Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

10. Sûre · Mekke · 109 Ayet

يونس

YÛNUS SÛRESİ

Yunus (AS)

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 3

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْحَكِيمِ

Elif Lâm Râ.1 İşte bunlar hakîm olan (hikmet dolu) kitabın ayetleridir.

  1. [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓرElif Lâm Râ
تِلْكَbunlar
ءَايَٰتُayetleridir
ٱلْكِتَٰبِKitab'ın
ٱلْحَكِيمِhikmetli

Elif Lâm Râ. Bunun bir benzeri Bakara suresinin başında geçmişti. Okunan bu ayetler, Kur'an'ın muhkem, kusursuz, hikmet ve hükümleri kapsayıcı ayetlerinin yer aldığı bir suredir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ رَجُلٍۢ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ ٱلنَّاسَ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ ۗ قَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌۭ مُّبِينٌ

İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَكَانَmı geldi?
لِلنَّاسِinsanlara
عَجَبًاtuhaf
أَنْvahyetmemiz
أَوْحَيْنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىٰbir adama
رَجُلٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْهُمْiçlerinden
أَنْdiye
أَنذِرِuyarsın
ٱلنَّاسَinsanları
وَبَشِّرِve müjdelesin
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوٓا۟iman edenlere
أَنَّ(ki) şüphesiz
لَهُمْonlar için vardır
قَدَمَmakamı
صِدْقٍdoğruluk
عِندَkatında
رَبِّهِمْRableri
قَالَdediler ki
ٱلْكَٰفِرُونَkâfirler
إِنَّşüphesiz
هَٰذَاbu
لَسَٰحِرٌۭbir büyücüdür
مُّبِينٌapaçık

Kendi soylarından bir adama: İnsanları Allah'ın azabı ile uyar diye ona emretmemiz insanları şaşırmaya mı itti ? -Ey Peygamber!- Allah'a iman edenleri kendilerini sevindirecek olan şey ile müjdele! Yaptıkları salih amellere karşılık olarak onlar için Rableri katında yüce makamlar vardır. Kâfirler: "Şüphesiz bu ayetleri getiren adam sihri apaçık olan bir sihirbazdır." dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍۢ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۖ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ ۖ مَا مِن شَفِيعٍ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ إِذْنِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Şüphesiz Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra Arş'a istivâ eden (yükselen) ve işleri yerli yerince yönetendir. O'nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. O halde (sadece) O’na ibadet edin! Öğüt almıyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
رَبَّكُمُsizin Rabbiniz
ٱللَّهُAllah'tır
ٱلَّذِىki
خَلَقَyarattı
ٱلسَّمَٰوَٰتِgökleri
وَٱلْأَرْضَve yeri
فِىaltı
سِتَّةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَيَّامٍۢgünde
ثُمَّsonra
ٱسْتَوَىٰkuşattı
عَلَىArş'ı
ٱلْعَرْشِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُدَبِّرُdüzene koydu
ٱلْأَمْرَişleri
مَاyoktur
مِنkimse
شَفِيعٍşefaat edecek
إِلَّاdışında
مِنۢO'nun izni
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِذْنِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكُمُişte budur
ٱللَّهُAllah
رَبُّكُمْRabbiniz olan
فَٱعْبُدُوهُO'na kulluk edin
أَفَلَاDüşünüp öğüt almaz mısınız?
تَذَكَّرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ey hayrete düşen kimseler! Şüphesiz sizin Rabbiniz, bu azametiyle gökleri altı günde, yeri de genişliğiyle altı günde yaratan ve sonra arşa yükselendir. Nasıl olur da sizin içinizden bir adamı size göndermesine hayret ediyorsunuz! Geniş mülkünde tek başına dilediği hükmü verip gerçekleştiren O'dur. O'nun katında bir kimsenin herhangi bir hususta şefaatçi olması iznine bağlıdır. İşte bu sıfatlara sahip olan sizin Rabbiniz Allah'tır. O halde ibadetinizi sadece O'na yapın. O'nun birliğine ve tek olduğuna delalet eden bu kanıtlardan ve delillerden öğüt almaz mısınız? Kim azıcık öğüt almış ise onu bilir ve iman eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًۭا ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا ۚ إِنَّهُۥ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ بِٱلْقِسْطِ ۚ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ شَرَابٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ

Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. O, (mahlûkatı) önce (yoktan) yaratır. Sonra da iman edip salih amel işleyenleri adaletle karşılığını vermek için yeniden diriltir. Kâfirlere gelince, kâfirlik yaptıkları için onlara kızgın bir içecek ve can yakan bir ceza vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَيْهِO'nadır
مَرْجِعُكُمْdönüşü
جَمِيعًۭاhepinizin
وَعْدَvaadi
ٱللَّهِAllah'ın
حَقًّاgerçektir
إِنَّهُۥO'dur
يَبْدَؤُا۟ilk kez başlatan
ٱلْخَلْقَyaratmayı
ثُمَّsonra
يُعِيدُهُۥonu tekrarlayan
لِيَجْزِىَkarşılıklarını vermek üzere
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟iman eden(lere)
وَعَمِلُوا۟ve ameller işleyen(lere)
ٱلصَّٰلِحَٰتِsalih
بِٱلْقِسْطِadaletli bir şekilde
وَٱلَّذِينَve kiimselere
كَفَرُوا۟inkâr eden(lere)
لَهُمْvardır
شَرَابٌۭbir içecek
مِّنْkaynar sudan
حَمِيمٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَعَذَابٌve bir azap
أَلِيمٌۢacıklı
بِمَاdolayı
كَانُوا۟olmalarından
يَكْفُرُونَinkâr ediyor(lar)

Yaptığınız amellerin karşılığını vermesi için kıyamet günü dönüşünüz O'nadır. Allah, insanlara vaadinden dönmeyeceği bir söz vermiştir (ki O, asla vaadinden dönmez). O, buna kadirdir. O, daha önce hiçbir örneği görülmemiş şekilde mahlukatı yaratan sonra da ölümünden sonra yeniden diriltendir. Bu, iman edip salih ameller işleyenlere iyiliklerinden hiçbir şey eksiltilmeden, kötülüklerinden hiçbir şey arttırmadan yaptıkları amellerinin karşılığını adaletli bir şekilde vermesi içindir. Allah'ı ve peygamberlerini inkâr eden kâfirlere gelince, kâfirlik yaptıkları için onlara son derece sıcak bir içecek vardır. Bağırsaklarını parçalar. Allah'ı ve peygamberlerini inkâr etmeleri sebebi ile acıklı azap da onlar içindir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلشَّمْسَ ضِيَآءًۭ وَٱلْقَمَرَ نُورًۭا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ ۚ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۚ يُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

Güneşi ışık (kaynağı), Ay'ı da nur/aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay'a menziller (konak yerleri) takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yaratmıştır. O, bilen bir toplum için ayetleri apaçık bir şekilde işte böyle açıklar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىyapan
جَعَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلشَّمْسَgüneşi
ضِيَآءًۭbir ışık
وَٱلْقَمَرَve ayı
نُورًۭاbir nur
وَقَدَّرَهُۥve düzenleyen
مَنَازِلَbelli menzillere göre
لِتَعْلَمُوا۟bilmeniz için
عَدَدَsayısını
ٱلسِّنِينَyılların
وَٱلْحِسَابَve hesabını
مَاyaratmamıştır
خَلَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
ذَٰلِكَbütün bunları
إِلَّاdışında
بِٱلْحَقِّhak olmak
يُفَصِّلُetraflıca açıklıyor
ٱلْءَايَٰتِayetlerini
لِقَوْمٍۢbir topluluk için
يَعْلَمُونَbilen

O (Allah), güneşi ışık saçan ve ışığı yayan bir varlık olarak yarattı. Ayı ise, kendisi ile aydınlanılan bir nur/aydınlık kılmıştır. Aya, 28 konaklama yeri takdir etti. Bir konaklama yerinin mesafesi bir gün ve gecedir. -Ey insanlar!- Böyle takdir etmiştir ki, insanlar güneş ile günlerin sayısını ay ile de ayların ve yılların sayılarını bilsinler. Allah'ın, kudretini ve yüceliğini insanlara göstermek için göklerde ve yerde yarattığı ne varsa bunların hepsi bir haktır. Yüce Allah, kendisinin birliğine delalet eden açık delilleri ve bariz kanıtları, delil getirmeyi bilen bir toplum için işte böyle açıklar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

إِنَّ فِى ٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَتَّقُونَ

Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sakınan bir toplum için ayetler/deliller vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
فِىardarda gelmesinde
ٱخْتِلَٰفِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلَّيْلِgece
وَٱلنَّهَارِve gündüzün
وَمَاyarattıklarında
خَلَقَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerde
لَءَايَٰتٍۢayetler vardır
لِّقَوْمٍۢbir topluluk için
يَتَّقُونَsakınan

Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, karanlık ile aydınlığın birbirine eşlik etmesinde, gece ile gündüzden birinin kısa ve uzun olmasında, göklerde ve yerdeki mahlukatta, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'tan hakkıyla sakınan kimseler için Allah'ın kudretine delalet eden deliller/ayetler vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُوا۟ بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱطْمَأَنُّوا۟ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنْ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ

(Hesap için) Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar, işte onlar ayetlerimizden gafildirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
لَاummayan(lar)
يَرْجُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِقَآءَنَاbize kavuşmayı
وَرَضُوا۟ve razı olan(lar)
بِٱلْحَيَوٰةِhayatına
ٱلدُّنْيَاdünya
وَٱطْمَأَنُّوا۟ve gönüllerini kaptıran(lar)
بِهَاona
وَٱلَّذِينَve olanlar
هُمْonlar
عَنْbizim ayetlerimizden
ءَايَٰتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
غَٰفِلُونَgafil(ler)

Allah'a kavuşmayı ummayan ve kalıcı olan ahiret hayatı yerine geçici olan ve nefislerinin de kendisi ile huzur bulduğu dünya hayatına razı olan kâfirler var ya işte onlar, Allah'ın ayetlerinden ve delillerinden yüz çevirmişlerdir. Bunu umursamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

أُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

İşte bunların kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer ateştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte bunların
مَأْوَىٰهُمُvaracakları yer
ٱلنَّارُcehennemdir
بِمَاkarşılık
كَانُوا۟olduklarına
يَكْسِبُونَkazanıyor(lar)

İşte bu nitelikler ile vasıflanmış olan kimselerin barınaklarının ateş olmasının sebebi, onların kıyamet gününü yalanlama ve inkâr suçunu işlemeleridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُم بِإِيمَٰنِهِمْ ۖ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

(Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle hidayete erdirir. Nimetlerle dolu Cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟iman eden(leri)
وَعَمِلُوا۟ve ameller işleyen(leri)
ٱلصَّٰلِحَٰتِsalih
يَهْدِيهِمْdoğru yola iletir
رَبُّهُمRableri
بِإِيمَٰنِهِمْimanları dolayısıyla
تَجْرِىakar
مِنonların altlarından
تَحْتِهِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
فِىcennetlerinde
جَنَّٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّعِيمِnaim

Allah, iman edip salih amel işleyenleri rızasına ulaştıran salih amelleri işlemeleri için doğru yola hidayet ederek rızıklandırır. Bu, onların iman etmeleri sebebiyledir. Sonra Allah, onları kıyamet günü daimî olan ve altlarından ırmaklar akan Naim cennetlerine girdirecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

دَعْوَىٰهُمْ فِيهَا سُبْحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌۭ ۚ وَءَاخِرُ دَعْوَىٰهُمْ أَنِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Orada duaları: "Allah’ım! Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin" dir. (Aralarında ki) selamlaşmaları “Selam”dır, dualarının sonu ise: ”Âlemlerin Rabbine hamdolsun” dur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
دَعْوَىٰهُمْonların duaları
فِيهَاorada
سُبْحَٰنَكَsenin şanın pek yücedir
ٱللَّهُمَّEy Allah'ım
وَتَحِيَّتُهُمْve dilekleri (de)
فِيهَاaralarındaki
سَلَٰمٌۭSelâm'dır
وَءَاخِرُve sonu (ise)
دَعْوَىٰهُمْdualarının
أَنِhamdolsun'dur
ٱلْحَمْدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلَّهِAllah'a
رَبِّRabbi
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

Onların cennetteki duaları; Allah’ı tespih ve takdis etmek, Allah'ın, meleklerin ve onların birbirlerine olan selamlaşmaları selam sözüdür. Dualarının sonu ise bütün mahlukatın Rabbi olan Allah'ı övmektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

۞ وَلَوْ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسْتِعْجَالَهُم بِٱلْخَيْرِ لَقُضِىَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ ۖ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acilen verseydi, hemen ecellerine hükmedilirdi. (Helak edilirlerdi.) Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve eğer
يُعَجِّلُacele verseydi
ٱللَّهُAllah
لِلنَّاسِinsanlara
ٱلشَّرَّkötülüğü
ٱسْتِعْجَالَهُمacele istemeleri gibi
بِٱلْخَيْرِiyiliği
لَقُضِىَhemen bitmiş olurdu
إِلَيْهِمْonların
أَجَلُهُمْsüreleri
فَنَذَرُböyle bırakırız
ٱلَّذِينَkimseleri
لَاummayanları
يَرْجُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِقَآءَنَاbize kavuşmayı
فِىtaşkınlıkları içinde
طُغْيَٰنِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْمَهُونَbocalar bir halde

Eğer Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, insanların kızgınlık anında kendi nefislerine, evlatlarına ve malları aleyhine yaptıkları dualarını (beddualarını) kabul etmekte onların hayrı istedikleri dualarını kabul etmesinde acele ettiği gibi acele etseydi onlar helak olurlardı. Fakat yüce Allah, onlara mühlet verir ve O'na kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakır. Çünkü onlar Allah'ın cezalandırmasından korkmazlar ve O'nun vereceği sevabı da ummazlar. İşte yüce Allah, onları hesap günü kararsızlar, şaşırmışlar ve şüpheciler olarak (bırakıp) terk eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ٱلضُّرُّ دَعَانَا لِجَنۢبِهِۦٓ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًۭا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُۥ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَآ إِلَىٰ ضُرٍّۢ مَّسَّهُۥ ۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yatarken otururken veya ayakta iken bize dua edip yalvarır. Biz onun darlığını giderdiğimizde sanki başına gelen darlık sebebiyle bize hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte böyle müsriflere (haddi aşanlara) yapmakta oldukları süslü gösterilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve ne zaman ki
مَسَّdokunduğunda
ٱلْإِنسَٰنَinsana
ٱلضُّرُّbir darlık
دَعَانَاbize dua eder
لِجَنۢبِهِۦٓyan yatarken
أَوْveya
قَاعِدًاotururken
أَوْyahut
قَآئِمًۭاayakta
فَلَمَّاancak
كَشَفْنَاgiderdiğimizde
عَنْهُondan
ضُرَّهُۥdarlığını
مَرَّhareket eder
كَأَنgibi
لَّمْbize dua etmemiş
يَدْعُنَآAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىٰdarlıktan dolayı
ضُرٍّۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّسَّهُۥkendisine dokunmuş olan
كَذَٰلِكَişte böyle
زُيِّنَsüslü gösterilmiştir
لِلْمُسْرِفِينَaşırıya gidenlere
مَاşeyler
كَانُوا۟oldukları
يَعْمَلُونَyapıyor(lar)

Haddi aşarak kendi nefislerine zulmeden insana bir hastalık yahut kötü bir hal isabet ettiğinde yan yatarak, oturarak yahut da ayakta olduğu halde bu durumun kendisinden kaldırılması için yalvarıp yakarır. Duasını kabul edip ondaki kötü durumu ortadan kaldırdığımızda ise sanki içinde bulunduğu o darlığın kendisinden kaldırılması için daha önce bize hiç dua edip yalvarmamış gibi eski haline geri döner. İşte, sapıklığında devam eden (haktan) yüz çeviren bu kimseye yaptığı şey süslü kılındığı gibi küfür ve isyan üzerine yaptıkları amelleri ile haddi aşan, inkâr eden ve günah işleyen ve bunları terk etmeyen kimselere de yaptıkları şey süslü kılındı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا ٱلْقُرُونَ مِن قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ ۙ وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ

Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten iman edecek değillerdi. İşte biz günahkârlar topluluğunu böyle cezalandırırız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
أَهْلَكْنَاhelak ettik
ٱلْقُرُونَnice nesilleri
مِنsizden önce
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمَّاhaksızlık ettiklerinden
ظَلَمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَآءَتْهُمْkendilerine geldiği halde
رُسُلُهُمpeygamberleri
بِٱلْبَيِّنَٰتِapaçık delillerle
وَمَاve iman etmeyecekleri için
كَانُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِيُؤْمِنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَişte böyle
نَجْزِىcezalandırırız
ٱلْقَوْمَtopluluğunu
ٱلْمُجْرِمِينَsuçlular

-Ey müşrikler!- Allah'ın resullerini yalanlamaları ve işledikleri günahlar sebebiyle sizden önceki ümmetleri helak ettik. Kendilerine göndermiş olduğumuz elçilerimizin ve onların Rableri katından getirdiklerinin doğruluğuna dair açık delillerimiz geldiği halde iman etmeye hazır olmadıkları için onlar iman üzere olamadılar. Bundan dolayı yüce Allah onları rezil rüsva etti. Onları iman etmeye muvaffak kılmadı. Zalim ümmetleri cezalandırdığımız gibi her zaman ve mekânda onlar gibi olan ümmetleri de cezalandırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

ثُمَّ جَعَلْنَٰكُمْ خَلَٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ مِنۢ بَعْدِهِمْ لِنَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ

Sonra, onların ardından nasıl amel işleyeceğinizi görmek için sizi yeryüzünün halifeleri yaptık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
جَعَلْنَٰكُمْsizi kıldık
خَلَٰٓئِفَhalifeler
فِىyeryüzüne
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنۢonların ardından
بَعْدِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِنَنظُرَgörmek için
كَيْفَneler
تَعْمَلُونَyapacağınızı

Sonra -ey insanlar!- Nasıl amel edeceğinizi görmek için helak ettiğimiz yalanlayıcı ümmetlerden sonra sizleri o ümmetlerin halefi yaptık. Bakalım sizler, hayırlı ameller işleyip bu amellere karşılık sevap mı alacaksınız yoksa kötü ameller işleyip bundan dolayı cezalandırılacak mısınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَٰتٍۢ ۙ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ ۚ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ ۖ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

Kendilerine ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir" dediler. De ki: "O’nu kendime göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاne zaman ki
تُتْلَىٰokunduğunda
عَلَيْهِمْonlara
ءَايَاتُنَاayetlerimiz
بَيِّنَٰتٍۢapaçık bir şekilde
قَالَderler
ٱلَّذِينَkimseler
لَاummayanlar
يَرْجُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِقَآءَنَاbize kavuşmayı
ٱئْتِgetir
بِقُرْءَانٍbir Kur'an
غَيْرِbaşka
هَٰذَآbundan
أَوْveya
بَدِّلْهُbunu değiştir
قُلْde ki
مَا(sözkonusu) olamaz
يَكُونُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِىٓbenim
أَنْonu değiştirmem
أُبَدِّلَهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنtarafımdan
تِلْقَآئِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَفْسِىٓkendi
إِنْben uyuyorum
أَتَّبِعُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
مَاvahyedilene
يُوحَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَىَّbana
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَخَافُkorkarım
إِنْkarşı gelirsem
عَصَيْتُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبِّىRabbime
عَذَابَazabından
يَوْمٍbir günün
عَظِيمٍۢbüyük

Kendilerine Allah'ın tevhidine (birliğine) delalet eden apaçık Kur'an ayetleri okununca yeniden dirilmeyi ve sevabı ummayan ve cezayı da inkâr edenler: "-Ey Muhammed!- Putlara ibadeti ve diğerlerini lanetlemeyi ihtiva eden bu Kur'an'ı değiştir yahut Kur'an'ın bir kısmını ya da tamamını bizim arzularımıza uyan şeyler ile değiştir." dediler. -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Benim Kur'an'ı değiştirmem doğru olmaz ve benim size, O'ndan gayrısını da getirmeye gücüm yok. Oysa tek olan ve hiçbir ortağı olmayan yüce Allah dilerse o Kur'an'dan dilediği şeyi değiştirir. Ben, Allah'ın bana vahyettiği şeyden başkasına asla tabi olmam. Sizin benden istediğiniz şeye uyarak Allah'a isyan etmekten ve o büyük günün azabından korkarım ki o gün, kıyamet günüdür."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

قُل لَّوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوْتُهُۥ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَدْرَىٰكُم بِهِۦ ۖ فَقَدْ لَبِثْتُ فِيكُمْ عُمُرًۭا مِّن قَبْلِهِۦٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size hiç okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım, hiç akletmiyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّوْşayet
شَآءَdileseydi
ٱللَّهُAllah
مَاbunu okumazdım
تَلَوْتُهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكُمْsize
وَلَآve size hiç bildirmezdi
أَدْرَىٰكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦbunu
فَقَدْelbette
لَبِثْتُgeçirdim
فِيكُمْsizin aranızda
عُمُرًۭاbelli bir ömür
مِّنdaha önce
قَبْلِهِۦٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَفَلَاhiç düşünmüyor musunuz?
تَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- De ki: Eğer Allah, Kur'an'ı size okumamamı dilemiş olsaydı onu size okuyamaz ve bildirmezdim. Eğer Allah dileseydi Kur'an'ı size benim dilim ile bildirmezdi. Ben, okumaz ve yazmaz bir halde sizin aranızda uzun bir zaman -kırk sene- kaldım. Ben bu işi istemedim ve araştırmadım. Sizler, benim size getirdiklerimin benim yaptığım bir şey olmadığını ve bunların Allah katından olduğunu akıl etmiyor musunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْمُجْرِمُونَ

Allah adına yalan uydurandan veya Allah'ın ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Suçlular kesinlikle kurtuluşa eremezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنْkim olabilir?
أَظْلَمُdaha zalim
مِمَّنِkimseden
ٱفْتَرَىٰuyduran
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
كَذِبًاyalan
أَوْyahut
كَذَّبَyalanlayandan
بِـَٔايَٰتِهِۦٓO'nun ayetlerini
إِنَّهُۥşüphesiz
لَاkurtuluşa eremezler
يُفْلِحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُجْرِمُونَsuçlular

Allah adına yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Ben nasıl olur da Kur'an'a iftira atarak değiştirebilirim? İftira ederek Allah'ın sınırlarını aşan kimseler, istedikleri şeyde asla başarıya ulaşamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَٰٓؤُلَآءِ شُفَعَٰٓؤُنَا عِندَ ٱللَّهِ ۚ قُلْ أَتُنَبِّـُٔونَ ٱللَّهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Onlar Allah ile birlikte kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermeyecek olan şeylere ibadet ederler. Bir de: “Bunlar Allah katında bizim şefâatçilerimizdir” derler. De ki: Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Allah, onların şirk koşmalarından münezzehtir ve çok yücedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَعْبُدُونَve ibadet ediyorlar
مِنbırakıp
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ı
مَاşeylere
لَاhiç
يَضُرُّهُمْbir zararı olmayan
وَلَاve
يَنفَعُهُمْyararı olmayan
وَيَقُولُونَve diyorlar ki
هَٰٓؤُلَآءِbunlar
شُفَعَٰٓؤُنَاbizim şefaatçilerimizdir
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah
قُلْde ki
أَتُنَبِّـُٔونَbildiriyor musunuz?
ٱللَّهَAllah'a
بِمَاbir şeyi
لَاbilmediği
يَعْلَمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
سُبْحَٰنَهُۥO münezzehtir
وَتَعَٰلَىٰve yücedir
عَمَّاortak koştuklarından
يُشْرِكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşrikler, ilah olduğunu iddia ettikleri, kendilerine de hiç bir zarar ve fayda vermeyen şeylere, Allah ile birlikte ibadet ederler. Oysa gerçek mabut dilediği zaman fayda ve zarar verendir. Yine ibadet ettikleri ilahları hakkında şöyle derler: "Onlar Allah katında bize şefaatçidirler. Allah günahlarımız sebebi ile bize azap etmez." -Ey Peygamber!- Onlara de ki: Siz, her şeyi hakkıyla bilen Allah'a, kendisinin bir ortağı olduğunu mu haber veriyorsunuz? Hâlbuki O, göklerde ve yerde bir ortağı olduğunu bilmemektedir. (Yani O'nun bir ortağı yoktur) Yüce Allah, müşriklerin batıl ve yalan söyledikleri şeylerden uzaktır ve münezzehtir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

وَمَا كَانَ ٱلنَّاسُ إِلَّآ أُمَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَٱخْتَلَفُوا۟ ۚ وَلَوْلَا كَلِمَةٌۭ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ فِيمَا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

İnsanlar, aslında, tek bir ümmet idiler. Fakat sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında ayrılığa düştükleri şeyde hüküm verilirdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كَانَdeğildir
ٱلنَّاسُinsanlar
إِلَّآancak
أُمَّةًۭbir ümmettir
وَٰحِدَةًۭtek
فَٱخْتَلَفُوا۟sonradan ayrılığa düştüler
وَلَوْلَاeğer olmasaydı
كَلِمَةٌۭbir takdir
سَبَقَتْönceden belirlenmiş
مِنRabbin tarafından
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَقُضِىَkesin hüküm verilirdi
بَيْنَهُمْaralarında
فِيمَاşeylerde
فِيهِonda
يَخْتَلِفُونَayrılığa düştükleri

İnsanlar, aslında, iman etmiş tevhit ehli tek bir ümmet idi. Fakat sonradan ayrılığa düştüler. Onlardan kimi Mümin olarak kaldı kimi ise kafir oldu. Eğer Allah tarafından onların aralarında çekiştikleri şeyler hakkında dünyada bir hüküm vermeyeceğine dair takdiri olmasaydı doğru yol üzere olan kimse sapık olan kimseden daha dünyada ayrılarak ortaya çıkardı. Ancak onlar hakkındaki hükmünü kıyamet günü verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

وَيَقُولُونَ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ ۖ فَقُلْ إِنَّمَا ٱلْغَيْبُ لِلَّهِ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ

Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya! derler. De ki: Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyiniz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُونَve diyorlar
لَوْلَآkeşke
أُنزِلَindirilse
عَلَيْهِona
ءَايَةٌۭbir mucize
مِّنRabbinden
رَّبِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقُلْde ki
إِنَّمَاancak
ٱلْغَيْبُgayb
لِلَّهِAllah'ındır
فَٱنتَظِرُوٓا۟bekleyin
إِنِّىelbette ben de
مَعَكُمsizinle birlikte
مِّنَbekleyenlerdenim
ٱلْمُنتَظِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşrikler şöyle diyorlar: Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e O'nun doğru olduğuna dair bir mucize indirilmez mi? dediler. -Ey Peygamber!- Onlara de ki: Mucizeler (ayetler) gaybtır ve bunun ilmi Allah'a aittir. Sizler hissî ayetler hakkında dilediğinizi düşünerek bekleyin. Ben de sizinle birlikte onları bekleyenlerdenim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

وَإِذَآ أَذَقْنَا ٱلنَّاسَ رَحْمَةًۭ مِّنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُمْ إِذَا لَهُم مَّكْرٌۭ فِىٓ ءَايَاتِنَا ۚ قُلِ ٱللَّهُ أَسْرَعُ مَكْرًا ۚ إِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ

Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra, insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman bir de bakarsın ki, âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları vardır. De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَآve zaman
أَذَقْنَاtattırdığımız
ٱلنَّاسَinsanlara
رَحْمَةًۭgenişlik
مِّنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ضَرَّآءَbir darlıktan
مَسَّتْهُمْkendilerine dokunan
إِذَاhemen
لَهُمonların vardır
مَّكْرٌۭhileleri
فِىٓhakkında
ءَايَاتِنَاayetlerimiz
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah
أَسْرَعُdaha hızlıdır
مَكْرًاdüzen kurmada
إِنَّşüphesiz
رُسُلَنَاelçilerimiz
يَكْتُبُونَyazmaktadırlar
مَاsizin hilelerinizi
تَمْكُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşriklere isabet eden kuraklık ve fakirlikten sonra yağmur ve bolluk nimeti tattırdığımız zaman onlar, ayetlerimizle alay ederler ve ayetlerimizi yalanlarlar. -Ey Peygamber!- O müşriklere de ki: Allah, tuzağı en hızlı olan ve sizi cezalandırmakta en çabuk olandır. Meleklerden kaydedici olanlar, sizin kurduğunuz tuzakları yazarlar. Ondan hiçbir şey o meleklerden kaçamazken, sizi yaratandan nasıl kaçabilir! Allah, kurmuş olduğunuz tuzaklara karşılık olarak sizi cezalandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

هُوَ ٱلَّذِى يُسَيِّرُكُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمْ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِم بِرِيحٍۢ طَيِّبَةٍۢ وَفَرِحُوا۟ بِهَا جَآءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌۭ وَجَآءَهُمُ ٱلْمَوْجُ مِن كُلِّ مَكَانٍۢ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ ۙ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنْ أَنجَيْتَنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki, siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp götürürken bu yüzden (yolcular) neşelenirlerken, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: "Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىsizi gezdiren
يُسَيِّرُكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىkarada
ٱلْبَرِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْبَحْرِve denizde
حَتَّىٰٓhatta
إِذَاzaman
كُنتُمْolduğunuz
فِىgemide
ٱلْفُلْكِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَرَيْنَve yürüttüğü (zaman)
بِهِمbununla
بِرِيحٍۢbir rüzgârın
طَيِّبَةٍۢtatlı
وَفَرِحُوا۟ve neşelendikleri sırada
بِهَاonların bununla;
جَآءَتْهَاbirden çıkıp
رِيحٌbir fırtına
عَاصِفٌۭsert
وَجَآءَهُمُve geldiğinde
ٱلْمَوْجُdalgalar
مِنher
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَكَانٍۢyönden
وَظَنُّوٓا۟ve kanaat getirdiklerinde
أَنَّهُمْmuhakkak onlar
أُحِيطَkuşatıldıklarına
بِهِمْkendilerinin
دَعَوُا۟dua etmeye başlarlar
ٱللَّهَAllah'a
مُخْلِصِينَhas kılarak
لَهُO'na
ٱلدِّينَdini
لَئِنْeğer
أَنجَيْتَنَاbizi kurtarırsan
مِنْbundan
هَٰذِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَنَكُونَنَّelbette olacağız
مِنَşükredenlerden
ٱلشَّٰكِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey insanlar!- Sizleri karada ayaklarınızın ve bineklerinizin üzerinde yürüten O'dur. Denizde gemiler içerisinde sizleri götüren de O'dur. Öyle ki sizler, denizde gemide güzel bir rüzgâr ile mutlu bir şekilde akıp giderken yolcular bu güzel rüzgara sevindiler. Onlar sevinç içindeyken çok kuvvetli bir rüzgar gelir de her taraftan öyle dalgalar gelmeye başlar ki onlar bu dalgalar sebebi ile helak olacaklarını zannettiler. Dini yalnızca Allah'a halis kılıp O'na hiçbir şeyi ortak koşmayarak: Eğer bizi bu helak edici zorluktan kurtarırsan bize bahşettiğin nimetlerden dolayı mutlaka sana şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

فَلَمَّآ أَنجَىٰهُمْ إِذَا هُمْ يَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ ۗ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُم ۖ مَّتَٰعَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُكُمْ فَنُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Fakat Allah onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde (şirk koşarak) haksız yere taşkınlıkta bulunurlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّآne zaman ki
أَنجَىٰهُمْkurtarır onları
إِذَاhemen
هُمْonlar
يَبْغُونَtaşkınlık etmeye başlarlar
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِغَيْرِhaksız yere
ٱلْحَقِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلنَّاسُinsanlar
إِنَّمَاgerçekte
بَغْيُكُمْtaşkınlığınız
عَلَىٰٓaleyhinize olan
أَنفُسِكُمkendinizin
مَّتَٰعَgeçici zevkleridir
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
ثُمَّsonra
إِلَيْنَاbizedir
مَرْجِعُكُمْdönüşünüz
فَنُنَبِّئُكُمve size bildiririz
بِمَاşeyi
كُنتُمْolduğunuz
تَعْمَلُونَyapıyor

Allah, onların dualarını kabul edip de onları o sıkıntıdan kurtarınca, küfür, masiyet ve günah işleyerek yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. -Ey insanlar!- Sizin taşkınlığınızın zararı sizedir. Sizin taşkınlığınız Allah'a bir zarar veremez. Sizler bu taşkınlığınız ile geçici dünya hayatında faydalanırsınız. Sonra kıyamet günü dönüşünüz bizedir. Size işlemiş olduğunuz günahlarınızı haber vereceğiz ve sizleri işlemiş olduklarınıza karşılık olarak cezalandıracağız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

إِنَّمَا مَثَلُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلْأَنْعَٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلْأَرْضُ زُخْرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَآ أَنَّهُمْ قَٰدِرُونَ عَلَيْهَآ أَتَىٰهَآ أَمْرُنَا لَيْلًا أَوْ نَهَارًۭا فَجَعَلْنَٰهَا حَصِيدًۭا كَأَن لَّمْ تَغْنَ بِٱلْأَمْسِ ۚ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَتَفَكَّرُونَ

Dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz su gibidir. Onunla insanların ve hayvanların yiyeceği bitkiler, o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Yeryüzü tüm güzelliklerini takınıp süslenip bezenir. Sahipleride artık bunları toplayabileceklerini sandıkları sırada, geceleyin veya gündüzün emrimiz gelir de onu sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden biçilmiş bir hale getiririz. İşte düşünen bir topluma ayetleri böyle açıklıyoruz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاancak
مَثَلُörneği
ٱلْحَيَوٰةِhayatının
ٱلدُّنْيَاdünya
كَمَآءٍsuya benzer
أَنزَلْنَٰهُindirdiğimiz
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱخْتَلَطَbirbirine karıştığı
بِهِۦonunla
نَبَاتُbitkilerinin
ٱلْأَرْضِyeryüzü
مِمَّاöyle ki
يَأْكُلُyer
ٱلنَّاسُinsanlar
وَٱلْأَنْعَٰمُve hayvanlar
حَتَّىٰٓsonuçta
إِذَآsırada
أَخَذَتِalıp
ٱلْأَرْضُyeryüzü
زُخْرُفَهَاgüzelliğini
وَٱزَّيَّنَتْve süslendiği
وَظَنَّve sandıkları
أَهْلُهَآsahiplerinin
أَنَّهُمْgerçekten
قَٰدِرُونَkadir olduklarını
عَلَيْهَآbunlara
أَتَىٰهَآgelir
أَمْرُنَاemrimiz
لَيْلًاgece
أَوْveya
نَهَارًۭاgündüz
فَجَعَلْنَٰهَاböylece onları çeviririz
حَصِيدًۭاbiçilmiş hale
كَأَنgibi
لَّمْhiç yokmuş
تَغْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلْأَمْسِbir gün önce
كَذَٰلِكَişte böyle
نُفَصِّلُayrıntılı olarak açıklıyoruz
ٱلْءَايَٰتِayetlerimizi
لِقَوْمٍۢtopluluk için
يَتَفَكَّرُونَdüşünen

Sizin kendisinden faydalandığınız çabucak sona eren dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz su gibidir ki onunla insanların ve hayvanların yiyeceği taneler, ürünler ve bitkiler gürleşip birbirine girer. Yeryüzü tüm güzelliklerini takınıp, süslenip bezenir. Yeryüzünden çeşit çeşit bitkiler çıkar. İnsanlar da yetişen bu bitkileri hasat etmeye güç yetirdiklerini sandıkları bir anda, geceleyin veya gündüzleyin emrimiz gelir de onu sanki çok yakın zamanda yerinde yokmuş gibi kökünden biçilmiş bir hale getiririz. İşte dünya hayatının çabucak bitişini size açıkladığımız gibi deliller ve kanıtlar ile düşünen ve ibret alanlar için ayetleri böylece açıklıyoruz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَٰمِ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Allah, selam yurduna (Cennet'e) çağırır, dileyeni de dosdoğru yola hidayet eder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱللَّهُAllah
يَدْعُوٓا۟çağırır
إِلَىٰyurduna
دَارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّلَٰمِesenlik
وَيَهْدِىve iletir
مَنkimseyi
يَشَآءُdilediği
إِلَىٰyola
صِرَٰطٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّسْتَقِيمٍۢdoğru

Allah, selamet yurdu olan cennetine (Dâru's-Selâm'a) çağırır. İnsanlar orada musibetlerden, endişelerden ve ölümden güvende olurlar. Allah, dilediği kullarını kendilerini selamet yurdu olan bu Cennetlere ulaştıran İslam dinine hidayet eder (iletir).

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

۞ لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ ٱلْحُسْنَىٰ وَزِيَادَةٌۭ ۖ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌۭ وَلَا ذِلَّةٌ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

İyi amellerde bulunanlara, güzellik (Cennet) ve fazlası (Allah -Azze ve Celle-'nin yüzüne bakmak) vardır. Onların yüzlerini karartı ve zillet bürümez. Onlar Cennet ehlidir, onlar orada ebedidirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لِّلَّذِينَkimselere vardır
أَحْسَنُوا۟iyilik eden(lere)
ٱلْحُسْنَىٰdaha iyisi
وَزِيَادَةٌۭve fazlası
وَلَاbürümez
يَرْهَقُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وُجُوهَهُمْonların yüzlerini
قَتَرٌۭkaralık
وَلَاve aşağılık
ذِلَّةٌAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لَٰٓئِكَişte bunlar
أَصْحَٰبُehlidirler
ٱلْجَنَّةِcennet
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalıcıdırlar

Allah'ın kendilerine farz kıldığı taatleri en güzel şekilde yerine getirip yasakladığı şeyleri terk eden kimselere güzel bir karşılık vardır. İşte bu karşılık cennettir. Bu karşılıktan daha fazlası da onlar içindir ki, bu Allah'ın kerim olan yüzüne bakmaktır. Onların yüzlerine toz ve zillet bulaşmaz. Onları alçaklık/zül ve rezillik kuşatmaz. İşte bunlar, ihsan (iyilik) sıfatı ile sıfatlanmış olan cennet ahalisidir ve onlar orada ebedî kalıcıdırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

وَٱلَّذِينَ كَسَبُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةٍۭ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۖ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍۢ ۖ كَأَنَّمَآ أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مُظْلِمًا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Kötü amel işleyenlere, kötülükleri kadar ceza vardır. Onları zillet bürümüştür. Onları Allah’a karşı koruyacak kimse yoktur. Sanki onların yüzleri gecenin karanlık parçalarıyla kaplanmış gibidir. İşte onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimselere gelince
كَسَبُوا۟kazanan(lara)
ٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükler
جَزَآءُceza verilir
سَيِّئَةٍۭbir kötülüğe
بِمِثْلِهَاaynıyla
وَتَرْهَقُهُمْve bürür
ذِلَّةٌۭbir aşağılık
مَّاyoktur
لَهُمonlar için
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْkurtaracak
عَاصِمٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَأَنَّمَآgibidir
أُغْشِيَتْkaplanmış
وُجُوهُهُمْyüzleri
قِطَعًۭاparçalarıyla
مِّنَbir gecenin
ٱلَّيْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُظْلِمًاkapkaranlık
أُو۟لَٰٓئِكَbunlar
أَصْحَٰبُehlidirler
ٱلنَّارِcehennem
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalıcıdırlar

Küfür ve masiyet gibi kötü ameller işleyen kimselere ise ahirette Allah tarafından işledikleri amellerin karşılığı kadar bir ceza vardır. Onların yüzlerini bir toz ve zillet bürümüştür. Allah'ın azabı onların üzerine indiğinde onlardan bu azabı savacak kimse de yoktur. Ateşin ve ateşin dumanının onlara çokça isabet etmesinden dolayı sanki onların yüzlerini gecenin karanlık parçaları kaplamış gibidir. İşte bu sıfatlar ile sıfatlanmış olan kimseler cehennem ahalisidir ve onlar orada ebedî kalıcıdırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًۭا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ مَكَانَكُمْ أَنتُمْ وَشُرَكَآؤُكُمْ ۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ ۖ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمْ إِيَّانَا تَعْبُدُونَ

O gün onların hepsini bir araya toplarız. Sonra şirk koşanlara: "Siz ve ortaklarınız (şirk koştuklarınız) yerlerinize!" deriz ve aralarını ayırırız. Ortak koştukları onlara: "Siz bize ibadet etmiyordunuz ki." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve o gün
نَحْشُرُهُمْonları biraraya toplarız
جَمِيعًۭاtümünü
ثُمَّsonra
نَقُولُderiz
لِلَّذِينَkimselere
أَشْرَكُوا۟ortak koşan(lara)
مَكَانَكُمْ(haydi) yerlerinize!
أَنتُمْsiz
وَشُرَكَآؤُكُمْve ortak koştuklarınız
فَزَيَّلْنَاböylece ayırırız
بَيْنَهُمْonları birbirlerinden
وَقَالَve (şöyle) derler
شُرَكَآؤُهُمkoştukları ortaklar
مَّاsiz değildiniz
كُنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِيَّانَاbize
تَعْبُدُونَibadet ediyor

-Ey Peygamber!- Hatırla! Kıyamet günü, mahlukatın tamamını toplarız ve sonra dünyada Allah'a şirk koşanlara: Ey müşrikler! (Ortak koşanlar!) Haydi siz ve Allah'tan gayrı ibadet ettikleriniz yerlerinizde kalınız deriz. Ve ibadet edilenler (ortak koşulanlar) ile ibadet edenlerin arasını ayırırız. Kendilerine ibadet edilenler (mabutlar), ibadet edenlerden beri olduklarını söyleyerek: "Siz, dünyada iken bize ibadet etmiyordunuz" derler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

فَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ إِن كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَٰفِلِينَ

Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Gerçekten sizin bize ibadet ettiğinizden haberimiz yoktu, derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَكَفَىٰşimdi yeter
بِٱللَّهِAllah
شَهِيدًۢاşahit olarak
بَيْنَنَاaramızda
وَبَيْنَكُمْve sizin aranızda
إِنşüphesiz
كُنَّاbiz idik
عَنْsizin tapınmanızdan
عِبَادَتِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَغَٰفِلِينَhabersiz

İşte burada Allah'tan gayrı ibadet ettikleri ilahları onlardan beri olurlar ve şöyle derler: Allah şahittir ki -O, şahit olarak yeter- biz, sizlerin bize ibadet etmenizden razı olmadık ve size bunu emretmedik. Sizin, bize ibadet ettiğinizi nereden bilebilirdik!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

هُنَالِكَ تَبْلُوا۟ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّآ أَسْلَفَتْ ۚ وَرُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ ۖ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

İşte orada (o gün) herkes önceden yaptıklarını görüp, kavrar ve gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülürler ve uydurdukları şeyler (şirk koştukları şeyler) de onları terkedip gider.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُنَالِكَişte orada
تَبْلُوا۟hesabını verir
كُلُّher
نَفْسٍۢcan
مَّآönceden işlemiş olduğunun
أَسْلَفَتْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرُدُّوٓا۟ve döndürülmüşlerdir
إِلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَوْلَىٰهُمُmevlaları olan
ٱلْحَقِّgerçek
وَضَلَّve kaybolmuştur
عَنْهُمkendilerinden
مَّاşeyler ise
كَانُوا۟oldukları
يَفْتَرُونَuyduruyor(lar)

İşte bu büyük yerde her nefis dünya hayatında yaptığı ameller ile imtihan edilir. Müşrikler, hak Rableri olan Allah'a döndürülürler ve yüce Allah onların hesaplarını görür. Onların, iftira ederek şefaatçileri olduklarını iddia ettikleri putları ise yok olup gider.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَمَن يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ ۚ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُ ۚ فَقُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ

De ki: “Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?” Onlar, “Allah'tır!” diyecekler. O halde “O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَنkimdir?
يَرْزُقُكُمsizi rızıklandıran
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerden
أَمَّنyahut kimdir?
يَمْلِكُsahip olan
ٱلسَّمْعَkulaklara
وَٱلْأَبْصَٰرَve gözlere
وَمَنve kimdir?
يُخْرِجُçıkaran
ٱلْحَىَّdiriyi
مِنَölüden
ٱلْمَيِّتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُخْرِجُve çıkaran
ٱلْمَيِّتَölüyü
مِنَdiriden
ٱلْحَىِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَنve kimdir?
يُدَبِّرُdüzene koyan
ٱلْأَمْرَişleri
فَسَيَقُولُونَdiyecekler
ٱللَّهُAllah
فَقُلْde ki
أَفَلَاöyleyse
تَتَّقُونَsakınmıyor musunuz?

-Ey Peygamber!- Allah'a ortak koşan o müşriklere de ki: Üzerinize gökten yağmuru indirmek suretiyle sizi rızıklandıran kimdir? Yeryüzünde her türlü bitkiyi bitirmek suretiyle ve içerisinde barındırdığı madenler ile yerden sizi rızıklandıran kimdir? Nutfeden insanı, yumurtadan kuşları çıkarmasında olduğu gibi ölüden diriyi çıkaran kimdir? Aynı şekilde insandan nutfeyi ve kuşlardan da yumurtayı çıkarmasında olduğu gibi diriden ölüyü çıkaran kimdir? Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan mahlukatın işlerini çekip çeviren kimdir? Onlar, bunların hepsini yapan Allah'tır, diye cevap vereceklerdir. Onlara de ki: Bunu bilmez misiniz ve emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakınmaz mısınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

فَذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَاذَا بَعْدَ ٱلْحَقِّ إِلَّا ٱلضَّلَٰلُ ۖ فَأَنَّىٰ تُصْرَفُونَ

İşte hak olan Rabbiniz Allah budur. Haktan sonra da sapıklıktan başka ne vardır? O halde nasıl (haktan) çevriliyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَذَٰلِكُمُişte budur
ٱللَّهُAllah
رَبُّكُمُsizin Rabbiniz olan
ٱلْحَقُّgerçek
فَمَاذَاne vardır?
بَعْدَdışında
ٱلْحَقِّgerçeğin
إِلَّاbaşka
ٱلضَّلَٰلُsapıklıktan
فَأَنَّىٰöyleyse nasıl?
تُصْرَفُونَdöndürülüyorsunuz

Ey insanlar! İşte bunların hepsini yapan ve sizin işlerinizi çekip çeviren sizi yaratan tek hak ilah olan Allah'tır. Hakkı öğrendikten sonra haktan uzaklaşıp zayi olmaktan başka ne vardır? Akıllarınız, bu apaçık haktan ayrılıp nereye gidiyor?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

كَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ فَسَقُوٓا۟ أَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

İşte Rabbinin: “Gerçekten onlar iman etmezler” sözü o fâsıklar için böylece sabit olmuştur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَذَٰلِكَböylece
حَقَّتْgerçekleşmiş oldu
كَلِمَتُsözü
رَبِّكَRabbinin
عَلَىhakkındaki
ٱلَّذِينَkimseler
فَسَقُوٓا۟yoldan çıkmış(lar)
أَنَّهُمْonlar
لَاiman etmezler
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Yüce Allah için hak olan rububiyet sabit olduğu gibi inat ile haktan çıkanların iman etmeyeceklerine dair Rabbinin kaderî sözü onlar üzerine hak olmuştur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ۚ قُلِ ٱللَّهُ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

De ki: Ortak koştuklarınızdan ilk defa (yoktan) yaratan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: İlk olarak (yoktan) yaratan ve onu tekrarlayan Allah’tır. O halde nasıl (haktan batıla) çevriliyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
هَلْvar mıdır?
مِنsizin ortak koştuklarınızdan
شُرَكَآئِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّنbir kimse
يَبْدَؤُا۟ilk kez gerçekleştirip
ٱلْخَلْقَyaratma işini
ثُمَّsonra
يُعِيدُهُۥyeniden diriltecek
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah
يَبْدَؤُا۟ilk kez gerçekleştirip
ٱلْخَلْقَyaratma işini
ثُمَّsonra
يُعِيدُهُۥyeniden diriltir
فَأَنَّىٰartık nasıl?
تُؤْفَكُونَçevriliyorsunuz

-Ey Peygamber!- O müşriklere de ki: Sizin Allah'tan gayrı ibadet edip Allah'a ortak koştuklarınız arasında daha önce bir benzeri olmaksızın yaratan sonra da ölümünden sonra o şeyi dirilten bir kimse var mıdır? Ey Peygamber! Onlara de ki: Daha önce bir benzeri olmaksızın yaratan ve ölümünden sonra o şeyi yeniden dirilten Allah'tır. -Ey müşrikler!- O halde nasıl oluyor da haktan batıla dönüyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ ۚ قُلِ ٱللَّهُ يَهْدِى لِلْحَقِّ ۗ أَفَمَن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لَّا يَهِدِّىٓ إِلَّآ أَن يُهْدَىٰ ۖ فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka hidayet edebilecek olan var mıdır? De ki: Allah, hakka hidayet eder. Hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Nasıl böyle (batıl) hüküm veriyorsunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
هَلْvar mıdır?
مِنsizin ortak koştuklarınızdan
شُرَكَآئِكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّنbir kimse
يَهْدِىٓiletecek
إِلَىhakka
ٱلْحَقِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلِde ki
ٱللَّهُAllah
يَهْدِىiletir
لِلْحَقِّhakka
أَفَمَنkimse mi?
يَهْدِىٓileten
إِلَىhakka
ٱلْحَقِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَحَقُّdaha lâyıktır
أَنuyulmaya
يُتَّبَعَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمَّنyoksa kimse mi?
لَّاdoğru yolu bulamayan
يَهِدِّىٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآdışında
أَنkendisi yöneltilmesi
يُهْدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَاne oluyor
لَكُمْsize
كَيْفَnasıl
تَحْكُمُونَhüküm veriyorsunuz

-Ey Peygamber!- Onlara de ki: Allah'tan gayrı kendilerine taparak Allah'a ortak koştuklarınızdan sizi hakka ileten var mı? Onlara de ki: Yalnız yüce Allah, hakka hidayet eder ve (O'nun bir ortağı yoktur, yine onlara de ki:) insanları hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır yoksa başkasının ona hidayet etmediği müddetçe kendi kendine doğru yolu bulamayan sizin de kendilerine ibadet ettiğiniz mabutlarınız mı? Size ne oluyor da onların Allah'a ortak olduklarını iddia ettiğinizde nasıl oluyor da batıl ile hükmediyorsunuz? Allah, sizin söylediklerinizden çok yüce ve büyüktür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا ۚ إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ

Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
يَتَّبِعُuymamaktadır
أَكْثَرُهُمْonların çoğu
إِلَّاbaşkasına
ظَنًّاzandan
إِنَّşüphesiz
ٱلظَّنَّzan ise
لَاkazandırmaz
يُغْنِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَgerçek açısından
ٱلْحَقِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًٔاbir şey
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
عَلِيمٌۢbilmektedir
بِمَاşeyleri
يَفْعَلُونَonların yaptıkları

Müşriklerin çoğu hakkında bilgilerinin olmadığı şeylere vehim ve şüphe ederek tabi olmaktadırlar. Şüphesiz şek, ilmin yerini tutamaz. İlmin yerine geçmez. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilir. Onların yaptıklarından hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ أَن يُفْتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Bu Kur'an Allah'tandır. Başkası tarafından uydurulmuş bir (kitap) değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o kitabı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve
كَانَdeğildir
هَٰذَاbu
ٱلْقُرْءَانُKur'an
أَنuydurulmuş
يُفْتَرَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنbaşkası tarafından
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tandır
وَلَٰكِنve ancak
تَصْدِيقَdoğrulayıcıdır
ٱلَّذِىarasındakini
بَيْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِiki eli
وَتَفْصِيلَve açıklayıcıdır
ٱلْكِتَٰبِKitab'ı
لَاşüphe yoktur
رَيْبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِonda
مِنRabbi'ndendir
رَّبِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَٰلَمِينَalemlerin

İnsanların, bir benzerini getirmekten aciz kalmaları sebebi ile Kur'an hakkında onun uydurma olduğunu söylemeleri ve Kur'an'ı Allah'tan başkasına nispet etmeleri doğru değildir. Kur'an, kendinden önce indirilmiş olan kitapları tasdik eden ve onların içerisinde yer alan mücmel hükümleri açıklayan bir kitaptır. Hiçbir şüphe yoktur ki, Kur'an bütün yaratılmışların Rabbi olan Allah -Subhânehu ve Teâlâ- tarafından indirilmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍۢ مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَمْyoksa
يَقُولُونَdiyorlar
ٱفْتَرَىٰهُO'nu kendisi uydurdu
قُلْde ki
فَأْتُوا۟getirin
بِسُورَةٍۢbir sure
مِّثْلِهِۦonun benzeri
وَٱدْعُوا۟ve çağırın
مَنِgücünüz yeteni
ٱسْتَطَعْتُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru sözlü

Bilakis o müşrikler şöyle mi diyorlar?: Bu Kur'an'ı, Muhammed kendi nefsinden uydurdu. Sonra da Allah Teâlâ'ya nispet etti. -Ey Peygamber!- Onlara cevap olarak şöyle de: Ben de sizin gibi bir beşer olduğum halde Kur'an'ı benim uydurduğumu iddia ediyorsanız o halde sizler de onun bir suresinin benzerini getirin. Kur'an'ın uydurma ve yalan olduğu iddiasında sadık kimselerseniz size yardım etmesi için gücünüzün yettiği kimseleri de çağırın. Siz bunu yapamazsınız ve -belagat ve dil ehli kimseler olduğunuz halde- buna güç yetirememeniz Kur'an'ın Allah Teâlâ katından indirilmiş olduğuna delildir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

بَلْ كَذَّبُوا۟ بِمَا لَمْ يُحِيطُوا۟ بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ ۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz (onlara vadolunup da) gerçekleşmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلْhayır
كَذَّبُوا۟yalanladılar
بِمَاşeyi
لَمْkavrayamadıkları
يُحِيطُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِعِلْمِهِۦilmini
وَلَمَّاve
يَأْتِهِمْkendilerine gelmeyen
تَأْوِيلُهُۥyorumu
كَذَٰلِكَböyle
كَذَّبَyalanlamışlardı
ٱلَّذِينَkimseler de
مِنonlardan önceki(ler)
قَبْلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱنظُرْbir bak
كَيْفَnasıl
كَانَolduğuna
عَٰقِبَةُsonlarının
ٱلظَّٰلِمِينَzalimlerin

Onlar icabet etmediler, aksine anlayıp tedebbür etmeden ve kendisi ile uyarıldıkları o azap gerçekleşmeden önce Kur'an'ı yalanlamakta birbirleri ile yarıştılar. Hâlbuki bu azabın gelme vakti yakınlaştı. İşte bunların yalanladıkları gibi geçmiş ümmetler de yalanlamışlardı. Onlara inen azap inivermişti. -Ey Peygamber!- Yalanlayan o ümmetlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak! Allah onları helak etti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

وَمِنْهُم مَّن يُؤْمِنُ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن لَّا يُؤْمِنُ بِهِۦ ۚ وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِٱلْمُفْسِدِينَ

Aralarında ona (Kur'an'a) iman edenler de vardır, iman etmeyenler de. Rabbin ise fesat çıkaranları çok iyi bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمve içlerinde vardır
مَّنkimse
يُؤْمِنُiman eden
بِهِۦona
وَمِنْهُمve içlerinde vardır
مَّنkimse
لَّاiman etmeyen de
يُؤْمِنُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦona
وَرَبُّكَve Rabbin
أَعْلَمُdaha iyi bilir
بِٱلْمُفْسِدِينَbozguncuları

Müşriklerden kimileri ölmeden önce Kur'an'a iman edecek, kimileri ise ölünceye kadar inatları ve kibirleri sebebi ile iman etmeyecektir. -Ey Peygamber!- Bil ki Rabbin, küfür üzerinde ısrar edenleri en iyi bilendir ve küfürlerine karşılık olarak onları cezalandıracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّى عَمَلِى وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ ۖ أَنتُم بَرِيٓـُٔونَ مِمَّآ أَعْمَلُ وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

Seni yalanlarlarsa; de ki: "Benim amellerim bana, sizin amelleriniz de size aittir. Siz benim yaptığım amellerden uzaksınız, ben de sizin yaptığınız amellerden uzağım."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنve eğer
كَذَّبُوكَseni yalanlarlarsa
فَقُلde ki
لِّىbanadır
عَمَلِىbenim yaptığım
وَلَكُمْve sizedir
عَمَلُكُمْsizin yaptığınız
أَنتُمsiz
بَرِيٓـُٔونَuzaksınız
مِمَّآbenim yaptığımdan
أَعْمَلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنَا۠ve ben de
بَرِىٓءٌۭuzağım
مِّمَّاsizin yaptıklarınızdan
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Eğer kavmin seni yalanlarsa onlara de ki: "Benim amelimin sevabı banadır ve amellerimin getireceği şeyi ben yüklenirim. Sizin yaptığınız amellerin karşılığı ise sizedir. Amellerinizin cezasını çekecek olanlar da sizlersiniz. Sizler, benim yaptıklarımın sonucundan berîsiniz, ben de sizin yaptıklarınızın sonucundan beriyim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَعْقِلُونَ

Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمiçlerinde vardır
مَّنkimseler
يَسْتَمِعُونَdinleyenler
إِلَيْكَseni
أَفَأَنتَsen
تُسْمِعُduyurabilecek misin?
ٱلصُّمَّsağırlara
وَلَوْüstelik
كَانُوا۟akıl etmiyorlarsa
لَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Rasul!- Kur'an okuduğun zaman müşriklerden kabul etmeden ve boyun eğmeden sana kulak verenler vardır. Sen, işitme özelliği alınan bir kimseye işittirmeye güç yetirebilir misin? Aynı şekilde sen, hakkı işitmek hususunda sağır olan ve hakkı akıl etmeyen kimseleri doğru yola iletmeye de güç yetiremezsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَمِنْهُم مَّن يَنظُرُ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يُبْصِرُونَ

Onlardan sana bakanlar vardır. Basiretlerini kaybetmişlerse, körlere sen mi yol göstereceksin?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمve onlardan vardır
مَّنkimseler
يَنظُرُbakan(lar)
إِلَيْكَsana
أَفَأَنتَsen
تَهْدِىdoğru yola iletebilecek misin?
ٱلْعُمْىَkörleri
وَلَوْve eğer
كَانُوا۟görmüyorlarsa
لَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يُبْصِرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Müşriklerden bakışları ile basiretsizce sana bakanlar vardır. Gözleri/bakışları kendilerinden alınmış olanlara sen gösterebilir misin? Muhakkak ki sen buna güç yettiremezsin ve aynı şekilde basiretini kaybetmiş olan kimseye de hidayet edemezsin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ ٱلنَّاسَ شَيْـًۭٔا وَلَٰكِنَّ ٱلنَّاسَ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاhaksızlık etmez
يَظْلِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّاسَinsanlara
شَيْـًۭٔاhiçbir
وَلَٰكِنَّancak
ٱلنَّاسَinsanlar
أَنفُسَهُمْkendi kendilerine
يَظْلِمُونَhaksızlık ederler

Muhakkak ki Allah, kullarına zulmetmekten münezzehtir. O, kullarına zerre (karınca yavrusu) kadar dahi zulmetmez. Fakat onlar, batılda ısrar etmek, büyüklenmek ve inat sebebiyle kendilerini helaka götüren yerlere götürerek kendilerine zulmederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَأَن لَّمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةًۭ مِّنَ ٱلنَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ ۚ قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَوْمَve gün
يَحْشُرُهُمْonları toplayacağımız
كَأَنsanki gibi
لَّمْkalmamışlar
يَلْبَثُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbile
سَاعَةًۭbir anı kadar
مِّنَgündüzden
ٱلنَّهَارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَتَعَارَفُونَtanışırlar
بَيْنَهُمْkendi aralarında
قَدْmuhakkak
خَسِرَzarara uğramışlardır
ٱلَّذِينَkimseler
كَذَّبُوا۟yalanlayan(lar)
بِلِقَآءِkavuşmayı
ٱللَّهِAllah'a
وَمَاve
كَانُوا۟doğru yola girmeyenler
مُهْتَدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah, kıyamet günü insanları topladığında onlar, dünya ve berzah hayatlarında gündüzden belirli bir vakit kalmış gibi olacaklardır. Daha fazla değil. O gün orada birbirlerini tanırlar. Sonra kıyamet gününün şiddetinden ve zorluğundan dolayı birbirlerini tanımaları kesiliverir. Kıyamet günü Rableri ile karşılaşmayı yalanlayanlar hüsrana uğramışlardır. Dünyada iken yeniden dirilmeye iman edenlerden olsalardı hüsrandan kurtulacaklardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ ٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ

Onlara vadettiğimizin bir kısmını sana (sen hayattayken) gösteririz, ya da seni vefat ettiririz. Onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına da şahittir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِمَّاveya
نُرِيَنَّكَsana göstersek
بَعْضَbir kısmını
ٱلَّذِىonlara vaadettiklerimizin
نَعِدُهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْya da
نَتَوَفَّيَنَّكَseni vefat ettirsek
فَإِلَيْنَاsonuçta bizedir
مَرْجِعُهُمْonların dönüşü
ثُمَّsonra
ٱللَّهُAllah
شَهِيدٌşahittir
عَلَىٰüzerine
مَاşey
يَفْعَلُونَonların yaptıkları

-Ey Peygamber!- Ya senin vefatından önce onlara vadetmiş olduğumuz azabın bir kısmını gösteririz ya da seni bundan önce vefat ettiririz. Her iki durumda da kıyamet günü onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yapmakta oldukları şeylerden haberdardır. Onların yaptıklarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yüce Allah, amellerinin karşılığını onlara verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

وَلِكُلِّ أُمَّةٍۢ رَّسُولٌۭ ۖ فَإِذَا جَآءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Her ümmet için bir rasûl vardır. (Ahirette) onlara Rasulleri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلِكُلِّve hepsi için vardır
أُمَّةٍۢümmetin
رَّسُولٌۭbir peygamberi
فَإِذَاne zaman ki
جَآءَgeldiğinde
رَسُولُهُمْPeygamberleri
قُضِىَhükmedilir
بَيْنَهُمaralarında
بِٱلْقِسْطِadaletle
وَهُمْve onlar
لَاhaksızlığa uğratılmazlar
يُظْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Geçmiş her ümmetin kendilerine gönderilmiş olan bir peygamberi vardır. Kendilerine tebliğ olunması istenen şey onlara ulaşıp da onu yalanladıklarında peygamber ve o peygamberin gönderildiği ümmet arasında adaletle hükmedilir. Allah, o peygamberi fazlı ile kurtarır ve onları da adil bir şekilde helak eder. Amellerinin karşılığının verilmesi hususunda onlara hiçbir şekilde zulmedilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

"Ve eğer doğru söylüyorsanız, bu vaad ne zaman gerçekleşecektir?" derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَقُولُونَve diyorlar ki
مَتَىٰne zamandır?
هَٰذَاbu
ٱلْوَعْدُvaad edilen
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru sözlü

Ve işte o meydan okuyan inatçı kâfirler şöyle derler: "Eğer iddianızda doğru kimseler iseniz bize vadettiğiniz o azap ne zamandır?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى ضَرًّۭا وَلَا نَفْعًا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۗ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ ۚ إِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةًۭ ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

(Ey Muhammed) De ki: Allah’ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da faydaya da sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz, ileri de alınmaz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلde ki
لَّآben dokunduramam
أَمْلِكُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِنَفْسِىkendime
ضَرًّۭاbir zarar
وَلَاveya
نَفْعًاyarar
إِلَّاbaşka
مَاdilediğinden
شَآءَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
لِكُلِّhepsi için vardır
أُمَّةٍümmetin
أَجَلٌbir eceli
إِذَاzaman
جَآءَgeldiği
أَجَلُهُمْecelleri
فَلَاne
يَسْتَـْٔخِرُونَöne alınırlar
سَاعَةًۭbir saat
وَلَاne de
يَسْتَقْدِمُونَgeriye bırakılırlar

-Ey Peygamber!- Onlara de ki: Ben, Allah'ın dilemesi dışında kendi nefsimden bir zararı savmaya veya kendi nefsime bir fayda vermeye sahip değilken nasıl olur da bir başkasından bir zararı savabilir yahut ona bir fayda verebilirim? Ve ben, bunların gaybını nasıl bilebilirim? Ümmetlerden, Allah'ın kendilerini helak etmek ile tehdit ettiği her ümmetin helak edilmeleri için kendilerine belirlenmiş olan bir zaman vardır. Bunun ne zaman olacağını sadece Allah bilir. Onların helak edilecekleri o vakit (ecel) geldiğinde ise artık o (helak) ne bir saat geri kalır, ne de ileri gider.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُهُۥ بَيَٰتًا أَوْ نَهَارًۭا مَّاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ ٱلْمُجْرِمُونَ

De ki: (Ey müşrikler!) Ne dersiniz? Allah’ın azabı size gece veya gündüz gelirse ne yaparsınız? Suçlular niye bunda acele ediyorlar?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرَءَيْتُمْsöyleyin bakalım
إِنْeğer
أَتَىٰكُمْsize gelirse
عَذَابُهُۥO'nun azabı
بَيَٰتًاgece vakti
أَوْveya
نَهَارًۭاgündüz
مَّاذَاne diye
يَسْتَعْجِلُacele ediyorlar
مِنْهُbunda
ٱلْمُجْرِمُونَsuçlular

-Ey Peygamber!- Azabın gelmesi hususunda acele edenlere de ki: Allah'ın azabı size, gecenin yahut gündüzün herhangi bir vaktinde gelecek olsa bu azaptan hangisini istemekte acele ettiğinizi bana haber verin?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Yûnus Sûresi, 109 ayetiyle Hz. Yûnus'un kavminin, azap kendilerine görünmeden önce topluca iman edip bu sayede azaptan kurtulan tek toplum olarak anıldığı kıssaya işaret eder (âyet 98). Sûre, tevhid delillerini, kıyamet ve hesap günü gerçeğini, geçmiş peygamberlerin sabrını ve inkârcıların azabı acele istemesine verilen cevapları işler; "Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederdi" (âyet 99) ayeti hidayetin zorlamayla değil davetle olduğunu hatırlatır.

Ana Temalar

  • Hz. Yûnus ve kavminin imanı
  • Kıyamet ve hesap günü gerçeği
  • Tevhid delilleri
  • Hidayetin davetle oluşu (âyet 99)

Ne Zaman Okunur?

Sûrenin belirli bir okuma vaktine dair bir hüküm yoktur; genel tilavet kapsamındadır.

İtirazlar, işaretler ve Yunus kavmi

Yûnus Sûresi vahyin insan tarafından uydurulduğu iddiasına cevap verir, yaratılıştaki işaretleri hatırlatır ve peygamber kıssalarını tevhid çağrısının sürekliliği içinde sunar. Yunus kavminin iman ederek azaptan kurtulan istisna topluluk olarak anılması, toplumsal dönüşün son ana kadar mümkün olabileceğini gösterir. Bu istisna, tövbeyi erteleme rahatlığı değil, umutsuzluğa kapılmama çağrısıdır.

Tevekkül ile tedbiri birbirine rakip görmemek

Sûrede Hz. Nûh'un kararlılığı ve Hz. Mûsâ'nın Firavun karşısındaki mücadelesi anlatılırken dua ile fiil birlikte ilerler. Tevekkül, sonucu Allah'a bırakırken gerekli hazırlığı yapmaktır. Sağlık, ekonomi veya aile sorunlarında ayet okumayı uzman desteği ve somut çözüm arayışının yerine koymak, kıssalardaki aktif sorumluluk çizgisine uymaz.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Yûnus Sûresi 98. ayet ne anlatır?

Yûnus 98. ayet, Hz. Yûnus'un kavminin azap kendilerine görünmeden önce topluca iman edip bu sayede azaptan kurtulan tek toplum olarak anıldığı kıssaya işaret eder.

"Rabbin dileseydi herkes iman ederdi" ayeti ne anlatır?

Bu ifade Yûnus Sûresi 99. ayette yer alır: "Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederdi." Ayet, hidayetin zorlamayla değil davetle olduğunu hatırlatır.

Yûnus Sûresi neden bu adı taşır?

Hz. Yûnus'un kavmi 98. ayette anılır. Kavmin, azap kendilerine kesin biçimde ulaşmadan önce iman edip tutumunu değiştirdiği ve bu sebeple azaptan kurtarıldığı bildirilir. Sûre adını bu dikkat çekici örnekten alır.

Yûnus 99. ayet inanç özgürlüğü hakkında ne söyler?

Allah dileseydi herkesin iman edeceği belirtildikten sonra Peygamber'e insanları zorlayıp zorlayamayacağı sorulur. Ayet, tebliğ ile baskının aynı şey olmadığını ve içten inancın zorlamayla üretilemeyeceğini gösterir.

Kur'an'ın "göğüslerde olana şifa" olması ne demektir?

Yûnus 57'de Kur'an öğüt, kalplerdeki hastalıklara şifa, hidayet ve rahmet olarak tanımlanır. Tefsirlerde bu ifade öncelikle inkâr, şüphe, cehalet ve ahlâkî bozulmaya karşı manevi rehberlik şeklinde açıklanır; tıbbî tedaviyi gereksiz kılmaz.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar