Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Hûd Sûresi 101–123. Ayetler

101–123. AyetlerSayfa 3 / 3
101

وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ۖ فَمَآ أَغْنَتْ عَنْهُمْ ءَالِهَتُهُمُ ٱلَّتِى يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ لَّمَّا جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ ۖ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍۢ

Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri gelince, Allah’ı bırakıp da dua ettikleri ilâhları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlâhları onların sadece ziyanlarını artırdı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاbiz onlara zulmetmedik
ظَلَمْنَٰهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنama
ظَلَمُوٓا۟onlar zulmettiler
أَنفُسَهُمْkendilerine
فَمَآsağlayamadı
أَغْنَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُمْkendilerine
ءَالِهَتُهُمُonların ilahları
ٱلَّتِىtaptıkları
يَدْعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
مِنhiç bir
شَىْءٍۢşey
لَّمَّاne zaman ki
جَآءَgelince
أَمْرُemri
رَبِّكَRabbinin
وَمَاbir işe yaramadı
زَادُوهُمْartırmaktan
غَيْرَbaşka
تَتْبِيبٍۢkayıplarını

Onların üzerine göndermiş olduğumuz helak ile zulmetmedik. Fakat onlar, Allah Teâlâ'yı inkâr etmek sureti ile kendilerini helaka götürecek şeylere sürükleyerek kendi nefislerine zulmettiler. -Ey Resul!- Allah’ın dışında dua edip, yalvardıkları ilahları onların helak olmaları için Rabbinin emri olan azap indiğinde azabı onlardan uzaklaştıramadılar. İlahları, onların hüsranından ve helakından başka bir şey arttırmadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

102

وَكَذَٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَآ أَخَذَ ٱلْقُرَىٰ وَهِىَ ظَٰلِمَةٌ ۚ إِنَّ أَخْذَهُۥٓ أَلِيمٌۭ شَدِيدٌ

Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَişte böyledir
أَخْذُyakalaması
رَبِّكَRabbinin
إِذَآzaman
أَخَذَyakaladığı
ٱلْقُرَىٰşehirleri
وَهِىَve o
ظَٰلِمَةٌzulmeden
إِنَّşüphesiz
أَخْذَهُۥٓO'nun yakalaması
أَلِيمٌۭpek acı
شَدِيدٌpek şiddetlidir

Allah Teâlâ'nın (gönderdiği peygamberlerini) yalanlayan kasabaları her zaman ve mekânda yakalayıp yok etmesi böyledir. Şüphesiz O’nun (halkı) zalim olan kasabaları yakalaması acı vericidir ve şiddetlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

103

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لِّمَنْ خَافَ عَذَابَ ٱلْءَاخِرَةِ ۚ ذَٰلِكَ يَوْمٌۭ مَّجْمُوعٌۭ لَّهُ ٱلنَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوْمٌۭ مَّشْهُودٌۭ

Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. O, tanık olunacak bir gündür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَءَايَةًۭibret
لِّمَنْkimse için
خَافَkorkan
عَذَابَazabından
ٱلْءَاخِرَةِahiret
ذَٰلِكَişte O
يَوْمٌۭbir gündür
مَّجْمُوعٌۭtoplanacağı
لَّهُonda
ٱلنَّاسُinsanların
وَذَٰلِكَve O
يَوْمٌۭbir gündür
مَّشْهُودٌۭherkesin tanık olacağı

Allah Teâlâ'nın, halkı zalim olan kasabaları azabı ile kuvvetli bir şekilde yakalamasında kıyamet gününün azabından korkan kimseler için bir ibret ve öğüt vardır. O gün, Yüce Allah'ın insanları hesaba çekmek için topladığı gündür. O gün, mahşer ehlinin şahitlik edeceği şahit olunan bir gündür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

104

وَمَا نُؤَخِّرُهُۥٓ إِلَّا لِأَجَلٍۢ مَّعْدُودٍۢ

Biz onu (kıyamet gününü) ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
نُؤَخِّرُهُۥٓbiz onu geciktirmeyiz
إِلَّاancak
لِأَجَلٍۢsüreye kadar
مَّعْدُودٍۢbelirli

Biz şahit olunan o günü sadece sayısı bilinen bir süreye kadar erteleriz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

105

يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّۭ وَسَعِيدٌۭ

O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan kimisi bedbaht, kimisi bahtiyardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَO gün
يَأْتِgelince
لَاkonuşamaz
تَكَلَّمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَفْسٌhiç kimse
إِلَّاdışında
بِإِذْنِهِۦO'nun izni
فَمِنْهُمْonlardan kimi
شَقِىٌّۭbedbahtttır
وَسَعِيدٌۭ(kimi de) mutludur

O gün geldiğinde Allah'ın izni olmadan hiç kimse bir delil yahut bir şefaat için konuşamaz. Orada insanlar iki türdür: cehenneme girecek olan bedbahtlar ve cennete girecek olan mutlu kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

106

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ شَقُوا۟ فَفِى ٱلنَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌۭ وَشَهِيقٌ

Bedbaht olanlar ateştedirler. Onlar orada yüksek hırıltılarla ve inleyerek solurlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَمَّاkimseler
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَقُوا۟bedbaht olan(lar)
فَفِىiçindedirler
ٱلنَّارِateş
لَهُمْonların vardır
فِيهَاorada
زَفِيرٌۭkorkunç çığlıkları
وَشَهِيقٌve inlemeleri

Bedbaht olanlar ise küfürleri ve amellerinin bozukluğu sebebi ile cehenneme gireceklerdir. Ateşin alevinin şiddetinden onların sesleri ve nefesleri yükselir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

107

خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ

Onlar, gökler ve yerler ayakta durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin, istediğini yapandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خَٰلِدِينَonlar sürekli kalıcıdırlar
فِيهَاorada
مَاdurdukça
دَامَتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتُgökler
وَٱلْأَرْضُve yer
إِلَّاdışında
مَاkimseler
شَآءَdiledikleri
رَبُّكَRabbinin
إِنَّşüphesiz
رَبَّكَRabbin
فَعَّالٌۭyapandır
لِّمَاdilediğini
يُرِيدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

(Kâfirler) Orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Hak ettikleri azabı çektikten sonra Rabbinin dilemesi ile cehennemden çıkan tevhit ehli kimselerden günahkâr olanları hariç, onlar (kâfirler) gökler ve yer durdukça ateşten çıkamayacaklardır. -Ey Peygamber!- Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği şeyi hakkıyla yapandır ve O'nu, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı bir şey yapmaya zorlayacak da yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

108

۞ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُوا۟ فَفِى ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ ۖ عَطَآءً غَيْرَ مَجْذُوذٍۢ

Bahtiyar olanlar ise Cennet'tedirler. Gökler ve yer ayakta durdukça, orada ebedî kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilediği kimseler (Müminlerden bir kısım günahkârlar) müstesna. Bu tükenmez/kesintisiz bir lütuftur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَمَّاve
ٱلَّذِينَkimseler
سُعِدُوا۟mutlu olan(lar)
فَفِىiçindedirler
ٱلْجَنَّةِcennet
خَٰلِدِينَonlar sürekli kalıcıdırlar
فِيهَاorada
مَاdurdukça
دَامَتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتُgökler
وَٱلْأَرْضُve yer
إِلَّاdışında
مَاdiledikleri
شَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبُّكَRabbinin
عَطَآءًbir lütuftur
غَيْرَolmaksızın
مَجْذُوذٍۢkesinti

İmanları ve salih amelleri sebebi ile Allah tarafından daha önce bahtiyar kimselerden kılınanlara gelince, onlar; Yüce Allah'ın günahkâr olan Müminlerden ateşe sokmayı dilediği kimseler hariç, gökler ve yer durdukça cennette ebedî olarak kalacaklardır. Şüphesiz, cennet ehli için Allah'ın nimetleri kesilmeden devam eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

109

فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍۢ مِّمَّا يَعْبُدُ هَٰٓؤُلَآءِ ۚ مَا يَعْبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبْلُ ۚ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَصِيبَهُمْ غَيْرَ مَنقُوصٍۢ

Öyleyse sakın onların ibadet ettiği şeylerden kuşkun olmasın. Onlar ancak, evvelce babalarının tapındıkları gibi tapınıyorlar. Biz, onlara paylarını eksiksiz olarak vereceğiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَاo halde
تَكُolmasın
فِىhiçbir
مِرْيَةٍۢtereddüd
مِّمَّاhakkında
يَعْبُدُtaptıkları
هَٰٓؤُلَآءِonların
مَاonlar tapmazlar
يَعْبُدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
كَمَاgibi olandan
يَعْبُدُtaptıkları
ءَابَآؤُهُمbabalarının
مِّنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّاşüphesiz biz
لَمُوَفُّوهُمْvereceğiz
نَصِيبَهُمْonların paylarını
غَيْرَolmadan
مَنقُوصٍۢeksik

-Ey Peygamber!- O halde o müşriklerin tapmakta oldukları şeylerin fesadı hususunda sakın bir şüphen olmasın. Onların buna (o taptıklarının doğruluğuna) dair ne akli ne de dinî bir delilleri vardır. Onları Allah'tan gayrısına tapmaya sevk eden şey, babalarını taklit etmeleridir. Şüphesiz biz, onların azaptan nasiplerini eksiksiz olarak vereceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

110

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ ۚ وَلَوْلَا كَلِمَةٌۭ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّۢ مِّنْهُ مُرِيبٍۢ

Andolsun Biz Mûsâ’ya o Kitabı verdik de hakkında ayrılığa düşüldü. Daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında (azabın gelmesi için) hükmedilmiş olurdu. Onlar, hâlâ bundan şek ve şüphe içindedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ءَاتَيْنَاverdik
مُوسَىMusa'ya
ٱلْكِتَٰبَKitab'ı
فَٱخْتُلِفَayrılığa düşüldü
فِيهِonda
وَلَوْلَاeğer olmasaydı
كَلِمَةٌۭbir söz
سَبَقَتْönceden geçmiş
مِنtarafından
رَّبِّكَRabbin
لَقُضِىَhüküm verilirdi
بَيْنَهُمْaralarında
وَإِنَّهُمْşüphesiz onlar
لَفِىiçindedirler
شَكٍّۢbir tereddüt
مِّنْهُbunun hakkında
مُرِيبٍۢgocundurucu

Musa’ya da Tevrat'ı vermiştik. İnsanlar onda ayrılığa düştüler. İnsanların bir kısmı ona iman etti, bir kısmı ise inkâr etti. Eğer Yüce Allah'ın onlara bu dünyada azabı vermeyeceğine dair takdiri olmasaydı bu dünyada hak ettikleri azabı onların üzerine hemen iniverirdi. Zira Yüce Allah hikmeti gereği onların azabını kıyamet gününe ertelememiştir. Muhakkak ki Yahudilerden ve müşriklerden olan kâfirler; Kur'an hakkında şüphe içindedirler ve insanları kuşkuya düşürürler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

111

وَإِنَّ كُلًّۭا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَٰلَهُمْ ۚ إِنَّهُۥ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ

Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنَّve şüphesiz
كُلًّۭاtümünün
لَّمَّاtastamam verecektir
لَيُوَفِّيَنَّهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبُّكَRabbin
أَعْمَٰلَهُمْonların yaptıklarını
إِنَّهُۥşüphesiz O
بِمَاşeylerden
يَعْمَلُونَyaptıkları
خَبِيرٌۭhaberdardır

-Ey Peygamber!- Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşenlerin her birinin amellerinin karşılığını kendilerine tam olarak verecektir. Kimin amelleri hayırlı ise onun karşılığı hayır olacak, kimin amelleri kötü ise onun karşılığı da kötü olacaktır. Çünkü Rabbin, onların yapmakta oldukları en ufak şeyleri bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

112

فَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا۟ ۚ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru olsunlar.Ve aşırı gitmeyin. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱسْتَقِمْdosdoğru olun
كَمَآgibi
أُمِرْتَemrolunduğun
وَمَنve kimseler
تَابَtevbe eden
مَعَكَseninle birlikte
وَلَاve
تَطْغَوْا۟aşırı gitmeyin
إِنَّهُۥşüphesiz O
بِمَاşeyleri
تَعْمَلُونَyaptıklarınız
بَصِيرٌۭgörmektedir

-Ey Peygamber!- O halde Allah'ın sana emrettiği gibi dosdoğru yol üzerinde olmaya devam et! O'nun emirlerini yerine getir ve yasakladıklarından uzak dur! Müminlerden seninle beraber tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Ve sakın günah işleyerek haddi aşmayın! Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

113

وَلَا تَرْكَنُوٓا۟ إِلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ فَتَمَسَّكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

Bir de zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka yardımcılarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تَرْكَنُوٓا۟meyletmeyin
إِلَىkimselere
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ظَلَمُوا۟zulmeden(lere)
فَتَمَسَّكُمُyoksa size dokunur
ٱلنَّارُateş
وَمَاve yoktur
لَكُمsizin için
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
مِنْhiçbir
أَوْلِيَآءَdost(lar)
ثُمَّsonra
لَاasla
تُنصَرُونَyardım göremezsiniz

Gönülden isteyerek ve dalkavukluk yaparak zalimlere yönelmeyin, yoksa bu yönelmeniz sebebi ile size ateş dokunur. Sizi ateşten kurtaracak Allah’tan başka bir yardımcınız yoktur. (Eğer onlara meylederseniz) size yardım edecek bir kimse de bulamazsınız!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

114

وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ طَرَفَىِ ٱلنَّهَارِ وَزُلَفًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ ۚ إِنَّ ٱلْحَسَنَٰتِ يُذْهِبْنَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ ذَٰلِكَ ذِكْرَىٰ لِلذَّٰكِرِينَ

(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَقِمِve kıl
ٱلصَّلَوٰةَnamaz
طَرَفَىِiki tarafında
ٱلنَّهَارِgündüzün
وَزُلَفًۭاve yakın vakitlerinde
مِّنَgecenin
ٱلَّيْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ٱلْحَسَنَٰتِiyilikler
يُذْهِبْنَgiderir
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleri
ذَٰلِكَbu
ذِكْرَىٰbir öğüttür
لِلذَّٰكِرِينَibret alanlara

-Ey Peygamber!- Gündüzün iki ucunda en güzel şekilde namaz kıl. Bu iki vakitten biri gündüzün evvelinde diğeri ise sonundadır. Gece saatlerinde de namaz kıl. Şüphesiz salih ameller küçük günahları siler. Bu anlatılanlar, nasihat alanlar için bir vaaz, ibret alanlar için bir öğüttür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

115

وَٱصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

(Ey Muhammed!) Sabırlı ol! Çünkü Allah ihsan sahibi kimselerin mükâfatını zayi etmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱصْبِرْve sabret
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاzayi etmez
يُضِيعُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَجْرَecirlerini
ٱلْمُحْسِنِينَiyilik yapanların

(Ey Muhammed!) Dosdoğru olmak ve diğer hayırlı işleri emrolunduğun şekilde yapmak, zulmetmek ve zalimlere meyletmek gibi yasaklandığın şeyleri terk etmek hususunda sebat edip, sabırlı ol! Şüphesiz Allah, iyilik yapanların karşılığını boşa çıkarmaz. Aksine onların yaptıkları iyi işleri en güzel şekilde kabul eder ve bunun karşılığını en güzel şekilde verir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

116

فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍۢ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًۭا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ ۗ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

Sizden önceki nesiller arasında yeryüzünde fesâdı engelleyecek fazilet sahipleri olmalı değil miydi? Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır. Zalimler ise, yalnız kendilerine verilen refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَوْلَاdeğil miydi?
كَانَbulunmalı
مِنَnesillerden
ٱلْقُرُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنsizden önceki
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لُوا۟sahipleri
بَقِيَّةٍۢfazilet
يَنْهَوْنَalıkoyan
عَنِfesattan
ٱلْفَسَادِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
قَلِيلًۭاçok azı
مِّمَّنْkendilerini
أَنجَيْنَاkurtardığımız
مِنْهُمْonlardan
وَٱتَّبَعَpeşine takıldılar
ٱلَّذِينَkimseler
ظَلَمُوا۟zulmedenler
مَآbulundukları refahın
أُتْرِفُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِiçinde
وَكَانُوا۟ve oldular
مُجْرِمِينَsuçlu kimseler

Sizden önce azaba uğramış ümmetlerden fazilet ve iyilik sahibi olanlar o ümmetleri küfürden ve günah işleyerek yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoyamazlar mıydı? Onlar arasında kurtardıklarımızdan çok azı fesadı nehyediyorlardı. Zalim olan kavimlerini helak ettiğimizde onları kurtarmıştık. Onların kavminden zalim olanlar, içinde bulundukları nimetlerin peşine düştüler. Ve onlara tabi olarak zalimlerden oldular.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

117

وَمَا كَانَ رَبُّكَ لِيُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ بِظُلْمٍۢ وَأَهْلُهَا مُصْلِحُونَ

Halkı ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o memleketleri zulüm ile helak edecek değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كَانَdeğildi
رَبُّكَRabbin
لِيُهْلِكَhelak edecek
ٱلْقُرَىٰo beldeleri
بِظُلْمٍۢzulümle
وَأَهْلُهَاahalisi (iken)
مُصْلِحُونَıslah edici

-Ey Peygamber!- Rabbin, halkı yeryüzünde ıslah edici kimseler olan şehirleri helak edecek değildir. O, ancak o şehir halkı küfür, zulüm ve günahlar ile bozgunculuk yaparsa helak eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

118

وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ ۖ وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ

Eğer Rabbin dileseydi, insanları tek bir millet/din üzere kılardı. Fakat onlar ihtilaf edip durmaktadırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve eğer
شَآءَdileseydi
رَبُّكَRabbin
لَجَعَلَyapardı
ٱلنَّاسَinsanları
أُمَّةًۭümmet
وَٰحِدَةًۭbir tek
وَلَاama hala
يَزَالُونَdurmazlar
مُخْتَلِفِينَihtilaf etmekten

-Ey Peygamber!- Eğer Rabbin dileseydi hak üzerinde amel etmeleri için onları tek bir millet/ümmet kılardı. Fakat O, bunu dilemedi. Onlar, hevâya ve azgınlığa tabi olmaları sebebi ile ihtilaf etmeye devam etmektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

119

إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ ۚ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ ۗ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

Rabbinin rahmet ettikleri müstesnâ. Zaten onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin: “Andolsun ki Ben cehennemi cin ve insanlarla dolduracağım” sözü de tümüyle gerçekleşmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاhariç
مَنkimseler
رَّحِمَrahmet ettiği
رَبُّكَRabbinin
وَلِذَٰلِكَzaten bunun için
خَلَقَهُمْonları yarattı
وَتَمَّتْve yerine gelmiştir
كَلِمَةُsözü
رَبِّكَRabbinin
لَأَمْلَأَنَّandolsun dolduracağım
جَهَنَّمَcehennemi
مِنَcinlerden
ٱلْجِنَّةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلنَّاسِve insanlar(dan)
أَجْمَعِينَtamamen

Yalnız Allah'ın rahmeti ile hidayete muvaffak kıldığı kimseler bunun dışındadır. Onlar, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı birlemek hususunda asla ihtilaf etmezler. Bunun içindir ki imtihan; onları yaratmasındaki farklılıktadır. Onlardan kimi bedbahttır, kimi ise mutludur. -Ey Peygamber!- Rabbinin, ezelde cehennemi şeytana tabi olan cinler ve insanlar ile dolduracağına dair sözü gerçekleşmiş oldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

120

وَكُلًّۭا نَّقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَ ۚ وَجَآءَكَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌۭ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

Peygamberlerin haberlerinden senin kalbine sebat verecek her şeyi sana anlatıyoruz. Bunlarda, sana hak, Müminlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكُلًّۭاher şeyi
نَّقُصُّanlatıyoruz
عَلَيْكَsana
مِنْhaberlerinden
أَنۢبَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرُّسُلِPeygamberlerin
مَاolan
نُثَبِّتُsağlamlaştıracak
بِهِۦonunla
فُؤَادَكَkalbini
وَجَآءَكَve sana gelmiştir
فِىbunda
هَٰذِهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَقُّbir hak
وَمَوْعِظَةٌۭve bir öğüt
وَذِكْرَىٰve bir uyarı
لِلْمُؤْمِنِينَmü'minler için

-Ey Peygamber!- Senden önceki peygamberlerin haberleriyle ilgili her bir olayı kalbini hak üzerinde sabit kılıp sağlamlaştırmak için sana anlatıyoruz. Bu surede sana, içerisinde şüphe olmayan hak gelmiştir. Ayrıca kâfirler için bir öğüt ve hatırlatmadan istifade eden Müminler için de bir hatırlatma vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

121

وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَٰمِلُونَ

İman etmeyenlere şöyle de: "Elinizden gelen her şeyi yapın, ben de yapacağım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُلve de ki
لِّلَّذِينَkimselere
لَاiman etmeyen(lere)
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱعْمَلُوا۟yapın
عَلَىٰimkanınızın elverdiğini
مَكَانَتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّاbiz de
عَٰمِلُونَyapmaktayız

-Ey Peygamber!- Allah'a iman etmeyenlere ve O'nu birlemeyenlere de ki; haktan yüz çevirmek ve haktan alıkoymak üzerine kendi yolunuz üzerinde amel edin! Şüphesiz bizler de üzerinde bulunmuş olduğumuz yolda sebat ederek, bu yola davet edecek, bu yol üzerinde sabrederek amel edeceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

122

وَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ

Bekleyin! Şüphesiz biz de bekleyicileriz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱنتَظِرُوٓا۟ve bekleyin
إِنَّاbiz de
مُنتَظِرُونَbeklemekteyiz

Bize inecek olan sonucu bekleyin! Şüphesiz biz de size inecek sonucu beklemekteyiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

123

وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ ٱلْأَمْرُ كُلُّهُۥ فَٱعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ ۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Göklerin ve yerin gaybı yalnız Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise sadece O’na ibadet et ve O’na tevekkül edip, güven. Rabbin yaptıklarınızdan asla gafil değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِلَّهِve Allah'a aittir
غَيْبُgaybı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَإِلَيْهِve O'na
يُرْجَعُdöndürülür
ٱلْأَمْرُişler
كُلُّهُۥbütün
فَٱعْبُدْهُ(öyleyse) O'na kulluk et
وَتَوَكَّلْve dayan
عَلَيْهِO'na
وَمَاve değildir
رَبُّكَRabbin
بِغَٰفِلٍhabersiz
عَمَّاyaptıklarınızdan
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Göklerde ve yerde gayb olan ne varsa O'nun ilmi sadece Allah'a aittir. Hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Her iş kıyamet günü O'na döndürülür. -Ey Peygamber!- O halde sadece Rabbine ibadet et. Ve her işinde (yanızca) O'na tevekkül et! Rabbin onların yaptıklarından asla gafil değildir. Bilakis O, yaptıklarını hakkıyla bilendir ve herkese yaptığına göre karşılık verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir