Ayet ve Sure

Şuarâ Sûresi 101–150. Ayetler

101–150. AyetlerSayfa 3 / 5
101

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍۢ

"Samimi bir dost da yok."

Ayet sayfası →
102

فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةًۭ فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

"Ah! Keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da Müminlerden olsak!"

Ayet sayfası →
103

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Şüphesiz bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Ayet sayfası →
104

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

Ayet sayfası →
105

كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

Nûh kavmi rasûlleri yalanladılar.

Ayet sayfası →
106

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani kardeşleri Nûh onlara demişti ki: "Siz sakınmıyor musunuz?

Ayet sayfası →
107

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.''

Ayet sayfası →
108

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin.

Ayet sayfası →
109

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Ayet sayfası →
110

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

“O halde, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Ayet sayfası →
111

۞ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

Dediler ki: “Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken(biz) sana iman eder miyiz?”

Ayet sayfası →
112

قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Nûh, şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?”

Ayet sayfası →
113

إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ

“Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!”

Ayet sayfası →
114

وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

"Ben, Müminleri kovacak değilim."

Ayet sayfası →
115

إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ

"Ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Ayet sayfası →
116

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ

Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!”

Ayet sayfası →
117

قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ

Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.”

Ayet sayfası →
118

فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًۭا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Artık benimle onların aralarında hüküm ver ve beni ve benimle beraber olan Müminleri kurtar."

Ayet sayfası →
119

فَأَنجَيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Biz de onu ve onunla birlikte olanları dopdolu o gemi içerisinde kurtardık.

Ayet sayfası →
120

ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ

Sonra geride kalanları suda boğduk.

Ayet sayfası →
121

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu iman etmediler.

Ayet sayfası →
122

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.

Ayet sayfası →
123

كَذَّبَتْ عَادٌ ٱلْمُرْسَلِينَ

Âd kavmi de peygamberleri yalanlamıştı.

Ayet sayfası →
124

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani onlara kardeşleri Hûd, “Sakınmaz mısınız?” demişti.

Ayet sayfası →
125

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

“Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”

Ayet sayfası →
126

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

"Öyle ise Allah'tan sakının ve bana itaat edin."

Ayet sayfası →
127

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Ayet sayfası →
128

أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةًۭ تَعْبَثُونَ

"Siz her yüksek yerde eğlenmek için koca bir bina mı inşa edip durursunuz?"

Ayet sayfası →
129

وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

"Ve ebedi kalırsınız ümidi ile sapasağlam kaleler mi yapar durursunuz?"

Ayet sayfası →
130

وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

"Yakaladığınız zaman da zorbaca mı davranırsınız?"

Ayet sayfası →
131

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

"Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin."

Ayet sayfası →
132

وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

"Bilmekte olduğunuz şeylerle size yardım edenden korkup sakının."

Ayet sayfası →
133

أَمَدَّكُم بِأَنْعَٰمٍۢ وَبَنِينَ

"Size hayvanlar ve çocuklar (vererek) yardım etti."

Ayet sayfası →
134

وَجَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ

Hem de bahçeler ve pınarlar da (vermiştir).

Ayet sayfası →
135

إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

"Gerçekten sizin için büyük bir günün azabından korkarım."

Ayet sayfası →
136

قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

Onlar dediler ki: "Sen öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir."

Ayet sayfası →
137

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

"Bu öncekilerin adetlerinden başka bir şey değildir."

Ayet sayfası →
138

وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

"Biz azap olunacaklardan da değiliz."

Ayet sayfası →
139

فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

"Böylece onu yalanladılar. Biz de onları helâk ettik. Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu da iman etmiş değildi."

Ayet sayfası →
140

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.

Ayet sayfası →
141

كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ

Semûd da rasulleri yalanladılar.

Ayet sayfası →
142

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani kardeşleri Salih onlara demişti ki: "Sakınmaz mısınız?"

Ayet sayfası →
143

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”

Ayet sayfası →
144

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

"O halde Allah’tan korkun ve bana itaat edin."

Ayet sayfası →
145

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Ayet sayfası →
146

أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

"Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"

Ayet sayfası →
147

فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

Bahçelerde ve akarsular arasında,

Ayet sayfası →
148

وَزُرُوعٍۢ وَنَخْلٍۢ طَلْعُهَا هَضِيمٌۭ

Ekinler ve meyveleri olgunlaşmış güzel hurma ağaçları arasında,

Ayet sayfası →
149

وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًۭا فَٰرِهِينَ

“Dağları maharetle oyup alımlı köşkler yapıyorsunuz?”

Ayet sayfası →
150

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

"Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin."

Ayet sayfası →