Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

İsrâ Sûresi 101–111. Ayetler

101–111. AyetlerSayfa 3 / 3
101

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ تِسْعَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ ۖ فَسْـَٔلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِذْ جَآءَهُمْ فَقَالَ لَهُۥ فِرْعَوْنُ إِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسْحُورًۭا

Andolsun ki Mûsâ’ya apaçık dokuz ayet verdik. İsrailoğulları'na sor! Mûsâ onlara geldiğinde Firavun kendisine: "Ey Mûsâ! Ben senin kesinlikle büyülenmiş olduğunu zannediyorum" demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْandolsun
ءَاتَيْنَاbiz vermiştik
مُوسَىٰMusa'ya
تِسْعَdokuz
ءَايَٰتٍۭmu'cize
بَيِّنَٰتٍۢaçık açık
فَسْـَٔلْsor
بَنِىٓoğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
إِذْzaman
جَآءَهُمْ(Musa) onlara geldiği
فَقَالَdemişti
لَهُۥona
فِرْعَوْنُFir'avn
إِنِّىşüphesiz ben
لَأَظُنُّكَsanıyorum ki sen
يَٰمُوسَىٰEy Musa
مَسْحُورًۭاbüyülenmişsin

Biz Musa -aleyhisselam-'a, peygamber olduğuna şahitlik eden dokuz açık ve net delil verdik. Bu deliller şunlardır: Asa, el (elinin bembeyaz görünmesi), kıtlık, mahsullerin azalması, tufan, çekirge, ekin böceği/haşerat, kurbağa ve kan. Ey Resul! Yahudilere Musa onların geçmiş atalarına o mucizeleri getirdiğinde, Firavun ona şöyle demişti: -Ey Musa!- Senin bize olağanüstü şeyler getirmen sebebiyle ben öyle zannediyorum ki sen büyülenmiş bir kimsesin.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

102

قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَآ أَنزَلَ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰفِرْعَوْنُ مَثْبُورًۭا

Mûsâ ise, “İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun! Ben de seni kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum." demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi ki
لَقَدْandolsun
عَلِمْتَsen biliyorsun ki
مَآindirmez
أَنزَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰٓؤُلَآءِbunları
إِلَّاbaşkası
رَبُّRabbinden
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
بَصَآئِرَkanıtlar olarak
وَإِنِّىşüphesiz ben de
لَأَظُنُّكَseni görüyorum
يَٰفِرْعَوْنُEy Fir'avn
مَثْبُورًۭاmahvolmuş

Musa Firavun'a cevap olarak şöyle dedi: -Ey Firavun!- Sen de muhakkak biliyorsun ki, bu ayetleri kudretine ve resulünün sadık olduğuna delil olarak, göklerin ve yerin Rabbinden başkası indirmemiştir. Fakat sen bunları reddedip yalanladın. -Ey Firavun!- Ben de kesinlikle senin helak olup hüsrana uğrayacağını biliyorum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

103

فَأَرَادَ أَن يَسْتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ فَأَغْرَقْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعًۭا

Bunun üzerine onları o yerden çıkarmak istedi. Biz de onu beraberindekilerle birlikte suda boğuverdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَرَادَ(Fir'avn) istedi
أَنonları sürüp çıkarmak
يَسْتَفِزَّهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنَo ülkeden
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَغْرَقْنَٰهُbiz de onu boğduk
وَمَنkimselerle
مَّعَهُۥyanındaki
جَمِيعًۭاtoptan

Firavun Musa -aleyhisselam- ve kavmini Mısır'dan çıkararak cezalandırmak istedi. Biz de onu ve onunla beraber olan askerlerin hepsini suda boğarak helak ettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

104

وَقُلْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ لِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱسْكُنُوا۟ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْءَاخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَفِيفًۭا

Bunun ardından İsrailoğulları'na şöyle dedik: ''Bu topraklarda oturun, ahiret vaadi (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُلْنَاve dedik
مِنۢonun ardından
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِبَنِىٓoğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
ٱسْكُنُوا۟oturun
ٱلْأَرْضَo ülkede
فَإِذَاgelince
جَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعْدُzamanı
ٱلْءَاخِرَةِahiret
جِئْنَاgetireceğiz
بِكُمْhepinizi
لَفِيفًۭاbir araya

Firavun ve askerlerini helak ettikten sonra İsrailoğulları'na şöyle dedik: "Şam topraklarında oturun, kıyamet günü geldiği zaman (Mümin, kâfir) hesap için hepinizi bir araya toplayacağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

105

وَبِٱلْحَقِّ أَنزَلْنَٰهُ وَبِٱلْحَقِّ نَزَلَ ۗ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًۭا وَنَذِيرًۭا

Biz onu hak olarak indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَبِٱلْحَقِّve hak olarak
أَنزَلْنَٰهُbiz o(Kur'a)nı indirdik
وَبِٱلْحَقِّve hak ile
نَزَلَinmiştir
وَمَآseni göndermedik
أَرْسَلْنَٰكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
مُبَشِّرًۭاmüjdeleyici olmak
وَنَذِيرًۭاve uyarıcı olmak

Biz bu Kur'an'ı Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e hak ile indirdik. Ve (Kur'an) hiç değiştirilmeden ve tahrif edilip bozulmadan onun üzerine indi. -Ey Resul!- Biz seni ancak takva ehlini cennetle müjdeleyici, küfür ehlini ve asileri de cehennemle korkutucu olarak gönderdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

106

وَقُرْءَانًۭا فَرَقْنَٰهُ لِتَقْرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكْثٍۢ وَنَزَّلْنَٰهُ تَنزِيلًۭا

Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu peyderpey indirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُرْءَانًۭاve Kur'an'ı
فَرَقْنَٰهُparçalara ayırdık
لِتَقْرَأَهُۥokuman için
عَلَىinsanlara
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰağır ağır
مُكْثٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنَزَّلْنَٰهُve onu indirdik
تَنزِيلًۭاbirbiri ardınca

Biz onu, bölümler halinde, kısım kısım acele etmeden, insanlara yavaş bir şekilde okuyasın diye indirdik. Çünkü bu şekilde indirilmesi, anlaşılması ve iyi düşünülmesi için daha uygundur. Onu olayların ve durumların oluşuna göre ayrı ayrı parça parça indirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

107

قُلْ ءَامِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوْ لَا تُؤْمِنُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهِۦٓ إِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ سُجَّدًۭا

De ki: İster iman edin; ister iman etmeyin. Daha önce kendilerine ilim verilenlere o okunduğu zaman çeneleri üzerine yüzüstü secdeye kapanırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
ءَامِنُوا۟siz inanın
بِهِۦٓona
أَوْveya
لَاinanmayın
تُؤْمِنُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimselere
أُوتُوا۟verilen(ler)
ٱلْعِلْمَbilgi
مِنdaha önce
قَبْلِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذَاzaman
يُتْلَىٰokunduğu
عَلَيْهِمْkendilerine
يَخِرُّونَonlar derhal kapanırlar
لِلْأَذْقَانِçeneleri üstüne
سُجَّدًۭاsecdeye

-Ey Resul!- De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; sizin iman etmeniz ona hiçbir şey katmaz. Küfür/inkâr etmeniz de ondan hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz, Kur'an'dan önce indirilen semavi kitapları okuyanlar vahyin ve peygamberliğin ne olduğunu bilenler, kendilerine, Kur'an okunduğu zaman Allah'a şükretmek için derhal yüzüstü secdeye kapanırlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

108

وَيَقُولُونَ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًۭا

Ve: “Rabbimizi tenzih ederiz. Gerçekten Rabbimizin vaadi kesin olarak gerçekleşir” derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُونَve derler
سُبْحَٰنَşanı yücedir
رَبِّنَآRabbimizin
إِنgerçekten
كَانَva'di (sözü)
وَعْدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّنَاRabbimizin
لَمَفْعُولًۭاmutlaka yerine getirilir

Onlar secde halinde şöyle derler: Rabbimiz vaadinden dönmekten münezzehtir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i peygamber olarak göndermeyi vadetmesi gerçekleşecektir. Rabbimizin bu konuda ve diğer konularda verdiği sözü şüphesiz gerçekleşir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

109

وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًۭا ۩

Ve ağlayarak çeneleri üstü (secdeye) kapanırlar ve bu onların kalplerini daha da yumuşatır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَخِرُّونَve kapanırlar
لِلْأَذْقَانِçeneleri üstüne
يَبْكُونَağlayarak
وَيَزِيدُهُمْve onların (Kur'an) artırır
خُشُوعًۭاderin saygısını

Allah korkusundan ağlayarak yüzüstü yere kapanıp Allah için secde ederler. Kurân'ı dinlemeleri ve onun ayetlerinin manalarını düşünmeleri Onların Yüce Allah için boyun eğmelerini ve O'ndan haşyet duymalarını artırır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

110

قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ أَوِ ٱدْعُوا۟ ٱلرَّحْمَٰنَ ۖ أَيًّۭا مَّا تَدْعُوا۟ فَلَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَٱبْتَغِ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًۭا

De ki: İster Allah diyerek dua edin, ister Rahman diyerek. Hangisiyle dua ederseniz edin, çünkü en güzel isimler O’nundur. Namazında (okurken) sesini pek yükseltme, çok da kısma! İkisinin arasında bir yol tut.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلِde ki
ٱدْعُوا۟dua edin (çağırın)
ٱللَّهَAllah diye
أَوِveya
ٱدْعُوا۟dua edin (çağırın)
ٱلرَّحْمَٰنَRahman diye
أَيًّۭاhangisiyle
مَّاçağırsanız
تَدْعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَهُO'nundur
ٱلْأَسْمَآءُisimler
ٱلْحُسْنَىٰen güzel
وَلَاpek bağırma
تَجْهَرْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِصَلَاتِكَnamazında
وَلَاpek de gizleme
تُخَافِتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهَاonu (sesini)
وَٱبْتَغِtut
بَيْنَarasında
ذَٰلِكَbunun
سَبِيلًۭاbir yol

-Ey Resul!- Senin (ey Allah, ey Rahman) diyerek dua etmeni inkâr edenlere, şöyle de: Allah ve Rahman bütün noksanlıktan münezzeh olan Allah'ın iki ismidir. Bunlardan istediğinizle veya diğer güzel isimlerinden istediğinizle O'na dua edebilirsiniz. Allah Subhânehu ve Teâlâ'nın en güzel isimleri vardır. Bu iki isim onlardandır. Yüce Allah'a bu iki isim ile ya da diğer en güzel isimleriyle dua edin. Namazda sesini çok yükseltme ki müşrikler seni duymasın. Müminlerin duymayacağı kadar da kısık sesle okuma. Bu ikisinin arasında orta yolu tut.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

111

وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًۭا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌۭ فِى ٱلْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ وَلِىٌّۭ مِّنَ ٱلذُّلِّ ۖ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًۢا

De ki: "Hamt, çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı bir veliye de (ihtiyacı) bulunmayan Allah'a mahsustur.” “Allahu Ekber” diyerek O'nu tazim et.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُلِve de ki
ٱلْحَمْدُhamdolsun
لِلَّهِAllah'a
ٱلَّذِىedinmeyen
لَمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَتَّخِذْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَدًۭاçocuk
وَلَمْve
يَكُنolmayan
لَّهُۥonun
شَرِيكٌۭortağı
فِىmülkte
ٱلْمُلْكِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَمْve
يَكُن(ihtiyacı) olmayan
لَّهُۥonun
وَلِىٌّۭyardımcıya
مِّنَacze düşüp de
ٱلذُّلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَبِّرْهُve O'nu yücelt
تَكْبِيرًۢاtam bir yüceltme ile

-Ey Resul!- hamt, övgü çeşitlerinin hepsini hak eden ve çocuk edinmekten de münezzeh olan Yüce Allah içindir. O şirkten münezzehtir. Mülkünde hiçbir ortağı yoktur. Kendisine zül ve başkasına itaat etme isabet etmez. Kendisine yardım edene ve güç verecek olana ihtiyacı yoktur. O'nu en büyük yüceltmeyle yücelt. Sakın O'na mülkünde çocuk, ortak, yardım edici ve destekleyici isnat etme.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir