedî kalacakları cehennem azabı vardır. Ölmeleri için hükmedilmez ki, ölüp azaptan kurtulsunlar. Onlar için cehennem azabından hiçbir şey hafifletilmez. İşte Rabbinin nimetlerine nankörlük eden her inkârcıyı biz, kıyamet günü bunun gibi bir ceza ile cezalandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ ۚ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُ ۖ فَذُوقُوا۟ فَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ

Onlar orada: "Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine salih ameller işleyelim!" diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُمْve onlar
يَصْطَرِخُونَferyadederler
فِيهَاorada
رَبَّنَآRabbimiz
أَخْرِجْنَاbizi çıkar
نَعْمَلْyapalım
صَٰلِحًاiyi işler
غَيْرَbaşka olarak
ٱلَّذِىolduğumuz
كُنَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَعْمَلُyapmış
أَوَلَمْsizi yaşatmadık mı?
نُعَمِّرْكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّاöğüt alacağı kadar
يَتَذَكَّرُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِorada
مَنkimsenin
تَذَكَّرَöğüt alacak
وَجَآءَكُمُve size geldi
ٱلنَّذِيرُuyarıcı
فَذُوقُوا۟öyle ise (azabı) tadın
فَمَاartık yoktur
لِلظَّٰلِمِينَzalimlerin
مِنhiçbir
نَّصِيرٍyardımcısı

Onlar; yüksek sesleriyle feryat edip, yardım isteyerek şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi ateşten çıkar da dünyada iken işlemiş olduğumuz amellerin yerine senin rızanı elde edeceğimiz salih ameller işleyelim ve senin azabından selamette olalım." Yüce Allah ise onlara şöyle cevap verir: Size, düşünecek kimsenin düşüneceği ve Allah'a tövbe edip salih ameller işleyeceği kadar bir ömür vermedik mi? Yine Allah'ın azabına karşı sizi uyaran bir peygamber gelmedi mi? Sizin bir bahaneniz olamaz. Bütün bunlardan sonra bir özür yoktur. O halde tadın azabı! Kendi nefislerine küfür ve masiyet ile zulmetmiş olan zalimleri Allah'ın azabından kurtaracak yahut azabı onlardan hafifletecek bir yardımcı da yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

إِنَّ ٱللَّهَ عَٰلِمُ غَيْبِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَٰلِمُbilendir
غَيْبِgaybını
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
إِنَّهُۥşüphesiz O
عَلِيمٌۢbilir
بِذَاتِözünü
ٱلصُّدُورِgöğüslerin

Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Şüphesiz O, kullarının gönüllerinde hayırdan ve şerden gizledikleri ne varsa onu hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۥ ۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًۭا ۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًۭا

O sizi yeryüzünde halifeler yapandır. Artık kim kâfir olursa kâfir olması kendi aleyhinedir. Kâfirlere kâfirlikleri Rablerinin nezdinde aşırı bir gazaptan başka bir şey arttırmaz. Kâfirlere kâfirlikleri zarardan başka birşey arttırmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىsizi yapan
جَعَلَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَلَٰٓئِفَhalifeler (yöneticiler)
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَنartık kim
كَفَرَnankörlük ederse
فَعَلَيْهِkendi zararınadır
كُفْرُهُۥnankörlüğü
وَلَاve
يَزِيدُartırmaz
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin
كُفْرُهُمْküfrü
عِندَyanında
رَبِّهِمْRableri
إِلَّاbaşka bir şey
مَقْتًۭاgazabdan
وَلَاve ne de
يَزِيدُartırmaz;
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin
كُفْرُهُمْküfrü
إِلَّاbaşka bir şey
خَسَارًۭاziyandan

Ey İnsanlar! Nasıl amel işleyeceğiniz hususunda imtihan etmek için sizi yeryüzünde birbirinizin ardından gelen halifeler kılan O'dur. Kim Allah'ı ve peygamberlerin getirdikleri hakkında kâfir olursa, onun bu küfrünün günahı ve cezası kendi aleyhine döner. O'nun küfrü Rabbine zarar veremez. Kâfirlerin küfrü, Rableri katında kendileri için ancak onun gazabını arttırır. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan başka bir şey getirmez. Onlar şayet iman etmiş olsalardı Allah'ın onlara vadetmiş olduğu cenneti kaybederek ziyana uğramazlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

قُلْ أَرَءَيْتُمْ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌۭ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًۭا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍۢ مِّنْهُ ۚ بَلْ إِن يَعِدُ ٱلظَّٰلِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا

De ki: "Allah'ı bırakıp da dua ettiğiniz ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi şeyi yaratmışlardır? Yoksa onların göklerde mi bir ortaklıkları var? Yoksa onlara bir kitap verildi de, ondan bir delile mi dayanıyorlar?" Hayır! Zalimler birbirlerini aldatmaktan başka bir vaadde bulunmuyorlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرَءَيْتُمْsiz gördünüz mü?
شُرَكَآءَكُمُortaklarınızı
ٱلَّذِينَyalvardığınız
تَدْعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
أَرُونِىbana gösterin
مَاذَاhangi şeyi?
خَلَقُوا۟yarattılar
مِنَyerden
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمْyoksa
لَهُمْonların var (mı?)
شِرْكٌۭortaklıkları
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمْyoksa
ءَاتَيْنَٰهُمْbiz onlara verdik de
كِتَٰبًۭاbir Kitap
فَهُمْonlar da
عَلَىٰüzerindeler
بَيِّنَتٍۢbir delil
مِّنْهُondan
بَلْhayır
إِنva'detmiyorlar
يَعِدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلظَّٰلِمُونَo zalimler
بَعْضُهُمbirbirlerine
بَعْضًاbirbirlerine
إِلَّاbaşka bir şey
غُرُورًاaldatmakdan

Ey Resul! O müşriklere de ki: "Allah'tan gayrı tapmış olduğunuz ortaklarınız yeryüzünde ne yaratmışlar haber verin? Yeryüzünün dağlarını mı yaratmışlar? Yeryüzünün nehirlerini mi yaratmışlar? Yeryüzünde hareket eden canlıları mı yaratmışlar? Yoksa onların, göklerin yaratılışında Allah ile bir ortaklıkları mı var? Yoksa onlara, ortaklarına yaptıkları ibadetlerinin doğruluğuna dair içinde delil olan bir kitap mı verdik?" Bu sayılanlardan hiçbiri hasıl olmamıştır. Hayır! Zalimler birbirlerine küfür ve masiyet ile aldatmaktan başka bir vaatte bulunmuyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَا ۚ وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍۢ مِّنۢ بَعْدِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًۭا

Yok olmaması için gökleri ve yeri Allah tutar. Göklerin ve yerin sonu gelirse, O’ndan başka onları kimse tutamaz. Allah; Halim'dir, çokça bağışlayandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُمْسِكُtutmaktadır
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
أَنyıkılmamaları için
تَزُولَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَئِنandolsun
زَالَتَآikisi yıkılsa
إِنْonları tutamaz
أَمْسَكَهُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْhiç
أَحَدٍۢkimse
مِّنۢondan sonra
بَعْدِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥşüphesiz O
كَانَhalimdir
حَلِيمًاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَفُورًۭاçok bağışlayandır

Şüphesiz gökleri ve yeri yok olmaması için tutan Allah'tır. -Farz edelim ki- gökler ve yer yok olacak olsa onları tutup onların yok olmalarına O'ndan başka mani olacak kimse yoktur. O; Halîm'dir, cezalandırmakta acele etmeyendir. Allah, günahlarından tövbe eden kullarını çok bağışlayandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌۭ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ ۖ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌۭ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا

Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, ümmetler içinde en doğru yolda olacaklarına, dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) gelince; bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَقْسَمُوا۟ve yemin ettiler
بِٱللَّهِAllah'a
جَهْدَbütün gücüyle
أَيْمَٰنِهِمْyeminlerinin
لَئِنandolsun eğer
جَآءَهُمْkendilerine gelirse
نَذِيرٌۭbir uyarıcı (peygamber)
لَّيَكُونُنَّolacaklarına
أَهْدَىٰdaha çok doğru yolda
مِنْherbir
إِحْدَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأُمَمِmilletten
فَلَمَّاfakat
جَآءَهُمْgelince
نَذِيرٌۭuyarıcı
مَّاonların arttırmadı
زَادَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey
نُفُورًاnefretten

Yalanlayan bu kâfirler; kendilerini Allah'ın azabı ile uyaracak bir uyarıcı peygamber gelirse, Yahudilerden, Hristiyanlardan ve diğerlerinden daha çok doğru yolda olacaklarına ve ona tabi olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah adına büyük bir yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın azabı ile korkutmak üzere peygamber olarak gelince, bu onların batıla bağlanıp haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı. Onlar; kendilerinden öncekilerden daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleri ile ettikleri yeminlerini yerine getirmediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

ٱسْتِكْبَارًۭا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَكْرَ ٱلسَّيِّئِ ۚ وَلَا يَحِيقُ ٱلْمَكْرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِۦ ۚ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلْأَوَّلِينَ ۚ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًۭا ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحْوِيلًا

Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Kötü tuzak ise ancak sahibine dolanır. Onlar ancak öncekilere uygulanan sünneti bekliyorlar. Sen Allah’ın sünnetinde hiçbir değişiklik bulamazsın. Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir sapma da bulamazsın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱسْتِكْبَارًۭاbüyüklük taslama(larını)
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَكْرَve tuzak(lar) kurma(larını artırdı)
ٱلسَّيِّئِkötü
وَلَاoysa
يَحِيقُdolanmaz
ٱلْمَكْرُtuzak
ٱلسَّيِّئُkötü
إِلَّاbaşkasına
بِأَهْلِهِۦsahibi(nden)
فَهَلْbekliyorlar-mı?
يَنظُرُونَbekliyorlar
إِلَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُنَّتَyasasından
ٱلْأَوَّلِينَöncekilerin
فَلَنhalbuki
تَجِدَbulamazsın
لِسُنَّتِyasasında
ٱللَّهِAllah'ın
تَبْدِيلًۭاbir değişme
وَلَنve
تَجِدَbulamazsın
لِسُنَّتِyasasında
ٱللَّهِAllah'ın
تَحْوِيلًاbir sapma

Onların, Allah adına yemin etmeleri ve iyi niyetli olmaları iyi bir kasıt sebebiyle değildir. Bilakis onlar; yeryüzünde büyüklenmek ve insanları aldatmak için bunu yapıyorlar. Kötülük üzere tuzak kuran kimselerin kurduğu tuzak ancak tuzağı kuran kimseleri kuşatıverir. Yoksa büyüklenen bu kimseler, Allah'ın değişmeyen sünnetinden başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın sünneti (kanunu), kendilerinden öncekiler gibi onların da helak edilmeleridir. Büyüklenen kimseler hakkında onların helak edileceğine dair Allah'ın sünneti (kanunu) asla değişmez ve helak; bunu hak eden kimselerden başkasına da uğramaz. Çünkü bu, değişmeyen ilahi bir sünnettir (kanundur).

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَكَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةًۭ ۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِيمًۭا قَدِيرًۭا

Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Hâlbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Allah’ı göklerde ve yerde aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla bilendir, her şeye hakkıyla kâdirdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْhiç gez(ip dolaş)madılar mı?
يَسِيرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَيَنظُرُوا۟görsünler
كَيْفَnasıl
كَانَolduğunu
عَٰقِبَةُsonunun
ٱلَّذِينَkimselerin
مِنkendilerinden önceki
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَانُوٓا۟onlar idiler
أَشَدَّdaha güçlü
مِنْهُمْbunlardan
قُوَّةًۭkuvvet bakımından
وَمَاve yoktur
كَانَAllah'ı
ٱللَّهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِيُعْجِزَهُۥengelleyecek
مِنhiçbir
شَىْءٍۢşey
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve yoktur
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥşüphesiz O
كَانَbilendir
عَلِيمًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَدِيرًۭاgüçlüdür

Kureyş kabilesinden seni yalanlayanlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden önce (peygamberlerini) yalanlayan ümmetlerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Onların sonu, Allah'ın kendilerini helak etmesiyle kötü son olmadı mı? Hâlbuki onlar, Kureyş'ten daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Şüphesiz O, yalanlayan kimselerin yaptıklarını hakkıyla bilendir. Onların amellerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Dilediği zaman onları helak etmeye kadirdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا۟ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍۢ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى ۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرًۢا

Eğer Allah insanları işlediklerinden dolayı hemen yakalayıp cezalandırsaydı onun (yerin) üzerinde bir tek canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar ertelemektedir. Ecelleri geldiğinde artık muhakkak ki Allah kullarını görmektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve eğer
يُؤَاخِذُcezalandıracak olsaydı
ٱللَّهُAllah
ٱلنَّاسَinsanları
بِمَاyüzünden
كَسَبُوا۟yaptıkları işler
مَاbırakmazdı
تَرَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰüzerinde (yeryüzünde)
ظَهْرِهَاonun sırtı
مِنhiçbir
دَآبَّةٍۢcanlı
وَلَٰكِنfakat
يُؤَخِّرُهُمْonları erteliyor
إِلَىٰٓkadar
أَجَلٍۢbir süreye
مُّسَمًّۭىbelirtilmiş
فَإِذَاzaman
جَآءَgeldiği
أَجَلُهُمْsüreleri
فَإِنَّkuşkusuz
ٱللَّهَAllah
كَانَkullarını
بِعِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَصِيرًۢاgörmektedir

Eğer Allah, insanları işledikleri günahlar sebebi ile cezalandırmakta acele etseydi yeryüzündeki varlıkların hepsini helak ederdi de onlar; hayvan ve mal sahibi olamazlardı. Fakat Allah, onları belirli bir süre olan kıyamet gününe kadar erteler. Kıyamet günü geldiği zaman ise Allah, kullarını hakkıyla görendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O; onlara yaptıklarına göre karşılık verecektir. Hayır ise hayır, şer ise şer.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Fâtır Sûresi, yaratılışın sürekli ve çok katmanlı oluşuna dikkat çeker. "Fâtır", yoktan yaratan, varlığı ilk örneksiz biçimde ortaya çıkaran anlamındadır. Sûrenin ilk ayetinde meleklerin ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler olduğu belirtilir; Allah'ın yaratmada dilediğini artırdığı vurgulanır. Bu tasvir, melekleri resimlerdeki insan biçimlerine indirgemek için değil, yaratılış çeşitliliğinin insan gözleminin ötesinde olduğunu göstermek için okunmalıdır. Allah'ın insanlar için açtığı rahmeti kimsenin tutamayacağı, tuttuğunu da kimsenin salamayacağı bildirilir. Ardından şeytanın düşman olduğu ve düşman olarak görülmesi gerektiği söylenir. Sûre, yağmurla farklı renklerde ürünlerin çıkmasını, dağlardaki beyaz, kırmızı ve siyah yolları, insanların ve hayvanların çeşitliliğini örnek verir. "Allah'tan kulları içinde ancak bilenler gereğince korkar" ayeti, bilginin kibir değil hayranlık, sorumluluk ve sınır bilinci üretmesi gerektiğini gösterir. Buradaki korku, bilgisiz panik değil, yaratılışı tanıdıkça derinleşen saygıdır. İyi sözün Allah'a yükseldiği ve onu iyi amelin yükselttiği belirtilir. Bu ifade, güzel söylemin davranıştan kopuk kalamayacağını anlatır. Hiçbir günahkârın başkasının yükünü taşımayacağı ilkesi tekrar vurgulanır. Kör ile görenin, karanlık ile aydınlığın, gölge ile sıcağın eşit olmadığı benzetmeleri hakikate açıklık farkını gösterir. Sûrenin sonunda insanların yaptıkları sebebiyle hemen cezalandırılmaları hâlinde yeryüzünde canlı kalmayacağı, fakat Allah'ın onları belirli bir süreye kadar ertelediği bildirilir. Fâtır Sûresi, rahmet ile hesap arasındaki dengeyi yaratılış manzaraları üzerinden kurar: Dünya hem güzelliğin hem sorumluluğun delilidir.

Ana Temalar

  • Allah'ın yaratmayı başlatan Fâtır oluşu
  • Melekler ve yaratılış çeşitliliği
  • Tabiatta renkler ve bilgiyle derinleşen saygı
  • İyi söz ile iyi amel ilişkisi
  • Bireysel sorumluluk, rahmet ve erteleme

Ne Zaman Okunur?

Fâtır Sûresi için sabit bir tilavet zamanı bildirilmez. Tabiat, bilim, bilgi ahlâkı ve rahmet kavramları üzerinde düşünürken okunabilir. "Bilenlerin Allah'tan korkması" ayeti bilimi dinî otorite gösterisine çevirmek için değil, gerçek bilginin tevazu ve ahlâkî sorumluluk doğurması gerektiğini hatırlatmak için kullanılmalıdır.

Yaratılış çeşitliliği ve ilâhî kudret

Fâtır, meleklerin farklı kanatlarından yağmurla canlanan toprağa, dağların renklerinden insanların ve hayvanların çeşitliliğine kadar geniş bir yaratılış tablosu kurar. Bu çeşitlilik üstünlük sıralaması üretmek için değil, Allah'ın kudretini ve ilminin genişliğini fark etmek için sunulur. "Âlimlerin Allah'tan gereğince korkması" bilgiyi kibir değil sorumluluk kaynağı yapar.

Kimsenin başkasının yükünü taşımaması

Sûrede hiçbir günahkârın başka birinin yükünü taşımayacağı belirtilir. Bu ilke kişisel sorumluluğu güçlendirir; ancak insanın başkasına verdiği zararların toplumsal sonuçlarını inkâr etmez. Kişi kendi tercihinden hesap verir, aynı zamanda başkasını kötülüğe yönlendirmesi veya haksız sistem kurması da kendi fiilleri arasında değerlendirilir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Fâtır ne demektir?

"Fâtır", varlığı ilk örneği olmadan yaratan ve yaratılışı başlatan anlamında Allah'ın isimlerinden biridir. Sûre, gökleri ve yeri yaratan Allah'a hamd ile başladığı için bu adla anılır.

Fâtır 28. ayette "âlimler Allah'tan korkar" ne demektir?

Ayet, yaratılıştaki çeşitliliği gördükten sonra gerçek bilginin Allah'a karşı derin saygı ve sorumluluk doğurduğunu bildirir. Buradaki korku bilgisiz dehşet değil, ilimle artan haşyet ve tevazudur.

Fâtır Sûresi'nde iyi söz ve iyi amel nasıl ilişkilendirilir?

İyi sözün Allah'a yükseldiği, onu iyi amelin yükselttiği belirtilir. Tefsirlerde bu ifade inanç ve güzel sözün davranışla desteklenmesi gerektiği şeklinde açıklanır; yalnız konuşmak ahlâkî dönüşüm için yeterli değildir.

Fâtır 28'de neden âlimlerin Allah'tan korktuğu söylenir?

Yaratılıştaki çeşitlilik anlatıldıktan sonra Allah'a karşı derin saygı ve sorumluluk duyanların bilgi sahipleri olduğu belirtilir. Gerçek bilgi, insanı kibir ve üstünlük iddiasına değil, sınırını bilmeye ve ahlâkî sorumluluğa götürmelidir.

Tüm sorular →

Kaynaklar