Ayet ve Sure

Sâffât Sûresi 151–182. Ayetler

151–182. AyetlerSayfa 4 / 4
151

أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

İyi bilin ki onlar iftiralarından dolayı derler ki:

Ayet sayfası →
152

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

“Allah doğurdu.” (diyorlar) Şüphesiz onlar elbette yalancıdırlar.

Ayet sayfası →
153

أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ

Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?

Ayet sayfası →
154

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?

Ayet sayfası →
155

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Düşünüp öğüt almaz mısınız?

Ayet sayfası →
156

أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ

Yoksa sizin çok açık bir deliliniz mi var?

Ayet sayfası →
157

فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin.

Ayet sayfası →
158

وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Andolsun ki, melekler de (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.

Ayet sayfası →
159

سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Allah; onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.

Ayet sayfası →
160

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.

Ayet sayfası →
161

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz;

Ayet sayfası →
162

مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ

O'na karşı hiç kimseyi fitneye düşüremezsiniz.

Ayet sayfası →
163

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

Ancak Cehennem'e girecek olanlar müstesna.

Ayet sayfası →
164

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ

(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”

Ayet sayfası →
165

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ

Muhakkak biz saf saf duranlarız.

Ayet sayfası →
166

وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ

Ve şüphesiz biz tesbih edenleriz.

Ayet sayfası →
167

وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

Muhakkak onlar şöyle diyorlardı:

Ayet sayfası →
168

لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

“Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”

Ayet sayfası →
169

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

“Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”

Ayet sayfası →
170

فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.

Ayet sayfası →
171

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

Ayet sayfası →
172

إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ

“Onlara mutlaka yardım edilecektir.”

Ayet sayfası →
173

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.

Ayet sayfası →
174

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

Ayet sayfası →
175

وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

(Başlarına geleceğini) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.

Ayet sayfası →
176

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

Yoksa azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?

Ayet sayfası →
177

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!

Ayet sayfası →
178

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

Ayet sayfası →
179

وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.

Ayet sayfası →
180

سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Üstünlük (izzet) sahibi Rabbin onların nitelemelerinden münezzehtir.

Ayet sayfası →
181

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

Gönderilmiş resûllere selam olsun.

Ayet sayfası →
182

وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Hamt, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

Ayet sayfası →