Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Tâ-Hâ Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 3
51

قَالَ فَمَا بَالُ ٱلْقُرُونِ ٱلْأُولَىٰ

"Önceki nesillerin durumu ne olacak?" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi
فَمَاne olacak?
بَالُhali
ٱلْقُرُونِnesillerin
ٱلْأُولَىٰilk

Firavun dedi ki: "Küfür üzerine olan geçmiş nesillerin durumu ne olacak?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

قَالَ عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى فِى كِتَٰبٍۢ ۖ لَّا يَضِلُّ رَبِّى وَلَا يَنسَى

"Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır." dedi. "Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
عِلْمُهَاonların bilgisi
عِندَyanında
رَبِّىRabbimin
فِىbir
كِتَٰبٍۢKitaptadır
لَّاasla
يَضِلُّşaşmaz
رَبِّىRabbim
وَلَاve
يَنسَىunutmaz

Musa -aleyhisselam- Firavun'a şöyle dedi: "Bu geçmiş ümmetlerin bilgisi Rabbimin katındadır, Levh-i Mahfuz'da yazılıdır. Bunun ilmi hakkında Rabbim yanılmaz ve bununla ilgili bildiği bir şeyi de unutmaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًۭا وَسَلَكَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًۭا وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَخْرَجْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًۭا مِّن نَّبَاتٍۢ شَتَّىٰ

O yeryüzünü size bir döşek yapan, sizin için orada yollar açan ve gökten yağmur yağdırandır. Biz onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِىo ki
جَعَلَyaptı
لَكُمُsize
ٱلْأَرْضَyeri
مَهْدًۭاbeşik
وَسَلَكَve açtı
لَكُمْsizin için
فِيهَاonda
سُبُلًۭاyollar
وَأَنزَلَve indirdi
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۭbir su
فَأَخْرَجْنَاve çıkardık
بِهِۦٓonunla
أَزْوَٰجًۭاçiftler
مِّنbitkiden
نَّبَاتٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَتَّىٰher çeşit

Yeryüzünde yaşamayı elverişli kılan, üzerinde ilerlemeniz için uygun yollar yapan, yağmur suyunu gökten indiren Rabbimdir. Bu su ile birbirinden farklı bitkileri çeşit çeşit çıkardık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

كُلُوا۟ وَٱرْعَوْا۟ أَنْعَٰمَكُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ

Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ayetler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كُلُوا۟yeyin
وَٱرْعَوْا۟ve otlatın
أَنْعَٰمَكُمْhayvanlarınızı
إِنَّşüphesiz
فِىvardır
ذَٰلِكَbunda
لَءَايَٰتٍۢibretler
لِّأُو۟لِىsahipleri için
ٱلنُّهَىٰakıl

-Ey İnsanlar!- Sizin için çıkardığımız temiz şeylerden yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Bu zikredilen nimetlerde akıl sahipleri için Allah Teâlâ'nın kudretine ve vahdaniyetine dair pek çok deliller vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

۞ مِنْهَا خَلَقْنَٰكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَىٰ

Sizi topraktan yarattık, sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مِنْهَاondan (topraktan)
خَلَقْنَٰكُمْsizi yarattık
وَفِيهَاyine oraya
نُعِيدُكُمْdöndürürüz
وَمِنْهَاve ondan
نُخْرِجُكُمْsizi çıkarırız
تَارَةًbir kez daha
أُخْرَىٰsonra

Babanız Âdem -aleyhisselam-'ı yeryüzündeki topraktan yarattık. Sizleri öldüğünüzde oraya döndüreceğiz. Kıyamet günü yeniden diriltmek için sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

وَلَقَدْ أَرَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَىٰ

Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve diretti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَرَيْنَٰهُbiz ona gösterdik
ءَايَٰتِنَاayetlerimizin
كُلَّهَاhepsini
فَكَذَّبَyine de yalanladı
وَأَبَىٰve dayattı

Ant olsun biz Firavun'a dokuz ayetimizin hepsini gösterdik, bunları görmesine rağmen yalanladı ve Allah'a imana icabet etmekten imtina etti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ

Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Mûsâ?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
أَجِئْتَنَاmi geldin?
لِتُخْرِجَنَاbizi çıkarmak için
مِنْyurdumuzdan
أَرْضِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِسِحْرِكَbüyünle
يَٰمُوسَىٰey Musa

Firavun dedi ki: "Getirdiğin sihir ile bizi Mısır'dan çıkarıp (Mısır'ın) mülkünün kendine kalması için mi geldin Ey Musa?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍۢ مِّثْلِهِۦ فَٱجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًۭا لَّا نُخْلِفُهُۥ نَحْنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانًۭا سُوًۭى

"Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de gelebileceğimiz bir buluşma vakti belirle."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَنَأْتِيَنَّكَbiz de mutlaka sana getireceğiz
بِسِحْرٍۢbir büyü
مِّثْلِهِۦonun benzeri
فَٱجْعَلْtayin et
بَيْنَنَاbizimle
وَبَيْنَكَsizin aranızda
مَوْعِدًۭاbuluşma zamanı
لَّاasla
نُخْلِفُهُۥcaymayacağımız
نَحْنُbizim
وَلَآne de
أَنتَsenin
مَكَانًۭاbir yer olsun
سُوًۭىuygun

-Ey Musa!- "Senin sihrin gibi bir sihir getireceğiz. Seninle bizim aramızda uygun bir yerde ve uygun bir zamanda senin de, bizim de gelebileceğimiz bir buluşma vakti belirle. Bu mekân, iki taraf arasında ortada bir mekân olsun."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ ٱلزِّينَةِ وَأَن يُحْشَرَ ٱلنَّاسُ ضُحًۭى

Mûsâ da: "Buluşma zamanımız bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi ki
مَوْعِدُكُمْbuluşma zamanınız
يَوْمُgünü
ٱلزِّينَةِsüs (bayram)
وَأَنve
يُحْشَرَtoplanacağı
ٱلنَّاسُinsanaların
ضُحًۭىkuşluk vakti

Musa -aleyhisselam- Firavun'a şöyle dedi: "Bizim ile sizin aranızdaki buluşma zamanı bayram günü insanların kutlama için bir araya toplandığı kuşluk vaktidir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

فَتَوَلَّىٰ فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُۥ ثُمَّ أَتَىٰ

Firavun dönüp hilesini topladı, sonra geldi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَوَلَّىٰdönüp gitti
فِرْعَوْنُFir'avn
فَجَمَعَve topladı
كَيْدَهُۥhilesini
ثُمَّsonra
أَتَىٰgeldi

Bunun üzerine Firavun arkasını dönüp oradan ayrıldı. Sonra tuzak ve hilelerini topladı. Sonra üstün olup, galip gelmek için zaman ve mekân olarak belirlenen yere geldi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

قَالَ لَهُم مُّوسَىٰ وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًۭا فَيُسْحِتَكُم بِعَذَابٍۢ ۖ وَقَدْ خَابَ مَنِ ٱفْتَرَىٰ

Mûsâ onlara: "Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helâk eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
لَهُمonlara
مُّوسَىٰMusa
وَيْلَكُمْyazık size
لَاuydurmayın
تَفْتَرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
كَذِبًۭاyalan
فَيُسْحِتَكُمsonra kökünüzü keser
بِعَذَابٍۢbir azab ile
وَقَدْve doğrusu
خَابَperişan olmuştur
مَنِkimse
ٱفْتَرَىٰiftira eden

Musa, Firavun'un sihirbazlarına öğüt vererek şöyle dedi: "Bunu yapmaktan sakının. Sihir yapıp insanları aldatarak Allah adına yalan uydurmayın ki, katından bir azap gelip sizi yok etmesin. Allah adına yalan uyduranlar muhakkak hüsrana uğramışlardır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

فَتَنَٰزَعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَىٰ

Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَنَٰزَعُوٓا۟sonra tartıştılar
أَمْرَهُمişlerini
بَيْنَهُمْkendi aralarında
وَأَسَرُّوا۟ve gizlice
ٱلنَّجْوَىٰkonuştular

Sihirbazlar Musa -aleyhisselam-'ın sözünü kendi aralarında değerlendirip gizlice fısıldaştılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

قَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَٰنِ لَسَٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخْرِجَاكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلْمُثْلَىٰ

"Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve üstün olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler ki
إِنْgerçekten
هَٰذَٰنِbunlar
لَسَٰحِرَٰنِiki büyücüdür
يُرِيدَانِistiyorlar
أَنki
يُخْرِجَاكُمsizi çıkarsınlar
مِّنْyurdunuzdan
أَرْضِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِسِحْرِهِمَاbüyüleriyle
وَيَذْهَبَاve gidersinler
بِطَرِيقَتِكُمُsizin yolunuzu
ٱلْمُثْلَىٰörnek

Bazı sihirbazlar diğerlerine gizlice şöyle dediler: "Şüphesiz Musa ve Harun getirdikleri sihir ile sizi Mısır'dan çıkarmak isteyen iki sihirbazdır. Böylece onlar yaşantınızdaki üstün gelenek ve mezhebinizi yok etmek istiyorlar."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

فَأَجْمِعُوا۟ كَيْدَكُمْ ثُمَّ ٱئْتُوا۟ صَفًّۭا ۚ وَقَدْ أَفْلَحَ ٱلْيَوْمَ مَنِ ٱسْتَعْلَىٰ

“O bakımdan bütün hilelerinizi bir araya getirip saf saf gelin. Çünkü bugün kim üstün gelirse umduğunu elde eder.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَجْمِعُوا۟siz toplayın
كَيْدَكُمْhilenizi
ثُمَّsonra
ٱئْتُوا۟gelin
صَفًّۭاsıra halinde
وَقَدْve muhakkak
أَفْلَحَbaşarmıştır
ٱلْيَوْمَbugün
مَنِkimse
ٱسْتَعْلَىٰüstün gelen

"İşinizi ustaca yapın ve ihtilaf etmeyin. Sonra sıra sıra dizilmiş olarak ilerleyin, elinizdekini bir seferde atın. Bugün hasmına galip gelen istediği zafere ulaşmıştır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ

Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
يَٰمُوسَىٰٓEy Musa
إِمَّآya
أَن(ki)
تُلْقِىَsen at
وَإِمَّآyahut
أَن(ki)
نَّكُونَbiz olalım
أَوَّلَönce
مَنْkimse
أَلْقَىٰatan

Sihirbazlar Musa -aleyhisselam-'a: "Ey Musa! İki şeyden birini seç. Sahip olunan sihri ortaya koymaya ya sen başla ya da başlayan biz olalım." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

قَالَ بَلْ أَلْقُوا۟ ۖ فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَىٰ

"Hayır! Siz atın!" dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirlerinden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi göründü.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi ki
بَلْhayır
أَلْقُوا۟siz atın
فَإِذَا(bir de ne görsün)
حِبَالُهُمْonların ipleri
وَعِصِيُّهُمْve sopaları
يُخَيَّلُgibi görünüyor
إِلَيْهِona
مِنötürü
سِحْرِهِمْbüyülerinden
أَنَّهَاgerçekten
تَسْعَىٰkoşuyor

Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Bilakis önce siz elinizde olanı atın." Bunun üzerine onlar elinde olanları attılar. Yapmış oldukları sihirden dolayı ipleri ve değnekleri Musa'ya hızlıca hareket eden yılanlar gibi göründü.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةًۭ مُّوسَىٰ

Mûsâ, içten içe bir korkuya kapıldı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَوْجَسَbu yüzden duydu
فِىiçinde
نَفْسِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خِيفَةًۭbir korku
مُّوسَىٰMusa

Onların yaptıklarından dolayı Musa içinde bir korku hissetti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ

"Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün." dedik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْنَاdedik
لَاkorkma
تَخَفْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّكَşüphesiz sensin
أَنتَsen
ٱلْأَعْلَىٰüstün gelecek

Allah Teâlâ, Musa -aleyhisselam-'ın huzur bulup, teskin olması için şöyle buyurdu: "-Ey Musa!- Gördüklerinden dolayı korkma! Sen kazanarak ve galip gelerek üstün geleceksin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ ۖ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍۢ ۖ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ

"Sağ elindekini (âsânı) at!" Onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَلْقِve at
مَاolanı
فِىsağ elinde
يَمِينِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَلْقَفْyutsun
مَاşeyleri
صَنَعُوٓا۟onların yaptıkları
إِنَّمَاçünkü
صَنَعُوا۟onların yaptıkları
كَيْدُhilesidir
سَٰحِرٍۢbir büyücünün
وَلَاve asla
يُفْلِحُiflah olmaz
ٱلسَّاحِرُbüyücü
حَيْثُnereye
أَتَىٰvarsa

Sağ elindeki asanı at ki, yılana dönüşerek onların yaptıkları büyüyü yutsun. Onların yaptıkları büyücü hilesidir. Büyücü ise nerede olursa olsun galip gelemez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًۭا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ

Derken büyücüler secdeye kapandılar. “Hârûn ve Mûsâ ’nın Rabbine iman ettik.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأُلْقِىَsonra kapandılar
ٱلسَّحَرَةُbüyücüler
سُجَّدًۭاsecdeye
قَالُوٓا۟dediler
ءَامَنَّاinandık
بِرَبِّRabbine
هَٰرُونَHarun'un
وَمُوسَىٰve Musa'nın

Musa asasını attı ve hemen yılana dönüştü. Büyücülerin yaptıklarını yuttu. Bunun üzerine büyücüler, Musa'nın yaptığının sihir olmadığını anlayarak Allah'a secde ettiler. Çünkü o Allah katındandı. "Musa'nın, Harun'un ve bütün mahlukatın Rabbine iman ettik." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ ۖ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍۢ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِى جُذُوعِ ٱلنَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَآ أَشَدُّ عَذَابًۭا وَأَبْقَىٰ

(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Demek ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım. O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Fir'avn) dedi ki
ءَامَنتُمْinandınız mı?
لَهُۥona
قَبْلَönce
أَنْki
ءَاذَنَben izin vermeden
لَكُمْsize
إِنَّهُۥşüphesiz O
لَكَبِيرُكُمُbüyüğünüzdür
ٱلَّذِىkimsedir
عَلَّمَكُمُsize öğreten
ٱلسِّحْرَbüyüyü
فَلَأُقَطِّعَنَّöyleyse ben keseceğim
أَيْدِيَكُمْsizin ellerinizi
وَأَرْجُلَكُمve ayaklarınızı
مِّنْçapraz
خِلَٰفٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْve sizi asacağım
فِىdallarına
جُذُوعِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّخْلِhurma
وَلَتَعْلَمُنَّve bileceksiniz
أَيُّنَآhangimizin
أَشَدُّdaha çetinmiş
عَذَابًۭاazabı
وَأَبْقَىٰve sürekli imiş

Firavun, sihirbazların iman etmelerini kınayarak ve onları tehdit ederek şöyle dedi: "Ben size izin vermeden Musa'ya iman mı ettiniz? -Ey sihirbazlar!- Şüphesiz ki Musa, size sihiri öğreten önderinizdir. Ant olsun ki sizden her birinizin ellerini ve ayaklarını çaprazlama keseceğim. Ölene kadar bedenlerinizi hurma kütüklerine asacağım. Sizin dışınızdakilere ibret olmanız için bunu yapacağım. O zaman hangimizin azabı daha güçlü ve devamlı, anlayacaksınız: Benim mi yoksa Musa'nın Rabbinin mi?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

قَالُوا۟ لَن نُّؤْثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلَّذِى فَطَرَنَا ۖ فَٱقْضِ مَآ أَنتَ قَاضٍ ۖ إِنَّمَا تَقْضِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَآ

"Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
لَنasla
نُّؤْثِرَكَseni tercih edemeyiz
عَلَىٰbize gelene
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَآءَنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَaçık delillere
ٱلْبَيِّنَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلَّذِىve kimseye
فَطَرَنَاbizi yaratan
فَٱقْضِo halde yap
مَآşeyi
أَنتَsen
قَاضٍyapacağın
إِنَّمَاancak
تَقْضِى(istediğini) yapabilirsin
هَٰذِهِbu
ٱلْحَيَوٰةَhayatında
ٱلدُّنْيَآdünya

Sihirbazlar, Firavun'a şöyle dediler: "Ey Firavun! Bize gelen apaçık ayetlere tabi olmayı sana tabi olmaya tercih etmeyeceğiz. Bizi yaratan Yüce Allah'a seni üstün tutmayacağız. Bize dilediğini yap, ancak sen bu fani hayatta bize hükmedebilirsin. Muhakkak senin hükümdarlığın bir gün yok olacaktır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ ٱلسِّحْرِ ۗ وَٱللَّهُ خَيْرٌۭ وَأَبْقَىٰٓ

"Gerçekten biz, günahlarımızı ve bizi işlemeye zorladığın büyüyü bağışlayarak bizi affetsin diye Rabbimize iman ettik. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّآkuşkusuz biz
ءَامَنَّاinandık
بِرَبِّنَاRabbimize
لِيَغْفِرَbağışlaması için
لَنَاbizim
خَطَٰيَٰنَاgünahlarımızı
وَمَآve şeyleri
أَكْرَهْتَنَاbizi yapmaya zorladığın
عَلَيْهِüzerine
مِنَbüyüyü
ٱلسِّحْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱللَّهُAllah
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
وَأَبْقَىٰٓve daha süreklidir

Şüphesiz biz, geçmişte işlemiş olduğumuz küfür ve diğer günahlarımızı, bizi öğrenmeye, uygulamaya ve Musa'ya galip gelmek için zorladığın büyü yapma günahımızı bağışlamasını ümit ederek Rabbimize iman ettik. Allah'ın mükâfatı senin bize vadettiğinden daha hayırlıdır. Bizi tehdit ettiğin azaptan O'nun azabı daha da süreklidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

إِنَّهُۥ مَن يَأْتِ رَبَّهُۥ مُجْرِمًۭا فَإِنَّ لَهُۥ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ

Gerçek şu ki, kim Rabbine günahkâr olarak gelirse onun için cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّهُۥşüphesiz
مَنkim
يَأْتِgelirse
رَبَّهُۥRabbine
مُجْرِمًۭاsuçlu olarak
فَإِنَّşüphesiz
لَهُۥonun için vardır
جَهَنَّمَcehennem
لَاölemez
يَمُوتُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاorada
وَلَاve
يَحْيَىٰyaşayamaz

Sonuç olarak kim kıyamet günü Rabbinin huzuruna kâfir olarak gelirse, o kimse için cehennem ateşi vardır. Onu, içinde ebedî kalması için oraya sokar. Orada ne azaptan rahat etmek için ölüme kavuşur ve ne de güzel bir hayat sürer.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

وَمَن يَأْتِهِۦ مُؤْمِنًۭا قَدْ عَمِلَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلدَّرَجَٰتُ ٱلْعُلَىٰ

Kim de Mümin ve salih amel işlemiş olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim
يَأْتِهِۦO'na gelirse
مُؤْمِنًۭاbir mü'min
قَدْmuhakkak
عَمِلَyapmış olarak
ٱلصَّٰلِحَٰتِiyi işler
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
لَهُمُonlar için vardır
ٱلدَّرَجَٰتُdereceler
ٱلْعُلَىٰyüksek

Kim de kıyamet günü Rabbine iman etmiş ve salih ameller işlemiş bir şekilde gelirse, işte onlar yüksek makam ve dereceler ile vasıflanmış kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

جَنَّٰتُ عَدْنٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ

İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn Cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükâfatıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
جَنَّٰتُcennetleri
عَدْنٍۢAdn
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
خَٰلِدِينَsürekli olarak kalırlar
فِيهَاorada
وَذَٰلِكَve işte budur
جَزَآءُmükafatı
مَنkimselerin
تَزَكَّىٰarınan

Bu makam, saraylarının altlarından nehirlerin aktığı, içlerinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Bu zikredilen mükâfat, kendisini küfür ve günahlardan arındıran herkes içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

وَلَقَدْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِى فَٱضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقًۭا فِى ٱلْبَحْرِ يَبَسًۭا لَّا تَخَٰفُ دَرَكًۭا وَلَا تَخْشَىٰ

Şüphesiz Mûsâ'ya, yetişilmesinden korkmadan ve (boğulmaktan) endişe duymaksızın kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir ve onlara denizde kuru bir yol aç diye vahyettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَوْحَيْنَآbiz vahyetmiştik
إِلَىٰMusa'ya
مُوسَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنْdiye
أَسْرِgeceleyin yürüt
بِعِبَادِىkullarımı
فَٱضْرِبْve vur
لَهُمْonlar için
طَرِيقًۭاbir yol
فِىdenizde
ٱلْبَحْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَبَسًۭاkuru
لَّاkorkma
تَخَٰفُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
دَرَكًۭاyetişme(sin)den
وَلَاve
تَخْشَىٰendişe etme

Ant olsun Musa'ya şöyle vahyettik: "Mısır'dan geceleyin kullarım ile kimse onları fark etmeden yola çık. Asan ile denize vurduktan sonra denizde onlara kuru bir yol aç. Firavun ve ahalisinin size yetişmesinden ve denizde boğulmaktan korkun olmasın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ بِجُنُودِهِۦ فَغَشِيَهُم مِّنَ ٱلْيَمِّ مَا غَشِيَهُمْ

Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَتْبَعَهُمْonların ardına düştü
فِرْعَوْنُFir'avn
بِجُنُودِهِۦaskerleriyle
فَغَشِيَهُمörttü (boğdu)
مِّنَdenizden
ٱلْيَمِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşey
غَشِيَهُمْonları örten

Firavun ordusuyla birlikte onların peşinden gitti. Hakikatini Allah'tan başka kimsenin bilmediği şekilde Firavun askerlerini denizde boğdu. Hepsi boğulup helak oldular. Sadece Musa -aleyhisselam- ve onunla beraber olanlar kurtuldular.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

وَأَضَلَّ فِرْعَوْنُ قَوْمَهُۥ وَمَا هَدَىٰ

Firavun; halkını saptırdı, hidayet yolunu göstermedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَضَلَّve saptırdı
فِرْعَوْنُFir'avn
قَوْمَهُۥtoplumunu
وَمَاve
هَدَىٰdoğru yola iletmedi

Firavun küfrü güzel göstererek kavmini saptırdı. Onları batıl ile kandırdı. Hidayet yolunu onlara göstermedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ قَدْ أَنجَيْنَٰكُم مِّنْ عَدُوِّكُمْ وَوَٰعَدْنَٰكُمْ جَانِبَ ٱلطُّورِ ٱلْأَيْمَنَ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ

Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tûr’un sağ tarafını size vadettik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰبَنِىٓEy oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
قَدْandolsun
أَنجَيْنَٰكُمbiz sizi kurtardık
مِّنْdüşmanınızdan
عَدُوِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَوَٰعَدْنَٰكُمْve size va'dettik
جَانِبَyanında
ٱلطُّورِTur'un
ٱلْأَيْمَنَsağ
وَنَزَّلْنَاve indirdik
عَلَيْكُمُüzerinize
ٱلْمَنَّkudret helvası
وَٱلسَّلْوَىٰve bıldırcın

İsrailoğulları'nı Firavun ve ordusundan kurtardıktan sonra onlara: "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. Tur dağının sağ yanındaki vadide Musa ile konuşmayı size vadettik. Çölde size nimet olarak bal gibi tatlı bir içecek ve eti lezzetli bıldırcına benzeyen küçük bir kuş indirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَلَا تَطْغَوْا۟ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِى ۖ وَمَن يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِى فَقَدْ هَوَىٰ

Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra size gazabım iner. Gazabıma uğrayan yıkılıp yok olur gider.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كُلُوا۟yeyin
مِنtemizlerinden
طَيِّبَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeylerin
رَزَقْنَٰكُمْsizi rızıklandırdığımız
وَلَاama
تَطْغَوْا۟taşkınlık etmeyin
فِيهِbu hususta
فَيَحِلَّsonra iner
عَلَيْكُمْüzerinize
غَضَبِىgazabım
وَمَنve kimin
يَحْلِلْinerse
عَلَيْهِüstüne
غَضَبِىgazabım
فَقَدْandolsun o
هَوَىٰdüşmüş(mahvolmuş)tur

Sizi rızıklandırdığımız lezzetli helal olan yiyeceklerden yiyiniz. Üzerinize haram kıldığımız şeylerden size mübah kıldıklarımızda haddi aşmayın. Yoksa size gazabım iner. Kimin üzerine gazabım inerse helak olur, dünyada ve ahirette bedbahtlardan olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

وَإِنِّى لَغَفَّارٌۭ لِّمَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا ثُمَّ ٱهْتَدَىٰ

Ben elbette, tevbe edeni ve iman edip salih amel işleyen sonra da hidayete erişen kimseyi bağışlarım.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنِّىve ben
لَغَفَّارٌۭçok bağışlayıcıyımdır
لِّمَنkimseye karşı
تَابَtevbe eden
وَءَامَنَve inanan
وَعَمِلَve iş yapan
صَٰلِحًۭاyararlı
ثُمَّsonra da
ٱهْتَدَىٰyola gelen

Şüphesiz ki bana tövbe eden, iman eden ve salih ameller işleyip sonra hak üzere dosdoğru olan kimse için bağışlamam ve affım çoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

۞ وَمَآ أَعْجَلَكَ عَن قَوْمِكَ يَٰمُوسَىٰ

"Mûsâ! Seni milletinden daha çabuk gelmeye sevkeden nedir?" dedik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَآnedir?
أَعْجَلَكَseni aceleyle sevk eden
عَنkavminden (ayrılmaya)
قَوْمِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَٰمُوسَىٰey Musa

"Kavmini geride bırakıp, onlardan önce acele ederek buraya gelmenin sebebi nedir, ey Musa?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

قَالَ هُمْ أُو۟لَآءِ عَلَىٰٓ أَثَرِى وَعَجِلْتُ إِلَيْكَ رَبِّ لِتَرْضَىٰ

“Onlar da arkamdan geliyorlar. Rabbim! Razı olasın diye ben sana (gelmekte) acele ettim.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
هُمْonlar
أُو۟لَآءِişte
عَلَىٰٓüzerindeler
أَثَرِىbenim izim
وَعَجِلْتُve ben acele ettim
إِلَيْكَsana
رَبِّRabbim
لِتَرْضَىٰrazı olman için

Musa -aleyhisselam- dedi ki: "İşte onlar hemen arkamdalar, bana yetişecekler. Sana bir an önce gelmemden dolayı razı olasın diye kavmimin önüne geçtim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

قَالَ فَإِنَّا قَدْ فَتَنَّا قَوْمَكَ مِنۢ بَعْدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِىُّ

Buyurdu ki: "Senden sonra biz kavmini imtihan ettik. Sonra Sâmirî de onları saptırdı."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
فَإِنَّاama biz
قَدْmuhakkak
فَتَنَّاsınadık
قَوْمَكَkavmini
مِنۢsenden sonra
بَعْدِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَضَلَّهُمُve onları saptırdı
ٱلسَّامِرِىُّSamiri

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Arkanda bıraktığın kavmini buzağıya tapmak ile imtihan ettik. Samiri onları buzağıya tapmaya çağırdı. Böylece onları saptırdı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًۭا ۚ قَالَ يَٰقَوْمِ أَلَمْ يَعِدْكُمْ رَبُّكُمْ وَعْدًا حَسَنًا ۚ أَفَطَالَ عَلَيْكُمُ ٱلْعَهْدُ أَمْ أَرَدتُّمْ أَن يَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَخْلَفْتُم مَّوْعِدِى

Mûsâ kızgın ve kederli bir şekilde kavmine döndü. Dedi ki: “Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Yoksa aradan geçen süre size uzun mu geldi, yahut üzerinize Rabbinizden bir gazabın gelmesini mi istediniz de bana olan vaadinizde durmadınız?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَرَجَعَbunun üzerine döndü
مُوسَىٰٓMusa
إِلَىٰkavmine
قَوْمِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَضْبَٰنَçok kızgın bir halde
أَسِفًۭاüzüntülü
قَالَdedi
يَٰقَوْمِey Kavmim
أَلَمْsize va'detmemiş miydi?
يَعِدْكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبُّكُمْRabbiniz
وَعْدًاbir va'adle
حَسَنًاgüzel
أَفَطَالَuzun mu geldi?
عَلَيْكُمُsize
ٱلْعَهْدُsüre
أَمْyoksa
أَرَدتُّمْmi istediniz?
أَنdiye
يَحِلَّinsin
عَلَيْكُمْüstünüze
غَضَبٌۭbir gazabın
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَخْلَفْتُمbu yüzden caydınız
مَّوْعِدِىbana verdiğiniz sözden

Musa -aleyhisselam- kavminin buzağıya tapması sebebiyle onların yanına kızgın ve üzgün bir şekilde döndü. Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey Kavmim! Yüce Allah size Tevrat'ı indirmek, sizi cennete koymak gibi güzel bir vaatte bulunmadı mı? Aradan çok uzun bir zaman mı geçti ki bunu unuttunuz? Yoksa bu yaptığınızla Rabbinizin sizin üzerinize gazabının inmesini ve azabının size ulaşmasını istediniz de, sizin yanınıza dönene kadar O'na itaat etmede sebat etmek için bana verdiğiniz sözden mi döndünüz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

قَالُوا۟ مَآ أَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلَٰكِنَّا حُمِّلْنَآ أَوْزَارًۭا مِّن زِينَةِ ٱلْقَوْمِ فَقَذَفْنَٰهَا فَكَذَٰلِكَ أَلْقَى ٱلسَّامِرِىُّ

Dediler ki, “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Sâmirî de aynı şekilde attı.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
مَآçıkmadık
أَخْلَفْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَوْعِدَكَsenin sözünden
بِمَلْكِنَاkendi malımızla
وَلَٰكِنَّاfakat
حُمِّلْنَآbize yükletilmişti
أَوْزَارًۭاyükler (günahlar)
مِّنsüs(eşyas)ından
زِينَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْقَوْمِo milletin
فَقَذَفْنَٰهَاonları attık
فَكَذَٰلِكَaynı şekilde
أَلْقَىattı
ٱلسَّامِرِىُّSamiri de

Musa'nın kavmi dedi ki: "Ey Musa! Kendi isteğimizle sana verdiğimiz sözden dönmedik. Bilakis buna mecbur kaldık. Firavun'un kavminin süs eşyalarından ağır yükler taşıdık. Onlardan kurtulmak için bir çukura attık. Bizim (altınları) çukura attığımız gibi Sâmirî de beraberinde olan Cebrail -aleyhisselam-'ın atının toynağının bastığı topraktan oraya attı."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

فَأَخْرَجَ لَهُمْ عِجْلًۭا جَسَدًۭا لَّهُۥ خُوَارٌۭ فَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِلَٰهُكُمْ وَإِلَٰهُ مُوسَىٰ فَنَسِىَ

Böylece o, kendilerine böğüren bir buzağı heykeli çıkardı ve: "Bu, sizin ilahınızdır, Mûsâ’nın da ilahıdır. Fakat o unuttu." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَخْرَجَsonra ortaya çıkardı
لَهُمْonlara
عِجْلًۭاbir buzağı
جَسَدًۭاheykeli
لَّهُۥonun
خُوَارٌۭböğürmesi olan
فَقَالُوا۟dediler ki
هَٰذَآbu
إِلَٰهُكُمْsizin tanrınız
وَإِلَٰهُve tanrısıdır
مُوسَىٰMusa'nın
فَنَسِىَfakat o unuttu

Samiri, bu süs eşyalarından İsrailoğulları için ruhu olmayan bir buzağı heykeli yaptı. Bu heykelin inek böğürmesi gibi sesi vardı. Samiri'nin yaptığı ile fitneye maruz kalanlar: "İşte bu sizin ve Musa -aleyhisselam-'ın ilahıdır. O'nu burada unutup bırakmıştır." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

أَفَلَا يَرَوْنَ أَلَّا يَرْجِعُ إِلَيْهِمْ قَوْلًۭا وَلَا يَمْلِكُ لَهُمْ ضَرًّۭا وَلَا نَفْعًۭا

Onun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَلَاonlar görmüyorlar mı?
يَرَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَلَّاasla
يَرْجِعُdönemez
إِلَيْهِمْkendilerine
قَوْلًۭاbir sözle
وَلَاve değildir
يَمْلِكُmalik
لَهُمْonlara
ضَرًّۭاbir zarar vermeye
وَلَاve
نَفْعًۭاyarar

Buzağının, kendilerine fitne olup ona ibadet eden kimseler, buzağının kendileri ile konuşamayıp onlara cevap veremediğini, kendilerinden ve başkalarından zararı defetmeye güç yetiremediğini ve kendilerine ya da başkalarına fayda sağlamadığını görmüyorlar mı?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هَٰرُونُ مِن قَبْلُ يَٰقَوْمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦ ۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّحْمَٰنُ فَٱتَّبِعُونِى وَأَطِيعُوٓا۟ أَمْرِى

Andolsun ki daha önce Hârûn onlara şöyle demişti: “Kavmim siz bununla ancak sınandınız. Muhakkak sizin Rabbiniz Rahman’dır. O halde bana uyun, emrime itaat edin.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْandolsun
قَالَdemişti
لَهُمْkendilerine
هَٰرُونُHarun
مِنönceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَٰقَوْمِey kavmim
إِنَّمَاşüphesiz
فُتِنتُمsiz sınandınız
بِهِۦbununla
وَإِنَّve şüphesiz
رَبَّكُمُRabbiniz
ٱلرَّحْمَٰنُçok esirgeyendir
فَٱتَّبِعُونِىbana tâbi olun
وَأَطِيعُوٓا۟ve ita'at edin
أَمْرِىbuyruğuma

Musa -aleyhisselam- kavmine dönmeden önce Harun onlara şöyle demişti: "Buzağının altından (madeninden) şekillendirilmesi ve böğürmesi, aranızdaki Müminin kâfirden ayrılıp ortaya çıkması için bir imtihandı. Ey Kavmim! Şüphesiz ki Rabbiniz rahmet sahibidir. Size fayda ve zarar vermeye sahip olmayan ilahlarınız gibi değildir. Bu ilahlar size rahmet edemezler. Yalnızca O'na ibadet ederek bana tabi olun. O'ndan başkasına ibadet etmeyi terk ederek emrime itaat edin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

قَالُوا۟ لَن نَّبْرَحَ عَلَيْهِ عَٰكِفِينَ حَتَّىٰ يَرْجِعَ إِلَيْنَا مُوسَىٰ

Onlar ise: "Mûsâ bize geri dönünceye kadar başında dikilip buna ibadet etmeye devam edeceğiz." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
لَنasla
نَّبْرَحَvazgeçmeyeceğiz
عَلَيْهِbuna
عَٰكِفِينَtapmaktan
حَتَّىٰkadar
يَرْجِعَdönünceye
إِلَيْنَاbize
مُوسَىٰMusa

Buzağıya ibadet etmek ile imtihan olanlar şöyle dediler: "Musa -aleyhisselam- bize dönene kadar ona ibadet etmeye devam edeceğiz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

قَالَ يَٰهَٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذْ رَأَيْتَهُمْ ضَلُّوٓا۟

“Ey Hârûn ” dedi. “Onların sapıttıklarını görünce seni alıkoyan ne oldu?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
يَٰهَٰرُونُEy Harun
مَاnedir?
مَنَعَكَsana engel olan
إِذْzaman
رَأَيْتَهُمْgördüğünde onların
ضَلُّوٓا۟saptıklarını

Musa -aleyhisselam- kardeşi Harun'a şöyle dedi: "Onların Yüce Allah'ı bırakıp da buzağıya ibadet ederek sapıttıklarını gördüğün zaman bunu engellemekten seni alıkoyan ne oldu?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

أَلَّا تَتَّبِعَنِ ۖ أَفَعَصَيْتَ أَمْرِى

"Bana tabi olmadın, emrime karşı mı geldin?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَّاneden bana uymadın?
تَتَّبِعَنِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَفَعَصَيْتَkarşı mı geldin?
أَمْرِىbuyruğuma

"Onları bırakıp neden arkamdan gelmedin? Yoksa seni onlara vekil tayin ettiğimde emrime karşı mı geldin?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

قَالَ يَبْنَؤُمَّ لَا تَأْخُذْ بِلِحْيَتِى وَلَا بِرَأْسِىٓ ۖ إِنِّى خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقْتَ بَيْنَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْلِى

Dedi ki: “Anamın oğlu! Sakalıma, başıma yapışma. Ben, bana: İsrailoğulları arasında tefrika çıkardın ve benim sözüme (neden) uymadın, diyeceğinden korktum.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
يَبْنَؤُمَّ(ey) anamın oğlu
لَاtutma
تَأْخُذْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِلِحْيَتِىsakalımı
وَلَاve
بِرَأْسِىٓbaşımı
إِنِّىmuhakkak ki ben
خَشِيتُkorktum
أَنdiye
تَقُولَdiyeceksin
فَرَّقْتَayrılık çıkardın
بَيْنَarasında
بَنِىٓoğulları
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
وَلَمْve
تَرْقُبْtutmadın
قَوْلِىsözümü

Musa -aleyhisselam- kardeşinin yaptıklarını kınayarak saçından ve sakalından tutup kendisine doğru çekiştirmiş, Harun da ondan şefkat bekleyerek şöyle demiştir: "Saçımı ve sakalımı tutup çekiştirme, benim onlarla birlikte kalmamda bir mazeretim vardı. Onları yalnız başlarına bıraktığımda ayrılığa düşmelerinden korktum. Sonra bana: Onların arasını ayırdığımı, onlar hakkında vasiyetini tutmadığımı söyleyecektin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَٰسَٰمِرِىُّ

Senin bu yaptığın nedir ey Sâmirî?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
فَمَاnedir?
خَطْبُكَsenin amacın
يَٰسَٰمِرِىُّEy Samiri

Musa -aleyhisselam- Samiri'ye şöyle dedi: "Senin bu yaptığın nedir ey Samiri? Seni bunu yapmaya iten nedir?" dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا۟ بِهِۦ فَقَبَضْتُ قَبْضَةًۭ مِّنْ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتْ لِى نَفْسِى

O da: "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin (Cebrâil -aleyhisselam-'ın) izinden bir avuç (toprak) avuçladım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
بَصُرْتُben gördüm
بِمَاşeyleri
لَمْonların görmedikleri
يَبْصُرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦonda
فَقَبَضْتُsonra aldım
قَبْضَةًۭbir avuç
مِّنْeserinden
أَثَرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلرَّسُولِElçinin
فَنَبَذْتُهَاve onu attım
وَكَذَٰلِكَve böyle (yapmayı)
سَوَّلَتْhoş gösterdi
لِىbana
نَفْسِىnefsim

Samiri, Musa -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Onların görmediğini gördüm. Cebrail'i atın üzerinde gördüm ve atının ayak izinin olduğu topraktan bir avuç aldım. Kendisinden buzağı heykeli yapılan erimiş süs eşyalarının üzerine attım. Sonra ondan böğüren buzağı şekli ortaya çıktı. Nefsim yaptığım şeyi bana güzel gösterdi."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

قَالَ فَٱذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ ۖ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًۭا لَّن تُخْلَفَهُۥ ۖ وَٱنظُرْ إِلَىٰٓ إِلَٰهِكَ ٱلَّذِى ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًۭا ۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِى ٱلْيَمِّ نَسْفًا

Mûsâ: "Haydi git. Artık (ceza olarak) hayatın boyunca bana dokunmayın diyeceksin. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir azap günü var. Üzerine sarılıp ibadet ettiğin ilahına bir bak, şimdi onu yakacağız. Sonra parça parça edip denize savuracağız." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Musa) dedi
فَٱذْهَبْgit (defol)
فَإِنَّartık
لَكَsen
فِىhayat boyunca
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنdiyeceksin
تَقُولَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاbana dokunmayın!
مِسَاسَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّve şüphesiz
لَكَsana
مَوْعِدًۭاva'dedilenden (cezadan)
لَّنasla
تُخْلَفَهُۥkurtulamayacaksın
وَٱنظُرْşimdi bak
إِلَىٰٓtanrına
إِلَٰهِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّذِىdurup ısrarla
ظَلْتَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْهِona
عَاكِفًۭاtaptığın
لَّنُحَرِّقَنَّهُۥbiz onu yakacağız
ثُمَّsonra
لَنَنسِفَنَّهُۥonu savuracağız
فِىdenize
ٱلْيَمِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَسْفًاufalayıp

Musa -aleyhisselam-, Samiri'ye şöyle dedi: "Haydi git, hayatta olduğun sürece ‘’bana dokunmayın’’ diyerek gezeceksin. Terk edilmiş/dışlanmış olarak yaşayacaksın. Kıyamet gününde hesaba çekilip cezalandırılacağın bir gün vardır. Yüce Allah bu vaadinden dönmez. Allah'tan başka ilah olarak edindiğin ve kendisine ibadet ettiğin buzağıya bak. Eriyene kadar ateş yakacağım ve ondan bir eser kalmayana kadar onu denize savuracağım."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

إِنَّمَآ إِلَٰهُكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ وَسِعَ كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًۭا

Sizin ilahınız ancak, kendisinden başka (hak) ilah olmayan Allah’tır. O her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَآancak
إِلَٰهُكُمُtanrınız
ٱللَّهُAllah'tır
ٱلَّذِىolmayan
لَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
وَسِعَkuşatmıştır
كُلَّher
شَىْءٍşeyi
عِلْمًۭاO'nun bilgisi

-Ey İnsanlar!- Muhakkak ki hak olan mabudunuz kendisinden başka hak ilah olmayan Allah'tır. İlmi ile her şeyi kuşatmıştır. Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya hiçbir şeyin ilmi gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ ۚ وَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكْرًۭا

İşte geçmiş olanların haberlerinden sana böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (öğüt) verdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَذَٰلِكَböylece
نَقُصُّanlatıyoruz
عَلَيْكَsana
مِنْhaberlerinden
أَنۢبَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاgeçmişlerin
قَدْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سَبَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقَدْgerçekten
ءَاتَيْنَٰكَsana verdik
مِنkatımızdan
لَّدُنَّاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذِكْرًۭاbir Zikir

-Ey Resul!- Seni teselli etmesi için Musa ve Firavun'un, kavimlerine ait haberleri, geçmiş peygamberlerin ve ümmetlerinin haberlerini sana anlatıyoruz. Öğüt almak isteyenler alsın diye sana kendi katımızdan Kur'an'ı verdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

مَّنْ أَعْرَضَ عَنْهُ فَإِنَّهُۥ يَحْمِلُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وِزْرًا

Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَّنْkim
أَعْرَضَyüz çevirirse
عَنْهُondan
فَإِنَّهُۥşüphesiz o
يَحْمِلُyüklenecektir
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
وِزْرًا(ağır) bir günah

Kim sana indirilen bu Kur'an'dan yüz çevirip ona iman etmez, onunla amel etmezse; kıyamet günü büyük bir günah yükü yüklenmiş olarak gelecektir. Elem dolu azabı hak eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir