Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Tâ-Hâ Sûresi 101–135. Ayetler

101–135. AyetlerSayfa 3 / 3
101

خَٰلِدِينَ فِيهِ ۖ وَسَآءَ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ حِمْلًۭا

O kimseler onda ebediyen kalacaklardır. Kıyamet gününde o onlar için ne kötü bir yük olacaktır!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خَٰلِدِينَsürekli olarak kalacaklardır
فِيهِorada
وَسَآءَve ne kötü
لَهُمْonlar için
يَوْمَgününde
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
حِمْلًۭاbir yüktür

Bu devamlı azapta ebedî olarak kalacaklardır. Kıyamet günü taşıdıkları şey ne kötü bir yüktür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

102

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ ۚ وَنَحْشُرُ ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍۢ زُرْقًۭا

Sûr’a üflendiği gün, işte o gün suçluların gözleri (korkudan) mavi halde haşrederiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَo gün
يُنفَخُüflenir
فِىSur'a
ٱلصُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنَحْشُرُve toplarız
ٱلْمُجْرِمِينَsuçluları
يَوْمَئِذٍۢo gün
زُرْقًۭاkör bir durumda

Meleğin Sûr'a yeniden diriliş için ikinci kez üfürdüğü gün, işte o gün kâfirlerin gözleri ve bedenlerini, ahiretin dehşetinin şiddetinden mosmor olarak haşrederiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

103

يَتَخَٰفَتُونَ بَيْنَهُمْ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا عَشْرًۭا

"Kendi aralarında gizlice siz ancak on gün kaldınız diye fısıldaşırlar."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَتَخَٰفَتُونَgizli gizli derler
بَيْنَهُمْkendi aralarında
إِنkalmadınız
لَّبِثْتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka
عَشْرًۭاon gün(den)

Öldükten sonra Berzah aleminde on gece kaldınız diye birbirleri ile fısıldaşırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

104

نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ إِذْ يَقُولُ أَمْثَلُهُمْ طَرِيقَةً إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا يَوْمًۭا

Biz, onların söylediklerini daha iyi biliriz. En tutarlı görüş sahibi olanı “Sadece bir gün kaldınız." der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
نَّحْنُbiz
أَعْلَمُdaha iyi biliriz
بِمَاşeyleri
يَقُولُونَonların dedikleri
إِذْo zaman
يَقُولُder ki
أَمْثَلُهُمْonların seçkinleri
طَرِيقَةًyol (hayat tarzı) bakımından
إِنsiz kalmadınız
لَّبِثْتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkaca
يَوْمًۭاbir gün(den)

Biz, onların fısıldaştıkları şeyi en iyi biliriz. Ondan hiçbir şey bize gizli kalmaz. İçlerinden en aklı başında olanı: "Berzahta fazla değil sadece bir gün kaldınız." der.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

105

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْجِبَالِ فَقُلْ يَنسِفُهَا رَبِّى نَسْفًۭا

Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un ufak edecektir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَسْـَٔلُونَكَve sana soruyorlar
عَنِdağlardan
ٱلْجِبَالِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقُلْde ki
يَنسِفُهَاonları savuracak
رَبِّىRabbim
نَسْفًۭاufalayıp

-Ey Resul!- Sana kıyamet günü dağların durumundan soruyorlar. Onlara de ki: "Rabbim onları kökünden söküp savuracak, toz olacaktır."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

106

فَيَذَرُهَا قَاعًۭا صَفْصَفًۭا

Yerlerini de dümdüz edecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَيَذَرُهَاbırakacaktır
قَاعًۭاyerlerini
صَفْصَفًۭاboş dümdüz'

(Allah Teâlâ) Dağları üzerinde taşıyan yeryüzünü, üzerinde ne bir bina ve ne de bir bitki olmadan dümdüz bırakacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

107

لَّا تَرَىٰ فِيهَا عِوَجًۭا وَلَآ أَمْتًۭا

Artık orada ne bir çukur, ne de bir tümsek görebilirsin?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّاgörmeyeceksin
تَرَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاorada
عِوَجًۭاbir eğrilik
وَلَآne de
أَمْتًۭاbir tümsek

-Ey yeryüzüne bakan kişi!- Yeryüzünün dümdüz olarak görürsün. Orada ne bir eğim, ne bir yükseklik, ne de bir alçaklık görebilirsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

108

يَوْمَئِذٍۢ يَتَّبِعُونَ ٱلدَّاعِىَ لَا عِوَجَ لَهُۥ ۖ وَخَشَعَتِ ٱلْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَٰنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًۭا

O günde davetçiye uyarlar. Hiçbir tarafa sapmayarak giderler. Rahman’ın huzurunda sesler kısılmış olacak. Kıpırdayan dudakların fısıltısından başkasını duyamayacaksın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَئِذٍۢo gün
يَتَّبِعُونَuyarlar
ٱلدَّاعِىَçağrıcıya
لَاhiç pürüzü olmayan
عِوَجَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُۥonun
وَخَشَعَتِve kısılır
ٱلْأَصْوَاتُsesler
لِلرَّحْمَٰنِRahman'ın huzurunda
فَلَاişitemezsin
تَسْمَعُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka bir şey
هَمْسًۭاfısıltıdan

İşte o gün insanlar mahşere çağıran davetçinin sesine uyarlar. Ona tabi olmaktan kimse onları çeviremez. Rahman'ın korkusundan bütün sesler kesilmiştir. O gün fısıldaşmalardan başka bir şey duyamazsın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

109

يَوْمَئِذٍۢ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَرَضِىَ لَهُۥ قَوْلًۭا

O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَوْمَئِذٍۢo gün
لَّاyoktur
تَنفَعُfaydası
ٱلشَّفَٰعَةُşefa'atinin
إِلَّاbaşkasının
مَنْkimseden
أَذِنَizin verdiği
لَهُkendisine
ٱلرَّحْمَٰنُRahman'ın
وَرَضِىَve hoşlandığı
لَهُۥonun
قَوْلًۭاsözünden

O azametli günde şefaat eden hiçbir kimsenin şefaati fayda vermez. Ancak Yüce Allah'ın şefaat izni verdiği şefaatçi ve şefaatte sözünden razı olduğu kimse bundan müstesnadır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

110

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِۦ عِلْمًۭا

Allah; önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi O'nu kuşatamaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَعْلَمُO bilir
مَاolanı
بَيْنَarasında (önlerinde)
أَيْدِيهِمْellerinin (önlerinde)
وَمَاve olanı
خَلْفَهُمْarkalarında
وَلَاve
يُحِيطُونَonlar ise kavrayamazlar
بِهِۦO'nu
عِلْمًۭاbilgice

Allah -Subhanehu ve Teâlâ- insanların, gelecekte olacak kıyamet için ne sunduklarını ve dünyaları için arkalarında ne bıraktıklarını hakkıyla bilir. Bütün yaratılmışlar Yüce Allah'ın zatını ve sıfatını bilgi bakımından kuşatamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

111

۞ وَعَنَتِ ٱلْوُجُوهُ لِلْحَىِّ ٱلْقَيُّومِ ۖ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًۭا

Ve yüzler Hayy ve Kayyum olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen hüsrana uğramıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَنَتِboyun eğmiştir
ٱلْوُجُوهُbütün yüzler
لِلْحَىِّo diri olana
ٱلْقَيُّومِve herşeye hakim olana
وَقَدْve muhakkak
خَابَperişan olmuştur
مَنْkimse
حَمَلَyüklenen
ظُلْمًۭاzulüm

Kulların yüzleri ölümsüz hayat sahibine, kullarının işlerini idare edip yönetene boyun büküp itaat etmiştir. Muhakkak ki günah yüklenen nefsini helaka sürükleyerek hüsrana uğramıştır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

112

وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌۭ فَلَا يَخَافُ ظُلْمًۭا وَلَا هَضْمًۭا

Mümin olarak salih amel işleyen kimse, zulme uğratılmaktan da korkmaz, (hakkının) eksiltilmesinden de.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim
يَعْمَلْyaparsa
مِنَiyi olan işlerden
ٱلصَّٰلِحَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُوَve o
مُؤْمِنٌۭinanırsa
فَلَاartık
يَخَافُkorkmaz
ظُلْمًۭاzulümden
وَلَاne de
هَضْمًۭاhakkının çiğnenmesinden

Allah ve resulüne iman ederek salih ameller işleyen kimse tam olarak mükâfata nail olacaktır. Ne işlemediği günahtan dolayı zulme uğramaktan korkar, ne de salih amelinin sevabının eksilmesinden korkar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

113

وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ قُرْءَانًا عَرَبِيًّۭا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ ٱلْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًۭا

Böylece onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik ve onda tehditlerimizi tekrar ettik. Olur ki korkarlar yahut o onlara bir ibret ve öğüt olur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَve böyle
أَنزَلْنَٰهُsana onu indirdik
قُرْءَانًاbir Kur'an olarak
عَرَبِيًّۭاArapça
وَصَرَّفْنَاve türlü biçimlere açıkladık
فِيهِonda
مِنَtehditleri
ٱلْوَعِيدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَلَّهُمْumulur ki
يَتَّقُونَkorunurlar
أَوْyahut
يُحْدِثُ(Kur'an) yaptırır
لَهُمْonlara
ذِكْرًۭاbir hatırlama

Geçmişlerin kıssalarını indirdiğimiz gibi bu Kur'an'ı da açık Arap dilinde indirdik. Çeşitli tehdit ve korkutucu şeyleri açıkladık. Umulur ki Allah'tan korkar ya da Kur'an onlara öğüt ve ibret olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

114

فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ ۗ وَلَا تَعْجَلْ بِٱلْقُرْءَانِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَىٰٓ إِلَيْكَ وَحْيُهُۥ ۖ وَقُل رَّبِّ زِدْنِى عِلْمًۭا

Gerçek Melik/Hükümran olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme ve: “Rabbim! İlmimi arttır.” de.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَعَٰلَىyücedir
ٱللَّهُAllah
ٱلْمَلِكُhükümdar olan
ٱلْحَقُّgerçek
وَلَاasla
تَعْجَلْacele etme
بِٱلْقُرْءَانِKur'an'ı (okumaya)
مِنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنdiye
يُقْضَىٰٓtamamlansın
إِلَيْكَsana
وَحْيُهُۥvahyedilmesi
وَقُلve de ki
رَّبِّRabbim
زِدْنِىartır bana
عِلْمًۭاilmimi

Allah; ulu, yüce ve mukaddes olandır. Her şeyin mülkünün sahibi olan meliktir. O kendisi hak ve sözü hak olandır. Müşriklerin O'nu vasfettiği şeyden yücedir. -Ey Resul!- Cebrail sana ulaştırmasını tamamlamadan önce Kur'an'ı okumada acele etme! ve: "Rabbim! Bana öğrettiklerinde ilmimi arttır." de.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

115

وَلَقَدْ عَهِدْنَآ إِلَىٰٓ ءَادَمَ مِن قَبْلُ فَنَسِىَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُۥ عَزْمًۭا

Andolsun ki biz daha önce Adem’e vahyetmiştik. Fakat o unuttu, biz onu azimli bulmadık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
عَهِدْنَآbiz emretmiştik
إِلَىٰٓAdem'e
ءَادَمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنönceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَنَسِىَfakat unuttu
وَلَمْve
نَجِدْbiz bulmadık
لَهُۥonda
عَزْمًۭاbir azim

Ant olsun, biz daha önce de Âdem'e ağaçtan yememesini emretmiş ve onu yasaklamıştık. Bunun neticesini ona beyan ettik. Bu vasiyeti (emri) unutup o ağaçtan yedi. Bu hükme sabretmedi. Emrettiğimizi koruma hususunda onu kesin kararlı bulmadık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

116

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ

Hani meleklere: Âdem'e secde edin demiştik de, hemen secde ettiler. İblis ise kaçındı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
قُلْنَاdemiştik
لِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklere
ٱسْجُدُوا۟secede edin
لِءَادَمَAdem'e
فَسَجَدُوٓا۟secde ettiler
إِلَّآyalnız
إِبْلِيسَİblis
أَبَىٰdiretti

-Ey Resul!- Hani meleklere şöyle buyurduğumuzu hatırla! Âdem'e selamlama secdesi edin. İblis -onlarla birlikte ancak onlardan değildi- hariç, bütün melekler hemen secde edivermişlerdi. Kibrinden dolayı secde etmekten kaçındı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

117

فَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَٰذَا عَدُوٌّۭ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلْجَنَّةِ فَتَشْقَىٰٓ

"Ey Âdem! Bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht, mutsuz olursun." dedik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقُلْنَاdedik ki
يَٰٓـَٔادَمُey Adem
إِنَّşüphesiz
هَٰذَاbu
عَدُوٌّۭdüşmandır
لَّكَsena
وَلِزَوْجِكَve eşine
فَلَاsakın
يُخْرِجَنَّكُمَاsizi çıkarmasın
مِنَcennetten
ٱلْجَنَّةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَتَشْقَىٰٓsonra yorulursun

Şöyle buyurduk: "Ey Âdem! Şüphesiz ki İblis, senin ve hanımının düşmanıdır. Size vermiş olduğu vesvese ile kendisine itaat ettirerek seni ve eşini cennetten çıkarmasın. Sonra meşakkat ve sıkıntılara katlanmak zorunda kalırsınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

118

إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَىٰ

Oysa Cennet'te ne acıkırsın, ne de açık/çıplak kalırsın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
لَكَsenin için
أَلَّاyoktur
تَجُوعَacıkmak
فِيهَاburada
وَلَاve yoktur
تَعْرَىٰçıplak kalmak

Şüphesiz Yüce Allah, cennette seni doyurmakta ve orada aç kalmamaktasın. Seni giydirmekte bu yüzden çıplak da değilsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

119

وَأَنَّكَ لَا تَظْمَؤُا۟ فِيهَا وَلَا تَضْحَىٰ

Ne susuzluk hissedersin, ne de Güneşin sıcağında kalırsın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنَّكَve şüphesiz sen
لَاsusamayacaksın
تَظْمَؤُا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهَاburada
وَلَاve
تَضْحَىٰsıcaktan etkilenmeyeceksin

Sana içecek verir, susamazsın; seni gölgelendirir, güneşin sıcağı sana isabet etmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

120

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ ٱلشَّيْطَٰنُ قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَىٰ شَجَرَةِ ٱلْخُلْدِ وَمُلْكٍۢ لَّا يَبْلَىٰ

Sonunda Şeytan ona vesvese verdi: "Ey Âdem!" dedi. "Sana ebedilik/sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir saltanatı göstereyim mi?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَوَسْوَسَnihayet fısıldadı
إِلَيْهِona
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
قَالَdedi ki
يَٰٓـَٔادَمُey Adem
هَلْmi?
أَدُلُّكَsana göstereyim
عَلَىٰağacını
شَجَرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْخُلْدِebedilik
وَمُلْكٍۢve bir hükümranlığı
لَّاyok olmayacak
يَبْلَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şeytan, Âdem'e vesvese vererek ona şöyle dedi: "Sana kendisinden yiyen kimsenin kesinlikle bir daha ölmeyeceği, bilakis hayatta ebedî kalacağı ağacı ve bitip, tükenerek yok olmayacak saltanatı göstereyim mi?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

121

فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۚ وَعَصَىٰٓ ءَادَمُ رَبَّهُۥ فَغَوَىٰ

Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَكَلَاyediler
مِنْهَاo(ağaç)tan
فَبَدَتْböylece göründü
لَهُمَاkendilerine
سَوْءَٰتُهُمَاkötü yerleri
وَطَفِقَاve başladılar
يَخْصِفَانِörtmeğe
عَلَيْهِمَاüstlerini
مِنyaprağından
وَرَقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْجَنَّةِcennet
وَعَصَىٰٓve karşı geldi
ءَادَمُAdem
رَبَّهُۥRabbine
فَغَوَىٰve şaşırdı

Âdem ve Havva kendilerine yasaklı olan ağaçtan yediler. Avret yerleri kapalı iken birden edep yerleri görünüverdi. Cennet ağaçlarının yapraklarından koparıp, bu yapraklarla avret yerlerini örtmeye başladılar. Âdem -aleyhisselam- Rabbinin emrine karşı geldi. Öyle ki; ağaçtan yememesi gerektiğine yönelik Yüce Allah'ın emrini yerine getirmedi. Böylece kendisi için caiz olmayan şeyde haddi aştı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

122

ثُمَّ ٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَىٰ

Sonra Rabbi; onu seçti, tevbesini kabul etti ve hidayete erdirdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
ٱجْتَبَٰهُonu seçti
رَبُّهُۥRabbi
فَتَابَtevbesini kabul etti
عَلَيْهِonun
وَهَدَىٰve doğru yola iletti

Sonra Yüce Allah onu seçti, tövbesini kabul etti ve onu doğru yola muvaffak kıldı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

123

قَالَ ٱهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًۢا ۖ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۭ ۖ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًۭى فَمَنِ ٱتَّبَعَ هُدَاىَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَىٰ

Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht da olmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
ٱهْبِطَاinin
مِنْهَاoradan
جَمِيعًۢاhepiniz
بَعْضُكُمْbir kısmınız
لِبَعْضٍdiğerinize
عَدُوٌّۭdüşmansınız
فَإِمَّاartık
يَأْتِيَنَّكُمsize geldiği zaman
مِّنِّىbenden
هُدًۭىbir hidayet
فَمَنِsonra kim
ٱتَّبَعَuyarsa
هُدَاىَbenim hidayetime
فَلَاyoktur (ona)
يَضِلُّsapkınlık
وَلَاve yoktur
يَشْقَىٰbir sıkıntı

Yüce Allah Âdem ve Havva'ya şöyle buyurdu: "Siz ikiniz ve İblis hep birlikte cennetten inin. Artık o sizin düşmanınız, siz ikiniz de onun düşmanısınız. Benden size yolum hakkında bir açıklama gelir ve kim de bu açıklanan yola tabi olur, onunla amel eder ve ondan sapmazsa; haktan sapmamış olur, ahirette de azap ile bedbaht olmaz. Bilakis Yüce Allah onu cennete koyar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

124

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِى فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةًۭ ضَنكًۭا وَنَحْشُرُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَعْمَىٰ

Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, gerçekten onun için dar,sıkıntılı bir hayat vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْama kim
أَعْرَضَyüz çevirirse
عَنbeni anmaktan
ذِكْرِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَإِنَّşüphesiz ki
لَهُۥonun için vardır
مَعِيشَةًۭbir geçim
ضَنكًۭاdar
وَنَحْشُرُهُۥve onu haşrederiz
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
أَعْمَىٰkör olarak

Kim zikrimden yüz çevirip onu kabul etmez ve ona icabet etmezse, dünyada ve kabirde onun için sıkıntılı bir yaşantı vardır. Kıyamet günü de onun gözlerini, bilgi ve tecrübesini kaybetmiş bir şekilde mahşer alanına götürüp, haşrederiz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

125

قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَنِىٓ أَعْمَىٰ وَقَدْ كُنتُ بَصِيرًۭا

O da şöyle der: "Rabbim beni niçin kör olarak haşrettin? Ben, gören birisiydim."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَder ki
رَبِّRabbim
لِمَniçin?
حَشَرْتَنِىٓbeni haşrettin
أَعْمَىٰkör olarak
وَقَدْandolsun
كُنتُben idim
بَصِيرًۭاgörüyor

Yüce Allah'ın zikrinden yüz çeviren kimse: "Ey Rabbim! Bugün beni niçin kör olarak haşrettin? Ben dünyada gören bir kimseydim." der.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

126

قَالَ كَذَٰلِكَ أَتَتْكَ ءَايَٰتُنَا فَنَسِيتَهَا ۖ وَكَذَٰلِكَ ٱلْيَوْمَ تُنسَىٰ

(Allah da) der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuş idin. Bugün sen de unutulacaksın."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Allah) buyurur ki
كَذَٰلِكَnasıl ki
أَتَتْكَsana geldiğinde
ءَايَٰتُنَاayetlerimiz
فَنَسِيتَهَاsen onları unuttuysan
وَكَذَٰلِكَöylece
ٱلْيَوْمَbugün
تُنسَىٰsen unutulursun

Allah Teâlâ ona cevap olarak şöyle buyurdu: "Sen dünyada böyle yapmıştın. Ayetlerimiz sana gelmişti de onları terk ederek yüz çevirmiştin. Bugün de sen azaba terk edileceksin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

127

وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى مَنْ أَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنۢ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ۚ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبْقَىٰٓ

Haddi aşıp, Rabbinin ayetlerine iman etmeyenleri de böylece cezalandırırız. Ahiret azabı ise elbette daha şiddetli ve daha kalıcıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَكَذَٰلِكَişte böyle
نَجْزِىcezalandırırız
مَنْkimseleri
أَسْرَفَisraf eden
وَلَمْve
يُؤْمِنۢinanmayanları
بِـَٔايَٰتِayetlerine
رَبِّهِۦRabbinin
وَلَعَذَابُve elbette azabı
ٱلْءَاخِرَةِahiretin
أَشَدُّdaha çetindir
وَأَبْقَىٰٓve daha süreklidir

Haram olan şehevi arzulara dalanları ve Rabbinin apaçık delillerinden yüz çevirenleri işte böyle cezalandırırız. Yüce Allah'ın ahiretteki azabı dünya ve berzah alemindeki sıkıntılı yaşantıdan daha korkunç, daha kuvvetli ve daha kalıcıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

128

أَفَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَٰكِنِهِمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ

Kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları hidayete erdirmedi mi? (Oysa) Onların kaldıkları yerlerde gezinip durmaktadırlar. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَلَمْyola getirmedi mi?
يَهْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْonları;
كَمْnicelerini
أَهْلَكْنَاyok edişimiz
قَبْلَهُمkendilerinden önce
مِّنَnesillerden
ٱلْقُرُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَمْشُونَdolaştıkları
فِىmeskenlerinde
مَسَٰكِنِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّelbette
فِىbunda vardır
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَءَايَٰتٍۢibretler
لِّأُو۟لِىsahipleri için
ٱلنُّهَىٰakıl

Müşriklere kendilerinden önce helak ettiğimiz ümmetlerin ne kadar çok olduğu apaçık belli olmadı mı? Oysa onlar helak olmuş ümmetlerin diyarlarında yürüyor ve onlara isabet eden azabın eserlerini/kalıntılarını bizzat görüyorlar. Birçok ümmetin helak edilip yerle bir olmasında akıl sahipleri için birçok ibret vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

129

وَلَوْلَا كَلِمَةٌۭ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامًۭا وَأَجَلٌۭ مُّسَمًّۭى

Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre/ecel olmasaydı, kuşkusuz (azap) kaçınılmaz olurdu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْلَاeğer olmasaydı
كَلِمَةٌۭsöylenmiş bir söz
سَبَقَتْdaha önce
مِنtarafından
رَّبِّكَRabbin
لَكَانَşüphesiz olurdu
لِزَامًۭا(azap) gerekli
وَأَجَلٌۭve bir süre
مُّسَمًّۭىbelirtilmiş

-Ey Resul!- Hiçbir kimseye hüccet ikame edilmeden azap edilmeyeceğine dair Rabbin tarafından söylenmiş bir söz ve O'nun katında takdir edilen bir ecel olmasaydı onlar azabı hak ettiklerinden dolayı bir an önce azapla cezalandırılırlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

130

فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا ۖ وَمِنْ ءَانَآئِ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَىٰ

Söyledikleri sözlere sabret, Güneş doğmadan önce ve batmadan önce ve gece saatlerinde de Rabbini hamt ederek tesbit et. Gün boyunca da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱصْبِرْo halde sabret
عَلَىٰşeylere
مَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَقُولُونَonların dedikleri
وَسَبِّحْve tesbih et
بِحَمْدِöverek
رَبِّكَRabbini
قَبْلَönce
طُلُوعِdoğmasından
ٱلشَّمْسِgüneşin
وَقَبْلَve önce
غُرُوبِهَاbatmasından
وَمِنْbir kısmında
ءَانَآئِsa'atlerinden
ٱلَّيْلِgece
فَسَبِّحْtesbih et
وَأَطْرَافَve taraflarında
ٱلنَّهَارِgündüzün
لَعَلَّكَumulur ki
تَرْضَىٰhoşnut olursun

-Ey Resul!- Batıl vasıflarla seni yalanlayanların söylediklerine karşı sabret. Güneş doğmadan önce sabah namazında, güneş batmadan önce ikindi namazında, gece saatlerinde akşam ve yatsı namazlarında ve günün ilk yarısının bittiği zeval vakti olan öğle namazında ve günün ikinci yarısının bittiği akşam namazında, Yüce Allah'ın katında ve senin rıza gösterdiğin sevabı ümit ederek sabret.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

131

وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًۭا مِّنْهُمْ زَهْرَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌۭ وَأَبْقَىٰ

Onlardan bir kısmına bunlarla kendilerini imtihan edelim diye dünya hayatının süsü olarak verip, faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme. Rabbinin rızkı ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve asla
تَمُدَّنَّdikme
عَيْنَيْكَgözlerini
إِلَىٰdoğru
مَاşeylere
مَتَّعْنَاfaydalandırdığımız
بِهِۦٓonunla
أَزْوَٰجًۭاbazı zümreleri
مِّنْهُمْonlardan
زَهْرَةَsüsüne
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
لِنَفْتِنَهُمْkendilerini denemek için
فِيهِo konuda
وَرِزْقُve rızkı
رَبِّكَRabbinin
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
وَأَبْقَىٰve daha süreklidir

Kendilerini imtihan etmek adına dünya hayatının süsünden faydalanmaları için bu yalancılara verdiğimiz şeylere özenme. Onlara verdiğimiz bu zevkler zail olacaktır. Rabbinin razı olman için sana vadettiği mükâfat dünyada faydalanmaları için onlara verilen metadan daha hayırlı ve devamlıdır. Çünkü (sana vadedilen asla) kesintiye uğramaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

132

وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصْطَبِرْ عَلَيْهَا ۖ لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًۭا ۖ نَّحْنُ نَرْزُقُكَ ۗ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلتَّقْوَىٰ

Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel akıbet ise takva sahiplerinindir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأْمُرْve emret
أَهْلَكَailene
بِٱلصَّلَوٰةِnamazı
وَٱصْطَبِرْve dayan
عَلَيْهَاona (namaz kılmaya)
لَاbiz senden istemiyoruz
نَسْـَٔلُكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رِزْقًۭاrızık
نَّحْنُbiz
نَرْزُقُكَseni besliyoruz
وَٱلْعَٰقِبَةُve akıbet
لِلتَّقْوَىٰtakva(sahipleri)nindir

-Ey Resul!- Aile halkına namaz kılmalarını emret ve sen de sabırla namaz kılmaya devam et. Kendin için ya da başkası için senden rızık istemiyoruz. Bilakis senin rızkını biz üstlendik. Takva sahipleri için dünya ve ahirette güzel son Yüce Allah'tan korkan, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınan kimseler içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

133

وَقَالُوا۟ لَوْلَا يَأْتِينَا بِـَٔايَةٍۢ مِّن رَّبِّهِۦٓ ۚ أَوَلَمْ تَأْتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ

"Bize, Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler ki
لَوْلَاdeğil mi?
يَأْتِينَاbize getirmeli
بِـَٔايَةٍۢbir ayet (mu'cize)
مِّنRabbinden
رَّبِّهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوَلَمْonlara gelmedi mi?
تَأْتِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَيِّنَةُkanıt
مَاbulunan
فِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلصُّحُفِKitap'larda
ٱلْأُولَىٰönceki

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yalanlayan bu kâfirler şöyle dediler: "Muhammed doğru söylediğine ve resul olduğuna dair Rabbinden bize bir delil getirseydi." Hâlbuki bu yalanlayanlara, geçmiş kitapları doğrulayan Kur'an gelmedi mi?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

134

وَلَوْ أَنَّآ أَهْلَكْنَٰهُم بِعَذَابٍۢ مِّن قَبْلِهِۦ لَقَالُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًۭا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ مِن قَبْلِ أَن نَّذِلَّ وَنَخْزَىٰ

Biz onları bundan önce bir azap ile helâk etmiş olsaydık; elbette şöyle diyeceklerdi: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de alçalmadan, rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْşayet
أَنَّآşüphesiz biz
أَهْلَكْنَٰهُمonları helak etseydik
بِعَذَابٍۢbir azab ile
مِّنondan önce
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَقَالُوا۟elbette derlerdi
رَبَّنَاRabbimiz
لَوْلَآkeşke
أَرْسَلْتَgönderseydin
إِلَيْنَاbize
رَسُولًۭاbir elçi
فَنَتَّبِعَuysaydık
ءَايَٰتِكَsenin ayetlerine
مِنönce
قَبْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنrezil olmadan
نَّذِلَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَنَخْزَىٰve alçak (olmadan)

Şayet biz, kendilerine kitap indirmeden ve peygamber göndermeden küfür ve inatlarından dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yalanlayanları azabın inmesi ile helak etseydik, kıyamet günü küfürlerine özür bularak: "Ey Rabbimiz! Dünyada iken bize bir resul gönderseydin ona iman eder, azabından dolayı bize alçaklık ve bedbahtlık isabet etmeden önce onun getirdiği ayetlere ittiba ederdik." derlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

135

قُلْ كُلٌّۭ مُّتَرَبِّصٌۭ فَتَرَبَّصُوا۟ ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ أَصْحَٰبُ ٱلصِّرَٰطِ ٱلسَّوِىِّ وَمَنِ ٱهْتَدَىٰ

De ki: "Herkes beklemektedir. Siz de bekleyedurun. Yakında kimin doğru yolun sahipleri ve kimin doğru yolu bulmuş olduğunu göreceksiniz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
كُلٌّۭherkes
مُّتَرَبِّصٌۭgözetlemektedir
فَتَرَبَّصُوا۟gözetleyin
فَسَتَعْلَمُونَbileceksiniz
مَنْkimdir
أَصْحَٰبُsahipleri
ٱلصِّرَٰطِyolun
ٱلسَّوِىِّdüzgün
وَمَنِve kimdir
ٱهْتَدَىٰdoğru yolda olan

-Ey Resul!- Bu yalanlayanlara de ki: "Bizden ve sizden herkes Yüce Allah'ın yapmakta olduklarını beklemektedir. Siz de bekleyin. Hiç şüphesiz dosdoğru yolun sahiplerinin kim olduğunu ve sizin mi yoksa bizim mi hidayet üzerine olduğumuzu bileceksiniz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir