Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

12. Sûre · Mekke · 111 Ayet

يوسف

YÛSUF SÛRESİ

Yusuf (AS)

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 3

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

Elif, Lâm, Râ.1 Bunlar apaçık Kitab'ın ayetleridir.

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓرElif Lâm Râ
تِلْكَbunlar
ءَايَٰتُayetleridir
ٱلْكِتَٰبِKitabın
ٱلْمُبِينِapaçık

Elif Lâm Râ. Bu ve benzeri harfler hakkında ilgili açıklama Bakara suresinin başında zikredildi. Bu surede indirilen ayetler, apaçık Kur'an'ın ihtiva ettiği ayetlerdendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّۭا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

Biz, onu akledip anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّآelbette biz
أَنزَلْنَٰهُonu indirdik
قُرْءَٰنًاbir Kur'an olarak
عَرَبِيًّۭاarapça
لَّعَلَّكُمْdiye
تَعْقِلُونَanlayasınız

-Ey Araplar!- Şüphesiz biz, Kur'an ayetlerinin manalarını anlayasınız diye Arapça olarak indirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ ٱلْقَصَصِ بِمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلْغَٰفِلِينَ

Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نَحْنُbiz
نَقُصُّanlatıyoruz
عَلَيْكَsana
أَحْسَنَen güzelini
ٱلْقَصَصِkıssaların
بِمَآvahyetmekle
أَوْحَيْنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَيْكَsana
هَٰذَاbu
ٱلْقُرْءَانَKur'an'ı
وَإِنve oysa
كُنتَsen idin
مِنondan önce
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمِنَkimselerden
ٱلْغَٰفِلِينَbilmeyen

-Ey Peygamber!- Biz, bu Kur'an'ı sana indirerek, doğruluğuna, lafızlarının selametine ve belagatına dair kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Şüphesiz sen, Kur'an indirilmeden önce bu kıssalardan habersizdin, ve bir bilgi sahibi değildin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ إِنِّى رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًۭا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِى سَٰجِدِينَ

Hani Yûsuf babasına şöyle demişti: “Babacığım, (rüyamda) on bir yıldız, Güneş'i ve Ay’ı gördüm. Gördüm ki onlar bana secde ediyorlardı.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
قَالَdemişti
يُوسُفُYusuf
لِأَبِيهِbabasına
يَٰٓأَبَتِey babacığım
إِنِّىben
رَأَيْتُ(rü'yada) gördüm
أَحَدَ(on) bir
عَشَرَon (bir)
كَوْكَبًۭاyıldız
وَٱلشَّمْسَve güneşi
وَٱلْقَمَرَve ayı
رَأَيْتُهُمْgördüm ki onlar
لِىbana
سَٰجِدِينَsecde ediyorlardı

-Ey Peygamber!- Sana Yusuf - aleyhisselam-'ın babasına dediklerini haber vermekteyiz. O şöyle demişti: "Ey babacığım! Muhakkak ki ben; rüyada on bir yıldızı, Güneş'i ve Ay'ı gördüm. Onların hepsini bana secde ederken gördüm." Bu rüya; Yusuf -aleyhisselam- için yakın zamanda verilecek bir müjdeyi haber vermekteydi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

قَالَ يَٰبُنَىَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلَىٰٓ إِخْوَتِكَ فَيَكِيدُوا۟ لَكَ كَيْدًا ۖ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوٌّۭ مُّبِينٌۭ

Babası, şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine sakın anlatma! Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü Şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
يَٰبُنَىَّey yavrum
لَاanlatma
تَقْصُصْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رُءْيَاكَrü'yanı
عَلَىٰٓkardeşlerine
إِخْوَتِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَيَكِيدُوا۟sonra kurarlar
لَكَsana
كَيْدًاbir tuzak
إِنَّşüphesiz
ٱلشَّيْطَٰنَşeytan
لِلْإِنسَٰنِinsan için
عَدُوٌّۭbir düşmandır
مُّبِينٌۭapaçık

Yakup -aleyhisselam-, oğlu Yusuf -aleyhisselam-'a; şöyle dedi: "Yavrucuğum! Sakın rüyanı kardeşlerine anlatma; sonra rüyanı anlarlar ve kıskançlıklarından dolayı sana bir tuzak kurarlar! Muhakkak ki şeytan insana karşı düşmanlığı apaçık olan bir düşmandır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

وَكَذَٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ ءَالِ يَعْقُوبَ كَمَآ أَتَمَّهَا عَلَىٰٓ أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

“İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Ya'kûb soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve böyece
يَجْتَبِيكَseni seçecek
رَبُّكَRabbin
وَيُعَلِّمُكَve sana öğretecektir
مِنyorumunu
تَأْوِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَحَادِيثِdüşlerin
وَيُتِمُّve tamamlayacaktır
نِعْمَتَهُۥni'metini
عَلَيْكَsana
وَعَلَىٰٓve üzerine
ءَالِsoyu
يَعْقُوبَYa'kub
كَمَآgibi
أَتَمَّهَاtamamladığı
عَلَىٰٓüzerine
أَبَوَيْكَataları
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِبْرَٰهِيمَİbrahim
وَإِسْحَٰقَve İshak
إِنَّşüphesiz
رَبَّكَRabbin
عَلِيمٌbilendir
حَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidir

-Ey Yusuf!- Tıpkı gördüğün rüyadaki gibi Rabbin seni seçecek, sana rüya yorumunu öğretecek ve iki atan İbrahim ve İshak'ın üzerinde nimetini tamamladığı gibi senin üzerindeki nimetini de nübüvvet (peygamberlik) ile tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin, kullarını hakkıyla bilendir ve yönetmesinde hikmet sahibidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

۞ لَّقَدْ كَانَ فِى يُوسُفَ وَإِخْوَتِهِۦٓ ءَايَٰتٌۭ لِّلسَّآئِلِينَ

Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّقَدْandolsun
كَانَvardır
فِىYusuf
يُوسُفَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِخْوَتِهِۦٓve kardeşlerinde
ءَايَٰتٌۭibretler
لِّلسَّآئِلِينَsoranlar için

Ant olsun ki Yusuf ve kardeşlerinin haberlerinde, onlar hakkında soranlar için ibret ve öğütler vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

إِذْ قَالُوا۟ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ

Kardeşleri dediler ki: ''Biz kalabalık bir topluluk olduğumuz halde, Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْhani
قَالُوا۟demişlerdi ki
لَيُوسُفُYusuf
وَأَخُوهُve kardeşi
أَحَبُّdaha sevgilidir
إِلَىٰٓbabamıza
أَبِينَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَّاbizden
وَنَحْنُoysa biz
عُصْبَةٌbir cemaatiz
إِنَّşüphesiz
أَبَانَاbabamız
لَفِىiçindedir
ضَلَٰلٍۢbir yanlışlık
مُّبِينٍaçık

Kardeşleri o vakit kendi aralarında şöyle dediler: Biz kalabalık bir topluluk olduğumuz halde Yusuf ve onun öz kardeşi, babamızın yanında bizden daha sevimlidir. Nasıl olur da babamız o ikisini bizden üstün tutar? Şüphesiz biz, hiçbir sebep olmamasına rağmen o ikisini bize karşı üstün tutmasından dolayı onu apaçık bir yanılgı içinde görüyoruz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

ٱقْتُلُوا۟ يُوسُفَ أَوِ ٱطْرَحُوهُ أَرْضًۭا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعْدِهِۦ قَوْمًۭا صَٰلِحِينَ

“Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱقْتُلُوا۟öldürün
يُوسُفَYusuf'u
أَوِya da
ٱطْرَحُوهُonu bırakın
أَرْضًۭاbir yere
يَخْلُyönelsin
لَكُمْyalnız size
وَجْهُyüzü
أَبِيكُمْbabanızın
وَتَكُونُوا۟olursunuz
مِنۢondan sonra
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْمًۭاbir topluluk
صَٰلِحِينَiyi

Yusuf’u öldürün veya onu ıssız bir yere atın ki babanızın sevgisi size kalsın ve sizi tam bir sevgiyle sevsin. Onu öldürdükten yahut uzak bir yere attıktan sonra günahınızdan tövbe ettiğiniz zaman salih bir topluluk olursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
قَآئِلٌۭbir sözcü
مِّنْهُمْiçlerinden
لَاöldürmeyin
تَقْتُلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُوسُفَYusuf'u
وَأَلْقُوهُonu atın
فِىdibine
غَيَٰبَتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْجُبِّkuyunun
يَلْتَقِطْهُonu (görüp) alsın
بَعْضُbiri
ٱلسَّيَّارَةِkervanlardan
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
فَٰعِلِينَyapacak

Kardeşlerden biri şöyle dedi: Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Geçen yolculardan biri onu bulup, alsın. Bu şekilde yapmak, onu öldürmekten daha az zararlıdır. Eğer onun durumu hakkında söylediğinizi yapmaya karar verdiyseniz böyle yapın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَ۫نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ

Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰٓأَبَانَاey babamız
مَاneden
لَكَsen
لَاbize güvenmiyorsun
تَأْمَ۫نَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰhakkında
يُوسُفَYusuf
وَإِنَّاoysa biz
لَهُۥona
لَنَٰصِحُونَöğüt verenleriz

Kardeşleri Yusuf'u yanlarından uzaklaştırmak konusunda anlaştıktan sonra babaları Yakup -aleyhisselam-'a şöyle dediler: Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki bizler, ona karşı çok şefkatli kimseleriz ve zararlı şeylerden onu koruruz. Biz, Yusuf'un koruması ve sana sağ salim geri dönmesi için iyilik yapan kimseleriz. Onu bizimle göndermene engel olan şey nedir?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

أَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًۭا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

'Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Biz onu mutlaka koruruz.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَرْسِلْهُonu gönder
مَعَنَاbizimle beraber
غَدًۭاyarın
يَرْتَعْgezsin
وَيَلْعَبْve oynasın;
وَإِنَّاve biz elbette
لَهُۥonu
لَحَٰفِظُونَkoruruz

Yarın onu, bizimle birlikte gönder. Yesin ve oynasın. Mutlaka biz, onu başına gelecek olan her türlü kötülükten koruruz, dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

قَالَ إِنِّى لَيَحْزُنُنِىٓ أَن تَذْهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَخَافُ أَن يَأْكُلَهُ ٱلذِّئْبُ وَأَنتُمْ عَنْهُ غَٰفِلُونَ

Babaları: “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
إِنِّىşüphesiz
لَيَحْزُنُنِىٓbeni üzer
أَنgötürmeniz
تَذْهَبُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦonu
وَأَخَافُve korkarım
أَنdiye
يَأْكُلَهُonu yer
ٱلذِّئْبُbir kurt
وَأَنتُمْsizin
عَنْهُondan
غَٰفِلُونَhaberiniz yokken

Yakup -aleyhisselam- oğullarına şöyle dedi: Muhakkak ki sizin onu götürmeniz beni kaygılandırıyor. Çünkü ben, onun ayrılığına dayanamam. Siz gezip dolaşırken ve oyun oynarken onu kurdun yemesinden endişe duyuyorum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

قَالُوا۟ لَئِنْ أَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّآ إِذًۭا لَّخَٰسِرُونَ

Onlar da: “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
لَئِنْandolsun
أَكَلَهُonu yerse
ٱلذِّئْبُkurt
وَنَحْنُbiz (olduğumuz halde)
عُصْبَةٌbir topluluk
إِنَّآelbette biz
إِذًۭاo zaman
لَّخَٰسِرُونَtamamen kaybedenlerdeniz

Babalarına şöyle dediler: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk olduğumuz halde, eğer Yusuf'u kurt yerse, o zaman biz kendilerinde bir hayır olmayan kimseleriz. Eğer onu bir kurttan koruyamazsak o halde bizler aciz kimseler sayılırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Yûsuf'u götürüp bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdıklarında, biz ona, “Şüphesiz sen, farkında olmadıkları bir sırada, bu yaptıklarını onlara haber vereceksin” diye vahyettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاnihayet
ذَهَبُوا۟götürdüler
بِهِۦonu
وَأَجْمَعُوٓا۟ve karar verdiler
أَنatmaya
يَجْعَلُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىdibine
غَيَٰبَتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْجُبِّkuyunun
وَأَوْحَيْنَآve biz vahyettik
إِلَيْهِO'na
لَتُنَبِّئَنَّهُمandolsun haber vereceksin
بِأَمْرِهِمْonların işlerini
هَٰذَاbu
وَهُمْve onlar
لَاhiç değillerken
يَشْعُرُونَfarkında

Yakup -aleyhisselam-, Yusuf'u onlarla birlikte gönderdi. Kardeşleri onu uzağa götürüp bir kuyunun dibine atmaya karar verdiklerinde; biz de Yusuf'a bu durumu haber vererek "İleride bir gün onlara bu yaptıklarını, hiç farkında değillerken haber vereceksin" diye vahyettik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءًۭ يَبْكُونَ

Akşam, ağlaya ağlaya babalarına geldiler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَآءُوٓve geldiler
أَبَاهُمْbabalarına
عِشَآءًۭakşamleyin
يَبْكُونَağlayarak

Yusuf -aleyhisselam-'ın kardeşleri, hilelerine babalarını inandırmak için akşam vakti ağlar gibi yaparak babalarına geldiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ ۖ وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍۢ لَّنَا وَلَوْ كُنَّا صَٰدِقِينَ

"Ey babamız, biz yarış yapalım diye gittik; Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın'' dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
يَٰٓأَبَانَآEy babamız
إِنَّاbiz
ذَهَبْنَاgittik
نَسْتَبِقُyarışıyorduk
وَتَرَكْنَاve bırakmıştık
يُوسُفَYusuf'u
عِندَyanında
مَتَٰعِنَاyiyeceğimizin
فَأَكَلَهُonu yemiş
ٱلذِّئْبُkurt
وَمَآfakat değilsin
أَنتَsen
بِمُؤْمِنٍۢinanacak
لَّنَاbize
وَلَوْşayet
كُنَّا(söylesek de)
صَٰدِقِينَdosdoğru

Dediler ki: Ey Babamız! Biz koşu yarışı yapıyor ve oklarla atış yapıyorduk. Yusuf’u ise bekçilik yapması için elbiselerimizin ve azıklarımızın yanına bıraktık. O sırada kurt onu yemiş. Bizler sana haber verdiğimiz şeylerde her ne kadar doğru söylesek de, sen bize inanmayacaksın, dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَجَآءُو عَلَىٰ قَمِيصِهِۦ بِدَمٍۢ كَذِبٍۢ ۚ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًۭا ۖ فَصَبْرٌۭ جَمِيلٌۭ ۖ وَٱللَّهُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Ya'kûb dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَآءُوve getirdiler
عَلَىٰüzeri
قَمِيصِهِۦgömleğinin
بِدَمٍۢkanlı
كَذِبٍۢyalandan
قَالَdedi ki
بَلْherhalde
سَوَّلَتْaldattıp sürüklemiş
لَكُمْsizi
أَنفُسُكُمْnefisleriniz
أَمْرًۭاbir işe
فَصَبْرٌۭartık (tek çarem) sabretmektir
جَمِيلٌۭgüzelce
وَٱللَّهُancak Allan'tan
ٱلْمُسْتَعَانُyardım istenir
عَلَىٰkaşı
مَاdediğinize
تَصِفُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Verdikleri haberi kurdukları hile ile pekiştirdiler ve babalarına Yusuf -aleyhisselam-'ı bir kurdun yediği izlenimini vermek için Yusuf'un gömleğini kendisinin kanı olmayan bir kana bulayarak geldiler. Yakup -alehisselam- (gömleğin yırtılmamış olması kanıtıyla) onların yalanını anladı ve onlara şöyle dedi: Bu iş, sizin bana haber verdiğiniz gibi değildir. Aksine sizin nefisleriniz yapmış olduğunuz bu kötü fiili size süslemiştir. Artık üzerime düşen çektiğim acıyı göstermeden güzelce sabretmektir. Sizin Yusuf' a yaptığınız bu olay hakkında Allah'tan istenilecek şey ise O'nun yardımıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌۭ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ ۖ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌۭ ۚ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةًۭ ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca; “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَآءَتْve geldi
سَيَّارَةٌۭbir kervan
فَأَرْسَلُوا۟gönderdiler
وَارِدَهُمْsucularını
فَأَدْلَىٰsarkıttı
دَلْوَهُۥkovasını
قَالَdedi ki
يَٰبُشْرَىٰEy! müjde!
هَٰذَاbu
غُلَٰمٌۭbir oğlan!
وَأَسَرُّوهُve onu sakladılar
بِضَٰعَةًۭticaret için
وَٱللَّهُhalbuki Allah
عَلِيمٌۢbiliyordu
بِمَاşeyleri
يَعْمَلُونَonların yaptıkları

Yoldan geçen bir kervan geldi ve kendileri için su getirecek olan kimseyi (sucularını kuyuya) gönderdiler. O da (gidip) kovasını kuyuya saldı. Yusuf ipe tutundu. Gönderilen adam Yusuf -aleyhisselam-'ı görünce sevinçli bir şekilde: "Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Sucu ve kafileden bazı kimseler Yusuf -aleyhisselam-'ı kafileden gizleyerek, O'nu bir ticaret malı edineceklerini zannettiler. Allah onların Yusuf'a kötü davranma ve satma isteklerini çok iyi bilmektedir. Onların amellerinden hiçbir şey Yüce Allah'a gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍۭ بَخْسٍۢ دَرَٰهِمَ مَعْدُودَةٍۢ وَكَانُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلزَّٰهِدِينَ

(Kafile Mısır'a vardığında) onu düşük bir fiyata, sayılı birkaç dirheme sattılar. Bunların ona rağbetleri yoktu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَشَرَوْهُve onu sattılar
بِثَمَنٍۭbir pahaya
بَخْسٍۢdüşük
دَرَٰهِمَparaya
مَعْدُودَةٍۢbirkaç
وَكَانُوا۟ve idiler
فِيهِona karşı
مِنَisteksiz
ٱلزَّٰهِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Su getiren kimse ile arkadaşları onu Mısır'da değersiz bir pahaya sattılar. Bu miktar, sayılması kolay olan birkaç dirhem idi. Yusuf'tan çabucak kurtulmak için ona pek fazla değer de vermemişlerdi. Yusuf'un halinden onun bir köle olmadığını anlamışlardı. Bundan dolayı Yusuf'un ailesinden korktular. Bu, Yüce Allah'ın ona olan rahmetinden böyle oldu. Böylece Yusuf -aleyhisselam- onların yanında uzun bir müddet kalmamıştı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًۭا ۚ وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ ۚ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
ٱلَّذِىkimse
ٱشْتَرَىٰهُonu satın alan
مِنMısır'lı
مِّصْرَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِٱمْرَأَتِهِۦٓkarısına
أَكْرِمِىona kıymet ver
مَثْوَىٰهُiyi bak
عَسَىٰٓbelki
أَنbize yararı dokunur
يَنفَعَنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْya da
نَتَّخِذَهُۥonu ediniriz
وَلَدًۭاevlad
وَكَذَٰلِكَve böylece
مَكَّنَّاbir imkan verdik
لِيُوسُفَYusuf'a
فِىo yerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلِنُعَلِّمَهُۥve ona öğrettik
مِنyorumunu
تَأْوِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَحَادِيثِdüşlerin
وَٱللَّهُve Allah
غَالِبٌgalip olandır
عَلَىٰٓişinde
أَمْرِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنَّama
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Mısır'da onu satın alan adam, karısına dedi ki: "Ona bizim yanımızda değer ver, güzel bak ve ikramda bulun! Umulur ki ihtiyacımız olan şeylerde bize faydası olur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece Yusuf'u öldürülmekten kurtardığımız gibi kuyudan da kurtardık. Aziz'in kalbini onun için yumuşak kıldık. Kendisine rüyaların tevilini öğretmemiz için onu Mısır'a yerleştirdik. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. O'nun emri gerçekleşir. O'nu hiç kimse hiçbir şeye zorlayamaz. Fakat insanların çoğu -ki onlar kâfirlerdir- bunu bilmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًۭا وَعِلْمًۭا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Yûsuf, ergenlik çağına girince, ona hüküm ve ilim verdik, işte biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاne zaman ki
بَلَغَerişince
أَشُدَّهُۥٓkuvvetli çağına
ءَاتَيْنَٰهُona verdik
حُكْمًۭاhüküm
وَعِلْمًۭاve ilim
وَكَذَٰلِكَişte böyle
نَجْزِىmükafatlandırırız
ٱلْمُحْسِنِينَgüzel hareket edenleri

Bedenî olgunlaşıp, ergenlik yaşına gelince Yusuf'a ilim ve anlayış verdik. İşte Biz, ona verdiğimiz bu karşılıkta olduğu gibi, kulluğunda ihsan sahibi olanları da böyle mükâfatlandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ ۚ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ ۖ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ ۖ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, “Haydi gelsene!” dedi. O ise, “Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَرَٰوَدَتْهُve murad almak istedi
ٱلَّتِىkadın
هُوَo (Yusuf)
فِىonun evinde iken
بَيْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنonun nefsinden
نَّفْسِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَغَلَّقَتِve kilitledi
ٱلْأَبْوَٰبَkapıları
وَقَالَتْve dedi
هَيْتَhaydi gelsene
لَكَsen
قَالَdedi
مَعَاذَsığınırım
ٱللَّهِAllah'a
إِنَّهُۥşüphesiz
رَبِّىٓefendim
أَحْسَنَen güzel şekilde
مَثْوَاىَbana baktı
إِنَّهُۥşüphesiz
لَاiflah olmaz
يُفْلِحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلظَّٰلِمُونَzalimler

Hükümdarın karısı kibarca davranarak Yusuf'u zinaya düşürmek için hile kurdu. O'nunla baş başa kalmak için kapıları sıkıca kapatarak; "Hadi bana gel!" dedi. Bunun üzerine Yusuf -aleyhisselam-: Senin beni davet ettiğin şeyden Allah'a sığınırım. Muhakkak ki efendim bana sahip çıkarak iyilikte bulunmuştur ve ben asla ona ihanet etmem. Eğer ona ihanet edersem bu durumda ben zalimlerden olurum. Muhakkak ki zalimler asla kurtuluşa eremezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ ۖ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ ۚ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ ۚ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ

Andolsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْandolsun
هَمَّتْkadın arzu etmişti
بِهِۦonu
وَهَمَّo da arzu etmişti
بِهَاonu
لَوْلَآeğer
أَنgörmeseydi
رَّءَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بُرْهَٰنَdoğruyu gösteren delilini
رَبِّهِۦRabbinin
كَذَٰلِكَböylece
لِنَصْرِفَçevirmek istedik
عَنْهُondan
ٱلسُّوٓءَkötülüğü
وَٱلْفَحْشَآءَve fuhşu
إِنَّهُۥçünkü o
مِنْkullarımızdandır
عِبَادِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُخْلَصِينَihlasa erdirilmiş

Kadın o kötü fiili işleyerek zina etmeyi arzuladı. Eğer Rabbinin onu bundan alıkoyan ve uzaklaştıran delillerini görmeseydi, Yusuf da bu kötü fiili yapmayı aklına getirmişti. İşte böylece biz, zinadan ve ihanet etmekten onu uzaklaştırmak için ona bu delili gösterdik. Şüphesiz Yusuf, bizim elçilik ve peygamberlik için seçtiklerimizdendi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَٱسْتَبَقَا ٱلْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍۢ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلْبَابِ ۚ قَالَتْ مَا جَزَآءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱسْتَبَقَاve koşuştular
ٱلْبَابَkapıya doğru
وَقَدَّتْve kadın yırttı
قَمِيصَهُۥgömleğini
مِنarkasından
دُبُرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَلْفَيَاve rastladılar
سَيِّدَهَاkadının kocasına
لَدَاyanında
ٱلْبَابِkapının
قَالَتْ(kadın) dedi ki
مَاnedir?
جَزَآءُcezası
مَنْkimsenin
أَرَادَisteyen
بِأَهْلِكَsenin ailene
سُوٓءًاkötülük
إِلَّآbaşka
أَنhapsolunmaktan
يُسْجَنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْveya
عَذَابٌbir azaptan
أَلِيمٌۭacıklı

İkisi de kapıya doğru koştular: Yusuf, kendisini o kadından kurtarmak için koştu. Kadın ise onun oradan çıkmasına engel olmak için koştu ve onun gömleğini arkasından yırttı. İkisi, kapının yanında kadının kocasına rastladılar. Aziz'in karısı, Aziz'e şöyle dedi: -Ey Aziz!- Senin eşine kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka bir şey değildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

قَالَ هِىَ رَٰوَدَتْنِى عَن نَّفْسِى ۚ وَشَهِدَ شَاهِدٌۭ مِّنْ أَهْلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٍۢ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

Yûsuf: “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Yusuf) dedi ki
هِىَO
رَٰوَدَتْنِىmurad almak istedi
عَنbenden
نَّفْسِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَشَهِدَve şahidlik etti
شَاهِدٌۭbir şahid
مِّنْkadının ailesinden
أَهْلِهَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنeğer
كَانَise
قَمِيصُهُۥgömleği
قُدَّyırtılmış
مِنönden
قُبُلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَصَدَقَتْkadın doğrudur
وَهُوَo ise
مِنَyalancılardandır
ٱلْكَٰذِبِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yûsuf -aleyhisselam- şöyle dedi: O, benden (kendisi ile) zina etmemi istedi. Ben ise ondan bunu istemedim. Kadının ailesinden bir şahit şu sözleri ile buna şahitlik etti: Eğer Yûsuf -aleyhisselam-'ın gömleği ön taraftan yırtılmış ise bu durum kadının doğru söylediğinin delilidir. Çünkü bu durumda kadın Yûsuf'u kendisinden uzaklaştırmak istemiştir. Yûsuf ise yalancıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَإِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍۢ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

“Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yûsuf) ise, doğru söyleyenlerdendir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve şayet
كَانَise
قَمِيصُهُۥonun gömleği
قُدَّyırtılmış
مِنarkadan
دُبُرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَكَذَبَتْkadın yalancıdır
وَهُوَo ise
مِنَdoğrulardandır
ٱلصَّٰدِقِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Eğer onun (Yusuf'un) gömleği arkasından yırtılmış ise bu Yusuf -aleyhisselam-'ın doğru söylediğinin delilidir. Kadın onu istiyor; Yusuf ise kadından kaçıyordu. Kadın ise yalancıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍۢ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيْدِكُنَّ ۖ إِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌۭ

Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: “Şüphesiz bu, siz kadınların hilesidir. Doğrusu siz kadınların hilesi büyüktür” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
رَءَاgördüler
قَمِيصَهُۥgömleğinin
قُدَّyırtıldığını
مِنarkadan
دُبُرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالَ(kadına) dedi ki
إِنَّهُۥşüphesiz bu
مِنsizin hilenizdir
كَيْدِكُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّgerçekten
كَيْدَكُنَّsizin hileniz
عَظِيمٌۭbüyüktür

Hükümdar, Yusuf -aleyhisselam-'ın gömleğinin arkasından yırtılmış olduğuna şahitlik edince Yusuf -aleyhisselam-'ın doğruluğundan emin oldu ve şöyle dedi: -Ey Kadınlar!- Şüphesiz bu iftira, sizin tuzaklarınızdan biridir. Şüphesiz sizin tuzağınız gerçekten güçlü bir tuzaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

يُوسُفُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَا ۚ وَٱسْتَغْفِرِى لِذَنۢبِكِ ۖ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلْخَاطِـِٔينَ

“Ey Yûsuf! Sen bundan (bu hadiseyi söylemekten) kaçın. (Ey Kadın!) Sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُوسُفُYusuf
أَعْرِضْsen vazgeç
عَنْbundan
هَٰذَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱسْتَغْفِرِى(kadın) sen de bağışlanmasını dile
لِذَنۢبِكِgünahının
إِنَّكِçünkü sen
كُنتِoldun
مِنَgünahkarlardan
ٱلْخَاطِـِٔينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yusuf'a şöyle dedi: Ey Yusuf! Bu olanları bir kenara bırak ve kimseye anlatma! (Ey Kadın!) Sen de günahından dolayı af dile! Şüphesiz Sen; Yusuf'u kendi nefsin için arzulayarak günahkâr kimselerden oldun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

۞ وَقَالَ نِسْوَةٌۭ فِى ٱلْمَدِينَةِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفْسِهِۦ ۖ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا ۖ إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ

Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından arzusunu elde etmek istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir şaşkınlık içinde görüyoruz.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dediler ki
نِسْوَةٌۭbirtakım kadınlar
فِىşehirde
ٱلْمَدِينَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱمْرَأَتُkarısı
ٱلْعَزِيزِVezir'in
تُرَٰوِدُmurad almak istemiş
فَتَىٰهَاuşağının
عَنnefsinden
نَّفْسِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَدْmuhakak
شَغَفَهَاonun bağrını yakmış
حُبًّاsevda
إِنَّاelbette biz
لَنَرَىٰهَاonu görüyoruz
فِىiçinde
ضَلَٰلٍۢbir sapıklık
مُّبِينٍۢaçık

Aziz'in hanımının haberi şehirde yayıldı ve kadınlardan bir topluluk (Aziz'in karısının yaptığını) inkâr ederek şöyle dediler: Aziz'in karısı, kölesini kendi nefsi için arzulamış ve Yusuf'a karşı olan sevgisi onun kalbini kaplamıştır. Şüphesiz biz, - ki o, onun kölesidir- kendi nefsi için arzulaması sebebi ile apaçık bir şaşkınlık üzere görmekteyiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًۭٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍۢ مِّنْهُنَّ سِكِّينًۭا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ ۖ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌۭ كَرِيمٌۭ

O kadınların gizlice aleyhinde konuştuklarını işitince kendilerine haber gönderdi. Onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a: “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
سَمِعَتْ(kadın) işitti
بِمَكْرِهِنَّonların hilelerini
أَرْسَلَتْ(haber) gönderdi
إِلَيْهِنَّonlara
وَأَعْتَدَتْve hazırladı
لَهُنَّonlar için
مُتَّكَـًۭٔاdayanacak yastıklar
وَءَاتَتْve verdi
كُلَّher
وَٰحِدَةٍۢbirine
مِّنْهُنَّonlardan
سِكِّينًۭاbirer bıçak
وَقَالَتِve dedi
ٱخْرُجْçık!
عَلَيْهِنَّkarşılarına
فَلَمَّاne zaman ki
رَأَيْنَهُۥٓO'nu görünce
أَكْبَرْنَهُۥonu (gözlerinde) büyüttüler
وَقَطَّعْنَve kestiler
أَيْدِيَهُنَّellerini
وَقُلْنَve dediler
حَٰشَhaşa
لِلَّهِAllah için
مَاdeğildir
هَٰذَاbu
بَشَرًاinsan
إِنْbu
هَٰذَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
مَلَكٌۭbir melektir
كَرِيمٌۭgüzel

Aziz'in karısı, bu yaptığını (şehirdeki) kadınların hoş görmediğini ve hakkında ileri geri konuştuklarını işitince Yusuf -aleyhisselam-'ı görmeleri ve bu hususta kendisini mazur görmeleri için bir elçi gönderip onları davet etti. Onlara döşekler ve yastıklar hazırlattı. Onlardan her birinin eline ikram edilen yemekleri kesmeleri için birer bıçak verdi ve Yusuf -aleyhisselam-'a: "Hadi onların yanına çık!" dedi. Kadınlar, onu görünce gözlerinde büyütüp onun güzelliğine kapıldılar ve yakışıklılığı karşısında hayretlerini gizleyemediler. Son derece hayran olmaları sebebiyle sofrada ikram edilen yiyecekleri kesmek için kullanacakları bıçaklar ile parmaklarını kestiler ve şöyle dediler: "Allah'ı tenzih ederiz." insanlara verilmemiş olan bu güzellik sebebi ile bu genç bir insan olamaz, bu ancak ikram olunmuş meleklerden bir melektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ ۖ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ ۖ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًۭا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

Kadın dedi ki: “Kendisi dolayısı ile beni ayıpladığınız işte budur. Andolsun, ben onu arzuladım. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَتْdedi ki
فَذَٰلِكُنَّişte siz
ٱلَّذِىki
لُمْتُنَّنِىbeni kınamıştınız
فِيهِbunun için
وَلَقَدْandolsun
رَٰوَدتُّهُۥben murad almak istedim
عَنkendisinden
نَّفْسِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱسْتَعْصَمَo reddetti
وَلَئِنama
لَّمْyapmazsa
يَفْعَلْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآşeyi
ءَامُرُهُۥemrettiğim
لَيُسْجَنَنَّelbette zindana atılacaktır
وَلَيَكُونًۭاve olacaktır
مِّنَalçalanlardan
ٱلصَّٰغِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Aziz'in karısı, kadınların düştüğü bu hali görünce onlara şöyle dedi: İşte sevgisinden dolayı beni ayıpladığınız genç budur. Ben, onu baştan çıkarmak istedim. O ise bundan kaçındı. Eğer gelecekte ondan istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse girecek ve zillete uğrayanlardan olacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ ۖ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

Yûsuf: “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Yusuf) dedi ki
رَبِّRabbim
ٱلسِّجْنُzindan
أَحَبُّdaha iyidir
إِلَىَّbana göre
مِمَّاşeyden
يَدْعُونَنِىٓbeni çağırdığı
إِلَيْهِbunların
وَإِلَّاve eğer
تَصْرِفْsavmazsan
عَنِّىbenden
كَيْدَهُنَّonların hilelerini
أَصْبُkayarım
إِلَيْهِنَّonlara
وَأَكُنve olurum
مِّنَcahillerden
ٱلْجَٰهِلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yusuf -aleyhisselam- Rabbine dua ederek şöyle dedi: Ey Rabbim! O'nun beni kendisi ile tehdit ettiği hapis, beni davet ettikleri şey olan zina günahından bana daha sevimlidir. Eğer sen, onların hilelerini benden uzaklaştırmazsan bu durumda ben onlara meylederim. Eğer meyleder ve onların istediklerini kabul edersem cahillerden olurum.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

فَٱسْتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Bunun üzerine Rabbi onun duasını kabul etti ve o kadınların hilesini uzaklaştırdı. Hiç şüphe yoktur ki Allah, her şeyi hakkıyla işitendir; hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱسْتَجَابَdu'asını kabul etti
لَهُۥonun
رَبُّهُۥRabbi
فَصَرَفَsavdı
عَنْهُondan
كَيْدَهُنَّonların hilelerini
إِنَّهُۥşüphesiz
هُوَO
ٱلسَّمِيعُişitendir
ٱلْعَلِيمُbilendir

Allah Teâlâ, onun duasını kabul etti ve Aziz'in karısının ve şehrin kadınlarının hilesini ondan uzaklaştırdı. Hiç şüphe yoktur ki, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, Yusuf -aleyhisselam-'ın duasını ve dua eden her kimsenin duasını hakkıyla işitendir. Onun ve diğer tüm canlıların durumlarını hakkıyla bilendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْءَايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Sonra onlara (Yûsuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, onu belli bir vakte kadar zindana atma (görüşü) belirdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
بَدَاuygun geldi
لَهُمonlara
مِّنۢsonra (bile)
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاgördükten
رَأَوُا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْءَايَٰتِdelilleri
لَيَسْجُنُنَّهُۥonu zindana atmaları
حَتَّىٰkadar
حِينٍۢbir süreye

Sonra Aziz ve kavmi, Yusuf -aleyhisselam-'ın masum olduğunu gördükleri halde -bu skandalın ortaya çıkmaması için- onu belli olmayan bir süre hapsetmek görüşünü benimsediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجْنَ فَتَيَانِ ۖ قَالَ أَحَدُهُمَآ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَعْصِرُ خَمْرًۭا ۖ وَقَالَ ٱلْءَاخَرُ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَحْمِلُ فَوْقَ رَأْسِى خُبْزًۭا تَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِنْهُ ۖ نَبِّئْنَا بِتَأْوِيلِهِۦٓ ۖ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri: “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Diğeri: “Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Doğrusu biz seni, ihsan sahiplerinden görmekteyiz” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَدَخَلَve girdi
مَعَهُonunla beraber
ٱلسِّجْنَzindana
فَتَيَانِiki genç daha
قَالَdedi ki
أَحَدُهُمَآonlardan biri
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَرَىٰنِىٓ(düşümde) görüyorum
أَعْصِرُsıktığımı
خَمْرًۭاşarap
وَقَالَve dedi
ٱلْءَاخَرُöteki de
إِنِّىٓben de
أَرَىٰنِىٓgörüyorum ki
أَحْمِلُtaşıyorum
فَوْقَüstünde
رَأْسِىbaşımın
خُبْزًۭاekmek
تَأْكُلُyiyor
ٱلطَّيْرُkuşlar
مِنْهُondan
نَبِّئْنَاbize haber ver
بِتَأْوِيلِهِۦٓbunun yorumunu
إِنَّاzira biz
نَرَىٰكَseni görüyoruz
مِنَgüzel davrananlardan
ٱلْمُحْسِنِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Onu hapse attılar. Onunla birlikte iki delikanlı da hapse girdi. Delikanlılardan biri Yusuf -aleyhisselam-'a şöyle dedi: Ben rüyamda şarap haline gelmesi için üzüm sıktığımı gördüm. İkincisi ise: Ben (rüyamda) başımın üstünde kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. -Ey Yusuf!- Biz seni ihsan (iyilik) ehli kimselerden görmekteyiz, gördüklerimizin yorumunu bize açıkla! dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌۭ تُرْزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِۦ قَبْلَ أَن يَأْتِيَكُمَا ۚ ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِى رَبِّىٓ ۚ إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍۢ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

Yûsuf dedi ki: “Size, rızık olarak verilen yemek henüz ulaşmadan ben size onun ne olduğunu mutlaka haber veririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah’a iman etmeyen ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini terk ettim.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Yusuf) şöyle dedi
لَاsize gelmez
يَأْتِيكُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
طَعَامٌۭbir yemek
تُرْزَقَانِهِۦٓrızık olarak verilen
إِلَّاmutlaka
نَبَّأْتُكُمَاsize haber vermiş olurum
بِتَأْوِيلِهِۦbunun yorumunu
قَبْلَönceden
أَنsize gelmeden
يَأْتِيَكُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكُمَاbu
مِمَّاşeylerdendir
عَلَّمَنِىbana öğrettiği
رَبِّىٓRabbimin
إِنِّىşüphesiz ben
تَرَكْتُterk ettim
مِلَّةَdinini
قَوْمٍۢbir kavmin
لَّاinanmıyorlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'a
وَهُمve onlar
بِٱلْءَاخِرَةِahireti
هُمْonlar
كَٰفِرُونَinkar ediyorlar

Yusuf -aleyhisselam- şöyle dedi: Size, hükümdardan yahut başkasından gelecek olan yemek gelmeden önce size onun ne olduğunu ve nasıl olacağını açıklayacağım. İşte benim bildiğim bu tevil (yorum); Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Kâhinlikten ve yıldızlara bakılarak verilen yalan haberlerden değildir. Muhakkak ki ben, Allah'a iman etmeyen bir kavmin dinini terk ettim. Onlar, ahireti de inkâr etmektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

وَٱتَّبَعْتُ مِلَّةَ ءَابَآءِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ ۚ مَا كَانَ لَنَآ أَن نُّشْرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ ۚ ذَٰلِكَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ عَلَيْنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

“Atalarım İbrahim, İshak ve Ya'kûb’un dinine tâbi oldum. Allah'a her hangi bir ortak koşmak bize yaraşmaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتَّبَعْتُve uydum
مِلَّةَdinine
ءَابَآءِىٓatalarım
إِبْرَٰهِيمَİbrahim'in
وَإِسْحَٰقَve İshak'ın
وَيَعْقُوبَve Ya'kub'un
مَا(hakkımız) yoktur
كَانَbizim
لَنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنortak koşmağa
نُّشْرِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱللَّهِAllah'a
مِنherhangi bir
شَىْءٍۢşeyi
ذَٰلِكَbu
مِنbir lutfudur
فَضْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْنَاüzerimize
وَعَلَىve üzerine
ٱلنَّاسِinsanların
وَلَٰكِنَّama
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاşükretmezler
يَشْكُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ben, Atalarımın dinine tabi oldum. Bu, İbrahim, İshak ve Yakub'un dini olan tevhit (Allah'ı birleme) dinidir. Allah Teâlâ'ya herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yaraşmaz. O; birliğinde (vahdaniyetinde) tektir. Benim ve atalarımın üzerinde olduğumuz tevhit ve iman, Allah'ın bize olan lütfundandır. Ve Allah Teâlâ bizi buna muvaffak kılmıştır. Peygamberlerini, tevhit ve iman ile göndermiş olması da bütün insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu Allah'ın nimetlerine karşı şükretmezler, aksine kafir olurlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

يَٰصَىٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ ءَأَرْبَابٌۭ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

“Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilâhlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hâkimiyet sahibi olan tek Allah mı?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰصَىٰحِبَىِEy benim arkadaşlarım
ٱلسِّجْنِzindan
ءَأَرْبَابٌۭtanrılar mı?
مُّتَفَرِّقُونَçeşitli
خَيْرٌdaha hayırlıdır
أَمِyoksa
ٱللَّهُAllah (mı?)
ٱلْوَٰحِدُtek
ٱلْقَهَّارُkahhar olan

Sonra Yusuf -aleyhisselam-, hapisteki iki delikanlıya hitap ederek şöyle dedi: Pek çok ilaha ibadet (kulluk) etmek mi, yoksa bir olup hiçbir ortağı olmayan ve her şeye galip olan ve kendisine galip gelinemeyen Yüce Allah'a ibadet etmek mi daha hayırlıdır?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

مَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ أَسْمَآءًۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ ۚ أَمَرَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

“Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَاsiz tapmıyorsunuz
تَعْبُدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنo'nu bırakıp
دُونِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآbaşkasına
أَسْمَآءًۭ(boş) isimlerden
سَمَّيْتُمُوهَآisimlendirdiği
أَنتُمْsizin
وَءَابَآؤُكُمve atalarınızın
مَّآindirmemiştir
أَنزَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
بِهَاonlar hakkında
مِنhiçbir
سُلْطَٰنٍdelil
إِنِyoktur
ٱلْحُكْمُ(hiçbir) Hüküm
إِلَّاdışında
لِلَّهِAllah'ın
أَمَرَO emretmiştir
أَلَّاtapmamanızı
تَعْبُدُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآbaşkasına
إِيَّاهُkendisinden
ذَٰلِكَişte budur
ٱلدِّينُdin
ٱلْقَيِّمُdoğru
وَلَٰكِنَّama
أَكْثَرَçoğu
ٱلنَّاسِinsanların
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın ilahlar olarak isimlendirdiği, ancak ilahlık hak etmeyen varlıklardır. Sizin ve babalarınızın isimlendirdiği bu şeylerin ilahlıktan bir nasibi yoktur. Yüce Allah, bunların doğru olduğuna dair bir delil de indirmemiştir. Bütün mahlukat hakkında hüküm sizin ve babalarınızın isimlendirdiği şeylere ait değil, sadece Allah Teâlâ'ya aittir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ- sizlere ibadetlerinizde O'nu birlemenizi emretmiş. O'nunla birlikte O'na herhangi bir şeyi ortak kılmanızı yasaklamıştır. İşte bu; içerisinde hiçbir eğrilik bulunmayan dosdoğru din olan tevhit dinidir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. Bundan dolayı Allah Teâlâ'ya ortak koşarlar. O'nun yaratmış olduğu varlıklardan bazılarına ibadet (kulluk) ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

يَٰصَىٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ أَمَّآ أَحَدُكُمَا فَيَسْقِى رَبَّهُۥ خَمْرًۭا ۖ وَأَمَّا ٱلْءَاخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِن رَّأْسِهِۦ ۚ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ ٱلَّذِى فِيهِ تَسْتَفْتِيَانِ

“Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş (artık) olup bitmiştir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰصَىٰحِبَىِEy arkadaşlarım
ٱلسِّجْنِzindan
أَمَّآikinizden biriniz
أَحَدُكُمَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَيَسْقِىyine sunacak
رَبَّهُۥefendisine
خَمْرًۭاşarap
وَأَمَّاdiğeri ise
ٱلْءَاخَرُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَيُصْلَبُasılacak
فَتَأْكُلُyiyecek
ٱلطَّيْرُkuşlar
مِنonun başından
رَّأْسِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُضِىَkesinleşmiştir
ٱلْأَمْرُ
ٱلَّذِىhakkında
فِيهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَسْتَفْتِيَانِsorduğunuz

Ey zindan arkadaşlarım! Rüyasında şarap olması için üzüm sıkana gelince; o hapisten çıkacak, yapmış olduğu işine geri dönüp hükümdara şarap sunacaktır. Başının üzerinde ekmek taşıyan ve kuşların o ekmekten yediğini gören kimse ise asılıp öldürülecektir. Bana hakkında soru sormuş olduğunuz bu rüya hakkındaki hüküm tamamlanmıştır. Ve kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَقَالَ لِلَّذِى ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٍۢ مِّنْهُمَا ٱذْكُرْنِى عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيْطَٰنُ ذِكْرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِى ٱلسِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ

Yûsuf, bu ikisinden kurtulacağını düşündüğü kişiye: “Efendinin yanında beni an!”, dedi. Fakat şeytan, efendisinin yanında, ondan (Yûsuf'tan) söz etmeyi ona unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
لِلَّذِىkişiye
ظَنَّsandığı
أَنَّهُۥonun
نَاجٍۢkurtulacağını
مِّنْهُمَاo iki kişiden
ٱذْكُرْنِىbeni an
عِندَyanında
رَبِّكَefendin(kralın)ın
فَأَنسَىٰهُfakat ona unutturdu
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
ذِكْرَsöylemeyi
رَبِّهِۦefendisine
فَلَبِثَ(böylece) kaldı
فِىzindanda
ٱلسِّجْنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِضْعَbirkaç
سِنِينَyıl

Yusuf -aleyhisselam- bu iki kişiden, hapisten kurtulacağını zannettiği kimseye (ki o, efendisine şarap sunacak olandır): benim kıssamı ve durumumu efendinin yanında anlat. Olur ki o, beni hapisten çıkarır, dedi. Ne var ki şeytan, efendisine şarap sunacak olan kimseye Yusuf'u efendisine hatırlatmayı unutturmuş ve Yusuf -aleyhisselam- da bundan sonra hapiste bir kaç yıl daha kalmıştı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَقَالَ ٱلْمَلِكُ إِنِّىٓ أَرَىٰ سَبْعَ بَقَرَٰتٍۢ سِمَانٍۢ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌۭ وَسَبْعَ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍۢ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍۢ ۖ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ أَفْتُونِى فِى رُءْيَٰىَ إِن كُنتُمْ لِلرُّءْيَا تَعْبُرُونَ

Kral: “Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
ٱلْمَلِكُKral
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَرَىٰ(düşümde) görüyorum
سَبْعَyedi
بَقَرَٰتٍۢinek
سِمَانٍۢsemiz
يَأْكُلُهُنَّbunları yiyor
سَبْعٌyedi
عِجَافٌۭzayıf inek
وَسَبْعَve yedi
سُنۢبُلَٰتٍbaşak
خُضْرٍۢyeşil
وَأُخَرَve diğerleri de
يَابِسَٰتٍۢkuru
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلْمَلَأُefendiler
أَفْتُونِىbana anlatın
فِىbu rü'yamı
رُءْيَٰىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنeğer
كُنتُمْsiz
لِلرُّءْيَاrü'ya
تَعْبُرُونَta'bir ediyorsanız

Bir gün hükümdar şöyle demişti: "Şüphesiz ben, rüyamda yedi şişman ineği, yedi zayıf ineğin yediğini ve yedi yeşil başakla, yedi kuru başak gördüm. Ey ileri gelenler ve saygın kimseler! Eğer rüya yorumlamayı biliyorsanız, benim bu rüyamın yorumunu bana haber verin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍۢ ۖ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ ٱلْأَحْلَٰمِ بِعَٰلِمِينَ

Dediler ki: “Bunlar karmakarışık rüyalardır. Biz böyle rüyaların yorumunu bilenlerden değiliz.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler ki
أَضْغَٰثُkarmakarışık
أَحْلَٰمٍۢdüşler
وَمَاdeğiliz
نَحْنُbiz
بِتَأْوِيلِyorumunu
ٱلْأَحْلَٰمِdüşlerin
بِعَٰلِمِينَbilen(kişi)ler

(Yorumcular) dediler ki: Bunlar karmakarışık rüyalardır. Böyle olan rüyaların yorumu yoktur. Bizler böyle karışık düşlerin yorumunu bilenlerden değiliz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَقَالَ ٱلَّذِى نَجَا مِنْهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِۦ فَأَرْسِلُونِ

Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olan, uzun bir süre sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve: “Ben size onun yorumunu haber veririm, hemen beni (Yûsuf'a) gönderin.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَdedi ki
ٱلَّذِىkurtulanı
نَجَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهُمَاiki kişiden
وَٱدَّكَرَhatırladı
بَعْدَsonra
أُمَّةٍuzun bir süre
أَنَا۠ben
أُنَبِّئُكُمsize haber veririm
بِتَأْوِيلِهِۦonun yorumunu
فَأَرْسِلُونِhemen beni gönderin

Zindanda olan iki delikanlıdan şarap sunan ve oradan kurtulan delikanlı, bir müddet sonra Yusuf -aleyhisselam-'ı ve onun sahip olduğu rüya tabiri ilmini hatırladı ve şöyle dedi: Ben, hükümdarın görmüş olduğu rüyanın yorumunu, rüya yorumu ilmini bilen kimseye sorduktan sonra size haber vereceğim. Ey Hükümdar! Rüyanı yorumlaması için beni Yusuf -aleyhisselam-'a gönder!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِى سَبْعِ بَقَرَٰتٍۢ سِمَانٍۢ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌۭ وَسَبْعِ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍۢ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍۢ لَّعَلِّىٓ أَرْجِعُ إِلَى ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ

(Zindana varınca), “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُوسُفُYusuf
أَيُّهَاey
ٱلصِّدِّيقُçok doğru söyleyen
أَفْتِنَاbize bilgi ver
فِىhakkında
سَبْعِyedi
بَقَرَٰتٍۢineği
سِمَانٍۢsemiz
يَأْكُلُهُنَّyiyorlar
سَبْعٌyedi
عِجَافٌۭzayıf (inek)
وَسَبْعِve yedi
سُنۢبُلَٰتٍbaşak
خُضْرٍۢyeşil
وَأُخَرَdiğeri de
يَابِسَٰتٍۢkuru
لَّعَلِّىٓumarım ki
أَرْجِعُdönerim
إِلَىinsanlara
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَلَّهُمْonlar da
يَعْلَمُونَbilirler

Kurtulan kimse, Yusuf -aleyhisselam-'ın yanına varınca ona şöyle dedi: Ey Yusuf! Ey doğru sözlü kişi! Rüyada, yedi şişman ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi yeşil başak ve de kuru yedi başakları gören kimsenin gördüğü rüyanın yorumunu bize haber ver. Ümit ederim ki ben, hükümdarın ve onun yanındakilerin yanına isabetli yorumunla dönerim de belki onlar rüyanın tabirini öğrenirler ve senin üstünlüğünü ve kıymetini anlarlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًۭا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِى سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلًۭا مِّمَّا تَأْكُلُونَ

Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl her zamanki gibi ekin. Birazını yiyip biçtiğiniz ekini başağında bırakın."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Yusuf) dedi ki
تَزْرَعُونَsiz (ürünü) ekin
سَبْعَyedi
سِنِينَyıl
دَأَبًۭاâdetiniz üzere
فَمَاne ki
حَصَدتُّمْbiçtiniz
فَذَرُوهُbırakın onu
فِىbaşağında
سُنۢبُلِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاhariç
قَلِيلًۭاaz bir mikdar
مِّمَّاyiyeceğiniz
تَأْكُلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yusuf -aleyhisselam- bu rüyayı yorumlayarak şöyle dedi: Yedi sene boyunca ciddiyetle devamlı ekin ekersiniz. Bu süre boyunca her yıl ektiğiniz üründen elde edilen mahsulden yemek ihtiyacınız için ayırdığınız az miktarı dışında kalanları çürüyüp kurtlanmaması için başağında bırakın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ سَبْعٌۭ شِدَادٌۭ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلًۭا مِّمَّا تُحْصِنُونَ

Sonra bunun ardından, saklayacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) hariç, o yıllar için biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek yedi kıtlık yılı gelecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
يَأْتِىgelir
مِنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَonun
سَبْعٌۭyedi
شِدَادٌۭzorlu (yıl)
يَأْكُلْنَyeyip bitirir
مَاönceden (biriktirdiklerinizi)
قَدَّمْتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُنَّonlardan
إِلَّاdışında
قَلِيلًۭاaz miktar
مِّمَّاsakladığınız
تُحْصِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Sonra verimli olarak ekim yaptığınız yedi senenin ardından, yedi zor ve kurak seneler gelir ve insanlar, verimli geçen seneler boyunca hasat edilen ürünlerden tohum olarak sakladıkları az bir miktar haricindekileri yerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَامٌۭ فِيهِ يُغَاثُ ٱلنَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ

“Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup şıra ve yağ gibi ürünleri) sıkacaklar.''

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
يَأْتِىgelir
مِنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbunun
عَامٌۭbir yıl
فِيهِo (yılda)
يُغَاثُbol yağmur verilir
ٱلنَّاسُinsanlara
وَفِيهِve o (yıl)
يَعْصِرُونَ(insanlar meyve) sıkarlar

Sonra da kurak geçen yılların ardından yağmurların yağacağı bir yıl gelecektir. Ekinler bitecek ve bu yıl içinde insanlar ihtiyaç duydukları üzüm, zeytin ve şeker kamışı gibi mahsulleri sıkacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦ ۖ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرْجِعْ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ ٱلنِّسْوَةِ ٱلَّٰتِى قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ ۚ إِنَّ رَبِّى بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌۭ

Kral: “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınlara ne oldu, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَdedi ki
ٱلْمَلِكُKral
ٱئْتُونِىbana getirin
بِهِۦonu
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَهُgelince (Yusuf'a)
ٱلرَّسُولُelçi
قَالَdedi
ٱرْجِعْdön
إِلَىٰefendine
رَبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَسْـَٔلْهُve ona sor
مَاneydi?
بَالُmaksadı
ٱلنِّسْوَةِkadınların
ٱلَّٰتِىkesen
قَطَّعْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيْدِيَهُنَّellerini
إِنَّşüphesiz
رَبِّىRabbim
بِكَيْدِهِنَّonların tuzaklarını
عَلِيمٌۭbiliyor

Yusuf -aleyhisselam-'ın (hükümdarın) rüyasına yaptığı yorum hükümdara ulaşınca yardımcılarına şöyle dedi: O'nu zindandan çıkarıp bana getirin. Hükümdarın elçisi Yusuf -aleyhisselam-'a gelince Yusuf -aleyhisselam- elçiye dedi ki: Hükümdar efendine dön. Zindandan çıkmadan önce (Yusuf'un) suçsuzluğunun ortaya çıkması için ellerini kesen kadınların kıssasını ona sor. Şüphesiz Rabbim, kadınların beni ayartıp aldatmak için yaptıklarını hakkıyla bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Yûsuf Sûresi, Kur'an'da bir peygamberin hayatını baştan sona kesintisiz bir anlatı içinde ele alan en belirgin sûrelerden biridir. Hz. Yûsuf'un çocukken gördüğü rüya ile başlayan kıssa; kardeş kıskançlığı, kuyuya bırakılma, köle olarak satılma, iftira, hapis, rüyaların yorumlanması, devlet yönetiminde sorumluluk ve aileyle yeniden buluşma aşamalarını izler. Sûre, sıkıntının tek bir anda sona ermediğini; sabır, ahlâkî direnç ve doğru kararların zaman içinde bir yön oluşturduğunu gösterir. Hz. Yûsuf'un iffetini koruması, haksızlığa uğradığında bile güvenilirliğini kaybetmemesi ve güç sahibi olduğunda kardeşlerinden intikam almak yerine onları bağışlaması anlatının ahlâkî omurgasını kurar. Hz. Yakub'un derin üzüntüsüne rağmen Allah'tan ümidini kesmemesi de sabrın duygusuzluk değil, acıyla birlikte sürdürülen bir güven olduğunu ortaya koyar. Sûrenin sonunda olaylar geriye dönük olarak anlam kazanır; çocukluk rüyası gerçekleşir ve Hz. Yûsuf başarısını kendi yeteneğine değil Allah'ın lütfuna bağlar. Sûre, Hz. Peygamber'in ve ilk Müslümanların baskı gördüğü bir dönemde teselli ve umut taşıyan bir anlatı olarak okunur; görünürde kopuk ve acı olayların ilâhî hikmet içinde nasıl yeni bir yön kazanabileceğini gösterir.

Ana Temalar

  • Sabır ve ümit
  • Kıskançlığın aile üzerindeki etkisi
  • İffet ve ahlâkî direnç
  • Güç karşısında affetme
  • Emanet ve kamu sorumluluğu

Ne Zaman Okunur?

Yûsuf Sûresi için sahih kaynaklarda belirlenmiş özel bir gün veya saat yoktur. Aile içi kırgınlıklar, kıskançlık, haksızlığa uğrama, sabır ve bağışlama konularını anlamak isteyenler sûreyi meal ve tefsiriyle okuyabilir. Okumayı evlilik, kavuşma veya başka bir dünyevî sonucun garantisi olarak sunan iddialar dinî delil yerine geçmez.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Yûsuf Sûresi neden "kıssaların en güzeli" diye anılır?

Sûrenin 3. ayetinde anlatılan kıssa "ahsenü'l-kasas" ifadesiyle tanıtılır. Bu niteleme; anlatının edebî bütünlüğü, insan psikolojisini derin biçimde işlemesi ve sabır, iffet, affetme, aile ilişkileri ile ilâhî takdir gibi birçok temayı tek bir akışta birleştirmesiyle açıklanır.

Yûsuf Sûresi evlilik için okunur mu?

Kur'an okumak ibadet ve tefekkürdür; kişi meşru dilekleri için dua da edebilir. Fakat Yûsuf Sûresi'nin belirli sayıda okunmasının evliliği kesinleştireceğine dair sahih ve bağlayıcı bir delil yoktur. Sûrenin asıl mesajı sabır, iffet, güvenilirlik, aile içi kıskançlıkla mücadele ve affetmedir.

Hz. Yûsuf kardeşlerini neden affetti?

Hz. Yûsuf, yıllar sonra güç sahibi olduğunda kardeşlerine intikamla karşılık vermez ve onları kınamayacağını bildirir. Bu tavır, affetmenin yapılan haksızlığı doğru saymak anlamına gelmediğini; güç varken öfkeyi yönetebilmek ve yeni bir başlangıca alan açmak olduğunu gösterir.

Tüm sorular →

Kaynaklar