Sâffât Sûresi 101–150. Ayetler
فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Ayet sayfası →فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ
Ne zaman ki o babasının yanı sıra yürümeye başlayınca dedi ki: “Oğulcağızım, gerçekten ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bak, artık sen ne düşünürsün?” Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
Ayet sayfası →فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ
Böylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) alnı üstü yere yatırdı.
Ayet sayfası →وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ
Biz ona: “Ey İbrahim!” diye seslendik.
Ayet sayfası →قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Sen rüyanı gerçekten tasdik ettin. Biz, iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Ayet sayfası →إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Ayet sayfası →وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ
Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Ayet sayfası →وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet sayfası →سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim’e selam olsun!
Ayet sayfası →كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Ayet sayfası →إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.
Ayet sayfası →وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı müjdeledik.
Ayet sayfası →وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ
Onu ve İshak’ı mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.
Ayet sayfası →وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Andolsun ki, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
Ayet sayfası →وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onları ve kavimlerini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ayet sayfası →وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ
Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.
Ayet sayfası →وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ
O ikisine apaçık olan kitabı verdik.
Ayet sayfası →وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ
Her ikisini de doğru yola ilettik.
Ayet sayfası →وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet sayfası →سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Mûsâ ve Hârûn’a selam olsun!
Ayet sayfası →إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Ayet sayfası →إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o ikisi, Mümin kullarımızdan idi.
Ayet sayfası →وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Muhakkak İlyas da gönderilmiş rasullerdendi.
Ayet sayfası →إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
Halkına şöyle demişti: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
Ayet sayfası →أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ
"Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi ibadet ediyorsunuz?"
Ayet sayfası →ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
Sizin Rabbiniz de, geçmiş atalarınızın da Rabbi Allah'tır.
Ayet sayfası →فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Onu yalanladılar, bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.
Ayet sayfası →إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ
Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.
Ayet sayfası →وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
Ayet sayfası →سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ
İlyas’a selam olsun!
Ayet sayfası →إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Ayet sayfası →إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.
Ayet sayfası →وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Şüphesiz Lût da gönderilmiş rasullerdendir.
Ayet sayfası →إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
Hani biz onu ve aile halkını birlikte kurtarmıştık.
Ayet sayfası →إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
Ayet sayfası →ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ
Sonra diğerlerini helâk ettik.
Ayet sayfası →وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
Ayet sayfası →وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ve geceleyin (de onlara uğruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız?
Ayet sayfası →وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
Muhakkak Yûnus da gönderilmiş rasullerdendi.
Ayet sayfası →إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
Hani o, kaçıp yüklü bir gemiye binmişti.
Ayet sayfası →فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ
Kura çekmişler ve kaybedenlerden olmuştu.
Ayet sayfası →فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ
Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.
Ayet sayfası →فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ
Eğer o gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı,
Ayet sayfası →لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Ayet sayfası →۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ
Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.
Ayet sayfası →وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ
Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.
Ayet sayfası →وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.
Ayet sayfası →فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Ayet sayfası →فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ
Şimdi onlara sor: “Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları da kendilerinin midir?”
Ayet sayfası →أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ
Yoksa biz melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahit mi oldular?
Ayet sayfası →