Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Yûnus Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 3
51

أَثُمَّ إِذَا مَا وَقَعَ ءَامَنتُم بِهِۦٓ ۚ ءَآلْـَٰٔنَ وَقَدْ كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

O (azap), gerçekleştikten sonra mı ona iman edeceksiniz? (Size o vakit denilecek ki:) Şimdi mi (İman ediyorsunuz)? Siz onu acele istiyordunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَثُمَّ(ondan) sonra mı?
إِذَاzaman ki
مَاne
وَقَعَgerçekleşti
ءَامَنتُمinanacaksınız
بِهِۦٓona
ءَآلْـَٰٔنَşimdi mi?
وَقَدْelbette
كُنتُمsiz
بِهِۦonu
تَسْتَعْجِلُونَacele istiyordunuz

Size vadedilen o azap geldikten sonra, daha önce iman etmemiş iken, iman etmenin hiçbir kimseye fayda vermediği bu zamanda mı iman ediyorsunuz? Yani şimdi mi iman etmek aklınıza geldi? Oysa sizler, yalanlamak suretiyle o azabın çabucak gelmesini istiyordunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

ثُمَّ قِيلَ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ

Sonra zalimlere şöyle denir: "Sonsuz azabı tadın, kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
قِيلَdenilir
لِلَّذِينَkimselere
ظَلَمُوا۟zulmeden(lere)
ذُوقُوا۟tadın
عَذَابَazabı
ٱلْخُلْدِsonsuz
هَلْmusunuz?
تُجْزَوْنَcezalandırılıyor
إِلَّاbaşkasıyla
بِمَاolduklarınızdan
كُنتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَكْسِبُونَkazanıyor(lar)

Onlar azaba sokulduktan sonra oradan çıkmayı isterler. Bunun üzerine onlara şöyle denir: Ahirette devamlı olan azabı tadın. Küfür ve masiyet olarak yapmış olduğunuzdan başka bir karşılık bulamayacaksınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

۞ وَيَسْتَنۢبِـُٔونَكَ أَحَقٌّ هُوَ ۖ قُلْ إِى وَرَبِّىٓ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ ۖ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ

O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet! Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz ondan kaçamayacaksınız."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيَسْتَنۢبِـُٔونَكَsenden soruyorlar
أَحَقٌّgerçek mi?
هُوَO
قُلْde ki
إِىevet
وَرَبِّىٓRabbime yemin ederim ki
إِنَّهُۥşüphesiz o
لَحَقٌّۭgerçektir
وَمَآve değil(siniz)
أَنتُمsiz
بِمُعْجِزِينَaciz bırakacak

-Ey Peygamber!- Müşrikler soruyorlar: "Bizim kendisi ile vadolunduğumuz bu azap gerçek mi?" Onlara de ki: "Evet! Muhakkak ki -Allah'a yemin olsun ki- bu, haktır ve sizler bu azaptan kurtulacak değilsiniz!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

وَلَوْ أَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍۢ ظَلَمَتْ مَا فِى ٱلْأَرْضِ لَٱفْتَدَتْ بِهِۦ ۗ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ۖ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve şayet
أَنَّşüphesiz
لِكُلِّher
نَفْسٍۢnefis
ظَلَمَتْzulmeden
مَاne varsa
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَٱفْتَدَتْfidye olarak verirdi
بِهِۦonu
وَأَسَرُّوا۟ve açığa vururlar
ٱلنَّدَامَةَpişmanlıklarını
لَمَّاzaman
رَأَوُا۟gördükleri
ٱلْعَذَابَazabı
وَقُضِىَve hüküm verilir
بَيْنَهُمaralarında
بِٱلْقِسْطِadaletle
وَهُمْve onlar
لَاhaksızlığa uğratılmazlar
يُظْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'a ortak koşan her müşrik, eğer Allah'ın azabından kurtulmak için yeryüzündeki bütün değerli mallarını fidye olarak vermek için kendisine fırsat verilseydi bunu yapardı. Müşrikler, kıyamet günü azabı gördükleri zaman inkârlarından dolayı pişmanlıklarını gizlerler. Yüce Allah, onların aralarında adaletle hükmeder ve onlara zulüm edilmez. Ancak onlara yaptıklarının karşılığı ile muamele edilir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ أَلَآ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّşüphesiz
لِلَّهِAllah'ındır
مَاolanların tümü
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَرْضِve yerde
أَلَآİyi bilin ki
إِنَّşüphesiz
وَعْدَvaadettiği
ٱللَّهِAllah'ın
حَقٌّۭgerçektir
وَلَٰكِنَّancak
أَكْثَرَهُمْonların çoğu
لَاbilmiyorlar
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Muhakkak ki göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır. Allah'ın, kâfirleri cezalandıracağına dair vaadi haktır, bunda şüphe yoktur ve bu gerçekleşecektir. Fakat onların çoğu bunu bilmezler. Onlar şüphe etmektedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Dirilten ve öldüren O’dur. O’na döndürüleceksiniz!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO
يُحْىِۦdiriltir
وَيُمِيتُve öldürür
وَإِلَيْهِve O'na
تُرْجَعُونَdöndürülürsünüz

Ölüleri dirilten ve dirileri öldüren Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dır. Kıyamet günü dönüşünüz de sadece O'nadır. Size de amellerinizin karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌۭ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًۭى وَرَحْمَةٌۭ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, göğüslerdeki (şüphe ve sıkıntılar) için bir şifa ve Müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلنَّاسُinsanlar
قَدْmuhakkak
جَآءَتْكُمsize gelmiştir
مَّوْعِظَةٌۭbir öğüt
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَشِفَآءٌۭve bir şifa
لِّمَاolanlar için
فِىgönüllerde
ٱلصُّدُورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُدًۭىve bir hidayet
وَرَحْمَةٌۭve rahmet
لِّلْمُؤْمِنِينَmü'minler için

-Ey insanlar!- Size içerisinde bir hatırlatma, bir müjdeleme ve korkutma olan Kur'an gelmiştir ki onda, kalplerde var olan şüphe ve kuşku gibi hastalıkların şifası, hak yola irşat ve Müminler için bir rahmet vardır. Ancak iman edenler Kur'an'dan yararlanırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

قُلْ بِفَضْلِ ٱللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا۟ هُوَ خَيْرٌۭ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

De ki: Ancak Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünya malı olarak) topladıklarından daha hayırlıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
بِفَضْلِlütfuyla
ٱللَّهِAllah'ın
وَبِرَحْمَتِهِۦve rahmetiyle
فَبِذَٰلِكَişte bununla
فَلْيَفْرَحُوا۟sevinsinler
هُوَbu
خَيْرٌۭhayırlıdır
مِّمَّاşeylerden
يَجْمَعُونَbiriktirdikleri

-Ey Peygamber!- İnsanlara de ki; size Kur'an ile getirdiklerim Allah'tan bir lütuf ve rahmettir. O halde sizler, Allah'ın size karşı lütfu ve O'ndan bir rahmet olan bu Kur'an'ın inişi ile sevinin, bu ikisi dışında başka bir şey ile değil. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbinden size getirmiş olduğu, sizin toplamış olduğunuz fani dünya metasından/malından daha hayırlıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

قُلْ أَرَءَيْتُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ لَكُم مِّن رِّزْقٍۢ فَجَعَلْتُم مِّنْهُ حَرَامًۭا وَحَلَٰلًۭا قُلْ ءَآللَّهُ أَذِنَ لَكُمْ ۖ أَمْ عَلَى ٱللَّهِ تَفْتَرُونَ

(Ey Muhammed!) De ki: "Biliyor musunuz, Allah'ın size indirdiği rızıktan bir kısmını helâl, bir kısmını da haram kıldınız?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
أَرَءَيْتُمgörmüyor musunuz?
مَّآindirdiğini
أَنزَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
لَكُمsize
مِّنrızıktan
رِّزْقٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَجَعَلْتُمve sizin kıldığınızı
مِّنْهُondan
حَرَامًۭا(bir kısmını) haram
وَحَلَٰلًۭا(bir kısmını) helal
قُلْde ki
ءَآللَّهُAllah mı?
أَذِنَizin verdi
لَكُمْsize
أَمْyoksa
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
تَفْتَرُونَiftira (mı) ediyorsunuz

-Ey Peygamber!- O müşriklere de ki: Allah'ın size indirmiş olduğu rızık hakkında hevânız ile dilediğinizi yaparak o rızkın kimini haram kimini de helal kıldınız. Onlara de ki: Bana haber verin! Sizin, helal kıldıklarınızı helal kılmanıza ve haram kıldıklarınızı da haram kılmanıza Allah mı izin verdi.? Yoksa siz, Allah adına iftira atıp yalan uyduruyorsunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

وَمَا ظَنُّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ

Allah’a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır, fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve nedir?
ظَنُّzanları
ٱلَّذِينَkimselerin
يَفْتَرُونَuyduranların
عَلَىkarşı
ٱللَّهِAllah'a
ٱلْكَذِبَyalan
يَوْمَgünü (hakkında)
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَذُوsahibidir
فَضْلٍlütuf
عَلَىkarşı
ٱلنَّاسِinsanlara
وَلَٰكِنَّve ancak
أَكْثَرَهُمْonların çoğu
لَاşükretmezler
يَشْكُرُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'a karşı yalan uyduranların kıyamet günü başlarına gelecek hakkındaki kanaatleri nedir? Yoksa onlar, Allah'ın kendilerini affedeceğini mi zannediyorlar? Bu çok uzaktır. Şüphesiz Allah insanlara karşı, onları cezalandırmakta acele etmemesi ve kendilerine mühlet vermesi ile lütufta bulunmuştur. Fakat onların çoğu Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük edip şükretmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

وَمَا تَكُونُ فِى شَأْنٍۢ وَمَا تَتْلُوا۟ مِنْهُ مِن قُرْءَانٍۢ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا إِذْ تُفِيضُونَ فِيهِ ۚ وَمَا يَعْزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثْقَالِ ذَرَّةٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَآ أَصْغَرَ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرَ إِلَّا فِى كِتَٰبٍۢ مُّبِينٍ

(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاve ne
تَكُونُolsanız
فِىdurumda
شَأْنٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve ne
تَتْلُوا۟okusanız
مِنْهُonun hakkında
مِنKur'andan
قُرْءَانٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاne ne
تَعْمَلُونَyapsanız
مِنْyapılacaklardan
عَمَلٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
كُنَّاbiz
عَلَيْكُمْsizin üzerinize
شُهُودًاşahidiz
إِذْzaman
تُفِيضُونَsiz daldığınız
فِيهِona
وَمَاdeğildir
يَعْزُبُgizli
عَنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِن(bir şey)
مِّثْقَالِağırlığınca
ذَرَّةٍۢzerre
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاne de
فِىgökte
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَآne de
أَصْغَرَdaha küçüğü
مِنbundan
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَآve ne de
أَكْبَرَdaha büyüğü
إِلَّاancak
فِىkitaptadır
كِتَٰبٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّبِينٍapaçık

Ey Peygamber! Sen herhangi bir işte olsan, Kur'an'dan bir şey okusan ve sizler -Ey müminler!- herhangi bir amelde bulunsanız biz, sizin ne yaptığınızı bilir, sizi görür ve işitiriz. Göklerde ve yerde zerre (ufak karınca) ağırlığınca yahut ondan daha hafif ya da daha ağır da olsa hiçbir şey Rabbinden gizli kalmaz. Bunların hepsi küçük büyük hiçbir şeyi bırakmadan her şeyi yazan apaçık bir kitapta kayıtlıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّşüphesiz
أَوْلِيَآءَdostları için
ٱللَّهِAllah'ın
لَاyoktur
خَوْفٌkorku
عَلَيْهِمْonlara
وَلَاve
هُمْonlar
يَحْزَنُونَüzülmeyeceklerdir

Allah'ın veli kulları için karşılaşacakları kıyamet gününün korkularından dolayı bir endişe yoktur. Aynı şekilde dünyada iken dünyanın hayırlarından elde edemedikleri şeylere dair de bir üzüntüleri yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

Onlar Allah’a iman etmiş ve takva sahibi olan kimselerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَkimseler;
ءَامَنُوا۟onlar iman eden
وَكَانُوا۟ve
يَتَّقُونَsakınanlar

İşte Allah’a ve resulüne -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmekle vasıflanan bu veli kullar, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak sureti ile Allah’tan sakınırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

لَهُمُ ٱلْبُشْرَىٰ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۚ لَا تَبْدِيلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Dünya hayatında da ahirette de müjde onlaradır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük kurtuluştur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَهُمُonlar için vardır
ٱلْبُشْرَىٰmüjdeler
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَفِىve
ٱلْءَاخِرَةِahirette
لَاolmaz
تَبْدِيلَdeğişme
لِكَلِمَٰتِsözlerinde
ٱللَّهِAllah'ın
ذَٰلِكَişte
هُوَbu
ٱلْفَوْزُkurtuluştur
ٱلْعَظِيمُbüyük

Onlar için dünyada Rablerinden salih rüya yahut insanların onları övmesi şeklinde bir müjde, ruhları alınırken, ölümden sonra ve mahşerde ise melekler tarafından bir müjde vardır. Allah’ın onlara olan vaadinde bir değişme yoktur. İşte bu karşılık, içerisinde elde edilmesi istenen şeyin olduğu ve korkulandan kurtuluş olduğu için büyük bir kazançtır/muvaffakiyettir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

وَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ ۘ إِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا ۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

(Ey Muhammed!) Müşriklerin sözleri seni üzmesin; çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır. O, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاseni üzmesin
يَحْزُنكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَوْلُهُمْonların sözleri
إِنَّşüphesiz
ٱلْعِزَّةَyücelik
لِلَّهِAllah'ındır
جَمِيعًاtamamen
هُوَO
ٱلسَّمِيعُduyandır
ٱلْعَلِيمُbilendir

-Ey Peygamber!- Senin dinini kötüleyen ve ayıplayan bu kimselerden dolayı üzülme! Üstün gelmek ve yenmek bunların hepsi şüphesiz Allah'ındır. Hiçbir şey Allah Teâlâ'yı aciz bırakamaz. O, onların sözlerini hakkıyla işitmekte ve yaptıklarını hakkıyla bilmektedir. Buna göre onlara karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَمَا يَتَّبِعُ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُرَكَآءَ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarına dua edenler yalnızca zanna uyanlardır. Onlar, zandan başka bir şeyin ardına düşmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّşüphesiz
لِلَّهِAllah'ındır
مَنkim varsa
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَنve kim varsa
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve
يَتَّبِعُuymuyorlar
ٱلَّذِينَkimseler
يَدْعُونَtapınan(lar)
مِنbaşkalarına
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
شُرَكَآءَortak koştuklarına
إِنancak
يَتَّبِعُونَonlar uyuyorlar
إِلَّاsadece
ٱلظَّنَّzanna
وَإِنْve
هُمْonlar
إِلَّاsadece
يَخْرُصُونَsaçmalıyorlar

Göklerde ve yerde var olan her şeyin mülkü sadece Allah'ındır. Allah'tan başkasına kulluk eden müşrikler neye tabi oluyorlar? Hakikatte onlar, şüpheden başka bir şeye tabi olmuyorlar. Ve onlar Allah'a nispet ettikleri ortaklar ile sadece yalan söylüyorlar. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, onların söylediklerinden münezzehtir, çok yücedir, çok büyüktür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَسْمَعُونَ

Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü de (çalışasınız diye) aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren toplum için bunlarda ayetler (ibretler) vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO'dur
ٱلَّذِىo ki
جَعَلَyaratan
لَكُمُsizin için
ٱلَّيْلَgeceyi
لِتَسْكُنُوا۟dinlenmeniz için
فِيهِonda
وَٱلنَّهَارَve gündüzü
مُبْصِرًاaydınlatıcı olarak
إِنَّşüphesiz
فِىbunda
ذَٰلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَءَايَٰتٍۢayetler vardır
لِّقَوْمٍۢbir topluluk için
يَسْمَعُونَduyan

-Ey insanlar!- İşte O (Allah), siz hareketten ve yorgunluktan dinlenesiniz diye geceyi yaratan ve yaşamınızda size aydınlığı ile faydası olması için gündüzü aydınlık kılandır. İşte bunda kulak verip ibret alan bir toplum için açık deliller vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًۭا ۗ سُبْحَٰنَهُۥ ۖ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ۖ لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ إِنْ عِندَكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ بِهَٰذَآ ۚ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

(Müşrikler) “Allah bir çocuk edindi.” dediler. Subhânallah! O, bundan münezzehtir, mustağnidir. Göklerde ve yerde olan her şey O’nundur. Bu hususta bir deliliniz de yoktur. O halde Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
ٱتَّخَذَedindi
ٱللَّهُAllah
وَلَدًۭاçocuk
سُبْحَٰنَهُۥO bundan münezzehtir
هُوَO
ٱلْغَنِىُّhiç bir şeye ihtiyacı olmayandır
لَهُۥO'nundur
مَاne varsa
فِىgöklerde
ٱلسَّمَٰوَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve ne varsa
فِىyerde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنْyoktur
عِندَكُمsizin
مِّنhiçbir
سُلْطَٰنٍۭdeliliniz
بِهَٰذَآbu konuda
أَتَقُولُونَsöylüyor musunuz?
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
مَاşeyi
لَاbilmediğiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Müşriklerden bir grup şöyle dediler: Allah melekleri (Kendine) kızlar edindi. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-, onların söylediklerinden yücedir. Allah Teâlâ, yarattıklarının hiçbirine muhtaç değildir. O, onlardan müstağnidir. Göklerde ve yerdeki her şeyin mülkü O'nundur. -Ey müşrikler!- Sizin söylediğiniz bu söze dair yanınızda bir deliliniz yoktur. Siz bir deliliniz olmadığı ve hakikatini bilmediğiniz halde delilsizce -Allah'a bir çocuk isnat etmekle- Allah'a karşı büyük bir söz mü söylüyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

قُلْ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ

De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
يَفْتَرُونَuyduran(lar)
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
ٱلْكَذِبَyalan
لَاkurtuluşa eremezler
يُفْلِحُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Onlara de ki: Allah hakkında yalan uydurup da O'na bir çocuk isnat edenler (o bir çocuk edindi diyenler) istediklerini elde edemeyecekler ve korktukları şeyden de kurtulamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

مَتَٰعٌۭ فِى ٱلدُّنْيَا ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ ٱلْعَذَابَ ٱلشَّدِيدَ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ

Dünyada biraz geçimlik, sonra dönüşleri yine bize olacaktır. Biz de onlara kâfir olmaları sebebiyle şiddetli azabı tattıracağız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَتَٰعٌۭbir geçim sürerler
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
إِلَيْنَاbizedir
مَرْجِعُهُمْdönüşleri
ثُمَّsonra
نُذِيقُهُمُtattırırız
ٱلْعَذَابَazabı
ٱلشَّدِيدَşiddetli
بِمَاdolayı
كَانُوا۟olmalarından
يَكْفُرُونَinkâr ediyor(lar)

Dünyanın, istifade ettikleri lezzetleri ve nimetleri ile aldanmasınlar. Dünyanın lezzetleri ve nimetleri geçicidir. Sonra kıyamet günü onların dönüşü bizedir. Sonra biz, Allah'ı inkâr etmeleri ve Allah'ın resulünü de yalanlamaları sebebi ile onlara şiddetli bir azap tattırırız.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

۞ وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُم مَّقَامِى وَتَذْكِيرِى بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوٓا۟ أَمْرَكُمْ وَشُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةًۭ ثُمَّ ٱقْضُوٓا۟ إِلَىَّ وَلَا تُنظِرُونِ

Onlara Nûh’un haberini oku! Hani kavmine demişti ki: "Ey Kavmim! İçinizde bulunmam ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam eğer size ağır geliyorsa, ben yalnız Allah’a tevekkül ettim. Haydi! Ortak koştuklarınızla gücünüzü birleştirin. Sonrada yapacağınızı gizli kılmayın. Ardından hükmünüzü uygulayın ve bana mühlet de vermeyin."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتْلُoku
عَلَيْهِمْonlara
نَبَأَkıssasını
نُوحٍNuh'un
إِذْhani
قَالَşöyle söylemişti
لِقَوْمِهِۦkavmine
يَٰقَوْمِEy kavmim
إِنeğer
كَانَise
كَبُرَağır
عَلَيْكُمsize
مَّقَامِىaranızda durmam
وَتَذْكِيرِىve size hatırlatmam
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
فَعَلَىbilin ki
ٱللَّهِAllah'a
تَوَكَّلْتُgüvendim
فَأَجْمِعُوٓا۟siz de toplanın
أَمْرَكُمْişiniz hakkında
وَشُرَكَآءَكُمْortaklarınızla
ثُمَّsonra
لَاolmasın
يَكُنْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمْرُكُمْişiniz
عَلَيْكُمْkendi aranızda
غُمَّةًۭbir dert
ثُمَّsonra
ٱقْضُوٓا۟uygulayın
إِلَىَّbana karşı
وَلَاve
تُنظِرُونِbana mühlet vermeyin

-Ey Peygamber!- O yalanlayan müşriklere, Nuh -aleyhisselam- kavmine şöyle dediği zaman ki haberi ver: Eğer benim (aranızda) durmam ve Allah'ın ayetlerini size hatırlatmam ve size vaaz-u nasihatte bulunmam ağır geldi ise ve sizler beni öldürmeye azmettiyseniz ben sizin bana yapmak istediğiniz şeyi boşa çıkarması için yalnızca Allah'a dayanıp güvendim. Siz de yardım etmeleri için ilahlarınızı çağırın. Sonra sizin tuzağınız bir sır olarak kalmasın. Ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra (vereceğiniz) hükmü, bana uygulayın ve bana bir an da olsa mühlet vermeyin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَمَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ ۖ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir karşılık istememiştim. Benim ecrim sadece Allah’a aittir. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
تَوَلَّيْتُمْyüz çevirirseniz
فَمَاsizden istemiş değilim
سَأَلْتُكُمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنْhiç bir
أَجْرٍücret
إِنْbenim ecrim
أَجْرِىَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاancak
عَلَىaittir
ٱللَّهِAllah'a
وَأُمِرْتُve ben emrolundum
أَنْolmakla
أَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَMüslümanlardan
ٱلْمُسْلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Eğer siz, benim davetimden yüz çevirirseniz, biliyorsunuz ki ben, Rabbimin mesajını/davetini size tebliğ ettiğim için sizden bir ücret talep etmedim. Siz iman da etseniz inkâr da etseniz, benim sevabım Allah'a aittir. Yüce Allah, bana taat ve salih amel ile kendisine boyun eğmemi emretti.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَعَلْنَٰهُمْ خَلَٰٓئِفَ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

Onu yalanlamışlardı. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtarmış, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğmuştuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bak!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَكَذَّبُوهُyine de onu yalanladılar
فَنَجَّيْنَٰهُancak biz onu kurtardık
وَمَنve olanları
مَّعَهُۥonunla beraber
فِىgemide
ٱلْفُلْكِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَجَعَلْنَٰهُمْve onları yaptık
خَلَٰٓئِفَhalifeler
وَأَغْرَقْنَاve suda boğduk
ٱلَّذِينَkimseleri
كَذَّبُوا۟yalanlayan(ları)
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizi
فَٱنظُرْbir bak
كَيْفَnasıl
كَانَolduğuna
عَٰقِبَةُsonlarının
ٱلْمُنذَرِينَuyarılanların

Kavmi onu (Nuh -aleyhisselam-'ı) yalanladılar, onu tasdik etmediler. Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunan Müminleri kurtardık. Onları kendilerinden öncekilere halifeler kıldık ve onun getirmiş olduğu ayetleri ve delilleri yalanlayanları ise tufan ile boğduk. -Ey Peygamber!- Nuh -aleyhisselam-'ın kendilerini uyardığı, iman etmeyen o kavmin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ بِهِۦ مِن قَبْلُ ۚ كَذَٰلِكَ نَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْمُعْتَدِينَ

Sonra onun arkasından kendi kavimlerine rasûller göndermiştik. (O toplumlara) Rasûller apaçık delillerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
بَعَثْنَاgönderdik
مِنۢonun ardından
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رُسُلًاpeygamberleri
إِلَىٰkavimlerine
قَوْمِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَجَآءُوهُمgetirdiler
بِٱلْبَيِّنَٰتِaçık belgeler
فَمَاancak
كَانُوا۟onlar
لِيُؤْمِنُوا۟inanmadılar
بِمَاşeylere
كَذَّبُوا۟yalanladıkları
بِهِۦonu
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَişte böyle
نَطْبَعُmühürleriz
عَلَىٰüzerini
قُلُوبِkalpleri
ٱلْمُعْتَدِينَaşırı gidenlerin

Sonra Nuh -aleyhisselam-'dan bir müddet sonra kendi toplumlarına peygamberler gönderdik. O peygamberler, ümmetlerine ayetler ve deliller ile geldiler. Daha önce peygamberleri yalanlamalarındaki ısrarları sebebi ile zaten inanma istekleri de yoktu. Allah da onların kalplerini mühürledi. Tıpkı önceki peygamberlere tabi olan kimselerin kalplerini mühürlediğimiz gibi her zaman ve mekânda Allah'ın sınırlarını aşan ve O'nu inkâr eden kâfirlerin de kalplerini mühürledik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ وَهَٰرُونَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًۭا مُّجْرِمِينَ

Sonra onların ardından Mûsâ ve Hârûn’u ayetlerimizle Firavun ve kavmine gönderdik. Fakat büyüklük taslamışlardı. Onlar günahkâr bir kavim idi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
بَعَثْنَاgönderdik
مِنۢonların ardından
بَعْدِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُّوسَىٰMusa'yı
وَهَٰرُونَve Harun'u
إِلَىٰFiravuna
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَلَإِي۟هِۦve onun ileri gelenlerine
بِـَٔايَٰتِنَاayetlerimizle
فَٱسْتَكْبَرُوا۟ancak onlar büyüklendiler
وَكَانُوا۟ve oldular
قَوْمًۭاbir topluluk
مُّجْرِمِينَsuçlu

O peygamberlerden bir zaman sonra Musa -aleyhisselam- ve onun kardeşi Harûn -aleyhisselam-’ı Mısır hükümdarına ve onun kavminin büyüklerine gönderdik. Bu ikisini -aleyhimesselam-, doğruluklarına dair deliller ile gönderdik. Bunun üzerine onlar, ikisinin (Musa ve Harun’un) getirdiklerine iman etmekten büyüklendiler. Onlar, Allah’ı inkâr etmeleri ve Allah’ın peygamberlerini yalanlamaları sebebi ile günahkâr kimselerden oldular.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰذَا لَسِحْرٌۭ مُّبِينٌۭ

Katımızdan onlara hak geldiği zaman, onlar: "Bu, apaçık bir sihirdir!" demişlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَهُمُonlara gelince
ٱلْحَقُّgerçek
مِنْkatımızdan
عِندِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالُوٓا۟dediler
إِنَّşüphesiz
هَٰذَاbu
لَسِحْرٌۭbir sihirdir
مُّبِينٌۭapaçık

Firavun ve onun kavminden olan büyük kimseler geldiklerinde Musa ve Harun -aleyhimesselam-'ın getirdiği dindeki, Musa -aleyhisselam-'ın doğruluğuna delalet eden ayetler için şöyle dediler: "Elbette bu, apaçık bir sihirdir. Bu gerçek değildir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمْ ۖ أَسِحْرٌ هَٰذَا وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّٰحِرُونَ

Mûsâ: "Size gelen hak için mi böyle söylüyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtuluşa eremezler." demişti.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi
مُوسَىٰٓMusa
أَتَقُولُونَböyle mi diyorsunuz?
لِلْحَقِّgerçek
لَمَّاzaman
جَآءَكُمْsize geldiği
أَسِحْرٌsihir midir?
هَٰذَاbu
وَلَاve
يُفْلِحُkurtuluşa ermezler
ٱلسَّٰحِرُونَsihirbazlar

Musa -aleyhisselam-, onları kınayarak dedi ki: "Hak size geldiği zaman, o sihirdir mi diyorsunuz? Hayır! O sihir değildir ve ben biliyorum ki sihir yapan kimse asla iflah olmaz. Ben nasıl olur da böyle bir şeye el uzatırım/bununla teamül ederim?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِنِينَ

Onlar ise: "Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz." dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوٓا۟dediler
أَجِئْتَنَاmi geldiniz?
لِتَلْفِتَنَاbizi çevirmek için
عَمَّا(yol)dan
وَجَدْنَاbulduğumuz
عَلَيْهِüzerinde
ءَابَآءَنَاatalarımızı
وَتَكُونَve olması
لَكُمَاikiniz için
ٱلْكِبْرِيَآءُbüyüklüğün
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَا(fakat) değiliz
نَحْنُbiz
لَكُمَاsize
بِمُؤْمِنِينَiman edecek

Firavun'un kavmi, Musa -aleyhisselam-'a şöyle diyerek cevap verdiler: Sen bize, din hususunda babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve mülk senin ve kardeşinin olsun diye mi geldin? -Ey Musa ve Harun!- Biz sizin ikinizin bize gönderilmiş elçiler olduğunuzu kabul ediciler değiliz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍۢ

Firavun ise: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin!" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
فِرْعَوْنُFiravun
ٱئْتُونِىbana getirin
بِكُلِّbütün
سَٰحِرٍsihirbazları
عَلِيمٍۢbilgin

Firavun şöyle dedi: "Sihri iyi bilen bütün becerikli sihirbazları bana getirin!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara: "Atacağınızı atın!" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّاne zaman ki
جَآءَgelince
ٱلسَّحَرَةُSihirbazlar
قَالَdedi
لَهُمonlara
مُّوسَىٰٓMusa
أَلْقُوا۟atın
مَآşeyleri
أَنتُمsiz
مُّلْقُونَatacağınız

Firavun, sihirbazlar ile gelince Musa -aleyhisselam- onlara karşı yardım olunacağından emin bir şekilde sihirbazlara şöyle dedi: "Ne atacaksanız atın!"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ

Onlar, atınca Mûsâ: "Yaptığınız şeyler sihirdir. Şüphesiz Allah onları boşa çıkaracaktır. Allah fesad çıkaranların işlerini düzeltmez." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَمَّآzaman
أَلْقَوْا۟attıkları
قَالَdedi ki
مُوسَىٰMusa
مَاşeyler
جِئْتُمsizin getirdiğiniz
بِهِ(onunla)
ٱلسِّحْرُsihirdir
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
سَيُبْطِلُهُۥٓonu boşa çıkaracaktır
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاdüzeltmez
يُصْلِحُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَمَلَişlerini
ٱلْمُفْسِدِينَbozguncuların

Onlar, yanlarında bulunan sihri atınca, Musa -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: Sizin gösterdiğiniz şey sihirdir. Muhakkak ki Allah, onu hiçbir etkisi olmayacak şekilde boşa çıkaracaktır. Şüphesiz sizler, yaptığınız sihirinizle yeryüzünde bozgunculuk yapmaktasınız. Yüce Allah, bozgunculuk yapan kimsenin işini düzeltmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

وَيُحِقُّ ٱللَّهُ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُجْرِمُونَ

Günahkârlar hoşlanmasa da Allah sözleriyle hakkı ortaya çıkaracaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَيُحِقُّortaya çıkarır
ٱللَّهُAllah
ٱلْحَقَّhakkı
بِكَلِمَٰتِهِۦsözleriyle
وَلَوْşayet
كَرِهَhoşlanmasalar da
ٱلْمُجْرِمُونَsuçlular

Firavun ailesinden olan mücrim kâfirler (suçlular) hoşlanmasalar da Allah -Subhânuhu ve Teâlâ-, hakkı sabit kılacak ve onu kaderî sözleri ve delillerden oluşan şeri sözleri (kelimeleri) ile güçlendirecek/hakim kılacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةٌۭ مِّن قَوْمِهِۦ عَلَىٰ خَوْفٍۢ مِّن فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِمْ أَن يَفْتِنَهُمْ ۚ وَإِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْمُسْرِفِينَ

Kavminden Mûsâ'ya ’ya çok az bir topluluğun dışında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) çevirmesinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun, o yerde üstündü ve o aşırı gidenlerdendi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَآolmadı
ءَامَنَiman eden
لِمُوسَىٰٓMusa'ya
إِلَّاbaşka
ذُرِّيَّةٌۭbir genç takımdan
مِّنkavminden
قَوْمِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰkorkusuyla
خَوْفٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِّنFiravundan
فِرْعَوْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَلَإِي۟هِمْve adamlarının
أَنkötülük etmeleri
يَفْتِنَهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّve şüphesiz
فِرْعَوْنَFiravun
لَعَالٍۢiyice büyüklenmişti
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَإِنَّهُۥve şüphesiz o
لَمِنَkimselerdendi
ٱلْمُسْرِفِينَçok aşırı giden

Bu topluluk inanmayıp, yüz çevirmekte ısrar etti. Açık ayetler (mucizeler) ve apaçık delilleri getirdiği halde iman ettikleri ortaya çıkacak olursa Firavun ve kavminin büyüklerinin kendilerini imandan döndürmelerinden ve işkence etmelerinden korktuklarından dolayı kendi kavmi olan İsrailoğulları'ndan gençlerden başka Musa -aleyhisselam-'ı tasdik eden olmadı. Firavun; Mısır'a ve Mısır ehline musallat olmuş büyüklenen bir kimseydi. O; küfürde ve İsrailoğulları'nı öldürmekte ve onlara işkence etmekte haddi aşmış bir kimse idi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰقَوْمِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوٓا۟ إِن كُنتُم مُّسْلِمِينَ

Mûsâ: "Ey Kavmim! Allah’a iman ettiyseniz ve Müslümanlar iseniz sadece O’na tevekkül edin!" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
مُوسَىٰMusa
يَٰقَوْمِEy kavmim
إِنeğer
كُنتُمْsiz
ءَامَنتُمiman ettiyseniz
بِٱللَّهِAllah'a
فَعَلَيْهِO'na
تَوَكَّلُوٓا۟güvenin
إِنeğer
كُنتُمsiz
مُّسْلِمِينَteslim olduysanız

Musa -aleyhisselam- kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Eğer gerçekten Allah’a iman ettiyseniz ve O'na teslim olduysanız sadece O'na güvenip dayanın. Allah'a tevekkül etmek, sizden kötülüğü def eder ve size hayrı getirir."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

فَقَالُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةًۭ لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقَالُوا۟onlar da dediler ki
عَلَىAllah'a
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَوَكَّلْنَاgüvendik
رَبَّنَاRabbimiz
لَاbizi kılma
تَجْعَلْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِتْنَةًۭbir fitne
لِّلْقَوْمِtopluluğu için
ٱلظَّٰلِمِينَzalimler

Onlar Musa -aleyhisselam-'a şöyle cevap verdiler: Bizler sadece Allah'a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz! Zalimleri bizim üzerimize musallat etme! Yoksa onlar; öldürme, işkence etme ve yolumuzdan çevirme ile bizi dinimizde fitneye sokarlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

Rahmetinle bizi kâfirlerden kurtar, dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَنَجِّنَاve bizi kurtar
بِرَحْمَتِكَrahmetinle
مِنَtopluluğundan
ٱلْقَوْمِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكَٰفِرِينَkâfirler

Ve -Ey Rabbimiz!- rahmetinle bizi, Firavun'un kâfir kavminin elinden kurtar. Onlar, bizleri kendilerine köle yaptılar, acı çektirme ve öldürme ile bize zulmettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰ وَأَخِيهِ أَن تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًۭا وَٱجْعَلُوا۟ بُيُوتَكُمْ قِبْلَةًۭ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Mûsâ ve kardeşine: "Mısır’da kavminize evler hazırlayın, evlerinizi namazgâh edinin, namazı ikame edin ve iman edenlere müjde verin!"diye vahyettik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَوْحَيْنَآve vahyettik
إِلَىٰMusa'ya
مُوسَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَخِيهِve kardeşine
أَنdiye
تَبَوَّءَاhazırlayın
لِقَوْمِكُمَاkavminiz için
بِمِصْرَMısır'da
بُيُوتًۭاevler
وَٱجْعَلُوا۟ve edinin (diye)
بُيُوتَكُمْevlerinizi
قِبْلَةًۭibadethane
وَأَقِيمُوا۟ve kılın (diye)
ٱلصَّلَوٰةَnamaz
وَبَشِّرِve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَMü'minleri

Mûsâ -aleyhisselam- ve kardeşi Hârûn -aleyhisselam-'a, sadece Allah'a ibadet etmek için kavminize Mısır'da evler edinin. Evlerinizi kıble cihetine (Beytu'l-Makdis'e) çevirin ve namazları tam olarak kılın! diye vahyettik. -Ey Mûsâ!- Müminlere, onları sevindirecek olan, Allah'ın kendilerine olan yardımını, düşmanlarını helak etmesini ve onları yeryüzüne halife kılacağını haber ver!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةًۭ وَأَمْوَٰلًۭا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ ۖ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

Mûsâ: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Onlar (bununla) senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini katılaştır. Çünkü onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve dedi ki
مُوسَىٰMusa
رَبَّنَآRabbimiz
إِنَّكَşüphesiz sen
ءَاتَيْتَverdin
فِرْعَوْنَFiravun'a
وَمَلَأَهُۥve adamlarına
زِينَةًۭsüs(ler)
وَأَمْوَٰلًۭاve mallar
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
رَبَّنَاRabbimiz
لِيُضِلُّوا۟saptırmaları için mi?
عَنsenin yolundan
سَبِيلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رَبَّنَاRabbimiz
ٱطْمِسْyok et
عَلَىٰٓonların mallarını
أَمْوَٰلِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱشْدُدْve bağla
عَلَىٰüzerini
قُلُوبِهِمْkalplerinin
فَلَا(ki) iman etmesinler
يُؤْمِنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰkadar
يَرَوُا۟görünceye
ٱلْعَذَابَazabı
ٱلْأَلِيمَacıklı

Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Firavun'a ve onun kavminin ileri gelenlerine bu dünya hayatında ziynetler ve mallar verdin. Onlara verdiklerine karşı sana şükretmediler. Aksine bunları, senin yolundan saptırmak için kullandılar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et ve kalplerini katılaştır. Onlara imanlarının fayda vermediği zaman elem verici azabı gördükleri anda ancak o zaman iman ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

قَالَ قَدْ أُجِيبَت دَّعْوَتُكُمَا فَٱسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَآنِّ سَبِيلَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

Allah: "İkinizin duası da kabul olundu, (dininiz üzere) istikamet edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın!" dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Allah) dedi ki
قَدْmuhakkak
أُجِيبَتkabul edildi
دَّعْوَتُكُمَاduanız
فَٱسْتَقِيمَاdoğru yolda devam edin
وَلَاve
تَتَّبِعَآنِّuymayın
سَبِيلَyollarına
ٱلَّذِينَkimselerin
لَاbilmeyen(lerin)
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yüce Allah şöyle buyurdu: -Ey Musa ve Harun- Ben, ikinizin de Firavun ve onun kavminin ileri gelenlerine yaptığınız bedduanızı kabul ettim. Siz, dininiz üzerinde sebat edin ve sakın hak yolu bilmeyen cahillerin yoluna uyarak sapmayın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

۞ وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُۥ بَغْيًۭا وَعَدْوًا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدْرَكَهُ ٱلْغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِىٓ ءَامَنَتْ بِهِۦ بَنُوٓا۟ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri, haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğulları’nın iman ettiği ilahtan başka (hak) ilah olmadığına iman ettim. Artık ben de Müslümanlardanım." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَجَٰوَزْنَاve geçirdik
بِبَنِىٓoğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
ٱلْبَحْرَdenizden
فَأَتْبَعَهُمْonların peşlerine düştüler
فِرْعَوْنُFiravun
وَجُنُودُهُۥve askerleri de
بَغْيًۭاtaşkınlıkla
وَعَدْوًاve düşmanlıkla
حَتَّىٰٓsonunda
إِذَآzaman
أَدْرَكَهُonu yakaladığı
ٱلْغَرَقُboğulma
قَالَdedi
ءَامَنتُiman ettim
أَنَّهُۥelbette
لَآolmadığına
إِلَٰهَilah
إِلَّاbaşka
ٱلَّذِىٓkimseden
ءَامَنَتْiman ettiği
بِهِۦkendisine
بَنُوٓا۟oğullarının
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
وَأَنَا۠ve ben de
مِنَMüslümanlardanım
ٱلْمُسْلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yarılmasından sonra İsrailoğulları'na denizden geçişi kolaylaştırdık. Böylece onlar denizden geçmişlerdi. Firavun ve ordusu ise zulüm ve taşkınlıkla onlara yetişmiş fakat deniz onu sıkıştırıp da boğulacağı zaman kurtulmaktan ümidini kesmişti. Ve şöyle demişti: "İsrailoğulları'nın iman ettiği hak mabuttan başka ilah olmadığına iman ettim. Ben de itaatle O'na boyun eğenlerdenim."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

ءَآلْـَٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ

Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ءَآلْـَٰٔنَşimdi mi?
وَقَدْoysa
عَصَيْتَisyan etmiştin
قَبْلُdaha önce
وَكُنتَve olmuştun
مِنَbozgunculardan
ٱلْمُفْسِدِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Hayattan ümidini kestikten sonra şimdi mi iman ediyorsun? Ey Firavun! Muhakkak ki sen, azabın inmesinden önce onu inkâr edip yolundan alıkoyarak Allah'a isyan ettin. Sen, kendinin yoldan çıkması ve kendin dışındakileri de saptırmak suretiyle bozgunculardan olmuştun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

فَٱلْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ ءَايَةًۭ ۚ وَإِنَّ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلنَّاسِ عَنْ ءَايَٰتِنَا لَغَٰفِلُونَ

(Ey Firavun!) Bugün senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması için kurtaracağız. Şüphesiz, insanların çoğu bizim ayetlerimizden gafildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱلْيَوْمَbugün
نُنَجِّيكَkurtaracağız
بِبَدَنِكَsenin bedenini
لِتَكُونَolman için
لِمَنْkimseler için
خَلْفَكَkendinden sonraki
ءَايَةًۭbir ibret
وَإِنَّgerçekte ise
كَثِيرًۭاçoğu
مِّنَinsanlardan
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْayetlerimizden
ءَايَٰتِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَغَٰفِلُونَhabersizdirler

-Ey Firavun! Biz, seni denizden çıkaracağız ve senden sonra gelecek olan kimselere ibret olman için seni yerden yüksek bir yere koyacağız. Muhakkak ki insanların çoğu, bizim kanıtlarımızdan ve kudretimizi gösteren delillerden gafildirler. Bunlar hakkında iyice düşünmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مُبَوَّأَ صِدْقٍۢ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ فَمَا ٱخْتَلَفُوا۟ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

İsrailoğulları'nı hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْandolsun
بَوَّأْنَاyerleştirdik
بَنِىٓoğullarını
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
مُبَوَّأَbir yere
صِدْقٍۢiyi
وَرَزَقْنَٰهُمve onları rızıklandırdık
مِّنَtemiz şeylerle
ٱلطَّيِّبَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَاayrılığa düşmediler
ٱخْتَلَفُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَتَّىٰkadar
جَآءَهُمُkendilerine gelinceye
ٱلْعِلْمُilim
إِنَّşüphesiz
رَبَّكَRabbin
يَقْضِىhükmünü verir
بَيْنَهُمْaralarında
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
فِيمَاhususlarda
كَانُوا۟oldukları
فِيهِonda
يَخْتَلِفُونَayrılığa düştükleri

İsrailoğulları'nı, övülmüş ve razı olunan mübarek Şam beldesine yerleştirmiş, helal ve temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine Tevrat'tan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in özelliklerine dair, okuduklarını doğrulayan Kur'an gelinceye kadar dinlerinde ayrılığa düşmemişlerdi. Onlar, bunu inkâr edince vatanları ellerinden alındı. -Ey Peygamber!- Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Onlardan haklı olana da haksız olana da her ikisinin de hak ettiği karşılığı verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

فَإِن كُنتَ فِى شَكٍّۢ مِّمَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ فَسْـَٔلِ ٱلَّذِينَ يَقْرَءُونَ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكَ ۚ لَقَدْ جَآءَكَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

(Rasûlüm!) Eğer sana indirdiğimizden (bu anlattığımız olaylardan) kuşkuda isen, senden önce kitabı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir. Sakın şüphecilerden olma!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنeğer
كُنتَisen
فِىiçinde
شَكٍّۢkuşku
مِّمَّآşeyden
أَنزَلْنَآindirdiğimiz
إِلَيْكَsana
فَسْـَٔلِo halde sor
ٱلَّذِينَkimselere
يَقْرَءُونَokuyan(lara)
ٱلْكِتَٰبَkitap
مِنsenden önce
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَقَدْandolsun ki
جَآءَكَsana geldi
ٱلْحَقُّgerçek
مِنRabbinden
رَّبِّكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَاsakın
تَكُونَنَّolma
مِنَşüpheye düşenlerden
ٱلْمُمْتَرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Ey Peygamber!- Eğer sana Kur'an'dan indirdiklerimizden dolayı kuşku ve şaşkınlık içerisinde isen, İman eden Yahudilerden Tevrat'ı okuyanlara ve Hristiyanlardan İncil'i okuyanlara sor. Onlar; onun özelliklerine dair kitaplarında (Tevrat ve İncil'de) bulduklarına binaen sana indirilenin hak olduğunu haber vereceklerdir. İçerisinde hiçbir şüphe olmayan hak sana Rabbin tarafından gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

Ve sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma; yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve sakın
تَكُونَنَّolma
مِنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَّبُوا۟yalanlayan(lar)
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
فَتَكُونَyoksa olursun
مِنَhüsrana uğrayanlardan
ٱلْخَٰسِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Ve sakın Allah'ın delillerini ve kesin kanıtlarını yalanlayıp küfürleri (inkârları) sebebi ile kendilerini helaka sevk edip kendi nefislerini ziyana uğratanlardan olma. Bütün bu uyarılar şüphe etmenin ve yalanlamanın tehlikesini açıklamak için yapılmıştır. Yoksa Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu şeylerin (şüphe ve yalanlamanın) kendisinden sadır olması hususunda masumdur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ

Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
حَقَّتْkesinleşmiş olan(lar)
عَلَيْهِمْhaklarında
كَلِمَتُsözü
رَبِّكَRabbinin
لَاiman etmezler
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Küfür üzerinde olmaya ısrar etmeleri sebebiyle Allah Subhânuhu ve Teâlâ'nın küfür üzerine öleceklerine dair hüküm verdiği kimseler; ebediyen iman etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

وَلَوْ جَآءَتْهُمْ كُلُّ ءَايَةٍ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

Bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْbile
جَآءَتْهُمْgelse
كُلُّbütün
ءَايَةٍayetler
حَتَّىٰkadar
يَرَوُا۟görünceye
ٱلْعَذَابَazabı
ٱلْأَلِيمَacıklı

Kendilerine, şeri yahut kevni bütün ayetler gelmiş olsa da elem verici azabı müşahede edecekleri ana kadar iman etmezler. İman etmenin kendilerine fayda vermeyeceği zaman iman ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ ءَامَنَتْ فَنَفَعَهَآ إِيمَٰنُهَآ إِلَّا قَوْمَ يُونُسَ لَمَّآ ءَامَنُوا۟ كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ

Yûnus’un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı ya! Onlar iman edince, dünya hayatında onlardan zillet azabını gidermiş ve belirli bir süre daha geçindirmiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَلَوْلَاbulunsaydı ya!
كَانَتْbir kasaba
قَرْيَةٌAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَامَنَتْiman eden
فَنَفَعَهَآkendine yarar sağlayan
إِيمَٰنُهَآimanı
إِلَّاdışında
قَوْمَkavminin
يُونُسَYunus
لَمَّآne zaman ki
ءَامَنُوا۟iman ettiler
كَشَفْنَاkaldırdık
عَنْهُمْüzerlerinden
عَذَابَazabını
ٱلْخِزْىِrezillik
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَمَتَّعْنَٰهُمْve onları yararlandırdık
إِلَىٰbelli bir süreye kadar
حِينٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yunus -aleyhisselam-'ın kavmi hariç kendilerine elçilerimizi göndermiş olduğumuz ülkelerden herhangi bir ülke azabı görmeden önce kabul olunacak iman ile iman etmedi. Oysa ki onlara azabı görmeden önce iman etmeleri fayda verir. Yunus -aleyhisselam-'ın kavmi doğru bir iman ile iman edince onlardan dünya hayatında zillet ve alçaklık azabını kaldırdık ve onları, ecelleri gelinceye kadar faydalandırdık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَءَامَنَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا ۚ أَفَأَنتَ تُكْرِهُ ٱلنَّاسَ حَتَّىٰ يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların tümü iman ederdi. Öyleyken insanları iman etmeye sen mi zorlayacaksın?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَوْve şayet
شَآءَdileseydi
رَبُّكَRabbin
لَءَامَنَiman ederdi
مَنkimseler
فِىbulunan
ٱلْأَرْضِyeryüzünde
كُلُّهُمْhepsi
جَمِيعًاtopluca
أَفَأَنتَsen mi?
تُكْرِهُzorlayacaksın
ٱلنَّاسَinsanları
حَتَّىٰkadar
يَكُونُوا۟oluncaya
مُؤْمِنِينَmü'min

-Ey Peygamber!- Eğer Rabbin, yeryüzünde bulunanların tamamının iman etmesini isteseydi onlar iman ederlerdi. Fakat O, hikmeti gereği böyle olmasını dilemedi. O, dilediğini adaleti ile saptırır. Dilediğini ise lütfu ile hidayete erdirir. İman etmeleri için insanları zorlaman senin güç yetireceğin bir şey değil. Onların hidayete ermeleri hususunda muvaffak kılınmaları tek olarak sadece Allah'ın elindedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَيَجْعَلُ ٱلرِّجْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ

Allah’ın izni olmadıkça hiçbir nefis iman etmez ve azabını akıllarını kullanmayanların üzerine verir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَاdeğildir
كَانَmümkün
لِنَفْسٍhiç kimsenin
أَنiman etmesi
تُؤْمِنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاdışında
بِإِذْنِizni
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَجْعَلُO gönderir
ٱلرِّجْسَiğrenç azabı
عَلَىüzerlerine
ٱلَّذِينَkimselerin
لَاakıl erdiremeyen(ler)
يَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Hiçbir nefis Allah'ın izni olmadan kendiliğinden iman edemez. İman, ancak Allah'ın izni ile olur. Sen kendini onlar için üzme. Yüce Allah; azabı ve alçaklığı delillerini, emirlerini ve yasaklarını idrak etmeyenlerin üzerine indirir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir