Ayet ve Sure

Sâffât Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 4
51

قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ

İçlerinden biri; "Benim bir arkadaşım vardı." der.

Ayet sayfası →
52

يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ

Bana derdi ki: "Sen gerçekten tasdik edenlerden misin?"

Ayet sayfası →
53

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

"Ölüp toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman yeniden mi diriltileceğiz?"

Ayet sayfası →
54

قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

(Cennet'e giren) Ona; "Ne olduğunu görüyor musunuz?" der.

Ayet sayfası →
55

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

Bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

Ayet sayfası →
56

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ

"Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helâk edecektin!" der.

Ayet sayfası →
57

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum."

Ayet sayfası →
58

أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

"Şimdi, artık biz ölmeyeceğiz değil mi?"

Ayet sayfası →
59

إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

"Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?Bize azap edilmeyecek miymiş?"

Ayet sayfası →
60

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

İşte bu, en büyük kurtuluştur.

Ayet sayfası →
61

لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ

Çalışıp amel edenler, böylesi için çalışsınlar.

Ayet sayfası →
62

أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

(Nimet olarak) Bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

Ayet sayfası →
63

إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ

Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.

Ayet sayfası →
64

إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.

Ayet sayfası →
65

طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.

Ayet sayfası →
66

فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.

Ayet sayfası →
67

ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ

Sonra, onlar için üzerine kaynar su katılmış içki vardır.

Ayet sayfası →
68

ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ

Sonra da onların dönüşü yine Cehennem'edir.

Ayet sayfası →
69

إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Ayet sayfası →
70

فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ

Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.

Ayet sayfası →
71

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.

Ayet sayfası →
72

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.

Ayet sayfası →
73

فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

Ayet sayfası →
74

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.

Ayet sayfası →
75

وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ

Andolsun, Nuh bize seslenmişti de ne güzel icâbet etmiştik!

Ayet sayfası →
76

وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

Ayet sayfası →
77

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ

Yalnız onun soyunu sürekli kıldık.

Ayet sayfası →
78

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.

Ayet sayfası →
79

سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ

Âlemler içinde Nûh’a selam olsun!

Ayet sayfası →
80

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.

Ayet sayfası →
81

إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.

Ayet sayfası →
82

ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

Sonra ötekilerini suda boğduk.

Ayet sayfası →
83

۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ

Şüphesiz İbrahim de onun yolunda olanlardan idi.

Ayet sayfası →
84

إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ

Hani O, Rabbine (şirkten) selamette olan bir kalp ile gelmişti.

Ayet sayfası →
85

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.

Ayet sayfası →
86

أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

"Allah’tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

Ayet sayfası →
87

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“Âlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir?”

Ayet sayfası →
88

فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ

Derken yıldızlara bir göz attı.

Ayet sayfası →
89

فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ

“Ben hastayım.” dedi.

Ayet sayfası →
90

فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ

Arkalarını dönüp gittiler.

Ayet sayfası →
91

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.

Ayet sayfası →
92

مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ

"Size ne oldu da konuşmuyorsunuz?"

Ayet sayfası →
93

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ

Sonra üzerlerine gelip sağ eliyle (kuvvetle) vurdu.

Ayet sayfası →
94

فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ

Bunun üzerine hemen koşarak kendisine geldiler.

Ayet sayfası →
95

قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

İbrahim onlara: "Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.

Ayet sayfası →
96

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.

Ayet sayfası →
97

قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

"Onun için bir bina yapın, onu alevli ateşin içine atın!" dediler.

Ayet sayfası →
98

فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en aşağılık kimseler kıldık.

Ayet sayfası →
99

وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim. O, beni doğru yola iletecektir."

Ayet sayfası →
100

رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

"Rabbim, bana salihlerden bir evlat bağışla."

Ayet sayfası →