4. Sûre · Medine · 176 Ayet
النساء
NİSÂ SÛRESİ
Kadınlar
Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍۢ وَٰحِدَةٍۢ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًۭا كَثِيرًۭا وَنِسَآءًۭ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِى تَسَآءَلُونَ بِهِۦ وَٱلْأَرْحَامَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًۭا
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey İnsanlar! Rabbinizden korkun. O, sizi tek bir nefisten -babanız Âdem'den- yarattı. Âdem'den de hanımını, anneniz Havva'yı yarattı. O ikisinden birçok erkek ve kadını yeryüzünün dört bir yanına yaydı. Kendisi adına birbirinizden istekte bulunup; Allah adına şöyle yapmanı istiyorum dediğiniz Allah’a karşı gelmekten korkun. Sizi birbirinize bağlayan akrabalık bağını da koparmaktan korkun. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. Amellerinizden hiçbirisi O'na gizli kalmaz. Bilakis onları tek tek sayar ve size karşılığını verir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَءَاتُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰٓ أَمْوَٰلَهُمْ ۖ وَلَا تَتَبَدَّلُوا۟ ٱلْخَبِيثَ بِٱلطَّيِّبِ ۖ وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَهُمْ إِلَىٰٓ أَمْوَٰلِكُمْ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ حُوبًۭا كَبِيرًۭا
Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Veliler!- Yetimlere (büluğ çağına ermeden babalarını kaybeden çocuklar) büluğ çağına erip yetişkin olduklarında mallarını tam olarak verin. Yetimlerin mallarından kıymetli güzel olanları alıp, bunun karşılığında kendi mallarınızdan değersiz, kalitesiz olanları verip helal ile haramı değiştirmeyin. Yetimlerin mallarını alıp kendi mallarınıza katıp (yemeyin). Şüphesiz bu Allah katında büyük bir günahtır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تُقْسِطُوا۟ فِى ٱلْيَتَٰمَىٰ فَٱنكِحُوا۟ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ مَثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ ۖ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ فَوَٰحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ ۚ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَلَّا تَعُولُوا۟
Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil) size helâl olan (başka) kadınlardan iki, üç, dörde kadar evlenin. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, haksızlık etmemeniz için daha elverişlidir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Eğer, velisi olduğunuz yetim kızlar ile evlenip onların hakkı olan mehiri az vermek yada onlara kötü muamele etmek gibi davranışlarla adaletsizlik etmekten korkarsanız, onları bırakın ve onların dışında diğer temiz (namuslu) kadınlarla evlenin. Eğer isterseniz iki, üç ya da dörde kadar evlenin. Eğer bunlar arasında adil davranamamaktan korkarsanız bir kadın ile yetinin. Veya sahip olduğunuz cariyelerden istifade edin. Çünkü onların hakkı hür kadınların hakkı gibi değildir. Gelen ayette yetimlerin durumları hakkında ve bir kadınla evlenerek yetinmek ya da cariyelerden faydalanmanın zulüm etmemenize ve birine meyletmemenize daha yakın bir davranış olduğu bildirilmiştir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَءَاتُوا۟ ٱلنِّسَآءَ صَدُقَٰتِهِنَّ نِحْلَةًۭ ۚ فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَىْءٍۢ مِّنْهُ نَفْسًۭا فَكُلُوهُ هَنِيٓـًۭٔا مَّرِيٓـًۭٔا
Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kadınlara mehirlerini zorunluluk bilinciyle verin. Eğer o mehirin bir kısmını kendi istekleriyle zorlamadan size bağışlarlarsa, onu hoş bir şekilde ve bir engel olmadan afiyetle yiyin.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلَا تُؤْتُوا۟ ٱلسُّفَهَآءَ أَمْوَٰلَكُمُ ٱلَّتِى جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ قِيَٰمًۭا وَٱرْزُقُوهُمْ فِيهَا وَٱكْسُوهُمْ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًۭا مَّعْرُوفًۭا
Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı sefihlere vermeyin. Fakat o maldan onlara yedirin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Veliler!- Malları hakkında gerekli tasarrufta bulunmayı bilmeyenlere mallarını teslim etmeyin. Allah bu malları, kullarının ihtiyaçlarını gidermesi ve hayatlarını idame ettirmesi için vermiştir. Onlar, mallarını idare edip koruyacak kimseler değildirler. O mallardan onlara infak edin, onları giydirin. Onlara güzel söz söyleyin. Yetişkin olup mallarını kullanmada doğru tasarrufta bulunacakları duruma gelince, onlara mallarını teslim edeceğinizi güzel bir şekilde vadedin.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱبْتَلُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغُوا۟ ٱلنِّكَاحَ فَإِنْ ءَانَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًۭا فَٱدْفَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ ۖ وَلَا تَأْكُلُوهَآ إِسْرَافًۭا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا۟ ۚ وَمَن كَانَ غَنِيًّۭا فَلْيَسْتَعْفِفْ ۖ وَمَن كَانَ فَقِيرًۭا فَلْيَأْكُلْ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ فَأَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِمْ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًۭا
Yetimleri nikah çağına gelinceye kadar deneyin. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Veliler!- Yetimler yetişkin olduklarında tasarrufta bulunmaları için kendi mallarından bir miktar vererek onları deneyin. Eğer doğru tasarrufta bulunurlarsa ve yetişkin oldukları kanısına varırsanız, eksiksiz olarak tam bir şekilde mallarını onlara teslim edin. İhtiyaç anında Allah'ın size mübah kıldığı kadarının dışında onların mallarından haddi aşarak yemeyin. Yetişkin olduklarında mallarını geri alacakları korkusuyla acele edip onların mallarını yemeyin. Kimin kendisine yetecek kadar malı varsa yetimin malını almaktan imtina etsin. Sizden kim de fakir olup malı yok ise ihtiyacı kadarını alsın. Yetimlerin yetişkin olup, reşit olduklarını anladıktan sonra mallarını onlara teslim ettiğinizde, hakkı koruma ve ihtilafa sebebiyet verecek hususları ortadan kaldırma adına mallarını teslim ettiğinize dair şahitler bulundurun. Buna şahit ve amellerine karşılık hesap görücü olarak Allah -Subhânehu ve Teâlâ- yeter.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌۭ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌۭ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ ۚ نَصِيبًۭا مَّفْرُوضًۭا
Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılan malın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ana, baba, kardeş ve amca gibi akrabaların ölümünden sonra bıraktıkları mallardan az ya da çok olsun erkekler için bir pay vardır. Cahiliye döneminde kadın ve çocukların mirastan men edilmesinin aksine bu miras bırakanların mallarından kadınlar için de bir pay vardır. Bu pay Allah Teâlâ tarafından miktarı farz olarak beyan edilmiş bir haktır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُو۟لُوا۟ ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًۭا مَّعْرُوفًۭا
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) yakınlar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Miras taksiminde kendilerine pay düşmeyen yakınlar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, bu mal taksim edilmeden önce -iyilik babından- gönlünüzün hoşnut olacağı kadar onlara da verin. Onlar bu malı görmekte ve siz hiçbir zahmet çekmeden bu mala sahip oldunuz. Onlara, içinde çirkinlik olmayan güzel söz söyleyin.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلْيَخْشَ ٱلَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا۟ مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةًۭ ضِعَٰفًا خَافُوا۟ عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلْيَقُولُوا۟ قَوْلًۭا سَدِيدًا
Geriye (küçük) zayıf çocuklar bırakıp, (onlar adına) endişe duyanlar,(himayeleri altındaki yetimler hakkında da aynı endişeyi taşıyıp) Allah'tan sakınsınlar. Dosdoğru söz söylesinler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Öldüklerinde arkalarında aciz ve küçük çocuk bırakanlar onların zayi olmalarından korkup, endişe duysunlar. Sorumluluğu altında yetim bulunduranlar onlara zulmetmeyi bırakarak Allah'tan korksunlar. Böylece Allah yetimlere ihsan ettikleri gibi kendileri öldükten sonra çocuklarına ihsanda bulunacak kimselerin (bulunmasını) kolaylaştırır. Vasiyetini getiren çocuklar hakkında iyi davranarak onlara hak olanı söylemeli ve geride bıraktığı mirasçıların hakkına zulmetmemelidir. Vasiyeti terk ederek kendini hayırdan mahrum etmemelidir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلْيَتَٰمَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ نَارًۭا ۖ وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًۭا
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ateş doldururlar ve alevli bir ateşe atılacaklardır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Şüphesiz yetimlerin mallarını alıp, bu mallarda haddi aşarak ve zulmederek tasarrufta bulunanlar, ancak karınlarını alevli ateşle doldururlar. Kıyamet gününde de onları cehennem ateşi yakacaktır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِىٓ أَوْلَٰدِكُمْ ۖ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ ۚ فَإِن كُنَّ نِسَآءًۭ فَوْقَ ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ ۖ وَإِن كَانَتْ وَٰحِدَةًۭ فَلَهَا ٱلنِّصْفُ ۚ وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَٰحِدٍۢ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٌۭ ۚ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٌۭ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُ ۚ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخْوَةٌۭ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ يُوصِى بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ۗ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًۭا ۚ فَرِيضَةًۭ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًۭا
Allah, size çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında bir erkeğe iki kadının payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Çocuklarınızın mirası hakkında yüce Allah sizi sorumlu tutarak emretmektedir. Miras, çocukların arasında taksim edilirken erkeğe kızın aldığı mirastaki payın iki misli verilir. Eğer ölen kimse geride erkek çocuk bırakmayıp sadece iki ya da daha fazla kız çocuğu bıraktı ise, mirasın üçte ikisi bunlarındır. Eğer bir kız bıraktı ise mirasın yarısı bu kızındır. Vefat edenin erkek ya da kız çocuğu varsa, ana ve babasından her birine mirastan altıda birlik bir pay vardır. Eğer vefat eden kimsenin çocuğu yoksa ya da anne babasından başka bir mirasçısı da yoksa anne mirastan üçte bir alır ve mirasın geri kalanı babanındır. Eğer vefat edenin iki ya da daha fazla anne baba bir ya da anne baba bir olmayan erkek ya da kız kardeşi varsa, farz olarak annesi altıda bir alır ve geri kalanı tasiben babasınındır. Bu durumda kardeşlere mirastan bir pay yoktur. Bu miras taksimatı vefat eden kimsenin vasiyeti yerine getirildikten sonra taksim edilir. Vefat eden kimse malının üçte birinden fazlasını vasiyet edemez ve aynı zamanda mirasın taksim edilmesi için borçlarının da ödenmiş olması gerekir. Allah Teâlâ miras taksimatını böyle yapmıştır. Çünkü siz babalarınız ve çocuklarınızdan hangisinin dünya ve ahirette sizin için daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Vefat eden kimse varislerinden birisini hayırlı zannedip malının tamamını ona verebilir ya da şerli zannedip malından mahrum edebilir. Ancak durum bu zannettiğinin aksine çıkabilir. Bu durumu kendisine hiçbir şeyin gizli kalmadığı her şeyi hakkıyla bilen yüce Allah bilebilir. Bundan dolayı mirası beyan ettiği şekilde taksim etmiş ve kendi katından (taksimatını) farz olarak tayin etmiş ve kullarının uygulamasını üzerlerine farz kılmıştır. Şüphesiz ki Allah, her şeyi hakkıyla bilir ve kullarının maslahatına olan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Hüküm olarak bir şeyi koymasında ve yönetmesinde hikmet sahibidir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
۞ وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌۭ ۚ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌۭ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍۢ ۚ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌۭ ۚ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌۭ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم ۚ مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍۢ ۗ وَإِن كَانَ رَجُلٌۭ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمْرَأَةٌۭ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوْ أُخْتٌۭ فَلِكُلِّ وَٰحِدٍۢ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ ۚ فَإِن كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَآءُ فِى ٱلثُّلُثِ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ يُوصَىٰ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَآرٍّۢ ۚ وَصِيَّةًۭ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌۭ
Eğer çocukları yoksa, hanımlarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen hanımlarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, Halîm'dir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Kocalar!- Eğer hanımlarınızın sizden ya da başkasından erkek ya da kız çocukları yoksa, bıraktıkları (mirasın) yarısı sizindir. Eğer onların erkek ya da kız çocukları varsa bıraktıkları mirasın dörtte biri sizindir. Ölen hanımlarınızın yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi yahut borçlarının ödenmesinden sonra bu paylaştırma gerçekleştirilir. -Ey Kocalar!- Eğer sizin hanımlarınızdan yada başkalarından, erkek ya da kız çocuğunuz yoksa, bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Eğer sizin erkek ya da kız çocuklarınız varsa bıraktığınız mirastan sekizde biri hanımlarınızındır. Yapmış olduğunuz vasiyetin yerine getirilmesi yahut borçlarınızın ödenmesinden sonra onlar için bu paylaştırma yapılır. Eğer babası ya da çocuğu olmayan bir adam ölürse, ya da babası veya çocuğu olmayan bir kadın ölürse ve bu ikisinden (erkek ve kadın) ölen kimsenin anne bir erkek kardeşi ya da anne bir kız kardeşi varsa, anne bir erkek kardeşi ya da anne bir kız kardeşinden her biri altıda bir farz olarak mirastan pay alır. Eğer anne bir erkek kardeşler ya da anne bir kız kardeşler birden fazla ise bu kardeşlerin hepsi mirasın üçte birini ortaklaşa farz olarak alırlar. Bu miras taksiminde erkek ve kızlar eşittir. Bu taksim edilmiş haklarını ölen kimsenin vasiyeti yerine getirilip, borcu ödendikten sonra alırlar. Ancak bırakmış olduğu vasiyetinin, malının üçte birinden fazla olması gibi varislere zarar vermemesi gerekir. Ayetin içerdiği bu hüküm yüce Allah'ın size farz kıldığı bir sorumluluktur. Yüce Allah dünya ve ahirette kullarının maslahatına olan her şeyi hakkıyla bilendir. Halim'dir, asi olana cezasını bir an önce vermek için acele etmez.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ ۚ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse; Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları Cennetlere sokar. İşte bu en büyük kurtuluştur.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Bu zikredilen hükümler yetimler ve diğerleri hakkındadır. Allah'ın kulları için koymuş olduğu kanunlardır. Bu kanunlarla amel etmelerini ister. Kim emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınarak Allah'a ve resulüne itaat ederse, Allah onu, saraylarının altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada ebedî kalacaklar, fani olmayacaklardır. Bu ilahi mükâfat, eşi benzeri olmayan büyük bir kurtuluştur.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُۥ يُدْخِلْهُ نَارًا خَٰلِدًۭا فِيهَا وَلَهُۥ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ
Kim de Allah’a ve Rasûlüne isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı Cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Kim de Allah'ın hükümlerini devre dışı bırakırsa, onlarla amel etmeyi terk ederse ya da şüphe duyarsa ve O'nun koyduğu sınırları aşarak Allah'a ve resulüne karşı gelirse, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için cehennemde alçaltıcı bir azap vardır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱلَّٰتِى يَأْتِينَ ٱلْفَٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَٱسْتَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةًۭ مِّنكُمْ ۖ فَإِن شَهِدُوا۟ فَأَمْسِكُوهُنَّ فِى ٱلْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّىٰهُنَّ ٱلْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ ٱللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًۭا
Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Evli olan ya da olmayan kadınlarınızdan zina suçunu işleyenler için adil olan dört Müslümanı şahit olarak getirin. Eğer zina suçu işlediklerine şahitlik ederlerse kadınlarınızı cezalandırmak için ölüm gelip canlarını alana kadar ya da Allah onlar için evde hapsetmekten başka bir yol getirene kadar onları evlerde hapsedin. Yüce Allah bundan sonra onlar için izlenecek yolu belirlemiştir. O da, bakire olan zinakâr kadına yüz celde/kırbaç vurulması ve bir sene yaşadığı beldeden uzaklaştırılmasıdır. Muhsane, evli olan (ya da başından evlilik geçen) kadının ise recm edilmesidir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱلَّذَانِ يَأْتِيَٰنِهَا مِنكُمْ فَـَٔاذُوهُمَا ۖ فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَآ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابًۭا رَّحِيمًا
Sizlerden zina edenlerin her ikisini de incitip eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip ıslah olurlarsa, onları incitip eziyet etmekten vazgeçin. Çünkü Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Muhsan/Daha önce başından evlilik geçen ya da muhsan olmasın- Erkeklerden zina suçunu işleyen o iki kişiyi el ve dil ile azarlayıp küçük düşürecek şekilde cezalandırın. Üzerinde bulundukları durumu terk eder ve amelleri düzelirse, onlara eziyet etmeyi bırakın. Çünkü günahtan tövbe eden onu hiç işlememiş gibidir. Şüphesiz ki Allah, kullarından tövbe edenlerin tövbelerini çokça kabul edendir, onlara karşı çok merhametlidir. Bu ceza ile yetinmek (İslam'ın ilk döneminde) ilk başlarda idi. Daha sonra (hüküm) bekâr olana celde/kırbaç vurulması ve bir yıl yaşadığı yerden uzaklaştırılması, muhsan (Başından evlilik geçenin) evli olanın da recm edilmesi (taşlanması) ile nesh edilmiştir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّمَا ٱلتَّوْبَةُ عَلَى ٱللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍۢ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِن قَرِيبٍۢ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًۭا
Allah katında (makbul) tevbe, ancak cahillikle bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah, bunların tevbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Şüphesiz ki Allah, günah ve masiyetlerin akıbetini ve şerrini bilmeden yönelen - kasıtlı ya da kasıtsız olarak günah işleyen herkesi kapsar- kimselerin tövbesini kabul eder. Sonra o kimseler ölüm kendilerine gelmeden önce Rablerine tövbekâr olarak dönerler. İşte yüce Allah bu kimselerin tövbesini kabul eder ve günahlarını affeder. Yüce Allah kullarının bütün hallerini en iyi bilen, takdir etmesinde ve hüküm koymasında hikmetli olandır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٰٔنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۭا
Yoksa (makbul) tevbe, kötülükleri (günahları) işleyip de kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tevbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah günahında ısrar eden kimsenin tevbesini kabul etmez. Onlar ölüm döşeğinin sıkıntısını çekmeden günahlarından tevbe etmezler. O esnada onlardan biri: "Ben şimdi işlemiş olduğum günahlardan dolayı tevbe ettim" der. -Aynı şekilde- Yüce Allah bu şekilde küfründe ısrar ederek ölen kimselerin tevbesini de kabul etmez. Onlar günahlarında ısrar eden asilerdir. Ve küfürleri üzerine ölen kimseler için elem verici azap hazırladık
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُوا۟ ٱلنِّسَآءَ كَرْهًۭا ۖ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا۟ بِبَعْضِ مَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍۢ مُّبَيِّنَةٍۢ ۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ فَإِن كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًۭٔا وَيَجْعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيْرًۭا كَثِيرًۭا
Ey iman edenler! (Ölen babalarınızın) kadınlarını miras yoluyla zorla almanız size helal değildir. Apaçık bir fuhuş işlemedikçe (mehir olarak) verdiklerinizin bir kısmını elde etmek için onları (başkalarıyla evlenmelerine) engel olmak için nikahınızda tutmayın. Onlarla güzel güzel geçinin. Onlardan hoşlanmasanız bile, umulur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah bir çok hayır takdir eder.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Allah'a iman eden ve Rasûlüne tabi olanlar! Babalarınız ve akrabalarınızın mallarını miras olarak aldığınız gibi hanımlarını miras olarak almanız caiz değildir. Onlarla evlenme tasarrufunda bulunmanız ya da dilediğinizle onları evlendirmeniz veyahut da onların evlenmesine mani olmanız caiz değildir. Kendilerinden hoşlanmadığınız hanımlarınıza mehir olarak veya diğer vermiş olduğunuz şeylerin bazısından vazgeçmeleri için nikahınızda tutarak onlara zarar vermeniz caiz değildir. Ancak zina gibi apaçık bir suç işlerseler, onlara vermiş olduğunuzu geri alana kadar nikahınız altında tutmanız ve baskı yapmanız caizdir. Hanımlarınıza eziyet etmeden onlara ihsanda bulunarak güzel geçinin. Eğer dünyevî bir husustan dolayı onlardan hoşlanmaz iseniz onlara sabredin. Yüce Allah, hoşunuza gitmeyen hususlarda dünya ve ahiret hayatınız için pek çok hayır takdir etmiş olabilir
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَإِنْ أَرَدتُّمُ ٱسْتِبْدَالَ زَوْجٍۢ مَّكَانَ زَوْجٍۢ وَءَاتَيْتُمْ إِحْدَىٰهُنَّ قِنطَارًۭا فَلَا تَأْخُذُوا۟ مِنْهُ شَيْـًٔا ۚ أَتَأْخُذُونَهُۥ بُهْتَٰنًۭا وَإِثْمًۭا مُّبِينًۭا
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öncekine yüklerle (mehir) vermiş olsanız bile ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
-Ey Kocalar!- Hanımınızı boşayıp, yerine başka bir eş almak isterseniz, bunda sizin için bir sıkıntı yoktur. Ayrılmak istediğiniz hanımınıza mehir olarak çok mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almanız caiz değildir. Onlara vermiş olduğunuzu geri almanız apaçık bir iftira ve günah sayılır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُۥ وَقَدْ أَفْضَىٰ بَعْضُكُمْ إِلَىٰ بَعْضٍۢ وَأَخَذْنَ مِنكُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًۭا
Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Aranızda kaynaşma, sevgi, birbirinizden faydalanma ve sırlarınızı bildikten sonra mehir olarak verdiklerinizi nasıl geri alacaksınız. Bundan sonra onların elinde olan mala tamah etmek ne çirkin ve kötü bir iştir. Oysa ki onlar sizden sapasağlam bir söz almışlardı. O söz, Allah Teâlâ'nın dini ve sözü ile size helal kılınmalarıdır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلَا تَنكِحُوا۟ مَا نَكَحَ ءَابَآؤُكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةًۭ وَمَقْتًۭا وَسَآءَ سَبِيلًا
Kadınlardan babalarınızın nikâhladıklarını nikâhlamayın. Ancak geçmişte olan müstesnâ. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin; çünkü bu haramdır. Ancak İslamdan önce yapılanlar affedilmiştir. Şüphesiz ki çocukların, babalarının hanımlarıyla evlenmeleri çirkinliği büyük olan bir iştir. Yapan kimseye karşı Allah'ın gazaplanmasına sebebiyet verir. Kendisine yol edinen için ne kötü bir yoldur.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَٰتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَٰتُكُمْ وَعَمَّٰتُكُمْ وَخَٰلَٰتُكُمْ وَبَنَاتُ ٱلْأَخِ وَبَنَاتُ ٱلْأُخْتِ وَأُمَّهَٰتُكُمُ ٱلَّٰتِىٓ أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَٰعَةِ وَأُمَّهَٰتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَٰٓئِبُكُمُ ٱلَّٰتِى فِى حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ ٱلَّٰتِى دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُوا۟ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَٰٓئِلُ أَبْنَآئِكُمُ ٱلَّذِينَ مِنْ أَصْلَٰبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُوا۟ بَيْنَ ٱلْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًۭا رَّحِيمًۭا
Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdeğe girmiş olduğunuz karılarınızdan olup evlerinizde büyüttüğünüz üvey kızlarınız, -Eğer analarıyla zifafa girmemiş iseniz (annelerini boşayıp, onlarla nikâh kıymanızda) bir sakınca yoktur- kendi öz oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi birden almanız size haram kılınmıştır. Ancak geçen geçmiştir. (Bu sebeple üzerinize bir günah yoktur). Allah, şüphesiz çok bağışlayıcı ve merhamet edendir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yüce Allah şunlarla evlenmenizi haram kılmıştır: Anneleriniz nesep olarak yukarı doğru çıksa dahi; anneanne, anne ve baba tarafından onun ninesi gibi, kızlarınız nesep olarak aşağı doğru inse dahi; kızınızın kızı, onun da kızı gibi, aynı şekilde oğlunuzun kızları ve kızınızın kızları ve aşağı doğru nesep olarak inse dahi, anne ve babanızdan olan kız kardeşleriniz ya da her ikisinin birinden olan kız kardeşleriniz, halalarınız, aynı şekilde babalarınızın ve annelerinizin halaları yukarı doğru çıksa dahi, teyzeleriniz, aynı şekilde babalarınızın ve annelerinizin teyzeleri yukarı doğru çıksa dahi, erkek kardeşlerinizin kızları ve kız kardeşlerinizin kızları, nesep olarak aşağı doğru inse dahi onların çocukları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, kendileriyle cinsî münasebette bulunduğunuz ya da bulunmadığınız hanımlarınızın anneleri, cinsî münasebette bulunduysanız hanımlarınızın daha önceki evliliklerinden olan genellikle sizin evinizde büyüyüp yaşayan kızları, aynı zamanda sizin evinizde büyümemiş olanlar. Cinsî münasebette bulunmadıysanız hanımlarınızın daha önceki evliliklerinden olan kızları ile evlenmenizde ise bir sıkıntı yoktur. Sizin soyunuzdan gelen oğullarınız hanımlarıyla cinsî münasebette bulunmasalar dahi onların hanımlarıyla evlenmeniz size haram kılınmıştır. Bu hüküm kapsamına süt oğullarınızın hanımları da girmektedir. Nesep olarak ya da sütten dolayı iki kız kardeşi aynı nikâh altında toplamak da haram kılınmıştır. Ancak geçmişte cahiliye döneminde olanları yüce Allah affetmiştir. Şüphesiz ki yüce Allah kendisine tövbe eden kullarına karşı çok bağışlayıcı ve merhametlidir. Aynı şekilde sahih sünnette kadın ile halasının ya da teyzesinin bir nikâh altında toplanması da haram kılınmıştır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
۞ وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ ۖ كِتَٰبَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ ۚ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَٰفِحِينَ ۚ فَمَا ٱسْتَمْتَعْتُم بِهِۦ مِنْهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةًۭ ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَٰضَيْتُم بِهِۦ مِنۢ بَعْدِ ٱلْفَرِيضَةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًۭا
Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Bunlar, Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah yolunda cihat ederken esir alınmış kadınlar dışında evli kadınlarla nikâhlanmak sizlere haram kılındı. Bir kere aybaşı görerek rahimlerinin temizlenmesinin ardından cariyelerinizle ilişkiye girmeniz helaldir. Allah size bu hükümleri farz kılmıştır. Bunun dışındaki kadınlarla, zina yapma kastı olmadan, mehir vererek evlenip, nefislerinizi iffetli kılmak istemenizi Allah size helal kılmıştır. Sizden kim nikâhlanarak kadınlardan faydalanırsa Allah’ın sizin üzerinize bir yükümlülük ve vacip kıldığı mehirlerini onlara versin. Farz olan mehirin belirlenmesinin ardından, arttırılmasına ya da bir kısmından feragat edilmesine karşılıklı rıza göstermenizde size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah yarattığı canlıları çok iyi bilir, onların hiçbir hali gizli kalmaz. İşleri düzenlemesinde ve hükmünde hikmet sahibidir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُم مِّن فَتَيَٰتِكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ ۚ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِكُم ۚ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍۢ ۚ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ مُحْصَنَٰتٍ غَيْرَ مُسَٰفِحَٰتٍۢ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخْدَانٍۢ ۚ فَإِذَآ أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَٰحِشَةٍۢ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى ٱلْمُحْصَنَٰتِ مِنَ ٱلْعَذَابِ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ ٱلْعَنَتَ مِنكُمْ ۚ وَأَن تَصْبِرُوا۟ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ
Sizden, hür Mümin kadınlarla evlenmeye maddi açıdan güç yetiremeyen kimse, ellerinizin altında olan Mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Bazınız bazınızdansınız (hepiniz birsiniz). Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamış olmaları halinde velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara edilen azabın yarısı edilir. (Başkasına ait cariye ile evlenme hususundaki) Bu (izin) içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz (başkasına ait cariyelerle evlenmemeniz) sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey erkekler! İçinizden, malının az olması sebebiyle hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimselerin, zahiren size Mümin görünen başkasına ait Mümin köle kadınlarla evlenmesi caizdir. Allah, imanınızın hakikatini ve iç hallerinizi en iyi bilendir. Köle kadınlar din ve insanlıkta sizinle eşittir. Onları küçümseyerek evlenmekten kaçınmayın. Sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. Mehirlerini hiç eksiltmeden ve onları oyalamadan verin. Bu durum, onlar açık açık zina etmeyen veya kendileriyle gizli gizli zina ettiği dostlar edinmemiş iffetli kimseler ise böyledir. Şayet onlar evlenir ve ardından zina suçu işlerlerse, onlar için hür kadının cezasının yarısı vardır. Elli celde/sopa darbesi cezası vardır. Zina eden özgür evli kadının cezasının aksine onlara taşlanarak öldürülme recm cezası verilmez. Burada iffetli köle kadınlarla evlenmenin mübah olmasının zikredilmesi, zinaya düşmekten korkan ve özgür kadınlarla evlenmeye güç yetiremeyen kimseler içindir. Yoksa, köle bir kadından, köle çocuk sahibi olmaktan sakınmak için köle kadınlarla evlenmeden sabretmek daha evladır. Allah tövbe eden kullarını bağışlar ve onlara merhamet eder. Onlara hür kadınlarla evlenmekten aciz olmaları halinde, zinaya düşmekten korktuklarında, köle kadınlarla evlenmelerine izin vermesi de onun rahmetindendir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ
Allah size (hükümlerini) açıklamak, sizden öncekilerin yollarına hidayet etmek ve tevbenizi kabul buyurmak ister. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah Teâlâ, sizler için bu hükümleri koyarak, hükümlerinin ve dininin temel esaslarını ve içinde dünya ve ahiret hayatınızın yararına olan şeyleri sizlere açıklamak istiyor. Onlara tabi olasınız diye sizden önceki peygamberlerin haram kılma ve helal kılmadaki yoluna, onların değerli ahlaklarına ve övülen hayat hikâyelerine irşat etmek istiyor. Ayrıca sizleri, asi kullar olmaktan, itaat eden kullara döndürmek istiyor. Allah, kullarının yararına olanları en iyi bilendir ve bu sebeple kullarının yararına olanları din olarak belirler. Dininde ve işlerinin düzenlenmesinde hikmet sahibidir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلشَّهَوَٰتِ أَن تَمِيلُوا۟ مَيْلًا عَظِيمًۭا
Allah, sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Allah, tövbelerinizi kabul etmek ve bütün günahlarınızı bağışlamak ister. Arzularının peşinden gidenler ise, doğru yoldan çok aşırı bir şekilde uzaklaşmanızı isterler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ ۚ وَخُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ ضَعِيفًۭا
Allah, sizden (ağır yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yüce Allah, sizler için belirlediği hükümlerde yükünüzü hafifletmek istiyor ve sizleri güç yetiremeyeceğiniz hükümlerle yükümlü kılmıyor. Çünkü O, insanın yaratılışında ve tabiatındaki zayıflığı biliyor.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً عَن تَرَاضٍۢ مِّنكُمْ ۚ وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًۭا
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Allah'a iman edip resulüne ittiba edenler! Birbirinizin mallarını, hırsızlık, rüşvet ve bunlar gibi haksız yollarla alıp, el koymayın. Karşılıklı rızaya dayalı sözleşmelerle elde edilen ticaret mallarını alıp, yemeniz ve dilediğiniz gibi tasarrufta bulunmanız size helaldir. Birbirinizi öldürmeyin. Sizden biriniz kendi canına da kıymasın ve tehlikeye atmasın. Şüphesiz Allah size karşı merhametlidir. Birbirinizin kanlarını, mallarını ve ırzlarını haram kılması da O'nun rahmetindendir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ عُدْوَٰنًۭا وَظُلْمًۭا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًۭا ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu Cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Her kim bilerek ve haddi aşarak, unutkanlık ve bilmemezlik hali dışında başkasının malını yer, onu öldürerek hakkına girer veya buna benzer şekilde yasaklarımızı çiğnerse, Allah onu kıyamet günü sıcaklığının sıkıntısını tadacağı ve azabını çekeceği çok büyük bir ateşe sokacaktır. Ve bu Allah için çok kolaydır. Çünkü O'nun her şeye gücü yeter, hiçbir şey onu aciz bırakamaz.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِن تَجْتَنِبُوا۟ كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًۭا كَرِيمًۭا
Size yasaklananların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı (küçük günahlarınızı) örteriz ve sizi onurlu bir makama (Cennet'e) girdiririz.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Müminler! Eğer siz, Allah'a şirk koşmak, ana babaya kötülük etmek, adam öldürmek, faiz yemek gibi büyük günahlardan uzak durursanız, işlemiş olduğunuz küçük günahları örterek ve silerek bağışlar ve sizleri Allah'ın katında çok değerli bir yer olan cennete sokarız.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلَا تَتَمَنَّوْا۟ مَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بِهِۦ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ ۚ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌۭ مِّمَّا ٱكْتَسَبُوا۟ ۖ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌۭ مِّمَّا ٱكْتَسَبْنَ ۚ وَسْـَٔلُوا۟ ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًۭا
(Allah’ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı (başkalarında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu edip durmayın. Erkekler için kazandıklarının bir sevabı olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarının bir sevabı vardır. Allah’ın kendi fazlından (bağışından) isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Müminler! Allah'ın, bazılarınızı diğerlerine üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyin ki, bu sizleri nefret ve haset etmeye sevk etmesin. Kadınlara da, Allah'ın erkeklere has kıldığı şeyleri arzulamaları yakışmaz. Her bir taraf için kendisine uygun amellerden bir hisse vardır. Yüce Allah'tan size olan lütfunu arttırmasını isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilir ve her iki tarafa kendilerine uygun olan ameli verir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَلِكُلٍّۢ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ ۚ وَٱلَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَـَٔاتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدًا
Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizle (yardımlaşmak için) söz verdiğiniz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Sizden her biriniz için, ana baba ve akrabaların geride bıraktığı mirasa varis olduğu hısımlar kıldık. Kendileriyle yardımlaşma ve dayanışma üzerine pekiştirilmiş yeminle sözleştiğiniz kimselere de mirastan paylarını verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir. Sizin bu yeminlerinize ve yaptığınız anlaşmalara da şahit olması böyledir. Dayanışma anlaşması yoluyla miras verme, İslam’ın ilk yıllarında var olan bir hükümdü. Daha sonra bu hüküm neshedildi.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ ۚ فَٱلصَّٰلِحَٰتُ قَٰنِتَٰتٌ حَٰفِظَٰتٌۭ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ ۚ وَٱلَّٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّۭا كَبِيرًۭا
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasından ve erkeklerin mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah’a) boyun eğen, Allah’ın koruduğu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diğer korunması gerekenleri) koruyanlardır. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eğer size itaat ederlerse, onlara (vurmaya başka) yol aramayın. Elbette Allah yüksektedir, yücedir ve büyüktür.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Erkekler kadınları gözetip kollamakta, onların işlerini yerine getirmektedirler. Bu ise Allah'ın bazı özelliklerle erkekleri onlardan üstün kılması ve erkeklerin üzerine farz olan nafaka ve sorumlulukların yüklenmesi sebebiyledir. Saliha kadınlar, Rablerine karşı itaatkâr olurlar, kocalarına karşı da itaatkâr olurlar. Allah kendilerini muvaffak kıldığı için kocalarının bulunmadığı zamanlarda onların haklarını muhafaza ederler. Ey Kocalar! Söz ve fiil olarak kocalarına itaat etmeyerek büyükleneceğinden korktuğunuz kadınları, öncelikle Allah'ı hatırlatarak ve Allah'tan korkmaları konusunda uyarma ile başlayın. Eğer size icabet etmezlerse onlara sırtınızı dönüp, cinsel ilişkiye girmeyerek onları yataklarında tek başına bırakın. Yine size icabet etmezlerse yaralamayacak şekilde onlara vurun. Eğer size itaat etmeye başlarlarsa zulmederek veya azarlayarak onlara haksızlık etmeyin. Şüphesiz Allah her şeyin üzerindedir, her şeyden yücedir. O zatıyla ve sıfatıyla büyüktür, O'ndan korkun.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَٱبْعَثُوا۟ حَكَمًۭا مِّنْ أَهْلِهِۦ وَحَكَمًۭا مِّنْ أَهْلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصْلَٰحًۭا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيْنَهُمَآ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًۭا
Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey kadın ve kocanın velileri! Eğer ikisi arasındaki anlaşmazlığın düşmanlık ve birbirine sırt çevirmeye ulaşmasından korkarsanız, ikisinin arasının ayırılması veya birleştirilmesi hususunda onlar için menfaatli olanı hükmetmesi için kocanın ve kadının ailesinden adalet sahibi birer adamı gönderin. İkisinin arasının düzelmesi şüphesiz daha sevimli ve evladır. Eğer iki hakem de bunu ister ve en iyi yolu seçerse, Allah, karı kocanın arasını birleştirir ve aralarındaki anlaşmazlık kalkar. Şüphesiz kullarının hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. O, kalplerinde gizledikleri işlerin en ince ayrıntılarını dahi bilir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
۞ وَٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًۭٔا ۖ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًۭا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًۭا فَخُورًا
Yalnızca Allah’a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Boyun eğerek bir tek Allah’a ibadet edin. O'nunla beraber O'ndan başka bir şeye ibadet etmeyin. Anne ve babanıza ikram ederek ve iyilikte bulunarak ihsan edin. Akrabalara, yetimlere ve ihtiyaç sahiplerine, akraba olan ve akrabalık bağı bulunmayan komşuya, size eşlik eden arkadaşınıza, yolda kalmış gurbetteki yolcuya, sahip olduğunuz kölelere de ihsanda bulunun. Şüphesiz Allah, kendini beğenmiş, kullarına karşı büyüklenen, kendisini överek insanlara karşı gururlanan kimseleri sevmez
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ ۗ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًۭا مُّهِينًۭا
Onlar, cimrilik ederler ve de herkese cimriliği tavsiye ederler. Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yüce Allah, kendilerine vermiş olduğu rızıktan infak etmeyi farz kıldığı kimselerin infak olarak vermeleri gereken kişilere bunu vermemelerini, bu yaptıklarının aynısını başkalarına da söz ve fiilleriyle emrederek yapmalarını istemelerini, Allah’ın lütuf olarak bahşettiği rızık, ilim ve diğer nimetleri gizlemelerini ve insanlara gerçeği açıklamamalarını asla sevmez. Bilakis onlar hakkı gizleyerek batıl olanı insanlara gösterirler. İşte bu hasletler kâfirlere ait özelliklerdir. Bundan ötürü bizler de kâfirler için utanç verici bir azap hazırladık.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۗ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيْطَٰنُ لَهُۥ قَرِينًۭا فَسَآءَ قَرِينًۭا
Onlar ki, Allah’a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde, mallarını insanlara gösteriş için infak ederler. Şeytan kimin arkadaşı olmuşsa, o ne kötü bir arkadaştır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Aynı şekilde mallarını insanlar onları görsünler ve övsünler diye infak edenler için de azap hazırladık. Onlar Allah'a ve kıyamet gününe de iman etmezler. İşte onlara rezil eden o azabı hazırladık. Onları şeytana tabi olmalarından başka bir şey saptırmadı. Şeytan, kimin sürekli beraber olduğu arkadaşı olursa, o ne kötü bir arkadaştır.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِهِمْ عَلِيمًا
Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan infak etselerdi ne olurdu? Allah, onları en iyi bilendir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Şayet Allah’a ve kıyamet gününe hakkıyla iman etseler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerinden Allah'ın sevdiği ve razı olduğu yollarda infak etselerdi onlara ne zarar verebilirdi? Bilakis bunda bütünüyle hayır vardır. Oysa Allah onları bilir, onların halleri Allah'a gizli kalmaz. Onların hepsine amellerinin karşılığını verecektir
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ ۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةًۭ يُضَٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًۭا
Şüphesiz Allah, zerre miktarı kadar bile haksızlık yapmaz. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Şüphesiz Allah Teâlâ adildir, kullarına hiç zulmetmez. Kulunun yapmış olduğu iyiliklerden karınca yavrusu miktarı kadar dahi eksiltmez. Yapmış olduğu kötülüklere de hiçbir şey eklemez. Zerre miktarınca bir iyilik dahi olsa lütfuyla sevabını katlar, kat kat artırarak çok büyük sevap verir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍۭ بِشَهِيدٍۢ وَجِئْنَا بِكَ عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ شَهِيدًۭا
Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak!
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Peygamber! Kıyamet günü bütün peygamberleri ümmetlerinin yaptıklarına şahit olarak getirdiğimizde ve seni de ümmetine karşı şahit tuttuğumuzda durum nasıl olacak?
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَوْمَئِذٍۢ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَعَصَوُا۟ ٱلرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلْأَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثًۭا
O gün, küfre sapıp da Peygamber'e isyan edenler, yerle bir olmayı severek isteyecekler ve Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyecekler.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
İşte o büyük günde Allah’ı inkâr eden ve resulüne karşı gelenler, onlar yerle bir olmayı dileyecekler. Yapmış oldukları hiçbir şeyi Allah'tan gizleyemeyecekler. Çünkü Allah, onların dillerini mühürleyecek, konuşamayacaklar. Yaptığı amellere şahitlik etmesi için azalarına izin verecektir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْرَبُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا۟ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا۟ ۚ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌۭ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءًۭ فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًۭا طَيِّبًۭا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye dek namaza yaklaşmayın. Cünüp iken de içinden geçici olmanız dışında gusledinceye kadar namaza (ve camiye) yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün (mesh edin). Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Allah’a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Sarhoş olduğunuz durumlarda ayılana ve söylediğiniz sözleri ayırt edene kadar namaz kılmayınız. -Bu hüküm içkinin bütünüyle haram kılınmasından önceydi- Ayrıca cünüp olduğunuz durumlarda da namaz kılmayın. Bu durumda oralarda kalmayıp geçiş için kullanmak dışında banyo yapana kadar mescitlere girmeyin. Eğer size su kullanmanızın mümkün olmadığı bir hastalık isabet ettiyse, yolculuktaysanız, abdestinizi bozduysanız veya hanımlarınızla ilişkiye girmişseniz ve bu hallerde su bulamadıysanız temiz toprakla alın. O toprakla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin. Şüphesiz Allah kusurlarınızı bağışlar ve sizleri affeder.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًۭا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ
Kitaptan kendilerine belli bir pay verilen kimseleri görmüyor musun? Sapıklığı satın alıyor ve sizin de doğru yoldan sapmanızı arzu ediyorlar.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Peygamber! Allah’ın kendilerine Tevrat'la ilimden bir pay verdiği, hidayeti sapıklığa değiştiren Yahudilerin işini bilmiyor musun? Ey müminler! Onların doğru olmayan yoluna giresiniz diye, sizleri peygamberin getirdiği dosdoğru yoldan -saptırmaya çok gayretlidirler-.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَآئِكُمْ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيًّۭا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرًۭا
Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Müminler! Allah -Azze ve Celle- düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Sizlere, onları haber veriyor ve size karşı düşmanlıklarını açıklıyor. Onların verdiği sıkıntılara karşı koruyucu bir veli ve onların sizlere karşı kurduğu tuzaklara ve eziyetlere engel olup, onlara karşı sizi galip kılan bir yardımcı olarak Allah size yeter.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَٱسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍۢ وَرَٰعِنَا لَيًّۢا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًۭا فِى ٱلدِّينِ ۚ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱسْمَعْ وَٱنظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًۭا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًۭا
Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin oldukları anlamlarını tahrif ederek; dillerini eğip büker, "İşittik, (emirlerine) isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet diyerek kendi dilleriyle söverler)" ve dine dil uzatırlar. Eğer, “İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve (râinâ yerine) bize de bak!” deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat, Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası iman etmez.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Yahudilerden kötü bir topluluk Allah’ın indirdiği sözleri değiştirerek, onu Allah’ın indirdiğinin dışında farklı yorumlarlar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara bir emir verdiği zaman şöyle derler: "Sözünü işittik ve emrine karşı geliyoruz" ve alay ederek şöyle derler: "Duymayasıca bizim söylediğimizi dinle" ve "Bizi gözet" sözüyle de "Kulağın bizde olsun" sözünü söylermiş zannettiriyorlar. Ama o sözü değil de "ahmaklık" sözünü kast ediyorlar. Bu kelimeyi söylerken dillerini büküyorlar ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e beddua etmeyi ve dini kınamayı kastediyorlar. Onlar "Sözünü işittik ve emrine karşı geldik" sözlerinin yerine "Sözünü işittik ve emrine itaat ettik" demiş olsalardı, "Duymayasıca" sözünün yerine "dinle" deselerdi ve "bize çobanlık et" sözünün yerine de "Bizi bekle ki söylediğin sözleri anlayalım" deselerdi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e karşı güzel bir edep olduğu için, daha önce söylediklerinden daha hayırlı ve adaletli olurdu. Fakat küfürleri sebebiyle Allah, onlara lanet etti ve rahmetinden uzaklaştırdı. Onlar kendilerine faydası dokunacak şekilde iman etmezler.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ ءَامِنُوا۟ بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًۭا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًۭا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰٓ أَدْبَارِهَآ أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّآ أَصْحَٰبَ ٱلسَّبْتِ ۚ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا
Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey kendilerine kitap gönderilmiş Yahudi ve Hristiyan topluluğu! Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirdiğimiz kitaba iman edin! Zira o sizlere indirilen Tevrat ve İncil'i doğrulayan bir kitaptır. Yüzlerinizde bulunan duyu hislerini silip, onları arkalarınız tarafına çevirmeden yahut sizleri Allah rahmetinden kovmadan önce bu kitaba iman ediniz. Nitekim daha önce cumartesi günü kendilerine balık avlanmak yasak olmasına rağmen avlanıp, haddi aşanları rahmetimizden kovmuş, onları maymuna çevirmiştik. Allah Teâlâ’nın emri ve takdiri kaçınılmazdır, muhakkak gerçekleşecektir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا
Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim, Allah’a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Şüphesiz Allah, kendisine mahlukatından bir şeyin ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Şirk ve küfrün dışında olan günahları ise, lütfuyla dilediği kimseden affeder. Veya onlardan dilediğine, günahları miktarınca adaletiyle azap eder. Her kim Allah'tan başkasını O'na ortak koşarsa çok büyük bir günah uydurmuştur. Bu günahla ölen kimse de affedilmez.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم ۚ بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve hurma çekirdeğinin üzerindeki ince iplik/lif kadar bile zulme uğratılmazlar.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Peygamber! Kendilerini ve amellerini temize çıkararak öven bu kimselerin durumunu bilmiyor musun? Bilakis sadece Allah, kullarından dilediklerini över ve onları temize çıkarır. Çünkü O, kalplerdeki en gizli olan şeyleri dahi bilir ve onların yaptığı amellerin sevabından hurma çekirdeğinin (ortasındaki yarıkta bulunan) küçücük ip kadar bile eksiltilmez.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
ٱنظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ ۖ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثْمًۭا مُّبِينًا
Allah’a karşı nasıl da yalan uydurduklarına bir bak! Bu, apaçık bir günah olarak onlara yeter.
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam ▾
Ey Peygamber! Kendilerini överek Allah'a karşı nasıl da yalanlar uydurduklarına bir bak! Oysa bu, onların sapıklığını apaçık ortaya koyan bir günah olarak yeterlidir.
Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir
Sûre Hakkında
Nisâ Sûresi, 176 ayetiyle büyük ölçüde aile hukuku, miras, evlilik ve yetim hakları gibi toplumsal hükümleri düzenler. Sûre, tüm insanların tek bir özden yaratıldığını hatırlatan girişin (âyet 1) ardından miras paylarını, kadınların mehir ve mülkiyet haklarını, yetim malının korunmasını ve adaletin gözetilmesi gerektiğini ayrıntılı biçimde ele alır. 59. ayette Allah'a, Peygamber'e ve "aranızdan olan yetkililere" itaat emredilirken, sûre boyunca münafıklık ve iman zaafı konularına da sık sık değinilir.
Ana Temalar
- Miras ve aile hukuku hükümleri
- Yetim haklarının korunması
- Kadınların mehir ve mülkiyet hakları
- Adalet ilkesi
- Münafıklık uyarıları
Ne Zaman Okunur?
Nisâ'nın belirli bir okuma vaktine bağlı olduğuna dair yaygın bir rivayet yoktur; içeriği daha çok fıkıh derslerinde miras ve aile hukuku bahislerinde referans olarak kullanılır.
Hukuk hükümlerinin ortak zemini
Nisâ'daki miras, evlilik ve yetim hükümleri birbirinden kopuk maddeler değildir. Sûrenin başındaki ortak yaratılış hatırlatması ve ilerleyen ayetlerdeki adalet emri, bütün ayrıntıların zeminini oluşturur. Bir hükmü anlamaya çalışırken yalnız sonuç cümlesine değil, hakkı zayıf olanı koruma, emaneti ehline verme ve şahitlikte tarafsız kalma ilkelerine de bakmak gerekir.
Aile ayetlerini baskı aracına çevirmemek
Nisâ Sûresi aile içi sorumlulukları düzenlerken keyfî güç kullanımını meşrulaştırmaz. Uyuşmazlık, hakemlik, mehir, mülkiyet ve geçim sorumluluğu birlikte değerlendirilmelidir. Günümüzde boşanma, şiddet, nafaka veya miras gibi meselelerde tek ayetle kişisel hüküm vermek yerine tefsir, fıkıh, yürürlükteki hukuk ve güvenlik şartları dikkate alınmalıdır. Dinî metin, mağdurun yardım aramasını engelleyen bir baskı cümlesi hâline getirilemez.
Hızlı Bağlantılar
Sık Sorulan Sorular
Nisâ Sûresi hangi konuları düzenler?
Nisâ Sûresi büyük ölçüde aile hukuku, miras, evlilik ve yetim hakları gibi toplumsal hükümleri düzenler. Tüm insanların tek bir özden yaratıldığını hatırlatan girişin (âyet 1) ardından miras paylarını, kadınların mehir ve mülkiyet haklarını ve adaletin gözetilmesi gerektiğini ayrıntılı biçimde ele alır.
Nisâ 59. ayet neyi emreder?
Nisâ Sûresi 59. ayette Allah'a, Peygamber'e ve "aranızdan olan yetkililere" itaat emredilir. Sûre boyunca bu itaat çağrısının yanında münafıklık ve iman zaafı konularına da sık sık değinilir.
Nisâ Sûresi neden "Kadınlar" adını taşır?
Sûrede evlilik, mehir, miras, aile içi ilişkiler ve kadınların mülkiyet haklarıyla ilgili çok sayıda hüküm bulunduğu için "Nisâ", yani "kadınlar" adıyla anılır. Bununla birlikte sûre adalet, emanet, savaş ve toplumsal sorumluluk gibi daha geniş konuları da işler.
Nisâ Sûresi yalnız miras hükümlerinden mi oluşur?
Hayır. Miras ayetleri önemli bir yer tutsa da sûre yetim hakları, şahitlik, yönetimde adalet, hicret, namaz, güvenlik, münafıklık ve Ehl-i Kitapla ilişkiler gibi pek çok başlığı aynı ahlâkî çerçevede ele alır.
Nisâ 59. ayet yöneticilere sınırsız itaat mi emreder?
Ayet, Allah'a ve Peygamber'e itaati temel alır; yetki sahiplerine itaati ise aynı cümle içinde ve anlaşmazlıkların Allah'a ve Peygamber'e götürülmesi şartıyla düzenler. Bu yapı, insan otoritesinin dinî ve ahlâkî sınırların üstüne çıkarılamayacağını gösterir.