Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

17. Sûre · Mekke · 111 Ayet

الإسراء

İSRÂ SÛRESİ

Gece Yolculuğu

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 3

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

سُبْحَٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًۭا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَٰتِنَآ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi ona göstermek için götüren (Allah her türlü noksanlıktan) münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi işitendir, görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سُبْحَٰنَeksiklikten uzaktır
ٱلَّذِىٓO (Allah) ki
أَسْرَىٰyürüttü
بِعَبْدِهِۦkulunu
لَيْلًۭاgecenin bir vaktinde
مِّنَMescid-i
ٱلْمَسْجِدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَرَامِHaram'dan
إِلَىMescid-i
ٱلْمَسْجِدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَقْصَاAksa'ya
ٱلَّذِىöyle ki
بَٰرَكْنَاbereketli kıldığımız
حَوْلَهُۥçevresini
لِنُرِيَهُۥkendisine göstermemiz için
مِنْbir bölümünü
ءَايَٰتِنَآayetlerimizden
إِنَّهُۥgerçekten
هُوَO
ٱلسَّمِيعُişitendir
ٱلْبَصِيرُgörendir

Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, kendisinden başka hiçbir kimsenin gücü yetmeyeceği şeylere gücü yettiğinden dolayı her türlü noksanlıktan beridir ve yücedir. O kulu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ruhu ve bedeni ile uyanık olarak gecenin bir bölümünde, etrafını meyveler, ekinler ve peygamberlerin -aleyhimusselam- oraya yerleşmesiyle mübarek kıldığımız Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürmüştür. Bunu da her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın kudretine delil olan bazı ayetlerini görmesi için yapmıştır. Şüphesiz O, kendisinden hiçbir işitilenin gizlenemeyeceği her şeyi ve yine kendisinden hiçbir görünenin saklanamayacağı her görüneni görendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

وَءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلْنَٰهُ هُدًۭى لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِى وَكِيلًۭا

Mûsâ’ya kitap verdik. O kitabı, İsrailoğulları için, "Benden başkasını vekil edinmeyin!" diye hidayet (rehberi) kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَءَاتَيْنَاve biz verdik
مُوسَىMusa'ya
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَجَعَلْنَٰهُve onu yaptık
هُدًۭىbir kılavuz
لِّبَنِىٓoğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
أَلَّاdiye
تَتَّخِذُوا۟edinmeyin
مِنbenden başka
دُونِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكِيلًۭاbir vekil

Biz, Musa -aleyhisselam-'a Tevrat'ı verdik ve onu İsrailoğulları'na hidayet edici ve rehber kıldık. Ve İsrailoğulları'na şöyle dedik: "İşlerinizi kendisine havale ederek benden başkasını vekil edinmeyin. Bilakis sadece bana tevekkül ediniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبْدًۭا شَكُورًۭا

Ey Nûh’la birlikte taşıdığımız kimselerin soyu/torunları! Doğrusu Nûh, çok şükreden bir kuldu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذُرِّيَّةَçocukları
مَنْkimselerin
حَمَلْنَاtaşıdığımız
مَعَile beraber
نُوحٍNuh
إِنَّهُۥdoğrusu o
كَانَidi
عَبْدًۭاbir kul
شَكُورًۭاçok şükreden

Siz, Allah'ın Nuh -aleyhisselam- ile beraber tufanda boğulmaktan kurtardığı kimselerin neslindensiniz. Bu nimeti hatırlayınız. Sadece Allah Teâlâ'ya ibadet ve itaat ederek şükrediniz. Ve bu hususta Nuh -aleyhisselam-'a uyunuz. Doğrusu Nuh, Allah Teâlâ'ya çokça şükrederdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَقَضَيْنَآ إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَتُفْسِدُنَّ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّۭا كَبِيرًۭا

Kitapta, İsrailoğulları'na: “Yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız, büyük bir azgınlıkla kibirlenip taşkınlık yapacaksınız” diye bildirmiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَضَيْنَآve şu hükmü verdik
إِلَىٰoğullarına
بَنِىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
فِىKitapta
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَتُفْسِدُنَّbozgunculuk yapacaksınız
فِىo ülkede
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَرَّتَيْنِiki kez
وَلَتَعْلُنَّve çok böbürleneceksiniz
عُلُوًّۭاbüyüklenme ile
كَبِيرًۭاkibirli

Biz,Tevrat'ta işledikleri günahlar ve yapmış oldukları şımarıklık sebebiyle yeryüzünde onlardan iki defa kötülüğün vuku bulacağını, zulümle, haksızlıkla insanlara sahip oluyorsunuz ve onların üzerinde hakimiyet kurmada haddi aşıyorsunuz diye İsrailoğulları'na haber verdik ve bildirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًۭا لَّنَآ أُو۟لِى بَأْسٍۢ شَدِيدٍۢ فَجَاسُوا۟ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِ ۚ وَكَانَ وَعْدًۭا مَّفْعُولًۭا

Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güç kuvvet sahibi kullarımızı gönderdik de ülkeyi baştan başa dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, gerçekleşmiş bir vaad idi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِذَاne zaman ki
جَآءَgelince
وَعْدُzamanı
أُولَىٰهُمَاbirincisinin
بَعَثْنَاgönderdik
عَلَيْكُمْüzerinize
عِبَادًۭاkullarımızı
لَّنَآbizim
أُو۟لِىçok güçlü
بَأْسٍۢçok güçlü
شَدِيدٍۢçok güçlü
فَجَاسُوا۟(sizi) araştırdılar
خِلَٰلَaralarına girip
ٱلدِّيَارِevlerin
وَكَانَidi
وَعْدًۭاbir va'd
مَّفْعُولًۭاyapılması gereken

Onlar tarafından birinci bozgunculuk hasıl olunca, üzerlerine güçlü kuvvetli kullarımızı göndeririz ve musallat ederiz. Onları, öldürürler ve onları kovarlar. Bunlar meskenleri arasında dolaşarak geçtikleri yerleri fesada uğratırlar. Bu kullarımız uğradıkları yerleri yıkıp bozarlar. Bu Allah'ın mutlaka yerine getireceği ve gerçekleşecek olan bir vaattir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ ٱلْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَأَمْدَدْنَٰكُم بِأَمْوَٰلٍۢ وَبَنِينَ وَجَعَلْنَٰكُمْ أَكْثَرَ نَفِيرًا

Sonra size bunlara karşı tekrar üstünlük verdik. Mallarla, oğullarla yardımınıza yetiştik, sayınızı da çoğalttıkça çoğalttık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
رَدَدْنَاverdik
لَكُمُsize
ٱلْكَرَّةَtekrar
عَلَيْهِمْonları yenme imkanı
وَأَمْدَدْنَٰكُمve sizi destekledik
بِأَمْوَٰلٍۢmallarla
وَبَنِينَve oğullarla
وَجَعَلْنَٰكُمْve yaptık sizi
أَكْثَرَdaha çok
نَفِيرًاsavaşçılarınızı

-Ey İsrailoğulları!- Siz Allah'a tövbe ettiğinizde size musallat olanlardan tekrar devletinizi geri alıp, iade ettik. Mallarınız gasp edilip talan edildikten sonra tekrar size mal verdik ve evlatlarınız esir edildikten sonra size tekrar geri verdik. Böylece sizin sayınızı düşmanlarınızdan daha fazla çoğalttık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

إِنْ أَحْسَنتُمْ أَحْسَنتُمْ لِأَنفُسِكُمْ ۖ وَإِنْ أَسَأْتُمْ فَلَهَا ۚ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْءَاخِرَةِ لِيَسُۥٓـُٔوا۟ وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ وَلِيُتَبِّرُوا۟ مَا عَلَوْا۟ تَتْبِيرًا

Eğer iyilik ederseniz kendinize, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. İkincinin zamanı geldiğinde de yüzünüzü kötü bir duruma soksunlar, birincisinde mescide girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye düşmanlar gönderdik).

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنْeğer
أَحْسَنتُمْiyilik ederseniz
أَحْسَنتُمْiyilik etmiş olursunuz
لِأَنفُسِكُمْkendinize
وَإِنْve eğer
أَسَأْتُمْkötülük ederseniz
فَلَهَاo da aleyhinizedir
فَإِذَاne zaman ki
جَآءَgelince
وَعْدُzamanı
ٱلْءَاخِرَةِsonuncusunun
لِيَسُۥٓـُٔوا۟kötü duruma soksunlar diye
وُجُوهَكُمْyüzlerinizi
وَلِيَدْخُلُوا۟ve girsinler diye
ٱلْمَسْجِدَMescid'e (Kudüs'e)
كَمَاgibi
دَخَلُوهُgirdikleri
أَوَّلَilk
مَرَّةٍۢkez
وَلِيُتَبِّرُوا۟ve mahvetsinler diye
مَاşeyleri
عَلَوْا۟ele geçirdikleri
تَتْبِيرًاhelak ederek

-Ey İsrailoğulları!- Eğer sizden istenilen şekilde iyi amel işlerseniz, bunun sevabı size döner. Sizin yapmış olduğunuz amellerinize yüce Allah'ın hiçbir ihtiyacı yoktur. Eğer kötü amel işlerseniz bunun sonucu size döner. İyi amellerinizin Allah Teâlâ'ya hiçbir faydası olmadığı gibi yaptığınız kötülüğün hiçbiri de O'na zarar veremez. İkinci fesat çıkarmanızın zamanı geldiğinde, sizi zelil etmeleri için tekrar düşmanlarınızı sizin üzerinize musallat ederiz. Size aşağılamanın çeşitlerinden tattırarak kötülük yapıp yüzlerinizi karartacaklardır. İlk geldiklerinde girip tahrip ettikleri gibi Beytu'l-Makdis'e girecekler ve tahrip edecekler ve memlekette ele geçirdikleri her yeri tamamen yıkıp, talan edeceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يَرْحَمَكُمْ ۚ وَإِنْ عُدتُّمْ عُدْنَا ۘ وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ حَصِيرًا

Rabbinizin size merhamet edeceğini umabilirsiniz, ama dönerseniz Biz de döneriz. Öyle ya Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yaptık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
عَسَىٰbelki
رَبُّكُمْRabbiniz
أَنsize acır
يَرْحَمَكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنْve eğer
عُدتُّمْsiz dönerseniz
عُدْنَاbiz de döneriz
وَجَعَلْنَاve yapmışızdır
جَهَنَّمَcehennemi
لِلْكَٰفِرِينَkafirler için
حَصِيرًاkuşatıcı

-Ey İsrailoğulları!- Bu şiddetli intikamdan sonra tövbe ederseniz ve iyi ameller işlerseniz, umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer tekrar üçüncü kere veya daha çok fesat yapmaya dönerseniz, biz de tekrar sizden intikam almaya ve sizi cezalandırmaya döneriz. Cehennemi, Allah'a karşı isyan eden kâfirler için hiç çıkamayacakları ebedî olarak yatacakları bir yer yaptık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَهْدِى لِلَّتِى هِىَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًۭا كَبِيرًۭا

Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yolu gösterir. Salih amel işleyen Müminlere, büyük mükâfat olduğunu müjdeler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّgerçekten
هَٰذَاbu
ٱلْقُرْءَانَKur'an
يَهْدِىyola iletir
لِلَّتِىki
هِىَo
أَقْوَمُen doğru olana
وَيُبَشِّرُve müjdeler
ٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlere
ٱلَّذِينَyapan
يَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
أَنَّşüphesiz
لَهُمْkendileri için vardır
أَجْرًۭاbir ecir
كَبِيرًۭاbüyük

Şüphesiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen bu Kur'an, en güzel yolu gösterir ve o da İslam'ın yoludur. Aynı zamanda salih amel işleyen Müminlere Allah katından onları sevindiren büyük mükâfatların olduğunu müjdeler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۭا

Ahirete iman etmeyenlere de acı veren bir azap hazırladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنَّve şüphesiz
ٱلَّذِينَkimselere
لَاinanmayan(lara)
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْءَاخِرَةِAhirete
أَعْتَدْنَاhazırlamışızdır
لَهُمْonlara
عَذَابًاbir azab
أَلِيمًۭاacıklı

Kıyamet gününe iman etmeyenlere ise onları üzen haberi verir. O haber ise, şüphesiz biz onlar için kıyamet gününde acı veren bir azap hazırlandığıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَيَدْعُ ٱلْإِنسَٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَآءَهُۥ بِٱلْخَيْرِ ۖ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ عَجُولًۭا

İnsan hayra dua ediyormuş gibi, (kendisi için) şerre de dua eder. İnsan pek acelecidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَدْعُve du'a etmektedir
ٱلْإِنسَٰنُinsan
بِٱلشَّرِّşerre
دُعَآءَهُۥdu'a eder (gibi)
بِٱلْخَيْرِhayra
وَكَانَve
ٱلْإِنسَٰنُinsan
عَجُولًۭاpek acelecidir

İnsan; iyilik için dua ettiği gibi cahilliğinden dolayı öfkelendiğinde kendi nefsi, çocuğu ve malı üzerine musibet gelmesi/şer gelmesi için dua eder. Şayet biz onun şer için (kendisi aleyhine) yapmış olduğu duasına icabet etmiş olsaydık, kendisi, malı ve çocuğu helak olurdu. İnsanoğlu aceleci yaratıldığından dolayı kendisine zarar verebilen davranışlarda bulunmada dahi acele eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ءَايَتَيْنِ ۖ فَمَحَوْنَآ ءَايَةَ ٱلَّيْلِ وَجَعَلْنَآ ءَايَةَ ٱلنَّهَارِ مُبْصِرَةًۭ لِّتَبْتَغُوا۟ فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ ۚ وَكُلَّ شَىْءٍۢ فَصَّلْنَٰهُ تَفْصِيلًۭا

Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Gece ayetini görünmez (karanlık) ve Rabbinizin bol nimetini aramanız ve de yılların sayısını ve hesabı öğrenmeniz için; gündüz ayetini ise aydınlık kıldık. Biz her şeyi yeterince açıkladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلْنَاve biz yaptık
ٱلَّيْلَgeceyi
وَٱلنَّهَارَve gündüzü
ءَايَتَيْنِiki ayet
فَمَحَوْنَآ(sonra) sildik
ءَايَةَayetini
ٱلَّيْلِgecenin
وَجَعَلْنَآve yaptık
ءَايَةَayetini
ٱلنَّهَارِgündüz
مُبْصِرَةًۭaydınlatıcı
لِّتَبْتَغُوا۟aramanız için
فَضْلًۭاlutfunu
مِّنRabbinizin
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلِتَعْلَمُوا۟ve bilmeniz için
عَدَدَsayısını
ٱلسِّنِينَyılların
وَٱلْحِسَابَve hesabı
وَكُلَّher
شَىْءٍۢşeyi
فَصَّلْنَٰهُanlattık
تَفْصِيلًۭاaçık açık

Gece ve gündüzü Allah'ın vahdaniyetini/birliğini ve kudretini gösteren iki işaret olarak yarattık. Çünkü gece ve gündüz arasında, uzama-kısalma, sıcaklık-soğukluk bakımından farklılıklar vardır. Geceyi dinlenip istirahat etmek için karanlık kıldık. Allah'ın lütfuyla sizin için takdir ettiği rızkı aramanız için gündüzü aydınlık, senelerin sayısını ve ihtiyaç duyduğunuz vakitlerin, ayların, günlerin ve saatlerin hesabını öğrenmeniz için gece ve gündüzü birbirlerini takip eder kıldık. Eşyaların ayrılması için her şeyi apaçık ve net olarak birbirinden ayırdık. Böylelikle hak eden, hak etmeyenden ayrılır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَكُلَّ إِنسَٰنٍ أَلْزَمْنَٰهُ طَٰٓئِرَهُۥ فِى عُنُقِهِۦ ۖ وَنُخْرِجُ لَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ كِتَٰبًۭا يَلْقَىٰهُ مَنشُورًا

Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكُلَّher
إِنسَٰنٍinsanın
أَلْزَمْنَٰهُbağladık
طَٰٓئِرَهُۥkuşunu (kaderini)
فِىboynuna
عُنُقِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنُخْرِجُve çıkarırız
لَهُۥonun için
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
كِتَٰبًۭاbir Kitap
يَلْقَىٰهُbulacağı
مَنشُورًاaçılmış olarak

Her insanın yaptığı amelini boynunda takılı kolye gibi sürekli kendisine yapışık kılarız. (O kolye) hesaba çekileceği güne kadar ondan hiç ayrılmayacaktır. Kıyamet gününde içerisinde işlemiş olduğu bütün hayır ve şer amelleri olan önünde açılmış, yayılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

ٱقْرَأْ كِتَٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ ٱلْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًۭا

Kitabını oku! Bugün hesabını görücü olarak kendi kendine yetersin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱقْرَأْoku
كِتَٰبَكَKitabını
كَفَىٰyeter
بِنَفْسِكَkendi nefsin
ٱلْيَوْمَbugün
عَلَيْكَsana
حَسِيبًۭاhesapçı olarak

O gün kendisine, şöyle diyeceğiz: -Ey insan!- Kitabını oku ve amellerinle ilgili hesabını görücü olarak bu işi sen üstlen. Kıyamet gününde kendi kendini hesaba çekici olarak yetersin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًۭا

Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّنِkim
ٱهْتَدَىٰhihayeti seçerse
فَإِنَّمَاşüphesiz
يَهْتَدِىseçmiş olur
لِنَفْسِهِۦkendisi için
وَمَنve kim
ضَلَّsaparsa
فَإِنَّمَاşüphesiz
يَضِلُّsapar
عَلَيْهَاkendi aleyhine
وَلَاve
تَزِرُtaşımaz
وَازِرَةٌۭhiçbir günahkar
وِزْرَgünah yükünü
أُخْرَىٰbaşkasının
وَمَاve
كُنَّاdeğiliz
مُعَذِّبِينَbiz azab edecek
حَتَّىٰsürece
نَبْعَثَgöndermedikçe
رَسُولًۭاelçi

Kim iman ederek, hidayete yönelirse, hidayetinin sevabı kendisine aittir. Kim saparsa, sapıklığının cezası kendisine aittir. Hiçbir nefis başka bir nefsin günahını taşımaz. Biz hiçbir bir topluma hücceti ikame edip onlara bir resul göndermedikçe azap etmeyiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

وَإِذَآ أَرَدْنَآ أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا۟ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا ٱلْقَوْلُ فَدَمَّرْنَٰهَا تَدْمِيرًۭا

Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, oranın ileri gelenlerine (itaat etmelerini) emrederiz ama onlar yoldan çıkarlar. Artık onun üzerine söz (azap) kesinleşir de onu tümüyle helak ederiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَآve zaman
أَرَدْنَآbiz istediğimiz
أَنhelak etmek
نُّهْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَرْيَةًbir kenti
أَمَرْنَاemrederiz
مُتْرَفِيهَاonun varlıklılarına
فَفَسَقُوا۟kötü işler yaparlar
فِيهَاorada
فَحَقَّböylece gerekli olur
عَلَيْهَاonlara
ٱلْقَوْلُ(azab) karar(ı)
فَدَمَّرْنَٰهَاbiz de orayı yıkarız
تَدْمِيرًۭاdarmadağın

Biz bir memleketi, yapmış olduğu zulümlerinden dolayı helak etmek istediğimiz zaman nimetin azdırdığı kimselere Allah'a itaat etmelerini emrederiz. Onlar ise emrimizi yerine getirmezler. Bilakis isyan eder ve itaat etmekten uzak olurlar. Bundan dolayı onlar kendilerini tamamen yok edecek azabın üzerlerine gelmesini hak etmiş olurlar. Böylece biz onları köklerinden yerle bir eden azapla yok ederiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنَ ٱلْقُرُونِ مِنۢ بَعْدِ نُوحٍۢ ۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًۭا

Nûh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Rabbinin kullarının bütün günahlarından hakkıyla haberdar ve görücü olması yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَمْve nice
أَهْلَكْنَاhelak ettik
مِنَkuşakları
ٱلْقُرُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نُوحٍۢNuh'dan
وَكَفَىٰve yeter
بِرَبِّكَRabbin
بِذُنُوبِgünahlarını
عِبَادِهِۦkullarının
خَبِيرًۢاhaber alıcı
بَصِيرًۭاgörücü olarak

Nuh'tan sonra Âd ve Semûd gibi yalanlayan nice ümmetleri/kavimleri helak ettik. -Ey Resul!- Yüce Rabbin kullarının günahlarını hakkıyla bilen ve onlardan hakkıyla haberdar olması yeter. Günahlardan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. İşlemiş oldukları günahlara göre onlara karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصْلَىٰهَا مَذْمُومًۭا مَّدْحُورًۭا

Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, orada dilediğimiz kimseye acele isteğini veririz. Sonra onu Cehennem'e koyarız. O burayı kınanmış ve kovulmuş olarak boylar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّنkim
كَانَise
يُرِيدُistiyor (dünyayı)
ٱلْعَاجِلَةَacele olanı
عَجَّلْنَاçabucak veririz
لَهُۥona
فِيهَاorada
مَاkadar
نَشَآءُdilediğimiz
لِمَنkimseye
نُّرِيدُistediğimiz
ثُمَّsonra
جَعَلْنَا(yerini) yaparız
لَهُۥona
جَهَنَّمَcehennem
يَصْلَىٰهَاoraya girer
مَذْمُومًۭاkınanmış olarak
مَّدْحُورًۭاve kovulmuş olarak

Kimin niyetinde yaptığı hayır işlerle ilgili olarak dünya varsa ve ahirete de iman etmeyip, önem vermiyorsa dünya hayatında onun istediklerini değil, bizim onun için dilediğimiz nimetleri ona çabucak veririz. Bunu dilediğimiz kimse için yaparız. Sonra da kıyamet gününde onun gireceği yer ateşinin sıcaklığından sıkıntı çekeceği Cehennem olur. Bu kimse dünyayı tercih edip, ahireti inkâr etmesinden dolayı yerilmiş ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak Cehennem'e girecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَمَنْ أَرَادَ ٱلْءَاخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌۭ فَأُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًۭا

Kim de ahireti ister ve bir Mümin olarak tüm çabasıyla onun için gayret ederse, işte bunların gayretleri makbuldür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْve kim de
أَرَادَisterse
ٱلْءَاخِرَةَahireti
وَسَعَىٰve çalışırsa
لَهَاona
سَعْيَهَاyaraşır biçimde
وَهُوَve o
مُؤْمِنٌۭinanarak
فَأُو۟لَٰٓئِكَöylelerinin
كَانَçalışmalarının
سَعْيُهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّشْكُورًۭاkarşılığı verilir

Kim yapmış olduğu hayır amellerle ahireti kast edip riyadan, gösterişten uzak durursa ve o Allah'ın iman edilmesini farz kıldığı şeylere iman ederse işte onlar Müminlerin vasıflandıkları vasıflara haiz olanlardır. Çalışmaları Allah katında makbuldür ve Allah Teâlâ bu iyi amellerinin karşılığını onlara verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

كُلًّۭا نُّمِدُّ هَٰٓؤُلَآءِ وَهَٰٓؤُلَآءِ مِنْ عَطَآءِ رَبِّكَ ۚ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا

Her birine, onlara da, bunlara da Rabbinin nimetinden ardarda veririz. Rabbinin ihsanı kimseye yasak kılınmış değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كُلًّۭاhepsine
نُّمِدُّuzatırız
هَٰٓؤُلَآءِonlara da
وَهَٰٓؤُلَآءِve onlara da
مِنْmükafatından
عَطَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّكَRabbinin
وَمَاve
كَانَdeğildir
عَطَآءُhediyesi
رَبِّكَRabbinin
مَحْظُورًاkısıtlanmış

-Ey Resul!- Facir olan ve salih olan her iki insan topluluğuna Rabbinin ihsanı olarak kesintisiz bir şekilde artırarak veririz. Rabbinin vermiş olduğu ihsan/rızık dünyada ne salihlerden ve ne de facirlerden hiçbirisine yasaklanmış değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

ٱنظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ ۚ وَلَلْءَاخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَٰتٍۢ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلًۭا

Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Şüphesiz ahiret, derece ve üstünlük bakımından daha büyüktür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱنظُرْbak
كَيْفَnasıl
فَضَّلْنَاüstün yaptık
بَعْضَهُمْonların kimini
عَلَىٰüzerine
بَعْضٍۢkimi
وَلَلْءَاخِرَةُelbette ahiret
أَكْبَرُdaha büyüktür
دَرَجَٰتٍۢdereceler bakımından
وَأَكْبَرُve daha büyüktür
تَفْضِيلًۭاüstünlük bakımından

-Ey Resul!- Mümin olsun kâfir olsun, dünyada rızık ve makamlar vermede insanları birbirlerine nasıl üstün kıldığımızı iyice düşün. Oysa ahiret verilen nimetlerin dereceleri bakımından dünyadan daha büyük farklılıklara sahiptir ve daha üstündür. Müminler bunu (ahireti) elde etmek için daha hırslı/gayretli olmalıdırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

لَّا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًۭا مَّخْذُولًۭا

Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve terkedilmiş olursun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّاasla
تَجْعَلْedinme
مَعَile beraber
ٱللَّهِAllah
إِلَٰهًاbir tanrı
ءَاخَرَbaşka
فَتَقْعُدَsonra oturup kalırsın
مَذْمُومًۭاkınanmış olarak
مَّخْذُولًۭاve yalnız başına bırakılmış olarak

-Ey kul!- Allah ile birlikte kendisine ibadet ettiğin bir başka ilah edinme. Yoksa Allah katında ve salih kulların nezdinde kınanmış, kötülenmiş, seni hiçbir övenin olmadığı, sana hiçbir yardım edenin olmadığı kendi başına terk edilmiş biri olursun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

۞ وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا ۚ إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ ٱلْكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّۢ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًۭا كَرِيمًۭا

Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “Öf!” bile deme! Onları azarlama. Onlara güzel söz söyle.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَضَىٰve emretti
رَبُّكَRabbin
أَلَّاtapmamanızı
تَعْبُدُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآbaşkasına
إِيَّاهُkendisinden
وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِve anaya babaya
إِحْسَٰنًاiyilik etmenizi
إِمَّاulaşırsa
يَبْلُغَنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عِندَكَsenin yanında
ٱلْكِبَرَihtiyarlık çağına
أَحَدُهُمَآikisinden birisi
أَوْyahut
كِلَاهُمَاher ikisi
فَلَاsakın
تَقُلdeme
لَّهُمَآonlara
أُفٍّۢÖf!
وَلَاve
تَنْهَرْهُمَاonları azarlama
وَقُلsöyle
لَّهُمَاonlara
قَوْلًۭاbir söz
كَرِيمًۭاgüzel

-Ey kul!- Rabbin, kendisinden başkasına ibadet edilmemesini, anne ve babaya özellikle de yaşlandıkları zaman iyilik etmeni emretti. Eğer onlardan biri yahut her ikisi de senin yanında ihtiyarlığa erişirlerse onlardan usandığını ve bıktığını gösteren "Öf" sözüyle dahi onları azarlama ve onlara kaba söz söyleme. Onlara hoşlanacakları yumuşak, güzel ve edep içeren söz söyle.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

وَٱخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًۭا

Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve şöyle dua et: “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara merhamet et.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱخْفِضْve indir
لَهُمَاonlara
جَنَاحَkanadını
ٱلذُّلِّküçülme
مِنَdolayı
ٱلرَّحْمَةِacımadan
وَقُلve deki
رَّبِّRabbim
ٱرْحَمْهُمَاsen de bunlara acı
كَمَاbeni nasıl yetiştirdilerse
رَبَّيَانِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
صَغِيرًۭاküçükken

Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine merhametten ileri gelen tevazu kanadını indir ve şöyle de: "Ey Rabbim! Küçüklüğümde onlar bana bakıp terbiye ettikleri gibi, şimdi sen de onlara merhamet et."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِى نُفُوسِكُمْ ۚ إِن تَكُونُوا۟ صَٰلِحِينَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلْأَوَّٰبِينَ غَفُورًۭا

İçinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eğer salih kimseler olursanız, şüphesiz O, kendisine dönenlere çok mağfiret edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَّبُّكُمْRabbiniz
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِمَاşeyleri
فِىiçlerinizdeki
نُفُوسِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنeğer
تَكُونُوا۟siz olursanız
صَٰلِحِينَiyi kişiler
فَإِنَّهُۥşüphesiz O
كَانَtevbe edenleri
لِلْأَوَّٰبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَفُورًۭاbağışlayandır

-Ey insanlar!- Rabbiniz kendisine yaptığınız ibadette, iyi amellerde ve anne babaya yapılan iyilikte kalplerinizdeki ihlasınızı çok iyi bilir. Eğer yapmış olduğunuz ibadetlerinizde, anne babanıza ve başkalarına karşı yapmış olduğunuz muamelelerinizdeki niyetiniz salih olursa, şüphesiz Allah -Subhânehu ve Teâlâ- önceden yapmış olduğu günahlarından dönüp tövbe edenleri bağışlar. Kim Rabbine veya anne babasına itaatinde önceden yapmış olduğu taksirinden dolayı tövbe ederse Yüce Allah onu bağışlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا

Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَءَاتِve ver
ذَاakrabaya
ٱلْقُرْبَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَقَّهُۥhakkını
وَٱلْمِسْكِينَve yoksula
وَٱبْنَve yolcuya
ٱلسَّبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَا(fakat)
تُبَذِّرْsaçıp savurma
تَبْذِيرًاsavurarak

-Ey Mümin!- Akrabalık bağı olana, ihtiyaç sahibi fakire ve yolda kalmışa hakkını ver. Malını (Allah'a) isyan edilen bir yolda harcama veya israf ederek gereksiz yere saçıp savurma.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

إِنَّ ٱلْمُبَذِّرِينَ كَانُوٓا۟ إِخْوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِ ۖ وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورًۭا

Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّçünkü
ٱلْمُبَذِّرِينَsavurganlar
كَانُوٓا۟olmuşlardır
إِخْوَٰنَkardeşleri
ٱلشَّيَٰطِينِşeytanların
وَكَانَve ise
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
لِرَبِّهِۦRabbine karşı
كَفُورًۭاçok nankördür

Şüphesiz mallarını masiyet yollarında harcayanlar ve infakta israf edenler, şeytanların kardeşleridirler. Şeytanların israf ve savurganlık yapmaları için onlara olan emirlerine itaat ederler. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Ancak içinde isyan ve günah olan şeyi yapar ve Rabbini öfkelendirip gazaplandıran şeyi emreder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ٱبْتِغَآءَ رَحْمَةٍۢ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلًۭا مَّيْسُورًۭا

Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِمَّاve eğer
تُعْرِضَنَّyüz çevirecek olursan
عَنْهُمُonlardan
ٱبْتِغَآءَbekleyerek
رَحْمَةٍۢbir rahmeti
مِّنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَرْجُوهَاumduğun
فَقُلbari söyle
لَّهُمْonlara
قَوْلًۭاbir söz
مَّيْسُورًۭاyumuşak

Henüz Allah'ın sana vereceği rızkı beklemekteysen ve şayet onlara verecek bir şeye sahip değilsen, en azından bu durumda onlara yumuşak söz söyle. Onların rızıklarının genişlemesi için dua et. Yahut, yüce Allah'tan sana bir nimet gelmesi halinde, onlara vereceğine dair vaatte bulun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ ٱلْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًۭا مَّحْسُورًا

Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, pişmanlık içinde kalakalırsın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve asla
تَجْعَلْyapma
يَدَكَel(ler)ini
مَغْلُولَةًbağlanmış
إِلَىٰboynuna
عُنُقِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
تَبْسُطْهَاaçma
كُلَّtamamen
ٱلْبَسْطِaçarak
فَتَقْعُدَsonra kalırsın
مَلُومًۭاkınanmış
مَّحْسُورًاhasret içinde

Elini infak etmemesi için tutup,alı koyma. Elini büsbütün açıp infakta israf etme, yoksa kınananlardan olursun. İsraf ettiğinden dolayı infak edemez duruma gelirsin. Harcayacak bir şey bulamadığında elini infak etmemesi için tutarsan cimriliğinden dolayı insanlar seni kınarlar/ayıplarlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًۭا

Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve (dilediği kimsenin de) daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) çok iyi görür.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
رَبَّكَRabbin
يَبْسُطُaçar (bol bol verir)
ٱلرِّزْقَrızkı
لِمَنkimseye
يَشَآءُdilediği
وَيَقْدِرُve kısar
إِنَّهُۥçünkü O
كَانَkullarını
بِعِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَبِيرًۢاbilir
بَصِيرًۭاgörür

Rabbin şüphesiz kesin bir hikmetten dolayı dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediği kimsenin de daraltır. Şüphesiz O, kullarını hakkıyla bilendir; onları görendir. Onların hiçbir şeyi kendisine gizli kalmaz. Onlar için emrini istediği gibi sarf eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَٰقٍۢ ۖ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ ۚ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًۭٔا كَبِيرًۭا

Yoksulluk korkusu ile sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları öldürmek büyük günahtır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاöldürmeyin
تَقْتُلُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْلَٰدَكُمْçocuklarınızı
خَشْيَةَkorkusuyla
إِمْلَٰقٍۢfakirlik
نَّحْنُbiz
نَرْزُقُهُمْsizi de besliyoruz
وَإِيَّاكُمْonları da
إِنَّşüphesiz
قَتْلَهُمْonları öldürmek
كَانَgünahtır
خِطْـًۭٔاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَبِيرًۭاbüyük

Gelecekte onlara yapacağınız harcamadan dolayı fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz. Biz onların da sizin de rızkınızı üstlendik. Şüphesiz onların öldürülmesi büyük günahtır. Çünkü öldürülmelerini gerektiren ne bir günahları ve ne de herhangi bir sebep vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

وَلَا تَقْرَبُوا۟ ٱلزِّنَىٰٓ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةًۭ وَسَآءَ سَبِيلًۭا

Zinaya asla yaklaşmayın! Çünkü o, çirkin bir iştir, kötü bir yoldur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve asla
تَقْرَبُوا۟yaklaşmayın
ٱلزِّنَىٰٓzinaya
إِنَّهُۥçünkü o
كَانَaçık bir kötülüktür
فَٰحِشَةًۭAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَسَآءَve çok kötü
سَبِيلًۭاbir yoldur;

Zinadan sakının! Ona teşvik eden şeyden de uzak durun. Şüphesiz zina son derece çirkin bir iştir. Soyların birbirleriyle karışmasına ve Allah'ın azabına götüren kötü bir yoldur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًۭا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِۦ سُلْطَٰنًۭا فَلَا يُسْرِف فِّى ٱلْقَتْلِ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورًۭا

Allah’ın haram kıldığı bir cana, hak ile olmadıkça asla kıymayın! Kim, haksız yere öldürülürse, onun velisine (katil hakkında) bir yetki verdik. Fakat, o da öldürme/kısas konusunda aşırıya gitmesin. Çünkü ona/veliye yardım edilmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve asla
تَقْتُلُوا۟öldürmeyin
ٱلنَّفْسَcanı
ٱلَّتِىharam kıldığı
حَرَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
إِلَّاhaksız yere
بِٱلْحَقِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَنve kim
قُتِلَöldürülürse
مَظْلُومًۭاhaksızlıkla
فَقَدْmuhakkak
جَعَلْنَاvermişizdir
لِوَلِيِّهِۦonun velisine
سُلْطَٰنًۭاbir yetki
فَلَاfakat
يُسْرِفaşırı gitmesin
فِّىöldürmede
ٱلْقَتْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّهُۥçünkü
كَانَkendisine yardım edilmiştir
مَنصُورًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah'ın iman etme veya eman ile kanını haram kıldığı bir nefsi dinden dönme, ihsan (evli olmak ya da başından evlilik geçmiş olmak) olduktan sonra yahut da kısas gibi canını mübah kılan sebeplerden herhangi birisi olmadan öldürmeyin. Kim öldürülmesini mübah kılan bir sebep olmadan (haksız yere) mazlum olarak öldürülürse, varislerinden velayet hakkı olana katilin kısasla öldürülmesini talep etme, hiçbir karşılık talep etmeden affetme, diyet alıp affetme yetkisi verdik.(Öldürülenin velisinin) öldüren kimseyi kısasla öldürürken temsil yaparak (uzuvlarını kopararak), öldürdüğü şekilden başka bir şekilde öldürerek ya da katilden başkasını öldürerek Allah'ın kendisine mübah kıldığı haddi aşmaması gerekir. Çünkü maktulün velisine sadece meşru kılınan cezalar hususunda destek verilmiş ve yardım edilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ ۚ وَأَوْفُوا۟ بِٱلْعَهْدِ ۖ إِنَّ ٱلْعَهْدَ كَانَ مَسْـُٔولًۭا

Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel şekilde olması müstesnâ yetimin malına yaklaşmayın. Bir de ahde vefa gösterin. Çünkü ahitten sorumluluk vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve asla
تَقْرَبُوا۟yaklaşmayın
مَالَmalına
ٱلْيَتِيمِyetimin
إِلَّاdışında
بِٱلَّتِىo
هِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَحْسَنُen güzel tarz
حَتَّىٰkadar
يَبْلُغَerginlik çağına
أَشُدَّهُۥerişinceye
وَأَوْفُوا۟ve yerine getirin
بِٱلْعَهْدِahdi
إِنَّçünkü
ٱلْعَهْدَahd'den
كَانَsorulacaktır
مَسْـُٔولًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Babası vefat edip yetim kalan çocukların malını aklının ve olgunluğunun kemale erdiği erginlik çağına gelinceye kadar güzel bir şekilde muhafaza edip, işleterek arattırmak amacı dışında kullanmayın. Allah ile aranızdaki ve kullar ile aranızdaki ahdi bozmadan tam ve eksiksiz olarak yerine getirin. Muhakkak Allah, verilen ahde vefa gösterene kıyamet gününde soracak; vermiş olduğu ahdi yerine getirmişse onu mükâfatlandıracak ve eğer yerine getirmemişse onu cezalandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ إِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌۭ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًۭا

Bir şeyi tarttığınız zaman, tam tartın. Doğru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuç itibariyle de en iyisidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَوْفُوا۟tam yapın
ٱلْكَيْلَölçüyü
إِذَاzaman
كِلْتُمْölçtüğünüz
وَزِنُوا۟tartın
بِٱلْقِسْطَاسِterazi ile
ٱلْمُسْتَقِيمِdoğru
ذَٰلِكَbu
خَيْرٌۭdaha iyidir
وَأَحْسَنُve daha güzeldir
تَأْوِيلًۭاsonuç bakımından

Başkasına tarttığınız zaman eksiksiz ve tam olarak tartın. Hiç eksik tartmayan ve değerini düşürmeyen teraziyle tartın. Çünkü böyle yapılan ölçü ve tartı, hem dünyada ve hem de ahirette sizin için daha hayırlıdır. Hakkını vererek yapılan iş, ölçülerde ve tartılarda eksik tartarak az vermekten çok daha güzel bir sonuç doğurur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ ۚ إِنَّ ٱلسَّمْعَ وَٱلْبَصَرَ وَٱلْفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْـُٔولًۭا

Bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تَقْفُardına düşme
مَاşeyin
لَيْسَolmayan
لَكَsenin
بِهِۦhakkında
عِلْمٌbilgin
إِنَّçünkü
ٱلسَّمْعَkulak
وَٱلْبَصَرَve göz
وَٱلْفُؤَادَve gönül
كُلُّhepsi
أُو۟لَٰٓئِكَbunların
كَانَo(yaptığı)ndan
عَنْهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَسْـُٔولًۭاsorumludur

-Ey Âdemoğlu!- Bilmediğin bir şeyin zanların, varsayımların ve sezgilerin ardına düşme! Şüphesiz insan kulak, göz ve kalbini kullanarak işlediği hayır ve şerden sorumludur. Zira yaptığı hayır üzerine mükâfat verilir ve yaptığı şer üzerine de cezalandırılır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ ٱلْأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ ٱلْجِبَالَ طُولًۭا

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve
تَمْشِyürüme
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَرَحًاkabara kabara
إِنَّكَçünkü sen
لَنyırtamazsın
تَخْرِقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَرْضَyeri
وَلَنve
تَبْلُغَerişemezsin
ٱلْجِبَالَdağlara
طُولًۭاboyca

Yeryüzünde kibirlenerek ve böbürlenerek yürüme! Eğer kendini üstün görerek yürürsen, sen hiç bir zaman bu yürüyüşünle yeri yaramazsın. Ve boyunun uzunluğuyla da dağların eriştiği uzunluğa ve yüksekliğe erişemezsin. O halde neden kibirlenirsin?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

كُلُّ ذَٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكْرُوهًۭا

Bunların hepsi de Rabbinin katında kötü olan şeylerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كُلُّhepsi
ذَٰلِكَbunların
كَانَolandır
سَيِّئُهُۥkötü
عِندَkatında
رَبِّكَRabbinin
مَكْرُوهًۭاhoş görülmeyen şeylerdir

-Ey insan!- Burada zikri geçen kötülüklerin hepsi yasaktır. Yüce Allah onları yapandan razı olmaz. Bilakis nefret eder ve sevmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

ذَٰلِكَ مِمَّآ أَوْحَىٰٓ إِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ ٱلْحِكْمَةِ ۗ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتُلْقَىٰ فِى جَهَنَّمَ مَلُومًۭا مَّدْحُورًا

İşte bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَşunlar
مِمَّآşeyndendir
أَوْحَىٰٓvahyettiği
إِلَيْكَsana
رَبُّكَRabbinin
مِنَHikmetten
ٱلْحِكْمَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاedinme
تَجْعَلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَعَile bereber
ٱللَّهِAllah
إِلَٰهًاtanrı
ءَاخَرَbaşka
فَتُلْقَىٰsonra atılırsın
فِىcehenneme
جَهَنَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَلُومًۭاkınanmış olarak
مَّدْحُورًاuzaklaştırılmış olarak

İşte bu, Rabbinin sana açıklamış olduğu emir-yasak ve hükümler hikmet olarak vahyettiği şeylerdendir. -Ey insan!- Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Kıyamet gününde hem nefsin ve hem de insanlar seni kınarlar ve bütün hayırlardan kovulmuş ve kınanmış olarak Cehennem'e atılırsın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

أَفَأَصْفَىٰكُمْ رَبُّكُم بِٱلْبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنَٰثًا ۚ إِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلًا عَظِيمًۭا

Rabbiniz, size erkekleri seçti de, meleklerden kız mı edindi? Siz, çok büyük söz söylüyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَأَصْفَىٰكُمْsize seçti (öyle) mi?'
رَبُّكُمRabbiniz
بِٱلْبَنِينَoğulları
وَٱتَّخَذَve edindi (kendisine)
مِنَmeleklerden
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَٰثًاkadınlar
إِنَّكُمْgerçekten siz
لَتَقُولُونَsöylüyorsunuz
قَوْلًاbir söz
عَظِيمًۭاbüyük (çok tehlikeli)

-Ey müşrikler!- Meleklerin Allah'ın kızları olduğunu iddia ediyorsunuz ve Rabbiniz size oğulları tahsis edip de kendisine meleklerden kızlar edindiğini mi söylüyorsunuz? Allah -Subhânuhu ve Teâlâ- söylemiş olduklarınızdan çok yücedir. Kesinlikle siz her noksanlıktan münezzeh Allah -Subhânehu ve Teâlâ- hakkında son derece çirkin ve büyük bir lâf ediyorsunuz. O'na çocuk nispet edip küfürde daha da aşırı giderek kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorsunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِيَذَّكَّرُوا۟ وَمَا يَزِيدُهُمْ إِلَّا نُفُورًۭا

Bu Kur’an’da, öğüt alsınlar diye ayrıntılı olarak açıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece kaçışlarını artırdı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْandolsun
صَرَّفْنَاbiz türlü biçimlerde anlattık
فِىbu
هَٰذَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقُرْءَانِKur'an'da
لِيَذَّكَّرُوا۟düşünüp anlasınlar diye
وَمَاfakat (bu)
يَزِيدُهُمْartırmıyor
إِلَّاbaşkasını
نُفُورًۭاnefretlerinden

İnsanların öğütleri kabul edip ve kendilerine faydalı olanı almaları, zarar vereni de terk edip bırakmaları için biz, bu Kur'an'da, hükümleri, öğütleri, kıssaları ayrıntılı olarak açıkladık. Ne var ki, bu durum fıtratları ters yüz olan kimselerin hakka karşı nefretini arttırmaktan ve ondan uzaklaşmalarından başka bir işe yaramadı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

قُل لَّوْ كَانَ مَعَهُۥٓ ءَالِهَةٌۭ كَمَا يَقُولُونَ إِذًۭا لَّٱبْتَغَوْا۟ إِلَىٰ ذِى ٱلْعَرْشِ سَبِيلًۭا

De ki: Eğer O’nunla birlikte, dedikleri gibi başka bir ilah olsaydı, o zaman Arş'ın sahibine (galip gelmek için) bir yol ararlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّوْeğer
كَانَolsaydı
مَعَهُۥٓO'nunla beraber
ءَالِهَةٌۭtanrılar
كَمَاgibi
يَقُولُونَdedikleri
إِذًۭاo zaman
لَّٱبْتَغَوْا۟onlar da ararlardı
إِلَىٰsahibine
ذِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَرْشِArşın
سَبِيلًۭاbir yol

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: İftira ve yalan atarak söylediklerine göre eğer Allah Teâlâ ile birlikte başka ilahlar olsaydı, var olduğu iddia edilen o mabutlar (batıl ilahlar) arşın sahibi olan Yüce Allah ile mülkünde çekişip O'na galip gelmek için bir yol ararlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّۭا كَبِيرًۭا

Allah, bunların söylediklerinden münezzehtir, pek yücedir/yüksektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سُبْحَٰنَهُۥ(haşa) münezzehtir O
وَتَعَٰلَىٰve uludur
عَمَّاonların dediklerinden
يَقُولُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عُلُوًّۭاyücedir
كَبِيرًۭاçok

Fakat Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, müşriklerin O'nu vasfettiklerinden münezzehtir, mukaddestir. Çok yüce ve uludur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبْعُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ ۚ وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ ۗ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًۭا

Yedi gök, yer ve onların içinde kim varsa O’nu tesbih eder. O’na hamt ederek, tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz O, Halim'dir, çokça mağfiret edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تُسَبِّحُtesbih ederler
لَهُO'nu
ٱلسَّمَٰوَٰتُgök
ٱلسَّبْعُyedi
وَٱلْأَرْضُve yeryüzü
وَمَنve kimseler
فِيهِنَّbunların içindeki
وَإِنve yoktur
مِّنhiçbir
شَىْءٍşey
إِلَّاtesbih etmeyen
يُسَبِّحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِحَمْدِهِۦhamd ile
وَلَٰكِنama
لَّاsiz anlamazsınız
تَفْقَهُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَسْبِيحَهُمْonların tesbihlerini
إِنَّهُۥşüphesiz O
كَانَhalimdir
حَلِيمًاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَفُورًۭاçok bağışlayandır

Gökler Allah'ı tespih eder. Yer Allah'ı tespih eder. Göklerde ve yerde bulunan yaratılmışların hepsi yüce Allah'ı tespih ederler. Hiçbir varlık yoktur ki Allah'ı övgüyle beraber tenzih etmiş olmasın. Fakat siz onların tespihlerinin keyfiyetini anlayamazsınız. Şüphesiz sizler ancak sizin lisanınızla tespih edenin tespihini anlarsınız. Muhakkak ki Allah -Subhânehu ve Teâlâ- Halîm'dir. (Günahkârları) cezalandırmada acele etmez, kendisine tövbe edenleri çok bağışlayıcıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَإِذَا قَرَأْتَ ٱلْقُرْءَانَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ حِجَابًۭا مَّسْتُورًۭا

Sen Kur’an okuduğun zaman seninle, ahirete iman etmeyenlerin arasına örtücü bir perde çekeriz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve zaman
قَرَأْتَokuduğun
ٱلْقُرْءَانَKur'an
جَعَلْنَاçekeriz
بَيْنَكَseninle (aranıza)
وَبَيْنَarasına
ٱلَّذِينَkimselerin
لَاinanmayan(ların)
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْءَاخِرَةِahirete
حِجَابًۭاbir perde
مَّسْتُورًۭاgizli

Ey Resul! Sen Kur'an'ı okuduğun zaman, onda bulunan yasakları ve öğütleri dinlediklerinde, senin ile kıyamet gününe iman etmeyenlerin arasına hakkı kabul etmeyip yüz çevirmelerinden dolayı onlara ceza olması için Kur'an'ı anlamalarını engelleyen bir perde çekeriz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًۭا ۚ وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَحْدَهُۥ وَلَّوْا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِمْ نُفُورًۭا

Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini bir tek olarak andığın zaman kaçarak ardlarına dönüp giderler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَعَلْنَاve kılarız (koyarız)
عَلَىٰüzerine
قُلُوبِهِمْkableri
أَكِنَّةًkabuklar
أَنonu anlamalarına engel olacak
يَفْقَهُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَفِىٓve
ءَاذَانِهِمْkulaklarına
وَقْرًۭاbir ağırlık
وَإِذَاve zaman
ذَكَرْتَandığın
رَبَّكَRabbini
فِىKur'an'da
ٱلْقُرْءَانِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَحْدَهُۥbirliğini
وَلَّوْا۟dönüp
عَلَىٰٓarkalarına
أَدْبَٰرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نُفُورًۭاkaçarlar

Kur'an'ı anlamalarına engel olmak için kalplerine örtüler yaptık. Onu duyduklarında faydalanmamaları için de kulaklarına ağırlıklar koyduk. Eğer Kur'an'da Rabbini bir tek olarak zikredip/anıp sözde ilahlarını anmadığında onlar da tevhidi Allah'a halis kılmaktan uzak bir şekilde arkalarını dönüp giderler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَىٰٓ إِذْ يَقُولُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًۭا مَّسْحُورًا

Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konuşmalarında zalimlerin; "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de çok iyi biliyoruz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نَّحْنُbiz
أَعْلَمُgayet iyi biliyoruz
بِمَاne sebeple
يَسْتَمِعُونَdinlediklerini
بِهِۦٓonların
إِذْdinlerken
يَسْتَمِعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَseni
وَإِذْve zaman
هُمْonlar
نَجْوَىٰٓfısıldaşırken
إِذْzaman
يَقُولُdedikleri
ٱلظَّٰلِمُونَzalimlerin
إِنsiz uymuyorsunuz
تَتَّبِعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
رَجُلًۭاbir adamdan
مَّسْحُورًاbüyülenmiş

Biz, onların önde gelenlerinin Kur'an'ı dinleme hedeflerini çok iyi biliyoruz. Onlar Kur'an'ı hidayete ermek için dinlemezler. Bilakis sen Kur'an'ı okurken; küçümsemek, hafife alıp eğlenmek için dinlerler. Biz onların gizli konuşmalarında Kur'an''ı yalanlamayı ve engel olmayı amaçladıklarını çok iyi biliyoruz. Küfrederek/inkâr ederek kendi nefislerine zulmeden o kimseler şöyle derler: -Ey insanlar!- "Siz ancak büyülenmiş, aklı karışmış bir adama uyuyorsunuz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَالَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًۭا

Senin için nasıl misaller verip, dalâlete düştüklerine bir bak! Artık onlar bir daha yol bulamayacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱنظُرْbak
كَيْفَnasıl
ضَرَبُوا۟misaller verdiler
لَكَsana
ٱلْأَمْثَالَbezetmelerle
فَضَلُّوا۟şaştılar
فَلَاartık bir daha
يَسْتَطِيعُونَbulamazlar
سَبِيلًۭاyolu

-Ey Resul!- Seni vasfetmiş oldukları yerilmiş olan çeşitli özellikleri bir düşün! Bu yüzden sapıtmışlardır. Şaşkınlık içerisindeler ve doğru yolu da bulamamışlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًۭا جَدِيدًۭا

“Biz kemik ve (toprak olup) ufalandığımız zaman yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?“ derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوٓا۟ve dediler ki
أَءِذَاmi?
كُنَّاbiz iken
عِظَٰمًۭاkemikler
وَرُفَٰتًاve ufalanmış toprak
أَءِنَّاbiz miyiz?
لَمَبْعُوثُونَdiriltilecek
خَلْقًۭاyaratılışla
جَدِيدًۭاyeni bir

Müşrikler ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr ederek şöyle dediler: Biz kemik olup cesetlerimiz çürüdükten sonra, yeni bir yaratılışla tekrar diriltilecek miyiz? Kesinlikle bu imkansız ve olacak gibi de değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

۞ قُلْ كُونُوا۟ حِجَارَةً أَوْ حَدِيدًا

De ki: İster taş olun, ister demir!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
كُونُوا۟(ister) olun
حِجَارَةًtaş
أَوْveya
حَدِيدًاdemir

-Ey Resul!- O müşriklere şöyle söyle: "Ey müşrikler! İster bir taşa dönüşüp kas katı çok sert olun, ister bir demir gibi çok kuvvetli olun, hâlbuki bunlara dönüşmeye de asla gücünüz yetmeyecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

İsrâ Sûresi, Hz. Peygamber'in gece yolculuğuna işaret eden ilk ayetle başlar ve insanın Allah, aile, toplum ve kendi vicdanı karşısındaki sorumluluklarını geniş bir çerçevede ele alır. Sûre, İsrâiloğulları tarihinden örneklerle güç, bozulma ve sonuç ilişkisini hatırlatır; ardından Kur'an'ın en doğru yola yönelttiğini bildirir. 23-39. ayetler arasında yalnız Allah'a kulluk, anne babaya iyilik, akrabaya ve ihtiyaç sahibine hakkını verme, israftan kaçınma, cana kıymama, yetim malını koruma, ölçü ve tartıda dürüstlük, bilgi sahibi olunmayan şeyin peşine düşmeme ve kibirlenmeme gibi temel ahlâk ilkeleri sıralanır. 70. ayette insanoğlunun şerefli kılındığı bildirilerek insan onurunun kaynağına dikkat çekilir. 82. ayet Kur'an'ın müminler için şifa ve rahmet oluşunu söyler; bu şifa öncelikle kalbi, düşünceyi ve davranışı dönüştüren manevi rehberlik bağlamındadır. Sûre, ibadet ile ahlâkı, bireysel duyarlılık ile toplumsal adaleti birbirinden ayırmaz; böylece yalnız bir mucize anlatısı değil, inancın günlük hayattaki karşılığını gösteren kapsamlı bir sorumluluk metni olarak okunur. Sûreye "Benî İsrâil" adı da verilir. Gece yolculuğu, geçmiş toplumların tecrübeleri ve ahlâkî ilkeler aynı metinde birleşerek vahyin hem tarih bilinci hem de günlük hayat için rehberlik taşıdığını gösterir.

Ana Temalar

  • İsrâ mucizesi ve vahyin rehberliği
  • Anne babaya iyilik
  • İnsan onuru ve temel haklar
  • Ölçülülük, dürüstlük ve bilgi sorumluluğu
  • Kur'an'ın şifa ve rahmet oluşu

Ne Zaman Okunur?

İsrâ Sûresi için sahih kaynaklarda özel bir okuma günü veya saati belirlenmemiştir. Anne baba hakkı, insan onuru, israf, dürüstlük ve Kur'an'ın rehberliği üzerinde düşünmek isteyenler için güçlü bir okuma bütünlüğü sunar. 82. ayeti tıbbî tedavinin alternatifi gibi yorumlamak yerine manevi iyileşme ve vahyin yol göstericiliği bağlamında değerlendirmek gerekir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

İsrâ Sûresi 23. ayet ne anlatır?

Ayet yalnız Allah'a kulluk etmeyi ve anne babaya iyilik etmeyi emreder. Onlardan biri veya ikisi yaşlandığında "öf" bile denmemesi, azarlanmamaları ve kendilerine güzel söz söylenmesi istenir. Devamındaki ayet anne baba için merhamet duasını öğretir.

"Kur'an müminler için şifadır" hangi ayettir?

Bu ifade İsrâ Sûresi 82. ayette yer alır. Kur'an'ın şifa ve rahmet oluşu; inanç, ahlâk, ümit, anlam ve davranış dünyasını iyileştiren rehberliğiyle ilgilidir. Ayet, gerekli tıbbî değerlendirme ve tedaviyi bırakmayı öğütlemez.

İsrâ Sûresi ile Benî İsrâil Sûresi aynı mı?

Evet. Sûre ilk ayetteki gece yolculuğu sebebiyle "İsrâ", İsrâiloğulları tarihine geniş yer verdiği için "Benî İsrâil" adıyla da anılır. Mushaflarda yaygın adı İsrâ Sûresi'dir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar