Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Hûd Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 3
51

يَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱلَّذِى فَطَرَنِىٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Ey halkım! Sizden bir ücret beklemiyorum. Benim ecrim, beni yoktan yaratana aittir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰقَوْمِEy kavmim
لَآsizden istemiyorum
أَسْـَٔلُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِbunun için
أَجْرًاbir ücret
إِنْbenim ücretim
أَجْرِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاyalnızca
عَلَىaittir
ٱلَّذِىbeni yaratana
فَطَرَنِىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَفَلَاakıl etmiyor musunuz?
تَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey kavmim! Ben, Rabbimden size tebliğ etmiş olduğum ve sizleri kendisine davet ettiğim şey için sizden bir karşılık istemiyorum. Benim sevabım/ecrim ancak beni yaratan Allah'a aittir. Sizler, bunu akıl etmiyor ve benim sizi davet ettiğim şeye icabet etmiyor musunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

وَيَٰقَوْمِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًۭا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا۟ مُجْرِمِينَ

Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin ki üzerinize bol bol yağmur göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِve Ey kavmim
ٱسْتَغْفِرُوا۟bağışlanma dileyin
رَبَّكُمْRabbinizden
ثُمَّsonra
تُوبُوٓا۟tevbe edin
إِلَيْهِO'na
يُرْسِلِgöndersin
ٱلسَّمَآءَgökten
عَلَيْكُمüzerinize
مِّدْرَارًۭاbolca yağmur
وَيَزِدْكُمْve katsın
قُوَّةًgüç
إِلَىٰgücünüze
قُوَّتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاyüz çevirmeyin
تَتَوَلَّوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُجْرِمِينَsuçlular olarak

Ey Kavmim! Allah'tan bağışlanma dileyin. Sonra günahlarınızdan dolayı O'na tövbe edin ki; -bu günahların en büyüğü şirktir- O (Allah Teâlâ), çok yağmur indirerek size bunun karşılığını versin ve zürriyetinize zürriyet ve malınıza mal katarak sizin izzetinizi artırsın. Sizi, kendisine davet ettiğim şeyden yüz çevirmeyin ve sakın benim davetimden yüz çevirip Allah'ı inkâr ederek ve getirdiğim şeyi yalanlayarak günahkârlardan olmayın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

قَالُوا۟ يَٰهُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍۢ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِىٓ ءَالِهَتِنَا عَن قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

"Ey Hûd! Sen bize apaçık bir delil getirmedin, biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak ve sana iman edecek değiliz." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰهُودُEy Hud
مَاsen bize getirmedin
جِئْتَنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِبَيِّنَةٍۢbir belge
وَمَاve değiliz
نَحْنُbiz
بِتَارِكِىٓbırakacak
ءَالِهَتِنَاilahlarımızı
عَنsenin sözünle
قَوْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve değiliz
نَحْنُbiz
لَكَsana
بِمُؤْمِنِينَinanacak

Kavmi şöyle dedi: Ey Hûd! Bizi sana iman edenlerden kılacak açık deliller ile gelmedin. Senin delilden yoksun sözlerin sebebi ile ilahlarımıza ibadet etmeyi terk edecek değiliz. Ve senin peygamber olduğunu iddia etmene de inanacak değiliz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

إِن نَّقُولُ إِلَّا ٱعْتَرَىٰكَ بَعْضُ ءَالِهَتِنَا بِسُوٓءٍۢ ۗ قَالَ إِنِّىٓ أُشْهِدُ ٱللَّهَ وَٱشْهَدُوٓا۟ أَنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تُشْرِكُونَ

Biz ancak ilahlarımızdan biri seni kötü çarpmış demekten başka bir şey demeyiz, dediler. Hûd: Ben, Allah’ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki, ben sizin O’nu bırakıp koştuğunuz şirklerden uzağım.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنdiyoruz ki
نَّقُولُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاsadece
ٱعْتَرَىٰكَseni çarpmış
بَعْضُbazıları
ءَالِهَتِنَاilahlarımızdan
بِسُوٓءٍۢfena
قَالَdedi ki
إِنِّىٓşüphesiz ben
أُشْهِدُşahit tutuyorum
ٱللَّهَAllah'ı
وَٱشْهَدُوٓا۟ve şahid olun
أَنِّىelbette ben
بَرِىٓءٌۭuzağım
مِّمَّاortak koştuklarınızdan
تُشْرِكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

54-55- "Bizi ilahlara ibadet etmekten nehyetmen sebebiyle biz ancak, bazı ilahlarımızın sana delilik isabet ettirdiğini söyleriz", dediler. Hûd -aleyhisselam- ise onlara şöyle cevap verdi: "Ben, Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin Allah'tan gayrı ibadet edip kendilerini Allah'a ortak koştuğunuz ilahlarınızdan uzağım. Siz ve bana delilik isabet ettirdiklerini iddia ettiğiniz ilahlarınız bana tuzak kurun. Sonra da bana mühlet de vermeyin.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

مِن دُونِهِۦ ۖ فَكِيدُونِى جَمِيعًۭا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ

Bana hepiniz toptan tuzağınızı kurun. Sonra da bana mühlet vermeyin, dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَكِيدُونِىhaydi bana tuzak kurun
جَمِيعًۭاhep birlikte
ثُمَّsonra
لَاbana hiç göz açtırmayın
تُنظِرُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

54-55- "Bizi ilahlara ibadet etmekten nehyetmen sebebiyle biz ancak, bazı ilahlarımızın sana delilik isabet ettirdiğini söyleriz", dediler. Hûd -aleyhisselam- ise onlara şöyle cevap verdi: "Ben, Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin Allah'tan gayrı ibadet edip kendilerini Allah'a ortak koştuğunuz ilahlarınızdan uzağım. Siz ve bana delilik isabet ettirdiklerini iddia ettiğiniz ilahlarınız bana tuzak kurun. Sonra da bana mühlet de vermeyin.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

إِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم ۚ مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌۢ بِنَاصِيَتِهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Şüphesiz ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hareket eden ne kadar canlı varsa hepsinin alnından tutan O’dur. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنِّىşüphesiz ben
تَوَكَّلْتُgüvendim
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّىbenim Rabbim
وَرَبِّكُمve sizin Rabbiniz olan
مَّاyoktur
مِنhiçbir
دَآبَّةٍcanlı
إِلَّاki
هُوَO'nun (Allah)
ءَاخِذٌۢtutmadığı
بِنَاصِيَتِهَآonun perçeminden
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
عَلَىٰüzeredir
صِرَٰطٍۢyol
مُّسْتَقِيمٍۢdoğru

Muhakkak ki ben, sadece Allah'a tevekkül ettim ve işimde sadece O'na dayandım. O, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Yeryüzü üzerinde hareket eden herhangi bir canlı olmasın ki o, Allah'a boyun eğmemiş olsun ve Allah'ın hükmünün ve mülkünün altında olmasın. O, ona dilediği gibi yol verir. Muhakkak ki benim Rabbim hak ve adalet üzerinedir. O, sizin benim üzerime güç sahibi olmanıza izin vermeyecektir. Çünkü ben hak üzereyim sizler ise batıl üzerinesiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقَدْ أَبْلَغْتُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦٓ إِلَيْكُمْ ۚ وَيَسْتَخْلِفُ رَبِّى قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌۭ

"Eğer yüz çevirirseniz şüphesiz ki benimle size gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirir ve siz O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Çünkü benim Rabbim her şeyi gözetendir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
تَوَلَّوْا۟yüz çevirirseniz
فَقَدْartık
أَبْلَغْتُكُمsize tebliğ ettim
مَّآşeyi
أُرْسِلْتُbenimle gönderilen
بِهِۦٓsize
إِلَيْكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَسْتَخْلِفُve yerinize yerleştirir
رَبِّىRabbim
قَوْمًاbir topluluk
غَيْرَكُمْsizden başka
وَلَاve
تَضُرُّونَهُۥO'na zarar da veremezsiniz
شَيْـًٔاhiçbir
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
عَلَىٰher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَىْءٍşeyi
حَفِيظٌۭkoruyandır

Eğer benim getirdiğim şeyden yüz çevirip dönecek olursanız, bu durumda bana düşen sadece size tebliğde bulunmaktır. Ben, Allah'ın beni tebliğ etmekle gönderdiği şeyi size tebliğ ettim. Rabbim bunları size tebliğ etmemi emretti. Böylece sizin üzerinize hüccet ikame olunmuş oldu. (Getirmiş olduklarımdan yüz çevirmeniz sebebi ile) Rabbim sizi helak edecek ve sizin yerinize başka bir topluluk getirecektir. Sizler, yalanlamanız ve inkâr etmeniz sebebiyle hiçbir şekilde Allah'a küçük ya da büyük bir zarar veremezsiniz. Çünkü Rabbim kullarından müstağnidir. Muhakkak ki benim Rabbim her şeyi hakkıyla gözetleyendir ve O, sizin bana kurmuş olduğunuz tuzaklara karşı beni koruyandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًۭا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍۢ مِّنَّا وَنَجَّيْنَٰهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍۢ

Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاve ne zaman ki
جَآءَgelince
أَمْرُنَاemrimiz
نَجَّيْنَاkurtardık
هُودًۭاHud'u
وَٱلَّذِينَve kimseleri
ءَامَنُوا۟iman eden(leri)
مَعَهُۥberaberindeki
بِرَحْمَةٍۢbir rahmetle
مِّنَّاbizden
وَنَجَّيْنَٰهُمve onları koruduk
مِّنْbir azaptan
عَذَابٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَلِيظٍۢkaskatı

Onları helak edeceğimize dair emrimiz gelince Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan kendilerine ulaşan bir rahmet ile kurtardık. Onları, (Hûd'un) kâfir kavmini azaplandırdığımız o şiddetli azaptan kurtardık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

وَتِلْكَ عَادٌۭ ۖ جَحَدُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا۟ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍۢ

İşte Âd kavmi! Rablerinin ayetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَتِلْكَve işte bu
عَادٌۭAd (halkı)
جَحَدُوا۟inkar etti
بِـَٔايَٰتِayetlerini
رَبِّهِمْRabblerinin
وَعَصَوْا۟ve karşı geldiler
رُسُلَهُۥpeygamberlerine
وَٱتَّبَعُوٓا۟ve uydular
أَمْرَemrine
كُلِّher
جَبَّارٍzorbanın
عَنِيدٍۢinatçı

İşte o Âd Kavmi! Rableri olan Allah'ın ayetlerini inkâr ettiler. Peygamberleri Hûd -aleyhisselam-'a karşı isyan ettiler ve hak karşısında büyüklenen, azgınlık yapıp hakkı kabul etmeyen ve boyun eğmeyen her zalime uydular.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةًۭ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ أَلَآ إِنَّ عَادًۭا كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ ۗ أَلَا بُعْدًۭا لِّعَادٍۢ قَوْمِ هُودٍۢ

Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki, Âd (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Şunu da) bilin ki Hûd'un kavmi Âd, Allah'ın rahmetinden uzak kılındı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأُتْبِعُوا۟ve uğradılar
فِىbu
هَٰذِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünyada
لَعْنَةًۭlanete
وَيَوْمَve gününde
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّşüphesiz
عَادًۭاAd (halkı)
كَفَرُوا۟inkar ettiler
رَبَّهُمْRabblerini
أَلَاdikkat edin
بُعْدًۭاuzak olsun
لِّعَادٍۢAd
قَوْمِkavmi
هُودٍۢHud'un

Bu dünya hayatında onlara alçaklık ve Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmak vardır. Kıyamet günü ise Allah'ın rahmetinden uzak olacaklardır. Bu onların, Allah Teâlâ'yı inkâr etmeleri sebebiyledir. Böylece Allah onları her türlü hayırdan uzak edip onları her türlü şerre yakınlaştırmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

۞ وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًۭا ۚ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَٱسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَٱسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّى قَرِيبٌۭ مُّجِيبٌۭ

Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yerden yaratıp sizi orada bir ömür boyu yaşattı. O halde O’ndan mağfiret dileyin. Sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz ki Rabbim çok yakındır, duaları kabul edendir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِلَىٰve (gönderdik)
ثَمُودَSemud halkına
أَخَاهُمْkardeşleri
صَٰلِحًۭاSalih'i
قَالَşöyle dedi
يَٰقَوْمِey kavmim
ٱعْبُدُوا۟kulluk edin
ٱللَّهَAllah'a
مَاyoktur
لَكُمsizin
مِّنْilahınız
إِلَٰهٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَيْرُهُۥO'ndan başka
هُوَO
أَنشَأَكُمsizi yarattı
مِّنَyerden
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱسْتَعْمَرَكُمْve size ömür sürdürdü
فِيهَاorada
فَٱسْتَغْفِرُوهُO'ndan bağışlanma dileyin
ثُمَّsonra
تُوبُوٓا۟tevbe edin
إِلَيْهِO'na
إِنَّmuhakkak ki
رَبِّىRabbim
قَرِيبٌۭyakındır
مُّجِيبٌۭkabul edendir

Semud kavmine ise Salih -aleyhisselam'-ı göndermiştik. O, kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! İbadeti hak eden ve kendisinden başka ibadete layık hiçbir ilah bulunmayan Allah'tan başka ilahınız yoktur. Babanız Âdem'i topraktan yaratarak sizi o yerden yaratan ve sizi yeryüzünü imar edenler kılan O'dur. Bu itibarla O'ndan mağfiret dileyin; sonra da taatte bulunup günahlardan sakınarak O'na dönün. Rabbim, şüphesiz ibadeti O'na has kılan kuluna çok yakındır ve onun duasını kabul edendir.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

قَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ قَدْ كُنتَ فِينَا مَرْجُوًّۭا قَبْلَ هَٰذَآ ۖ أَتَنْهَىٰنَآ أَن نَّعْبُدَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِى شَكٍّۢ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍۢ

"Ey Salih! Sen bundan önce, içimizde ümit beslenilen bir kimseydin; şimdi babalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmekten bizi men mi ediyorsun? Doğrusu bizi çağırdığın şeyden çok kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz" dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰصَٰلِحُEy Salih
قَدْdoğrusu
كُنتَsen idin
فِينَاaramızda
مَرْجُوًّۭاümit beslenen biri
قَبْلَönce
هَٰذَآbundan
أَتَنْهَىٰنَآbizi men mi ediyorsun?
أَنtapmaktan
نَّعْبُدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاtaptıklarına
يَعْبُدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَابَآؤُنَاbabalarımızın
وَإِنَّنَاdoğrusu biz
لَفِىiçindeyiz
شَكٍّۢşüphe
مِّمَّاşeyden
تَدْعُونَآbizi çağırdığın
إِلَيْهِkendisine
مُرِيبٍۢtereddütlü

Kavmi O'na şöyle dedi: Ey Salih! Bu davetinden önce sen, bizim aramızda yüce bir makama sahip bir kimseydin. Bizler senin, akıllı ve öğüt veren bir kimse olmanı temenni ederdik. -Ey Salih!- Sen, bizi, atalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmekten yasaklıyor musun? Doğrusu biz, sadece Allah'a ibadet etmek hususunda şüphe içindeyiz. Bu şüphe bizi seni Allah hakkında yalan uydurmakla itham eder kılmıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍۢ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى مِنْهُ رَحْمَةًۭ فَمَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِنْ عَصَيْتُهُۥ ۖ فَمَا تَزِيدُونَنِى غَيْرَ تَخْسِيرٍۢ

Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِey kavmim
أَرَءَيْتُمْNe dersiniz?
إِنeğer
كُنتُben isem
عَلَىٰüzere
بَيِّنَةٍۢapaçık bir belge
مِّنRabbimden
رَّبِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَءَاتَىٰنِىve O bana vermişse
مِنْهُkendinden
رَحْمَةًۭbir rahmet
فَمَنkim
يَنصُرُنِىbana yardım edebilir?
مِنَkarşı
ٱللَّهِAllah'a
إِنْeğer
عَصَيْتُهُۥO'na isyan edersem
فَمَاolmaz
تَزِيدُونَنِىbana bir katkınız
غَيْرَbaşka
تَخْسِيرٍۢkaybımı artırmaktan

Salih -aleyhisselam kavmine cevap olarak şöyle dedi: Ey Kavmim! Eğer ben Rabbimden (verilen) apaçık bir delil üzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermişse ki, o peygamberliktir, buna ne dersiniz? Bu durum karşısında eğer ben, O'nun bana emrettiklerini tebliğ etmeyi terk ederek O'na asi olursam beni Allah'tan ve O'nun cezalandırmasından kim koruyabilir? O zaman sizler bana Rabbimin rızasından uzaklaştırmak ve saptırmaktan başka bir şey katamazsınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

وَيَٰقَوْمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةًۭ فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍۢ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌۭ قَرِيبٌۭ

“Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakında bir azap yakalar.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِve Ey kavmim
هَٰذِهِۦşu
نَاقَةُdişi devesi
ٱللَّهِAllah'ın
لَكُمْsizin için
ءَايَةًۭbir mucizedir
فَذَرُوهَاonu bırakın
تَأْكُلْotlasın
فِىٓtoprağında
أَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
وَلَاona dokundurmayın
تَمَسُّوهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِسُوٓءٍۢbir kötülük
فَيَأْخُذَكُمْyoksa sizi yakalar
عَذَابٌۭbir azap
قَرِيبٌۭyakın

Ey Kavmim! İşte bu; benim doğru olduğuma işaret olarak Allah'ın (gönderdiği) dişi devesidir. Onu bırakın da Allah'ın arzında dolaşsın. Sakın ona bir kötülük dokundurmaya kalkmayın. Aksi halde onu kestiğiniz vakit yakın bir zamanda azap sizi yakalar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا۟ فِى دَارِكُمْ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍۢ ۖ ذَٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍۢ

Derken deveyi kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helâk olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَعَقَرُوهَاyine de onu kestiler
فَقَالَ(bunun üzerine) dedi ki
تَمَتَّعُوا۟yaşayın
فِىyurdunuzda
دَارِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثَلَٰثَةَüç
أَيَّامٍۢgün
ذَٰلِكَişte bu
وَعْدٌbir vaaddir
غَيْرُyalanlanmayacak
مَكْذُوبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yalanlamada ileri giderek deveyi kestiler. Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: Deveyi kestikten sonra (helak edilmeden önce) size verilen süre üç gündür. Sonra da Allah'ın azabı size gelir. Bundan sonra O'nun azabının gelmesi vadedilmiştir, kaçınılmaz ve yalan olmayan doğru bir sözdür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَٰلِحًۭا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍۢ مِّنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍ ۗ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ

Emrimiz gelince, Sâlih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاnihayet
جَآءَgelince
أَمْرُنَاemrimiz
نَجَّيْنَاkurtardık
صَٰلِحًۭاSalih'i
وَٱلَّذِينَve kimseleri
ءَامَنُوا۟iman eden(leri)
مَعَهُۥberaberindeki
بِرَحْمَةٍۢbir rahmetle
مِّنَّاbizden
وَمِنْve
خِزْىِaşağılığından
يَوْمِئِذٍo günün
إِنَّmuhakkak ki
رَبَّكَsenin Rabbin
هُوَO
ٱلْقَوِىُّgüçlüdür
ٱلْعَزِيزُmutlak üstündür

Onların helak olacağına dair emrimiz gelince, Salih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o günün zilletinden kurtardık. -Ey Peygamber!- Şüphesiz senin Rabbin hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği şekilde yücedir, kuvvetlidir. Bundan dolayı O, yalanlayan ümmetleri helak etmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

وَأَخَذَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ

Zalimleri ise bir çığlık aldı ve yurtlarında cansız olarak çöküp kaldılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَخَذَve aldı
ٱلَّذِينَkimseleri
ظَلَمُوا۟zulmeden(leri)
ٱلصَّيْحَةُkorkunç bir çığlık
فَأَصْبَحُوا۟ve kaldılar
فِىyurtlarında
دِيَٰرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَٰثِمِينَdizüstü çöküp

Semud kavmini helak edici şiddetli bir ses yakalayıverdi de bu sesin şiddeti sebebi ile öldüler ve yüzüstü düştüler. Yüzleri toprağa yapışıverdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ ۗ أَلَآ إِنَّ ثَمُودَا۟ كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ ۗ أَلَا بُعْدًۭا لِّثَمُودَ

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَأَنsanki
لَّمْhiç yaşamamışlardı
يَغْنَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَآorada
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّşüphesiz
ثَمُودَا۟Semud (halkı)
كَفَرُوا۟inkar ettiler
رَبَّهُمْRabblerini
أَلَاdikkat edin
بُعْدًۭاuzak olsun
لِّثَمُودَSemud halkı

Sanki onlar, daha önce beldelerinde nimet ve bolluk içinde oldukları bir hayat ile ikamet etmemişlerdi. Bilesiniz ki, Semûd kavmi Rablerini inkâr ettiler. Onlar, daimî olarak Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmışlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

وَلَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ ۖ فَمَا لَبِثَ أَن جَآءَ بِعِجْلٍ حَنِيذٍۢ

Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip; “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
جَآءَتْgeldiler
رُسُلُنَآelçilerimiz
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'e
بِٱلْبُشْرَىٰmüjdeyle
قَالُوا۟dediler
سَلَٰمًۭاSelam
قَالَ(O da) dedi
سَلَٰمٌۭSelam
فَمَاve hemen
لَبِثَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنgetirdi
جَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِعِجْلٍbir buzağı
حَنِيذٍۢkızartılmış

Melekler, adam kılığında İbrahim -aleyhisselam-'a gelmişlerdi. O'nu ve hanımını, önce İshak -aleyhisselam- ile, sonra da Yakup -aleyhisselam- ile müjdeleyerek: "Selam!" demişler, İbrahim -aleyhisselam- da buna karşılık olarak onlara: "Selam!" demiş ve onları insan zannederek hemen hızlıca gidip onlara ızgarada kızartılmış bir buzağı (eti) getirmişti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

فَلَمَّا رَءَآ أَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۚ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمِ لُوطٍۢ

Ellerinin buna uzanmadığını görünce, onlardan çekindi ve kalbine bir korku girdi. Onlar (onun bu halini görünce): "Korkma, biz Lût kavmi için gönderildik." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
رَءَآgörünce
أَيْدِيَهُمْellerinin
لَاuzanmadığını
تَصِلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْهِona
نَكِرَهُمْonlardan hoşlanmadı
وَأَوْجَسَve içine düştü
مِنْهُمْonlardan dolayı
خِيفَةًۭbir korku
قَالُوا۟dediler ki
لَاkorkma
تَخَفْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّآbiz
أُرْسِلْنَآgönderildik
إِلَىٰkavmine
قَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لُوطٍۢLut

İbrahim -aleyhisselam- onların ellerinin kızartılmış buzağıya doğru uzanmadığını ve ondan yemediklerini görünce bunu yadırgadı ve içinde bundan dolayı korktuğunu gizledi. Melekler, İbrahim'in kendilerinden korktuğunu görünce şöyle dediler: Bizden korkma! Yüce Allah, bizleri, kendilerini azap (helak) etmemiz için Lût kavmine gönderdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

وَٱمْرَأَتُهُۥ قَآئِمَةٌۭ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَٰهَا بِإِسْحَٰقَ وَمِن وَرَآءِ إِسْحَٰقَ يَعْقُوبَ

İbrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱمْرَأَتُهُۥve karısı da
قَآئِمَةٌۭayaktaydı
فَضَحِكَتْve bunun üzerine güldü
فَبَشَّرْنَٰهَاbiz de ona müjdeledik
بِإِسْحَٰقَİshak'ı
وَمِنve
وَرَآءِardından
إِسْحَٰقَİshak'ın
يَعْقُوبَYa'kub'u

İbrahim -aleyhisselam-'ın karısı Sâre ayakta duruyordu ve biz ona, kendisini sevindirecek olan şeyi; İshak'ı doğuracağını, Yakup'un ise İshak'ın oğlu olacağını haber verdik. O, işittikleri ile müjdelendi, bundan dolayı güldü.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

قَالَتْ يَٰوَيْلَتَىٰٓ ءَأَلِدُ وَأَنَا۠ عَجُوزٌۭ وَهَٰذَا بَعْلِى شَيْخًا ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عَجِيبٌۭ

(İbrahim'in karısı) Vay halime! Ben ihtiyar bir kadınım, kocam da yaşlı olduğu halde nasıl doğurabilirim? Bu şaşılacak bir şey! dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdedi ki
يَٰوَيْلَتَىٰٓey vay halime
ءَأَلِدُben doğuracak mıyım?
وَأَنَا۠ben böyle
عَجُوزٌۭkocamış bir kadın iken
وَهَٰذَاve şu
بَعْلِىkocam da
شَيْخًاbir ihtiyar iken
إِنَّgerçekten
هَٰذَاbu
لَشَىْءٌbir şeydir
عَجِيبٌۭşaşırtıcı

Melekler kendisini bu müjde ile müjdeleyince Sâre şaşırmış bir şekilde şöyle dedi: Ben doğurmaktan ümidini kesmiş yaşlı bir kadın iken ve kocam da yaşlılık çağına girmiş iken nasıl doğurabilirim? Şüphesiz bu halde iken çocuk sahibi olmak; normal olarak gerçekleşmeyen ve şaşılacak bir şeydir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

قَالُوٓا۟ أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۖ رَحْمَتُ ٱللَّهِ وَبَرَكَٰتُهُۥ عَلَيْكُمْ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ ۚ إِنَّهُۥ حَمِيدٌۭ مَّجِيدٌۭ

Melekler: “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler
أَتَعْجَبِينَşaşıyor musun?
مِنْişine
أَمْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
رَحْمَتُrahmeti
ٱللَّهِAllah'ın
وَبَرَكَٰتُهُۥve bereketleri
عَلَيْكُمْsizin üzerinizedir
أَهْلَ(ey) halkı
ٱلْبَيْتِev
إِنَّهُۥşüphesiz O
حَمِيدٌۭövgüye layıktır
مَّجِيدٌۭlütfu bol olandır

Sâre, müjdelendiği şeyden dolayı şaşırınca melekler ona şöyle dedi: Allah'ın kaza ve kaderine şaşırıyor musun? Allah'ın bunun gibi şeyleri yapmaya kadir olduğu senin gibi bir kimseden gizli kalmış olamaz. -Ey İbrahim'in ev halkı!- Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir. Şüphesiz ki O, sıfatlarında ve fiillerinde övülmeye layıktır, övgü ve yücelik sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَٰهِيمَ ٱلرَّوْعُ وَجَآءَتْهُ ٱلْبُشْرَىٰ يُجَٰدِلُنَا فِى قَوْمِ لُوطٍ

"İbrahim’in korkusu gidip kendisine müjde gelince, Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz) le tartışmaya koyuldu."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
ذَهَبَgidince
عَنْİbrahimden
إِبْرَٰهِيمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرَّوْعُkorku
وَجَآءَتْهُve kendisine gelince
ٱلْبُشْرَىٰmüjde
يُجَٰدِلُنَاbizimle tartışmaya girişti
فِىhakkında
قَوْمِkavmi
لُوطٍLut

(Hazırladığı) yemeğinden misafirlerinin yememesi sebebi ile İbrahim -aleyhisselam-'a isabet eden korku onların melek olduklarını öğrendikten sonra gitti. O'na, İshak'ın doğacağına sonra da Yakup'un doğacağına dair mutluluk verici bir haber verildi. Bundan sonra İbrahim -aleyhisselam- Lût kavmi hakkında (Lût kavminden) azabın ertelenmesi, Lût -aleyhisselam- ve ehlini kurtarmaları ümidiyle bizim elçilerimizle tartışmaya başladı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَحَلِيمٌ أَوَّٰهٌۭ مُّنِيبٌۭ

Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّdoğrusu
إِبْرَٰهِيمَİbrahim
لَحَلِيمٌçok yumuşak huylu idi
أَوَّٰهٌۭçok içli idi
مُّنِيبٌۭgönülden (Allaha) yönelen biriydi

İbrahim gerçekten yumuşak kalpli, cezanın ertelenmesini isteyen, Rabbine çokça yalvaran, çokça dua ve tövbe eden biri idi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَآ ۖ إِنَّهُۥ قَدْ جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ ۖ وَإِنَّهُمْ ءَاتِيهِمْ عَذَابٌ غَيْرُ مَرْدُودٍۢ

Elçilerimiz: “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓإِبْرَٰهِيمُEy İbrahim
أَعْرِضْvazgeç
عَنْbundan
هَٰذَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥdoğrusu o
قَدْelbette
جَآءَgelmiştir
أَمْرُemri
رَبِّكَRabbinin
وَإِنَّهُمْve onlara
ءَاتِيهِمْgelmektedir
عَذَابٌbir azap
غَيْرُgeri çevrilmeyecek
مَرْدُودٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Melekler dediler ki: Ey İbrahim! Lût kavmi hakkında bu tartışmadan vazgeç. Çünkü Rabbinin bu konuda onlar hakkında takdir ettiği azaba dair emri gelmiştir. Muhakkak ki, onlara duanın da tartışmanın da geri çeviremeyeceği büyük bir azap gelecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًۭا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًۭا وَقَالَ هَٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌۭ

Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve; “Bu çok zor bir gün” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاve ne zaman ki
جَآءَتْgelince
رُسُلُنَاElçilerimiz
لُوطًۭاLut'a
سِىٓءَkaygılandı
بِهِمْonlardan
وَضَاقَve göğsüne bastı
بِهِمْonlardan
ذَرْعًۭاbir sıkıntı
وَقَالَve dedi ki
هَٰذَاbu
يَوْمٌbir gündür
عَصِيبٌۭçetin

Melekler, Lût'a erkek şeklinde gelince onların bu şekilde gelişleri Lût -aleyhisselam-'ı üzdü. Kavminin erkekleri kadınları bırakarak erkeklere şehvetle yaklaşmaları sebebiyle erkek suretinde gelen (melekler) adına duyduğu korkudan dolayı içi daraldı ve kavminin, misafirlerine üstün geleceğini zannederek şöyle dedi: "Bu şiddetli/çetin bir gündür!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

وَجَآءَهُۥ قَوْمُهُۥ يُهْرَعُونَ إِلَيْهِ وَمِن قَبْلُ كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ قَالَ يَٰقَوْمِ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِى هُنَّ أَطْهَرُ لَكُمْ ۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِى ضَيْفِىٓ ۖ أَلَيْسَ مِنكُمْ رَجُلٌۭ رَّشِيدٌۭ

Daha önce çirkin işler yapan halk, koşarak ona geldiler. Lût: "Ey kavmim! İşte bunlar, kızlarımdır. Onlar sizin için en temiz olandır. Allah’tan sakının, misafirlerime beni rezil etmeyin. İçinizde hiç mi aklı başında olan bir adam yok?" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَآءَهُۥve geldi
قَوْمُهُۥkavmi
يُهْرَعُونَkoşarak
إِلَيْهِona
وَمِنve daha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَانُوا۟işliyorlardı
يَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötü işler
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِey kavmim
هَٰٓؤُلَآءِşunlar
بَنَاتِىkızlarımdır
هُنَّonlar
أَطْهَرُdaha temizdir
لَكُمْsizin için
فَٱتَّقُوا۟korkun
ٱللَّهَAllah'tan
وَلَاve
تُخْزُونِbeni rezil etmeyin
فِىarasında
ضَيْفِىٓkonuklarım
أَلَيْسَyok mudur?
مِنكُمْiçinizde
رَجُلٌۭbir adam
رَّشِيدٌۭaklı başında

-Lût kavmi, daha önce de adetleri olduğu üzere kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yaklaştıkları gibi Lût -aleyhisselam-'ın misafirlerine de kötü bir fiilde bulunmak üzere hızlıca geldiler. Bunun üzerine Lût -aleyhisselam- kavmini savmak ve üzerinden sorumluluğu kaldırmak için kavmine şöyle dedi: İşte bunlar, benim kızlarım olan kadın topluluğu sizler onlarla evlenin! Onlarla evlenmek sizin için yapmış olduğunuz bu kötü davranıştan daha temizdir. Allah'tan korkun ve bu utanç verici fiil ile misafirlerime yaklaşmayın. -Ey Kavmim!- Sizin aranızda, sizi bu çirkin fiilden vazgeçirecek, buna engel olacak aklı başında bir adam yok mu?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

قَالُوا۟ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِى بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّۢ وَإِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ

Senin kızlarını istemediğimizi biliyorsun. Bizim ne istediğimizi de elbette biliyorsun, dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
لَقَدْmuhakkak
عَلِمْتَsen bilirsin ki
مَاyoktur
لَنَاbizim
فِىsenin kızlarında
بَنَاتِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْhiç bir
حَقٍّۢhakkımız
وَإِنَّكَve sen
لَتَعْلَمُiyi bilirsin
مَاşeyi
نُرِيدُbizim istediğimiz

Kavmi O'na şöyle dedi: Ey Lût! Bizlerin, senin kızlarına da, senin kavminin kadınlarına da ihtiyaç duymadığımızı kesinlikle bilmektesin. Muhakkak ki sen, bizim ne istediğimizi ve erkeklerden başka bir şey istemediğimizi de biliyorsun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

قَالَ لَوْ أَنَّ لِى بِكُمْ قُوَّةً أَوْ ءَاوِىٓ إِلَىٰ رُكْنٍۢ شَدِيدٍۢ

(Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
لَوْkeşke
أَنَّbenim olsaydı
لِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِكُمْsizi (savacak)
قُوَّةًbir gücüm
أَوْyahut
ءَاوِىٓsığınabilseydim
إِلَىٰbir yere
رُكْنٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَدِيدٍۢsağlam

-Lût şöyle dedi: Keşke size engel olabileceğim bir gücüm olsaydı yahut beni koruyan bir aşiretim olsaydı da sizinle misafirlerim arasını ayırabilseydim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

قَالُوا۟ يَٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ ۖ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍۢ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ ۖ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ ۚ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ ۚ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍۢ

(Melekler) dediler ki: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azapla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰلُوطُey Lut
إِنَّاşüphesiz biz
رُسُلُelçileriyiz
رَبِّكَRabbinin
لَنilişemeyecekler
يَصِلُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
فَأَسْرِyürü
بِأَهْلِكَailenle birlikte
بِقِطْعٍۢbir vaktinde
مِّنَgecenin
ٱلَّيْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
يَلْتَفِتْgeriye dönüp bakmasın
مِنكُمْsizden
أَحَدٌhiç kimse
إِلَّاancak hariç
ٱمْرَأَتَكَhanımın
إِنَّهُۥşüphesiz
مُصِيبُهَاonun başına gelecektir
مَآşeyler
أَصَابَهُمْonların başına gelen
إِنَّşüphesiz
مَوْعِدَهُمُonlara vaadedilen vakit
ٱلصُّبْحُsabahtır
أَلَيْسَdeğil mi?
ٱلصُّبْحُsabah
بِقَرِيبٍۢyakın

Melekler, Lût -aleyhisselam-'a şöyle dediler: Ey Lût! Biz, Allah'ın göndermiş olduğu elçileriz. Kavmin, sana kötülükten bir şey ulaştıramaz. Eşin hariç, sen ve ailen gecenin karanlık bir saatinde beldenden çıkın. Sizden hiç kimse sakın arkasına dönüp bakmasın. Ancak senin eşin muhalefet ederek arkasına dönüp bakacaktır. Çünkü kavmine ulaşan azap ona da ulaşacaktır. Onların helakı için vaat olunan (helak) zamanı, sabah vaktidir. Ve vaat olunan bu vakit yakındır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةًۭ مِّن سِجِّيلٍۢ مَّنضُودٍۢ

(Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَgelince
أَمْرُنَاemrimiz
جَعَلْنَاçevirdik
عَٰلِيَهَاüstünü
سَافِلَهَاaltına
وَأَمْطَرْنَاve yağdırdık
عَلَيْهَاüzerine
حِجَارَةًۭtaşlar
مِّنbalçıktan pişirilmiş
سِجِّيلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّنضُودٍۢbirbirini izleyen

Lût kavminin helak edileceğine dair emrimiz gelince onların şehirlerini yukarı kaldırarak altını üstüne çevirdik ve onların üzerine sıralı bir şekilde birbiri ardınca gelen katılaşmış taşlar yağdırdık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ ۖ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ بِبَعِيدٍۢ

Rabbinin katından, işaretlenerek (yağdırılmıştır). Bu (azap) şimdi de zalimlerden (Mekkeli'lerden) uzak değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مُّسَوَّمَةًişaretlenmiş (taşlar)
عِندَkatından
رَبِّكَRabbin
وَمَاve değildir
هِىَbunlar
مِنَzalimlerden
ٱلظَّٰلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِبَعِيدٍۢuzak

Bu taşlar, Allah tarafından özel bir işaret ile işaretlenmiş olan taşlardır. Bu taşlar, Kureyş'ten ve diğerlerinden olan zalimlerden uzak değildir. Aksine bu, onlara yakındır ve Allah Teâlâ, onların üzerine ne zaman indirmeyi takdir ederse o zaman iner.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

۞ وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًۭا ۚ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ وَلَا تَنقُصُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ ۚ إِنِّىٓ أَرَىٰكُم بِخَيْرٍۢ وَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍۢ مُّحِيطٍۢ

Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِلَىٰve (gönderdik)
مَدْيَنَMedyen'e
أَخَاهُمْkardeşleri
شُعَيْبًۭاŞuayb'ı
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِey kavmim
ٱعْبُدُوا۟kulluk edin
ٱللَّهَAllah'a
مَاyoktur
لَكُمsize
مِّنْhiç bir
إِلَٰهٍilah
غَيْرُهُۥO'ndan başka
وَلَاve
تَنقُصُوا۟eksik tutmayın
ٱلْمِكْيَالَölçüyü
وَٱلْمِيزَانَve tartıyı
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَرَىٰكُمsizi görüyorum
بِخَيْرٍۢbolluk içinde
وَإِنِّىٓve ben
أَخَافُkorkuyorum
عَلَيْكُمْsizin hakkınızda
عَذَابَazabından
يَوْمٍۢbir günün
مُّحِيطٍۢçepeçevre kuşatıcı

Medyen'e, kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. O, kavmine şöyle dedi: Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka ibadete layık olan bir ilahınız yoktur. İnsanlara ölçüp tarttığınız zaman ölçü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben, sizi nimet ve rızık bakımından bolluk içinde görüyorum. Sakın Allah'ın nimetlerini günahlar ile değiştirmeyin. Ben, sizin adınıza, sizden her kimseyi kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum. O azaptan ne kaçacak, ne de sığınacak bir yer bulabilirsiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

وَيَٰقَوْمِ أَوْفُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ ۖ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

'Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِve ey kavmim
أَوْفُوا۟tam yapın
ٱلْمِكْيَالَölçüyü
وَٱلْمِيزَانَve tartıyı
بِٱلْقِسْطِadaletle
وَلَاve
تَبْخَسُوا۟eksik vermeyin
ٱلنَّاسَinsanların;
أَشْيَآءَهُمْeşyalarını
وَلَاve
تَعْثَوْا۟karışıklık çıkarmayın
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُفْسِدِينَbozguncular olarak

Ey kavmim! Bir başkası için ölçtüğünüz yahut tarttığınız zaman adaletle yapın. İnsanların haklarını cimrilik ederek, hile yaparak ve aldatarak eksiltmeyin. Öldürme ve diğer günahlar ile yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

بَقِيَّتُ ٱللَّهِ خَيْرٌۭ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ۚ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍۢ

'Eğer iman eden kimseler iseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَقِيَّتُbıraktıkları
ٱللَّهِAllah'ın
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لَّكُمْsizin için
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّؤْمِنِينَmü'minler
وَمَآve değilim
أَنَا۠ben
عَلَيْكُمsizin üzerinize
بِحَفِيظٍۢbir koruyucu

İnsanların haklarını adaletle yerine getirdikten sonra Allah'ın sizin için helalinden bıraktığı şey, ölçü ve tartıyı eksik yaparak ve yeryüzünde bozgunculuk çıkararak yapılan bir artırmadan daha çok faydalı ve bereketlidir. Eğer gerçekten iman ediyorsanız Allah'ın sizin için bıraktığından razı olun. Ben, sizin amellerinizi saymak için üzerinizde bir gözetleyici değilim. Asıl gözetleyen ancak gizliyi ve açığı bilen Yüce Allah'tır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِىٓ أَمْوَٰلِنَا مَا نَشَٰٓؤُا۟ ۖ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلْحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ

Dediler ki: "Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettikleri şeyleri yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟onlar (şöyle) dediler
يَٰشُعَيْبُEy Şuayb
أَصَلَوٰتُكَnamazın mı?
تَأْمُرُكَsana emrediyor
أَنbırakmamızı
نَّتْرُكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeyleri
يَعْبُدُtaptıkları
ءَابَآؤُنَآbabalarımızın
أَوْyahut
أَنyapmaktan vazgeçmemizi
نَّفْعَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىٓmallarımızda
أَمْوَٰلِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeyi
نَشَٰٓؤُا۟istediğimiz
إِنَّكَdoğrusu sen
لَأَنتَbirisin
ٱلْحَلِيمُyufka yürekli
ٱلرَّشِيدُakıllı

Şuayb -aleyhisselam-'ın kavmi O'na şöyle dedi: Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettiğini terk etmemizi veya mallarımız hakkında istediğimiz gibi tasarrufta bulunmayı ve mallarımızı istediğimiz gibi çoğaltmayı terk etmemizi senin namazın mı emrediyor? Oysa bu davetten önce seni yumuşak huylu, çok akıllı ve hikmet sahibi bir kimse olarak bilirdik. Senin başına gelen nedir?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍۢ مِّن رَّبِّى وَرَزَقَنِى مِنْهُ رِزْقًا حَسَنًۭا ۚ وَمَآ أُرِيدُ أَنْ أُخَالِفَكُمْ إِلَىٰ مَآ أَنْهَىٰكُمْ عَنْهُ ۚ إِنْ أُرِيدُ إِلَّا ٱلْإِصْلَٰحَ مَا ٱسْتَطَعْتُ ۚ وَمَا تَوْفِيقِىٓ إِلَّا بِٱللَّهِ ۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

Şuayb, şöyle dedi: ''Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse! Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِEy kavmim
أَرَءَيْتُمْsöyleyin bakalım
إِنeğer
كُنتُben isem
عَلَىٰüzere
بَيِّنَةٍۢaçık bir belge
مِّنRabbimden
رَّبِّىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَزَقَنِىve beni rızıklandırmışsa
مِنْهُkendi katından
رِزْقًاbir rızıkla
حَسَنًۭاgüzel
وَمَآve
أُرِيدُistemiyorum
أَنْsize aykırı hareket etmek
أُخَالِفَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىٰşeylerde
مَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنْهَىٰكُمْsizi menettiğim
عَنْهُondan
إِنْistiyorum
أُرِيدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
ٱلْإِصْلَٰحَıslah etmek
مَاgücümün yettiğince
ٱسْتَطَعْتُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve yoktur
تَوْفِيقِىٓbir başarım
إِلَّاbaşka
بِٱللَّهِAllah'ın (verdiğinden)
عَلَيْهِO'na
تَوَكَّلْتُgüvendim
وَإِلَيْهِve O'na
أُنِيبُgönülden yönelirim

Şuayb -aleyhisselam- kavmine şöyle dedi: Ey kavmim! Eğer benim, Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa, ben O'ndan bir basiret üzere isem ve O, bana tarafından helal bir rızık ve peygamberlik vermişse buna ne dersiniz? Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece davetimle gücümün yettiği kadar sizlerin, Rabbinizi birlemenizi ve O'na ibadet etmenizi ve sizlerin bu hususta ıslah olmanızı istiyorum. Fakat benim bu hususta başarılı olmam ancak Allah -Subhânehu Teâlâ-'nın yardımı iledir. Ben, bütün işlerimde yalnız O'na dayandım ve yalnız O'na dönerim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

وَيَٰقَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِىٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثْلُ مَآ أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ أَوْ قَوْمَ هُودٍ أَوْ قَوْمَ صَٰلِحٍۢ ۚ وَمَا قَوْمُ لُوطٍۢ مِّنكُم بِبَعِيدٍۢ

“Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِEy kavmim
لَاsizi musibete uğratmasın
يَجْرِمَنَّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شِقَاقِىٓbana karşı gelmeniz
أَنisabet edenin
يُصِيبَكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّثْلُbenzerinin
مَآşeylerin
أَصَابَbaşlarına gelen
قَوْمَkavminin
نُوحٍNuh
أَوْyahut
قَوْمَkavminin
هُودٍHud
أَوْveya
قَوْمَkavminin
صَٰلِحٍۢSalih
وَمَاve değildir
قَوْمُkavmi
لُوطٍۢLut
مِّنكُمsizden
بِبَعِيدٍۢuzak

Ey kavmim! Bana olan düşmanlığınız, sizi; benim getirdiğimi yalanlamaya taşımasın. Nuh kavminin veya Hûd kavminin yahut Salih kavminin başlarına gelenler gibi size de bir musibet getirmesin. Lût kavmi de sizden zaman ve mekân olarak uzak değildir. Muhakkak ki sizler, onlara isabet eden şeyin ne olduğunu bilmektesiniz. O halde ibret alın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

وَٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌۭ وَدُودٌۭ

'Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱسْتَغْفِرُوا۟ve bağışlanma dileyin
رَبَّكُمْRabbinizden
ثُمَّsonra
تُوبُوٓا۟tevbe edin
إِلَيْهِO'na
إِنَّgerçekten
رَبِّىbenim Rabbim
رَحِيمٌۭçok rahmet edendir
وَدُودٌۭçok sevendir

Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra da günahlarınızdan dolayı O’na tövbe edin. Muhakkak ki Rabbim, tövbe edenlere karşı çok merhametlidir. O, kullarından tövbe edenleri çok sever.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ مَا نَفْقَهُ كَثِيرًۭا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفًۭا ۖ وَلَوْلَا رَهْطُكَ لَرَجَمْنَٰكَ ۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيْنَا بِعَزِيزٍۢ

Dediler ki: ''Ey Şuayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰشُعَيْبُEy Şuayb
مَاbiz anlamıyoruz
نَفْقَهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَثِيرًۭاçoğunu
مِّمَّاşeylerin
تَقُولُsenin söylediğin
وَإِنَّاve biz
لَنَرَىٰكَseni görüyoruz
فِينَاiçimizde
ضَعِيفًۭاgüçsüz
وَلَوْلَاşayet
رَهْطُكَyakın çevren olmasaydı
لَرَجَمْنَٰكَseni taşlardık
وَمَآve yoktur
أَنتَsenin
عَلَيْنَاbize karşı
بِعَزِيزٍۢbir üstünlüğün

Şuayp -aleyhisselam-'ın kavmi O'na şöyle dedi: Ey Şuayb! Senin getirdiklerinin çoğunu anlamıyoruz ve gözüne isabet eden rahatsızlıktan ve körlükten dolayı da seni, içimizde cidden zayıf (aciz) olarak görüyoruz! Eğer senin aşiretin bizim milletimizden olmasaydı seni mutlaka taşlayarak öldürürdük. Sen bizden üstün değilsin ki, seni öldürmekten korkup sakınalım. Biz seni ancak, senin aşiretine karşı olan saygıdan dolayı bıraktık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَهْطِىٓ أَعَزُّ عَلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَٱتَّخَذْتُمُوهُ وَرَآءَكُمْ ظِهْرِيًّا ۖ إِنَّ رَبِّى بِمَا تَعْمَلُونَ مُحِيطٌۭ

Şuayb, şöyle dedi: ''Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki, O’na sırt çevirdiniz? Şüphesiz Rabbim, sizin yaptıklarınızı çepeçevre kuşatıcıdır.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
يَٰقَوْمِEy kavmim
أَرَهْطِىٓyakın çevrem
أَعَزُّdaha mı üstündür
عَلَيْكُمsizce
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱتَّخَذْتُمُوهُonu bıraktınız
وَرَآءَكُمْarkanızda
ظِهْرِيًّاsırt dönerek
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınız
مُحِيطٌۭkuşatmıştır

Şuayb -aleyhisselam- kavmine şöyle dedi: Ey kavmim! Size göre benim kabilem Rabbiniz olan Allah Teâlâ’dan daha güçlü ve değerli mi ki, Allah'ın size göndermiş olduğu peygamberine iman etmeyerek O'na arkanızı döndünüz? Şüphesiz ki Rabbim, yapmakta olduklarınızı çepeçevre kuşatıcıdır. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, sizin bu (kötü) amellerinizin karşılığını dünyada sizi helak ederek ahirette ise sizi azaplandırarak verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

وَيَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَٰمِلٌۭ ۖ سَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌۭ يُخْزِيهِ وَمَنْ هُوَ كَٰذِبٌۭ ۖ وَٱرْتَقِبُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُمْ رَقِيبٌۭ

Ey halkım! Elinizden gelen, her şeyi yapın, ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Bekleyin, doğrusu ben de sizinle bekliyorum.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَٰقَوْمِEy kavmim
ٱعْمَلُوا۟yapın
عَلَىٰimkanınızın elverdiğini
مَكَانَتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنِّىben de
عَٰمِلٌۭyapıyorum
سَوْفَyakında
تَعْلَمُونَbileceksiniz
مَنkime
يَأْتِيهِgeleceğini
عَذَابٌۭazabın
يُخْزِيهِaşağılatıcı
وَمَنْve kimin
هُوَo
كَٰذِبٌۭyalancı olduğunu
وَٱرْتَقِبُوٓا۟gözetleyin
إِنِّىben de
مَعَكُمْsizinle birlikte
رَقِيبٌۭgözetliyorum

Ey Kavmim! Kendiniz için yapmayı tercih ettiğiniz her yöntemi deneyin. Elbet ben de tercih ettiğim şeyleri yapacağım. Kendisini zelil edecek azabın kime geleceğini ve bizden iddia ettiği şeyde yalancı olanın kim olduğunu öğreneceksiniz. Allah'ın vereceği hükmü bekleyiniz. Elbette ben de sizinle birlikte beklemekteyim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًۭا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍۢ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ

Emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاne zaman ki
جَآءَgelince
أَمْرُنَاemrimiz
نَجَّيْنَاkurtardık
شُعَيْبًۭاŞuayb'ı
وَٱلَّذِينَve kimseleri
ءَامَنُوا۟iman eden(leri)
مَعَهُۥonunla birlikte
بِرَحْمَةٍۢbir rahmetle
مِّنَّاtarafımızdan
وَأَخَذَتِve aldı
ٱلَّذِينَkimseleri
ظَلَمُوا۟zulmeden(leri)
ٱلصَّيْحَةُbir çığlık
فَأَصْبَحُوا۟ve kaldılar
فِىyurtlarında
دِيَٰرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَٰثِمِينَdiz çökmüç olarak

Şuayb -aleyhisselam-'ın kavmini helak edeceğimize dair emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. O'nun kavminden zulmedenlere ise helak edici korkunç bir gürültü (ses) isabet etti ve öldüler. Yüzüstü düşüp kaldılar ve yüzleri toprağa yapıştı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ ۗ أَلَا بُعْدًۭا لِّمَدْيَنَ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi, Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَأَنsanki
لَّمْhiç yaşamamışlardı
يَغْنَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَآorada
أَلَاiyi bilin ki
بُعْدًۭاuzaklaştırıldı
لِّمَدْيَنَMedyen (halkı)
كَمَاgibi
بَعِدَتْuzaklaştırıldığı
ثَمُودُSemud (halkı)

Üzerlerine Allah'ın cezasının inmesinden sonra sanki orada hiç yaşamamış gibiydiler. Yüce Allah üzerlerine gazabını indirip Semûd kavmini rahmetinden uzaklaştırdığı gibi Medyen kavmi de üzerlerine Allah'ın intikamının gelmesiyle Allah Teâlâ'nın rahmetinden uzaklaştırıldılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍ

Mûsâ’yı da ayetlerimizle ve açık bir delil ile göndermiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاgönderdik
مُوسَىٰMusa'yı
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizle
وَسُلْطَٰنٍۢve bir belgeyle
مُّبِينٍapaçık

Musa -aleyhisselam-'ı Allah'ın birliğine delalet eden mucizeler ve onun getirdiği şeyin doğruluğuna delalet eden apaçık deliller ile gönderdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ فِرْعَوْنَ ۖ وَمَآ أَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍۢ

Firavun'a ve onun ileri gelenlerine (gönderdik). Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَىٰFiravun'a
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَلَإِي۟هِۦve adamlarına
فَٱتَّبَعُوٓا۟onlar uydular
أَمْرَbuyruğuna
فِرْعَوْنَFiravun'un
وَمَآve değildi
أَمْرُbuyruğu
فِرْعَوْنَFiravun'un
بِرَشِيدٍۢdoğruya yöneltici

Onu, Firavun'a ve onun kavminin ileri gelenlerine gönderdik. Fakat o ileri gelenler, Firavun'un Allah'ı inkâr edip küfretme emrine uydular. Hâlbuki hak hususunda isabet etmediği için Firavun'un emri uyulacak bir emir değildi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

يَقْدُمُ قَوْمَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فَأَوْرَدَهُمُ ٱلنَّارَ ۖ وَبِئْسَ ٱلْوِرْدُ ٱلْمَوْرُودُ

Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَقْدُمُöncülük ederek
قَوْمَهُۥkavmine
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
فَأَوْرَدَهُمُsürükler
ٱلنَّارَateşe
وَبِئْسَne fena
ٱلْوِرْدُbir yerdir
ٱلْمَوْرُودُvardıkları yer

Firavun, kıyamet günü ateşe girene kadar kavmine öncülük eder. Onları götürdüğü yer, ne kötü bir yerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِۦ لَعْنَةًۭ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ بِئْسَ ٱلرِّفْدُ ٱلْمَرْفُودُ

Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü bağıştır bu onlara verilen!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأُتْبِعُوا۟onlar uğratıldılar
فِىburada
هَٰذِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعْنَةًۭlanete
وَيَوْمَve gününde
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
بِئْسَne kötü
ٱلرِّفْدُbir bağıştır
ٱلْمَرْفُودُverilen bu bağış

Boğulma ile kendilerine isabet eden helakla birlikte Allah Teâlâ bu dünya hayatında onlara lanet etmiş ve peşinden de rahmetinden kovup uzaklaştırmıştır. Kıyamet gününde de Yüce Allah onları (rahmetinden) kovup uzaklaştıracaktır. Onlar hakkında hem dünyada ve hem de ahirette peş peşe verilen bu lanetler ve azap ile gerçekleşen şey ne kötüdür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيْكَ ۖ مِنْهَا قَآئِمٌۭ وَحَصِيدٌۭ

İşte bunlar sana kıssa olarak anlattığımız ülkelere ait haberlerdendir. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَişte bu
مِنْhaberlerindendir
أَنۢبَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقُرَىٰo şehirlerin
نَقُصُّهُۥanlattıklarımız
عَلَيْكَsana
مِنْهَاonlardan bazıları
قَآئِمٌۭayaktadırlar
وَحَصِيدٌۭ(bazıları ise) tamamen silinmiştir

-Ey Peygamber!- Bu surede sana haber verdiklerimiz (halkı helak olmuş) memleketlerin bazı haberleridir. Biz onu sana anlatmaktayız. Bu beldelerden bugüne kadar izleri kalan da vardır, izleri silinip de onların eseri kalmayanlar da vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir