Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

13. Sûre · Medine · 43 Ayet

الرعد

RA'D SÛRESİ

Gök Gürültüsü

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓمٓر ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ۗ وَٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ٱلْحَقُّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

Elif Lâm Mîm Râ.1 İşte bunlar kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen (bu Kur'an) haktır, fakat insanların çoğu iman etmezler.

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓمٓرElif Lam Mim Ra
تِلْكَşunlar
ءَايَٰتُayetleridir
ٱلْكِتَٰبِKitabın
وَٱلَّذِىٓindirilen
أُنزِلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَقُّhaktır
وَلَٰكِنَّve fakat
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاinanmazlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

(Elif Lâm Mîm Râ) Bakara suresinin başında buna benzer harfler hakkında açıklama yapılmıştır. Bu yüce ayetler bu surede zikredilmiştir. -Ey Resul!- Allah'ın sana indirdiği Kur'an içinde uydurma bulunmayan hak olan (bir kitaptır), Allah'ın katından olduğunda şek şüphe yoktur. Ancak insanların çoğu inat ve kibirlerinden dolayı ona iman etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

ٱللَّهُ ٱلَّذِى رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍۢ تَرَوْنَهَا ۖ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ ۖ كُلٌّۭ يَجْرِى لِأَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى ۚ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ يُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

Allah, gökleri gördüğünüz gibi herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a istiva eden, Güneş'e de Ay'a da emrine boyun eğdirendir. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi yerli yerince düzenler, ayetleri ayrı ayrı açıklar ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak iman edesiniz.

Ayet sayfası →
Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah
ٱلَّذِىodur ki
رَفَعَyükseltti
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
بِغَيْرِolmadan
عَمَدٍۢbir direk
تَرَوْنَهَاgörebileceğiniz
ثُمَّsonra
ٱسْتَوَىٰistiva etti
عَلَىüzerine
ٱلْعَرْشِArş
وَسَخَّرَve boyun eğdirdi
ٱلشَّمْسَgüneşi
وَٱلْقَمَرَve ay'ı
كُلٌّۭher biri
يَجْرِىakıp gitmektedir
لِأَجَلٍۢbir süre için
مُّسَمًّۭىbelirli
يُدَبِّرُdüzenliyor
ٱلْأَمْرَişi(ni)
يُفَصِّلُaçıklıyor
ٱلْءَايَٰتِayerleri
لَعَلَّكُمböylece
بِلِقَآءِkarşılaşacağınıza
رَبِّكُمْRabbinizle
تُوقِنُونَkesin olarak inanırsınız

Allah gökleri gördüğünüz gibi herhangi bir dayanak olmadan yükseltip yaratandır. Sonra temsîl (benzetme) ve tekyîf (keyfiyet verme) olmaksızın şanına yakışır bir şekilde arşın üzerine yükselmiştir. Güneşi ve ayı faydalanmaları için mahlukatının hizmetine sunmuştur. Güneş ve aydan her biri Allah'ın ilmiyle belirli bir süre (yörüngelerinde) akıp gitmektedir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- göklerde ve yerdeki işleri dilediği gibi yönetmektedir. Kıyamet günü Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız ve o güne salih amellerle hazırlık yapasınız diye kudretine delalet eden ayetleri açıklar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

وَهُوَ ٱلَّذِى مَدَّ ٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنْهَٰرًۭا ۖ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ جَعَلَ فِيهَا زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ ۖ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَتَفَكَّرُونَ

O, yeryüzünü yayıp döşeyen, orada sabit dağlar, nehirler var eden, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratan gündüzü geceyle bürüyendir. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için deliller vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَهُوَve O'dur
ٱلَّذِىki
مَدَّuzattı
ٱلْأَرْضَarzı
وَجَعَلَve var etti
فِيهَاorada
رَوَٰسِىَsabit dağlar
وَأَنْهَٰرًۭاve ırmaklar
وَمِنve
كُلِّher
ٱلثَّمَرَٰتِmeyvadan
جَعَلَyarattı
فِيهَاorada
زَوْجَيْنِçift (erkek-dişi)
ٱثْنَيْنِiki
يُغْشِىörter
ٱلَّيْلَgeceyi
ٱلنَّهَارَgündüz(ün üzerine)
إِنَّşüphesiz
فِىbunda
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَءَايَٰتٍۢayetler vardır
لِّقَوْمٍۢbir toplum için
يَتَفَكَّرُونَdüşünen

O -Subhânehû ve Teâlâ- yeryüzünü yayıp döşeyen, orada insanlar ileri geri sallanmasın/sendelemesin diye sabit dağlar yaratan, yeryüzünde insanları, hayvanlarını, ekinlerini sulamak için nehirler var eden, orada her türlü meyve ve hayvanlardan erkek ve dişi iki sınıf yaratan, geceyi gündüzün üstüne örten, ışık saçarken karanlığa gömendir. Şüphesiz ki bu zikredilen şeylerde Allah'ın yarattıklarını düşünüp tefekkür eden toplumlar için apaçık deliller vardır. İşte onlar bu apaçık delillerden istifade ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَفِى ٱلْأَرْضِ قِطَعٌۭ مُّتَجَٰوِرَٰتٌۭ وَجَنَّٰتٌۭ مِّنْ أَعْنَٰبٍۢ وَزَرْعٌۭ وَنَخِيلٌۭ صِنْوَانٌۭ وَغَيْرُ صِنْوَانٍۢ يُسْقَىٰ بِمَآءٍۢ وَٰحِدٍۢ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلَىٰ بَعْضٍۢ فِى ٱلْأُكُلِ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَعْقِلُونَ

Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَفِىve (vardır)
ٱلْأَرْضِarzda
قِطَعٌۭkıt'alar
مُّتَجَٰوِرَٰتٌۭbirbirine komşu
وَجَنَّٰتٌۭve bağlar(ı vardır)
مِّنْüzüm
أَعْنَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَزَرْعٌۭve ekinler
وَنَخِيلٌۭve hurmalıklar
صِنْوَانٌۭçatallı
وَغَيْرُve olmadan
صِنْوَانٍۢçatalı
يُسْقَىٰ(bunların hepsi) sulanır
بِمَآءٍۢsu ile
وَٰحِدٍۢbir
وَنُفَضِّلُama üstün yaparız
بَعْضَهَاbirbirini
عَلَىٰüzerine
بَعْضٍۢdiğerinin
فِىürünlerinde
ٱلْأُكُلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
فِىbunda
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَءَايَٰتٍۢayetler vardır
لِّقَوْمٍۢbir toplum için
يَعْقِلُونَaklını kullanan

Yeryüzünde birbirine yakın araziler vardır. Orada üzüm bağları, ekinler, bir gövdeden ve farklı farklı gövdelerden çıkan hurma ağaçları vardır ki bu bahçeler ve ekinler aynı su ile sulanır. Yan yana olmasına ve aynı yerden sulanmasına rağmen tat ve fayda bakımından bazısını bazısına üstün kıldık. Şüphesiz bu zikredilenlerde aklını kullanan toplum için deliller vardır. Çünkü onlar bundan ibret alan kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

۞ وَإِن تَعْجَبْ فَعَجَبٌۭ قَوْلُهُمْ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍۢ جَدِيدٍ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَغْلَٰلُ فِىٓ أَعْنَاقِهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنeğer
تَعْجَبْşaşacaksan
فَعَجَبٌۭşaşmak lazım
قَوْلُهُمْonların şu sözlerine
أَءِذَاzaman mı?
كُنَّاbiz olduğumuz
تُرَٰبًاtoprak
أَءِنَّاgerçekten biz mi?
لَفِىiçinde (olacağız)
خَلْقٍۢbir yaratılış
جَدِيدٍyeniden
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
كَفَرُوا۟inkar eden(lerdir)
بِرَبِّهِمْRablerini
وَأُو۟لَٰٓئِكَve onlar (bulunanlardır)
ٱلْأَغْلَٰلُhalkalar
فِىٓboyunlarında
أَعْنَاقِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأُو۟لَٰٓئِكَve onlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلنَّارِateş
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

-Ey Resul- Eğer bir şeye şaşıracaksan, onların yeniden dirilmeyi yalanlamalarına şaşırman daha hakkaniyetlidir. inkâr etmelerine delil olarak şunu söylemişlerdir: Biz öldükten sonra toprak olup, çürüyerek ufalanmış kemiklere dönüşünce yeniden mi hayat bulacağız? İşte bunlar Rablerini inkâr ederek öldükten sonra yeniden dirilmeyi inkâr eden kimselerdir. Aynı zamanda O'nun (Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın) öldükten sonra yeniden ölüleri diriltmeye kadir olduğunu da inkâr etmişlerdir. Kıyamet günü onların boyunlarına ateşten zincirler vurulur. Ve onlar cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Onlar yok olmayacak ve onlardan azap hiç kesilmeyecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِمُ ٱلْمَثُلَٰتُ ۗ وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍۢ لِّلنَّاسِ عَلَىٰ ظُلْمِهِمْ ۖ وَإِنَّ رَبَّكَ لَشَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Hâlbuki onlardan önce nice örnekler gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, zulümlerine rağmen insanlara yine de mağfiret edendir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَسْتَعْجِلُونَكَve senden acele istiyorlar
بِٱلسَّيِّئَةِkötülüğü
قَبْلَönce
ٱلْحَسَنَةِiyilikten
وَقَدْve oysa
خَلَتْgelip geçti
مِنonlardan önce
قَبْلِهِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمَثُلَٰتُbenzerleri
وَإِنَّve şüphesiz
رَبَّكَRabbin
لَذُوsahibidir
مَغْفِرَةٍۢmağfiret
لِّلنَّاسِinsanlar için
عَلَىٰkarşı
ظُلْمِهِمْzulümlerine
وَإِنَّve şüphesiz
رَبَّكَRabbinin
لَشَدِيدُpek çetindir
ٱلْعِقَابِazabı

-Ey Resul- Müşrikler senden azabın gelmesi için acele etmeni istiyorlar. Allah'ın kendilerine takdir ettiği nimetlerin tamamlanmasından önce azabın inmesini yavaş buluyorlar. Hâlbuki daha önceden onların emsali olan inkârcı topluluklar için nice azaplar gelip geçmiştir. Neden bundan ibret almazlar? -Ey Resul!- Şüphesiz senin Rabbin zulümlerine rağmen insanları bağışlayandır. Allah'a tövbe etmeleri için insanlara azap etmekte acele etmez. Eğer tövbe etmezlerse küfürlerinde ısrar edenler için de azabı pek çetindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦٓ ۗ إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرٌۭ ۖ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ

Küfre sapanlar, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُve diyorlar ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَوْلَآdeğil miydi?
أُنزِلَindirmeli
عَلَيْهِona
ءَايَةٌۭbir ayet
مِّنRabbinden
رَّبِّهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّمَآşüphesiz
أَنتَsen
مُنذِرٌۭbir uyarıcısın
وَلِكُلِّve hepsi için vardır
قَوْمٍtoplumun
هَادٍbir yol göstericisi

Allah'ı inkâr edenler - sürekli olarak yüz çeviren ve inatçı olanlar-: "Musa ve İsa'ya indirildiği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem'e de Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" diyorlar. Ancak sen -Ey Resul- Allah'ın azabından insanları korkutmakla görevlisin. Allah'ın sana verdiği mucizelerden başka mucize gösteremezsin. Her topluluk için onlara hak yolu gösteren ve ona çağıran bir peygamber vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

ٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَىٰ وَمَا تَغِيضُ ٱلْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ ۖ وَكُلُّ شَىْءٍ عِندَهُۥ بِمِقْدَارٍ

Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin arttırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. O’nun katında her şey bir ölçü iledir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah
يَعْلَمُbilir
مَاneyi
تَحْمِلُyüklendiğini
كُلُّher
أُنثَىٰdişinin
وَمَاve neyi
تَغِيضُeksilttiğini
ٱلْأَرْحَامُrahimlerin
وَمَاve neyi
تَزْدَادُartırdığını
وَكُلُّve her
شَىْءٍşey
عِندَهُۥonun yanında
بِمِقْدَارٍbir ölçü iledir

Yüce Allah her dişinin karnında neyi taşıdığını ve onun hakkındaki her şeyi bilir. Rahimlerde meydana gelen eksikliği, fazlalığı, sağlıklı olanı ve hasta olanı da bilir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın katında her şey bir ölçü iledir, ne artar ne de eksilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْكَبِيرُ ٱلْمُتَعَالِ

O, görünmeyeni de görüneni de bilendir. O çok büyüktür, yüksektir, yüceler yücesidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
عَٰلِمُ(O) bilendir
ٱلْغَيْبِgizliyi
وَٱلشَّهَٰدَةِve aşikareyi
ٱلْكَبِيرُbüyüktür
ٱلْمُتَعَالِyücedir

Çünkü O -Subhânehu ve Teâlâ- mahlukatının duyularının algılayamadığı her şeyi hakkıyla bilendir. Onların duyularının algıladığı her şeyi de hakkıyla bilendir. O, sıfatlarında, isimlerinde ve fiillerinde azametlidir. Zatı ve sıfatları ile yaratmış olduğu mahlukatının üzerindedir ve çok yücedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

سَوَآءٌۭ مِّنكُم مَّنْ أَسَرَّ ٱلْقَوْلَ وَمَن جَهَرَ بِهِۦ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍۭ بِٱلَّيْلِ وَسَارِبٌۢ بِٱلنَّهَارِ

(O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan birdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَوَآءٌۭbirdir
مِّنكُمaranızdan
مَّنْkimse
أَسَرَّgizleyen
ٱلْقَوْلَsözü
وَمَنve kimse
جَهَرَaçık (söyleyen)
بِهِۦonu
وَمَنْve kimse
هُوَo
مُسْتَخْفٍۭgizlenendir
بِٱلَّيْلِgeceleyin
وَسَارِبٌۢve görünendir
بِٱلنَّهَارِgündüzün

Gizli olanı da, saklanan sırları da bilir. -Ey İnsanlar!- Sizden sözünü gizleyen ile sözünü açıkça söyleyen O'nun ilminde birdir. Aynı zamanda O'nun ilminde gece karanlıkta insanların bakışlarından gizlenen ile güpegündüz amellerini açıktan yapan birdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌۭ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ ۗ وَإِذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِقَوْمٍۢ سُوٓءًۭا فَلَا مَرَدَّ لَهُۥ ۚ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَالٍ

İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu koruyup gözetirler. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَهُۥO(insa)nın vardır
مُعَقِّبَٰتٌۭizleyenler
مِّنۢönünden
بَيْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمِنْve
خَلْفِهِۦarkasından
يَحْفَظُونَهُۥonu korurlar
مِنْemrinden
أَمْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَا(durumlarını) değiştirmez
يُغَيِّرُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاbir milet
بِقَوْمٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰsürece
يُغَيِّرُوا۟değiştirmediği
مَاkendi (durumlarını)
بِأَنفُسِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِذَآzaman
أَرَادَistediği
ٱللَّهُAllah
بِقَوْمٍۢbir kavme
سُوٓءًۭاkötülük
فَلَاartık yoktur
مَرَدَّgeri çevirecek
لَهُۥonu
وَمَاzaten yoktur
لَهُمonların
مِّنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنkoruyucuları
وَالٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın insanlar için ardı ardına gönderdiği melekleri vardır. Bazısı gece, bazısı da gündüz gelir. Allah'ın emri ile insanları, yüce Allah'ın onlar hakkında yazıp, takdir ettiği şeylerden korurlar. Aslında bu şeylerin onlara zarar vermemesini yüce Allah takdir etmiştir. Kulların söz ve amellerini yazarlar. Şüphesiz ki Yüce Allah, bir topluluğun içinde bulunduğu güzel durumu, şükredilecek bir durumdan kendilerini değiştirmedikleri sürece değiştirip, hoşlanmayacakları bir hale çevirmez. Eğer Allah -Subhânehu ve Teâlâ- bir kavmin helak olmasını dilerse O'nun bu isteğini geri çevirecek yoktur. -Ey İnsanlar!- Sizin için işlerinizi çekip çeviren Allah'tan başkası yoktur. Size isabet eden musibetleri defetmesi için O'na sığınırsınız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمُ ٱلْبَرْقَ خَوْفًۭا وَطَمَعًۭا وَيُنشِئُ ٱلسَّحَابَ ٱلثِّقَالَ

O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösteren, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىsize gösteren
يُرِيكُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبَرْقَşimşeği
خَوْفًۭاkorku
وَطَمَعًۭاve umud içinde
وَيُنشِئُve yapan
ٱلسَّحَابَbulutları
ٱلثِّقَالَağır (yüklü)

-Ey İnsanlar!- Size şimşeği gösteren, sizin için gök gürültüsü ile korku salıp, yağmur ümidini bir araya toplayandır. Sağanak yağmurla dolu yüklü bulutları meydana getiren O'dur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَيُسَبِّحُ ٱلرَّعْدُ بِحَمْدِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِۦ وَيُرْسِلُ ٱلصَّوَٰعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَآءُ وَهُمْ يُجَٰدِلُونَ فِى ٱللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ ٱلْمِحَالِ

Gök gürültüsü O’na hamd ederek tesbih eder, Melekler de O’nun korkusundan tesbih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيُسَبِّحُve tesbih ederler
ٱلرَّعْدُgök gürültüsü
بِحَمْدِهِۦonun övgüsüyle
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُve melekler
مِنْkorkusundan
خِيفَتِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُرْسِلُve gönderir
ٱلصَّوَٰعِقَyıldırımlar
فَيُصِيبُçarpar
بِهَاonlarla
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَهُمْve onlar
يُجَٰدِلُونَtartışmaktadırlar
فِىhakkında
ٱللَّهِAllah
وَهُوَve O'nun
شَدِيدُpek çetindir
ٱلْمِحَالِtuzağı (cezası)

Gök gürültüsü Rabbi -Subhânehû ve Teâlâ-'yı hamd ile tesbih eder. Melekler de Rablerinden korkarak, tazim ve saygı duyarak O'nu tesbih ederler. Yakıcı yıldırımları dilediği kullarına gönderip onu helak eder. Kâfirler Allah'ın vahdaniyyetinde (birliğinde) birbiriyle çekişirler. Yüce Allah'ın güç ve kuvveti çok şiddetlidir. Bundan dolayı bir şey istediğinde onu yapar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

لَهُۥ دَعْوَةُ ٱلْحَقِّ ۖ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَىْءٍ إِلَّا كَبَٰسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَٰلِغِهِۦ ۚ وَمَا دُعَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍۢ

Gerçek dua/ibadet yalnızca O’nadır. O’ndan başka dua ettikleri, kendilerine hiçbir şekilde karşılık veremezler. Onların durumu; ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu (uzaktan) açan kimse gibidir. Halbuki su (ağzına) ulaşacak değildir. İşte kâfirlerin duası delalet içinde olmaktan başka birşey değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَهُۥancak O'nadır
دَعْوَةُdu'a
ٱلْحَقِّgerçek
وَٱلَّذِينَkimseler ise
يَدْعُونَdu'a ettikleri
مِنO'ndan başka
دُونِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاisteklerini karşılayamazlar
يَسْتَجِيبُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمkendilerinin
بِشَىْءٍhiçbir
إِلَّاancak
كَبَٰسِطِuzatan kimse gibidir
كَفَّيْهِavuçlarını
إِلَىsuya
ٱلْمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِيَبْلُغَgelsin diye
فَاهُağzına
وَمَاoysa
هُوَo
بِبَٰلِغِهِۦon(un ağzın)a gelmez
وَمَاve (işte)
دُعَآءُdu'ası
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin
إِلَّاancak
فِىboşa gider
ضَلَٰلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Dua/ibadet yalnızca Allah'a yapılır. Bu hususta hiç kimse O'na ortak değildir. Müşriklerin Allah'tan gayrısına dua ettiği putlar hangi husus olursa olsun dua edenin duasına icabet edemezler. Onların ettiği dua ancak susamış kimsenin su içmek için elini (uzaktan) suya uzatması gibidir. Su ağzına ulaşmayacaktır. Kafirlerin putlarına yaptıkları dua/ibadet ancak zayi olmak/kaybetmek ve haktan uzak olmaktır. Çünkü (o putlar) onlara fayda sağlayamazlar ve zarar da veremezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًۭا وَكَرْهًۭا وَظِلَٰلُهُم بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْءَاصَالِ ۩

Hâlbuki göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِلَّهِve Allah'a
يَسْجُدُsecde ederler
مَنolanların hepsi
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerde
طَوْعًۭاgönüllü
وَكَرْهًۭا(veya) zoraki
وَظِلَٰلُهُمve gölgeleri de
بِٱلْغُدُوِّsabah
وَٱلْءَاصَالِakşam

Göklerde ve yerde ne varsa secde ile yalnızca Allah için boyun eğer. Bu hususta mümin ile kafir eşittir. Ancak mümin isteyerek O'na boyun eğer ve secde eder. Kafir ise istemeden boyun büker. (Kafirin) Fıtratı O'na isteyerek itaat etmesini mecbur kılar. Gölgesi olan her mahlukat gece ve gündüz O'na boyun eğer.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُلِ ٱللَّهُ ۚ قُلْ أَفَٱتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ لَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعًۭا وَلَا ضَرًّۭا ۚ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِى ٱلظُّلُمَٰتُ وَٱلنُّورُ ۗ أَمْ جَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ خَلَقُوا۟ كَخَلْقِهِۦ فَتَشَٰبَهَ ٱلْخَلْقُ عَلَيْهِمْ ۚ قُلِ ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍۢ وَهُوَ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّٰرُ

De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, Kahhâr'dır/mutlak galiptir.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَنkimdir?
رَّبُّRabbi
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah!
قُلْO halde de'
أَفَٱتَّخَذْتُمmi edindiniz?
مِّنO'ndan başka
دُونِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْلِيَآءَveliler
لَاgücü olmayan
يَمْلِكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِأَنفُسِهِمْkendilerine
نَفْعًۭاbir fayda
وَلَاve veremeyen
ضَرًّۭاbir zarar
قُلْde ki
هَلْbir olur mu?
يَسْتَوِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَعْمَىٰkör
وَٱلْبَصِيرُve gören
أَمْyahut
هَلْbir olur mu?
تَسْتَوِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلظُّلُمَٰتُkaranlıklar
وَٱلنُّورُve aydınlık
أَمْyoksa
جَعَلُوا۟buldular da
لِلَّهِAllah'a
شُرَكَآءَortaklar
خَلَقُوا۟yaratan
كَخَلْقِهِۦO'nun yarattığı gibi
فَتَشَٰبَهَbenzer (mi) göründü
ٱلْخَلْقُbu yaratma
عَلَيْهِمْonlara
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah'tır
خَٰلِقُyaratıcısı
كُلِّher
شَىْءٍۢşeyin
وَهُوَve O
ٱلْوَٰحِدُtektir
ٱلْقَهَّٰرُkahredendir

-Ey Rasûl!- Allah ile birlikte başkalarına ibadet eden kâfirlere de ki: Gökleri ve yeri yaratan, ikisinin işlerini çekip çeviren kimdir? -Ey Rasûl!- de ki: O ikisini yaratan ve işlerini idare eden Allah'tır. Zaten sizler bunu ikrar ediyorsunuz. -Ey Rasûl!- Onlara de ki: Kendilerine fayda sağlayamayan, kendilerinden zararı def edemeyen Allah'ı barkıp ta başka aciz dostlar mı edindiniz? Bununla beraber onlar başkalarına yardım mı edecekler? -Ey Rasûl!- Onlara de ki: Basiretsiz olan kâfir ile hidayet üzere basiret sahibi Mümin bir olur mu? Ya da karanlıklar içeren küfür ile nur olan iman bir olur mu? Yoksa onlar Allah'ın yarattığı gibi yaratan ortaklar bulup da onları Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya ortak mı koşuyorlar? Onların nazarında Allah'ın yaratması ile ortak koştuklarının yaratması mı karışmış? -Ey Rasûl!- Onlara de ki: Allah tek başına bütün her şeyi yaratandır. Onun yaratmada bir ortağı yoktur. Uluhiyette tektir. Öyle ki ibadet edilmeyi hak eden tek ilahtır. Her şeye galip gelendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَسَالَتْ أَوْدِيَةٌۢ بِقَدَرِهَا فَٱحْتَمَلَ ٱلسَّيْلُ زَبَدًۭا رَّابِيًۭا ۚ وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيْهِ فِى ٱلنَّارِ ٱبْتِغَآءَ حِلْيَةٍ أَوْ مَتَٰعٍۢ زَبَدٌۭ مِّثْلُهُۥ ۚ كَذَٰلِكَ يَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْحَقَّ وَٱلْبَٰطِلَ ۚ فَأَمَّا ٱلزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَآءًۭ ۖ وَأَمَّا مَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ فَيَمْكُثُ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ كَذَٰلِكَ يَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ

O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel, üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَنزَلَindirdi
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۭbir su
فَسَالَتْçağlayıp aktı
أَوْدِيَةٌۢdereler
بِقَدَرِهَاkendi ölçüsünce
فَٱحْتَمَلَve taşıdı
ٱلسَّيْلُsel
زَبَدًۭاköpüğü
رَّابِيًۭاüste çıkan
وَمِمَّاve vardır
يُوقِدُونَyak(ıp erit)tikleri madenlerden de
عَلَيْهِonların
فِىateşte
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱبْتِغَآءَyapmak için
حِلْيَةٍsüs
أَوْyahut
مَتَٰعٍۢeşya
زَبَدٌۭbir köpük
مِّثْلُهُۥbunun gibi
كَذَٰلِكَböyle
يَضْرِبُbenzetme ile anlatır
ٱللَّهُAllah
ٱلْحَقَّhakkı
وَٱلْبَٰطِلَve batılı
فَأَمَّاne zaman ki
ٱلزَّبَدُköpük
فَيَذْهَبُgider
جُفَآءًۭyok olup
وَأَمَّاve
مَاşey ise
يَنفَعُyararlı olan
ٱلنَّاسَinsanlara
فَيَمْكُثُkalır
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَişte böyle
يَضْرِبُörnek verir
ٱللَّهُAllah
ٱلْأَمْثَالَmisaller

Yüce Allah; hakkın kalıcı, batılın ise zail olmasına, gökten yağmurun yağarak derelerin küçük ve büyük hacimlerine göre akıp gitmesini örnek getirmiştir. Bu sel suları, köpüğü suyun üstünde taşır. Hak ve batıl için başka bir örneği de şöyle vermiştir. İnsanların ateş yakarak bazı kıymetli madenleri bu ateşte eritip, süs eşyası yapmalarıdır. Bunun köpüğü üzerine çıktığı gibi diğerinin de köpüğü üzerine çıkar. Allah bu iki misali, hak ile batılın misali olarak vermiştir. Batılın misali, suyun üzerinde yüzen köpük ve eritilen madenin üzerinde ortaya çıkan pas gibidir. Hakkın misali ise, içilen temiz ve berrak su gibidir. Bu su ile ekinler, çayır ve otlar biter. Bir diğeri de maden eritildikten sonra arta kalan ve insanların faydalandığı kısma benzetilmiştir. Yüce Allah, bu iki misali verdiği gibi, hakkın batıldan ayrılması için insanlara daha nice misaller vermiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

لِلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَٱلَّذِينَ لَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُۥ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفْتَدَوْا۟ بِهِۦٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْحِسَابِ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

Rablerinin çağrısına uyanlara mükâfatın en güzeli (Cennet) vardır. O’nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini fidye olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de Cehennem'dir. O ne kötü yataktır!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِلَّذِينَiçin vardır
ٱسْتَجَابُوا۟buyruğuna uyanlar
لِرَبِّهِمُRablerinin
ٱلْحُسْنَىٰen güzel (karşılık)
وَٱلَّذِينَve kimseler ise
لَمْuymayan(lar)
يَسْتَجِيبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُۥona
لَوْşayet
أَنَّkendilerinin olsa
لَهُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّاbulunaların
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَمِيعًۭاhepsi
وَمِثْلَهُۥve bir misli daha
مَعَهُۥyanında
لَٱفْتَدَوْا۟fidye verirlerdi
بِهِۦٓonu
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمْonların
سُوٓءُçok kötüdür
ٱلْحِسَابِhesabı
وَمَأْوَىٰهُمْve varacakları yer
جَهَنَّمُcehennemdir
وَبِئْسَve ne kötü
ٱلْمِهَادُbir yataktır

Rablerinin birleyip, O'na itaat çağrısına icabet eden müminler için mükâfatın en güzeli olan cennet vardır. Kendisini birlemeye ve itaat çağrısına icabet etmeyen kâfirler yeryüzü dolusu çeşit çeşit hazineye ve bunun bir katı fazlasına sahip olsalardı ve azaptan kendilerini kurtarmak için bu malların hepsini fidye olarak verme hususunda anlaşılma yapılsaydı bunu hemen kabul ederlerdi. İşte Allah'ın bu davetine icabet etmeyen kâfirler bütün yapmış oldukları kötülüklerden dolayı hesaba çekileceklerdir. Onların varacakları yer cehennemdir. Döşekleri ve kalacakları o ateş ne kötü bir yerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

۞ أَفَمَن يَعْلَمُ أَنَّمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ٱلْحَقُّ كَمَنْ هُوَ أَعْمَىٰٓ ۚ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (O'na iman etmeyen) kör kimse gibi midir? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَمَنolur mu?
يَعْلَمُbilen
أَنَّمَآindirilenin
أُنزِلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَقُّhak olduğunu
كَمَنْkimse gibi
هُوَo (kendisi)
أَعْمَىٰٓkör (olan)
إِنَّمَاancak
يَتَذَكَّرُöğüt alır
أُو۟لُوا۟sahipleri
ٱلْأَلْبَٰبِsağduyu

-Ey Resul!- Allah'ın sana indirdiğinin hak olduğunu, iftira olmadığını bilen, Allah'ın davetine icabet eden Mümin kimse ile âmâ olan, Allah'ın davetine icabet etmeyen kâfir bir değildir. Bundan ancak aklıselim sahipleri öğüt ve ibret alır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

ٱلَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَلَا يَنقُضُونَ ٱلْمِيثَٰقَ

Onlar, Allah’a verdikleri sözü eksiksiz yerine getirir ve anlaşmayı bozmazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يُوفُونَyerine getirirler
بِعَهْدِahdini
ٱللَّهِAllah'ın
وَلَاve
يَنقُضُونَbozmazlar
ٱلْمِيثَٰقَandlaşmayı

Allah'ın davetine icabet edenler, Allah'a verdikleri sözü ve kullarına verdikleri sözü eksiksiz olarak yerine getirirler. Allah'a ya da başkasına verdikleri güvenilir/pekiştirilmiş sözü asla ihlal etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَٱلَّذِينَ يَصِلُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُوٓءَ ٱلْحِسَابِ

Onlar Allah’ın birleştirmesini emrettiği şeyi bitiştirirler. Rablerinden korkarlar ve kötü hesaptan endişe ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve onlar
يَصِلُونَbitiştirirler
مَآşeyi
أَمَرَistediği
ٱللَّهُAllah'ın
بِهِۦٓkendisiyle
أَنbitiştirilmesini
يُوصَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَخْشَوْنَve saygılı olur
رَبَّهُمْRablerine karşı
وَيَخَافُونَve korkarlar
سُوٓءَen kötü
ٱلْحِسَابِhesaptan

Onlar, Allah'ın ziyaret edilmesini emrettiği bütün akrabaları ziyaret ederler. Rablerinden öyle korkarlar ki, bu korkuları onları Allah'ın emrettiklerini yerine getirip yasakladıklarından kaçınmaya sevk eder. İşlemiş oldukları günahlardan dolayı Allah'ın onları hesaba çekmesinden korkarlar. Kim de hesabı önemsiz görürse helak olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّۭا وَعَلَانِيَةًۭ وَيَدْرَءُونَ بِٱلْحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى ٱلدَّارِ

Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreder, namazı dosdoğru kılar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcar ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve onlar
صَبَرُوا۟sabrederler
ٱبْتِغَآءَarzu ederek
وَجْهِyüzünü (rızasını)
رَبِّهِمْRablerinin
وَأَقَامُوا۟ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَأَنفَقُوا۟ve harcarlar
مِمَّاşeyden
رَزَقْنَٰهُمْrızıklandırdığımız
سِرًّۭاgizlice
وَعَلَانِيَةًۭve alenen
وَيَدْرَءُونَve savarlar
بِٱلْحَسَنَةِiyilikle
ٱلسَّيِّئَةَkötülüğü
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمْonlarındır
عُقْبَىsonu
ٱلدَّارِşu yurdun

Onlar Allah'a itaat eder, onlar için takdir ettiği mutlu edici ya da üzücü kaderine sabrederler. Allah'ın rızasını umarak O'na karşı günah işlememeye de sabrederler. Namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine vermiş olduğumuz mallardan zekâtlarını ve sadakalarını riyadan uzak bir şekilde gizli olarak verirler. Kimi zaman da başkalarına örnek olmak adına açıktan verirler. Kendilerine kötülük yapana iyilik yaparak karşılık verirler. Bu sıfatlarla anılan kimseler için kıyamette övülen bir son vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

جَنَّٰتُ عَدْنٍۢ يَدْخُلُونَهَا وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ ۖ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِم مِّن كُلِّ بَابٍۢ

(Bu güzel sonuç da) Adn Cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
جَنَّٰتُcennetlerine
عَدْنٍۢAdn
يَدْخُلُونَهَاgirerler
وَمَنve kimseler
صَلَحَiyi olan
مِنْbabalarından
ءَابَآئِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَزْوَٰجِهِمْve eşlerinden;
وَذُرِّيَّٰتِهِمْve çocuklarından
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُve melekler de
يَدْخُلُونَgirerler
عَلَيْهِمyanlarına
مِّنher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَابٍۢkapıdan

Bu övülen son, içinde devamlı olarak nimetlendirilip kalacakları cennetlerdir. Burada kendilerine verilen nimetler; babalarından, annelerinden, hanımlarından ve çocuklarından istikamet üzere olan ve onlarla karşılaşmaktan ülfet duydukları kimselerin (cennete) girmesi ile tamamlanır. Melekler de onların cennetteki evlerinin bütün kapılarından girip tebrik ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

سَلَٰمٌ عَلَيْكُم بِمَا صَبَرْتُمْ ۚ فَنِعْمَ عُقْبَى ٱلدَّارِ

'Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan Cennet) ne güzeldir!''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
سَلَٰمٌselam
عَلَيْكُمsize
بِمَاkarşılık
صَبَرْتُمْsabretmenize
فَنِعْمَne güzel
عُقْبَىsonu
ٱلدَّارِyurdun

Melekler onların yanına her girdiklerinde şu sözleri ile onları selamlarlar: Allah'a itaat etmeye, sizin açınızdan üzücü olan kadere ve günah işlememeye karşı sabrınız sebebiyle belalardan selamette oldunuz. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوٓءُ ٱلدَّارِ

Allah'a verdikleri sözü kuvvetle sağlamlaştırdıktan sonra bozanlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyleri ayıranlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar; işte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt (Cehennem) onlarındır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseler
يَنقُضُونَbozan(lar)
عَهْدَverdikleri sözü
ٱللَّهِAllah'a
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِيثَٰقِهِۦiyice pekiştirdikten
وَيَقْطَعُونَve kesenler
مَآşeyi
أَمَرَistediği
ٱللَّهُAllah'ın
بِهِۦٓonunla
أَنbitiştirilmesini
يُوصَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُفْسِدُونَve bozgunculuk yapanlar
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمُonlaradır
ٱللَّعْنَةُla'net
وَلَهُمْve onlaradır
سُوٓءُkötü (sonucu)
ٱلدَّارِyurdun

Allah'a sapasağlam söz verdikten sonra onu bozanlar ve Allah'ın birleştirilmesini istediği akrabalık bağını koparanlar ve Allah'a isyan ederek yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte onlar Allah'ın rahmetinden uzak bedbaht kimselerdir. Onlar için kötü son vardır, o da Cehennem'dir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

ٱللَّهُ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ ۚ وَفَرِحُوا۟ بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْءَاخِرَةِ إِلَّا مَتَٰعٌۭ

Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir geçimliktir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah
يَبْسُطُbollaştırır
ٱلرِّزْقَrızkı
لِمَنkimse için
يَشَآءُdilediği
وَيَقْدِرُve kısar
وَفَرِحُوا۟ve sevindiler
بِٱلْحَيَوٰةِhayatıyle
ٱلدُّنْيَاdünya
وَمَاoysa
ٱلْحَيَوٰةُhayatı
ٱلدُّنْيَاdünya
فِىahiretin yanında
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
مَتَٰعٌۭbir geçimdir

Yüce Allah dilediği kuluna rızkını genişletir ve dilediği kulu için de daraltır. Rızkın genişletilmesi Allah'ın sevgisinin ve mutluluğun alameti değildir. Rızkın daraltılması da bedbahtlığın alameti değildir. Kâfirler dünya hayatına bağımlı olup mutlu olmuş ve rahatlamışlardır. Hâlbuki, dünya hayatı ahiretin yanında geçici az bir metadan başka bir şey değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ ۗ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِىٓ إِلَيْهِ مَنْ أَنَابَ

Kâfir olanlar: “Kendisine Rabbinden bir âyet (mûcize) indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır ve kendisine yönelenleri de doğru yola iletir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُve diyorlar
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَوْلَآdeğil miydi?
أُنزِلَindirilmeli
عَلَيْهِona
ءَايَةٌۭbir ayet
مِّنRabbinden
رَّبِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يُضِلُّsaptırır
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
وَيَهْدِىٓve iletir
إِلَيْهِkendisine
مَنْkimseyi
أَنَابَyönelen

Allah'ı ve ayetlerini inkâr edenler şöyle diyorlar: Muhammed'in doğruluğuna Rabbi katından somut mucizeler indirilseydi de ona iman etseydik ya! -Ey Resul!- Bu öneride bulunanlara şöyle de: Şüphesiz Allah adaleti ile dilediğini saptırır ve lütfu ile kendisine tövbe ederek dönen kimseye de hidayet eder. Mucize indirilmesi ile bağlantı kurdukları hidayet onların elinde değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ ٱللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ ٱللَّهِ تَطْمَئِنُّ ٱلْقُلُوبُ

Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar
ءَامَنُوا۟inananlardır
وَتَطْمَئِنُّve tatmin olanlardır
قُلُوبُهُمgönülleri
بِذِكْرِanmakla
ٱللَّهِAllah'ı
أَلَاiyi bilin ki ancak
بِذِكْرِanmakla
ٱللَّهِAllah'ı
تَطْمَئِنُّhuzur bulur
ٱلْقُلُوبُgönüller

Yüce Allah'ın hidayet ettiği kimseler iman eden ve kalpleri tesbih, tahmid ile Allah'ı zikreden, kitabını okuyup dinleyerek ve bunun dışındaki zikir çeşitleri ile huzur bulanlardır. Dikkat edin, kalpler yalnızca Allah'ı zikretmekle huzur bulur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ طُوبَىٰ لَهُمْ وَحُسْنُ مَـَٔابٍۢ

İman edip salih amellerde bulunanlar için, güzel bir hayat vardır ve güzel dönüş yeri de onlarındır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِgüzel işler
طُوبَىٰmutluluk
لَهُمْonlar içindir
وَحُسْنُve güzel
مَـَٔابٍۢgelecek

Allah'a iman eden ve Yüce Allah'a kendilerini yakınlaştıran salih amelleri işleyenler için ahirette güzel bir hayat vardır. Güzel son olan cennet onlar içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

كَذَٰلِكَ أَرْسَلْنَٰكَ فِىٓ أُمَّةٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهَآ أُمَمٌۭ لِّتَتْلُوَا۟ عَلَيْهِمُ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِٱلرَّحْمَٰنِ ۚ قُلْ هُوَ رَبِّى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ مَتَابِ

(Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın. Halbuki onlar Rahman’ı inkâr ediyorlar. De ki: O (Rahman) benim Rabbimdir, O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَذَٰلِكَböylece
أَرْسَلْنَٰكَseni gönderdik
فِىٓiçine
أُمَّةٍۢbir millet
قَدْelbette
خَلَتْgeçmiş bulunan
مِنkendilerinden önce
قَبْلِهَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُمَمٌۭ(nice) milletler
لِّتَتْلُوَا۟okuyasın diye
عَلَيْهِمُonlara
ٱلَّذِىٓşeyleri
أَوْحَيْنَآvahyettiğimiz
إِلَيْكَsana
وَهُمْoysa onlar
يَكْفُرُونَnankörlük ederler
بِٱلرَّحْمَٰنِRahman'a
قُلْde ki
هُوَO
رَبِّىbenim Rabbimdir
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
عَلَيْهِO'na
تَوَكَّلْتُdayandım
وَإِلَيْهِve yalnız O'nadır
مَتَابِtevbem/dönüşüm

Geçmişte peygamberleri ümmetlerine gönderdiğimiz gibi seni de bir elçi olarak gönderdik. Böylece sana vahyetmiş olduğumuz Kur'an'ı Kerim'i onlara oku. O (Kur'an) senin doğruluğuna tek başına yeter. Ancak kavmin bu ayetleri inkâr ediyor. Çünkü onlar başkalarını Rahman'a ortak koşarak, O'nu inkâr ediyorlar. Ey Resul!- Onlara de ki: Başkalarını kendisine şirk koştuğunuz Rahman, O'ndan başka ibadet edilecek hak ilah olmayan Rabbimdir. Bütün işlerimde O'na dayanıp güvendim. Benim tövbem de ancak O'nadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَلَوْ أَنَّ قُرْءَانًۭا سُيِّرَتْ بِهِ ٱلْجِبَالُ أَوْ قُطِّعَتْ بِهِ ٱلْأَرْضُ أَوْ كُلِّمَ بِهِ ٱلْمَوْتَىٰ ۗ بَل لِّلَّهِ ٱلْأَمْرُ جَمِيعًا ۗ أَفَلَمْ يَا۟يْـَٔسِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَهَدَى ٱلنَّاسَ جَمِيعًۭا ۗ وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُوا۟ قَارِعَةٌ أَوْ تَحُلُّ قَرِيبًۭا مِّن دَارِهِمْ حَتَّىٰ يَأْتِىَ وَعْدُ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Fakat bütün emirler yalnız Allah’ındır. İman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi bütün insanlara hidayet ederdi. Allah’ın vaadi yerine gelinceye kadar devamlı olarak yaptıkları işler sebebiyle kâfirlere ya ansızın büyük bir bela gelecek veya o bela evlerinin yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, vaadinden asla dönmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْeğer olsaydı
أَنَّbir Kur'an
قُرْءَانًۭاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُيِّرَتْyürütüldüğü
بِهِkendisiyle
ٱلْجِبَالُdağların
أَوْyahut
قُطِّعَتْparçalandığı
بِهِkendisiyle
ٱلْأَرْضُarzın
أَوْyahut
كُلِّمَkonuşturulduğu
بِهِkendisiyle
ٱلْمَوْتَىٰölülerin
بَلhayır
لِّلَّهِAllah'a aittir
ٱلْأَمْرُişler
جَمِيعًاbütün
أَفَلَمْhala anlamadılar mı?
يَا۟يْـَٔسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)
أَنşayet
لَّوْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَشَآءُdileseydi
ٱللَّهُAllah
لَهَدَىhidayet verirdi
ٱلنَّاسَinsanlara
جَمِيعًۭاbütün
وَلَاve
يَزَالُgeri durmaz
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
تُصِيبُهُمisabet etmesi
بِمَاyüzünden
صَنَعُوا۟yaptıkları işler
قَارِعَةٌbir bela
أَوْyahut
تَحُلُّkonar
قَرِيبًۭاyakınına
مِّنyurtlarının
دَارِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰkadar
يَأْتِىَgelinceye
وَعْدُva'di
ٱللَّهِAllah'ın
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاcaymaz
يُخْلِفُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمِيعَادَsözünden

Eğer ilahi kitaplardan birisinin kendisi ile dağların yerinden yürütüleceği ya da yeryüzünün yarılıp nehirlere ve pınarlara dönüşeceği yahut ölülere okunup dirilecekleri bir özelliği olsaydı - Bu sana indirilen Kur'an olurdu- Ey Resul!- O apaçık delildir. Eğer sizin kalpleriniz takvalı olsaydı tesiri çok azametli olurdu. Ancak onlar inkâr ettiler. Bilakis mucizelerin indirilmesinde ve diğer hususlardaki bütün emir yalnızca Allah'ındır. Allah'a iman eden Müminler bilmiyorlar mı ki, şüphesiz Allah ayetler indirmeden bütün insanların hidayetini isteseydi onların hepsine hidayet ederdi. Ancak O, bunu dilemedi. Allah'ın kesintisiz azap vaadi gerçekleşene kadar, Allah'ı inkâr edenlerin başlarına ya da diyarlarının yakınlarına, içinde bulundukları küfür ve günahlar sebebiyle bir felaket isabet etmeye devam edecektir. Şüphesiz ki Allah, vaadi için belirlenen vakit geldiğinde onu uygulamayı terk etmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍۢ مِّن قَبْلِكَ فَأَمْلَيْتُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

Andolsun, senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkâr edenlere bir süre (mühlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmış!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدِve andolsun
ٱسْتُهْزِئَalay edildi
بِرُسُلٍۢpeygamberlerle
مِّنsenden önceki
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَمْلَيْتُfakat bir süre verdim
لِلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
ثُمَّsonra
أَخَذْتُهُمْonları yakaladım
فَكَيْفَnasıl
كَانَimiş
عِقَابِcezam

Kavminin yalanladığı ve alaya aldığı ilk resul sen değilsin. -Ey Resul!- Senden önce nice kavimler resulleri ile alay edip onları yalanladılar. Resullerini inkâr edenlere mühlet verdim. Benim onları helak etmeyeceğimi zannettiler. Bu müddet tamamlandıktan sonra çeşitli azaplarla onları yakalayıverdim. Onları cezalandırmamı nasıl buldun? O çok şiddetli bir cezalandırma oldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

أَفَمَنْ هُوَ قَآئِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ ۗ وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ قُلْ سَمُّوهُمْ ۚ أَمْ تُنَبِّـُٔونَهُۥ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى ٱلْأَرْضِ أَم بِظَٰهِرٍۢ مِّنَ ٱلْقَوْلِ ۗ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا۟ عَنِ ٱلسَّبِيلِ ۗ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍۢ

Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah'a (ortak koşulur mu?). Onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Söyleyin bakalım onların isimlerini Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz, Yoksa siz üstün körü bir söz mü söylüyorsunuz?” Hayır, bilakis o kâfirlere tuzakları süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkondular. Allah, kimi saptırırsa, artık ona hidâyet verecek hiçbir kimse yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَمَنْkimse gibi midir?
هُوَo
قَآئِمٌduran
عَلَىٰüzerinde
كُلِّher
نَفْسٍۭnefsin
بِمَاyaptığı işin
كَسَبَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلُوا۟onlar koştular
لِلَّهِAllah'a
شُرَكَآءَortaklar
قُلْde ki
سَمُّوهُمْonları isimlendirin
أَمْyoksa
تُنَبِّـُٔونَهُۥsiz haber mi veriyorsunuz?
بِمَاbir şeyi
لَا(Allah'ın) bilmediği
يَعْلَمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمyoksa
بِظَٰهِرٍۢboş
مِّنَsöz mü (söylüyorsunuz)?
ٱلْقَوْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَلْhayır
زُيِّنَsüslü gösterildi
لِلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden(lere)
مَكْرُهُمْtuzakları
وَصُدُّوا۟ve çıkarıldılar
عَنِyoldan
ٱلسَّبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَنve kimi
يُضْلِلِşaşırtırsa
ٱللَّهُAllah
فَمَاartık olmaz!
لَهُۥona
مِنْhiçbir
هَادٍۢyol gösteren

Bütün mahlukatın rızıklarını koruma görevini, bütün nefislerin işlediği amelleri gözetlemeyi üstlenen ve amellerine göre karşılığını verecek olan mı ibadet edilmeye daha layıktır yoksa ibadet edilmeyi hak etmeyen bu putlar mı? Kâfirler zulüm ve yalan ile Allah'a ortaklar koştular. -Ey Resul!- Onlara de ki: Eğer iddianızda sadık kimseler iseniz Allah ile birlikte kendilerine ibadet ettiğiniz ortakların adlarını söyleyin bakalım. Yoksa siz yeryüzünde Allah'a bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut hakikati olmayan boş sözler mi söylüyorsunuz? Bilakis şeytan kâfirlerin kötü planlarını onlara iyi gösterdi ve bunun akabinde Allah'ı inkâr ettiler ve onları hidayet ve doğru yoldan uzaklaştırdı. Yüce Allah kimi doğru yoldan saptırırsa onu doğru yola iletecek kimse yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

لَّهُمْ عَذَابٌۭ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَشَقُّ ۖ وَمَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍۢ

Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّهُمْonlar için vardır
عَذَابٌۭazab
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَلَعَذَابُve azabı ise
ٱلْءَاخِرَةِahiret
أَشَقُّdaha zordur
وَمَاve yoktur
لَهُمonlar için
مِّنَAllahdan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنhiçbir
وَاقٍۢkoruyacak (kimse)

Onlar için dünya hayatında Müslümanlar tarafından öldürülmek ve esir alınmak ile gerçekleşecek bir azap vardır. Ahirette onları bekleyen azap kesintiye uğramadan devamlı ve şiddet bakımından dünya azabından daha şiddetli ve ağırdır. Kıyamet günü onları Yüce Allah'ın azabından koruyacak hiçbir şey yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

۞ مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۖ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۖ أُكُلُهَا دَآئِمٌۭ وَظِلُّهَا ۚ تِلْكَ عُقْبَى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ ۖ وَّعُقْبَى ٱلْكَٰفِرِينَ ٱلنَّارُ

Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan Cennet'in durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّثَلُdurumu
ٱلْجَنَّةِcennetin
ٱلَّتِىşöyledir
وُعِدَva'dedilen
ٱلْمُتَّقُونَkorunanlara
تَجْرِىakar
مِنaltından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
أُكُلُهَاmeyvesi
دَآئِمٌۭsüreklidir
وَظِلُّهَاve gölgesi de
تِلْكَişte budur
عُقْبَىsonu
ٱلَّذِينَkimselerin
ٱتَّقَوا۟korunan(ların)
وَّعُقْبَىve sonu ise
ٱلْكَٰفِرِينَinkar edenlerin
ٱلنَّارُateştir

Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak yüce Allah'a karşı takvalı olan kimselere Allah'ın vadettiği cennetin özellikleri şöyledir: Saraylarının ve ağaçlarının altından ırmaklar akar, dünya meyvelerinin aksine meyveleri devamlıdır kesintiye uğramaz. Gölgesi devamlıdır, yok olmaz ve kısalmaz. İşte bu güzel son, emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'a karşı takvalı olan kimseler içindir. Kâfirlerin sonu ise içinde ebedî kalacakları cehennemdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ ۖ وَمِنَ ٱلْأَحْزَابِ مَن يُنكِرُ بَعْضَهُۥ ۚ قُلْ إِنَّمَآ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱللَّهَ وَلَآ أُشْرِكَ بِهِۦٓ ۚ إِلَيْهِ أَدْعُوا۟ وَإِلَيْهِ مَـَٔابِ

Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler; fakat (İslam aleyhinde birleşen) gruplardan, onun (sana indirilenin) bazısını inkâr edenler vardır. De ki: “Ben, yalnızca Allah'a ibadet etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O'na davet ederim ve dönüşüm O'nadır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve kimseler
ءَاتَيْنَٰهُمُverdiğimiz
ٱلْكِتَٰبَKitap
يَفْرَحُونَsevinirler
بِمَآindirilene
أُنزِلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
وَمِنَfakat (vardır)
ٱلْأَحْزَابِkabilelerden
مَنkimseler
يُنكِرُinkar eden(ler)
بَعْضَهُۥonun bir kısmını
قُلْde ki
إِنَّمَآyalnız
أُمِرْتُbana emredildi
أَنْkulluk etmem
أَعْبُدَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهَAllah'a
وَلَآve
أُشْرِكَortak koşmamam
بِهِۦٓO'na
إِلَيْهِO'na
أَدْعُوا۟da'vet ederim
وَإِلَيْهِve O'nadır
مَـَٔابِdönüşüm

-Ey Resul!- Yahudilerden kendilerine Tevrat verdiğimiz ve Hristiyanlardan kendilerine İncil verdiğimiz bazı kimseler kendilerine indirilenin bir kısmına muvafakat ettiği için sana indirilene sevinirler. Bazı Yahudi ve Hristiyan gruplar hevâlarına uymadığı ya da onları tahrif ve değiştirmekle nitelediği için sana indirilenin bazısını inkâr ederler. -Ey Resul!- Onlara de ki: Şüphesiz ki Allah bana yalnızca O'na ibadet etmemi emretti. O'na hiçbir şeyi şirk koşmam. Yalnızca O'na dua ederim, O'ndan başkasına yalvarmam. Benim dönüşüm yalnızca O'nadır. Tevrat ve İncil'de bunlarla gelmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ حُكْمًا عَرَبِيًّۭا ۚ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَمَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا وَاقٍۢ

Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun ki sana gelen bu ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve işte
أَنزَلْنَٰهُbiz onu indirdik
حُكْمًاbir hüküm olarak
عَرَبِيًّۭاarapça
وَلَئِنِve eğer
ٱتَّبَعْتَuyarsan
أَهْوَآءَهُمonların keyiflerine
بَعْدَمَاsonra
جَآءَكَsana gelen
مِنَilimden
ٱلْعِلْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاartık yoktur
لَكَsenin için
مِنَAllah'tan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنhiçbir
وَلِىٍّۢdost
وَلَاne de
وَاقٍۢbir koruyucu

-Ey Resul- Biz geçmiş kitapları kavimlerinin dilinde indirdiğimiz gibi sana da Kur'an'ı hakkı açıklayıp, apaçık hüküm veren Arapça bir kitap olarak indirdik. Ey Resul- Eğer Allah'ın sana öğrettiği ilim geldikten sonra onların hevâlarına uymayan şeyleri iptal etmen için seninle tartıştıklarında ehlikitabın hevâsına uyarsan, Allah tarafından senin işlerini üstlenen ne bir dost, düşmanlarına karşı sana yardım edecek ne bir yardımcı vardır. Allah'ın azabından seni koruyacak hiçbir engelde yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًۭا مِّن قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَٰجًۭا وَذُرِّيَّةًۭ ۚ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۗ لِكُلِّ أَجَلٍۢ كِتَابٌۭ

Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرْسَلْنَاbiz gönderdik
رُسُلًۭاelçiler
مِّنsenden önce
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلْنَاve verdik
لَهُمْonlara
أَزْوَٰجًۭاeşler
وَذُرِّيَّةًۭve çocuklar
وَمَاdeğildir
كَانَmümkün
لِرَسُولٍhiçbir elçinin
أَنgetirmesi
يَأْتِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِـَٔايَةٍbir ayet
إِلَّاolmadan
بِإِذْنِizni
ٱللَّهِAllah'ın
لِكُلِّher
أَجَلٍۢsürenin
كِتَابٌۭbir yazısı (vardır)

-Ey Resul!- Ant olsun ki senden önce de insanlardan resuller gönderdik. Sonradan ortaya çıkan tek resul değilsin. Onlara da diğer insanlar gibi eşler ve evlatlar verdik. Onları, melekler gibi evlenmeyen ve çocuğu olmayan kimseler kılmadık. Sen de beşer olup evlenen ve çocuk edinen o resullerden birisisin. Neden müşrikler senin böyle olmana şaşırıyorlar? Allah'ın izni olmaksızın bir resulün kendiliğinden bir mucize getirmesi mümkün değildir. Allah'ın takdir ettiği her iş bir kitapta zikredilmiştir. Ecel ne öne gelir ne de gecikir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

يَمْحُوا۟ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُ ۖ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ

Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun katındadır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَمْحُوا۟siler
ٱللَّهُAllah
مَاdilediğini
يَشَآءُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُثْبِتُve (dilediğini) bırakır
وَعِندَهُۥٓO'nun yanındadır
أُمُّana
ٱلْكِتَٰبِKitap

Yüce Allah hayır, şer, mutluluk, bedbahtlık ve diğer hususlardan dilediğini ortadan kaldırır. Onlardan dilediğini de sabit bırakır. Levh-i Mahfuz O’nun katındadır. O her şeyin dönüş yeridir. Silinen ve sabit bırakılan her şey onda yazılı olana mutabıktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَعَلَيْنَا ٱلْحِسَابُ

Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنya
مَّاsana gösteririz
نُرِيَنَّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَعْضَbir kısmını
ٱلَّذِىonları uyardığımızın
نَعِدُهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْya da
نَتَوَفَّيَنَّكَsenin canını alırız
فَإِنَّمَاşüphesiz
عَلَيْكَsana düşen
ٱلْبَلَٰغُsadece duyurmaktır
وَعَلَيْنَاve bize düşer
ٱلْحِسَابُhesap görmek

-Ey Peygamber!- Sen vefat etmeden önce onlara vadettiğimiz azabın bazısını sana göstersek ya da sana göstermeden canını alsak da senin görevin sadece tebliğ etmeni emrettiğimiz şeyleri tebliğ etmendir. Onların karşılığını vermek ve hesabını görmek senin işin değildir. Bu bizim işimizdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا نَأْتِى ٱلْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا ۚ وَٱللَّهُ يَحْكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِهِۦ ۚ وَهُوَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

Görmediler mi ki biz nasıl yeryüzüne gelip onu etrafından eksiltiyoruz? Allah, hükmeder. O’nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَمْgörmediler mi?
يَرَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّاbizim
نَأْتِىgeldiğimizi
ٱلْأَرْضَyeryüzüne
نَنقُصُهَاonu eksilttiğimizi
مِنْuçlarından
أَطْرَافِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah'tır
يَحْكُمُhüküm veren
لَاyoktur
مُعَقِّبَiptal edecek
لِحُكْمِهِۦO'nun hükmünü
وَهُوَve O'nun
سَرِيعُçabuktur
ٱلْحِسَابِhesabı

Bu kâfirler küfür diyarına gelip Müslümanların oraları fethetmesi ve İslam'ın yayılması ile onu etrafından eksiltip, küçülttüğümüzü görmediler mi? Yüce Allah kulları arasında dilediği gibi hükmeder ve takdir eder. O'nun arkasından hiç kimse O'nun hükmünü iptal edemez, değiştiremez ve tebdil edemez. Allah -Subhânehu ve Teâlâ- hesabı çabuk görendir. Bir günde öncekilerin ve sonrakilerin hesabını görür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَقَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلِلَّهِ ٱلْمَكْرُ جَمِيعًۭا ۖ يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍۢ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلْكُفَّٰرُ لِمَنْ عُقْبَى ٱلدَّارِ

Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Oysa tuzak tümüyle Allah'a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. Kâfirler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَدْve kuşkusuz
مَكَرَtuzak kurmuştu
ٱلَّذِينَkimseler
مِنonlardan önceki(ler)
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلِلَّهِfakat Allah'ındır
ٱلْمَكْرُtuzaklar
جَمِيعًۭاbütün
يَعْلَمُbilir
مَاne
تَكْسِبُkazandığını
كُلُّher
نَفْسٍۢnefsin
وَسَيَعْلَمُve bileceklerdir
ٱلْكُفَّٰرُkafirler
لِمَنْkimin olacağını
عُقْبَىsonunun
ٱلدَّارِbu yurdun

Geçmiş ümmetler peygamberlerine tuzak kurmuşlar ve onları kandırmışlardı. Onların getirdiklerini yalanladılar. Onlar için yaptıkları plan ne işe yaradı? Hiçbir işe yaramadı. Çünkü plan derleyen kimsenin her planı, Yüce Allah'ın takdir ve tedbirinden dışarı çıkamaz. Aynı şekilde Allah -Subhânehu ve Teâlâ- kullarının yaptığı bütün amelleri bilir, bunlardan hiçbir şey ona gizli kalmaz. İşte o zaman Allah'a iman etmeyerek ne kadar hata ettiklerini ve (Yüce Allah'a) iman ederek Müminlerin ne kadar doğru yaptıklarını bileceklerdir. Böylece Cennet'i ve güzel sonu elde edeceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَسْتَ مُرْسَلًۭا ۚ قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَمَنْ عِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْكِتَٰبِ

O kâfir olanlar: “Sen gönderilmiş bir peygamber değilsin” derler. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında kitabın (Kur'an'ın) bilgisi bulunanlar yeter.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُve diyorlar ki
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar eden(ler)
لَسْتَsen değilsin
مُرْسَلًۭاgönderilmiş bir elçi
قُلْde ki
كَفَىٰyeter
بِٱللَّهِAllah'ın
شَهِيدًۢاşahid olması
بَيْنِىbenimle
وَبَيْنَكُمْsizin aranızda
وَمَنْve bulunanların
عِندَهُۥyanında
عِلْمُbilgisi
ٱلْكِتَٰبِKitap

Kâfir olanlar: -Ey Muhammed!- Sen Allah tarafından gönderilmiş bir resul değilsin dediler. -Ey Resul!- Onlara de ki: Rabbim tarafından size gönderildiğime dair sizinle benim aramda şahit olarak yüce Allah ve içinde benim özelliklerimin geçtiği semavi kitapların ilmine sahip olanlar yeter. Allah kimin doğruluğuna şahitlik ederse, onu yalanlayanın yalanlaması zarar vermez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Ra'd Sûresi, vahyin hak oluşunu ve Allah'ın kâinattaki kudret işaretlerini birlikte ele alır. Göklerin direksiz yükseltilmesi, güneş ve ayın belirli bir düzene bağlanması, yeryüzünün yayılması, dağlar, nehirler, bitkiler ve yağmur gibi örnekler; insanı görünen âlemden yaratıcıya ve hesap bilincine yöneltir. Sûre adını, gök gürültüsünün Allah'ı hamd ile tesbih ettiğini bildiren 13. ayetten alır. En çok bilinen bölümlerinden biri olan 28. ayet, kalplerin Allah'ı anmakla huzur bulduğunu söyler; bu huzur, sorunların yok sayılması değil, insanın varoluşunu güvenilir bir merkeze bağlaması olarak anlaşılır. 11. ayette bir toplumun kendi durumunu değiştirmedikçe Allah'ın onların durumunu değiştirmeyeceği bildirilerek dua, sorumluluk ve irade arasındaki ilişki vurgulanır. Hak ile bâtılın su ve köpük benzetmesi üzerinden karşılaştırıldığı bölüm ise kalıcı olanın insanlara fayda veren hakikat olduğunu anlatır. Sûrenin Mekkî veya Medenî oluşu hakkında farklı görüşler bulunur; bu ayrıntı ana mesajı değiştirmez. Metin, vahiy karşısındaki itirazlara cevap verirken doğadaki düzeni ve insanın ahlâkî sorumluluğunu delil olarak öne çıkarır.

Ana Temalar

  • Allah'ın kudretini gösteren kâinat delilleri
  • Zikir ve kalp huzuru
  • Toplumsal değişim ve sorumluluk
  • Hak ile bâtılın karşılaştırılması
  • Vahyin doğruluğu ve peygamberlik

Ne Zaman Okunur?

Ra'd Sûresi'nin belirli bir vakitte okunmasını zorunlu kılan sahih bir rivayet yoktur. Özellikle 28. ayet, kaygı ve kalp huzuru hakkında sıkça hatırlanır; fakat ayeti yalnızca kısa bir rahatlama formülü gibi değil, zikir, güven, sorumluluk ve hayat düzeniyle birlikte değerlendirmek gerekir.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

"Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur" hangi ayettir?

Bu ifade Ra'd Sûresi 28. ayette yer alır. Ayet, iman edenlerin Allah'ı anmakla gönüllerinin yatıştığını bildirir. Buradaki zikir; yalnızca sözlü tekrar değil, Allah'ı hatırda tutmak, vahyin rehberliğini dikkate almak ve hayatı bu bilinçle düzenlemek şeklinde geniş anlaşılır.

Ra'd Sûresi 11. ayet ne anlatır?

Ayet, insanlar kendi iç dünyalarında ve davranışlarında değişiklik yapmadıkça Allah'ın onların durumunu değiştirmeyeceğini bildirir. Bu ifade, kaderi pasif bekleyiş olarak görmenin doğru olmadığını; dua ve tevekkülün yanında irade, emek, tövbe ve toplumsal sorumluluğun da bulunduğunu gösterir.

Ra'd Sûresi Mekkî mi Medenî mi?

Klasik kaynaklarda sûrenin tamamı veya bazı ayetleri hakkında farklı görüşler vardır. Çoğunluk onu Medenî kabul ederken Mekkî olduğunu söyleyenler de bulunur. İçeriğinde hem Mekke döneminin tevhid ve vahiy tartışmaları hem de daha geniş toplumsal sorumluluk vurguları görülebilir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar