Ayet ve Sure

Şuarâ Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 5
51

إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

“Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bizim hatalarımızı bağışlayacağını ummaktayız.”

Ayet sayfası →
52

۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Biz Mûsâ’ya; “Kullarımı geceleyin yola çıkar. Muhakkak ki takip edileceksiniz.” diye vahyettik.

Ayet sayfası →
53

فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

Ayet sayfası →
54

إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌۭ قَلِيلُونَ

“Şüphesiz bunlar azınlık olan bir topluluktur (dediler).”

Ayet sayfası →
55

وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ

"Ve onlar bizi kızdırmaktadırlar."

Ayet sayfası →
56

وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

Biz ise şüphesiz uyanık, ihtiyatlı bir topluluğuz."

Ayet sayfası →
57

فَأَخْرَجْنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

(Allah Teâlâ buyurdu ki): Böylece onları bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.

Ayet sayfası →
58

وَكُنُوزٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ

Hazinelerden ve değerli yerlerden.

Ayet sayfası →
59

كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

İşte böyle yaptık ve onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.

Ayet sayfası →
60

فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ

Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.

Ayet sayfası →
61

فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

İki topluluk birbirini görünce, Mûsâ’nın adamları: "İşte yakalandık." dediler.

Ayet sayfası →
62

قَالَ كَلَّآ ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

Mûsâ: “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.” dedi.

Ayet sayfası →
63

فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍۢ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ

İşte o sırada, Mûsâ’ya: "Asanı denize vur!" diye vahyettik. O, hemen yarıldı ve (on iki yol açıldı) her parçası koca bir dağ gibi oluverdi.

Ayet sayfası →
64

وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْءَاخَرِينَ

Ötekileri de oraya yaklaştırdık.

Ayet sayfası →
65

وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.

Ayet sayfası →
66

ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

Sonra ötekileri suda boğduk.

Ayet sayfası →
67

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.

Ayet sayfası →
68

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

Ayet sayfası →
69

وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ

Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku.

Ayet sayfası →
70

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ

Hani o, babasına ve kavmine; “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.

Ayet sayfası →
71

قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًۭا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

“Putlara ibadet ediyoruz ve onlara ibadet etmeye devam edeceğiz.” demişlerdi.

Ayet sayfası →
72

قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

İbrahim, dedi ki: “Onlara dua ettiğinizde sizi işitiyorlar mı?”

Ayet sayfası →
73

أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

“Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?”

Ayet sayfası →
74

قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

“Hayır! Ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk.” dediler.

Ayet sayfası →
75

قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

İbrahim, şöyle dedi: “Gördünüz mü şu sizin (ve önceki atalarınızın) neye ibadet ettiklerini?”

Ayet sayfası →
76

أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ

Siz ve çok daha önce gelip geçen atalarınız.

Ayet sayfası →
77

فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّۭ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ

"İşte onlar benim düşmanlarımdır. Yalnız alemlerin Rabbi hariç."

Ayet sayfası →
78

ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ

“O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.”

Ayet sayfası →
79

وَٱلَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ

"Beni yediren ve içiren O'dur.”

Ayet sayfası →
80

وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

"Hastalandığımda da O bana şifa verir."

Ayet sayfası →
81

وَٱلَّذِى يُمِيتُنِى ثُمَّ يُحْيِينِ

“O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.”

Ayet sayfası →
82

وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ

“O, hesap gününde hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.”

Ayet sayfası →
83

رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًۭا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.”

Ayet sayfası →
84

وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍۢ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.”

Ayet sayfası →
85

وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

“Beni Naîm Cenneti'nin varislerinden eyle.”

Ayet sayfası →
86

وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

"Babamı da bağışla. Şüphesiz o sapıklardandır."

Ayet sayfası →
87

وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ

“(Kulların yeniden) diriltilecekleri gün beni utandırma!”

Ayet sayfası →
88

يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌۭ وَلَا بَنُونَ

“O gün ki ne mal fayda verir, ne oğullar!”

Ayet sayfası →
89

إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍۢ

“Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.”

Ayet sayfası →
90

وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

O gün cennet takva sahiplerine yaklaştırılır.

Ayet sayfası →
91

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

Cehennem de azgınlar için ortaya çıkarılıverir.

Ayet sayfası →
92

وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

Ve onlara; "İbadet etmekte olduklarınız nerede?" denilir.

Ayet sayfası →
93

مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ

Allah'ın dışında (edindiğiniz ilahların), size yardımları dokunuyor mu veya kendilerine yardımları oluyor mu?

Ayet sayfası →
94

فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ

Onlar ve azgınlar hep birlikte oraya atılırlar.

Ayet sayfası →
95

وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

Ve İblis'in bütün orduları da.

Ayet sayfası →
96

قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

Orada birbirleriyle çekişerek, şöyle derler:

Ayet sayfası →
97

تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ

“Allah’a andolsun, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”

Ayet sayfası →
98

إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”

Ayet sayfası →
99

وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

Bizi o suçlulardan başkası saptırmadı.

Ayet sayfası →
100

فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

“Artık bize şefaat edecek bir kimse de yoktur.”

Ayet sayfası →