Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

11. Sûre · Mekke · 123 Ayet

هود

HÛD SÛRESİ

Hûd (AS)

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 3

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓر ۚ كِتَٰبٌ أُحْكِمَتْ ءَايَٰتُهُۥ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ

Elif Lâm Râ.1 Bu, Hakim ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri sağlam kılınmış, tam olarak açıklanmış bir kitaptır.

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓرElif Lâm Râ
كِتَٰبٌbir Kitap'tır
أُحْكِمَتْsağlamlaştırılmış
ءَايَٰتُهُۥayetleri
ثُمَّsonra
فُصِّلَتْetraflıca açıklanmış
مِنtarafından
لَّدُنْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَكِيمٍhikmet sahibi
خَبِيرٍve her şeyden haberdar

Elif, Lâm, Râ: Bu harfler ile alakalı açıklama daha önce Bakara suresinde geçmişti. Kur'ân, nazım ve anlam olarak ayetleri sağlam ve muhkem kılınmış bir kitaptır. Bu kitapta hiçbir hata ve eksiklik göremezsin. Sonra bu kitapta; idare etmesinde, düzenlemesinde ve şeriat kılmasında hikmet sahibi olan, kullarının her halinden hakkıyla haberdar olan ve kullarının ne ile ıslah olacaklarını bilen Allah -Subhânehu ve Teâlâ- tarafından helal, haram, emirler ve yasaklar, va'd (müjde), vaîd (tehdit ve azap), kıssalar ve diğer şeyler açıklanmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ ۚ إِنَّنِى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ وَبَشِيرٌۭ

Allah’tan başkasına ibadet etmeyesiniz. Ben, O’nun tarafından sizler için bir uyarıcı ve müjdeciyim.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَّاöyle ki
تَعْبُدُوٓا۟kulluk etmeyin
إِلَّاbaşkasına
ٱللَّهَAllah'tan
إِنَّنِىşüphesiz ben
لَكُمsize
مِّنْهُO'nun tarafından
نَذِيرٌۭbir uyarıcıyım
وَبَشِيرٌۭve müjdeleyiciyim

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen bu ayetlerin içeriği: Kulları, Allah ile beraber başkasına ibadet etmekten alıkoymaktır. (Ey Muhammed) de ki: -Ey insanlar!- şayet siz Allah'ı inkâr eder ve O'na isyan ederseniz sizleri Allah'ın elem verici azabı ile korkutanım. Eğer O'na iman eder ve O'nun dini ile amel ederseniz sizleri bunun sevabı ile müjdelerim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

وَأَنِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِى فَضْلٍۢ فَضْلَهُۥ ۖ وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍۢ كَبِيرٍ

Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra da tevbe ile O'na dönün ki, sizi belli bir süreye kadar güzel bir şekilde geçindirip, yaşatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Şayet yüz çevirirseniz, şüphesiz ben o zaman sizin hakkınızda o büyük günün azabından korkarım.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنِve
ٱسْتَغْفِرُوا۟bağışlanma dileyin
رَبَّكُمْRabbinizden
ثُمَّsonra
تُوبُوٓا۟tevbe edin
إِلَيْهِO'na
يُمَتِّعْكُمsizi yararlandırsın
مَّتَٰعًاnimetlerden
حَسَنًاgüzel
إِلَىٰٓbir süreye kadar
أَجَلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّسَمًّۭىbelirli
وَيُؤْتِve versin
كُلَّher
ذِىsahibine
فَضْلٍۢihsan
فَضْلَهُۥkendi ihsanını
وَإِنve eğer
تَوَلَّوْا۟yüz çevirirseniz
فَإِنِّىٓgerçekten ben
أَخَافُkorkarım
عَلَيْكُمْsizin hakkınızda
عَذَابَazabından
يَوْمٍۢbir günün
كَبِيرٍbüyük

-Ey insanlar!- Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin ve O'nun hakkında ihmalkâr davrandığınız için pişmanlıkla dönün ki O, sınırlı olan ecelleriniz sona erinceye kadar dünya hayatınızda sizi güzelce faydalandırsın. Her fazilet sahibine taatinin karşılığını eksiksiz olarak versin. Eğer Rabbimden getirdiklerime iman etmekten yüz çevirirseniz, ben sizin için şiddetli olan o günün -kıyamet gününün- azabından korkarım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ

Dönüşünüz Allah’adır. O’nun her şeye gücü yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَىAllah'adır
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَرْجِعُكُمْdönüşünüz
وَهُوَve O
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرٌgüç yetirendir

-Ey insanlar!- kıyamet günü dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O, Subhânehu ve Teâlâ her şeye kadirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. Sizin yaşatılmanız, ölümünüzden ve tekrar diriltilmenizden sonra hesaba çekilmeniz, O'nu aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

أَلَآ إِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا۟ مِنْهُ ۚ أَلَا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ۚ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Bilin ki; onlar (içlerindekini) O’ndan gizlemek için göğüslerini dürüp bükerler. Elbiseleriyle örtündükleri zaman da onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, kalplerin özünde olanı çok iyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّهُمْonlar
يَثْنُونَbükerler
صُدُورَهُمْgöğüslerini
لِيَسْتَخْفُوا۟gizlenmek için
مِنْهُondan
أَلَاyine iyi bilin ki
حِينَne zaman
يَسْتَغْشُونَbürünseler
ثِيَابَهُمْelbiselerine
يَعْلَمُbilir
مَاşeyleri
يُسِرُّونَgizledikleri
وَمَاve şeyleri
يُعْلِنُونَaçığa vurdukları
إِنَّهُۥşüphesiz O
عَلِيمٌۢbilendir
بِذَاتِolanı
ٱلصُّدُورِgönüllerde

O müşrikler, kendilerindeki cehalet sebebiyle Allah hakkındaki şüphelerini kalplerinde gizlemeye çalışmaktadırlar. Allah, onlar elbiselerini üzerlerine örttüklerinde onların gizlediklerini de açığa çıkardıklarını da bilir. O, kalplerin gizlediklerini hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

۞ وَمَا مِن دَآبَّةٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا ۚ كُلٌّۭ فِى كِتَٰبٍۢ مُّبِينٍۢ

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve yoktur
مِنhiçbir
دَآبَّةٍۢcanlı
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاait olmayan
عَلَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'a
رِزْقُهَاrızkı
وَيَعْلَمُve O bilir
مُسْتَقَرَّهَاonun karar kıldığı yeri
وَمُسْتَوْدَعَهَاve emanet bırakıldığı yeri
كُلٌّۭ(bunların) hepsi
فِىbir Kitap'tadır
كِتَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّبِينٍۢapaçık

Yeryüzünde dolaşan hangi canlı olursa olsun Yüce Allah lütfu ile, onun rızkını kendi üzerine almıştır. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-; her canlının yeryüzünde karar kılacağı yeri de nerede öleceğini de bilir. Her hayvanın rızkı, karar kılacağı ve öleceği yeri apaçık yazılıdır. O da Levh-i Mahfuz'dur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍۢ وَكَانَ عَرْشُهُۥ عَلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًۭا ۗ وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِنۢ بَعْدِ ٱلْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ

O'nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Şayet sen: "Kesinlikle siz, öldükten sonra yine dirileceksiniz" demiş olsan, kâfirler: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O'dur
ٱلَّذِىyaratan
خَلَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
فِىiçinde
سِتَّةِaltı
أَيَّامٍۢgün
وَكَانَiken
عَرْشُهُۥO'nun Arş'ı
عَلَىüzerinde
ٱلْمَآءِsu
لِيَبْلُوَكُمْsizi denemek için
أَيُّكُمْhanginizin
أَحْسَنُdaha güzel (olduğunu)
عَمَلًۭاamelinin
وَلَئِنve şayet
قُلْتَonlara dersen
إِنَّكُمşüphesiz siz
مَّبْعُوثُونَdiriltileceksiniz
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمَوْتِölümden
لَيَقُولَنَّhemen derler
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)
إِنْdeğildir
هَٰذَآbu
إِلَّاbaşka
سِحْرٌۭbir sihirden
مُّبِينٌۭapaçık

Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, bütün azamet ve büyüklüğüne rağmen gökleri ve yeri ve her ikisinde bulunanları altı günde yaratandır. Bunları yaratmadan önce arşı su üzerinde idi. Ey İnsanlar!- O; bunları, sizleri imtihan etmek için yarattı. Zira sizin hanginiz en güzel ameli işleyerek, Yüce Allah'ı razı edecek ve hanginiz de kötü amel işleyerek O'nu gazaplandıracaktır. En sonunda yüce Allah herkese yaptığının karşılığını verecektir. -Ey Peygamber!- Şayet sen, onlara: -Ey insanlar!- Sizler, hesaba çekilmek için ölümünüzden sonra muhakkak diriltileceksiniz desen, Allah'ı inkâr eden bu kimseler yeniden diriltilmeyi de inkâr ederek şöyle derler: Senin okumuş olduğun bu Kur'an sihirden başka bir şey değildir. Bu apaçık bir batıldır, derler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍۢ مَّعْدُودَةٍۢ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۥٓ ۗ أَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَئِنْve şayet
أَخَّرْنَاgeciktirsek
عَنْهُمُonlardan
ٱلْعَذَابَazabı
إِلَىٰٓiçin
أُمَّةٍۢbir süre
مَّعْدُودَةٍۢsayılı
لَّيَقُولُنَّmutlaka derler
مَاnedir?
يَحْبِسُهُۥٓonu alıkoyan
أَلَاhaberiniz olsun ki
يَوْمَgün
يَأْتِيهِمْo geldiği
لَيْسَdeğildir
مَصْرُوفًاgeri çevrilecek
عَنْهُمْkendilerinden
وَحَاقَve kuşatır
بِهِمonları
مَّاşey
كَانُوا۟oldukları
بِهِۦonu
يَسْتَهْزِءُونَalaya alıyor(lar)

Şayet dünya hayatında hak ettikleri azabı müşriklerden sayılı günler erteleyecek olsak, onlar alay ederek ve onun gelmesi için acele ederek şöyle derler: Azabı engelleyen nedir? Onların hak ettikleri azabın; Allah'ın katında bir süresi vardır. O gün, onlara azap gelince onlardan azabı uzaklaştıracak yoktur. Mutlaka azap onların üzerine inecektir. Ve alay ederek maskaraya aldıkları ve (başlarına gelmesi için) acele ettikleri azap onları kuşatacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

وَلَئِنْ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةًۭ ثُمَّ نَزَعْنَٰهَا مِنْهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسٌۭ كَفُورٌۭ

Eğer insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık ümitsiz bir nankör olur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَئِنْşayet
أَذَقْنَاtattırsak
ٱلْإِنسَٰنَinsana
مِنَّاkatımızdan
رَحْمَةًۭbir rahmet
ثُمَّsonra
نَزَعْنَٰهَاonu geri alsak
مِنْهُondan
إِنَّهُۥo hemen olur
لَيَـُٔوسٌۭümitsiz
كَفُورٌۭbir nankör

İnsana, tarafımızdan sıhhat ve zenginlik gibi nimet verip sonra ondan bu nimeti alsak, o Allah'ın rahmetinden ümidini keser. Allah'ın nimetlerine karşı çok büyük nankörlük eder. Eğer Yüce Allah kulundan nimetleri çekip alacak olsa o kul, nimetleri unutur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّىٓ ۚ إِنَّهُۥ لَفَرِحٌۭ فَخُورٌ

Eğer ona, kendisine dokunan sıkıntıdan sonra nimetler verirsek şöyle söyleyecektir: Kötülükler benden uzaklaştı. O, gerçekten şımaracak ve övünecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَئِنْve şayet
أَذَقْنَٰهُona tattırırsak
نَعْمَآءَbir nimet
بَعْدَsonra
ضَرَّآءَbir darlıktan
مَسَّتْهُkendisine dokunan
لَيَقُولَنَّmutlaka der
ذَهَبَgitti
ٱلسَّيِّـَٔاتُkötülükler
عَنِّىٓbenden
إِنَّهُۥşüphesiz o
لَفَرِحٌۭşımarık
فَخُورٌve böbürlenendir

Şayet insana isabet eden fakirlik ve hastalıktan sonra ona rızıkta ve sıhhatte bir genişlik (bolluk) tattıracak olsak o şöyle der: Kötülük benden gitti ve zarar yok oldu. O bunlardan dolayı şükretmez ve çokça sevinerek şımarır. Allah'ın kendisini nimetlendirdiği şeyler ile insanlara karşı kibirlenerek övünür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَأَجْرٌۭ كَبِيرٌۭ

Sabreden ve salih ameller işleyen kimseler böyle değildir. İşte onlara, mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاancak hariçtir
ٱلَّذِينَkimseler
صَبَرُوا۟sabreden(ler)
وَعَمِلُوا۟ve ameller işleyenler
ٱلصَّٰلِحَٰتِsalih
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمonlara vardır
مَّغْفِرَةٌۭbağışlanma
وَأَجْرٌۭve ecir
كَبِيرٌۭbüyük

Ancak zorluklara, ibadetlere ve günahlara karşı sabredenler ve salih ameller işleyenler böyle değildir. Böyle olanlar için başka bir durum vardır. Çünkü bunlara ümitsizlik isabet etmez. Bunlar; Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmezler ve insanlara karşı kibirlenmezler. İşte bu özelliklere sahip olan kimseler için Rablerinden günahları için bir bağışlanma ve ahirette ise büyük bir mükâfat vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

فَلَعَلَّكَ تَارِكٌۢ بَعْضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَضَآئِقٌۢ بِهِۦ صَدْرُكَ أَن يَقُولُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌ ۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌۭ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ وَكِيلٌ

Şimdi sen: “Ona bir hazine indirilmeli yahut onunla beraber bir de bir melek gelmeli değil miydi?” demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَعَلَّكَbelki de
تَارِكٌۢbırakacaksın
بَعْضَbir kısmını
مَاvahyedilenin
يُوحَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
وَضَآئِقٌۢve daralacak
بِهِۦonunla
صَدْرُكَgöğsün
أَنdolayı
يَقُولُوا۟demelerinden
لَوْلَآdeğil miydi?
أُنزِلَindirilmeli
عَلَيْهِona
كَنزٌbir hazine
أَوْveya
جَآءَgelmeli
مَعَهُۥberaberinde
مَلَكٌbir melek
إِنَّمَآancak
أَنتَsen
نَذِيرٌۭbir uyarıcısın
وَٱللَّهُAllah ise
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
وَكِيلٌvekildir

-Ey Peygamber!- Belki de sen -(müşriklerin) ayetleri inkâr etmeleri, inatları ve ayetler hakkındaki düşünceleri sebebi ile - bu ayetler ile amel etmenin müşriklere zor gelmesinden dolayı Allah'ın sana, tebliğ etmeni emrettiği şeylerden bazılarını terk edeceksin. Ve onların ''(peygambere) gökten bir hazine indirilseydi veya onunla beraber kendisini doğrulayan bir melek gelseydi ya!" dememeleri için kalbin tebliğ etme hususunda daralacaktır. Sakın bu sebeplerden dolayı sana vahyolunanların bazısını tebliğ etmeyi terk etme. Çünkü sen, ancak bir uyarıcısın. Allah'ın sana tebliğ etmeni emrettiği şeyi tebliğ edersin. Onların, ayetler hakkında ortaya koydukları düşüncelerini gerçekleştirmek senin görevin değildir. Allah her şeyi koruyandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ فَأْتُوا۟ بِعَشْرِ سُوَرٍۢ مِّثْلِهِۦ مُفْتَرَيَٰتٍۢ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Yoksa: 'Onu kendisi uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Haydi siz, yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sure getirin ve eğer doğruysanız, Allah'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.'

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
يَقُولُونَdiyorlar mı?
ٱفْتَرَىٰهُonu kendisi uydurdu
قُلْde ki
فَأْتُوا۟getirin
بِعَشْرِon (tane)
سُوَرٍۢsure
مِّثْلِهِۦonun benzeri
مُفْتَرَيَٰتٍۢuydurulmuş
وَٱدْعُوا۟ve çağırın
مَنِgücünüzyeteni
ٱسْتَطَعْتُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru sözlü

Bilakis o müşrikler şöyle mi diyecekler?: Kur'an'ı, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- uydurdu. O, Allah'tan bir vahiy değildir. -Ey Peygamber!- Sen de onlara meydan okuyarak de ki: Haydi doğru olmasına bağlı kalmayıp uydurulmuş ta olsa sizin, uydurulmuş olduğunu iddia ettiğiniz (ama gerçekte doğru olan) bu Kur'an'a benzeyen on sure getirin. Kur'an'ın uydurulmuş olduğu iddiasında doğru söyleyenler iseniz bunu yaparken dilediğiniz kimseleri de yardım etmeleri için çağırın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

فَإِلَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أُنزِلَ بِعِلْمِ ٱللَّهِ وَأَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

Eğer size karşılık vermezlerse, onun (Kur'an'ın) ancak Allah’ın ilmi ile indirilmiş olduğunu ve O’ndan başka (hak) ilah olmadığını bilin! Artık siz Müslüman oluyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِلَّمْeğer
يَسْتَجِيبُوا۟cevap veremezlerse
لَكُمْsize
فَٱعْلَمُوٓا۟bilin ki
أَنَّمَآdoğrusu o
أُنزِلَindirilmiştir
بِعِلْمِilmiyle
ٱللَّهِAllah'ın
وَأَنve şüphesiz
لَّآyoktur
إِلَٰهَilah
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
فَهَلْartık olur musunuz?
أَنتُمsize
مُّسْلِمُونَMüslüman

-Ey Müminler!- Eğer güç yetiremediklerinden dolayı onlardan istediğinizi getiremezlerse yakinen bilin ki Kur'an'ı, ilmi ile ancak Yüce Allah, resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirmiştir. Kur'an; uydurulmuş değildir. Yine bilin ki Allah'tan başka ibadet edilecek hak ilah yoktur. O halde sizler, bu kesin delillerden sonra O'na itaat edecek misiniz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَٰلَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ

Kim yalnız dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنkimler
كَانَisterse
يُرِيدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَيَوٰةَhayatını
ٱلدُّنْيَاdünya
وَزِينَتَهَاve süsünü
نُوَفِّkarşılıklarını tam veririz
إِلَيْهِمْonlara
أَعْمَٰلَهُمْyaptıklarının
فِيهَاorada
وَهُمْve onlara
فِيهَاorada
لَاbir noksanlık yapılmaz
يُبْخَسُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kim, ameli ile ahireti istemeyip sadece dünya hayatını ve geçici metalarını isterse; onlara yaptıkları amellerinin karşılığını dünyada sıhhat, güven, rızıkta bolluk olarak veririz. Onların amelinin sevabından hiçbir şey eksiltilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُ ۖ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا۟ فِيهَا وَبَٰطِلٌۭ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَbunlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
لَيْسَolmayan
لَهُمْkendileri için
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey
ٱلنَّارُateşten
وَحَبِطَve boşa gitmiştir
مَاişledikleri
صَنَعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاorada
وَبَٰطِلٌۭve geçersizdir
مَّاoldukları
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْمَلُونَyapmakta

Yerilen bu özelliklere sahip olan kimseler kıyamet gününde içine girecekleri ateşten başka bir karşılık bulamayacaklardır. Dünyada yapmış oldukları amellerin karşılığı boşa gitmiş ve batıl olmuştur. Çünkü onlar, dünyada iman etmemişler ve yaptıkları amelleri Allah'ın yüzünü ve cenneti arzulayarak doğru bir niyet ile işlememişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍۢ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌۭ مِّنْهُ وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًۭا وَرَحْمَةً ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۚ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ مِنَ ٱلْأَحْزَابِ فَٱلنَّارُ مَوْعِدُهُۥ ۚ فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍۢ مِّنْهُ ۚ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

Rabbi katından (gelen) açık bir delil üzere olan ve ardından Rabbinden bir şahidin takip ettiği ve kendisinden önce bir de önder ve rahmet olarak Mûsâ 'nın kitabı bulunan kimse (kâfirler gibi) midir? Bunlar o (kitaba) inanırlar. Hangi topluluk onu inkâr ederse vadedilen yeri ateştir. O'ndan (Kitap) tan şüphen olmasın. Şüphesiz O, Rabbinden (gelen) haktır. Fakat, insanların çoğu iman etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَمَنkimse gibi midir?
كَانَolan
عَلَىٰüzere
بَيِّنَةٍۢaçık bir delil
مِّنRabbinden
رَّبِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَتْلُوهُve onu izleyen
شَاهِدٌۭbir şahit
مِّنْهُO'nun tarafından
وَمِنve
قَبْلِهِۦondan önce
كِتَٰبُkitabı (elinde bulunan)
مُوسَىٰٓMusa'nın
إِمَامًۭاbir rehber
وَرَحْمَةًve rahmet olan
أُو۟لَٰٓئِكَişte bunlar
يُؤْمِنُونَiman ederler
بِهِۦona
وَمَنve kim
يَكْفُرْinkar ederse
بِهِۦonu
مِنَtopluluklardan
ٱلْأَحْزَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱلنَّارُateştir
مَوْعِدُهُۥkendisine vaadedilen
فَلَاhiç olma
تَكُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىiçinde
مِرْيَةٍۢşüphe
مِّنْهُbundan
إِنَّهُşüphesiz bu
ٱلْحَقُّbir gerçektir
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنَّancak
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاiman etmezler
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Beraberinde Rabbi -Subhânehu ve Teâlâ-'dan bir delil ve ardından bir şahidin -ki bu Cebrail aleyhisselam'dır- takip ettiği ve kendisinden önce bir önder ve rahmet olarak Musa -aleyhisselam-'a indirilen Tevrat bulunan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ve onunla birlikte iman edenler ile sapıklıkta bocalayan kâfirler bir olmaz. Onlar (müminler); Kur'an'a ve Kur'an'ın kendisine indirildiği Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmişlerdir. Diğer dinlerden olan kimselerden her kim bunu inkâr ederse kıyamet günü ona vadedilen şey ateştir. -Ey Resul!- Kur'an ve o kâfirlere vadedilen azap hakkında şüphe içerisinde olma. O, içerisinde şüphe olmayan haktır. Fakat insanların çoğu, peş peşe gelen açık delillerin ve apaçık kanıtların varlığına rağmen bocalamakta ve iman etmemektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَىٰ رَبِّهِمْ وَيَقُولُ ٱلْأَشْهَٰدُ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَىٰ رَبِّهِمْ ۚ أَلَا لَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

Allah’a karşı yalan düzerek iftira edenden daha zâlim kim olabilir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْkim olabilir?
أَظْلَمُdaha zalim
مِمَّنِkimseden
ٱفْتَرَىٰuyduran
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
كَذِبًاyalan
أُو۟لَٰٓئِكَbunlar
يُعْرَضُونَsunulurlar
عَلَىٰüzerine
رَبِّهِمْRabblerine
وَيَقُولُve derler
ٱلْأَشْهَٰدُşahitler
هَٰٓؤُلَآءِişte bunlardır
ٱلَّذِينَkimseler
كَذَبُوا۟yalan söyleyen(ler)
عَلَىٰkarşı
رَبِّهِمْRabblerine
أَلَاhaberiniz olsun
لَعْنَةُlaneti
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَىüzerinedir
ٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Allah'a Teâlâ'ya ortak yahut evlat isnat ederek yalan uydurup iftira atan kimseden daha zalim kim vardır? İşte Allah hakkında yalan uyduran bu kimseler yaptıkları amellerden hesaba çekilmek üzere kıyamet günü Rablerine arz olunacaklardır. Meleklerden ve peygamberlerden oluşan şahitler şöyle diyecekler: İşte, ortak ve evlat isnat ederek Allah hakkında yalan uyduranlar bunlardır. Yüce Allah hakkında yalan söylemeleri sebebi ile kendi nefislerine zulmedenleri Allah -Subhânehu ve Teâlâ- rahmetinden uzaklaştırmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًۭا وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar
يَصُدُّونَalıkoyar
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَبْغُونَهَاve onda ararlar
عِوَجًۭاçarpıklık
وَهُمve onlar (ararlar)
بِٱلْءَاخِرَةِahireti
هُمْonlar
كَٰفِرُونَinkar edenlerdir

İşte, insanları Allah'ın dosdoğru yolundan alıkoyan ve Allah'ın yolunun, hiç kimsenin tabi olamayacağı şekilde doğruluktan uzak eğri bir yol olmasını isteyenler bunlardır. Bunlar; ölümden sonra diriltilmeyi de inkâr ederler ve onu kabul etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

أُو۟لَٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ۘ يُضَٰعَفُ لَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۚ مَا كَانُوا۟ يَسْتَطِيعُونَ ٱلسَّمْعَ وَمَا كَانُوا۟ يُبْصِرُونَ

Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah’tan başka bir velisi/yardımcısı da yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, (hakkı) işitmezler ve görmezlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
لَمْdeğillerdir
يَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُعْجِزِينَaciz bırakacak
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاyoktur
كَانَonların
لَهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
مِنْdostları
أَوْلِيَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُضَٰعَفُkat kat artırılır
لَهُمُonlar için
ٱلْعَذَابُazab
مَاonlar
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَسْتَطِيعُونَgüç yetiremezlerdi
ٱلسَّمْعَişitmeye
وَمَاve
كَانُوا۟onlar
يُبْصِرُونَgöremezlerdi

İşte bu özelliklere sahip olanlar var ya; yeryüzünde Allah’ın azabı üzerlerine indiği zaman ondan kaçmaya güç yetiremezler. Allah’ın cezasını onlardan savacak Allah’tan başka müttefikleri ve yardımcıları da yoktur. Kendi nefislerini ve başkalarını Allah’ın yolundan çevirmeleri sebebi ile kıyamet günü azapları arttırılır. Çünkü onlar, kabul edecekleri bir işitme ile dünyada hakkı ve hidayeti işitmeye güç yetirememişlerdi. Aynı şekilde haktan şiddet ile yüz çevirmeleri sebebiyle Allah’ın kainattaki ayetlerine, kendilerine fayda verecek bir bakış ile bakmıyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
خَسِرُوٓا۟zarara sokan(lardır)
أَنفُسَهُمْkendilerini
وَضَلَّve kaybolmuştur
عَنْهُمyanlarından
مَّاşeyler
كَانُوا۟uydurdukları
يَفْتَرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İşte bu sıfatlar ile vasıf olunmuş olanlar, Allah ile beraber ortaklar edinerek kendi nefislerini helaka sürüklemek suretiyle kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Onların uydurdukları ortakları ve şefaatçileri de kendilerinden uzaklaşıp gitmişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ

Gerçekten onlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَاyok
جَرَمَşüphe
أَنَّهُمْonlar
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُمُonlar
ٱلْأَخْسَرُونَen fazla zararlı çıkanlardır

Kıyamet günü elde edecekleri kazanç bakımından asıl zarar edenler onlardır. Zira küfrü imana, dünyayı ahirete, azabı da rahmete karşı tercih etmişlerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَخْبَتُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّهِمْ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz ki
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟iman eden(ler)
وَعَمِلُوا۟ve işleyenler
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
وَأَخْبَتُوٓا۟ve gönülden boyun eğenler
إِلَىٰRabblerine
رَبِّهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
أَصْحَٰبُehlidirler
ٱلْجَنَّةِcennet
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَkalıcıdırlar

Allah’a ve resulüne iman edip salih amel işleyenler, Allah’a boyun eğenler ve korkanlar var ya; işte onlar, cennet ahalisidir ve orada ebedî kalıcıdırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

۞ مَثَلُ ٱلْفَرِيقَيْنِ كَٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْأَصَمِّ وَٱلْبَصِيرِ وَٱلسَّمِيعِ ۚ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَثَلُdurumu
ٱلْفَرِيقَيْنِiki topluluğun
كَٱلْأَعْمَىٰkörün durumu gibidir
وَٱلْأَصَمِّve sağırın
وَٱلْبَصِيرِve görenin
وَٱلسَّمِيعِve işitenin
هَلْmidir?
يَسْتَوِيَانِikisi eşit
مَثَلًاdurumları
أَفَلَاİbret almıyor musunuz?
تَذَكَّرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu iki zümrenin (Müminlerle kâfirlerin) durumu, görmeyen kör ve işitmeyen sağır gibidir. Zira kâfirlerin durumu böyledir. Onlar; işiten ve gören kimse gibi, hakkı kabul etmek için dinlemez, kendilerine fayda verecek şekilde bakıp, görmezler. İşte bunların durumu ile görmenin ve işitmenin kendilerinde bir araya geldiği Müminlerin durumu bir olur mu? Bu iki zümrenin hali ve sıfatı hiç aynı olur mu? Asla bir olmazlar. Bunların eşit olmayacağı hususunda hâlâ (düşünüp) ibret almıyor musunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ

Andolsun, biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: ''Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاgöndermiştik
نُوحًاNuh'u
إِلَىٰkendi kavmine
قَوْمِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنِّىşüphesiz ben
لَكُمْsizin için
نَذِيرٌۭbir uyarıcıyım
مُّبِينٌapaçık

Nuh -aleyhisselam-'ı elçi olarak kavmine gönderdik. O, kavmine şöyle demişti: Ey Kavmim! Ben sizleri Allah'ın azabı hakkında apaçık bir şekilde uyaran ve kendisi ile gönderildiğim şeyi size açıklayan bir elçiyim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

أَن لَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍۢ

Allah’tan başkasına tapmayın/ibadet etmeyin! Ben, size (gelecek) elem verici bir günün azabından korkuyorum.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَنdiye
لَّاkulluk etmeyin
تَعْبُدُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
ٱللَّهَAllah'tan
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَخَافُkorkuyorum
عَلَيْكُمْsizin hakkınızda
عَذَابَazabından
يَوْمٍbir günün
أَلِيمٍۢacıklı

Sizi, sadece Yüce Allah'a ibadet etmeye davet ediyorum. Sakın O'ndan başkasına kulluk etmeyin. Muhakkak ki ben; sizin hakkınızda, elem verici bir günün azabından korkarım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

فَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا نَرَىٰكَ إِلَّا بَشَرًۭا مِّثْلَنَا وَمَا نَرَىٰكَ ٱتَّبَعَكَ إِلَّا ٱلَّذِينَ هُمْ أَرَاذِلُنَا بَادِىَ ٱلرَّأْىِ وَمَا نَرَىٰ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۭ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَٰذِبِينَ

Halkının ileri gelen kâfir takımı: "Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü olmayan, ayak takımından başka kimsenin tabi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuza inanıyoruz" dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَالَdediler ki
ٱلْمَلَأُileri gelenleri
ٱلَّذِينَinkar eden
كَفَرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنkavminden
قَوْمِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاbiz seni görmüyoruz
نَرَىٰكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka
بَشَرًۭاbir insandan
مِّثْلَنَاbizim gibi
وَمَاve
نَرَىٰكَgörmüyoruz
ٱتَّبَعَكَsana uyduğunu
إِلَّاbaşkasının
ٱلَّذِينَolandan
هُمْkendisi
أَرَاذِلُنَاen aşağılıklarımız
بَادِىَsığ (görüşlü)
ٱلرَّأْىِ(sığ) görüşlü
وَمَاve
نَرَىٰgörmüyoruz
لَكُمْsizin
عَلَيْنَاbize karşı
مِنhiç
فَضْلٍۭüstünlüğünüzü
بَلْaksine
نَظُنُّكُمْzannediyoruz ki siz
كَٰذِبِينَyalancılarsınız

O'nun kavminden kafir olanlardan ileri gelenler ve eşraftan olan/muteber kimseler şöyle dediler: Senin çağrına asla icabet etmeyeceğiz, çünkü sen, bize karşı ayrıcalıklı bir kimse değilsin. Sen de bizim gibi bir insansın. Bizler; sana tabi olan halkın bizim aşağı tabakamızdan kimseler olduğu görüşündeyiz. Bizim size uymamızı uygun duruma getiren fazladan şeref, mal ve makamınız yoktur. Aksine sizlerin davet ettiğiniz şeyde yalancılar olduğunuzu zannediyoruz, dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍۢ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى رَحْمَةًۭ مِّنْ عِندِهِۦ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْ أَنُلْزِمُكُمُوهَا وَأَنتُمْ لَهَا كَٰرِهُونَ

Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِEy kavmim
أَرَءَيْتُمْNe dersiniz?
إِنeğer
كُنتُben isem
عَلَىٰüzere
بَيِّنَةٍۢbir delil
مِّنRabbimden
رَّبِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَءَاتَىٰنِىve bana vermişse
رَحْمَةًۭbir rahmet
مِّنْkatından
عِندِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَعُمِّيَتْbu gizli bırakılmış ise
عَلَيْكُمْsize
أَنُلْزِمُكُمُوهَاbiz sizi zorlayacak mıyız?
وَأَنتُمْsiz
لَهَاonu
كَٰرِهُونَistemediğiniz halde

Nuh -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey kavmim! Eğer Rabbimden, benim doğruluğuma şahitlik eden sizin de beni doğrulamanız gerektiren açık bir delil üzerine isem ve Rabbim bana, nübüvvet ve risalet olan bir rahmet vermiş ve sizin bundaki cehaletiniz sebebi ile size gizli kalmış ise biz sizi buna iman etmeniz için zorlayacak ve sizin kalplerinize bunu zorla mı sokacağız? Biz, buna güç yetiremeyiz. İman etmeye muvaffak kılan Allah Teâlâ'dır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

وَيَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًا ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ ۚ وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ ۚ إِنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَلَٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًۭا تَجْهَلُونَ

'Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِve Ey kavmim
لَآsizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِbunun karşılığında
مَالًاbir mal
إِنْbenim ecrim
أَجْرِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاyalnızca
عَلَىaittir
ٱللَّهِAllah'a
وَمَآve değilim
أَنَا۠ben
بِطَارِدِkovacak
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوٓا۟iman eden(leri)
إِنَّهُمşüphesiz onlar
مُّلَٰقُوا۟kavuşacaklardır
رَبِّهِمْRabblerine
وَلَٰكِنِّىٓancak ben
أَرَىٰكُمْsizi görüyorum
قَوْمًۭاbir topluluk olarak
تَجْهَلُونَcahillik eden

Ey Kavmim! Ben, risaleti size tebliğ etmemin karşılığında sizden bir mal istemiyorum. Benim sevabım (mükâfatım) Allah'a aittir. Sizin kovulmalarını istediğiniz Müminlerin fakir olanlarını meclisimden uzaklaştıracak değilim. Onlar, kıyamet günü Rablerine kavuşacaklar ve O, onları iman etmelerine karşılık mükâfatlandıracaktır. Müminlerden zayıf olanların kovulmalarını istediğiniz için sizi bu davetin hakikatini anlamamış olarak görüyorum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَيَٰقَوْمِ مَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِن طَرَدتُّهُمْ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

“Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, Allah'a karşı bana kim yardım eder? Hiç düşünmüyor musunuz?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِEy kavmim
مَنkim
يَنصُرُنِىbana yardımcı olabilir
مِنَkarşı
ٱللَّهِAllah'a
إِنeğer
طَرَدتُّهُمْonları kovsam
أَفَلَاdüşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey kavmim! Herhangi bir suçları olmadığı halde bu Müminleri haksız yere kovacak olursam beni Allah'ın azabından kim koruyabilir? Sizin için daha iyi ve daha faydalı olan şeyi düşünmez misiniz ve o şey için çabalamaz mısınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ إِنِّى مَلَكٌۭ وَلَآ أَقُولُ لِلَّذِينَ تَزْدَرِىٓ أَعْيُنُكُمْ لَن يُؤْتِيَهُمُ ٱللَّهُ خَيْرًا ۖ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا فِىٓ أَنفُسِهِمْ ۖ إِنِّىٓ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zalimlerden olurum.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَآben demiyorum
أَقُولُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمْsize
عِندِىbenim yanımdadır
خَزَآئِنُhazineleri
ٱللَّهِAllah'ın
وَلَآve
أَعْلَمُbilmiyorum
ٱلْغَيْبَgaybı
وَلَآve
أَقُولُdemiyorum
إِنِّىşüphesiz ben
مَلَكٌۭmeleğim (diye)
وَلَآve
أَقُولُdiyemem
لِلَّذِينَkimseler için
تَزْدَرِىٓküçük gördükleri
أَعْيُنُكُمْgözlerinizin
لَنonlara vermeyecektir
يُؤْتِيَهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
خَيْرًاbir hayır
ٱللَّهُAllah
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِمَاolanı
فِىٓiçlerinde
أَنفُسِهِمْonların kendi
إِنِّىٓben gerçekten
إِذًۭاo zaman
لَّمِنَkimselerden olurum
ٱلظَّٰلِمِينَzulmeden

-Ey Kavmim!- Rızkın içinde olduğu Yüce Allah'ın hazineleri bendedir, iman ederseniz onu size infak ederim, demiyorum. Muhakkak ki ben gaybı biliyorum ve ben meleklerdenim de demiyorum. Bilakis ben de sizin gibi bir beşerim. Sizin gözlerinizin hakir gördüğü ve küçümsediği fakirler hakkında: Allah, onlara kesinlikle başarı ve hidayet vermez, demiyorum. Yüce Allah onların niyetlerini ve amellerini en iyi bilendir. Eğer ben böyle bir iddiada bulunursam Allah'ın azabını hak eden zalimlerden olurum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قَالُوا۟ يَٰنُوحُ قَدْ جَٰدَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَٰلَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰنُوحُEy Nuh
قَدْmuhakkak
جَٰدَلْتَنَاbizimle tartıştın
فَأَكْثَرْتَçok ileri gittin
جِدَٰلَنَاbizimle tartışmanda
فَأْتِنَاgetir bakalım
بِمَاşeyi
تَعِدُنَآbize vaadettiğin
إِنeğer
كُنتَisen
مِنَdoğru sözlülerden
ٱلصَّٰدِقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

İnatla ısrar ederek ve büyüklenerek şöyle dediler: "Ey Nuh! Bizimle mücadele ve münazara ettin. Bizimle olan mücadeleni ve münazaranı çokça yaptın. Eğer iddiasında doğru olanlardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettiğin o azabı bize getir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

قَالَ إِنَّمَا يَأْتِيكُم بِهِ ٱللَّهُ إِن شَآءَ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ

Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’tan) kaçamayacaksınız.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Nuh) dedi
إِنَّمَاancak
يَأْتِيكُمsize getirir
بِهِonu
ٱللَّهُAllah
إِنeğer
شَآءَdilerse
وَمَآve değilsiniz
أَنتُمsiz
بِمُعْجِزِينَO'nu aciz bırakacak

Nuh -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Ben, azabı size getiremem, azabı size dilerse ancak Allah getirir. Eğer size azap etmek isterse siz Allah'ın azabından kaçmaya güç yetiremezsiniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلَا يَنفَعُكُمْ نُصْحِىٓ إِنْ أَرَدتُّ أَنْ أَنصَحَ لَكُمْ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغْوِيَكُمْ ۚ هُوَ رَبُّكُمْ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
يَنفَعُكُمْsize yarar vermez
نُصْحِىٓöğüdüm
إِنْeğer
أَرَدتُّistesem de
أَنْöğüt vermek
أَنصَحَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكُمْsize
إِنeğer
كَانَAllah
ٱللَّهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُرِيدُdilerse
أَنsizi azgınlığa düşürmeyi
يُغْوِيَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُوَO
رَبُّكُمْsizin Rabbinizdir
وَإِلَيْهِve O'na
تُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Eğer Allah Teâlâ inadınız sebebi ile sizi dosdoğru yoldan saptırmak istemiş ve sizi hidayet üzere olmakta yardımsız bırakmış ise benim öğüt vermem ve hatırlatmada bulunmam size bir fayda vermez. Sizin Rabbiniz O'dur ve sizin bu durumunuzun sahibi O'dur. O; dilerse sizi saptırır. Sizler, kıyamet günü sadece O'na döndürüleceksiniz. Amellerinize karşılık size hak ettiğiniz karşılığı verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَعَلَىَّ إِجْرَامِى وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تُجْرِمُونَ

(Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu mu?" diyorlar. De ki: “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
يَقُولُونَdiyorlar (mı?)
ٱفْتَرَىٰهُonu uydurdu
قُلْde ki
إِنِeğer
ٱفْتَرَيْتُهُۥonu ben uydurduysam
فَعَلَىَّbenim üzerimedir
إِجْرَامِىsuçum
وَأَنَا۠ancak ben
بَرِىٓءٌۭuzağım
مِّمَّاsizin suçlarınızdan
تُجْرِمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Nuh -aleyhisselam-'ın kavminin inkâr etmesinin sebebi, Nuh -aleyhisselam-'ın getirmiş olduğu bu dini Allah adına (Nuh -aleyhisselam-'ın) kendisinin uydurduğunu iddia etmeleriydi. (Yüce Allah şöyle buyurdu:) -Ey Peygamber!- Onlara de ki: Eğer bunu ben uydurmuş isem bunun günahı ve cezası sadece banadır. Ben de sizin, yalanlamanızın günahından hiç bir şey yüklenmem. Ve ben, sizin yaptıklarınızdan tamamen uzağım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَأُوحِىَ إِلَىٰ نُوحٍ أَنَّهُۥ لَن يُؤْمِنَ مِن قَوْمِكَ إِلَّا مَن قَدْ ءَامَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

Nûh'a, “Senin kavminden, gerçekten iman etmiş olanlardan başkası artık iman etmeyecektir; o halde yaptıkları şeylerden dolayı üzülme” diye vahyolundu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأُوحِىَvahyolundu
إِلَىٰNuh'a
نُوحٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّهُۥgerçekten
لَنkimse iman etmeyecek
يُؤْمِنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنkavminden
قَوْمِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
مَنkimselerin
قَدْ(şimdiye kadar)
ءَامَنَiman eden
فَلَاüzülme
تَبْتَئِسْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِمَاdolayı
كَانُوا۟onların yaptıklarından
يَفْعَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah Teâlâ, Nuh -aleyhisselam-'a şöyle vahyetti: Ey Nuh! Kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla iman etmeyecek. -Ey Nuh!- Bu uzun müddet boyunca seni yalanlamalarından ve seninle alay etmelerinden dolayı sakın üzülme!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ ۚ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

Gözlerimizin önünde vahyettiğimize göre gemi yap, zulmedenler hakkında bana birşey söyleme! Muhakkak onlar boğulacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱصْنَعِve yap
ٱلْفُلْكَgemiyi
بِأَعْيُنِنَاbizim gözetimimiz altında
وَوَحْيِنَاve vahyimizle
وَلَاbana hitap (dua) etme
تُخَٰطِبْنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىhakkında
ٱلَّذِينَkimseler
ظَلَمُوٓا۟zulmeden(ler)
إِنَّهُمonlar
مُّغْرَقُونَsuda boğulacaklardır

Gemiyi, bizim gözetimimiz ve korumamızda onu nasıl yapacağını sana öğrettiğimize dair bizden bir vahiy ile yap. İnkâr ederek kendi nefislerine zulmeden kimselere mühlet istemek için beni muhatap alma! Muhakkak ki onlar, küfür üzerinde ısrar etmelerine karşılık bir ceza olarak -kaçınılmaz olan- tufan ile boğulacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَيَصْنَعُ ٱلْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌۭ مِّن قَوْمِهِۦ سَخِرُوا۟ مِنْهُ ۚ قَالَ إِن تَسْخَرُوا۟ مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ

(Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: ''Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَصْنَعُve yapıyordu
ٱلْفُلْكَgemiyi
وَكُلَّمَاve ne zaman
مَرَّyanından geçse
عَلَيْهِonun
مَلَأٌۭileri gelenler
مِّنkavminden
قَوْمِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَخِرُوا۟alay ediyorlardı
مِنْهُonunla
قَالَdedi ki
إِنeğer
تَسْخَرُوا۟alay ederseniz
مِنَّاbizimle
فَإِنَّاmuhakkak biz de
نَسْخَرُalay edeceğiz
مِنكُمْsizinle
كَمَاgibi
تَسْخَرُونَsizin alay ettiğiniz

Nuh -aleyhisselam-, Rabbinin emrine uyup gemiyi yapmaya başladı. Kavminin büyükleri ve efendileri Nuh -aleyhisselam-'a her uğradıklarında suyun ve nehirlerin olmadığı bir yerde gemiyi inşa ettiği için onunla alay ettiler. Onların alay etmeleri tekrarlanınca Nuh -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: Ey İnsanlar! Gemiyi inşa ettiğimiz için siz bugün bizimle alay edin! Muhakkak ki bizler de cahilliğinizin sizi götüreceği boğulma gerçekleşince sizlerle alay edeceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌۭ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌۭ مُّقِيمٌ

Birazdan alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَسَوْفَyakında
تَعْلَمُونَbileceksiniz
مَنkime
يَأْتِيهِgeleceğini
عَذَابٌۭazabın
يُخْزِيهِrezil edici
وَيَحِلُّve ineceğini
عَلَيْهِbaşına
عَذَابٌۭazabın
مُّقِيمٌkalıcı

Dünyada alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kıyamet günü kesilmeyen ve devamlı olan azabın kime ineceğini bileceksiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّۢ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ ۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌۭ

Sonunda emrimiz gelip, tandır (içinden sular) kaynamaya başlayınca: "Her cinsten birer çifti ve kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki aileni ve iman edenleri gemiye bindir" dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
حَتَّىٰٓsonunda
إِذَاzaman
جَآءَgeldiği
أَمْرُنَاemrimiz
وَفَارَve kaynadığında
ٱلتَّنُّورُtandır
قُلْنَاdedik ki
ٱحْمِلْbindir
فِيهَاona
مِنher şeyden
كُلٍّۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
زَوْجَيْنِçifti
ٱثْنَيْنِikişer
وَأَهْلَكَve aileni
إِلَّاdışındaki
مَنolanlar
سَبَقَönceden
عَلَيْهِaleyhlerine
ٱلْقَوْلُhüküm verilmiş
وَمَنْve
ءَامَنَiman edenleri
وَمَآve
ءَامَنَzaten iman etmemişti
مَعَهُۥٓonunla beraber
إِلَّاdışında
قَلِيلٌۭçok az kimse

Nuh -aleyhisselam- Allah'ın kendisine emrettiği gemi inşa etme işini bitirmiş, onlara helak olacaklarına dair emrimiz gelmiş ve tufanın başladığını haber vermek için onların içerisinde ekmek yaptıkları tandırdan sular kaynamaya başlamıştı. Biz, Nuh -aleyhisselam-'a, dişi ve erkek olmak üzere yeryüzündeki hayvanlardan her cinsten bir çifti ve iman etmemeleri sebebiyle haklarında boğulacakları hükmü verilenler hariç ehlini ve iman edenleri almasını söyledik. Nuh-aleyhisselam- Allah'a iman etmeleri için uzun bir süre davet etmesine rağmen onlardan sadece az bir topluluk iman etti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

۞ وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

(Nûh), “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
ٱرْكَبُوا۟haydi binin
فِيهَاona
بِسْمِadıyladır
ٱللَّهِAllah'ın
مَجْر۪ىٰهَاyüzmesi de
وَمُرْسَىٰهَآve durması da
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
لَغَفُورٌۭbağışlayıcıdır
رَّحِيمٌۭrahmet edicidir

Nuh -aleyhisselam- ehlinden ve kavminden iman edenlere şöyle dedi: Gemiye binin. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Rabbim,günahlarından tövbe eden kullarının günahlarını bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir. Müminleri helak olmaktan kurtarması da O'nun rahmetindendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَهِىَ تَجْرِى بِهِمْ فِى مَوْجٍۢ كَٱلْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعْزِلٍۢ يَٰبُنَىَّ ٱرْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلْكَٰفِرِينَ

Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp onları götürüyordu. Nûh, bir kenara çekilmiş oğluna: "Yavrucuğum, bizimle bin, kâfirlerle olma!" diye seslendi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهِىَ(Gemi)
تَجْرِىgeçirirken
بِهِمْonları
فِىiçinden
مَوْجٍۢdalgaların
كَٱلْجِبَالِdağlar gibi;
وَنَادَىٰve seslendi
نُوحٌNuh
ٱبْنَهُۥoğluna
وَكَانَve o (idi)
فِىbir kenarda
مَعْزِلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَٰبُنَىَّEy oğulcağızım
ٱرْكَبgel bin
مَّعَنَاbizimle birlikte
وَلَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَكُنolma
مَّعَberaber
ٱلْكَٰفِرِينَkâfirlerle

Gemi, içinde bulunan insanlar ve diğer canlılar ile birlikte dağlar gibi büyük dalgaların arasında yüzüyordu. Babalık duygusu ile Nuh -aleyhisselam- kavminden ve babasından ayrı tek başına bir yerde duran kafir oğluna seslenerek şöyle dedi: Ey oğlum! Boğulmaktan kurtulmak için bizimle birlikte gemiye bin ve sakın kafirlerle beraber olma! Yoksa, onlara isabet ettiği gibi boğularak helak olma sana da isabet eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

قَالَ سَـَٔاوِىٓ إِلَىٰ جَبَلٍۢ يَعْصِمُنِى مِنَ ٱلْمَآءِ ۚ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَ ۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا ٱلْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُغْرَقِينَ

O, (Oğlu) “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(O) dedi ki
سَـَٔاوِىٓsığınacağım
إِلَىٰbir dağa
جَبَلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْصِمُنِىo beni korur
مِنَsudan
ٱلْمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالَdedi ki
لَاyoktur
عَاصِمَkurtulacak
ٱلْيَوْمَbugün
مِنْemrinden
أَمْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
إِلَّاdışında
مَنkimselerin
رَّحِمَmerhamet ettiği
وَحَالَbu sırada girdi
بَيْنَهُمَاaralarına
ٱلْمَوْجُbir dalga
فَكَانَve o da oldu
مِنَboğulanlardan
ٱلْمُغْرَقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Nuh -aleyhisselam-'ın oğlu Nuh -aleyhisselam-'a şöyle dedi: Ben, suyun bana ulaşmasını engellemek için yüksek bir dağa sığınacağım. Bunun üzerine Nuh -aleyhisselam- oğluna şöyle dedi: Bugün, Allah Teâlâ'nın, tufan ve boğulma ile gerçekleşecek olan azabına engel olacak yoktur. Ancak rahmeti ile kullarından dilediğine merhamet eden Allah Subhânehu ve Teâlâ boğulmaya mani olabilir. Ardından dalga, Nuh -aleyhisselam- ile kafir oğlunun arasını ayırdı ve oğlu, kafir olması sebebi ile tufanda boğulanlardan oldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

وَقِيلَ يَٰٓأَرْضُ ٱبْلَعِى مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقْلِعِى وَغِيضَ ٱلْمَآءُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَٱسْتَوَتْ عَلَى ٱلْجُودِىِّ ۖ وَقِيلَ بُعْدًۭا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

“Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve; “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقِيلَve denildi
يَٰٓأَرْضُey yer
ٱبْلَعِىçek
مَآءَكِsuyunu
وَيَٰسَمَآءُve ey gök
أَقْلِعِىsen de tut
وَغِيضَve çekildi
ٱلْمَآءُsu
وَقُضِىَve bitirildi
ٱلْأَمْرُ
وَٱسْتَوَتْve oturdu
عَلَىüzerine
ٱلْجُودِىِّCudi'nin
وَقِيلَve denildi
بُعْدًۭاyok olsun
لِّلْقَوْمِtopluluğu
ٱلظَّٰلِمِينَzalimler

Tufanın sona ermesinden sonra Allah Teâlâ yeryüzüne şöyle buyurdu: Ey yeryüzü! Üzerinde bulunan tufanın suyunu iç. Sonra semaya şöyle buyurdu: Ey sema! (Yağmuru) Tut! Yağmur gönderme! Böylece yeryüzü kuruyuncaya kadar su eksildi. Yüce Allah kâfirleri helak etti. Gemi, Cûdî dağı üzerinde durdu ve şöyle denildi: (Allah'ın rahmetinden) Uzaklık, helak ve hüsran, inkâr ile Allah'ın sınırlarını aşan kavim için olsun.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَنَادَىٰ نُوحٌۭ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبْنِى مِنْ أَهْلِى وَإِنَّ وَعْدَكَ ٱلْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ ٱلْحَٰكِمِينَ

Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vaadin elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَادَىٰve seslendi
نُوحٌۭNuh
رَّبَّهُۥRabbine
فَقَالَve dedi ki
رَبِّRabbim
إِنَّşüphesiz
ٱبْنِىoğlum
مِنْbenim ailemdendir
أَهْلِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّve şüphesiz
وَعْدَكَsenin vaadin
ٱلْحَقُّhaktır
وَأَنتَve sen
أَحْكَمُen iyi hükmedenisin
ٱلْحَٰكِمِينَhükmedenlerin

Nuh -aleyhisselam- yardımına sığınarak Rabbine şöyle nida etti: Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum, bana ailemden kurtulacağına dair söz verdiklerindendir. Şüphesiz senin vaadin, dönmenin olmadığı doğru bir vaattir. Ve sen, hükmedenlerin en adili ve en en iyi bilenisin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

قَالَ يَٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ ۖ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيْرُ صَٰلِحٍۢ ۖ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ ۖ إِنِّىٓ أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

Allah: “Ey Nûh! O, asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Allah) dedi ki
يَٰنُوحُey Nuh
إِنَّهُۥşüphesiz o
لَيْسَdeğildir
مِنْsenin ailenden
أَهْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥelbette o
عَمَلٌbir iş yapmıştı
غَيْرُolmayan
صَٰلِحٍۢiyi
فَلَاbenden isteme
تَسْـَٔلْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاbir şeyi
لَيْسَolmayan
لَكَsenin
بِهِۦhakkında
عِلْمٌbilgin
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَعِظُكَseni sakındırıyorum
أَنolmanı
تَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَbilgisizlerden
ٱلْجَٰهِلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah Teâlâ, Nuh -aleyhisselam-'a şöyle buyurdu: Ey Nuh! Senin kurtulmasını istediğin oğlun, benim sana kurtarmayı vadettiğim ehlinden değildir. Çünkü O, (senin oğlun) kâfirdir. Senin benden istediğin şey: sana ve senin makamında bulunan kimseye yakışan bir amel değildir. Hakkında ilminin olmadığı şeyi benden isteme! Ben, seni cahillerden olmaktan ve benim ilmime ve hikmetime muhalif olan şeyi benden istemenden sakındırırım.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌۭ ۖ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ أَكُن مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
رَبِّRabbim
إِنِّىٓmuhakkak ben
أَعُوذُsığınırım
بِكَsana
أَنْsenden istemekten
أَسْـَٔلَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاbir şeyi
لَيْسَolmayan
لِىbenim
بِهِۦhakkında
عِلْمٌۭbilgim
وَإِلَّاeğer
تَغْفِرْbağışlamazsan
لِىbeni
وَتَرْحَمْنِىٓve bana rahmet etmezsen
أَكُنolurum
مِّنَhüsrana uğrayanlardan
ٱلْخَٰسِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Nuh -aleyhisselam- şöyle dedi: "Rabbim! Ben, senden hakkında ilmimin olmadığı bir şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer benim günahlarımı bağışlamaz ve bana rahmetin ile merhamet etmezsen, ben ahiretteki nasibini heba eden ve bundan dolayı zarara uğrayan kimselerden olurum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهْبِطْ بِسَلَٰمٍۢ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمٍۢ مِّمَّن مَّعَكَ ۚ وَأُمَمٌۭ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Ona denildi ki: ''Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) faydalandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قِيلَdenildi ki
يَٰنُوحُey Nuh
ٱهْبِطْin
بِسَلَٰمٍۢselam ile
مِّنَّاbizden
وَبَرَكَٰتٍve bereketlerle
عَلَيْكَsana
وَعَلَىٰٓve üzerine
أُمَمٍۢümmetler
مِّمَّنolanlardan
مَّعَكَseninle birlikte
وَأُمَمٌۭve (bazı) ümmetlere
سَنُمَتِّعُهُمْgeçimlik vereceğiz
ثُمَّsonra
يَمَسُّهُمonlara dokunacaktır
مِّنَّاbizden
عَذَابٌbir azap
أَلِيمٌۭacıklı

Allah Teâlâ, Nuh -aleyhisselam-'a şöyle buyurdu: Ey Nuh! Gemiden yeryüzüne selametle ve güven içerisinde, Allah tarafından sana verilen bol nimetler ile in. Zira bu nimetler gemide seninle birlikte olan iman edenler ve onların ardından gelen zürriyetleri içindir. Bu kimselerin zürriyetlerinden kâfir topluluklar da çıkacaktır. Onları, dünya hayatında faydalandırıp kendileri ile yaşayacakları şeyleri onlara vereceğiz. Sonra da bizden ahirette elem verici bir azap onlara erişecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ ۖ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَٰذَا ۖ فَٱصْبِرْ ۖ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تِلْكَbunlar
مِنْhaberlerindendir
أَنۢبَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْغَيْبِgayb
نُوحِيهَآvahyettiğimiz
إِلَيْكَsana
مَاdeğildin
كُنتَsen
تَعْلَمُهَآonu biliyor
أَنتَ(ne) sen
وَلَاve ne de
قَوْمُكَsenin kavmin
مِنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰذَاbundan
فَٱصْبِرْsabret
إِنَّşüphesiz
ٱلْعَٰقِبَةَsonuç
لِلْمُتَّقِينَtakva sahiplerinindir

Nuh -aleyhisselam-'ın bu kıssası gaybî haberlerdendir. -Ey Peygamber!- Sana vahyettiğimiz bu vahiyden önce ne sen ve ne de kavmin bu kıssayı bilmiyordunuz. Tıpkı Nuh -aleyhisselam-'ın sabrettiği gibi sen de kavminin eziyetlerine ve yalanlamalarına karşı sabret. Yardım ve zafer (üstünlük), Allah'ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınanlar içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًۭا ۚ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ ۖ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُفْتَرُونَ

Âd toplumuna da kardeşleri Hûd’u gönderdik: "Ey halkım! (yalnızca) Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hak ilahınız yoktur. (Başka ilahlara ibadet ederek) Siz sadece iftira ediyordunuz." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِلَىٰve (kavmin)e
عَادٍAd
أَخَاهُمْkardeşleri
هُودًۭاHud'u (gönderdik)
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِey kavmim
ٱعْبُدُوا۟kulluk edin
ٱللَّهَAllah'a
مَاyoktur
لَكُمsizin için
مِّنْhiç bir
إِلَٰهٍilah
غَيْرُهُۥٓO'ndan başka
إِنْsiz
أَنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
مُفْتَرُونَyalan uyduranlarsınız

Âd Kavmi'ne ise kardeşleri Hûd -aleyhisselam-'ı gönderdik. O, kavmine şöyle dedi: Ey Kavmim! Yalnızca Allah'a ibadet edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sizin ibadete layık olan Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dan başka hak ilahınız yoktur. Ve sizler, O'nun ortağı olduğu iddiasında bulunarak sadece yalan söylüyorsunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Hûd Sûresi, peygamberlerin tebliğ mücadelesini peş peşe örneklerle anlatarak iman, sorumluluk ve istikamet fikrini öne çıkarır. Sûrede Hz. Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, Lût, Şuayb ve Mûsâ'nın kavimleriyle yaşadıkları aktarılır; bu kıssalar yalnızca geçmiş toplumların hikâyesi olarak değil, vahye karşı takınılan tavırların sonuçlarını gösteren ahlâkî uyarılar olarak sunulur. Nûh tufanı anlatısı sûrenin en geniş bölümlerinden biridir ve aile bağının, iman ve sorumluluğun yerine geçemeyeceğini çarpıcı biçimde gösterir. 112. ayetteki "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" çağrısı, sûrenin ana eksenini özetler: şartlar değişse de adalet, ibadet ve güvenilirlik çizgisini korumak. Sûre ayrıca iyiliklerin kötülükleri gidereceğini bildiren 114. ayeti ve Hz. Şuayb'ın "Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir" ifadesini içerir; tevekkül ile insanın kendi sorumluluğu arasındaki dengeyi kurar. Sûrenin kıssaları farklı peygamberlerin aynı temel çağrıyı taşıdığını gösterir: Allah'a kulluk, haksızlıktan kaçınma ve hesap bilinci. Anlatımların tekrar eden yapısı, sonuçtan çok insanın vahiy karşısındaki seçimine dikkat çeker.

Ana Temalar

  • Peygamberlerin ortak tevhid çağrısı
  • Zorluk karşısında istikamet ve sebat
  • Nûh tufanı ve bireysel sorumluluk
  • Toplumsal adalet ve ölçüde dürüstlük
  • Tevekkül ile çabanın dengesi

Ne Zaman Okunur?

Hûd Sûresi için sahih kaynaklarda belirlenmiş zorunlu veya yalnızca ona özgü bir okuma vakti yoktur. Sûre, özellikle sabır, doğruluk ve sorumluluk üzerinde düşünmek isteyenler tarafından okunabilir. Okumayı belirli bir dünyevî sonucun garantisi gibi görmek yerine, ayetlerin anlamını ve hayatla kurduğu bağı merkeze almak daha isabetlidir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Hûd Sûresi ne anlatır?

Sûre, farklı peygamberlerin kavimleriyle yaşadığı tebliğ mücadelelerini anlatır. Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, Lût, Şuayb ve Mûsâ kıssaları üzerinden tevhid, hesap, adalet, sabır ve istikamet temalarını işler. Kıssaların amacı yalnız tarih aktarmak değil, vahye verilen farklı tepkileri ve bu tercihlerin ahlâkî sonuçlarını göstermektir.

"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" hangi ayettedir?

Bu ifade Hûd Sûresi 112. ayette yer alır. Ayet, Hz. Peygamber'e ve onunla birlikte yönelen müminlere sınırı aşmadan istikamet üzere kalmalarını bildirir. Tefsirlerde bu emir; inançta, ibadette, ahlâkta ve insanlarla ilişkilerde tutarlı bir çizgiyi koruma sorumluluğu olarak açıklanır.

Hûd Sûresi sıkıntı için okunur mu?

Kur'an'ın her bölümü dua, tefekkür ve manevi destek niyetiyle okunabilir. Ancak Hûd Sûresi'nin belirli bir sıkıntıyı kesin olarak giderdiğine dair garanti veren bir dinî hüküm kurulamaz. Sûrenin sabır, tevekkül ve dosdoğru olma mesajları zor dönemlerde anlamlı bir düşünme zemini sunar.

Tüm sorular →

Kaynaklar