Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Nisâ Sûresi 151–176. Ayetler

151–176. AyetlerSayfa 4 / 4
151

أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ حَقًّۭا ۚ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًۭا مُّهِينًۭا

İşte onlar, gerçekten kâfirdirler. Bu kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلْكَٰفِرُونَkafirlerdir
حَقًّۭاgerçek
وَأَعْتَدْنَاbiz de hazırlamışızdır
لِلْكَٰفِرِينَkafirlere
عَذَابًۭاbir azab
مُّهِينًۭاalçaltıcı

Bu yol üzerinde gidenler işte onlar gerçek kâfirlerdir. Şüphesiz resullerin hepsini veya bazılarını inkâr eden, Allah'ı ve resullerini inkâr etmiş olur. Kâfirlere kıyamet gününde küçük düşürücü bir azap hazırladık. Bu da Allah'a ve resullerine iman etmekte kibirli davranmalarından dolayı onları cezalandırmak içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

152

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ أَحَدٍۢ مِّنْهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًۭا رَّحِيمًۭا

Allah’a ve rasûllerine iman edip, rasûllerinden hiçbirinin arasında ayrım yapmayanlara ise, onlara mükâfatları verilecektir. Allah, bağışlayan, merhamet edendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve onlar ki
ءَامَنُوا۟inandılar
بِٱللَّهِAllah'a
وَرُسُلِهِۦve elçilerine
وَلَمْve
يُفَرِّقُوا۟ayırım yapmadılar
بَيْنَarasında
أَحَدٍۢhiçbiri
مِّنْهُمْonlardan
أُو۟لَٰٓئِكَişte (Allah)
سَوْفَpek yakında
يُؤْتِيهِمْverecektir
أُجُورَهُمْonların da mükafatlarını
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
غَفُورًۭاçok bağışlayandır
رَّحِيمًۭاçok esirgeyendir

Allah'a iman edip birleyenler ve O'na hiçbir kimseyi ortak koşmayanlar, resullerinin hepsini tasdik edip iman eden kimselerdir. Kâfirlerin yaptıkları gibi aralarında ayrım yapmazlar. Bilakis onların hepsine iman ederler. Allah onlara imanlarının ve bu imanlarından ötürü yaptıkları salih amellerinin karşılığı olarak büyük bir sevap verecektir. Yüce Allah, günahlarından tövbe eden kullarını bağışlayan ve merhamet edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

153

يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَٰبًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ۚ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةًۭ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ ۚ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَٰنًۭا مُّبِينًۭا

Ehl-i Kitap senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine deliller geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Mûsâ'ya apaçık delil verdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَسْـَٔلُكَsenden istiyorlar
أَهْلُehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
أَنindirmeni
تُنَزِّلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِمْkendilerine
كِتَٰبًۭاbir Kitap
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَدْmuhakkak
سَأَلُوا۟istemişler
مُوسَىٰٓMusa'dan
أَكْبَرَdaha büyüğünü
مِنbundan
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالُوٓا۟demişlerdi
أَرِنَاbize göster
ٱللَّهَAllah'ı
جَهْرَةًۭaçıkça
فَأَخَذَتْهُمُderhal onları yakalamıştı
ٱلصَّٰعِقَةُyıldırım gürültüsü
بِظُلْمِهِمْhaksızlıklarından dolayı
ثُمَّsonra
ٱتَّخَذُوا۟tutmuşlardı
ٱلْعِجْلَbuzağıyı (tanrı)
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاkendilerine geldikken
جَآءَتْهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبَيِّنَٰتُaçık deliller
فَعَفَوْنَاvazgeçtik
عَنbundan da
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَءَاتَيْنَاve verdik
مُوسَىٰMusa'ya
سُلْطَٰنًۭاbir yetki
مُّبِينًۭاaçık

-Ey Resul!- Yahudiler Musa -aleyhisselam-'a gökten bir defada kitap indiği gibi hak resul olduğuna alamet olarak da senden bir kere de kendilerine gökten kitap indirmeni istiyorlar. Yahudilerin bu isteğini onlar için çok görme. Çünkü geçmişte ataları Musa -aleyhisselam-'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Kendilerine Allah'ı çıplak gözleriyle göstermesini istemişlerdi. Onlar, işlemiş oldukları bu günahlarına ceza olarak yıldırım çarpmasına maruz kaldılar. Sonra, Allah onları tekrar diriltti. Kendilerine Allah'ın, rububiyette ve uluhiyette bir ve tek olduğunu apaçık açıklayan ayetler geldikten sonra, tekrar Allah'a ibadet etmeyi bırakıp buzağıya taptılar. Sonra onların günahlarını tekrar bağışladık ve kavmine karşı Musa -aleyhisselam-'a apaçık bir delil verdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

154

وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَٰقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًۭا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا۟ فِى ٱلسَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًۭا

Söz verdikleri için dağı onların tepesine kaldırdık. Onlara: "Kapıdan secde ederek girin!" dedik. Onlara: "Cumartesi günü yasağını çiğnemeyin!" diyerek onlardan kesin bir söz aldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَفَعْنَاve kaldırdık
فَوْقَهُمُüzerlerine
ٱلطُّورَTur'u
بِمِيثَٰقِهِمْsöz vermeleri için
وَقُلْنَاve dedik
لَهُمُonlara
ٱدْخُلُوا۟girin
ٱلْبَابَkapıdan
سُجَّدًۭاsecde ederek
وَقُلْنَاve dedik
لَهُمْonlara
لَاçiğnemeyin
تَعْدُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىcumartesi(yasakları)nı
ٱلسَّبْتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَخَذْنَاve aldık
مِنْهُمonlardan
مِّيثَٰقًاbir söz
غَلِيظًۭاsağlam

Onlardan alınan pekiştirilmiş kesin söz sebebi ile, Tevrat'ta bulunan emirlerle amel etmeleri için ve korkutmak amacıyla dağı üzerlerine kaldırdık. Dağı üzerlerine kaldırdıktan sonra onlara şöyle dedik: Başlarınızı eğerek Beyti'l Makdis'in kapısından giriniz. Onlar ise kıçlarının üzerine oturup sürünerek girdiler. Cumartesi günü balık avlama yasağını çiğnemeyin dedik. Onlar ise yasağı dinlemeyip balık avladılar. Biz onlardan bu husus ile ilgili pekiştirilmiş kesin söz almıştık. Onlar ise bu ahdi çiğneyip bozdular.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

155

فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ وَكُفْرِهِم بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَقَتْلِهِمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّۢ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ ۚ بَلْ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًۭا

Verdikleri sözü bozmaları, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle, Allah, küfürlerine karşılık onların kalplerini mühürledi. Artık onlar, pek azı hariç iman etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَبِمَاsebebiyle
نَقْضِهِمbozmaları
مِّيثَٰقَهُمْsözlerini
وَكُفْرِهِمve inkar etmeleri
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَقَتْلِهِمُve öldürmeleri
ٱلْأَنۢبِيَآءَpeygamberleri
بِغَيْرِyere
حَقٍّۢhaksız
وَقَوْلِهِمْve demeleri(nden ötürü)
قُلُوبُنَاkalblerimiz
غُلْفٌۢkılıflıdır
بَلْhayır fakat'
طَبَعَmühürlemiştir
ٱللَّهُAllah
عَلَيْهَاüzerini
بِكُفْرِهِمْinkarlarından ötürü
فَلَاartık inanmazlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
قَلِيلًۭاpek az

Vermiş oldukları pekiştirilmiş kesin sözü ve Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri öldürmeye cesaret etmeleri, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kalplerimiz kapalıdır, senin söylediklerinin hiçbirini anlamıyor demeleri sebebi ile onları rahmetimizden kovduk. Mesele onların dedikleri gibi değildir. Bilakis yüce Allah içinde bulundukları küfürlerinden dolayı onların kalplerini mühürleyip kilitlemiştir ve hayır olarak kalplerine artık herhangi bir şey ulaşmaz. Onlar ancak kendilerine hiçbir fayda vermeyecek şekilde çok az iman ederler

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

156

وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَٰنًا عَظِيمًۭا

Bu, küfürleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyledir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَبِكُفْرِهِمْve küfürlerinden (ötürü)
وَقَوْلِهِمْve sözlerinden
عَلَىٰkarşı
مَرْيَمَMeryem'e
بُهْتَٰنًاbir iftira
عَظِيمًۭاbüyük

Küfürleri ve Meryem -aleyhesselam-'a yalancı şahitlik ederek zina iftirası atmaları sebebiyle biz onları rahmetimizden kovduk.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

157

وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا ٱلْمَسِيحَ عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمْ ۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ لَفِى شَكٍّۢ مِّنْهُ ۚ مَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّ ۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًۢا

Allah’ın Rasûlü Meryem oğlu İsâ Mesih’i biz öldürdük, demeleri sebebiyle (onları lanetledik). Oysa onu öldürmediler, asmadılar da. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gösterildi. Onun hakkında ihtilaf edenler, bu konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu öldürmediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَوْلِهِمْve demelerinden (ötürü)
إِنَّاelbette
قَتَلْنَاbiz öldürdük
ٱلْمَسِيحَMesih'i
عِيسَىÎsa
ٱبْنَoğlu
مَرْيَمَMeryem
رَسُولَelçisi
ٱللَّهِAllah'ın
وَمَاoysa
قَتَلُوهُonu öldürmediler
وَمَاve
صَلَبُوهُasmadılar
وَلَٰكِنfakat
شُبِّهَbenzer gösterildi
لَهُمْkendilerine
وَإِنَّve şüphesiz
ٱلَّذِينَayrılığa düşenler
ٱخْتَلَفُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِonun hakkında
لَفِىiçindedirler
شَكٍّۢtam bir kuşku
مِّنْهُondan yana
مَاyoktur
لَهُمonların
بِهِۦo hususta
مِنْhiç
عِلْمٍbilgileri
إِلَّاsadece
ٱتِّبَاعَuyuyorlar
ٱلظَّنِّzanna
وَمَاonu öldürmediler
قَتَلُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَقِينًۢاyakinen

Övünerek söyledikleri şu yalandan dolayı onlara lanet ettik: Yahudiler, muhakkak ki bizler Allah'ın resulü Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük dediler. Hâlbuki iddia ettikleri gibi onu öldürmediler ve asmadılar. Ancak Allah bir adamı İsa -aleyhisselam-'a benzetti, onu öldürüp astılar. Böylece öldürülenin İsa -aleyhisselam- olduğunu zannettiler. Yahudilerden İsa -aleyhisselam-'ı öldürdüğünü iddia edenlerin ve öldürülmesi için Yahudilere teslim eden Hristiyanların hepsi ölümü hakkında şaşkınlık ve şüphe içerisindedirler. Onun durumu hakkında bir bilgiye sahip değildirler. Ancak onlar zanna uymaktadırlar. Doğrusu zan hiçbir zaman gerçek olmaz. İsa -aleyhisselam-'ı kesinlikle öldürmediler ve asmadılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

158

بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًۭا

Aksine Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلhayır
رَّفَعَهُonu yükseltti
ٱللَّهُAllah
إِلَيْهِkendisine
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
عَزِيزًاdaima üstündür
حَكِيمًۭاhüküm ve hikmet sahibidir

Aksine Allah İsa -aleyhisselam-'ı onların tuzaklarından kurtardı, onu bedeniyle ve ruhuyla kendi katına yükseltti. Allah mülkünde Aziz'dir ve hiçbir kimse O'na galip gelemez. Yönetmesinde, yargılamasında, kanunlarında ve şeriatında hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

159

وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًۭا

Ehl-i Kitap'tan hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsâ’ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsâ) onların aleyhine şahit olacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve andolsun
مِّنْher biri
أَهْلِehlinin
ٱلْكِتَٰبِKitap
إِلَّاancak
لَيُؤْمِنَنَّmutlaka inanacaktır
بِهِۦona
قَبْلَönce
مَوْتِهِۦölümünden
وَيَوْمَgünü de
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
يَكُونُO olacaktır
عَلَيْهِمْonların aleyhine
شَهِيدًۭاşahid

İsa -aleyhisselam- ahir zamanda dünyaya tekrar indikten sonra ve ölmeden önce, ehlikitaptan her biri ona iman edecekler. İsa -aleyhisselam- kıyamet gününde onların şeriata uygun olan ve muhalif olan amellerine şahitlik edecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

160

فَبِظُلْمٍۢ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَٰتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرًۭا

Böylece Yahudilerin zulümleri ve de birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları sebebiyle (önceleri) kendilerine helal kılınmış temiz şeyleri onlara haram kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَبِظُلْمٍۢzulümlerinden dolayı
مِّنَolanların
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَادُوا۟yahudilerin
حَرَّمْنَاyasakladık
عَلَيْهِمْonlara
طَيِّبَٰتٍtemiz ve hoş şeyleri
أُحِلَّتْhelal kılınmış
لَهُمْkendilerine
وَبِصَدِّهِمْve çevirmelerinden dolayı
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
كَثِيرًۭاçoklarını

Yahudilere yaptıkları zulümleri sebebiyle, onlara helal olan bazı yiyecekleri haram ettik. Onlara bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sığırların ve koyunların sırtlarında bulunan yağları hariç, iç yağlarını onlara haram kıldık. Bu yasağın sebebi hem kendilerini ve hem de başkalarını Allah yolundan döndürmeleridir. Böylece Allah yolundan alıkoymak Yahudilerin mizacı/huyu haline gelmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

161

وَأَخْذِهِمُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَقَدْ نُهُوا۟ عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ ۚ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۭا

Kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları ve insanların mallarını batıl yolla yemeleri dolayısıyla, kâfir olanlar için acı veren bir azap hazırladık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَخْذِهِمُve almalarından ötürü
ٱلرِّبَوٰا۟riba
وَقَدْrağmen
نُهُوا۟menedilmelerine
عَنْهُondan
وَأَكْلِهِمْve yemelerinden ötürü
أَمْوَٰلَmallarını
ٱلنَّاسِinsanların
بِٱلْبَٰطِلِhaksız yere
وَأَعْتَدْنَاve hazırladık
لِلْكَٰفِرِينَinkar edenlere
مِنْهُمْiçlerinden
عَذَابًاbir azab
أَلِيمًۭاacı

Allah’ın kendilerine yasaklamasına rağmen, faizi kullanmaları ve insanların mallarını gayrimeşru olarak haksız yere almaları sebebiyle onlardan kâfir olanlara acı verici bir azap hazırladık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

162

لَّٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ مِنْهُمْ وَٱلْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ ۚ وَٱلْمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَ ۚ وَٱلْمُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ أُو۟لَٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا

Fakat onlardan ilimde derinleşip sana indirilene, senden önce indirilenlere iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekât veren Müminlere, Allah’a ve ahiret gününe iman etmiş olanlara, işte onlara çok büyük bir mükâfat vereceğiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّٰكِنِfakat
ٱلرَّٰسِخُونَderinleşmiş olanlar
فِىilimde
ٱلْعِلْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُمْiçlerinden
وَٱلْمُؤْمِنُونَve mü'minler
يُؤْمِنُونَinanırlar
بِمَآşeye
أُنزِلَindirilen
إِلَيْكَsana
وَمَآve şeye
أُنزِلَindirilen
مِنsenden önce
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْمُقِيمِينَO kılanlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَٱلْمُؤْتُونَverenler
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَٱلْمُؤْمِنُونَinananlar var ya
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlara
سَنُؤْتِيهِمْvereceğiz
أَجْرًاbir mükafat
عَظِيمًاbüyük

Ey Resul! Fakat Yahudilerden ilimde derinleşenler ve Allah'ın sana Kur'an'dan indirdiğine iman eden müminler, senden önceki resullere indirilmiş olan Tevrat, İncil gibi kitaplara da iman ederler. Namazı kılarlar, mallarının zekâtını verirler, Allah'ı ortağı olmayan tek bir ilah olarak kabul edip iman ederler. Kıyamet gününe de iman ederler. Bu özelliklerle vasıflanmış kimselere büyük bir sevap vereceğiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

163

۞ إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍۢ وَٱلنَّبِيِّۦنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيْمَٰنَ ۚ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًۭا

Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya'kûb’a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyettik. Dâvud’a da Zebur’u verdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّآelbette biz
أَوْحَيْنَآvahyettik
إِلَيْكَsana da
كَمَآgibi
أَوْحَيْنَآvahyettiğimiz
إِلَىٰNuh'a
نُوحٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberlere
مِنۢondan sonraki
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَوْحَيْنَآnitekim vahyetmiştik
إِلَىٰٓİbrahim'e
إِبْرَٰهِيمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِسْمَٰعِيلَve İsma'il'e
وَإِسْحَٰقَve İshak'a
وَيَعْقُوبَve Ya'kub'a
وَٱلْأَسْبَاطِve sıbtlara
وَعِيسَىٰve Îsa'ya
وَأَيُّوبَve Eyyub'a
وَيُونُسَve Yunus'a
وَهَٰرُونَve Harun'a
وَسُلَيْمَٰنَve Süleyman'a
وَءَاتَيْنَاve vermiştik
دَاوُۥدَDavud'a da
زَبُورًۭاZebur'u

Ey Rasûl! Senden önceki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Sen rasûllerin ilki de değilsin. Kesinlikle Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettik. İbrahim'e ve iki oğlu İsmail ve İshak'a, İshak'ın oğlu Yakub'a ve torunlara (onlar İsrailoğulları'nın on iki kabilelerinde bulunan ve Yakup -aleyhisselam-'ın oğullarından olan peygamberlerdir.) İsâ'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a Hârûn'a ve Süleyman'a da vahyettik. Dâvud -aleyhisselam-'a kitap verdik, o da Zebûr'dur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

164

وَرُسُلًۭا قَدْ قَصَصْنَٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًۭا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ ۚ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًۭا

Peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرُسُلًۭاve elçilere
قَدْelbette
قَصَصْنَٰهُمْanlattığımız
عَلَيْكَsana
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرُسُلًۭاve elçilere
لَّمْanlatmadığımız
نَقْصُصْهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكَsana
وَكَلَّمَve konuşmuştu
ٱللَّهُAllah
مُوسَىٰMusa'ya
تَكْلِيمًۭاsözle

Kur'an'da sana anlattığımız ve anlatmadığımız resuller gönderdik. Sana anlatmadığımız resulleri bir hikmete binaen zikretmedik. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kendi celâline layık bir şekilde Musa -aleyhisselam-'a peygamberlik hususunda bir ikram olması için -vasıtasız- gerçek bir konuşma ile konuştu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

165

رُّسُلًۭا مُّبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى ٱللَّهِ حُجَّةٌۢ بَعْدَ ٱلرُّسُلِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًۭا

Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak rasûller gönderdik ki, rasûllerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رُّسُلًۭاelçiler (gönderdik) ki
مُّبَشِّرِينَmüjdeleyici
وَمُنذِرِينَve uyarıcı
لِئَلَّاkalmasın
يَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلنَّاسِinsanların
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
حُجَّةٌۢbahaneleri
بَعْدَsonra
ٱلرُّسُلِelçilerden
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
عَزِيزًاüstündür
حَكِيمًۭاhüküm ve hikmet sahibidir

Biz, Allah'a iman edenleri değerli sevaplar ile müjdelemeleri ve küfredenleri de acı verici azapla korkutmaları için resulleri gönderdik. Aynı zamanda resullerin gönderilmesinden sonra insanların Allah'a karşı bir delilleri olmaması için gönderdik. Allah mülkünde Aziz ve yargılamasında hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

166

لَّٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ ۖ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ ۖ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا

Lakin, Allah sana indirdiğine şahitlik eder ki, onu kendi ilmi ile indirmiştir. Melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّٰكِنِoysa
ٱللَّهُAllah
يَشْهَدُşahidlik eder
بِمَآne ki
أَنزَلَindirdi
إِلَيْكَsana
أَنزَلَهُۥindirmiş olduğuna
بِعِلْمِهِۦkendi bilgisiyle
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُve melekler de
يَشْهَدُونَşahidlik ederler
وَكَفَىٰkafidir
بِٱللَّهِAllah'ın
شَهِيدًاşahidliği

-Ey Resul!- Eğer Yahudiler seni inkâr ederlerse, şüphesiz Allah Kur'an'da sana indirdiğiyle eksiksiz ve tam olarak seni tasdik eder. Allah onda kullarının bilmek istediklerini kendisinin sevip razı olduğu, sevmediği ve reddettiği ilmini indirdi. Allah'ın şehadetiyle birlikte senin sadık olduğuna melekler de şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter. Allah'ın sana olan şahitliği başkasının şahitliği yerine kâfidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

167

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

Şüphesiz inkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
وَصَدُّوا۟ve menedenler
عَنyolundan
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
قَدْhakikaten
ضَلُّوا۟düşmüşlerdir
ضَلَٰلًۢاbir sapıklığa
بَعِيدًاuzak

Senin peygamberliğini reddedip inkâr edenler ve insanların İslama girmesine engel olanlar haktan şiddetli bir şekilde uzaklaşmışlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

168

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَظَلَمُوا۟ لَمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا

Kâfir olup, zulmedenleri Allah asla, bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
وَظَلَمُوا۟ve zulmedenler
لَمْolmayacak
يَكُنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
لِيَغْفِرَbağışlayan
لَهُمْonları
وَلَاve iletmeyecektir
لِيَهْدِيَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
طَرِيقًاyola

Şüphesiz Allah'ı, resullerini inkâr edenler ve küfürde kalmakla kendi nefislerine zulmedenleri, bulundukları küfür üzerine kalmaya ısrarcı oldukları sürece; yüce Allah bağışlamayacak ve asla onları Allah'ın azabından kurtaracak doğru yola yöneltmeyecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

169

إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًۭا ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًۭا

Cehennemin yolundan başkasına; ki onlar orada ebediyyen kalıcıdırlar. Bu ise Allah’a pek kolaydır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاsadece
طَرِيقَyoluna (iletecektir)
جَهَنَّمَcehennemin
خَٰلِدِينَkalacaklardır
فِيهَآorada
أَبَدًۭاsürekli
وَكَانَve
ذَٰلِكَbu da
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَسِيرًۭاçok kolaydır

Kendilerinin daimî kalacakları cehennemden başka bir yol yoktur. Bu da Allah için çok kolaydır. Hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

170

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلرَّسُولُ بِٱلْحَقِّ مِن رَّبِّكُمْ فَـَٔامِنُوا۟ خَيْرًۭا لَّكُمْ ۚ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًۭا

Ey insanlar! Şüphesiz Rasûl size Rabbinizden hak olan şey ile geldi. Öyleyse iman etmeniz sizin için hayırlıdır. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلنَّاسُinsanlar
قَدْmuhakkak ki
جَآءَكُمُsize getirdi
ٱلرَّسُولُElçi
بِٱلْحَقِّgerçeği
مِنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَـَٔامِنُوا۟inanın
خَيْرًۭاyararınıza olarak
لَّكُمْkendi
وَإِنeğer
تَكْفُرُوا۟inkar ederseniz
فَإِنَّbilin ki
لِلَّهِAllah'ındır
مَاolanlar
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerde
وَكَانَve
ٱللَّهُAllah
عَلِيمًاbilendir
حَكِيمًۭاhüküm ve hikmet sahibidir

Ey insanlar! Size resul Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'dan hidayeti ve hak dini getirdi. Siz de getirdiğine iman ediniz, sizin için dünyada ve ahirette hayırlı olan budur. Eğer Allah'ı inkâr ederseniz, Allah'ın iman etmenize ihtiyacı yoktur ve sizin küfretmeniz O'na zarar vermez. Çünkü göklerin, yerin ve aralarında bulunanların hepsinin mülkü O'na aittir. Şüphesiz Allah, hidayeti kimin hak ettiğini daha iyi bilir ve ona hidayeti kolaylaştırır. Kimin de hidayeti hak etmediğini bilir ve onu hidayete karşı kör eder. Allah söylemiş olduğu sözlerinde, fiillerinde, şeriatında ve kaderinde (takdir ettiğinde) hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

171

يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا تَغْلُوا۟ فِى دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ ۚ إِنَّمَا ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ ٱللَّهِ وَكَلِمَتُهُۥٓ أَلْقَىٰهَآ إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌۭ مِّنْهُ ۖ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ۖ وَلَا تَقُولُوا۟ ثَلَٰثَةٌ ۚ ٱنتَهُوا۟ خَيْرًۭا لَّكُمْ ۚ إِنَّمَا ٱللَّهُ إِلَٰهٌۭ وَٰحِدٌۭ ۖ سُبْحَٰنَهُۥٓ أَن يَكُونَ لَهُۥ وَلَدٌۭ ۘ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًۭا

Ey Ehli Kitap! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında doğru olandan başka bir şey söylemeyin. Meryem oğlu İsâ Mesih, sadece Allah’ın Rasûlü ve Meryem'e ulaştırdığı bir kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine iman edin! “Üçtür” demeyin. Kendi iyiliğiniz için bundan vazgeçin. Allah sadece tek bir ilahtır, bir çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerdeki ve yerdekiler O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَهْلَEy ehli
ٱلْكِتَٰبِKitap
لَاtaşkınlık etmeyin
تَغْلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىdininizde
دِينِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve söylemeyin
تَقُولُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
إِلَّاdışında
ٱلْحَقَّgerçek
إِنَّمَاşüphesiz
ٱلْمَسِيحُMesih
عِيسَىÎsa
ٱبْنُoğlu
مَرْيَمَMeryem
رَسُولُelçisidir
ٱللَّهِAllah'ın
وَكَلِمَتُهُۥٓve O'nun kelimesidir
أَلْقَىٰهَآattığı
إِلَىٰMeryem'e
مَرْيَمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرُوحٌۭve bir ruhtur
مِّنْهُO'ndan
فَـَٔامِنُوا۟inanın
بِٱللَّهِAllah'a
وَرُسُلِهِۦve elçilerine
وَلَاdemeyin
تَقُولُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثَلَٰثَةٌ(Allah) Üçtür
ٱنتَهُوا۟buna son verin
خَيْرًۭاyararınıza olarak
لَّكُمْkendi
إِنَّمَاçünkü
ٱللَّهُAllah
إِلَٰهٌۭtanrıdır
وَٰحِدٌۭbir tek
سُبْحَٰنَهُۥٓO yücedir
أَنolmaktan
يَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُۥkendisi
وَلَدٌۭçocuk sahibi
لَّهُۥO'nundur
مَاolanlar
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve olanlar
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَكَفَىٰve yeter
بِٱللَّهِAllah
وَكِيلًۭاvekil olarak

Ey Resul! İncil'in kendilerine indirildiği Hristiyanlara, dininizde haddi aşmayın diyerek uyar. Allah hakkında İsa -aleyhisselam- ile ilgili ancak hakkı söyleyiniz. Meryemoğlu Mesih İsa, Allah'ın hak ile göndermiş olduğu bir resulüdür. Allah İsa -aleyhisselam-'ı Cibril'i Meryem'e gönderdiği kelimesiyle yarattı. O kelimesi de ''Ol" emridir. O da, Allah'ın emri ile Cibril'in Meryem'e üfürmüş olduğu ruhtur. Allah'a ve resullerinin arasında ayrım yapmadan hepsine birlikte iman ediniz. ilahlar üçtür demeyiniz. Yalan ve bozuk olan bu sözü söylemekten vazgeçiniz. Bunu söylemekten vazgeçmeniz sizin için dünyada ve ahirette iyi ve hayırlı olur. Allah sadece tek bir ilahtır. Bir ortağının ve bir çocuğunun da olmasından münezzehtir. O, zengindir. Göklerde, yerde ve aralarında bulunan her şeyin mülkü O'nundur. Allah'ın göklerin ve yerin idarecisi ve düzenleyicisi olması yeterlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

172

لَّن يَسْتَنكِفَ ٱلْمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبْدًۭا لِّلَّهِ وَلَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۚ وَمَن يَسْتَنكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًۭا

Mesih, Allah’a kul olmaktan asla büyüklenip çekinmemiştir. Yakın melekler de (kulluktan çekinmezler). Kim Allah’a kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa; bilsin ki Allah, herkesi huzurunda toplayacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّنçekinmez
يَسْتَنكِفَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمَسِيحُMesih
أَنolmaktan
يَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَبْدًۭاkul
لِّلَّهِAllah'a
وَلَاve melekler de
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُقَرَّبُونَ(Allah'a) yaklaştırılmış
وَمَنve kim
يَسْتَنكِفْçekinirse
عَنْO'na kulluktan
عِبَادَتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَسْتَكْبِرْve büyüklük taslarsa
فَسَيَحْشُرُهُمْbilsin ki O toplayacaktır
إِلَيْهِkendi huzuruna
جَمِيعًۭاonların hepsini

Meryemoğlu İsa, Allah'a kul olmaktan çekinmez. Aynı zamanda Allah'ın kendisine yakınlaştırdığı ve makamlarını yükselttiği melekler de O'na kul olmaktan çekinmezler. Siz, ey Hristiyanlar! İsa -aleyhisselam-'ı nasıl ilah edinirsiniz? Müşrikler nasıl melekleri ilah edinirler? Kim Allah'a ibadet etmekten ve kul olmaktan çekinip, büyüklenirse, şüphesiz Allah, kıyamet gününde herkesi huzuruna haşredip toplayacaktır. Herkesi hak ettiğine göre cezalandırıp mükâfatlandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

173

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ ۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْتَنكَفُوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۭا وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّۭا وَلَا نَصِيرًۭا

İman edip salih ameller işleyenlere mükâfatlarını verecek ve onlara nimetini daha da artıracak, (ibadet etmekten) çekinenleri ve büyüklük taslayanları da acı bir azap ile cezalandıracaktır. Kendilerine Allah’tan başka bir veli ve yardımcı da bulamayacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَمَّاgelince
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟ve yapanlara
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
فَيُوَفِّيهِمْeksiksiz ödeyecektir
أُجُورَهُمْmükafatlarını
وَيَزِيدُهُمve daha fazlasını da verecektir
مِّنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَمَّاgelince
ٱلَّذِينَkimselere
ٱسْتَنكَفُوا۟çekinen(lere)
وَٱسْتَكْبَرُوا۟ve büyüklük taslayanlara
فَيُعَذِّبُهُمْazabedecektir
عَذَابًاbir azapla
أَلِيمًۭاacıklı
وَلَاve onlar bulamayacaklardır
يَجِدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمkendilerine
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
وَلِيًّۭاbir dost
وَلَاve bir yardımcı
نَصِيرًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah, iman edip resullerini tasdik edenlere, salih amelleri Allah için ihlasla şeriata uygun olarak yapanlara, amellerinin sevabını eksiksiz verecektir. Kendi lütfundan ve ihsanından daha çok sevap verip artıracaktır. Allah'a ibadet ve itaat etmekten çekinenlere, büyüklenip kibirlenenlere gelince; onları acı bir azapla cezalandıracaktır. Onlar kıyamet gününde kendilerine Allah'tan başka fayda verecek hiçbir kimse bulamayacaklardır. Başlarına gelen zararı uzaklaştıracak bir yardımcı da bulamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

174

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُم بُرْهَٰنٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ نُورًۭا مُّبِينًۭا

Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلنَّاسُinsanlar
قَدْmuhakkak ki
جَآءَكُمsize geldi
بُرْهَٰنٌۭbir delil
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنزَلْنَآve indirdik
إِلَيْكُمْsize
نُورًۭاbir nur
مُّبِينًۭاapaçık

-Ey insanlar!- Size Rabbinizden ortada mazeret bırakmayan ve şüpheleri kaldıran apaçık bir delil gelmiştir. Bu delil, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir. Ve size açık bir nur indirdik ki, o da Kur'an'dır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

175

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِهِۦ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِى رَحْمَةٍۢ مِّنْهُ وَفَضْلٍۢ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَٰطًۭا مُّسْتَقِيمًۭا

Allah, kendisine iman edip, Kur’an’a sarılanları rahmetine ve bol nimetlerine girdirecek ve onları kendisine (götüren) dosdoğru bir yola iletecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَمَّاgelince
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟inanan(lara)
بِٱللَّهِAlah'a
وَٱعْتَصَمُوا۟ve yapışanlara
بِهِۦO'na
فَسَيُدْخِلُهُمْsokacaktır
فِىbir rahmetin içine
رَحْمَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْهُkendinden
وَفَضْلٍۢve lutfun
وَيَهْدِيهِمْve onları iletecektir
إِلَيْهِkendisine varan
صِرَٰطًۭاbir yola
مُّسْتَقِيمًۭاdoğru

Allah'a iman edip peygamberine indirilen Kur'an'a sımsıkı tutunanlar var ya; Allah cennete girmekle onlara rahmet edecektir. Aynı zamanda derecelerini yükselterek sevaplarını da artıracaktır. Hiçbir eğriliği olmayan dosdoğru yoldan yürümeleri için onları muvaffak kılacaktır. O da Adn cennetlerine ulaştıran yoldur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

176

يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِى ٱلْكَلَٰلَةِ ۚ إِنِ ٱمْرُؤٌا۟ هَلَكَ لَيْسَ لَهُۥ وَلَدٌۭ وَلَهُۥٓ أُخْتٌۭ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ ۚ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌۭ ۚ فَإِن كَانَتَا ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ ۚ وَإِن كَانُوٓا۟ إِخْوَةًۭ رِّجَالًۭا وَنِسَآءًۭ فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ ۗ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّوا۟ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ

Senden fetva isterler. De ki: Allah size kelâle/babasız ve çocuksuz miras bırakan kimse hakkında hükmü açıklıyor. Eğer çocuğu olmayıp bir kız kardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kız kardeşinindir. Eğer kız kardeş ölür de çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş malının tümüne varis olur. Eğer iki kız kardeşi varsa bu ikisine (erkek kardeşin bıraktığı) mirasın üçte ikisi düşer. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşler ise, erkeğe iki kadının hissesi kadar düşer. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَسْتَفْتُونَكَsenden fetva istiyorlar
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah
يُفْتِيكُمْsize şöyle açıklıyor
فِىhakkında
ٱلْكَلَٰلَةِkelale
إِنِeğer
ٱمْرُؤٌا۟kişinin
هَلَكَölen
لَيْسَyoksa
لَهُۥonun
وَلَدٌۭçocuğu
وَلَهُۥٓve varsa
أُخْتٌۭbir kızkardeşi
فَلَهَاo(kızkardeşi)nindir
نِصْفُyarısı
مَاne ki
تَرَكَmiras bıraktı
وَهُوَfakat kendisi
يَرِثُهَآonun mirasını alır
إِنeğer
لَّمْyoksa (kızkardeşinin)
يَكُنAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَّهَاkendi
وَلَدٌۭçocuğu
فَإِنeğer
كَانَتَاvarsa
ٱثْنَتَيْنِiki kızkardeşi
فَلَهُمَاonlarındır
ٱلثُّلُثَانِüçte ikisi
مِمَّاbıraktığı mirasın
تَرَكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنve eğer
كَانُوٓا۟olursa (birçok)
إِخْوَةًۭkardeşler
رِّجَالًۭاerkek
وَنِسَآءًۭve kadın
فَلِلذَّكَرِerkeğe
مِثْلُkadar (verilir)
حَظِّpayı
ٱلْأُنثَيَيْنِiki kadının
يُبَيِّنُaçıklıyor
ٱللَّهُAllah
لَكُمْsize
أَنdiye
تَضِلُّوا۟şaşırırsınız
وَٱللَّهُAllah
بِكُلِّhe
شَىْءٍşeyi
عَلِيمٌۢbilir

-Ey Resul!- Sana kelâle'nin (babasız ve çocuksuz miras bırakan kimse) mirası hakkında fetva vermen için soruyorlar. Kelâle, ölüp arkasında ana-baba ve çocuk bırakmayan kimsedir. Bunun ile ilgili durumu Allah bildirir de. Eğer bir kimse ölüp arkasında ana-baba ve çocuk bırakmaz ise onun (anne-baba) bir öz kız kardeşi veya babadan bir kız kardeşi varsa miras olarak malının yarısını farz olarak alır. Öz erkek kardeşi veya babasından bir erkek kardeşi de eğer onunla beraber farz sahibi yok ise asabe olarak yani mirastan hak sahipleri haklarını aldıktan sonra artan mirası alır. Eğer onunla beraber farz sahibi varsa geri kalan mirası ondan sonra alır. Eğer öz kız kardeşler veya babadan kız kardeşler iki veya daha fazla sayıda olurlarsa farz olarak üçte ikisini alırlar. Şayet öz veya baba bir erkek kardeşler ile beraber kız kardeşler var ise mirastan geriye kalan malı (erkeğe iki kıza bir pay) kuralına göre dağıtılır. Allah size kelâlenin miras hükmünü ve başka hükümleri de yanlışa düşmemeniz için açıklamaktadır. Allah her şeyi bilir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir